Lanes Lojistik’in değerlendirmesine göre Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri ve taşıma kısıtları, Körfez ticaretinde alternatif limanları ve denizyolu-karayolu bağlantılarını öne çıkarıyor. Uluslararası taşıyıcıların operasyon duyuruları, Hürmüz dışındaki limanlarla kara bağlantılarını birleştiren çözümlerin kullanıldığını, ancak servislerin ülke, yük türü ve kapasiteye göre değişen koşullarla yürütüldüğünü gösteriyor.
Khor Fakkan ve Fujairah gibi Hürmüz’den geçiş gerektirmeyen giriş noktaları, Birleşik Arap Emirlikleri’ne giden yüklerde denizyolu-karayolu bağlantısı sunuyor. Umman’ın Sohar ve Salalah limanları da seçenekler arasında. Suudi Arabistan’da ise Cidde üzerinden iç bölgelere ve doğu kıyısına uzanan kara bağlantıları bu yaklaşımın örnekleri olarak öne çıkıyor.
Demircan, bir güzergâhın harita üzerinde oluşturulmasının operasyonel olarak hazır olduğu anlamına gelmediğini söyledi; geminin yükü kabul etmesi, limanın tahliyeyi gerçekleştirmesi ve kara bağlantısının zamanında kurulması gerektiğini ekledi.
Güzergâh değişikliklerinin ekonomik etkisi navlun farkıyla sınırlı kalmıyor; ilave elleçleme, kara taşıması, depolama, ekipman kullanımı ve sigorta koşulları sevkiyat bütçesini etkileyebiliyor. Demircan, daha düşük navlunun her zaman daha düşük toplam maliyet anlamına gelmediğini belirtti.
Lanes Lojistik, Körfez’e yönelik tedarik zincirlerinin yeniden değerlendirilmesinin Türkiye’deki üretici ve ihracatçılar için teslimat modellerini çeşitlendirme açısından önem taşıdığını, bunun ticari avantaja dönüşmesinin ise güzergâhın uygulanabilirliğine, sınır geçişlerine ve yerel teslimat organizasyonuna bağlı olduğunu açıkladı.