Dijital BizDijital Biz

Aralık 2020 Sayısı — Metin Görünümü

Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku

Sayfa 1 — dergide görüntüle

Dijital Biz Bilişim, Ekonomi, İş Dünyası Dergisidijitalbiz.com ARALIK 2020 SAYI: 15 / FİYAT: 20 TL Türkiye’den Patent Atağı Unutulma Hakkı ile Basın ve İfade Özgürlüğü Arasında Bir Denge Olmalı Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatına Uyumluluk İçin Kritik Uyarılar COVID-19 ile Beraber Türkiye’de Bulut Kullanımı Sıçrama Yaptı GEBKİM’e 6 Yeni Tesis, 1,2 Milyarlık Yatırım Türkiye’nin Uzay Temalı İlk Bilim Merkezi Kapılarını Açtı Prof. Dr. Habip ASAN Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Başkanı

Sayfa 2 — dergide görüntüle

Aralık 2020 VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com Most Idea & Most Dijital SOSYAL MEDYA Arzu Tufan arzu.tufan@dijitalbiz.com BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ ARALIK 2020 SAYI: 15 / FİYAT: 20 TL Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER Kadınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyasını Destekliyoruz! İnsanlar, COVID-19 küresel salgı- nı ile beraber internet ortamında ve özellikle sosyal medyada çok zaman geçiriyor. Kadınlar evden çalışma ile beraber ve kız çocukları uzaktan eğitim ile beraber çevrim içi platformları her zamankinden daha fazla kullanıyor. Bu da siber zorba- lık riskini doğal olarak artırıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi Türkiye Ofisi, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik siber şiddete son verilmesi için “16 Günlük Aktivizm - Kadınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyası” düzenliyor. Bu amaçla her- kesi Ateş Böcekleri web sitesinde (www.atesbocekleri.info) siber şiddetle ilgili testi çözmeye ve arkadaşlarına meydan okumaya (challenge) davet ediyor. Konuyla ilgili olarak BM Türkiye Mukim Koordinatör Vekili Alvaro Rodriguez ve BM Kadın Birimi Ülke Direktörü Asya Varbanova’nın @unwomenturkey Twitter hesabından paylaştığı videolu mesajı (https:// twitter.com/unwomenturkey/status/1332730978222030849) izleyebilir- siniz. Ziyaretçiler, 25 Kasım tarihindeki Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nden başlayıp 10 Aralık tari- hindeki İnsan Hakları Günü’ne kadar sitede açık olacak interaktif testi çö- zerek siber şiddet hakkındaki bilgisini ölçebiliyor ve siber şiddetle ilgili mini kılavuzu kendi cihazına indirerek bilgi ve farkındalığını artırabiliyor. Test sonunda ise herkes arkadaşlarına meydan okuyarak testi çözmeye davet edebiliyor. Siteye yapılan her ziyaret, kampanyayı 1 milyon kişi hedefine yaklaştırıyor. Kampanya kapsamında interaktif teste verilen anonim yanıt- lar, BM Kadın Biriminin ortakları ile birlikte geliştireceği, toplumsal cinsiyet temelli siber şiddetle mücadele planlarına veri sağlayacak. Global Bilişim Derneği (BİDER) ve Dijital Biz Dergisi olarak kampan- yaya destek veriyoruz. Diğer sivil toplum kuruluşu (STK) üyelerinin ve medya mensuplarının da destek vermeleri için onlara meydan okuyoruz! Data Center İstanbul Sanal Etkinliği 8 Aralık’ta, Kaçırmayın! COVID-19 küresel salgınının başlaması ile beraber Dünyada ve Türki- ye’de sağlık ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda büyük deği- şimler yaşanıyor. Puslu havalar oluşturan kriz dönemlerinde değişimlere ayak uydurabilenler durumu fırsata da çevirebiliyor. Dijital dönüşümde öncü olmak isteyenler bu alanda gerekli yatırımları zaten yapıyorlardı. Rekabet ortamı, çeviklik ihtiyacı da dijital dönüşüme doğru itiyordu. Nispeten değişime daha kapalı olan sektörlerde de küresel pandemi ile beraber dijital dönüşüm için aksiyon almak zorunluluk haline geldi. Veri merkezi sektörünün önde gelenlerini buluşturacak Data Center İstan- bul Sanal Etkinliği (www.datacenteristanbul.com), 8 Aralık’ta online olarak gerçekleşecek. Kamu ve özel sektörün lider isimleri ve medya temsilcileri konferansa katılacak. Global Bilişim Derneği (BİDER), BİLİŞİM GRUBU ve Dijital Biz Dergisi olarak destekleyenler arasında yer alıyoruz. Etkinlik Başkanı ve Konuşmacı olarak tüm gün aktif bir rolüm olacak. COVID-19 ile beraber yaşanan süreçleri ve bulutun yeni normallerini de konuşacağız. Tüm sektör profesyonellerini 8 Aralık’ta bizlerle beraber online olmaya davet ediyoruz. Dijital Biz 3

Sayfa 4 — dergide görüntüle

İçindekiler Prof. Dr. Habip ASAN : Türkiye’den Patent Atağı 6 Unutulma Hakkı ile Basın ve İfade Özgürlüğü Arasında Bir Denge Olmalı 18 Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatına Uyumluluk İçin Kritik Uyarılar 22 Gözetleyen Kapitalizm'e Hazır mıyız? 28 19 Bin Veri Sorumlusuna 36 Bin ile 1 Milyon 800 Bin TL Arası Ceza Kapıda 30 BİDER, Kamu Bilişim Haftası Etkinliklerine Tam Destek Verecek 32 Geleceğin Dünü 34 Şenol Vatansever, Avrupa Birliği'nde WhatsApp'a Devlet Kontrolü İddiaları Hakkında Anadolu Ajansı'na (AA) Açıklamalarda Bulundu 36 COVID-19 ile Beraber Türkiye’de Bulut Kullanımı Sıçrama Yaptı 40 Bilişim Teknolojileri Zirvesi İçin Geri Sayım Başladı 42 Teknolojide Son Trendler ve 2030’a Doğru Yolculuk 44 Siber Zorbalık ile İlgili Olarak Diğer STK’lara Meydan Okuyoruz! 46 GEBKİM'e 6 Yeni Tesis, 1,2 Milyarlık Yatırım 50 2021 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 54 Türkiye’nin Uzay Temalı İlk Bilim Merkezi Kapılarını Açtı 60 Dünyanın İlk Sanal Savunma Sanayi Fuarı Gerçekleşti 62 TÜBİTAK 2020 Bilim Ödülleri Açıklandı 66 Uzaydaki Gücümüz Artmaya Başlayacak 68 2 Milyar Kişi İstanbul’u İzledi 70 Türk Bayraklı Gemilerde Dijital Dönüşüm Devam Ediyor 72 Dijital Dönüşümde Avrupa’nın En İyisi 74 56 Ülkenin Girişimcileri Türkiye’de Kuluçkaya Alınacak 78 Fikirlerini Projeye ve Girişime Dönüştürmek İsteyenlere Destek 80 COVID-19 ile Mücadelede Türkiye'de İleri Teknolojiler Geliştiriliyor 82 AB Ülkeleri, Amerika ve Diğer Ülkeler ile İş Birliği Yapılması Yabancı Yatırımlarını Artırır 86 Ticaret Bakanlığı'ndan 81 İle İhracat Atağı 88 Savunma ve Havacılık'ta Endonezya'ya İhracatımız 70 Kat Arttı 92 Hazırgiyim İhracatı Zirveye Abone Oldu 94 NASA İçin Üretiyor 96 Türkiye'nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri 98 Dijital Dönüşüm için Güçlerini Birleştiriyorlar 100 Çalışanlar Daha Fazla Söz Hakkı ve Özgürlük İstiyor 102 Çalışanlar Evden Çalışmaya Devam Etmek İstiyor 104 Şirketler Hayatta Kalabilmek İçin Teknolojiye Yatırım Yapacak 106 Yapay Zekâ Yatırımları Ön Plana Çıkacak 108 CFO’lar Sürdürülebilir Büyümeye Odaklanıyor 110 5G Teknolojisinin Kritik Bileşeni Test Edildi 112 Pandemi Sonrası Dünyada Ağ Kalitesini Korumak 116 2020 Yılı Ağ Trafiği ve İnternet Tüketimi Trendleri 118 5G Tüketici Pazarı 2030 Yılına Kadar 31 Trilyon USD'ye Ulaşacak 120 Kurumsal 5G Alanında Satın Alma Süreci Tamamlandı 122 Siber Suçlulara Fidye Ödeyen Şirketlere Ceza 124 Banka Dolandırıcılarının Neden Olduğu Ortalama Hasar 126 Elektrikli Araç Testlerinde Merkez Üs Olmayı Hedefliyor 128 Sanal Refakatçi, Kamyonların Yollardaki Güvenliğini Artırıyor 130 Araç ve Yolculuk Paylaşım Uygulamaları 134 Blockchain’in Geleceği Online Zirvede Konuşuldu 138 Türkiye Nükleer Düzenleme Kurumu Heyetinden Ziyaret 140 Türkiye Kurumsal PC Pazarına Giriyor 142 Bir Arama Motorundan Daha Fazlası 144 Az Gören Çocuklara Sanat Atölyesi 146 Dijital Biz 4

Sayfa 6 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Röportaj Türkiye’den Patent Atağı Dünyada ve ülkemizde yaşanan dijital- leşme ve teknolojik gelişme ile yenilik temelindeki ekonomik ve toplumsal dö- nüşümün en önemli kesişim alanların- dan birini oluşturan “Sınai Mülkiyet Hak- ları” konusunda TÜRKPATENT olarak ortaya koyduğumuz performans dünya ortalamasının oldukça üzerindedir. Prof. Dr. Habip ASAN Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) Başkanı Dijital Biz okurları için kendinizi kısaca tanıtır mısınız? 1964 Trabzon doğumluyum. İstanbul Ka- bataş Erkek Lisesinden sonra 1985 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Mühen- disliği bölümünden mezun oldum. 1988-1990 yılları arasında ABD’de Texas Tech Üniversite- si’nde yüksek lisans çalışmalarımı, 1990-1994 yılları arasında da aynı üniversitede doktora çalışmalarımı tamamladım. 1994 yılında Tür- kiye’ye dönerek Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde akademik çalışmalarıma devam ettim. 2000 yılında Do- çent, 2005 yılında Profesör oldum. Üniversite bünyesinde birçok idari görevde bulundum. Çoğu uluslararası olmak üzere 30’un üzerinde bilimsel makalem yayımlandı. 16 Ekim 2008 yılından bu yana Türk Patent ve Marka Kuru- mu Başkanlığı görevini yürütüyorum. Ayrıca Türk Patent ve Marka Kurumu iştirakleri olan Bilişim Vadisi TGB ve Türk Sınai Mülkiyet Değerleme A.Ş. (TÜRKSMD) Yönetim Ku- rulu Başkanlıklarını da yürütmekteyim. Bu görevlere ilave olarak Avrupa Patent Orga - nizasyonu (EPO) idari konsey organların - dan olan Teknik ve Operasyonel Destek Komitesi (TOSC) Başkanlığı görevini de 2016 yılından bu yana yapmaktayım. Evli ve üç çocuk babasıyım. Türk Patent ve Marka Kurumu hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Türk Patent ve Marka Kurumu, ülkemizin teknolojik ilerlemesine katkıda bulunmak ve araştırma geliştirme faaliyetlerinin gelişmesi- ni sağlamak üzere sınai mülkiyet haklarının tesisi, bu konudaki korumanın sağlanması ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin bilgi ve dokü- mantasyonun kamunun istifadesine sunulma- sından sorumlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlı- ğına bağlı bir kamu kuruluşudur. Kısa adıyla “TÜRKPATENT” patent, faydalı model, marka, tasarım, coğrafi işaret ve gele- neksel ürün adlarına ilişkin hakların tescili ve ilgili sınai mülkiyet korumalarının sağlanma- sına dair süreçleri ve bu konulardaki farkın- dalık faaliyetlerini yürütmektedir. TÜRKPATENT tarafından tescil edilen haklar ve koruma süreleri nelerdir? Patent; belirli bir süre ve yer için üçüncü kişiler tarafından buluşun izinsiz olarak üretilmesini, kullanılmasını satılmasını veya ithal edilmesini engelleme yoluyla sahibine tanınan tekel hakkıdır. Bu hak - kın kullanabileceğini gösteren belgeye ise patent belgesi denir. Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygula - nabilir olması şartıyla patent verilir. Pa- tent, başvuru tarihinden itibaren 20 yıl süreyle buluşun korunmasını sağlar. Faydalı model ise dünya çapında yeni olan ve sanayiye uygulanabilen buluşların sahiplerine koruma sağlayan bir sınai mülkiyet hakkıdır. Faydalı model belgesinde koruma süresi 10 yıldır. Marka, bir teşebbüs tarafından sunulan malların ya da hizmetlerin diğer teşeb - büslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilebilmesini sağlayan işaretlerdir. Marka koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıl olup bu süre onar yıllık dö - nemler halinde yenilenebilmektedir. Tasarım, ürünün tümü veya bir parçası - nın ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür. Tasarım tescillerinin koru - ma süresi başvuru tarihinden itibaren 5 yıldır. Bu süre beşer yıllık dönemler hâ - linde yenilenmek suretiyle toplam yirmi beş yıla kadar uzatılabilmektedir. Ancak, modası hızlı değişen tekstil, giyim ve am - balaj gibi tasarım ömrü kısa ürünler için üç yılla sınırlı, masrafsız, doğrudan elde edilebilen tescilsiz tasarım koruması da bulunmaktadır. Coğrafi işaret, belirli bir bölgeden kay - naklanan ya da belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla bu bölge ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaret - lerdir. Coğrafi işaret anonim bir mülkiyet hakkı olup tescili süresizdir. Dijital Biz 6 Dijital Biz 7

Sayfa 8 — dergide görüntüle

Röportaj Daha az bilinen bir diğer sınai mülkiyet türü Entegre Devre Topoğrafyaları olup mik- roişlemcilerin üç boyutlu dizilimi ile ilgili fikri haklardır. Koruma süreleri 10 yıldır. Sınai Mülkiyet Haklarının tescili için Türk Pa- tent ve Marka Kurumuna başvuruda bulunul- maktadır. Başvurular, e-Devlet ara yüzleriyle uyumlu Elektronik Başvuru Sistemi (EPATS) üzerinden elektronik olarak yapılmaktadır. Ülkemizdeki sınai mülkiyet haklarıyla ilgili gelişimini kısaca anlatır mısınız? Sınai mülkiyet hakları, dünyada ve ülkemizde yaşanan dijitalleşme ve teknolojik gelişme ile yenilik temelindeki ekonomik ve toplumsal dö- nüşümün en önemli kesişim alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu alanda son yıllarda ortaya koyduğumuz performans oldukça iyi olup dün- ya ortalamasının üzerindedir. Nitekim 2002 yılında ülke olarak bir yılda ya- pılan toplam yerli patent başvurumuz sadece 414 iken başvuruların niteliği de artarak bu sayı 2019 yılında 8 bin 100 seviyesine ulaşılmıştır. Türkiye’nin yenilik ve fikri ürün kapasite - sindeki artışa ilişkin önemli göstergelerden biri de hiç kuşkusuz uluslararası patent başvurularıdır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşki - latının (WIPO) 2019 patent başvuru veri - lerine baktığımızda Türkiye, 2019 yılında önceki yıla oranla uluslararası patent başvurularında yüzde 47 ile en fazla ar - tış oranını sağlayan ülke oldu. Bu alanda artış oranı olarak dünya birincisi olduk ve 22’ncilikten 13. sıraya yükseldik. 2018’de 1403 olan uluslararası patent başvuru sa - yımız geçen yıl 2058’e yükseldi. Hindistan, İsrail, Avustralya ve Finlandiya gibi ülkeleri geride bıraktık. Bu son derece önemli bir gelişme. TÜRKPATENT, 2017’den bu yana Birleş - miş Milletlere bağlı Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı nezdinde hizmet veren 23 ulus - lararası otoriteden biridir. TÜRKPATENT 2020 yılında en çok uluslararası patent araştırma raporu düzenleyen uluslarara - sı araştırma ve inceleme otoriteleri (ISA) arasında ilk 9’da yer alıyor. Dijital Biz 8

Sayfa 10 — dergide görüntüle

Röportaj Ülkemizde sınai mülkiyet verilerinde güncel durum nedir? TÜRKPATENT patent, marka ve tasarım başvuru sayılarına göre, dünyada en fazla başvuru alan ilk 10 patent kurumundan biridir. Dünyayı etkisi altı- na alan koronavirüs (Kovid-19) salgını dönemini de içinde barındıran bu yılın ilk üç çeyreğinde Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılan patent, marka, tasarım ve faydalı model başvuruları arttı. Yılın ilk üç çeyreğinde TÜRKPATENT’e 4 bin 816’sı yerli olmak üzere toplam 12 bin 629 pa- tent, 105 bin 188‘i yerli olmak üzere toplam 116 bin 416 marka, 28 bin 015’i yerli olmak üzere toplam 31 bin 973 tasarım, 2 bin 579 faydalı model ve 330 coğrafi işaret başvurusu yapıldı. Sınai mülkiyet alanında yapılan çalışmalarla ar- tan farkındalıkla birlikte yerli başvuru sayılarında da ciddi artışlar yaşandı. 2020’nin ilk üç çeyre- ğini geçen yıl ile kıyaslayacak olursak patent başvurularında yüzde 13, marka başvurularında yüzde 30, tasarım başvurularında yüzde 8, fay- dalı model başvurularında ise yüzde 31 oranın- da artış yaşandı. Kurumunuz dijital dönüşümde hangi aşama- da, planlarınız nelerdir? Bilgi toplumunun altyapısını oluşturan en önemli unsurların başında fikri haklar ve sınai mülkiyet hakları konusu gelmektedir. Türk Patent ve Mar- ka Kurumu olarak sınai mülkiyet kullanıcılarına daha etkin ve verimli hizmet verilebilmek için personel, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında bütüncül dönüşüme geçilmesinin önem kazan- dığı görülmüş ve bu kapsamda Kurumumuz bünyesinde Dijital Dönüşüm Ofisi kurulmuştu. E-devlet ara yüzleriyle uyumlu olarak ge- liştirdiğimiz Elektronik Başvuru Sistemini (EPATS) 2020 yılı başında kullanıma açtık ve tüm işlemlerin e-devlet kapısı üzerinden ger- çekleştirilmesini sağladık. Geçtiğimiz Tem- muz ayında, bu kez yeni Elektronik Tebligat Sistemi (ETEBS) uygulamamızı kullanıma açarak sınai mülkiyet başvuru süreçleriyle ilgili yüzbinlerce belgenin muhataplarına elektronik ortamda tebliğ edilmesini sağladık. Son olarak Kurumumuzun tüm birimlerinin iş süreçlerinin ve işlemlerinin otomatik hale geti- rilmesi, kullanıcı hatalarının minimize edilmesi, zaman ve kaynak tasarrufu sağlanması, nitelikli verilerin üretilmesi ve uluslararası standartlarda hızlı ve kaliteli sınai mülkiyet tescillerinin ger- çekleştirilmesi amacıyla uzun süredir üzerinde çalışmakta olduğumuz Dijital Dönüşüm Projesi- ni başlattık. Benzer şekilde geçtiğimiz günlerde “Patent Verilerinin Dijital Dönüşümü Projesi” kapsamın- da aylık patent dokümanlarının XML formatı- na dönüştürülmesiyle ilgili çalışmanın startını verdik. Bu sayede Kurumumuzdaki tüm fiziksel ve dijital arşivler sorgulanabilinir ve bütünleşik kullanılabilir hale gelecektir. Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda bilgi teknolojileri alanla- rında önemli ilerlemeler kaydeden Türk Patent ve Marka Kurumu, hizmet verdiği kesimlerin memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmanın yanı sıra, bu alanda örnek ve model bir kurum olma vizyonuyla çalışmalarına devam edecektir. Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir? Teknolojik yenilik kalıcı ve süreklidir. Ancak zaman zaman bir buluş tamamen yeni kullanım ve uygulamaların yolunu açabilecek nitelikte olabilir. Geçmişte bir mumun daha parlak ya da daha uzun süre yanmasını sağlayacak iyileştirmeler fazlasıyla yapıldı fakat o dönemde elektrik ampulünü bulmak oyunun kurallarını değiştirecek bir gelişme idi. Günümüzde ise dünyanın geldiği nokta itibari ile kitlelere etki edecek teknolojik gelişmeleri tek başına ele almak oldukça güçleşti. Çünkü artık teknolojik gelişmelerin tamamen birbirine bağlı ve birbirini tetikleyici nitelikte olduğu söy- lenebilir. Öyle ki son yıllarda cihazların bir ağa bağlanması için uygun altyapının hızla gelişme- si, nesnelerin interneti kavramını doğurdu ve sadece insanların cihazlar ile değil, cihazların da birbirleriyle iletişim kurması mümkün hale geldi. Her türlü ev eşyasının yanı sıra medikal cihazlar, otomobiller, trafik ışıkları hatta sokak lambaları bile ağ üzerinde etkileşim kuran sa- nal bir kimliğe sahip.

Sayfa 12 — dergide görüntüle

Röportaj Önde gelen ağ teknolojisi firmalarından Cisco tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2020 itibarıyla dünya genelinde 50 milyarın üzerinde bu ağa bağlı cihaz bulunuyor. Cihaz sayısının bu denli artması sonucu ağ üzerindeki veri trafiğinin de büyüklüğü öngörülebilir. Bu veri trafiğinin yönetilmesi, verinin saklanması ve iş- lenmesi ihtiyacı bulut bilişim sistemini doğurdu. Bu teknoloji sayesinde merkezi sunucularda devasa boyutlara ulaşan veri yığınları oluştu. Anlamsız haldeki bu verinin anlamlı bir bilgiye yani bir katma değere dönüştürülmesi büyük veri analitiği ile mümkün hale geldi. Öyle ki 2020 yılı Dünya Ekonomik Forumunda bü- yük ya da küçük her türlü şirketin geleceğinin, verilerin etkili bir şekilde kullanılmasına bağlı olduğu vurgulandı. Bilginin altın ile kıyaslandığı bu dönemde veri- nin korunması hayati bir önem kazandı ve siber güvenlik teknolojisi ön plana çıktı. Artık şirketler ve devletler siber güvenlik altyapılarını geliştirmek için milyar dolar - lara varan yatırımlar yapıyor. Geleneksel veri koruma pratiklerinin yetersiz kaldığı durumlar için ise blok zinciri teknolojisin - den yararlanılan siber güvenlik uygulama - ları geliştiriliyor. Bunların yanında artık otonom robotlar, sanal ve artırılmış gerçeklik, simülasyon ve eklemeli üretim teknolojileri her türlü sektörde yerini alırken tüm süreçler içe - risinde ise yapay zekâ çok etkin bir rol oynuyor. Şimdiye kadar saydığım tüm teknolojiler birbiri ile etkileşim kuruyor, daha önemlisi birbirini tamamlıyor. Bu yüzden artık yal - nızca doğru strateji ve politikalar ile bütün - leştirilerek uygulamaya geçirilen teknoloji - ler kitlesel bir etki ortaya çıkabilir. Dijital Biz 12

Sayfa 14 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Röportaj Endüstri 4.0 konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Endüstri 4.0’da hangi aşamada? TÜRKPATENT hangi aşa- mada, planlarınız nelerdir? Artık neredeyse teknoloji içerikli her yazı ya da konuşmada dördüncü sanayi devrimi, yani diğer bir ifadeyle Endüstri 4.0 terimi karşımıza çıkıyor. Bu devrimin “dördüncü” olarak nitelendirilmesindeki temel faktör geçmişte sanayinin üç önemli kırılma nok - tası yaşamasıdır. Birinci sanayi devriminde buhar gücünün kullanılması sonucu maki - neleşme, ikinci sanayi devriminde elektriğin kullanılması sonucu seri üretim ve üçüncü sanayi devriminde bilgisayarın ve program - lanabilir denetleyicilerin kullanılması sonucu otomasyon mümkün hale geldi. Dördüncü sanayi devriminde ise bilgi ve iletişim tek - nolojileri ile bütünleşen sanayide dijitalleş - me söz konusudur. Endüstri 4.0’ı geçmiş sanayi devrimlerinden ayıran önemli bir özelliği mevcut. Geçmiş devrimlerde genel - likle enerji kaynakları kilit rol oynadı, bazen onlarca yıl geçiş süreci yaşandı ve bunlar daha çok bölgesel etki gösterdi. Endüstri 4.0’da ise bilişim, iletişim ve yazılımın ön plana çıkması sebebiyle, dönüşümün uy - gulama ve yayılma süresinin çok daha hızlı olacağı ve küresel ölçekte geniş kitlelere etki edeceği söylenebilir. Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler dönüşüm yarışına girmişken ülkemizin de sürece en iyi şekilde adapte olması gerekiyor. Yenilikçi teknolojilere yön vermede önemli rolü olan patent sistemi Endüstri 4.0 ile başla- yan süreçte de önemli bir aktör olacak. Türk Patent ve Marka Kurumu olarak çeşitli teknik alanlarda olduğu gibi Endüstri 4.0 ile ilgili pa- tent başvurularını da yakından takip ediyoruz. Patent başvurularındaki eğilimler, ülkemizdeki durumu izlemek ve dünyadaki gelişmelerle karşılaştırma yapabilmek için somut veriler ortaya koyan oldukça etkili bir araçtır. Bu kapsamda kurumumuz bünyesindeki Endüstri 4.0’ın teknolojik altyapısını oluşturan nesnele- rin interneti, bulut bilişim, büyük veri analitiği, artırılmış gerçeklik, eklemeli üretim (3 boyutlu yazıcı), simülasyon, otonom robotlar ve siber güvenlik teknolojileri ile ilgili patent başvurula- rı, ülkemizin dünyadaki gelişmelere eş zaman- lı olarak bu dönüşüm sürecine başlangıçtan itibaren uyum sağladığını gösteriyor. Bu alanda ülkemizdeki patent başvuruları 2010 yılı itibariyle ivme kazanıyor, 2016 yılında ise keskin bir şekilde artıyor. 2020 yılının ilk on ayı geride kalırken şimdiye kadar Endüstri 4.0 teknolojileri ile doğrudan ilgili olan bin 300’ün üzerinde patent ve faydalı model başvurusu mevcut. Bu başvuruların %60’ından fazlasının son 3 yılda gerçekleşmiş olması dikkat çeki- yor. Teknoloji bazında bakıldığında özellikle nesnelerin interneti, bulut bilişim ve eklemeli üretim alanındaki başvuruların hızlı bir şekil- de arttığı söylenebilir. Başvuru sahiplerini ise çoğunlukla bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) ve tüketici elektroniği sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar oluşturuyor. Patent konusunda öncü kuruluşlardan olan Avrupa Patent Ofisi (EPO) de, Endüstri 4.0 konusunu sürekli olarak gündeminde tutuyor. Burada yayınlanan ve EPO nezdindeki En- düstri 4.0 verilerini ortaya koyan “Patents and the Fourth Industrial Revolution” (Patentler ve Dördüncü Sanayi Devrimi) konulu raporda, kurumumuzdakine paralel eğilimlerin görülme- si ülkemiz için olumlu bir göstergedir. Ayrıca EPO’nun düzenlediği ve Endüstri 4.0 alanın- daki başvurularının patentlenebilirlik kriterleri gibi konuların tartışıldığı birçok uluslararası etkinliğe kurum olarak katılım sağlıyoruz. Böylece bu alanda dünyadaki gelişmeleri de yakından takip etmiş oluyoruz. Yapay Zekâ konusunda görüşleriniz ne- lerdir? Sizce Türkiye Yapay Zekâda hangi aşamada? Kurumunuz hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Günümüzün en popüler teknolojisi dendiğinde aklımıza kuşkusuz gelebilecek en iyi örnek ya- pay zekâdır. Yapay zekâ teknolojisi günümüzde neredeyse yaşamımızın her alanında kulla- nılmaktadır. Yapay zekâ arayışı ise tıpkı tüm arayışlarda olduğu gibi hayaller ile başlamıştır. İnsanoğlu uzun yıllar boyunca kendilerine ait insansı makineler hayal etmiş ve bu makine- leri resimler, heykeller, çizimler ve hikayeler ile anlatmıştır. Yapay zekâ çalışmalarındaki asıl amaç, insan zekâsını örnek alarak, insan zekâsı gerektiren görevleri yapabilecek bilgisayar programları ve bu programların içerisinde çalıştığı makineleri geliştirmektir. Bu amaçla geliştirilen yapay zekâ uygulamaları her geçen gün daha ileriye gitmekte ve insan zekâsı ge- rektiren bazı işlere rehberlik etmekte oldukça faydalı olmaktadırlar. Bu nedenle yapay zekâ otonom araçlar, tıbbi teşhis ve gelişmiş üretim metotları başta olmak üzere her alanda kullanılmaktadır. Yapay zekânın yaygınlaşması patent sayılarına da yansımaktadır. Hatta Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın (WIPO) 2019 yılında yayınladığı Şekil: Türkiye’deki Toplam Patent ve Faydalı Model Başvuruları ile Endüstri 4.0 ile İlgili Başvuruların Yıllara Göre Karşılaştırmalı Gösterimi Dijital Biz 14 Dijital Biz 15

Sayfa 16 — dergide görüntüle

Aralık 2020 raporda dünyada büyük patent ofisleri arasında görülen ABD, Avrupa, Çin, Japonya ve Güney Kore’den sonra yapay zekâ başvurularının en fazla yapıldığı ülkelerden biri Türkiye olarak gösterilmektedir. Ayrıca gene aynı raporda bulanık mantık alanındaki bilimsel yayınlarda dünyada ülkemiz 9. sıradadır. Gerçekten de bu söylediğim verileri Kurumumuza yapılan patent başvuru sayısı istatistiklerine de bakarak görebiliriz. Bunun yanında AR-GE’yi, yenilikleri sürekli teşvik eden Kurum olarak elbette ki yapay zekâ tek- nolojisinden de faydalanmaktayız. Biliyorsunuz Kurumumuzda yapılan sınai mülkiyet başvu- ruları her yıl artmakta ve bunun sonucu olarak başvurularla ilgili iş yükü de ciddi bir şekilde çoğalmaktadır. Biriken bu iş yükünün azaltılması amacıyla Kurum olarak patent, marka ve tasarım başvurularının araştırma inceleme aşamalarında uzmanlarımızın iş yükünü azaltmak amacıyla yapay zekâ teknolojilerinin sistemimize entegre etme yönünde gerek iç kaynaklarımızla gerekse uluslararası kuruluşlarla iş birliği kapsamında plan ve çalışmalarımız da bulunmaktadır. Blockchain konusunda görüşleriniz ne- lerdir? Sizce Türkiye Blockchain’de hangi aşamada? TÜRKPATENT hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Blockchain teknolojisi son yıllarda popülerli- ğini giderek arttırmış ve bazı araştırmacılar tarafından internet teknolojisinden sonraki en büyük çığır açıcı teknoloji olarak ifade edilmiştir. Esasen, çeşitli verileri güvenli bir şekilde depola- mak ve dağıtmak için geliştirilen bir yöntem olan blockchain teknolojisini güçlendiren etkenler potan- siyel kullanım alanlarıdır. Blockchain teknolojisinin günümüzde özellikle finans sektörü başta olmak üzere, akıllı sözleşmeler, noter sözleşmeleri gibi birçok kullanım alanı bulunmaktadır. Blockchain ile birlikte taraflar herhangi bir üçüncü taraf aracıya ihtiyaç duymadan, şifrelenerek güvenli hale getiril- miş işlemler ile veri ve değer alışverişi gerçekleş- tirebilmektedir. Tarafların oluşturduğu blockchain ağında, şeffaf ve hesap verilebilir bir yapıda olması ve merkezi bir otoriteye bağlı kalmaması sayesin- de güvenliğin temeli oluşmaktadır. Türk Patent ve Marka Kurumu olarak günümü- zün en popüler teknolojilerinden biri olan Block- chain teknolojisini yakından takip ediyoruz. Blockchain teknolojisinin sınai mülkiyet başvuru süreçlerine etkisi ve bu teknolojinin kullanımı konusunda çeşitli araştırmalar yapıyoruz. Yukarıdaki grafik bize yapay zekâ alanında ülkemizde yapılan başvuru sayılarının hızla arttığını göstermektedir. Bu durum bize aslında ülkemizde yapay zekâ alanında yapılan AR-GE çalışmalarının yoğun bir şekilde devam ettiğini göstermektedir. 1.Ulusal Liseler Patent ve Faydalı Model Yarış- ması Başvuruları Devam Ediyor... Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından daha önce iki kez üniversitelere yönelik düzenlenen “PATENTLE TÜRKİYE- Ulusal Üniversiteler Pa- tent Yarışması” bu yıl ilk kez liselere yönelik olarak düzenleniyor. “I. Ulusal Liseler Patent ve Faydalı Model Yarışması”na, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı faaliyet gösteren okul ve kurumlarda lise düzeyinde öğre- nim gören tüm öğrencilerimiz 31 Ocak 2021 tarihine kadar ücretsiz olarak katılabilecektir. Öğrenciler yarışmaya TÜRKPATENT’in elektronik başvuru sistemi (EPATS) üzerinden (epats.turkpa- tent.gov.tr) online patent ve faydalı model başvuru- su yaparak ücretsiz olarak katılım sağlayabiliyorlar. Yarışmada dereceye giren adaylar 2 bin TL’den 20 bin TL’ye kadar ödüllendirilecektir. Detaylar ve başvuru için: www.patentleturkiye.gov.tr Röportaj Dijital Biz 16 Dijital Biz 17

Sayfa 18 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Kişisel verilerin korunmasında farkında- lık konusu, 12 Kasım’da gerçekleştirilen 3’üncü e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi’nde masaya yatırıldı. Etkinliğin açılış konuşmacılarından Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, “Unutulma Hakkı” kavramı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Etkinlikte, kişisel verileri koruma uzmanla- rının yanı sıra bu alanda faaliyet gösteren siber güvenlik firmalarının temsilcileri ve hukukçular, konuyu pek çok farklı açıdan ele aldı. Zirve bu yıl, COVID-19 salgını nedeniyle hem fiziksel olarak hem de çevrim içi şekil- de hibrit etkinlik formatında gerçekleştirildi. KVKK binasında gerçekleştirilen etkinliğin fiziksel bölümüne; protokol, konuşmacılar, sponsorlar ve basın mensupları kabul edildi. İzleyiciler ise etkinliği, e-Safe’in resmi You- Tube kanalı üzerinden ve Türksat Kablo-Net üzerinden canlı olarak takip ettiler. Tüm gün süren etkinliği YouTube üzerinden toplamda 4.000’inden fazla kişi seyretti. Türk Telekom’un teknoloji Sponsoru olarak yer aldığı etkinlikte, Prof. Dr. Bilir’in yanı sıra Unutulma Hakkı ile Basın ve İfade Özgürlüğü Arasında Bir Denge Olmalı Unutulma Hakkı İstisnai Bir Haktır Prof. Dr. Bilir, Unutulma Hakkı ile ilgili yapıla- cak değerlendirmeler hakkında, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından verilen kararlara da değindi: “Unutulma Hakkı istisnai bir hak oldu- ğu için, kurul bu konuda 13 kriter belirledi. Bu konuda ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ile unutulma hakkı arasında veya kişinin kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkı arasında bir dengeleme yapılması lazım.” Prof. Dr. Bilir, bu kriterlerden bazılarını şöyle sıraladı: • İlgili kişi, kamusal yaşamda önemli bir rol oynuyor mu? • Arama sonuçlarının öznesi bir çocuk mu? • Bilginin içeriği doğru mu? • Bilgiler kişinin çalışma hayatı ile mi ilgili? • Bilgiler güncel mi? Kurul kararına göre, değerlendirme kriterlerinin bunlarla sınırlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Bilir, kurulun, her olayın kendine özgü niteliği- ne göre farklı kriterlerin değerlendirilebileceği şeklinde bir karar verdiğini belirtti. açılış konuşmalarını yapanlar; e-Safe Kurucusu ve Zirve Başkanı Musa Savaş ve Trend Micro Akdeniz Ülkeleri, İsrail, Rusya Federasyonu ve Türki Cumhuri - yetler Bölge Başkanı Yakup Börekçioğlu oldu. Kişisel verilerin korunmasının anayasal bir hak olduğunu belirten Prof. Dr. Bilir, konuşması sırasında şunları söyledi: “Her şeyden önce Unutulma Hakkı’nın, istisnai bir hak olduğunun altını çizmek gerekir. Unutulma Hakkı nedir dediğimiz zaman da bireyin geçmişte, hukuka uygun olarak ve doğru nitelikteki bilgilerinin, zamanın geçmesine bağlı olarak erişimden kaldı - rılması ya da gündeme getirilmemesini talep etmesi şeklinde tanımlanabilir. Ama kurulumuzun aldığı karar, arama motor - ları çerçevesinde ve indeksten kaldırılma şeklinde. Özellikle Unutulma Hakkı’nı kul - lanmak isteyen kişilerin öncelikle arama motorlarına müracaat etmesi, oradan bir sonuç alınamaz ise kurula bir başvuruda bulunması gerekir. Dolayısıyla bu hakkı da aslında kural olarak değil, istisnai bir hak olarak değerlendirmek gerekir.” Haber Dijital Biz 18 Dijital Biz 19

Sayfa 20 — dergide görüntüle

KVKK’ya 5.903 Başvuru Yapıldı KVKK’nın gerekli tedbirler çerçevesinde, hem gerçek hem de çevrimiçi ortamlar aracılığıyla, kişisel verilerin korunması ile ilgili faaliyetleri sürdürerek çalışmalarını aksatmadığını belirten Prof. Dr. Bilir, çe - şitli istatistiksel bilgiler de paylaştı. Bu kapsamda bugüne kadar Kuruma 5.903 adet başvuru yapıldığını, bu başvu - ruların 4.427 adedinin sonuçlandırıldığını, 852’si 2020 yılında olmak üzere toplamda 1.489 kurul kararı alındığını, kurumun görev ve yetki alanına giren konularla ilgili ise 454 hukuki görüş verildiğini ifade eden Prof. Dr. Bilir; 31 yayın, 29 video ve 105 kurul kararının kurum internet say - fasında ilgililerin erişimine açık olduğunu söyledi. Etkinliğin açılış bölümünün ardından Kritik Kişisel Verileri Koruma konusu şu başlıklar altında ele alındı: • Hukuk • Teknik • Sosyal İdari Tedbirlere Uyum Çalışmalarının Temeli: ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması’ Hukuk başlığı kapsamında Dijital Biz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever de idari ve teknik tedbirleri içeren bir konuşma yaptı. İdari tedbirlere uyum çalışmalarının temelinin ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması’ olduğunu belirterek şunları söyledi: “Temeli iyi atılmamış bir binanın ilk sarsıntıda hasar görmesi ya da çök- mesi ne kadar yüksek ihtimal ise, gerçek durumu ortaya koymayan bir kişisel veri işleme envanteri- nin de telafisi mümkün olmayan zararlara zemin hazırlaması en az o kadar yüksek bir ihtimal. Envanter; beyana dayalı ve manuel olarak değil, çağımıza uygun biçimde ve yazılımlar ile otomatik olarak ortaya çıkarılmalı. Tüm sunuculardaki, tüm veri tabanlarındaki, tüm kullanıcı bilgisayarların- daki kişisel veriler otomatik yöntemlerle taranmalı, raporlanmalı, kişisel veri içeren dokümanlar sı- nıflandırılmalı. www.1kvkk.com web sitesinde bu kapsamda idari ve teknik tedbirler ile ilgili bilgiler alabilirsiniz.” Etkinliğin videolarına, e-Safe’in resmi YouTube kanalı üzerinden erişilebiliyor: https://www.youtube.com/eSafeorg Haber Dijital Biz 20

