Eylül 2022 Sayısı — Metin Görünümü
Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku
Sayfa 1 — dergide görüntüle
Dijital Biz Bilişim, Ekonomi, İş Dünyası Dergisidijitalbiz.com EYLÜL 2022 SAYI: 29 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Gökhan SAY CyBridge Capital Kurucu ve CEO Startup’ları Dünyaya Açıyoruz Yapay Zekalı Avatarınız ve Hologramınız Sizin Adınıza Çalışacak Metaverse Evreninde Kişisel Verilerin Korunmasının Önemi Z kuşağı kişisel avatarı ile iletişim kuruyor Daha Akıllı Bir Yaşam ve Sürdürülebilir Bir Gelecek Türkiye Güvenlik Çözümleri Pazarı İvmeli Büyümesini Sürdürüyor “44. Küresel Mahremiyet Konferansı Türkiye’de Yapılacak” Prof. Dr. Faruk BİLİR Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan
Sayfa 2 — dergide görüntüle
Eylül 2022 VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com SOSYAL MEDYA Arzu Tufan arzu.tufan@dijitalbiz.com BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ EYLÜL 2022 SAYI: 29 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER Metaverse’ün Potansiyel Ekonomik Değeri 5 Trilyon Dolar Olacak Metaverse alanında 2021 yılında 57 milyar dolar, 2022’nin ilk 5 ayında 120 milyar dolar yatırım yapıldı. Bu yatırımlar büyük teknoloji şirketleri, risk sermayesi (venture capital - VC) ve özel sermaye (private equity - PE) tarafından yapıldı. Metaverse alanında kritik hamleler: • Meta, Microsoft, Nvidia, Apple, Alphabet dahil olmak üzere büyük teknoloji şirketleri Metaverse’ü şekil- lendirmeye yönelik aksiyonlar alıyor. • Facebook adını Meta olarak değiştirdi. • Microsoft, video oyun şirketi Activision Blizzard’ı satın aldı. • Nvidia, Omniverse gerçek zamanlı 3D grafik platformu ile iddiasını ortaya koydu. • Sony, PlayStation VR2 sanal gerçeklik gözlüğünü bu yıl sonunda piyasaya sürecek. • Apple’ın 2023 yılında Artırılmış Gerçeklik (Augmented Reality - AR) alanına girmesi olasılığı konuşuluyor. Metaverse alanında önemli yatırımlar: • Adreessen Horowitz; oyun stüdyolarına, Metaverse’e, oyunlara yatırım yapmak için 600 milyon dolarlık Games Fund One risk sermayesini başlattı. • NFT pazar yeri OpenSea, Paradigm ve Coatue liderliğindeki C serisi finansman turunda 13,3 milyar dolar değerleme üzerinden 300 milyon dolar yatırım aldı. • Bored Ape Yacht Club yaratıcısı Yuga Labs, sanal bir dünya yaratmak için 4 milyar dolar değerleme üzerinden 450 milyon dolar yatırım aldı. • Pokémon Go oyununun geliştiricisi Niantic, Coatue’den 300 milyon dolar yatırım aldı. • Metaverse teknoloji şirketi Improbable, Andreessen Horowits ve SoftBank liderliğin- de 150 milyon dolar yatırım aldı. • The SandBox, SoftBank’tan 93 milyon dolar yatırım aldı. Metaverse alanında önemli gelişmeler: • Roblox günlük 55 milyondan fazla aktif kullanıcıya ulaştı. Roblox reklamveren ve iş ortağı olarak Nike ve Gucci ile anlaştı. • Fortnite günlük 20 milyondan fazla aktif kullanıcıya sahiptir. Fortnite’taki Travis Scott konserine 27 milyonun üzerinde tekil kullanıcı katıldı. • LEGO; Fortnite’ın yapımcısı Epic Games’e yatırım yaptı. Epic Games, son koleksi- yonunu Metaverse’e taşıyan lüks marka Balenciaga ile iş birliği yaptı. • Asya’nın en büyük Metaverse platformu Zepeto, 300 milyondan fazla küresel abo- neye sahiptir. Zepeto, Samsung ile iş ortaklığı anlaşması yaptı. • The Sandbox’ta Snoop Dogg’un sanal konutu “Snoopverse”in yanındaki arsaya anonim bir kullanıcı 450.000 dolar ödeyerek satın aldı. The Sandbox’taki kurumsal yatırımcılar arasında Adidas, Samsung, HSBC yer aldı. Tüketiciler Metaverse’te sosyal, eğlence, oyun, seyahat, alışveriş gibi aktivitelerden heyecan duyuyor. Şirketlerin Metaverse’te uyguladığı kullanım örnekleri arasında pazarlama kampanyası ve girişimleri, çalışanlar için öğrenme ve gelişim, toplantılar, etkinlikler ve konferanslar, ürün tasarımı ve dijital eşleştirme yer alıyor. McKinsey raporunda, 2030 yılında Metaverse’ün potansiyel ekonomik değerinin 5 trilyon dolar olması beklendiği belirtiliyor. E-ticarete 2-2,6 trilyon dolar, akademik sanal eğitime 180-270 milyar dolar, pazarlamaya 144-206 milyar dolar, oyuna 108-125 milyar dolar potansiyel etkisi olacağı tahmin ediliyor. Aynı raporda yer alan anket so- nucunda, günlük aktivitelerini Metaverse’te geçirme heyecanı olan tüketicilerin oranı %59, Metaverse’ü benimseyen şirketlerin oranı ise %57. Dijital Biz 3
Sayfa 4 — dergide görüntüle
İçindekiler Yapay Zekalı Avatarınız ve Hologramınız Sizin Adınıza Çalışacak Metaverse Evreninde Kişisel Verilerin Korunmasının Önemi Sanal dünyanın varoluşsal gerçeklikleri: Metaverse Metaverse, GameFi’nin düşüşünü tersine çevirmenin anahtarı olabilir Z kuşağı kişisel avatarı ile iletişim kuruyor Dijitalleşen moda sektöründe gençler için fırsat var Blockchain dünyasının ilk holdingi Bitci’den 6 ayda 6,4 milyar TL kombine yatırım Daha Akıllı Bir Yaşam ve Sürdürülebilir Bir Gelecek Sürdürülebilir değişim için inovasyon çağrısı Dünya genelinde IoT standartlarının oluşmasına destek Türkiye Güvenlik Çözümleri Pazarı İvmeli Büyümesini Sürdürüyor Veri ve yapay zeka temelli teknolojiler sağlık ve bakım hizmetlerini yeniden inşa edecek En yüksek verim için donanıma en uygun yazılımı bulmak gerekiyor 14 38 28 40 30 42 32 48 34 52 36 Startup’ları Dünyaya Açıyoruz 06 44. Küresel Mahremiyet Konferansı Türkiye’de Yapılacak 16 54 56 60 Dijital Biz 4
Sayfa 6 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Mevcut Şirketler ve Görevler • CyBridge Capital Kurucu ve CEO • Govern ID ve MacKolik Yönetim Kurulu Üyesi • Multiversera ve CyberCyte Danışma Kurulu Üyesi • SOC Radar Stratejiden sorumlu Başkan Yardımcısı • Plexal Cyber Security Hub Mentör İş hayatıma 1990’da İş Bankası’nda başla- dım. 1995-1999 yılları arasında Dünya Ban- kası Sağlık Projesi’nde görev yaptıktan sonra Symantec Ülke Müdürü ve Güney Doğu Avrupa Direktörü olarak siber güvenlik dün- yasına geçiş yaptım. 2015 yılında 2 ortağımla beraber Türkiye’nin en büyük Güvenlik entegratörüne dönüşen In- novera’yı ve hemen ardından Güvenlik orkes- trasyonu yazılımı geliştiren AtarLabs’i kurduk. AtarLabs, arka arkaya önemli başarılar kazanarak yatırımcıların dikkatini çekti ve Diffusion Capital Partners’dan 3 milyon dolar yatırım aldı. Bu kaynakla yurt dışı pazarlara açıldı ve 2020 yılında, dünyanın önemli ya- zılım üreticilerinden Micro Focus tarafından satın alındı. Bence, bu exit, iki yönüyle çok gurur vericiy- di. Micro Focus, AtarLabs’in yazılım geliştir- mesini bizim önemli çabalarımızla Türkiye’de devam ettirmeye karar verdi, son derece başarılı yazılımcı kardeşlerimizi yurt dışına kaybetmeden onlara bu tecrübeyi kazandıra- cak olmak beni çok mutlu etmişti. Diğeri ise, AtarLabs’in, Türkiye’den yurt dı- şına satışı gerçekleştirilen ilk Siber Güvenlik şirketi olması oldu, fakat ne yazık ki aradan 2 yıl geçmiş olsa da henüz ülkemizde yeni bir yurt dışı siber güvenlik exit’inin yapılamamış olması işin üzücü tarafı. AtarLabs’den yaklaşık 6 ay sonra da diğer şirketimiz Innovera da Cyberwise tarafın- dan satın alındı. Her iki şirketimin de başarılı şekilde exit’le- rini tamamladıktan sonra CyBridge Capital’ı kurarak startup’lara yatırım yapmaya ve aynı zamanda startup’ların Danışma Kurullarında da görev yaparak yurt dışı pazarlara açılma- larına yardımcı olmaya ve bununla birlikte İngiltere’nin en büyük Siber Güvenlik Hub’ı Plexal’da mentör olarak startup’lara yardımcı olmaya başladım. Ayrıca Türkiye’de ‘’En- trepreneur in Residence’’ göreviyle Diffusion Capital Partners’a ve İngiltere’de Gresham House’a yatırım kararlarında yardımcı oluyo- rum ve birlikte yatırım yapma fırsatları üze- rine çalışıyoruz. Oldukça yoğun ve yorucu bir tempoda çalışıyorum ama yaptığım işin ülkemize büyük başarılar kazandırabilece- ğine inandığım için de büyük bir heyecanla koşmaya devam ediyorum. Şirketiniz, sektörünüz ve faaliyet alanları- nız ile ilgili bilgi verebilir misiniz? CyBridge Capital’ı kurma amacımı, startup’la- rın özellikle yurt dışı pazarlarda büyümesi- ni sağlayarak ülkemizden yeni unicorn’lar çıkarmak olarak özetleyebiliriz. CyBridge klasik bir yatırım şirketi değil, sadece yatırım yapmıyoruz, aynı zamanda startup’ların yurt dışı pazarlarda başarılı olabilmesi için Pazar Stratejilerinin hazırlanmasına ve uygulan- masına, bununla birlikte Girişim Sermaye- lerinden, bizden sonraki round’larda yatırım almalarına yardımcı oluyoruz. Son iki yılda dört şirkete yatırım yaptım, bu- nunla birlikte değerlendirdiğim birçok startup var ve yaptığım yatırımların sayısının giderek artacağını görmek zor değil. Bununla birlikte her yatırım sonrasında verdiğim yoğun des- teğin daha stratejik bir metodolojiyle yapılma- sı ve sadece bana bağımlı olmayıp ekibimle beraber yardımcı olabilmek için uzun yıllar- da geliştirdiğim ve V-SPEM adını verdiğim metodolojimi yaklaşık 200 sayfalık bir playbo- ok’a dönüştürdüm. Bunu bir olgunluk analizi yapmak ve yol haritasını buna göre çizmek noktasında da çok önemsiyorum. Çünkü Türkiye Teknoloji Startup’larının potan- siyellerine ve dünya çapında büyük başarıları Startup’ları Dünyaya Açıyoruz Gökhan SAY CyBridge Capital Kurucu ve CEO Dijital Biz 6 Dijital Biz 7
Sayfa 8 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj Bu vizyona sahip olanlar ise Stratejik Plan hazırlama konusunda ev ödevlerini çok iyi yapmadan çıkabiliyor karşınıza, bu da başa- rısız olacakları şeklinde bir değerlendirmeye neden olabiliyor. Bunlarla birlikte yaptığım analizlerde gördü- ğüm start up’ların birçoğunun iki kritik konuda zayıf olduğu. Birincisi yurt dışına açılma. Çünkü farklı pa- zarlardaki çok farklı müşterilere ulaşmak için tecrübe sahibi değiller. Segmentasyondan, ideal Müşteri profillerine, pozisyonlamadan, müşterilerine verdiği mesaja ve anlattığını hikayeye kadar hemen her şeyin farklı kurgu- lanması gerekiyor çoğu zaman. Bunu başar- makta ciddi anlamda zorlanıyorlar. İkincisi, herkes muhteşem bir exit yapmak istiyor ama bu konuda ilk günden çalışma- ları ve son derece net bir stratejileri olması gerektiğini bilmiyorlar. Ben, ‘’Ürününe kim ihtiyaç duyar, hangi problemi çözer?’’ diye sorduğumda herkes uzun uzun anlatıyor, ama ‘’Şirketini bir ürün olarak kabul edersek kim sana ihtiyaç duyar, neden satın alır, bu daha sık kazanabileceklerine çok inanıyo- rum, bunu her ne kadar yeterli olmaktan uzak olsa da özellikle yurt dışından yapılan yatı- rımların artışı da kanıtlıyor. Başarıyı şansa bırakmamak bence öncelik- le doğru analizler yapmak ve buna göre bir strateji oluşturmakla başlıyor. Bu noktada son iki yılda yüzün üzerinde startup’ın derin- lemesine analizini gerçekleştirdik ve gerçek- ten dünyada ses getirebilecek son derece başarılı pek çok fikri de dinledik. Bu analizle- rin bence en kritik tarafı startup’ların güçlü ve zayıf yönlerini anlamak idi. Bu noktada ‘’Startup’ların %95’i batıyor’’ dediğimde ne yazık ki kimse şaşırmıyor ama startup’ların %100’ü o batmayan %5’de oldu- ğuna inanmak istiyor, muhakkak kimse şirketi- ni batırmak için kurmaz ama %95’te olmamak için ne yapmanız gerektiğini bilmek ve buna göre aksiyon almak neredeyse dev bir şirketi yönetmek kadar zor ve bilimsel bir konu. Bu şekilde davranmayınca başarınız şansa kalıyor. Benim görevim bir diğer anlamda başarıyı şansa bırakmamak. Bununla birlikte Start up’ların zorlu günle- rinden biri de yatırımcıların karşısında ol- duğu gün malum. Şirketlerini en iyi şekilde anlatmaları çok önemli. Bu noktada hikâye anlatımına özellikle dikkat çekmek istiyorum, çünkü genelde gördüğüm startup’lar hika- yelerini karşılarındaki Girişim Sermayesinin başarı kriterlerini anlamadan kendi bakışla- rıyla anlatıyor ve çok başarılı ürünler tek tip hikayeyle vasatlaşıyor, buna dikkat edilmesi bence çok önemli. Ben yatırım toplantılarında startup’ları 4T+1P kuralı dediğim kriterlerime göre değerlendi- riyorum. Birlikte iş birliği yaptığım pek çok Girişim Sermayesinin de benzer değerlen- dirmeleri olduğunu görüyorum. Bu nedenle biraz daha detaylı bilgi vermenin faydalı olabileceğini düşünüyorum. 4T’nin ilki Takım. Bundan önemli hiçbir şey yok, çünkü muhteşem ekipler işler kötü de müşteri potansiyelleri için nasıl bir çalışma yapıyorsun?’’ sorularını neredeyse kimse ce- vaplayamıyor. Çünkü ürünümüzü çok sayıda satarsak birileri bizi keşfeder diye düşünüyor- lar, ancak bu, iyi bir ürün geliştirdikten sonra hiç satış, pazarlama aktivitesi yapmadan onlar bizi bulsun demekle neredeyse aynı. Çünkü bugün hemen her segmentte, yüzlerce hatta belki binlerce şirket rekabet ediyor, başarılı bir exit için aralarından sıyrılmak gerekiyor. Bu gerçekten son derece stratejik ve üstüne yatırım yapılması gereken bir çalışma. Bunları benim için bugün anlatmak belki çok daha kolay, çünkü bir startup’ta yapılabilecek neredeyse olası tüm hataları yaptım ve bunlar- dan çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Ama hepsinden önemlisi exit’lerden öğrendikleriniz. İşte o noktada pek de hataya yer yok, strateji- nizin tüm adım taşları hazır olmalı ve satır satır uygulamalısınız, tabii buna rağmen ortaya çıka- cak milyon tane krizi de yönetmelisiniz. Ben her türlü hatadan sonra öğrendiklerimle iki exit yapmayı başarmış bir yatırımcı oldu- ğum için startup’lardaki kardeşlerimin neler yaşadığını, neler hissettiğini, nerelerde gitse bir çıkış yolu bulurlar. Oldukça iyi ekip- ler görüyorum, ama sıkıntılı durumlar da yok değil. Kurucuların liderlik konusunda kendile- rini sürekli geliştirmesi çok önemli. Özellikle de şirket büyürken eski alışkanlıklarından vazgeçip her şeyi kendinde toplamadan işleri devretme ve ekibin önünü açmak konusunda çok çaba sarfetmeleri son derece kritik. İkincisi ‘’Timing’’ yani pazarın durumu. Köşe başları tutulmuş bir pazarda başarılı olmak neredeyse imkânsız günümüzde, ama çoğu zaman pazara erken girmek de geç kalmak kadar tehlikeli, çünkü pazarı eğitirken sürenin uzaması ve nakit akışı sıkıntılarının başlama- sı son derece olası ve bu durumun tadını hep doğru zamanda gelenler çıkartıyor ne yazık ki, zamanlamanın doğru olması çok önemli. Üçüncüsü Teknoloji, bu noktadaki en kritik konu, diğer rakiplerinizden nasıl farklı ol- duğunuzu kanıtlamanız. Özellikle de yurt dışındaki rakipleriniz pek çok ülkeye pene- terasyonunu gerçekleştirmiş ve on hatta yüz milyonlarca dolarlık yatırım almışken sizin de benzer bir ürün hikayesi anlatmanız çok da çekici bir durum değil. Muhakkak onların göremediğini görmeniz gerekiyor bence. Dördüncüsü ise ‘’Traction’’, yani pazarın ürü- nünüze tepkisi ve büyümeniz. Bu ‘’seed’’den çok Seri A ve sonrasındaki yatırımlarda daha da kritik oluyor muhakkak ama malum bü- yümenin hep yukarı olması ve pazarın size ilgisinin hep artması çok önemli. Ve son kriter Plan, yani aldığınız yatırımı muhteşem şekilde kullanıp nasıl büyük bir başarıya dönüştüreceğinizin stratejisi ve adımları. Bu olası başarının ihtimalinin son derece yüksek olduğunu ve başarı adımları konusundaki planınızın hem tutarlı hem de heyecan verici olduğunu kanıtlamadan yatı- rım almak pek de mümkün değil. Çok açık ki yatırımcılar startup’lardan muhteşem bir exit yapmalarını bekliyor ama gördüğüm çok az startup ne zaman ve ne büyüklükte bir hedefle exit gerçekleştireceği üzerine net vizyonlar oluşturmuyor, o zaman haliyle bunu başarmak için neler yapması gerektiğini de anlatamıyor. Dijital Biz 8 Dijital Biz 9
