Kasım 2020 Sayısı — Metin Görünümü
Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku
Sayfa 1 — dergide görüntüle
Dijital Biz Bilişim, Ekonomi, İş Dünyası Dergisidijitalbiz.com KASIM 2020 SAYI: 14 / FİYAT: 20 TL Yüksek Teknoloji Üreten Şirketleri ve Girişimcileri Destekliyoruz Yapay Zekâ ile Deprem Tahmini Mümkün! Otomotiv Firmasına Verilen 900.000 TL’lik Bulut Cezası “Bulut Trendleri ve KVKK” Webinar’ında Değerlendirildi Patentle Türkiye - 2. Ulusal Üniversiteler Patent Yarışması Ödül Töreni Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan: “Elon Musk’ın Starlink Projesini Yakından Takip Ediyoruz” TOGG ve Farasis’ten Stratejik Ortaklık Türk Halkı Beynine Çip Taktırır mı? Bilal TOPÇU Teknopark İstanbul Genel Müdür
Sayfa 2 — dergide görüntüle
Kasım 2020 VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com Most Idea & Most Dijital SOSYAL MEDYA Arzu Tufan arzu.tufan@dijitalbiz.com BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ KASIM 2020 SAYI: 14 / FİYAT: 20 TL Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER Yapay Zekâ ile Deprem Tahmini Mümkün! 30 Ekim 2020 saat 14:51… Bir- çoğumuzun hafızasına acılarla, umutlarla kazındı bile. En büyük yıkımın gerçekleştiği İzmir’de belki 20 yıl sonra da Büyük İzmir Depre- mi diye hatırlanacak. Ateş düştüğü yeri daha da çok yakar. İzmir’de depremde vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. 17 Ağustos 1999 saat 03:02’de İstanbul Avcılar’da büyük bir gürültü ve sar- sıntı ile uykumdan uyandım ve ayağa fırladım. Ayaklarımın yerde sabit olma- sına karşın dengede duramayıp sağa sola çarpmama anlam veremiyordum. Burnuma inceden gelen gaz kokusu ve sanki hiç sona ermeyecekmiş gibi devam eden sarsıntı ile Ambarlı’daki dolum tesislerinin patlamış olabileceği düşüncesi beynime çakıldı. Sarsıntı tamamen bitmeden kendimizi dışarıya atamadık. O güne dek hayatımda o kadar yıldızı bir arada hiç görmemiştim. Yıldızlar, gaz kokusu ve toz bulutu… Toz bulutu? Toz bulutu da neydi ki? Toz bulutunun geldiği arka sokağa doğru içimdeki garip duygular ve ürperti ile ko- şuşturduğumda ileride bir boşluk gördüm. Uyku sersemi olduğumu düşüne- rek gözlerimi ovuşturdum. Boşluk olmaması gereken yerde boşluk, boşluğun dibinde bir yığın vardı. Koca bina çökmüş, etrafı toz bulutları kaplamış, ezdiği araçların akaryakıt kokuları etrafa yayılmıştı. Öğlene doğru Avcılar’ı keşfe çıktığımda tarifsiz acılar içerisinde büyük yıkımı kendi gözlerimle gördüm. İnsanoğlunun doğa karşısındaki çaresizliğini… 17 Ağustos 1999 saat 03:02… Hiç unutmadık, unutamadık… Uzaya turistik gezi planları yaparken bir anda kendimizi koronavirüs gibi küresel bir salgınla sıkıntılı bir mücadele içinde bulduk. İnsanoğlunun, bilimin ve teknolojinin zorlandığı zamanlardan geçmekte olduğumuz bir gerçek. Yı- kıcı etkileriyle ansızın gelen depremler de insanoğlunun doğa karşısında ne kadar aciz olduğunu suratına tekrar tekrar çarpıyor. Depremlerin büyük bir kısmı Amerika’nın batı kıyısından Japonya’nın doğu kıyısına uzanan fay hattında gerçekleşiyor. Deprem tahmini konusunda en fazla araştırma yapanlar da doğal olarak Japonlar ve Amerikalılar. Depremleri ve fayları yapay zekâ ve makine öğrenmesi ile takip ediyorlar. Türkiye’de de bu alanda önemli çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalara örnek olarak; Doğa Hareketleri Araştırma Derneği’nin (DOHAD), 17 yıldır devam ettirdikleri çalışmalarla depremi önceden tahmin edecek sistemi verebili- riz. Yüzde 80-90 oranında başarı elde ettiklerini ifade ediyorlar. 26 Eylül 2019’da Silivri açıklarında kaydedilen 5,8 büyüklüğündeki depremin işaret- lerini yaklaşık 40 gün öncesinde 16 Ağustos 2019’da almışlar. Aralarında Dr. Oğuz Gündoğdu, Prof. Dr. Uğur Kaynak, Prof. Dr. Burak Berk Üstündağ gibi akademik isimlerin de bulunduğu 45 kişilik bir ekip günlük olarak verilere ulaşıp çalışma yapabiliyor. Karmaşık yapıdan oluşan depremleri anlamaya ve bunu yapay zekâya öğretmeye çalışıyorlar. Büyük, yıkıcı bir deprem tespit etmeleri durumunda “Strasbourg Etik Kuralları” kapsamında bunu öncelik- le T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile paylaşma zorunluluğu var. Konunun uzmanlarınca değerlendirildikten sonra gerek duyulursa açıklama yapabilecek tek yetkili kurum AFAD. Silivri depremi yıkıcı olmadığı için bunu kendi aralarında değerlendirdiklerini ifade ettiklerini de belirtmek isterim. Depremlerin yapay zekâ ile önceden tahmin edilebilmesi bilişimciler olarak bizler için sürpriz değil. Bu önemli çalışmalara bilişim dünyası daha fazla katkıda bulunamaz mı? Bence bulunabilir. Beklenen Büyük İstanbul Depremi öncesi artık harekete geçerek bulunmalı da… Dijital Biz 3
Sayfa 4 — dergide görüntüle
İçindekiler Yüksek Teknoloji Üreten Şirketleri ve Girişimcileri Destekliyoruz 06 Otomotiv Firmasına Verilen 900.000 TL’lik Bulut Cezası “Bulut Trendleri ve KVKK” Webinar’ında Değerlendirildi 14 3’üncü e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi, İlk Kez Hibrit Olarak Düzenlenecek 24 KVKK Başkanı: “VERBİS’e Kayıtlar Devam Ediyor” 26 Patentle Türkiye - 2. Ulusal Üniversiteler Patent Yarışması Ödül Töreni 28 Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan: “Elon Musk’ın Starlink Projesini Yakından Takip Ediyoruz” 32 Enerji Bakanı Dönmez: “Kaynak Bizimse Teknoloji de Bizim Olmalı” 34 Şimdinin Ötesi 38 Akıllı Tarım Kent Projesini Hayata Geçiriyor 40 TOGG ve Farasis’ten Stratejik Ortaklık 44 Oyun Değiştiren Teknolojiler 48 Türkiye Küresel Siber Güvenlik Pazarından Hak Ettiği Payı Alacak 50 Twitter’ın Nasıl Hacklendiği Ortaya Çıktı 52 Siber Saldırıların Yeni Hedefi STK’lar 54 BİGG Cube Incubation ile Girişimcilere Tam Destek 56 Türk Sosyal Ağ Platformu Girişimi Yatırım Aldı 58 Dijital Bankaya 23,2 milyon TL’lik Yatırım 60 Pandemide Teknoloji Evlilikleri Arttı 62 Kadınlar Dünya Gelirinin Yüzde 10’una Sahip 64 İş Dünyasının Geleceğine Işık Tutan COVID-19 Araştırması 66 İşletmelerin %92’si Teknolji İnovasyonlarının Ortaya Çıkmadan Başarısız Olduğunu Kabul Ediyor 70 48,5 Saatle En Fazla Çalışan Ülke Türkiye 72 Yeni Dünya Kampanyası’nda İlk Tabletler Çocuklara Ulaştı 74 Yepyeni Mobil Uygulamaları ile Aile ve Öğretmenlerin Yanında 76 Türkiye’nin Dijital Geleceğinin Güvencesi Yeni Yatırımlar ve Becerilerin Geliştirilmesi 78 Gelecek İçin Tohumlar Programı Açılış Töreni ile Başladı 80 Dijital Çağda İletişim Eğitimi 82 TestIstanbul’da Gelecek Test Edildi 86 Türk Halkı Beynine Çip Taktırır mı? 90 Otonom Sürüşe En Hazır Ülkeler: Singapur, Hollanda, Norveç, ABD, Finlandiya 94 Mars’tan İlk Örnekleri Dünya’ya Getirecek 96 Yerli Ekosistem için İş Birliği Çağrısı 98 EMUI 11 Beta Testlerini Başlattı 100 5G Transport’un Lideri 102 Veri Merkezi Yöneticisi Olmak için Geç Kalmayın 104 Vatansever Bilişim A.Ş. Adres: Esentepe Mah. Büyükdere Cad. No: 199/6 Levent 199 Binası Kat: -1 Levent Şişli 34394 İstanbul Telefon: (0850) 460 0 886 (VTN) E-posta: bilgi@vatanseverbilisim.com Web sitesi: www.vatanseverbilisim.com 2020 VERBİS’e kayıt için kişisel verileri OTOMATİK çıkarın! Kampanya tarihi: 31.12.2020 Veri Keşfi ve Sınıflandırma Yazılımı Dijital Biz 4
Sayfa 6 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Röportaj Yüksek Teknoloji Üreten Şirketleri ve Girişimcileri Destekliyoruz Savunma sanayii, uzay/havacılık ve denizcilik gibi 8 odak sektörde yük- sek katma değerli teknolojiler üre- ten 332 şirket ve 100’ü aşkın girişim ve girişimci grubu Teknopark İstan- bul’da faaliyet gösteriyor. Toplamda 6.025 nitelikli Ar-Ge mühendisi kam- püsümüzde istihdam ediliyor. 1000 Ar-Ge firmasına, 500 kuluçka giri- şimcisine ve 43.000 nitelikli Ar-Ge mühendisine ev sahipliği yapmayı hedefliyoruz. Bilal TOPÇU Teknopark İstanbul Genel Müdür Kurumunuz, sektörünüz ve faaliyet alanla- rınız ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Teknopark İstanbul’da savunma sanayii, uzay/havacılık ve denizcilik başta olmak üzere 8 odak sektörde yüksek katma değerli teknolojiler geliştiren şirketlere ev sahipliği yapıyoruz. Teknopark İstanbul’da şu anda; Aselsan, TUSAŞ, TEI, Roketsan, STM, BMC Power gibi ana yüklenicilerden Aspilsan, Yal- tes, C-Tech, Altınay Havacılık, Pavotek, Fem- san, Armelsan, Figes gibi yüksek teknoloji üreten 332 şirket ve 100’ü aşkın girişim ve girişimci grubu faaliyet gösteriyor. Toplamda 6.025 nitelikli Ar-Ge mühendisi kampüsümüz- de istihdam ediliyor. Teknopark İstanbul’da 2067 milli ve yerli proje çalışmaları yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Tüm etap inşaatlarımız tamamlandığında ve firmalarla, üniversitelerin inşa ettikleri binalar da faaliye- te girdiğinde toplamda 1000 Ar-Ge firmasına, 500 kuluçka girişimcisine ve 43.000 nitelikli Ar-Ge mühendisine ev sahipliği yapmayı hedefliyoruz. Teknopark İstanbul olarak gi- rişimcileri desteklemeyi, teknoloji ihracatına ek olarak savunma sanayiinde yerli projelerin önünü açmayı ve ülkemizin geleceğini etkile- yen daha birçok konuyu görev ediniyoruz. Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? Kurumunuz hangi aşa- mada, planlarınız nelerdir? Dijital dönüşüm, özellikle pandemi sürecinde ivme kazandı ve dijitalleşmeye yönelik talep giderek arttı. Bu dijitalleşme talebi ve hızı tüm dünya ülkelerinden derinden hissedildi ve belki de on yıllara yayılacak bu dönüşüm serüveni sekiz ay gibi bir sürede tamamlandı ve yeni dijital dönüşüm süreçleri heyecanla bekleniyor. Hal böyle olunca ülkemizin de bu dijital dönüşümden geri kalması düşünüle- mez. Bu kapsamda e-devlet uygulamamız dijital dönüşümümüzü destekleyen en önemli proje. 682 kurumun entegre olduğu bu pro- jeyi şu an 50 milyon 960 bin vatandaşımız kullanıyor. Bu uygulamada her gün karşılaş- tığımız yeni gelişmeler yakın zamanda dijital bir devlet olabilme gücümüzü artırıyor. Dünya ülkelerine baktığımızda da yoğun bir dijitalleşme atılımının yaşandığını görüyoruz. Özellik dijitalleşme olgusu kamu yetkilileri tarafından ele alınınca daha da başarılı işle- yebiliyor. Örneğin, İtalya Ekonomi ve Maliye Bakanlığı vatandaş çağrılarını yönetmek için yapay zekâ odaklı bir yardım masası uygu- lamaya koydu. Yine Singapur hükümetinin vatandaştan gelen soruları yönetmek üzere yapay zekâ tabanlı uygulamaları kullandı - ğını biliyoruz. Bu dönüşüme Estonya hü - kümetini de örnek verebiliriz, bildiğiniz gibi Estonya dijital devlet olarak anılıyor günü - müzde; ülkede her şey dijital ortamda yapı - lıyor ve yapay zekânın katkısı çok büyük. Ülkemizde bu konuda atılan adımlardan belki de en önemlisi T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin kurularak aktif bir şekilde çalışmaya başlamasını çok önemsi - yoruz. Farklı kurumların ayrı ayrı sürdürdü - ğü dijitalleşme çalışmalarının tek bir kurum adında Cumhurbaşkanlığı çatısı altında birleşmesi ülkemizde kamuda dijital dönü - şüme ivme kazandıracaktır. Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir? Aslında genel olarak her yeni ve yıkıcı teknolojinin dünyayı dönüştürmesi ve değiştirmesi beklenir. Ancak bu değişi - min ülkelerin, şirketlerin ve en önemlisi insanların yararına olması gerekiyor. Ülkemizdeki etkilerini değerlendirmek gerekirse bu teknolojilerin yerli ve mil - li kaynaklarla üretilip ülkemize fayda sağlayacak alanlarda kullanılması çok önemli. Teknopark İstanbul olarak yeni teknolojilerin gelişimlerini yakından takip ediyoruz. Bu teknolojileri ülkemizin mil - li teknoloji hamlesine katkı sağlamak üzere kullanan tüm girişimcilerimize ve değerli şirketlerimize de kapımız her za - man açık. Bildiğiniz gibi yeni fikirler daha çok girişimcilerden çıkıyor; yeni ürünler, servisler öncekilerin yerini alıyor. Bu durum ekonomilerin de itici gücünü oluş - turuyor. Biz de kuluçka merkezimizle bu ekosisteme katkı veriyoruz. Dijital Biz 6 Dijital Biz 7