Sayfa 22 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Kişisel verilerin korunmasında farkında- lık konusu, 12 Kasım’da gerçekleştirilen 3’üncü e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zir- vesi’nde masaya yatırıldı. Etkinliğin açılış konuşmacılarından Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, “Unutulma Hakkı” kavramı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. KVKK bi- nasında gerçekleştirilen etkinliğin fiziksel bölümüne; protokol, konuşmacılar, spon- sorlar ve basın mensupları kabul edildi. İzleyiciler ise etkinliği, e-Safe’in resmi You- Tube kanalı üzerinden ve Türksat Kablo-Net üzerinden canlı olarak takip ettiler. Tüm gün süren etkinliği YouTube üzerinden toplamda 4.000’inden fazla kişi seyretti. Hukuk başlığı kapsamında Dijital Biz Dergi- si Genel Yayın Yönetmeni ve Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever de idari ve teknik tedbirleri içeren bir konuş- ma yaptı. İdari tedbirlere uyum çalışmaları- nın temelinin “Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması” olduğunu belirtti. Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatına Uyumluluk İçin Kritik Uyarılar • 2016 Yılından Bu Yana KVKK ile İlgili Çalışmalar Yapıyoruz • Kurul ve İlgili Kişiyi Bilgilendirme Süreç- leri Sağlıklı Olarak Uygulanıyor mu? • Şirketlerde Bilgi Güvenliği ve Kanun Hakkında Eğitim ve Farkındalık Faaliyetle- ri Yeterli Seviyede mi? • VERBİS’e Bildirim Yapmayanlara ya da Yanlış Bildirim Yapanlara Ne Kadar Ceza Verilecek? •Hazırlanan Kişisel Veri İşleme Envanter- leri Gerçek Durumları Yansıtıyor mu? 2016 Yılından Bu Yana KVKK ile İlgili Ça- lışmalar Yapıyoruz Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, zirveyi takip eden KVKK binasındaki protokolü ve YouTube izleyicile- rini selamlayarak sözlerine başladı: “İsmim Şenol Vatansever. Global Bilişim Derneği (Bİ- DER) Başkanıyım. Dijital Biz Dergisi Genel Yayın Yönetmeniyim. Vatansever Bilişim A.Ş. ve Patriot Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanıyım. Kişisel verilerin korunması ko- nusundaki farkındalığın daha da geliştirilme- sine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. ‘e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi’ için başta Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve e-Safe Kurucusu ve Zirve Başkanı Musa Savaş olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim. Etkinlikle ilgili detaylı habere en kısa sürede www.dijitalbiz.com ve www.1kvkk.com adreslerinden ulaşabileceksiniz. Dijital Biz Dergisi Aralık 2020 Sayısında da habere yer vereceğiz. Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi’den de erişebileceksiniz.” KVKK Uzmanı Şenol Vatansever, 2016 yılına kadar uzanan KVKK çalışmaları ko- nusunda bilgiler aktardı: “2016 yılının Nisan ayından bu yana Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Hem kurumsal hem de bireysel üyeleri olan BİDER’in Başkanı olmam sebebiyle de KVKK bizi birçok açıdan etkiliyor. BİDER aslında Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU’nun devamı niteliğinde olduğu için Dijital Biz ile beraber binin üzerinde aktif üyeye sahip olan büyük bir topluluk. Kimi üyelerimiz veri sorumlusu olarak uyumluluk çalışmaları yaparken kimi üyelerimiz uyumluluk için hukuki danışmanlık ya da teknoloji çözümleri sağlıyor. Merkeze kişisel verilerin korunması hedefini koyuyo- ruz. Diğer taraftan kamu kurumlarının ya da şirketlerin minimum maliyetlerle idari ve tek- nik tedbirlere uyum çalışmalarını yapmalarını hedeflerken, çözüm sağlayan şirketlerin de katma değer yaratarak ve büyüyerek faaliyet- lerini sürdürmelerini arzuluyoruz. COVID-19 küresel salgınının Dünya’yı ve Türkiye’yi sağlık ve ekonomi açısından olumsuz etki- lediği dönemleri yaşıyoruz. Türkiye’mizi 500 milyar dolar ihracat hedefine ulaştırabilecek en önemli sektörün bilişim sektörü olabile - ceği bilinciyle de bilişim sektöründe faaliyet gösteren üreticilerimizi ve hizmet sağla - yan şirketlerimizi desteklememiz gereki - yor. Ekonomi ve istihdam tıpkı sağlık gibi zaman zaman kişisel verilerin korunması kaygılarının da önüne geçebiliyor. Bunu da normal karşılıyoruz. Başkanıyım. Kişisel verilerin korunması ko- nusundaki farkındalığın daha da geliştirilme- sine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. ‘e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi’ için başta Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve e-Safe Kurucusu ve Zirve Başkanı Musa Savaş olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim. KVKK İdari Tedbirlere uyum kapsamında politikalar, sözleşmeler, taahhütnameler, de- netimler ve risk analizlerinde de eksiklikler ya da yanlışlıklar yapılıyor ve bu başlıklarla ilgili konularda da düzenlenen cezalar var. Bugün kısıtlı zamanımızı daha verimli kullanmak adına şirketlerin ve kamu kurumlarının KVKK İdari Tedbirlere uyum çalışmalarında daha kritik ve karmaşık hatalar yaptıklarını düşün- düğümüz özellikle 4 başlıkta değerlendirmele- rimizi aktaracağım. Bu başlıklar neler? • Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması • Kurumsal İletişim (Kriz Yönetimi, Kurul ve İlgili Kişiyi Bilgilendirme Süreçleri, İtibar Yö- netimi vb.) • Eğitim ve Farkındalık Faaliyetleri (Bilgi Gü- venliği ve Kanun) • Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemine (VER- BİS) Bildirim En kritik olarak gördüğümüz ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması’ başlığına geçmeden önce diğer 3 başlığa değinmek isterim.” Kurul ve İlgili Kişiyi Bilgilendirme Süreçle- ri Sağlıklı Olarak Uygulanıyor mu? Vatansever Bilişim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Vatansever, KVKK İdari Tedbirlere uyum çalışmalarında sıkıntılar olduğunu ifade ettikleri ikinci başlığı şu şekil- de detaylandırdı: “Kurumsal iletişimde, yani Kurul ve İlgili Kişiyi bilgilendirme süreçleri ve itibar yönetiminde uygulamada ciddi yanlışlar yapılıyor. Genelde şirketlerin ya da kamu ku- rumlarının olası bir ihlal yaşandığında refleks olarak ilk yaptıkları davranış maalesef olayın üstünü örtmeye çalışmak oluyor. Şimdi KVKK binasındayız diye gerçekleri ifade etmekten Haber Dijital Biz 22 Dijital Biz 23

Sayfa 24 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Uzatma kararlarını kimileri bekliyordu, kimile- ri sürpriz olarak değerlendirdi. Kimileri eleşti- rirken kimileri Kurum’un tüm sektörlere nefes aldırdığını belirtti. Tüm bu yorumlar aslında Kurum’un ne kadar büyük bir sorumluluk altında olduğunu da gözler önüne seriyor. Tarafımıza sektörden ulaşan bazı soruları paylaşmak isterim: • VERBİS’e kaydolanlar cezadan kesin ola- rak kurtulacak mı? Yoksa doğru ve güncel bilgilerle kaydolmak daha mı önemli? • VERBİS kayıtları ihbar kabul edilecek mi? • Eğer VERBİS kayıtları ihbar kabul edilecek- se, kayıt başvurularının büyük bir kısmına ceza kesilmesi mi gerekecek? • Direkt ceza kesilecekse, ceza tutarları ne kadar olacak? Şirketten şirkete hangi kriterle re göre değişecek? Tüm bu sorularla ilgili bazı fikirlerimiz var. Özetle; Kurum’un mevcut duruma iyi niyetle yaklaşarak gerçek ve tüzel kişilere, kamu kurum ve kuruluşlarına tekrar tekrar önemli telafi imkanları verdiğini düşünüyoruz. KVKK ile ilgili her konuda son sözü Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun söyleyeceğinin de tekrar altını çizmek isteriz.” Hazırlanan Kişisel Veri İşleme Envanterleri Gerçek Durumları Yansıtıyor mu? Vatansever, KVKK İdari Tedbirlere uyum ça- lışmalarında sıkıntılar olduğunu gözlemledik- leri son başlık olarak birinci başlığa değinece- ğini belirterek kişisel veri işleme envanteri ile ilgili kritik detayların altını çizdi: “İdari tedbir- lere uyum çalışmalarının temelinin ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması’ olduğunu düşünüyoruz. Temeli iyi atılmamış bir binanın ilk sarsıntıda hasar görmesi ya da çökmesi ne kadar yüksek ihtimal ise, gerçek durumu orta- ya koymayan bir envanter de telafisi mümkün olmayan zararlara zemin hazırlayabilir. Peki hazırlanan Kişisel Veri İşleme Envanterleri gerçek durumları ortaya koymuyor mu? Bizce teorik kalıyor ve pratik durumu göstermiyor. Bazı danışmanlık firmalarının hazırladığı, şir- ketlere ya da kamu kurumlarına idari ve teknik tavsiyeler içeren raporlar; zaten şirketlerin kaçınmamız gerekiyor ki, hem mevcut du- rumumuzu doğru tespit edelim hem de bu durumu nasıl iyileştirebileceğimizi tüm pay- daşlar olarak beyin fırtınası yaparak değer- lendirelim. Üyelerimiz ya da farklı kanallar üzerinden gelen bilgilerle, bazı şirketlerin ihlal süreçlerini öğrendiğim durumlar oldu. Katıl- dığım bazı TV programlarında da şirket ismi vermeden bu konuları gündeme getirerek tartışmaya açtım. İhlali bildirmekten kaçın- maya çalışma ya da detayların bazı önemli kısımlarını görmezden gelerek bildirmeye çalışma sorunun çözümüne katkı sağlamıyor, tam tersine problemleri daha da büyütüyor. Burada şeffaf olunması, ihlal bildiriminde bulunurken tüm bilgi ve belgelerin eklenmesi önemli. Kurul’un mevcut bilgi ve belgeleri çok detaylı olarak incelediği ve kararlarının adil oldu- ğu konusunda hiçbir şüphemiz yok. Bunu da her ortamda ifade ediyorum. Bu başlıkla ilgili sektör- den gelen birkaç soruyu aktarmak isterim. Kurul bu sorularla ilgili sahip olduğu bilgileri kamuoyu- nu aydınlatmak adına paylaşabilirse memnu- niyetle STK iletişim kanallarımızda ve Dijital Biz Dergisi’nde yayınlayabiliriz: • İhlallerden etkilenen İlgili Kişilere bildirim - lerin ne şekilde yapıldığı, • Kaç şirketin ya da kamu kurumunun kaç kişiye bildirim yaptığının istatistikleri, • Bu bildirimlerin yapılıp yapılmadığının Ku - rum tarafından ne şekilde denetlendiği, • Bilgilendirme yapmayan şirketler ya da kamu kurumları varsa Kurul tarafından ne gibi yaptırımlar uygulandığı, • Bu bildirimlerin yüzde kaçının İlgili Kişiler tarafından mahkemelere taşındığı.” Şirketlerde Bilgi Güvenliği ve Kanun Hak - kında Eğitim ve Farkındalık Faaliyetleri Yeterli Seviyede mi? Vatansever, KVKK İdari Tedbirlere uyum çalışmalarında sıkıntılar olduğunu gözlemle - dikleri üçüncü başlık olan bilgi güvenliği ve kanun hakkında eğitim ve farkındalık faali - yetleri hakkında değerlendirmelerini aktardı: “Özellikle kanunla ilgili oluşturulan şirket - lerdeki ya da kamu kurumlarındaki KVKK kurullarında bile ciddi bilgi eksiklikleri ya da yanlış bilgiler olduğunu görüyoruz. Verilen ya da kamu kurumlarının bildiklerini yazılı olarak vermekten öte geçmiyor. Kişisel Veri İşleme Envanteri diye bölümlerle haftalar hat- ta aylar süren görüşmeler sonucunda oluştur- dukları Excel dokümanları maalesef sadece kenarda duruyor. Çünkü ne mevcut durumu sağlıklı olarak gösteriyor ne de gelecek için bir anlam ifade ediyor. Çok yüksek danış- manlık bedelleriyle hazırlanan bu dokümanlar ağırlıklı olarak müşteri beyanlarını baz alarak oluşturuluyor. Müşterinin bilinçli ya da bilinç- siz olarak söylemediği bilgiler, çalışan bilgi- sayarlarındaki kişisel verilerin yansıtılmadığı raporlar KVKK açısından aslında hiçbir anlam ifade etmiyor.” Patriot Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Vatansever , kişisel veri işleme envanterinin hazırlanması için önemli teknolojik altyapı desteği sağlayan yazılım çözümlerinin detaylarını anlattı: “Beyana dayalı manuel olarak değil, çağı - mıza uygun olarak yazılımlar ile otomatik olarak ortaya çıkarılmalı. Tüm sunucular - daki, tüm veri tabanlarındaki, tüm kullanıcı bilgisayarlarındaki kişisel veriler otomatik yöntemlerle taranmalı, raporlanmalı, kişisel veri içeren dokümanlar sınıflandırılmalı. Neden? Çünkü: • Şirket çalışanları, sunucunun belli bir ye - rinde durması gereken verileri sunucunun başka bir yerine ya da başka bir sunucuya ya da kendi bilgisayarına kopyalayabilir. • Veri tabanında durması gereken veriler, raporlar çekilerek e-postalar üzerinden şirket içindeki ya da dışındaki kişilere gön - derilebilir. Bu kişiler kendi bilgisayarlarına kopyalayabilir. • Şirket bilgisayarlarında tutulmaması ge - reken daha önce çalıştığı şirketlerin müş - terilerinin ya da tanıdıklarının kişisel verile - rini de bilgisayarında tutabilir. Bu örnekleri ilk defa duymuyoruz, yaygın olarak yaşanan durumlar. Kâğıt üzerinde kuralların belirlenmiş ve çalışanlara ilan edilmiş olması sistemin sağlıklı olarak işleyeceği anlamına gelmiyor. Doğru ya - zılımlarla denetim mekanizmalarının da işletilmesi gerekiyor. Şirketlerdeki eğitimlerin bir kısmı verimsiz geçiyor, bir kıs- mı kâğıt üzerinde verilmiş gibi gösterilebiliyor. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun liderliğinde -belki eğitim firmaları ile iş birliği yapılarak- şir- ketlerde ve kamu kurumlarında KVKK’dan sorumlu kişilere ve hatta çalışanların tümüne yönelik farklı seviyelerde bilgilendirme ve ser- tifikasyon çalışmaları yapılması KVKK ile ilgili bilincin gelişmesi için faydalı olabilir.” VERBİS’e Bildirim Yapmayanlara ya da Yanlış Bildirim Yapanlara Ne Kadar Ceza Verilecek? BİDER Başkanı Şenol Vatansever, KVKK İdari Tedbirlere uyum çalışmalarında sıkıntı- lar olduğunu ifade ettikleri dördüncü başlığın VERBİS’e bildirim olduğunu belirterek açıkla- malarına devam etti: “Bunu sadece biz ifade etmiyoruz, Kurum da daha önce erteleme ge- rekçesinde ifade etmişti. Kişisel Verileri Koru- ma Kurumu, VERBİS’e yapılan kayıt başvuru- larının büyük bir kısmında tespit edilen hatalar ve mevzuata aykırı başvurular nedeniyle kayıt başvurularında uzatma kararı almıştı. Kurum web sitesinde konuyla ilgili yaptığı açıklama- da, ‘VERBİS’e iletilen bildirimler incelendiğin- de, birçok bildirimde kişisel veriler ile işleme amaçları, alıcı ve alıcı grupları, veri konusu kişi grupları, alınan teknik ve idari tedbirler, ye- terli önlemler, yurtdışına veri aktarımı ve sak- lama sürelerinin örtüşmediği, bu konuda ciddi yanlışlıklar ve mevzuata aykırılıklar olduğunun görüldüğünün’ altını çizmişti. VERBİS’e beyan edilen bilgilerin doğru ve güncel olması ge- rektiğini, bu bilgilerden ilgili veri sorumlusunun sorumlu olduğunu, sürecin sağlıklı işlemesi adına kayıt başvuru sürelerinin uzatıldığını belirtmişti. Bu durumun maalesef hala geçerli olduğunu düşünüyoruz. Gerçek kişi veya şirketlerin VERBİS üzerinden sicile kayıt yaptırmamaları durumunda Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun 18’inci maddesinin birinci fıkrasının ç bendine göre güncellenen rakamlarla yuvarlak hesapla 36.000 Türk lira- sından 1.800.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek. İstisna olmadığı halde kayıt yaptırmayan veri sorumluları tespit edilirse bu yaptırım uygulanacak. Haber Dijital Biz 24 Dijital Biz 25

Sayfa 26 — dergide görüntüle

Aralık 2020 teknoloji çeşitliliğine cevap verebilecek ya - zılımlar tercih edilmeli. Microsoft Windows ve Linux işletim sistemleri; Microsoft SQL, Oracle, MySQL, PostgreSQL, SQLite, H2 veri tabanları ve bunları kullanan çeşitli uygulamalar; PDF, Şifrelenmiş PDF, Mic - rosoft Word, Microsoft Excel, CSV, TXT, TIFF, JPEG, GIF, PNG dahil olmak üzere çeşitli resim dosyaları ve bilinen yüzlerce dosya biçimi desteği olması önemli. Ta - ranmış evraklarda en belirleyici kişisel veri olan T.C. Kimlik Numarası keşfini algorit - masına uygun olarak sıfır hata ile yapması süreçleri hızlandırır ve kolaylaştırır. Ek olarak; ad ve soyad, cep telefonu numara - sı, kredi kartı bilgileri, banka hesap bilgileri gibi Kişisel Verileri de -gerektiğinde OCR yaparak- tarayıp bulabilmeli ve raporla - yabilmelidir. Silinmesi gereken dosyaları KVKK’ya uygun olarak silebilmelidir. Mah - kemelerde delil olarak kullanabilmesi için yapılan tüm işlemlerin imzalı olarak zaman damgasıyla saklanması sağlanmalıdır. Bul - duğu veri tabanı alanlarında içinde kişisel veri olanları KVKK’ya uygun olarak anonim hale getirebilmelidir. www.1kvkk.com web sitesinde bu kapsamda idari ve teknik ted - birler ile ilgili bilgiler alabilirsiniz. Yazılım çözümleri kullanıldığında danışman- lık firmalarının hizmet verdikleri şirketlerin ya da kamu kurumlarının bölümleri ile haftalar hatta aylar boyunca yaptıkları verilerinizi ne- relerde tutuyorsunuz gündemi olan toplantılar ortadan kalkıyor. Hizmet alan firmalar tasar- ruf ediyor. Hizmet veren firmalar danışmanlık ekiplerini birkaç firmaya yığmak yerine birçok firmaya aynı anda hizmet verebilecek duru- ma geliyor. Yazılım ile insan hataları ortadan kaldırılıyor. Otomatik taramalarda kişisel verilerin tahmin edilebilen ve hiç tahmin edi- lemeyen kısımlardan nasıl çıktığı görülüyor. Devamında bu verilen hangilerinin tutulacağı- na, hangilerinin silineceğine ve anonim hale getirileceğine karar veriliyor. Yazılım bunların tamamına teknolojik altyapı olarak destek veriyor. Size zamandan ve bütçeden kazan- dırıyor. Veri envanterinin yaşayan bir süreç olarak kurgulanması ve güncellemelerin VERBİS’e yansıtılması kritik öneme sahip. Kişisel verileri tarama operasyonu otomatik hale geldiği için veriler üzerinde tam kontrol sağlanabiliyor. Müşteri ya da Kurum talepleri- ne hızlı geri dönüş yapılabiliyor.” BİDER Başkanı Şenol Vatansever , KVKK İdari ve Teknik Tedbirlere uyum ile ilgili ko - nuşulacak çok detayın olduğunu belirterek sözlerini şu şekilde tamamladı: “Kurum’un KVKK ile ilgili konularda düzenleyeceği workshop’lar olursa üyelerimizle beraber katkı sunmaktan memnuniyet duyacağı - mızı da ifade etmek isterim. Organizasyon için emeği geçen herkese tekrar teşekkür ederim. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.” Haber Dijital Biz 26 Dijital Biz 27

Sayfa 28 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Yazar Prof. Dr. Kerem ALKİN İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi (İYBF) Dekan Vekili Dipnot: Trump-Biden mücade- lesi ile, ABD tarihinin en tartışmalı başkanlık seçimlerinden birisinin içinden geçerken, inter- net ve sosyal medyadaki saldırgan içerikleri tehlikeli görme oranı Cumhuriyetçi seçmende 2017’ye göre 2020’de, yüzde 61’den 72’ye yükselmiş iken, De- mokrat seçmende yüzde 48’den 39’a gerilemiş. ‘Gözetleyen Kapitalizm’e Hazır mıyız? Bu ürkütücü kavramın özü - nü (Surveillance Capitalism), kapitalizmin ‘üretim-tüketim- kar’ döngüsüne yönelik olarak, teknoloji ve internet kullanı - cılarını ‘ürüne ve satılabilir değer’e dönüştüren; internet kullanıcısını sürekli sistemde tutmayı sağlayacak bir algo - ritmanın arkada çalıştığı bir dijital ekosistem oluşturuyor. Milyonlarca reklam veren şirkete, özellikle de uluslar üstü şirketlere internet, sosyal medya ve dijital platform takip - çisi biz ‘tüketiciler’in dikkatinin ve ilgisinin satıldığı bir dünya. ‘Gözetleyen Kapitalizm’de ‘kâr’a dönüştürülen esas ürün, bizlerin, internet kullanıcısı tüketicilerin davranış ve algı - larında ‘kademeli, yavaş ve hissettirilmeden’ başarılan değişim. Tüm dijital platform, tüketici algısını reklam veren lehine değiştiren bir internet uzay alanı olarak çalışıyor. Beğenilerinizi, beklentilerinizi, hatta kişiliğinizi değiştirmeye odaklanmış derin bir sistem - den söz ediyoruz. Firmalara, tüketiciyi etkileyerek, firmanın ürününe yönelik garantiyi de vererek, ‘kesinlikle ikna ol - dum’u satıyorlar. Ve, bunun için devasal, mega boyutta veri topluyor ve kulla - nıyorlar. Finans piyasalarında - ki vadeli işlemler gibi, vadeli petrol kontratı gibi, insanoğlu - nun ‘gelecekteki kararları’nı pazarlıyorlar. Bunun için de, hayatınızın her saniyesi takip edip, verileri analiz edip, müş - terileri olan reklam verenlerin ürünlerini alacak şekilde tüke - ticiyi, bireyleri önceden kurgu - lanmış bir vadeye, geleceğe yönlendiriyorlar. İnsanların gelecekteki kararlarını yeniden tasarlayarak trilyonlarca dolar kazanıyorlar. Hangi fotoğrafa, hangi video - ya, hangi konuya neden ve ne kadar vakit ayırdığınızın farkın - dalar. Günlük hareketlerimizi algoritmalar ve yapay zekayla matematiksel modele dönüş - türüp, tüm bilginin içine reklam verenlerin ürünlerini aralara serpiştiriyorlar. Psikolojide kul - lanılan ‘ikna etme’ metotlarını teknolojiye uyarlayarak; sosyal medya ve dijital platformlar için yeniden programlıyor ve modelliyorlar. İnsanın psikoloji - sinden nasıl yararlanacaklarını geliştiren mühendisleri çalıştırı - yorlar. İnternetteki herkes, he - pimiz aslında bir ‘dijital kobay’ gibiyiz. Bizleri araç bazlı teknoloji kullanan tüketiciden, bağım - lılık ve manipülasyon bazlı teknoloji kullanan tüketiciye dönüştürmeye çalışıyorlar. Tüm dijital teknoloji ekosiste - mindeki paydaşlar, artık araç bazlı işlerden manipülasyon ve bağımlılığa bağlı süreç ve araştırmalara yoğunlaştılar. Bu amaçla da, insanların başkala rıyla bağlantı kurma ihtiyacını kullanıyorlar. İnsanoğlu ise, henüz 5 dakikada ve/veya 10 bin kişinin onay veya yorum veya eleştirisini kaldırabilecek kadar evrimleşmedi. Bu nedenle, 10-14 yaş gru - bu çocuklarda ve gençlerde, sosyal medya yaygınlaştığın - dan bu yana 3’e katlanmış bir intihar vakası var. Z ve Alfa kuşağı kuşatma altında. Bu, daha önce, televizyonda da denendi. Ama, ‘internet uzayı’ ‘sınırsız’ bir aşama. Böyle bir imkanla insanları radikalleştir - me, marjinal görüş ve davra - nışlara, akımlara, hareketlere yönlendirmek artık mümkün. Çünkü insan, teknoloji ba - ğımlılığı ile ‘mat’ edildi. Dola - yısıyla, siyasal kutuplaşmayı da vahşice kullanıyorlar. Bu süreç, Trump-Clinton arasın - daki bir önceki ABD başkan - lık seçimlerinde de kendini gösterdi. Şimdi, Trump-Biden mücadelesinde de kendini gösteriyor. Peki, ülkeler demokrasileri - ni, siyaset alanını, bağımsız seçimlerini bu ‘derin dijital organizasyon’a karşı nasıl koruyacak? İşte, en kritik soru da bu. Daha 4 yıl önce, ‘derin dijital organizasyon’un küresel çapta tüketicilerin tercihlerini reklam veren şirketler lehine manipüle etmek için kullandık - ları tüm dijital platformlar, Fa - cebook, Twitter, Instagram’ın arka planında yer alan tüketici verilerinin Rusya tarafından, Hillary Clinton’a karşı, Donald Trump’ın seçilmesi için, ‘derin dijital organizasyon’un dahi fark edemeyeceği bir ustalıkla kullanıldığına dair dedikodu ve yorumlara birlikte şahit olduk. Bugün ise, Başkan Trump, kendisinden nefret edilme - sini sağlayacak bir derinlik ve kapsamda, hayli sofistike metotlarla, ‘derin dijital orga - nizasyon’un Demokratlar ve Biden lehine çalıştığını ifade ediyor. Başkan Trump, bir fir - manın ürününden ‘tiksinti’ du - yulmasını, ‘nefret edilmesi’ni; rakip firmanın ürününe ise bir ‘beğeni patlaması’ oluşturul - masını sağlayan ‘ikna etme’ algoritmasının, son 1 yıldır kendi aleyhine ve Biden lehine yoğun bir şekilde kullanıldığını iddia ediyor. Bu nedenle, ağır bir ‘yalan haber’ bombardıma - nına maruz bırakıldığını ısrar - la söylüyor. İlginçtir, Ipsos’un araştırması, insanların yüzde 59’u yalan haberi gerçek ha - berden ayır edebildiğini düşü - nürken; bu kişi bir başkası ise, gerçek ile yalan haberi ayıra - bilme becerisi bir anda yüzde 30’a düşüyor. Ipsos’un 27 ülkede 20 bine yakın yetişkin arasında yap - tığı araştırma, sosyal medya platformlarının en iyi, en doğru haber ve bilgi kaynağı olduğu - nu düşünenlerin oranının 27 ülke ortalaması olarak yüzde 45 olduğuna işaret ediyor. Türkiye için bu oranın yüzde 58 olması, kimi çevrelerin bu platformları neden yoğun kul - landıkları, bunun da Türkiye için hayli risk oluşturduğu nok - tasında gerekli ipucunu veriyor. ABD’de yetişkinlerin yüzde 64’ü, halkın ise yüzde 54’ü sosyal medya platformlarının ülke için negatif bir etkiye sebep olduklarını düşünüyor. Yetişkinlerin yüzde 28’i yanlış ve çarpıtılmış haberlerle yön - lendirilmeye çalışıldıklarından, yüzde 16’sı nefret, ırkçılık ve ayrımcılığın pompalanmasın - dan rahatsız. Trump-Biden mücadelesi ile, ABD tarihinin en tartışmalı başkanlık seçimlerinden birisi - nin içinden geçerken, internet ve sosyal medyadaki saldır - gan içerikleri tehlikeli görme oranı Cumhuriyetçi seçmende 2017’ye göre 2020’de, yüzde 61’den 72’ye yükselmiş iken, Demokrat seçmende yüzde 48’den 39’a gerilemiş. Bu ne - denle, Başkan Trump’ın seçim sonuçlarının manipüle edildiği yönündeki ısrarlı açıklamala - rı ve Cumhuriyetçi seçmenin tepkilerini dikkate aldığımızda, Gözetleyici Kapitalizm kavramı üzerinden, birkaç ABD baş - kanlık seçimini de, Avrupa’daki seçimleri de daha bu şekilde konuşuruz gibi gözüküyor. Dijital Biz 28 Dijital Biz 29

Sayfa 30 — dergide görüntüle

Aralık 2020 başlıklarla ilgili konularda düzenlenen cezalar olduğunu belirtti. Ek olarak kişisel veri işleme envanteri hazırlanması ve Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) bildirim süreç- lerinde daha kritik ve karmaşık hatalar yapıl- maya devam edildiğini vurguladı. İdari Tedbirlere Uyum Çalışmalarının Temeli: ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması’ BİDER Başkanı Şenol Vatansever idari ted- birlere uyum çalışmalarının temelinin ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması’ olduğunu belirterek şunları söyledi: “Temeli iyi atılmamış bir binanın ilk sarsıntıda hasar görmesi ya da çökmesi ne kadar yüksek ihtimal ise, gerçek durumu ortaya koymayan bir kişisel veri işle- me envanterinin de telafisi mümkün olmayan zararlara zemin hazırlaması en az o kadar yüksek bir ihtimal. Envanter; beyana dayalı ve manuel olarak değil, çağımıza uygun biçimde ve yazılımlar ile otomatik olarak ortaya çıkarılmalı. Tüm sunuculardaki, tüm veri tabanlarındaki, tüm kullanıcı bilgisayarlarındaki kişisel veriler otoma- tik yöntemlerle taranmalı, raporlanmalı, kişisel veri içeren dokümanlar sınıflandırılmalı. Kâğıt üzerinde kuralların belirlenmiş ve çalışanlara ilan edilmiş olması sistemin sağlıklı olarak işleyeceği anlamına gelmiyor. Doğru yazılımlarla denetim mekanizmalarının da işletilmesi gerekiyor. Silin- mesi gereken dosyalar KVKK’ya uygun olarak silinebilmeli. Mahkemelerde delil olarak kullana- bilmesi için yapılan tüm işlemlerin imzalı olarak zaman damgasıyla saklanması sağlanmalı. İçin- de kişisel veri olan veri tabanı alanları KVKK’ya uygun olarak anonim hale getirilebilmeli.” Kişisel veri işleme envanteri diye bölümlerle haf- talar hatta aylar süren görüşmeler sonucunda beyana dayalı ve manuel olarak oluşturulan do- kümanların sadece kenarda durduğunu belirten Vatansever, “Çünkü bu dokümanlar maalesef ne mevcut durumu sağlıklı olarak gösteriyor ne de gelecek için bir anlam ifade ediyor. Çalışanların bilinçli ya da bilinçsiz olarak söylemediği bilgiler, çalışan bilgisayarlarındaki kişisel verilerin yansı- tılmadığı raporlar KVKK açısından aslında hiçbir anlam ifade etmiyor. Veri envanterinin yaşayan bir süreç olarak kurgulanması ve güncellemele- rin VERBİS’e yansıtılması kritik öneme sahip. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Kişisel Verilerin Korun- ması Kanunu (KVKK) idari tedbirlere uyum çalışmalarının temelinin ‘Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması’ olduğunu belirterek şunları söyledi: “Envanter; beyana dayalı ve manuel olarak değil, çağımıza uygun biçimde ve yazılımlar ile otomatik olarak ortaya çıka- rılmalı. Tüm sunuculardaki, tüm veri taban- larındaki, tüm kullanıcı bilgisayarlarındaki kişisel veriler otomatik yöntemlerle taranmalı, raporlanmalı, kişisel veri içeren dokümanlar sınıflandırılmalı. Veri envanterinin yaşayan bir süreç olarak kurgulanması ve güncellemelerin Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) yansıtılması kritik öneme sahip. Kişisel verileri tarama operasyonu otomatik hale geleceği için veriler üzerinde tam kontrol sağlanabilir. Müşteri ya da Kişisel Verileri Koruma Kurulu taleplerine hızlı geri dönüş yapılabilir.” Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şe- nol Vatansever, KVKK’nın birçok açıdan üyele- rini etkilediğini belirterek şu açıklamalarda Kişisel verileri tarama operasyonu otomatik hale geleceği için veriler üzerinde tam kontrol sağla- nabilir.” diyerek ancak bu şekilde müşteri ya da Kişisel Verileri Koruma Kurulu taleplerine hızlı geri dönüş yapılabileceğini açıkladı. VERBİS’e Bildirim Yapmayanlara ya da Yanlış Bildirim Yapanlara Ne Kadar Ceza Verilecek? BİDER Başkanı Şenol Vatansever, KVKK İdari Tedbirlere uyum çalışmalarında VERBİS’e bildirim süreçlerinde kritik ve karmaşık hatalar yapıldığını ifade ederek açıklamalarına devam etti: “Bunu sadece biz ifade etmiyoruz, Kurum da daha önce erteleme gerekçesinde ifade etmiş- ti. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, VERBİS’e yapılan kayıt başvurularının büyük bir kısmında tespit edilen hatalar ve mevzuata aykırı başvuru- lar nedeniyle kayıt başvurularında uzatma kararı almıştı. Kurum web sitesinde konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ‘VERBİS’e iletilen bildirimler incelen- diğinde, birçok bildirimde kişisel veriler ile işleme amaçları, alıcı ve alıcı grupları, veri konusu kişi grupları, alınan teknik ve idari tedbirler, yeterli ön- lemler, yurtdışına veri aktarımı ve saklama süre- lerinin örtüşmediği, bu konuda ciddi yanlışlıklar ve mevzuata aykırılıklar olduğunun görüldüğünün’ altını çizmişti. VERBİS’e beyan edilen bilgilerin doğru ve güncel olması gerektiğini, bu bilgilerden ilgili veri sorumlusunun sorumlu olduğunu, süre- cin sağlıklı işlemesi adına kayıt başvuru süreleri- nin uzatıldığını belirtmişti. Bu durumun maalesef hala geçerli olduğunu düşünüyoruz.” Vatansever; VERBİS’e kayıt başvurularının daha önce 3 defa uzatıldığını hatırlatarak, “4. defa uzatılmadı ve kapsamda olup kaydolma- yan yaklaşık 12.000 veri sorumlusuna 30 gün içerisinde kaydolmaları için mektup gönderildi. Kayıt yaptırıp kaydını tamamlamamış yaklaşık 7.000 veri sorumlusuna da e-posta gönderildi. Gerçek kişi veya şirketlerin VERBİS üzerinden sicile kayıt yaptırmamaları durumunda Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun 18’inci maddesinin birinci fıkrasının ç bendine göre güncellenen rakamlarla yuvarlak hesapla 36.000 Türk lirasın- dan 1.800.000 Türk lirasına kadar idari para ce- zası verilecek.” açıklamalarında bulundu. İstisna olmadığı halde kayıt yaptırmayan veri sorumlu- larına bu yaptırımın uygulanacağının altını çizdi. bulundu: “Kimi üyelerimiz veri sorumlusu olarak uyumluluk çalışmaları yaparken kimi üyelerimiz uyumluluk için hukuki danışmanlık ya da tekno- loji çözümleri sağlıyor. Merkeze kişisel verilerin korunması hedefini koyuyoruz. Kamu kurumla- rının ya da şirketlerin minimum maliyetlerle idari ve teknik tedbirlere uyum çalışmalarını yapma- larını hedeflerken, çözüm sağlayan şirketlerin de katma değerler yaratarak ve büyüyerek faaliyetlerini sürdürmelerini arzuluyoruz. CO- VID-19 küresel salgınının Dünya’yı ve Türkiye’yi sağlık ve ekonomi açısından olumsuz etkilediği dönemleri yaşıyoruz. Ekonomi ve istihdam tıpkı sağlık gibi zaman zaman kişisel verilerin korun- ması kaygılarının önüne geçebiliyor. Bunu nor- mal karşılamakla beraber kapıda olan cezalar konusunda kamuoyunu bilgilendirme sorumlu- luğumuzu da yerine getiriyoruz.” Vatansever; KVKK idari tedbirlere uyum kapsamında politikalar, sözleşmeler, taahhüt- nameler, denetimler, risk analizleri, kurumsal iletişim, eğitim ve farkındalık faaliyetlerinde eksiklikler ya da yanlışlıklar yapıldığını ve bu Haber 19 Bin Veri Sorumlusuna 36 Bin ile 1 Milyon 800 Bin TL Arası Ceza Kapıda Dijital Biz 30 Dijital Biz 31

Sayfa 32 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Global Bilişim Derneği (BİDER), 7-11 Aralık’ta dijital ortamda bilişim sektörü - nü buluşturacak Kamu Bilişim Haftası’nı destekleyeceklerini duyurdu. Kamu Bilişim Derneği (KBD) tarafından hafta boyunca düzenlenecek paneller, “KBD YouTube kanalından” canlı izlenebi - lecek. BİDER Başkanı Vatansever, oturum başkanlığını Kişisel Verileri Koruma Kuru - mu 2. Başkanı Cabir Bilirgen’in yapacağı ve 11 Aralık saat 14:00-15:30’ta düzenlene - cek “Veri Güvenliği ve Kişisel Veriler” pane - linde konuşma yapacak. Kamu Bilişim Haftası boyunca “Yeni Nesil Toplum: Dijital Dönüşüm”, “Yeni Nesil Siber Güvenlik Çözümleri”, “Yeni Nesil Ağ Tekno - lojileri”, “Yeni Nesil Veri Merkezleri, Bulut Bilişim, İş Sürekliliği”, “Yeni Nesil Siber Gü - venlik Çözümleri”, “Yeni Nesil Görüntüle - me, Tanıma ve Güvenlik Çözümleri”, “Yeni Nesil Yazılım Teknolojileri ve Açık Kaynak”, “Yeni Nesil Yönetim, İletişim, Uzaktan Çalış- ma ve ERP Çözümleri”, “Yeni Nesil Tekno- lojiler: NesNet ve 5G” ve “Veri Güvenliği ve Kişisel Veriler” panelleri düzenlenecek. Oturum başkanlıklarını kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve medyanın üst düzey yöneticilerinin yapacağı panellerde toplam kırkın üzerinde konuşmacı yer alacak. Programın detayı ve konuşmacılar https:// www.kamubilisimzirvesi.com/program/ adresinden incelenebilir. BİDER Başkanı Şenol Vatansever, KBD’nin kamu bilişim yöneticilerini ve çözüm sağlayıcı konumunda olan özel sektör tedarikçilerini bir araya getirmesinin bilişim sektörü için çok değerli olduğunu belirtti. Vatansever, paydaşların buluşmasında yeni Haber olduğunu düşünüyorum. Sayın Cumhurbaş- kanımızın Avrupa Birliği (AB) Ülkeleri, Ameri- ka ve diğer ülkeler ile bölgesel ve küresel iş birliği çağrısı yapmış olmasını desteklediği- mizi ifade etmiştik. Bu çerçevede bu şirketin ve diğer yabancı şirketlerin iş planlarını ve yatırımlarını gözden geçirmelerini tavsiye ederiz.” teknolojiler ve trendlerin değerlendirildiğini belirterek, “Buluşmalar, yeni projelerin ve yeni iş birliklerinin ilk adımlarının atılmasına vesile olabiliyor. Kovid-19 küresel salgını ile beraber Türkiye’de de sağlık ve ekonomi alanları başta olmak üzere birçok alanda büyük değişimler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Teknoloji alanında çalışan pro- fesyoneller zaten sürekli ifade ediyordu, ama uzaktan çalışma ve uzaktan eğitim ihtiyaçları dijital dönüşümün ne kadar önemli olduğunu herkese gösterdi. Nispeten değişime daha kapalı olan sektörlerde bile küresel salgın ile beraber dijital dönüşüm için hızla aksiyonlar alındı.” değerlendirmesini yaptı. Vatansever; konuşmacı olarak yer alacağı “Veri Güvenliği ve Kişisel Veriler” panelinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında idari ve teknik tedbirlere uyum ile ilgili önemli detaylara ek olarak konunun ekonomik boyutunu da değerlendireceğini belirterek, şöyle devam etti: “KVKK ile beraber artık merkeze kişisel veri- lerin korunması hedefini koyuyoruz. Derneği- mizde kimi üyelerimiz veri sorumlusu olarak uyumluluk çalışmaları yaparken kimi üyele- rimiz uyumluluk için hukuki danışmanlık, ya- zılımlar ve teknoloji çözümleri sağlıyor. Mev- cut ekonomik koşullar çerçevesinde, kamu kurumlarımızın minimum maliyetlerle idari ve teknik tedbirlere uyum çalışmalarını yap- malarına imkân verecek destekleri vermeye hazırız. KVKK kapsamında düzenlenmiş ve düzenlenecek olan cezalarla beraber bulut hizmeti alanların, yerli veri merkezlerine kaçı- nılmaz olarak geçiş yapacağını öngörüyoruz. Bu da yerli bulut firmalarının ve ekosistemin büyümesini sağlayacak. Veri merkezi hizmeti veren yabancı firmaları da Türkiye’de var- lıklarını devam ettirebilmek için veri merkezi yatırımları yapma noktasına getirecek. Hatır- larsanız yakın zamanda dünyanın en büyük şirketlerinden biri, 1 milyar dolarlık yatırımla Yunanistan’da veri merkezleri açma kararı almıştı. Bu kararın siyasi ve ekonomik ge- rekçeleri olabilir. Türkiye pazarını ve büyüme potansiyelini çok da dikkate almadan, yanlış yönlendirmelerle yapılmış stratejik bir hata BİDER, Kamu Bilişim Haftası Etkinliklerine Tam Destek Verecek Dijital Biz 32 Dijital Biz 33

Sayfa 34 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Yazar Prof. Dr. Güner GÜRSOY İstanbul Okan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Dipnot: Günlük rutin iş, prob- lem ve sıkıntılarımız- dan belli sürelerde sıyrılarak geleceğe yönelik konumlan- malarımızı bugünden tamamlamalıyız. Ge- lecek hızlı gelecek ve geleceğin dününden itibaren hazır olma- lıyız. Geleceğin Dünü Bir önceki “Şimdinin Ötesi” yazımı tamamlamak için “Ge- leceğin Dünü” adlı yazımı kaleme aldım. Gelecek ile ilgili uzgörülerimizdeki sapmalar, bizleri bugün şaşırtıyor olsa da aynı zamanda yeni bir yönetsel düşünce yapısına hazırlıyor. Geleceğin dününde yani bugün neler yapmalıyız? Aşağıda farklı yaklaşımları kısaca özetledim. İlgilenenler konular hakkında daha kapsamlı okumalar yapa- bilirler. Duyarlılık Analizi Tüm stratejik kararlarımız şirket ve kurumlarımız için hayatidir ve bu kararlarımızı şekillendi- rirken “duyarlılık analiz”lerini muhakkak yapmalıyız. Duyar- lılık analizi temel olarak, ka- rarlarımızı şekillendiren var- sayımlarımızdaki sapmaların ne gibi olumsuz sonuçlara yol açabileceğinin öngörülmesidir. Kararlarımızın yumuşak kar- nı olan varsayımlarımız, yani doğru olarak kabullenmelerimiz, gelecekte bizi zor durumda bırakabilecek mayın tarlalarıdır. Özellikle içinde bulunduğumuz VUCA dünyasında ise para- digma varsayımlarımızı da bu sürece dahil etmeli ve daha geniş bir perspektifte stratejik kararlarımızı sorgulamalıyız. Alternatif Planlarla Yönetim Plan ve bütçelerden sapmaların kaçınılmaz olduğuna yönelik bir genel kanı vardır. Ancak dün bu sapmalar ve şaşmalar kabul edilebilir sınırlar içerisindeyken, bugün yaşadıklarımız bunla- rın kabul edilebilirlik sınırlarını zorlamaktadır. Bu bağlamda, bugün ve özellikle gelecekte mevcut planlarımızdan sap- maların kaçınılmaz olduğunu öngörerek alternatif durumlara ilişkin alternatif plan yedeklerini (contingency planning) önce- den hazırlamamız gece kısmen rahat uyumamıza yardımcı olacaktır. Risk Yönetimi Dalgalanmaların ve karmaşık- lığın arttığı bulanık ve belirsiz (VUCA) dünyamızda her şirket ve kurum için olmazsa olmaz yönetim fonksiyonu risk yöneti- midir. Tüm yönetsel fonksiyon- larımızda olası riskleri öngö- rerek hatta uzgörerek bunlara ilişkin koruyucu tedbirlerimizi şimdiden belirlemeli ve artan olası risklerimizi yönetebilmeli- yiz. Risk tolerans düzeylerimizi ve bu düzeyleri aşan riskler için alınacak tedbirler kurumsal sürdürülebilirlik için hayati önem taşımaktadır. Teknoloji Yönetimi Teknoloji geleceğin en önemli oyun değiştiren yeteneklerin- den biri olacaktır. Bu bağlamda bugünden teknolojinin evrile- ceği noktayı uzgörerek mevcut teknoloji yatırım ve geliştirme planlarımızı buna bağlı olarak şekillendirmemiz lazım. Özellik- le Endüstri 4.0 vizyonu çerçeve- sindeki uygulamaları ve bunla- rın yansımalarını yakından takip etmeli ve buna ilişkin kurum/ şirket Endüstri 4.0 uyum mastır plan çalışması yapmalıyız. Yetenek Yönetimi Dalgalanmaların ve karmaşık- lığın arttığı bulanık ve belirsiz (VUCA) dünyamızda liderlik ve İnsan Kaynakları Yönetimi mevcut gelişmeler sonucunda Yetenek Yönetimine evriliyor. Kurumsal sürdürülebilirliği şirket içindeki yetenekler ile gerçekleştirebilmek mümkün- dür. Özellikle problemlerin ve fırsatların sahada süratle tes- pit edilebilmesi ve bunlar için gerekli tedbir ve düzenlemelerin de gecikmeksizin alınabilmesi sahada konumlandırdığımız ve inisiyatif verdiğimiz yetenekler ile gerçekleşebilir. Kurumsal Sürdürülebilirlik Paradigma değişimleri, krizler, Covid-19 gibi olası pandemi koşulları, müşteri ve çalışan- lardaki demografik değişimler, müşteri tüketici davranışlarında- ki değişimler, teknolojik geliş- meler, sınırlar ötesi e-ticaretin yaygınlaşması gibi faktörler kurumsal sürdürülebilirlik ala- nında kurum/şirketleri tehdit et- mektedir. Şirketler bu bağlamda kurumsal sürdürülebilirliklerini tehdit edecek KRI – kritik risk ölçütlerini yakından takip ede- rek bunlara ilişkin risk yönetim teknikleri ile gerekli tedbirleri almaya odaklanabilir. Kurum- sal sürdürülebilirlik için temel 2 kurumsal yetkinlik; (1) kurum- sal öğrenmeyi öğrenebilmeyi gerçekleştirme ve (2) kurumsal olarak değişime uyum derecesi- ni yükseltebilmedir. Kurumsal Öğrenme Kurumsallaşma kapsamı içinde en önemli boyut kurum/şirket için hayati olan bilgi ve biriki- min kurumsallaşabilmesidir. Genelde tecrübeli ve yetenek sahibi kişilerde odaklaşan bu hayati bilgilerin kişilere bağımlı olmasından kurtulmak için; en iyi uygulamalar ve tecrübeler kütüphanesi, iç eğitimci kullanımı, tecrübe ve bilgilerin devamlı talimatlara aktarılması, kurum/şirket içi yönetim koçluğu hizmetlerinin teşkili gibi farklı çözümler uygulamaya geçirile- bilir. Öğrenilmiş bilgi kurumsal olarak içselleştirilebilmelidir ve şirketlerimiz kurumsal olarak öğrenmeyi öğrenebilmelidirler. Değişim Yönetimi Çevresel faktörlerdeki ve iş ortamlarındaki değişimin bu kadar sık yoğunlukta ve büyük ölçeklerde gerçekleşiyor olma- sı, kurum/şirketlerin sürdürüle- bilirliği için en büyük tehdit ama aynı zamanda da iyi değerlen- dirilebilirse fırsattır. Bu nedenle şirketler bünyesinde CCO (Chi- ef Change Officer) olarak deği- şimden sorumlu Genel Müdür Yardımcılıklarının atandıklarını görüyoruz. Planlı ve organize bir şekilde değişimin yönetil- mesi şirket sürdürülebilirliği için olmazsa olmazdır. Sonuç olarak; gelecek için güç- lü bir şekilde hazır olabilmek, geleceğin dünü yani bugünden gerekli tedbirleri almamız ile mümkün. Günlük rutin iş, prob- lem ve sıkıntılarımızdan belli sürelerde sıyrılarak geleceğe yönelik konumlanmalarımızı bugünden tamamlamalıyız. Gelecek hızlı gelecek ve gele- ceğin dününden itibaren hazır olmalıyız. Dijital Biz 34 Dijital Biz 35