Sayfa 10 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj tıkandıklarını anlayabildiğime inanıyorum ve bu yüzden tam tabiriyle basılabilecek her mayına basmış bir ağabeyleri olarak genç kardeşlerime yardımcı olmayı, benzer ma- yınlara basmalarını engellemeyi ve başarıla- rı için çalışmayı çok önemsiyorum. Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Dünyanın her yerinde olduğu gibi Covid19’la beraber ülkemizde de ciddi bir dönüşüm başladı ama hala dijital dünyayı doğru kullanma noktasında yolun başında olduğu- muzu düşünüyorum. Veri Analitiği ve Yapay Zekâ alanında daha yapılması gerekenler çok bence. Bununla birlikte Metaverse çok daha da bü- yük bir dönüşümü başlatmış durumda. Uz- manlar bu büyük değişimi Dijital değil Kogni- tif Dönüşüm olarak adlandırmaya başladılar. Yani Yapay Zekâ pek çok diğer teknolojinin olduğu gibi, Metaverse’ün de tam anlamıyla omurgasını oluşturacak. Önümüzdeki dönemde Yapay Zekâ alanında Generative AI, Edge AI, Emotional AI gibi pek çok gelişme arka arkaya yaşanacak, bu ge- lişmeler özellikle IoT’lerin gücüyle birleşince hemen her sektördeki otomasyon 10 yıl önce tahmin bile edilmesi mümkün olamayacak noktalara ulaşacak. Tüm uzmanların birleştiği konu, bu geliş- melere zarar verebilecek ve dikkat edilmesi gereken en büyük iki risk, Verilerimizin Gü- venliği ve Mahremiyeti. Siber Suçların dünyaya maliyeti 6 trilyon dolara ulaştı ve önümüzdeki 5 yılda 10 trilyon doları geçmesi bekleniyor. Siber Suç örgütleri ne yazık ki iyilerden daha inovatif oldukları- nı bir kere daha kanıtladılar ve Yapay Zekâ kullanarak saldırılarını gerçekleştirmek ve yasal Yapay Zekâyı hack edip zehirlemek konusunda çok büyük yol kat ettiler. Bugün bile Yapay Zekâ, Yapay Zekâya karşı savaşır durumda. Bu savaşı kazanmak dijital dünya- nın geleceği adına çok önemli. Bu nedenle Etik Yapay Zekâya yapılacak yatırımları çok önemsiyorum. Bununla birlikte Kurumların, kişisel verileri sahiplerinin haklarını gözetmeksizin işlemesi ve bunun inanılmaz bir hızla yaygınlaşması, tüm dünya genelinde devletlerin, son derece katı kanunlar ve yaptırımlarla harekete geç- mesine neden oldu malum. Gartner, KVKK, GDPR, CCPA, PIPEDA ve benzeri birçok Ki- şisel Verilerin Korunmasına yönelik kanunun yürürlüğe girmesinin ardından 2023’e kadar dünya nüfusunun %75’inin benzeri kanunlar kapsamında korunacağını ve yaptırımların giderek daha da katılaşacağını öngörüyor. Söz konusu ihlaller bir yandan kurumların milyarlarca dolarlık cezalar ödemesine neden olurken, diğer yandan da bireylerin kişisel verilerinin gizliliği konusuna giderek daha çok önem vermesine neden olmuş durumda. 2026 itibariyle, kişisel verilerinin yanlış amaç- lı kullanılması nedeniyle bireylerin açtığı top- lu davalar sonucu hükmedilecek cezaların, Kişisel Verileri Koruma Kanunları aracılığıyla verilecek cezalara göre 3 kat daha fazla ola- cağı ön görülüyor. Bununla birlikte kişisel Yapılan araştırmalar şirketlerin müşterilerinin yaşadıkları müşteri deneyiminden yeterin- ce memnun olmadığını ortaya koyuyor, bu CEO’lar için büyük bir stres noktası. Meta- verse ile bu konuda önemli gelişmeler sağ- lanacağını görmek çok da zor değil bence. Bu globalleşme adına bir yandan büyük bir fırsat, ama yatırımlar zamanında yapılmazsa, yurt dışındaki rakiplerin pazarı ele geçirmesi şeklinde büyük bir tehdide de dönüşebilir. Ülkemizin bu fırsatı çok iyi kullanması gerek- tiğine inanıyorum. Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektörünün geleceği hakkında öngörüleriniz nelerdir? 1960’lardan sonra dünya büyük bir tekno- loji geliştirme yarışına girdi malum, özellik- le internetle bilginin paylaşılmaya başlan- ması inanılmaz bir katalizör oldu tabii ki. Öyle gelişmeler yaşıyoruz ki, ‘’Yeni bir çağ başlıyor’’ her 10 yılda bir kullandığımız bir klasiğe dönüştü. Verinin, Yapay Zekâyla beraber gelen analitik yetenekleri saye- sinde petrolden bile kıymetli hale gelmesi bence bu gelişimin en kritik dönüm noktası oldu. verileri saygılı kullanmanın ciddi bir rekabet avantajı yarattığı da göz ardı edilemez bir gerçek. Dünyanın önde gelen birçok araştır- ma şirketi, bu tarz saygılı şirketlerin %20’ye varan gelir artışları kaydettiğini ifade ediyor. Çok açık ki günümüzde Kurumların veri ana- lizi yapmadan ve müşteri bilgilerini kullanma- dan başarılı olma ihtimali yok, ancak milyon- larca kişiden toplanan ve birçok farklı proje için kurum içinde ve dışında, veri merkezinde veya birçok bulut teknolojisiyle büyük bir hız- la yayılan petabyte’larca verinin bir yandan güvenliğini, diğer yandan kanunlara uyumlu bir şekilde işlenmesini sağlamak yönetilmesi inanılmaz derecede zor ve maliyetli bir süreç. Kurumlar, Kanun ve Regülatif Uyum konusun- da dünya genelinde 75 milyar dolar ve Siber Güvenlik alanında ise 150 milyar dolar üzerin- de harcama gerçekleştirdiği halde ne saldırıları ne de maruz kalınan cezaları ve hatta müşteri memnuniyetsizliği sonucu oluşan gelir ve ciddi itibar kayıplarını engelleyemiyor. Gartner’ın 2022’de yayınladığı 12 Teknoloji Trendi içinde Siber Güvenlik ve Mahremiyet Yönetimi ve Uyumluluk dışında diğer tüm tekno- lojiler ekonomik büyümeye doğrudan katkı sağ- lama alanında, ancak bu iki konu bir yol kazası yaşanmadan büyümenin devam edebilmesi için inanılmaz derecede kritik. Bu nedenle her ikisi de yatırımlarımda ön plana çıkan alanlar. Geleceğe yön verecek bir diğer konu ise Metaverse. Önümüzdeki 10 yılda bu alanda büyük gelişmeler göreceğiz ve her geçen yıl hayatımıza daha fazla gireceğini düşünüyo- rum. Yakın gelecekte şirketler için Metaver- se’deki mağazaları veya diğer mevcudiyetleri, bir web sitesi kadar olmazsa olmazları olacak. Ancak hala, bazılarına göre gerçekleşmesi imkânsız bir saçmalık, bazılarına göre geliş- mesi daha çok uzun yıllar sürecek bir kon- sept, ama bana göre ise bildiğimiz hayatın yerini alacak Yaşam 2.0. Bugün bile yüz milyonlarca insanı oyunlar- da, hatta sanal konserlerde buluşturmuş, Dijital Biz 10 Dijital Biz 11
Sayfa 12 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj 2 milyar doların üzerinde sanal arsanın satıldığı, sadece Meta, Google, Microsoft gibi teknoloji devlerinin değil Nike, Louis Vuitton, Balenciaga gibi giyim ve moda devlerinin bile on milyarlarca dolar yatırım yaptığı bir platform, Metaverse. Dünyanın en önemli Pazar Araştırma kuruluşları bugün 40 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün 2024’de 800 milyar dolara ve 2030’da büyük bir patlamayla 13 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyorlar. Kısacası son 10 yıldır yaşadığımız inanılmaz dijital dönüşümün, önümüzdeki dönemde Metaverse’ün liderliğinde, Blockchain, NFT, VR, 3D modelleme gibi destekleyici teknolojilerle önünde durulama- yacak bir dalgaya dönüşeceğini ve geride kalan şirketlerin oyun dışında kalıp varlıklarını sürdüre- meyeceklerini ön görmek çok da zor değil. Bu nedenle yine yatırımlarım noktasında hem blockchain hem de Metaverse’e yönelik tüm tek- nolojiler benim için çok önemli. Dünyada ve Türkiye’de ve yatırım sektörünün geleceği hakkında öngörüleriniz nelerdir? Geçtiğimiz sene Dünya genelinde startup’lara 611 milyar dolar Girişim Sermayesi yatırımı gerçekleşti. Bunun %51’i Amerika’da, %25’i Asya ve %19’u Av- rupa’da gerçekleşti. Türkiye bu pastadan sadece %0,25 pay alabildi, hem de 2020’ye göre 10 kat büyüme gerçekleştiği halde. Gayri Safi Milli Hası- lamızın dünya payı kur artışlarıyla ciddi anlamda düşmesine rağmen %0,75. Yani yatırımların payı orantısal olarak en az 3 kat daha fazla yani 4,5 milyar dolar civarında olmalıydı bence. Bununla birlikte, yatırımlar 2020’de 143 milyon dolardan, 2021’de 1,56 milyar dolara zirve yaptı şeklinde başarı hikayeleri anlatılıyor, ancak ne yazık ki çok da gerçekçi değil. Çünkü geçtiğimiz sene toplam 323 şirket yatırım aldı ve bunun 1,1 milyar doları Getir, 200 milyon doları Dream’e yapıldı, sonraki 10 şirket 100 milyon dolar ve sona kalan 311 şirket de yine 100 mil- yon dolar yatırım aldı.Getir ve Dream inanılmaz büyük başarılar ve bunların sayısını artırmak çok önemli, ancak 311 şirketin şirket başı 300.000 $ ortalamayla yatırım alması ne yazık ki yurt dışına açılmaları noktasında son derece yetersiz. 2022’nin ilk 6 ayında 1,4 milyar dolar yatırımla geç- tiğimiz seneyi neredeyse yakalamış durumdayız. Bence paranın bu kadar kıymetli hale geldiği bir dönemde bu bir başarı olarak kabul edilebilir ve medyan ise 348.000 dolardan 400.000 dolara çıkmış durumda ama bence en az 2,5 milyon dolar medyanı yakalamak zorundayız ki startup’larımız dünya pazarında daha güçlü bir şekilde yarışabilsin. Bu kaderi değiştirmek için ülkemize çok daha fazla yabancı yatırımcı çekmemiz şart. Dijital Biz 12 Dijital Biz 13
Sayfa 14 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever: - “Metaverse’ü beş duyunuzla yaşamanızı sağlamayı hedefliyoruz” Yeni tip koronavirüsle başlayan küresel salgın sürecinde insanlar teknolojinin desteklediği ölçüde evlerinden çalıştı ve eğitimlerine evlerinden devam etti. Ekonomi ve sosyal hayat ise belirli düzeyde devam edebildi. Yaşanan bu süreç Metaverse’ün gündeme getirilmesi için de zemin hazırladı. “Çok daha bulaşıcı, çok daha öldürücü bir hastalıkla tekrar yüz yüze kalmamız durumun- da hayat nasıl devam edecek?” sorusunun sıklıkla sorulduğu bugünlerde tamamen ev- lere kapanmak durumunda kalınacak, eko- nominin, iş dünyasının, eğitimin, sağlık hiz- metlerinin, sosyal hayatımızın devam etmesi gereken zamanlarda “metaverse”e çok daha fazla ihtiyaç duyulacağı fikri ön plana çıkıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatan- sever, “metaverse”ün daha fazla tartışılması gelecekte dönüşerek metaverse olacak ve günlük yaşamımızın bir parçası haline gele- cek. Yani gözümüze takacağımız lensle artık interneti de sosyal medyayı da ‘metaverse’te yaşayacağız. Fiziksel dünyadaki yaşamın bir kısmının buna kaydırılmasıyla insanların trafik- te zaman kaybetmemesi, karbon salınımının minimuma indirilmesi ile küresel ısınma prob- leminin çözümüne katkı sağlanması, stresin azaltılması sağlanacak. İnsanlar mutlu oldukları lokasyonlarda hayatlarına devam ederek iş, okul ve özel yaşamlarının gerekli kısımlarını ‘metaverse’te tamamlayabilecek.” Vatansever, metaverse alemine girerek ho- logram olarak dünyanın herhangi bir yerine seyahat etmenin ve dokunma hissini yaşatan kıyafetlerle ortamı normal bir insan gibi yaşaya- bilmenin mümkün olacağına dikkati çekti. “Burada yapılan alışverişler gerçek dünyadaki adreslerine gönderilecek. Ülkeler açısından tu- rizm gelirlerinin artması gibi ek faydalar sağla- yacak.” diyen Vatansever, kullanıcılarının kendi avatarlarını, yaşam alanlarını inşa edebilecek- leri geliştirme ortamları olacağını dile getirdi. - “Girişimlere kuracağımız fonla yatırım yap- mayı planlıyoruz” Vatansever, kullanıcıların tüm parçaları NFT olarak alıp satabilecek ve kendi cüzdanlarında saklayabileceklerini, NFT’lerin satışının ve ikin- cil piyasasının olacağı pazar yerleri olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Global Bilişim Derneği (BİDER) ve Multiverse- ra Teknoloji Yatırımları olarak üyelerimizle be- raber tüm bu sorulara cevaplar vermeyi, ortaya çözüm önerileri koymayı planlıyoruz. Üniversite ve üye şirketlerimizin Ar-Ge’sini yapacağı VR lens ve VR bandını kullanarak avatarlarınızla Metaver- se’e neredeyse gerçek dünyadan ayırt edileme- yecek şekilde girebileceksiniz. Metaverse’ü beş duyunuzla yaşamanızı sağlamayı hedefliyoruz. Görme, işitme, dokunma şu an için teknolojik ola- rak mümkün. Koklama kısmen mümkün. Tat alma için vücudunuza çip taktırmayı kabul etmeniz ge- rekebilir. Tabii en önemli tartışma konuları, beyin analizi ile yapay zekalı kopyanızın oluşturulup gerektiğini belirterek, bunun sosyal hayatı ve kişilerin yaşam tarzını nasıl etkileyebileceğini, ekonomisinin nasıl olacağını ve hangi girişim- lerin ortaya çıkabileceğini, ülkeler açısından ne anlama geleceğini, ulusal güvenlik ve siber güvenlik risklerinin neler olabileceğini, kişisel ve- rilerin ve mahremiyetin korunması gibi konuların üzerinde çalışmanın şart olduğunu söyledi. Şirketler ve kurumların hem satış-pazarlama hem de varlık gösterme amacıyla “metaverse”te yer almak istediklerini anlatan Vatansever, şöyle devam etti: “Hangi metaverse’te ya da metaverse’lerde yer alacaklarına karar vermeleri gerekiyor. Öncelikle hedef kitlelerinin nerede olduğunu belirlemeleri önemli, sonra bu hedef kitlele- rine gerekli çalışmaları yaparak ulaşabilme- leri... İşte burada bizim ‘Multiversera’ dedi- ğimiz süreç önem kazanacak. Yani ‘Çoklu Evren Çağı’. Birden fazla evren olduğu için ve sayıları artacağı için ‘Multiversera’da bu evrenlerin seçim süreci önem kazanacak. Yine evrenler arasındaki entegrasyonlar ve geçiş imkanları kritik önemde ola- cak. İnternet ve sosyal medya yakın avatarınıza ya da hologramınıza yüklenebilmesi, siz dinlenirken Metaverse’te ya da gerçek dünyada sizin adınıza çalışabilmesi, hatta birçok kopyasının çalışa- bilmesi, vefat durumunda ne olacağı vb. olmaya aday. Metaverse’te avatarınızın ve gerçek dünyada hologra- mınızın doğru ve yanlış davranışlarının diğer kişiler ve yapay zekâ tarafından puanlanabilmesi, birçok farklı kriterde puanlarının olmasının etkileri de tartışılabilir. Multiversera Teknoloji Yatırımları tarafından geliştire- cek Metaverse’ün kendi ekonomisi ve token’ı olacak. Şu ana kadar bazı ipuçları vermeye çalıştık, detayları BİDER olarak paylaşmaya devam edeceğiz. Meta- verse alanındaki ve blokzincir, kripto teknolojileri, NFT, yapay zekâ gibi tamamlayıcı alanlardaki girişimlerin potansiyeline inanıyoruz. Bu alanlardaki girişimlere kuracağımız fonla yatırım yapmayı planlıyoruz.” - Metaverse pazar büyüklüğü 2024’de 800 milyar dolara çıkacak Multiversera Danışma Kurulu Üyesi Gökhan Say ise Metaverse’ün bazılarına göre gerçekleşmesi imkansız bir saçmalık, bazılarına göre gelişmesi daha çok uzun yıllar sürecek bir konsept olduğunu söyledi. Bu kavramın bazılarına göre ise bildiğimiz hayatın yerini alacak “Yaşam 2.0” olarak nitelendirildiğini ifade eden Say, “Ancak bugün bile yüz milyonlarca insanı oyunlarda, hatta sanal konserlerde buluşturmuş, 2 milyar doların üzerinde sanal arsanın satıldığı, sadece Meta, Google, Microsoft gibi teknoloji devlerinin değil Nike, Louis Vuitton, Balenciaga gibi giyim ve moda devlerinin bile on milyarlarca dolar yatırım yaptığı bir platform. Dünyanın en önemli pazar araştırma kuru- luşları bugün 40 milyar dolar olan Metaverse pazar büyüklüğünün 2024’de 800 milyar dolara ve 2030’da büyük bir patlamayla 13 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyorlar.” dedi. Say, son 10 yıldır inanılmaz bir dijital dönüşümün yaşandığının altını çizerek, şunları kaydetti: “Önümüzdeki dönemde bu dönüşümün, Meta- verse’ün liderliğinde, Blockchain, NFT, VR, 3D modelleme gibi destekleyici teknolojilerle önünde durulamayacak bir dalgaya dönüşeceğini ve geride kalan şirketlerin oyun dışında kalıp varlıklarını sürdü- remeyeceklerini ön görmek çok da zor değil. Fakat diğer yandan birçok şirket bu alandaki gelişmeleri takip etmek ve bu paralelde doğru yatırımlar yapmak konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu nedenle Multi- versera Teknoloji Yatırımları’nın kurumların bu büyük fırsatı yakalarken en az riskle doğru adımlar atmasına yardımcı olmasının ve bu zorlu dönüşümü kolaylaştır- masının çok kritik bir fayda yaratacağına inanıyorum.” Yapay Zekalı Avatarınız ve Hologramınız Sizin Adınıza Çalışacak! Dijital Biz 14 Dijital Biz 15
Sayfa 16 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunma- sı Kanunu 7 Nisan 2016 tarihinden beri yürürlükte. Bu Kanun hayatımızda neleri değiştirdi? Kanunla birlikte, ülkemizde kişisel veri işleme faaliyetlerinin disiplin ve düzen altına alınma- sı amaçlanmıştır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, kişisel verilerin gelişigüzel işlenmesi veya paylaşılması yerine; kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesini, bilinçli paylaşıl- masını veya gerektiğinde paylaşılmamasını düzenleyen bir kanundur. Kanunla, bireylere verileri üzerinde denetim hakkı getirilmiştir. Kişiler, kanunla birlikte sahip oldukları haklar vasıtasıyla bu denetimi yapabilmektedirler. Kişisel verilerin korunması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasında bireylere üst düzeyde koruma sağlayan araçlardan biridir. Bu açıdan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, ülkemiz ve insanı- mız açısından büyük bir kazanımdır. Kanunun amacı yalnızca kişisel verilerin korunması mıdır? Bunun dışında başka bir amaç söz konusu mudur? Bu konuya açıklık getirebilir misiniz? Aslında Kanunun temel amacı, verinin korun- ması aracılığıyla verinin ait olduğu kişinin ko- runmasıdır. Dolayısıyla Kanuna göre kişisel verilerin korunması araç, kişinin temel hak ve özgürlüklerinin korunması ise amaçtır. Bura- dan hareketle Kanunun amacını iki başlıkta ele alabiliriz. Bunlar; temel hak ve özgürlükle- rin korunması ve kişisel verilerin işlemesinde usul ve esasların düzenlenmesidir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, insan haklarının korunmasına hizmet eden araçlar- dan biridir. Kanun, gelişigüzel veri işlemeye ve veri işlemede keyfiliğe son vererek kişisel verilerin belirli kurallar dahilinde; yani hukuka uygun şekilde işlenmesini öngörmektedir. Kanunun uygulanması bakımından geli- nen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Kurumumuz, kamu ve özel sektör ayrımı gözetmeksizin Kanunun doğru uygulanmasına ve kişisel verilerin korunmasına yönelik birta- kım çalışmalar yürütmekte. Bu anlamda, veri koruma bilincinin her geçen gün arttığını göz- lemliyor ve kişisel veri işlenen tüm sektörlerde Kanuna uyum noktasında gayret gösterilmesini memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlen- diriyorum. Elbette kişisel verilerin korunması uzun soluklu bir yolculuk. Kurum olarak bu yolculuğu sür- dürürken kişisel verilerin korunması anlayışını daha üst noktalara taşımayı amaçlıyor, bu bilinçle hareket ediyoruz. Kanunda, kişisel verilerin analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir so- nucun ortaya çıkmasına itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Bu hakkın kapsamı nedir? Günümüzde kişisel veriler çoğunlukla otomatik sistemler vasıtasıyla işlenmektedir. Elde edilen farklı nitelikteki veriler birleştirilerek kişiye ait veriler kategorize edilmekte, analizler yapılmakta ve bunun sonucunda kişiye ait bir profil oluşturulabilmektedir. Profilleme işlemi neticesinde kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkması durumunda sonuca itiraz ede- bilme hakkı tanınmıştır. İtiraz hakkının kullanılabilmesi için kişisel ve- rilerin yalnızca otomatik sistemler vasıtasıyla işlenmesi ve bu işleme sonucunda kişi aleyhine sonuç çıkmış olması şartlarının birlikte sağ- lanması gerekir. Yalnızca otomatik sistemlerle veri işleme dediğimizde, herhangi bir insan müdahalesi bulunmaksızın otomatik sistemlerin kendiliğinden sonuca ulaşması aranmaktadır. Örneğin, çevrimiçi kredi başvurusunda bulunan bir kişinin yanlış analiz edilmesi nedeniyle baş- vurusunun reddedilmesi halinde, kişi bu düzen- leme kapsamında itiraz hakkına sahip olacaktır. Bilindiği gibi Kişisel Verileri Koruma Kurulu- nun unutulma hakkına yönelik almış olduğu bir karar mevcut. Söz konusu kararın alın- ma sı ihtiyacını ortaya çıkaran gelişmeler- den söz edebilir misiniz? 44. Küresel Mahremiyet Konferansı Türkiye’de Yapılacak Prof. Dr. Faruk BİLİR Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan Dijital Biz 16 Dijital Biz 17