Sayfa 8 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Dünyayı değiştireceğini düşündüğüm tekno- lojilerden bahsedecek olursak elbette yapay zekâ başta geliyor. Yapay zekânın gelecekte insan zekâsına bir alternatif haline gelmesi bilim dünyasınca oldukça muhtemel kabul ediliyor ve bu gelişmenin getireceği yenilikle- rin etkisinin devasa olması bekleniyor. Yapı- lan araştırmalar da bu teknolojinin geleceğin dünyasında vazgeçilmez olduğunu öngörü- yor. Örneğin; Accenture Danışmanlık şirketi- nin Artificial Intelligence, Genue Impact adlı araştırmasına göre yapay zekânın 2035 yı- lına kadar gelişmiş ülkelerde yıllık ekonomik büyüme oranlarını ikiye katlama ve işgücü üretkenliğini %40’a kadar artırma potansiye- line sahip olduğu görülüyor. Hal böyle olunca yapay zekâ teknolojisinin dünyayı değiştire- cek ve dönüştürecek teknolojilerin başında geleceğini tahmin etmek zor değil. Yapay zekânın yanı sıra 3D baskı teknolojisi- nin de dünya tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu gözlemliyoruz. Endüstriyel alandan uzay çalışmalarına kadar uzanan geniş bir yelpazeyle üç boyutlu baskının gelecekte bu ve benzeri alanlarda yarattığı etkinin artma- sı kaçınılmaz olacaktır. Nesnelerin interneti (IOT) alanında da çok yol kat edileceğini ve böylece bu tür teknolojilerin insan hayatını çok fazla etkileyerek geleceğe yön verece- ğine inanıyorum. Ayrıca giyilebilir teknolo- jiler hayatımızda daha fazla yer alacaklar, hayatımızı oldukça değiştirecekler. Örneğin savaş uçağı pilotlarının kasklarında beyin dalgalarını kontrol eden, hem yorgunluk hem de stres durumlarını takip eden sistemler var. Böylece pilotun aldığı ve alacağı kararların takibi yapılabiliyor. Aslında benzer teknolojiler Google Glass gibi ürünlere adapte edilirse, buna şaşırmamak lazım. Yerli ve Milli Teknolojiler konusunda görüş- leriniz nelerdir? Sizce Türkiye Yerli ve Milli Teknolojilerde hangi aşamada, kullanımının artırılmasının sağlayacağı faydalar neler- dir? Kurumunuz hangi aşamada, planları- nız nelerdir? Özellikle üretim yerine bilime dayalı yenilikçi ekonomilere sahip olmak isteyen ülkelerde teknolojik atılımlarla gelişim olgusu çokça önemseniyor ve hükümet politikaları bu yön- de gelişiyor. Ülkemiz de yerli ve milli tekno- lojileriyle ülke ekonomimizi kalkındırmayı, özellikle savunma sanayi alanında dünyaya teknoloji ihraç eden bir ülke haline gelmeyi 2023 vizyonu çerçevesinde ele alıyor. Mil- li teknoloji hamlesi kapsamında “Teknoloji Odaklı Sanayi Programı’’nı başlatan ülkemiz artık kendi teknolojisini üreten bir ülke haline geliyor. Özellikle savunma sanayi alanında ciddi an- lamda dünyanın tercih ettiği projeler hayata geçiriliyor. Türk mühendislerimiz ülkemizin tüm dünyada gururlandığı kritik projelere imza atıyor. Bugün kendi insansız hava aracımızı geliştirmiş, kendi sismik araştırma gemimizi üretmiş durumdayız. Bu çalışmalar milli teknoloji hamlesi çerçevesinde doğru yönde ilerlediğimizin en önemli kanıtı. Tekno- park İstanbul olarak yerli teknoloji geliştiren, ülkemizin gururu şirketlere ev sahipliği yapı- yoruz. Teknopark İstanbul’da şu an 2000’den fazla proje üzerinde çalışılıyor. Bunlar ara- sında MİLGEM Korvet, Altay Tankı, Anka İHA, LHD Amfibi Hücum Gemisi ve Oruç Reis gibi savunma sanayisinin önde gelen Ar-Ge projeleri yer alıyor. Teknopark İstanbul olarak milli teknoloji hamlemizi güçlendiren bu projelere büyük katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Türkiye’de bilişim alanındaki girişimcilik ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında genç nü- fusun özendirilmesi ve desteklenmesiyle Röportaj Dijital Biz 8 Dijital Biz 9
Sayfa 10 — dergide görüntüle
Kasım 2020 ülkemizdeki girişimcilik ekosistemi giderek gelişiyor. Ekosistemin her alanında ciddi bir hareketlilik söz konusu. Girişimcilik eko- sisteminde en önemli konunun ise kuluçka merkezleri olduğunu düşünüyorum. Zira girişimcinin başarıya ulaşması için fikrini ge- liştirebileceği imkanlar sunulmalı. Bu noktada kuluçka merkezleri kritik bir önem taşıyor. Girişimciye sunduğu çalışma alanları, teknik altyapılar ve imkanlarla fikrinin geliştirme imkânı sunuyor. Girişimciler, çalışmalarının yatırımcıya ulaşması adımına kadar her sü- reçte kuluçka merkezi yöneticilerinin desteği- ni hissediyor ve fikirlerine daha çok inanarak yatırımcıya ürünü en iyi şekilde sunuyor. Biz de kuluçka merkezimiz Cube Incubati- on’da girişimcilerimize pek çok imkân sunu- yor ve her adımlarında destekçileri oluyoruz. Sıfır maliyetle markalaşma eğitimleri verdi- ğimiz Cube Incubation’da girişimciler 300 metrekarelik alana kurulu Biyoküp Labora- tuvarı’ndan, 100 metrekarelik alana kurulu Temiz Odalar’dan, Post Kuluçka Alanı’ndan ve 400 metrekarelik alana kurulması planla- nan Prototipleme Merkezi’nden ücretsiz ya da çok düşük bir maliyet karşılığında yarar- lanabiliyor. 2020 yılı sonunda tamamlanacak yeni kuluçka merkezi binamız ile toplamda 5000 m2 bir alanı girişimcilerimize ayırmış olacağız. Kuluçka merkezinde girişimcilerimiz iş planı hazırlama, başarılı sunum teknikleri, pazarla- ma, finans gibi konularda eğitim ve mentörlük imkânlarından sıfır maliyetle yararlanıyor; mali desteklere ulaşmak noktasında bedel- siz danışmanlık hizmeti alıyor. Tüm bunlarla birlikte sağlanan yan imkânlarla da ofis alanı, açık çalışma alanları, toplantı odaları, inter- net ve telefon hizmetlerini bedelsiz karşılaya- rak 18 ay boyunca yararlanabiliyorlar. Siber Güvenlik konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Siber Güvenlikte hangi aşamada? Kurumunuz hangi aşa- mada, planlarınız nelerdir? Siber güvenlik artık tüm dünyanın üzerinde ti- tizlikle durduğu bir alan haline geldi. Özellikle devletlerin verilerinin güvende olması adeta bir zorunluluk halini aldı. Araştırma kuruluşu Reportlinker’ın COVID-19 sonrası senaryo- larını kapsayan raporuna göre şu anda 15,8 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan küresel siber güvenlik pazarının 2025’te 22,2 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Pazarda star- tuplar da önemli bir yer teşkil ediyor ve bu şirketlere yönelik yatırımlar da her geçen gün artıyor. Şu an dünya genelinde 21 binden fazla siber güvenlik startupı bulunuyor. Crun- chbase verilerine göre 2020’de 268 girişim ortalama 4,7 milyar dolar yatırım aldı. Konu ülkeler bazında değerlendirildiğinde ise bu- gün Kuzey Amerika %36,7’lik bir gelir payı ile siber güvenlik pazarında lider konumda. Onu Asya pasifik ülkeleri takip ediyor. Ülkemiz şu anda da siber güvenlik alanında oldukça güçlü ve dünyada en tepede sayı- lacak ülkeler arasına girecek konumdayız. Ancak yerli teknolojilerimizin daha fazla gelişmesi ve dünyaya ihraç edilebilir konuma gelmesi gerekiyor. Özel olarak bu tip altyapı ve imkanları da biz sunduğumuzda siber gü- venlik üzerinde çok iyi sonuçlar alacağız. Biz Teknopark İstanbul olarak yakın zaman- da açacağımız siber güvenlik kuluçka merke- zimizle bu alandaki yerli startupları yakından destekleyeceğiz. T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, T.C. Cumhurbaşkan- lığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’yle birlikte çalışıyoruz. Öte yandan siber güvenlik alanında nitelikli Ar-Ge mühendislerinin yetiştirilmesi için de T.C Milli Eğitim Bakanlığı öncülüğünde Sa- vunma Sanayii Başkanlığı, Dijital Dönüşüm Ofisi, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenme- si’nin katkılarıyla Türkiye’nin ilk siber güvenlik lisesi olan Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni kampüsümüzde açtık. Meslek lisemiz siber güvenlik alanında çalışan firmalarla bir arada yetişecek öğren- cilerimiz için oldukça verimli olacak. Röportaj Dijital Biz 10 Dijital Biz 11
Sayfa 12 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Gençlerimizi Teknopark İstanbul’daki firma- larımızla birçok uygulamada bir araya getire- ceğiz. Bunlar geleceğe dair çok güzel planlar. Bu çalışmalarımız ile ülkemiz, küresel siber güvenlik pazarından hak ettiği payı alacak. Türkiye Savunma Sanayi ve Savunma Teknolojilerinde hangi aşamada? Tüm dünyada öncelikli sektörler arasında değerlendirilen savunma sanayiine yönelik, ülkemizde de son yıllarda ciddi yatırımlar ya- pılıyor. Ülke olarak bu alanda özellikle son 18 yılda geliştirdiğimiz milli teknolojilerle önemli bir mesafe kaydettik. Bildiğiniz gibi dünya- nın en büyük 100 savunma sanayii şirketi listesinde 7 şirketimiz yer aldı. Bugün yerlilik oranlarımız %20 seviyelerinden %75’lere kadar ulaşmış durumda. Savunma ve Hava- cılık Sanayii İmalatçılar Derneği’nin (SaSaD) Nisan ayında yayınlanan 2019 yılı raporuna göre; 2019 yılında savunma sanayi sektörü- nün ihracatı 3 milyar 68 milyon dolar. 2019 yılı savunma sanayii yurt içi ve yurt dışı satışlar toplamı ise 10 milyar 884 milyon dolar. Bu verilere göre sektörde Ar-Ge har- camaları 1 milyar 672 milyon dolar olarak gerçekleşmiş durumda. Tüm bu rakamlar savunma sanayiimizde başarılı projelerin yürütüldüğünü kanıtlıyor. Buna ek olarak ge- liştirdiğimiz teknolojileri dünyaya ihraç etme- miz de kritik bir önem taşıyor. Biz, Teknopark İstanbul olarak, Türk savunma sanayimizin Ar-Ge üssü olarak şirketlerimize destek ver- meye ve ülkemizin savunma sanayi alanında lider ülke konumuna gelmesi için çalışmalar yürütmeye devam edeceğiz. Röportaj Dijital Biz 12 Dijital Biz 13
Sayfa 14 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Data Center Cities Webinar Serisinde ‘Bu- lut Trendleri ve Kişisel Verilerin Korunma- sı Kanunu (KVKK)’ webinar’ı yoğun katı- lımla 22 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşti. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, sektörün neredeyse tamamı tarafından yanlış bilinen ve do- layısıyla yanlış uygulanan bazı bulut ve KVKK konularının doğrularını anlattı. Bir otomotiv firmasına düzenlenen 900.000 TL’lik KVKK idari para cezası ile ilgili diğer firmaları da uyarıcı nitelikte çözüm önerilerinde bulundu. • Global Bilişim Derneği (BİDER) Sektöre Hızlı Giriş Yaptı • Türkiye Genel Bulut Pazarı 2019 Yılında Yüzde 29 Büyüdü • Hayatı Kolaylaştıran Bulut Hizmeti Mo- delleri: IaaS, PaaS ve SaaS • Siber Güvenlik ve KVKK’ya Uyumluluk Gündeme Damgasını Vurmaya Devam Edecek • Hibrit Bulut Kullanımı Artmaya Devam Edecek • Otomotiv Firmasına 900.000 TL’lik Bulut Cezası Global Bilişim Derneği (BİDER) Sektöre Hızlı Giriş Yaptı Data Center Cities Webinar Serisinde ‘Bulut Trendleri ve Kişisel Verilerin Korunması Kanu- nu (KVKK)’ webinar’ı yoğun katılımla 22 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşti. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatanse- ver, BİDER hakkında bazı özet bilgiler aktardı: “Data Center Cities Webinar Serisinde ‘Bulut Trendleri ve Kişisel Verilerin Korunması Ka- nunu (KVKK)’ webinar’ı için bir araya geldik. Organizasyon için emeği geçen herkese teşek- kür ederim. İsmim Şenol Vatansever. Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanıyım. Dijital Biz Dergisi Genel Yayın Yönetmeniyim. Vatansever Bilişim A.Ş. ve Patriot Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanıyım. Aktarmak istediğim birçok başlık var. Webi- nar’ın son bölümünde zamanımızın kalması durumunda sorularınıza da cevap vermek- ten memnuniyet duyarım, sistem üzerinden yazıp gönderebilirsiniz. Ayrıca panelde akta- racağım konularla ilgili habere www.dijitalbiz. com adresinden bu hafta içerisinde ulaşabi- lirsiniz. Dijital Biz Dergisi Kasım Sayısında da habere yer vereceğiz. Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi’den de erişebilirsiniz. Yakın tarihte kurulmuş olan BİDER’den özet olarak bahsederek sözlerime başlamak isterim. Global Bilişim Derneği, kısa ismiyle BİDER, 21 Eylül 2020 tarihinde kuruldu. Çok yeni bir derneğiz. Tabi ki derneğin Kurucu Üyelerini oluşturan yaklaşık bin üyesi olan BİLİŞİM GRUBU ve Bilişimciler gruplarımızın 3 yıllık beraberliğini saymazsak… Genelde 8-10 kişi bir araya gelir, önce dernek kurar, sonra da üye sayısını artıramadıklarından ya da aktif olamadıklarından maalesef ta- bela derneği olmaktan öteye geçemezler. Türkiye’deki derneklerin büyük bir kısmı bu durumda. Biz öncelikle bin üyeye yakın aktif gruplar oluşturduk. Şu an yüzlerce başvuru bekliyor durumda. Gruplarımızdaki üyeleri- mizin büyük bir kısmı daha önce bir derneğe üye olmamış, dernekçilik konusunda tecrübe- si olmayan arkadaşlarımızdan oluşuyor. Ama bizim için en önemli temel kriterlere sahipler. Heyecanları, istekleri ve enerjileri var. Global Bilişim Derneği, bilişim alanında Türkiye’nin en önde gelen sivil toplum kuru- luşu olmayı hedefliyor. Dernek adında geçen ‘global’ kelimesinin hakkını vererek yurt dı- şındaki sivil toplum kuruluşları ile ortak ça- lışmalar ve iş birliği yapacağız. Üniversiteler, kamu kurumları, diğer STK’lar, özel şirketler gibi tüm paydaşlar ile ortak projeler yürüte- ceğiz. Sektörü birleştirmek ve etki alanını artırmak amacıyla platform, federasyon ve konfederasyon yapıları kurulması ya da dahil olunması için gerekli çalışmaları yapacağız. Üyelerimizin talep, görüş ve değerlendirme- lerini ilgili paydaşlara iletip süreçleri takip edeceğiz. Üyelerimiz arasındaki etkileşimi, yardımlaşmayı, dayanışmayı, iş birliğini ve ticari ilişkileri artıracağız. Bilişim alanında faaliyet gösteren yetişmiş insan kaynağının oluşturulması için gençlere ilerleyen dönemde staj, iş imkanları ve eğitim bursları vermeyi planlıyoruz. Bilişimle ilgili toplumsal sorunlara çözüm önerileri geliştireceğiz. Gelişmelerden haberdar olmak isteyenler www.bilisimderne- gi.org web sitemizi ziyaret edebilirler.” Türkiye Genel Bulut Pazarı 2019 Yılında Yüzde 29 Büyüdü Vatansever Bilişim’in iş ortakları arasında yer alan Bulutistan’ın sunumundan bazı bilgiler paylaşmak istediğini belirten Vatansever Bilişim Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Vatan- sever bulutla ilgili araştırmaların sonuçlarını da aktardı: “IDC’ye göre 2022’ye kadar, dijital dönüşümün merkezindeki işlemci gücünü sağlayan bulut bilişim harcamaları şirket temel bilişim bütçelerinin %40’ına ulaşacak. 2028’e kadar %80’e ulaşması bekleniyor. Gartner’a göre Bulut İş Süreci Hizmetleri (BPaaS), Bulut Uygulama Altyapı Hizmetle- ri (PaaS), Bulut Yazılım Hizmetleri (SaaS), Bulut Yönetimi Hizmetleri, Bulut Donanım Hizmetleri (IaaS) ile global genel bulut pazarı 2019’da %17,5 büyürken, Türkiye genel bulut pazarı 2019’da %29 Büyüdü. Bu çerçevede; • Bulut sağlayıcılara ve brokerlara olan talep artacak. • Hibrit bulut uygulamalarının artması ile bulut orkestrasyon ve bulut yönetimi çözüm- lerine ihtiyaç duyulacak. • 2022 yılına kadar, tüm kurumsal pazarın %50’si çoklu bulut kullanacak. • Buluta geçiş için bir kanal ihtiyacı oluşacak. • Esneklik ve entegrasyon CIO’lar için kritik bir gündem haline gelecek.” Hayatı Kolaylaştıran Bulut Hizmeti Model- leri: IaaS, PaaS ve SaaS Bulut sağlayıcılarının Altyapı hizmetleri (IaaS), Platform hizmetleri (PaaS), Yazılım hizmetleri (SaaS) şeklinde üç temel modelde hizmet sunduğunu belirten BİDER Başkanı Şenol Vatansever, bu modeller hakkında bil- giler verdi: “IaaS modelinde; bulut sağlayıcı- ları, sunucuları, fiziksel veya sanal makinalar olarak sunar. Bulut hizmeti alan müşteriler Haber Otomotiv Firmasına Verilen 900.000 TL’lik Bulut Cezası “Bulut Trendleri ve KVKK” Webinar’ında Değerlendirildi Dijital Biz 14 Dijital Biz 15
