Dijital BizDijital Biz

Ağustos 2019 Sayısı — Metin Görünümü

Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku

Sayfa 1 — dergide görüntüle

VERBİS’e Kayıt için Son Tarihi Beklemeyin! TEKNOFEST Take-Off Uluslararası Girişim Zirvesi Başvurularında Son Günler PİLOT’un Yeni Dönem Girişimleri Belli Oldu Türk Telekom CEO’su Ümit Önal Oldu Otomotiv Sektörü 6. Kez İstanbul’da Buluşuyor Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’ndan Öğrencilere Yerli ve Milli Destek Dijital Biz Bilişim, Ekonomi, İş Dünyası Dergisidijitalbiz.com AĞUSTOS 2019 SAYI: 09 / FİYAT: 20 TL Prof. Dr. Faruk BİLİR Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan Diğer Röportajlar: Doç. Dr. Deniz TUNÇALP (İTÜ ARI Teknokent), Dr. Demet KARAALİ (Mercedes-Benz Türk A.Ş.)

Sayfa 2 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com Most Idea BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ AĞUSTOS 2019 SAYI: 09 / FİYAT: 20 TL Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER VERBİS’e Kayıt için Acele Edin! Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) şirketlerin ve kurumların kayıt için acele etmesini sadece biz söylemiyo- ruz, Sayın Başkan da öyle diyor: “VERBİS’e kayıt tarihi 01.10.2018 de başlamış olup 30.09.2019 tarihinde kayıt işlemi son bulacak. Veri sorumlularının idari yaptırımlarla karşılaşmamaları için kayıt yükümlülüklerini son tarih olan 30.09.2019 tarihine kadar gerçekleştir- meleri önem arz etmekte. Bizlerin veri sorumlularına tavsiyesi; kayıt için son tarihi beklemeyin…!” VERBİS’e kayıt için zamanın daraldığı şu günlerde Dijital Biz Dergisi olarak konunun en yetkili ismi ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’e tüm sorularımızı samimiyetle cevaplandırdığı için teşekkür ederiz. Hem şirketlere ve kurumlara hem de kişisel verisi işlenen bizlere çok önemli mesajları var. Mutlaka okumanızı öneririz. KVKK’da İhlaller ve Cezalar Tam Gaz… Kişisel Verileri Koruma Kurumu web sitesinde son aylarda artarak devam eden farklı sektörlerden veri ihlali ve idari para cezası duyuruları görüyoruz. Bankacı- lık sektörünün güvenliğe ciddi önem vermesinden hareketle, üç bankanın veri ihlali bildiriminde bulunması acaba kişisel verilerimiz yeterince güvende değil mi sorusunu akıllara getirdi. Kurumun web sitesinde yer alan ilgili duyurular: • ING Bank A.Ş. “1.172 adet gerçek kişi ticari işletmesinin KRM raporları ile adres ve telefon verilerinin, ilave olarak KRM raporlarında yer alan tüzel kişilikleri oluşturan gerçek kişilere ilişkin bilgiler kontrol edildiğinde toplam 19.055 adet gerçek kişinin TCKN ve isim bilgilerinin banka dışına aktarıldığının anlaşıldığı,” • Türk Ekonomi Bankası A.Ş. “10 Temmuz 2017 ve 26 Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleşen ihlalden tahmini olarak Banka müşterisi olan 17.582 kişinin ve Banka müşterisi olmayan 7.706 kişinin etkilendiği” • DenizBank A.Ş. “Temmuz 2018 - Mayıs 2019 tarihleri arasında gerçekleşen ihlalden Banka müşterisi olan 3.038 kişinin ve Banka müşterisi olmayan 2.851 kişinin etkilendiği bilgilerine yer verilmiştir.” KVKK’da Yerli Çözümlere Yoğun İlgi… KVKK sebebiyle para ve hapis cezalarıyla yüzleşmek durumunda kalan şirket- lerin ya da kurumların son pişmanlığı fayda etmiyor. Şirketlerin ya da kurumların sürecin mağduru olmaması için vatandaşlardan gelen talepleri hızlı ve doğru biçimde cevaplaması gerekiyor. Bu alanda bazı yerli, milli ve ekonomik çözümler var. T.C. kimlik numarası, cep telefonu numarası, kredi kartı bilgileri, banka hesap bilgileri ve tanımlanan diğer bilgileri tüm sistemlerde arayıp bulabilen, raporlaya- bilen, taşıyabilen, anonimleştirebilen, silebilen çözümleri kullanmaları risklerini azaltabilir. Tabi yapılan işlemlerin mahkemede delil olarak kabul edilebilmesi için şirketlere ve kurumlara alacakları çözümün ilgili logları elektronik imza ve zaman damgası ile kaydettiğinden emin olmalarını öneriyoruz. www.kvkk.gov.tr ve www.dijitalbiz.com/kvkk adreslerinden gelişmeleri takip edebilirsiniz. Kişisel verilerimize artık hak ettiği değer veriliyor. Kişisel verilerinizin hesabını sorun! Dijital Biz 3

Sayfa 4 — dergide görüntüle

İçindekiler 06 Prof. Dr. Faruk BİLİR: “VERBİS’e Kayıt için Son Tarihi Beklemeyin!” 44 Dr. Demek KARAALİ: “Dijitalleşme Otomotiv Sektörünü Nasıl Değiştiriyor?” TEKNOFEST Take-Off Uluslararası Girişim Zirvesi Başvurularında Son Günler 22 VERBİS’e Kayıtta Son Günler Geliyor36 PİLOT’un Yeni Dönem Girişimleri Belli Oldu24 Geçen Yıl Ar-Ge’ye 13 Milyar 24 Milyon TL Harcadık38 Türk Girişimcilerin Projeleri Dünya Pazarına Açılıyor26 Uygun Adım Geleceğe: Ar-Ge ve İnovasyon40 Otomotiv Sektörü 6. Kez İstanbul’da Buluşuyor42 Türk Telekom CEO’su Ümit Önal Oldu34 Yeni Nesil Siyasetçi: Alexandria Ocasio Cortez58 2019 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri52 Orta Yaş Üzeri Facebook, Genç Kuşak Instagram Kullanıyor 60 İnsan Kaynakları Süreçlerinde Yapay Zekâ Kullanılacak54 Yaşlılar Sosyal Medya ile Yaşama Sarılıyor64 Z Kuşağı Esnek Çalışmada Israrlı56 Akıl Terini Çalıştıranlar Kazanıyor!66 Türkiye Drone Şampiyonası Kapadokya Etabı Sona Erdi70 Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’ndan Öğrencilere Yerli ve Milli Destek 72 Kamu, Yerel Yönetim ve Üniversite İş Birliği ile Küçükköy Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi Açıldı 76 Tersine Beyin Göçünde İlk Adres78 Havacılık ve Uzay Uygulamalarından Önemli Rol Oynayacak Projeler 80 Türkiye Drone Şampiyonası 2. Etabı Çanakkale’de Sona Erdi68 Röportaj 28 Doç. Dr. Deniz TUNÇALP: “Türkiye’nin Girişimcilik ve İnovasyon Üssü” Hastanelerin Sonu mu Geliyor?82 Dijital Biz 4

Sayfa 6 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj VERBİS’e kayıt tarihi 01.10.2018 de başlamış olup 30.09.2019 tarihinde kayıt işlemi son bulacaktır. Veri so - rumlularının idari yaptırımlarla karşı - laşmamaları için kayıt yükümlülükle - rini son tarih olan 30.09.2019 tarihine kadar gerçekleştirmeleri önem arz etmektedir. Bizlerin veri sorumlularına tavsiyesi; kayıt için son tarihi bekle - meyin…! Dijital dönüşüm sürecinde kişisel verile - rin rolü nedir? Dijital dönüşümün etkin bir biçimde gerçek - leştirilmesi çalışmaları son dönemde önemli ölçüde ivme kazandı. Gelişmelere baktığı - mızda devam etmekte olan bu süreçte veri odaklı bir anlayışın hâkim olduğunu görü - yoruz. Şu bir gerçek ki, dijital teknolojiler kişisel verilerden beslenmektedir. Gelinen noktada veriyi ve özellikle kişisel verileri ‘de - ğerlendirebilen’, analiz edebilen şirketlerin değer kazandığını, adeta son 10 yıla dam - gasını vurduğunu görüyoruz. Aslında kişisel veriler her zaman değerliydi. Fakat dijitalleş - me ile birlikte kendine uygulama alanları bu - lan veri temelli ekonomi sayesinde bu değer yakından hissedilmeye başlandı. Sadece ekonomik açıdan değil, hizmet kolaylığı açı - sından da dijital dönüşüm ve kişisel veriler arasında bir ilişki bulunmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesi, hayatı kolaylaştırmış ve pratik bir hale getirmiştir. Burada dikkat edil - mesi gereken nokta; kişisel verilerin hukuka uygun olarak işlenmiş olması ve bulunduğu her ortamda güvenliğinin sağlanmış olması - dır. Peki Kişisel Verileri Koruma Kurumu diji - tal dönüşümün neresinde? Bilindiği üzere ülkemiz, dijital dönüşüm ile ilgili çalışmalarını Milli Teknoloji Hamlesi adıyla, ‘’Dijital Türkiye’’ parolasıyla yürüt - mektedir. Bu kapsamda yerli ve milli pro - jelerin önem kazanması ve başarılı olması insanlarda heyecan ve mutluluk meydana getirdi. Yerli veri merkezlerinin revaçta olması bunun bir göstergesidir. Kurumumuz bu ko- nudaki gelişmeleri yakından takip etmekte olup, kişisel verilerin korunması alanında gö- rev ve yetki alanına giren her konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır. Son zamanlarda adını sıklıkla duyduğu- muz Kişisel Verilerin Korunması ne de- mektir? Kişisel verilerin korunması, kişisel verilerin işlenmesinin disiplin altına alınması ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasıdır. Kişisel verilerin korunması, temelde verilerin değil, bu kişisel verilerin ilişkili olduğu kişilerin korunmasını amaçlamaktadır. Başka bir ifade ile verilerin korunması; kişileri, onlar hakkın- daki verilerin tamamen veya kısmen oto- matik olan ya da otomatik olmayan yollarla işlenmesinden doğacak zararlardan koruma amacına yönelmiş ve kişisel verilerin korun- masına ilişkin ilkelerde somutlaşmış idari, teknik ve hukuki önlemleri ifade eder. Bu anlamda kişisel verilerin korunmasının, kişilere ilişkin verilerin toplanması, saklan- ması, kullanılması ve aktarılması gibi veri işleme süreçlerinin bütün aşamalarını kap- sar şekilde bireylere kontrol hakkını yeniden kazandırmayı amaçladığı söylenebilir. Bu amaç kapsamında kişisel verilerin korunması, kişinin verilerinin geleceğini bizzat kendisinin belirleme hakkını ifade eder. Aynı zamanda bu koruma insan onurunun ve kişilik hakkının da bir gereğidir. Kişisel verilerin korunması konusu hak- kında ilk düzenleme bu Kanunla mı yapıl- mıştır? Kişisel verilerin korunması hakkı ülkemizde 2010 yılında anayasal teminat altına alınmıştır. Bu tarihe kadarki dönemde ise kişisel veriler daha çok genel hukuki düzenlemelerde yer alan hükümler ile korunmaktaydı. Türk Medeni Ka- nunu ve Türk Ceza Kanunu’nda kişilik hakkı ile kişisel verilerin korunmasına yönelik hükümler ve yaptırımlar bu düzenlemelere örnek gösteri- lebilir. Prof. Dr. Faruk BİLİR Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan VERBİS’e Kayıt için Son Tarihi Beklemeyin! Dijital Biz 6 Dijital Biz 7

Sayfa 8 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Kanunda otomatik işlemenin ne olduğu tanımlanmamış olmakla birlikte, gerekçede Kanunun kapsamı açıklanırken, “Günümüz- de bu veriler, gerek özel sektör ve gerekse kamu sektörü tarafından bilişim sistemleri üzerinden otomatik yollarla sıkça kullanıl- maktadır.” denilerek dolaylı yoldan otomatik işlemenin, bilişim sistemleri üzerinden ger- çekleştirilen faaliyetler olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, tamamen veya kısmen oto- matik olan işleme; insan müdahalesi ya da yardımı konusundaki ihtiyaç asgari seviyeye indirilerek verilerin kaydı, bu verilere man- tıksal veya aritmetik işlemlerin uygulanması, verilerin değiştirilmesi, silinmesi, geri elde edilmesi veya aktarılması gibi işlemlerin otomatik veya kısmen otomatik yöntemlerle gerçekleştirilmesi olarak tanımlanabilir. Bir veri kayıt sistemine bağlı olarak otomatik olmayan yollarla işleme ise manuel olarak hazırlanan ancak erişimi ve anlamlandırmayı kolaylaştıran işleme faaliyetini ifade eder. Ka- nun, otomatik olmayan yollarla veri işlenme- sini tamamen kapsam dışında tutmamakta, otomatik olmayan yolla veri işlenmesi bir veri kayıt sisteminin parçası ise veri işleme faali- yetini Kanun kapsamında kabul etmektedir. Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi (VER- BİS) hakkında bilgi verebilir misiniz? Kanunun veri sorumlularına getirdiği yüküm- lülüklerden biri de Veri Sorumluları Siciline (VERBİS) kayıt yükümlülüğüdür. Veri işlemekte olan gerçek ve tüzel kişiler VERBİS’e kayıt olmak zorundadır. VERBİS’te kişisel veriler yer almayacaktır. VERBİS, kategorik bazda bilgi girişi sağlanan bir sistemdir. Bu sistem kamuya açık olarak tutulacağından, dileyen herkes veri sorumlularının işlediği kişisel veri kategorileriyle ilgili bilgileri buradan sorgulayabilecektir. Bunun sonucu olarak da, kişisel verisi işlenen kişile- rin dolaylı olarak denetim yapması mümkün olacağından veri sorumlularının gelişigüzel veri işlemesi engellenecektir. Kurul tarafından, Sici- le kayıt yükümlülüğünün yerine getirilmesi için belirlenen tarihler 2018/88 sayılı Kurul kararının yayımlanmasıyla ilan edilmiştir. 2010 yılında ise, Anayasanın 20. maddesi- ne eklenen “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip- tir…” hükmü ile kişisel verilerin korunması ilk kez anayasal bir hak statüsüne kavuşmuştur. Aynı zamanda Anayasanın 20. maddesinin 3. fıkrasında bu hakkın korunmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, çıkarılacak bir ka- nuna bırakılmıştır. Bu kapsamda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 7 Nisan 2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Açık rıza nedir? Kişisel veri işleme amacı değişirse, tekrar açık rıza almak gerekir mi? Açık rıza belirli bir konuya ilişkin, bilgilendir- meye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı ifade etmektedir. Açık rıza ancak bir amaç doğrultusunda alınabilir. Yeni amaçlar kapsamında gerçekleştirilecek işlemler için açık rızanın tekrar alınması gerekmektedir. Bilindiği üzere birçoğumuza firmalardan kampanya, reklam içerikli mesajlar geli- yor. Peki, bu durumda nasıl bir yol izleme- miz gerekiyor? Aslında konuyla alakalı Kurulun almış oldu- ğu bir ilke kararı bulunmaktadır. İlgili kişilerin rızalarını almadan veya Kanunun 5. madde- sindeki diğer işleme şartlarını sağlamadan SMS göndermek, arama yapmak veya e- posta göndermek suretiyle reklam içerikli ileti yönlendiren veri sorumluları bu işlemi derhal durdurmalıdır. Aksi takdirde idari yaptırım uygulanacaktır. Söz konusu ticari elektronik iletilerin gelmesi- ni istemeyen kişilerin öncelikle veri sorumlu- suna başvuru yapması gerekmektedir. Eğer veri sorumlusu olan şirket veya kurumlardan cevap alamazsa Kurula şikâyet yolu tercih edilebilecektir. Kişisel verilerimiz istendiğinde ne yapma- mız gerekir? Kişisel verilerinizi isteyen kişi veya kuruluş hangi verilerinizin işleneceğini, işlenen bu veri- lerinizin hangi amaçla kullanılacağını, aktarıla- caksa kimlere ve hangi amaçla aktarılacağını, verilerinizi elde etme yöntemi ve hukuki gerek- çesini, haklarınızın neler olduğunu, gerekmesi halinde nereye başvurabileceğinizi belirterek sizi detaylı olarak aydınlatmak zorundadır. Aydınlatma yaptıktan sonra eğer Kanundaki diğer işleme şartlarından herhangi biri yoksa açık rızanızı almak zorundadır. Verilerinizi paylaştığınız kişi ya da kurumlardan bilgi talep ettiğinizde başvurunuza en geç 30 gün içeri- sinde cevap verilmek zorundadır. Netice ala- mamanız durumunda Kişisel Verileri Koruma Kurumuna şikâyette bulunabilirsiniz. Kanun ve uygulanmasıyla ilgili her türlü bilgi danışmak için ALO 198 Veri Koruma Hattı sizin yanınız- dadır. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlenen kişisel veriler hakkında ne gibi bir işlem yapılacaktır? Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenmiş olan kişisel veriler, yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde bu Kanun hükümlerine uygun hâle getirilir. Dolayısıyla 7 Nisan 2018 tarihine kadar bu Kanun hükümlerine uygun hale gelmiş olması gerekmekteydi. Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel veriler der- hâl silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. Ancak bu Kanunun yayımı tarihinden önce hukuka uygun olarak alınmış rızalar, bir yıl için- de aksine bir irade beyanında bulunulmaması hâlinde, bu Kanuna uygun kabul edilir. Kanunda otomatik olan veya otomatik olmayan yollarla kişisel veri işlenmesi mevcuttur. Otomatik olan veya otomatik olmayan yollarla kişisel veri işlenmesi ne demektir? Dijital Biz 8 Dijital Biz 9

Sayfa 10 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Yine son yıllarda adından bahsettiren bir kavramdan daha bahsedelim: Dijital Mahre- miyet… Dijital mahremiyet ne demektir? Mahremiyet genel olarak kişilerin yalnız başına kalabilme, düşünce ve davranışlarını özgürce seçebilme, toplumsal yaşama ka- tılma ve etkileşimde bulunma konusundaki sınırlarını kendilerinin belirleyebilme hakkını içerir. İnsanların kendi hayatlarını diğerleri- nin hayatlarına müdahil olmadıkları sürece istedikleri ölçüde yaşayabilme haklarını ve kişinin var olma biçimi üzerindeki egemenliği- ni ifade eder. Kişinin varoluş biçimi üzerinde- ki egemenliğini ön plana çıkaran mahremiyet anlayışı, tarihsel süreç içerisinde yaşanan sosyal ve ekonomik değişimler çerçevesinde şekillenmiş ve günümüzün iletişim teknolo- jileri ile bambaşka bir içerik kazanmıştır. Bu içerik kazanmayla birlikte gündeme gelen kavramlardan biri de, dijital mahremiyettir. Dijital mahremiyet; günlük yaşamdaki mahre- miyet kavramının, mahremiyetin dijital dünya- da, dijital ortamda tesis edilmesidir. Örneğin, kişiye ait mektubun başkası tarafından açılıp okunmasını mahremiyetin konusu olarak ele alırsak, kişiye gelen e-postanın başka bir kişi tarafından okunmasını dijital mahremiyetin konusu olarak ele alabiliriz. VERBİS ile kişisel veriler güvence altına alınabiliyor mu? VERBİS, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkele- ri gereğinin bir yansıması olarak kamuya açık olarak tutulmakta; bu sistemde hangi tür veri- ler ne amaçla işleniyor, veriler ne kadar süre saklanıyor, yurt içinde ve yurt dışında kimlere aktarılıyor gibi çeşitli kategorilerden oluşmak- tadır. Kişisel verileri işlenen gerçek kişiler, bu sistem üzerinden sorgulama yaparak veri so- rumlusunun veri işleme faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olabilecek ve iletişim bilgilerini gö- rerek, gerektiğinde hangi adımlardan başvu- ru yapabileceğini öğrenebileceklerdir. Şunu da belirtmekte yarar görüyorum; VERBİS’e kişisel veriler girilmeyecek, VERBİS’te veri muhafaza edilmeyecektir. Halihazırda VER- BİS’in kurgusu buna imkân tanımamaktadır. Örneğin bir kamu kurumu, Kurumu ziyarete gelen gerçek kişilere aydınlatma yükümlü- lüğünü yerine getirmek suretiyle ad, soyad, telefon numarası, TC Kimlik numarası, plaka numarası gibi bazı kişisel verilerini işlemekte ise, bu kurum tarafından VERBİS’e bilgi girişi yapılırken; ne bu gerçek kişiye ait tek tek kişi- sel verileri ne de ad, soyad, telefon numara- sı, TC Kimlik numarası, plaka numarası gibi daha genel kişisel verileri sisteme girilmeye- cek, sadece bunların üst kategorisi olan ve zaten VERBİS’te de seçimlik alan olarak yer alan “kimlik kategorisi” ve “iletişim kategorisi” işlediğine dair bilgi girişi yapılacaktır. Sonuç olarak VERBİS ile birlikte veri sorumluları, veri işleme faaliyetlerini daha özenli ve planlı bir şekilde gerçekleştireceği için bu durum kişisel verilerin korunması açısından son de- rece önemli bir işlevi yerine getirecektir. VERBİS’e kayıt olacak veri sorumlularına tavsiyeleriniz nelerdir? Zira ilk grup veri sorumlularının VERBİS’e son kayıt tarihi yaklaşmaktadır. Veri sorumluları, kişisel veri işlemeye baş- lamadan önce sicile kayıt yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Bu konu üzerine Kurul tarafından getirilmiş istisnalar bulun- maktadır. İstisna dışında kalan veri sorumlula- rının sicile kayıt yaptırmalarını beklemekteyiz. Bahsetmiş olduğunuz kriterler için kayıt tarihi 01.10.2018 de başlamış olup 30.09.2019 tarihinde kayıt işlemi son bulacaktır. Veri sorumlularının idari yaptırımlarla karşılaşma- maları için kayıt yükümlülüklerini son tarih olan 30.09.2019 tarihine kadar gerçekleş- tirmeleri önem arz etmektedir. Bizlerin veri sorumlularına tavsiyesi; kayıt için son tarihi beklemeyin…! Kanunda veri sorumluları sicili bulunmak- tadır. Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi- nin Kurulmasının esas amacı nedir? VERBİS, Kişisel verisi işlenen gerçek kişiler- ce verileri üzerinde kontrolün sağlanabilmesi, kişisel verilerini işlediği gerçek kişilere her zaman hesap verebilir olması ve şeffaflık il- kesinin ön plana çıkarılabilmesi için kurulmuş olan bir sistemdir. Örneğin bir kişi, bir veri sorumlusu tarafın - dan kendisiyle ilgili kişisel verilerinin Ka - nunumuzda sayılan şartlar olmadığı halde işlendiğini düşünüyorsa bu durumda www. kvkk.gov.tr adresinde, VERBİS ana sayfa içerisindeki “Sicil Sorgulama” bölümünden bunu görüntüleyebilecektir. Bunun için, veri sorumlusunun ad/unvan bilgisini siste - me girmeli, eğer veri sorumlusu VERBİS’e kayıt olmuşsa buradan söz konusu kişisel veri kategorisini işleyip işlemediğini, işleme amacını, saklama süresini, aktarıma ilişkin hususları ve aldığı güvenlik tedbirlerini bura - dan görebilecektir. Bu kontrol mekanizması sayesinde, veri sorumlularının gelişigüzel veri işlemesinin önüne geçilmesi ve sadece Kanunda belir - tilen işleme şartları mevcut olan kategorik bazda kişisel verilerin işlenmesi sağlanmış olacaktır. Bu da, VERBİS’in şeffaflık ve he - sap verebilirlik anlamında iki önemli özelliği ön plana çıkarmaktadır. Teknolojinin son zamanlarda gelişmesiyle birlikte sosyal medya kullanım oranları bir hayli artış gösterdi. Bu konu hakkındaki önerileriniz, görüşleriniz ya da kişilere vermek istediğiniz mesajlar nelerdir? Kanunun yürürlüğünden önce birçok nok - tada kişisel veriler sınırsız ve gelişigüzel bir biçimde işlenmekteydi. Sosyal medya hesapları da kişisel veri işlenen önemli nok - talardan birisidir. Bizler de, kişisel verilerimizin işlendiği her yerde hiç sorgulamadan kişisel verilerimizi paylaşıyoruz. Kanunun yürürlüğe girme - siyle birlikte artık, kişisel veriler konusunda bazı alışkanlıklarımızı değiştirmek zorunda - yız. Sosyal medya hesaplarında işlediğimiz kişisel veriler teknolojik cihazlarla gerçek - leştirilmektedir. Burada bir ihlal gerçekleş - memesi için hem bilgisayar ve akıllı telefon - lar gibi teknolojik cihazların hem de sosyal medya hesaplarının güvenlik politikaları ve gizlilik ayarlarının mutlaka okunması gerek - lidir. Burada asıl amaç, kişisel verilerin işlenmesi anlamında kontrol bu teknolojik cihazlarda veya sosyal medya hesapları ve uygulama - larında değil, tamamen kişisel verinin sahibi olan bizlerde olmalıdır. Bir başka deyişle güvenliğimiz için bizlerin bilinçli kullanıcılar olmamız büyük önem arz etmektedir. Dijital Biz 10 Dijital Biz 11