Sayfa 18 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğe” uygun bir şekilde veri sorumlularına başvuru- da bulunmaları gerekmektedir. Kurula şikayet oluşturulurken ise; sürelere riayet edilmesi, veri sorumlusuna yapılan başvuruların, alınan cevapların ve bu bel- gelere dair gönderi belgelerinin tarihlerinin açık ve anlaşılır olması, şikayete konu edilen iddiaları tevsik edici belgelerin eklenmesi, Kurumun görev alanı dışında taleplere yer verilmemesi, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun gereğince yazılı başvurularda mutlak surette ad, soyad, imza, iş veya ikametgah adresine yer verilmesi ve vekil aracılığı ile yapılan başvurularda; baş- vuru ekinde, ilgili kişiye ait vekâletnamenin eksiksiz bir şekilde ve süresine dikkat edile- rek sunulması usule uygun bir başvuru için önem arz etmektedir. Veri sorumlusu ve veri işleyenin tespitin- de göz önünde bulundurulması gereken hususlar nelerdir? Veri sorumlusu, kişisel verilerin işleme amaç- larını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesin- den sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder. Yani işleme faaliyetinin “neden” ve “nasıl” yapılacağı sorularının cevabını vere- cek kişidir. Veri sorumlusu kişisel verilerin toplanması ve toplama yöntemi, toplanacak kişisel veri türleri, toplanan verilerin hangi amaçlarla kul- lanılacağı, hangi bireylerin kişisel verilerinin toplanacağı, toplanan verilerin paylaşılıp pay- laşılmayacağı, paylaşılacaksa kiminle payla- şılacağı, verilerin ne kadar süreyle saklana- cağı gibi hususların kararını veren taraftır. Veri işleyen ise, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak veri sorumlusu adına kişi- sel verileri işleyen, veri sorumlusunun orga- nizasyonu dışındaki gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmaktadır. Açık rızaların Kanuna aykırı olmaması için nelere dikkat edilmelidir? Kuruma gelen birçok başvuru sonucu, kişi- lerin ad ve soyadı ile arama motorları üze- rinden yapılan aramalarda çıkan sonuçların indeksten çıkarılması taleplerinin “unutulma hakkı” çerçevesinde ele alınmasına ve bu kapsamda bir değerlendirme yapılmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Kurulun büyük bir titizlik içerisinde sürdürdüğü çalışmalar sonucunda konuyla ilgili bir karar yayımlandı. Kararda, Kanunda yer alan silme ve anonim hale getirme işlemlerinin unutulma hakkı- nın tesis edilmesine yönelik bir araç olduğu belirtildi. Karara göre arama motorları veri sorumlusu olarak kabul edildi. Arama motorları tarafın- dan gerçekleştirilen faaliyetler ise “kişisel veri işleme” faaliyeti olarak değerlendirildi. Karar üzerine sıklıkla kullanılan bazı arama mo- torları, Türkiye’den yapılacak başvurular için başvuru kanalları oluşturmuştur. Peki unutulma hakkı kapsamında indeks- ten çıkarılan bilgiler artık erişilemez hale mi gelmektedir? Unutulma hakkı, genel olarak bireylerin kişi- sel verilerine erişimin engellenmesini talep edebilmesi hakkını ifade etmektedir. Dola- yısıyla bireylerin itibarlarını kötü etkileyecek haber, yorum ve içeriklere erişimi azaltma taleplerini yerine getirmek adına unutulma hakkı uygun bir araç sağlamaktadır. Unutulma hakkı kapsamında internetten ulaşılan verilere ilişkin içerik kaldırma işlemi yapılmamakta, söz konusu bilgiler internet ortamında tamamen yok olmamaktadır. Bu çerçevede, arama motorlarında konuya ilişkin farklı kelimelerle arama yapıldığında ortaya çıkan sonuçlarda, ilgili içeriğe erişile- bilmesi mümkündür. Dolayısıyla ilgili kişinin talebi üzerine bir arama sonucunun bağlantı- sının kısmen kaldırılmış olması, yayımlanan içeriğe hiçbir şekilde erişim sağlanmayacağı anlamına gelmemektedir. Bahse konu verilere farklı kombinasyonlarla yapılan aramalarda ya da doğrudan kaynaktan İlgili kişilerin açık rızasının alınacağı hallerde açık rızanın tanımı üzere; rızanın belirli bir konuya ilişkin olması, bilgilendirmeye dayan- ması ve özgür iradeyle açıklanması gerekir. Veri işlemek üzere verilen açık rızanın geçerli olması için, açık rızanın öncelikle belirli bir konuya ilişkin ve o konu ile sınırlı olarak ve- rilmesi ve veri sorumlusu tarafından açık rıza beyanının hangi konuya ilişkin olarak istenil- diğinin açıkça ortaya konulması gerekir. Bununla birlikte açık rıza bir irade beyanı olduğundan, kişi özgür bir şekilde rıza vere- bilmek için neye rıza gösterdiğini bilmeli ve sadece konu üzerinde değil, aynı zamanda rızasının sonuçları üzerinde de tam bir bilgi sahibi olmalıdır. Bu sebeple bilgilendirmenin veri işleme ile ilgili bütün konularda açık ve anlaşılır bir biçimde mutlaka verinin işlenmesinden önce yapılması, açık rızanın geçerlilik kazanabil- mesi için kişinin yaptığı davranışın bilincinde ve kendi kararı sonucunda olması ve açık rızanın özgür iradeyle açıklanması, herhangi bir hususun ilgili kişi tarafından açık rıza ve- rilmesi şartına bağlanmaması ve ayrıca taraf- ların eşit konumda olmadığı veya taraflardan birinin diğeri üzerinde etkili olduğu durumlar- da rızanın özgür iradeyle verilip verilmediği- nin dikkatle değerlendirilmesi gerekecektir. Sadakat kart programı kapsamında alınan açık rızalar için açık rızanın hizmet şartına bağlanmasından söz edilebilir mi? Açık rızanın hizmet şartına bağlanmasın- dan bahsedilebilmesi için açık rızanın koşul olarak dayatılması ve ilgili kişinin açık rızası- nın bir ürün veya hizmetin sunulmasının ya da yararlandırılmasının ön şartı olarak ileri sürülmesi gerekir. Ancak veri sorumlusu tarafından sunulan ürün ve hizmetlerin erişiminin herkese açık olduğu ve belirlenen fiyatlar üzerinden her- kesin temin edebildiği durumda açık rızanın hizmet şartına bağlanmasından bahsedile- meyecektir. Ürün veya hizmetlerde sadakat erişilebilecektir. Bununla birlikte unutulma hakkı ilgili kişiler tarafından her koşulda ileri sürülebilen mutlak bir hak olmayıp istisnai bir hak niteliğinde olduğundan, her somut olay özelinde kriterler çerçevesinde değerlendir- me yapılarak karar verilmektedir. Kanuna göre kişiler yalnızca kendileri ile ilgili mi şikayette bulunabilir? İlgili kişi kendi verilerini ilgilendirmeyen fakat bir- çok kişinin verisinin ihlal edildiğine şahit olduğu takdirde bu konuyu Kurula nasıl iletebilir? Kanunun 11. maddesinde, herkesin veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili, bu maddede sayılan hakları ileri sürebileceği dü- zenleme altına alınmıştır. Dolayısıyla üçüncü bir kişi adına temsil yetkisi bulunmayan bir kişi tarafından Kurula şikayet mümkün de- ğildir. Ancak kişiler toplumun genelini ilgilen- diren bir ihlale şahit oldukları takdirde kanıt- layıcı nitelikte bilgi ve belgelerle 3071 sayılı Kanuna uygun bir dilekçe ile Kurula ihbarda bulunabilirler. Kanun’un 15’inci maddesinin birinci fıkrasın- da yer alan “Kurul, şikayet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen, görev alanına giren konularda gerekli incelemeyi yapar” hükmü gereğince Kurul şikayet veya ihbar üzerine inceleme yapabilir. Kurula iletilen şikayetlerde genel olarak yapılan hataları dikkate aldığınızda, kişi- ler haklarını kullanabilmeleri için şikayet oluştururken nelere dikkat etmelidir? İlgili kişinin hak arama yöntemleri Kanunun 13 ve 14’üncü maddelerinde belirlenmiştir. Şikayet yoluna başvurulabilmesi için ilk ola- rak; kişinin veri sorumlusuna yapmış olduğu başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya otuz gün içinde baş- vuruya cevap verilmemiş olması gereklidir. İlgili kişinin Kurula şikayette bulunmasında öngörülen süre, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gündür. Do- layısıyla kişilerin öncelikle “Veri Sorumlusuna Dijital Biz 18 Dijital Biz 19
Sayfa 20 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj Kurulumuz, sadakat kart programlarının kişi- sel verilerin korunması mevzuatı kapsamın- da incelenmesine ilişkin rehber çalışması yürütmektedir. Çalışma tamamlandığında bu konuyla ilgili bir rehber yayınlanacaktır. Biyometrik veriyi nasıl tanımlarsınız? Bi- yometrik verilerin işlenmesinde açık rıza alındığı takdirde, “hukuka uygun bir veri işleme faaliyetidir” denilebilir mi? Kanun ile özel nitelikli kişisel veriler ara- sında sayılan biyometrik veriden bahsedi- lebilmesi için kişinin fizyolojik, fiziksel veya davranışsal özellikleri gibi ayırt edici özellik- leri veri işleme sonucunda ortaya çıkarılma- lı, ortaya çıkarılan özellikler kişinin kimliğini tanımlamaya yarayan ya da kişinin kimliğini doğrulayan kişisel veriler olmalıdır. Biyomet- rik veriler kişiye özgü, benzersiz ve tektir. Biyometrik verilerin işlenmesinde, biyometrik veri işleme şartlarının mevcudiyeti ve Kanu- nun 4’üncü maddesinde düzenlenen genel ilkelere riayet edilmesi önem arz etmektedir. Kanunun 6’ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hallerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Bu çerçevede, biyometrik veriler açık rıza yoksa kanunlarda öngörülen hallerde işlene- bilecektir. Söz konusu hükmün şüpheye yer bırakmayacak kadar açık olması gerektiği değerlendirilmektedir. Biyometrik verilerin işlenmesinde her zaman Kanunun 4’üncü maddesinde düzenlenen genel ilkelere uyulması gerekmektedir. Daha önce yayımlanmış olan Kurul kararla- rında açık rıza ve ölçülülük hususuna ilişkin değerlendirmeler yer almaktadır. Açık rıza alınmış olsa dahi genel ilkelere uygun olma- dığı takdirde, hukuka uygun bir veri işleme faaliyetinden söz edilemeyecektir. Çerezler aracılığı ile kişisel veri işleme faaliyetlerinde dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir? Çerezler yoluyla kişisel verilerin işlenmesin- de öncelikle veri sorumluları tarafından tüm veri işleme faaliyetlerinde olduğu gibi genel ilkelere uygun hareket edilmelidir. Çerezlere dair aydınlatma metinlerinin hazırlanması gerekir. Açık rıza alınmasını gerektiren çe- rez uygulamaları söz konusu ise açık rıza- nın üç unsuruna uygun olarak “kabul et” ve “reddet” seçeneklerinin bulunduğu açık rıza metinlerinin sunulması gerekir. Veri sorumları kadar verileri işlenen ilgili kişilerin de dikkat etmesi gerekenler bulun- maktadır. Ziyaret edilen internet sitelerinde aydınlatma metinlerinin okunması, açık rıza metinlerinin kendilerine sunulan bilgilendir- me doğrultusunda değerlendirilmesi önem- lidir. Kurumumuz, çerezler yoluyla kişisel verileri işleyenlere pratik tavsiyeler sunmak amacıy- la “Çerez Uygulamaları Hakkında Rehber” yayımlamıştır. Söz konusu rehberde, çerez- lere dair iyi ve kötü uygulama örneklerine yer verilmiştir. Bu sayede çerezler yoluyla kişisel verileri işleyenlerin doğru huku- ki sebeplere dayalı olarak veri işlemeleri, uygulamada eksiklikler varsa bu eksiklikleri gidermeleri amaçlanmaktadır. Çerezlere ilişkin aydınlatma ve açık rıza metinlerini daha çok e-ticaret sitelerinde görmekteyiz. Çerezler yoluyla kişisel veri işleme faaliyeti yalnızca e-ticaret siteleri için mi geçerlidir? Hayır, çerezler yalnızca e-ticaret sitelerinde değil, kişilerin ziyaret etmiş olduğu birçok masaüstü ve mobil web siteleri veya web uygulamalar tarafından kullanılabilmektedir. E-ticaret siteleri gibi web siteleri çerezleri kullanan sitelerdir. Bazı çerez türlerinin kullanımı web sitelerinin düzgün çalışma- sı için zorunludur. Genel olarak bu çerez türleri için açık rıza gerekmeyebilir. Bu nedenle bazı sitelerde çerezlere ilişkin yalnızca aydınlatma metinlerinin sunul- ması yeterlidir. Örneğin Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun resmi web sitesi gibi… Veri sorumluları tarafından çerezler va- sıtasıyla kişisel veri işlenmesinde, her durumda açık rıza alınması gerekli midir? Farklı çerez çeşitleri ve bu çerezlerin fark- lı kullanım amaçları bulunmaktadır. Veri sorumlusunun çerezler yoluyla kişisel veri işleme faaliyeti özelinde yapacağı değer- lendirme neticesinde, Kanun’un 5’inci ve 6’ncı maddelerinde sayılan diğer veri işle- me şartlarını da göz önünde bulundurması gerekmektedir. 5’inci veya 6’ncı maddelerdeki işleme şart- larının uygulanması kapsamında, kişisel veri işlemenin Kanun’da bulunan açık rıza dışındaki şartlardan birine dayanması halin- de, ilgili kişiden açık rıza alınmasına gerek bulunmamaktadır. Çerez Uygulamaları Hakkında Rehber’de, açık rıza dışındaki di- ğer işleme şartları dahilinde çerez kullanım senaryoları ve açık rıza işleme şartı dahilin- deki çerez kullanım senaryoları mevcuttur. Bazı internet sitelerine giriş yapıldığında çerezlere ilişkin yalnızca “kabul et” seçe- neğinin olduğu ve kabul edilmediği takdir- de sitede ilerlemeye izin vermeyen “çerez duvarları” ve rıza alımları söz konusu. Bu yönde bir uygulamanın doğru olduğundan bahsedilebilir mi? Bir ziyaretçinin internet sitesinde yer alan tüm çerezlerin kullanılmasına onay verme- dikçe internet sitesinin içeriğini görüntüle- mesini engelleyen uygulamalar, her şeyden önce Kanunun temel ilkeleriyle bağdaşma- maktadır. Kişisel verilerin işlenmesine imkan tanıyan çerezlerin yerleştirilmesinden önce uygun veri işleme şartının tespit edilmesi gerekir. Eğer bu veri işleme şartı açık rıza ise Kuru- lun yaklaşımı; açık rızaya dayanan kişisel veri işleme faaliyetlerinde açık rızanın hiz- met şartına bağlanamayacağı yönündedir. Açık rızanın hukuken geçerli olabilmesi için “belirli bir konuya ilişkin olma, bilgilendirme- ye dayanma ve özgür irade” unsurlarının eksiksiz olarak varlığı gerekmektedir. Dolayısıyla açık rızanın özgür bir biçimde verilebilmesi kapsamında, çerez duvarlarının Dijital Biz 20 Dijital Biz 21
Sayfa 22 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj ilgili kişinin rızasını ortaya koyarken gerçek bir seçim yapmasını engellemesi söz konu- su olabilir. Böyle bir durumda kişiye tercih yapma im- kanı tanınmadan yalnızca “kabul et” seçe- neğinin sunulması kişinin özgür iradesini ortadan kaldıracağından, bu tür uygulama- ların Kanuna aykırılık teşkil edebileceğini belirtmek gerekir. İlgili kişiler çerezleri kabul ettikleri tak- dirde, söz konusu kişilerin yurt dışına kişisel veri aktarımına da onay verdikle- rinden bahsedilebilir mi? Bu ziyaret edilen internet sitesine göre değişebi- lir. Türkiye’de faaliyet gösteren internet sitelerinin yurt dışında yerleşik birtakım şirketler vasıtasıyla çerez kullandığı ve bu çerezler aracılığıyla yurt dışına veri aktarımı faaliyeti gerçekleştirdiği du- rumlarda, bu veri aktarım faaliyetinin 6698 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesindeki şartlara uygun şekilde yapılması gerekecektir. Kişisel verilerin yurt dışına aktarımı Kanun’un 9’uncu maddesinde hükme bağlanmış olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasına göre ilk aktarım şartı, ilgili kişinin açık rızasının alınması hususudur. İlgili kişilerin ziyaret et- tikleri internet sitesinde çerezler vasıtasıyla yurt dışına kişisel veri aktarımı söz konusu ise buna yönelik açık rızaların ilgili kişilere sunulması gerekir. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun güvenli ülkelerin ilan edilmesine ilişkin çalışmaları sürmekte midir? Güvenli ülkeler ilan edil- diği takdirde veri sorumluları bu ülkelere aktarımı şart gerekmeksizin yapabilir mi? Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 9’uncu maddesinde; kişisel verilerin, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt dışına aktarılamayacağı, kişisel verinin aktarılacağı yabancı ülkede yeterli korumanın bulunması veya yeterli korumanın bulunmaması duru- munda Türkiye’deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli bir korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun izninin bulunması kay- dıyla, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın söz konusu verilerin yurt dışına aktarılabile- ceği düzenlenmiştir. Henüz yeterli korumaya sahip ülkeler açıklanmamıştır. Kurulun bu konudaki çalışmaları devam etmektedir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun doğru anlaşılması ve daha etkin uygu- lanması için çeşitli çalışmalar yapılıyor. Kurum, bu çalışmalar kapsamında ban- kacılık sektöründe kişisel verilerin korun- masına yönelik iyi uygulamalar rehberi yayımladı. Öncelikle rehberin yayımlan- ma amacını öğrenebilir miyiz? Rehber ile bankacılık sektörü tarafından yürütülen kişisel veri işleme faaliyetlerinin Kanuna uygun olarak gerçekleştirilmesi konusunda bankacılık sektörünün yönlendi- rilmesi ve iyi uygulama örneklerinin oluştu- rulması amaçlanmaktadır. Rehber, bankaların kişisel verilerin korunma- sı alanında uyması gereken usul ve esaslar ile yerine getirmesi gereken yükümlülüklere ilişkin genel açıklamaları içermektedir. İyi uygulamalar rehberinin kişisel verilerin ko- runmasında; 6698 sayılı Kanunun daha etkin uygulanmasına, sektör bazında uygulama birliğine gidilmesine, kişisel verilerin korun- masında sürdürülebilirliğin sağlanmasına olumlu katkılar sunması beklenmektedir. Rehber hazırlanırken sektörün düşünce- leri dikkate alındı mı? Sektörün konuya yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Birçok sektörde olduğu gibi bankacılık sektöründe de yoğun bir şekilde kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştirilmek- tedir. Kişisel verilerin korunması hakkı bağlamında ilgili kişilerin maruz kaldığı risk derecesi göz önünde bulundurularak; Kurumumuz ile Türkiye Bankalar Birli- ği bünyesinde çalışma grupları kuruldu. Bu süreçte sektörün yapıcı bir yaklaşımı oldu. Söz konusu çalışma grupları arasında pe- riyodik toplantılar gerçekleştirildi. Bu kap- samda yapılan ortak çalışmalar sonucunda rehber, sektör ile iş birliği içinde hazırlandı. Bankacılık sektörü dışında diğer sektör- lerle ilgili buna benzer çalışmalar var mı? Sektör bazlı iyi uygulamalar rehberi çalış- maları yalnızca bankacılık sektörüyle sınırlı değil. Turizm, havacılık, telekomünikasyon ve reklamcılık gibi birtakım sektörlerde kişisel verilerin korunmasına yönelik iyi uygulamalar rehberlerinin hazırlanmasıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bu ça- lışmalarda da bir hayli mesafe katettiğimizi söyleyebilirim. Veri sorumlusu nezdinde bir ihlal mey- dana geldiği takdirde veri sorumlusunun yapması gerekenler nedir? Bilindiği üzere veri sorumluları veri güvenli- ğine ilişkin her türlü teknik ve idari tedbirleri almak durumundadır. İşlenen kişisel verile- rin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafın- dan elde edilmesi halinde, veri sorumlusu- nun bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kişisel Verileri Koruma Kuruluna bildirmesi gerekir. Kurula bildirmek için en kısa süre veri so- rumlusunun bu durumu öğrendiği tarihten itibaren gecikmeksizin ve en geç 72 saat olarak belirlenmiştir. İlgili kişilere de makul olan en kısa süre içerisinde, ilgili kişinin iletişim adresine ulaşılabiliyorsa doğrudan, ulaşılamıyorsa veri sorumlusunun kendi web sitesi üzerinden yayımlanması gibi uygun yöntemlerle bildirim yapılması gerekir. Kurul gerekmesi halinde kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ihlal bildirimini ilan edebilir. Veri işleyen nezdinde bir ihlal meydana geldiğinde veri işleyene idari yaptırım uygulanabilir mi? Veri sorumlusu ile veri işleyen arasında imzalanan sözleşmeler çerçevesinde veri işleyene belirli yükümlülüklerin yerine getiril- mesi konusunda yetki verilmesi mümkündür. Fakat bu tür bir yetkilendirmenin varlığı, veri sorumlusunun Kanun ve ilgili mevzuattan Dijital Biz 22 Dijital Biz 23