Sayfa 36 — dergide görüntüle

Aralık 2020 terörle mücadele gerekçesi bana çok inan- dırıcı gelmiyor. Teröre bulaşmış kişilerin WhatsApp’ın uçtan uca şifreleme özelliğine güvenerek açık açık yazışma yapacaklarını düşünmenin gerçekçi bir tarafı yok. Dünyada emniyet güçleri ve istihbarat teşkilatları çok daha gelişmiş yöntemlerle gerekli takipleri gerçekleştiriyor. Uçtan uca şifreleme için bir yasak AB vatandaşlarının özel hayatlarına müdahale iddialarını güçlendirecektir. AB Ge- nel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsa- mında bu konunun nasıl değerlendirileceğini de izlemek gerekiyor.” KVKK Uzmanı, avukat, ara bulucu Murat Ke- çeciler ise AB yetkililerinin güvenlik gerekçesi ile uçtan uca şifreleme yapan kuruluşlardan iletişimin içeriğini, takibini ve verileri güven- lik güçleri ile paylaşılmasını sağlayacak bir düzenleme hazırlığı içinde olduklarının anla- şıldığını söyledi. Benzer tartışmaların 11 Eylül saldırıların- dan sonra ABD’de yaşandığını ifade eden Keçeciler, terörle mücadele kapsamında bu ülkedeki düzenlemeler sonucu kişi güvenliği, özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti gibi birçok kavramın ihlal edildiği bir dönem yaşandığını bildirdi. Keçeciler, verilerin güvenliği, kişilik hakkı ve haberleşme hürriyeti ile terör faaliyetlerinin önlenmesi veya eylem sonrası faillerin yaka- lanması ve cezalandırılması hedefleri arasın- da bir çatışmanın söz konusu olduğunu dile getirerek, “Özellikle terör saldırısı faillerinin cep telefonlarının imajlarının alınması ve dijital olarak delil sayılması noktasında telefonlarda bulunan şifrelerin kırılması için Apple ve diğer telefon üreticisi firma ile FBI birçok kez karşı karşıya gelmiştir.” değerlendirmesini yaptı. Verinin ticari bir meta haline gelmesi ile gü- venliğin farklı bir boyut kazandığını kaydeden Keçeciler, şöyle devam etti: “WhatsApp gibi uygulamalarda kullanılan uçtan uca şifreleme yöntemleri, kişilerin bu uygulamaları tercih etmeleri açısından çok önemlidir. Kişiler, paylaşım ve iletişimin veya dinleyemez. Bunun nedeni, uçtan uca şifreleme özelliğinin mesajları cihazınızdan ayrılmadan önce güvence altına alan ‘Signal’ şifreleme protokolüyle güvence altına alma- sı ve kilidi açıp mesajları okuyabilmek için gereken özel anahtarın yalnızca mesajlaşan kişilerde bulunmasıdır. Yapılan değişiklik kul- lanıcıya gösterilmeden, bir sohbetin şifreleme durumu değiştirilemez.” diye konuştu. Vatansever, uçtan uca şifrelenmiş her soh- betin benzersiz bir güvenlik koduna sahip olduğunu, bunun kişi bilgisi ekranında QR kodu ve 60 haneli bir numara olarak bulundu- ğunu belirtti. Gönderilen mesajların uçtan uca şifrelenmiş olduğunu doğrulamak için sohbet eden kişi- lerin kodları karşılaştırabileceğine dikkati çe- ken Vatansever, sohbet edilen kişinin adına dokunulduğunda açılan kişi bilgisi ekranında “QR kodu” ve 60 haneli numaranın rahatlıkla göründüğünü kaydetti. Yeşil onay işareti görülmeli Vatansever, sohbet edilen kişinin telefonun- daki kodun tarandıktan sonra karşılaştırılabi- leceğini vurgulayarak, “Bu tarandığında kod doğruysa yeşil bir onay işareti görülür. İki tara- fın da kodları eşleştiyse başkalarının mesajları okuyamadığından ve aramaları dinleyemedi- ğinden emin olunabilir.” ifadelerini kullandı. AB’nin WhatsApp benzeri uygulamalarda uçtan uca şifreleme sistemini yasaklayacağı iddiaların güçlü bir şekilde dillendirildiğini, Almanya’da şifreli yazışmalarının istihbarat kurumları tarafından okunabilmesine olanak tanıyan tasarının Bakanlar Kurulu tarafından geçen ay kabul edildiğini anımsatan Vatanse- ver, şu bilgileri verdi: “Haberlerde, söz konusu uygulamaların, terörle mücadele kapsamında kişilerin daha rahat izlenebilmesi için uçtan uca şifrele- me sistemini açabilecek bir genel anahtarın servis sağlayıcıları tarafından yapılmasının zorunlu hale getirileceği belirtiliyor. Açıkçası uçtan uca şifrelemenin kaldırılmasında Global Bilişim Derneği Başkanı Şenol Vatansever, “Uçtan uca şifreleme için bir yasak, AB vatandaşlarının özel hayatla - rına müdahale iddialarını güçlendirecek - tir.” dedi. Uzmanlar, WhatsApp’ta uçtan uca şifrele- me yasağına sıcak bakmıyor Anadolu Ajansı (AA) – İzzet Taşkıran – Diji- tal iletişim uygulamalarında kullanılan “uçtan uca şifreleme” yönteminin herhangi bir gerek- çe ile kaldırılmasının Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) ile iletişim özgürlüğüne zarar verebileceği bildirildi. Avrupa Birliğinin (AB), WhatsApp ve Signal gibi dijital iletişim uygulamalarında kullanılan uçtan uca şifreleme yöntemini terör ve gü- venlik gibi gerekçelerle yasaklayacağı iddialarının gündeme gelmesini değerlendi- ren uzmanlar, bu sistemin kullanıcıların veri güvenliğinin devamı için gerekli olduğunu kaydetti. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çeşitli mesajlaşma programlarıy- la bir kişiyle sohbet edildiğinde uygulamada yerleşik olarak yer alan uçtan uca şifreleme özelliğinin kullanıldığını belirtti. Bununla mesajların, fotoğrafların, videoların, sesli mesajların, belgelerin, durum güncelle- melerinin ve aramaların başka kişiler tarafın- dan ele geçirilmesinin otomatik engellendiğini kaydeden Vatansever, “Bunun için herhangi bir ayarın etkinleştirilmesine gerek yok. Böy- lece, WhatsApp dahil olmak üzere aradaki hiçbir taraf gönderilen içerikleri okuyamaz Haber Şenol Vatansever, Avrupa Birliği’nde WhatsApp’a Devlet Kontrolü İddiaları Hakkında Anadolu Ajansı’na (AA) Açıklamalarda Bulundu Dijital Biz 36 Dijital Biz 37

Sayfa 38 — dergide görüntüle

Erdinç, üçüncü kişilerin mesajlara erişme - sini önlemek için gerekli olan uçtan uca şifreleme özelliğinin güvenlik ve gizlilik açı - sından tek değişken olmadığını da aktardı. Vatandaşların dijital dünyada bilgilerini korumak için yapmaları gerekenleri şöyle özetledi: “Vatandaşlar, gerekli haller dışında telefon - larının tuş kilidini muhakkak kullanmalıdır. Kişiler, cihazlardaki hassas bilgileri şifrele - meleriyle beraber yükledikleri uygulamala - rın neler yaptığını ve trafikleri izleyebilirler. Telefondaki verileri korumak için bluetooth özelliğinin ihtiyaç dışında mümkün oldu - ğunca kapalı tutulması gerekir. Telefonunu zararlı virüs ve saldırılardan korumak için başlıca ücretli ve ücretsiz uygulamalar mevcut. İsteyenler, bu programları iyi araş - tırarak, ihtiyaçlarına göre edinebilirler.” AA haberi: https://www.aa.com.tr/tr/bi - lim-teknoloji/uzmanlar-whatsappta-uc - tan-uca-sifreleme-yasagina-sicak-bak - miyor/2046300 güvenliğinin temin edilmesine önem vermek- tedir. Bu uygulamalar ile kişiler özel yaşamla- rına dair birçok veriyi paylaşmaktadır. Bunlara ek olarak haberleşme hürriyeti kapsamında iletişimin mahremiyetinin sağlanmasını talep etme ve beklemeleri de çok doğal. Bu tekno- lojilerin sağladığı bu mahremiyetin kötü niyetli kişiler tarafından suiistimal edilmesi, kendi zararlı amaçları doğrultusunda kullanıldıkları iddiaları yaygınlaştı. Bu nedenle bu kurumlar- dan güvenlik güçlerine verilecek genel bir şifre anahtarı ile trafiğin ve içeriklerin güvenlik güç- lerince kontrol edilmesine ilişkin düzenlemeler yapılması tartışılmaktadır.” Avukat Keçeciler, kamu düzeni ve güvenliği ile temel haklar arasında sağlıklı bir denge kurulması gerektiğini de vurgulayarak, “Uçtan uca şifrelemenin kaldırılması gibi uygulama- ların suçu önleme veya suçluları yakalama amacıyla denetlenmesi, suçla mücadelede beklenen etki ve amacı çok sağlamayacağı kanaatindeyim. Dark web olarak tanımlanan alanda zaten çok farklı yöntem ve imkanlar ile suçluların birbirleriyle iletişim kurmaları mümkündür. Bu nedenle söz konusu dü- zenlemeler ile kişi güvenliğinin, düzenleme sonucunda elde edilmesi zor bir amaç için sarsılması ve örselenmesi uygun düşmeye- cek, hukuk devleti ve demokrasi fikri yara alacaktır.” şeklinde konuştu. “Bluetooth, mümkün olduğunca kapalı tutulmalı” Dijital medya uzmanı Huzeyfe Erdinç ise şifreleme teknolojisinin doğru kullanıldığında güvenlik zincirinin kırılmasının imkânsız hale geldiğini söyledi. Uçtan uca şifrelemenin mesajların şifresinin alıcı dışında çözülememesine olanak sağ- ladığına dikkati çeken Erdinç, “Şifrelenmiş bir mesajda metni değiştirmek imkansızdır. Uçtan uca şifrelemenin uygulamalardan kal- dırılması kötü aktörler ve servis sağlayıcıların mesajlarınıza rahatlıkla ulaşmasına ve ve- rileri toplamaya olanak sağlar. Böylece şif- relenmemiş bir mesajda ciddi bir risk ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Haber Dijital Biz 38

Sayfa 40 — dergide görüntüle

COVID-19 küresel salgınının başlaması ile beraber Dünyada ve Türkiye’de sağlık ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda büyük değişimler yaşanıyor. Puslu havalar oluşturan kriz dönemlerinde değişimlere ayak uydurabilenler durumu fırsata da çe- virebiliyor. Dijital dönüşümde öncü olmak isteyenler bu alanda gerekli yatırımları zaten yapıyorlardı. Rekabet ortamı, çeviklik ihtiyacı da dijital dönüşüme doğru itiyordu. Nispeten değişime daha kapalı olan sektörlerde de küresel pandemi ile beraber dijital dönüşüm için aksiyon almak zorunluluk haline geldi. Veri merkezi sektörünün önde gelenlerini buluşturacak Data Center İstanbul Sanal Etkinliği, 8 Aralık’ta online olarak gerçekleşecek. Kamu ve özel sektörün lider isimleri ve me- dya temsilcileri konferansa katılacak. Global Bilişim Derneği (BİDER), BİLİŞİM GRUBU ve Dijital Biz Dergisi’nin de destekleyenler arasında yer aldığı konferansta BİDER Başkanı Şenol Vatansever ve BİDER Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Erol Özgüner birer konuşma yapacak. Data Center İstanbul Konferansı, geçen yıl da Türkiye’de veri merkezi sektörünün yeni buluşma noktası olmuştu. Sektörün lider firmalarının sponsorluğunda güncel konuların konuşulduğu ve üst düzey veri merkezi profe- syonellerinin yer aldığı etkinlik, katılımcılarına eşsiz bir networking ortamı sağlamıştı. Dijital COVID-19 küresel salgınının başlaması ile beraber Dünyada ve Türkiye’de sağlık ve eko- nomi başta olmak üzere birçok alanda büyük değişimler yaşanıyor. Puslu havalar oluşturan kriz dönemlerinde değişimlere ayak uydurabilenler durumu fırsata da çevirebiliyor. Dijital dönüşümde öncü olmak isteyenler bu alanda gerekli yatırımları zaten yapıyorlardı. Rekabet ortamı, çeviklik ihtiyacı da dijital dönüşüme doğru itiyordu. Nispeten değişime daha kapalı olan sektörlerde de küresel pandemi ile beraber dijital dönüşüm için aksiyon almak zorunluluk haline geldi. COVID-19 küresel salgını ile beraber bir - çok sektörün evden çalışmaya başladığını belirten Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever , bulut tabanlı bilgi teknolojileri altyapısı olanların bu geçiş - te çok zorlanmadığını, ağırlıklı olarak kendi sistem odalarını kullananların ise bulut tek - nolojilerine geçiş için alternatiflerini değer - lendirmeye başladığını aktardı. Haber COVID-19 ile Beraber Türkiye’de Bulut Kullanımı Sıçrama Yaptı IDC’ye göre 2022’ye kadar, dijital dönüşü - mün merkezindeki işlemci gücünü sağlayan bulut bilişim harcamaları şirket temel bilişim bütçelerinin yüzde 40’ına ulaşacak. 2028’e kadar yüzde 80’e ulaşması bekleniyor. Gartner’a göre Bulut İş Süreci Hizmetleri (BPaaS), Bulut Uygulama Altyapı Hiz - metleri (PaaS), Bulut Yazılım Hizmetleri (SaaS), Bulut Yönetimi Hizmetleri, Bulut Donanım Hizmetleri (IaaS) ile global genel bulut pazarı 2019’da yüzde 17,5 büyürken, Türkiye genel bulut pazarı 2019’da yüzde 29 büyüdü. 2020 yılında ise pandemi et - kileri ile yüzde 17,2 büyüyerek 208 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. 2021 yılına gelindiğinde kurumların yüzde 90’ı bilgi teknolojileri ihtiyaçlarını karşılamak için birden fazla bulut veya hibrit bulut mo - deli kullanması bekleniyor. BİDER Başkanı Şenol Vatansever şu değerlendirmelerde bulundu: “COVID-19 küresel salgınının başlaması ile beraber Dünyada ve Türkiye’de sağlık ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda büyük de - ğişimler yaşanıyor. Puslu havalar oluşturan kriz dönemlerinde değişimlere ayak uydu rabilenler durumu fırsata da çevirebiliyor. Dijital dönüşümde öncü olmak isteyenler bu alanda gerekli yatırımları zaten yapıyorlardı. Rekabet ortamı, çeviklik ihtiyacı da dijital dönüşüme doğru itiyordu. Nispeten değişime daha kapalı olan sektörlerde de küresel pandemi ile bera- ber dijital dönüşüm için aksiyon almak zorun- luluk haline geldi. Data Center İstanbul Sanal Etkinliğinde COVID-19 ile beraber yaşanan sü- reçleri ve bulutun yeni normallerini de konuşa- cağız. Tüm sektör profesyonellerini 8 Aralık’ta bizlerle beraber online olmaya davet ediyoruz.” BİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Bilgi İşlem Daire Başkanı Dr. Erol Özgüner , “Kamuda bulut bilişim teknolojilerinin kullanımı Tem - muz 2019 tarihinde yayınlanan bir genelge ile yeniden düzenlendi. ‘Kamu kurum ve kuruluşlarında yer alan kritik veriler, inter - nete kapalı ve fiziksel güvenliği sağlanmış bir ortamda bulunan güvenli bir ağda tutula - cak. Bu ağda kullanılacak cihazlara erişim kontrollü olarak sağlanacak ve log kayıtları değiştirilmeye karşı önlem alınarak saklana - cak.’ şeklinde açıklanan düzenleme sonra - sı kamu kurumlarının kendi private cloud ortamlarını yaratmaya yönelik yatırımları artmaya başladı. Daha hızlı erişim daha ge - lişmiş vatandaşlık hizmetleri sunumu, daha güvenilir veri yönetimi gibi faydaları ile bulut bilişim teknolojilerini 8 Aralık’ta hem kamu hem özel sektör temsilcileri ile birlikte değer - lendireceğiz.” açıklamalarını yaptı. Dijital Biz 40

Sayfa 42 — dergide görüntüle

Teknoloji gurularının heyecanla beklediği Bilişim Teknolojileri Zirvesi (BTZ) 16-20 Aralık tarihlerinde online olarak düzenlenecek. Her sene ortalama 1.500 kişinin katılımıyla düzenlenen ve 20.000 kişinin internet üzerinden takip ettiği Bilişim Teknolojileri Zirvesi (BTZ) için geri sayım başladı. Sektörün en prestijli etkinlikleri arasında yer alan BTZ, 16-17-18-19-20 Aralık tarihlerinde Dijital Biz Dergisi’nin tanıtım sponsor- luğunda online olarak düzenlenecek. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Bilişim Teknolojileri Zirvesi kapsamında Türkiye’de ve Dünya’da tek- nolojinin odağındaki konular, sektörün önde gelen isimleri ve ilgili firma temsilcileri tarafından ele alınacak. Bununla birlikte İTÜ İşletme Mühendis- liği Kulübü tarafından bu yıl 13.sü düzenlenecek etkinlikte “Sırada Ne Var?” ana teması ile sistem dönüşümü ve yeniden modellenmesi, geleceğin teknolojileri, yükselen sektörler ve etki dengesi, teknoloji ve marka iletişimi gibi birçok konu masa- ya yatırılacak. Oturumlar, Bilişim Teknolojileri (BT) Alanı, İnteraktif Bölüm, Dijifikir e-iş fikir yarışması ve Sosyal Medya Ödülleri başlıklı 5 bölümden oluşan zirveye akademik ve profesyonel dünya- dan yoğun katılım olması bekleniyor. Geçtiğimiz yıllarda oturumlarda Borusan Man- nesmann CEO’su Zafer Atabey, S&S Motors Genel Müdürü Ferhat Albayrak, Karikatürist Erdil Yaşaroğlu, FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula, Uz. Dr. Kerem Dündar, Ünlü DJ ve Youtuber Doğuş Çabakçor, KALT ekibinden Ozan Akyol ve Erman Çağlar, Mercedes-Benz Finansal İşlemler CIO’su Suat Saygın Tütüncü, P&G Türkiye, Kafkaslar & Orta Asya Yönetim Ku- rulu Üyesi & Tedarik Zinciri Direktörü Erk Ulugun gibi çok sayıda yetkin konuşmacı yer almıştı. Aralarında Microsoft, Vodafone, sahibinden.com, Mercedes gibi 90’a yakın firmanın yer aldığı BT Alanı ise şirketlerin katılımcılarla birebir iletişim kurabildiği, ürün ve hizmetleri hakkında tanıtım olanağı veren fuaye alanı olarak konumlanıyor. Bu sene de online olarak etkinlikle eş zamanlı olarak iletişim platformu üzerinden bu etkileşim sağlanacak. Şirket yetkilileriyle birebir veya toplu görüşme imkânı sunulacak. Bu sene 5.si düzen- lenen Dijifikir e-iş fikir yarışması ile genç girişim- cilerin çeşitli ödüllerle hayallerinin gerçek olması sağlanıyor. Türkiye’de ilk olarak BTZ 2010 kapsa- mında düzenlenen İşletme Mühendisliği Kulübü Sosyal Medya Ödülleri’nde ise sosyal medyayı en iyi kullanan kişi ve kurumlar halk oylaması sonucunda belirlenerek ödüllendirilecektir. Ön kayıt için: https://btalani.btz.org.tr/kayit/ Detaylı bilgi için: https://www.btz.org.tr Haber Bilişim Teknolojileri Zirvesi İçin Geri Sayım Başladı Dijital Biz 42

Sayfa 44 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Yazar Dr. Erol ÖZGÜNER İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Bilgi İşlem Daire Başkanı Dipnot: Teknolojiye sınır çizmek kolay değil, o sebeple hayatın her aşamasına etki edecek altyapıları önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok daha fazla hayatımızın içinde göreceğiz. Teknolojide Son Trendler ve 2030’a Doğru Yolculuk İçinde bulunduğumuz teknolo - jik devrim çağında gün geç - miyor ki yeni bir ürün, yeni bir servis hayatımızı değiştirecek zenginlikler ve kolaylıklarla gündelik hayatımıza girme - sin ve tüm alışkanlıklarımızı değiştirmesin. Her geçen gün, dünya çapında üreyen data, bir önceki günü neredeyse katlarken bir yandan da in - san hayatını kolaylaştıran ve hayatımızı değiştiren etkilerle kendisini hissettirmeye devam ediyor. Bu ay, aslında çok zor geçen 2020 yılının son ayına giriyoruz. Genellikle yıl sonla - rı, o yıla dair bireysel, ailesel, genel ve özel değerlendirme - lerin yapıldığı bir ay olmanın yanı sıra yeni yıldan beklen - tilerin netleştirildiği ve hedef - lerin konulduğu bir zaman dilimidir de. Yılın son yazısın - da, bizi önümüzdeki 10 yılda bekleyen teknolojik gelişmeleri belirlemeye ve bu gelişmelerin hayatımızı nasıl değiştirece - ğine dair beklenti ve tespitleri paylaşmaya çalışacağım. Sistemlerin birbirleriyle bağ - lantıları ve birleşimleri yine önemli bir teknoloji süreci olacak. Bu noktada 5G, Uzay Transmisyonu, verinin paraya dönüştürülmesi, merkezden değil uç noktadan analitik, he - saplama ve karar verme, siber güvenlik, blok zincir, biomet - rik altyapılar ve sanal finans sistemleri sürekli bir gelişim gösterecektir. Sıfır vizyon stratejileri hayatı - mıza daha çok girecek. Sıfır atık, sıfır enerjili binalar, kar - bon salınımsız şehirler, sıfır suç oranlı şehirler, sıfır email (çok iddialı) ve sıfır kazalı şehirler yeni 10 yılın trendleri olacaktır. Bilişsel teknoloji çağı teknolo - jileri olarak, makine öğrenme - si, derin öğrenme, akıllı dijital asistanlar, robotik süreçlerden robot işçilere geçiş hızlana - caktır. Ekonomik trendlere bakıl - dığında, online-offline sü - reçler birbirini tamlayacak şekilde hayatımızda olmaya artarak devam edecektir. Fiziksel mağazacılık deği - şecek, müşteri ve vatandaş deneyimi arttırılacak şekilde mağaza içi teknoloji dene - yimleri arttırılacaktır. Pera - kende tüketim toptan tüke - timin ayrılmaz bir parçası olarak paylaşımlı teknolojik altyapılarla finansal olarak daha ucuz sahip olma so - nuçlarını doğuracaktır. Şehirleşmelerde mega kori - dorlar, mega şehirler, mega bölgeler ve mega gecekondu mahalleleri City as a customer ana fikri ile şehrin yaşayan - larını tıpkı bir firmanın müş - terisine davrandığı şekliyle maksimum memnuniyet yara - tacak teknolojilerle hayatımıza girecek. Akıllı ürünler ve akıllı şehirler teknolojik gelişimlerini yeşi - le ve doğaya yakınsayarak sürdürecek. Altyapıda ise otonom imalatlar, dayanıklı malzeme üretimleri, yüksek hızlı ulaşım araçları, ileri su ve sulama çözümleri hayatı - mızda daha fazla yer alacak çözümler olacaktır. Sosyal trendlerde, yaşlanan nüfusun kendine yer bulduğu, Y, millenium, Z kuşaklarının domine ettiği, kadın hassa - siyetinin arttığı trendler ile karşılaşacağız. Ulaşım ve mobilizasyonda, mikro mobilite, araç paylaşım - ları, tümleşik ulaşım, elektrikli araçlar dağıtım araçlarının (soğuk veya genel) moderni - zasyonu, otonom ve nihayet uçabilen araçları sonraki 10 yılda artık görmeye başlaya - cağımızı düşünüyorum. Sağlıkta yeni teknolojiler teda - vi ve evde bakım süreçlerinde çok daha aktif olacak, dijital sağlık teknolojileri, yoğun bakım ünitelerinin uzaktan yönetilmesi, her an her yerde sağlık değerlerine ulaşım ve yerinde sağlık yönetimi çok daha etkili olacak, tabi ki Co - vid benzeri global virütik va - kalara karşı dünya artık daha duyarlı hale gelecek, hücre te - davilerinde ve uzaktan robotik yönetimlerle ameliyatlar daha yönetilebilir ve uygulanır hale gelecek. Teknolojiye sınır çizmek kolay değil, o sebeple hayatın her aşamasına etki edecek altya - pıları önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok daha fazla ha - yatımızın içinde göreceğiz. Çok zor geçen 2020 yılının ardından tüm dünya ve tüm insanlığa, sevgi, barış, huzur, sağlık ve başarı dolu bir yeni yıl olması dileklerimle, selam ve sevgiler… Dijital Biz 44 Dijital Biz 45

Sayfa 46 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye Ofisi, 25 Kasım - 10 Aralık tarihleri arasın- da düzenlenen ‘16 Günlük Aktivizm - Ka- dınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyası’ kapsamında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik siber şiddete dur diyecek 1 milyon kişi arıyor. Bu amaçla herkesi Ateş Bö- cekleri web sitesinde (www.atesbocekleri. info) siber şiddetle ilgili testi çözmeye ve arkadaşlarına meydan okumaya (challen- ge) davet ediyor. Global Bilişim Derneği (BİDER), kampanyaya destek verdiğini ve diğer sivil toplum kuruluşlarının (STK) da destek vermesi için onlara meydan oku- duğunu açıkladı. Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi Türki- ye Ofisi, sosyal medyada başlayan meydan okuma (challenge) ile 16 günlük aktivizm kap- samında kullanıcıları Ateş Böcekleri web sitesi- ne (www.atesbocekleri.info) yönlendiriyor. Ziyaretçiler, 25 Kasım tarihindeki Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nden başlayıp 10 Aralık tarihindeki İnsan Hakları Günü’ne kadar sitede açık olacak interaktif testi çözerek siber şiddet hakkındaki bilgisini ölçebiliyor ve siber şiddetle ilgili mini kılavuzu kendi cihazına indirerek bilgi ve farkındalığını artırabiliyor. Test sonunda ise herkes arkadaşlarına meydan okuyarak testi çözmeye davet edebiliyor. Siteye yapılan her ziyaret, kampanyayı 1 milyon kişi hedefine yaklaştırıyor. Kampanya kapsamında interaktif teste verilen anonim yanıtlar, BM Kadın Birimi- nin ortakları ile birlikte geliştireceği, toplumsal cinsiyet temelli siber şiddetle mücadele plan- larına veri sağlayacak. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, “COVID-19 küresel salgı- nı ile beraber insanlar internet ortamında ve özellikle sosyal medyada çok zaman Haber Siber Zorbalık ile İlgili Olarak Diğer STK’lara Meydan Okuyoruz! değerlendirmelerde bulundu: “Şiddet, fiziki şiddetin yanı sıra psikolojik şiddeti de içinde barındırmaktadır. Gelişen teknoloji ile fiziki ve psikolojik şiddete ek olarak artık sanal şiddet de kendisini göstermektedir. Siber zorbalık olarak tanımlanan sanal şiddet bazı vakalarda cinsel istismarı da içinde barındırmaktadır. UNICEF tara - fından yapılan çalışmada siber zorbalık, dijital teknolojilerin kullanımıyla yapılan zorbalık olarak tanımlanmıştır. Sosyal medyada, mesajlaşma platformlarında, oyun platformlarında ve cep telefonlarında gerçekleşebilir. Siber zorbalık mağdurlarını korkutmayı, kızdırmayı veya utandırmayı amaçlayan tekrarlanan davranışlardır. Ör - nekleri şunları içerir: • Sosyal medyada birinin hakkında yalan - lar yaymak veya utanç verici fotoğraflarını yayınlamak, • Mesajlaşma platformları aracılığıyla inciti - ci mesajlar veya tehditler göndermek, • Birinin kimliğine bürünmek ve onun adına başkalarına kötü mesajlar göndermek. Siber zorbalık çoğu olayda dijital bir ayak izi bırakır. Dijital ayak izleri, siber zorbalığı durdurmaya yardımcı olacak ve yararlı ka - nıtlardır ancak, zorbalık fiili sona erdikten sonra kişilerin mağduriyetine sebep veren bir unsur olarak sanal ortamda kalmaya devam etmektedir. Bu nedenle unutulma hakkı son yasal düzenlemeler ile mevzua - tımızda vatandaşlarımıza tanınan önemli bir hak olmuştur. Kadına karşı şiddetin önlenmesine dair mevzuat incelendiğinde siber zorbalık ve cinsel istismar vakalarının da bu mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerekmek - tedir. Bu kapsamda siber suçlarla mücade - le birimleri ile kadına karşı şiddetin önlen - mesine ilişkin birimler arasında eş güdüm ve karşılıklı bilgi paylaşımı ve eylemsellik birliğinin kurgulanması önemlidir. Bu kap - samda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın eş gü - düm sağlayan çalışmalarının mevcudiyeti umut vericidir.” geçiriyor. Evden çalışma ile beraber kadın - lar ve uzaktan eğitim ile beraber kız çocuk - ları çevrimiçi platformları her zamankinden daha fazla kullanıyor. Bu da doğal olarak siber zorbalık riskini de artırıyor. 25 Kasım tarihindeki Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nden başlayıp 10 Aralık tarihindeki İnsan Hakları Günü’ne kadar sürecek ‘16 Günlük Aktivizm - Kadınlara Yönelik Şid - dete Son Kampanyası’na Global Bilişim Derneği (BİDER) olarak destek veriyoruz ve kampanyaya destek vermeleri için diğer sivil toplum kuruluşlarına (STK) da meydan okuyoruz. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Türkiye Ofisi’nin hazırladığı Ateş Böcekleri web sitesinde siber şiddetle ilgili testi çö - zen kişi sayısı 2 günde 100 bin kişiye yak - laştı. STK’larımızın destekleriyle 1 milyon kişiyi fazlasıyla aşacağına ve toplumda önemli bir farkındalık oluşturacağına inanı - yoruz.” açıklamalarında bulundu. Siber Ortamda Kadına Karşı Şiddet, Cin - sel İstismar ve Siber Zorbalık Kadına karşı şiddet vakalarının kanser gibi hızla yayıldığı bir dönemde, siber ortamda da en çok mağduriyetleri küçük çocuklar ile ka- dınlarımızın yaşamaya devam ettiğini belirten BİDER İkinci Başkanı Av. Murat Keçeciler şu Dijital Biz 46 Dijital Biz 47

Sayfa 48 — dergide görüntüle

Haber Şiddetin Dijital Boyutu: Kadına Karşı Siber Zorbalık BİDER Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Tufan; de- ğişen ve gelişen teknoloji ile birlikte hayatımızı kolaylaştıran dijital yaşamın hem kurumsal hem de bireysel hayatımızın büyük bir kısmında yer almakta olduğunu belirterek sözlerine devam etti: “Dijital platformlara oluşan talep ve kulla- nımın artması, bireylerin gündelik hayatlarını kolaylaştırsa da kötü niyetli dijital kullanıcıların elinde bir siber tehdit unsuru haline gelebilmek- tedir. Sosyal platformlarda ve dijital alanlarda yer alabilen siber zorbalık, akıllı telefonlarımıza yük- lediğimiz uygulamalar aracılığıyla da yaşanabil- mektedir. Kullandığınız uygulamaların, paylaşım yaptığınız kişisel bilgilerinizin ve fotoğraflarınızın bir siber zorbanın elinde size karşı tehdit unsuru haline dönüşebileceğini unutmayınız. Şiddetin dijital boyutu olan siber zorbalık, özelikle toplumda kadınlarımızı ve genç kız- larımızı hedef alabilmektedir. Çeşitli sosyal mühendislik yöntemleri ile kişilerin özel bil- gileri ele geçirilebilmektedir. Ele geçirilen bu bilgiler, rahatsız etmek ya da zarar vermek amacıyla kullanılabilmektedir. Tüm bu sebep- lerle güvenli internet kullanımı için güvenlik zafiyeti barındıran sanal ortamlarda kişisel bilgiler paylaşılmamalıdır.” Kadınlar İçin Daha Güvenli Bir Dijital Gelecek Kadınların günlük yaşamlarında maruz kaldığı her türlü ayrımcılığın ve şiddetin siber dünyada da göz ardı edilemeyecek seviyelere ulaştığını belirten BİDER Yöne - tim Kurulu Üyesi Büşra Demirel şu değer - lendirmelerde bulundu: “İnternet ve sosyal medya da maalesef kadınların kendilerini güvensiz hissettiği ve tehditlere maruz kaldığı bir ortama dönüştü. Siber şiddet suçları, aklınıza gelebilecek tüm internet ve sosyal medya platformlarının araç ola - rak kullanılması yoluyla işlenmektedir ve kadına yönelik diğer şiddet türleriyle aynı yıkıcı ve yıpratıcı etkileri ortaya çıkarmak - tadır. Her zaman üzerinde durduğumuz gibi internet ortamından hiçbir zaman silinme - yecek olan dijital ayak izlerimiz çevrimiçi kimliğimizi oluşturur. Siber şiddet eylemleri özellikle siber şiddete maruz kalan kadın - lar açısından maddi ve manevi tahribatlar meydana getirir. Cinsiyete dayalı siber şid - det eylemlerine maruz bırakılan kadınların ve kız çocuklarının çevrimiçi ve çevrimdışı varlıklarının tehlikede olduğu bilinci ile yak - laşılarak, mağdurun kişisel hak ve sınırla - rının korunması için toplumsal bir sağduyu geliştirilmelidir.” Dijital Biz 48

Sayfa 50 — dergide görüntüle

Aralık 2020 GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Böl- gesi’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle katıldığı açılış ve temel atma töreninde konuştu. Türkiye’ye kritik ya- tırımları kazandırmak için bir araya geldikleri- ni söyleyen Bakan Varank, “Bu yatırımlarda, yerli üretimi artırıp dışa bağımlılığı azaltma var, katma değerli ihracat var, inovasyon var, istihdamı daha da önemlisi kadın istihdamı- nı teşvik var ve de ülkemizin yarınları olan gençlerin mesleki eğitimleri için harcanan büyük çabalar var.” dedi. “TÜRKİYE, Pozitif Yönde Ayrıştı” Sanayiye yaptıkları her yatırımın, bu ülkeyi hedeflerine emin adımlarla daha da yaklaştır- dığını vurgulayan Varank, “Son 6 ayda haya- ta geçen vizyoner projeler ve yeni yatırımlar gerçekleştirdiklerini aktaran Erdoğan, “Böy- lece kimya sektöründe yaklaşık 1,2 milyar liralık bir yatırımın Kocaeli’ye kazandırılma- sının heyecanına şahitlik ediyoruz. Açılışını yapacağımız GEBKİM Kimya Meslek Lisesi- nin pilot üretim tesisi özellikle gençlerimizin istihdamı, temelini atacağımız GEBKİM Ana- okulu ise kadınlarımızın sanayi sektöründeki istihdamı için örnek projelerdir.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan yak- laşık 3 milyar liralık 155 kalem yatırımın Koca- eli’ye hayırlı olması temennisinde bulundu. Yerli Üretimi Artırma Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesinde 3 fabrikanın resmi açılışını, 3 fabrikanın da temel atma törenini gerçekleş- tirdiklerini kaydederek, “Böylece kimya sektö- ründe yaklaşık 1,2 milyar liralık bir yatırımın Kocaeli’ye kazandırılmasının heyecanına şahitlik ediyoruz.” dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, son 6 ayda hayata geçen vizyoner projeler ve yeni yatırımlar sayesinde Türkiye’nin, pek çok ülkeye göre pozitif yönde ayrıştığını belirterek, “Bugün ülkemizin ilk ve tek kimya ihtisas organize sanayi bölgesi olan GEB- KİM’de sektöre yeni soluk getirecek işlerin başlangıcını yapıyoruz.” ifadelerini kullandı. Marmara Bölgesi’nin Sanayi Üssü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplu açılış törenine video konferans yöntemiyle katıldı. Erdoğan, sanayi ve teknolojide, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türk Standardları Enstitüsü’ne (TSE) ait teknoloji merkezi ile deney laboratuvarlarının açılışını gerçekleştirdiklerini ifade etti. Kocae- li’nin, Marmara Bölgesi’nin sanayi üssü olduğu- nu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asla ihmal edilmemesi gereken illerden (Kocaeli) biridir. Üretim tesisleriyle, konumuyla, organi- ze sanayi bölgeleriyle, teknoloji merkezleriyle Kocaeli Türk ekonomisinin gurur kaynağıdır.” diye konuştu. 50 Ayrı Yatırım Çeşitli bakanlıklara bağlı kurumların şehirdeki hizmet binalarının ve yatırımlarının açılışını da yaptıklarını belirten Erdoğan, “Büyükşehir belediyemizin tamamladığı 1 milyar 170 milyon liralık 50 ayrı yatırım, proje, hizmet ve eserin de Kocaeli’mize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. GEBKİM Kimya Meslek Lisesi Gebze’de GEBKİM İhtisas Organize Sanayi Bölgesinde 3 fabrikanın resmi açılışını, 3 fabrikanın da temel atma törenini Haber GEBKİM’e 6 Yeni Tesis, 1,2 Milyarlık Yatırım Dijital Biz 50 Dijital Biz 51

Sayfa 52 — dergide görüntüle

Aralık 2020 yatırımların ve temelini attıkları yeni fabrika- ların GEBKİM’e daha çok güç katacağını be- lirterek, Türk sanayisine ihracat ve istihdam artışı olarak geri döneceğini ifade etti. Canlı bağlantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler kurdele kesti. Törene, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Cumhurbaşkan- lığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhur- başkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Erkan Kandemir, Mahir Ünal, Ali İhsan Yavuz, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, Kocaeli Büyükşehir Be- lediye Başkanı Tahir Büyükakın katıldı. GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen törende, Ece Boya Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Okay Erdoğan ve Gentaş Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Macit Aydın da hazır bulundu. arcadığımız 30 milyon dolar ülkemizde kala- cak. Tabii firmamızın iç piyasa ihtiyacını kar- şılamanın yanında 15 milyon dolarlık ihracat hedefi bulunuyor.” ifadelerini kullandı. Ekonomiye Katkısı 25 Milyon Dolar Varank, Gentaş Kimya’nın 400 milyon lira yatırımla hayata geçirdiği, sıvı ve katı reçine fabrikasını açtıklarını bildirdi. Varank, Türkiye ve Avrupa’nın en modern tesisi olan fabri- kanın, aynı zamanda kendi atığından kendi enerjisini de üreteceğini kaydetti. Varank, bu tesisin dış ticaret kanalıyla ekonomiye net katkısının 25 milyon dolar olacağını söyledi. Varank, Ece Kimya’nın reçine fabrikasının da açıldığını kaydederek, “250 milyon liralık bu yatırımla orta vadede 45 ülkeye 42 milyon dolarlık ihracat yapılacak.” diye konuştu. GEBKİM Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbra- him Aracı, bugün açılışını yaptıkları sayesinde Türkiye, pek çok ülkeye göre pozitif yönde ayrıştı. Bugün de ülkemizin ilk ve tek kimya ihtisas organize sanayi bölgesi olan GEBKİM’de sektöre yeni soluk getire- cek işlerin başlangıcını yapıyoruz.” şeklinde konuştu. 450 Kişiye İş İmkanı Türkiye’nin en büyük dezenfektan üreticisi Koruma Temizlik’in 400 milyon liralık yeni fabrikasının temelini atacaklarını anlatan Va- rank, “Bu tesis tamamlandığında 450 kişiye yeni iş imkanları oluşturmanın yanında yılda 10 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirecek.” diye konuştu. Akrilik Levha Üretimi Tesisi Varank, Gentaş Kimya’nın akrilik levha üretim tesisinin de temelinin atıldığını kaydederek, “Bu tesisle birlikte akrilik levhalardaki dışa bağımlılığımız tamamen ortadan kalkacak. Başka bir ifadeyle her yıl ithalata h Haber Dijital Biz 52 Dijital Biz 53