Sayfa 16 — dergide görüntüle
Kasım 2020 makinalara işletim sistem imajlarını ve uygu- lama yazılımlarını yükler. Bu modelde işletim sistemlerinden ve uygulama yazılımlarından bulut hizmeti alan sorumludur. PaaS modelinde; bulut sağlayıcıları genellik- le işletim sistemleri, programlama dili yürüt- me ortamları, veri tabanları ve web sunucu- larını içeren bilgi işleme platformlarını dağıtır. Uygulama geliştiricileri bulut platformunda kendi yazılım çözümlerini donanım ve yazı- lım katmanlarını yönetmesine gerek olmadan geliştirebilir ve çalıştırabilir. SaaS modelinde, bulut sağlayıcıları bulutta uygulama yazılımlarını yükler ve işletir. Bulut kullanıcıları yazılıma erişir, uygulamanın üze- rinde çalıştığı bulut altyapısı ve platformunu yönetmez. Böylece uygulamanın bulut kulla- nıcısının kendi bilgisayarında kurulu olması- na ve çalıştırılmasına gerek kalmaz. Bakım ve destek kolaylaşır. Değişen iş taleplerini karşılamak için görevlerin çoklu sanal ma- kinelerde klonlanması ile esneklik sağlanır. Sanal makineler kümesi üzerinde yük den- geleyiciler ile işin dağıtılması bulut kullanıcısı tarafından fark edilmez.” Siber Güvenlik ve KVKK’ya Uyumluluk Gündeme Damgasını Vurmaya Devam Edecek Geçmişte ve günümüzde gündemi bir anda değiştiren güvenlik kaygılarının ve güvenlik önlemlerinin her zaman en önemli konular arasında yer aldığını belirten Patriot Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Vatansever sözlerine şu şekilde devam etti: “Siber kor- sanlara ek olarak yapay zekânın da özellikle otonom araçlar gibi otonom sistemler ve nes- nelerin interneti için tehdit oluşturacağını ve can güvenliğimize kast edebileceğini belirt- mek isterim. Google’ın global orta ve büyük ölçekteki şirketlerle yaptığı araştırmaya göre karar vericilerin yüzde 70’i 2029 yılına kadar bulut güvenlik işlemlerinin otomasyona bağ- lanacağını, karar vericilerin yüzde 72’i ise bu- lut üzerinde daha çok güvenlik uygulamaları beklediklerini ifade ediyor. Siber güvenliğin sağlanmasında ve kişisel verilerin korun- masında adeta bir komuta merkezi olan gü- venlik bilgi ve olay yönetimi (SIEM) yazılımla- rının çok kritik olduğunu vurgulamak isterim. Olası risklerin sürekli geliştirilmesi gereken korelasyonlarla minimum seviyelere getiril- mesi sağlanmalı. Bu yaklaşım bulut bilişimde de kendini gösteriyor. Bulut yatırımlarına paralel olarak güvenlik yatırımları da artmaya devam ediyor. Forrester’a göre bulut odaklı güvenlik yatırımları 2021’de 3,5 milyar dolara ulaşacak. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’e Dijital Biz Dergisi olarak yaptığımız özel röportajda, kişisel verilerin dijital ortamlarda da korunabilmesi açısından siber güvenliğin önemini sorduk. Başkan Bilir günümüzde kişisel verilerin, teknolojik gelişmelere bağlı olarak dijital ortamlarda da barındırılabildiğini belirterek şu açıklamalar- da bulundu: ‘Gerek kamuda gerekse özel sektörde dijitalleşme sürecini göz önünde bulundurursak, dijital ortamlardaki veri işleme faaliyetlerinin gerçek ortama kıyasla daha yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeple di- jital ortamın niteliklerine göre geniş kapsamlı önlemlerin alınması gerekir. Bu hususta en önemli başlıklardan biri siber güvenlik. Dijital teknolojilerin yaygınlaşması ve sınırları aşa- bilen yapısı sebebiyle, siber saldırıların boyut değiştirmesine bağlı olarak veri güvenliğinin temin edilmesinde önemli bir kavram haline gelen siber güvenlik konusunda veri sorum- lularının; gerekli teknik alt yapıyı kurması ve bunu yönetilebilir hale getirmesi önem arz ediyor. Siber tehditlerin her geçen gün nitelik kazanması siber güvenliğin, dolayısıyla da veri güvenliğinin sıradan yöntemlerle sağ- lanamayacağını ortaya koyuyor. Buna bağlı olarak siber saldırıların siber felaketlere dönüşmemesi adına nitelikli ve sürdürülebilir savunma politikaları oluşturulmalı. Dijital dün- yada kişisel veri güvenliğini sağlayabilmenin yolu, siber güvenliğin tesis edilmesinden geçiyor.’” Hibrit Bulut Kullanımı Artmaya Devam Edecek Hibrit bulutun hem özel hem de genel bu lutun tek bir mimaride kullanılmasını ifade ettiğini belirten Dijital Biz Dergisi Genel Ya - yın Yönetmeni Şenol Vatansever, bu kav - ramlarla ilgili detayları paylaştı: “Şirketler özel bulut altyapılarını genelde hassas uy - gulamalar ve veriler için kullanırken, genel bulutu şu an için daha çok önem derecesi düşük görevler için kullanıyor. Altyapılarının bir kısmını bulut tabanlı sistemlerde bu - lunduran şirketler böylelikle ek esneklikler elde ediyor. RightScale’e göre, bin veya daha fazla çalışanı olan şirketlerin yüzde 81’inin çok platformlu bir stratejisi mevcut, 2024 yılına kadar bu sayının yüzde 90’ın üzerine çıkması bekleniyor. Koronavirüs ile beraber ön plana çıkan sağlık sektöründe de bulut kullanımı artacak. İrlanda merkezli Research and Markets’in ‘Sağlık Bakımın - da Bulut Bilişim – Küresel Pazar Görü - nümü’ raporuna göre küresel sağlık bakı - mında bulut bilişim piyasa hacminin 2027 yılına kadar 92,24 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. 2018 Yılı Türkiye Organize Sanayi Böl - geleri Yatırım Engelleri Araştırmasına göre bürokrasi her on firmadan yaklaşık yedisinin yatırım kararını olumsuz olarak etkiledi. Bürokrasi, ıslah OSB’lerdeki fir - maların yüzde 62,5’inin, ihtisas OSB’ler - deki firmaların yüzde 67,3’ünün, karma OSB’lerdeki firmaların ise yüzde 66,1’inin yatırım kararını olumsuz etkiledi. Ülke - mizde bürokrasinin azaltılması eylem pla - nı kapsamında e-devlet uygulamalarının kapsamının giderek genişlemesi ve resmi yazışmaların bulut (internet) üzerinden yapılması hem kamu tarafında hem de kullanıcı tarafında büyük avantajlar ge - tirdi. Bu avantajlar uluslararası arenada ülke olarak skorlarımıza da olumlu yön - de yansıdı. 2020 yılı Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan e-Devlet Gelişmiş - lik Endeksi’ne göre ülkemiz 93 ülke ara - sında, e-Katılım Endeksi’nde 23. Sıraya, Çevrim İçi Hizmet Endeksi’nde ise 22. sıraya yükseldi.” Haber Dijital Biz 16 Dijital Biz 17
Sayfa 18 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Otomotiv Firmasına 900.000 TL’lik Bulut Cezası Global Bilişim Derneği Başkanı Şenol Va- tansever yakın tarihte bir otomotiv firmasına KVKK kapsamında düzenlenen 900.000 TL’lik para cezası ile ilgili süreç hakkında detaylı bilgilendirmelerde bulundu: “31 Mayıs 2019 tarihinde kurumsal e-posta hizmetinin, Google (gmail) üzerinden yine aynı uzantı- ya sahip olarak kullanılıp kullanılamayacağı ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2019/157 Sayılı Karar Özeti www.kvkk.gov.tr web sitesinde yayınlanmıştı. Kanunun çeşitli maddelerini referans olarak veren ve ceza içermeyen kısa metinli bir karar olduğu için belki de çok dikkat çekmedi. Ya da şirketler ve kurumlar görmezden gelmeyi tercih etmiş de olabilir. Ancak 22 Temmuz 2020 tarihinde ‘Kişisel ve- rilerin 108 sayılı Sözleşme dayanak gösteri- lerek yurt dışına aktarılması hakkında’ Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2020/559 sayılı Karar Özeti 900.000 TL idari para cezası ile www.kvkk.gov.tr web sitesinde yayınlanınca bulut konusunun hassasiyetle değerlendi- rilmesi gereken bir başlık olduğu çok net olarak anlaşıldı. Bugüne kadar her ortamda ‘idari tedbirler şakaya gelmez, kopyala-ya- pıştır metinler ile ilerleyemezsiniz, şirkete ve kuruma özel uyum çalışmaları yapılması gerekir’ diye belirttik. Bu vakaya konu olan otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirke- tin aydınlatma metninin bile Kanuna uygun olmadığı ve benzer şekilde ‘açık rıza’nın bile Kanuna uygun olarak alınmadığı ortaya çıktı. www.1kvkk.com ve www.vatanseverbilisim. com web sitelerinden idari ve teknik tedbirler ile ilgili bilgiler alabilir, danışmanlık ve çözüm- ler için iletişime geçebilirsiniz. Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi idari tedbirler tarafını da ilgilendirmekle beraber, Kanuna uygun ol- duğundan emin olmanız gereken teknik ted- birlerle sağlanabilir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’e Dijital Biz Dergisi olarak yaptığımız özel röportajda kişisel verilerin hangi şartlarda silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi gerektiğini sorduk. Başkan Bilir sorumuzu şu şekilde cevapladı: ‘Kişisel veriler, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halin- de, resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir. Başka bir ifade ile Ka- nunda yer alan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin şartların tamamının ortadan kalkması durumunda, kişisel veriler resen veya ilgili ki- şinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.’ www.patriotkvkk.com web sitesinden konuyla ilgili teknik tedbirleri inceleyebilir ve yazılım çözümleri için iletişime geçebilirsiniz. Şimdi gelin hep beraber 900.000 TL’lik cezanın detaylarını inceleyelim. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren veri sorumlusu tarafından reklam/bilgilendirme amaçlı gönderilen bir kısa mesaj (SMS) hakkında ilgili kişinin şikayeti üze- rine yürütülen inceleme sürecinde, veri sorum- lusundan alınan savunma yazısında şirketleri tarafından pazarlama amacıyla işlenmesi yö- nünde rıza alınmış kişisel verilerin veri işleyen konumunda bulunan yurt dışındaki bir firmaya aktarılmasının ve sadece söz konusu hizmetin yerine getirilmesi amacıyla bu firma tarafın- dan işlenmesinin, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun (Kanun) 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (f) bendi doğrultusunda ‘veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması’ şartı kapsamında değerlendirildiğinin ifade edilmesine rağmen, aynı savunmada veri sorumlusunun ‘veri gizliliği metni’nin Şikayetçi tarafından onay- landığı diğer bir ifade ile verilerinin yurtdışına aktarımına rıza verildiğine yönelik bir önceki ifadesi ile çelişen açıklamaların yer aldığı tespit edilmiştir. Bu duruma istinaden Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (Kurul) 08.07.2019 tarihli ve 2019/203 sayılı Kararı ile veri sorumlusu hakkında müşterilerinin kişisel verilerini yurt- dışındaki veri tabanlarında saklaması ile ilgili olarak Kanunun 15. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında resen inceleme başlatılma- sına karar verilmiştir. Bu itibarla, 6698 sayılı Kanunun ilgili madde- leri hakkında veri sorumlusuna bilgi verilerek kişisel verilerin yurtdışına aktarılmasının Kanunun 9. maddesindeki hangi hukuki gerekçeye dayandırıldığına dair açıklamaları ile konuya ilişkin tüm bilgi, belge ile kayıtla- rın tarafımıza gönderilmesi talep edilmiştir. Konuya ilişkin veri sorumlusundan savun- ma yazısı alınmıştır. Savunma yazısının bir kısmına özet olarak ilgili karar metninde yer verilmiştir. İncelemenizi öneririm. Resen inceleme konusu kapsamında veri sorumlusundan alınan bilgi ve belgelerin ilgili mevzuat çerçevesinde incelenmesi netice- sinde Kurulun 22/07/2020 tarih ve 2020/559 sayılı Kararında biraz sonra bir kısmını ak- taracağım değerlendirmelere yer verilmiştir. Önce Kurul kararının sonucunu 3 madde ile aktararak başlayacağım: 1. Veri sorumlusunun, kişisel verilerin yurt- dışına aktarılması ile ilgili olarak yurtdışına veri aktarımı konusunu düzenleyen Kanunun 9. maddesinde belirtilen hususlara uygun bir veri aktarımı gerçekleştirilmediği ayrıca 108 sayılı Sözleşmeye taraf olmanın AB uygu- lamasında olduğu gibi 6698 sayılı Kanun kapsamında güvenli ülke statüsü tayini ba- kımından tek başına yeterli olmadığı ancak Kurul tarafından yapılacak değerlendirmede olumlu bir unsur teşkil edeceği, dolayısı ile gerekli şartlar sağlanmadan kişisel verilerin yurt dışına aktarılması suretiyle hukuka aykırı bir kişisel veri işleme faaliyeti gerçekleştiril- diği, bu sebeple Kanunun ‘Veri Güvenliğine İlişkin Yükümlülükler’ başlıklı 12. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde öngö- rülen ‘Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek’ yükümlülüğünün yerine getirilmediği kanaatine varıldığından, tüzel kişi veri sorumlusu hakkında, Kanunun ‘Ka- bahatler’ başlıklı 18. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca 900.000 TL idari para cezası uygulanmasına, 2. Öte yandan, hukuka aykırı olarak yurtdışı- na aktarılan söz konusu kişisel verilerin 6698 sayılı Kanunun 7. maddesine uygun olarak silinmesi/yok edilmesi ve sonucundan Kurula bilgi verilmesi hususunda veri sorumlusunun talimatlandırılmasına, 3. Veri sorumlusunun, aydınlatma metnini 6698 sayılı Kanunun 10. maddesi ve bu maddeye dayanarak çıkarılan Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 5. maddesinde belirtilen hükümlere uygun olacak şekilde güncellemesi ile aydınlatma yükümlülüğü ve açık rızanın alınması iş- lemlerini ayrı ayrı yerine getirmesi gerektiği yönünde talimatlandırılmasına karar verilmiştir. Şimdi gelin hep beraber cezanın detaylarını incelemeye devam edelim. 6698 sayılı Kişi- sel Verilerin Korunması Kanununun ‘Kişisel Verilerin İşlenme Şartları’ başlıklı 5. madde- sinin birinci fıkrasında kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği, ikinci fıkrasında ise Kanunlarda açıkça ön- görülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorun- lu olması, bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıy- la, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, veri sorumlusu- nun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebil- mesi için zorunlu olması, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması ve ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıy- la, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması şartlarından birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerin işlenmesinin mümkün olduğu hükümleri yer almaktadır. Bu kapsamda kişisel veri işleme faaliyetinin öncelikli olarak açık rıza dışındaki işleme şartlarından birine dayanıp dayanmadığı değerlendirilmeli, eğer bu faaliyet Kanunda belirtilen açık rıza dışındaki şartlardan en az birine dayalı olarak gerçekleştirilemiyorsa, bu durumda veri işleme faaliyetinin devamı için kişinin açık rızasının alınması yoluna gidil- melidir. Açık rıza alınmasına gerek olmayan hallerden biri de Kanunun 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (f) bendinde yer alan ‘ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar Haber Dijital Biz 18 Dijital Biz 19
Sayfa 20 — dergide görüntüle
Kasım 2020 vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meş- ru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması’ şeklinde belirtilen durumdur. Anılan bendin uygulanabilmesi için kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel ilkelere uyulması, veri sorumlusunun meşru menfaati ile ilgili ki- şinin temel hak ve özgürlüklerinin gözetilmesi ve yarışan menfaatler arasında yapılacak olan değerlendirmenin sonucunda kişisel verilerin belirtilen fıkra kapsamında işlenip işlenemeye- ceğine karar verilmesi gerekmektedir. Burada bir parantez açmak isterim. Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’e Dijital Biz Dergisi olarak yaptığı- mız özel röportajda açık rızanın ne olduğu ve kişisel veri işleme amacı değişirse tekrar açık rıza alınması gerekir mi sorularını yöneltmiş- tik. Başkan Bilir; açık rızanın belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür ira- deyle açıklanan rızayı ifade ettiğini söylemiş- ti. Açık rızanın ancak bir amaç doğrultusunda alınabildiğini, yeni amaçlar kapsamında gerçekleştirilecek işlemler için açık rızanın tekrar alınması gerektiğini ifade etmişti. Pa- rantezi kapatıyorum. Kanunun 5. maddesinin (2) numaralı fıkrası- nın (f) bendinin uygulanabilmesi için iki aşa- malı bir testin ele alınması gerekir. Yapılacak olan ilk değerlendirmede veri sorumlusunun meşru menfaatinin varlığı tespit edilmeli, ikin- ci olarak da, bu menfaatin ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar verip vermediği belirlenmelidir. Ancak Kurul tarafından ya- pılan değerlendirmede, resen incelemeye taraf olan veri sorumlusu tarafından açık rıza dışındaki kişisel veriler açısından yurt dışına aktarımda Kanunun 5. maddesinin (2) nu- maralı fıkrasının (f) bendindeki işleme şartı dayanak gösterilirken meşru menfaatin ne olduğu hakkında ve bu menfaati ile kişilerin temel hak ve özgürlükleri arasında bir den- ge testi uygulanıp uygulanmadığına ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediğinden, kişisel verilerin veri sorumlusu tarafından yurt dışına aktarılmak suretiyle işlenmesinde geçerli bir meşru menfaatin bulunduğu kana- atinin hasıl olmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte, 6698 sayılı Kanunun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ben- dinde tanımına yer verilen ‘açık rıza’nın öz- gür irade ile açıklama, bilgilendirmeye dayan- ma ve belirli bir konuya ilişkin olma şeklinde üç unsuru bulunmaktadır. Bu kapsamda eğer birden çok kategoriye ilişkin verinin işlenme- sine dair açık rıza beyanında bulunulacaksa, açık rızanın hangi verilerin hangi amaçlar- la işleneceği gibi hususlara ilişkin verilmiş olması gerekmektedir. Veri sorumlusunun, veriyi kullanımı sonrasında gerçekleştireceği ikincil işlemler için ise (örneğin yurtdışına veri aktarımı gibi) ayrıca açık rıza alması gerek- mektedir. Bununla birlikte, kişisel veri işleme faaliyeti, Kanunda bulunan açık rıza dışında- ki şartlardan birine dayanıyorsa, ilgili kişiden açık rıza alınması yoluna gidilmeyecektir. Ni- tekim, veri işleme faaliyetinin, açık rıza dışın- da bir dayanakla yürütülmesi mümkün iken açık rızaya dayandırılması, aldatıcı ve hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olacaktır. Burada yine bir parantez açmak isterim. Kişi- sel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir’e Dijital Biz Dergisi olarak yaptığımız özel röportajda ‘Türkiye’de faaliyet gösteren bu- lut hizmet sağlayıcısı olan bir firmaya aktarılan verilerin, 6698 Sayılı Kanun kapsamında aktarı- mı nasıl değerlendirilir’ diye sormuştuk. Başkan Bilir şu şekilde açıklamıştı: ‘Burada önemli olan bulut teknolojileri firmalarında depolanan verile- rin nerede olduğu değil, bulut teknolojilerine ait firmalara aktarım yapılırken firmanın merkezinin nerede olduğudur. Bulut firmalarında depolanan veriler sürekli yer değiştirerek farklı ülkeler- de dolaşmaktadır. Dolayısıyla dikkat çekmek istenen bulut firmasının merkezinin hangi ülke sınırları içerisinde bulunduğudur. Türkiye’de faaliyet gösteren bulut hizmet sağlayıcısı olan firmaya aktarılan veriler, 6698 Sayılı Kanun kapsamında yurt içi ak - tarım olarak değerlendirilecek ve Kanundaki yurt içi aktarım hükümleri uygulanacaktır.’ Parantezi kapatıyorum. Kurul konuyla ilgili olarak; Veri sorumlusunun, Kurula verdiği savunma yazısında, kişisel verile- rin işlenmesinin hukuki sebebinin ‘ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması’ şartına dayandığını belirtmekle birlikte; ilgili kişilere sun- duğu aydınlatma ve rıza metninde ‘… Şirketimiz tarafından sunulan ürün ve hizmetlerin sizlerin beğeni, kullanım alışkanlıkları ve ihtiyaçlarınıza göre özelleştirerek sizlere önerilmesi ve tanıtıl- ması, kabulünüz kapsamında paylaşmış oldu- ğunuz iletişim bilgilerinize reklam, promosyon vb ticari elektronik ileti gönderilmesi, saklan- masını ve … gönderim sağlanması için hizmet aldığı üçüncü kişilerle paylaşılması amaçlarıyla işbu metni kabul etmeniz halinde vermiş oldu- ğunuz açık rızanız kapsamında işlenebilecektir.’ şeklinde bir bilgilendirmede bulunduğu dikkate alındığında, kişisel veri işleme faaliyetinin asıl olarak ve yalnızca ilgili kişilerin açık rızalarına dayanılarak geçekleştirildiği izlenimine neden olduğu değerlendirilmiştir. Bahse konu savunma yazısının devamında ise, yurt dışına veri aktarımının 6698 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasının atfı ile 5. maddenin (2) numaralı fıkrasının (f) ben- dinde yer alan ‘ilgili kişinin temel hak ve özgür- lüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorum- lusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması’ hukuki gerekçesine dayanılarak dış kaynak firmaya yapıldığı; pazarlama ileti- şimlerine izin vermiş kişilere/müşterilere e-pos- ta/sms gönderimi yapılabilmesi için müşteri verilerinin sunucuları Avrupa Birliği üyesi ülke- de bulunan bir bulut veri tabanına aktarıldığı ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Ancak Kurulun değerlendirmesinde, aydınlatma met- ninde ve açık rıza metninde ilgili kişiler tara- fından pazarlama amaçlı ileti gönderilmesine rıza verilmesi halinde bu kişisel verilerin yurtdı- şına bulunan bir firmaya aktarılacağına ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmediğinden yurtdışına veri aktarımının veri sorumlusunun Kanunun 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen açık rıza dışındaki meşru menfaatleri kapsamında mı yoksa, ilgili kişilerin açık rıza- larına istinaden mi gerçekleştirildiğinin anlaşılır olmadığı ya da söz konusu kişisel verilerin Haber Dijital Biz 20 Dijital Biz 21
Sayfa 22 — dergide görüntüle
Kasım 2020 hangilerinin ise ilgili kişilerin açık rızalarına isti- naden işlendiğinin açıkça belirtilmemiş olduğu kanaatine varılmıştır. Kanunun ‘Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılma- sı’ başlıklı 9. maddesinde de kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt dışına aktarı- lamayacağı ancak, kişisel verilerin 5. maddenin (2) numaralı fıkrası ile 6. maddenin (3) numaralı fıkrasında belirtilen şartlardan birinin varlığı ve kişisel verinin aktarılacağı yabancı ülkede; a) Yeterli korumanın bulunması, b) Yeterli koru- manın bulunmaması durumunda Türkiye’deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli bir korumayı yazılı olarak taahhüt etme- leri ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (Ku- rul) izninin bulunması kaydıyla ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın yurt dışına aktarılabileceği hükümleri düzenlenmektedir. Anılan maddenin devamını kanunda inceleyebilirsiniz. Veri sorumlusu tarafından Kurula sunulan bilgi, belge ve açıklamaların incelenmesi neticesinde, veri sorumlusunun dijital pazarlama iletişimlerin- de web tabanlı bir yazılım kullandığı, söz konu- su yazılım üzerinden müşterilerine e-posta/sms gönderimi yapılabilmesi için müşteri verilerini (müşterilere ilişkin; (1) müşteri bilgisi, (2) kendi- lerine e-posta ve SMS gönderim bilgisi dolayı- sıyla pazarlama bilgisi ve (3) iletişim bilgilerini) sunucuları Avrupa Birliği üyesi bir ülkede bulu- nan, bulut veri tabanına aktardığı anlaşılmıştır. Veri sorumlusu Kurula verdiği savunmasında; müşteri bilgilerinin dış firmaya aktarılmasındaki hukuki gerekçenin Kanunun 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (f) bendi kapsamındaki “veri sorumlusunun meşru menfaati için veri işleme- nin zorunlu olması” olduğu, Kanunun 9. mad- desindeki gerekçesine ilişkin olarak ise; tüm Avrupa Birliği üye devletlerinin iç hukukumuza aktarılan 108 sayılı Sözleşmeye taraf olduğu, Anayasanın 90. maddesi uyarınca “usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaş- maların kanun hükmünde” olduğunun kabul edildiği ve Milletlerarası antlaşmalarla kanunla- rın aynı konuda farklı hükümler içermesi nede- niyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı düzenle- mesine yer verildiği, bu doğrultuda kişilerin temel hak ve özgürlüklerinden olan kişisel verilerin korunması hakkına ilişkin 108 sayılı Sözleşme ile diğer kanunlar arasında çıkan uyuşmazlıklarda 108 sayılı Sözleşmenin esas alınması gerektiği kanısında olunduğu, Kanun hükmünde olan 108 sayılı Sözleşmenin, ser- best aktarım ilkelerini benimseyen 12. madde- sinin (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri istisnasına dayanılan herhangi bir sınırlandırma veya özel izne tabi tutulmaya ilişkin şu zama- na kadar Türkiye tarafından yapılan herhangi bir işlem bulunmadığı, bu kapsamda Kanunun 9. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkraları da dikkate alındığında 108 sayılı Sözleşmenin 12. maddesine dayanılarak 108 sayılı Sözleş- menin Taraflarına veri aktarımı yapılmasına ilişki herhangi bir hukuki sınırlandırma ve/veya engelin bulunmadığı kanısında olunduğu, bu- nunla birlikte “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korun- ması Sözleşmesine Ek Denetleyici Makamlar ve Sınıraşan Veri Akışına İlişkin Protokol”un 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında (1) numaralı fıkraya hangi koşullarda çekince getirilebilece- ğinin düzenlendiği, buna karşın ülkemizin ilgili düzenleme hakkında herhangi bir beyanda bulunmadığı, Kurul tarafından yeterli koruma sağlayan ülkelere ilişkin somut değerlendirme- nin de henüz yapılmamış olduğu, bu minvalde 108 sayılı Sözleşme’nin Taraflarından olan bir ülkede bulunan Dış Kaynak Firmaya yapılan kişisel veri aktarımının 108 sayılı Sözleşme ve ilgili Ek Protokol’de belirtilen hukuki gerekçelerle yapıldığı ifade edilmiştir. Öncelikle, 108 sayılı Sözleşmenin 12. madde- sinde, Sözleşmeye taraf devletlerin yalnızca özel hayatın korunması gerekçesiyle diğer taraf devletlere gerçekleşecek kişisel veri aktarımla- rını yasaklayamayacaklarını veya özel bir izin öngörmek suretiyle kısıtlayamayacaklarının öngörüldüğünü belirtmek yerinde olacaktır. 