Sayfa 24 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaya- caktır. Kanunda, kişisel veri işleme faaliyetlerine ilişkin hukuki yükümlülüklerin yerine geti- rilmesinde veri sorumlusu esas alınmakta- dır. Veri sorumlusu, kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetil- mesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişidir. Veri işleyen ise, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel veri işleyen gerçek veya tüzel kişidir. Buna göre, veri işleyenin veri sorumlusunun tali- matlarını yerine getirdiği açıktır. Kanunda gerek aydınlatma yükümlülüğü gerek veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler, veri sorumlusu üzerinden tanımlanmış olup ilgili kişinin, haklarını “veri sorumlusuna” karşı ileri sürebileceği düzenlenmiştir. Kişi- sel verilerin veri sorumlusu adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işlenmesi halinde veri sorumlusu, söz konusu tedbir- lerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur. İdari para cezalarındaki artış miktarı ve uygulanan idari yaptırımların miktarı na- sıl belirlenmektedir? İdari para cezalarına ait rakamlar, Kaba- hatler Kanununun 17. maddesinin yedinci fıkrası gereği her yıl yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. Cezai yaptırımların miktarına ilişkin öngörülen idari para cezala- rının alt ve üst sınırları arasında karar alı- nırken, Kabahatler Kanunu dikkate alınmak üzere ihlalin boyutu, kabahatin haksızlık içeriği, veri sorumlusunun kusuru ve ekono- mik durumu da göz önünde bulundurulur. Bu kriterlerin yanı sıra, Kurula intikal eden her vaka kendi içinde ayrıca değerlendi- rilmekte, hukuka aykırılığın gerçekleşme biçimi, bu aykırılıktan geniş bir kitlenin etki- lenip etkilenmediği, etkilenen kişisel verilerin niteliği gibi ilave kriterler de göz önünde bulundurulmaktadır. Burada amaçlanan, kabahatlerin farklı ekonomik güce sahip ger- çek ve tüzel kişiler hakkında uygulanacak olması nedeniyle, yaptırım uygulanmasında hakkaniyeti sağlamaktır. Buna göre, küçük ölçekli bir aile şirketiyle ülke çapında faaliyet gösteren bir holdingin Kanun hükümlerini ihlal etmesi durumunda uygulanacak idari para cezasının miktarının belirlenmesinde, kabahatin niteliği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, farklılıklar olacağı kesindir. Kurumun internet sitesi www.kvkk.gov. tr’de yer alan ihlal bildirimlerine bakıldı- ğında ihlallerin genellikle zararlı yazılım- lar sonucu olduğu görülmektedir. Siber saldırılara karşı alınabilecek önlemlerden kısaca bahseder misiniz? Siber saldırılara karşı veri sorumluları ta- rafından alınması gereken teknik ve idari tedbirler bulunmaktadır. Kişisel veri içeren bilgi teknoloji sistemleri- nin internet üzerinden gelen izinsiz erişim tehditlerine karşı korunmasında alınabile- cek öncelikli tedbirler, güvenlik duvarı ve ağ geçididir. Bunlar, internet gibi ortamlardan gelen saldırılara karşı ilk savunma hattı olacaktır. Teknik tedbirlerin yanı sıra idari tedbirlerin de alınması gerekmektedir. Kişisel veri far- kındalığı eğitimleri ile çalışanların farkındalı- ğının artırılması da veri güvenliği açısından büyük önem arz etmektedir. Belediyelerin ödeme ve borç sorgulama hizmetlerine ilişkin verilmiş olan İlke Ka- rarı neticesinde belediyelerden beklenen uygulama nedir? Belediyeler tarafından emlak vergisi öde- me, hızlı ödeme veya borç sorgulama gibi sayfalar aracılığıyla çevrimiçi olarak sunu- lan hizmetler kapsamında Kanunun 12’nci maddesinde yer alan veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve her- hangi bir veri ihlalinin önlenmesi amacıyla; çift faktörlü doğrulama için ilk doğrulamanın TC kimlik no, ad soyad, vergi no, sicil no gibi verilerle yapılırken, ikincil düzeydeki doğ- rulamanın kişiye özel oluşturulmuş SMS ya da e-postaya iletilen şifre gibi bir sistemle gerçekleştirilmesi, ikincil düzeyde kişiye ait başkalarının da erişebileceği telefon no, doğum tarihi, anne baba adı, sicil no gibi bilgiler yerine sadece kişiye özel olarak belirlenecek ve sadece ilgili kişinin erişebile- ceği verilerin istendiği sistemler ya da üyelik sistemi ile söz konusu hizmetlerin sunulma- sı uygun olacaktır. Siber saldırılara ve veri ihlaline karşı veri sorumlularının yanı sıra ilgili kişilerin de alabileceği önlemler var mıdır? İlgili kişilerin de veri güvenliği noktasında dikkat etmesi gereken hususlar bulunmak- tadır. Kişiler kendilerine sunulan aydınlatma ve açık rıza metinlerini okuyarak bilgileri kimlerin hangi amaçlarla topladığını ve bilgi- lerin paylaşıldığı takdirde sonuçlarının neler olabileceğini düşünerek veri paylaşımında bulunmalıdır. Üyelik gerektiren platformlarda büyük-küçük harf, noktalama işaretleri ve sayılar içeren güçlü parolalar oluşturulmalı, parolalar dü- zenli aralıklarla değiştirilmeli ve aynı parola birçok platformda kullanılmamalıdır. Bağ- lantılara tıklamadan önce düşünülmeli, web siteleri ve sosyal ağ uygulamaları üzerinde kullanım tercihleri düzenlenmelidir. Ayrıca iki faktörlü doğrulama gibi yöntemler de tercih edilebilir. Unutulmamalıdır ki; kişiler tarafından alına- cak bu önlemler sayesinde ileride doğabile- cek zararların önüne geçilebilir. Gün geçtikçe yapay zekanın kullanımı ol- dukça yaygın hale gelmekte ve bunun bir sonucu olarak kişisel veriler doğrudan veya dolaylı olarak söz konusu uygula- malar kapsamında işlenmektedir. Yapay zekâ kapsamında veri güvenliği için nele- re dikkat edilmelidir? Yapay zekâ, bireyler ve toplum için önemli faydalar üretmekle birlikte, bireyin temel hak ve özgürlükleri kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bakımından doğ- ru biçimde yönetilmelidir. Dijital Biz 24 Dijital Biz 25
Sayfa 26 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Röportaj Kişisel veri işlemeyi temel alan yapay zekâ çalışmaları ve uygulamaları Kişisel Verilerin Korunması Kanununa ve ikincil mevzuata uygun olmalıdır. Bu uygulamalar veri mahremiyetini esas alan, temel hak ve özgürlüklere saygı göste- ren ve ilk aşamadan itibaren kişisel verilerin korunması mevzuatına uyum sağlayan veri koruma ilkesine göre geliştirilmeli ve yönetil- melidir. Bu konuya ilişkin yapay zekâ alanın- da yapılacak çalışmalara yönelik tavsiyeleri içermekte olan “Yapay Zekâ Alanında Kişi- sel Verilerin Korunmasına Dair Tavsiyeler” internet sitemizde yayınlanmıştır. Sosyal medyada kişilerin diledikleri gibi paylaşımlarda bulunması kişisel verilerin korunması açısından nelere yol açabilir? Sosyal ağlarda yapılan paylaşımlar isteme- den de olsa kişilerin kendilerinin ya da bir başkasının mağdur olmasına yol açabilmek- tedir. Bu nedenle paylaşımlar yapılmadan önce bir kez daha düşünülmeli ve mahremi- yet hakkı göz önünde bulundurulmalıdır. Sosyal medya paylaşımlarının herkese açık olması, kötü niyetli kişilerin hedefi haline gelme riskini artırmaktadır. Bu da kişilerin mağduriyete uğramalarına neden olabil- mektedir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’na göre kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kayde- dilmesi, hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi ile yok edilmemesi suç teşkil etmektedir. Kişisel Verilerin Korunması Kanununda çocuklar için ayrı bir düzenleme bulun- mamakta. Çocukların kişisel verilerinin korunması noktasında tavsiyeleriniz nelerdir? Öncelikle çocukların kişisel verilerin korun- ması konusunda farkındalık kazanmaları önem arz etmektedir. Yetişkinler gibi çocuk- ların da güçlü parolalar oluşturmaları gere- kir. Çocuklar söz konusu olduğunda ailelerin çocukları veri paylaşımına ilişkin bilgilendirme- leri, çevrimiçi ortamlarda yalnız bırakmamalar ı ve internet tarayıcılarında gizlilik ayarları- nın kontrolünü sağlamaları çocukların mah- remiyeti için gereklidir. Diğer yandan veri sorumluları, çocukların kişisel verilerinin işlenmesi söz konusu ise, Kanuna uyum konusunda buna yönelik özen göstermelidir. Çocuklara özel aydınlatmala- rın yapılması ve çocukların haklarını bilme- lerini ve kullanabilmelerini sağlayacak uy- gun politika ve mekanizmaların geliştirilmesi son derece önemlidir. Çocukların verilerinin işlendiği durumlarda, teknik ve idari tedbirlerin en üst seviyede alınmasına yönelik bir yaklaşım benimsen- melidir. Ürün ve hizmetlerin sunumunda çocukların kişisel verilerinin işlenmesi ge- rekli ise veri minimizasyonu ilkesine uygun olarak gereğinden fazla veri işlenmemelidir. Küresel Mahremiyet Konferansı’na bu yıl Kişisel Verileri Koruma Kurumu ev sahipliği yapacak. Kişisel verilerin korun- masıyla ilgili böylesine önemli bir orga- nizasyonun ülkemizde yapılacak olması, aslında bu alanda ciddi bir ilerleme sağ- landığının da göstergesi olarak düşünü- lebilir. Konferans’tan ve öneminden biraz bahseder misiniz? Küresel Mahremiyet Asamblesi veya bir di- ğer ifadeyle Küresel Mahremiyet Konferan- sı, her yıl 130’dan fazla ülkenin veri koruma otoritesini bir araya getiren, kişisel verilerin korunması konusunda önemli kararlar alabi- len, uluslararası bir organizasyon. Kurumumuz 2017 yılında Konferansa akre- dite oldu. O tarihten itibaren kişisel verilerin korunmasıyla ilgili yapılan bazı çalışmalara destek verdi. Kurumumuzun 44. Konferans için başvuru yaptığı adaylık süreci olumlu sonuçlandı ve bu yılki Konferansa ülkemiz ev sahipliği yapmaya hak kazandı. Bunun kişisel verilerin korunması adına önemli bir gelişme olduğuna inanıyorum. Biz de Kurum olarak misafirperverliğimizi en iyi şekilde sergilemeye çalışacağız. Konferansı 25-28 Ekim 2022 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirmeyi planladık. Bununla ilgili gelişmeleri kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Konferansın amacı nedir? Konferansa kimler katılabilecek? Konferans genel olarak, kişisel verilerin ko- runmasıyla ilgili güncel gelişmeler ışığında alanında uzman isimleri bir araya getirerek mahremiyet sorunlarına çözüm aramayı, mahremiyetin korunması bakımından öncü ve yol gösterici nitelikte raporlar ve kararlar yayımlamayı amaçlamakta. Öte yandan Konferans açık ve kapalı otu- rumlardan oluşuyor. Açık oturuma üye otoritelerin ve gözlemci kuruluşların yanı sıra veri koruma alanındaki ilgililer, iş dün- yası, akademisyenler, sivil toplum kuruluş- ları, meslek kuruluşları ve basın mensupları katılabilmekte. Kapalı oturumlara ise yalnızca üye veri ko- ruma otoritelerinin ve gözlemci kuruluşların temsilcileri katılmaktadır. 44. Küresel Mahremiyet Konferansı’nda başlıca ele alınacak konular nelerdir? Konferans kapsamında; yapay zekâ, meta- verse, büyük veri, blok zincir, sınır ötesi veri transferi ve dijital çağda çocukların kişisel verilerinin korunması gibi birçok konu ele alınacak. Gelişmekte olan teknolojiler, mah- remiyet ilkeleri ışığında değerlendirilecek. Aynı zamanda kişisel verilerin kötüye kulla- nımının önlenmesi adına veri güvenliğinin sağlanması hususunda alınabilecek tedbir- ler de konuşulacak. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun Kü- resel Mahremiyet Konferansı’na sağladı- ğı katkılardan kısaca bahseder misiniz? Kurumumuz, Küresel Mahremiyet Konferan- sı’nın bünyesinde oluşturulan ve kişisel veri- lerin korunması alanında öncü nitelikte raporlar sunan çalışma gruplarının faaliyetlerini titizlikle takip etmekte ve aynı zamanda bu çalışma- lara katkı sağlamaktadır. Üyesi olduğumuz çalışma gruplarına; “Küresel Standartlar ve Çerçeveler Çalışma Grubu”, “Dijital Ekono- mi Çalışma Grubu” ve “Uluslararası Uygula- ma İşbirliği Çalışma Grubu”nu örnek olarak verilebilirim. Ayrıca belirtmek isterim ki, “Küresel Mah- remiyet Konferansı Uluslararası Uygulama İşbirliği Çalışma Grubu” üyesi olarak; “Do- küman Kütüphanesi” çalışmasının güncel- lenmesi faaliyetini Kurumumuz üstlenmiş ve 2021 yılı içinde bu görevini başarıyla tamamlamıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı olarak ve aynı zamanda şu an Küresel Mahremiyet Konferansı’nın temsil edil- mesinden sorumlu olan organı; İcra Ko- mitesi’nin bir üyesi olarak Konferans’ın geleceği hakkında neler düşünüyorsu- nuz? Küresel Mahremiyet Konferansı’nın misyo- nu; veri koruma ve mahremiyet alanında uluslararası düzeyde liderlik sağlamaktır. Vizyonu ise; veri koruma otoriteleri arasın- da bir forum oluşturmak suretiyle bilgi ve tecrübe paylaşımı yoluyla ortak çalışmalar yürütmek ve otoriteleri bu kapsamda des- teklemektir. Bu misyon ve vizyona uygun olarak her yıl düzenlenen Konferanslar sonucunda kişisel verilerin korunmasına ilişkin dünya kamuo- yunda farkındalık artırılmakta, öncü nitelikte “İlke Kararları” ve “Ortak Beyanlar” ilan edil- mekte, “Çalışma Grubu Raporları” yayımlan- maktadır. Bu çalışmalar uluslararası forum- lara ve akademik çalışmalara konu olmakta, hem ulusal hem de uluslararası alandaki uygulamalara rehberlik etmektedir. İcra Komitesi üyesi olarak, Konferans’ın yeni üyeleri ve gözlemcileri ile büyümeye devam edeceğini, veri koruma alanına yön verecek nitelikte çalışmalarını etkin bir bi- çimde sürdüreceğini ifade edebilirim. Dijital Biz 26 Dijital Biz 27
Sayfa 28 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Yazar Av. Sefa KARCIOĞLU Multiversera Teknoloji Yatırımları Yönetim Kurulu Üyesi Dipnot: Kişisel verilerimiz, bizi biz yapan, bizi diğer bireylerden ayıran en değerli veridir. Dijital dünyada kullanılan bazı algoritmalar ile bu bilgilerin farklı ve kötü niyetli amaçlar için kullanılarak kişisel veri mahremiyetinin ihlal edilebileceği unu- tulmamalıdır. Metaverse Evreninde Kişisel Verilerin Korunmasının Önemi Son zamanlarda yaşanan tekno- lojik gelişmelerin etkisiyle Meta- verse adını sıklıkla duyuyoruz. Metaverse evreni ile birlikte in- ternetin ortaya çıktığı zamandaki gibi birçok alışkanlığın değişme- si bekleniyor. İnternet siteleri sonrasında platform odaklı gelişen yeni ağlar web 2.0 ile sosyal medya araçlarının ortaya çıkmasına neden oldu. İnsanların birçok alışkanlığı internet siteleri ve sosyal medya araçlarının iş- levsellik kazanmasıyla değişti. Web 3.0 sayesinde yeniçağda ise insanlar, Metaverse ve buna paralel pek çok evrende yeni bir gerçeklik kavramı ile tanışacak. Metaverse, esasında insanla- rın kişiselleştirilmiş avatarların yardımıyla buluşabilecekleri bir sosyal alan olarak tanımlanabilir. Metaverse ile günümüzün sos- yal medyasından farklı olarak başkalarının deneyimlerini izle- mektense o deneyimlerin anlık olarak yaşanabilmesi için, sanal gerçeklik (VR) ile 3D platformları ile kullanıcıların etkileşime geç- mesi sağlanacak. İnternet çağının başlangıcında kullanıcılar, sadece internette yer alan bilgilere erişim sağ- larken; günümüzde ise içerik üretir hale dönüştü. Dijital dünya insanların hayatının merkezinde yer almaktadır. We Are Social ve Hootsuite ortaklığında yayım- lanan dünyanın dört bir tarafın- daki internet ve veri kullanımını inceleyen Digital 2022 Raporuna göre, Sosyal medya kullanıcıla- rın sayısı şu anda dünya nüfu- sunun yüzde 58’inden fazlasını oluşturuyor. Sosyal medya kul- lanıcılarının Dünyada ortalama- sında internette geçirdiği süre günlük ortalama 7 saati bulurken Türkiye’de ortalama 8 saat inter- netti bulabiliyor. Facebook dün- yada en çok kullanılan sosyal medya olmaya devam ederken onu YouTube ve WhatsApp takip ediyor. Kullanıcı sayısı hızla ar- tan sosyal medya platformlarının reklam kitlesi de hızlı bir şekilde büyüyor. Dünyanın en büyük şirketlerinden Büyük Beşli de- nen Microsoft, Amazon, Apple, Alphabet (Google) ve Facebook (META) isimli şirketler de sosyal medya üzerinden 50’ye yakın kişisel veriyi kullanıcıların kendi rızaları ile toplayarak, kullanıcı profillemeleri ile mikro hedefli reklamlar ile ücretsiz ürün ve hizmetlerini kullanıcıların kişisel verisi karşılığında sunuyorlar. Sosyal medyada ve uygulama- larda; kullanıcıların belirttiği yaş, cinsiyet, ilgi alanları gibi kişisel verileri işlendiği gibi kullanıcıla- rın doğrudan paylaşmadığı bazı başka veriler de işlenmektedir. Örneğin: en son tatile ne zaman ve nereye gidildiği, bir sonraki tatilin nereye planlandığı, duy- gusal durumları, siyasi görüşü ve daha birçok veriye ulaşım sağlanmaktadır. İşbu kapsamda bugünün teknolojisi ile kullanı- cıların uygulamalar ve sosyal medya aracılığıyla arkasında bıraktığı dijital kırıntılar kişilikleri, zevkleri ve yönelimleri hakkında birçok şey anlatmaktadır. Kullanıcılar internette hangi ve- rileri paylaştıklarına önem ver- mezken çeşitli sosyal ağlar ve platformlar kişisel verileri an- lamlandırarak insanların sosyal davranışlarına yön vermiş- tir. Şöyle ki, Facebook Ocak 2012’de 689 bin kullanıcının Facebook’ta ana sayfa akışını tamamen pozitif veya tamamen negatif paylaşımlarla doldurmuş, kullanıcı davranışlarını, tepkile- rini rapor haline getirmiştir. Gün geçtikçe kişisel verileri daha çok pazarlama ve reklam amacıy- la kullanan şirket Cambridge Analytica skandalı ile Amerikan başkanlık seçimlerine dahi etki edebilecek duruma gelmiştir. Metaverse, bireysel kullanıcıla- rın sanal ortamla etkileşimlerini büyük veri analizine dayanarak otomatik kararlar almak suretiyle gerçekleştirmektedir. Metaver- se’de ise tüm bu işlenen kişisel verilere ek olarak yapılan tüm iş- lemlerde, platformdaki davranış- lara ek olarak VR ve AR cihazla- rı ile edinilen verilerin işlenmesi ve toplanması mümkün olacak- tır. Metaverse’de VR gözlükle- rimiz ile nereye bakıyoruz, göz tam olarak hangi noktada, ne görüyoruz, hangi görüntüye kaç saniye harcıyoruz, görüntünün en çok hangi noktası dikkatimizi çekiyor, bunların ölçümlenmesi ve profillenmesi mümkün ola- cak, yapay zekâ bu doğrultuda kullanıcılara önerilerde bulunabi- lecektir. Örneğin, Metaverse’de bir konserde eğlenirken, VR cihaz- larının özellikleri ve sensörleri ile yüz ifadelerimiz, kafa ve vücut hareketlerimiz, içerikleri gördü- ğümüzde verdiğimiz tepkiler, hatta nabız ve kalp atış hızı- mız, gözümüzün fizyolojik anlık değişimleri bile izlenebilecek ve buralardan çok sayıda sonuç çıkarılabilecektir. Bu doğrultuda soluk soluğa kalan bir kişinin, vücut ısısı değişimi ve gözün- deki hareketler ile kişinin sağlık sorunu tahmin edilerek en yakın hastanenin reklamları gösteril- mesi sağlanabilecektir. Metaverse’ün tüm dünya tara- fından tanınmaya başlaması ise Facebook Ceo’su Mark Zucker- berg’ün, Facebook şirketinin adı- nı Meta olarak değiştirmesi ve Metaverse’ü internetten sonra en büyük yenilik olarak tanımla- ması ile birlikte olmuştur. Metaverse aslında kabaca bir online ortamlar topluluğu; artı- rılmış gerçeklik cihazları ile bu evren ötesi, sanal ya da fiziksel, hayal edilebilen her şeyi içine alacak şekilde kurgulanmıştır. Metaverse’de dijital ikizimiz ava- tarlar ile gerçek hayatta yaptığı- mız veya yapabileceğimiz oyun oynamak, takılmak, flört etmek, okula gitmek, iş sağlığı eğitimleri almak, sanal kadavralar üzerin- de çalışmak, ameliyatlar, iş dün- yası, toplantılar, fuarlar, organi- zasyonlar, seyahatlar, oyunlar, konserler ve elbette alışveriş gibi birçok günlük aktiviteyi yerine getirmek mümkün olacaktır. Metaverse canlı bir veri de- posu olacaktır. İşbu nedenler kişisel verileri koruyabilmek adına hukuki bir altyapının oluşturulması da zorunluluk- tur. Çünkü algoritmalar ve yapay zekalar insanlara çok iyi hizmet sunabildiği gibi aynı zamanda bir insanı çok bir şekilde manipüle de edebil- mektedir. Bir insanı manipüle edebilmek için ondan yüksek bir miktarda veri toplamak ge- rekmektedir. Facebook skan- dalı belki de bu durumun en büyük örneği olmuştur. Kişisel verilerimiz, bizi biz ya- pan, bizi diğer bireylerden ayıran en değerli veridir. Dijital dünyada kullanılan bazı algoritmalar ile bu bilgilerin farklı ve kötü niyetli amaçlar için kullanılarak kişisel veri mahremiyetinin ihlal edilebi- leceği unutulmamalıdır. Dijital Biz 28 Dijital Biz 29