Sayfa 54 — dergide görüntüle

Aralık 2020 yürüttüğümüz bu program kapsamında, 2021 yılında açacağımız yeni çağrıyla en az 100 üst düzey araştırmacıyı daha Türkiye’ye ge- tireceğiz. Ülkemizdeki üst düzey araştırma- cıların çığır açıcı projelerini de Ulusal Lider Araştırmacılar Programıyla destekliyoruz. STAR BURS PROGRAMI Lisans öğrencilerinin, TÜBİTAK’ın araştırma projelerinde deneyim kazanmalarını sağla- mak üzere Stajyer Araştırmacı Burs Progra- mını (STAR) başlattık. 2021’de 1000 lisans öğrencisi bu projelerde çalışıp, burs alacak. ÖLÇÜ ALETLERİ MUAYENELERİ Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak için piyasa gözetimi ve denetimi fa- aliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ölçü aletleri mu- ayenelerinin daha hızlı ve daha kaliteli yapıl- ması amacıyla Türk Standardları Enstitüsünü yetkilendirdik. Yasal metroloji kapsamında 1 milyon 200 bin ölçü aletinin denetimini, ürün güvenliği kapsamındaysa 20 bin ürünün piya- sa gözetimi ve denetimini yaptık. KOBİ’LERE DESTEK KOSGEB vasıtasıyla yıl başından bu yana 60 bin işletmeye 1,2 milyar lira kaynak ak- tardık. KOBİ Finansman Destek Programları kapsamında toplamda 15 bin 884 işletmeye 1,2 milyar lira kredi kullandırdık. Teknoyatırım ve Stratejik Ürün Programları kapsamında 173 milyon lira destek ödemesi yaptık. KO- BİGEL Programıyla “İmalat sanayinde diji- talleşme” çağrısına çıktık, bin 207 başvuru aldık. Projeleri kabul edilen KOBİ’lere işletme başına 1 milyon liraya kadar destek sağlaya- cağız. AŞI VE İLAÇ ALANINDA 17 PROJE KOVİD-19 ile mücadelede bilimsel alanda önemli gelişmeler kaydediyoruz. KOVİD-19 Türkiye Platformu altında aşı ve ilaç alanında 17 proje başarıyla yürütülüyor. Bu projelerde; 167’si STAR Bursiyeri olmak üzere 436 araş- tırmacımız gece gündüz çalışıyor. TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİ Türkiye’nin Otomobilinin ön gösterimini yaptık, fabrikamızın temellerini attık. 18 Temmuz’da inşaatını başlattığımız fabrika, 18 ayda tamamlanacak ve araçlarımız 2022 yılının son çeyreğinde seri üretim bandından inecek. AR-GE HARCAMALARI 2019’da Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı en yüksek seviyeye ulaşarak yüzde 1,06 oldu. Ar-Ge ve Tasarım Merkezi sayısı 1607’ye, bu firmalarda çalışan personel sayısı 73 bine ulaştı. Bu merkezlerde 18 bin proje yürütülüyor ve çok başarılı işlere imza atılıyor. GİRİŞİM SERMAYESİ FONU Avrupa Birliği ile Rekabetçi Sektörler Progra- mını yürütüyoruz. 260 Milyon Avroluk kaynağı projelerin kullanımına tahsis ettik. Girişimci- lerimize sermaye sağlamayı hedefleyen 80 Milyon Avro bütçeli “Türkiye Gelecek Fonu”na İlişkin Finansman Anlaşması 19 Haziran 2020’de Resmi Gazete’de yayımlandı. Girişim Sermayesi Fonu’nu 2021 yılında ülkemizdeki girişimcilerin kullanımına açacağız. DENEYAP TÜRKİYE Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek üzere başlattığımız Deneyap Türkiye Pro- jesi kapsamında, 30 şehrimizde teknoloji atölyelerinin kurulumunu tamamladık. Dene- yap’larda 5 bin 600 öğrencimiz 3 yıl sürecek ücretsiz teknoloji eğitimleri alıyor. Bu projeyi 81 ilimize yaygınlaştırıp, en az 100 Deneyap Teknoloji Atölyesi kurmayı ve 5 yılda 50 bin özel yetenekli öğrencimize bu eğitim imkânı- nı sağlamayı hedefliyoruz. ULUSLARARASI LİDER ARAŞTIRMACI- LAR PROGRAMI Uluslararası Lider Araştırmacılar Programıyla, ileri düzeyde bilimsel ve teknolojik çalışmalar yürüten deneyimli araştırmacıları yurtdışından ülkemize kazandırmaya başladık. Gururla Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, TÜBİ- TAK KOVİD-19 Türkiye Platformunun aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarını anlattı. KOVİD-19 tedavisinde iki yeni gelişmenin olduğunu kaydeden Bakan Varank, “Bilim insanlarımız Griffithsin molekülünün enfeksiyonu önleyici ve hastalarda saçılımı azaltıcı etkisini klinik öncesi deneylerde kanıtladı. Ribavirin mole- külünün hastalığın tedavisinde etkin olduğunu hayvan deneyleriyle ispatladı.” dedi. Varank, bakanlığı ile bakanlığa bağlı ve ilgili kuruluşların 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı’nı sundu. Bakan Varank, özetle şunları söyledi: TÜRK EKONOMİSİNE GÜVEN Ocak-Ekim döneminde, reel sektörün yatırım talebi, geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 21 arttı; 159 milyar liralık sabit yatırım için 8 bin 396 teşvik belgesi düzenledik. Or- ganize sanayi bölgelerimizde 762 yeni fab- rika üretime başladı. Üretime geçen sanayi işletmesi sayısı yüzde 14’lük artışla 12 bin 259’a ulaştı. Bugün itibarıyla, sanayi bölgele- rinde 3 bin 978 tesisin inşaatı devam ediyor. Yatırımlardaki bu güçlü iştah, reel sektörün Türk ekonomisine olan güveninin en temel göstergelerinden birisi. ULUSAL YAPAY ZEKA STRATEJİSİ 2019’da kurduğumuz; Yapay Zekâ, Kutup Araştırmaları ve Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüleri etki üretmeye başladı. Mobilite, 5G ve İleri Bağlantı Teknolojileri yol haritalarıyla birlikte; Sanayi, Sağlık, Ticaret ve Finansta Dijital Dönüşüm yol haritalarımızı oluşturuyo- ruz. Ulusal Yapay Zekâ Stratejimizi yakında açıklayacağız. Haber 2021 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dijital Biz 54 Dijital Biz 55

Sayfa 56 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Haber Hayvan deneylerini başarıyla tamamlayan 4 aşı adayımızın en kısa sürede klinik deney aşamasına geçmesi için gayret gösteriyoruz. KOVİD-19 tedavisinde yoğun şekilde kullanı- lan Favipiravir ilacının etken maddesi, üni- versite sanayi iş birliğinde yerli ve milli olarak sentezlendi. Şimdi hastalara şifa dağıtıyor. RİBAVİRİN MOLEKÜLÜ TÜBİTAK KOVİD-19 Platformundaki bilim insanlarımız, Ribavirin molekülünün hastalığın tedavisinde etkin olduğunu hayvan deneyleriyle ispatladı. Bu molekülle ilgili Faz-3 klinik çalış- ma yapmak üzere TİTCK’ya başvuru yapıldı. Yine bilim insanlarımız doğala özdeş Griffithsin molekülünün enfeksiyonu önleyici ve hasta bireylerde saçılımı azaltıcı etkisi olduğunu klinik öncesi tüm deney sonuçlarıyla kanıtladı. Bu- nunla ilgili de TİTCK başvurusu yapıldı. 7 KRİTİK ALTYAPI TÜBİTAK bünyesinde; motor teknolojileri, uydulardan fırlatma sistemlerine, uzaya erişimden altyapılara kadar somut ve iddialı projeler yer alıyor. UZAY SANAYİ Savunma sanayindekine benzer bir ekosiste- mi uzay sanayinde de oluşturarak, yüzlerce firmamızın bu alanda üretici olmasını sağ- layacağız. Bununla birlikte ülkemizin uzaya ilişkin haklarını koruma ve geliştirmeye yöne- lik uzay hukuku ve mevzuat çalışmalarımız da devam ediyor. PATENT BAŞVURULARI Uluslararası patent başvurularında dünya- da 17’inci sıradan 13’üncü sıraya yükseldik. Uluslararası marka başvurularında elde ettiğimiz yüzde 38’lik artış, Türk firmalarının marka değerinin yükselişini açıkça ortaya koyuyor. 45 binin üzerinde başvuruyla dünya- da ilk 5 ülke arasında yer aldığımız tasarım alanında artık daha fazla niteliğe ve katma değere odaklanıyoruz. Bu amaçla Bilişim Vadisi bünyesinde, bir Tasarım Kümelenmesi kurmak için tüm hazırlıklarımızı tamamladık, yakında tanıtımını gerçekleştireceğiz. VİZYONER POLİTİKALAR Türk Standardları Enstitüsü (TSE), pandemi döneminde sanayi ve hizmetler sektöründe güveni artıracak vizyoner politikaları hayata geçirdi. Yıkanabilir bez maskeler için TSE K 599 kriterini belirleyip, üreticilerin kullanımına sunduk. İmalat sanayiinde çalışan emek- çilerimizin sağlığını korumak ve üretimde devamlılığı sağlamak için alınması gereken önlemlere yönelik kılavuz hazırladık. Bu kıla- vuzu hizmetler sektörü için de geliştirdik. 239 FİRMAYA HELAL BELGESİ Ekim ayı itibarıyla 239 firma TSE’den Helal Belgesi aldı. Üreticilerimizin küresel rekabet gücünü artırmak, test ve sertifikasyon ala- nında yurt dışı bağımlılıklarını azaltmak için son teknolojilerle donatılacak Ankara Temelli Kalite Kampüsünün yapımına başlıyoruz. enerjetik malzemeler, biyomalzeme-biyome- kanik-biyoelektronik, yüksek sıcaklık malze- meleri, fotovoltaik ve savunma teknolojileri alanlarında 7 kritik altyapıyı Sayın Cum- hurbaşkanımızın teşrifleriyle hizmete açtık. Hassas Güdüm Kiti’nin (HGK-83) F4 ve F16 üzerindeki testlerini tamamladık. Kitler bu uçaklarda operasyonel kullanıma artık hazır. Milli imkân ve kabiliyetlerle geliştirilen Ardışık Delici Uçak Bombası, HABRAS Dinamik Test Altyapısında güçlendirilmiş betonu delmeyi başardı. MİLLİ UZAY PROGRAMI Milli Uzay Programımızla Türkiye’nin yol haritasını belirledik. Uzay konusundaki son dönem gelişmeleri dikkate alarak, ülkemizin kabiliyetleri, insan kaynağı ve hedefleri ışığın- da milli uzay stratejilerimizi geliştiriyoruz. Bu çerçevede üniversiteler ve diğer kurumlarla iş birlikleri tesis ediyoruz. Yakında kamuoyuyla da paylaşacağımız Milli Uzay Programında; Dijital Biz 56 Dijital Biz 57

Sayfa 58 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Haber TÜBA ÖDÜLLERİ Ulusal bilim akademimiz TÜBA, bilim dip- lomasisi alanında ülkemizi gururla temsil ediyor. TÜBA bünyesindeki; Bilim Eğitimi, Kök Hücre, Kanser, Gıda ve Beslenme, Bilim ve Eğitim Politikaları, Enerji, Bilişim Teknolo- jileri, Sürdürülebilir Çevre ve Finans Çalışma Grupları aktif şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. TÜBA Uluslararası Akademi Ödülü, Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanları Ödülü (GEBİP) ve Bilimsel Telif Eser Ödülü (TESEP) Prog- ramlarının 2020 yılı ödül sahiplerini aralık ayında açıklayacağız. Ayrıca bu yıl TÜBA COVID-19 Küresel Salgınla Mücadele Özel Ödülü de vereceğiz. İNOVASYON VE GİRİŞİMCİLİK Yüksek katma değerli üretim, inovasyon ve girişimcilik öncülüğünde güçlü büyümeyi yakalayacağız. Ülkemizi; biyoteknoloji, kuan- tum hesaplama, hızlandırıcılar ve yeni nesil nükleer reaktörler gibi çığır açıcı kritik teknolojilerde öncü ülkelerden biri yapmak istiyo- ruz. Bu hedefleri gerçekleştirebilmek için kurum- sal yapımızı daha da güçlendirdik. Bakanlığımızı üretimin ve kalkınmanın hamisi olarak görüyoruz. AK Parti Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan komisyonda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yanı sıra GAP Bölge Kal- kınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ova- sı Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standardları Enstitüsü, Türk Patent ve Marka Kurumu, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademi- si, Türkiye Uzay Ajansı bütçeleri ile Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporu ele alınacak. 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı Sunumu: https://www.sanayi.gov.tr/assets/pdf/butce2021.pdf Dijital Biz 58 Dijital Biz 59

Sayfa 60 — dergide görüntüle

Aralık 2020 “GUHEM ile genç nesillere uzay ve havacılık sek- törü sevdirilerek, bu alanlarda oluşturulacak ekosiste- min eğitim ile başlatılması hedeflenmektedir.” dedi. “İLK 5’E GİRMEK İSTİYORUZ” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Amacımız, 2022 yılında ürettiğimiz ürünleri yurt dışına satmak ve 2023 yılında dünya çapında üre- ticiler arasında ilk 5’e girmek. Sanayinin, ticaretin ve ihracatın merkezi Bursa’da GUHEM’le beraber, daha yüksek teknoloji ve katma değeri yüksek ihracatın öncülüğü yapılacak.” ifadelerini kullandı. “TEKNOLOJİYE DAYALI REKABET” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, teknolojiye dayalı uluslararası rekabetin yeryü- zünden uzaya taşındığı bir dönemden geçildiğini belirterek, “Bizleri yüksek teknoloji üretim hedefle- rimize taşıyacak olan temel dinamiklerimizden biri de özgüveni yüksek gençlerimizde uzay ve hava- cılık konusunda heyecan oluşturmak. GUHEM, bu hedef doğrultusunda harekete geçti.” diye konuştu. Törene, AK Parti Bursa Milletvekilleri Hakan Çavu- şoğlu ve Efkan Ala ile TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da katıldı. TÜRKİYE İÇİN İLK GUHEM’in ülkemiz için ilk olma özelliği var, bu- rası Türkiye’nin ilk uzay ve havacılık temalı bilim merkezi. 14 bin metrekare kapalı alana sahip bu merkez için 130 milyon liranın üzerinde bir yatırım yapıldı. Bizim desteklediğimiz en büyük bütçeli bilim merkezi. TÜBİTAK merkezin içerisindeki te- maları belirledi, eğitim faaliyetleri ile ilgili çalışmalar yaptı. İhtiyaç duyulan tüm araç ve gereçleri tedarik etti. Böyle güzel bir eseri ortaya çıkarmış olduk. İKİ MERKEZ HİZMETTE GUHEM’le birlikte İleri Kompozit Malzemeler Araş- tırma ve Mükemmeliyet Merkezinin (İKMAMM) de bugün açılışını yapıyoruz. Bu merkez de özellikle sanayi ile iş birliğini geliştirecek, sanayinin ihtiyaç duyduğu önemli testleri gerçekleştirecek. Buradaki bütçenin yüzde 70’ten fazlasını Kalkınma Ajansımız sağlamıştı. Bursa’mızı, yüksek katma değerli ürün- ler üreten ve Türkiye’nin şimdikinden daha yüksek yerlere gelmiş bir şehir olarak görmek istiyoruz. “GENÇ NESİLLERE UZAYI SEVDİRECEK” Bursa Valisi Yakup Canbolat, GUHEM’in açılı- şını yapmaktan mutluluk duyduklarını anlatarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye’nin uzay ve havacılık temalı ilk bilim merkezi GUHEM’in açılışını yaptıklarını be- lirterek, “14 bin metrekare kapalı alana sahip bu merkez için 130 milyon liranın üzerinde bir yatırım yapıldı. Bizim desteklediğimiz en büyük bütçeli bilim merkezi.” dedi. Bakan Varank, Bursa’da Gökmen Uzay Ha- vacılık Eğitim Merkezi’nin (GUHEM) açılışına katıldı. Türkiye’nin uzay ve havacılık temalı ilk merkezlerinden biri olan GUHEM, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğün- de, Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) iş birliği ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının destekleriyle hayata geçirildi. MİMARİSİYLE DE DİKKAT ÇEKİYOR Mimarisiyle de dikkat çeken GUHEM, ulusla- rarası jüri kurulu tarafından bugünün ve gele- ceğin en iyi yapılarının seçildiği 2019 Avrupa Gayrimenkul Ödüllerinde (European Property Awards 2019) “Kamusul Yapılar” kategorisinde ödüle layık görüldü. GUHEM’de, 154 adet inte- raktif eğitim düzeneği, havacılık eğitim simüla- törleri, uzay inovasyon merkezi bulunuyor. Açılışta konuşan Bakan Varank, İzmir merkezli deprem nedeniyle vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. GUHEM’in Bursa’da uzay ve havacılık alanlarında farkındalığı artıracağını kaydeden Bakan Varank, şunları söyledi: FARKINDALIĞI ARTIRACAK Sanayide otomotiv ve tekstil sektörleriyle adını duyuran Bursa, başka hangi alanlarda sıçrama yapabilir sorusuyla en başından yola çıkmıştık. Büyükşehir Belediyemiz, valilik, üniversiteler, ticaret ve sanayi oda - sı gibi yerel otoriteler ile istişareler yaptık. Bursa, bir sonraki atılımını uzay ve havacılık alanlarında gerçekleştirip, yeni kümelen - melere ev sahibi olabilir dedik. GUHEM fikri de buradan doğdu. GUHEM, Bursa’da uzay ve havacılık alanlarında farkındalığı artıra - cak ve bu alanda yapılabilecek çalışmalara ilham verecek bir merkez olacak. Haber Türkiye’nin Uzay Temalı İlk Bilim Merkezi Kapılarını Açtı Dijital Biz 60 Dijital Biz 61

Sayfa 62 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Enstitüsü, 2000’li yıllardan itibaren geliştir - diği sistem seviyesi ürünleriyle birçok ilke imza attı. YERLİLEŞME ŞART Bütüncül bakış açısı ve doğru yönlendirme sayesinde, savunma sanayimizde 2000’ler - de yüzde 20 olan yerlilik oranı, bugün yüzde 70’lere ulaştı. Sektörün geleceği ve tam bağımsızlık için, kritik bileşenlerde yüzde 100 yerlileşme şart. Sektörde yerlileşme - yi yukarılara taşımak için, derinlere inmek gerekiyor. ROL MODEL Savunma sanayi, bizim için çok iyi bir rol model. Buradan hareketle, Milli Teknoloji Hamlesi anlayışını tüm politikalarımızda uygulamaya başladık. Sektörde başarıyı getiren yönetişim modeli, sanayinin diğer alanlarında da benzer yaklaşımlara baş - vurulması konusunda bize referans oldu. Kamunun alım ve yönlendirme gücü doğru kullanıldığında, hedefi tam 12’den vurabili - yorsunuz. KARAR MEKANİZMASI Sanayileşme İcra Komitesi ile birlikte, Tür - kiye sanayisini ve teknoloji üreticilerini daha da geliştirecek politikaları planlayacak üst düzey bir karar mekanizmasını hayata ge - çiriyoruz. Sanayimize seviye atlatacak ve ülkemizi geleceğe hazırlayacak kararları ilgi - li Bakanlıklarla beraber bu komitede alaca - ğız. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kararlı, sonuç odaklı ve istikrara odaklanan ekonomi politikalarımız hız kesmeden de - vam edecek. GÜVENLİ LİMAN Yatırım teşvik sistemimizde de son 1 sene - de önemli düzenlemelere imza attık; Yatı - rım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu ile öngörülebilirliği daha da artıracak, Türkiye’nin güvenli liman olduğunu tüm dün - yaya bir kez kanıtlayacağız. 551 FİRMA AYNI ÇATIDA SAHA İstanbul savunma sanayinin nerdeyse tamamını ihtiva eden 551 firmayı aynı çatı altın- da bir araya getiriyor, yeteneklerini birleştiriyor ve birbirlerine rakip olmaları yerine bu firmaların birbirlerini tamamlamalarına yardımcı oluyor. SAHA İstanbul sayesinde; kamu-özel sektör ve üniversite, sadece birlikte çalışmakla yetinme- yip, ortak çalışmak için projeler geliştiriyor. 330 MİLYON DOLAR İHRACAT Savunma sanayinin 15 senede geçirdiği dönü- şüme değinmek istiyorum, vereceğim rakamlar 2005 ve 2020 yılı karşılaştırması. Dünyanın en fazla ciro yapan ilk 100 savunma sanayi firması sıralamasında hiç bir firmamız yokken, bu sene 7 firmamız listede kendine yer buldu. Sektörde 30 bin kişi çalışıyorken, şu an 73 binden fazla kişi savunma sanayisi için emek veriyor. Top- lamda 330 milyon dolar ihracat yapabiliyorken, 3 milyar doları aşan ihracat kapasitene ulaştık. Yaklaşık 11 milyar dolarlık ciroya sahip bir sek- törden bahsediyoruz. AR-GE HARCAMALARI Sektörün Ar-Ge harcamaları da her geçen gün artıyor. Sadece teknopark firmaları ve Ar-Ge Merkezlerinde yapılan harcamaların tutarı 12 milyar lirayı aşmış durumda. Ülkemizde en fazla Ar-Ge harcaması yapan ilk 10 firmanın 5 tanesi savunma sanayinde faaliyet gösteriyor. 11 BİNDEN FAZLA İSTİHDAM Son 8 senede, savunma alanında toplam yatı- rım tutarı 13 milyar lira olan 421 projeye teşvik belgesi verdik. Bu projeler sayesinde, 11 binden fazla istihdam oluştu. Sektördeki 48 Ar-Ge ve Tasarım Merkezinin, çeşitli vergi istisnaları ve prim desteklerinden faydalanmasını sağlıyoruz. 5 MİLYARA YAKIN DESTEK TÜBİTAK aracılığıyla yürüttüğümüz programlar- la bugüne kadar 813 savunma sanayi projesine 5 milyar liraya yakın destek verdik. TÜBİTAK Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, savunma sanayindeki büyük sıçramayı, Cum- hurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği vizyon sayesinde gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bizlere verdiği talimat; uluslararası savunma sanayi üreticilerine taşeronluk yapmak değil, tam bağımsız Türk savunma sanayini kurmak oldu. SAHA İstanbul, bu hedefin gerçekleştiril- mesinde çok önemli bir rol oynuyor.” dedi. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Sanal fuar- larla sadece ürünlerimizi değil aynı zamanda ülkemizdeki dijital altyapıyı, dijital yatkınlığı ve teknolojik kapasiteyi de yabancı alıcılara sergi- lemiş oluyoruz.” ifadesini kullandı. DÜNYANIN İLK SANAL SAVUNMA SANAYİ FUARI Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Savunma, Havacılık, Uzay ve Sanayi Kümelenmesi Derneği (SAHA İstanbul) tarafından düzenle- nen dünyanın ilk sanal savunma sanayi fuarı SAHA EXPO’nun açılışına video konferans yöntemiyle katıldı. Burada konuşan Bakan Varank, savunma sanayi açısından tarihi bir güne hep birlikte şahitlik edildiğini kaydederek, şunları söyledi: 3 BOYUTLU MODELLEME Bu sanal fuar sayesinde; sektörde sahip olduğu- muz kabiliyetleri, 3 boyutlu modelleme ve interak- tif animasyonlarla aslında tüm dünyaya açıyoruz. Böylesine bir dönemde, SAHA EXPO’nun düzen- leniyor olması, çok kritik mesajlar veriyor. Salgına rağmen Türk savunma sanayi, hız kesmedi. Ayaklarımız yere çok sağlam basıyor. Bu fuarda sergilenecek ürünler; kendimize olan güvenin, yeteneklerimizin ve ürün kalitemizin en somut göstergeleri. BÜYÜK SIÇRAMA Savunma sanayindeki büyük sıçramayı, Sa- yın Cumhurbaşkanımızın bizlere çizdiği vizyon sayesinde gerçekleştirdik. Bizlere verdiği talimat; uluslararası savunma sanayi üreticilerine taşeron- luk yapmak değil, tam bağımsız Türk savunma sanayini kurmak oldu. SAHA İstanbul, bu hedefin gerçekleştirilmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Haber Dünyanın İlk Sanal Savunma Sanayi Fuarı Gerçekleşti Dijital Biz 62 Dijital Biz 63

Sayfa 64 — dergide görüntüle

Türkiye’nin artık kendine yetebilen, rekabet edebilen bir savunma sanayisi bulunduğu - nu aktaran Demir, bunun yeterli olmadığını, daha fazlasını yapmak için var güçleriyle çalıştıklarını kaydetti. “SAVUNMA ALANINDA HIZLI GELİŞİM” Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, sa - vunma alanındaki hızlı gelişime dikkati çekerek, “Firmalarımız savunma sanayisini malzeme teknolojileri, kara taşıtları, uçak ve insansız hava araçları, gemi ve denizal - tı teknolojileri ve silah endüstrisinde daha yakından tanır hale gelmiş, her konu için bir alt küme oluşturulmuş ve ortaklıklar gerçek - leştirilmiştir. Bu sayede savunma sanayisine iş yapmak sanayici ve iş dünyamız için bir sektör haline gelmiştir.” diye konuştu. SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ha - luk Bayraktar, “Milli Teknoloji Hamlesi vizyo - nuyla kısa sürede bu alanda konulan ira - deyle ülkemiz artık bağımlılıktan adım adım kurtuldu ve dünya harp tarihinde geliştirdiği teknolojilerle doktrin belirleyen ülke haline geldi.” dedi. SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Ke - leş, sanal fuarın 9 Nisan 2021’e kadar açık kalacağını aktararak, Sanal SAHA EXPO’da firmaların özel tasarım 3 boyutlu stantlarının yer aldığını ifade etti. SEFERBERLİK RUHU Geliştirilen teknolojilerin, sivil alanda kul - lanılabilirliğini arttırmak için sektörler arası etkileşimi artıracak mekanizmaları hayata geçireceğiz. Türkiye sanayinin her alanında çok güçlü bir potansiyele sahip. Milli Tekno - loji Hamlesini topyekün bir seferberlik ruhuy - la hayata geçireceğiz. “ZAMAN VE MALİYET AÇISINDAN AVANTAJLI” Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, sanal ticaret heyetleri ve sanal fuarların zaman ve ma - liyet açısından avantajlarına değinerek, şu ifadeleri kullandı: “Bu bakımdan sanal fuarları, pandemi son - rasında da yeni normalimizin bir parçası olarak sürdürebileceğimizi öngörüyoruz. Bu da ülkemizin son yıllarda teknoloji ve diji - talleşmede gösterdiği gelişmeyle oldukça uyumlu bir durumdur. Sanal fuarlarla sadece ürünlerimizi değil aynı zamanda ülkemizdeki dijital altyapıyı, dijital yatkınlığı ve teknolojik kapasiteyi de yabancı alıcılara sergilemiş oluyoruz.” Türkiye’nin ticari performansıyla yeni tip ko - ronavirüs (Kovid-19) salgını karşısında bü - yük bir direnç gösterdiğini belirterek, “Pan - demi sonrasında oluşacak yeni düzende de küresel ekonomi ve ticaretteki rolünü daha da güçlendirmiş bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz.” diye konuştu. “HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR” Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği’nin (SAHA İstanbul) çalışmalarının Türkiye için büyük önem taşıdığını belirte - rek, “Eğer sanayi ekosisteminiz güçlü değil - se güçlü bir savunma sanayisinden de söz edemezsiniz. O bakımdan SAHA İstanbul kümelenmesinin varlığı ve o coğrafyada bulunan mevcut sanayi ve teknoloji altyapı - sının savunma sanayisine yönlendirilmesi hayati önem taşımakta.” dedi. Haber Dijital Biz 64

Sayfa 66 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Varank, ayrıca bu yıl TÜBİTAK özel ödülünün sahibinin Prof. Dr. Cengiz Sinan Özkan olduğu- nu duyurdu. Ödüle hak kazanan tüm bilim insanlarını tebrik eden Varank, aday gösteren kuruluş ve kişile- re, değerlendirme sürecinde görev alan bilim insanlarına katkıları için teşekkür etti. Varank, ödül töreninin ise her yıl olduğu gibi bu yıl da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Er- doğan’ın himayelerinde aralık ayı içerisinde gerçekleştirmeyi planladıkları bilgisini verdi. TÜBİTAK 2020 yılı Teşvik Ödülleri sahipleri - ni de açıklayan Varank, temel bilimler ala - nında Dr. Öğretim Üyesi Bilge Baytekin ve Ferdi Karadaş’ın, mühendislik bilimleri ala - nında Prof. Dr. Sinem Çöleri, Hakan Usta, Doç. Dr. Mustafa Evren Erşahin ve Mustafa Serdar Önses’in, sağlık bilimleri alanında Prof. Dr. Elif Çadırcı, Doç. Dr. Aydan Dağ ve Tevfik Tamer Önder’in, sosyal bilimler ala - nında ise Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğ - lu, Doç. Dr. Emre Selçuk, Dr. Öğretim Üyesi Selim Erdem Aytaç ve Gaye Soley’in ödül aldığını belirtti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kuru- mu (TÜBİTAK) 2020 Bilim Ödülleri’ne layık gö- rülenleri açıkladı. TÜBİTAK Yönetim Kurulunca yapılan değerlendirmeler neticesinde, 2020 yılında 4 Bilim Ödülü, 1 Özel Ödül ve 13 Teşvik Ödülü verilmesine karar verildi. Bakan Varank, TÜBİTAK öncülüğünde oluştu- rulan, TÜBİTAK 2020 Bilim Ödüllerine layık gö- rülen bilim insanlarını Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde duyurdu. TÜBİTAK’ın bilimsel araştırmalarıyla bilime evrensel düzey de önemli katkılarda bulunmuş bilim insanları- nı teşvik etmek üzere her yıl ödüller verdiğine dikkati çeken Varank, TÜBİTAK Yönetim Kuru- lunca yapılan değerlendirmeler neticesinde bu yıl 4 bilim ödülü, 1 özel ödül ve 13 teşvik ödülü verilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi. Varank, temel bilimler alanında Prof. Dr. Mus- tafa Soylak ve İsmail Türkan’ın, mühendislik bi- limleri alanında ise Prof. Dr. Özgür Barış Akan ve Hilmi Volkan Demir’in bilim ödülü almaya layık görüldüğünü kaydetti. Haber TÜBİTAK 2020 Bilim Ödülleri Açıklandı Dijital Biz 66 Dijital Biz 67

Sayfa 68 — dergide görüntüle

Aralık 2020 teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna gel - mek istiyoruz. Hedefimiz bu. Yatırımlarımızı da buna göre yapıyoruz.” “Uzaydaki gücümüz artmaya başlayacak.” Uzaya gönderilecek uydular hakkında da konuşan Bakan Karaismailoğlu, “2 Ekim’de 5A uydumuzu teslim almıştık. Bunu inşallah 30 Kasım’da uzaya yollayacağız. Uzaydaki gücümüz de artmaya başlayacak. Böylece yayıncılık gücümüz artacak. 2021’nin orta - larında 5B’yi uzaya yolladığımızda da inter - net ağımız çok daha güçlenecek. Bunların hepsini hayatımıza entegre edecek şekilde planlıyoruz” açıklamasını yaptı. “Dijitalleşme girişimcilerin önünü açıyor” Yerli ve milli teknolojiye verdikleri önemi de anlatan Karaismailoğlu, şu ifadeleri kullan - dı: “Dijitalleşme girişimcilerin önünü açıyor. Gençlerimiz, evlerinden teknolojiye katkıda bulunup, dijitalleşme ile çok önemli adımlar atabiliyorlar. Biz de Bakanlık olarak bu Ar- Ge çalışmalarına yeterli desteği vermek için ince eleyip sık dokuyarak çalışıyoruz. Onla - rın önünü açacak uygulamaları yapmak için buradayız.” Değişen ihtiyaçlara yanıt vermek için ça - lıştıklarını da vurgulayan Bakan Karaisma - iloğlu, alışmalar içinde çevreye duyarlılık konusuna da ayrı önem verdiklerini be - lirterek, “E-ticaret, lojistik konularının da salgın sürecinde ne kadar önemli olduğunu anladık. Bu yüzden PTT’de çok büyük bir dönüşüm hazırlığı içindeyiz şu an. Demiryo - lunda lojistik olarak yük hareketinde şu an yüzde 5’lerdeyiz. Bunu kısa zamanda yüzde 10’lara, 20’lere çıkarma hedefindeyiz” şek - linde konuştu. “Dijital dönüşümü en üst seviyede yaşı - yoruz ve vatandaşlarımıza yaşatıyoruz” Türkiye’nin dijitalleşme konusunda dünyanın gerisinde kalmasının mümkün olmadığını da kaydeden Bakan Karaismailoğlu, “Hatta o noktanın daha da üstüne çıkmamız gereki - yor, bu konuda çok iddialıyız. Türkiye olarak, dijitalleşme konusunda dünyanın üst nokta - larındayız. Bakanlık olarak, havada, karada, denizde, uzaya gönderdiğimiz uydularımızla birlikte dijital dönüşümü en üst seviyede yaşıyoruz ve vatandaşlarımıza yaşatıyoruz, yaşatmayı sürdüreceğiz. 5G dünyada da çok tartışılıyor, buna yönelik önemli çalışma var. Türkiye olarak biz de buna yönelik alt yapımızı hazırlıyoruz. Burada en önemlisi yerli ve milli teknolojiler kullanmak. 5G için dünyada da oturmuş bir sistem değil, biz de oradan geri kalmıyoruz. 5G’ye hazırlıkları - mıza hızlı şekilde devam ediyoruz. Zamanı geldiğinde, dünya ile birlikte biz de 5G’ye geçeceğiz” şeklinde konuştu. “Hem mikro mobilite hem akıllı şehirler gündemimizin birinci sırasında” Karaismailoğlu, mikro mobilitenin günlük ha - yattaki önemi hakkında da konuşurken, bu araçların sağlık, zaman tasarrufu ve mesafe için çok önemli olduğunu, bu konunun önem verdikleri konular arasında yer aldığını dile getirdi. Bakan Karaismailoğlu, hem mikro mobili - tenin hem de akıllı şehirler uygulamasının gündemlerinin birinci sırasında yer aldığını da vurgularken şunları söyledi: “Ülkemiz en gelişmiş akıllı teknolojilerini kullanan bir ülkelerinden biri, bunu çok daha artıraca - ğız. Uçak, tren, hatta otomobil ve otobüsü bir arada entegre etmek gerekiyor, bunları birbirine bağlamak için, bağımsız uygulama - ları birbirine birleştiren yoğun bir çalışmamız var. Önümüzdeki günlerde bunun meyve - lerini vereceğiz. Kişilerin hayatını kolaylaş - tırmak için çalışıyoruz. Ekonomik, hızlı ve güvenli olmasına da dikkat ediyoruz. Bunları yaparken de elbette en çok dikkat ettiğimiz şey teknolojimizin yerli ve milli olması. Yani Bakan Karaismailoğlu, uçak, tren, hatta otomobil ve otobüsü bir arada entegre etmek gerektiğine vurgu yaparken, “Bunları birbi- rine bağlamak için, bağımsız uygulamaları birbirine birleştiren yoğun bir çalışmamız var. Önümüzdeki günlerde bunun meyvelerini vereceğiz. Bunları yaparken de elbette en çok dikkat ettiğimiz şey teknolojimizin yerli ve milli olması. Yani teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna gelmek istiyoruz.” dedi. 5G’nin dünyada oturmuş bir sistem olmadığına da vurgu yapan Karaismailoğlu, “Çalışmalar devam ediyor, biz de oradan geri kalmıyoruz. 5G’ye hazırlıklarımıza hızlı şekilde devam ediyoruz. Zamanı geldiğinde, dünya ile birlik- te zamanı geldiğinde biz de 5G’ye geçece- ğiz” ifadelerini kullandı. E-ticaret, lojistik konularının da salgın süre- cinde ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığı- nı da kaydeden Karaismailoğlu, bu nedenle PTT’de çok büyük bir dönüşüm hazırlığı için- de olduklarının altını çizdi. Karaismailoğlu, demiryolunda lojistik olarak yük hareke - tinde şu an yüzde 5’lerde olduklarının da vurgularken, bunu kısa zamanda yüzde 10’lara, 20’lere çıkarma hedefinde oldukla - rını söyledi. Turkuvaz Yayın Grubu’nun yayın organla - rından Sabah Gazetesinin düzenlediği 3. Türkiye 2023 Zirvesi’ne katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, dijital dönüşüm sürecinde Bakanlık bünyesinde yapılan çalışmalar ile ilgili önemli açıklama - lar yaptı. Dijitalleşme konusunda Türkiye’nin dünya - da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bakan Karaismailoğlu, amaçlarının kişilerin hayatını kolaylaştırmak olduğunu kaydetti. Karaismailoğlu, yaptıkları işin, insan-yük ve data taşımak olduğuna da vurgu yaparken, dijital dönüşümün özellikle pandemi süreci ile birlikte öngörülemeyen şekilde hızlandı - ğını ve kıymetinin katlandığını kaydetti. Haber Uzaydaki Gücümüz Artmaya Başlayacak Dijital Biz 68 Dijital Biz 69

Sayfa 70 — dergide görüntüle

Formula 1 DHL Türkiye Grand Prix, 9 yıl aranın ardından Intercıty İstanbul Park’ta gerçekleşti. Formula 1 DHL Türkiye Grand Prix, 9 yıl aranın ardından yeniden Türkiye’de, Intercıty İstanbul Park’ta gerçekleşti. Ulaştırma ve Alt- yapı Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Formula1’in sorunsuz ve emniyetli bir şekilde yapılması için her türlü hassasiyetin göste- rildiği kaydedildi. Antrenman seanslarıyla, sıralama turları ve büyük yarışla birlikte tam 2 milyar kişi İstanbul’u; Türkiye’yi izledi. Formula 1 hem Türkiye’nin hem de İstan- bul’un tanıtımında önemli rol oynayacak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Binlerce yıldır medeniyetlere, imparator - luklara başkent olmuş İstanbul’umuz For - mula 1’e ev sahibi olmayı fazlasıyla hak etmektedir. Tam 9 yıl aradan sonra, For - mula 1’in dünyanın her yerinden kolayca ulaşılabilen mega metropol İstanbul’da yapılıyor olması gurur verici. Formula 1 hem Türkiye’nin hem de İstanbul’un tanıtı - mında önemli rol oynayacak.” Pistimizin toplam uzunluğu 5 bin 338 metre, genişliği ise 16 metre “Pistimizin toplam uzunluğu 5 bin 338 met - re, genişliği ise 16 metre. 800 metre uzun - luğunda Pit-Stop alanı ve 275 metre uzun - luğundaki Servis Yolu ile birlikte, toplam olarak 89 bin 355 metrekare asfalt alana sahip. Pistimiz aynı zamanda efsanevi 8. Virajı ile de tanınıyor. Toplam uzunluğu 600 metre olan virajı yürüyerek tamamlamak istediğinizde ortalama 1200 adım atmanız gerekiyor. Bu özelliğiyle F1’in en uzun viraj - larından da birisi olma özelliği taşıyor.” Formula 1’de İstanbul Park’ta düzenle - nen Türkiye Grand Prix’si Lewis Hamilton kazandı. İngiliz pilot bu sonuçla 7. kez Dünya Şampiyonluğunu ilan ederek F1 efsanesi Michael Schumacher’in rekoruna ortak oldu. Haber 2 Milyar Kişi İstanbul’u İzledi Vatansever Bilişim A.Ş. Adres: Esentepe Mah. Büyükdere Cad. No: 199/6 Levent 199 Binası Kat: -1 Levent Şişli 34394 İstanbul Telefon: (0850) 460 0 886 (VTN) E-posta: bilgi@vatanseverbilisim.com Web sitesi: www.vatanseverbilisim.com 2020 VERBİS’e kayıt için kişisel verileri OTOMATİK çıkarın! Kampanya tarihi: 31.12.2020 Veri Keşfi ve Sınıflandırma Yazılımı Dijital Biz 70

Sayfa 72 — dergide görüntüle

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz- cilik Genel Müdürlüğü, gemi işlemlerini E-devlet ortamına aktarıyor. T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü, gemi işlemlerinin E-devlet ortamına aktarılacağının bilgisini paylaştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karais - mailoğlu, dijital dönüşüm ile birlikte Türk Bayraklı gemilerde verilen hizmetin kalite - sinin ve hızının artacağını belirterek, “Veri - len e-devlet hizmetimiz sayesinde liman başkanlıklarında teması en aza indirerek; koronavirüs ile mücadele kapsamında hem vatandaşımızın hem de personelimi - zin sağlığının korunmasına katkı sağlamış olacağız” dedi. GEMİ SATIŞI İÇİN ELEKTRONİK HİZMET SUNULACAK Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Ge- nel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklama- da, “Geliştirdiğimiz e-devlet uygulaması ile Milli Gemi Sicili, Türk Uluslararası Gemi Sicili ve Bağlama Kütüğüne kayıtlı gemi ve su araçları ile alakalı başvuru, bilgi sorgulama ve ödeme gibi birçok işlemin vatandaşlarımı- zın liman başkanlıklarına gitmelerine gerek kalmadan elektronik ortamda geliştirmelerini sağlayacağız” denildi. Yapılan açıklama şu bilgilere yer verildi: “Bu- nunla beraber, vatandaşımızın liman başkan- lıklarına gitmesini gerektiren gemi satışı gibi işlemler için, Tapu ve Kadastro Genel Müdür- lüğümüzün ‘Web Tapu’ uygulamasına benzer şekilde, işlemlerin büyük bir bölümü ve kontrolü elektronik ortamda gerçekleştirilecek, vatandaşı- mız kendisine verilen randevu saatinde sadece imza atmak için liman başkanlığımıza gidecektir. Ayrıca, vatandaşımızın ulaşım, liman başkanlık- larında bekleme ve belge toplamak için harcaya- cağı süre önemli ölçüde azalarak sunduğumuz hizmetin kalitesi ve hızı artacaktır.” “HİZMETİN KALİTESİ VE HIZI ARTACAK” Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ise gemi işlemlerinin E-devlet ortamına akta- rılması ile ilgili şu açıklamada bulundu: “Yeni e-devlet hizmetimiz ile vatandaşlarımız; bilgi sorgulama, ilk kayıt, nakil-terkin başvurusu, öde- me işlemlerini online olarak gerçekleştirebilecek. Verilen hizmetler sayesinde liman başkanlıkla- rında teması en aza indirerek; koronavirüs ile mücadele kapsamında hem vatandaşımızın hem personelimizin sağlığının korunmasına da katkı sağlamış olacağız.” Bakan Karaismailoğlu, dijital dönüşümün ger- çekleştirdiği diğer hizmetlerle birlikte Türk bay- raklı gemilere sunulan hizmet kalitesinin daha da artacağını sözlerine ekledi. Haber Türk Bayraklı Gemilerde Dijital Dönüşüm Devam Ediyor Dijital Biz 72