Sayfa 12 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Dijital bağımlılık ile ilgili neler söylemek istersiniz? Kişisel veri güvenliği ile dijital bağımlılık arasında bir bağlantı kurulabilir mi? Dijital bağımlılık ve bununla birlikte cereyan eden teknoloji ve internet bağımlılığı, birta- kım kişisel verilerimizi çevrimiçi ortamlar- da hiç düşünmeden paylaşmamıza sebep olabilir. Bu da normal şartlarda paylaşmayı uygun görmediğimiz fotoğraflarımızı, konum bilgilerimizi ve benzer verilerimizi aleni hale getirebilir. Bugün için sorun teşkil etmeyen bir paylaşım, gelecekte o kişiyi mutsuz ede- bilir. Artık hepimiz bir şekilde dijital dünyanın bir parçası haline geldik. Dijital dünyadan, teknolojiden soyutlanmış bir hayat düşünme- miz pek mümkün değil, bu yaklaşım doğru da değil. Dolayısıyla kendimizi ve yakınları- mızı dijitalleşmeden, teknolojiden, internetten değil ama bağımlılığından koruyalım. Özel- likle çocuklarımızı ve gençlerimizi internet ve oyun bağımlılığının yol açabileceği olumsuz sonuçlara karşı tedbirler alarak koruyalım. Kanuna uygun hareket edilmemesi duru- munda herhangi bir yaptırım uygulanması söz konusu olacak mıdır? Kurul’un idari para cezası verme yetkisi bu- lunmaktadır. Miktarları Kanunda açıkça belir- lenmiştir. Mesela bazı durumlarda 1.000.000 TL’ye kadar idari para cezası düzenleme yet- kisi verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bünyesinde işlenmesi halinde ise disiplin hükümlerine göre işlem yapılır ve sonucu Ku- rula bildirilir. Ayrıca idari yaptırım olarak veri işleme ve yurt dışına veri aktarımını durdur- mak Kurul’un yetkileri arasındadır. Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları neden daha sıkı koruma altına alınmıştır? Özel nitelikli kişisel veriler, başkaları tarafın- dan öğrenildiği takdirde ilgili kişiler hakkında ayrımcılığa ve mağduriyete neden olma riski taşıyan verilerdir. Bu nedenle, diğer kişisel verilere göre çok daha sıkı şekilde korunma- ları gerekmektedir. Öte yandan, tüm temel hak ve özgürlüklerde olduğu gibi, bu koruma mutlak değildir ve diğer hak ve özgürlükler le- hine sınırlanabilir. Bu sınırlamanın, demokratik hukuk devletinin gereklerine ve Anayasanın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” baş- lıklı 13. maddesinde yer alan esaslara uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Özel nitelikli kişisel verilerin hangi durumlar- da ve hangi şartlarda işlenebileceği Kanunda açıkça düzenlenmiş, böylece hukuk devle- tinin bir gereği olan hukuki belirlilik sağlan- mıştır. Nitekim yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü gibi birçok temel hak ve özgürlüğün kullanılması özel nitelikli kişi- sel verilerin işlenmesini zorunlu kılmaktadır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kap- samında biyometrik verilerin işlenmesi ile alakalı bazı sorular gündemde. Bununla ilgili birkaç soru sormak gerekirse öncelikle biyo- metrik veri nedir? Kanundaki yeri neresidir? Biyometrik veriler, yüz görüntüleri veya dakti- loskopik veriler gibi benzersiz tanıtıcılarla bir gerçek kişinin özgün bir şekilde teşhis ve teyit edilmesini sağlayan, bireyin fiziksel, fizyolojik ve davranışsal özelliklerine ilişkin spesifik teknik işlemlerden kaynaklanan kişisel verilerdir. Fizik- sel ve davranışsal biyometrik veriler olarak iki ana başlık halinde incelenebilir. Parmak izi, iris, retina, avuç içi damar izi, yüz, ses, el geometrisi başta olmak üzere kişinin yürüyüş biçimi, tuşla- ma ve imza dinamikleri gibi verileri biyometrik Dijital Biz 12 Dijital Biz 13

Sayfa 14 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj verilere örnek olarak gösterebiliriz. Kişisel veri- ler genel ve özel nitelikli kişisel veriler olarak iki başlık altında incelenebilir. Özel nitelikli kişisel veriler, öğrenilmesi halinde ilgili kişi hakkında ayrımcılık yapılmasına veya mağduriyete neden olabilecek nitelikteki verilerdir. Bunlar; kişile- rin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeli- ği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileridir. Bu verileri hassas veri- ler olarak da adlandırabiliriz. Bunların dışında kalan bütün kişisel verileri genel nitelikli kişisel veriler olarak düşünebiliriz. Biyometrik veriler Kanunda özel nitelikli kişisel veriler arasında sayılmıştır. İşlenmeleri halinde Kurulun almış olduğu 2018/10 sayılı Karardaki yeterli önlemle- rin alınması zorunludur. Biyometrik veriler hangi şartlarda işlene- bilir? İlgili kişinin açık rızasına dayanılarak biyometrik verileri işlenebilir mi? Biyometrik veriler iki şekilde işlenebilir. Birincisi; kanunlarda açıkça öngörülmesi, ikincisi ise açık rıza alınması. Burada üzerinde asıl durmamız gereken nokta açık rıza konusu. Sadece açık rıza alınarak biyometrik veriler işlenebilir mi? Aslında bu sorunun en güzel yanıtını Kurulu- muz 2019/165 sayılı Kararıyla verdi. Buna göre biyometrik veriler işlenirken öncelikli olarak Kanunun ‘’temel ilkeleri’’ ve özellikle ‘’ölçülülük’’ ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır. Bu ilke, amacın gerçekleştirilmesiyle ilgili olmayan veya ihtiyaç duyulmayan kişisel verilerin işlenilme- sinden kaçınılmasını gerektirir. Bu kapsamda veri işleme faaliyeti ile amaç arasında makul bir dengenin kurulması gerekir. Bu da ilgili kişiden minimum derecede veri talep edilmesi anlamına gelmektedir. Açık rıza alınması, aşırı miktarda ve ölçüsüz bir biçimde veri toplanmasını meş- rulaştırmaz. Dolayısıyla veri sorumluları, biyo- metrik verileri işlerken ilgili kişilerden açık rıza alsalar dahi bunun Kanunun temel ilkelerine uygunluk gösterip göstermediğini tespit etmeli ve buna göre hareket etmelidir. Bu sadece biyo- metrik veriler için de geçerli değil. Genel nitelikli kişisel verileri herhangi bir veri işleme şartına dayanarak işlerken de Kanunun temel ilkeleri göz önünde bulundurulmalı. Çünkü temel ilke- lere uygunluk, kişisel veri işleme faaliyetlerinin ‘’olmazsa olmazı’’ niteliğindedir. Kanunla birlikte hayatımıza kişisel verilerin korunması yükümlülüğü de girmiş oldu. Bu Kanunun veri sorumlularına getirdiği yü- kümlülükler nelerdir? Kanun ile, kişisel veri işlemekte olan gerçek ve tüzel kişilere bazı yükümlülükler ve uyulması gereken kurallar getirilmiştir. Öncelikle, Kanunda yer alan genel ilkelere uygun kişisel veri işlenmelidir. İşlenecek verile- rin, işlenme şartlarına uygun olarak işlenmesi gerekmektedir. Kanun, herhangi bir işleme şartı bulunmuyorsa o kişisel veriyi işleyemezsin diyor. Ayrıca, işlenme şartı olduğu için işlenmiş olmakla birlikte, işlenen kişisel verilerin işleme amacı ve şartı ortadan kalktığında kişisel veriler silinmeli, yok edilmeli veya anonim hale getiril- melidir. Kişisel verilerin yurt içi/ yurt dışı aktarımları için Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre hare- ket edilmesi gereklidir. Dijital Biz 14 Dijital Biz 15

Sayfa 16 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Bir diğer yükümlülük, kişisel verisini işlediği kişinin talebine bakılmaksızın aydınlatma yü- kümlülüğü yerine getirilmesi yükümlülüğüdür. İşlenen kişisel verilerin güvenliğini sağlamak için gereken her türlü teknik ve idari tedbirle- rin alınması da Kanunda ayrıca sayılmış bir yükümlülüktür. Son olarak, veri sorumluları siciline kayıt ya- pılması gerektiği de Kanunda düzenlenmiştir. Kişisel verilerin dijital ortamlarda da ko- runabilmesi açısından siber güvenliğin önemi nedir? Günümüzde kişisel veriler, teknolojik geliş- melere bağlı olarak dijital ortamlarda da ba- rındırılabilmektedir. Gerek kamuda gerekse özel sektörde dijitalleşme sürecini göz önün- de bulundurursak, dijital ortamlardaki veri işleme faaliyetlerinin gerçek ortama kıyasla daha yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebep- le dijital ortamın niteliklerine göre geniş kap- samlı önlemlerin alınması gerekir. Bu hususta en önemli başlıklardan biri siber güvenliktir. Dijital teknolojilerin yaygınlaşması ve sınırları aşabilen yapısı sebebiyle, siber saldırıların bo- yut değiştirmesine bağlı olarak veri güvenliğinin temin edilmesinde önemli bir kavram haline gelen siber güvenlik konusunda veri sorumlula- rının; gerekli teknik alt yapıyı kurması ve bunu yönetilebilir hale getirmesi önem arz etmek- tedir. Siber tehditlerin her geçen gün nitelik kazanması siber güvenliğin, dolayısıyla da veri güvenliğinin sıradan yöntemlerle sağlanama- yacağını ortaya koymaktadır. Buna bağlı olarak siber saldırıların siber felaketlere dönüşmemesi adına nitelikli ve sürdürülebilir savunma poli- tikaları oluşturulmalıdır. Dijital dünyada kişisel veri güvenliğini sağlayabilmenin yolu, siber güvenliğin tesis edilmesinden geçmektedir. Kanunun 5.maddesinde kişisel verilerin iş- lenme şartlarından bahsedilmiş. Bu şartlar dahilinde kişisel veri işleyen veri sorumlu- larının, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekir mi? Veri sorumluları tarafından en geç kişisel verilerin elde edilmesi sırasında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerekmek- tedir. Veri sorumlularının kişisel veri işleme şartına dayalı olarak veri işleme süreçleri, aydınlatma yükümlülüğünden istisna tutulma gibi bir anlama gelmemektedir. Dolayısıyla ilgili kişinin açık rızasına veya Kanundaki diğer işleme şartlarına bağlı olarak kişisel veri iş- lendiği her durumda aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmelidir. Veri sorumlusu kavramından başka bir de veri işleyen kavramı karşımıza çıkıyor. Biraz da veri işleyen kavramını ele alabilir misiniz? Veri işleyen veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel veri işleyen ger- çek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir. Kanuna göre veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, kişi- sel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Kişisel verilerin veri sorumlusu adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tara- fından işlenmesi halinde, veri sorumlusu, söz konusu tedbirlerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur. Ayrıca, veri sorumluları ile veri işleyenler, öğ- rendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkalarına açıklayamaz, işleme amacı dışında kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder. Kişisel verilerin veri sorumlusu adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından iş- lenmesi halinde, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini önlemek, kişisel verilere hukuka aykırı erişilmesini önlemek ve kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla veri işleyen de veri sorumlusu ile birlikte sorumludur. Kişisel veriler Kanuni olmayan yollarla baş- kaları tarafından ele geçirilirse, izlenilmesi gereken yol ne olacaktır? İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir. En kısa süre ifadesi; Kişisel Veri İhlali Bildirim Usul Ve Esaslarına İlişkin Kişisel Verileri Ko- ruma Kurulunun 24.01.2019 tarihli ve 2019/10 sayılı Kararında, 72 saat olarak belirtilmiştir. Daha önce Kurul, Veri İhlal Bildirimi ile ilgili bir karar yayımladı. Bu Karardan sonra ihlal bildirimlerinde artış yaşandı mı? Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12. maddesinin 5. fıkrasına göre veri sorumlula- rı, işledikleri kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından ele geçirilmesi halinde bu durumu, en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirmek zorundadır. İhlalin Kurula bildirilmesi hususunda ‘’en kısa süre’’ ifadesin- den ne anlaşılması gerektiğine yönelik Kurul bir Karar alarak bunu 72 saat olarak belirledi. Bu Karara göre veri sorumlularının ihlal duru- munu öğrendikleri tarihten itibaren gecikmek- sizin en geç 72 saat içerisinde Kurumun web sitesinde yayımlanan ‘’Kişisel Veri İhlal Bildirim Formu’’nu kullanarak Kurula bildirim yapmaları gerekmektedir. Bu Karar ile birlikte Kurul, hem bu konudaki soru işaretlerini gidermiş, hem de GDPR ile uyum sağlayarak bildirim konusuna bir standart getirilmesini sağlamıştır. Karardan önce de Kanun gereği bildirimler yapılmaktay- dı. Fakat Kurul Kararı ile birlikte sağlanan stan- dardizasyon ile bildirimlerde gözle görülür bir artış yaşanmıştır. Şunu da ifade etmek gerekir ki, veri ihlal bildiriminin asıl amacı yaşanmakta olan problemin daha da büyümesinin önüne geçmektir. Bu açıdan veri güvenliği ihlalleriyle ilgili Kurum ile iş birliği çok önemli. Veri sorum- luları tarafından itibar kaybı endişesi ile bunun gizli tutulmaya çalışılması kesinlikle düşünül- memeli. Sonuç ne olursa olsun yasal merciiler mutlaka devreye sokulmalı. Dijital Biz 16 Dijital Biz 17

Sayfa 18 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Kurul haberdar edilmeli. Unutulmamalıdır ki, ilgili kişilere karşı şeffaf olmamak, hem Kanun nezdinde sorunlara yol açar hem de kamuoyu nezdinde çok daha büyük itibar kayıplarına sebebiyet verebilir. Türkiye’de faaliyet gösteren bulut hizmet sağlayıcısı olan bir firmaya aktarılan verile- rin, 6698 Sayılı Kanun kapsamında aktarımı nasıl değerlendirilir? Burada önemli olan bulut teknolojileri firmala- rında depolanan verilerin nerede olduğu değil, bulut teknolojilerine ait firmalara aktarım yapı- lırken firmanın merkezinin nerede olduğudur. Bulut firmalarında depolanan veriler sürekli yer değiştirerek farklı ülkelerde dolaşmaktadır. Dolayısıyla dikkat çekmek istenen bulut firma- sının merkezinin hangi ülke sınırları içerisinde bulunduğudur. Türkiye’de faaliyet gösteren bulut hizmet sağlayıcısı olan firmaya aktarılan veriler, 6698 Sayılı Kanun kapsamında yurt içi aktarım olarak değerlendirilecek ve Kanundaki yurt içi aktarım hükümleri uygulanacaktır. Kişisel veriler hangi şartlarda silinmeli, yok edilmeli veya anonim hale getirilmelidir? Kişisel veriler, işlenmesini gerektiren sebeple- rin ortadan kalkması halinde, resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafın- dan silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir. Başka bir ifade ile Kanunda yer alan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin şartların tamamı- nın ortadan kalkması durumunda, kişisel ve- riler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir. Kurumunuzda yapılan Çarşamba seminer- lerinin amacı nedir? Seminerlere katılım ücretli midir? Katılım için herhangi bir ön kayıt yapılması gerekir mi? Kurumumuzda yapılan Çarşamba seminerleri herkese açık olarak faaliyet göstermektedir. Dileyen herkes herhangi bir şart gözetmeksi- zin seminerlerimize katılabilirler. Çarşamba seminerlerinin amacı kişisel verilerin korunma- sında, bilinç düzeyi olarak farkındalık oluştur- mak temellidir. Aynı zamanda merak edilen soruların cevap bulduğu, gelen konuklarla karşılıklı etkileşi- min sağlandığı bir oturumdur. Kurumumuzda gerçekleşen seminerler gerek ilgili akademis- yenler gerekse Kurum içi uzmanlarımız, daire başkanlarımız gibi alanında uzman kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir. Seminerleri- mize katılım için ücret talep edilmemekte, ön kayıt gibi işlemler yapılmamaktadır. www.kvkk. gov.tr adresimizden güncel olarak Çarşamba seminerlerimizin konularını takip edebilirsiniz. Kurumunuzun farklı şehirlerde gerçekleş- tirmekte olduğu farkındalık toplantılarının amacı nedir? Kurumumuzca yürütülmekte olan “KVKK, Vatandaşlarımızın Kişisel Verilerinin Korun- masının Güvencesidir” temalı etkinlikler dâhi- linde “6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun Uygulanması ve Uygulama Sü- recinde Yapılması Gerekenler” kapsamında illerimizdeki kurumlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarında çalışanlar için farkında- lık, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirilmesi amacıyla yapılmaktadır. Şu ana kadar farkındalık toplantılarımızı 25 ilde gerçekleştirdik. Kurumunuzun önümüzdeki dönemde hedefleri nelerdir? Bu doğrultuda ne gibi çalışmalar yapılacaktır? Önümüzdeki dönemde Kurumumuz, • Bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin korunma- sını ve geliştirilmesini, bu çerçevede ilgili paydaş- lar nezdinde farkındalık ve kültürün oluşmasını sağlamayı, • Kişisel verilerin korunması ilke ve kurallarını içselleştirerek bu ilkelerin ne şekilde hayata geçiri- leceği noktasında tüm sektörlere yol gösterici ola- bilmeyi ve Kanunun dünyadaki en iyi uygulama ilkeleri ve esasları çerçevesinde, ülkemizin veri temelli ekonomiye geçiş sürecini de hızlandıracak şekilde uygulamaya konmasını sağlamayı, • Ülkemizin kişisel veri güvenliği açısından güve- nilir ülke haline getirilmesini, • Kamuoyu nezdinde farkındalık oluşturulmasını teminen tanıtıcı film, broşür ve kamu spotlarının yayınlanması, sosyal medyaya ilişkin çalışmaların zenginleştirilmesini, • Ulusal ve uluslararası alanda panel, konferans ve çalıştayların düzenlenmesini, • Kamu ve özel kurum kuruluşları ile kişisel veri- lerin korunması alanında iş birliği yapılabilmesini teminen görüşmeler gerçekleştirilmesini, • Ülkelerin veri koruma otoriteleri arasında iş birliği ve bilgi paylaşımına yönelik bir platform olan International Conference of Data Protection and Privacy Commissioners’a (ICDPPC) 2017 yılı Eylül ayı itibariyle üye olunmuştur. • Yurtdışındaki muadil kuruluşlarla uygulamaya ilişkin görüşmeler yapmayı ve diğer uluslarara- sı veri koruma organizasyonlarına üye olunma- sına ilişkin çalışmalar yapmayı, hedeflemektedir. Hep veri sorumlularının yükümlülüklerinden bahsediyoruz. Kişisel verilerin korunması kapsamında çalışanların neler yapması ge- rekir? Önerileriniz nelerdir? Kişisel veri güvenliğini zedeleyecek saldırılar ile siber güvenliğe ilişkin, çalışanların sınırlı bilgi- leri olsa dahi ilk müdahaleyi yapmaları, kişisel veri güvenliğinin sağlanması konusunda büyük önem taşımaktadır. Kişisel veri güvenliğini ihlal etmeye yönelik saldırıların yanısıra, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak açıklanması ya da paylaşılması gibi konular başlıca kişisel veri güvenliği ihlalle- rindendir. Bu ihlaller, kullanıcıların dikkatsizlik, dalgınlık veya tecrübesizlik gibi zayıf yönleri- nin kullanılması suretiyle kötü amaçlı yazılım içeren elektronik posta ekinin açılması veya elektronik postanın yanlış alıcıya gönderilerek kişisel verilerin üçüncü kişilerin erişimine açıl- ması şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle çalışanların, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak açıklanmaması ve paylaşılma- ması gibi konular hakkında eğitim almaları, çalışanlara yönelik farkındalık çalışmaları yapılması ve güvenlik risklerinin belirlenebildiği bir ortam oluşturulması kişisel veri güvenliğinin sağlanması bakımından çok önemlidir. Veri sorumlusu nezdinde çalışan herkesin han- gi konumda çalıştığına bakılmaksızın kişisel veri güvenliğine ilişkin rol ve sorumlulukları, görev tanımlarında belirlenmeli ve çalışanların bu konudaki rol ve sorumluluğunun farkında olması sağlanmalıdır. Ayrıca kişisel veri içeren ortamlara erişim hakkı verilirken veya bu konuda kurum kültürü oluş- turulurken “Yasaklanmadıkça Her Şey Serbest- tir” prensibi değil, “İzin Verilmedikçe Her Şey Yasaktır” prensibine uygun hareket edilmesine dikkat edilmelidir. Dijital Biz 18 Dijital Biz 19

Sayfa 20 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Öte yandan, çalışanların işe alınma sü - reçlerinin bir parçası olarak gizlilik anlaş - malarını imzalamaları istenebilir. Çalışan - ların güvenlik politika ve prosedürlerine uymaması durumunda devreye girecek bir disiplin süreci de mutlaka olmalıdır. Kişisel veri güvenliğine ilişkin politika ve prosedürlerde önemli değişikliklerin meydana gelmesi halinde; yapılacak yeni eğitimlerle bu değişikliklerin, çalışanların bilgisine sunulması ve kişisel veri güvenli - ğine ilişkin tehditler hakkındaki bilgilerinin güncel tutulması sağlanmalıdır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu olarak farkındalığın oluşması için ne gibi ça - lışmalar yapmaktasınız? Kurumumuzca, bireylerin temel hak ve hürriyetlerinin korunması ve bu konuda gerek veri sorumluları gerekse de ilgili ki - şiler nezdinde farkındalık oluşması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esas - larının günlük hayatta tüm alanlara ger - çek anlamda yansıtılması gerekmektedir. Dünyada iyi uygulama örneklerinden yola çıkarak, Kanunun tüm yönleriyle ülkemiz - de uygulanabilmesi, ülkemizin kişisel veri güvenliği açısından “güvenli ülke” haline getirilmesi ve kamuya açık tutulacak Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sisteminin tanıtılma - sı gibi amaçlarla; Kurumumuzca tanıtıcı film, rehberler, broşür ve kamu spotlarının yayınlanması, sosyal medya çalışmaları - nın zenginleştirilmesi, kamu ve özel kurum kuruluşlar ile kişisel verilerin korunması alanında işbirliği yapılabilmesini teminen çeşitli görüşmeler gerçekleştirilmektedir. Ulusal ve uluslararası alanda panel, kon - ferans ve çalıştaylar düzenlenmesi veya bunlara katılım sağlanması, ülkelerin veri koruma otoriteleri arasında iş birliği ve bilgi paylaşımına yönelik uluslararası platformlara üye olunması, yurtdışındaki muadil kuruluşlarla uygulamaya ilişkin gö - rüşmeler yapılmasını amaçlayan çalışma - lar Kurumumuzca yapılmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Kişisel Verileri Koru- ma Dergisi’nin ilk sayısı yayımlandı. Dergi hakkında neler söylemek istersiniz? Kurum olarak diğer çalışmaların dışında aka- demik faaliyetlere de önem veriyor ve bu faa- liyetlerin teşvik edilmesi için çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Kişisel Verileri Koruma Dergisi de bu çalışmaların içerisinde yer alıyor. Dergide kişisel verilerin korunması, mahremi- yet, veri koruma hukuku ve kişisel verilerin güvenliği ile ilgili konular ele alınmakta. Bu dergiyi yayımlamaktaki amaçlarımızdan biri de, kişisel verilerin korunması alanında çalışmalar yürüten akademisyenlere, meslek uzmanlarına ve konuyla ilgilenen herkese bilimsel nitelik taşıyan bir kaynak sunmaktır. İlgilenenler, Kurumun resmi internet sitesi www.kvkk.gov.tr üzerinden dergiye erişim sağlayabilir. Son olarak kişisel verileri işlenen biz bireylere ne gibi tavsiyelerde bulunabilir- siniz? Bireylerin öncelikle bilinçli olmaları gerek- mektedir. Kanun gerçek kişilerin verilerini koruma altına almıştır. İlgili kişiler her türlü kişisel verileriyle ilgili bilgi talep etme hakkına sahiptir. Verilerinin neden, niçin işlendiğini sorgulamaları gerekmektedir. Kontrolün her zaman bizim elimizde bulunması biz ilgili kişiler açısından önemlidir. Eklemek istedikleriniz var mı? Kurumumuz bünyesinde hizmet vermekte olan ALO 198 Veri Koruma Hattı faaliyet göstermektedir. Kanunla ilgili her türlü soru ve bilgi için ücretsiz olarak çağrı merkezimizi arayabilirsiniz. Dijital Biz 20 Dijital Biz 21