Sayfa 30 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Bir sabah uyandığımızda tıpkı Alice’in harikalar diyarına doğru yol alışı gibi gerçek dünyadan başka gerçekliklere kapı aralayan bir kavramla tanıştık hepimiz: “Metaverse” (sanal evren). Peki neydi bu sanal evren kavramı? Sanal evren tıpkı Albert Einstein’in öncülük ettiği “paralel evren teorisi” gibi bu dünyayı gerçeklik boyutundan başka bir düzleme taşıyan bir sistemdi. Bu yenilikçi “metaverse” dünyası dijital platformlarda yaratılan yeni bir varoluşun ayak sesleriydi. Metaverse, sanal evrende insanlara bu dünya gerçek- liğinin dışında, bambaşka kapılar araladı. Bilim kurgu romanlarını aratmayan bu yeni dijital dünya kısa sürede post-moder- nizmin etkisiyle hızla tüketilen popüler bir kavrama dönüştü. Milyon dolarlık arsalar satın alanlar mı dersiniz, yoksa NFT’ye dönüştürülen ve koleksiyonerlerin almak için yarıştığı güncel sanat eserleri mi? Teknoloji tutkunları kendi gerçek dünyasını bir tarafa bırakırken bu sanal düzlemde kendine gelecekten bir yer edinme çabasına girdi. İlk ortaya çıktığı dönemde oyun dünyasında çokça bilinen Metaverse artık herkesin adını duyduğu ve meraklısı olduğu bir kavram haline gelmişti. Bu dijital dünyanın vaatleri arasında kişinin kendi isteğine göre yarattığı avatarla tıpkı gerçek bir insan gibi yaşamını en çok ziyaret edilen sosyal medya platform- larında hep NFT’ler hakkında yazıldı, çizildi. Hatta Collins English Dictionary, NFT kısalt- masını yılın kelimesi olarak bile seçti. Herkesin merak konusu haline gelen NFT, aynı zamanda yatırımcıların giderek daha fazla bütçe ayırdığı kârlı bir yatırım aracına da dönüşmüştü. Avatar çizimleri sunan CryptoPunks’un 2021 yılı Haziran ayında Sotheby’s’in müzayede evi tarafın- dan 11.8 milyon dolara satılan, “Covid Alien” olarak da bilinen CryptoPunk #7523 NFT’si, satıldığı dönem sanat sektöründe de oldukça ses getirmiş- ti. Ardından Dijital sanatçı Beeple’nin Crossroads NFT’si, 6,66 milyon dolar ile yeni bir rekora imza atmıştı. Sanal bir arazi parselinden Jack Dorsey’in tweetine kadar akla gelebilecek her şey NFT ola- rak satılırken, bazı yatırımcılara göre NFT’ler iyi bir yatırım aracı olarak değerlendirilirken bazı yatırım- cılar için ise popüler kültürün var ettiği geçici bir kavram olarak görülüyor. Türkiye’de ise ilk olarak Tarık Tolunay’ın “Fractal Pandemi” NFT’sinin 2021 yılında 36 bin dolara satılması bir dönüm noktası oldu. Ardından yeni medya sanatçısı Refik Anadol’un, 21 milyon TL’ye satılan “Casa Batllo: Yaşayan Mimari” adlı eserinin 1 milyon 380 bin dolardan alıcı bulması piyasada yankı uyandırdı. Cem Yılmaz, Selçuk Erdem gibi tanınmış isimlerin NFT’leri de yüksek rakamlara satılan eserler arasında yerini aldı. NFT trendi sadece sanat piyasasıyla sınırlı kalmayarak tanınmış dünya markalarının da radarına girdi. Prada, 100 Ethereum tabanlı NFT’yi piyasaya süreceğini yakın zamanda açıkladı. Ünlü İtalyan markası bu koleksiyonda sanatçı Damien Hirst’ün oğlu Cassius Hirst ile iş birliği yapa- cak. Adidas ise şimdiye kadar oyun, AR, NFT alanın- daki teknolojik gelişmeleri en çok takip eden marka- lardan biri oldu. Adidas’ın Into the Metaverse NFT koleksiyonu kapsamında gerçekleşen satışlarda 30 bin NFT, neredeyse piyasaya sunulduğu gün satıldı. Kripto Para Piyasası’ndaki Gerileme NFT Satışlarını Nasıl Etkiliyor? 2022 yılının başında 22 milyar dolarlık işlem hacminde seyreden NFT Satışları, yılın ilk çeyreğinde 50 milyar dolar seviyesine kadar yükselmişti. Ayı piyasasının kripto dünyasındaki etkileri devam ederken, Bitcoin’le birlikte NFT satışları da bu durumdan ciddi bir şekilde etkileniyor. 7 Temmuz 2022 Perşembe günü Coin- MarketCap verileri, benzersiz token (non-fungible token, NFT) ekosisteminin toplam piyasa değerini 1.769.897.328 dolar şeklinde gösteriyor. CryptoSlam verilerine göre, NFT protokollerinde ay boyunca yapı- lan toplam satış tutarı 7.719.829 dolar seviyesinde. sürdürebilmesi de yer alıyordu. The Sims oyunu- nu oynayanlar iyi hatırlar, Metaverse düzeninde yaşam sürdürmek de tıpkı bu oyundaki yaşama benziyor, bu dünya yepyeni gerçeklikler ve bu yeni dijital evren içinde var olmayı başaranlara pek çok konuda sınırsız özgürlük vaat ediyordu. NFT kavramı da Metaverse dünyası ile birey- lerin hayatına giren kavramlardan biridir. Öyle ki artık neredeyse akla gelebilecek her şeyin NFT’si yapılıp, kolaylıkla dijital platformlarda sa- tılıyor. Dijital ortamda varlık gösterebilen Non- Fungible Token yani NFT’ler, eşsiz bir değerin karşılığı olarak piyasaya sunuluyor. Buradaki eşsiz kavramı, paha biçilemeyen anlamında değil, eşi benzeri ve taklidi olmadığı anlamına geliyor. Ethereum blok zinciri geliştiricilerinin hazırladığı ERC-721 token standartlarında üretilen NFT’ler dijital platformlarda alıcıları ile buluşuyor. Özellikle sanat camiasının en de- ğerli varlıklarını NFT olarak dudak uçuklatan rakamlara sattığı telaffuz edilebilir. 2021 yılının başında dijital sanatçılardan Beep- le’in Everydays: The First 5000 Days adlı sanat eserinin NFT’sinin Christies müzayede evi tara- fından 69 milyon dolara satılması NFT dünya- sında adeta bir dönüm noktası oldu. Bu satışın hemen sonrasında kripto, NFT avatarları, me- taverse evreninde gayrimenkul satın alma ve GameFi gibi konular giderek popülerleşmeye başladı. Ana akım medya, gazetelerde veya NFT’ler kripto piyasasındaki değişimlere oldukça hızlı reaksiyon gösteriyor. Ayı piyasası ve aynı zamanda 9 Mayıs’ta yaşanan Terra kaynaklı çöküşün de etkisiyle de fiyatlar sürekli olarak düşme eğiliminde olduğu için, NFT piyasası da bu durumdan direkt olarak etkileni- yor. Bu olumsuz etkilere rağmen bazı NFT koleksiyon- larında ise işlem hacmi artmaya devam ediyor. Bored Ape Yacht Club, Mutant Ape Yacht Club, Otherdeed, CryptoPunks, CloneX ve Sorare gibi pek çok popüler NFT koleksiyonundaki işlem hacmi, bu süreçte iki kattan fazla arttı. En büyük artış, %262,79’luk oranla Bored Ape Yacht Club’da görüldü. Bu koleksiyonu ta- kip eden koleksiyon ise %173,49 ile Mutant Ape Yacht Club oldu. 7 Temmuz 2022 Perşembe itibarıyla son 24 saatte en çok değerlenen NFT ise yüzde 151,3 ile VIDT Datalink (VIDT) oldu. Protokolün toplam piyasa değeri 22.365.484 dolara ulaşırken, 1 VIDT Datalink (VIDT) 0,464178 dolardan işlem görmeye başladı. Bybit NFT Market ile Keşfet NFT, dünyanın en önemli global kripto borsaların- dan biri olan Bybit’in en fazla önem verdiği konula- rın başında geliyor. Metaverse’te dijital içerik üretici- lerin NFT’lerini keşfetmek, bu konularla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek ve kendi yatırımını yapmak isteyen koleksiyonerler Bybit’in NFT platformunu ziyaret edebilir. Bybit NFT platformu dijital sanat koleksi- yonları, GameFi ve dijital dünyanın sunabilecekleri- nin en iyisini vaat etmek üzere tasarlandı. ETH, BIT, XTZ veya USDT bakiyesi olan Bybit Spot Hesabı ile Bybit NFT Market üzerinde işlem yapılabilir. Bybit’teki her bir NFT, yalnızca bir tokenle fiyatlan- dırıldığı için tek bir NFT alım-satımı yapılırken fiyat birimi olarak BIT (BitDAO) kullanılıyorsa USDT veya ETH gibi başka tokenler kullanılamaz. Platform üzerinden NFT satışı için ise profil sayfa- sından, satılmak istenen NFT için “Hemen Listele” seçeneğine tıklanır, ardından NFT Listeleme sayfası- na gidilir. NFT’yi listelemek için şu adımlar takip edilir: 1. Fiyatlandırma yapmak için token seçilir (USDT, BIT, XTZ veya ETH). 2. Miktarı girilir. 3. Listeleme bitiş za- manı seçilir 4. “Gönder” seçeneğine tıklanır. Bybit NFT Pazarı’ndan satın alınan NFT’ler kolaylıkla listelenir. Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da sektöre öncülük eden Bybit, herkesin NFT kavramını kendi kendine keşfederek öğrenebilmesi için de kılavuz nite- liğinde olan Bybit Learn sayfasını açık kaynak olarak yayınlayarak, kripto camiasında bilgi üretimine destek oluyor. Bybit NFT Platformu yalnız bu imkanlarla da sınırlı değil, platformda aynı zamanda dünya genelin- deki NFT meraklıları ile kolaylıkla tanışıp, topluluk üze- rinden iletişime geçip kendi aralarında yatırım yapma ve girişimde bulunma imkanına erişiyorlar. Sanal dünyanın varoluşsal gerçeklikleri: Metaverse Dijital Biz 30 Dijital Biz 31
Sayfa 32 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Son dönemde GameFi’ın kullanıcı sayı- larında düşüş göze çarpıyor. Huobi Glo- bal’in araştırma verilerine göre yayınladığı bültende kullanıcı sayıları, gelir kayıpla- rına dikkat çekilerek GameFi’ın geleceği için Metaverse’in bir çıkış yolu olabilece- ğine değiniliyor. GameFi için oyun bitti mi? Son zamanlarda bu soru, oynadıkça kazan (P2E) oyunlarının kasvetli performansı göz önüne alındığında, kripto ve blok zinciri topluluğu arasında akıl- da kalan bir soru olabilir. Bir zamanlar oyun- cuları NFT’ler veya nakit olarak alınabilecek oyun tokenleri ile ödüllendirerek geliştiricilerin ve oyuncuların hayal gücünü ele geçiren P2E modeli, son aylarda düşüşte görünüyor. Arcane Research tarafından hazırlanan bir rapora göre, Axie Infinity, Decentraland ve The Sandbox gibi bir zamanlar popüler olan oynadıkça kazan oyunları için oyuncu sayıla- rı geçen yılın Kasım ayına göre yaklaşık %96 oranında düştü. Axie Infinity’nin aylık aktif oyuncu sayısı Ocak’ta 2,7 milyondan %72 düşerek Temmuz’da 766.800’e düştü. Oyun içi token Smooth Love Potion’ın (SLP) değeri ‘Oynadıkça Kazan’ modeline geçiş GameFi’nin parlaklığını geri kazanmanın bir yolu, oyun oynamayı kazançtan daha ön- celikli hale getirerek temellere geri dönen oynadıkça kazan modeline geçişle iş mode- linin pazar ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak şekilde gelişmesi olabilir. Bu, oyun içi token fiyatları düştüğünde zararına olarak ödüllere çok fazla dayanan P2E’nin yukarıda bahsedi- len temellerine hitap ediyor. Axie Infinity’nin arkasındaki geliştiriciler, oyun içi tokenler üzerinden oyun deneyimini vurgu- layan Origin adlı oyunun yeni bir sürümünü yayınlayarak bu trendi yakaladılar. Hazi- ran’da 4.030 olan yeni aylık hesaplarla Tem- muz’da 5.387’ye yükselen bu düşüş eğilimini tersine çevirmiş gibi görünse de jüri bunun uzun vadede kazanan bir formül olup olmadı- ğı konusunda hala kararsız. UniX Gaming, bir oyuncu topluluğunu teşvik eden oyunları tanıtarak oynadıkça kazan modelini de benimsiyor. Kurucusu ve CEO’su Mirko Basil’in Blockworks’e söylediği gibi: “Oyunlarda ve kriptoda en önemli odak toplu- luktur. Her iki endüstrinin de en büyük başarı- sı, çekici ve etkili topluluklar yaratmaktır.” Metaverse’e geçiş GameFi’nin gelişimi için bir sonraki sınır, temel- de sosyal etkileşimin oyunlaştırılmasıyla ilgili olan meta veri deposu gibi görünüyor. Oyunla- ra ev sahipliği yapan sanal dünyaların sayısının artmasıyla birlikte, meta veri deposunu İnternet kadar sorunsuz hale getirmek için birleştirme- nin bir yolunu bulmazsak, buna karşılık gelen artan bir parçalanma riski vardır. The Sandbox ve Decentraland tarafından temsil edilen oyun- lar gibi farklı sanal dünyalar arasında özgürce ve kolayca hareket edemediğiniz bir metaverse hayal edin ve dezavantajlar netleşir. İnsanların dijital kimliklerine sahip olduğu Web3 çağında, kullanıcılar yeni deneyimlerin kilidini açmak, özel ağlara erişmek veya dijital yaratımlardan para kazanmak isteyeceklerdir. Bu nedenle, bu vizyonu gerçekleştirmenin geçen Mayıs’taki zirvesinden yaklaşık %97 düşüşle 0,004989 $’a geriledi. Benzer şekilde, oyuncuları dışarıda ko- şarken veya yürürken tokenlerle ödül- lendiren, oynadıkça kazan oyunu StepN, oyuncu sayısının Mayıs ayından bu yana %75 düşerek 170.000’e düştüğünü gördü. GMT tokeni yaklaşık %80 değer kaybede- rek 0.90$’a düştü. Düşüşün arkasındaki nedenler GameFi’nin zayıf seyretmesinde birçok faktörün bir araya gelmesi suçlanabilir. Arcane Research, genel kripto piyasası durağanlığının, metaverse ve NFT’lere yönelik azalan ilginin kuşkusuz aşağı yönlü harekete katkıda bulunduğunu belirtirken, aktif kullanıcılardaki keskin düşüşü, ödülleri aşırı vurgulayan sürdü- rülemez bir iş modeline bağladı. Kullanıcı güvenini daha da etkileyen diğer gelişme- ler arasında Mart ayında Axie Infinity’yi etkileyen 600 milyon dolarlık bir hack ve 8.000’den fazla cüzdanı tüketen daha yakın tarihli Solana saldırısı yer aldı. anahtarı birleşik bir meta veri deposudur. Muazzam küresel kullanıcı tabanı ve blok zinciri teknolojisini kullanan GameFi, birlikte çalışabilirliği teşvik ederek meta veri tabanını yalnızca birleştiremez, aynı zamanda büyü- tebilir. Senaryo veya ekosistem ne olursa olsun, Huobi her zaman başarılı bir projeyi, uzun vadeli yaşam döngüsü bakış açısıyla uygu- lamalar oluştururken mükemmel bir kullanı- cı deneyimi ve ekonomik model ile sürekli olarak uygulamalar üretebilen proje olarak tanımladı. Bu açıdan bakıldığında, kaderini tersine çevirmek için yoluna devam ederken GameFi için kesinlikle “oyun devam ediyor”. Metaverse, GameFi’nin düşüşünü tersine çevirmenin anahtarı olabilir Dijital Biz 32 Dijital Biz 33
Sayfa 34 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Deloitte’un bu yıl 16’ncı kez yaptığı Dijital Medya Trendleri araştırması Z Kuşağı’nın yüzde 70’inin video oyunları yoluyla ile- tişim kurduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca araştırma genç erkeklerin yüzde 78’inin, genç kadınların ise yüzde 73’ünün avatar- larını kendilerini ifade etmede kullandıkla- rını gösteriyor. Deloitte’un bu yıl ABD, İngiltere, Almanya, Japonya ve Brezilya’da gerçekleştirdiği Di- jital Medya Trendleri çalışmasının sonuçları dikkat çekiyor. Araştırma, video oyunlarının Z Kuşağı için en büyük eğlence aracı olma- sının yanı sıra gençlerin sosyalleşmek ve kendilerini ifade etmek için de oyundaki ava- tarlarını kullandığını ortaya koyuyor. Oyun çılgınlığını ‘küresel, sosyal ve durduru- lamaz’ diye tanımlayan araştırmaya göre beş ülkenin tümünde Z kuşağı, video oyunlarını en sevdikleri eğlence etkinliği olarak sıralıyor. ABD’deki oyuncuların yaklaşık yarısı, oyunun diğer eğlence etkinlikleri için ayrılan zamana yayıldığını söylüyor. Araştırmaya ABD’den katılanların yüzde 80’inden fazlası sık sık veya gün içinde ara sıra oyun oynadığını, Video oyunları, kullanıcıları dijital ve gerçek hayatın birleştiği, daha kişisel ve sosyal bir dijital geleceğe taşıyor. Oyuncular, oyunun diğer insanlarla bağlantıda kalmaya yaradığı- nı ayrıca zor zamanlarda kendilerine yardım- cı olduğunu belirtiyor. Araştırmaya yanıt ve- ren Z Kuşağı erkeklerin yüzde 78’i, kadınların ise yüzde 73’ü kendilerini ifade etmek için oyundaki avatarlarını kullandığını söylüyor. Z Kuşağı’ndaki genç erkekler haftada ortala- ma 12 saat oyun oynarken genç kadınlar ise ortalama 9 saat oyun oynuyor. Araştırmaya göre özellikle genç erkekler video oyunları- nı sosyalleşmek ve kendini ifade etmek için önemli görüyor. Z Kuşağı genç erkeklerin yüzde 80’i video oyunları oynarken başkala- rıyla iletişime geçmenin kendileri için önemli olduğunu belirtirken bu oran kadınlarda yüz- de 57’ye düşüyor. Pazarlamanın yeni evreni Deloitte Türkiye Teknoloji, Medya ve Teleko- münikasyon Lideri Metin Aslantaş, pandeminin gençleri sosyal bağlantılar kurmak ve yaşıtla- rıyla iletişime geçmek için video oyunlarına yö- nelttiğine dikkat çekti. Aslantaş şöyle konuştu: “Gençler, kapanma ve kısıtlama dönemle- rinde arkadaşlarıyla bir araya gelemedikleri için video oyun platformlarında toplandılar. Oyuncuyu yıldız yapan akıllı telefonlar, reka- betçi e-sporlar, Hollywood düzeyindeki zen- gin deneyimler sayesinde oyun küreselleşti ve giderek evreni genişledi. Oyun bireysel bir deneyim olarak başlasa da şu sıralar oldukça sosyal bir aktivite. Video oyunları insanlara kendilerini ifade etme, derinleşme, bağlantı kurma, stresten uzaklaşma için çıkış nokta- sı sunuyor, oyun şirketleri de bu faydadan para kazanıyor. Sokağa çıkma kısıtlamaları ve sosyal mesafe zorunlulukları sırasında pandemi, sadece dijital dünyalarda sosyal- leşmenin değerini gösterdi. Z Kuşağı’nın yön verdiği bu trend onların taleplerine göre şekil- lenmeye devam edecek. Reklam sektörü, en iyi oyun platformlarında toplanmış ve etkile- şimde bulunan büyük, küresel kitlelere eriş- mek ve onları etkilemek için çalışıyor. Oyun akıllı telefon sahiplerinin yarısı ise her gün telefonda oyun oynadığını belirtiyor. Sık sık veya gün içinde ara sıra oyun oynadığını söyleyenlerin oranı İngiltere’de yüzde 75, Almanya’da yüzde 78, Brezilya’da yüzde 89, Japonya’da ise yüzde 63. Araştırmaya katılan 14-19 yaş arasındaki Z Kuşağı gençleri, video oyunlarına para harcamaktan çekinmiyor. Bu nedenle oyun trendlerini Z Kuşağı’nın talepleri belirliyor. Gençler, düzenli olarak video oyunu oyna- manın sosyal ve duygusal açıdan faydalı olduğunu belirtiyor. Z Kuşağı gençlerinin yüzde 70’i video oyunları oynamanın iletişim kurmalarına yardımcı olduğunu söylerken bu oran Z Kuşağı’nın yetişkinlerinde yüzde 58’e düşüyor. Sanal ve gerçek bulanıklaşıyor Oyun deneyimleri giderek daha sofistike ve çok katmanlı hale geldikçe, gerçek ve sanal dünyalar arasındaki çizgi bulanıklaşı- yor ve Metaverse evreni gençlere daha da yaklaşıyor. dünyaları daha dinamik ve özelleştirilebilir hale geldikçe oyun için reklamcılık ve marka bilinci oluşturma fırsatları daha yaratıcı hale geliyor. En çok tercih edilen sosyal oyunlar, markalı sanal ürünleri giderek daha fazla içe- ren sanal kıyafetler, görünümler ve hareketler sunarak daha fazla kişiselleştirmeyi destekli- yor. Bu dünya, oyuncunun en sevdiği marka spor ayakkabıları giyen, her zaman hayalini kurduğu tasarımcının el çantasını kullanan avatarların olduğu bir başka dünyanın kapıla- rını açıyor.” Z kuşağı kişisel avatarı ile iletişim kuruyor Dijital Biz 34 Dijital Biz 35