Sayfa 74 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Benzersiz mimarisi, güçlü alt yapısı, üstün teknolojisi ve sunduğu üst düzey yolculuk deneyiminin yanı sıra ‘akıllı havalimanı’ konseptiyle de öne çıkan İstanbul Havali- manı, Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından düzenlenen “16th ACI Europe Awards” kapsamında, “Dijital Dö- nüşümde Avrupa’nın En İyi Havalimanı” ödülüne layık görüldü. Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı İstanbul Havalimanı, henüz tasarım aşamasın - dayken tüm süreçlerini dijitalleştirmesi ve teknolojiyi havalimanının her noktasına entegre etmesi sonucunda, Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından düzenlenen “16th ACI Europe Awards” kap - samındaki Dijital Dönüşüm (Best European Airport Award – for digital transformation) kategorisinde en iyi havalimanı seçildi. İGA İstanbul Havalimanı’na ödülü, Belçika’nın başkenti Brüksel’de 17 Kasım 2020 Salı günü düzenlenen 16th ACI Europe Awards ödül töreninde takdim edildi. Dijitalleşmenin lideri İstanbul Havalimanı… Türkiye’nin en akıllı havalimanı konumundaki İstanbul Havalimanı, yolcularına sunduğu stan- dart havalimanı hizmetlerinin yanı sıra mobilite eksenli, yenilikçi teknolojik hizmetleri ile farklıla- şıyor. İstanbul Havalimanı’nda hâlihazırda yol- culara sağlanan e-pasaport, akıllı çeviri hizmeti, mobil uygulama, akıllı otopark, 5G, akıllı gü- venlik, akıllı robot gibi önemli dijital hizmetlerle, Türkiye adına ‘teknolojik değer’ üretiliyor. “Dijitalleşme ve teknolojiyi, İstanbul Havali- manı’nın merkezine koyduk” İstanbul Havalimanı’nın dijital dönüşüm dalında Avrupa’nın En İyi Havalimanı Ödülü’nü kazan- ması üzerine değerlendirmelerde bulunan İGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu; “Öncelikle şu- nun altını çizmek isterim ki; yolcularımızın biz- den en önemli talebi, dijital seyahat deneyimini yaşamak… Biz de bu talebi dikkate alarak, ilk günden bu yana dijitalleşme ve teknolojiyi Haber Dijital Dönüşümde Avrupa’nın En İyisi Uygulama ile yolcunun bileti, pasaportu ve di- jital biometrik verisi İstanbul Havalimanı mobil uygulaması üzerinden eşleştirilecek. Ayrıca, “Akıllı Havalimanı” konseptiyle çıktığımız yolda yapay zekâ destekli akıllı sohbet sistemi projemiz sayesinde yolcularımıza havalima- nımızda anlık bilgilendirmeler yaparak, 7/24 destek imkânına kavuşacağız. İlk günden bu yana yapay zekâyı iş süreçlerimizin her nok- tasında kullanarak, verimliliği sürekli artırmayı hedefledik. Nesnelerin interneti (IoT) tekno- lojisiyle, takip mekanizmalarını da havalima- nımızda hayata geçirmiş durumdayız. Akıllı, sürdürülebilir ve insan odaklı bir havalimanı olarak başarının, öncelikle yolcu memnuni- yetinden geçtiğine yürekten inanıyorum. Bu memnuniyeti sürdürülebilir kılmak da dijital dünyanın bize sunduğu olanakları, zaman za- man hayal gücümüzün de ötesine taşıyarak, doğru ve etkin kullanabilmekten geçiyor. İstanbul Havalimanı’nın tam kalbine yerleştir- dik. Bu doğrultuda, SESAR (Single European Sky ATM Research) vizyonuyla eşleşen ve teknolojinin geniş imkanlarından yararlanarak sunduğumuz akıllı çözümler sayesinde İstan- bul Havalimanı’nda yolcularımıza benzersiz bir dijital seyahat deneyimi yaşatabiliyoruz. Yakın gelecekte dijital entegrasyondaki hı- zımızı katlayarak, havalimanı işletmeciliğini ‘teknolojik işletmecilik’ noktasına taşımak başlıca hedefimiz. Bu sürecin ilk ayağı dijital cüzdan uygulaması olacak. Bu uygulamayı İst-buy isminde bir ticari platform takip ede- cek. Bu platforma havalimanının ‘pazar alanı’ diyebiliriz. Havalimanımız içindeki tüm mağa- zalarımız burada kendi ürünlerini pazarlama imkânı bulacak. İstanbul Havalimanı’nda 6 ay içinde hayata geçmesi planlanan en iddialı teknolojik uygulama ise biometri yani yüz verisiyle yolculuk ve alışveriş imkânı olacak. Dijital Biz 74 Dijital Biz 75

Sayfa 76 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) tarafından düzenlenen “16th ACI Europe Awards” programı kapsamında, ‘Dijital Dönü- şüm Ödülü’ne layık görülmemiz, hedeflerimi- ze yürürken doğru rotada ilerlediğimizin de somut bir kanıtı, heyecan verici bir göstergesi oldu. İGA olarak, henüz tasarım aşamasında dijital altyapısını en ileri teknolojilerle kurgula- dığımız İstanbul Havalimanı’nın, ‘Akıllı Ha- valimanı’ konseptiyle dünyaya öncü ve örnek olması yönündeki çalışmalarımızı, bundan sonra da var gücümüzle sürdüreceğiz.” ifade- lerini kullandı. “Dijital dönüşümün gücüne her zaman inandık” İGA Havalimanı İşletmesi Dijital Hizmetler ve Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ersin İnankul; “Uluslararası havalimanlarının yarıştığı böylesine zorlu bir kategoride, genç bir havalimanı olmamıza karşın ‘Avrupa’nın En İyisi’ seçilmekten büyük mutluluk duyuyor. Ülkemize böylesine anlamlı bir ödülü kazan- dırmış olmanın gurur ve heyecanını taşıyo- ruz. Dijital dönüşümün gücüne her zaman inandık. Akıllı bir havalimanı tasarlayarak teknolojik değişimlere en hızlı adapte ile yaklaştık. Yapay zekâyı iş süreçlerimizin her noktasında kullanarak verimliliği sürekli artırmayı hedefledik. Yapay zekâ aracılığıyla check-in bölgesi, tuvalet ve ibadethanelerde yoğunluk kontrolü yapabiliyoruz. Sensör- lerle beraber havalimanının neresinde ne kadar yoğunluk var bunu görebiliyor, ekip ve kaynak yönetimini buna göre yapabiliyoruz. Havalimanımızı, rekor seviyede donanımla teknolojik anlamda en üst noktaya taşıdık. Neticesinde de dijital dönüşüm alanında Av- rupa’nın en iyisi olduğumuzu tescilleyen bu ödüle uzandık, gururluyuz.” şeklinde konuştu. Haber Dijital Biz 76 Dijital Biz 77

Sayfa 78 — dergide görüntüle

Aralık 2020 İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) gençlik kuruluşu olan ve 56 İİT üyesi ülkeyi bün- yesinde barındıran İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF), Teknopark İstanbul’la bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu anlaşma ile 56 İslam ülkesinde yarışmalarla se- çilecek çekirdek girişimlerin Türkiye’de kuluçkaya alınarak, Türkiye girişimcilik ekosistemine dahil edilmesi planlanıyor. Dünyadaki 56 İslam ülkesindeki Müslüman gençleri temsil eden ICYF, bu ülkelerde gençlik faaliyetleri, gençliğin çıkarlarının savunulması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi, eğitimin ve gençlerin ahlaki değerlerinin teşvik edilmesinin yanı sıra kül- türlerarası ve medeniyetler arası diyaloğun gelişmesine katkı sağlamak gibi çalışmaların koordinasyonu için çalışan bir sivil toplum örgütü. İslam ülkelerindeki girişimci gençleri desteklemek amacıyla çeşitli yarışmalar ve zirveler düzenleyen kurum, Türkiye’nin en büyük kuluçka merkezlerinden birine sahip olan Teknopark İstanbul’la bir iş birliği anlaş- masına imza attı. Bu anlaşma kapsamında 56 İslam ülkesinde- ki girişimcilerin kuluçka merkezinin deneyim ve tecrübelerinden yararlanması sağlanacak. Çeşitli projelerle bir seçim sürecinden geçiril- mesi planlanan girişimciler arasında başarılı olanlar Teknopark İstanbul’un kuluçka mer- kezine alınacak. Burada farklı eğitimlerden geçirilecek girişimcilerin uluslararası piyasa- da da görünür olması sağlanacak. Hedef ise Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin büyütü- lüp çeşitlendirilmesinin yanı sıra Türkiye’ye yabancı yatırımcıları da çekmek. Neden İş Birliği Yapıldı? İşbirliğinin imzalanması için yapılan toplantıda Haber 56 Ülkenin Girişimcileri Türkiye’de Kuluçkaya Alınacak etmek amacıyla İstanbul Kuluçka Merkezi, 56 ülkeden seçilecek girişimci gençlere eğitim programları, araştırma ve geliştirme ve mentorlük gibi çeşitli imkanlar sunacak. Kısacası 56 İslam ülkesindeki çekirdek girişimler Türkiye’de kuluçkaya alınacak. Ardından ise uluslararası arenada bu giri - şimleri vitrine çıkartıp İslam ülkeleri genç - liğine yeni fonlar oluşturmak hedeflerimiz arasında yer alıyor.” konuşan ve Türkiye’de büyüyen bir girişim - cilik ekosistemi olduğuna değinen ICYF Başkanı Taha Ayhan, Türkiye’de kuluçka merkezlerinde ciddi bir bilgi birikimi oluştu - ğunu ve bu bilgi birikiminin diğer İslam ül - kelerindeki girişimci gençlerle paylaşılması gerektiğini söyledi. Bunun için Teknopark İstanbul’la bir iş birliği anlaşmasına imza attıklarını aktaran Ayhan, konuşmasına şöyle devam etti: “ICYF olarak Teknopark İstanbul’la genç - liğin sorunlarına yaratıcı ve dinamik çö - zümler geliştirmek, gençleri güçlendirmek, kapasitelerini artırmak ve toplumdaki aktif rollerini geliştirmek için bilim, teknoloji ve girişimcilik alanında ortak etkinlikler düzen - leme noktasında bir iş birliği yaptık. Giri - şimciliği ve buluş odaklı faaliyetleri teşvik Dijital Biz 78 Dijital Biz 79

Sayfa 80 — dergide görüntüle

Aralık 2020 5 binden fazla girişimciye eğitim veren, fikirlerini projeye ve girişime dönüştür - mek isteyenlere destek faaliyetlerine bir yenisini daha ekleyen Girişimci İşadam - ları Vakfı (GİV), KOSGEB ve TÜGVA ile imzaladığı TEKMER Protokolü ile yeni bir projeye daha imza attı. Girişimciliği özendirmek, desteklemek, yaymak ve Türkiye’yi ilgilendiren her tür - lü ekonomik meselelere çözüm önerileri sunmak misyonuyla faaliyet gösteren GİV, KOSGEB ve TÜGVA ile yaptığı iş birliğinin ülkemiz girişimciliğine büyük katkı sunaca - ğına inanıyor. TEKMER Protokolüne imza - lar, KOSGEB Başkanı Cevahir Uzkurt, GİV Başkanı Mehmet Koç ve TÜGVA Başkanı Enes Eminoğlu tarafından KOSGEB’de gerçekleştirilen törende atıldı. Göçten cari açığa bütün problemler girişim- ciler üzerinden çözülebilecek GİV Başkanı Mehmet Koç; göçten cari açığa bütün problemlerin girişimciler üzerinden çözü- lebileceğine inandıklarına işaret ederek, KOS- GEB’in de desteğiyle son 4 yılda 5 bine yakın girişimci adayını eğittiklerini bildirdi. Türk milletinde girişimcilik konusunda potansi- yel olduğunu vurgulayan Koç, şu değerlendir- mede bulundu: “Bunun organizasyonunda ülke olarak geçmiş dönemde bir sıkıntı çekiyorduk ama şu anda girişimci olarak hizmet etmek gençlerin öncelikleri arasına girdi. Protokolle, oluşturduğumuz bu nüve gelecek 5 yılda belki 1000’e yakın start-up şirketi çıkaracak. Bunla- rın bir kısmı şu anda ithal edilen ürünleri ikame edecek, bir kısmı da istidama yönelik olacak. Haber Fikirlerini Projeye ve Girişime Dönüştürmek İsteyenlere Destek Ana misyonlarının gençliğe hizmet etmek oldu- ğunu belirten Eminoğlu, “81 il ve 500’den fazla ilçede şu an itibarıyla çalışmalarımızı yürütü- yoruz. Geçtiğimiz yıllarda yaptığımız anket ve çalışmalarda gençlerin ihtiyaç sıralamasında girişimciliğe yönelik konular ilk 3 arasındaydı. Bu noktada girişimcilik koordinatörlüğünü vakıf bünyesine dahil etmiş olduk.” ifadelerini kul- landı. Eminoğlu, bu gibi çalışmalarla gençlerin önünü açarak, fikir üretecekleri ve inovatif çalış- malarını yansıtacakları zeminleri onlara suna- caklarını kaydetti. Bilindiği gibi, fikirlerini projeye, projelerini giri- şime dönüştürmek isteyenlere büyük destek sağlayacak merkezler olarak öne çıkan TEK- MER’ler ülkemiz girişimciliğine büyük katkı su- nuyor. GİV, “25 Şehirde 25 TEKMER” Projesiy- le fikrini proje haline getirmiş girişimcilerimize daha fazla destek olacak. Girişimcilerin güçlü bir seviyeye gelene kadar yüklerini hafiflet- meyi ve sadece hedeflerine odaklanmalarını sağlayacak. Ayrıca TEKMER’ler, girişimcinin sermaye sorunu yaşamayacağı, gerektiğinde yatırımcı ile kolaylıkla buluşabileceği ve girişim- ci maliyetlerinin düşük olduğu katma değerli üretim merkezleri olacak. GİV’in KOSGEB ve TÜGVA ile imzaladığı başta İstanbul, Ankara olmak üzere 25 şehirde kurulacak 25 TEKMER projesi aynı zamanda girişimcilerimizin sayısı- nın daha da artmasına vesile olacak. Belki bir kısmı da şu anda Türkiye’de var olmayan sektörlere yönelik katkı sağlaya - cak. TEKMER’lerde de çok başarılı olmuş konulardan ziyade, henüz dokunulmamış, gençliğin daha çok ilgisini çekecek alanlara yönelerek bu 3 kurum ciddi şekilde hizmet etmiş olacak.” TEKMER’ler Ar-Ge ve teknoloji tabanlı iş fikirlerinin hayata geçirildiği mekânlardır KOSGEB Başkanı Prof. Dr. Cevahir Uzkurt: “TÜGVA ve GİV ile özellikle genç girişimci adaylarımızın kendi işlerini kuracağı, KOS - GEB desteklerinden daha fazla yararlana - cakları ve ilerleyen zamanda da kendi iş fikirlerini hayata geçirecekleri TEKMER’lerin kurulmasına dönük bir iyi niyet iş birliği pro - tokolü imzaladık. İşini kurmuş gençlerimizin bunları büyütmeleri için KOSGEB’in sağla - mış olduğu destekler ve danışmanlık gibi hizmetlerden yararlanmasına dönük de bir başlığımız var.” Misyonumuz Gençliğe Hizmet TÜGVA Başkanı Eminoğlu, KOSGEB ve GİV ile hızlı bir adım atarak protokol aşama - sına gelindiğini vurgulayarak, bugün itibarıy - la TEKMER’lerle ilgili çalışmaları tüm Türki - ye’de sürdüreceklerini söyledi. Dijital Biz 80 Dijital Biz 81

Sayfa 82 — dergide görüntüle

Aralık 2020 İTÜ ARI Teknokent ve Petrol Ofisi iş birliği ile COVID-19’a karşı yürütülen mücadele, konu ile ilgili teknoloji ge - liştiren girişimlerin desteklenmesi ile devam ediyor. İlk aşamada, siperlik, entübasyon kutusu, dalgıç maskesin - den sağlık personeli için PPG maske, koruyucu tulum, UVC ışık ile oda, hava sterilizasyon üniteleri gibi ürünler ge - liştirilerek, üretim ve dağıtımları sağ - lanmaya başlanmıştı. İTÜ Çekirdek’in #FightCOVID19 çağrısına yanıt veren girişimciler arasından, Petrol Ofisi yönetiminin birebir katılımı ile de - ğerlendirme sürecinden geçen 11 girişim seçilerek desteklenmeye başlandı. İTÜ ARI Teknokent ve Petrol Ofisi iş birliği ile geliştirilen, üretimi desteklenen girişimler arasında; COVID-19 ve olası farklı pan - demilerle mücadelenin yanı sıra geleceğe ilişkin değişen iş ve sosyal yaşam koşul - larına önemli katkı sağlayacak teknoloji - ler de yer alıyor. Bu teknolojilerin, çoğu Türkiye’de ilk ve hatta bazılarının dünyada bir benzeri bu - lunmuyor. Aynı zamanda Türkiye’nin tek - noloji ve yaratıcılık potansiyelini de ortaya koyan bu projeler, dünyadan da büyük ilgi ve talep topluyor. Geliştirilen bu teknolo - jilerin Türkiye ve dünyada, insan sağlığı ve yaşam standartlarında yapacağı ge - liştirmelerin yanı sıra ekonomik anlamda da katma değeri yüksek katkı sağlaması bekleniyor. COVID-19 mücadelesi kapsamında des - teklenen yeni projeler arasında; • Solunum ve vücut ısısını anlık takip ede - bilen elektronik maskeler, • Hâlihazırda kullanılanlardan daha hızlı, dakikalar içinde sonuç verecek farklı test cihazları, • Uzaktan takip edilebilen hızlı ve otomatik çoklu ateş ölçer, • Paraların anlık ve temassız dezenfektas - yonu, • Nefes testi ile COVID-19’un vücutta Haber COVID-19 ile Mücadelede İleri Teknoloji Geliştiriliyor • UVC ışık teknolojisi ile yüzey ve hava dezenfeksiyon robotları, gibi yerli ve milli teknolojiler yer alıyor. İTÜ ARI Teknokent bünyesinde yer alan ve dünyanın en iyi 5 üniversite girişimcilik merkezi arasında kabul edilen İTÜ Çe - kirdek, “İTÜ Çekirdek’te Geliştir, Dünyayı İyileştir” sloganı ile #FightCOVID19 çağrısı yaparak, pandemi ile doğrudan mücadele başlatmıştı. İTÜ Çekirdek’in, pandeminin ilk döneminde girişimcilere yönelik yaptığı bu çağrıya, Türkiye akaryakıt sektörü lideri 0 yarattığı hasarın tespiti, • Medikal oksijen flowmetrelerin otomatik çalışması ve uzaktan takibi, • COVID-19’u geçirmiş kişilerin koronaya karşı antikor durumunu belirleyecek pratik, kolay, hızlı test kitleri ve pandeminin yayıl - masını engelleyebilecek burun spreyi, • COVID-19’un yol açtığı kronik problemle - rin hafifletilmesi, • Cafe, kuaför gibi küçük işletmelerden, AVM, fabrikalar gibi büyük yerlerin yoğun girişlerinde kullanılabilecek, küçük, ekono - mik, hızlı yüz tanıma ve ateş ölçer, Dijital Biz 82 Dijital Biz 83

Sayfa 84 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Petrol Ofisi de ‘tam destek’ ile yanıt vere - rek, COVID-19 ile başlatılan mücadeleye dahil olmuştu. Petrol Ofisi bu desteği, İTÜ Çekirdek’in girişimcileri tarafından korona - virüs ile mücadele kapsamında yürütülen projelerin geliştirilmesini, üretilmesini ve dağıtılmasını kapsıyor. 257 girişimci başvurdu, 125 proje değer - lendirmeye alındı İTÜ Çekirdek’in Nisan ayı başında yaptığı #FightCOVID19 çağrısına bugüne kadar 257 girişimci başvuruda bulundu, 125 proje değerlendirmeye alındı. Başvurular, CO - VID-19 ve genel projelere yönelik oluşturu - lan üç farklı jüri tarafından değerlendirildi. Gerçekleştirilen değerlendirmelerde toplam 46 proje seçilerek sürece dahil edildi. İTÜ Çekirdek ve Petrol Ofisi iş birliği çerçeve - sinde ilk etapta, siperlik, entübasyon ku - tusu, dalgıç maskesinden sağlık personeli için PPG maske, koruyucu tulum, UVC ışık ile oda, hava sterilizasyon üniteleri gibi ürünlerin geliştirilmesi, üretimleri ve dağı - tımları sağlanmıştı. İTÜ Çekirdek ve Petrol Ofisi iş birliği çerçevesinde desteklenecek projeler de, #FightCOVID19 çağrısına ya - nıt veren girişimciler arasından yapılan üç etaplı değerlendirmeler ile belirlendi. Mücadeleye katkı sağlayacak ileri tek - nolojiler geliştiriliyor İTÜ ARI Teknokent ve Petrol Ofisi iş birli - ği ile geliştirilmesi, üretimi ve dağıtılması, desteklenmesi hedeflenen girişimler ara - sında; COVID-19 ile olası farklı pande - milerle mücadelenin yanı sıra geleceğe ilişkin değişen iş ve sosyal yaşam koşul - larına önemli katkı sağlayacak yerli ve milli teknolojiler yer alıyor. İTÜ Çekirdek’in COVID-19 ile mücadele çağrısının jüri değerlendirmeleri sonucunda 11 teknolojik girişim seçilerek desteklenmeye başlandı. Desteklenen projeler arasında geliştirme - lerin yanı sıra üretim aşamasına gelerek pandemi ile mücadeleye katkı sağlayan ya da kısa süre içinde sağlayacak olan cihaz - lar ve teknolojiler de yer alıyor. “Ülkemiz için değer üretmek önceliğimiz” İTÜ ARI Teknokent Pazarlama ve İş Geliş - tirme Direktörü Arzu Eryılmaz: “İTÜ Çekir - dek olarak girişimcilere yönelik yaptığımız #FightCOVID19 çağrısına Petrol Ofisi’nin, ‘tam destek’ ile yanıt vermesi, başlattı - ğımız pandemi mücadelesinde bize çok büyük katkı sağladı. Bu destek kapsamın - da Petrol Ofisi ile omuz omuza yürüdük ve daha çok girişimciye, daha güçlü ve daha geniş olanaklar sunabildik. Ayrıca Petrol Ofisi’nin bu süreçte değerli isimlerden oluşan jüri üyeleri ve mentorlarının girişim - cilere sundukları know-how da paha biçi - lemez. İTÜ Çekirdek olarak, ticarileşebilir teknolojik fikri olan girişimcilere ve teknolo - ji girişimcilerine katkı sunacak tüm paydaş - lara kapılarımız ardına kadar açık. Yeter ki ülkemiz için değer üretelim” dedi. Haber “Sırf bugünü değil, geleceği de düşünü - yoruz” Petrol Ofisi CMO’su Beril Alakoç, “Memle - ketin Ofisi olarak biz de pandemi ile müca - deleye doğrudan ve güçlü etki yaratacak projeleri değerlendirirken, İTÜ Çekirdek’in çağrısına tereddütsüz karşılık verdik. Bizim bu alandaki iş birliğimiz de, diğer destek - lerimiz gibi kısa süreli ya da dar kapsamlı değil. İTÜ Çekirdek ile iş birliğimiz sadece COVID-19 ile ya da sırf bugünlerle sınırlı değil, geleceği de düşünüyoruz. Olası baş - ka pandemileri de kapsayan, sağlık, sosyal yaşam, eğitim gibi gelecekte insan hayatı - nı, sağlığını koruyacak, geliştirecek, ko - laylaştıracak, iş dünyasına ve ekonomiye katkı sağlayacak projelerin içinde bulundu - ğu uzun soluklu bir iş birliğini hedefliyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye’nin teknoloji, yaratıcılık ve insan kaynağı potansiyelini de ortaya koyuyor” Bu teknolojilerin, çoğunun Türkiye’de ilk olduğuna, bazılarının ise dünyada bir benzeri bulunmadığına da dikkat çeken, Beril Alakoç; “Tamamen Türkiye’de yerli ve milli olarak geliştirilen bu projelerimiz, ileri teknoloji ve bilgi temeline dayanıyor. Dolayısıyla bu projeler aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji, yaratıcılık ve insan kaynağı potansiyelini de çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Çoğu tamamlanma aşa - masında olan ya da üretimine başlanan bu cihazlar, sadece ülkemiz için değil, dünya için de çok değerli. Projeler, Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’ya kadar, dünyanın birçok ülkesinden de büyük ilgi ve talep topluyor” diyerek, geliştirilen bu teknolojilerin Tür - kiye ve dünyada, insan sağlığı ve yaşam standartlarında yapacağı geliştirmelerin yanı sıra ekonomik anlamda da katma değeri yüksek bir katkı sağlamasının bek - lendiğini vurguladı. Dijital Biz 84 Dijital Biz 85

Sayfa 86 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Türkiye’nin son yıllarda bölgesel bir oyun kurucu haline gelmesi birçok ülke ile çıkar çatışmaları yaşamasına ve iliş - kilerinin bozulmasına sebep olmuştu. İsminde ‘Global’ kelimesi olan Global Bilişim Derneği olarak; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa Birliği (AB) Ülkeleri, Amerika ve diğer ülkeler ile bölgesel ve küresel iş birliği çağrısı yapmış olma - sını destekliyoruz. AB Ülkeleri, Ameri - ka, Türki Cumhuriyetler, Rusya, Çin ve Arap Ülkeleri başta olmak üzere yabancı yatırımcı çekebileceğimiz tüm ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmemiz önem taşıyor. Dünyada ve Türkiye’de son dönemde sağ - lık ve ekonomi başta olmak üzere birçok alanda büyük değişimler yaşanıyor. Gelecek hakkında konuştuğumuz birçok kavramın artık hayatımıza girdiğini görüyoruz. Diğer taraftan uzaya turistik gezi hazırlıkları ya - parken bir anda kendimizi COVID-19 küresel salgını ile zorlu bir mücadele içe - risinde bulduk. İnsanoğlunun zorlandığı dönemlerden geçiyoruz. 2018 Yılı Türkiye Organize Sanayi Bölge - leri Yatırım Engelleri Araştırmasına göre bürokrasi her on firmadan yaklaşık yedisi - nin yatırım kararını olumsuz olarak etkile - di. Bürokrasi, ıslah OSB’lerdeki firmaların yüzde 62,5’inin, ihtisas OSB’lerdeki firma - ların yüzde 67,3’ünün, karma OSB’lerdeki firmaların ise yüzde 66,1’inin yatırım kararı - nı olumsuz etkiledi. Ülkemizde bürokrasinin azaltılması eylem planı kapsamında e-dev - let uygulamalarının kapsamının giderek genişlemesi ve resmi yazışmaların bulut (internet) üzerinden yapılması hem kamu tarafında hem de kullanıcı tarafında büyük avantajlar getirdi. Bu avantajlar uluslararası arenada ülke olarak skorlarımıza da olumlu yönde yansıdı. 2020 yılı Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan e-Devlet Gelişmişlik Haber AB Ülkeleri, Amerika ve Diğer Ülkeler ile İş Birliği Yapılması Yabancı Yatırımlarını Artırır büyütecek ve global pazarlara açacak sermaye birikimleri olmadığını belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Teşviklerden yararlanamayan ve melek yatırımcılardan destek alamayan, ama büyüme potansi - yeli olan birçok firmamız var. Devletimi - zin liderliğinde vatandaşlarımızın mevcut birikimlerinin bir kısmını yüksek teknoloji firmalarına yatırım yapabilmelerine im - kân sağlayacak altyapılar tasarlanabilir. Vatandaşlarımız birikimlerini maalesef hala ev, arsa, faiz, döviz, yastık altı gibi geleneksel yöntemlerle değerlendirmeye çalışıyor. Tüm bu sebeplerle firmalarımız yabancı yatırımcılara ihtiyaç duyuyor. Ya - pısal reformlar ile yabancı yatırımcılar için güven ortamının sağlanması normalleşme süreçlerine katkı sağlar. Türkiye’nin son yıllarda bölgesel bir oyun kurucu haline gelmesi birçok ülke ile çıkar çatışmaları yaşamasına ve ilişkilerinin bozulmasına sebep olmuştu. İsminde ‘Global’ kelimesi olan Global Bilişim Derneği olarak; Sayın Cumhurbaşkanımızın Avrupa Birliği (AB) Ülkeleri, Amerika ve diğer ülkeler ile böl - gesel ve küresel iş birliği çağrısı yapmış olmasını destekliyoruz. AB Ülkeleri, Ame - rika, Türki Cumhuriyetler, Rusya, Çin ve Arap Ülkeleri başta olmak üzere yabancı yatırımcı çekebileceğimiz tüm ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmemiz önem taşıyor.” Endeksi’ne göre ülkemiz 93 ülke arasında, e-Katılım Endeksi’nde 23. Sıraya, Çevrim İçi Hizmet Endeksi’nde ise 22. sıraya yükseldi. Her Alanda Üretim Temelli Ekonomi Türkiye’yi orta gelir tuzağından çıkaracak ye- gâne unsurun katma değerli teknoloji üretimi ve ihracatı olduğunu belirten Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever sözlerine şu şekilde devam etti: “Türkiye’den en az 10 Turcorn -yani Unicorn- çıkarma hedefimiz var. İlki Peakgames oldu. Zynga tarafından 1,8 milyar dolara satın alındı. Diğer taraftan Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pandeminin etkisiyle ekonomik sıkıntılar daha da arttı. Türkiye’nin özüne dönmesi ve üretim temelli ekonomiyi tekrar hayata geçirmesi ile bu sıkıntıları aşabileceğine inanıyoruz. Ta- rımda, hayvancılıkta, sanayide, teknolojide vs. tüm alanlarda üreticilerin sorunlarının can kulağıyla dinlenmesi ve üretimi destekleyecek politikaların sahadan gelen taleplere uygun olarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Tabi bu- nun için üst düzey bürokrasiye yapılacak ata- maların saha ile barışık, sahadan gelecek geri bildirimleri dikkate alacak ve saha ile uyumlu çalışacak kişilerden seçilmesi gerekiyor.” BİDER Başkanı Şenol Vatansever , giri- şimcilerimizin yüksek teknoloji projelerini Dijital Biz 86 Dijital Biz 87

Sayfa 88 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Ticaret Bakanlığı hayata geçirdiği “81 İlde İhracata İlk Adım Programı” ile yeni bir ihra- cat hamlesi başlattı. Program kapsamında Bakanlık, Türkiye genelinde sahaya inerek potansiyeli olduğu halde ihracat yapamayan firmaları ihracata yönlendirecek. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan: “Program ile ihracat ailemize, Türkiye ge- nelinde çeşitli sektörlerde yepyeni üyeler kazandırmış olacağız. Türkiye ihracatla büyümeye devam edecek.” “Türkiye genelinde ihracat seferberliği başlatıyoruz. 81 ile bu projemizi yaygınlaştı- rarak, il ve ilçelerimizde yeşeren yeni üretim ve ihracat hikayelerini paylaşıyor olacağız.” Ticaret Bakanlığı, ihracat atağını “81 İlde İhracata İlk Adım” Programı ile sürdürüyor. Program kapsamında Bakanlık, Türkiye genelinde sahaya inerek potansiyeli olduğu halde ihracat yapamayan firmaları ihracata yönlendirecek. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Cumhurbaş- kanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde “81 İlde İhracata İlk Adım” Programını tanıttı. Program, ihracat potansiyeli olduğu halde hiç ihracat yapmamış ya da son 10 yılda bir kez ihracat yapıp bırakmış firmalara danışmanlık hizmeti verilmesini kapsıyor. Bu doğrultuda, alanında uzman mentorlarla firmaların bir araya getiril- mesi ve firmalara mentorluk hizmeti verilmesi hedefleniyor. Ticaret Bakanı Pekcan tüm çalışma ve proje- lerinin tamamlandığını ve doğrudan sahaya inerek firma bazında işleyecek bir program olan 81 İlde İhracata İlk Adım Programımızı başlat- tıklarını duyurdu. Bakan Pekcan, Adana, Kah- ramanmaraş, Konya, Manisa ve Samsun’da pilot uygulamasına başladıkları 81 İlde İhracata İlk Adım programıyla Türkiye’nin yüksek katma değerli ihracatını artıracaklarını belirterek şöyle konuştu: “İhracatta tecrübeden daha güvenli bir kaynak yok. Yereldeki firmalarımızla birebir çalı- şarak onların ihtiyaçlarını birebir çözümleyerek Haber Ticaret Bakanlığı’ndan 81 İle İhracat Atağı yapan firmaların üretimlerini teknolojik olarak 4 sınıfta gruplandırdıklarını anlattı.Pekcan, yüksek teknolojili ürün üreten firmaların pilot uygulamada yer almasını sağlayacaklarını söy- leyerek şunları kaydetti: “Programımızın veri kri- terlerine uyan firma seçiminden başlayacağız. Sonrasında her firmayla birebir ihtiyaç analizleri yapacağız. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda da firma ihtiyaçlarına uygun mentorları tespit edeceğiz. 6 ay sonunda programı değerlendirerek 81 ildeki firmalarımız için, onların ihtiyaçlarına uygun yol haritalarını tespit etmiş olacağız.” “HER FİRMANIN ÖZEL İHTİYAÇLARINI ANA- LİZ EDECEĞİZ” Pekcan, bu programı bugüne kadar yaptıkları çalışmalardan ayıran en önemli özelliğin her firmaya tek tek dokunarak özel ihtiyaçlarını analiz etmek olduğunu kaydetti. Programda bugüne kadar verdikleri genel ve kapsam- lı eğitimlerin dışında artık her bir firmayla birebir çalışarak mesafe kat edileceğini dile getiren Pekcan, şöyle konuştu: “Firmaları- mızla yaptığımız birebir görüşmelerle firma- lara uygun özel mentor havuzu oluşturuyoruz ve firmalarımızı mentorlarıyla eşleştirerek programa başlıyoruz. Mentorlarımızın gerekli bilgi, birikim ve tecrübeye sahip oldukların- dan emin olacağız ve günün sonunda prog- ramın başarısını etkileyen belki en önemli kriter, alanında uzman doğru kişilerle çalışa- rak onun uzmanlık alanında ihtiyaç hisseden onlara yetkinlik desteğinde bulunacağız. Prog- ram ile ihracat ailemize, Türkiye genelinde çeşitli sektörlerde yepyeni üyeler kazandırmış olacağız. İhracat ailemizi genişletmiş olacağız. Türkiye ihracatla büyümeye devam edecek.” “81 İLDE POTANSİYELİ OLAN FİRMALAR ARAŞTIRILACAK” Firmaların özelliklerini bütüncül yaklaşımla incelediklerini aktaran Pekcan, ardından firma- larla konuşarak ihtiyaçları analiz ettiklerini anlattı. Pekcan şu değerlendirmede bulundu: “5 ilimiz- de kapasite raporuna haiz 6 bin 882 firmamız mevcut. Bunların içinden 2 bin 773 firmamızın ihracat potansiyeli olduğunu tespit ettik. Progra- mı daha geniş bir kitleye yaymadan önce, müm- kün olan en iyi yapıya kavuşturmak amacıyla 5 ilde uygulamalarımızı sürdüreceğiz. 40 ilimizde kapasite raporu olan 16 bin 570 firmamız var ve bunların arasında 7 bin 277 firmanın ihracat yapma potansiyeli olduğu halde ihracat yap- madığını tespit ettik. Şu an itibarıyla çalışmanın ikinci aşamasında 70 il için potansiyel ihracatçı pozisyonunda olan 11 bin 444 firmamız ile ilgili analizleri de tamamlamış bulunuyoruz. 81 il için de analizlerimizi süratle tamamlayacağız.” “YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRÜN ÜRETEN FİRMALAR PİLOT UYGULAMADA OLACAK” Pekcan, firmaların üretim ve ihracat kapasitele- rini gözlemlediklerini ifade ederek, 40 ilde üretim Dijital Biz 88 Dijital Biz 89

Sayfa 90 — dergide görüntüle

firmamızı bir araya getirmek olacak. Program kapsamında mentorlarımız 6 ay boyunca her hafta en az 4 saat kesintisiz olarak firma- mızla beraber çalışacak. Sürekli bir etkileşim halinde olacaklar ve engelleri tek tek aşacak- lar. Bu görüşmelerin yüzde 50’sini yüz yüze, yüzde 50’sini de çevrimiçi olarak planlıyoruz. Tabii pandemi koşulları elverdiği ölçüde. Ama daha da fazla geciktirmek istemiyoruz proje- mizi.” “FİRMALARA EXİMBANK TARAFINDAN ÖZEL DESTEK VERİLECEK” Pekcan, aynı işletmenin birden fazla men- tordan yararlanabileceğini dile getirerek, programın izlenebilirliğini sağlamak amacıyla mentor ve firmaların aylık olarak gelişmeleri raporlayacağını söyledi. Programa katılan firmaların Ticaret Bakanlığı’nın sunduğu bütün fırsatlardan yararlanabileceğini aktaran Pekcan, dünya genelindeki ticaret müşavir- lerine de ulaşma imkânı bulacaklarını anlattı. Pekcan, programın 5’inci ayında tüm dene- yimlerini paylaşmak üzere tüm mentor ve firmaları bir araya getireceklerini ifade ederek, bu sayede programın güçlü ve zayıf yönlerini tespit edeceklerini söyledi. Programın sonun- da firmaların ihracata başlayıp başlamadıkları, ihracat yaptıkları ülke, ihracat yaptıkları firma ve ürün sayısı incelenerek en başarılı firma ve mentor eşleşmesine ödül vereceklerini anlattı. İHRACAT SEFEBERLİĞİ BAŞLATIYORUZ Ruhsar Pekcan, Ticaret Bakanlığı olarak 81 ilden henüz ihracat yapmamış firmaları keşfet- mek, onların ufkunu açmak ve onlara ihracat yapmaları için ihtiyaç duydukları cesareti ve yönlendirmeyi yapmak amacıyla yola çıktıkla- rını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Türki- ye genelinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ‘Ekonomi Seferberliği’nde bahsettiği gibi ‘İhra- cat Seferberliği’ni başlatıyoruz, hayırlı uğurlu olsun. 81 ile bu projemizi yaygınlaştırarak il ve ilçelerimizde yeşeren yeni üretim ve ihracat hikayelerini paylaşıyor olacağız. İhracat sefer- berliğinin ülkemize, milletimize ve iş dünyamı- za hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.” Haber Dijital Biz 90

Sayfa 92 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Covid- 19’un ihracattaki etkilerini azaltmak he- defiyle oluşturduğu Sanal Ticaret Heyeti programlarına 16-30 Kasım tarihleri ara- sında Endonezya ile devam ediyor. TİM Başkanı İsmail Gülle, “Bugüne kadar 5 kı- tadan 12 farklı ülkeyle sanal ticaret heyeti buluşmaları gerçekleştirdik. Endonezya sanal ticaret heyetimizle birlikte, 227 ihra- catçı firmamız sanal heyetlerimize katılım sağladı. Tamamlanan heyetlerimize, 664 alıcı firma katılırken; bin 600’ü aşkın ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi. Endonez- ya’ya Savunma ve Havacılık Sanayii ihra- catımız, bu yılın ilk on ayında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 70 kat artarak 27,1 milyon dolara yükseldi” dedi. 61 ihracatçı birliği, 27 sektörü ile 95 bin ihracatçının Türkiye’deki tek çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Sanal Ticaret Heyeti Programlarına devam edi- yor. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda TİM organizasyonuyla 16-30 Kasım tarihleri arasında Endonezya’ya gerçekleştirilecek Sanal Ticaret Heyeti programının açılışını Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Cakarta Büyükelçisi Mahmut Erol Kılıç ve TİM Başkanı İsmail Gülle gerçekleştirdi. Program- da pek çok ürün Endonezyalı ihracatçılara tanıtılıyor. Koronavirüs pandemisinin başlangıcından bu yana 5 kıtadan 12 farklı ülkeyle sanal ticaret heyeti programı düzenlediklerini ifade eden İsmail Gülle, “Sanal ticaret heyetlerimiz beklentilerimizin üstünde bir teveccüh gördü. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Endo- nezya sanal ticaret heyetimizle birlikte, 227 ihracatçı firmamız sanal heyetlerimize katılım sağladı. Heyetlerimize, 664 alıcı firma katılır- ken; bin 600’ü aşkın ikili iş görüşmesi Haber Savunma ve Havacılık’ta Endonezya’ya İhracatımız 70 Kat Arttı hacmi hedefi doğrultusunda bölgeye ihra - catımız hak ettiği seviyelere ulaşacaktır.” “Endonezya’ya Savunma ve Havacılık Sa- nayii ihracatımız 70 kat arttı” “Bu yılın ilk on ayında Endonezya’ya ihracatı- mız, 183 milyon dolar seviyesinde gerçekleş- ti.” diyen Gülle şöyle devam etti: “Ocak-Ekim döneminde birçok sektörümüzün Endonez- ya’ya ihracatını, kayda değer oranda artır- dığını görüyoruz. 2019 yılının ilk on aylık döneminde, 377 bin dolar seviyesinde olan Savunma ve Havacılık Sanayii ihracatımız, 2020 yılının aynı dönemde 27,1 milyon dola- ra yükseldi. Bu artış 70 kata tekabül ediyor. Diğer yandan, aynı dönemde, Endonezya’ya Çelik ihracatımız yüzde 101, Demir ve Demir Dışı Metal ihracatımız yüzde 30 artış sağladı. Sanal Ticaret Heyetimizin, Türkiye ve Endo- nezya’nın; Tarihi ve kültürel bağlarının ışığın- da, Diplomatik bağlarımızın gücüyle İktisadi yapılarının uyumlu potansiyeli ile Önce 10 milyar dolarlık ticaret hacmine ve sonra daha büyük hedeflere birlikte ulaşmasına vesile ol- masını diliyorum. Müzakereleri devam eden Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nın bir an evvel imzalanmasını temenni ediyo- rum.” “Türkiye’ye büyük teveccühleri var” Türkiye’nin Cakarta Büyükelçisi Mahmut Erol Kılıç ise şunları söyledi: “Bizim Endonezya ile olan bağlarımız çok köklü bağlar. Bize karşı çok fazla teveccühleri olan bir ülke. Ülkenin kuzeyine doğru çıktıkça bu sevgi katsayısı daha da artıyor. Halkın Türkiye’ye bakışı ve Türkleri sevmesi aynı zamanda bizim hem eğitimde hem de turizmde bizlere önemli motivasyon sağlıyor. Burada da en büyük yatırımcımızın bir fabrikası var ve bin kadar işçi istihdam etmektedir. Turizmde de Endo- nezyalılar özellikle Kapadokya’yı çok merak ediyorlar ve kar hayatlarında görmedikleri içinde kış aylarında tercihen Türkiye’ye gel- meyi düşünüyorlar. gerçekleştirildi” dedi. Sanal Ticaret heyetle- rinin düzenlenmesi için Ticaret Bakanlığının verdiği desteklerden dolayı teşekkür eden Gülle, Meksika’dan, Kolombiya’ya Kazakis- tan’dan, Şili’ye kadar uzanan sanal tica - ret heyetlerinin önümüzdeki dönemde, farklı ülke ve bölgelerle devam edeceğini belirtti. “Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaş - ması imzalanmalı” İsmail Gülle Endonezya pazarı hakkında şu bilgileri verdi: “Endonezya, 267 milyon - luk nüfusu ve 1,1 Trilyon Dolar GSYİH ile Güneydoğu Asya’daki 1.ve dünyanın 16. en büyük ekonomisi. 2030’da ise dünya - nın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesi bekleniyor.Endonezya’nın dinamik nüfusu, büyüyen orta gelir sınıfı ve güçlü ekono - mik potansiyeli, ticari ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi için uygun bir zemin teşkil ediyor. 2001 yılında 235 milyon dolar olan ikili ticaret hacmimiz, Düzenli bir artış iv - mesiyle 6 katına çıkarak, 2019 yılında 1,5 milyar Dolar seviyesine ulaştı. Ülkemiz 2019 yılında, Endonezya’ya 277 milyon dolar ih - racat gerçekleştirirken; Endonezya’dan 1,22 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. 2019 yılında ülkemizin Endonezya’ya ihracatın - da, 53 milyon dolarla Kimyevi Maddeler, 33 milyon dolarla Tütün, 28 milyon dolarla Tekstil ve Makine sektörleri öne çıktı. Endo - nezya’ya ihraç ettiğimiz temel ürünler, Tü - tün mamulleri, buğday unu, bor mineralleri, halı-kilim, mermer, bazı makinalar olurken; Endonezya’dan ithal ettiğimiz temel ürünler arasında, Sentetik iplik, sentetik dokuma kumaş, doğal kauçuk, palm yağı, kâğıt ve kâğıt hamuru, ayakkabı öne çıkıyor. Ancak, tarihi ve kültürel bağlarımızın bu kadar derin olduğu Endonezya ile ticari ilişkilerimiz hak ettiği seviyeden uzak. Serbest Ticaret An - laşması niteliğinde olan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması müzakerelerinde orta - ya konan, İki ülke arasındaki ticareti 2023 yılında 10 milyar dolara çıkartma hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. İnanıyoruz ki, heyet kapsamında yapılacak ikili görüş - meler sonrasında da birçok yeni iş birliği kurulacak ve 10 milyar dolar ticaret Dijital Biz 92 Dijital Biz 93