Sayfa 22 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber etkinlikte girişimler mentorlar ta - rafından değerlendirilip, kurumsal firmalar ile iş geliştirme seansları yapacaklar. Değerlendirmeler so - nucunda 20 girişimci finale kala - cak. Heyecanla beklenen Take-Off Uluslararası Girişim Zirvesi için son başvuru tarihi 15 Ağustos 2019. Türkiye’nin teknoloji girişimleri için bölgesel bir merkez olma hedefine yönelik önemli bir zirve olan Take-Off Uluslararası Girişim Zirvesi, Türk girişimciler ve yatırımcılarla birlikte uluslararası teknoloji girişimlerini ve yatırımcılarını bir araya getiriyor. Özellikle İstanbul’un Doğu Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya bölgelerinde bulunan teknoloji girişimleri için bir cazibe merkezi olarak gelişmesinin hedeflendiği zirvede yedi kategorideki teknoloji sunumları değerlendir- lip, ödüllendiriliyor. Türkiye’nin ilk havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST İstanbul kapsamında ilki geçen yıl düzenlenen Take Off Uluslararası Girişim Zirvesi bu yıl 16-19 Eylül 2019 tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilecek. Etkinliğe 200’e yakın yerli ve ya - bancı girişimci, 200 uluslararası yatırımcı ve fon ile 150’nin üzerin - de uluslararası mentorun katılımı hedefleniyor. Dört gün sürecek TEKNOFEST Take-Off Uluslararası Girişim Zirvesi Başvurularında Son Günler Dijital Biz 22 Dijital Biz 23

Sayfa 24 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Türk Telekom’un erken aşama girişimleri desteklemek amacıyla hayata geçirdiği PİLOT’un yedinci dönem girişimleri belli oldu. Programın yeni dönemine seçilen 9 ekipten her birine, 125’er bin TL nakit des- teğinin yanı sıra Türk Telekom ile iş birliği yapma imkânı sunulacak. Programa bu yıl rekor düzeyde başvuru olduğunu aktaran Türk Telekom Strateji, Planlama ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Fırat Yaman Er, “PİLOT’un yeni dönemi ile birlikte girişimlere yapa- cağımız yatırımlar yılsonuna kadar top- lamda 4 milyon TL’nin üzerine çıkacak” dedi. Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Türk Telekom’un, Türkiye’de girişim- ciliği desteklemek ve yenilikçi fikirleri katma değer sağlayacak işlere dönüştürmek ama- cıyla 2013 yılında hayata geçirdiği PİLOT girişim hızlandırma programının yedinci dönem girişimleri belli oldu. Farklı alanlarda uygulama geliştiren teknoloji odaklı 9 ekibe, toplamda 1,1 milyon TL nakit desteği ile bir- likte, Türk Telekom ile iş birliği yapma fırsatı sunulacak. Türkiye’de özel sektör tarafından yürütü- len ilk girişim hızlandırma programı olan PİLOT’un yeni dönemine seçilen ekipler, iş fikirlerini başarılı bir şekilde uygulayabilmek için 12 hafta boyunca sektör profesyonelleri ile başarılı girişimci ve yatırımcılardan oluşan Türk Telekom mentor ağından geri bildirim alacaklar. Bu doğrultuda fikirlerini daha da ileri taşıyacak olan girişimler; Türk Tele- kom’un güçlü teknoloji altyapısının yanı sıra ofis alanı, bulut hizmetleri ve mobil iletişim desteği gibi imkânlardan faydalanacaklar. Türk Telekom ayrıca, ekiplere program süre- since ve sonrasında çeşitli mecralarda tanı- tım desteği de sağlayacak. girişim hızlandırma programının yedinci dönem girişimleri belli oldu. Farklı alanlarda uygulama geliştiren teknoloji odaklı 9 ekibe, toplamda 1,1 milyon TL nakit desteği ile bir- likte, Türk Telekom ile iş birliği yapma fırsatı sunulacak. Türkiye’de özel sektör tarafından yürütü- len ilk girişim hızlandırma programı olan PİLOT’un yeni dönemine seçilen ekipler, iş fikirlerini başarılı bir şekilde uygulayabilmek için 12 hafta boyunca sektör profesyonelleri ile başarılı girişimci ve yatırımcılardan oluşan Türk Telekom mentor ağından geri bildirim alacaklar. Bu doğrultuda fikirlerini daha da ileri taşıyacak olan girişimler; Türk Tele- kom’un güçlü teknoloji altyapısının yanı sıra ofis alanı, bulut hizmetleri ve mobil iletişim desteği gibi imkânlardan faydalanacaklar. Türk Telekom ayrıca, ekiplere program süre- since ve sonrasında çeşitli mecralarda tanı- tım desteği de sağlayacak. Yeni dönem PİLOT girişimleri: Yapılan kapsamlı değerlendirme sonra- sı B2Metric AI, Blok-Z, Efilli, GameSight, Monday Hero, Pabbler, Piple, Robomotion ve Shopi programa katılmaya hak kazanan girişimler olarak belirlendi. Program boyunca ekipler, Türk Telekom’un sunduğu özel imkânlardan yararlanırken bir yandan da alanında uzman profesyonel- lerden, girişimcilik ekosisteminden başarılı girişimci ve yatırımcılardan ve müşteri görüş- meleri sonucunda müşterilerden aldıkları geri bildirimler doğrultusunda iş fikirlerini doğru- lamak için çalışacaklar. Programı başarı ile tamamlayan ekipler, geliştirdikleri Ana Fonk- siyonlara Sahip Ürün (MVP) ve iş modelini, seçkin yatırımcıların katılacağı ‘Demo Günü’ etkinliğinde sunacaklar. PİLOT’un Yeni Dönem Girişimleri Belli Oldu Dijital Biz 24 Dijital Biz 25

Sayfa 26 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlık, eğitim, finans ve teknoloji merkezi ola- rak kabul edilen Boston’da Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Yenilik ve Girişimcilik Merkezi açıldı. MIT ve Harvard üniversi- telerinin ortasında, Google, Amazon ve Facebook’a komşu olan merkez, Türk girişimcilerin projelerinin global pazarda yer almasını sağlayacak. Dünyanın saygın üniversiteleri, Harvard University, MIT ve Northeastern University ile eğitim ve araştırma projeleri koordine edecek olan ve anlaşma içinde olacak BAU Yenilik ve Girişimcilik Merkezi, Türkiye’de ve çeşitli ülkelerde eğitim gören öğrencilerin Boston’da yeni fikirler üretmesini ve hazırlanan Star- Up’ların global pazarda yer almasını sağlayacak. Merkez, lise öğrencilerinden, üniversite öğrencilerine, geleceğe yönelik projelerinin dünya pazarında yer almasını isteyen herkesi ağırlayacak. BAU Yenilik ve Girişimcilik Merkezi, Birleşik Devletler’in eğitim alanındaki en önemli inovasyon merkezlerinden biri olan Cambridge Innova- tion Center’da yer almaktadır. Bu merke- zlerde haftada 200’den fazla networking ve inovasyon etkinliği düzenlemekte. “Türkiye’deki inovasyon ekosistemini ge- liştirmek isteyen herkese kapımız açık” Uluslararası konferanslar düzenleyerek sertifika programları ile katılımcıların donanı- mını arttıracağını ve onlara güçlü networkler oluşturmalarını sağlayacağını belirten BAU Yenilik ve Girişimcilik Merkezi’nin Direktörü Bengisu Önal şunları söyledi; “Merkezimiz, Birleşik Devletler’de üretilen Start-Up’lara destek vermek, İstanbul ve üniversitelerarası iletişimin koordine edildiği bir merkez olarak konumlandırıldı. Amacımız hem Türkiye’de hem diğer ülkelerden gelecek, projelerin geliştirilmesi ve patentlenmesi aşamasın- da girişimcilere destek olmak. Onların giri- şimlerinin global pazarlarda yer alması için önemli bir partner görevi üstlendik. Bin 100 Start-Up bulunduran Cambridge Innovation Center’ın içerisinde hem tüm BAU’lulara hem de girişimcilik ve inovasyonla ilgili des- tek isteyen herkese, hizmet vereceğimiz için heyecanlıyız. Sertifika programları, eğitimler, etkinliklerle Boston’la olan eğitim ve ino- vasyon ağımızı daha da güçlendireceğimiz merkezimiz aynı zamanda MIT, Harvard, Northeastern gibi üniversitelerle olan anlaş- malarımızı da yürütüyor olacak. Şubat 2020 itibariyle girişimcilik, inovasyon, yapay zekâ, nesnelerin interneti konularında uluslararası sertifika programlarımız hem öğrencilerin hem iş insanlarının hizmetinde olacak. Lise öğrencileri, üniversite öğrencileri, girişimciler, kısacası hedefi gelecek olan herkesin artık Boston’da çalacakları Türk bayrağı ve BAU bayrağı dalgalanan bir kapısı var. Sadece BAU değil Türkiye’deki girişimcilik, inovas- yon ekosistemini geliştirmek isteyen herkese kapımız açık” Bunun yanı sıra, Boston’da yaşayan ulusla- rarası alanda akademik başarısını kanıtlamış öğretim üyelerinin workshoplarını düzenleyen merkez, ABD’de kariyer yapmak isteyen BAU mezunlarına danışmanlık hizmeti de vermekte. Türk Girişimcilerin Projeleri Dünya Pazarına Açılıyor Dijital Biz 26 Dijital Biz 27

Sayfa 28 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj 2017 Teknoloji Bölgeleri Performans Endeksi Sonuçları’na göre Türkiye’deki tüm tekno- parklar içerisinde lider konumda yer alan İTÜ ARI Teknokent, Türkiye’nin teknoloji gelişimi- ne katkı sunuyor. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Endüstri Mühendisliği alanında ODTÜ’den lisans ve yüksek lisans derecelerine sahip ol- makla beraber, İletişim Teknolojileri (ODTÜ), Hukuk (Bilgi Üniversitesi) alanlarında da yüksek lisans derecelerim var. Sabancı Üni- versitesi İşletme Bölümü’nde ise doktoramı tamamladım. Geçtiğimiz yıl Carnegie Mel- lon ve Politecnico di Milano üniversitelerinde misafir araştırmacı ve öğretim üyesi olarak çalıştım. İTÜ’deki görevimden önce bilgi ve iletişim teknolojileri dikeyinde birçok firmada yönetici ve danışman olarak çalıştım. Birçok girişim firmasında kurucu ortak olarak yer aldım. 2003’te bilişim dikeyindeki girişimim için başarılı bir exit stratejisi kurguladım. Halen İTÜ ARI Teknokent’te Genel Müdür ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yapıyorum. İTÜ ARI Teknokent ve faaliyet alanlarınız ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Teknoloji firmalarına ve girişimcilere teknoloji geliştirmeleri ve bu teknolojileri ticarileştirmeleri için en uygun ortam ve olanakları sunarak Türkiye’nin teknoloji gelişimine katkı sağlamayı hedefleyen İTÜ ARI Teknokent, Türkiye’nin girişimcilik ve inovasyon üssüdür. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın açıkladığı 2017 Teknoloji Bölgeleri Performans Endek- si Sonuçları’na göre İTÜ ARI Teknokent, Türkiye’deki tüm teknoparklar içerisinde birinci sırada almıştır. Türkiye’nin Girişimcilik ve İnovasyon Üssü Doç. Dr. Deniz TUNÇALP İTÜ ARI Teknokent Genel Müdür Dijital Biz 28 Dijital Biz 29

Sayfa 30 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Bu sektörlere de yıllardır kendi alanında girişimlere destek veren otomotiv sektörü, bankacılık ve finans, sigorta ve bulut bilişim alanları öncülük edecek. Elektrikli araç, nesnelerin İnterneti (IoT), eklemeli imalat ve üç boyutlu yazıcılar, biyoteknoloji, büyük veri, yapay zekâ, blok zincir ve e-spor gibi yenilikçi alanlar hızlı gelişmelerine devam edecek. Bu alanlara ek olarak hassas tarım, kişiselleştirilmiş ilaç ve yenilikçi tıp alanlarının dünyada gelişimini hızlandırma - sı, Türkiye’de de bu konuların önem kazan - masını sağlayacak. İTÜ ARI Teknokent’in yürüttüğü pro - gramlar hakkında bilgi verir misiniz? İTÜ ARI Teknokent olarak farklı profillerdeki girişimci ve firmaların ihtiyaçlarına göre farklı programlar uyguluyoruz. Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? İTÜ ARI Teknokent hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Günümüzde fiziksel-siber sistemlerin, inter- net protokolünün ve yeni imalat teknolojile- rinin yaygınlaşması ve üretim sektöründe derinleşmesiyle, geleneksel olarak kapalı ağlar ve yüksek giriş engelleri arkasında bulunan üretime dayalı sektörlerde rekabet artıyor. Bu durum, söz konusu sektörlerde hâkim oyuncuların bile daha önceden alışık olmadıkları düzeyde ve çeşitlilikte bir reka- betle karşı karşıya kalması, internet-yerlisi bir anlayışla ürün tasarımından değer zincirinin en uç halkalarına kadar işlerini yeniden düşü- nerek rekabet hazırlamasını zorunlu kılıyor. Bu dönüşüm, yaygın düşünüşün aksine, bir imalat oyuncusunun her alanda dijitalleşmesi anlamını taşımıyor. Üreticiler dijitalleşmeye nereden başlayacaklarını ve hangi çözümler- le, kendi değer zincirlerinde hangi noktadan dijitalleşmeyi ilerleterek maksimum rekabet avantajı sağlayacaklarını, iş modellerini çalışarak tasarlamaları gerekiyor. Bunun için de iş modeli yaklaşımını iyi anlayıp, iş model- lerini analiz edip yeniden tasarlayarak yola çıkmaları gerekiyor. Biz de İTÜ ARI Teknokent’te, İTÜ İşletme Fakültesi’nin bu konuda uzman akademis- yenleri ile iş birliği içinde sanayi kuruluşları- na iş modeli analizi ve tasarımı konusunda yol gösteriyor, firmaların iş modellerini artan rekabet ortamında yeniden tasarlamasına destek oluyoruz. İTÜ ARI Teknokent’te ürün ve çözümler geliştiren 300’den fazla firma ve girişimcilik programlarımızdan olan binden fazla start up’ın geniş ürün ve çözüm yelpa- zesiyle sanayi kuruluşlarına bu dönüşümü hem doğru ve hem de en fazla yerli katkıyla gerçekleştirme imkânı sunuyoruz. Firmalar, girişimcilerin oluşturduğu zengin ekosistemi- mizde kendi işlerinin gelecek yüzyılını tasar- layıp, kendi işlerini yeniden keşfedebiliyorlar. Bu alanda bizim de elektronik-mekanik ve siber-fiziksel sistemler üzerine çalışan Ar-Ge firmaları için yaklaşık 75 firmanın içerisinde yer alacağı ARI 7 binamızın inşaatı sürüyor. Türkiye’nin en ileri imkanlarını barındıracak İTÜ Mekatronik Laboratuarı ile birlikte 65 bin m2’ye yayılan yeni teknolojilerle otomotiv başta olmak üzere imalat sektörünün yeniden tasarlanmasına Ar-Ge gücümüzle katkı vere- ceğiz. Ayrıca İTÜ ARI Teknokent bünyesinde girişim- cilerin ve firmaların tüm ürün ve çözümlerini, bu arada Endüstri 4.0’a yönelik çözümlerini de Girişimciden.com sitesinde tüm dünya ile bu- luşturacağız. Böylece sanayiciler ve diğer tüm ilgililer ihtiyaç duydukları çözümleri ve ürünleri kolayca bir arada İTÜ ARI Teknokent’in tekno- loji vitrininde bulabilecekler. Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektörünün ve girişimciliğin geleceği hakkında öngörü- leriniz nelerdir? Yeni girişim sermayesi fonlarının de ortaya çıkması ile, önümüzdeki yıllarda start-up kav- ramının yanı sıra scale-up kavramını da sıkça duyacağız. Girişimleri sadece başlatmak değil, scale-up aşamasına getirerek hızlı bir şekilde büyütmek, tüm dünyada ve Türkiye’de giderek önem kazanan bir mesele olacak. Türkiye’nin ilk scale-up odaklı ileri aşama girişimcilik mer- kezi İTÜ MAGNET’in öneminin ve ekosistemi- mizdeki işlevinin arttığını göreceğiz. Dünyada az sayıda bulunan scale-up merkezlerinden birisi olan İTÜ MAGNET’te, bugün 60’tan fazla scale-up aşamasına gelmiş girişim yer alarak, VC’lerle bir araya geliyor ve ölçekleniyorlar. Yine önümüzdeki yıllarda daha fazla sektör- den lider kurum ve kuruluşun, kendi alanlarına açık inovasyonu benimsemeye başladığını ve İTÜ Çekirdek gibi kuluçka merkezleriyle pay- daşlık ilişkileri kurarak kendilerine katma de- ğer yaratacak alanlardaki yeni girişimleri takip ederek, kendi kurum içi iş süreçleri ile kurum dışında bu girişimler tarafından yapılan ino- vasyonlarla ilişkilendirdiklerine şahit olacağız. Giderek Türkiye’de daha fazla sayıda kurum ve kuruluşun girişimlere müşteri olduğunu, kapsamlı iş birlikleri geliştirdiğini ve kurumsal girişim fonlarını kurmaya yöneldiklerini göre- ceğiz. Bu programların detaylarına bakacak olursak; - TÜBİTAK BİGG Programı: İTÜ Çekirdek olarak TÜBİTAK BİGG programının yürütücü kuruluşlarından biriyiz. 2017 yılında TÜBİTAK BİGG programında en fazla desteği BİGG İTÜ Çekirdek girişimcilerinin almasıyla, önemli bir başarı elde ettik. İTÜ Çekirdek bünyesinde fikrini prototip haline dönüştürme aşamasında olan girişimciler TÜBİTAK BİGG programı ile 200 bin TL prototip hazırlama desteğine ulaşırken, prototip hazırlama sürecinde İTÜ Çekirdek’in sarf malzemesi ve laboratuvar kullanım desteğine ulaşıyorlar. - İTÜ Çekirdek Erken Aşama Kuluçka Merkezi: Fikrini belirli bir prototip aşamasına geçirmiş girişimcileri İTÜ Çekirdek’e dahil edi- yoruz. Kurulduğu 2012 yılından beri yüzlerce girişimin aldığı desteklerle başarılı olmasını Dijital Biz 30 Dijital Biz 31

Sayfa 32 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj ve şirketleşmesini sağlayan İTÜ Çekirdek olarak ülke genelinde 1.797 girişime ve 4.233 girişimciye destek verdik. - İTÜ MAGNET İleri Aşama Girişimcilik Mer- kezi: 2017’de kurduğumuz İTÜ MAGNET İleri Aşama Girişimcilik Merkezi’nde Türkiye’deki risk sermayesi şirketlerine yatırım adayları yetiş- tiriyoruz. Bu nedenle de risk sermayesi şirket- leri dönem dönem İTÜ MAGNET’te mentorluk yapmaya başladılar. - Innogate Uluslararası Hızlandırma Progra- mı: 2014 yılında hayata geçirdiğimiz Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı ile tekno- loji firmalarına; uluslararası bağlantılara erişim, pazarlara açılma, iş modeli ve strateji geliştirme fırsatı sunuyoruz. 2017 itibariyle İstanbul Kalkın- ma Ajansı’nın (İSTKA) desteğini alarak, progra- ma büyük bir ivme kazandırdık. İTÜ Çekirdek Erken Aşama Kuluçka Merkezi hakkında bilgi verir misiniz? Girişimcilere ne gibi destekler sunuyor? UBI Global kriterlerine göre Avrupa’nın en iyi 2’nci, dünyanın ise en iyi 3’üncü kuluçka mer- kezi olan İTÜ Çekirdek Erken Aşama Kuluçka Merkezi, fikirlerini ticarileşebilir ürün ya da hiz- mete dönüştürmek isteyen girişimciler için çalı- şıyoruz. 74 milyon TL’yi aşkın yatırım alan İTÜ Çekirdek girişimlerinin toplam değerlemesi 650 milyon TL’yi, toplam cirosu ise 65 milyon TL’yi aştı. Türkiye girişimcilik ekosistemini girişimlerin kalitesi, dünya piyasalarındaki başarısı ve başa- rılı girişim sayısı bakımından büyütmeyi hedef- leyen İTÜ Çekirdek’in özel sektör ve kamu ku- rumlarından pek çok paydaşı bulunuyor. Geçen yıl İTÜ Çekirdek’te 624 girişime destek olduk. 54 ayrı ilden başvuru aldık. 11 farklı ülkeden de yine girişimciler İTÜ Çekirdek’e başvurdu. İTÜ Çekirdek’te girişimcilere açık ofis, mini MBA/girişimcilik eğitimi, satış koçluğu, teknik altyapı desteği, laboratuvar kullanım imkânı, laboratuvar sarf malzemeleri desteğinin yanı sıra aralarında alanında uzman iş dünyası ve akademiden 300’ü aşkın gönüllü mentor des- teği sağlıyoruz. Ayrıca, fikri mülkiyet haklarını koruyabilmeleri için, İTÜ’nün teknoloji transfer ofisi İTÜNOVA TTO ile birlikte Türkiye, Avrupa ve Amerika’da patent alabilmeleri için paten- tin niteliğine göre mali destek ve danışmanlık hizmetleri sağlıyoruz. Bunların yanı sıra, giri- şimcilerin büyümesine destek olmak için satışa yönelik ilişki sağlama desteği de sunuyoruz. Bu yıl ayrıca kurumsallar ile yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda girişimcilere ‘ilk müşteri’ bağlantı- larını sağlamayı da hedefliyoruz. Ayrıca, yatırım arayan girişimcileri, melek yatırımcı, melek yatırım ağları ve risk serma- yesi şirketlerinden oluşan yatırımcı gruplarıyla tanıştırıyor, projenin niteliğine göre ilgi duyabile- cek sermaye sahipleri ve sanayicilerle bir araya getiriyoruz. Düzenlediğimiz özel demo day organizasyonları ile yatırım bulmalarına destek veriyor, yatırım görüşmelerinde de yatırım şart- larını müzakere etmelerinde hukuk birimlerimiz ve kontrat deneyimi ile destek sağlıyoruz. İTÜ Çekirdek’in girişimcilik yarışması “Big Bang Start-up Challenge” hakkında bilgi verir misiniz? Her yıl yeni girişimlerin en iyilerini, Kasım ayı içerisinde düzenlediğimiz Big Bang yarışması ile kamuoyuna ve girişimcilik ekosistemine tanıtıyoruz. Girişimcilik ekosisteminin en bü- yük yarışması olan ‘Big Bang Start-up Chal- lenge’da 2018’de yeni bir rekora imza attık. Bir gecede 21 milyon TL’lik yatırım ve hibeyi içeren kaynağı girişimcilerle buluşturduk. Gi- rişimcilere ulaştırılan kaynağa baktığımızda hem ödül hem yatırım miktarı geçen seneye göre arttı. Geçtiğimiz sene 44 girişim destek aldı. Özellikle hibe veren kuruluş sayısında önemli bir artış olurken, hibe tutarında da yüzde 38 oranında artış yaşandı. Kurumsal şirketler sundukları hibelerle girişimcilere can suyu vermiş oldular. İTÜ Çekirdek yıl boyu başvuru alıyor. Girişim- ciler hayallerini hayata geçirmek için yarını beklemesin. Çalışmaya başlayıp, İTÜ Çekir- dek’e başvursunlar ki biz onları paydaşları- mızla birlikte destek olabilelim. Başvurmak isteyen girişimciler www.itucekirdek.com internet sitesi üzerinden başvurularını gerçek- leştirebilir. İTÜ MAGNET İleri Aşama Girişimcilik Merkezi hakkında bilgi verir misiniz? Temelde İTÜ MAGNET programıyla scale-up aşamasındaki girişimlerin, ölçeklenmeleri- ne engel olan problemlerini tespit edip tek tek çözmeye çalışıyoruz. Ürünü, müşterisi, ekibi, ölçeklenebilir bir iş modeli olan ancak çeşitli sorunlar nedeniyle henüz ölçeklenme- miş seçme girişimlerin bir araya geldiği İTÜ MAGNET’te firmaların sorunlarıyla teker teker ilgileniyoruz. Bu firmaların oluşturduğu İTÜ MAGNET topluluğu da birbirine çok yardımcı oluyor. Ayrıca kurumsal firmalar, iş birliği yap- mak için aradıkları olgun girişimleri İTÜ MAG- NET’te buluyor. Biz de İTÜ’nün ve İTÜ ARI Teknokent’in gücünü ve bilgisini bu girişimle- rin sorunlarını çözmeleri için yardımcı olmak amacıyla kullanıyoruz. Innogate Uluslararası Hızlandırma Progra- mı hakkında bilgi verir misiniz? Yerli teknoloji firmalarının teknolojilerini ihraç ederek, ülke ekonomisine de katkı sunan Innogate Uluslararası Hızlandırma Progra- mı’na, ABD’de müşteri, distribütör, iş ortağı, yatırım veya insan kaynağı bulmak isteyen teknoloji şirketleri katılabiliyor. Bugüne kadar 125 firmanın Türkiye’deki hazırlık dönemin- den faydalandığı ve bu firmalar arasından 65’inin ABD sürecine katıldığı program son- rasında 44 firma uluslararası faaliyetlerine devam ediyor. Son üç döneme baktığımızda, firmaların program sonrası toplam ABD ci- rolarında 16 kat artış olduğunu gözlemledik. Innogate Uluslararası Hızlandırma Programı ile birlikte ürünü satışa hazır olan teknoloji firmalarının global iş yapış biçimlerini öğren- meleri, uluslararası pazarda satış yapmaları ve iş ortaklıkları kurmalarını sağlıyoruz. ABD pazarındaki potansiyel müşterilere bizim bağlantılarımıza erişme imkânı sunduğumuz için, firmalar çok hızlı bir şekilde ulaşması gerekenlere erişiyor. Dijital Biz 32 Dijital Biz 33