Sayfa 36 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Moda sektörünün dijitalleşmesiyle birlikte 3 boyutlu tasarım programla- rının kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Sektörde 3D tasarım yapabilen tasa- rımcılara ihtiyaç artıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Evrim Büyü- kaslan Oosterom, bu alanda uzman gereksiniminin tasarımcı adayları için büyük bir fırsat olduğunu söylüyor. Moda sektöründe 1980’lerden bu yana en ve yükseklik olmak üzere iki boyutlu tasarım yapmaya imkân tanıyan prog- ramlar kullanılıyordu. Teknolojinin geliş- mesi ile birlikte giderek popülerliği artan 3 boyutlu tasarımlarda ise derinlik de sü- recin bir parçası oldu ve özellikle pande- mi sürecinin hızlandırdığı dijitalleşmeyle beraber 3D tasarım önem kazandı. İs- tanbul Bilgi Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Evrim Büyükaslan Oosterom, sektörde 3D ta- sarım programları kullanabilecek yetkin- liğe sahip çalışan eksikliğinin, tasarımcı adayları için büyük bir fırsat olduğunu dile getirdi. görmeye olanak tanıyor. Tasarımların fark- lı renk, kumaş, aksesuar seçeneklerini de saniyeler içinde mankenler üzerinde görme imkânı tanıyan bu programlar, bu sayede numune üretimine gereksinimi ve tasarımda karar verme sürecini azaltıyor. Dijital dosya transferi yapmanın bir numu- neyi kargolamaktan çok daha kolay, ucuz ve hızlı olduğunu söyleyen Büyükaslan Ooste- rom, birçok büyük moda markasının üreti- cilerine 3D tasarım programlarını kullanma zorunluluğu getirdiğinin altını çizdi. 3D tasarım yetkinliği uluslararası kapıları aralıyor Türkiye’de moda tasarımı ve tekstil eğitimin- de 3D tasarım programlarına henüz yete- rince yer verilmediğini söyleyen Büyükaslan Oosterom, Amerika ve Avrupa’da da benzer sorunların görülmesine rağmen adaptasyo- nun daha hızlı olduğunu belirtti. Büyükaslan Oosterom, “Üniversitemiz, 3D tasarım anlamında yalnızca Türkiye’de değil dünyada da öncü okullardan biri. 2019 yılından beri müfredatımıza 3D kıyafet tasarımı dersini ekledik. Her yıl dersin içeri- ğini daha da geliştirebilmek için üç boyutlu tasarım programlarındaki güncellemeleri ve bu alanda yürütülen akademik çalışmaları da yakından takip ediyoruz. Öğrencilerimize 3D tasarım bilmenin önemini kavratmaya çalışıyoruz. Zaten moda markalarının da ihtiyaçları bu yönde. Bu alanda yetkinleşmiş mezunlar, 3D tasarımcı olarak iş bulabile- cekleri gibi bu uluslararası firmalarla serbest çalışabilir; uzaktan çalışmanın yaygınlaştığı günümüzde New York’taki bir tasarım ofisi- ne Türkiye’den tasarım yapıp tasarımlarını dijital olarak saniyeler içerisinde gönderebi- lirler” dedi. Markalar 3D tasarım bilen tasarımcı bul- makta zorlanıyor Son dönemde dijital defileler, metaverse, NFT akımları gibi teknolojik gelişmeler de 3D alanında donanım sahibi uzman gerek- sinimini daha da artırdı. Moda sektöründe bir kırılma noktasının yaşandığını söyleyen Büyükaslan Oosterom, “İki boyutlu tasarım programları artık neredeyse herkes tarafın- dan kullanılıyor. Sektörün ihtiyacı olan 3D programları kullanabilen tasarımcı sayısı ise henüz çok yetersiz. Giderek büyüyen moda sektöründe bu alanda yetişmiş işgücü ihtiyacı artıyor ve markalar uzman bulmakta zorluk çekiyor. Moda sektörü önü açık bir sektör ve tasarımcı adaylarının bu fırsatı geç olmadan görmesi gerekiyor” açıklama- sında bulundu. ‘3D tasarım programları numune ihtiyacı- nı azaltıyor’ Kıyafetlerin kalıplarının oluşturulduğu 3D modelleme programları, vücut ölçülerinin istenildiği gibi değiştirildiği 3 boyutlu man- kenler üzerinde kıyafetin simülasyonunu Dijitalleşen moda sektöründe gençler için fırsat var Dijital Biz 36 Dijital Biz 37
Sayfa 38 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Bitci, kurumsallaşma yolunda bir adım daha atarak holdingleşti. Blockcha- in, Kripto Alım Satım Platformu, NFT, Metaverse ve gaming şirketleri ‘Bitci Holding’ çatısı altında birleşti. Bitci, kurumsallaşma yolunda bir adım daha atarak holdingleşti. Bitci Teknoloji ile yeni kurulan Bitci NFT, Bitci Gaming ve Bitci Borsa şirketleri ‘Bitci Holding’ çatısı altında birleşti. Blockchain teknolojilerini araştırma ve geliştirme amacıyla 2018 yılında Bod- rum’da kurulan Bitci Teknoloji A.Ş., ‘Bitci Holding A.Ş.’ adıyla holdingleşti. İnşa- attan enerjiye, turizmden perakendeye kadar geniş bir yelpazede şirketlere kul- lanıcı dostu blokchain temelli çözümler üreten Bitci Teknoloji ile kuruluş aşaması yeni tamamlanan Bitci NFT, Bitci Gaming ve Bitci Borsa şirketleri Bitci Holding bünyesinde tek çatı altında bir araya geldi. Türkiye’nin ilk blok zinciri ağı ile Türki- ye’nin ilk kripto parası Bitcicoin’i hayata holding bünyesindeki her bir iş kolunun global hedeflerle ayrı ayrı yoluna emin adımlarla devam edeceğini dile getirdi. Bugün yeni bir aşamaya geldiklerinin altını çizen Çağdaş Çağlar, “2018’ten bu yana, her adımda çıtayı daha da yük- selterek belli bir noktaya ulaştırdığımız faaliyetlerimizde bugün, önümüze yeni ve daha büyük hedefler koyduk” dedi. Bitci tarafından bugüne kadar üretilen çözüm ve uygulamaların şirketleri block- chain temelli dijital dünyaya taşıdığına dikkat çeken Çağlar, “Holdingleşmeyle oluşacak bu yeni enerjiyi, gücü ve dina- mizmi de hızla değişen dünyanın block- chain teknolojileri öncüsü olmak için harcayacağız. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde ulusal ve uluslararası nitelikte önemli proje ve iş birliklerimizi de kamu- oyuyla paylaşacağız” diye konuştu. geçiren ve global iş birlikleriyle dünyanın en büyük fan token platformu olan Bitci, yeni yapılanmayla birlikte Metaverse, NFT ve Web3 Gaming’te de benzer ba- şarılara imza atacak. Holding sermayesini 800 milyon TL’ye yükseltecek Holdingleşme ile birlikte organizasyon ve finansal yapısını güçlendiren Bitci, önü- müzdeki dönemde Türkiye ve dünyadaki dev firmalarla iş birliğine hız verecek. Bitci Holding, önümüzdeki dönemde ka- yıtlı sermayesini 800 milyon TL’ye yük- seltecek. “Blockchain teknolojisinin öncüsü olacağız” Türkiye’yi ve Bodrum’u dünyanın sayılı blockchain teknolojileri merkezi haline getirmek hedefiyle 2018 yılında yola çık- tılarını kaydeden Bitci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Çağdaş Çağlar, holding- leşme kararı ile Bitci’nin teknoloji dünya- sında güçlü bir yer edineceğini belirterek, Blockchain dünyasının ilk holdingi Bitci’den Dijital Biz 38 Dijital Biz 39
Sayfa 40 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber 2022 yılının ilk yarısına ilişkin finansal so- nuçlarını açıklayan Sabancı Holding, ilk 6 aylık dönemde kombine satışlarını yüzde 162 artışla 165 milyar TL seviyesine yük- seltti. Aynı dönemde 6,4 milyar TL kombi- ne yatırım yapan Sabancı Holding’in altı aylık konsolide net kârı ise 16,3 milyar TL oldu. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper, “Sa- bancı Topluluğu olarak, küresel çapta yaşa- nan belirsizlikler ve bu belirsizliklerin getirdiği zorlu koşullara rağmen, sürdürülebilirlik ve dijitalleşmeyi pusula kabul ederek yolumuza güçlü bir şekilde devam ediyoruz. Fiziki sınır- ların her geçen gün ortadan kalktığı dünya- da, ortaya koyduğumuz ‘yeni ekonomi’ odaklı büyüme stratejimiz, “Dünya’nın Sabancı’sı” yaklaşımımızın en önemli itici gücü konu- munda” ifadelerini kullandı. “YENİ EKONOMİ ODAĞIMIZLA DİJİTAL YATIRIMLARIMIZA DEVAM ETTİK” Yeni ekonomi odaklı büyüme stratejilerinin vazgeçilmez unsuru olan dijital teknolojiler alanında 2022 yılında önemli yatırımla- rı hayata geçirdiklerini söyleyen Cenk Alper, “Siber güvenlik alanında özellikle operasyonel teknolojiler konusunda dün- yanın önde gelen startuplarından birisi olan Radiflow ve veri odaklı dijital pazar- lama alanında faaliyet gösteren SEM şir- ketlerine yatırımlarımızı gerçekleştirdik. Öte yandan Sabancı Holding Kurumsal Girişim Sermayesi Fonu aracılığıyla, bu- lut teknolojileri şirketi Bulutistan ve ya- pay zekâ odaklı akıllı asistan hizmetleri konusunda uzmanlaşmış Zack.ai ile son olarak dijital sağlık alanında yapay zekâ tabanlı hastalık yönetimi ve telesağlık hizmeti platformu geliştiren Albert He- alth’e yatırımımızı da geçtiğimiz aylarda tamamladık. Diğer yandan SabancıDx ve Sabancı Üniversitesi, veri odağıyla ürünleşme ve globalleşme amacıyla kur- dukları Mükemmeliyet Merkezi ile dijital dönüşümde liderliğimizi daha da pekiştir- memize destek olacak” dedi. Enerji ve iklim teknolojileri, malzeme teknolojileri ve dijital teknolojilerin oluş- turduğu ‘yeni ekonomi’nin, yatırımları ve 6 ayda 6,4 milyar TL kombine yatırım gelirleri içerisindeki payının her geçen gün arttığını belirten Cenk Alper, şöy- le devam etti: “Sanayi Grubu şirketimiz Kordsa, malzeme teknolojilerinin Avru- pa’daki en güçlü temsilcileri arasında yer alan Microtex Composites şirketinin çoğunluk hisselerini satın aldı. Brisa aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz Arvento satın almasının tamamlanmasıyla birlik- te Topluluk şirketlerimiz arasında sinerji çalışmalarına başladık, veriden değer yaratma odağımızı pekiştirdik. Yapı Mal- zemeleri iş kolumuzda, Çimsa’nın büyü- me ve katma değerli ürün gamını geniş- letme hedefleri doğrultusunda Mersin fabrikamızda toplam 45 milyon dolarlık CAC (Kalsiyum Alüminat Çimento) kapa- site artırım yatırımı için harekete geçtik. Enerji iş kolumuzda Enerjisa, Eşarj şir- keti ile Türkiye’nin en büyük ve en hızlı elektrikli şarj istasyon ağını 300 milyon TL yatırım ile ikiye katlayacak. Yenilene- bilir enerji üretimi konusunda çalışmala- rımıza devam ediyoruz. 2025 yılında 565 MW’lık yatırımın tamamlanması ile birlik- te, yenilenebilir enerjinin, toplam enerji üretimindeki hali hazırda %44 olan payı %51’e ulaşacak. Bu kapsamda, Türki- ye’de, önümüzdeki dört yılda yapılacak her üç rüzgâr ve güneş santralinden birini Enerjisa Üretim gerçekleştirecek. Bununla birlikte, Topluluğumuz bünye- sindeki sürdürülebilirlik uygulamalarının kapsamını da her geçen gün genişletiyo- ruz. Topluluğumuzda yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik kullanımı son dönemde %116 arttı. Uluslararası rating ajansı Refinitiv’de dünya genelinde 60 yatırım holdingi içinde ÇSY puanlamasında bi- rinci olduk.” Sabancı Topluluğu bünyesinde yatırım- larına devam ederken, Türkiye ekonomi- sine desteklerini de aralıksız sürdürdük- lerini vurgulayan Cenk Alper sözlerine şöyle devam etti: “Akbank, 2022’nin ilk yarısında ekonomimize sağladığı kredi desteğini, 517 milyar TL’si nakdi olmak üzere, toplam 639 milyar TL seviyesine çıkardı. Aksigorta’da ise 1 milyar TL’lik sermaye artırımı kararıyla bir yandan şirketimizin bilanço yapısını daha da güçlendirirken diğer yandan da Türkiye ekonomisi ve sigortacılık sektörüne olan güvenimizi pekiştirdik.” Dijital Biz 40 Dijital Biz 41
Sayfa 42 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Avrupa’nın en büyük tüketici elektroniği fuarı IFA 2022’de kullanıcılara teknoloji ve inovasyon odağında tasarladığı en yeni ürünlerini tanıtan Samsung, daha özelleş- tirilmiş deneyimler için Akıllı ve Erişilebilir Ekosistemini öne çıkararak müşterilerin kendi dünyalarının kontrolünü ele almalarını sağlıyor. Teknoloji devi Samsung, dünyanın önde gelen tüketici elektroniği fuarlarından Ber- lin’de gerçekleştirilen IFA 2022’de daha akıllı bir yaşam ve sürdürülebilir bir gelecek viz- yonunu bir kez daha ortaya koydu. IFA 2022 çerçevesinde bir basın toplantısı düzenleyen Samsung, ürün kategorilerinde bağlanabi- lirlik, kişiselleştirilebilirlik ve sürdürülebilirlik için yeni olasılıkların kilidini açan yenilenmiş SmartThings’in altını çizdi. Samsung’un IFA 2022’de sergilediği yenilikçi teknolojilerle ilgili değerlendirmede bulunan Samsung Electronics Türkiye Tüketici Elektro- niği Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Mert Gürsoy, şunları söyledi: Çev- reyi korumak, daha sağlıklı yaşam tarzlarını desteklemek ve her günü daha eğlenceli hale getirmek için akıllı ve bağlantılı bir cihaz eko- sistemi yaratıyoruz. Bunun yanında kişisel- leştirmenin ön planda tutulduğu Bespoke gibi ürünlerimiz ile cihazların kullanım ömürlerini modüler bir yaklaşımla uzatıyoruz. Bunu destekler nitelikte ürünlerin dijital inverter garantisini 20 yıla kadar uzatarak tüketicilerin ürünlerini uzun yıllar sorunsuz ve güvenle kullanmalarına olanak sunuyoruz. Ürünlerin geliştirilmesi sırasında sürdürüle- bilirlik esaslı üretim alışkanlıklarının tasarım süreçlerinin temelini oluşturduğunu belirten Gürsoy, bu noktada Samsung Mobil iş biri- minin üretim sürecinde kullandığı atık balıkçı ağları sayesinde 2022 yılı sonuna kadar 50 tona yakın atığın doğaya karışmasına engel olmayı hedeflediğini belirtti. Daha sürdürülebilir bir eğlence için ise Samsung, Wi-Fi yönlendiriciler gibi cihazlardan gelen ışık ve radyo frekanslarına maruz kalarak şarj olan SolarCell Remote’u tanıttı. Samsung, bu tasarım- la yedi yıl içinde 200 milyondan fazla pilin çöpe gitmesini engelleyebileceğini öngörüyor. Bu yıl Samsung, diğer üreticilerin de daha sürdürülebilir olabilmesi için bu tasarımın lisansını halka açıyor. Daha Akıllı Bir Yaşam ve Sürdürülebilir Bir Gelecek Son olarak yapay zeka ve bağlantılı teknolo- jiler ile enerji tüketiminde optimizasyon sağ- ladıklarını vurgulayan Gürsoy; “Örneğin AI Eco Bubble çamaşır makineleri çamaşırların kirlilik seviyesini analiz ederek %74’e kadar deterjan tasarrufu sağlıyor.” dedi. SmartThings ile Bağlantılı Yaşamın Yeni Sınırı Samsung, SmartThings’i ürün kategorileri- ne entegre ederek kullanıcıların çevrelerini istedikleri gibi kontrol etmelerini ve dönüştür- melerini sağlayan benzersiz bir çoklu cihaz deneyimi yarattı. SmartThings, tüketicilere Samsung cihazlarından ve hali hazırda sahip olabilecekleri üçüncü taraf ürünlerinden en iyi şekilde yararlanmaları için güç veriyor ve bağlantı seçeneklerini basitleştiriyor. SmartT- hings, her günün en verimli, üretken ve rahat şekilde yaşanmasına izin vererek, kullanı- cıların kendileri için en önemli olan şeylere odaklanmalarına daha fazla zaman tanıyor. Televizyonda üst segment ürünler ve bağ- lanabilirlik ile gelen değişim SmartThings ev içinde yaşamı kolaylaştı- rırken, televizyonlar da SmartThings’in ev içindeki kontrol rolünü artırıyor. Daha önce ortaya koyulan vizyon ile %100 bağlabilir ürün gamına sahip olan Samsung televizyon kategorisinde dünyada 16 yıldır, Türkiye’de ise 6 yıldır liderliğini sürdürüyor. 2022 yılında ise toplam pazarda ilk 6 ay sonuçlarına göre %29,2 pazar payı ile bu liderliğini sürdürüyor. Yenilik ve sürekli gelişim anlayışıyla tasarla- nan yüksek teknolojili Samsung TV’ler, tü- keticilerin artan ihtiyaçlarını karışılamak için SmartThings ve ilişkili akıllı özelliklerinin ya- nında, tasarım ve görüntü kalitesi anlamında da çığır açmaya devam ediyor. Bu bağlamda IFA 2022 Fuarı’nda Nöral Quantum İşlemcili Neo QLED 8K TVler öne çıktı. Türkiye pazarına bakıldığında üst seviye ürünlere tüketicilerin ilgisinin yoğun olduğu görülüyor. Büyük ekran kategorileri 75” ve üstü ile 55” ve üstü segmentleri sırasıyla %85 ve %22 büyüme kaydederken Samsung her iki kategoride %71 ve %40 pazar payları ile liderliğini sergiliyor. Bunun yanında yine önemli bir pazar kategorisi olan ve üst seviye ürünleri tanımlayan 1500 USD ve üstü satış bedeline sahip ürünlere ilişkin pazarda %28 büyüme yaşanırken Samsung %67’lik pazar payı ile lider konumunda bulunuyor. Beyaz eşyada yeni bir yaklaşım: ‘Bespoke Home’ konsepti Samsung’un IFA 2022’de sergilediği, kişi- selleştirilebilir tasarım özelliklerine sahip ve birbirleriyle bağlantılı ‘Bespoke Home’ konsep- ti, 2022’de yeni ürün ve renk grubunu içerecek şekilde genişliyor. Sezgisel özellikleriyle dikkat çeken yeni Bespoke serisindeki yapay zekâ (AI) destekli çamaşır ve kurutma makineleri ile yapay zekâ (AI) destekli fırın ve Infinite Line ürünlerinden oluşan yeni koleksiyon mutfak, çamaşır ve ev işleri için sürdürülebilir, akıllı ve tasarım odaklı üst düzey bir performans su- nuyor. Berlin’de sergilenen bir diğer Samsung teknolojisi olan ‘Home Hub’ özelliği ise kullanı- cıların yapay zekâ (AI) destekli tüm ev aletle- rini tek bir merkeze entegre etmesine imkan tanıyor. Kullanıcılar, bu sayede ‘SmartThings’ destekli tüm cihazlarını bir tablet aracılığıyla istedikleri her an, her yerden yönetebiliyor. ‘SmartThings’ Hub yazılımı, 2022 itibarıyla Samsung TV modellerine ve ‘Family Hub’ buz- dolaplarına da entegre edilecek. Beyaz eşya sektöründe Samsung’un Tür- kiye’deki pozisyonuna ilişkin Mert Gürsoy; “Geliştirdiğimiz üstün teknoloji ve pazara sunduğumuz yenilikçi modeller ile birlikte 4 kapılı buzdolabı ürünlerinde pazar payımız %69’a ulaştı. Aynı şekilde gardırop tipi buz- dolaplarında ise pazar payımız geçen yılın aynı dönemine göre 37 puan artarak %61’e ulaştı. Çamaşır makineleri, yıkama kurutma segmentinde ise pazar payımızı bir önceki yıla göre geliştirerek %45’e taşıyarak pazar liderliğimizi pekiştirdik. Ayrıca Space Max teknolojisi sayesinde standart boyutu koruya- rak 11 kg yıkama yapabilen çamaşır makine- lerini pazara sunduk. Amacımız yeni geliştir- diğimiz bu teknoloji sayesinde kısa sürede Dijital Biz 42 Dijital Biz 43