Sayfa 94 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Pandemi döneminde Mart-Nisan ve Mayıs aylarında zincir mağazaların kapanması ve sipariş iptalleri sonrasında zor günler geçiren Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Haziran ayından itiba- ren yeni normalle birlikte her ay ihracat rekorları kırıyor. Pandemi döneminde talep patlaması ya- şanan medikal ürünler ihracatında yüzde 4558’lik artışla 73 milyon dolara ulaşan Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Ekim ayında ihracatını yüzde 31’lik artışla 137 milyon 115 bin dolara taşıdı. EHKİB, Ha- ziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarından sonra Ekim ayında da Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında en fazla ihracat yapan birlik oldu. Türkiye genelinde otomotiv sektöründen son- ra ikinci sektör konumuna yükselen Hazırgi- yim ve konfeksiyon sektörünün Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde 5 aydır ihracat lideri olmasının gururunu ve mutluluğunu yaşadık- larını dile getiren Ege Hazırgiyim ve Konfek- siyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sert- baş, pandemi nedeniyle zincir mağazalarda kapanma yaşanmadığı takdirde 2020 yılının son iki ayını zirvede kapatmayı hedefledikle- rini kaydetti. Mart-Nisan ve Mayıs aylarının kabus gibi geçtiğini, 2019 yılının aynı dönemine göre EHKİB’in ihracatının yüzde 33 kan kaybettiği- ni ifade eden Sertbaş, “2019 yılının Mart-Ni- san-Mayıs döneminde 445 milyon dolar olan ihracatımız, 2020 yılının aynı döneminde 297 milyon dolara düştü. Bu süreçte Hükümetimi- zin Kısa Çalışma Ödeneği sayesinde istih- damımızı koruduk. Haziran ayı sonrasında yaralarımızı sarmaya başladık. Haziran-Ekim arasında 5 aylık dönemde yüzde 22’lik artışla 662 milyon dolar ihracat yaptık. Ocak - Ekim dönemindeki ihracatımız ise; 1 milyar Haber Hazırgiyim İhracatı Zirveye Abone Oldu EHKİB üyelerinin Ekim ayı hazırgiyim ihra- catında dokuma, örme ve medikal ürünlerde geçen yıla göre artışlar olduğunu anlatan Sertbaş, “Pandemiyle birlikte talep patlaması yaşanan medikal ürünler ihracatımız yüzde 4558’lik artışla 73 milyon dolara yükseldi. Türkiye genelindeki medikal ürünler ihraca- tımız ise; 1 milyar 84 milyon dolara ulaştı. Ekim ayında EHKİB’in ihracatına ameliyat önlüğü ihracatımız 5 milyon dolarlık katkı sağladı.” diyerek sözlerini noktaladı. 82 milyon dolara ulaştı. 2019 yılının Ocak – Ekim dönemine göre ihracatımızdaki düşüş 15 milyon dolara kadar düştü. En büyük ihraç pazarımız Avrupa’da vaka sayılarının artı- yor olması hazırgiyim perakende zincirlerini olumsuz etkileyeceği bir gerçektir. Bu durum Mart ayında olduğu gibi sipariş iptalleri ve siapariş azalmaları olarak sektörü etkiliyecek olmasına rağmen 2020 yılını, 2019 yılı sevi- yelerine yakın kapatmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Hazırgiyim ihracatında İspanya lider, İngil- tere ihracatın en çok arttığı ülke Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin en fazla ihracat yaptığı ülkenin İs- panya olduğu bilgisini veren Başkan Sertbaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Ekim ayında İspan- ya’ya 41 milyon 272 bin dolar ihracat yaptık. Almanya 25 milyon 99 bin dolarla ikinci sıra- da yer aldı. İngiltere ise; Ege’den 17 milyon 390 bin dolarlık konfeksiyon ürünleri aldı. İngiltere yüzde 84’lük artışla ihracatımızı en çok arttırdığımız ülke oldu. İngiltere’yi, yüz- de 75’lik artışla İsveç ve yüzde 57’lik artışla İtalya takip etti.” Dijital Biz 94 Dijital Biz 95

Sayfa 96 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Kordsa, 2020 yılının üçüncü çeyreğinde paydaşlarına değer yaratmaya devam ederken, güçlendirme alanına bir yetkinlik daha ekledi. Kordsa’nın merkezi ABD’de yer alan şirketlerinden Fabric Develop- ment, NASA’nın çok amaçlı uzay aracı Orion için kumaş üretiyor. Güçlendirme lideri Kordsa, COVID-19 sal- gınının ekonomik etkileri tüm dünyada his- sedilmeye devam ederken, aldığı stratejik kararlar ve güçlendirme teknolojileri ile faali- yet gösterdiği tüm coğrafyalarda iş süreklili- ğini sağlamaya devam etti. Yılın ilk 9 ayında Kordsa’nın cirosu 3.086 milyon TL, net kârı ise 94 milyon TL oldu. Aynı dönemde faiz amortisman vergi öncesi karı ise 363,9 mil- yon TL olarak gerçekleşti. Kompozit alanında 2018 ve 2019 yıllarında ABD’de yaptığı satın alımların ardından bu alandaki ürün portföyünü tamamlayan Kord- sa, lastik güçlendirmeden uzay sanayisine uzanan geniş bir yelpazede hizmet veriyor. Katma değerli ve sürdürülebilir büyüme için teknolojik inovasyonlara odaklanan Kordsa, uzay endüstrisi için çok önemli bir iş birliğine de imza atıyor. Bugüne dek gidilmiş en uzak mesafeye astronot taşıyacak ve geri getire- cek uzay aracı Orion kapsülünde kullanılan turuncu balonların kompozit yapısı Kordsa’ya emanet. Kordsa’nın ABD’deki şirketlerinden Fabric Development, ilk defa 2011 yılında Style 2150 adıyla ürettiği ve Orion kapsü- lünde de kullanılacak bu kumaşı dokumaya başladı. Kordsa, bu iş birliğiyle uzaya kadar uzanan güçlendirme vizyonunu pekiştirdi. Haber NASA İçin Üretiyor Bugüne dek gidilmiş olan en uzak mesafe - ye gönderilmesi planlanan bir uzay aracın - da, Orion’da, Kordsa’nın da imzası olacak. Bu hem Kordsa hem de ülkemiz adına heyecan ve gurur verici bir gelişme.” Yılın üçüncü çeyrek sonuçlarını değerlen - diren Kordsa CEO’su Ali Çalışkan, şunları söyledi: “Güçlü şirket yapımız ve sürecin etkin yönetilmesi sayesinde ekonomik olarak zorlu bir dönemde istikrarımızı ko - ruyoruz. Çevik yapımızla işletme sermaye yönetiminde etkin aksiyonlar aldık ve nakit yaratmayı sürdürdük. Pazarın taleplerini karşılamaya ve akılcı yatırımlarla büyüme - ye devam edeceğiz. Yaşamın her alanını güçlendirme vizyonumuz doğrultusunda sürdürülebilir büyümemize katkı sağlaya - cak inovasyonlarımıza, iş birliklerine ve yatırımlara devam ediyoruz. Dijital Biz 96 Dijital Biz 97

Sayfa 98 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Va - rank, TÜBİTAK öncülüğünde oluşturulan “2020 Yılı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi” sonuçlarını açıkladı. Endeks so - nuçlarına göre, Orta Doğu Teknik Üniver - sitesi (ODTÜ) 81,89 puanla ilk sırada yer alırken, İhsan Doğramacı Bilkent Üniver - sitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 74,9 puanla ikinciliği paylaştı. Bakan Varank, 2020 yılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİ - TAK) Girişimci ve Yenilikçi Üniversite En - deksi sonuçlarını Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde açıkladı. Üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik alanlarındaki ça - balarını daha da artırmaları ve bilgi ekono - misi yarışında Türkiye’yi her daim rekabet - çi kılmaları gerektiğine işaret eden Varank, şunları söyledi: LİDER ROL Girişimci ve yenilikçi üniversite derken, sahip olduğu bilimsel ve teknolojik yetkinliğini, ulu- sal ve uluslararası iş birlikleriyle ekosistemin yararına sunan, mentörlük hizmetleriyle yeni iş fikirlerinin hayata geçirilmesini sağlayan, kazandırdığı girişimcilik ruhuyla risk alabilen cesaretli bireyler yetiştiren, yaygınlaştırdığı yenilik kültürüyle kalkınmada lider role sahip üniversiteleri kastediyoruz. GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ İlk defa 2012’de açıklamaya başladığımız Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi, üni- versiteleri eğitim kalitesine veya eğitimdeki başarılarına göre sıralamıyor. Burada üniver- sitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performans- larını dikkate alıyoruz. Yaptığımız sıralamayla, Haber Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Veri toplama sürecine 282 kurum katkı sağ- ladı. TÜBİTAK öncülüğünde Bakanlığımız; YÖK, Savunma Sanayii Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, KOSGEB, TÜRKPA- TENT, TAGEM, TTGV, TÜBA, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Baş- kanlığı ve üniversiteler bu sürecin en öncelikli paydaşları. 9 aylık yoğun bir çalışmayla 1 milyon hücrelik bir veri seti toplandı ve değer- lendirmeye alındı. 4 BAŞLIK Endekste üniversiteler, bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, iş birliği ve etkileşim, ekonomik katkı ve ticari- leşme olmak üzere 4 başlık altında 22 gös- tergeye göre sıralandı. Bu sene çıktı ve etki odaklılığını ölçebilmek üzere endekste bazı güncellemeler de yaptık. Üniversitelerimiz doğru adımları attığında ve bu adımlarda ısrarcı olduklarında bu endekste kendilerine yer bulabilirler. 2020 Yılı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite En- deksi’nde yer alan ilk 10 üniversite ve puan- ları şöyle: 2020 Yılı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi sonuçlarının paylaşıldığı açıkla - mada, Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da hazır bulundu. yükseköğretimde inovasyon odaklı rekabetin artmasını ve böylece girişimcilik ekosistemi- nin daha da gelişmesini hedefliyoruz. GENÇLERİN VİZYONU Bugüne kadar çok yapıcı ve güzel geri bildi- rimler aldık. TÜBİTAK’ın da verdiği destek- lerin katkısıyla, akademide girişimcilik eko- sistemi ciddi bir atılım ve hareketlilik içinde. Bir taraftan üniversiteler girişimciliğe yatırım yaparken, diğer taraftan gençlerin vizyonu değişmeye başladı. Gençler artık, kendi işle- rini kurmanın ve girişimci olmanın peşinden daha fazla koşuyor. İNOVATİF DÜŞÜNENLER Son dönemlerde göğsümüzü kabartan başarı hikâyeleri tesadüf değil. Küresel trendlere baktığımızda da; geleceğe ve teknolojiye yön verenlerin inovatif düşünenler, düşündüklerini somut ürüne dönüştürenler olduğunu görü- yoruz. Artık üniversitelerimiz için, girişimci ve yenilikçi olmak bir tercih meselesi değil, adeta bir zorunluluk haline gelmiş durumda. 9 AYLIK YOĞUN ÇALIŞMA Bu sene endekse öğretim üyesi sayısı 50’nin üzerinde olan 185 üniversitemiz dâhil edildi. Dijital Biz 98 Dijital Biz 99

Sayfa 100 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Boğaziçi Üniversitesi Endüstri 4.0 Plat - formu tarafından geliştirilen “D3A Dijital Dönüşüm Değerlendirme Aracı”, TÜBİ - TAK TÜSSİDE (Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü) aracılığıyla KOBİ’lere uygulanmaya başlıyor. TÜSSİDE ve Bo - ğaziçi Üniversitesi arasındaki iş birliği protokolü 23 Ekim’de TÜBİTAK Başka - nı Prof. Dr. Hasan Mandal ve Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan’ın katılımıyla TÜSSİDE’de yapıldı. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri 4.0 Platfor - mu tarafından geliştirilen “D3A Dijital Dönü - şüm Değerlendirme Aracı”, Türkiye sana - yisinin yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’lerin dijital dönüşümlerinde ayrıntılı yol haritası sunuyor. Organizasyon, müşteri, ürün ge - liştirme, tedarik zinciri ve üretim yönetimi olmak üzere beş boyuta odaklanan D3A ile KOBİ’ler ihtiyaçlarını belirleyip dijital dönü - şüm süreçlerini sorunsuz yürütebilecek. “BU DÖNÜŞÜMÜ TÜRKİYE SANAYİSİNE YAYMAK İSTİYORUZ” D3A Dijital Dönüşüm Değerlendirme Ara - cı’nın TÜSSİDE aracılığıyla KOBİ’lere uygulanmasına yönelik gerçekleştirilen iş birliği protokolü imza töreninde konuşan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan, günümüzde dijital dö - nüşümün daha da önemli hale geldiğini vurgulayarak şunları söyledi: “İş birliği iki kurumun yıllara dayalı birikiminin bir araya gelmesinin bir sonucu. Boğaziçi Üniversi - tesi’nin dijital dönüşüm konusundaki çalış - maları pandemi dönemine özgü bir refleks sonucu gerçekleşmedi, yıllardır akademis - yenlerimizin öncülüğünde gerek TÜBİTAK ile gerek de diğer sanayi ve teknoloji kuru - luşlarıyla yürüttüğümüz çalışmaların getir - diği bir olgunluğa sahibiz ve bu olgunluğu tüm Türkiye sanayisine yaymak istiyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin bu Haber Dijital Dönüşüm için Güçlerini Birleştiriyorlar modelini oluşturmuş bir üniversite. Ülkenin ihtiyaçlarına odaklanarak özel sektörün ve KOBİ’lerin dijital dönüşümünü ön plana koyan Boğaziçi Üniversitesi ile bu sürecin uygulama boyutunda önemli bir rolü olan TÜSSİDE’nin bir araya gelmesi, yeni bilgi üretim yönteminin en güzel örneklerinden biri. Bunun yanında geleceğin insan kay - naklarının yani öğrencilerimizin projele - rimizin içinde yer alacak olmaları gerçek sorunlarla karşılaşmalarına olanak tanıya - cak. Bu süreç, birbirini tanıyan ve birbirine güven duyan iki kurumun bir araya gelmesi sayesinde gerçekleşti. Süreçte emeği ge - çen herkese teşekkür ediyoruz,” dedi. Protokol için yapılan imza törenine ayrıca TÜSSİDE Müdürü İsmail Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri 4.0 Platformu Başka - nı ve Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Akarun ile Rektör Danışmanı ve Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Necati Aras da katıldı. yönde önemli bir adım olacağına inanıyo - ruz.” Bu dönüşümün tüm Türkiye’ye yayılmasını amaçladıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Özkan, “Dijital dönüşüm küçük kurumlar - dan başlayıp ülkenin tamamına yayılacak yani mikrodan makroya büyümesi gereken bir süreç. Teknolojiden sosyolojiye birçok alanın yer aldığı bu süreç ülkenin tüm en - düstri ekosistemini etkileyecek dönüşümün bir parçası. İş birliğimizin bu yönde hayırlı olmasını diliyorum ve emeği geçen herke - se teşekkür ediyorum,” diye konuştu. “BOĞAZİÇİ İLE ÇALIŞMAKTAN MUTLUYUZ” TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ise Boğaziçi Üniversitesi ile iş yapmaktan çok mutlu olduğunu dile getirdi. Başkan Prof. Dr. Mandal, “Dijitalleşme çok geniş bir alan ancak Boğaziçi Üniversitesi aka - demik yetkinliğiyle bu konuda kendi özgün Dijital Biz 100 Dijital Biz 101

Sayfa 102 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Pandemi sırasında uzaktan çalışmak, toplumun işyerine ilişkin normları sor - gulamasını sağladı. Ofis çalışanlarının %87’si, ofisler açık olsa dahi evden veya ofisten çalışmak arasında seçim yapa - bilmek ve mesai saatlerini yönetebilmek istiyor. %63’ü ise karantina döneminde yaşadıkları serbestliği sürdürmek istiyor. EVDEN çalışmak, karantina döneminin başlangıcında yapılmış bir düzenleme olsa da Cisco Geleceğin İş Gücü anketinin sonuçlarına göre, çalışanlar yeni çalışma tarzlarımızın ortaya çıkardığı olumlu yön - leri korumak istiyor. Daha fazla serbestlik (%63) ve dağınık bir ekip olarak verimli çalışma (%66), anketten çıkan iki temel sonuç olurken, %61’lik bir kesim de karar verme süreçlerinin hızlanmasından faydalan- maya devam etmek istediğini ifade ediyor. Cisco’nun Avrupa, Orta Doğu ve Rusya genelindeki 12 pazarda 10.000 katılımcıyla yaptığı Geleceğin İş Gücü anketi kapsa - mında, ofis çalışanlarına 2021’den itibaren işverenlerden beklentileri soruldu. Elde edilen sonuçlar, çalışanların bunu bir dö - nüm noktası olarak görüp, işyerine ilişkin normları sorguladığını ortaya koydu. Yöneticiler de değişimi olumlu buluyor Ankete katılan kişilerin yalnızca %5’i ka - rantinadan önce evden çalışmış olsa da artık çalışanların büyük çoğunluğu evden çalışmanın getirdiği serbestliği korumak istiyor. Çalışanların %87’sinin ofiste ve ev - den çalışma sürelerini belirleme konusun - da daha fazla söz sahibi olmak istemesi, tek bir çözümün herkesi memnun etmeye yetmediğini gösteriyor. Haber Çalışanlar Daha Fazla Söz Hakkı ve Özgürlük İstiyor Yüzde 76’sı daha fazla teknoloji eğitimi istiyor Çalışanlar, işyerlerinin 2021 bütçe ön - celiklerinin, uzaktan çalışma için gerekli teknolojilere yatırım yapmak ve ofisi sağlık yönünden daha güvenli hale getirmek için teknolojiden faydalanmak olması gerekti - ğini düşünüyor. Ayrıca, her yaştan çalışan, becerilerin geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Katılımcıların %76’sı, 2021’de tek - noloji ve dijital beceriler konusunda daha fazla eğitim verilmesinin, işyerinin başarı - sında temel öneme sahip olacağını düşü - nüyor. 12 ülkede 10 bin çalışanla yapıldı Cisco, Censuswide firmasını görevlendi - rerek, 12 ülkede karantinanın başlangı - cından itibaren üst üste 10 gün veya daha uzun süreyle evden çalışmış farklı sektör - lerden 10.095 çalışanın katıldığı bir anket düzenledi. Anket, İngiltere, Fransa, Alman - ya, İspanya, İtalya, Polonya, Rus, BAE, İs - viçre, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’da uygulandı. Anket, 11 - 25 Ağustos 2020 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Katılımcıların üçte ikisi (%66), son altı ay boyunca evden çalışmanın faydalarını ve zorluklarını daha iyi anladığını ifade ediyor. Ekiplerinin daha iyi performans göstere - ceğine olan inancı artan yöneticiler (%39), değişimin olumlu olduğunu vurguluyor. Çalışanlar ise daha iyi bir iş-yaşam dengesi kurarken, %56’sı günlük rutinine daha fazla egzersiz sığdırdığını ifade ediyor. Benzer biçimde, çalışanların %58’lik bölümü daha az seyahat etmek ve seyahat ile geçireceği süreyi daha üretken bir biçimde değerlen - dirmek istediğini söylüyor. Didem Duru: Çalışma hayatının doğası temelden değişiyor Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru da anketin sonuçları hakkında şu değerlen - dirmelerde bulundu: “Pandemi ile dijital tek - nolojilerin hızla benimsenmesi, çalışmanın doğasını temelden değiştiriyor. Yeni çalış - ma modellerinin ortaya çıktığını, insanların daha fazla seçenek ve esneklik istediğini, ekiplerin daha dağıtık bir yapıya büründü - ğünü ve şirket kültürünün her zamankinden daha önemli olduğunu görüyoruz. Yapay zekâ kullanan iş birliği teknolojisi, çevresel sensörler ve gelişmiş analiz kabiliyetleri, çalışanlara güç vermek, ekipleri her yerden bağlanabilir ve üretken kılmak ve bunu ya - parken işyeri güvenliğini artırmak için kritik öneme sahip.” Çalışanlar, kendilerine bir günlüğüne CEO olma şansı verilse, etkili iletişim ve iş birliği imkânı sağlamaya diğer her şeyden fazla öncelik vereceğini ifade ediyor. Çalışanla - rın %78’ine göre bunun gerçekleşmesi için işletmelerin çalışanlara ofiste kullanılana benzer bir teknolojiyi, evde kullanmak için sağlaması gerekiyor. Çalışanların %65’i, karantina önlemlerinin olumlu yönlerinden birinin, çalışanların etkili bir iş birliği için aynı odada olmasının gerekmemesi olduğu konusunda hemfikir. Dijital Biz 102 Dijital Biz 103

Sayfa 104 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Üniver - sitesi öğretim üyelerinin TÜBİTAK deste - ği ile yürüttükleri araştırmada, pandemi sırasında Türkiye’de ailesi ile yaşayan ve kısmen de olsa evden çalışanların bu du - rumdan nasıl etkilendikleri ve nasıl başa çıktıkları incelendi. 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgü - tü tarafından COVID-19 pandemisinin ilan edilmesi ile birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sosyal izolasyonu sağlamak amacı ile birçok özel şirket ve kurum evden çalışma uygulamasına geçti. İş-yaşam den - gesinin sıkça tartışıldığı dönemde kurumlar evden çalışmanın etkilerini gözlemleme fırsatı buldu. Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fa - kültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Bayazıt’ın İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlknur Özalp Türetgen ile birlikte, TÜBİTAK desteği alarak yürüttükleri COVID-19 Gölgesinde Evden Çalışma ve İş- Yaşam Dengesi Araştırması, pandemi sırasında Türkiye’de ailesi ile yaşayan ve kısmen de olsa evden çalışan beyaz yakalıların bu durumdan nasıl etkilendiklerini ve nasıl başa çıktıklarını or- taya koydu. Araştırma, COVID-19 pandemisinde bireylerin iş-aile dengeleri, iş, sağlık ve yaşamla ilgili deneyimleri ve bireysel farklılıkların yaşam- larına olan etkilerini ele alıyor. Haftanın birkaç günü ofiste çalışmayı tercih edenler çoğunlukta Bireylerin pandemi döneminde eve, işe ve kendi- lerine ayırdıkları zaman, algılanan sosyal destek ve iş güvencesi gibi konularda verileri bir araya getiren araştırma; evden çalışma deneyiminin Haber Çalışanlar Evden Çalışmaya Devam Etmek İstiyor Pandemi öncesinde de evden çalışma de- neyimi bulunanların, pandemi sonrası evden çalışmaya başlayanlara kıyasla daha fazla aile-iş çatışması yaşadığı, gün içinde işten eve geçiş sıklıklarının daha fazla olduğu ve iş alanını evden korumayı daha fazla tercih ettiği görüldü. Fiziksel ve psikolojik zorlanma düzeyleri zaman içinde düşüş gösterdi Araştırmanın 3. raporunda pandemi sürecin- de, bireylerin zorlanma düzeyleri incelendiğin- de, katılımcıların hem fiziksel hem de psiko- lojik zorlanma düzeylerinin ve iş-aile alanları arasındaki çatışmalarının zaman içinde an- lamlı düzeyde düşüş gösterdiği gözlemlendi. Aynı zamanda pandemi sürecinde bireylerin memnuniyet (iş, aile, sağlık gibi alanlarda) düzeyinde haftalar arasında anlamlı düzeyde bir değişim olduğu saptandı. Araştırma bulgularına göre karantina dönemi- nin sona erdiği 1 Haziran’ın ardından işe ve eve ayrılan süre hızla artarken kendine ayrılan süre ise düşüş gösterdi. Ayrıca yöneticisinden ve ailesinden yüksek düzeyde sosyal destek algılayanların fiziksel ve psikolojik zorlanma- larının daha düşük, memnuniyet düzeylerinin ise daha yüksek olduğu bulgular arasında. kıdeme, cinsiyete, evli ve çocuk sahibi olma gibi durumlara göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Buna göre, araştırmaya katılan birçok çalışan, pandemi sonrasında da haftada en az birkaç gün veya daha fazla evden ça- lışmayı tercih ederken; iş yerine geri dönmek isteyenlerin sayısının üst kademe yöneticiler, kıdemli çalışanlar ve erkekler arasında daha fazla olduğu görülüyor. Evden çalışma sürecin- de işin-aileye müdahalesini en fazla yaşayan grubu ilk kademe yöneticiler oluştururken, aile- nin işe müdahalesini en fazla yaşayan grubu ise öğretim üyeleri oluşturuyor. Kadınlar daha fazla zorlanmalarına rağmen evden çalışmayı daha çok tercih ediyor Araştırma, kadınların erkeklere kıyasla pande- mi sürecinde daha fazla zorlandıklarını ortaya koyuyor. Evden çalışılan dönemde kadınların, işle ilgili rollerinin ailevi sorumluluklarını, ailedeki rollerinin ise işle ilgili sorumluluklarını engelleme- sine dayalı çatışmaları daha fazla yaşadığı görü- lüyor. Sonuçlara göre kadınlar, kariyerleri eşleri- nin kariyerinden daha öncelikli olduğunda bile ev işlerini onlardan daha fazla üstlenmekte; vücutta ağrı, yorgunluk gibi fiziksel stres belirtilerini ve çaresizlik, kızgınlık gibi psikolojik stres belirtilerini daha fazla göstermektedir. Hem iş-aile hem de aile-iş çatışmasının en yüksek olduğu grubu da 6 yaşından küçük çocuğu olan kadınlar oluşturu- yor. Tüm bu sonuçlara rağmen, kadınlar pande- mi sonrasında olabildiğince sık evden çalışmayı erkeklerden daha çok tercih ediyor. Evli çalışanlar kendilerine daha az zaman ayırdı Araştırmanın bir diğer sonucu evli çalışanların, pandemi sürecinde bekâr olanlara kıyasla bir- takım zorlukları daha fazla yaşadığını gösterdi. Buna göre, evli çalışanlar ev işleri için daha fazla süre harcayıp kendilerine daha az zaman ayı- rırken, iş alanlarını evden ayırmakta daha fazla zorlandılar. Medeni durumun yanı sıra çocuk sahibi olma durumunun da evde çalışma isteğini etkilediği araştırmanın sonuçları arasında yer aldı. Çocuğu olmayan çalışanlar arasında olabildiğin- ce evde çalışmayı tercih edenlerin oranı %35’e yakınken, bu oran çocuğu olanlarda %20’nin altında. altında. Dijital Biz 104 Dijital Biz 105

Sayfa 106 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Dönüştüren ve geliştiren teknolojiler, pande- mi etkisiyle her sektörün bir numaralı gün- demi. İş önceliklerini bir gecede değiştiren küresel salgın nedeniyle, otomasyon, bulut, analitik, yapay zekâ, 5G, blockchain gibi teknolojileri iş süreçlerinin parçası haline ge- tirmeye odaklanan şirketler, yeteneklerini ve ihtiyaçlarını yeniden değerlendiriyor. KPMG, ‘Enterprise Reboot’ başlıklı ‘Küresel Gelişen Teknoloji Araştırma Raporu’nda şirketlerin dijital teknolojilerle mesafesini inceledi. KPMG’nin HFS Research iş birliğiyle gerçek- leştirdiği araştırmaya küresel ölçekte 900 tek- noloji lideri katıldı. Araştırma, Forbes’un Global 2000 listesinde yer alan şirketlerin teknoloji yaklaşımlarını ortaya koyuyor, Covid-19 öncesi dönemle karşılaştırıyor. Teknoloji liderlerinin ortak fikrine göre, yeni teknolojiler yalnızca Co- vid-19’un etkilerini atlatmak için değil, geleceğin temellerini atmak için de kritik önemde. Araştırmaya katılan teknoloji yöneticilerinin yüz- de 57’si, kuruluşlarının stratejik önceliklerinin önemli ölçüde değişerek gelişen teknolojilere yöneldiğini söylüyor. Yani şirketler hayatta kala- bilmek için gelişen teknolojiye yatırım yapmayı önceliklendiriyor. Teknoloji liderlerinin yüzde 59’u salgının, şirke- tin dijital dönüşümünü hızlandırdığını belirtiyor. Ancak yeni teknolojilere yapılan yatırımların aynı ölçüde artmadığı görülüyor. Covid-19 nedeniyle nakit sıkıntısı yaşayan şirketler, yeni teknoloji yatırımları yapmak için kaynak ayıra- mıyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin yalnızca yüzde 13’ü Covid-19 etkisiyle yeni teknolojilere yatırımı önemli ölçüde artırdıklarını söylüyor. Bununla birlikte harcama kısıntısı kısa vadeli görünüyor. Yöneticilerin büyük çoğunluğu önü- müzdeki 12 ay boyunca şirketin teknoloji harca- malarının artmasını öngörüyor. Çünkü şirketi yeniden başlatmanın ve yeni gerçekliğe uyum sağlamanın yolu teknolojiden geçiyor. Teknoloji liderlerinin yüzde 56’sı buluta geçişi zorunluluk olarak görüyor. Salgından çıkış döne- minde bulut gibi olgun teknolojiler revaçta olacak. Yapay zekânın yükselişi Yöneticilerin yüzde 64’ü, gelişen teknolojileri bir arada kullanmayı, herhangi bir teknolojiyi tek başına kullanmaktan daha faydalı bulu- yor. ‘Yapay zekâ destekli’ ve ‘bulut destekli’ çözümler öne çıkıyor. Haber Şirketler Hayatta Kalabilmek İçin Teknolojiye Yatırım Yapacak Araştırmayı değerlendiren KPMG Türkiye Lighthouse Lideri Gökhan Mataracı, işlerin daha iyi ve daha hızlı yapılmasını sağlayan yeni teknolojilerin artık daha ucuza alındığını söyledi. İşletmelerin hayatta kalması ve bü- yümesinde etkili olan yeni teknolojilerin, şir- ketlerinin kendilerinin yeniden keşfetmelerini sağladığını vurgulayan Mataracı, “Covid-19 teknolojik değişime ihtiyacı artırdı ancak şir- ketlerdeki bu dönüşüm gelecek için güçlü bir temel oluşturulmasını sağlıyor” dedi. Mataracı, “Covid-19 tüm sektörleri eşit olarak etkilemedi, ancak olumsuz etkilerin yoğun hissedildiği sektörlerde dijital iş modellerine geçiş zorunlu hale geldi. Yatırımların öne- mine rağmen, nakit akışının da şirketlerin ajandasında ilk sırada yer aldığı bu dönemde zorluklar da söz konusu. Küresel teknoloji liderlerinin yatırım gündemlerine baktığımız- da ekonomik belirsizliğin de etkisiyle 5G ve edge bilişim gibi daha uzun vadede yatırım getirisi sağlayacak yeni teknolojilere yatı- rımlarda daha büyük kesintiler planlandığını gözlemliyoruz. Veri ve analitik, süreç otomas- yonu, bulut uygulamaları gibi nispeten daha olgun teknolojilerle ilgili yatırımlarda ise daha hızlı bir yatırım getirisi olduğu için tam tersi bir durum söz konusu” diye konuştu. Yapay zekâ günümüzde şirketler için veri yönetiminden, yetenek ve risk yönetimine kadar birçok alanda etkili. Araştırma, küre - sel şirketlerin makine öğreniminden derin öğrenmeye yöneldiğini gösteriyor. Şirketler ayrıca, dijital asistan, doğal dil işleme (NLP) ve metin, ses, görsel ve videodan bilgi top - layan yapay zekâ sistemlerine yatırımlarını artırmayı hedefliyor. Global 2000 listesindeki şirketlerden 300 yöneticinin katıldığı araştırmaya göre, Co - vid-19 öncesinde katılımcıların yüzde 44’ü otomasyon uygulamaları içerisinde iş sü - reçleri yönetimine yönelik yazılımların kritik önemde olduğunu düşünüyordu. Covid-19 sonrasında ise otomasyon uygulamaları arasındaki önem derecelerine bakıldığında ilk sırada yüzde 31 ile robotik süreç otomas - yonu (RPA) yer alıyor. Yapay zekâ yatırım - larının önem sıralamasına bakıldığında ise, Covid-19 öncesinde yüzde 37 ile ilk sırada makine öğrenimi yer alıyordu. Covid-19 son - rasında ise yüzde 25’le derin öğrenme yatı - rım öncelikleri arasında ilk sıraya yükseldi. Teknolojik yatırım ajandası Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 80’in - den fazlası, yeni teknolojilere yatırım yap - tığını veya yapmayı planladığını ifade etti. Bunlar arasında en çok veri ve analitik, otomasyon, hibrit bulut teknolojisi ve siber güvenlik alanları yatırım çekiyor. Araştırma - ya katılan yöneticilerin yüzde 46’sı Covid- 19’un etkilerini fırsata çevirmek için yatırım yaptıklarını belirtti. Yatırım seviyeleri şirket bazında farklılık gösteriyor. Ancak araştırmaya katılan şir - ketlerin yaklaşık üçte birinin yatırım sevi - yesi 10 milyon doların üzerinde. Teknoloji uygulaması başına ortalama yıllık yatırım maliyeti ise 16 milyon dolar. Araştırmaya katılanların şimdilik yalnızca üçte biri şirket içi değerlendirmelerine göre yeni tekno - lojilerden somut katma değer sağladığını belirtti. En çok yatırım getirisi sağlayan uygulamalar arasında yapay zekâ ilk sıra - larda yer alıyor. Dijital Biz 106 Dijital Biz 107

Sayfa 108 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Kurumlar; önümüzdeki üç yıl içinde ma - kine öğrenmesi ve yapay zekâ için ayıra - cakları yatırım bütçelerinde belirgin bir artış yapmayı planladıklarını belirtiyorlar. Experian’ın öncülüğünde; her yıl Forrester Consulting tarafından yürütülen, araştırma - nın bu yılki konusu “Kurumsal Çeviklik ve Dijital Dönüşüme Giden Akıllı Yollar”. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da; bankacılık, finansal hizmetler, perakende, e-ticaret ve telekomünikasyon sektörlerinden, 1000’den fazla üst düzey karar vericinin katıldığı araş - tırmada, yapay zekâ ve yeni teknolojinin, başarının kritik anahtarları olduğu belirtiliyor. Araştırma; Türkiye’deki firmaların yarısından fazlasının (%64), önümüzdeki 12 ay içinde, salgın öncesinde sahip oldukları gelir ve kâra tekrar dönmeyi beklediklerini ortaya ko- yuyor. %80’den fazlası 18 ay içinde pazardaki pozisyonlarını geri kazanmayı hedefliyor. Ancak bu iyimserliğe rağmen, karar vericilerin üçte birinden fazlası (%34), şu anda finansal olarak risk altındaki müşterileri belirlemek için mücade- le ettiklerini kabul ediyorlar. Artık çevrimiçi müşteri deneyimi hepimiz için öncelik Bugüne kadar gerçekleştirilen yatırımlara rağmen, karar vericilerin çoğu, çevrimiçi müşterilerle etkile- şim becerilerinin yeterince gelişmediğini ve artan tüketici beklentilerine ayak uyduramadıklarını kabul ediyor. Çoğunluk (%85), iyileştirilmiş müşteri dene- yimini öncelik haline getireceğini belirtiyor. Raporda dikkat çeken bir başka konu ise ticari fonksiyonlardaki otomasyon eksikliği. Haber işler normale döndüğünde de bu kanalları kullanmaya devam edeceklerini gösteriyor. Karar vericilerin yaklaşık dörtte üçü (%70) için, dijitalleştirme stratejilerinin hızlandırılma- sı ve çevrimiçi kanalların iyileştirilerek yay- gınlaştırılması yüksek öncelik arz ediyor. Diğer taraftan; gelinen noktada, kurumların iç ve dış ortamdaki değişikliklere kendi strateji- lerine paralel olarak hızlı bir şekilde yanıt ver- meleri her zamankinden fazla önem taşıyor. Bu noktada makine öğrenmesi yöntemleri, sık ve çabuk değişen koşullara hızlı adap- tasyon, doğru müşteri profillemesi ve isabetli aksiyon belirleme anlamında-, elimizdeki en güçlü araç olarak ön plana çıkıyor. Sonuç olarak, kurumların yapay zekâ ve ma- kine öğrenmesi alanında yapacakları yatırım- lar, pandemi döneminin olumsuz etkilerinden sıyrılarak yeniden ivme yakalamalarında, önemli bir ayrıştırıcı faktör haline gelecektir. Türkiye’deki her beş kurumdan dördünün (%80), müşteri içgörüsü ve analitik alanın- daki yatırımlarını arttırarak devam ettirdiğini aktarması da bunun somut kanıtıdır.” Bu sorun ürünün üretiminden nakliyesine, sa- tışından paketlenmesine kadar ticaretin her aşamasında görülüyor. Pandemi dönemin- de Türkiye’deki işletmelerin yaklaşık dörtte biri (%25) bu eksik nedeniyle ciddi sorunlar yaşıyor. Araştırmada artık pandemi öncesi iş modellerine geri dönüşün olmayacağı da belirtiliyor. “Yapay zekâ ve makine öğrenmesi alanın- da yapılacak yatırımlar, pandeminin etki- sinden kurtulmada en önemli faktörlerden biri olacak.” Experian Türkiye Genel Müdürü Samile Mü- min yaptığı açıklamada, pandeminin küresel ekonomi üzerindeki derin etkileriyle birlikte, birçok karar vericinin işletmelerinin geleceğini yönetmek için farklı şekillerde harekete geç- me ihtiyacında olduğunu, artık eski iş yapış modellerine geri dönüşün mümkün olmadı- ğını belirtti ve sözlerine şu şekilde devam etti: “Covid-19 krizinin dijitalleşmeyi önemli ölçüde hızlandırdığı bir gerçek. Araştırmalar, pandemi döneminde dijital kanalları ilk kez kullanan işletmelerinin büyük çoğunluğunun Yapay Zekâ Yatırımları Ön Plana Çıkacak Dijital Biz 108 Dijital Biz 109