Sayfa 34 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Türk Telekom’da Satış, Pazarlama ve Müş- teri Hizmetlerinden sorumlu genel müdür yardımcılığı görevlerinde bulunan Ümit Önal, Türk Telekom CEO’su olarak Tür- kiye’nin teknolojik dönüşümüne öncülük etme vizyonuna odaklanacak. Türkiye’nin lider bilgi ve iletişim teknolojileri şirketi Türk Telekom’da CEO’luk görevine Ümit Önal getirildi. Ümit Önal, 2016 yılından bu yana Türk Telekom’da Satış, Pazarlama ve Müşteri Hizmetlerinden sorumlu genel müdür yardımcılığı görevlerini üstleniyordu. Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan atama kararı sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sağlamak vizyonuyla çıkı- lan yola, Türk Telekom’da yöneticilik yaptığı satış, pazarlama ve müşteri operasyonların- da büyük başarılar elde eden Ümit Önal ile devam edeceklerini söyledi. Dr. Ömer Fatih Sayan, “Ülkemizin bilgi toplu- muna geçiş sürecini yenilikçi ürün ve hizmet- lerimizle ve teknoloji odaklı yatırımlarımızla destekliyoruz. Bugün sayıları 34 bine yaklaşan Türk Telekom ailesinin her bir ferdi, yurdun her köşesine teknoloji ve kesintisiz iletişim taşımak amacıyla, büyük bir heye- canla değer üretiyor. Ümit Önal, aramıza katıldığı ilk günden bu yana bu büyük heye- canın ve Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne öncülük etme vizyonumuzun bir parçası oldu. Satış, Pazarlama ve Müşteri hizmetlerinde üstlendiği görevlerde son derece başarılı oldu. 2018 yılı içinde 4,3 milyon net yeni abo- ne kazanımıyla 2008’deki halka arzından bu yana en iyi abone artış rakamını yakaladık ve toplam abone sayımızı 46 milyona yükselttik. 2019 Haziran ayı sonu itibariyle toplam abo- ne sayımız 47 milyona, mobil abone sayımız ise pazar payı hedeflerimize uygun bir şekil- de 22,4 milyona ulaştı. Yeni CEO’muz Ümit Önal’ın yönetiminde, Türk Telekom’u daha büyük hedeflere ulaştıracağımıza yürekten inanıyorum. Ayrıca, CEO koltuğunda yaklaşık 3 yıldır şirketimize pek çok katkılar sunan Sa- yın Dr. Paul Doany’e de Yönetim Kurulumuz adına teşekkür ediyor, bundan sonraki yaşa- mında başarılar diliyorum.” dedi. Ümit Önal 20 yılı aşkın tecrübeye sahip Çalışma hayatına medya ve iletişim sek- töründe başlayan Ümit Önal, 2007 yılında Turkuvaz Medya Grubu’na katılarak 2015 yılına kadar sırasıyla ATV Genel Müdürlüğü, Reklam Grup Başkanlığı ve İcra Kurulu üyeli- ği görevlerinde bulundu. 2015’te Digitürk Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürlük görevlerini üstlenen Ümit Önal, Digitürk’ün BeIN gruba satış sürecini başarıyla yönetti. 2016 yılı sonunda Türk Telekom ailesine katılan Ümit Önal, 2016-2018 yılları arasında Türk Telekom Satış ve Müşteri Hizmetle- ri’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlendi, bunun yanı sıra 2018 Aralık ayından itibaren şirketin Pazarlama’dan so- rumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini de sürdürmekteydi. Halka arzdan bu yana en başarılı büyüme performansına liderlik eden Ümit Önal, 2018’de son 10 yılın rekor abone büyümesi- ne ve en yüksek gelir artışına imza attı. 31 Temmuz 2019 tarihi itibariyle, Türkiye’nin lider telekomünikasyon ve teknoloji şirketi Türk Telekom’da CEO’luk koltuğuna oturan Ümit Önal; ülkemizin dijital ve teknolojik dö- nüşümüne öncülük etme vizyonuyla çalışma- larına başladı. Medya sektöründe 20 yılın üzerinde dene- yimi ile Ümit Önal, Türkiye’nin medya trans- formasyonunun gerçekleştirilmesi sürecinin bir parçası olma şansını yakaladı ve kariyeri boyunca sektör derneklerinde aktif görev aldı. TİAK A.Ş (Televizyon İzleme ve Araştır- maları Komitesi) Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan Önal, TVYD (Televizyon Yayıncıları Derneği) ile RVD (Reklam Verenler Derneği) Yönetim Kurulu üyesidir. 1973 yılında do- ğan Ümit Önal, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’den mezun oldu. Önal, evli ve 3 kız çocuk babasıdır. Türk Telekom CEO’su Ümit Önal Oldu Dijital Biz 34 Dijital Biz 35

Sayfa 36 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Yazar Av. Arb. Murat KEÇECİLER Keçeciler & Partners Kurucu Ortak Dipnot: Kayıt olmayan Veri Sorumluları açısında da Kurum kendisi resen inceleme ve denetleme yapacağını da duyurmuş durumda. 20.000 TL ile 1.000.000 TL arasında değişen tutarlarda idari cezalara muhatap olma- mak için kayıt işlemini yaptırmayan değerli oku- yucularımıza yaptırmaları- nı şiddetle tavsiye ederiz. VERBİS’e Kayıtta Son Günler Geliyor 6698 Sayılı Kanunun yürürlü- ğe girmesi ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin kavramlar gündelik yaşantımızda daha fazla yer almaya başladı. Ka- nunun öngördüğü uyum süre- leri hızlı bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Kanun yürürlüğe girdiğinde ilk olarak, kişisel verilerin elde edilmesine ilişkin rızaların ta- mamlanmasına ilişkin bir takvim öngörmüştü. Bu takvime göre, Kanun yürürlüğe girdiği tarihten iki yıllık bir süre içinde, kanunun yayınlanmasından önce elde edilen kişisel verilere ilişkin, ilgili kişilerden açık rızaların tamam- lanmasını zorunlu kılmıştı. Veri Sorumlularının çoğunun, Veri ilgililerinden açık rızala- rın elde edilmesi konusunda yükümlülüklerini halen yerine getirmedikleri anlaşılmaktadır. Buna ek olarak, hali hazırda birçok veri sorumlusunun da rıza alırken, açık uçlu olarak nitelenen; “kişisel verilerimin işlenmesini kabul ediyorum” şeklinde rızalar aldıkları göz- lemlenmektedir. Veri sorumluları, kanunen tamamlamaları gereken rıza yükümlülüklerini yerine getir- memiş olmalarının yanı sıra, 30 Eylül 2019 tarihi itibariyle daha da önemli bir yükümlülük ile karşı karşıya kalacaklarının da farkında değiller. Veri so- rumlularının, kurum kararları ile istisna tutulanlar hariç büyük bir kısmı 30 Eylül 2019 tarihine kadar VERBİS (¨Veri Sorumlu- ları Bilgi Sistemi¨) kayıt olmak zorundadırlar. Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik 30 Aralık 2017 tarih- li ve 30286 sayılı Resmî Gaze- tede yayımlanmış ve 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girmiş- tir. Yönetmelik 50 kişiden çok çalışanı olan veya yıllık mali bilanço toplamı 25 Milyondan fazla olan veri sorumlularının VERBİS sistemine kayıt olmala- rı için 30 Eylül 2019 tarihine, 50 kişiden az çalışan ve yıllık mali bilanço toplamı 25 Milyondan az olan ancak faaliyet konusu gereğince özel nitelikli kişisel veri işleyen veri sorumlularının 30 Mart 2020 tarihine kadar sisteme kayıt olmalarını zorunlu kılmıştır. Kurulun, VERBİS sistemine bu süre içinde kayıt olmayan veri sorumluları hakkında 20.000 TL – 1.000.000 TL ara - sında idari para cezası uygu - lama yetkisi mevcuttur. VERBİS’e kayıt için veri so - rumlularının; • İrtibat kişisi olarak atanacak kişinin belirlemiş olmaları, • İşlemekte oldukları kişisel verilerle ilgili VERBİS siste - minde yer alan veri katego - rilerine ilişkin tespiti yapmış olmaları, • Verileri işleme amaçlarını tespit etmiş olmaları, • eri saklama sürelerini belirle - miş olmaları, • Verilerin saklanmasına ilişkin alınan teknik ve idari tedbirleri belirlemiş olmaları, • Kişisel verilerin aktarılabile- ceği alıcı veya alıcı gruplarını belirlemiş olmaları, • Yabancı ülkelere aktarımı öngörülen kişisel verilerin neler oldukları ve veri konusu kişi gruplarına ait kategorik olarak ayrıştırmış olmaları gerekmek- tedir. Kimler İstisnadır VERBİS sistemine kayıt için veri ağacının çıkarılmış ve veri güvenliği politikasının kanunun aradığı şekilde hazırlanmış olması ve idari ve teknik tedbir- lerin hazırlanmasını yönetmelik aramaktadır. Kural olarak veri işleyen tüm gerçek ve tüzel kişiler VERBİS sistemine ka- yıt olmak zorundadır. Sisteme kayıt olma konusunda Noterler, Avukatlar, Arabulucular, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler, Güm- rük Müşavirleri, Siyasi Partiler, kendi çalışanlarına, üyelerine, mensuplarına ve bağışçıları- na yönelik kişisel veri işleyen dernek, sendika ve vakıflar, Otomatik olmayan yollar ile veri işleyenler ile Yıllık çalışan sayı- sı 50’den az ve yıllık mali bi- lanço toplamı 25 milyon TL’den az olan gerçek veya tüzel kişi veri sorumlularından ana faali- yet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olmayanlar VERBİS sistemine kayıt zorunluluğu- na sahip değillerdir. Bu durum bu kişilerin Kanundan istisna oldukları anlamına gelmemek- tedir. Yurt dışında yerleşik veri so- rumlularının da 01 Ekim 2018 tarihinden itibaren VERBİS’e kayıt olmaları gerekmektedir. Yurt dışında yerleşik veri so- rumluları için çalışan sayısı, mali bilanço büyüklüğü veya faaliyet alanı gereğince veri işlenip işlenmediğine ilişkin kri- terlere de bakılmayacaktır. Bu nedenle, Türkiye’de şube veya irtibat bürosu şeklinde faaliyet gösteren veya bunlar olmaksızın Türkiye’de kişisel veri elde eden ve işleyen yurt dışında yerleşik tüzel kişiliklerinde VERBİS siste- mine kayıt olması gerekmektedir. VERBİS sistemine kayıt için aranan 50 kişi kriterinin ne şekil- de belirleneceğine ilişkin olarak kurum tarafından yayınlanan bilgilendirmelerde, tamamlanmış bir yıl içinde en az 7 aylık dönem- lerde veri sorumlusu tarafından verilen muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde 50 sayısının geçilmesi aranmaktadır. Kurum tarafından yapılan bilgilendirme- lerde mali bilanço tanımlamasın- dan da tamamlanmış bir yıl içinde veri sorumlusu tarafından verilen gelir veya kurumlar vergisi beyan- name ekindeki mali tablolarda yer alan mali bilanço bilgisinin aktif ya da pasif tutar toplamı dikkate alınarak belirlenecektir. Kimler İrtibat Kişisi Olabilir VERBİS sistemine kayıt ile her veri sorumlusu bir irtibat kişisi be- lirlemek zorundadır. Söz konusu irtibat kişisinin 18 yaşını doldur- muş, Türkiye’de ikamet eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir gerçek kişi olması gerekmektedir. Bu kriterleri taşıyan herkes VER- BİS’e kayıt yaptıran Veri Sorum- lusu tarafından irtibat kişisi olarak atanabilir. İrtibat kişisis olarak atanacak gerçek kişilerin Veri Sorumlusunun çalışanı veya yö- neticisi olması zorunluluğu yoktur ancak veri işleme süreçlerinden bilgi sahibi olan bir kişinin atan- ması işlemlerin sağlıklı yürütül- mesi açısından sağlıklı olacaktır. VERBİS’e kayıt için tanımlanan ilk süre olan 30 Eylül 2019 tari- hi yaklaşırken kamuoyunda bu tarihin erteleneceğine ilişkin bir beklenti ve talep oluşmuş durum- da. Ne var ki kurum kaynakları bu tarihin ertelenmesine ilişkin bir çalışmanın ve düşüncelerinin olmadığını çok ısrarlı ve kesin bir dille ifade ediyorlar. O nedenle, bu kayıt işini ertelemeyin. Kayıt olmayan Veri Sorumluları açısın- da da Kurum kendisi resen ince- leme ve denetleme yapacağını da duyurmuş durumda. 20.000 TL ile 1.000.000 TL arasında değişen tutarlarda idari cezalara muhatap olmamak için kayıt işle- mini yaptırmayan değerli okuyu- cularımıza yaptırmalarını şiddetle tavsiye ederiz. Dijital Biz 36 Dijital Biz 37

Sayfa 38 — dergide görüntüle

Haber Geçen yıl Ar-Ge faaliyetleri için 13 milyar 24 milyon TL harcanırken, bu rakamın 2017 yılına göre yüzde 21,6 artış gösterdi- ği saptandı. Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, AR-Ge faaliyetlerine yönelik yapılan araş- tırma sonuçlarını inceledi. Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin geçen yıl Ar-Ge faaliyetleri için 13 milyar 24 milyon TL harcadığı görül- dü. Böylelikle, bu rakamın 2017 yılına göre yüzde 21,6 artış gösterdiği saptandı. Bütçe başlangıç ödenekleri esas alınarak yapılan tahminlere göre de 2019 yılında Ar-Ge için tahsis edilecek ücretin 15 milyar 597 milyon olacağı öngörüldü. Merkezi yönetim bütçe- sinden Ar-Ge için ayrılacak paranın da en çok üniversitelere gideceği saptandı. 2019 yılı içinde genel üniversite fonlarına ayrılan oran da yüzde 40,4 olarak belirlenirken, yüzde 34,4 ile savunmaya, yüzde 6,8 ile en- düstriyel üretim ve teknolojiye, yüzde 4,3 ile genel bilgi gelişimine ve yüzde 4 ile de eğiti- me gideceği görüldü. Ajans Press ve PRNet’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2018 yılı içeri- sinde gerçekleştirilen medya incelemesinde, Ar-Ge başlığı altında 60 bin 668 haber yansı- masının olduğu görüldü. 2019 yılındaki haber adetleri incelendiğinde ise bu rakamın 29 bin 61 olduğu görüldü. Teknolojide yaşanan gelişme ve ödenek artışlarının da medyaya yansıyan haber başlıklarında geniş yansıma bulduğu tespit edildi. Geçen Yıl Ar-Ge’ye 13 Milyar 24 Milyon TL Harcadık Dijital Biz 38

Sayfa 40 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Geçen yıl Ar-Ge faaliyetleri için 13 milyar 24 milyon TL harcanırken, bu rakamın 2017 yılına göre yüz- de 21,6 artış gösterdiği saptandı. Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, AR-Ge faaliyetlerine yönelik yapılan araş- tırma sonuçlarını inceledi. Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin geçen yıl Ar-Ge faaliyetleri için 13 milyar 24 milyon TL harcadığı görül- dü. Böylelikle, bu rakamın 2017 yılına göre yüzde 21,6 artış gösterdiği saptandı. Bütçe başlangıç ödenekleri esas alınarak yapılan tahminlere göre de 2019 yılında Ar-Ge için olacağı öngörüldü. Merkezi yönetim büt- çesinden Ar-Ge için ayrılacak paranın da en TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından hazırlanan, ‘TSKB Bakış’ isimli rapor serisi “Uygun Adım Geleceğe: Ar-Ge ve İnovasyon” adlı çalışmayla devam ediyor. Rapor, son 30 yıldaki gelişmelerin bilgi ve teknolojiyi ekono- mik değer yaratımının önemli parçası haline getirdiğini, bilgi temelli bir ekonomi oluştu- rabilen ülkelerin ise uluslararası rekabette üstünlüğü yakaladığını vurguluyor. Makroekonomi, kalkınma iktisadı ve sektörel dinamiklere yönelik araştırmalar gerçekleşti- ren TSKB Ekonomik Araştırmalar, son rapo- runda Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkış çabalarında Ar-Ge ve Uygun Adım Geleceğe: Ar-Ge ve İnovasyon inovasyonun önemine dikkat çekiyor. TSKB Ekonomik Araştırmalar Ekonomisti Cem Av- cıoğlu tarafından kaleme alınan “Uygun Adım Geleceğe: Ar-Ge ve İnovasyon” başlıklı ra- porda, yeni bilgi üretme sürecinin motoru olan araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinin ekonomik büyüme performansını korumak ve geliştirmek isteyen ülkeler için büyük önem taşıdığına yer veriliyor. Ar-Ge harcamalarının Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya oranı olarak ifade edilen Ar-Ge yoğunluğu göstergesinde bu- gün itibarıyla ilk 10 sırada bulunan ülkeleri de değerlendiren rapor, bu ülkelerin 1998-2017 yılları arasında yatırım yoğunluklarını ortalama %30 oranında arttırarak %3,2’ye taşıdıklarına dikkat çekiyor. Türkiye’de yüksek ekonomik büyüme perfor- mansının kalıcı ve kapsayıcı hale gelmesin- de bilgi yayılımının artırılmasının ve yüksek teknoloji ürünlerin toplam üretim içindeki pa- yının yükseltilmesinin temel belirleyiciler ola- cağını ortaya koyan rapor, küresel finansal krizi takip eden dönemde Türkiye ile gelişmiş ülke ekonomileri arasındaki gelir yakınsama- sının yavaşladığına işaret ediyor. Raporda yer alan bilgilere göre, inovasyon odaklı ürün üretme becerisinin geliştirilme - sinin, ihracat gelirlerinin yükseltilmesine katkı sunması bekleniyor. Türkiye kilogram başına 1,32 dolar ihracat geliri elde eder - ken, Çekya ve Polonya gibi gelişmekte olan Doğu Avrupa ülkelerinde ise bu rakamın 2 doları aştığı görülüyor. Raporu hazırlayan TSKB Ekonomik Araştır - malar Ekonomisti Cem Avcıoğlu, Türkiye’nin 2017 yılı itibariyle %0,96 olan Ar-Ge yoğun - luğunun, henüz %1,78 olan yüksek gelirli ül - keler ortalamasının altında kalmakla birlikte son 20 yılda istikrarlı tırmanışını sürdürdü - ğüne dikkat çekiyor. Yetenek yoğun, inovatif bir imalat sektörünün temel taşının Ar-Ge yatırımları olduğuna değinen Avcıoğlu, “Bu konuda süregelen çabaların başarılı olması halinde hem büyümenin sürdürülebilirliği hem de istihdam koşullarının iyileşmesi açı - sından önemli gelişim kaydedilecek” diyor. Dijital Biz 40 Dijital Biz 41

Sayfa 42 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Dünya Otomotiv Konferansı, 17 Ekim’de Is- tanbul Wyndham Levent’de gerçekleşecek. Otomotiv sektörünün önde gelenlerine hi- tap etmesiyle bilinen zirvede kamu ve özel sektör yetkililerinin katılımının yanı sıra, vaka analizleri, sektörde öncü firmaların sunumları, workshoplar ve zengin networ- king aktiviteleri ile gerçekleşecek. Otomotiv Sektörü 6. Kez İstanbul’da Buluşuyor Dijital Biz Dergisi olarak sponsoru olduğumuz Uluslararası ismiyle World Automotive Con- ference, bölgede lider 40’ın üzerinde ülkeden çok sayıda üst düzey konuğu bir araya getire- rek; değişen sektörde doğru üretim, ihracat ve pazarlama stratejilerini belirleyen paylaşımlar içermekte ve iş birlikleri için uygun ortam sağ- lamakta. 2019 sponsorları arasında ise şimdiden Omsan Lojistik, Invest in Ukraine, Staubli, GCS Test, Opthema Teknoloji, ARaymond ve Maxim Integrated, Robo Otomasyon gibi ulusal ve uluslararası firmalar bulunmakta. Geleceğin lider firmaları bu zirvede şekil - leniyor Zirvede bu yıl; global ticaret anlaşmaları, Brexit, sektörde yaşanan daralma başta olmak üzere sektörün geleceği, sektördeki trendler, elektrikli araçlar, otonom araçlar, endüstri 4.0, robotlaşma, djitalleşme, teda - rik zinciri, yapay zekâ, yenilenen sektörde doğru konumlanma ve ihracat stratejileri gibi konular ön plana çıkmaktadır. Kimlerle buluşabilirsiniz? ABB, Altinay, Anadolu Isuzu, Bertrandt, Beycelik Gestamp, Borcelik, BMC, BNP Pariba, Chassis Brakes, Chiron, Continental ContiTech, Ege Fren, Jantsa, Karsan, Kale Aero, MAN, Mercedes-Benz Türk, Opthema, Petrol Ofisi, Rollmech, Ravago, Sertrans, TE Connectivity, TUBITAK, Vibracoustic, Wagner Kablo zirvede yer alacak firmalar arasında. Otomotiv sektörü ve etrafındaki sektörler bir araya geliyor Dünya Otomotiv Konferansı’na önde ge - len otomotiv üreticilerinin yanında otomotiv sektörüyle bağlantılı, teknoloji şirketleri, yan sanayiler, demir-çelik, sigorta, finans, mü - hendislik sektörlerinden katılımlar gerçekle - şiyor. Üst düzey ve çeşitli katılımlarla birlik - te, sektörler arası iş birliği yapma ve katma değer sağlama fırsatı bulunuyor. Zirvenin sponsorları, konuşmacıları ve prog - ramı için: www.dunyaotomotivkonferansi. com Dijital Biz 42 Dijital Biz 43

Sayfa 44 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Dijitalleşme Otomotiv Sektörünü Nasıl Değiştiriyor? Dr. Demet KARAALİ Mercedes-Benz Türk A.Ş. Mercedes-Benz Türk Otomobil ve Hafif Ticari Araçlar IT Grup Yöneticisi 21. yüzyılda dijitalleşme kavramı dijital teknolojilerin iş hayatına ve günlük hayata uyumlu hale getirilmesiyle, iş modelleri ve yaşam tarzlarını yeniden şekillendiriyor. Teknoloji çağının getirdiği değişiklikler müşterilerin deneyim süreci ve satın alma davranışlarını etkilemenin yanı sıra, firma- ların rekabet avantajı elde etmeye çalış- tıkları bu süreçteki iletişim yöntemlerini, iş süreçlerini ve iş tanımlarını da etkiliyor. Mercedes-Benz Türk olarak otomotiv sektöründeki mevcut konumumuzu yeni- den tanımlamakta, iş modellerimizin ve süreçlerimizin çevik anlayış ve DevOps felsefesi ile şekillendirmekteyiz. Ayrıca iş tanımlarımızı uygulamakta olduğumuz yeni teknolojilere göre gerçekleştiriyoruz. Otomobilin mucidi olan markamızı farklı alanlarda da öncü konuma taşıyacak Bü- yük Veri’nin daha anlamlı bilgiye dönüştü- rülmesinden, ürünlerimizin birbiri ile etkin iletişim kurabileceği Nesnelerin İnterne- ti’ne, müşterilerimizin daha hızlı cevaplar alabilmesine olanak tanıyan Yapay Zekâ teknolojisinden, iş süreçlerimizde bizlere destek olan Robot Teknoloji’sine kadar birçok alanda yatırımlarımıza devam edi- yoruz. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? İstanbul Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği lisansını takiben yine İTÜ’den Endüstri Mühendisliği bölümünden 2009 yılında almış olduğum doktora derecem bulunmaktadır. 20 yıla yakın otomotiv ve IT alanında iş te- crübesine sahibim. Mercedes-Benz Türk A.Ş. / Mercedes-Benz Otomobil ve Hafif Ticari Araçlar IT Grup Yöneticisiyim. Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Mercedes-Benz Türk olarak dijital dönüşüm stratejilerimiz, aslında şirketimizin üst düzey yöneticilerinden tüm çalışanlarımıza herke - sin benimsemiş olduğu şu felsefe üzerine kuruludur: “Dijitalleşme markamız için oto - mobilin icadından sonraki en büyük zengin - liktir”. Dijital dönüşüm, otomotiv sektöründe köklü değişikliklere yol açmıştır ve bu dönü - şüm devam etmektedir. Bu nedenle, yarının mobilitesini aktif olarak şekillendirmemiz, trendleri ve geleceğe odak olan teknoloji - lerimizi müşterilerimizin bireysel ihtiyaçları - na uygun olarak eşleştirmemiz gerektiğini biliyoruz. Böylece müşterilerimizin, ürünle - rimizin, çalışanlarımızın, paydaş ve tedarik - çilerimizin dâhil olduğu tüm değer zincirini sistematik bir biçimde dijitalleştirmekteyiz. Dijitalleşmeye odaklanırken, insan her za - man önceliğimizdir. Dijitalleşmeyi müşterile - rimizin bakış açısından izlemeliyiz ki onlara günlük hayatlarını kolaylaştırabilecek dijital hizmetler sunabilelim. Bunun en güzel ör - neklerinden biri; müşterilerimizin araçları ile daha rahat ilişki kurmasını ve aracını mobil ortamda yönetmesini sağlayan dijital hizme - timiz MercedesMe Connect. Dijitalleşmenin sunduğu fırsatları çalışan - larımızın iş yaşamını kolaylaştırmak için de kullanıyoruz. Örneğin, çalışanlarımız sanal toplantı odaları ile kolayca toplantılarını yapabiliyor ve aradıkları birçok bilgiyi kurum içi sosyal ağımız yardımıyla bulabiliyorlar. Dijitalleşmenin sunduğu fırsatları optimize etmek için mevcut yapımızı ve süreçlerimizi değiştiriyoruz. Hedefimiz, dijital sektörün hız ve risk alma kültürünü, şirketimizin mükem - mellik ve yenilikçi yeteneği ile başarılı bir şekilde birleştirmek. Mercedes-Benz Türk olarak, dijital dönü - şümü şirketimizin geleceği olarak görmek - teyiz. Özellikle en önemli hedefi otomotiv sektörünün dijital lideri olmayı amaçlayan şirketimizin, hem uzun dönemli bir değişimi temsil ettiğini hem de otomotiv sektöründe rekabette önde kalmamızı sağladığını söy - leyebiliriz. IT olarak bu dönüşümü sadece sahip olduğumuz derin teknoloji ve yazılım bilgisini kullanarak değil, aynı zamanda müşterilerimizi anlayıp otomotiv sektörünü tekrardan şekillendirmeye çalışarak Dijital Biz 44 Dijital Biz 45