108 sayılı Sözleşmeye İlişkin Açıklayıcı Rapor’un (Açıklayıcı Rapor) ikinci fıkrasında, bu düzen- lemenin amacının Sözleşmeye taraf ülkelerin kişisel verilerin korunması bakımından yeterli düzeyde güvenceleri sağladığı yönündeki ön kabulden hareketle taraf ülkeler arasında veri akışının kolaylaştırılması olduğu, bununla birlik- te, bu hükmün taraf devletler arasındaki veri akışının bildirime tabi kılınmasına veya tarafla- rın iç hukuklarında belirli durumlarda yurt içinde veya sınır aşan nitelikte aktarımları yasaklama- ya yönelik düzenlemeler yapabilme imkanını ortadan kaldırmadığı öngörülmektedir. Bahse konu Açıklayıcı Raporda Sözleşmenin 12. maddesinin Avrupa Birliği’ndeki (AB) uygula- masına ilişkin olarak ise, AB’nin gerek mülga 95/46/AT sayılı Direktif gerek 27/04/2016 tarih ve 2016/679 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü (Genel Veri Koruma Tüzüğü- GVKT) hükümleri uyarınca 108 sayılı Sözleş- meye taraf olan ülkeleri herhangi bir başka değerlendirmede bulunmadan yeterli korumaya sahip ülke olarak nitelendirmediği ve Sözleşme- ye taraf olmayı yalnızca yeterlilik değerlendir- mesinde dikkate alacağı bir kriter olarak kabul ettiği hususlarına yer verildiğini de belirtmekte fayda görülmektedir. Bu kapsamda, Kanunun 9. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen düzenleme uyarınca, Kurul tarafından güvenli ülke olarak ilan edilmemiş ülkelere ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yapılacak kişisel veri aktarımlarının ancak Kanunun 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasında veya 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen şartlardan birinin varlığı ve tarafların yeterli korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve Kurul tarafından aktarıma izin veril- mesi halinde gerçekleşmesine imkan tanındığı- nı belirtmek yerinde olacaktır. Diğer taraftan, Kanunun “Kişisel verilerin silin- mesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilme- si” başlıklı 7. maddesinde, “(1) Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren se- beplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri so- rumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. (2) Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. (3) Kişisel verilerin silinmesine, yok edilmesine veya anonim hâle getirilmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır. Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edil- mesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 7. maddesinde de Kanunun 5. ve 6. maddelerinde yer alan kişisel verilerin işlenme şartlarının tamamının ortadan kalkması halinde, kişisel verilerin veri sorumlusu tarafın- dan resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silin- mesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmektedir. Bu kapsamda, veri sorumlusu tarafından yurt dışına veri aktarımı konusunda ilgili kişilerden hukuka uygun bir açık rıza alınmamış oldu- ğu, açık rıza dışındaki işleme şartlarından ise geçerli bir meşru menfaatin bulunduğuna dair denge testinin yapılmamış olduğu, bununla bir- likte yurt dışına aktarımda Kanunun 9. madde- sine uygun olarak taahhütname hazırlanmamış ve Kurulun izni alınmak üzere Kurumumuza iletilmemiş olduğu dolayısıyla yurt dışına veri aktarmak suretiyle hukuka aykırı veri işlemenin söz konusu olduğu kanaatine varıldığından, veri sorumlusunun yurt dışına veri aktarımında geçerli bir hukuki işleme şartının bulunmaması sebebiyle Kanunun 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve ilgili Yönetmelik uyarınca, bu kişisel verilerin silinmesi veya yok edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu vakayı biraz daha detaylandırmak isterdim. Ancak süremiz kısıtlı olduğu için ufak bir özet ile tamamlamak isterim. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2020/559 sayılı Karar Özeti 900.000 TL idari para cezası ile www.kvkk.gov.tr web sitesinde yayınlanınca bulut konusunun has- sasiyetle değerlendirilmesi gereken bir başlık olduğu webinar’ın başında da belirttiğim gibi çok net olarak anlaşıldı. Bugüne kadar her ortamda ‘idari tedbirler şakaya gelmez, kopyala- yapıştır metinler ile ilerleyemezsiniz, şirkete ve kuruma özel uyum çalışmaları yapılması gere- kir’ diye belirttik. Bu vakaya konu olan otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirketin aydınlatma metninin bile Kanuna uygun olmadığı ve benzer şekilde ‘açık rıza’nın bile Kanuna uygun olarak alınmadığı ortaya çıktı. www.1kvkk.com ve www.vatanseverbilisim.com web sitelerinden idari ve teknik tedbirler ile ilgili bilgiler alabilir, danışmanlık ve çözümler için iletişime geçebilir- siniz. Tamamlayıcı olarak www.patriotkvkk.com web sitesinden konuyla ilgili teknik tedbirleri inceleyebilir ve yazılım çözümleri için iletişime geçebilirsiniz.” Haber Dijital Biz 22 Dijital Biz 23
Sayfa 24 — dergide görüntüle
Kasım 2020 genellikle siber güvenlik alanında faaliyet gösteren firmaların faaliyet alanına giri - yor. Ancak siber güvenlik, ağırlıklı olarak teknik yönleri ile ele alınan bir konuyken kişisel verilerin korunması, hukuki yönü çok daha ağır basan bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte, hem toplumda hem de sektör firmalarında, işin, özellikle de hukuki yönüyle ilgili bir farkın - dalık eksikliği olduğu gözlemleniyor. Bu yönüyle etkinliğimizin, başta siber güven - lik firmaları olmak üzere tüm ilgilenenler açısından çok faydalı olacağına inanıyo - rum.” 3’üncü e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi ile ilgili detaylı bilgiye, etkinliğin resmî web sitesi olan https://e-safe.org/ adresinden ulaşılabiliyor. KVKK haberi: https://www.kvkk.gov.tr/ Icerik/6830/3-uncu-e-Safe-Kisisel-Verileri- Koruma-Zirvesi-Ilk-Kez-Hibrit-Olarak-Du - zenlenecek e-Safe Zirveleri Hakkında e-Safe Ulusal Güvenlik Etkinlikleri, dün - yada ve Türkiye’de gerçekleşen ve ger - çekleşmesi muhtemel güvenlik açıklarının değerlendirildiği, yerel sorunlara küresel bakış açısıyla odaklanan, Türkiye’nin yakın gelecekte karşı karşıya kalabileceği riskleri masaya yatıran ve alanında uz - man konuşmacılarla konuların değerlendi - rildiği üst düzey bir etkinlikler bütünü ola - rak doğdu. Sürdürülebilirlik bakış açısı ile kurgulanan ve ilk kez 2017’de gerçekleş - tirilen e-Safe etkinlikleri, her yıl düzenle - niyor. Yılda altı faz olacak şekilde tasarla - nan e-Safe etkinliklerinin, Siber Güvenlik ve Kişisel Verileri Koruma olmak üzere ilk iki fazı hayatı geçirilmiş durumda. Önü - müzdeki yıllarda, e-Safe etkinliklerinin; Hack’n Code, KBRN ve Cyber Satellite fazlarının hayata geçirilmesi, tüm fazlar hayata geçirildikten sonra ise yıl içindeki zirvelerde elde edilecek sonuçların, birer bildiri halinde, yıl sonunda düzenlenecek bir kongrede yayınlanması hedefleniyor. Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan ‘‘e- Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi’’, 12 Kasım Perşembe günü Kişisel Verileri Ko- ruma Kurumu (KVKK) Konferans Salonun- da gerçekleştirilecek. Bu konuda duayen kabul edilen, 20’ye yakın konuşmacının sunumlar yapacağı etkinlik, kişisel veri- lerin korunması konusundaki farkındalığı geliştirmeyi hedefliyor. Etkinlik, COVID-19 salgını nedeniyle bu yıl hibrit etkinlik for- matına uygun şekilde, hem fiziksel olarak hem de çevrimiçi şekilde gerçekleştirile- cek. Etkinliğin fiziksel katılımına; proto- kol, konuşmacılar, sponsorlar ve basın mensupları kabul edilecek. Etkinlik, aynı zamanda e-Safe’in resmi YouTube kanalı üzerinden canlı olarak izlenebilecek. Türk Telekom’un Teknoloji Sponsoru olarak desteklediği etkinliğin açılış konuşmalarını; Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve e-Safe Kurucusu ve Zirve Başkanı Musa Savaş yapacak. Zirvede Dijital Biz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni ve Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever de bir konuşma yapacak. Zirveyi; aralarında CEO’lar, CTO’lar, CSO’lar, siber güvenlik uzmanları, bilişim uzmanları, hukukçular, bilişim sistemi yöneticileri, adli bilimler alanında çalışan uzmanlar, medya temsilcileri ve akademisyenlerin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Mü- dürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde siber güvenlik alanında çalışan personelin takip etmesi bekleniyor. Etkinliğin diğer sponsorları arasında ise Abaküs, HA- VELSAN, Keenetic, Kognitek, Privia Security, Strix Cyber Security, Trend Micro, Türksat ve wiseback bulunuyor. e-Safe Kurucusu ve Zirve Başkanı Musa Savaş, konuyu, hem teknik hem de hukuki yönden masaya yatıracak olan zirve ile ilgili şunları söyledi: “Kişisel verilerin korunması, siber güvenlik kavramı ile pek çok yönden paralellik arz ediyor ve bu nedenle 3’üncü e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi, İlk Kez Hibrit Olarak Düzenlenecek PROGRAM 09:00 – 09:30 Kayıt ve Karşılama 09:30 – 10:40 Protokol ve Açılış • Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı • Musa Savaş - Açılış Konuşması - e-Safe Kurucusu ve Zirve Başkanı • Ana Sponsor - Açılış Konuşması • Prof. Dr. Faruk Bilir - Açılış Konuşması - KVKK Baş- kanı • Plaket Töreni 10:40-11:00 Kahve ve İletişim Arası 11:00-12:40 Birinci Bölüm: Hukuk • Genel Olarak Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatı – Tuğba Yiğit – KVKK Başkanlık Müşaviri • Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatının GDPR ile Karşılaştırılması – Seçil Koyuncu – KVKK Başkanlık Müşaviri • Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatına Aykırılık Halinde Uygulanacak Yaptırımlar – Ezgi Ergüneş Duran – KVK Uzmanı • Şirketlerde Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatına Uyumluluk – Şenol Vatansever – Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı • İlgili Mevzuatın Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Çerçevesinde Güncellenmesi - Av. Özgür Eralp - Eralp Danışmanlık 12:40-13:30 Öğle Yemeği ve İletişim Arası 13:30-15:10 İkinci Bölüm: Teknik • Kişisel Veri Güvenliğini Sağlamaya Yönelik Teknik Tedbirler – Yasin Zengin – KVK Uzmanı • Kişisel Verilerin Korunmasında Parolanın Önemi - Ömer Çıtak - Beyaz Şapkalı Hacker • Siber Güvenlik ve Kişisel Verilerin Korunması - Gök- han Çörekçi - Trend Micro Satış Yöneticisi • DLP Sistemleri ile Kişisel Verilerin Korunması - Dr. Mert Özarar - Havelsan Siber Güvenlik Hizmetleri Grup Lideri • Telekomünikasyon Sektöründe Kişisel Verilerin Korunması 15:10-15:30 Kahve ve İletişim Arası 15.30-17:10 Üçüncü Bölüm: Sosyal • Gözetleyici Kapitalizm ve KVKK’nın Vazgeçilmez Rolü – Prof. Dr. Kerem Alkin – İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı, MOBİL- SİAD Başkanı • Yerli Çözümler ile Kişisel Verilerin Korunması – Yücel Bağrıaçık – Kognitek Kurucu Ortağı • Kişisel Verilerin Milli Güvenlik Açısından Değerlendiril- mesi - M. Kani Hacıpaşaoğlu - CNK Global Consultancy Co. Direktörü • Veri Analitiği ve Kişisel Verilerin Korunması - Prof. Dr. Turhan Menteş - Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi, Accert Kurucu Ortağı • Veri Güvenliğini Yeniden Düşünmek İçin Bir Fırsat - Ali Yazıcı - Türkiye Bilişim Derneği (TBD) 2. Başkanı 17:10-17:15 Kapanış Haber Dijital Biz 24 Dijital Biz 25