Sayfa 110 — dergide görüntüle

Aralık 2020 EY CFO’nun DNA’sı raporuna göre; finans yöneticilerinin en büyük öncelikleri günü- müz koşullarında organizasyonların korun- ması ve gelecekte sürdürülebilir büyüme sağlanması. CFO’ların %82’si uzun vadeli değer yaratılması konusunda şirket pay- daşları tarafından kendilerine giderek daha fazla sorumluluk atfedildiğini ifade ediyor. Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), finans liderlerinin görev ve sorumlulukları bakımından geçirdiği dö - nüşümü mercek altına alan CFO’nun DNA’sı raporunun sonuçlarını açıkladı. Dünya genelinden 800’ü aşkın finans lideriyle ger - çekleştirilen anket sonucu oluşturulan rapor, CFO’ların pandemi dönemi ve sonrasında şirketlerin geleceklerinin yeniden şekillendi - rilmesinde en önemli üst yönetim rollerinden birini üstleneceğini ortaya koyuyor. Kısa ve uzun vadeli değer arasında denge sağlanması yeni sorumluluklar getiriyor Ankete katılan finans yöneticilerinin %86’sı en büyük önceliklerinin günümüz koşullarında organizasyonlarının korunması ve gelecekte sürdürülebilir büyüme sağlanması olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte CFO’ların %84’ü kısa vadeli finansal sonuçlar ile uzun vadeli değer yaratılması arasında denge sağlanma- sının öncelikleri arasında yer aldığını ifade ediyor. CFO’lar bu önceliğin kurumsal rapor- lama gibi geleneksel sorumluluklar ile birlikte aynı zamanda dijital dönüşümün denetlenme- si gibi yeni sorumlukları içerdiğini dile getiriyor. Kurum içinde farklı fonksiyonlarla iş bir - liği güçlendirilmeli Rapor sonuçları, CFO’ların diğer üst yönetim Haber Finans fonksiyonunda 2025’e kadar köklü değişim bekleniyor Rapora göre finans fonksiyonu gelecek beş yıllık dönemde teknoloji öncülüğün - de köklü bir dönüşüm geçirecek. Ankete katılan CFO’ların %77’si 2025 yılında finans BT’sinin bina içerisinde değil, bulut bilişim üzerinden gerçekleşeceğini düşünürken, %74’ü ise finans fonksiyo - nunun blockchain temelli bir ekosiste - min bir parçası olacağını öngörüyor. rolleri ile ilişkilerini güçlendirmeleri - nin gelecek dönem için önceliklerini gerçekleştirmelerine destek olacağına işaret ediyor. Buna karşın CFO’ların %52’si insan kaynakları bölüm başkan - ları (CHRO) ile sınırlı iş birliği içerisinde olduklarını veya herhangi bir iş birlikleri olmadığını söylerken, bu oranın pazar - lama bölüm başkanları (CMO) için ise %44’e düştüğü görülüyor. Değer odaklı bir finans kültürü için geleceğe hazırlık yapılmalı EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bö - lüm Başkanı Gökhan Gümüşlü rapor so - nuçları ile ilgili olarak şu değerlendirme - de bulundu: “Kıdemli finans liderlerinin bugünün sorunlarını çözmenin ötesine bakmaları gereken bir dönemdeyiz. Ku - rum stratejisiyle uyumlu, değer yaratma odaklı bir finans kültürü için pandeminin beraberinde getirdiği büyük değişimin organizasyona uzun vadeli fayda sağ - layacak şekilde kullanılması gerekiyor. Finans fonk siyonunda daha uzun vadede gerçekleşecek dönüşüme odak - lanılması, teknoloji, altyapı ve yetkinlik - lerin geliştirilmesi açılarından hazırlık yapılması CFO’ların şirketlerinin sürdü - rülebilir büyüme performansına güçlü bir katkı sunmalarına destek olacaktır.” Yatırımcı daha fazla bilgi talep ediyor Rapor; CFO’ların piyasa trendlerinde 2020 yılında yaşanan değişime paralel olarak amaç odaklı bir strateji uygu - lamaya çok önem verdiklerini ortaya koyuyor. Ankete katılan CFO’ların %82’si uzun vadeli değer yaratılması konusunda şirket paydaşları tarafın - dan kendilerine giderek daha fazla sorumluluk atfedildiğini ifade ediyor. Bununla birlikte CFO’ların %79’u ya - tırımcılar tarafından da organizasyon - larının tüm paydaşları için uzun vadeli değer yaratma yöntemleri konusunda önceye göre çok daha fazla bilgi talep edildiğini belirtiyor. CFO’lar Sürdürülebilir Büyümeye Odaklanıyor Dijital Biz 110 Dijital Biz 111

Sayfa 112 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi kapsamında kritik bileşen- lerin kamu-özel iş birliğiyle yerli ve milli olarak geliştirilmesinin hedeflendiğini belirterek, “5G şebekesiyle ilgili yerli ve milli üretimi teşvik edecek şekilde tedbirlerimizi alıyoruz.” dedi. Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebe- kesi Projesi kapsamında geliştirilen “TR713- 7Ghz Radyolink”in demosu, Bakan Varank’ın katılımıyla Ostim Teknopark’ta yapıldı. Etkinlik öncesinde Ostim Teknopark’ta yer alan Nanotek şirketinin Ar-Ge departmanını ziyaret eden Varank, burada yürütülen projele- re ilişkin bilgi aldı. Daha sonra, radyolink cihazına ilişkin sunum yapılarak teste geçildi. Radyolinkin demosu kapsamında, 12 kilometre uzaklıkta bulunan baz istasyonundan 4 adet 4K çözünürlüklü video aktarımı gerçekleştirilirken, Havelsan’ın video konferans sistemi “Diyalog” üzerinden de başarılı bir görüşme yapıldı. 5G’NİN KRİTİK BİLEŞENLERİ GELİŞTİRİ- LİYOR Bakan Varank, demonun ardından yaptı- ğı açıklamada, Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nin yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini belirterek, “Projede kamu-özel iş birliğiyle gelecek dönemde çok önemli hale gelecek 5G şebekesinin kritik bileşenlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesi hedefleniyor.” diye konuştu. Projenin önemli bir parçası olan radyolinkin testini başarılı bir şekilde gerçekleştirdiklerini Haber Varank, yerli baz istasyonlarının geliştirilmesi- ne ilişkin projeye de değinerek, şöyle konuştu: “4G şebekesine uyumlu ULAK yerli baz is- tasyonları şu anda yerli ve milli olarak üretildi, ülkemizde kullanılıyor. 5G şebekesiyle ilgili de yerli ve milli üretimi teşvik edecek şekilde tedbirlerimizi alıyoruz. Burada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, BTK’nin önemli kararları var. Bu kararlar doğrultusunda da özellikle önümüzdeki dönemde kullanılacak 5G ürün- lerinin yerli ve milli olarak üretilmesini başara- cağız. Bugün önemli bir adımı gerçekleştirmiş olduk. Başarılı bir test yaptık, 4K videoların 12 kilometreden başarıyla geldiğini gördük.” TEYDEB’in projenin fonlanmasına önemli katkılarda bulunduğuna işaret eden Varank, TÜBİTAK enstitülerinin de geçmişten gelen kabiliyetlerinin projeye aktarıldığını kaydetti. ifade eden Varank, radyolinkin fiziki olarak birbirine bağlanamayan baz istasyonu gibi yapıları radyo frekanslarla bağlayarak uzun mesafelerde yüksek veri iletimi sağladığını söyledi. Varank, bu ürünün farklı firmalar ve kamu kurumlarının iş birliğiyle geliştirildiğini hatırla- tarak, Haberleşme Teknolojileri Kümelenme- si (HTK) ile TÜBİTAK’ın TEYDEB projesini uzun süredir yürüttüklerini bildirdi. GÜVENLİK SORUNUNA ÇÖZÜM Dünyada özellikle iletişim altyapılarının gü- venliğiyle ilgili tartışmalar yaşandığına dikkati çeken Varank, ülkelerin birbirlerine ambar- go uyguladığını ve çeşitli güvenlik tedbirleri aldıklarını dile getirdi. 5G Teknolojisinin Kritik Bileşeni Test Edildi Dijital Biz 112 Dijital Biz 113

Sayfa 114 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Varank, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinin de projede koordinasyonu sağladı- ğını belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Özel sektörümüz ve üniversitelerimiz bu işin asıl üstlenicileri ve onlar da çok önemli başarılar elde ediyorlar. Projemizde bu gibi başarıları önümüzdeki dönemde de yakala- yarak Türkiye’de önemli bir açığı gidermiş ve kritik bir güvenlik sorununa çözüm bulmuş olacağız. Bu projenin tamamlanmasıyla elde ettiğimiz başarılı ürünlerle Türkiye’nin her ta- rafında yerli ve milli cihazlarımızı kullanmayı başaracağız.” ÜRÜNLERİN NE KADAR YERLİ OLDUĞU- NU SORGULAYACAĞIZ Varank, radyolink gibi geliştirilen yerli ve milli ürünlerin operatörlerce kullanılmasını istediklerini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı: “BTK’nin ürünlerin yerli ve milli olmasıyla ilgili kararı var. Yurt dışından gelen ürünleri ya da global firmaların Türkiye’de ürettiklerini kullananlar var. Bunların gerçekte ne kadar yerli olduğu, ürünlerin Türkiye’de mi üretildi- ği, yoksa entegrasyonunun mu yapıldığı gibi konuları sorgulayacağız, projede bundan sonraki adımlarımızı böyle atacağız.” Operatörlerle de görüşmelerin devam ettiği bilgisini veren Varank, gelecek dönemde özel- likle interneti bulunmayan kırsala dönük olarak radyolink ihalesinin gerçekleştireceğini, burada tüm unsurların masaya yatırılacağını bildirdi. Varank, burada yerli ve milli ürünlerin kul- lanılmasını sağlayacaklarına işaret ederek, “Muhtemelen önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde bu görüşmelerin tamamlanmasıyla ihale son- lanmış olacak.” dedi. 4G VE 5G ALTYAPILARININ VAZGEÇİL- MEZ PARÇASI Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Baş- kanı Koç da projenin 4 katmanından birinin Haber sunda insan kaynağının yetiştirilmesine iliş- kin de ciddi gayret gösterdiklerini kaydetti. Programa, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönü- şüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, Bilgi Tek- nolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, TÜBİTAK Tek- noloji ve Yenilik Destek Programları Başkan- lığı (TEYDEB) Başkanı Mehmet Aslan, OS- TİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ve Havelsan Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar da katıldı. radyolink olduğunu belirterek, “Radyolink, bütün 4G ve 5G altyapılarının vazgeçilmez bir parçası olacak. Bunun yerli ve milli olma- sı bizim ‘Türkiye’nin verisi Türkiye’de kala- cak.’ mottomuza çok uygun. Bu anlamda biz koordinasyonu sağlamaya devam edeceğiz. Diğer 3 katmanın da yerlileştirilerek bütün operatörlerimiz tarafından kullanılması için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz.” diye konuştu. BTK Başkanı Karagözoğlu da kurum olarak işin düzenlenmesi ve operatörlerin proje kap- samında ürettiği ürünleri kendi bünyelerine katması konusunda çalışmalar yaptıklarına dikkati çekerek, HTK ile firmaları bir araya getirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Kümelenmedeki firmaların uluslararası alan- da da ciddi başarılar elde etmeleri için çalışa- caklarını vurgulayan Karagözoğlu, 5G konu Dijital Biz 114 Dijital Biz 115

Sayfa 116 — dergide görüntüle

Aralık 2020 EY’ın Telekomünikasyon Operatörleri için En Büyük 10 Risk - 2020 raporuna göre; pandemi döneminde artan talebin etki- siyle ağ kalitesinin korunması şirketler için büyük önem taşıyor. Rapor, teleko- münikasyon şirketlerinin dijital dönüşüm planlarını pandeminin etkisiyle yeniden gözden geçirdiğine işaret ediyor. Raporda ayrıca kişisel verilerin korunmasına iliş- kin değişen düzenlemelerin ve yeni nesil mobil telekomünikasyon hizmeti 5G’ye hazırlığın telekomünikasyon şirketleri için öne çıkan riskleri oluşturduğu belirtiliyor Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), telekomünikasyon sek- töründeki büyüme trendlerini teknolojik dö- nüşüm, insan kaynağı ve siber güvenlik gibi çeşitli açılardan incelediği Telekomünikasyon Operatörleri için En Büyük 10 Risk - 2020 raporunun sonuçlarını açıkladı. Dünyanın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle yapılan görüşmeler ve tüketi- ci anketi sonucu oluşturulan rapor, sektörün büyümek için gelecek 12 aylık dönemde yönet- mesi gereken riskleri mercek altına alıyor. Raporda telekomünikasyon şirketlerinin Covid-19 pandemisi sürecinde ağ kullanım talebindeki artış ile yaşanan güçlüklerin üste- sinden gelmede büyük ölçüde başarılı olduğu ifade ediliyor. Buna karşın altyapı dayanıklılı- ğının korunması ve erişimin genişletilmesine yönelik baskının sektörün karşı karşıya oldu- ğu en büyük güçlükler olduğu vurgulanıyor. Pandemi küresel telekomünikasyon trafi- ğini %70 artırdı Rapora göre; pandemi dönemi başındaki ilk Haber Tedarik zincirlerindeki aksamalar 5G’ye hazırlığı geciktirebilir Raporda ayrıca, küresel ticarette yaşanan olumsuz gelişmelerin ağ ekipmanlarının sağ- landığı tedarik zincirlerinde aksamalar yaşan- masına neden olduğu ve bu durumun yeni nesil mobil telekomünikasyon hizmeti 5G’ye hazırlığı geciktirebileceğine ilişkin sektörde endişe yarattığı ifade ediliyor. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin değişen düzenlemeler de telekomünikasyon şirketleri için öne çıkan riskler arasında yer alıyor. Birleşik Krallık’taki tüketicilerin ancak %47’sinin online verilerinin kendi kontrollerinde olduğunu düşündüklerini belirtiyor. sokağa çıkma kısıtlamaları ile birlikte kü - resel telekomünikasyon trafiğinde %70’e varan bir yükseliş görüldü ve şirketler bu talebi karşılamada gerekli adımları at - maya çalıştılar. Bununla birlikte, Birleşik Krallık’taki tüketicilerin %42’si telekomü - nikasyon şirketlerinin kaynaklarını geniş - bant kalitesini korumaya yönlendirmeleri gerektiğini ifade ederken, ABD’li tüketici - lerin %32’si ise pandemi başlangıcından bu yana ev internetinin güvenilirliği, hızı ve bağlantısından memnun olmadıklarını belirtiyor. Sektör, yetkinlikleri geliştirmeye odak - lanmalı “Genel olarak pandemi sırasında uzak - tan çalışma, evde eğitim ve eğlencede yaşanan ağ kullanım artışı karşısında telekomünikasyon şirketlerinin başarılı bir performans sergilediklerini gözlemledik” diyen EY Türkiye Risk Danışmanlığı Hiz - metleri ve Teknoloji, Medya ve Telekomü - nikasyon Sektör Lideri Emre Beşli, rapor sonuçları ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Öte yandan önümüzdeki döne - me baktığımızda sektörde gelirlerin pek çok ürün kategorisinde düşüş göstermesi yüksek ihtimal dâhilinde görünüyor. Te - lekomünikasyon şirketlerinin bu ortamda yetkinliklerini geliştirmeye odaklanmaları ve özellikle yeni normalde büyüme kay - detmek için müşteri memnuniyetini sür - dürmeleri önem taşıyor.” Dijitalleşme girişimleri yeniden yapılan - dırılıyor Rapora göre dijitalleşme girişimlerinin devam ettirilmesi önündeki engeller telekomünikasyon sektörünün risk gün - deminde ikinci sırada yer alıyor. Teleko - münikasyon şirketlerinin %78’i Covid-19 pandemisinin etkisiyle otomasyon ve dijital dönüşüm programlarının hızını yeniden gözden geçiriyor veya adapte ediyor. Bununla birlikte veri analizi ve yapay zekâ alanlarında yetenek açığı devam ediyor. Pandemi Sonrası Dünyada Ağ Kalitesini Korumak Dijital Biz 116 Dijital Biz 117

Sayfa 118 — dergide görüntüle

Aralık 2020 • Internet Servis Sağlayıcıları ve Internet Servisleri zinciri için Video streaming, oyun, video konferans ve DDoS trafikle- rindeki önemli artışa ait çıkarımlar rapor- da yer alıyor. • Avrupa ve ABD’deki hizmet sağlayıcıla- rın Şubat - Eylül arası dönemde kaydettiği veriler, video abonelerinde %30, ABD’deki VPN uç noktalarında %23 ve DDos trafi- ğinde %40-50’lik bir artışa işaret ediyor. Nokia Deepfield’ın bugün yayınladığı, 2020 yılında Internet Servis Sağlayıcı ağ trafiği ve tüketim trendlerini analiz eden Ağ İstih- barat (Network Intelligence) raporuna göre, mevcut şebekelerin internet kullanımının uçuşa geçtiği bu yıla hazırlıklı olduğu or- taya çıktı. Son on yıldaki ve 2020 yılındaki internet trafik desenlerindeki genel değişimleri inceleyen rapor, video strea- ming, video-konferans, online oyun ve Da- ğıtılmış Hizmet Reddi (DDoS) güvenliği gibi başlıca uygulama alanlarına odaklanıyor. COVID-19 kapsamında kapanma tedbir - lerinin uygulandığı Mart-Nisan 2020 dö - neminde, tüketicilerde ve ticarette görülen davranış değişimleri bir anda hem internetin şeklini hem de insanların internet kullanma biçimlerini dönüştürdü. Pek çok ağ, sadece birkaç haftada bir yıllık trafik büyümesi ya - şadı (%30-50). Eylül ayında, trafik seviyesi pandemi öncesi seviyenin %20-30 üzerinde stabil hale geldi ve mevsimsel artış da buna eklenecek görünüyor. Şubat ayından Eylül ayına kadar olan dönemde, video abonele - rinde %30, ABD’deki VPN uç noktalarında %23 ve DDoS trafiğinde %40-50’lik bir artış yaşandı. Haber İçerik Sağlama Ağlarının (CDN) geçtiğimiz on yılda kaydettiği büyümenin bir benzerinin önümüzdeki on yılda edge/far edge bulutta yaşanması bekleniyor – bunun da içerik ve işlemleri son kullanıcılara yakınlaştırması öngörülüyor. • Ev tipi genişbant (Broadband) ağları kritik bir altyapı haline geldi: Artan ihtiyaca (upstream trafiği %30’dan fazla arttı) paralel olarak, –5G ve yeni nesil FTTH gibi– yeni teknolojilerin de yaygınlaşmasıyla birlikte kır- sal, uzak ve geri kalmış bölgelerde erişim ve bağlantı sürekliliğine yönelik önemli bir adım atılmış olacak. Daha iyi analitik bilgi, servis sağlayıcıların kusursuz hizmetler ve müşteri bağlılığı deneyimleri yaratıp geliştirebilmeleri- ne imkan tanıyacak. • Ağ trafiğinin detaylı bir şekilde öngörül- mesi kritik öneme sahip: COVID-19 döne- mi pek çok konuda olağanüstü koşullar ya- ratmış gibi görünse de, aslında zaten büyük ihtimalle gelecek olan içerik tüketim, üretim ve sunum trendlerini sadece hızlandırmış olabilir. Hizmet sağlayıcılarının ağ, servis ve tüketimleri hakkında kuşbakışı bir görünüm elde edebilmek için ellerinde gerçek zaman- lı, detaylı ağ analizleri olmalı ve bu analizler genel internet verileriyle birlikte okunmalıdır. • Güvenlik hiç bu kadar önemli olmamış- tı: Pandemi sırasında DDoS trafiği %40-50 arttı. Genişbant (broadband) bağlantı artık neredeyse herkes için temel bir ihtiyaç oldu- ğundan, ağ altyapısını ve hizmetleri korumak da kritik bir önem kazandı. Dinamik ve düşük maliyeti DDoS koruması ve otomatik risk mi- nimize etme mekanizmaları, servis sağlayı- cının altyapı ve hizmetlerini korumada temel mekanizmalar haline gelmekte. Rapordaki veriler, ağ trafiği ve servislerini iz- leme, analiz etme ve anlama amacıyla büyük veriyi (big data) kullanan Nokia Deepfield ağ içgörüleri ve güvenlik uygulamaları portfö- yü kullanılarak Şubat - Eylül 2020 arasında Avrupa ve ABD’deki ağ hizmeti sağlayıcıla- rından toplandı. Pandemiden önceki on yıllık dönemde, inter- net –hem servis sağlayıcı ağlarında hem de Bulut (Cloud) içerik sunumuna yönelik inter- net mimarilerinde– zaten kapsamlı ve dönü- şümsel değişimler yaşamıştı. Bu dönemde yapılan yatırımlar sayesinde ağlar genel olarak iyi durumda ve COVID-19 gibi bir krize hazırlıklıydı. Nokia Deepfield Genel Müdürü Manish Gul- yani’nin görüşleri şöyle: “Daha önce ağlara hiç bu kadar ani veya öngörülemez bir talep yükü binmemişti. Kendimizi korumaya aldığı- mız bu dönemde gerek topluma gerekse de işletmelere temel bağlantı altyapısını sunan ağlara binen yük nedeniyle, ağlar, servisler, uygulamalar ve son kullanıcılar ekseninde bütünü kapsayan çok boyutlu öngörülere du- yulan ihtiyaç oldukça arttı. Nokia Deepfield’in yazılım uygulamaları, servis sağlayıcıların bu kritik zamanlarda ağlarındaki aktiviteleri anla- yabilmelerine imkan tanıdı. Bu raporda dikkat çektiğimiz veri ve içgörüler, servis sağlayıcı- ların aboneleri için değer yaratmak amacıyla hizmet sürekliliğini nasıl garanti edebileceğini de ortaya koyuyor”. Nokia Deepfield, sekiz aylık bir dönemde ağ trafiklerini inceledikten sonra, servis sağlayı- cıların gelecekteki ağ kapasitelerini planla- yabilmek ve abonelerine katma değerli hiz- metler sunabilmek için kullanabilecekleri beş önemli nokta belirledi: • Ağlar zaten buna göre yapılandırılmıştı: Ağlar talebin zirve yaptığı dönemlere dayan- mayı başarmış olsalar da, Eylül 2020 verileri karantina tedbirlerinin hafifletilmesine rağ- men trafik seviyelerinin yüksek seyretmeye devam ettiğini, yani hizmet sağlayıcılarının gelecekte yaşanabilecek beklenmedik du- rumlara karşı ek kapasite yaratmaya devam etmek zorunda kalacaklarını gösteriyor. • İçerik sağlama zincirleri gelişmeye de- vam ediyor: Video streaming, düşük-gecik- meli online oyunlar ve video konferanslara olan talep ile bulut uygulama ve hizmetlerine hızlı erişme talebi, internet hizmet sağlayıcılı- ğı zincirinde beklenmedik bir baskı yarattı. 2020 Yılı Ağ Trafiği ve İnternet Tüketimi Trendleri Dijital Biz 118 Dijital Biz 119

Sayfa 120 — dergide görüntüle

Aralık 2020 • 5G, BT sektöründe kümülatif tüketici gelirini 2030 yılına kadar 31 trilyon USD’ye kadar çıkarabilir. • İletişim Servis Sağlayıcıları, 2030’a kadar 5G hizmetleriyle tüketici gelirlerini 3,7 tril- yon USD’ye kadar artırabilir. • Artırılmış Gerçeklik (AR), 2030 yılına ka- dar tüketicilerin kapsayıcı medya harcama- larının yarısından fazlasını oluşturabilir. Ericsson (NASDAQ: ERIC) ConsumerLab’ın hazırladığı yeni “5G Tüketici Potansiyelinden Faydalanma” raporuna göre 5G tüketici pazarı 2030 yılına kadar dünya çapında 31 trilyon USD’ye ulaşabilir. Rapora göre iletişim ser- vis sağlayıcılar 3,7 trilyon USD kazanç elde edebilir. Bu rakam, yeni dijital hizmet fırsatları ortaya çıktıkça daha da artabilir. İletişim servis sağlayıcılar, 5G kullanım senaryolarını genişleterek ve paket halinde sunarak sadece dijital hizmetlerden elde ettikleri geliri 2030 yılına kadar 131 milyar USD’ye kadar artırabilir. Bu gelir tahminleri- nin yaklaşık yüzde 40’ını 5G ağları üzerin- den sunulan video, artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve bulut destekli oyunlar oluşturuyor. Rapora göre, en başta oyunlar olmak üzere alışveriş, eğitim, uzaktan çalışma ve üretken- lik gibi alanlardaki kapsayıcı medyaya yöne- lik tüketici harcamalarının yarısından fazla- sını artırılmış gerçeklik hizmetlerine yapılan harcamaların oluşturacağı öngörülüyor. Araştırma sonucunda elde edilen temel bul- gular, tüketicilerin 5G hizmetlerini satın alma isteklerini COVID-19 salgınının nasıl Haber Ericsson ConsumerLab, 2019’un mayıs ayında 30’un üzerinde kullanım senaryo - sunu, kullanıcıların bu senaryolara ilgileri ve bunlara ödeme istekliliklerini içeren bir rapor yayınladı. Yeni 5G Tüketici Potansiyeli raporu, hem servis sağlayıcılar hem de daha büyük BT ekosistemindeki iş potansiyeli tah- minleriyle oluşturulan öngörülere dayanıyor. etkilediğini de içeriyor. 2019’un başların - da tüketicilerin yüzde 20’si 5G hizmetleri - ni satın alma konusunda istekliydi. Ancak yıl sonunda bu rakam yüzde 10’lara ka - dar düştü. Bununla birlikte, dünya gene - linde 5G hizmetlerini ilk kullanmaya baş - layanların yüzde 20’si 5G hizmetleri için ücret ödemeye hazır. Rapora göre, 5G’yi erken kullanmaya başlayanlar ekonomik toparlanmaya yardımcı olabilir. Raporda ayrıca iletişim servis sağlayıcıla - rın tüketicileri 5G kullanmaya proaktif ola - rak teşvik ederek kullanıcı başına yüzde 34 daha fazla 5G ortalama geliri (ARPU) elde edebileceği öngörülüyor. İletişim servis sağlayıcıları, önümüzdeki 10 yıl boyunca pasif bir yaklaşım benimseye - rek tüketici gelirleri yüzde 0,03 sabit gelir artışına kıyasla yüzde 2,7’lik bir bileşik yıllık büyüme hızıyla artırabilir. Ericsson ConsumerLab Başkanı Jasmeet Singh Sethi, “Ericsson olarak iletişim ser - vis sağlayıcıların ana işi olmaya devam eden 5G tüketici pazarına yönelik ilk defa bir gelir tahmini sunuyoruz. Araştırma - mızda, bu pazarın gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak için kullanım senaryosu geliştirme, tarife yeniliği, kaliteli 5G kap - sama alanı ve ekosistem ortaklıklarının oynadığı rolü vurguladık. 5G’nin önümüz - deki 10 yıl içinde tüketici hizmetlerine yönelik iletişim servis sağlayıcılarına mu - azzam fırsatlar yaratacağı açıkça ortada. Devam eden bu yolculukta asıl kazanan - lar tüketici tekliflerini hızlı ve proaktif bir şekilde geliştiren iletişim servis sağlayıcı - lar olacak” dedi. Raporda ayrıca uç bilgi işlem ve ağ bö - lümleme gibi önemli teknolojilerin servis sağlayıcıların 5G hizmetlerinden elde ettikleri geliri güvence altına almalarına nasıl yardımcı olacağı da vurgulanıyor. Bu gelirler, bulut destekli oyunlar ve ar - tırılmış gerçeklik uygulamaları gibi temel dijital hizmetlerden veya araç içi bağlantı ve ilgili güvenlik özellikleri gibi diğer hiz - metlerden elde edilebilir. 5G Tüketici Pazarı 2030 Yılına Kadar 31 Trilyon USD’ye Ulaşacak Dijital Biz 120 Dijital Biz 121

Sayfa 122 — dergide görüntüle

Aralık 2020 • Ericsson’ın kurumsal tekliflerini tamam- layacak ve müşteriler için değerli yeni gelir akışlarına olanak tanıyacak. • 700 çalışan Ericsson bünyesine geçecek. • Cradlepoint mevcut marka altında faali- yetlerine devam edecek. Ericsson (NASDAQ:ERIC), Ericsson’ın, ku- rumsal pazara yönelik Wireless Wan Edge 4G ve 5G çözümlerinde pazar lideri olan ABD merkezli Cradlepoint’i satın alma sürecini tamamlandı. Satın alma, Ericsson’ın hızla ge- nişleyen Kurumsal 5G alanında pazar payını artırma stratejisinde büyük rol oynayacak. Satın alma, Ericsson’ın 18 Eylül 2020’de Cradlepoint’i satın alma niyetini açıklamasın- dan sonra tamamlandı. Ericsson, satın alma için mevcut nakit varlığından toplamda yakla- şık 1 milyar USD ödedi. 2019 yılında satışla- rı 1,2 milyar kron olan Cradlepoint’in brüt kâr marjı ise yüzde 61’di. Ericsson’ın operasyon marjlarının 2021 ve 2022 yıllarında yaklaşık yüzde 1 olumsuz etkilenmesi bekleniyor. Bunun yarısı, satın almadan kaynaklanan maddi olmayan varlıkların amortismanıyla il- gili. Cradlepoint’in nakit akışına 2022 yılından itibaren katkıda bulunması bekleniyor. Cradlepoint’in çözümleri sayesinde şirket - ler, hücresel teknolojiyi kullanarak tesisleri, Haber araçları, mobil iş güçlerini ve IoT cihaz - larını basit ve güvenli bir şekilde birbirine bağlayabiliyor. Kurumlar için 5G destekli hizmetlerden oluşan her iki şirketin çözüm portföylerinin birleşimi, Ericsson’ın müş - terileri için çok değerli yeni gelir akışları oluşturacak ve ağlara yapılan yatırımların getirilerini artıracak. Ericsson’ın küresel varlığı ve dünyanın önde gelen servis sağlayıcılarıyla uzun süredir devan eden ilişkileri, Cradlepoint’in uluslararası pazar - da genişlemesine yardımcı olacak. Cradlepoint, Ericsson bünyesinde bağım - sız bir bağlı kuruluş olarak faaliyet gös - terecek. Şirket, 5G’nin dijital dönüşümü hızlandırması ve işletmelerin gelişmiş bağlantı hizmetlerine olan ihtiyaçlarının artması nedeniyle mevcut pazar ivmesini geliştirmeye devam edecek. Şirket, Eri - csson’ın Kurumsal Teknolojiler ve Yeni İş Alanları biriminin bir parçası olacak. Teknoloji ve Yeni İş Alanlarından Sorum - lu Kıdemli Başkan Yardımcısı Başkanı Asa Tamsons, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Cradlepoint’i Ericsson ailesinde görmekten büyük heyecan duyuyorum. Cradlepoint’in pazar lideri çözümleriyle, kurumsal tekliflerimizi güçlendiriyor ve bir sonraki kurumsal ağ dönüşümü dalgasına liderlik etmek için önemli bir adım atıyo - ruz. Birlikte, üretkenliği artırmaya ve gerçek zamanlı hizmetler sunmaya yardımcı olan ve kurumsal segmentlerde 5G’nin daha hızlı benimsenmesini sağlayan son müşte - rilere yönelik çözümlerimizi daha da güç - lendireceğiz. Bu, 5G yatırımlarından elde ettikleri geri dönüşü hızlandırmaları açı - sından müşterilerimiz için de çok önemli bir gelişme.” Cradlepoint, faaliyetlerini ABD’nin Idaho eyaletinin Boise şehrinde bulunan merke - zinden yürütmeye devam edecek. Şirketin aynı zamanda Kaliforniya’da Silikon Va - disi’nde bir AR-GE merkezi, İngiltere ve Avustralya’da ofisleri bulunuyor. Kurumsal 5G Alanında Satın Alma Süreci Tamamlandı Dijital Biz 122 Dijital Biz 123

Sayfa 124 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Fidye yazılımı saldırıları, son yıllarda siber suçluların en gözde para kazanma yolla- rından birine dönüştü. Ancak ABD Hazine Bakanlığı, şaşırtıcı bir duyuru yaparak, verilerini geri alabilmek için siber suçlulara ödeme yapan şirketlerin sert yaptırımlarla karşılaşabileceğini açıkladı. Siber güvenlik kuruluşu ESET’in elde ettiği bilgilere göre bakanlık, fidye ödeyerek siber suçluların teşvik edildiğini düşünüyor. COVID-19 pandemisi ile birlikte pek çok sek- törde şirketlerin bilgisayar sistemlerini hedef alan fidye yazılımı saldırılarında artış görülü- yor. Şirketler, mümkün olduğunca kısa süre içerisinde operasyonlarına devam etmek için fidyeyi ödemeyi tercih edebiliyor. Siber güvenlik kuruluşu ESET’in elde ettiği bilgilere göre, bu durum Amerika Birleşik Dev- letleri Hazine Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakanlığa bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC), fidye yazılımı ödemesi yapan veya yapmayı kolaylaştıran kuruluşları, ABD yönetmelikleriyle zıt düşebileceği ve sert yap- tırımlarla karşılaşabileceği konusunda uyardı. Uyarıda şu ifadelere yer verildi: “Finans kurumları ve siber sigorta firmaları gibi kur- banlar adına siber saldırganlara fidye ya- zılımı ödemelerini kolaylaştıran şirketler ile dijital adli tıp ve olay müdahalesinde yer alan şirketler, gelecekteki fidye yazılımı ödeme taleplerini teşvik etmekle kalmayıp, OFAC yönetmeliğini ihlal etme riskini de taşıyor.” Haber Bu verilere göre fidye yazılımı olayları 2018 ile 2019 arasında yüzde 37 oranında artış göster- di. Fidye yazılımı saldırısından kaynaklı kayıplar ise yüzde 147 oranında yükseldi. Fidyenin ödenmesi siber suçluları teşvik ediyor OFAC, kurbanların fidyeyi ödeyerek siber suç- luları devam etmeye, operasyonlarını genişlet- meye ve diğer kuruluşları hedef almaya teşvik ettiğini ifade ediyor. Ayrıca, bir şirket en sonun- da fidyeyi ödemeye karar verse bile saldırının arkasındaki kişilerin sistemlerine erişimi sonlan- dırıp sonlandırmayacağı veya çalınan verileri geri verip vermeyeceğinin kesin olmadığına vurgu yapılıyor. Fidye yazılımına maruz kalmadan korunun! Aslında kuruluşların, öncelikle fidye yazılımlar- dan kaçınmalarını sağlayacak önlemleri almaları tavsiye edilir. Bu önlemler rutin olarak en iyi siber güvenlik uygulamaları hakkında personel eğitim- leri düzenlemeyi, iş sürekliliği çözümlerine yatı- rım yapmayı, düzenli yedeklemeler oluşturma- nın yanı sıra tanınmış, çok katmanlı bir güvenlik çözümüne yatırım yapmayı da içermelidir. Bu uyarı niçin yapıldı? Uyarı, özellikle ABD hükümetinin yaptırımla- rıyla karşılaşan veya herhangi bir şekilde kara listeye alınmış kuruluşlarla bağlantılı olan siber suç çetelerine, fidye ödenmesini caydırmayı amaçlıyor. ABD hükümetine göre 2017 yılında WannaCry olarak da bilinen saldırıyı düzenleyen Lazarus Group ve kötü amaçlı Dridex yazılımının arka- sındaki Evil Corp, bu siber saldırganlara ilişkin iki örnek olarak öne çıkıyor. Fidye yazılımı nasıl işliyor? Fidye yazılımları, genellikle kurban ödemeyi yapana kadar cihaza veya veriye erişimi engel- liyor. Bazı fidye yazılımı çeteleri, son zamanlar- da taktiklerini geliştirerek, bir şekilde önce kur- banların sistemlerindeki kişisel verilere ulaşıyor, sonra da bunları açıklamakla tehdit ederek ödenen fidye miktarını artırmaya odaklanıyor. Yüzde 37 artış Fidye yazılımlarının neden olduğu zararın büyüklüğüne dikkat çekmek amacıyla OPAC, ABD Federal Polisi FBI’in verilerine dikkat çekti. Siber Suçlulara Fidye Ödeyen Şirketlere Ceza Dijital Biz 124 Dijital Biz 125

Sayfa 126 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Kaspersky anketine göre, kullanıcıların %50’si 2020’nin ilk yarısında en az bir kez bankacılık dolandırıcılığıyla karşı karşıya kaldı. Vakaların %72’den fazlasında dolan- dırıcılık telefon aracılığıyla gerçekleşirken, aramalar daha çok Pazartesi’den Perşem- be’ye saat 11:00- 18:00 arası yapıldı. Dolandırıcılar bu tür aramalar için ciddi hazır- lık yapıyor ve sosyal mühendislik tekniklerini aktif olarak kullanıyor. Vakaların %46’sında aradıkları kişinin doğru adını ve soyadını belirten dolandırıcılar %24’ünde banka kar- tı bilgilerini bile biliyorlardı. Öne sürülen en yaygın bahaneler veri doğrulama talebi (%59), banka kartı bloke bilgisi (%54) ve kredi teklifi (%63) olarak sıralandı. Dolandırıcılar vakala- rın %36’sında SMS kodunu veya kart verilerini almaya çalışırken, her beş vakadan birini de (%31) güvenli olduğu iddia edilen bir hesa - ba para aktarmak için ikna etmeye çalıştı. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Orta Doğu Araştırma Merke - zi Başkanı Amin Hasbini, “Finansal dolan - dırıcılık büyümeye devam ediyor. Özellikle 2020’nin ilk yarısında META (Ortadoğu, Türkiye ve Afrika) bölgesinde finansal kötü amaçlı yazılımlarda %55 artış gördük. Ancak ne yazık ki birçok kişi hala basit dolandırıcılık yöntemlerinin nasıl işlediğini, suçluları nasıl tanıyacağını ve para kay - bedeceğini bilmiyor. Telefon dolandırıcılığı şüphesinde yapılacak en iyi şey sohbeti sonlandırıp bankanın resmi numarasını aramaktır” diyor. Haber Kaspersky, bankacılık dolandırıcılardan korunmanıza yardımcı olacak ipuçlarını şu şekilde paylaşıyor: • Banka çalışanı olduğunu iddia eden kişi - lerin aramalarına karşı dikkatli olun. • SMS’lerle veya mesajlaşma programlarıy - la gelen şüpheli bağlantılara tıklamayın. • SMS veya anlık bildirimlerle gelen CVV ve diğer kodları asla kimseye söylemeyin. • Şüphelenmeniz durumunda derhal telefo - nu kapatın ve kartın arkasındaki numara - dan bankanızla iletişime geçin. • Telefonunuzda siber güvenlik yazılımı kullanın. Biz Kaspersky Security Cloud’u kurmanızı öneririz. Banka Dolandırıcılarının Neden Olduğu Ortalama Hasar Dijital Biz 126 Dijital Biz 127

Sayfa 128 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Otomotiv Teknolojileri Araştırma Geliştir- me Merkezi (OTAM) otomotiv endüstrisi- nin gelişimine önemli katkılar sağlamaya devam ediyor. Otomotiv Teknolojileri Araştırma Geliştirme Merkezi (OTAM)’da elektrikli ve hibrit araç testleri de başarıyla gerçekleştiriliyor. Bu yıl 4 firmanın elektrikli araç testlerini merkezle- rinde yaptıklarını belirten OTAM Genel Mü- dürü Ekrem Özcan, “Otomobil ve hafif ticari araçtan oluşan toplam 4 araca yönelik; Enerji Tüketimi, Menzil ve Motor Performans Test- leri gerçekleştirildi. Her test süreci yetkinliği- mizi artırırken hedeflerimizi de büyütmemize yardımcı oluyor. Önümüzdeki günlerde Türk otomotiv sanayisinin yurtdışında yapmayı planladığı testleri de OTAM’a çekmek için yoğun çalışmalar yürütüyoruz” dedi. Elektrikli ve hibrit araçlara olan talep her yıl giderek büyümeye devam ediyor. TÜİK verilerine göre 2020’nin ilk 9 ayında trafiğe kaydı yapılan otomobil sayısı 409 bin 538 adet. İlk 9 ayda kaydı yapılan otomobillerin yüzde 3,1’i elektrikli ve hibrit otomobillerden oluşuyor. İlk 9 ayda 12 bin 572 adet elektrikli ve hib- rit otomobil satıldı İlk 9 ayda trafiğe kaydı yapılan elektrikli ve hibrit otomobillerin sayısı 12 bin 572 adet. Bu rakam 2019’un ilk 9 ayında 8 bin 700 adetti. Geçen yıla göre bu yıl yüzde 44,5 oranında artış yaşanmış durumda. 2019-2018’in yıl bazında toplam otomobil kıyaslamasına bak- tığımızda ise, 2019’da trafiğe kaydı yapılan elektrikli ve hibrit otomobillerin sayısı, Haber gelin OTAM’da testinizi yaptırın” diyoruz. Böylece her süreç iki tarafın da teknolojik gelişimine ve ekonomisine büyük katkılar sağlamış oluyor.” dedi. İlk 9 ayda ciroda yüzde 30 artış OTAM’da laboratuvarların 3 vardiya esasına göre çalıştığını belirten Ekrem Özcan, “Pan- demi dönemi olmasına rağmen, Artırılmış Gerçeklik Uzaktan Yönetim Platformlarımız- la testlerimize 3 vardiya devam edebildik. Yurtdışından alınan projelerin de katkısıyla, ciromuzu Ekim sonu itibariyle geçen sene aynı döneme göre yüzde 30’a yakın artırmış durumdayız” dedi. 2018’e göre yüzde 180 artarak 15 bin 53 adet olmuştu. Pazardaki elektrikli ve hibrit araç dönü - şümünde OTAM yerini aldı Toplam araç parkındaki değişimin ve elek - trikli ve hibrit araçlara olan ilginin her yıl giderek artmasının geleceğe yönelik çok önemli sinyaller verdiğini belirten OTAM Genel Müdürü Ekrem Özcan, “OTAM ola - rak bu dönüşüme yönelik adımlarımızı biz de hızlıca attık ve her yeni süreçle birlik - te merkezimizin yetkinliğini artırmak için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Yaptığımız çalışmalardaki elde edilen başarının en önemli göstergelerinden birisi de elektrikli araç testinde tercih edilen bir merkez ol - mamız. Son 1 yılda yapılan 4 ayrı firmanın elektrikli araç testlerini OTAM olarak labo - ratuvarlarımızda gerçekleştirdik. Testleri yapılan araçlar hafif ticari araç ve binek otomobildi. Merkezimizde bu 4 araca yöne - lik; Enerji Tüketimi, Menzil ve Motor Perfor - mans Testleri gerçekleştirildi” dedi. “Yurtdışında değil OTAM’da testinizi yapın” diyoruz Türk otomotiv sanayisinin yurtdışında yap - mayı planladığı testleri OTAM’a çekmek için de çalışmalar yaptıklarını belirten Ek - rem Özcan, “Teorik bilginin yanında, son 1 yılda 4 ayrı firmanın elektrikli araç testlerini de yaparak pratikte de deneyimimiz arttı. Her süreçle birlikte ekibimizin yetkinliği, bilgi birikimi günden güne artırıyor. Hali - hazırda toplamda 8 bin 500’den fazla testi başarıyla yapmış bir merkeziz. Merkezimiz - de mevcut 6 farklı test laboratuvarımız yer alıyor. Gerek araç geliştirme gerek motor testleri kapsamında özellikle Avrupa’da yapılması planlanan işlerin Türkiye’de, OTAM’da gerçekleştirilmesini sağladık, yeni işler de almaya devam ediyoruz. İhracatta elde ettikleri başarılarıyla ülkemizin gurur kaynağı olan otomotiv sektörünün gelişimi- ne katkı sağlamaya devam ederken, onların yurtdışında yapmayı planladığı testlerle ilgili biz de firmalara “Yurtdışında değil Elektrikli Araç Testlerinde Merkez Üs Olmayı Hedefliyor Dijital Biz 128 Dijital Biz 129