Sayfa 46 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj sürdürüyoruz. Bunu sağlamak için de en temelde IT stratejimizi “Veri, yeni bir yakıt kaynağıdır” sloganı ile veri üzerine kurduk. Dijitalleşmeyle birlikte bugün çok büyük mik- tarda veriye erişebiliyor, verilerin analizi ile müşterilerimizi daha iyi anlayabiliyor, müş- terilerimizle daha anlamlı ilişki kurabiliyoruz. Temel stratejimiz çerçevesinde daha hızlı aksiyonlar aldığımız ve teslimatlar yaptığımız çevik yaklaşımı ile süreçlerimizi ve projeleri- mizi başarıyla yürütüyoruz. Ayrıca, finansal hizmetler, satış, satış sonrası hizmetler ve dijital ortamlara bağlantılı (connected) araç- larımız gibi tüm temas noktalarında tek bir müşteri deneyimini sunan, veri odaklı strateji- ler geliştiren, tüm süreçlerde dijital mühendis- lik ve üretime odaklanarak hız ve verimliliği arttıran, çalışanlarını yerel ve global iş birli- ğine teşvik eden, onları karar almaları nokta- sında destekleyen bir yapıya geçtik. Strateji- lerimizi uygularken yeni teknolojileri ve farklı yöntemleri de kapsayarak şirketimize iki kat hız katacak Özgür ve Açık Kaynak Yazılım, Cloud&DevOps, API (Uygulama Programla- na Arayüzü) Mimarisi, Kimlik ve Erişim Yö- netimi gibi ortak önceliklere odaklanıyoruz. Organizasyon yapımızı da dikey organizas- yondan, öncelikle proje organizasyonuna ve şimdilerle Swarm ekiplere dönüştürmekteyiz. Özetle belirttiğimiz hedef ve stratejide diji- tal dönüşümün rüzgârını arkamıza alarak otomobilin mucidi olan markamızın rolünü otomotiv üreticiliğinden “ağlı mobilite hizmet sağlayıcısına” doğru taşımaktayız. Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir? Öncelikle “Büyük Veri” konusundan bah- setmek istiyorum, çünkü Dijital Dönüşüm konusundan bahsederken tüm strateji ve ilkelerimizin temelinde “Veri yeni bir yakıt kaynağıdır” felsefesinin yer aldığını ifade etmiştik. Her gün yaptığımız yazışmalar, kul- landığımız haritalar, sosyal medya paylaşım- ları, akademik yayınlar, GPS sinyalleri, oto- mobilimizin ürettiği sürüş verileri gibi birçok örneğini sıralayabiliriz. Veri bir yakıt türüdür, çünkü veri olmadan hareket etmek mümkün değil. Bu sebeple sadece mevcut imkânlarla elde edilmiş veriler ile kısıtlı kalmamayı, yeni veriler elde etme - mizi sağlayacak kaynaklara da yatırımları - mızla ulaşmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda hem küresel ölçekte hem de kendi paza - rımızda birçok farklı kanaldan toplamakta olduğumuz verileri uygun veri analiz uygu - lamaları ile anlamlı ve kullanılabilir veriler haline getirerek iş birimlerimize sunmakta - yız. Bu sayede müşterilerimizi ve paydaş - larımızı daha iyi anlayarak kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetlerimizle hem onların daha mutlu bir şekilde bu süreci tecrübe etme - lerini sağlayıp, hem de şirketimizin perfor - mansına katkıda bulunuyoruz. Sadece son kullanıcı özelinde değil, dağıtım kanalımı - zın önemli taşıyıcısı ve müşterilerimizde markamızın yüzü olan bayilerimize de günlük, hatta anlık olarak veriyi kullana - rak pazarlama stratejilerini belirlemelerine olanak sağlayacak uygulamalar sunu - yoruz. Veriyi diğer teknolojilerin önünde tutmamızın en önemli sebeplerinden birisi de hemen hemen hepsi için bir girdi görevi görmesidir. Sonrasında dünyayı değiştirmekte olan teknolojiler için Otonom Sürüş, Yapay Zekâ ve günlük hayatımızda iş arkadaşı olarak bizlere yardımcı olarak Robotik Süreç Otomasyonu’nu sıralayabiliriz. Mer - cedes-Benz Türk, ana şirketimiz Daimler ve iştirakleri olarak “ağlı mobilite hizmeti sağlayıcısı” konumuna geçmek amacıyla bu alanda öncü yatırımlar ve iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. Uzun zamandır yatırım yaptığımız pro - jemiz; CASE (connected, autonomous, shared&services, electric) geleceğin araç - ları alanına verdiğimiz önemi fazlasıyla gösteriyor. Bu bağlamda şirketimiz araç - larımızın konforlu, güvenli ve eğlenceli bir biçimde bağlanabilen, otonom sürüş özelliğine sahip, paylaşım imkânı veren ve farklı hizmetleri sunan elektrikli araçlar olmasını hedeflemektedir. Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektörünün ve otomotiv sektörünün geleceği hakkın- da öngörüleriniz nelerdir? Günümüzde endüstri 4.0 ile tüm dünyayı etkisi altına alan büyük veri, otonom sürüş, nesnelerin interneti, yapay zekâ, robotik teknoloji, siber güvenlik, arttırılmış gerçek- lik ve bulut bilişim gibi teknolojik gelişmeler hayatımızda yer ediniyor. Dünyada bilişim sektörünün büyümesini aslında peraken- de, telekomünikasyon, bilişim ve bankacılık sektöründe yer alan firmaların en değerli markalar listesinin en üst noktasına çıkmala- rı ile görebiliriz. Bu firmaların kimisi bundan 15 yıl önce henüz kurulmamıştı ya da kimse tarafından bilinmiyordu, ancak dijital dönüşü- mün insanın sosyal hayatını değiştirmesiyle birlikte bugün en değerli markalar içerisinde yer alıyor. Hem Türkiye’de hem de dünyada insanların sosyal yaşamları değiştiğinden, bilişim sek- törü çerçevesinde sanal dünyada insanların yaşamlarını kolaylaştıracak ürün ve hizmetle- rin artacağını düşünüyorum. İnsanlar özellik- le otomotiv sektöründe paylaşım kültürünün daha yaygın olduğu, mobil olarak seyahat planlama dâhil birçok hizmete erişebildiği, otonom sürüş özelliğine sahip ve daha yük- sek teknolojili, birbirine bağlı otomobillerin var olduğu bir eko sisteme dâhil olmaktadır- lar. 133 yıldır otomotiv sektöründe öncü ve lider bir firma olarak teknoloji ve bilişim hizmet- lerini öncelikle kendi ürün ve hizmetlerimizi müşteri odaklı bir biçimde farklılaştırmak için kullanıyoruz. Ancak artık bu yetkinliğe sahip olmakla birlikte sadece kendi alanımızda sı- nırlı kalmayıp ve yine otomotiv sektörüne de temas eden farklı alanlarda iş birliği ve çalış- malar yapıyoruz. Dijital Biz 46 Dijital Biz 47

Sayfa 48 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj Nesnelerin İnterneti konusunda görüş - leriniz nelerdir? Şirketiniz Nesnelerin İnterneti konusunda ne gibi çalışmalar yürütmektedir? Nesnelerin interneti teknolojisi özellikle yüksek teknolojili ürünler üretmemiz ve son kullanıcıya temas ettiğimiz Mercedes me connect, car2go, Mytaxi gibi birçok uygu - lamanın portföyümüzde yer almasından ötürü şirketimiz adına stratejik uygulama alanlarından birisi. Özellikle son endüstri çağının başlaması ile birlikte milyonlarla ifade edebileceğimiz internete bağlı cihaz - ların sayısı günümüzde milyarlar seviyesin - de. Bu nedenle tüketiciler için nesnelerin interneti uygulamaları özellikle giyilebilir ürünlerde, araçlarda, akıllı cihazlarda, akıllı evlerde ve birçok alanda hızla artıyor. Endüstriyel olarak bakacak olursak, üretim, akıllı şehirler, bayiler, filo yönetimi, akıllı bi - nalar ve kamu hizmetleri gibi birçok alanda uygulanıyor. Bu temelde birçok farklı star - tup ile hem küresel ölçekte hem de Türkiye pazarında çalışmalarımız devam ediyor. Küresel ölçekte devam eden uygulamalar arasında 2017 yılından beri geliştirmekte olduğumuz “Akıllı Vale” uygulamasını gösterebiliriz. Bu sayede aracınız sürücüsüz bir şekilde uygulama içerisinden bir komut ile kendi kendine park yeri bulabiliyor ve park işlemini ta - mamlıyor. Sonrasında tekrardan teslim almak istediğinizde aracı bulunduğunuz yere çağırabiliyorsunuz. Türkiye’de şu anda devlet ve özel sektör destekli gelişim programları bulunuyor. Üretimde ağırlıklı olmak üzere lojistikten sağlığa, teleko - münikasyondan inşaat sektörüne birçok alanda farklı örneklerini görmekteyiz. Şirketler nesnelerin interneti uygulamaları için yatırım miktarı payını Bilgi Teknoloji içerisinde arttırıyor. Ana şirketimiz Daimler ve Mercedes-Benz Türk olarak bu bağlam - da müşterilerimize en uygun ürün ve hiz - metleri sunmak adına, bayilerimizde daha etkin ve hızlı bir şekilde ihtiyaç duyulan bilgiye ve hizmete erişimini sağlamak için önümüzdeki süreçte de yatırımlarımıza devam edeceğiz. Dijital Biz 48 Dijital Biz 49

Sayfa 50 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Röportaj API (Uygulama Programlama Arayüzü) konusunda görüşleriniz nelerdir? Şirke - tiniz API konusunda ne gibi çalışmalar yürütmektedir? Uygulama Programlama Ara yüzü (API) özellikle farklı uygulamalardan ihtiyaç duy - duğunuz verilerin ve özelliklerin esnek bir biçimde entegre edilmesine olanak sağladı - ğından kullanım alanları hem dünyada hem de şirketimiz içerisinde artıyor. Daimler bünyesinde mevcutta yer alan uygulamalar da dâhil olmak üzere yeni geliştirilmekte olan birçok uygulama artık API uyumlu olarak geliştiriliyor. Mercedes-Benz Türk olarak küresel ölçekte iç ve dış paydaşların kullanımı, startupları desteklemek ve ino - vatif uygulamaları görmek amacıyla birçok uygulama servisini kamuya açık bir biçim - de sunabileceğimiz API platformu oluştur - duk. Geliştirdiğiniz bir uygulamanıza araç konfigüratör servisini, bayi ve satış sonrası hizmet ortaklarımızın bilgilerinin yer aldığı servisi, araç resimle - rinin yer aldığı servisi ve daha birçoğunu API’lar yardımıyla kolayca entegre edile - biliyor. Daimler bünyesinde yürütmekte olduğumuz hemen her uygulama aslında bir diğer uygulamaya bağımlı diyebiliriz, bu nedenle yeni bir uygulama geliştirdiğimiz - de ya da yeni bir bilginin değişimine ihtiyaç duyduğunuzda mevcut ara yüzde değişiklik talep etmek hem çok fazla zamanımızı al - makta hem de maliyet olarak da sürecimizi etkiliyor. Kısacası API’lar sizin bir alanda kısıtlanmanıza çözüm olarak ne zaman ve nasıl değişiklik yapma ihtiyacınıza esnek olarak cevap verebiliyor. IT olarak uygulama ve süreçlerimizde API teknolojisinden faydalanmanın yanı sıra, 2019 yılında verdiğimiz stratejik bir kararla API alanında önemli bir atılım yapmakta - yız. Global anlamda hizmet sunacak ve Daim - ler bünyesinde var olan uygulamaların API servislerini geliştirecek bir ekip kuruyoruz. Aldığımız bu stratejik karar bizi teknolojiyi kullanan müşteri rolünden, bu teknolojiyi farklı ürün ve hizmetler için dünyanın fark - lı noktalarındaki kullanıcı ve geliştiricilere sunan bir role taşıyor. Üstlendiğimiz bu rol ile gelecekte dijital dönüşümün içerisinde nasıl yer alacağımızı da vurgulamış oluyo - ruz. Bugün şirketimiz Daimler bünyesinde stratejik olarak benzer sorumlulukları alıp, alanında uzman çalışanları ve üstün başa - rıları ile bir AR-GE üssü haline getirdiyse, IT olarak Bilgi Teknolojileri üssüne çevire - bilme olanağına sahip olacağımıza inanıyo - ruz. Dijital Biz 50 Dijital Biz 51

Sayfa 52 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Deloitte tarafından bu yıl dokuzuncusu hazır- lanan ‘2019 Küresel İnsan Kaynakları Trend- leri’ raporu yayımlandı. İnsan Kaynakları ve iş dünyasından 10.000 yöneticinin görüşleriyle hazırlanan ‘Sosyal girişime liderlik etmek: İnsana odaklanarak yeniden icat etmek’ başlıklı 2019 Küresel İn- san Kaynakları Trendleri raporunda Deloitte, çalışanlar için kimlik ve anlam oluşturulma- sına yardımcı olunması kapsamında; iş gücü ile etkileşim kurma, motive etme ve dene- yimleri kişiselleştirme de dahil, organizas- yonların, kendilerini nasıl yeniden icat edebi- leceklerine yönelik yöntemleri araştırıyor. Araştırmaya katılanlar, sosyal girişimin rolünün her zamankinden daha önemli olduğunu belir- tirken sosyal girişime liderlik etme ile organizas- yonun finansal performansı arasında pozitif bir bağlantı olduğunu ifade ediyor. Endüstride öncü konumdaki sosyal işletmelerin yüzde 73’ü, 2019’da, 2018’e nazaran daha etkili bir iş büyü- mesi beklerken, bunların yüzde 55’i için, sosyal girişim bir öncelik taşımıyor. Ancak, yüzde 19’u organizasyonlarının, bir sosyal işletme olarak olgunluk döneminde, ‘endüstri liderleri’ oldukla- rını belirtiyor. Yüzde 44’lük bir oran ise, bugün, sosyal girişim konularının, organizasyonları için, üç yıl öncesin- den daha önemli olduğunu ifade ederken yüzde 56’lık bir kesim de, gelecekteki üç yıl içerisinde, daha da önemli olmasını bekliyor. Deloitte Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri Lideri Cem Sezgin raporda öne çıkan başlıkları şu şekilde yorumlu- yor: “Çalışanları odağa almayı işletmeler göz ardı etmemeli… Teknolojik gelişmeler, şirketlere reka- bet avantajı sağlarken, iyi yönetilmediği takdirde, çalışanların iş yerlerinde kimliklerini, aidiyetlerini kaybetmelerine yol açabiliyor. Rapor, şirket içinde sürekli öğrenme, kişisel gelişime yönelik fırsatlar oluşturma, insan kaynağı yaklaşımlarını yeniden keşfetme ihtiyacını ortaya koyuyor. Türkiye’ye iliş- kin verileri değerlendirdiğimizde ise; İnsan Kaynağı Bulut sistemleri, İnsan Deneyimi ve Öğrenme ilk 3 sıradaki trend olarak karşımıza çıkıyor. Küresel olarak ortaya çıkan sonuçlardan farklı olarak ise Türkiye’deki kurum ve kişiler raporda ortaya çıkan 10 trende global rakipleri kadar hazır değiller. Kurumların bu trendlere hazır olmaması, değer- lendirmemesi ise uzun vadede nitelikli iş gücü bulma anlamında problemler yaşamalarına sebep olacaktır. İş gücünün geleceği Araştırmaya göre; organizasyonların, sosyal girişimi etkili bir şekilde yönetmenin yollarını arar- ken, işi yeniden yapılandıran güçlere ve iş gücüne yönelik göstergelere -hem yapı, hem de kabiliyetler bakımından- adapte olmaları, bu arada da, çalı- şanlar için, anlam verici bir deneyimi yerleştirmeleri gerekiyor. Katılımcıların yüzde 86’sı, insanların öğrenme yön- teminin değiştirilmesinin önemli olduğunu belirtiyor. 2019 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri yeni yetkinlikler bu trendin neden önemli oldu- ğunu ortaya koyuyor. Öğrenme küresel olarak 2019’un 1 numaralı trendi olarak ortaya çıkar- ken Türkiye’de ise yüzde 83’lük oranla üçüncü sırada yer alıyor. Önde gelen organizasyonlar, öğrenmeyi, sadece iş akışına değil, hayatın akışına da entegre edecek yeni araçlara ve insanların sürekli beceri geliştirme ihtiyaçlarına yönelik yatırım yapıyor. Diğer yandan, öğren- meye vurgu yapılmasına rağmen, araştırmaya katılanların sadece yüzde 10’u, bu konuyu ele almaya ‘çok hazır’ yüzde 36’sı ise “hazır” oldu- ğunu belirtiyor. Türkiye’de ise bu trend için ‘çok hazır’ ve ‘hazır’ olanların oranı sadece yüzde 28. Araştırmaya göre profesyonellerin yüzde 64’ü, otomasyonun insan kaynakları alanında önemli ya da çok önemli olduğunu ifade ediyor. Otomasyon teknolojilerinin şirketlerce benim- senmesi mevcut işlerin daha dijital, veri odaklı multidisipliner işlere dönüşmesine sebep oluyor ve sürekli öğrenme ihtiyacını arttırıyor. Ancak bu teknoloji lerden gerçek anlamda faydalana- bilmek için de organizasyonların işleri, insan boyutunu ortaya çıkaracak şekilde yeniden tasarlamasını gerekti riyor. Bu yeniden tasarım sonucunda da geleneksel işlerle entegre rollerle birleştiren ‘süper işler’, ortaya çıkıyor. Araştırma- ya göre global olarak süper işlerin yüzde 66’lık oranla trendler arasında 8.sırada yer alırken Türkiye’de yüzde 74 ile 7. sıradaki trend olarak karşımıza çıkıyor. Organizasyonun geleceği Araştırmaya katılanların yüzde 49’u çalışanla- rının/meslektaşlarının, işlerinin tasarımından memnun ya da çok memnun olduğuna ve yüzde 42’si, çalışanlarının, günlük çalışma uygulama- larından memnun ya da çok memnun olduğuna inanıyor. Organizasyonlar, çalışanlarının işlerini desteklemek üzere teknoloji temin etmenin yollarını ararken, yanıt verenlerin sadece yüzde 38’i, işle ilgili mevcut araçlar ve teknolojilerden memnun ya da çok memnun olduklarını ifade ediyor. Sonuç olarak, yanıt verenlerin sade- ce yüzde 38’inin, işlerinde, iyi kararlar verme konusunda, yeterli özerkliğe sahip olduklarını düşünmeleri, işlerin neden yeniden icat edilmeri konusunda önemli bir kanıt ortaya koyuyor. Ankete yanıt verenlerin yüzde 81’i ‘21. yüzyılın liderlerinin’ kendine özgü zorluklar ve ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldığına inandığını ifade ediyor. Bu da, organizasyonlar için, organizasyon içerisinde liderler bulma ve geliştirmenin önemine dikkat çekiyor. Yeni liderlerin içeriden geliştirilmesi; etki bırakarak yönetmek, şeffaflığı yaymak ve daha iş birlikçi ve bağlantılı bir dünyada zenginleşmek de dahil, kritik becerileri daha iyi hale getirmekte çalışanlara yardımcı olabilir. Bu değişimin altında, geleneksel hiyerarşik organizasyonel modelin yeniden icat edilmesinin sürmekte olması yatıyor. Ankete yanıt verenlerin üçte biri organizasyonlarının, şu anda hiyerarşik bir çerçevede, çoğunlukla ekipler halinde işle- mekte olduğunu ifade ederken, yüzde 46’sı da, kısmen ekip çalışmasına dayalı hareket ettikle- rini belirtiyor. Ancak, üst yöneticilerin, araçların, kültürlerin ve teşviklerin çoğu, halen, ekibe dayalı modeli uygulamaya koymak ve desteklemek konusunda mücadele veriyor. Yeni teknolojinin ortaya çıkması ile birlikte, organizasyonlar, artık veri ve fikirleri, bu değişimi tamamlamak için kullanabiliyor. İK’nın geleceği İşletmenin her yerinde gerçekleşen bir yetenek hareketliliği, son derece önemli hale geliyor. Ankete yanıt verenlerin dörtte üçü kariyerler ve iç hareketliliğe yönelik yeni araçların ve modellerin önemli ya da çok önemli olduğunu belirtiyor. Ha- reketliliğin de ötesinde, organizasyonlar, bulutun temin ettiği teknolojiyi, bir varış yeri olarak değil, bir fırlatma rampası olarak görmeleri gerektiğini keşfediyor. Ancak, İK teknolojisine milyarlar ya- tırılmasına rağmen, yanıt verenlerin yüzde 65’i, bu teknolojinin, genel hedeflere ulaşmalarında yetersiz olduğunu ya da sadece orta düzeyde yeterlilik taşıdığını ifade ediyor. Yeni yetenek yaklaşımları ile birlikte, birçok organizasyonun, çalışanlarına ücret ödeme ve ödüllendirme şeklinin demode hale geldiği ortaya konuyor. Bugün, ankete yanıt verenlerin sadece yüzde 11’i, ödül sistemlerinin, organizasyon he- defleriyle, büyük ölçüde paralel olduğunu belir- tirken, neredeyse üçte biri, çalışanlarının, hangi ödüllere değer verdiğini bildiklerini düşünmüyor. Dijital Biz 52 Dijital Biz 53