Sayfa 44 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber 10kg ve üzeri segmentte pazar liderliği elde etmek.” dedi. Tüketicilerin Daha Sürdürülebilir Yaşama- larına Yardımcı Oluyor Mükemmel bir sürdürülebilir yaşam dene- yimi yaratmak ve 1 numaralı enerji verim- liliği markası olmak için çalışan Samsung, SmartThings tabanlı bağlantıyı, beyaz eşya ürünlerinde yerleşik enerji verimliliğiyle bir- leştiriyor. Tüketiciler kullanım alışkanlıklarını takip eden ve gerçek zamanlı veriler sağ- layan SmartThings Energy’nin yardımıyla, nasıl enerji tükettiklerini anlamalarını kolay- laştıran eko-bilinçli kararlar alma özelliğine erişebiliyor. 2023 yılına kadar Samsung’un başlıca ev aletlerinin %100’ü Wi-Fi özellikli olacak. Ayrıca SmartThings Energy hizmetini sunarak tüketicilerin enerji kullanımını sürekli ve kolayca azaltmalarına olanak tanıyacak. Dahası, Samsung cihazları ekstra %10 enerji tasarrufu sağlayarak mevcut en yüksek enerji derecesinin ötesine geçecek. SmartThings Energy tarafından önerilen sür- dürülebilir çözümleri kullanan ve bu çözümleri AI Enerji Modu gibi sezgisel özelliklerin yardı- mıyla uygulayan kullanıcılar, uyumlu akıllı cihaz- ları enerji tasarrufu moduna geçirerek evdeki tüketimi düşürebilecek. Bespoke AI™ Çamaşır makinası, sahip olduğu deterjanı hızlı bir şekil- de çamaşırlar tarafından emilen baloncuklara dönüştüren AI Ecobubble™ teknolojisiyle enerji kullanımını %70’e kadar azaltırken aynı düzey- de temizlik sağlıyor. Kullanıcılar ayrıca optimum su ve deterjan seviyelerini belirleyen, ardından ıslatma, durulama ve sıkma sürelerini ayarlayan AI Wash Cycle ile enerji israfını da azaltabiliyor. Çamaşır makinası ve kurutuculardaki Dijital In- verter Motor ve buzdolaplarındaki Dijital Inverter Kompresör, 20 yıl boyunca Samsung’un sundu- ğu en geniş yelpazeli garanti kapsamını sunu- yor ve müşterilere cihazlarının yakın zamanda değiştirilmesine gerek olmayacağını vurguluyor. Samsung ayrıca okyanusa bağlı plastikleri yeni- den kullanarak daha temiz bir çevreye katkıda bulunuyor. Şirket, Galaxy Z Flip4, Z Fold4 ve Buds2 Pro dahil olmak üzere mobil ürünlerde kullanılmak üzere yeni bir malzeme oluşturmak için atılan balık ağlarını yeniden tasarlıyor. 2022’nin sonunda Samsung, 50 tondan fazla plastiğin dünya okyanuslarına atılmasını ön- lenmesini hedefliyor. Samsung ayrıca çeşitli ortaklıklar aracılığıyla Avrupa genelinde Net Zero evleri yaratmayı hedefliyor. Q CELLS ile şirket, güneş ener- jisinden yararlanmanın yollarını araştırıyor. AB’nin önde gelen konut inverter markası SMA ile Samsung, SmartThings Energy’ye daha fazla güneş paneli bağlamayı amaçlı- yor. Samsung ayrıca ABB gibi küresel bina, ev otomasyonu ve EV markalı şarj cihazı üreticileriyle iş birliği yapıyor. Sağlığınızı her yerde desteklemek mümkün Samsung sağlıklı yaşama adanmışlığını bu alana odaklanan ürün gamıyla ortaya konu- yor. SmartThings hava kalitesi kontrolünden sağlıklı yemek pişirmeye, hatta ev hayvanla- rının bakımına kadar evdeki herkesin sağlığı- nın korunması için birçok yol sunuyor. Smart- Things Home Life; SmartThings yemek, giysi bakımı, hayvan bakımı, hava bakımı ve enerji gibi tüm SmartThings cihazları akıllı telefonlardan yönetilebilen, tek bir merkezde topluyor. Bu sayede kullanıcılar evlerinde ki çeşitli cihazları her yerden yönetebiliyor. Ancak SmartThings sadece ev aletlerini değil Galaxy Watch5 gibi Galaxy ailesinin son ürünlerini de kapsıyor. Samsung’un çığır açan BioActive sensörü, kulla- nıcılara nerede olurlarsa olsunlar Galaxy giyile- bilir ürünleri ile bedenlerini pek çok farklı açıdan tarayarak sağlıklarını bütüncül olarak gözlemle- yebilmeleri için bilgiler iletiyor. Kullanıcılar ayrıca uykularını takip ederek kendilerine özel uyku koçluğuna erişebiliyor. Bunun yanında SmartT- hings’le kullanıcılara, ister yatmadan önce kendi- ne özel uyuma ortamı, ister gün içinde optimum TV izleme ortamı yaratmak için evdeki ışık, klima, televizyon gibi cihazları kendi tercihlerine göre ayarlayabilme olanağı sunuluyor. Herkes için kişiselleştirilmiş eğlence ve oyun deneyimi SmartThings ile her gün çok eğlenceli. Samsung sunduğu yeni ürünlerle izleme ve gaming Dijital Biz 44 Dijital Biz 45
Sayfa 46 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber için herkese yeni imkanlar sunuyor. Kullanıcı- lara duvar boyu MICRO LED’den, büyük ek- ran Neo QLED 8K ve taşınabilir Freestyle’a kadar pek çok görüntüleme seçeneği sunulu- yor. Samsung’un 2022 The Frame modelleri ışık durumundan bağımsız olarak daha az yansıma ve gerçekçi görüntü kalitesi sunan mat görüntü özelliğiyle geliyor. Samsung’da oyuncular için de pek çok se- çenek bulunuyor. The Odyssey Ark, 1000R kavisli tasarımıyla kullanıcıları çevreleyerek daha geniş görüş açısı sağlayan eşi olmayan bir tecrübe yaşatıyor. Akıllı monitörler aynı monitörü hem oyun hem iş için kullanmak is- teyen kişilere esneklik sağlarken, The Odys- sey Neo G8 ise profesyonel oyuncular için mükemmel olanaklar sunuyor. Galaxy Z Fold4, cebe sığan bir cihazda ek- ran boyutunu ikiye katlayabiliyor, bu da mobil oyun için ideal bir seçim olmasını sağlıyor. Geçen yıla oranla Avrupa’da iki kat ürün satı- şı yapmasıyla, Samsung katlanabilir cihazlar artık ana akım haline geldi. Önceki jeneras- yonlara göre daha geniş imkanlar sağlayan yeni yazılımı sayesinde Z Fold4, Flip4 ve Watch5 ile Samsung en son inovasyonları artık daha fazla kullanıcıya ulaştırıyor. Açık iş birlikleriyle daha iyi tecrübe Açıklık ve iş birliği Samsung felsefesinin en önemli unsurlarından. Samsung, bu çerçeve- de kullanıcılara benzersiz tecrübeler sunmak için teknoloji ve eğlence alanındaki en büyük isimlerle iş birliği yaptı. 2022 yılı içinde Xbox Game Pass, NVIDIA GeForce Now, Google Stadia, Utomik ve Amazon Luna’yı (Sadece ABD) da içinde barındıran bulut oyunlarını keşfetmek ve oynamak için bir merkez görevi üstlenen Gaming Hub’ı duyurdu. Gaming Hub evinde oyun konsolu olmayan kişileri de po- tansiyel oyuncu haline getirerek oyuncu toplu- luklarına yepyeni bir grubu dahil ediyor ve bu hobiyi hiç olmadığı kadar erişilebilir kılıyor. Samsung, ayrıca Galaxy akıllı telefonlar ve tabletlerde gelişmiş müzik deneyimi sunabil- mek için Philips Hue ile de iş birliği yaptı. Kullanıcılar bu cihazlardan müzik dinlerken, evlerindeki Hue ışıklar çalan şarkıyla uyumlu şekilde otomatik olarak renk değiştirebiliyor ya da SmartThings müzik senkronizasyonuy- la parlaklığı azaltabiliyor. Filmlerden, oyunlara oyunlardan müziğe Samsung eğlencenin geliştikçe daha heye- can verici olduğunu anlıyor. Bu çerçevede Samsung şu an içerik üreticilerinin en dina- mik mecrası olan TikTok ile yeni bir iş birliği gerçekleştirdi. Samsung ve TikTok en etkile- yici müzik üreticilerini bulmak ve onlara sun- dukları olanaklarla kariyerlerini oluşturmak için beraber çalışıyor. Samsung SmartThings ile sadece cihaz erişilebilirliğini artırmayı hedeflemiyor, SmartThings ile sağlıklı yaşam, daha çok eğlence ve daha sürdürülebilir ha- yat tarzları için yeni tecrübelere olanak sunu- yor. Ama bu sadece başlangıç: 200’ün üze- rinde marka ve 230 Milyon’dan fazla kayıtlı kullanıcı ile daha akıllı bir hayat için ihtimaller sınırsız. Dijital Biz 46 Dijital Biz 47
Sayfa 48 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Arçelik, Beko ve Grundig markalarıyla Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenen, Avrupa’nın en büyük tüketici elektroniği fuarı olarak kabul edilen IFA’da en yeni teknolojilere sahip ürünlerini tanıtıyor. Fuarın ilham veren konuşmacıları arasın- da yer alan Arçelik CEO’su Hakan Bul- gurlu, “insanlığın refah seviyesi artarken gezegenin fakirleşmesi” üzerine yaptığı konuşmasında; gezegenimizi, ekonomik büyüme ve bunun sonucu olarak artan çevresel tahribat denkleminin olumsuz etkilerinden koruyabilmek için şirketleri sürdürülebilir inovasyona öncelik verme- ye davet etti. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Gezege- nimiz iklim aciliyeti ile karşı karşıya. İklim krizi ile mücadelede sektörümüzün verimlilik odaklı sürdürülebilir inovasyona öncelik vere- rek büyük fark yaratabileceğine inanıyorum. Arçelik olarak, global ayak izimizi uluslararası gündemde iklim krizine yer açmak; Ar-Ge gücümüzü ise tüketicilerimizin yaşamlarını iyileştirirken doğaya zarar vermeyen teknolo- jiler geliştirmek için kullanıyoruz. Son birkaç ayda dünyanın hemen her yerinde can ve mal kayıplarına neden olan sel, kuraklık gibi felaketler artık iklim krizine karşı sorumluluk alma zamanının geldiğini gösteriyor. Bu- gün sürdürülebilirlik konusunda atacağımız her adım; doğaya zarar vermeden özgürce gelişebileceğimiz yaşanabilir bir geleceğin güvence altına alınması demek” dedi. Arçelik, Avrupa ev aletleri sektörünün en önemli markalarından Beko ve Grundig ile IFA 2022’de en yeni teknolojilerini sergiliyor. Sürdürülebilirliği tüm global organizasyonun- da bir iş modeli olarak konumlandıran Arçe- lik’in CEO’su Hakan Bulgurlu, Avrupa’nın en büyük tüketici fuarı IFA’da “insanlığın refah seviyesi artarken gezegenin fakirleşmesi” üzerine yaptığı konuşmasında iklim deği- şikliğiyle mücadele konusunda sektöre acil eylem planı çağrısında bulundu. Bulgurlu, konuşmasında Arçelik’in hane halklarına su tasarrufu sağlamak ve israfı azaltmak üzere tasarladığı SaveWater teknolojisini de anlattı. Dünyanın karşı karşıya olduğu zorluklardan bahseden Hakan Bulgurlu, “Bir yandan ino- vasyon ve teknoloji hayatlarımızı kolaylaştı- rırken diğer yandan mevcut ekonomik model Sürdürülebilir değişim için inovasyon çağrısı daha fazla tüketime yol açıyor. Aşırı tüketim eğilimi ise ekosistemi olumsuz etkiliyor. Bu paradoksun içinden sürdürülebilir inovasyon ile doğru dengenin kurulmasını sağlayarak ve bugün mücadele ettiğimiz çevre sorunları- na teknolojik çözümler getirerek çıkabileceği- mize inanıyorum” dedi. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: Gezege- nimiz iklim aciliyeti ile karşı karşıya Arçelik’in iddialı iklim hedeflerine ulaşmak için kararlı adımlar attığını belirten Bulgurlu, 2050 yılında net sıfır emisyon hedefinin soyut bir kavram değil, gezegendeki her canlının yaşamını doğrudan ilgilendiren bir konu ol- duğunu ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Gezegenimiz, iklim krizine karşı bir dönüm noktasında. İnsanlığın dünya tarihinde bizi, ‘harekete geçenler’ ya da ‘duyarsız kalanlar’ olarak tanımlayacağı bir kavşaktayız. Böyle kritik bir dönemde, sürdürülebilirlik yalnızca bir maliyet unsuru değil, zorunlu bir iş modeli olarak görülmeli. Sektörümüzün sürdürülebilir inovas- yona odaklanması, enerji, su ve çevre konula- rında gerçek anlamda fark yaratan teknolojiler geliştirmeye öncelik vermesi oldukça önemli.” İklim değişikliği ile ilgili durumun ciddiyeti- ne değinen Bulgurlu “Farkındalık yaratma dönemini geride bıraktık; artık iklim krizi ile mücadelede sorumluluk alma zamanı. Bugün sürdürülebilirlik konusunda atacağımız her adım; doğaya zarar vermeden özgürce gelişe- bileceğimiz yaşanabilir bir geleceğin güvence altına alınması demek” şeklinde konuştu. Konuşmasında 1,5°C hedefine de vurgu ya- pan Hakan Bulgurlu, dünyanın 1,5°C hedefi- ne ulaşabilmesi için atması gereken öncelikli adımlar olarak temiz enerjiye geçiş, düzen- lenmeye tabi şeffaf karbon piyasalarının Dijital Biz 48 Dijital Biz 49
Sayfa 50 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber geliştirilmesi ve 2050 yılına kadar kömürün aşamalı olarak kullanımdan kaldırılmasının da altını çizdi. Hakan Bulgurlu: Arçelik olarak, Ar-Ge gücümüzü tüketicilerimizin yaşamlarını iyileştirirken doğaya zarar vermeyen tek- nolojiler geliştirmek için kullanıyoruz Fuarda ayrıca Arçelik’in yeni teknolojisi Sa- veWater da tanıtıldı. İlk kez IFA Berlin’de özel olarak tanıtılan bulaşık makinesi ve çamaşır kurutma makinesi-çamaşır makinesi çiftinde kullanılan yeni SaveWater teknolojisi, evlerde suyun daha verimli kullanılmasına yardımcı olmak ve aynı zamanda mükemmel temizlik sağlamak üzere tasarlandı. SaveWater teknolojisi hakkında konuşan Hakan Bulgurlu “Arçelik olarak, global ayak izimizi uluslararası gündemde iklim krizine yer açmak; Ar-Ge gücümüzü ise tüketicileri- mizin yaşamlarını iyileştirirken doğaya zarar vermeyen teknolojiler geliştirmek için kullanı- yoruz. SaveWater ürün grubu, dünyanın en sürdürülebilir şirketi olma ve dünyanın dört bir yanında insanlara fayda sağlayacak yenilikçi teknolojileri benimseme hedefimizi ortaya koyuyor” dedi. Bulaşık makinelerinin gelişmiş teknolojisi, döngüdeki son durulama suyunu bir sonraki yıkamanın başında kullanılmak üzere değer- lendiriyor. Çamaşır kurutma makinelerindeki SaveWater teknolojisi, yük başına 5,2 litreye kadar su tasarrufu sağlarken, bulaşık maki- nesi 16 kişilik yükleme kapasiteli tam bir yükü yıkamak için yalnızca 6,9 litre su kullanıyor ve Beko serisindeki en düşük su tüketimini sunarken her yıkamada 2,6 litre su tasarrufu sağlıyor. Beko’nun su verimliliğini gözeterek geliştirdiği yeni SaveWater serisi, her döngü- de toplam 7,8 litreye kadar suyu kullanıcılara ve ekosisteme geri veriyor. Arçelik son 12 yılda yaklaşık 2,7 milyon hanenin günlük tüketimine denk su tasar- rufu sağladı Arçelik kaynak verimli yenilikleri destekleme- nin yanı sıra su risklerini belirlemek ve verim- liliği artırmak için kendi üretim operasyonla- rında da en son teknolojilerden yararlanıyor. Şirket, son 12 yılda Türkiye’de yaklaşık 2,7 milyon hanenin günlük su tüketimine denk gelen 2,17 milyon metreküp suyun tasarruf edilmesini sağladı. Sürdürülebilir su yöne- timini teşvik etmek ve yerel toplulukların da katılımını sağlamak için hem küresel hem de yerel ortaklarla iş birliği yapan Arçelik, bu yıl yerel toplulukları güçlendirmek ve su ve sani- tasyon çözümleri sağlamak için kalıcı bir etki yaratmak amacıyla Kenya’daki suya erişim projelerini finanse etmek için water.org ile bir çalışma başlattı. %100 geri dönüştürülmüş ve geri dönüş- türülebilir ürün ambalajları Arçelik, kaynak verimliliğinden atık yönetimi ve geri dönüşüme kadar pek çok alanda yeni çalışmalar geliştiriyor. Çevre dostu ambalaj alternatiflerini de kapsayan bu çalışmalarla Arçelik 2021 yılında ocak, davlumbaz, küçük ev aletleri ve tüketici elektroniği kategorile- rinde EPS yerine 324 ton %100 geri dönüş- türülmüş ve geri dönüştürülebilir karton ile 40 ton şekillendirilmiş selüloz kullandı. Şirket dünya çapında EPS içermeyen ambalajlarla büyük bir ev aletleri serisi sunan ilk ev aletleri üreticisi olma unvanın da sahibi. Bu geniş kapsamlı taahhütler ve eylemler, Arçelik’e üst üste üçüncü kez Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alan ilk ve tek Türk üretici ol- mak ve FTSE4Good ve BIST Endeksleri’nde yer alması gibi önemli global ve sektörel başarılar getirdi. Dijital Biz 50 Dijital Biz 51
Sayfa 52 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber Türkiye’nin teknoloji devi Vestel, IFA 2022’de Yönetim Kurulunda bulunduğu Home Connectivity Alliance (HCA) otu- rumuna katıldı. Dünya genelinde önemli teknoloji markalarının yer aldığı etkinlikte akıllı ev sistemleri üzerine geleceğin tek- nolojileri konuşuldu. Herkes için daha akıllı yaşam Vestel adına HCA oturumunda konuşan Vestel CEO’su Turan Erdoğan: “Vestel ola- rak perspektifimiz ‘herkes için akıllı yaşam’. Bu perspektifle geliştirdiğimiz uzun ömürlü cihazlar, TV’ler, HVAC sistemleri ve akıllı ev teknolojilerinin sadece akıllı televizyonlarla değil, aynı zamanda akıllı beyaz eşyalar ile de insanların evine girmesi hedefimiz.” dedi. Erdoğan, bu doğrultuda Türkiye’de Evin Aklı, dünyada ise VeeZy uygulamalarında sunduk- ları dijital hizmetler ve iş birlikleri ile kullanı- cılarına çok daha kapsamlı bir akıllı hayat deneyimi yaşattıklarını da sözlerine ekledi. loT standartlarını oluşturmada önemli adım Kullanıcılara daha fazla kolaylık ve seçenek sağlanmada birlikte çalışabilirliğin öneminin bilinciyle, HCA Yönetim Kurulu Üyesi olduk- larını kaydeden Erdoğan, “Böylelikle son kullanıcıların tek bir mobil uygulama üze- rinden her bir HCA üyesinin akıllı ürünlerini kullanabilmesi için ortak bir iletişim altyapısı oluşturuyoruz. Vestel olarak, akıllı şehir ve akıllı ev sistemlerimizle pazardaki dominant oyunculardan biriyiz. IoT teknolojilerimizde sürdürülebilirlik konusu da oldukça önemli. IoT çözümlerimizle evlerdeki enerji ve su tüketimini azaltmaya yardımcı olurken, akıllı cihazlarımızla kullanıcıların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Teknolojiyi üretmek kadar doğru kullanılmasını sağlamak da kritik önem taşıyor. HCA gibi platformlarla teknoloji şirketlerinin bir arada olması IoT sistemlerinin ve akıllı cihazların kullanımını artıracağına inanıyorum. Vestel olarak yapay zekâ ve IoT konusundaki yetkinliklerimizle hala gelişmeye çok açık olan IoT alanında da standartların Dünya genelinde IoT standartlarının oluşmasına destek oluşması için sorumluluk almaya devam edeceğiz. Bu uzun soluklu yolculukta HCA Yönetim Kurulu’nda yer almamız bizim için itici güç olacak.” dedi. Tüketicilere güvenli ve birlikte çalışabilir bir bağlantılı ev ekosisteminde daha fazla se- çenek sunma misyonuyla 2021’de kurulan Home Connectivity Alliance, IoT alanındaki standartlaşmayı sağlamak adına dünyanın önemli teknoloji üreticilerinin bir araya gelme- siyle oluşturuldu. Dijital Biz 52 Dijital Biz 53