Sayfa 26 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) online etkinlik serisi YASED INSIGHTS’ın son konuğu Kişisel Ve - rileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve kurum temsilcileri oldu. Kişisel verilerin yurtdışına akta - rımı konusunda YASED ile çalışmalar yürüttüklerini belirten Bilir, bu çalış - maların artarak devam etmesi gerek - tiğini belirtti. Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) online etkinlik serisi YASED INSIGHTS tüm hızıyla devam ediyor. Etkinliğin son konukları Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve kurum temsilcileri oldu. Telekonferans şeklinde gerçekleşen top - lantıda, kişisel verilerin korunması mev - zuatı çerçevesinde özellikle uluslararası yatırımcıların kanuna uyum süreçlerinde karşılaştıkları sorunlar, sorular ve öneriler konuşuldu. İş birliğiyle çözüme ulaşılabilir Toplantıda konuşan KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, özellikle uluslararası yatırımlar ve uluslararası ticaretin öneminin gün geçtikçe arttığının görüldüğünü belirtti. Bu kapsamda kişisel veri işlemenin ve paylaşmanın da veri temelli ekonomi çerçevesinde önem kazandı- ğını kaydeden Bilir, kişisel veri koruma mev- zuatının da bu konuda belli usul ve esasları düzenlediğini ifade etti. Bu kapsamda özellikle kişisel verilerin yurtdı- şına aktarımı hususunda Kurum ve YASED’in birlikte çeşitli çalışmalar yürüttüğünü, bu ça- lışmaların artarak devam etmesi gerektiğini söyleyen Bilir, “6698 sayılı Kanun ile Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğüne (GDPR) uyum konusunda çalışmalar devam ediyor. Sek- tör temsilcilerinin kişisel verilerin korunması mevzuatı açısından iletilen soru ve sorunlar noktasında sürekli bir iş birliği içerisinde ha- reket ederek çözüme ulaşılabilir” dedi. Haber KVKK Başkanı: “VERBİS’e Kayıtlar Devam Ediyor” Yurtdışına veri aktarımında taahhütname- lerin çerçevesi önemli Daha sonra söz alan KVKK Hukuk İşleri Dairesi Başkanı Demet Arslaner Keklikkıran, kişisel verilerin yurtdışına aktarımı noktasın- da kurula iletilecek taahhütnamelerin kurul kararıyla belirlenen çerçevede hazırlanmış olması gerektiği anlattı. Bu belirlenen kriter- lere uyan taahhütnamelerin ivedilikle kurula sunulacağı ve örnek olması açısından da kurum internet sayfasında yayımlanabilece- ğini ifade eden Keklikkıran, ayrıca KVKK ile GDPR uyumu kapsamında kurum tarafından yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. KVKK Başkanlık Müşaviri Seçil Koyuncu da aydınlatma yükümlülüğünün yerine getiril- mesinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin kurum internet sayfasında yayımla- nan kamuoyu duyurusundan bahsederek genellikle veri sorumlularının hazırladığı aydınlatma metinlerinde yapılan yanlışlıklar- dan örnekler verdi. Ayrıca Koyuncu, Kuruma iletilen veri ihlal bildirimleri ile ilgili yapılan yanlışlıkları hatırlattı. ‘VERBİS’e kayıtlar devam ediyor’ KVKK Veri Yönetimi Dairesi Başkanı Mustafa Erbilli ise şunları söyledi: “Veri Sorumluları Siciline kayıt yükümlülüğü ile ilgili olarak Ku- rul tarafından belirlenen süreler, ilk grup kayıt yükümlüleri için doldu. Bununla birlikte henüz Kanunu veya VERBİS’i duymamış olan veya kayıt yükümlüsü olmadığını düşünen veri sorumluları var. Bu veri sorumlularına hem yükümlü olduklarını bildirmek hem de kayıt- larını tamamlamaları için Kurum tarafından iletilecek yazı ile kendilerine süre verildi. Veri sorumluları bu yazının kendilerine gelmesini beklemeden de kayıt olmaya devam edebilir. Kendilerine süre verilmesi için Kuruma yazı iletmeleri gerekmiyor, Kurum zaten yazı ile süre verecek.” ‘En az maliyet doğuracak şekilde uyum temin edilmeli’ Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen YASED Hukuk ve Regülasyon Çalışma Grubu Baş- kanı Lerzan Nalbantoğlu, kişisel verilerin ko- runması konusunda dünya ile uyumlu yasal altyapının sağlanması gerektiğini vurgula- yarak, GDPR’a uyum yöntemlerinin benim- senmesinin ve güvenli ülke listesinin yayın- lanmasının mevcut ve potansiyel yatırımcılar için önem taşıdığını dile getirdi. Bu konuda uzun zamandır YASED ve KVKK arasındaki iş birliğinin devam ettiğini ifade eden Nal- bantoğlu, önümüzdeki dönemde iş birliğinin devam ettirmekten memnuniyet duyulacağını vurguladı. Etkinlikte konuşan YASED Genel Sekreteri Serkan Valandova da “Türkiye’nin yatırım rekabetçiliği açısından ilk etapta 11. Kalkın- ma Planında da öngörüldüğü üzere yurtdı- şına veri aktarımının AB mevzuatına uygun yöntemlerin kabul edilerek önünün açılması büyük önem taşımaktadır. Şu aşamada bu kapsamda atılan en önemli adım Bağlayı- cı Şirket Kuralları’nın yayınlanmasıdır. Biz YASED olarak bu alandaki öngörülebilirliğin artırılması ve mevzuat uyumunun ülkemiz ve yatırımcılar için en az maliyet doğuracak şe- kilde kısa vadede temin edilebilmesi için her türlü desteği sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu. Dijital Biz 26 Dijital Biz 27
Sayfa 28 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye’nin uluslararası pa- tent başvurularının 2019’da yüzde 47 arttığını belirterek, “Bu artış, ülkemiz- deki makine, ilaç, kimya, bilgisayar ve elektrik-elektronik gibi yüksek tek- noloji alanlarındaki yeni buluşlardan kaynaklandı. Böylece ilk defa dünyada 13’üncü sıraya yükseldik. Hindistan, İsrail, Avustralya ve Finlandiya gibi ülkeleri geride bıraktık.” dedi. Bakan Varank, Türk Patent ve Marka Ku- rumu (TÜRKPATENT) tarafından düzenle- nen “Patentle Türkiye-2. Ulusal Üniversi- teler Patent Yarışması”nın ödül töreninde yaptığı konuşmada, etkinliği yeni tip koro- navirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında kısıtlı katılımla gerçekleştirdiklerini söyledi. Yarışmaya katılan öğrencileri ve hocala- rını tebrik eden Varank, patentin stratejik önemine dikkati çekti. Varank, TÜRKPATENT’in yenilik üretme po- tansiyelini patentleyip, koruma altına almak, fikri ürün portföyünü genişletmek ve bu fikir- leri ticari değere dönüştürmek hedefleriyle çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. Bu gibi yarışmaların da patent konusunda farkındalığı artırdığını vurgulayan Varank, “Bir buluş patentlendiği zaman 20 yıl süreyle koruma altına alınıyor. Her bir patent baş- vurusu, en az 20 yıllık bir hedefe ve vizyona sahip. Patentli bir buluşunuz varsa 20 yıl bo- yunca değer üreten bir ürüne sahip olmanın yanında, koruma süresi dolduktan sonra da topluma mal olabilecek bir ürünü geliştirme- nin gururunu yaşıyorsunuz.” diye konuştu. “Marka başvurularında Avrupa’da birinciyiz” Türkiye’nin 18 yılda sınai mülkiyet alanında önemli başarılara imza attığını hatırlatan Varank, şu bilgileri verdi: “Bu sürede, yıllık patent başvuru sayısı 20 kat, yerli patent Haber Patentle Türkiye - 2. Ulusal Üniversiteler Patent Yarışması Ödül Töreni tescil sayısı da 27 kat arttı. Marka başvuru- larında 2011 yılından beri Avrupa’da birinci sıradayız. Salgın sürecine rağmen bu yılın 8 ayında patent, marka ve tasarım başvuruları geçen senenin üzerinde.” Varank, Türkiye’nin uluslararası patent baş- vurularının da 2019’da yüzde 47 arttığını belirterek, “Bu artış, ülkemizdeki makine, ilaç, kimya, bilgisayar ve elektrik-elektronik gibi yüksek teknoloji alanlarındaki yeni buluşlar- dan kaynaklandı. Böylece ilk defa dünyada 13’üncü sıraya yükseldik. Hindistan, İsrail, Avustralya ve Finlandiya gibi ülkeleri geride bıraktık.” değerlendirmesinde bulundu. “Sınai mülkiyetin bütün alanlarında ilk 10’da olmayı hedefliyoruz” Uluslararası patent korumasının, hedef pa- zarlarda önemli bir rekabet avantajı sağladı- ğını belirten Varank, şu ifadeleri kullandı: “Ne kadar çok ürüne koruma alırsanız, piyasanın da o denli hâkimi olabiliyorsunuz. Küresel patent başvurularında üst basamaklara çıktı- ğınızda, patentin devler ligine girmiş oluyor- sunuz, ülkenizde uluslararası standartlarda inovasyon yapma kabiliyetinin ne denli geliş- tiğini tüm dünyaya göstermiş oluyorsunuz.” Sınai mülkiyetin bütün alanlarında, ilk 10 ülke içinde yer almayı hedeflediklerini dile getiren Varank, “Son yıllarda gösterdiğimiz başarılar, yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesinde ne denli iddialı olduğumuzu ortaya koyuyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla bu iddiamızı daha da güçlendireceğiz.” dedi. “Gençlerimizin erken yaşta patent farkın- dalığı olmasını istiyoruz” Patentle Türkiye Yarışması kapsamında, 98 üni- versiteden 584 patent başvurusu alındığını ifade eden Varank, başvuruların temelde elektrik- elektronik, makine, otomotiv, biyomedikal, kimya ve inşaat alanlarında olduğunu ve tamamının Türkiye’nin “Patent Sicili”ne girdiğini söyledi. Varank, üniversitelerin Türkiye’nin toplam patent portföyü içindeki oranının yüzde 15 olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu: “Ülke olarak bu oranı daha yukarılara taşı- mak mecburiyetindeyiz. Buradan hareketle, üniversitelerimiz tarafından yapılan patent başvurularının araştırma ve inceleme ra- porları ücretlerinde yüzde 50 teşvik indirimi uyguluyoruz. Üniversitelerin 1 yıl içinde yapacakları 100 başvuruya kadar bu ücretler sadece 350 lira. Üniversitelerimizdeki sınai mülkiyet kapasitesinin artırılmasında üniver- site yönetimlerine kritik görev ve sorumluluk- lar düşüyor.” Patentle Türkiye Yarışması’nın bundan sonra lise öğrencilerini de kapsayacağını bildiren Varank, şunları ifade etti: “Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığımızla iş birliği yapıyoruz. Ayrıca yarışmaya faydalı model bileşenini de ekliyoruz. Böylece öğrencilerimiz, yenilik içeren küçük buluşlarıyla da yarışmaya ka- tılabilecek. 1 Kasım’da Patentle Türkiye’nin üniversite ve lise öğrencileri için yeni başvu- rularını almaya başlayacağız. Çocuklarımızın ve gençlerimizin çok erken yaşlarda patent farkındalığına sahip olmasını istiyoruz.” Varank, Milli Eğitim Bakanlığının bu alanda son dönemde yürüttüğü çalışmalara değine- rek, 2019-2020 eğitim öğretim yılının teması- nın “patent, faydalı model ve tasarım” olarak belirlendiğini dile getirdi. Bu yıl Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullar tarafından şu ana kadar 151 patent ve fayda- lı model, 209 marka ve 94 tasarım başvuru- su yapıldığı bilgisini veren Varank, Patentle Türkiye Yarışması ile bu başvuru sayılarında belirgin bir artış beklediklerini söyledi. “İcat çıkarmaktan vazgeçmeyin” Varank, yarışmada ödül kazanan gençlerin büyük bir işe imza attıklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Çalıştıkları tek- nik alanlarda karşılaştıkları sorunlara yeni yöntemler geliştirdiler, bir inovasyonu gerçek- leştirdiler. Patent tescilinin her üç aşamasını da yani yenilik, buluş ve sanayiye uygulana- bilirlik kriterlerini başarıyla sağladılar. Ayrıca, patent başvurusu için gerekli olan tarifname Dijital Biz 28 Dijital Biz 29
Sayfa 30 — dergide görüntüle
Kasım 2020 geliştirmek. Aradan geçen 3 senede oldukça güzel örnekler gördük.” ifadelerini kullandı. Asan, üniversitelere yönelik 10 yıldır etkin ça- lışma yürüttüklerini, bunlardan birinin de Tür- kiye Üniversitelerinde Sınai Mülkiyet Bilgisinin Yaygınlaştırılması Projesi olduğunu bildirdi. Proje kapsamında pek çok etkinlik yapıldı- ğını söyleyen Asan, şöyle dedi: “Bugün ödül törenini gerçekleştirdiğimiz etkinlik de bununla ilgili. Bu etkinlik için nitelikli bir çalışma yapı- larak finale kalan ve dereceye giren patentleri belirledik. Bunlar belirlenirken jürimiz 4 temel unsuru dikkate aldı. Bunlar, buluş, ticarileşme, ekonomik fayda ve toplumsal fayda potansiye- li olarak değerlendirildi. Ödül alan öğrencileri- mizi bundan sonra da yalnız bırakmayacağız. Bu patentlerin ticarileşmesi için her türlü bilgi, katkı ve danışmanlığı yapmaya hazırız. Bu konuyla ilgili kendileriyle temasımız devam edecek.” Asan ayrıca, TÜRKPATENT’in 120 uzman alımı için mülakat aşamasını tamamladığı bilgisini vererek, “Kurumumuz 120 uzman ve istem gibi son derece özen gerektiren tek- nik dokümanları kusursuz bir şekilde tamam- ladılar.” Yarışmanın para ödülünün ötesine geçen faydaları bulunduğunu vurgulayan Varank, patent başvurularının meslek hayatında önemli bir referans olarak kullanılabileceğini ifade etti. Varank, desteklerle her zaman gençlerin yanında olmaya devam edeceklerini belir- terek, buluşların TEKNOFEST bünyesinde gerçekleştirilen Uluslararası Buluş Fuarı’nda sergileneceğini ve gençlerin yabancı yatırım- cılarla buluşmaları için fuarlara katılım deste- ği vereceklerini bildirdi. Gençlere kendilerini sürekli geliştirmeleri tavsiyesinde bulunan Varank, şunları kay- detti: “Ücretsiz erişim sağlayabileceğiniz veri tabanlarından patent araştırması yapın. Alanınızdaki güncel gelişmeleri çok yakından takip edin ve kendi özgün fikirlerinizi geliş- tirmeye odaklanın. İcat çıkarmaktan asla vazgeçmeyin. Sadece buluş geliştirmekle de yetinmeyin. Bunun bir adım ötesine ge- çip, buluşlarınızı üretebileceğiniz şirketler kurmaya, girişimler başlatmaya odaklanın. Patentlerinizle yatırımcıların ilgisini çekip, finansmana erişebilirsiniz. Bakın artık ente- lektüel sermaye, parasal sermayenin önüne geçmiş durumda. Yeniliğin peşinden koşan, basma kalıpların dışına çıkabilen, kimsenin aklına gelmeyen çözümleri üreten ve bunu da pazarlayabilenler bu çağın kazananları olacak. Her biriniz bu potansiyele fazlasıyla sahipsiniz.” “Patentlerin ticarileşmesi için her türlü katkıyı yapmaya hazırız” TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Habip Asan da 2017’de yürürlüğe giren, Yeni Sınai Mül- kiyet Kanunu ile üniversitelere yönelik pek çok düzenleme getirildiğini belirterek, “Kamu kaynakları kullanılarak üniversitelerimizde üretilen fikri mülkiyet hak sahipliği onlara bırakıldı. Burada amacımız, fikri mülkiyetin ticarileşmesi için daha kurumsal kapasite Haber alımını yakın zaman bitirecek. Bu alımlarla uzman kapasitemiz yüzde 50’den fazla arta- cak. 2021’in ilk yarısında özellikle patentlerde artış sebebiyle yaşanan gecikmeleri azaltma- yı planlıyoruz.” diye konuştu. Konuşmaların ardından yarışmada dereceye girenlere ödülleri verildi. Ödül Alanlar 1. DENİZ YANIK - Orta Doğu Teknik Üniversi- tesi - Nörolojik Duyma (İşitsel İşleme Bozuk- luğu APD) Bozuklukları Olan 5-7 Yaş Arası Çocuklar İçin İşitsel Terapilerini Oyunlaştırarak Sunan Terapi Cihaz Seti (30.000 TL) 2. FATİH ÇETİNKAYA - Akdeniz Üniversitesi - Diş Remineralizasyonunu Kolaylaştıran, Lezyon Ağrısını Ortadan Kaldıran Farmasötik Solüsyon (20.000 TL) 3. İBRAHİM ÜLKE - Gazi Üniversitesi - Dina- mik Darbe Sönümleyici (10.000 TL) 4. KEREM DELİKOYUN - SENA YAMAN - İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü - Man- yetik Levitasyon Düzeneği İçinde Merceksiz Holografik Mikroskobi Görüntüleme Tekniği Kullanılarak Protein Tespiti (5.000 TL) 5. MEHMET ALİ AYGÜL - HAJI MUHAMMED FURQAN - MAHMOUD NAZZAL- HÜSEYİN ARSLAN -İstanbul Medipol Üniversitesi - Birincil Kullanıcı Emülatörü/Sinyal Karıştırıcı Saldırısı Tespit Yöntemi (5.000 TL) 6. ENGİN ÜLGER - Fırat Üniversitesi -Katı Atıkların Yapay Zeka Destekli Ayrıştırma ve Değerlendirme Sistemi (5.000 TL) 7. AHMAD M. A. A.JARADAT -HÜSEYİN ARSLAN - İstanbul Medipol Üniversitesi -Hibrit Boşluk ve İndis Modülasyonlu OFDM (5.000 TL) 8. AHMAD M. A. A.JARADAT - MEHMET KEMAL ÖZDEMİR - KHALED ELGAMMAL - HÜSEYİN ARSLAN - İstanbul Medipol Üni- versitesi - Kablosuz Haberleşmede Kanal Kademe Numaralarının Gözü Kapalı Tanım- lanması (5.000 TL) 9. UFUK BİLGİN - Anadolu Üniversitesi - Kayma Torku Artırılmış Bir Krank Kasnağı (5.000 TL) 10. DENİZ ÖZTÜRK - Orta Doğu Teknik Üniversitesi- Son Germeli ve Görünmeyen, İndüksiyonla Sağlanan Bağlantı Sistemi (5.000 TL) Dijital Biz 30 Dijital Biz 31