Sayfa 54 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber reat Place to Work Enstitüsü, Türkiye’nin En İyi İşverenleri Araştırmasında listeye giren şirket- lerle “Inspiring the Excellece Series” etkinliği düzenliyor. Katılımcılara ilham vermeyi amaçla- yan son etkinlik, Viessmann Türkiye bünyesin- de gerçekleştirildi. Üst düzey yönetimin ve İK yöneticilerinin katıldığı etkinlikte Viessmann’ın ilham veren insan yönetimi uygulamaları ve fark yaratan şirket kültürü hakkında bilgi verildi. Great Place to Work’ün 13 ülkeyi kapsayan “Avrupa İnsan Kaynakla- rı” araştırmasına göre, 2022 yılında İK alanında yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması öngörülüyor. Bu dö- nüşümle; performans değerlendirme- leri, yetenek yönetimi gibi süreçlerde önemli değişimler yaşanacak. İnsan Kaynakları Süreçlerinde Yapay Zekâ Kullanılacak Kurumun Manisa’daki fabrikasında gerçekleş- tirilen etkinlikte Viessman Türkiye’yi başarıya taşıyan uygulamalar, kurum kültürü dönüşümü ve Türkiye’nin En İyi İşverenleri araştırması hak- kında ayrıntılar aktarıldı. Şirketler yönetici-çalışan arasındaki güven duygusuna yatırım yapıyor Güven üzerine inşa edilen yapıların her zaman ayakta kalacağına dikkat çeken Great Place to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, “Great Place to Work olarak bakış açımızı, mil- yonlarca çalışana anket uygulayarak ve dünya çapında binlerce işvereni araştırarak oluşturduk. Şirketlere mükemmel bir iş yeri kültürü oluştur- maları, bunu sürdürmeleri ve ölçebilmeleri için yardımcı oluyoruz. Deneyimlerimiz yüksek per- formanslı şirketlerin; çalışanların saygı ve takdir görmesini, birbirleriyle uyum içinde çalışan güçlü bir takım ruhunun oluşturulmasını, şeffaf şekilde bilgi paylaşılmasını ve yapılan işten gurur duyul- masını teşvik eden yüksek güven kültürü üzeri- ne kurulduğuna işaret ediyor. Faaliyet gösterilen sektörler, pazar dinamikleri, uzmanlık alanları, ürün veya hizmetler farklı olsa da şirketler için prensip daima güçlü bir güven temeli inşa et- mek.” dedi. İşe alım ve performans değerlendirmeleri değişecek Great Place to Work’ün 13 ülkeyi kapsayan “Avrupa İnsan Kaynakları” anket sonuçlarına değinen Toprak, “İşe alım sürecinde büyük bir değişim bizi bekliyor. Üst düzey yöneticiler ve İK direktörleri 2022 yılında yapay zekâ çözümle- rin işe alım sürecinde yaygınlaşacağını öngö- rüyorlar. Bu dönüşümle; işe alım, performans değerlendirmeleri, eğitim, yetenek yönetimi, koçluk gibi pek çok sürecin daha verimli bir şekilde yönetilmesi bekleniyor.” açıklamasın- da bulundu. Teknoloji kaçınılmaz ama çalışan bağlılığı- nın önemi değişmiyor Araştırmaya göre şirketlerin önceliklerinin de değiştiğine dikkat çeken Toprak, “Şirket- lerin 2022 yılı için önceliklerinde ise değişen şartlara uyum sağlamak ve şirketlerin çevikli- ğini artırmak birinci sırada yer alıyor. Yapılan araştırma doğrultusunda organizasyonel öğ- renme, yatırımların geri dönüşümü, çalışan bağlılığı, yeni teknolojilerin kullanımı, liderlik gelişimi ve veri analizi şirketlerin 2022 yılın- daki öncelikleri arasında yer alıyor.” bilgisini verdi. En önemli değişim dijital hayat ve payla- şım ekonomisi Etkinlikte iş dünyasının başarı algısının da değişmekte olduğu gerçeğinin altı çizildi. Gelecekte iş yeri kültüründe en önemli deği- şimlerin, dijital yaşam, paylaşım ekonomisi, hizmetlerin transformasyonu konularında olacağı bilgisi paylaşıldı. Ayrıca yapay zekâ, sanal gerçeklik 3D teknolojileri, bulut bilişim, giyilebilir teknolojiler gibi unsurların yeni geli- şen ekonomiler açısından kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Dijital Biz 54 Dijital Biz 55

Sayfa 56 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Asya ve Latin Amerika’nın gerisinde kaldık 2018 yılında yapılan “Türkiye’nin En İyi İş- verenleri Benchmark” araştırmasında En İyi İşverenler listesine giren şirketlerde yönetici- çalışan güven oranının yüzde %82 olduğunu, 2019’da bu oranın %87’ye yükseldiğini belirten Pekgüzel, “Ülkemizdeki yönetici-çalışan gü- ven oranı yükselmesine rağmen Asya ve Latin Amerika’nın gerisinde kaldı. Asya ülkelerinde liste şirketlerindeki çalışanların yöneticilerine duydukları güven oranı %88. Latin Amerika’da ise çalışanların %90’ı yöneticilerine güveniyor.” açıklamasında bulundu. İlaç sektörü önde Türkiye’de yaptıkları araştırmada, ‘Genel olarak buranın çok iyi bir iş yeri olduğunu söyleyebili- rim’ diyen çalışanların sektörel dağılımını da 2019 yılında yapılan “Türkiye’nin En İyi İşverenleri Benchmark” araş- tırmasına göre çalışanların yüzde 87’si yöneticisine güveniyor. Asya ülkelerinde bu oran yüzde 88, Latin Amerika’da ise yüzde 90. KalDer Ankara Şubesi tarafından düzen - lenen İnsan Kaynakları Kongresi “Arayış” teması ile Ankara’da gerçekleşti. Etkinli - ğe katılan Great Place to Work Enstitüsü Müşteri Çözümleri Takım Lideri Burcu Pekgüzel, çalışanlar için güven ve ye - nilikçiliğin en önemli değerler olduğunu söyledi. Şirketlerin değişen önceliklerine dikkat çeken Pekgüzel, insan kaynakları departmanlarının gündeminde değişen şartlara uyum sağlamak ve çevikliği artır - mak olduğunu aktardı. Z Kuşağı Esnek Çalışmada Israrlı analiz ettiklerini ifade eden Pekgüzel, “İlaç sektörü bu konuda %80 ile ilk sırada yer alırken, profesyonel hizmetler %77 ile ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırayı %76 ile bilgi teknolojileri ve üretim-imalat sektörleri alırken, perakende sektörü %73’lük oranına sahip.” dedi. Güven kültürü, bağlılık ve çalışan-yönetici iletişimi başarıyı belirliyor 2019 yılında yapılan “Türkiye’nin En İyi İşveren- leri Benchmark” araştırmayla ilgili sonuçları de- ğerlendiren Great Place to Work Türkiye Müşteri Çözümleri Takım Lideri Burcu Pekgüzel, güven kültürü ve değişime ayak uydurmanın şirketler açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Pekgüzel, şunları söyledi: “Araştırmamızda özel- likle kriz ortamının yaşandığı süreçlerde güven kültürünün şirketlerin başarısında ne kadar önemli olduğunu gördük. Ortaya çıkan rakamlar, Asya ve Latin Amerika’yla kıyaslandığında bu yol- da alınması gereken bir yol olduğu gerçeğini orta- ya koyuyor. Güven kültürünün inşası, çalışanların iş yerlerine olan bağlılıkları, çalışanlarla yöneticiler arasındaki iletişimin sağlıklı kurulması kurumların başarısı açısından kritik öneme sahip.” Z kuşağının iş hayatına bakışı X ve Y’den farklı Araştırmaya göre, iş dünyasının yeni oyuncusu Z kuşağı, X ve Y kuşaklarına göre çalışma hayatı- na daha farklı bakıyor. Z kuşağının kurumlardan en belirgin beklentileri, esnek çalışma olanakları, bina ve ofislerin fiziksel şartları, topluma değer katma biçimleri ve sosyal olanaklar ile yan hak- lar. X ve Y kuşağı ise iş hayatında işverenlerden samimi ve dostça bir çalışma ortamı, son çare olarak işten çıkartılma ve işini doğru yapabilmesi için gerekli kaynak ve donanımın sağlanmasını talep ediyor. Dijital Biz 56 Dijital Biz 57

Sayfa 58 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Yazar Zafer KÜÇÜKŞABANOĞLU Genç TABA AmCham Başkan Dipnot: Ülkemizde yeni nesil gençlerin siyasette aktif olacağı günler temenni- siyle… Yeni Nesil Siyasetçi: Alexandria Ocasio Cortez Yazılarımı çoğunlukla olduğu gibi yeni nesil gençler ve bu kitleyi il- gilendiren konularla ilgili yazmaya gayret gösteriyorum. Bu yazımda da size yeni nesil siyasetçinin ilk örneği olan bir isimden bahsede- ceğim. Alexandria Ocasio Cortez… Kimdir bu Alexandria Ocasia Cor- tez diye merak ediyorsanız, gelin size anlatayım. Öncelikle 29 yaşında olduğunu söyleyeyim. Kendisi Y kuşağı ka- tegorisine giren genç bir siyasetçi. ABD ismini duyunca Alexandria Ocasio Cortez’in zengin birisi olduğunu düşünüyorsanız, yanı- lıyorsunuz. Annesi Porto Riko’lu, babası ABD doğumlu. 2011 yılın- da babasını kaybettikten sonra annesi temizlikçi ve otobüs şoförü olarak çalıştı. Bu sırada Ocasio Cortez ise garsonluk ve barmenlik yaparak geçimini sağlıyordu. Bos- tan Üniversitesi’nde ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanında da dereceler alarak mezun olmuştu. Gelelim Ocasio Cortez’in siyasi hayatına… İlk önce üniversitede okuduğu yıllarda Senatör Ted Kennedy’nin ofisinde çalıştı. Daha sonra da Bernie Sanders’in kampanyasın- da çalışarak, az da olsa siyasi tecrübe kazanmıştı. Siyasi tec- rübesi sadece bundan ibaretti. Demokratların saflarında New York’ta siyasete girmeye karar veren Ocasio Cortez’in ilk rakibi Demokratların emektar siyasetçisi, 10 dönemdir koltuğunu koruyan Joe Crowley idi. Seçim kampanyasında hayatında ya- şadığı mücadelesini sürecini sık sık vurgulayan Ocasio Cortez, Temsilciler Meclisi ön seçimlerinde Crowley’i yenilgiye uğratarak tarihe geçti. Daha sonra da adım adım ilerleyerek ABD tarihinin en genç kadın Kongre Üyesi olarak Tem- silciler Meclisi’ne girmeyi başardı. Hem de New York gibi sembolleş- miş bir yerden... Peki Ocasio Cortez bunu nasıl başardı sorusuna gençlerin des- teğini alarak cevabını verirsek hiç de yanlış olmayacaktır. Özellikle de Z kuşağını (2000 yılından sonra doğanlar) arkasına alan Ocasio Cortez, bu kitleyi sosyal medyayı iyi kullanarak etkiledi diyebiliriz. Gençlerin en çok kullandığı Ins- tagram hesabı başta olmak üzere tüm sosyal medya hesaplarını aktif kullanan Ocasio Cortez, payla- şımlarında kısa, doğal ve samimi videolarla seçmenlere mesajlarını vererek, büyük bir takdir topladı. Bazen gençlerle dans ederken paylaşım da bulunuyor, bazen de çizgi roman karakteri olup, yeni nesil genç seçmenlerini etkilemeye çalışıyordu. Yazımı yazarken Oca- sio Cortez’in sosyal medyalarına baktım. Instagram’da 3,2 milyon, Twitter’da 3,9 milyon, Facebook ve Youtube hesaplarında da yüzbin- lerce takipçisi olduğunu gördüm. Daha şimdiden ABD’de Trump’tan sonra sosyal medyada en çok etkileşimi sağlayan kişi olduğunu okudum. Her geçen gün de sosyal medyadaki popülerliği artacak gibi gözüküyor Ocasio Cortez’in. Daha önceki yazılarımda da be- lirttiğim gibi Z kuşağı “Beni Kimse Anlamıyor” düşüncesine sahipti. Bu düşünceyi “Beni Anlayanlar da Varmış” anlayışına dönüştüren kişi tartışmasız Ocasio Cortez oldu. Yeni nesil gençlerin oy kul- lanmasıyla birlikte dünyadaki si- yaset hızla transformasyona yani değişim ve dönüşüme girmişti. Bu değişim ve dönüşüm yeni siyaset anlayışını, bu anlayışta yeni siya- set dilini ortaya çıkarmıştı. Ocasio Cortez, ortaya çıkan yeni siyaset anlayışını iyi analiz ederek, se- çimleri kazandı diyebiliriz. Gençlerle birlikte her yaş grubuy- la da iletişim kuran Ocasio Cor- tez, vaatleriyle de dikkat çekti. Va- atleri arasında ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kuruluşu’nu (ICE) kaldırmak, herkese ücretsiz sağlık hizmeti sunmak, asgari ücreti arttırmak, devlet okulların- da eğitimi ücretsiz hale getirmek, federal iş güvencesi sağlamak, adli adalet sisteminde reform yap- mak ve “Yeşil Yeni Sözleşme” ile 2035 yılına kadar yüzde yüz ye- nilenebilir enerjiye geçiş ve iklim değişikliği uyumunu sağlayacak politikalara öncelik verilmesi var- dı. Bu vaatleriyle toplumun büyük bir kesiminin desteğini de aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ocasio Cortez, ABD siyasetinde çok önemli bir yere geldi. Time Dergisi Alexandria Ocasio Cor- tez’i yılın en etkili 100 ismi ara- sında gösterdi. Trump ile Twitter üzerinden atışmaları sayesinde Trump’tan sonra sosyal medyada en çok etkileşimi sağlayan kişi ol- duğunu okudum. Her geçen gün Ocasio Cortez, ABD siyasetinde çok önemli bir yere geldi. Time Dergisi Alexandria Ocasio Cor- tez’i yılın en etkili 100 ismi arasın- da gösterdi. Trump ile Twitter üzerinden atışmaları sayesinde Dünya’da da tanınmaya başlayan önemli bir siyasetçi konumuna da ulaştığını söyleyebiliriz. Şimdiden geleceğin ABD Başkanı olarak Ocasio Cortez’in ismi sıkça ko- nuşulur oldu. ABD anayasasına göre ABD Başkanlık adaylığı için 35 yaş şartı var. Ocasio Cortez 2020’deki seçimlerde ABD Baş- kan adayı olamıyor. Lakin 2024 yılında ABD Başkan adayı olabil- me şartını yakalıyor. Ocasio Cor- tez 2024’te ABD’nin yeni Başkanı olabilir. Ne dersiniz? Ülkemizin geleceği için ABD ilişkileri önem- liyse şimdiden Ocasia Cortez ile iletişim kurmamız gerekmez mi? Bence gerekir. İlgililere duyuru- lur… Alexandria Ocasio Cortez etkisini ülkemizde henüz görmüş değiliz. Ülkemizin nüfusunun ne kadar genç olduğunu söylememize bile gerek yok. Ülkemizdeki yeni nesil gençlere tamamen hitap eden hiçbir parti ve lider olmadığını ra- hatlıkla söyleyebiliriz. Ülkemizdeki gençlerin “Beni kimse anlamıyor” düşüncesini yıkan partiler ve liderler henüz çıkmadı. Umarım ilerleyen günlerde çıkar. Çıkmalı- dır da. Yaptığımız analizlerde de bu durumu net bir şekilde görebi- liyoruz. Aday olma yaşı 18’e indi ama en son seçimlerde 18-29 yaş arası sadece 8 Milletvekilimiz TBMM’ye girebildi. 600 Milletve- kilinden sadece 8 kişi... Yorumu sizlere bırakıyorum! Bu veri bile bizlere ülkemizde halen gençlerin siyasette ciddiye alınmadığını, “Gençler bizim gele- ceğimizdir” düşüncesiyle sıramızı beklememiz gerektiğini göster- mektedir. 31 Mart yerel seçimlerinde sa- dece 1,2 milyon genç ilk kez oy kullandı. Yıllar geçtikçe seçimler- de oy kullanacak gençlerin sayısı çok önemli derecede artacak. O yüzden partilerimiz ve liderlerimiz yeni nesil gençleri önemsemek ve siyasette daha çok yer vermek zorundalar. Bu durumun tersi olursa da yeni nesil gençler, kendi partilerini ve liderlerini çıkartırlar. Benden söylemesi… Ülkemizde yeni nesil gençlerin siyasette aktif olacağı günler temennisiyle… Dijital Biz 58 Dijital Biz 59

Sayfa 60 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ve Marmara Üniver- sitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Deniz tarafından 516 kişinin katılımı ile yürütülen bir çalışma, kuşaklar arasında sosyal med- ya kullanımındaki farklılıkları ortaya koydu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğre- tim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya çağında kuşakları anlamaya yönelik geliştir- dikleri bir dizi ölçekten bir tanesi olan “Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği” (SMKÖ) ile yürüt- tükleri araştırmada 516 kişiden oluşan Baby Boomer, X, Y ve Z kuşaklarının sosyal med- ya kullanımlarında kendilerini orta seviyede Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eği- tim Fakültesi tarafından sosyal medya çağında kuşakları anlamak amacıyla gerçekleştirilen ve 516 kişinin katıldığı çalışma, kuşaklar arasındaki farklılıkla- rı ortaya çıkardı. Sosyal medya çağına uyum sağlayan orta yaş ve üzerinde- kiler, sosyal medyada en çok haber içeriklerini beğeniyor. Çalışmaya göre 1946-1964 arasında doğan Baby Bo- omer kuşağı Facebook kullanırken; X kuşağı (1965-1979 yılları arasında do- ğan) ve Y kuşağı (1980-1999 arasında doğan kuşak) en çok Instagram kullan- mayı tercih ediyor. Orta Yaş Üzeri Facebook, Genç Kuşak Instagram Kullanıyor yetkin bulduklarının ortaya çıktığını söyledi. Kendini en yetkin bulan, Y kuşağı Kuşakların sosyal medya kullanım seviyel- erinin farklılaşmasına bakıldığında, kendini en yetkin bulan kuşağın Y kuşağı olduğunu be- lirten Ünal, şunları söyledi: “1980-1999 yılları arasında doğan ve ölçeğin toplamında da fark yaratan Y kuşağının, Z kuşağına göre sos- yal medyada daha çok süreklilik sağladığı ve kendilerini yetkin buldukları belirlendi. Cinsiye- te yönelik yapılan incelemelerde 2000 yılı ve sonrasında doğan Z kuşağında farklılık bulun- du. Buna göre, Z kuşağı erkekleri aynı kuşak- taki kadınlara göre sosyal medya kullanımında kendilerini daha yetkin görüyor. Günlük sosyal medya kullanım sürelerine bakıldığında, günde üç saatten fazla sosyal medya kullanan Z ku- şağı bireyleri daha az kullananlara göre sosyal medya kullanımlarında daha fazla süreklilik sağlamakta ve kendilerini yetkin bulmaktadır. Z kuşağı, sosyal medya bağımlılığı riski altında Dördüncü saatten sonra sosyal medya kul- lanım seviyeleri değişiklik göstermiyor. Diğer yandan, internet bağımlılığı belirleyicilerinden birisi olarak geçirilen sürenin 4 saati geçmesi, kişinin bağımlılık açısından risk altında oldu- ğunu göstermektedir. Araştırmada Z kuşağının %21’lik bölümü günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullandığını belirtiyor. Bu durum Z kuşağının sosyal medya bağımlılığı açısın- dan risk altında olduğunu gösteriyor. Fakat söz konusu %21’lik grup risk altında olmasına rağmen sosyal medya kullanımında süreklilik gösteriyor ve sosyal medya yetkinlikleri gi- derek artıyor. Aynı araştırmada Z kuşağının birinci sırada en çok Instagram ve YouTube uygulamalarını kullandığı ve %84’ünün video ve müzik içeriklerini beğenip paylaştığı sonu- cuna ulaşıldı.” Baby Boomer kuşağı, sosyal medya çağına uyum sağladı Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, 1946- 1964 yılları arasında doğan Baby Boomer kuşağının orta seviyede sosyal medya kul- lanım seviyesinde olduklarını, bu durumun onların sosyal medya çağına orta seviyede ayak uydurduğunu gösterdiğini kaydetti. Ünal, “Günde en çok 1-3 saat arası sosyal medya kullandıklarını belirten Baby Boomer kuşağında %6 oranında 4-6 saat kullananla- ra rastlandı. Bu durum aslında sosyal medya ağlarının kuşaklar arası ortak buluşma nokta- sı haline geldiğini gösteriyor” dedi. Baby Boomer kuşağı Facebook, Y ve Z kuşağı Instagram kullanıyor Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya tercihlerinin de sorgulandığı araştır- mada Baby Boomer kuşağının neredeyse yarısı (%41) birinci sırada Facebook’u tercih ettiğini belirtirken; Z kuşağında Facebook kullanımı %3 bulunduğunu söyledi. Hem Y hem de Z kuşağının ise birinci sırada Instag- ram’ı kullandığı belirtti. Ünal, “Z kuşağının YouTube kullanım oranının da yüksek ol- ması gençlerin Facebook’tan sıkılıp fotoğ- raf ve video paylaşımlarının yoğun olduğu uygulamalara kaçtığını gösteriyor. Böylece sosyal medya ağlarının Baby Boomer ile Z kuşakları için ortak buluşma noktası olması bir handikap. Fakat Baby Boomer kuşağının neredeyse yarısının sosyal medyada özellik- le de Facebook’ta video ve müzik içeriklerini beğendiğini belirtmesi Z kuşağı ile ortak ilgi alanı yaratmaktadır. Bu durum söz konusu iki kuşağın zamanla ortak sosyal medya uygula- malarında daha çok bulunabileceğini göster- mektedir” dedi. Baby Boomer, güncel haber ve politik içe- rikleri beğeniyor Baby Boomer kuşağının sosyal medyada en çok beğendiği içeriklerin başında güncel haberlerin yer aldığını belirten Ünal, “Sosyal medyada güncel haberleri beğenme oranı Baby Boomer kuşağında %50’nin üzerinde olup aynı şekilde X kuşağında ve Y kuşağın- da da %50’yi geçmektedir. Z kuşağında ise bu oran %22’dir. Güncel haber takip oranı Z kuşağında düşük olmasına rağmen spor içeriklerini beğenme oranı %50’ye yakın Dijital Biz 60 Dijital Biz 61

Sayfa 62 — dergide görüntüle

Haber bulunmuştur. Spor içeriklerini beğendiğini belirten Baby Boomer kuşağının oranı %20 ’dir. Bu sonuçlar yine Z kuşağı ile ortak ilgi alanı yakalayan bir Baby Boomer kitlesi oldu- ğunu gösteriyor” dedi. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Son olarak ilgi çeken diğer bir sonuç ise, Baby Boomer kuşağı sosyal med- yadaki politik içerikleri %40 oranında beğenir- ken, Z kuşağında bu oranın %3,7 bulunması oldu. Z kuşağının sosyal medyada politikaya dair içeriklerle ilgilenmedikleri ortaya çıktı” dedi. Sosyal medyada geçirilen süre de farklı “Orta yaş olarak 1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağı ve daha büyük yaştaki Baby Boomer kuşağını ele alırsak, teknolojiyle doğmayan ama sonradan ayak uyduran bir kesimden bahsediyoruz” diyen Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Araştırmada sosyal medya kullanımlarının orta seviyede bulun- ması da bu kuşakların ayak uydurduğunu gösteriyor. Sosyal medya kullanımlarında Y ve Z kuşaklarında olduğu gibi kendini yetkin hissetme durumu belirgin değil. X ve Baby Bo- omer kuşağına yönelik elde edilen araştırma sonuçlarına göre, günlük sosyal medya kul- lanım süreleri birbirine yakındır. Her iki kuşak da sosyal medyayı günde 1-3 saat kullanıyor. Yine iki kuşak için günde 4-6 saat kullandığını belirtenler %6 ile %10 arasında. Aynı oran- larda günde 7 saatten fazla sosyal medyada vakit geçiren Y ve Z kuşağına rastlanırken X ve Baby Boomer kuşağında 6 saatten fazla vakit geçirene rastlanmadı” dedi. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Deniz ise “Öncelikle kuşaklara yönelik olarak başladığımız bu çalışmada ulaşabileceğimiz tüm kuşaklara ait değer ve davranışları bir potada eritebileceğimiz, bir araya toplayabileceğimiz bir ölçek oluşturmak amacıyla yola çıktık. Ancak hem sosyal med- ya kullanımına yönelik davranışların, hem iş hayatı, aile hayatı, arkadaşlık ilişkileri ile ilişkili değerlerin yaptığımız geliştirme çalışmaları sonucunda tek bir ölçek olarak ortaya çıkması mümkün olmadı. Ancak çalışmalarımızı sürdürdükçe elimizdeki madde havuzun- dan farklı yapılardaki maddeleri sınıflayarak yaptığımız ölçek geliştirme çalışmaları sonu- cunda, üç bağımsız ölçeği ortaya çıkarmayı başardık. Bu ölçekleri Sosyal Medya Kulla- nımı Ölçeği, Çalışma Hayatı Ölçeği ve Fark- lılıkları Kabul Ölçeği olarak adlandırdık. Her bir ölçeğin alt ölçeklerinin olması da ortaya çıkan bu yapıları daha farklı bileşenlerle ele almamızı sağladı” dedi. Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği İlk dört madde süreklilik, diğer dört madde ise yetkinlik boyutunu ölçüyor, her bir mad- deye 1 ile 5 arasında değer veriniz. Ölçeğin toplamından 8 ile 40 arasında puan alınabi- liyor. Yüksek puan sosyal medya kullanım seviyenizin yüksek olduğunu gösteriyor. (1: Bana hiç uygun değil, 2: Bana az uygun, 3: Bana orta seviyede uygun, 4: Bana çok uygun, 5: Bana tamamen uygun) 1. Akıllı telefonumdan uzak kaldığımda ken- dimi eksik, huzursuz hissederim. 2. Uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra mutlaka sosyal medya hesaplarımı kontrol ederim. 3. Mobil cihazlarımla (tablet, telefon vs.) de- vamlı çevrimiçi/aktif bulunurum. 4. Bir şey okuyup çalışırken sosyal medya bağlantımı da kesmem. 5. Sosyal medya ve internet kullanarak her işimi yapabilirim. 6. Günlük tüm etkinliklerimi (konuşma, oyun, banka alışveriş vb.) sosyal medya üzerinden yönetebilirim. 7. Yaşamımın her alanında sosyal medyayı aktif kullanırım. 8. Aynı anda hem tablet, akıllı telefon vb. kul- lanıp hem de diğer işlerimi yapabilirim. Dijital Biz 62