Sayfa 54 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber İstanbul ve Ankara’daki en büyük ve en kapsamlı güvenlik sektörü buluşmalarını gerçekleştiren International Data Corpora- tion (IDC) Türkiye, 16. kez bilgi güvenliği yöneticilerine yönelik etkinlikle sektördeki deneyim paylaşımı ve dayanışmayı artır- mayı hedefliyor. Şirketler, pandeminin yarattığı kaostan çık- tıkça, inovasyona odaklanmaya başlıyorlar. Bu yeni çağda ise kesin olan bir şey var: İşletmeler, Covid’in neden olduğu aksaklıklar, karmaşık siber saldırılar, tedarik zinciri sorun- ları ve zorlayıcı hava olayları gibi diğer birçok zorlukla yüzleşmeye devam edecek. Şirketler nereye doğru gidiyor ve gizlenen yeni zorluk- lar neler? IDC’nin “Geleceğin Şirketleri” kavra- mı tüm disiplinleri kapsar, ancak bu kavramın özünde tüm şirketlerin sahip olması gereken bir nitelik olan “Güven” yatıyor. Güvenlik, el- bette Güven’in kalbinde yer alır, ancak Gü- ven aynı zamanda sürdürülebilirlik, marka, müşteri deneyimi gibi diğer önemli hususları da kapsar. Güvenlik uzmanları Güven’in tüm kapsamını benimseyebilir mi? Esneklik veya dayanıklılık kilit bir söylem haline geldi, an- cak yine de güvenliğin ötesine geçiyor. IDC, dijital esnekliği, şirketlerin sağlam dijital plat- formlara dayalı olarak değişimlere dayanma yeteneği olarak tanımlıyor. Pandemi ile başlayan ve yeni normal ile de- vam eden bu süreçte CISO’ların ve güvenlik ekiplerinin sorumlulukları her geçen gün artı- yor. “Güçlü Güvenlik Duruşu için 360 Derece Güvenlik” temasının işleneceği bu etkinlikte CISO oturumları, IDC analist sunumları, para- lel oturum ve teknoloji odaklı çalışma grupları yer alacaktır. IDC Türkiye’nin araştırmalarına göre şirketler, 2022 yılında güvenlik stratejile- rini sıfır güven yaklaşımı çerçevesinde gözden geçirirken, BT altyapısının güvenliğini güç- lendirmeyi, OT güvenliği, veri gizliliği ve veri güvenliği alanında yatırımlarını sürdürmeyi planlıyor. 5. IDC Türkiye Güvenlik Zirvesi’nde, bugünün ve yarının güvenlik stratejilerine yön verecek konuları, farklı sektörlerin önde gelen BT güvenliği yöneticileri değerlendirecektir. Türkiye Güvenlik Çözümleri Pazarı İvmeli Büyümesini Sürdürüyor IDC Türkiye Araştırma Müdürü Yeşim Öz- türk’e göre: “Siber güvenlik gerçeklerine bak- tığımızda artık değişimin yeni normal haline geldiği söyleyebiliriz. 2022 yılı başında glo- balde belirlenen siber güvenlik gerçeklerinin geçtiğimiz 3 aylık kısa bir dönem içinde deği- şime uğradığını görüyoruz. Ukrayna-Rusya savaşı, kur dalgalanması, enflasyon baskısı, global tedarik zinciri problemleri, sürdürülebi- lirlik çabaları bize risklerin sürekli değiştiğini ve şirketlerin yeni bir risk altında kalma ola- sılıklarının anlık olduğunu tekrardan hatırlatı- yor. Bir sonraki karmaşık saldırının nereden geleceğini bilemeyen güvenlik uzmanları, tehdit istihbaratı, olayları tespit, müdahale ve cevap, kimlik ve erişim yönetimi, bulut güven- liği, veri güvenliği vb. alanlarda çalışmalarını sürdürüyor. Aynı zamanda, regülasyonel uyumluluk ve veri gizliliği ise dijital dönüşümü gerçekleştirme hedeflerinde güvenlik strateji- lerinde ilk sırada gelmeyi sürdürüyor.” IDC Türkiye Ülke Direktörü Nevin Çizmeci- oğulları konuya şöyle yaklaşıyor: “Bu on yıl şimdiden şirketlere birçok ders verdi. Birin- cisi, ‘asla iyi bir krizin boşa gitmesine izin vermeyin’ söylemini siber suçlular oldukça iyi değerlendiriyor. Bir diğeri, dijital güven kav- ramının dijital çağda hızla bir iş zorunluluğu haline gelmesidir. Tüm bunların merkezin- de, her zaman olduğu gibi güvenlik vardır. Gizlilik ve uyumluluktan sürdürülebilirliğe; e-ticaretten güvenilir ekosistemlere, etik ve şeffaflıktan, marka itibarı ve sadakatine ka- dar güven birçok kavramı kapsar. Dijital gü- ven oluşturmak bir iş zorunluluğudur, ancak işin dokusunun bir parçası olmasını sağla- mak için yönetim kurulu düzeyinde liderlik ve yönetişim gerektirmektedir. IDC olarak, inovasyon çağında güvenlik teknolojilerinin şirketler için bir fırsat ve hatta inovasyonun hızlandırıcısı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Eylül ayında gerçekleştireceğimiz IDC Güvenlik Zirvesi’nde, güven ve gü- venlikle ilgili birçok konuyu derinlemesine konuşacağız. Sektörel deneyim paylaşımla- rı ve güvenlik ekosistemiyle yaratacağımız sinerjinin etkinliğimizde sizlere sunaca- ğımız birçok değerden bazıları olduğunu düşünüyoruz.” Her yıl Eylül aylarında düzenlenen zirveye, ülkemizin önde gelen finans, telekom, hol- dingler, perakende, üretim, hizmet, enerji şirketlerinden üst düzey BT güvenlik yönetici- leri ile sektörün lider teknoloji hizmet ve ürün sağlayıcıları katılacaktır. Daha fazla bilgi için IDC Güvenlik Zirve- si 2022 (https://www.idc.com/event/ ciso2022) web sitesini ziyaret edebilir, #IDC- Security2022 hashtag’ini kullanarak etkinlikle ilgili paylaşımı yapabilirsiniz. Dijital Biz 54 Dijital Biz 55
Sayfa 56 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber EY’ın Akıllı Sağlık Ekosistemi Raporu, sağlık hizmetlerinin teknoloji sayesinde geçireceği büyük dönüşüme dikkat çe- kiyor. Dijitalleşmenin çok daha ötesine geçecek olan entegre, hiper bağlantılı, gerçek zamanlı bir hızla çalışan akıllı sağ- lık sistemleri; kişiselleştirilmiş bakım ve sağlık deneyiminin kapılarını aralayacak. Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young) Akıllı Sağlık Eko- sistemi Araştırmasının sonuçlarını içeren raporunu açıkladı. Geleceğin akıllı sağlık ekosisteminde nasıl değer yaratılabileceği sorusuna yanıtlar arayan EY araştırmasına dayalı raporda, akıllı sağlık ekosisteminin, hastalara her zaman ve her yerde daha doğru iç görülerin yanı sıra kişiselleştirilmiş sağlık hizmet ve deneyimleri sağlayacağı da vurgulanıyor. EY araştırması, sağlık hizmetlerinin daha da insan odaklı hale getirilmesi için yapay zekâ teknolojilerinin en etkin ve verimli şekilde nasıl kullanılabileceğine odaklanıyor. Sağlık bilimleri ve sağlıklı yaşam uygulamalarının son yıllarda geçirdiği büyük dönüşüme dikkat çeken rapor, son dönemde sağlığı yönetme şeklini dönüştüren dijital veya sanal bakım modellerinin benimsenme hızında büyük bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Sadece fırsat değil, aynı zamanda acil ve temel bir ihtiyaç Bugün sağlık alanındaki sistemler, genellikle her biri bağlı veri mantığı ve uygulamalara sahip çok sayıda sistemden ve birbirini ta- mamlayıcı nitelikte olmayabilen farklı tedarik- çilerden temin edilmiş bağımsız uygulama- lardan oluşan çalışma mantığından oluşuyor. Gelecekte tüm kullanıcılara açık olacak değer sunan sağlık platformları ise, birbirine entegre ve uyumlu teknolojiler, uygulamalar ve mikro sistemler tarafından gerçek zamanlı olarak erişilebilecek tekil veriler üzerine inşa ediliyor. EY raporu, günümüz dünyasında mevcut sağlık hizmetlerinin uzun vadede Veri ve yapay zekâ temelli teknolojiler sağlık ve bakım hizmetlerini yeniden inşa edecek sürdürülebilir olmayabileceğini ortaya ko- yuyor. Obezite, kronik hastalıklar, yaşlanan nüfus ve sağlık eşitsizlikleri arttıkça, sağlık ve bakım hizmetleri tüm dünyada GSYİH’den giderek artan oranlarda pay almaya devam edecek. 2030 yılına kadar küresel sağlık hizmetleri iş gücünde 18 milyona ulaşan bir istihdam açığı tahmin ediliyor. Bu da dijital- leşme, otomasyon ve yapay zekâya geçişin önemini artırıyor. EY’ın Akıllı Sağlık Ekosiste- mi Raporu, geleceğin klinisyenlerinin yapay zekâ, büyük veri, robotik ve diğer gelişen teknolojiler ve disiplinler konusunda daha eğitimli, “tıp mühendisleri” olarak da tanım- lanabilecek uzmanlar olacağına da vurgu yapıyor. Bu uzmanlar, günümüzde teknolojik olgunluk ve ticari değer açısından hızla büyü- yen artırılmış gerçeklik, nanobotlar ve diğer güçlü araçların yardımıyla birden fazla hasta- yı uzaktan takip edebilecek. Veri, sağlık teknolojilerinde itici güç işlevi üstleniyor Sağlık hizmetleri sektörünün yeni teknolojiler tarafından yönlendirildiği günümüzde bulut teknolojisi, sensörler, sanal ve genişletilmiş gerçeklik sistemleri ile beşinci nesil genişbant uygulamalarının sağlık hizmetlerine enteg- rasyonu için çalışmalar yapılıyor. Bunlara ek olarak, kuantum bilgi işlem ve metaverse gibi daha ileri teknolojiler de ufukta şekilleniyor. Sağlık hizmetlerinin geleceğinin anahtarını elinde tutan birçok yeni teknoloji söz konusu. Nanobotlar, taşınabilir genomik sıralayıcı- lar, sürekli aktif sensörler ve sürekli öğrenen yapay zekâ gibi yüksek teknolojiler sayesinde sağlık hizmetleri yakın gelecekte çok büyük bir değişim geçirecek. İlgili teknolojilerin geliş- mesi, sağlık alanında gelişen tıbbi nesneler in- ternetinin (IoMT) yaratılmasını da sağlayacak. Sağlık hizmeti verilerinin niceliği ve kalitesinde eşi görülmemiş bir büyüme sağlayacak olan IoMT, gelecekte evlerde ve çalışma ortam- larında, akıllı altyapıya bağlı cihazlar, sanal asistanlar, hareket sensörleri, uzaktan izleme araçları ile her alanda kullanımda olacak. 2010 yılında tüm dünyada toplam 20 milyon olan sensör adedi 2020’de bir trilyona ulaş- mış durumda. Bu 10 yılda %195’lik bir CAGR (Bileşik Yıllık Büyüme Oranı) oranına denk geliyor. Gelecek üç yıl içinde sağlık verileri- nin büyümesi için %36’lık CAGR öngörülü- yor. Bu da sağlık ve bakım hizmetleri sektö- rünün imalat (%6,3) veya finansal hizmetler (%6) gibi sektörler için veri üretimindeki artışı geride bırakacağı anlamına geliyor. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş iç görülerle desteklenen akıllı bir ekosistem vadediyor Sağlık hizmetlerinde yapay zekânın varlığı ve kullanımının giderek arttığını vurgulayan rapor FDA tarafından sadece 2021 yılında 130’dan fazla yeni algoritmanın tıbbi kulla- nımının onaylandığına dikkat çekiyor. Bu algoritmalar “dijital triyaj” gerçekleştirmek, bakım hizmetlerini optimize etmek, davranış- sal koçluk ile gerçek zamanlı hastalık yöne- timi sağlamak ve diğer büyük veri kümeleri üzerinde daha derin analizler yürütmek için araçlar sunuyor. Sağlık hizmetleri alanındaki veri hacmi ge- nişlemeye devam ederken, yapay zekâ bu verileri farklı şekillerde bağlamak, birleştirip sorgulama yapmak ve eyleme dönüştürü- lebilir iç görüler üretmek için değerli araçlar sunuyor. Raporda akıllı sağlık ekosisteminin gelişimini destekleyecek olan etkenler ara- sında şu maddeler de yer alıyor: • Akıllı sağlık ekosistemi, bir veri bağı aracı- lığıyla birbirine bağlanan platformlar ile veri entegrasyonu ve analizini sağlayacak. Her bir hastayı çevreleyen kişiselleştirilmiş veri bulutu, hastaya ait bireyselleştirilmiş verilerin temel değerlerle ve gerçek dünya verileriyle karşılaştırılmasına olanak tanıyacak. • Veri odaklı akıllı ekosistem, farklı alanlar arasındaki duvarların ortadan kaldırılmasına ve ‘hastanın yolculuğu’ boyunca karar verme süreçlerinin optimizasyonuna da katkı sağla- yacak. En önemlisi, gerçekten insan merkezli bakım hizmeti için bir yol sunacak. Akıllı Sağlık Ekosistemi Raporuna ilişkin olarak, EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektörü Lideri T. Ufuk Eren şunları söyledi: Dijital Biz 56 Dijital Biz 57
Sayfa 58 — dergide görüntüle
Haber “Günümüzde sağlık ve bakım hizmetlerinde üretilen veri miktarı her geçen gün artıyor. Bu verilerin yapılandırılmamış, ham bilgiler olmaktan çıkartılıp eyleme dönüştürülebilir iç görüler haline gelebilmesi için yeni anali- tik araçlara olan ihtiyaç da artıyor. Yenilikçi teknolojiler bu alanda itici güç olmaya devam ediyor. EY Akıllı Sağlık Ekosistemi raporun- da detaylı bir şekilde anlatılan öncü teknoloji ve uygulamalar bilim kurgu gibi gelse de sağlık hizmetlerindeki büyük değişim zaten başlamış durumda. Pandemi döneminde uzaktan sağlık uygulamalarının benimsen- mesinde tüm dünyada önemli artış görüldü. Sektör, sağlık ve bakım hizmetlerine yönelik entegre, kapsamlı yaklaşımlar geliştirmeye odaklanıyor. Birbirinden farklı, çoğu zaman bağlantısız verilerle ve teknolojiyle beslenen yenilikler akıllı bir sağlık ekosisteminin ortaya çıkmasına da olanak sağlıyor. Bu akıllı eko- sistem, hastalara her zaman ve her yerde daha doğru iç görüler ve daha fazla kişisel- leştirilmiş sağlık deneyimleri sunacak. Tekno- lojinin gelişimi, gelecekte sağlık hizmetlerinin çok daha kişiselleştirilmiş hale gelmesini sağ- layacak. Hastalara gerçek anlamda sağlık değeri sunmayı başaran şirketler geleceğin kazananları olacak. Bu vizyonu gerçekleştir- mek, sağlık sektörü ile sağlıklı yaşam endüs- trileri içerisinde sıkı bir iş birliğini de gerektiri- yor.” Dijital Biz 58
Sayfa 60 — dergide görüntüle
Eylül 2022 Haber İçerisinde bulunduğumuz teknoloji çağında hayatın her alanında kullanılan yazılım ve donanımlar, yaşamı kolay- laştırırken zaman kazandırıp verim alın- masını sağlıyor. Yazılım denilen şeyin bilgisayardaki herhangi bir programın çalışması için gerekli olan komutlar bütünü, donanımın ise bilgisayarı oluş- turan fiziksel parçalar olduğunu kay- deden uzmanlar, yazılım ve donanımın birbirinden bağımsız çalışamayacağını belirterek donanımı işlevsel kılanın ya- zılım olduğunu söyledi. Uzmanlar, “Bu ürünlerden en yüksek verimi alabilmek için, eldeki donanıma en uygun yazılımı bulmak gerekir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisli- ği (İngilizce) Bölümü Araştırma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak ve Araştırma Görevlisi Merve Mutlu Kul, içerisinde bulunduğumuz teknoloji çağında yazılım ve donanımın önemine ilişkin değerlendirmede bulundu. Araştırma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak, sadece içerisinde bulunduğumuz çağda değil, ortaya çıktığı andan itibaren teknoloji ve araçlarının hep önemli olduğunu belirterek “İnsanlığın gelişmesinde rol oynayan büyük etkenlerden biridir. Giderek önemini arttır- maya devam ettiği için, bulunduğumuz çağ tamamen teknoloji çağı olmuştur. Hal böyle iken günümüz dünyasında yazılım ve dona- nım bir tercih değil, ihtiyaçtır ve kullanılma- dıkları bir alan neredeyse yoktur.” dedi. Donanımı işlevsel kılan yazılımdır Yazılım denilen şeyin bilgisayardaki herhan- gi bir programın çalışması için gerekli olan komutlar bütünü, donanımın ise bilgisayarı oluşturan fiziksel parçalar olduğunu kayde- den Araştırma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak, “İkisini ayrı telaffuz etsek de aslında birbir- lerinden bağımsız çalışamazlar. Donanımı işlevsel kılan yazılımdır. Bu ürünlerden en yüksek verimi alabilmek için, eldeki donanı- ma en uygun yazılımı bulmak gerekir. En En yüksek verim için donanıma en uygun yazılımı bulmak gerekiyor mikro işten en makro işe kadar, hayatın her alanını kolaylaştırmak üzere yazılımlar ve donanımlar kullanılmaktadır.” dedi. Yazılımlar zaman ve verim sağlıyor Bu sistemlerin zaman kazandırmak açısından büyük öneme sahip olduğunu kaydeden Araştır- ma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak, özellikle pan- demi sürecinde yazılım ve donanımın öneminin daha iyi anlaşıldığını belirterek şunları söyledi: “Kullandığımız yazılımlar, bize zaman ve maksimum verim yani optimum sonuç sağlar. Para transferini bankaya giderek değil de cep telefonu aplikasyonundan yapmak, seyaha- ti otobüsle değil de uçakla yapmak, önemli bir toplantıyı herkesin bir konuma gelmesini beklemek yerine anında çevrim içi gerçekleş- tirmek hepsi yazılımların eseridir. Pandemide süreç hız kazandı Tüm bunları bir kenara koyup geçtiğimiz iki yıla bakarak, sadece küresel salgın döneminde yazılım ve donanımın insanlara sağladıklarını düşünmek dahi, önemini anlamak için yeterlidir. Çağın gereklilikleri zaten dijital bir dönüşüm başlatmıştı fakat pandemi ile bu süreç büyük bir hız kazandı. Herkes evlerinde kalmak zo- runda olduğu ve evlerimizden dünyaya açılan kapı bilgisayarlarımız/telefonlarımız olduğu için, zaruri olarak dijital dönüşümde yol kat ettik. İlköğretimden yükseköğretime kadar eğitimin her seviyesinde sürecin uzaktan eğitim ile yönetilmesi, istisnasız tüm kurumların işlerini çevrim içi toplantılar ile yönetmesi, ihtiyaçları- mızın online marketlerden temin edilmesi, bu dönüşümün bazı örnekleridir.” Yazılım ve donanım, stratejik öneme sahip Araştırma Görevlisi Merve Mutlu Kul ise ya- zılım ve donanımın içerisinde bulunduğumuz çağda stratejik bir öneme sahip olduğunu kaydederek eğitim, sağlık, eğlence, otomotiv gibi pek çok sektörde kullanıldığını söyledi. Uzaktan eğitimden otonom araçlara, sanal asistandan akıllı cihazlara kadar günlük hayatta kaçınılmaz olarak kullanılan tekno- lojilerin potansiyelinin gün geçtikçe büyü- meye devam ettiğini ifade eden Araştırma Görevlisi Merve Mutlu Kul, “Yakın gelecekte sosyal hayatımızı şekillendirecek en önemli gelişmelerin yapay zekâ ile gerçekleşeceği öngörülüyor. Makinelerin insan zekasını taklit etmesi olarak tanımlayabileceğimiz yapay zekâ günlük yaşamımızın neredeyse her ye- rinde mevcut ve hayatımızın daha büyük bir parçası olma yolunda ilerliyor.” dedi. Giyilebilir teknolojiler önem kazanacak Cihazların fiziksel bileşenleri olan donanımın gelecekte de önemini sürdürmeye devam edeceğini kaydeden Araştırma Görevlisi Mer- ve Mutlu Kul, “Moore Yasası, bir mikroişlemci üzerine yerleştirilebilecek transistör sayısının düzenli olarak her iki yılda bir ikiye katlandı- ğını, böylece işlemcilerin gitgide daha küçük ve daha ucuz hale geleceğini söyler. Elek- tronik cihazların boyutları gitgide küçülerek çevreyle etkileşimleri farklı boyutlara taşını- yor. Şimdilik akıllı gözlükler ve akıllı saatler kullanıyoruz. Bunlar giyilebilir teknolojilerin ilk adımları. Önümüzdeki yıllarda da giyilebilir cihazların bir trend haline geleceği öngörü- lüyor. Dijital evren metaverse kullanımının yaygınlaşması ile giyilebilir teknolojiler bu süreçte önemli bir rol oynayacak gibi görünü- yor.” diye konuştu. Dijital Biz 60 Dijital Biz 61