Sayfa 130 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Bosch ve proje ortaklarından, otonom sü- rüş için dikkat ve aktivite desteğini geliş- tirmeye yönelik araştırma projesi. • Otonom sürüş fonksiyonları, sürüş mo- notonluğunu bozar, sürücünün uyanık kalmasını sağlar, kazaları önler. • Otonom sürüşte kamyon ve sürücü ara- sında mükemmel etkileşim sağlar. • Kamyon sürücüleri otonom sürüşe daha sıcak bakmaya başladı. • Bosch; proje ortakları Volkswagen, MAN Truck & Bus, Stuttgart Üniversitesi, Ho- chschule der Medien, Spiegel Institut ve CanControls ile birlikte yürüttüğü ve kamu tarafından finanse edilen ‘TANGO’ isimli projede konsorsiyum liderliğini üstlendi. Kamyonlar, lojistiğin temelini oluşturur. Alman- ya’da taşımacılığın dörtte üçü karayoluyla ger- çekleşmektedir. Zaman baskısı, uzun çalışma saatleri ve monoton uzun sürüşler, kamyon sürücülerinin günlük rutininin bir parçasıdır. Bir sürücünün dikkati dağılmışsa, aşırı yorgunsa veya çok yavaş tepki vermeye başladıysa bunun sonuçları felaket olabilir. İşte bu noktada otonom sürüş fonksiyonları, kazalardan ve tehlikeli durumlardan kaçınma- nın anahtarıdır. Otonom sürüş fonksiyonları her ne kadar sürücüleri uyarıp kritik durumlar- da onları destekleyerek, gittikçe monoton ve yorucu görevleri daha fazla üstlenebilse de bu yine de insanların yerinin doldurulabileceği anlamına gelmiyor. İnsan, gerekli olduğu her durumda kontrolü eline almalıdır. Araç ve sürücü arasındaki etkileşimi koordine Haber herhangi bir anda sürücünün yorgunluğu veya dikkatinin dağılması gibi durumları da algıla- ması ve doğru şekilde yorumlaması gerekir. Ayrıca araştırma projesi, iç mekânı izlemek için sensörler kurarak bunları yapay zekâ yöntem- leriyle birleştirdi. Kameralar, sürücünün gözle- rinin kapanışını, sık sık göz kırpmasını, yol gö- rüşünü kaybedip kaybetmediğini veya başının yorgunluktan düşüp düşmediğini algılar. Akıllı algoritmalar görüntüleri değerlendirir, yorumlar ve karşı önlemler başlatır. Bunlar bir uyarı, ikin- cil bir faaliyet gerçekleştirme önerisi veya fren yapma gibi aktif bir müdahale olabilir. Geliştirme süreci, kullanıcının ihtiyaçlarına odaklanıyor Araştırmacılar, yorgunluk ve dikkat dağınık- lığının temel nedenlerine ulaşmak ve dikkat ve aktivite destek sisteminin gereksinimlerini kesin olarak belirlemek için, kamyon sürücü- lerine güzergahlarında eşlik etti, deneyimleri hakkında onlarla görüşme yaptı, çevrimiçi günlük kayıtları değerlendirdi ve revizyonlar yapmak için deneklerle geliştirme aşamaları hakkında fikir alışverişinde bulundu. Bu süreç, sürüş simülatörleri, test araçlarında sürüş ve hatta biraz da sihir içeriyordu. Sağ- dan direksiyonlu bir kamyonda, kabinin yolcu tarafında da bir direksiyon simidi, fren pedalı, gaz pedalı ve her iki taraf özel bir ekranla ayrılmış olarak gerekli tüm kontrol ve görün- tüleme unsurlarıyla donatıldı. ‘Oz Büyücüsü’ olarak adlandırılan bu yaklaşım, araştırmacıla- rın otomatikleştirilmiş işlevi simüle etmesini ve gerçekçi koşullar altında kullanıcı davranışını gözlemlemesini sağladı. Schulz, “Çalışmamızı bilinçli olarak kullanı- cıya ve kullanıcı gereksinimlerine odakladık” derken, araştırmacılar, kamyon sürücülerinin teknolojiyi sorumluluklarının ellerinden alınma- sıyla ilişkilendirmeleri ve işlerinin de elinden alınabileceğinden endişe duymaları nedeniyle genellikle otonom sürüşe karşı temkinli olduk- ları önermesinden yola çıktılar. Proje saye- sinde konfor, daha rahat sürüş ve gidilecek noktaya varışa ek olarak, otomasyon etmenin ideal yolunun ne olduğu TANGO pro- jesinin son üç buçuk yıldır odak noktası oldu. TANGO, Almanca açılımına göre “Technologie für automatisiertes Fahren, die nutzergerecht optimiert wird” demektir ve Türkçede “Kulla- nıcı yararına optimize edilmiş otonom sürüş teknolojisi” anlamına gelir. Kısmi ve koşullu otonom sürüşe odaklanılan (SAE Seviye 2 ve 3) projede sürücüyü uyanık tutan, yorgunluğu gideren ve sürüşü olabil- diğince keyifli hale getiren bir sanal refakatçi ‘dikkat ve aktivite destek sistemi’ prototipi üre- tildi. Konsorsiyum lideri konumundaki Bosch’a ek olarak, projenin diğer katılımcıları arasın- da Volkswagen, MAN Truck & Bus, Stuttgart Üniversitesi, Hochschule der Medien, Spiegel Enstitüsü ve CanControls yer aldı. TANGO, Almanya Federal Ekonomi ve Enerji Bakan- lığı’ndan (BMWi) yaklaşık 5 milyon Euro hibe desteğiyle finanse edildi. Destek seviyesini, sürüş ve sürücünün durumunu göz önünde bulunduruyor Bosch proje yöneticisi Michael Schulz, “Ge- lecekte, manuel ve otonom sürüş aşamaları değişecek. Bir bayrak yarışında olduğu gibi, direksiyon sorumluluğu araçtan sürücüye ve sonrasında da sürücüden araca geçecek. SAE Seviye 2’ye göre kısmi otonom sürüşte, sürücü herhangi bir zamanda müdahale et- meye hazırlıklı olmalıdır; SAE Seviye 3’e göre koşullu otonom sürüşte ise sürücü yalnızca gerektiğinde müdahalede bulunur. Amaç, sürücünün her zaman kontrolü ele alabilmesi için sürücüden gelen talepleri optimum seviye- de tutmaktır” dedi. Dikkat ve aktivite destek sistemi işte bu nok- tada devreye giriyor. Böylelikle, sürücünün durumuna ve gerçek sürüş durumunun neye izin vereceğine bağlı olarak ikincil aktiviteler sağlanabilir. Sürücüye ayrıca; müzik veya ses- li kitap dinleme, e-posta okuma, mesaj yazma, film izleme, günün randevularını planlama, rota planlama, fitness egzersizleri yapma gibi çeşitli ikincil aktiviteler de sunabiliyor. Sistemin yalnızca belirli sürüş durumunu güvenilir bir şekilde belirlemesi değil, aynı zamanda Sanal Refakatçi, Kamyonların Yollardaki Güvenliğini Artırıyor Dijital Biz 130 Dijital Biz 131

Sayfa 132 — dergide görüntüle

konusunda en güçlü destekleyici unsurun güvenlik olduğunu tespit edildi. Araştırma bulguları otomobillere de uygu- lanabilir Bu söylemin arka planında, insan-makine ara- yüzüne (HMI) özel bir vurgu yapılıyor. Schulz, “Gelecekte, bir aracın sürücüyle etkileşime girmesi ve bir ortak olarak hizmet etmesi gere- kecek. Araç ve sürücü arasındaki mükemmel etkileşim, kullanımın basit, sezgisel ve cazip olmasını gerektiriyor” dedi. Prototip, görsel, akustik ve dokunsal unsurları birleştiren ve dikkat ve aktivite destek sistemi- ni bir avatar olarak gösteren birkaç ekrandan oluşan bir kontrol paneli içeriyor. Araştırma projesinden elde edilen bulgular, iç mekân izleme, otonom sürüş ve eğlence sistemleri gibi alanlarda daha fazla gelişme sağlayacak. Bu bulgular yalnızca kamyonlar için değil, aynı zamanda karayolu trafiğinde güvenliği artır- maya yönelik olmaları nedeniyle otomobillere de uygulanabilir. Haber Gelecek 5.0: Yüksek Teknoloji, Mutlu İnsan, Dünya Barışı Caydõrõcõ savunma sistemleri ve silah sistemleriyle savaş larõn šnŸne geçilecek. İleri savunma teknolojileriyle teršrŸn ve teršr šrgŸtlerinin insanlõ ğa zarar vermesinin šnŸne geçilecek. Dijital dšnŸşŸm her alanda olduğu gibi e-devlet uygulamalarõnda da etkisini gšsterecek. Devletle ilgili işlemlerin tŸmŸ kamu kurumlarõna gitmeden E -Devlet Ÿzerinden yapõlacak. Islak imza yasaklanacak. Islak imza yerine Elektronik İmza ve Mobil İmza kullanõlacak. Bu i şlemler için uygun cihazõ olmayan vatandaşlara devlet tarafõndan uygun cihaz Ÿcretsiz olarak verilecek. Vatandaşlõk Kartõ; nŸfus cŸzdanõ, ehliyet, kredi kartõ, bankamatik kartõ gibi tŸm işlemler için kullanõlacak. İnsanlar doğal dengesi bozulmamõş bir DŸnyaÕda mutlu olabilir. Bu dengeyi koruyan ve olasõ sorunlarõ çšzen teknolojiler olacak. Yapay zek‰ ve insansõ robotlar hayatõmõzda çok šnemli bir yere sahip olacak. Yapay zek‰ gŸnŸmŸzŸn çaresiz hastalõklarõna erken tanõ ve etkili tedavi , imk‰nsõz problemlerine çšzŸmler sağlayacak. İnsansõ robotlar evde bizlere hizmet ederken, i şte en ağõr işleri yapacak. Yapay zek‰ ile teršr olaylarõ ve doğ al afetler šnceden tahmin edilerek, bunlara robotlar ve insansõz hava araçlarõ ile mŸdahale edilece k. Nesnelerin İnterneti ile hayatõmõzdaki tŸm cihazlar birbiriyle ileti şim halinde olacak ve hayatõmõzõ kolaylaştõracak. Olasõ sağlõk problemlerinde ta şõdõğõmõz aksesuarlar 112Õyi bilgilendirecek ve ambulansõn sevk edilmesini sağlayacak. Robotlarõn Ÿretime daha yoğun olarak gireceği gelecekte insanlara farklõ i ş olanaklarõnõn sağlanmasõ teknoloji ile mŸmkŸn olacak. Ulaşõm otonom araçlarla ve yenilenebilir enerji ile %100 gŸvenli olarak yapõlacak. Yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarõ temel enerji ihtiyaçl arõmõzõ karşõlayacak. Blok zinciri mimarisi hayatõmõzõn her alanõna girecek ve gŸnŸmŸzde aracõ durumunda olan birçok kurum etkisini ve šnemini yitirecek. İş bulana kadar herkesin en azõndan temel ihtiyaçlarõnõ rahatlõkla temin edeceğ i vatandaşlõk maaşõ verilmesi mŸmkŸn olacak. Siber gŸvenlik hayatõmõzõn en šnemli kavramlarõndan biri haline gelecek. Dijital Biz 132

Sayfa 134 — dergide görüntüle

Aralık 2020 TEB Cetelem, Cetelem Araştırma Merkezi desteğiyle hazırlanan “Mobilite, Coğrafya, Kuşaklar - Otomotiv Dünyasındaki Bölün- me” başlıklı 2020 raporunu açıkladı. Ara- larında Türkiye’nin de olduğu 15 ülkede, yaşları 18 ile 65 arasında değişen 10 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketici- lerin otomobiller ve yeni mobilite uygula- malarıyla ilgili düşüncelerine yer veriyor. Rapor kuşaklar arası fark ve benzerlikleri ortaya koyarken, coğrafi değişikliklere bağlı olarak otomobil sahiplik oranları ve alışkanlıklarındaki farklılıkları da gözler önüne seriyor. Otomotiv endüstrisi, teknolojik, çevresel ve sosyal açıdan yaşadığı zorluklara karşın, yasal düzenlemelerle sürekli değişip gelişiyor ve kurallar her kıtada farklılıklar gösteriyor. TEB Cetelem, her yıl Cetelem Araştırma Merkezi’nin desteğiyle sektörde farklı konu- larda hazırlanan, “Mobilite, Coğrafya, Kuşak- lar - Otomotiv Dünyasındaki Bölünme” başlıklı 2020 raporunda otomobillerin rol ve kullanım şekillerinin, kent merkezinde mi yok- sa kırsal kesimde mi yaşandığına ve ayrıca kişilerin yaşına ve yaşadığı ülkeye bağlı olarak değiştiğini gösteriyor. Araştırma otomotiv dün- yasında bir bölünmenin var olduğunu ortaya koyarken, sürücülerin mevcut ihtiyaç ve bek- lentilerinin çok değişken olduğuna ve bunların karşılanabilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. TEB Cetelem Genel Müdürü Gamze Halide Berberoğlu Cetelem Gözlemevi 2020 raporu- nun otomobilin uzun yıllar daha hayatımızda önemli bir rol alacağını gösterdiğini belir- terek, şöyle konuştu: “Cetelem Gözlemevi araştırması, otomotiv sektörünün sürekli ge- liştiğini ve değişim gösterdiğini gözler önüne seriyor. Özellikle Avrupa’da karbondiyoksit emisyonlarının azaltılmasına yönelik hedef- ler, otomotiv üreticilerinin üretimlerini bu kri- terlere uygun hale getirmek için baskı altına sokuyor. Hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olan üreticilerle birlikte elektrikli ve hibrit Haber çıkacağını ve araç satın alımlarında önemli bir rol oynayacağını öngörüyoruz. TEB Cete- lem olarak dijital ve yenilikçi çözümlerimizle iş ortaklarımızın ve müşterilerimizin ihtiyaçlarını ön planda tutmaya devam ediyoruz.” Mobilite çözümleri otomobillere alternatif olarak öne çıkıyor Cetelem Gözlemevi 2020 araştırmasında; oto- mobilin mali yükünün fazla olmasından dolayı toplu taşıma, yolculuk ve araç paylaşımı gibi mobilite çözümlerin otomobil sahibi olmanın önemini azalttığına dikkat çekiliyor. Bu konu- da kentsel bölgede yaşayanlar ve mobilite çözümlerinin pek var olmadığı kırsal kesimler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Kırsal kesimlerde ise toplu taşıma seçenekleri yete- rince gelişmiş olmadığından otomobil sahipliği önemini koruyor. Cetelem Gözlemevi araştırmasına katılanların beyanlarından elde edilen sonuçlara göre her 10 kişiden 6’sı otomobilleri olmadan yaşama- ya hazır olduklarını belirtiyor. Toplu taşıma ağlarının gelişmiş olduğu kentsel bölgelerde bu oran artıyor. Toplu taşıma gençlerin ve kentlilerin gözünde otomobile ciddi bir rakip olarak görülüyor. Toplu taşıma, yaygın olduğu mega kentlerde otomobile alternatif olarak öne çıkıyor. Türkler, araç ve yolculuk paylaşım uygu- lamalarını dünya ortalamasının üzerinde tercih ediyor Araştırmada araç ve yolculuk paylaşımı gibi yeni mobilite çözümlerinin gittikçe yaygınlaştı- ğı ve otomobil maliyetlerini düşürmek için ciddi bir alternatif olarak ortaya çıktığı gözlemleni- yor. Yeni mobilite yaklaşımlarının büyük oto- mobil markaları tarafından yaratılması, otomo- billerin geleceklerini sürüş paylaşımı ve araba paylaşımı gibi yeni uygulamalar etrafında inşa edeceği gerçeğini gözler önüne seriyor. Otomobiller yeni paylaşım yöntemleri düşü- nüldüğünde sadece masraf kalemi olmaktan çıkıp, gelir kaynağına dönüşüyor. Türkiye’de her üç kişiden ikisi araç paylaşımına açık modellerin yaygınlaşması da kaçınılmaz olu- yor. 2019 Cetelem Gözlemevi araştırmasına verilen cevaplardan yola çıkarak, 2030 yılında satılacak elektrikli araçların klasik araçlara oranının ortalama yüzde 25’ler seviyesinde olacağı tahmin ediliyor. Bu tahminlerin gerçek- leşmesi için otomobil üreticilerinin çok değiş- ken olan sürücülerin mevcut ihtiyaç ve bek- lentilerini de karşılayacak çözümler üretmesi gerekiyor.” Otomobil satın alma maliyetinin yanı sıra, yakıt, sigorta, bakım masrafları gibi kullanım maliyetlerinin de yüksek olmasının kişileri farklı tasarruf yöntemleri uygulamaya yönlen- dirdiğini belirten Berberoğlu, araç sahiplerinin araçları üzerinden para kazanma yöntemlerini değerlendirmeye başladıklarını söyledi. Ber- beroğlu; “Araç ve yolculuk paylaşım gibi yeni mobilite çözümleri, otomobiller üzerine reklam alma ya da otomobillerine yerleştirilen sensör- ler aracılığıyla kişisel verilerini satma yöntem- lerini ön plana çıkarıyor. Genç nesiller, tekno- lojiye çok aşina olmayan 55 yaş ve üzerinin aksine gelecekte dijital teknolojilerle reklam desteği alarak ücretsiz ve kaliteli hizmet sunan çözümlerle ücretsiz otomobillerin var olacağı- na inanıyor. Otomobiller bir gün ücretsiz ola- bilecek mi bilemiyoruz ama o zamana kadar çevre dostu ve düşük maliyetli teknolojilerin ve yeni mobilite çözümlerinin sektörde yaygınlaş- ması kaçınılmaz görünüyor” diye konuştu. Türkiye’de otomobil sahipliğinin her 1000 kişi- de 200 adet civarında olduğunu belirten Ber- beroğlu, “Bu sebeple Türklerin araç paylaşımı, yolculuk paylaşımı gibi yeni otomobilite kav- ramlarını çabuk benimsemesi, kısa ve uzun yolculuklarda tercih etmesi şaşırtıcı değil. Çoğunlukla büyük şehirlerde araç sahipliğinin yoğun olması kırsal bölgelerde araç sayısında artış potansiyelinin yüksek olduğunu gösteri- yor” dedi. Berberoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Pandemi ile birlikte otomotiv sektörü, yol- culuk ve araç paylaşım çözümleri en çok etki- lenen sektörler oldu. Kısıtlamaların azalması ve yeni normale dönüşle birlikte kişilerin toplu taşıma yerine otomobil sahipliğine yöneldiğini gözlemliyoruz. Yine bu dönemde firmaların sunduğu dijital çözümlerin ön plana Araç ve Yolculuk Paylaşım Uygulamaları Dijital Biz 134 Dijital Biz 135

Sayfa 136 — dergide görüntüle

Aralık 2020 olduğunu söylüyor ve aylık 105 Euro gibi bir tutar karşılığı otomobillerini araç paylaşımına açabileceklerini belirtiyor. Tüketicinin otomobile ilgisi değişmedi Cetelem Gözlemevi’nin 2020 araştırması ile 2017’de yayınlanan “Otomobilimi Seviyorum” araştırması karşılaştırıldığında ise aradan geçen üç yıl içinde tüketicilerin otomobille- re olan ilgisinin pek değişmediği görülüyor. 2017 tarihli Cetelem Gözlemevi araştırması, 10 sürücüden 9’unun araçları hakkında olum- lu ya da çok olumlu görüşlere sahip olduğunu vurgularken, 10 sürücünün 8’i ise otomobilleri olmadan yapamayacaklarını belirtmişti. 2020 yılı “Mobilite, Coğrafya, Kuşaklar - Otomotiv Dünyasındaki Bölünme” araştırması sonuçla- rına göre katılan her 10 kişiden 8’i araçlarına bağlı olduğunu belirtti. Otomobil sahiplik oralarında son yıllarda göz- lemlenen artış da otomobillere olan bağlılık ve sevginin göstergesi olarak karşımıza çıkı- yor. Batı dünyasındaki büyük şehir merkez- lerinde azalan otomobil sahiplik oranlarına karşın, sahiplik oranlarının arttığı Çin, Güney Afrika, Brezilya ve Türkiye benzer özellik göstererek otomotiv sektörünü etkileyen coğ- rafi bölünmeyi temsil ediyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise otomobil sahiplik oranı en yüksek seviyede bulunuyor. 2020 Cetelem Gözlemevi araştırma sonuçları kuşaklar arası otomobillere olan bağlılık fark- larını da ortaya koyuyor. Y kuşağının, 55 yaş ve üzeri kişilere kıyasla araçlarına daha bağlı olması otomobillerin gençlerin hayatındaki yeri ile bağlantılı olarak açıklanıyor. Kuşaklar arası bu fark en belirgin olarak Çin’de görülüyor. Türkiye’de ise gençler yüzde 85 oranında oto- mobillerine bağlı olduklarını belirtirken, 55 yaş ve üzeri otomobil sahipleri yüzde 76 oranında bağlılık gösteriyor. Bu oranlar dünya ortalama- sının az da olsa üzerinde seyrediyor. Otomobiller insanların düşlerini süsleme- ye devam ediyor Sürücüler, araç sahibi olmaya devam nedenleri sorulduğunda, pragmatik olmaktan ziyade idealist görüşler ileri sürerken, katılımcıların yüzde 59’u otomobilin kendilerine verdiği özgürlük duygusunun bu kararda etkili ol- duğunu belirtiyor. Katılımcıların yüzde 38’i otomobillerini sevdiğini belirtirken, yüzde 23’ü otomobilleri olmadan yaşamayı düşü- nemediklerini iletiyor. Türkiye’de ise otomobil sahibi olmaya devam etme nedeni olarak özgürlük hissini sevme görüşü öne çıkıyor. Ankete katılanlara otomobil sahibi olmak ile ilgili düşünceleri sorulduğunda ise farklı gö- rüşler belirtilirken, yüzde 39’u otomobil sahibi olmayı elzem bir ulaşım şekli olarak görüyor. Otomobil sahibi olmayı özgürlük ve zevk ile ilişkilendiren sürücülerin yanı sıra giderek artan mali bir yük olarak görenlerin oranı da oldukça fazla. Türkiye’de “otomobil elzem bir ulaşım şeklidir” görüşü ağır basıyor. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 50’si otomobilin kesinlikle gerekli ola- bileceği durumlar olduğunu düşünüyor. Bu görüş Çin’de yüzde 61 ile son derece yaygın, Türkiye’de ise bu oran yüzde 26. Otomobiller çevre kirliliğinin esas neden- lerinden biri olarak görülüyor Araştırmaya katılanların yüzde 66’sı oto- mobilleri bir numaralı kirlilik kaynağı olarak görüyor. Türkiye’den araştırmaya katılanla- rın yüzde 89’u otomobillerin çevre kirliliğinin esas nedeni olduğunu düşünürken, dünya ortalamasının da yüzde 23 üzerinde görüş bildirdikleri görülüyor. Ancak katılımcıların sadece yüzde 3’ünün oto- mobil sahibi olmanın çevreye karşı saygısızca ve zararlı olduğuna inandığı göz önüne alına- cak olursa, sürücülerin kendilerinden ziyade kullandıkları araçların çevre dostu olması gerektiğini düşündüğü sonucu çıkartılabilir. Katılımcıların yüzde 26’sı otomobilin düşük ekolojik ayak izine sahip olması gerektiğini belirtirken, özellikle kentlerde doğa dostu ter- cih olan hibrit ve elektrikli otomobil satın alma eğilimlerinde artış gözlemleniyor. Haber Benzinli otomobil almak isteyenler hala ço- ğunluğu oluştursa da giderek daha fazla kişi hibrit ve elektrikli otomobilleri tercih ediyor. Dizel otomobillerin egemenliği ise son bul- muş gibi gözüküyor. Çevreye uyumlu otomo- biller söz konusu olduğunda Türk katılımcılar hibrit otomobilleri yüzde 47 oranında tercih ederken, elektrikli otomobilleri tercih edenle- rin oranı yüzde 35. Dijital Biz 136 Dijital Biz 137

Sayfa 138 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Habitat Derneği ve Türkiye Sermaye Pi- yasaları Birliği (TSPB) ortaklığında, İs- tanbul Kalkınma Ajansı’nın Yenilikçi ve Yaratıcı İstanbul Mali Destek Programı ile desteklediği İstanbul Blockchain Okulu Projesi kapsamında online olarak düzen- lenen Blockchain Zirvesi’nde; blockchain alanındaki teknolojik gelişmeler, dünya uygulamaları, hükümet ve merkez banka- larının blockchaine yaklaşım politikaları ve dezanformasyonla mücadelede gazete- cilik alanında geliştirilen blockhain uygu- lamaları ele alındı. Habitat Derneği ve Türkiye Sermaye Piyasa- ları Birliği (TSPB) ortaklığında, İstanbul Kal- kınma Ajansı’nın Yenilikçi ve Yaratıcı İstanbul Mali Destek Programı ile desteklediği İstan- bul Blockchain Okulu Projesi kapsamında, Blockchain Zirvesi online olarak düzenlendi. Blockchain Zirvesi, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve Türkiye Ser- maye Piyasaları Birliği Genel Sekreteri İlkay Arıkan’ın açılış konuşmaları ile başladı. Zirve kapsamında; “Blockchain’in Geleceği” “Dünyada Hükümet ve Merkez Bankalarının Blockchain’e Yaklaşımı”, “Blockchain Dezen- formasyonla Mücadelede Yardımcı Olabilir mi?”, “Tokenizasyon” başlıklı oturumlarda ulusal ve uluslararası uzmanlar, blockcha- in alanında yapılan teknolojik gelişmeler, dezenformasyonla mücadelede gazetecilik alanında geliştirilen blockhain uygulamaları, dünyada hükümet ve merkez bankalarının blockchaine yaklaşım politikaları ve blockc- hain token konularında bilgi ve gelecek bek- lentilerini aktardı. Zirveyi, blokchain teknolo- jisindeki gelişmeleri merak eden aralarında iş insanları, akademisyen ve öğrencilerin yer aldığı 10 bine yakın canlı izleyici takip etti. “Yapay zekâ ve nesnelerin interneti sos- yoekonomik yapıya değişime zorluyor” Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Se- zai Hazır açılış konuşmasında, İstanbul Haber olarak düzenlenen “Blockchain Hızlandırma Programı” yatırımcılar ve farklı kurumların katıldığı blockchain çözümleri üreten hız- landırma takımları “Demo Günü” etkinliği ile tamamlandı. Blockchain Hızlandırma Prog- ramı’na, henüz çözüm önerisi ya da prototipi olmayan ancak blockchain alanında yetkin bir ekibe sahip takımlar ile blockchain tek- nolojisini kullanarak prototip ya da MVP’sini tamamlamış girişimciler başvurdu. Programa yapılan direkt başvurular ve Sprint etkinlikleri arasından seçilen takımlarla 8 hafta sürecek bir hızlandırma programı ile 6 hafta boyunca ihtiyaçlara yönelik online yatay ve dikey men- torluk seansları gerçekleştirildi. Ayrıca Pazar Doğrulama ve Pazar Büyüklüğü Hesapla- ma, Go-to-Market Strategy, Sektör ve Rakip Analizi, Teknoloji Doğrulama, Teknoloji Özeti Hazırlama, Yatırımcı Sunum Eğitimi, Sunum Teknikleri ve Taktikleri ile Finansal Planlama ve Projeksiyon başlıklarında online eğitimler verildi. Yapılan çok sayıda başvuru arasında seçilen ve enerjiden finansa, tarımdan eğ- lence sektörüne farklı alanlarda blockcahin çözümleri üzerine çalışan 8 takım, 6 günlük eğitimin ardından, mentorlar eşliğinde birbi- rinden ilginç projeler geliştirdi. Blockchain Zirvesi’nde açıklanan sonuçlara göre Car4Future takımı San Francisco ta - banlı uluslararası hızlandırıcı programı olan Founders Institute’e ücretsiz katılmaya hak kazandı. Car4Future, elektrikli araçlar için blok zinciri teknolojisi ile geliştirilen enerji paylaşım ağı yazılımı ve enerji transfer do - nanımı projesi. Blockchain Okulu Projesi’nin toplumda pozitif algı yaratmak ve gelecekte gerekli olacak yetkinliklere sahip uzmanların yetiştirilmesine olanak sağlamak amacıyla gerçekleştirdik- lerini söyledi. Hazır, sanayi 4.0 ile gelişen başta yapay zekâ ve nesnelerin interneti alanındaki teknolojilerin, var olan sosyoeko- nomik yapıyı da değiştirmeye zorladığını söy- ledi. Hazır, “Önümüzdeki dönem blockchain alanında oluşturduğumuz müfredatı topluluk merkezlerimizde de vererek bu eğitimleri yayınlaştırmayı amaçlıyoruz” dedi. “Geleceğin finans kuruluşları, para yönet- mekten çok teknolojiyi yöneten şirketler olacak” Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Genel Sek- reteri İlkay Arıkan ise “Blockchain Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, Türkiye’de sermaye pi- yasası başta olmak üzere finans endüstrisinin güçlü teknolojik yatırımlar ve nitelikli insan kay- nağının yeni dünyaya hızlı bir şekilde adapte olacağını söyledi. Geleceğin finans kuruluşla- rının para yönetmekten çok teknolojiyi yöneten şirketler olacağını vurgulayan Arıkan, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği olarak gençlere yeni yetkinlikler kazandırma konusunda destek olmak amacıyla Blockchain Okulu’na destek olmaktan dolayı mutlu olduklarını ifade etti. Car4Future Founders Institute’e ücretsiz katılmaya hak kazandı Öte yandan İstanbul Blockchain Okulu Proje- si kapsamında Pandemi dolayısıyla online Blockchain’in Geleceği Online Zirvede Konuşuldu Dijital Biz 138 Dijital Biz 139

Sayfa 140 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Türkiye Cumhuriyeti Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) Başkanı Dr. Zafer Demir - can başkanlığındaki heyet, Rusya Dev - let Atom Enerjisi Kurumu Rosatom’un Mühendislik Birimi Atomenergomash A.Ş.’nin makine yapım bölümü olan AEM- Technology A.Ş ‘nin Volgodonsk’ta bulu - nan şubesi Atommash’ı ziyaret etti. Heyet, Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) için ya - pılan ana ekipman üretiminin ilerleyişi hak - kında bilgi aldı. Projenin mevcut durumu ve şantiyeye ekipman temini konusu da ziyare - tin ana gündem maddelerinden biri oldu. NDK Heyeti, nükleer santrallerin birinci devresinin temel ekipmanı olan reaktörler ve buhar jeneratörlerin üretim tesislerini de gördü. Atommash uzmanları burada heyete reaktör parçalarının kaynak ve işlenmesi ile çeşitli kontrol işlemlerinin nasıl yapıldığını gösterdi. AEM-Technologies Genel Müdürü Igor Ko - tov, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada Atommash’ın bu yılki sınırlamalara karşın tüm kalite gereksinimlerini göz önünde bulundurarak Türkiye’deki nükleer santral için ana ekipmanı üretmeye yönelik prog - ramı uyguladığını belirtti. Bu kapsamda reaktör kabı ve buhar jeneratörleri setinin Akkuyu’nun inşaat sahasına sevk edildiği - ni hatırlatan Kotov, “Bu sadece işletmenin verimli çalışmasıyla değil, aynı zamanda Türk meslektaşlarımızla yapıcı iş birliği sayesinde de mümkün oldu. Şirketin tek - nolojik yetenekleri, tüm müşterilerimiz için planlanan ekipman üretim programlarına uymamızı sağlıyor. Bugün ortaklarımız üre - timi kendi gözleriyle görerek buna bir kez daha ikna oldular” ifadelerini kullandı. Haber AEM-Technology A.Ş., Akkuyu Nükleer Santrali için 4 reaktör ve 4 buhar jeneratö - rü üretme görevini üstlendi. Atommash, bu yılın Ağustos ve Eylül aylarında birinci güç ünitesi için üretilen ve reaktör gövdesi ile 4 buhar jeneratöründen oluşan ekipmanları Akkuyu NGS’ye teslim etti. Nükleer Düzenleme Kurumu Başkanı Dr. Zafer Demircan da, kendilerine gösterilen misafirperverlik için Atommash yönetici - lerine teşekkür etti. Fabrikanın benzersiz işler yaptığına dikkat çeken Demircan, “AEM teknolojisi, nükleer enerji santralleri için birincil devre ekipmanlarının üretimin - de hali hazırda geniş bir deneyime sahip. Bugün bir kez daha tüm ürünlerin teknik dokümantasyon gerekliliklerine uygun olarak üretildiğine şahit olduk. Gelecekte de tarafların her birinin ülkelerimiz arasın - da verimli bir iş birliği için her türlü çabayı göstereceğini umuyoruz” dedi. Türkiye Nükleer Düzenleme Kurumu Heyetinden Ziyaret Dijital Biz 140 Dijital Biz 141

Sayfa 142 — dergide görüntüle

dynabook, verimliliği artıran ve iş hayatı- nın zorluklarına çözüm sağlayan yenilikçi ürün ve çözümleriyle Türkiye kurumsal PC pazarına giriş yapıyor. Dynabook Europe, Türkiye’de kurumsal PC pazarına girdiğini duyurdu. Sharp Corpo- ration, 2018’de Toshiba Client Solutions’ı satın aldığında bu birimi dynabook olarak yeni bir markaya dönüştürdü. Toshiba’nın 35 yılı aşkın dizüstü bilgisayar mirası üzerine inşa edilen dynabook, dünya genelindeki markalaşma ve genişleme sürecine devam ediyor. dynabook, EMEA bölgesindeki mev- cut büyüme stratejisinin en son adımı ola- rak Türkiye’de kurumsal PC pazarına giriş yapıyor. Türkiye’de kurumsal PC pazarının güçlü isimlerinden biri olmayı ve farklı bir B2B portföyü sunmayı hedefleyen dynabook, Türkiye’nin önde gelen teknoloji distribütörle- rinden biri olan Aktepe Bilişim ile distribütör- lük anlaşması imzaladı. Türkiye’de bilgisayar çözümleri pazarına girmekten büyük bir heyecan duyduklarını belirten Dynabook Europe Türkiye İş Birimi Direktörü Ronald Ravel, “Türkiye’deki KOBİ ekosistemi olağanüstü büyüme yetenekleri ve iş gereksinimleri ile çok heyecan verici bir pazar. 2020’nin ilk 5 ayında Türkiye’deki BT teknoloji ürünleri satışlarında yüzde 12’lik bir artış gerçekleştiğini görüyoruz. Günlük mev- cut ekonomi süreçleri dijitalleşmeyi, mobilite- yi ve her zaman etkileşimde olmayı, işletme- ler için temel rekabet avantajı haline getiriyor. Bu gerçeklik de kurumsal BT sektöründe yeni bir vizyonu gerektiriyor” dedi. Ravel sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de- ki varlığımızı güçlendirmeyi ve B2B alanında lider yenilikçi teknoloji çözümleri sağlayan bir şirket olmayı amaçlıyoruz. İşletmelerin dijital dönüşüm gibi zorlukların üstesinden gelme- lerine ve iş güçlerini mobil hale getirmelerine yardımcı olmak istiyoruz. Toshiba’nın 30 yılı aşkın mühendislik mükemmelliğinden güç alan ve artık Sharp’ın AIOT teknolojilerinden, tedarik ve üretim yeteneklerinden faydalanan ürün portföyümüz, tüm bu dönüşüme mükem- mel bir şekilde uyuyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin iş yeteneklerini güçlendirmek için tasarlanan dynabook’un pazar stratejisi, yerel paydaşlarla yakın ilişkiler kurmaya dayanıyor. Aktepe ile olan iş birliğimiz Türkiye kurumsal PC pazarında lider konuma yerleşmemizde büyük rol oynayacak.” Türkiye kurumsal PC pazarındaki iddialı büyü- me hedeflerinin altını çizen Aktepe Bilişim Sa- tış Direktörü Gökmen Aktepe, “Sürekli gelişen kurumsal BT pazarının öncü şirketlerinden biri olan dynabook ile iş birliği yapmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Bilgisayar satışları dünya genelinde artmaya devam ediyor. Canalys’e göre 2020 yılının üçüncü çeyreğinde son on yılın rekoru kırıldı. CONTEXT verilerine göre de Türkiye’deki dizüstü PC satışları, 2020 yılının ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 63 arttı. İş dünyası ve kamu sektö- rü, “yeni normale” yönelik özel gereksinimleri karşılayan, özel olarak tasarlanmış tekliflere ihtiyaç duyuyor. dynabook’un KOBİ’ler ve ku- rumların yanı sıra özel ve kamu sektöründeki işletmeler için birçok farklı segmentte hızla ilk tercih haline geleceğine inanıyorum” dedi. Haber Türkiye Kurumsal PC Pazarına Giriyor Dijital Biz 142

Sayfa 144 — dergide görüntüle

Aralık 2020 Hem lokal hem de global arenada özel - likle akıllı telefon pazarında çok önemli bir oyuncuya dönüşen Huawei’nin ge - liştirdiği Petal Search arama motoru, kullanıcılarına bugüne dek akıllardaki alışılagelmiş “arama motoru” algısını değiştirerek eşsiz bir deneyim yaşa - ma fırsatı sunuyor. Petal Search’ün en büyük amacı Huawei ve diğer Android kullanıcılarının hızlı ve kolay bir şekilde istedikleri bilgiye ulaşmasını sağlamak. Petal Search, kullanıcılarına Android eko - sisteminde şimdiye kadar bulunmayan iki işlevi bir arada sunuyor; mobil bir arama motoru ve aynı zamanda kullanıcılar için bir uygulama arama aracı. Petal Search sayesinde kullanıcılar aramak istedikleri konu ve uygulamalar için tek bir ana ekranda arama yaparken cihazlarında yeni uygulamalar arayıp indirebilir veya mevcut olanları güncelleyebilir. Eşsiz mobil arama deneyimi Avrupa başta olmak üzere, bugün dünya genelinde 170’ten fazla ülkede, 15 milyon - dan fazla kullanıcısı olan Petal Search ile, haber, alışveriş, seyahat, spor, finans, vb. birçok kategoride olmak üzere merak edi - len son dakika haberler, en yakındaki res - toranlar, beğenilen bir yemeğin tarifi, favori dizinin son bölümü, en sevilen şarkıcının son albümündeki parçalar, gelecek hafta - nın spor etkinlikleri gibi aramalar rahatlıkla gerçekleştiriliyor. Tüm arama sonuçları kul - lanıcının kişisel tercihlerine ve bulunduğu lokasyona göre özelleştirilebiliyor. Sıradan bir İnternet araması yapılmasının çok ötesine geçen Petal Search, her kate - gori ve aramaya özel sonuçlarıyla dikkat çekiyor. Kullanıcılar, herhangi bir internet sitesini ziyaret etmeden müzik dinleyebi - lir, otel rezervasyonu yapabilir, sadece bir anahtar kelime yazarak ilgili tüm haberleri Haber öğrenimi modelleri üzerinde geliştirilmiş olması. Bunun yanı sıra, Petal Search ye - relleştirme faaliyetlerine büyük önem veri - yor. Projenin oldukça önemli bir kısmının Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi’nde Türk mühendisler tarafından geliştirilip ekosiste - me kazandırıldığını söylemek mümkün. Petal Search kullanım açısından sadece Huawei cihazlar ile sınırlı değil, diğer mobil Android cihazlarda da kullanılabilir durum - da. Huawei kullanıcısıysanız, mobil cihazı - nızda Huawei AppGallery üzerinden hızlıca Petal Search’ü bulup indirebilir, cihazınızın ana ekranına ekleyip Petal Search arama çubuğuyla vakit kaybetmeden arama ya okuyabilirler. “Yakınımdakiler” sekmesi ile de yaşanılan yerdeki restoranları görüntüleyebi- lir, market fiyatlarına göz atılabilir, uygun kira- lık evleri harita ile uzaklığına karar verilebilir. Uygulama bulma konusunda özelleşmiş tam bir arama motoru olarak çalışan Petal Se- arch, ters görsel aramalarını da destekliyor. Kullanıcı belli bir görsele benzer görselleri, ister dosya olarak Petal Search’e tanıtarak ister akıllı telefon kamerasından fotoğrafını çekerek arama işlemine başlayabiliyor. Petal Search’te uygulama açıldığında kullanı- cıyı karşılayan “Size Özel” sekmesi ile en çok aranan kelimeleri görerek gündemden anında haberdar olunabiliyor ve ilgi çeken gündem kelimelerine tıklanarak konu hakkında daha fazla bilgi alınabiliyor. Petal Search bugünkü yapısıyla halihazırda kendi sektöründe çok büyük öneme sahip olan birçok marka ile iş birliği yapmış durum- da. HepsiBurada, Blu TV, Puhu Tv, Mynet vb. birçok önemli marka Petal Search ile kullanı- cıların karşısına çıkıyor. Güvenilir arama motoru Gizlilik konusunda AB standartlarında sertifika sahibi olan ve kullanıcı verilerini izlemeyen Petal Search, tercihe göre arama dili ve böl- gesi seçebilme, arama geçmişini kapatabilme ve uygunsuz içerikleri filtreleyebilme seçenek- leri gibi özellikleriyle de kullanıcılarına özel bir deneyim sunuyor. GDPR uyumluluğu için ePrivacy Seal tara- fından onaylı arama motoru, Huawei kullanı- cıları için en yüksek veri gizliliği ve güvenliği standartlarını hedefliyor. Buna ek olarak, daha güvenli bir arama deneyimi için kullanıcı verileri, kullanıcıların kendi bölgesinde sakla- nıyor. Önemli bir kısmını Türk mühendisler geliştiriyor Petal Search’i rakiplerinden ayıran en yeni - likçi özelliği tamamen yapay zekâ ve makine Bir Arama Motorundan Daha Fazlası Dijital Biz 144 Dijital Biz 145

Sayfa 146 — dergide görüntüle

Türk Telekom’un az gören çocuklara yönelik ‘Günışığı’ projesi kapsamında ‘Sanatın Günışığı Atölyeleri 2020’ etkin - liği düzenlendi. İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu’nda yer alan eser - lerin tanıtıldığı etkinlikte çocuklar sanat atölyelerine de katıldı. Türk Telekom insan odaklı anlayışıyla yürüttüğü sosyal sorumluluk faaliyetlerine devam ediyor. Türk Telekom’un Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) ile hayata ge - çirdiği Günışığı projesi, az gören çocuklar için çevrimiçi bir sanat etkinliğine imza attı. Türk Telekom ve İstanbul Modern iş birliğiy - le düzenlenen ve önümüzdeki dönemde de devam etmesi planlanan ‘Sanatın Günışığı Atölyeleri 2020’ kapsamında, Günışığı ço - cuklarına çevrimiçi sanat eğitimi verildi. Günışığı çocuklarına geometrik şekillerin çağdaş sanat ve gündelik yaşamda kullanı - mının tanıtıldığı etkinlikte; sanat tarihi ile sanatçıların İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyonu’nda yer alan eserleri hakkında da bilgiler aktarıldı. Müze koleksiyonundan örnekler Dijital ortamda gerçekleştirilen programda; İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksiyo - nu’ndan Osman Dinç’in “Demir Çağı (Üçlü Davul)”, Sterling Ruby’nin “BC (3030)”, Ar - dan Özmenoğlu’nun “İstanbullu, Berliner”, Sarah Morris’in “WTC” ve Adnan Çoker’in “Retrospektif II” adlı çalışmaları yorumlan - dı. Etkinliğin son bölümünde ise çocuklar; kâğıtları keserek elde ettikleri çeşitli geo - metrik şekilleri bir araya getirerek özgün biçimler ve yeni karakterler oluşturdular. Haber Az Gören Çocuklara Sanat Atölyesi Dijital Biz 146