Sayfa 64 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber 2019’da alan Eda Sena Şenceylan’ın (BÜ ’16) yürüttüğü araştırma, İİBF Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Toker’in danışmanlığında so- nuçlarını verdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘İstatistiklerle Yaş- lılar’ çalışmasına göre Türkiye’de yaşlı nüfusun internet kullanımı 3,4 kat arttı. Hane halkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, internet kullanan 65-74 yaş grubundaki yaşlı bireylerin oranı 2018 yılı itibariyle yüzde 17’ye yükseldi. İnternet kullanan yaşlı bireyler arasında erkeklerin kadınlardan daha fazla internet kullandığı görüldü. TÜİK’in nüfus pro- jeksiyonlarına göre, yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10,2, 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3, 2060 yılında Türkiye’de yaşlı nüfusun sosyal med- ya kullanımına dair Boğaziçi Üniversi- tesi bünyesinde yapılan bir araştırma, yaşlı bireylerin yaşamlarında sosyal medyanın yerini ve sosyal medyadan beklentilerini ortaya koydu. Boğaziçi Üniversitesi İktisadi İdari Bilim- ler Fakültesi (İİBF) İşletme Bölümü’nde yüksek lisans tezi olarak hazırlanan araş- tırma, yaşlı nüfusun sosyal medya kulla- nım motivasyonlarını ve sosyal medyanın yaşlıların günlük yaşamını nasıl etkilediği- ni konu alıyor. Boğaziçi Üniversitesi İşlet- me Bölümü’nden 2016’da mezun olan ve aynı bölümde Yüksek Lisans derecesini Yaşlılar Sosyal Medya ile Yaşama Sarılıyor yüzde 22,6 ve 2080 yılında yüzde 25,6 olacağı tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler raporları ise 60 yaş üstü global nüfusun 2017’de 962 mil- yon olduğunu, bu rakamın 2050’de 2,1 milyarı bulacağını öngörüyor. Prof. Dr. Ayşegül Toker ve Eda Sena Şencey- lan bu verilerden hareketle Türkiye’de yaşlı nüfusun sosyal medya ile etkileşimini ve sos- yal medya kullanım motivasyonlarını mercek altına aldı. Şimdiye dek literatürdeki pek çok araştırmanın gençlerin sosyal medya kullanımı üzerine yoğunlaştığına dikkat çeken araştırma- cılar, sosyal medya bağlamında yaşlı grupları ile yapılan araştırmaların genç gruplara kıyasla daha kıyıda köşede kaldığına dikkat çektiler. Gençlerin ‘’dijital dünyanın yerlileri’’ olarak kabul edilmiş olmasına rağmen artık günümüz- de bu tablonun değişmeye başladığını belirten araştırmacılar, yaşlıların giderek sosyal tekno- lojilere daha etkili biçimde entegre olduklarını ve daha fazla ve çeşitli sosyal medya fonksi- yonu kullanarak kendilerini geliştirebildiklerini vurguladılar. Bu bakış açısıyla, yaşlıların artık sosyal tekno- lojilerin faydaları konusunda önemli bir farkın- dalık kazanmaya başladığını belirten Prof. Dr. Toker ve Şenceylan, bu nedenle yaşlıların diji- tal yaşamının ve dijital hayatın onlar ve toplum üzerinde etkisinin analiz edilmesinin bir gerekli- lik olarak gündeme geldiğini kaydetti. Bu konuyu ele almaya öncelikle kendi yakın çevrelerinden örneklerden başladıklarını be- lirten Prof. Dr. Ayşegül Toker, daha önce yaş almış kişilerle benzeri bir çalışmanın Türkiye’de yapılmamış olduğuna dikkat çekti. En hızlı büyüyen online kullanıcı gruplarından biri olan yaş almış kişilerin sosyal medya ile ilişkilerinin ve sosyal medyanın hayatlarındaki etkisinin analiz edilmesinin günümüzde bir ihtiyaç olarak öne çıktığını belirten Toker, yaşlı bireyler için sosyal medyanın anlamının ‘’ hayatı yakala- mak, hayatın dışında kalmamak’’ gibi motivas- yonlar olduğunu kaydetti. Sosyal medya kullanımı ‘’atıl olma’’ hissini engelliyor Araştırmada İstanbul ağırlıklı olmak üzere Ankara, İzmir gibi kentlerden, emekli, ağırlıklı üniversite mezunu, sosyal medya kullanan 65 yaş üstü 201 kişiyle yüz yüze ve anket yoluyla görüşüldü. Yaşlıların sosyal medya kullanım nedenleri arasında bilgi edinme, sosyal etkileşim, eğlence, çevre etkisi ve gözetleme motivasyon- larının öne çıktığı saptandı. Sonuç olarak ise, bu motivasyonlardan güç alarak kişinin hayatında daha merkezi hale gelen sosyal medya kulla- nımının, yaş almış kişilerde ‘’hayatı yakalama’’, ‘’içe kapanmayı engelleme’’, ‘’hayatın akışını yakalama’’, ‘’hayatla barışık hissetme’’ ve ‘’sosyal yaşamdaki çemberin içinde kalma’’ algısını güç- lendirdiği gözlendi. Araştırmaya katılanların yüzde 62,6’si kadınlar- dan, yüzde 37,3’ü erkeklerden oluştu. Katılımcıla- rın yüzde 67’si 60-65 yaş, yüzde 19’u 65-70 yaş, yüzde 18’i 70-75 yaş ve yüzde 11’i de 75 yaş ve üstü bireylerden oluştu. Araştırmacılar, sosyal medyanın yaşlı bireylerin hayatında tuttuğu yerin önemi ile sosyal medya kullanan yaşlı bireylerin kendilerini daha az atıl hissetmeleri arasında po- zitif bir ilişki olduğuna dikkat çekerek ‘’Yaşlı birey sosyal medyaya hayatının önemli bir parçası ola- rak yer veriyorsa, atıl olma hissinden de o denli uzaklaşıyor’’ sonucuna ulaştıklarını belirttiler. Prof. Dr. Toker araştırmaya dair şu bilgileri verdi: ‘’Yaşlı nüfusta teknoloji anksiyetesi veya bilgisa- yar kullanma korkusu literatürde üzerine oldukça çalışılmış bir konu. Ayrıca bazı araştırmalar da gösteriyor ki, 65 yaş ve üstü bireyler sosyal, biliş- sel, duygusal ve profesyonel özelliklerde ortaya çıkan aksaklıklar ile birlikte kendilerini ‘’geride kal- mış’’ veya ‘’atıl’’ hissedebiliyorlar. Bu kapasiteleri kaybettikleri için ekonomiye de katkıda bulunamı- yorlar ve gerçekten atıl kalıyorlar. Ancak bu kişiler teknolojiyi kullanmaya başladıktan sonra ‘’Bunu ben yapabilirim’’ duygusu ile mutlu oluyorlar. Bu anlamda sosyal medya kullanarak dünyaya dahil olma hissini yeniden yakalıyorlar. Hatırlarsak, yaşlılar genellikle dünyayı evlerindeki pencere- den bakarak seyreder ve öyle sosyalleşirlerdi, bugün artık pencereden değil bilgisayarlarımızın veya akıllı telefonlarımızın ekranlarından dünyayı izliyor ve sosyalleşiyoruz. Bu nedenle biz de bu araştırmada sosyal medyanın yaşlılar için hayatı yakalamaya olan etkisini görmek istedik’’. Dijital Biz 64 Dijital Biz 65

Sayfa 66 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Yazar Sami ALTINKAYA NTV Ekonomi Notları Program Yapımcı ve Sunucusu Dipnot: Ekonomisini dijitalleş- tiren ülkeler böylece demokrasilerini de dijitalleştirmiş olacak. Şeffaf ve insan odaklı, herkesin her şeyden haberdar olduğu bir toplumda gizli kapaklı hiçbir şey olamayacak. Akıl Terini Çalıştıranlar Kazanıyor! Dünya Ekonomik Forumunun bir çalışması, hayatımıza yeni giren teknolojilerden en çok hangilerinin iş modellerini dönüştürdüğü hakkın- da ipuçları veriyor. Çalışmaya göre nesnelerin interneti, ileri üretim tek- nolojileri, üç boyutlu baskı, yeni enerji kaynakları iş yapış biçimlerini çoktan dönüştürmeye başladı. Önümüzdeki yıllarda ise ileri robotik ve otonom ulaşım, yapay zekâ, biyoteknoloji ve genomiksin etkisini yaşayacağız. Bu süreçte sanayinin ihtiyaç duydu- ğu bu değişime cevap verebilmesi için dijitalleşme belirleyici bir rol oynayacak. Bugün dördüncü sanayi devriminin başlangıç aşamasındayız. Sanayi 4.0 diye adlandırdığımız bu devrim, hammaddeden satış sonrası hizmetlere kadar uzanan bir süreci daha değerli kılmak için farklı bir bakış açısını gerektiriyor. Rekabete de yeni bir anlayış katıyor. Dijitalleşme aynı zamanda şirketlerin sağlıklı ve hızlı karar almasını, hata- sız ve şeffaf bir yönetime ulaşmayı, Dünya şirketleri ile rekabette avantaj sağlamayı, mükemmeli aramak ve beklemek yerine daha sonuç odaklı hareket etmeyi sağlayacak. Sürdü- rülebilir bir başarı için önemli bir çıkış yolu olacak. Karlılığın azaldığı günü- müz ekonomilerine ilaç gibi gelecek. Dijitalleşen şirketler aynı zamanda çalışanları tarafından da beğenilen mutlu bir şirket olacak. Dijitalleşme sadece tek bir alanda değil her şeyin odak noktası ha- line geldi. Şirketler iş modellerini artık dijitalleşme üzerine kuruyor. Personel yapılarını bunun üzerine oluşturuyor. Hayatta ve ayakta Dünya giderek dijitalleşiyor. İş dünyasına baktığımızda; sağlıktan finansa, enerjiden gıdaya tüm sektörlerin iş yapış şekilleri değişiyor. Kurulu sanayi yapıları yeniden tanımlanıyor. Üstelik daha önce var olmayan yepyeni endüstriler doğuyor. kalabilmenin tek koşulu haline gelen dijitalleşme, teknolojiyi doğru alan- larda kullanarak gerçekleşebilir. Maalesef İstanbul Sanayi Odası’nın 500 büyük sanayi kuruluşu lis- tesinde yüksek teknolojiyi kullanan ve üreten şirket sayısı sadece 12 tane. Eğer üretimdeki katma değerin artmasından bahsedeceksek, bu sayının çok daha fazla olması lazım. İşte dijitalleşme bunu için önemli bir adım olacak. Bir buçuk iki dolar olan ürünlerin katma değer fiyatını, on dolarların üstüne çıkaramazsak büyük hedeflere ulaşmak ancak hayal olur. Bunun için katma değerli üretim diyoruz. İmalat sektörümüz- deki düşük teknoloji yapılarını, orta ve yüksek teknolojiye vakit geçir- meden dönüştürmemiz gerekiyor. Yüksek teknolojiyi sanayide kul- lanabilmek için de bilgiyi üretmemiz gerekiyor. Günümüz ekonomisi artık bilgi ekonomisine dönüşüyor. Bu durumda yüksek teknolojiyi getirelim demekle ya da getirmekle iş bit- meyecek. Bilgiyi üretecek ve kulla- nacak bireylerin de gerekli donanma sahip olması şart. Yaratıcı, yenilikçi, disiplinler arası düşünebilen, analitik düşünme yeteneğine sahip, soran, sorgulayan bireylere ihtiyacımız var. Genç nüfusa analitik ve eleştiren bir düşünme yeteneğini kazandırıp problem çözme becerisini geliştirir- sek bilim ve teknolojide ilerlememiz mümkün olur. O zaman dijitalleşme- ye geçilebilir ve katma değerli üretim yapıları kurulabilir. Bireylerin ve makinaların birlikte gerçekleştireceği bu büyüme modeli Türkiye’yi büyük ihracat hedefine ulaştırabilir. Aksi halde yerimizde saymak bir yana var olan yapıları da kaybederiz. Herkesin merak ettiği en önemli soru endüstri 4.0 beraberinde işsizliği getirir mi? Eğer insanların yani emeğin yerine robotları koyacaksanız, işini robotlara terk eden insanlara yeni bir iş yarat- mak zorundasınız. Bunun için dijital döneme uygun insanlar yetiştirmeniz gerekir. Bu da ancak eğitim 4.0 ile mümkün olabilir. Aksi takdirde üreti- miniz dijitalleştiğinde insanınız işsiz kalacaktır. Dijital dönemde insanların yerine robotlar geçtiğinde yeni iş alanları oluşacak ve buralarda çalışacak insanlara ihtiyaç olacak. İşte size bunlardan bazıları; bireysel eğitim rehberleri, kişiselleştirilmiş organ üre- ticileri, bireysel mikrobiyom yöneticisi, hiper-zeki transportasyon mühendisi, robotik hologram avatar tasarımcısı, medikal mentör, kişisel IOT güvenlik tamircisi, veri mimarı, özel ihtiyaçlar düzenleyicisi, genetik kod tasarımcı- sı, dijitalleştirilmiş sanatçı fikri mülkiyet hakları sorumlusu, dijital yetenek yöneticisi, otomatikleştirişmiş robot sistem tamircisi, artırılmış gerçeklik ve sanal dünya tasarımcısı, dijital dünya eğitmeni, dron teknisyeni, dikey tarım uzmanı, hiper-kişiselleştirilmiş ortam uzmanı, chronocurrency brokırı, iklim analisti ve hava moderatörü, robo- psikolog, yapay zekâ mahremiyet uzmanı, üst düzey karar verici, yapay zekâ yetki brokırı, zeki dijital temsilci, insan-makine hibrit ortam tasarımcısı, insan makine ilişkileri düzenleyicisi, kişisel bot mekanik uzmanı, kripto de- dektifi sorgulayıcı, veri tutma uzmanı, blokchain proje yöneticisi, blokchain kalite mühendisi, blokchain hukuk danışmanı, sağlık bilgi teknisyen, birlikte işlerlik mühendisi, endüstriyel veri bilimciler, ön kestirimci bakım uzmanı, iş yeri robot çalışan kabul uzmanı, robot koordinatörü, bilgelik üreticisi, süreç mühendisi, IT/lot çö- züm mimarlığı. İşte bütün bu işlerde çalışacak insanları ancak ve ancak EĞİTİM 4.0 ile yetiştirebiliriz. Aksi halde insanlar işsiz kalacak. Bunu başaramayan ülkeler bugünkü üre- timlerine ENDÜSTRİ 3.0 ile devam edecek. Kazandıklarının yüzde 90’ını dijitalleşmeyi başaran ülkeler ve şir- ketlerle paylaşacak. Gelişmekte olma sürecini tamamlayamayacak. Bütün bunlar iyi bir matematik bilgisi ve analitik düşünebilme ve sonunda doğru ölçümleme ile mümkün olabilir. Bütün bunları başarmanın tek yolu eğitim sistemimizi buna uygun olarak dijital dünyaya entegre etmekten ge- çiyor. Matematikte ve fende 72 ülke arasında 54. sırada olmamız, kendi okuduğunu anlamada 48. Sırada ol- mamız olayın önemini daha artırıyor. 500 büyük sanayi kuruluşu içinde ileri teknoloji kullanan şirket sayısının 12 olması işte bunu sonucudur. Hindis- tan ve Pakistan Endüstri 4.0 sürecini tamamlamadılar belki ama dijital dünyaya uygun insan yetiştiriyor. 13 yaşındaki Hintli bir çocuk geliştirdiği yazılımla geçtiğimiz yıl 1.25 milyon dolara Google şirketine transfer olu- yor. Ya da ABD çağrı merkezi ope- rasyonlarını Hindistan’a kuruyor. Akıllı beyinlerimizi ve girişimcilerimizi yurt dışına kaçırmamak için Türki- ye’de girişimcilik iklimini hızla oluş- turup, teknolojiye yapılan yatırımları artırmalıyız. Eğitim sistemimizi de buna uygun olarak vakit geçirmeden değiştirmeliyiz. Dijital dönemde güçlü olanlar değil fit olanlar, büyük olanlar değil çevik ve hızlı olanlar kazanıyor. Sosyal medya en önemli satış ve pazarlama aracı Uluslararası şirketler ürün ve hizmet- lerini satabilmek için sosyal medyayı kullanıyor. Yapay zekâ ve ölçümleme ile toplumların beğenilerini, tercihle- rini, taleplerini belirleyip buna uygun ürünleri o toplumlara pazarlıyor. Dijital dönemden önce televizyonlarla bunu yapıyorlardı. Ünlü bir pizza markası Türkiye’ye pizza satmaya geldiğinde ilk olarak başarısız olmuştu. Sonra- sında operasyonun başarılı olması için televizyonlarda Ninja Kaplumba- ğaları diye bir çizgi film hazırlattılar ve bu kaplumbağalar insanlara pizza taşıyordu. İşte bu çizgi filmi seyreden çocuklar anne ve babalarından pizza istemeye başladı ve pide lahmacun tahtını pizza ile paylaşmak zorunda kaldı. Bugün arkadaşınızla sohbet ederken tatil planı yaptığınızı anlattıktan sonra size tatil alternatifleriyle ilgili haberler cebinize ve malinize düşüyorsa bu- nun nedenini başka yerde aramaya gerek yok. Hem sosyal medya pay- laşımlarımız takip ediliyor. Hem de telefonda yaptığımız konuşmalar ve daha da vahimi telefon kapalıyken de yaptığımız konuşmalar dinleniyor. Bu dinleme bize ürün ve hizmet olarak geri dönüyor. Değilse hiç kendinize sordunuz mu neden sosyal medya ücretsiz ve bir lira bile ücret almıyor- lar? Dijital dönemde özel hayatın gizliliği diye bir şey olmayacak. Tam tersi- ne özel hayatın olması suç olacak. Şeffaf ve açık bir topluma hazır olun. Tamamen insan odaklı, insanın mutluluğu ve iyi yaşaması için kuru- lan bir düzen. İnsanın yaptığı işlerin robotlar tarafından yapıldığı, insanın sevdiklerine ve kendisine daha çok vakit ayırdığı ve akıl terini çalıştırarak az ama verimli çalıştığı bir dönemin adıdır dijital dönem. Ekonomisini dijitalleştiren ülkeler böy- lece demokrasilerini de dijitalleştirmiş olacak. Şeffaf ve insan odaklı, her- kesin her şeyden haberdar olduğu bir toplumda gizli kapaklı hiçbir şey olamayacak. Dijital Biz 66 Dijital Biz 67

Sayfa 68 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Tüm dünyada meraklıları için özel bir etkinlik olan ve ilgiyle takip edilen dro- ne yarışları Türkiye Şampiyonasının ikinci etabı sona erdi. Türkiye’nin ilk Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST kapsamında düzenlenen Türkiye Drone Şampiyonası’nın ikinci etabı Çanakkale-Ayvacık-Behram Yolu üzerinde ATİ Havacılık Köyü’nde 29-30 Haziran 2019 tarihleri arasında gerçek- leşti. Çanakkale’nin Assos bölgesinde yapılan Türkiye Drone Şampiyonası ikinci eta- bında hız ve manevra kabiliyeti yüksek, tamamen kullanıcının kumanda yetene- ğine dayalı olarak tasarlanan araçlar ve 32 lisanslı pilot yarıştı. Çanakkale drone yarışları 9-39 yaş aralığındaki drone kul- lanıcılarının nefes kesen mücadelesine sahne oldu. Türkiye Drone Şampiyonası 2. Etabı Çanakkale’de Sona Erdi Şampiyonlar Teknofest 2019’da Dü - zenlenecek Dünya Drone Kupasında Yarışacak İkinci etabı Çanakkale Asos’da yapılan Tür- kiye Drone Şampiyonası’nın diğer etapları yine Türkiye’nin tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü şehirlerinde yapılacak. Final yarışları ise İstanbul’da gerçekleştirilecek. Zorlu etaplarda kabiliyetlerini sergileyerek elemeleri geçerek finale kalacak olan Türkiye Şampiyonu pi- lotlar, 17-22 Eylül tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenecek TEKNOFEST 2019’un ev sahipliğindeki ‘Dünya Drone Kupasında’ ülkemizi temsil edecek. Dünya Drone Kupası’na dünyanın dört bir yanından gelen şampiyonlar katılacak. Türkiye Drone Şampiyonası ikinci eta - bında birinci Atakan Mercimek, ikinci Özgür Can Özçelik ve üçüncü Eril Kun oldu. Türkiye Hava Sporları Federasyonu ona - yı, Drone Yarışçıları Spor Kulübü Derne - ği ve Pilot Event iş birliği ile Çanakkale Valiliği, Çanakkale Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Ayvacık Kaymakamlığı, Ati Havacılık ve Barbarossa Hotel destekleri ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, BAY- KAR, Türk Hava Yolları ve Robit Spon - sorluğunda Çanakkale – Ayvacık ATİ Havacılık Köyü’nde düzenlenen drone yarışları Çanakkalelilere heyecan dolu bir hafta sonu yaşattı. Dijital Biz 68 Dijital Biz 69

Sayfa 70 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber kendilerinin yaptığı araçlarla 2 gün boyunca kıyasıya mücadele ettiler. Yarışların sonunda dereceye giren pilotlar uluslararası organi- zasyonlarda Türkiye’yi temsil edecekler. Türkiye Şampiyonası Finali İstanbul’da Şampiyonanın açılışına katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı-TEKNOFEST İcra Kurulu Başkanı Mehmet Fatih Kacır yap- tığı açıklamada, bu gibi etkinlikleri çok önem- sediklerini, Türkiye’nin havacılık alanında büyük atılımlar içinde olduğunu dile getirirdi. Şampiyonanın final heyecanın İstanbul’da yaşanacağını da ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl 32 ülkeden 64 farklı takımın katılacağı Dünya Drone Şampiyonası yine TEKNOFEST’in ev sahipliğinde yapıla- cak. Çok önemli bir organizasyon olan TEK- NOFEST’in ilkini geçen yıl İstanbul’un yeni havalimanında düzenlemiştik ve 4 günde 560 bin kişi ziyaret etmişti. Bu özelliğiyle TEKNO- FEST, dünyanın en büyük ikinci havacılık Türkiye’nin ilk havacılık, uzay ve tekno- loji festivali TEKNOFEST kapsamında düzenlenen Türkiye Drone Şampiyona- sı’nın üçüncü etabı Kapadokya’da sona erdi. Ürgüp Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen yarışların finalinde birincili- ği Alp Erol Evrendilek, ikinciliği Erdem Üstüner, üçüncülüğü Özgürcan Özçelik elde etti. Kapadokya’da düzenlenen 3. ve son etabın ardından Türkiye Drone Şam- piyonası’nın final yarışı İstanbul’da ger- çekleştirilecek. Tüm dünyada meraklıları için özel bir etkinlik olan ve ilgiyle takip edilen drone yarışlarının finalinde derece- ye giren yarışmacılar, 17-22 Eylül tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanında düzenlenecek TEKNOFEST 2019’un ev sahipliğindeki “Dünya Drone Kupasında” ülkemizi temsil edecek. Dünya mirası Kapadokya’da özel olarak ha- zırlanan parkurda Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen 32 lisanslı pilot, tasarım ve montajlarını Türkiye Drone Şampiyonası Kapadokya Etabı Sona Erdi etkinliği olmayı başarmıştı. İkincisi düzen- lenecek olan TEKNOFEST, 17-22 Eylül tarihlerinde Atatürk Havalimanı’nda gerçek- leştirilecek. Bu yıl 6 günde 19 farklı teknoloji yarışmasında 10 binlerce gencimiz yarışa- cak. Roket yarışmalarından model uydu ya- rışmalarına, insansız hava aracı yarışmala- rından, robotik yarışmalara kadar çok sayıda kategori var. Pek çok yarışmamız bilimsel temelli olmasına karşın drone gibi eğlenceli, biraz daha görsel ağırlıklı yarışmalarımız da var. Bizim düşüncemiz hayal eden, araştıran, geliştiren gençliğin, Türkiye’yi milli teknoloji hamlesi hedeflerine ulaştırmasıdır.” Türkiye Drone Şampiyonası üçüncü etabı Türkiye Hava Sporları Federasyonu onayı, Drone Yarışçıları Spor Kulübü Derneği ve Pilot Event iş birliği ile Nevşehir Valiliği, Ür- güp Kaymakamlığı, Ürgüp Belediyesi, Ahiler Kalkınma Ajansı ve Kapadokya Üniversitesi destekleri ve etap sponsorluğunda, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, BAYKAR, Türk Hava Yolları ve Robit sponsorluğunda düzenlendi. Dijital Biz 70 Dijital Biz 71