Sayfa 32 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Sentez Medya markalarından Satcom Vision, ilk video konferans etkinliğini Satcom Vision Digital adı altında ve “Salgın Dönemi ve Sonrasında Uydu Sektörü” teması ile 27 Ekim’de ger - çekleştirdi. Etkinliğin kapanış konuş - masını yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sa - yan, Elon Musk’ın Starlink projesini yakından takip ettiklerini ve bu alanda ne gibi iş birlikleri yapabileceklerini araştırdıklarını söyledi. Profen Grup ana sponsorluğunda gerçekleştiri- len etkinliğin moderatörlüğünü, Gazeteci, Para Dergisi Köşe Yazarı ve Bilişim Medyası Derne- ği (BMD) Başkanı Musa Savaş üstlendi. Etkin- likteki konuşmacılar ise Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Lokman Kuzu, Profen Grup Genel Müdürü Önder Havuzlu, Türksat Genel Müdürü Cenk Şen ve Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği (TUYAD) Başkanı Hay - rettin Özaydın şeklinde sıralandı. Bu konuşmacıların öne çıkardıkları konu başlıkları şunlar oldu: - Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı. Bu maksatla Türkiye’deki veri merkezlerinin sayısı arttırılmalı. - Gelecekte, uydu sektöründeki devlet harcamalarının azalarak, SpaceX gibi özel şirketlerin harcamalarının artması bekleniyor. - Salgın süreci tamamlandıktan sonra, bu sürecin etkilerini en hızlı şekilde atlata - cak olan sektörlerden birinin uydu sektörü olacağı ve üç yıl içerisinde kendini topar - layacağı tahmin ediliyor. - Salgın süreci, uydu sektörünün ne ka - dar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Haber Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan: “Elon Musk’ın Starlink Projesini Yakından Takip Ediyoruz” Türksat, Türkiye’nin Uzaydaki Haklarını Savunuyor Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Ulaş- tırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, uydu ve uzay çalışmalarının önemine vurgu yaptı: “Bugün uzaya konuş- landırılan sistemler, stratejik ve taktik hedef- lerin tespiti ve teşhisi, güvenli ve hızlı veri ile- tişimi, haberleşme, seyrüsefer, ihbar ve ikaz gibi konulardan, uzaydan kuvvet kullanımına kadar birçok alanda benzeri bulunmayan ve coğrafi kısıtlamalara bağlı olmayan imkân ve kabiliyetleri bize sunuyor.” Dr. Sayan, Türkiye’nin Starlink türü projele- re bakış açısını ise şöyle özetledi: “Biz Elon Musk’ın Starlink projesini çok yakından takip ediyoruz. Mikro uydu dediğimiz bu proje, esasında geniş bant İnternet’i, uydular aracı- lığıyla vermeyi sağlayacak bir teknoloji. Bizim şu anki uydularımız da ağırlıklı olarak; önce- likle yayıncılık, ikinci olarak da İnternet erişi- mi için kullanılmakta. Biz de benzer şekilde gerek Starlink’in gerek diğer uydu projelerinin etkilerini şu anda gözlemliyoruz. Onlarla iş birliği içerisinde neler yapabiliriz, biz Türki- ye olarak bu tür daha küçük uydularla daha alçak yörüngedeki uydularla bu hizmeti nasıl verebiliriz… Biliyorsunuz uzayda da bizim bir egemenlik sahamız var. Türksat bizim bu anlamda görevlendirdiğimiz kuruluşumuz ve uzaydaki egemenlik haklarımızı da adeta savunmakta. Bu manada biz, onlarla birlikte iş birliği imkanlarına bakarken kendimiz bu tür uydu projelerinde neler yapabiliriz araştı- rıyoruz.” Dijital Biz 32 Dijital Biz 33
Sayfa 34 — dergide görüntüle
Kasım 2020 • Koronavirüs önlemleri nedeniyle bu yıl dijital formatta düzenlenen 26. ICCI Ulus- lararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konfe- ransı (ICCI Digital), Enerji ve Tabii Kaynak- lar Bakanı Fatih Dönmez; TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Eli- taş; EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, DEİK Enerji İş Konseyi Başkanı Haluk Kalyoncu ve Türkiye Kojenerasyon Derneği Başka- nı Yavuz Aydın’ın açılış konuşmalarıyla başladı. • Türkiye enerji sektöründe yaşanan gelişmeler hakkında bilgiler veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dön - mez, yeni dönemde enerji gündemlerinin şu 4 maddeden oluşacağını belirtti: - “Yerli kaynak olarak denizlerimiz enerji politikamızda daha fazla yer alacak. - Teknoloji, inovasyon, Ar-Ge ve girişim - cilik enerji politikamızın DNA’sı haline gelecek. - Kurallı serbest piyasa amacımızdan vaz- geçmeyeceğiz. - Enerji maliyetlerinin kur ile ilişkisinin kopa- rılması için daha fazla yerli ve yenilenebilir kaynağa yöneleceğiz.” Zoom platformu üzerinden yapılan ICCI Digi- tal’in açılışına video konferans yoluyla katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez “Son 9 aydır gündemimizde olan Covid-19 özelinde konuşursak, ülkemizin ve enerji politikalarımızın kısa dönemli öncelikleri de- ğişmekte ancak uzun dönemli önceliklerimiz sabit kalmaktadır. Arz güvenliği, yerlileştirme ve öngörülebilir piyasalar üzerine kurduğu- muz uzun dönemli hedeflerimiz çerçevesinde politikalarımızı konjonktüre göre revize ediyo- ruz” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin denizlerde petrol ve gaz arama faaliyetleri hakkında detaylı bilgiler aktaran Bakan Dön- mez, “Diğer gelişmiş ülkeler gibi denizleri- mizdeki ekonomik değeri vatandaşlarımızın refahına sunmaya çalışıyoruz. Sadece Haber Enerji Bakanı Dönmez: “Kaynak Bizimse Teknoloji de Bizim Olmalı” üretim-tüketim dengesinden bakarsak geniş perspektifteki pek çok konuyu atla - yabiliriz. Her şeyden önce bu bir kaynak ve bu kaynağı değere dönüştürecek teknoloji meselesi. Daha önceki konuşmalarımda da belirttim, ‘Kaynak bizimse teknoloji de bizim olmalı’” mesajı verdi. “Pandemiye rağmen denizlerdeki faali - yetlerimizi iş planımıza göre sürdürdük” Pandeminin olumsuz etkilerine karşı de - nizlerdeki arama faaliyetlerinin planlandığı gibi devam ettiğini belirten Enerji Bakanı Fatih Dönmez, Mersin’den yola çıkan Ka - nuni Sondaj Gemisi’nin Karadeniz’de Fatih gemisine katılarak birlikte sondaj faaliyet - lerine başlayacağını söyledi. Oruç Reis Araştırma Gemisi’nin de faaliyet göstere - ceği noktaya vardığını ifade eden Bakan Dönmez, Oruç Reis’in 10 km uzunluğunda - ki sismik kabloları deniz tabanına sererek ilk sismik okumalara başladığını kaydetti. “Yenilenebilir enerji öne çıktı” “Yaşadığımız dönemde öne çıkan bir diğer unsur da yenilenebilir enerji oldu” diyen Bakan Dönmez, şunları kaydetti: Enerji sektörü tarihin en büyük kırılmasını Covid-19 ile yaşadı. Bu kırılma bazı yaralara sebep oldu ve bu yaraların iyileşmesi zaman alacak. Enerji talebi anlamında Kovid’in oluşturduğu hasar küresel olarak birçok dengeyi de değiştirdi. İyi anlamda baktığımızda yenilene- bilir enerjinin tüketimdeki payı arttı. Ucuz faizlerle daha fazla güneş ve rüzgâr gibi teknolojilere yatırım yapmak kolaylaştı. Emisyonlar düştü. Ancak burada ciddi bir tehlike var: O da düşük ekonomik büyümeyle düşük emisyonları yaka- lama sürdürülebilir bir senaryo değil. Ekonomiler Covid döneminde aldıkları ağır yaraları sarmak için daha fazla gaza basacak. Bu durum berabe- rinde kaynak üretim ve tüketim dengesinde ciddi bir artışa neden olacak. Bu artışın neden olacağı emisyon salımını minimumda tutmak için yenile- nebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımların daha da artırılması gerekiyor. Dijital Biz 34 Dijital Biz 35
Sayfa 36 — dergide görüntüle
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından dün açıklanan Dünya Enerji Görünümü Raporu ışığında güneş enerjisine de dikkat çeken Bakan Dönmez, “Elektrik piyasalarının yeni kralı güneş olacak. Güneş önümüzdeki dönemde daha fazla üretimde söz sahibi olacak ve maliyetleri de düşmeye devam edecek. Eskiden şebeke, kaynakların ve tüketimin etrafında şekillenirdi. Dolayısıy - la piyasa da. Şimdi ise güneşin etrafında şekillenecek bir piyasa yapısına gitmemiz gerekebilir” şeklinde konuştu. “Dünyada en büyük mesele enerji sa - vaşları” Yeni enerji yasa tasarısıya ilgili çalışmala - rın aralıksız devam ettiğini belirten TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş ise konuşmasında özellikle rüzgar ve güneş gibi enerji kaynaklarıy - la ilgili yasal düzenlemelerin 15 yıllık bir geçmişe sahip olması nedeniyle bu konuda ihtiyaçlar doğduğunu gördüklerini belirte - rek sektörün önündeki engelleri aşmak için çalıştıklarını vurguladı. “Dünyada en büyük mesele enerji savaşları olarak gidiyor ve Türkiye’nin bölgesel oyuncu pozisyonun - dan global oyunculuğa geçmesi için ilgili yasal desteklerin de olması gerekiyor” diyen Mustafa Elitaş, elektrik depolanması, verimli enerji kullanımı ve kayıp kaçakların önlenmesi konularında çalışmalar yapılma - sı gerektiğine dikkat çekti. “Korona bizi durdurmuyor” ICCI Digital’in açılışında yer alan bir diğer konuşmacı olan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz da “Türkiye yatırımlar için bir fırsat ülkesidir. Bugüne bakarak karamsarlığa düşmeyin” dedi. Yenilenebilir enerji alanın - daki gelişmelere de değinen Yılmaz “Gü - neş krallığı doğsun, rüzgarlarımız essin. Güneşi belki de rehabilitasyon olarak sek - törün bazı sorunlarının tedavisi olarak da kullanacağız. Ayrıca yerli doğal gazımızın çıkmasıyla da sektörümüz inanılmaz ilerle - me kaydedecek” değerlendirmesi yaptı. “Yenilenebilir enerjide yolumuz ve hedefi- miz doğru” ICCI Organizasyon Komitesi adına açılış- ta söz alan Türkiye Kojenerasyon Derneği Başkanı Yavuz Aydın ise bölgesel ısıtma sistemlerine dikkat çekerek şunları kaydetti: Yenilenebilir teknolojilerin keni aralarında ve konvansiyonel fosil yakıtlı santrallerle hibridize edilerek verimliliği daha yükseklere taşımaya yönelik düzenlemeler hayata geçti. Yenile- nebilir enerjide yolumuz ve hedefimiz doğru. Yapmak zorunda olup da yapamadığımız en önemli eksiğimiz bölgesel enerji, yani kojene- rasyonla bölgesel ısıtma sistemleri. Soma Ter- mik Santrali’nin bölgesel ısıtma yoluyla Soma ilçesine, ülke ekonomisine ve atmosfere sağladığı fayda ülkemizin yaklaşık 30 milyon- luk nüfusunun yaşadığı yerleşim merkezlerine uygulanabildiği takdirde enerji faturamız ve dış ticaret açığımız en az yüzde 20 azalacaktır.” “Enerjide toparlanma dönemindeyiz” ICCI Digital’de “Olağanüstü Dönemlerde Enerji Yönetimi” başlıklı bir sunum yapan Enerji İşleri Genel Müdürü Murat Zekeriya Aydın da Kömür, doğal gaz, ham petrol, yeni- lenebilir enerji alanlarındaki üretim ve tüketim rakamlarına ilişkin bilgiler verdi. Koronavirü- sün etkilerinde şu anda toparlanma aşamasın- da olunduğunu belirten Aydın, “Eneri üretim ve tüketiminde dramatik düşüşler yaşadık. An- cak elektrik tüketimine paralel olarak özellikle doğal gaz tüketiminde 2019’un 2 puan üstü- ne çıktık. Özel sektör sorumlu davrandı. 45 milyon elektrik, 17 milyon doğal gaz abonesi var; sektör dağıtımı bir kamu hizmeti görme hassasiyetiyle yerine getirdi” dedi. Yenilenebilir enerji sektöründeki atılımı des- teklemek adına Covid’in neden olduğu sı- kıntıları ortadan kaldırmada önem arzeden YEKDEM süresinin Haziran 2021’e kadar uzatılması kararı aldıklarını söyleyen Aydın, sokağa çıkma ve seyahat kısıtlamaları döne- minde lisanslı santral kabullerini de saatler süren dijital incelemeler ve değerlendirmelerle gerçekleştirdiklerini, kısıtlamaların kalkmasıyla da normal döneme geçtiklerini kaydetti. Haber Gelecek 5.0: Yüksek Teknoloji, Mutlu İnsan, Dünya Barışı Caydõrõcõ savunma sistemleri ve silah sistemleriyle savaş larõn šnŸne geçilecek. İleri savunma teknolojileriyle teršrŸn ve teršr šrgŸtlerinin insanlõ ğa zarar vermesinin šnŸne geçilecek. Dijital dšnŸşŸm her alanda olduğu gibi e-devlet uygulamalarõnda da etkisini gšsterecek. Devletle ilgili işlemlerin tŸmŸ kamu kurumlarõna gitmeden E -Devlet Ÿzerinden yapõlacak. Islak imza yasaklanacak. Islak imza yerine Elektronik İmza ve Mobil İmza kullanõlacak. Bu i şlemler için uygun cihazõ olmayan vatandaşlara devlet tarafõndan uygun cihaz Ÿcretsiz olarak verilecek. Vatandaşlõk Kartõ; nŸfus cŸzdanõ, ehliyet, kredi kartõ, bankamatik kartõ gibi tŸm işlemler için kullanõlacak. İnsanlar doğal dengesi bozulmamõş bir DŸnyaÕda mutlu olabilir. Bu dengeyi koruyan ve olasõ sorunlarõ çšzen teknolojiler olacak. Yapay zek‰ ve insansõ robotlar hayatõmõzda çok šnemli bir yere sahip olacak. Yapay zek‰ gŸnŸmŸzŸn çaresiz hastalõklarõna erken tanõ ve etkili tedavi , imk‰nsõz problemlerine çšzŸmler sağlayacak. İnsansõ robotlar evde bizlere hizmet ederken, i şte en ağõr işleri yapacak. Yapay zek‰ ile teršr olaylarõ ve doğ al afetler šnceden tahmin edilerek, bunlara robotlar ve insansõz hava araçlarõ ile mŸdahale edilece k. Nesnelerin İnterneti ile hayatõmõzdaki tŸm cihazlar birbiriyle ileti şim halinde olacak ve hayatõmõzõ kolaylaştõracak. Olasõ sağlõk problemlerinde ta şõdõğõmõz aksesuarlar 112Õyi bilgilendirecek ve ambulansõn sevk edilmesini sağlayacak. Robotlarõn Ÿretime daha yoğun olarak gireceği gelecekte insanlara farklõ i ş olanaklarõnõn sağlanmasõ teknoloji ile mŸmkŸn olacak. Ulaşõm otonom araçlarla ve yenilenebilir enerji ile %100 gŸvenli olarak yapõlacak. Yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarõ temel enerji ihtiyaçl arõmõzõ karşõlayacak. Blok zinciri mimarisi hayatõmõzõn her alanõna girecek ve gŸnŸmŸzde aracõ durumunda olan birçok kurum etkisini ve šnemini yitirecek. İş bulana kadar herkesin en azõndan temel ihtiyaçlarõnõ rahatlõkla temin edeceğ i vatandaşlõk maaşõ verilmesi mŸmkŸn olacak. Siber gŸvenlik hayatõmõzõn en šnemli kavramlarõndan biri haline gelecek. Dijital Biz 36