Sayfa 72 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber milyondan fazla ziyaretçisi ile dikkat çeken Teknofest’in bu yıl hedeflenen ziyaretçi sayısı ise 1 milyonun üzerinde. Türkiye’nin En Büyük Teknoloji Şirketleri- ni Gençlerimiz Kuracak Törende bir konuşma yapan ve Teknofest’in misyonunun, milli teknoloji hamlesi fikrinin büyük bir coşkuyla toplum ile paylaşılma- sı, yediden yetmişe herkesin bu fikre gönül vermesi ve aktif olarak bu sürece dahil edil- mesi olduğunu söyleyen Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı – Teknofest İcra Kurulu Başkanı Mehmet Fatih Kacır sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bu anlamda teknoloji yarışma- larını çok önemsiyoruz. Dünyada teknolojik alandaki pek çok gelişme teknoloji yarışma- larıyla başladı. Bugün sürücüsüz otomobil- leri konuşuyoruz. Yollardaki otonom araçları konuşuyoruz. Bu teknolojiler 15 yıl önce ABD’de yine üniversite öğrencilerinin dahil ol- duğu bir yarışma ile ortaya çıktı. İkinci yılında o yarışmayı kazanan takım bugün bu alanda öncü start-uplardan birini kurdu. Yarışmaya “Milli Teknoloji Hamlesi” sloganıyla yola çıkan ve Türkiye’nin teknoloji üreten bir topluma dönüşmesini hedefleyen Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, İstanbul’da bulunan ve Tekno- fest 2018’e en çok öğrenci katılımı sağlayan 150 okula destek amaçlı 3D yazıcı hediye etti. Tamamı yerli ve milli üretim olan 3D yazıcılar düzenlenen özel bir törenle okul yöneticilerine teslim edildi. Bilim Üsküdar’da gerçekleştirilen teslim törenine Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı - Teknofest İcra Kurulu Başkanı Mehmet Fatih KACIR, İl Milli Eğitim Müdürü Levent YAZICI, Türkiye Tek- noloji Takımı Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk BAYRAKTAR, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Genel Müdürü Ömer KÖKÇAM, okul yöneticileri ve davetliler katıldı. İlki geçtiğimiz yıl yapılan ve 550 binden fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapan Teknofest, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğünde Türkiye’nin önde gelen tek- noloji şirketleri, kamu kuruluşları ve üniversi- telerin destekleriyle bu yıl 17-22 Eylül 2019 tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz yıl yarım Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’ndan Öğrencilere Yerli ve Milli Destek katılan pek çok yarışmacı yeni şirketler kurdular ya da var olan büyük mühendislik şirketlerin Ar-Ge takımlarında yer aldılar. 15 yıl sonra artık bu teknoloji dünyada ticari hale geldi. Dolayısı ile biz Teknofest yarışmalarını bu anlamda Türkiye’nin geleceğin teknolo- ji ürünlerinin üretebilmesi adına büyük bir kaldıraç, büyük bir platform olarak görüyoruz. Pek çok gencimiz bu yarışmalar sayesinde inanılmaz bir deneyim elde ediyor. Ve onlar inşallah bundan birkaç yıl sonra Türkiye’nin en büyük teknoloji şirketlerini kuracaklar, Türkiye’nin büyük teknik teknolojik şirketle- rinin Ar-Ge takımlarında yer alacaklar Ar-Ge çalışmalarına öncülük edecekler. Hep birlikte milli teknoloji hamlesini, yani bu ülkenin yük- sek teknoloji ürünlerini milli ve özgün olarak üretmesi sürecini hayata geçireceğiz. Her birinize ve bütün öğretmenlerimize bu sürece katkı verdikleri için çok teşekkür ediyorum. Eğitim, sadece okulun, sınıfın içerisinde yapılan bir iş değil. Eğitim hayatın tamamına yayılan bir iş ve sizler bunların en iyi örneğini işte bu çocuklarımızı, öğrencileri- mizi Teknofest’e getirerek ve o heyecanı onlara yaşatarak göstermiş oldunuz. Biz ina- nıyoruz ki, oraya gelen on binlerce gencimiz artık içlerinde ki o heyecanla birlikte çok farklı işler yapmanın ümidini ve iddiasını taşıyabilir hale geldiler. Biz bu heyecanla, bu ümitle bu gayretlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Genç Girişimciden Yerli ve Milli 3D Yazıcı: “ALYA” Genç bir girişimci olan Ahmet, 3D yazıcıları Yıldık Teknik Üniversitesi Teknopark’ta geliş- tirdi. İnşallah bunları dünyaya ihraç edebilir hale geleceğiz. Ahmet’in kızının adını ver- diği Alya marka Türk ürünü milli ve özgün 3D yazıcıları okullarımıza hediye edeceğiz. Gençlerimiz, öğrencilerimiz de milli ve özgün ürünler geliştirebilsinler, tasarlasınlar, üret- sinler diye. Çok güzel işler olacak ülkemizde, büyük işleri hayata geçireceğiz ve hedefle- rimizi bu zor coğrafyada ay-yıldızlı bayrağın altında hür ve tam bağımsız olarak ulaşaca- ğız.” Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Yönetim Kuru- lu Başkanı Haluk Bayraktar ise: “Türkiye Dijital Biz 72 Dijital Biz 73

Sayfa 74 — dergide görüntüle

Haber teşekkürlerimi sunuyorum. Çocuklarımızla birlikte yerli ve milli bir çalışmanın, kendi tek- nolojimizin, kendi bilimimizin kurulmasını üst seviyeye çıkartmanın çabası içinde olacağız. Çocuklarımız adına bunu hakkıyla yerine getir- mek için hep birlikte çalışacağız.” dedi. Geleceğin Teknolojileri İçin Gençlere Destek Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, toplumun tama- mında teknoloji ve bilim konusunda farkındalık oluşturmayı, Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEKNOFEST kapsamında gençle- rin, geleceğin teknolojileri üzerinde çalışmaları- nı desteklemek için 19 farklı kategoride tekno- loji yarışmaları düzenliyor. Vakıf aynı zamanda Türkiye genelinde bulunan DENEYAP Teknoloji Atölyeleriyle de özel yetenekli gençlere, kod- lamadan siber güvenliğe, nanoteknolojiden yapay zekaya 36 aylık özel bir eğitim progra- mı sunuyor. Türkiye’nin yetenekli çocuklarına erken yaştan itibaren bilim ve teknoloji dersleri sunan DENEYAP Teknoloji Atölyelerinde, yaş- ları 10 ile 16 arasında değişen öğrenciler eğitim görüyor. Teknoloji Takımı Vakfı olarak 2017 yılında teknoloji üreten Türkiye hedefiyle yola çıktık. O günden bu yana hayalimiz olan milli teknoloji hamlesini gençlerimizle, üniversite öğrencileri- mizle, girişimcilerimizle gerçekleştirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Tür- kiye’deki teknoloji ekosisteminin gelişmesine destek olmaktan gurur duyuyoruz. Yazıcıların kullanımı eğitimin alınması için bizler de destek olacağız. 3 boyutlu yazıcılar okullarımıza teslim edildikten sonra iletişim noktaları oluşturacağız. Sizlerden ricamız bu makineler 24 saat çalış- sın, sonuçta her biri Türkiye’nin kendi yerli üre- ticisi tarafından yapılmış. Garanti altında olan ürünler. Öğrencilerimiz bu makinelerde 24 saat tasarlasınlar, çalışsınlar ve kendi özgün tasa- rımlarımızı ürünlere, prototiplere dönüştürelim. Hepinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum.” açıklamasında bulundu. İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı yaptığı konuşmada: “Çocuklarımızı hem bugünün hem geleceğin becerileriyle donanmış olarak yetişti- rirken sizlerin değerli katkıları çok büyük önem taşıyor. Türkiye Teknoloji Takımına, Teknofest’e emek verenlere, gönül verenlere sonsuz Dijital Biz 74

Sayfa 76 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Sabancı Üniversitesi’nin hayata geçirdiği Sa- bancı Üniversitesi Küçükköy Yaratıcı Tekno- lojiler Atölyesi, 27 Temmuz 2019 Cumartesi günü düzenlenen tören ile açıldı. Törene Ayvalık Kaymakamı Gökhan Görgülü- arslan, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız ve Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Ba- hadır, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici katıldı. Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı yapmış olduğu ko- nuşmasında “Millî Eğitim Bakanlığı ve yerel yönetimin tam desteği ile Sabancı Üniversite- si ve Küçükköy arasında kurulan bu organik bağ Türkiye’de bir ilktir. Kamu-yerel yönetim- üniversite iş birliği ile topluma fayda sağlaya- cak bu projenin, ülke sınırlarının ötesinde Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi’nde eğitim önceliği çocuklarının ve ka- dınların Dünyanın problemlerinden haberdar, sorunlara çözüm bulma isteği ve yetisi olan, sürdürülebi- lir kalkınmayı gerçekleştirebilecek bireyler yetiştirmeyi hedefleyen Sabancı Üniversitesi Yaratıcı Tekno- lojiler Atölyesi, Küçükköy’de açıldı. Küçükköy Yaratıcı Teknolojiler Atöl- yesi’nde verilecek bilim ve teknoloji eğitimlerden, öncelikli olarak 8-15 yaş grubundaki çocuklar ve kadın- ların faydalanması amaçlanıyor. Ayvalık Kaymakamlığı, Ayvalık Belediyesi ve Ayvalık Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile Kamu, Yerel Yönetim ve Üniversite İş Birliği ile Küçükköy Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi Açıldı “örnek bir model” oluşturacağına inanıyo - ruz.” dedi. Yöre halkına sürdürülebilir eğitim Güler Sabancı konuşmasında bilimsel, akılcı ve katılımcı bir süreçle, teknolojinin sağladığı olanakları kullanarak yeni ve sür - dürülebilir bir eğitim sistemi oluşturdukları belirtti. Sanata, bilime ve teknolojiye verdiği değer ile Türkiye’nin örnek köylerinden biri olan Küçükköy’de çocukların eğitim ve eşit - lik hakkını gözeterek, gençlerin ve kadın - ların eğitiminde sürdürülebilirliğini sağla - mayı hedeflediklerini vurgulayan Sabancı, “Öğretmenlerimize eğitimler vererek, bölge okullarının da tüm yıl Sabancı Üniversitesi Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi’nden faydalan - masını bekliyoruz.” dedi. Sabancı konuşmasını sonlandırırken ye - rel halktan Küçükköy’ü yöredeki eğitim aktivitelerinin merkezi haline getirecek olan Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi’ni ta - kip etmelerini ve buradaki programlardan faydalanmalarını istedi. Küçük hayalleri büyük mutluluklara dönüştürmek isteyen tüm kurum ve kuruluşları da bu özel projeyi desteklemeye davet etti. Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Ba - hadır açılış töreninde “Millî Eğitim Bakanlı - ğımızın 2023 Eğitim Vizyon Belgesinde de vurgulanan atölyeleşme sürecine yönelik; ürün-odaklı, teknolojik çözüm bulma isteği ve yetisi olan, bireyler yetiştirilmesini amaç - layan Sabancı Üniversitesi önderliğinde, tüm paydaşlar ile hayata geçirilen Küçük - köy Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi öğrencile - rimizi sağlam temellerle geleceğe taşımada fırsatlar yaratacak. İlçemizdeki tüm öğren - cilerimiz ve öğretmenlerimiz adına hayırlı olmasın diliyorum.” dedi. Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da konuşmasında “Sayın Valimizin hima - yelerinde yaklaşık iki yıldır sürdürdüğümüz Balıkesir Eğitimde Niteliği Geliştirme ve İzleme (BENGİ) projesinde en büyük haya - limiz bu şehirde milli ve manevi değerlerine bağlı, kendisi ve çevresiyle barışık, Atatürk İlke ve İnkılaplarını benimsemiş, teknolojiyi en üst seviyede kullanabilen nesiller yetiş - tirebilmek. Bugün açılışını gerçekleştirdi - ğimiz atölyenin özellikle bu anlamda çok önemli ve değerli olduğuna inanıyorum. Ülkemizde fırsat eşitliği sağlama anlamında Küçükköy’ümüzde açılmış olması da ayrı - ca çok değerli. Bu sayede öğrencilerimize hayal kurmayı öğreterek, küçük hayalleri büyük mutluluklara dönüşeceği bir yer ol - masını temenni ediyorum.” dedi. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ko - nuşmasında Yaratıcı Teknolojiler Atölyesine dönüştürülen okulun, kendisinin de ilkokulu olduğu belirterek “Bu memlekete bugün hizmet ediyorsam, sebebi burada atılmış temellerdir, bu yüzden burası benim için çok değerli.” dedi. Sabancı Üniversitesi’nin projesinde beraber hareket etmekten mutlu ve onurlu olduklarını belirten Ergin açılışta Küçükköy halkına seslenerek: “Şimdi asıl iş halkımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin ve kadınlarımızın bu değerli projeye sahip çıkması. Talep ediniz, talip olunuz, sahip çıkınız ki bu proje sürdürülebilir olsun. Sür - dürülebilir oldukça daha birçok proje kenti - mize gelecektir.” dedi. Açılış konuşmalarının ardından Kamu ve Üniversite Arasında Eğitimde İş Birliği pro - tokolü, Ayvalık Kaymakamı Gökhan Gör - gülüarslan, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız ve Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Bahadır ve Sabancı Üni - versitesi Rektörü Yusuf Leblebici, Sabancı Üniversitesi Genel Sekreteri Haluk Bal tarafından imzalandı. Küçükköy Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi’nde yaz dönemi başından itibaren kodlama ve oyun tasarımı, İngilizce eğitimleri alan öğ - rencilere sertifikaları verildi. Sabancı Üni - versitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız’dan sertifikalarını alan tüm öğrencilere Casper ile birlikte projenin teknoloji destekçisi olan Teknosa tarafın - dan hediyeleri takdim edildi. Dijital Biz 76 Dijital Biz 77

Sayfa 78 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Yapay zekâ, robotik, yenilenebilir enerji, biyo- medikal, fizik, jeodezi, makina mühendisliği, matematik, kimya mühendisliği ve bilişsel bilim gibi alanlarda öncü araştırmalara imza atan araştırmacıları bünyesine katan Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’ye gelmeyi hedefleyen akademisyenler için çekim merkezi olmayı sürdürüyor. Son iki yıl içinde yurtdışı seçkin kurumlardan Türkiye’ye gelerek Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyen ve araştırmacı olarak göreve başlayan bilim insanlarının sayısı son katılım- larla 52’ye ulaştı. Türkiye’ye yurtdışından gelen bi - lim insanları için bir çekim merke - zi olan Boğaziçi Üniversitesi’nin güçlü akademik kadrosuna, TÜBİ - TAK 2232 Uluslararası Lider Araş - tırmacılar Programı kapsamında 15 akademisyen daha katılıyor. TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacı Programı ile Türkiye’ye en çok akademisyen çeken kurum 15 araştırmacıyla Boğaziçi Üni- versitesi oldu. Tersine Beyin Göçünde İlk Adres TÜBİTAK 2232 programının dışında 2018 yı- lında yurtdışından Harvard, University of Chi- cago, Purdue, Oxford gibi önemli kurumlarda doktoralarını tamamlamış ve öncü araştırma projelerine başlamış 18 genç akademisyen Boğaziçi Üniversitesi kadrolarına katılırken, 2019 yılında 19 yeni akademisyenin daha kadro işlemleri tamamlanmak üzere. TÜBİTAK 2232 programı ile MIT, Stanford University, Princeton University, Utrecht Uni- versity, Georgia Institute of Technology, Upp- sala, University of Virginia, University of Illinois at Urbana Champaign, Universitat Politecnica de Catalunya, Berlin School of Mind and Bra- in, Lund University gibi uluslararası saygınlığı bulunan üniversitelerin yanısıra, Max Planck Institute ve CERN gibi merkezlerden de bir- çok araştırmacı bundan böyle çalışmalarına Boğaziçi Üniversitesi’nde devam etme kararı alarak, İstanbul’a yerleşiyor. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Meh- med Özkan “TÜBİTAK Lider Araştırmacılar programına başvurarak yurtdışından gelerek aramıza katılacak çok değerli araştırmacılar bulunuyor. Hem sayısal olarak en fazla tercih edilen üniversite olmamız hem de öğretim üyesi sayımıza göre oransal olarak en yük- sek sayıda araştırmacıyı buraya çekiyor ol- mamız Boğaziçi Üniversitesi’nin oluşturduğu araştırma ve çalışma ortamı ile ilgili. Ayrıca bölümlerimiz için açtığımız her bir kadroya 60-70 civarı başvuru alıyoruz. Doktoralarını tamamlayarak ülkeye dönen genç akademis- yenler Türkiye’nin bilim alanında güçlenmesi yönünde çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi çatısı altında sürdürüyor” dedi. Yeni katılımlarla birlikte sayısı 450’ye ulaşan akademisyen ile Boğaziçi Üniversitesi araş- tırmada öncülüğünü sürdürmeyi hedefliyor. Dijital Biz 78 Dijital Biz 79

Sayfa 80 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğre - tim Üyesi Kürşat Şendur, ABD Hava Kuvvetleri Bilimsel Araştırma Ofisi (AFOSR) tarafından desteklenen havacılık ve uzay uygulamalarında önemli teknolojilerin geliştirilmesin - de büyük rol oynayacak projelerini NASA Langley Araştırma Merke - zi’nde tanıttı. Havacılık ve Uzay Uygulamalarından Önemli Rol Oynayacak Projeler Havacılık ve uzay çalışmalarda, cihaz ve malzemelerin ısı artışının kontrol altında tu- tulması büyük zorluklar içerir. Bu ortamlarda cihaz ve malzemelerin ısı artışının kontrolü açısından “ışınımsal ısı transferi” önemli bir rol oynar. NASA Langley Araştırma Merkezi’ne davet edilen Kürşat Şendur, havacılık ve uzay uygulamalarında önemli teknolojilerin geliştiril- mesinde büyük rol oynayacak ve ışınımsal ısı transferinin yüzeylerde kontrolünü sağlayacak malzemeler üzerine çalışmalarını bilim insan- larına tanıttı. Havacılık ve uzay çalışmalarında dünyanın önde gelen araştırma kuruluşu olan AFOSR, bu alanlarda dünyanın önde gelen 200 akademik kuruluşunu destekliyor. Sabancı Üniversitesi’nde AFOSR desteği ile 2016 yılından bu yana yürütülen sürdürülen iki proje, havacılık ve uzay uygulamalarının yanı sıra enerji, bilişim teknolojileri, kızılötesi uygulamalar gibi pek çok alanda kullanılma potansiyeline sahip. Sabancı Üniversitesi uzay faaliyetlerini içeren çalışmaları konusunda NASA ile ortak plat- form oluşturarak görüşmelerini sürdürmeyi hedefliyor. Kürşat Şendur bu konuda “Yaptığımız görüşmelerde, Sabancı Üniver- sitesi ile AFOSR arasında devam eden ortak çalışma ve projelere benzer şekilde, Sabancı Üniversitesi ve NASA arasındaki ortak çalışma olanaklarını da konuştuk.” dedi. Dijital Biz 80 Dijital Biz 81

Sayfa 82 — dergide görüntüle

Ağustos 2019 Haber Gençler sisteme girmiyor Araştırmaya göre Milenyum Kuşağı’na mensup gençler, sağlık sistemine dâhil olma konusunda direnç gösteriyorlar. Yüzde 54’ü maliyeti nede- niyle düzenli sağlık hizmeti ve sigortası alma- yı erteliyor. 18-29 yaş arası ABD’li gençlerin yüzde 29’unun aile hekimi bulunmuyor. Genç- ler, düzenli bir sağlık hizmeti yerine tek sefere mahsus hizmet almayı tercih ediyor. Daha uzun ama hasta bir yaşam Günümüzde gençlerin daha sağlıklı beslenme- yi tercih etmeleri, daha az sigara tüketmeleri ve teknolojik araçlara daha fazla ulaşma imkânına sahip olmaları nedeniyle daha uzun yaşayacakları öngörülse de diyabet, kalp, hipertansiyon, kanser, yüksek koleste- rol, anksiyete gibi rahatsızlıklara daha fazla yakalanmaları da bekleniyor: KPMG’nin ‘Sağlık Hizmetleri 2030’ raporuna göre teknolojik gelişme- ler ve demografideki değişikliklerin etkisiyle sağlık sektörü kabuk değiş- tiriyor. 2030’da ABD’de hastane sa- yısının kritik ölçüde azalacağı, evde bakım ve tele tıp hizmetlerinin arta- cağı tahmin ediliyor Dünyadaki sağlık trendlerini inceleyen KPMG, ‘Sağlık Hizmetleri 2030’ raporunda değişen teknoloji ve demografi nedeniyle sağlık hizmetleri sektöründe ortaya çıkan değişimi inceledi. ABD’de gerçekleştirilen araştırma- ya göre Milenyum Kuşağı, X Jenerasyonu ve ‘baby boomer’ kuşağı yaşlandıkça, sağlık hizmetleri sektöründen talepleri de değişiyor. Daha ucuz ve uygun hizmetin yanı sıra kronik hastalık tedavilerinin daha iyi yönetilmesine yönelik artan beklentiler var. Hastanelerin Sonu mu Geliyor? • Araştırmaya göre ABD’de 3 veya daha fazla kronik hastalığa sahip kişi sayısının 2030’da 83,4 milyona ulaşacak. Bu rakam 2015’te 30.8 milyondu. • Tip 2 diyabetin gelecek 10 yılda şu an etki- lediğinden yüzde 55 daha fazla Amerikalıyı etkileyeceği öngörülüyor. Diyabet hastalarının yıllık tıbbi harcamaları ve yarattıkları kayıp verimliliğin toplamı 245 milyar doları buluyor. Bu rakamın 2030’da yüzde 53’lük artışlar 622 milyar dolara çıkacağı düşünülüyor. • Kalp rahatsızlıklarında gelecek 20 yılda yüzde 10’luk bir artış bekleniyor. 2030’da kalp rahat- sızlıklarının toplam maliyetinin 818,1 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. • Alzheimer vakalarında 2030’da yüzde 100’lük bir artış yaşanacağı tahmin ediliyor. Alzheimer hastalarının Amerikan sağlık sistemine maliye- tinin, Alzheimer hastası olmayanlara göre 3 kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Alzheimer hasta- larının gelecek 40 yılda toplam sağlık harcama- larının 20 trilyon dolara çıkması bekleniyor. Tele tıp yükselişte • Araştırmaya göre Milenyum Kuşağı gençleri- nin sadece yüzde 30’u, son 1 yılda randevusuz klinikleri kullandığını belirtiyor. Bu oran baby boomer jenerasyonunda ise sadece yüzde 14. • Tele tıp yöntemini (telekomünikasyon tek- nolojisinden faydalanarak uzaktan teşhis ve tedavi uygulanması) kullanmayı tercih eden Milenyum’ların oranı yüzde 40 seviyesinde. Baby bommer’ların ise yüzde 19’u bu yöntemi benimsiyor. Evde bakım istiyorlar • Yaşlı Amerikalılar arasında hastane ve klinikler yerine kendi evlerinde bakım görme trendi yükselişte. Bu tip hizmette hastaların tele tıp yöntemlerini kabul etmesi gerekiyor. • ABD’de 2013-2017 yılları arasında kır- sal bölgelerde kapanan hastane sayısında yüzde 100’lük artış yaşandı. Amerikan Has- taneler Birliği de her yıl ülkede 30 civarında hastanenin kapandığını, mevcut 6 bin hasta- neden yüzde 8’inin kapanmasının beklendiği- ni, yüzde 10’luk bölümünün ise ayakta kalma şansının zayıf olduğunu öngörüyor. • Araştırmaya göre hastanelerin düşüşü, perakende kliniklerinin (perakende mağaza- larında hizmet veren, ufak hastalıkları tedavi eden ve önleyici sağlık hizmetleri sunan sağ- lık merkezleri) ve görsel bakım yöntemlerinin (tele tıp vs.) gelişmesine yol açacak. Sağlık mahremiyetten önemli • Katılımcıların yüzde 75’i, kişiselleştirilmiş tedavi ile daha iyi ürün ve hizmetler karşılı- ğında kişisel verilerinin bir bölümünü paylaş- makta bir sorun görmediklerini belirtiyor. Son araştırmalar, hastaların sağlık geçmişlerini aynı nedenlerle paylaşmayı kabul ettiklerini gösteriyor. Yapay zekaya geçecekler • Araştırmaya göre 2025 yılına kadar ABD’deki hastanelerin yüzde 90’ında teşhis ve tedavi amacıyla başta yapay zekâ olmak üzere pek çok ileri teknoloji kullanılmaya başlanacak. • Sadece bu yılın başından beri Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nce onaylanan cihaz, uygulama ve algoritma sayısı 30’u aştı. Tüketici merkezli sistem KPMG Türkiye’den İlaç ve Sağlık Sektör Li- deri Hakan Orhan, değişen tüketici davranış- larının sağlık hizmetleri sektörünü de baştan aşağı değiştirmeye başladığını vurguladı. Hakan Orhan, “Önümüzde 12 yılda sağlık hizmetleri büyük değişim olacak. Hastaneler dışında, sağlık hizmetlerinin daha ucuz ve uygun alındığı merkezlere yönelik büyüyen bir talep var” dedi. Hakan Orhan, bu noktada sektörü yıkmaya başlayan birçok teknoloji fir- ması bulunduğunu vurgulayarak, sağlık hiz- meti sağlayıcılarının bu firmalarla iş birliğine gitmelerinin de kaçınılmaz olduğunun altını çizdi. Orhan, “Bana kalırsa tüketici merkezli bir sağlık hizmetleri sektörü imkânsız değil, tam tersine kaçınılmaz” yorumunu yaptı. Dijital Biz 82 Dijital Biz 83