Sayfa 38 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Yazar Prof. Dr. Güner GÜRSOY İstanbul Okan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Dipnot: Risk azaltıcı veya sınır- layıcı tedbirler uygula- nırken aynı zamanda da kurumsal çevikliği ve dayanıklılığı da arttıracak yaklaşımları daha sık görmeyi ümit ediyoruz. Gelecek daha çabuk gelecek ve akıllı ve çevik gelecek bizleri bekliyor. Şimdinin Ötesi İçinde bulunduğumuz dönemi Siyah Kuğu VUCA dünyası olarak tanımlayabiliriz. Genelleme yaptı- ğımız zaman tüm kuğuların beyaz olduğuna inanırız ama beklenme- dik bir şekilde siyah kuğu gördüğü- müzde şaşırırız. Karl Popper[1]’un 1935 yılında yayınlanan ‘Bilimsel Araştırmanın Mantığı’ adlı kitabın- da tanımladığı ‘Yanlışlanabilirlik İlkesi’ teorisine gönderme yaparak Siyah Kuğu ilkesini açıklayacak olursak, bilimsel olmayanı bilimsel olandan, gerçek olmayanı gerçek olandan ayırmak için genellemeler yaparken çok daha dikkatli olun- ması gerekliliğiyle tanımlayabiliriz. Bugünler belki de gelecek, “bek- lenmeyeni bekleme” döneminden oluşuyor. Bu da olmaz değimiz ve sadece filmlerde gördüğümüz sah- nelere bugün hep birlikte tanıklık ediyoruz. Beklenmeyeni bekle- diğimiz bu tür dönemlerde bütün varsayımlarımızı ve hesaplarımızı “yanlışlayan - geçersiz kılan” olay- lara hazır olmalıyız ve buna karşı faklı yönetsel çözümler arayışı içerisinde olmalıyız. VUCA dünyası olarak tanımladığı- mız ortam ise piyasalarda ve talep- te yüksek dalgalanma (volatility), artan belirsizlik (uncertainty), gittik- çe karmaşıklaşan (complexity) sü- reç ve dinamikler ve bulanıklaşan (ambiguity) gelecek olarak ifade edilebilir. Tüm dünyanın COVİD-19 etkisine bir bir dökülen domino taşları misali girdiği ve hala içinde bulunduğumuz bu kriz döneminde VUCA’nın her bir olumsuz etkisini iş dünyasında, ekonomilerde ve özellikle küresel tedarik zincirlerin- de yakinen tecrübe ediyoruz. Türk iş adamları ve profesyonelleri kriz yönetimi alanında diğer ülkelerde- kilere göre daha tecrübeli olmala- rına rağmen bu dönem daha önce yaşadığımız kriz dönemlerinden önemli derecede ayrışmış du- rumda. Böyle bir VUCA dünyası ile mücadele ederken geliştirilmiş panzehir VUCA liderliğinde şekil bulmuştur. Kriz yönetimleri güçlü liderlik arar ve mevcut durumu süratle algılayıp hızlı keskin ve doğru kararlar ile risk ve tehditler- den kurum ile şirketler ile burada çalışanların korunması birinci önceliktir. Özellikle seçilmiş doğru- lar ile açık, sürekli ve net iletişim ile çalışanların endişeleri azaltılarak, kriz yönetim çabalarına herkesin destek vermesi temin edilebilme- lidir. VUCA liderliği açık ve net bir vizyon (vision) ile, mevcut duru- mun net bir şekilde anlaşılmasının (understanding) yanı sıra alınacak tedbirler ve yapılacak iletişimde netlik (clarity) sağlanarak, değişen durumlara çevik bir şekilde uyum sağlanma (adaptability/agility) de- recesinin yükseltilebilmesidir. Paradigma kırılımları yönetsel litarütürümüzde sıkça geçmekle birlikte, bu paradigma değişim- lerinin uzgörülmesi, algılanması ve yönetilebilmesi konusunda fazla tecrübeler sektörlerde bu- lunmamaktadır. Son 20 yılımıza baktığımızda yaşadığımız küresel paradigma kırılımları iş dünyasını farklı noktalara taşımaya devam etmektedir. İlkini 11 Eylül’de Dünya Ticaret Merkezine yapılan terör saldırısı ile tecrübe ettiğimiz politik kırılma ve sonrasında gelen savaş, çatışma ve toplumsal kutuplaşma küreselleşmeye ciddi bir darbe vur- muştur. İkinci kırılımı ise 2018 yılın- da Lehman Brothers’ın 613 milyar USD ile iflası ile gelen küresel finansal kriz ile yaşadık. BU ikinci darbe ile küreselleşme daha da ciddi zarar gördü ve ülkeler kendi ekonomilerini ayakta tutabilmek amacıyla içlerine döndüler. Üçüncü kırılımı ise 2019 Aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve hemen hemen tüm dün- yayı etkisi altına alan COVİD-19 pandemisi ile yaşıyoruz. Dünya- nın sanıldığından daha küçük ve insanoğlunun virüs ve mikroplara karşı savunmasız olduğuna hep birlikte tanıklık ederken tüm ekono- miler bir anda durdu. Sınır kapıları kapandı, uluslararası dolaşımın durması ile uluslararası ticaretin ciddi zarar gördüğü bu dönem özellikle küresel tedarik zincirlerinin halkalarının kırılmasına yol açtı. Bu biyolojik kırılma yeni bir dünya dü- zenine doğru bizleri zorlarken yeni stratejiler ve yeni konumlanmalar tartışılır oldu. Daha bunla mücade- le ederken gelecekte yeni kırılımlar var mı diye sormaya çekinsek de ik- lim değişikliğine bağlı ekolojik kırılım en büyük tehdit olarak karşımızda patlamaya hazır bir bomba olarak duruyor. Ayrıca yıkıcı teknolojik kırılma olarak Endüstri 4.0 siber-fi- ziksel robotlar dünyasını da dikkate almak durumundayız. Beklenmeye- ni bekleme dönemine girdiğimiz bu dünyada her türlü krizlere hazır ve anında cevap verebilecek çevikliği kazanmamız gerekiyor. Böyle bir dönemde en hayati yö- netsel fonksiyonumuz çeviklikten geçiyor. Hayvanlar arasında çita çeviklikte en ön sıralardadır ve üç boyutta çevikliği yakalar. Çok hızlı algılama ve takip, hızlı değerlen- dirme ve karar verme ve hızlı bir şekilde harekete geçme yetenek- leri bir bütün olarak çitayı çok çevik kılıyor. Şirket ve kurumlar da bu üç özelliği kendilerine uyarlayabildikle- ri oranda çevikliklerini arttırabilecek ve beklenmeyenlerle karşılaştık- larında yeni duruma uyum dere- celeri çok daha yüksek olabile- cektir. Bu noktada geleceğin en önemli yetkinlikleri önceliklendir- mek gerekirse ilk ikiye değişime uyum derecesi ve öğrenmeyi öğrenme girecektir. Bunları çeviklik ile birlikte dayanıklılık (re- silience) tamamlayacaktır. Şirket ve kurumlar bu yetkinliklere sahip yöneticiler ile çalışabilmenin yanı sıra bu yetkinlikleri kurumsal ola- rak içselleştirebilmenin yollarını bulmak durumundalar. Beklenmeyeni beklemek yerine tedbir almak da çok önemli bir fark yaratacaktır bu dönemde. Bunun için alınacak stratejik kararlarda ve hazırlanacak her türlü stratejik planlarda duyarlılık analizine da- yalı yedek (contingency) planların hazırlanması çok faydalı olacaktır. Tüm verdiğimiz kararlar aslında kararı dayandırdığımız varsayım- lara karşı çok hassastırlar ve bizler karar verirken varsayımlarımızı gerçek kabul ederek sorgulama- yız. Çoğunlukla da varsayımları- mızdaki sapma veya kırılmalardan dolayı kararlarımızın yanlış veya geçersiz olma sonuçlarına kat- lanırız. Bu nedenle varsayımları sorgulayan duyarlılık analiz kültü- rünün karar verici ve planlamacılar arasında yaygınlaşması bu döne- min panzehiri olacaktır. Pandemi ile içinde bulunduğumuz küresel kriz özellikle küresel tedarik zinciri ağlarına önemli hasarlar ver- miştir. Küresel üretim üssü niteliği kazanmış Çin’in dünya ile bağının kesilmesi veya zayıflaması tedarik zinciri ağlarında önemli baskılar yaratmıştır. Bunun yanı sıra talep- teki ciddi daralma da buna ekle- nince uluslararası ticaret ve lojistik ciddi zarar görmüştür. Bunun yanı sıra ülke içi e-ticarete olan talebin çok artması yeni bazı sektörel fırsatlar sunmakla birlikte bunun sürdürülebilirliği için kalıcı tedbirler ve geliştirmeler kaçınılmazdır. E- ticaret eko sistemi özellikle dağıtım kanallarının yetersiz kalmasının yanı sıra kalitesi ile ilgili örnekler e-ticaretin önüne bu dönemde bir engel olarak çıkmıştır. Ancak Çin’in uluslararası tedarik zincirlerinden kısmi olsa bile kopması ülke olarak bizler için avantaj sağlamıştır. Şirket yapımızda çok büyük oranda KOBİ sınıfında şirket profiline sahip olma- mız, değişen ve ani gelişen taleplere daha esnek ve süratli cevap verebil- memizi mümkün kılabilmektedir. Bu dönemi bu bağlamda kullanabilenler fırsatı değerlendirebilmiş oldular. Satınalma süreç ve sistemleri de bu dönemde e-ticaret ve e-ihale ağırlık teknolojik çözümlere yönelmiştir. Özellikle stratejik satınalma yaparak, talep sahibinin gerçek ihtiyaçlarını ön- görerek satınalma süreçlerini yönete- bilen şirket ve kurumlar bu dönemde avantajlı olmuşlardır. İhtiyaç duyul- mayan satınalmaların yapılmasının önüne geçilerek, satınalmayı gerçek bir kar çarpanı olarak konumlandı- rılabilmeye odaklanmalıyız. Mevcut sistem ve süreçlere entegre tekno- lojik çözümler ile güçlendirilen akıllı ve öngörüsel stratejik satınalma bu dönemin ve geleceğin tercih edilen yaklaşımı olacaktır. Gelecek ile ilgili olarak öngörüde bulunmak gerekirse buna Tedarik Zinciri Yönetiminin ismini ve kapsa- mını Akıllı Tedarik Ağları Yönetimi olarak yeniden değiştirip ve kur- gulayarak başlayabiliriz. Sektörel olarak teknolojik yatırımlar oldukça yüksek ancak bunların akıllı hale gelmesi ve özellikle de Endüstri 4.0 uyumlu sistemler olarak mümkün olduğunca şimdiden kurgulanabili- yor olması sektörün önünü açacak- tır. Yöneticilerin duyarlılık analizine dayalı yedek planlara dayalı bir yaklaşımla yönetim kültürüne kavuşmaları teşvik edilmelidir. Risk azaltıcı veya sınırlayıcı tedbirler uygulanırken aynı zamanda da kurumsal çevikliği ve dayanıklılığı da arttıracak yaklaşımları daha sık görmeyi ümit ediyoruz. Gelecek daha çabuk gelecek ve akıllı ve çevik gelecek bizleri bekliyor. Dijital Biz 38 Dijital Biz 39
Sayfa 40 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Türkiye’nin en büyük sivil toplum ku - ruluşlarından olan ve Türkiye eko-no - misinin kalkınmasına yönelik geliş - tirdiği projelerle öne çıkan MÜ-SİAD, yine bir kırsal kalkınma projesi olan Akıllı Tarım Kent Projesi’ni hayata geçiriyor. Kırsal yaşamı şehir stan - dartlarında yeniden yapılan-dırmayı hedefleyen bu proje kırsal yaşamı teşvik edebilmek adına geniş çaplı bir dönüşümü hedefliyor. Türkiye, 3 milyona yakın tarımsal işletmeye; 5 ila 5,5 milyon nüfus arasında değişen ta- rımsal istihdama ve beldeler dahil 36 binden fazla köy yerleşimine sahip. Her dört kişiden birinin kırsal alanda yaşadığı ülkemizde, tarım ve kırsal kalkınma politika- ları her dönemde önemini koruyor. Çünkü bir ülkenin tarım gücünü üretim gücü belirli-yor. Köylerden büyükşehirlere göçlerin devam ettiği Türkiye’de bu göçün durması için kırsal hayatı konforlu hale getirmek gerekiyor. 11 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük sivil top- lum kuruluşlarından biri olan MÜSİAD kırsal alanda yaşam kalitesi yüksek ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturma amacıyla Akıllı Tarım Kent Projesi’ni hayata geçiriyor. Bugün bu projenin duyurulması için Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin de katıldığı bir basın toplantısı yapıldı. 3 BİN KİŞİYE KIRSAL ŞEHİR HAYATI SU- NULACAK Tarım ve kırsal kalkınma alanında yapılan pro- jeleri yakından takip ettiğini söyleyen Dr. Bekir Pakdemirli “Ülkemizin geleceğinin tarım oldu- ğunu gösteren MÜSİAD’ın Akıllı Tarım Kent Projesi’ne katkıda bulunan herkese teşekkür ederim” dedi. Pandemi dönemini kırsal kalkınma için bir Haber Akıllı Tarım Kent Projesini Hayata Geçiriyor fırsat olarak gördüklerini söyleyen Pakdemirli, MÜSİAD’ın projesindeki “akıllı” kelimesinin öneminin de altını çizdi. Tarımda teknoloji kul- lanımını artırmak gerektiğini söyleyen Pakde- mir, “Tarımda üretim gücüne sahip bir ülkeyiz. Pandemi sonrasında birçok ülkede raflar boş dururken Türkiye’de tarım ve gıda sektöründe hiçbir problem yaşamadık. Pandemi sürecin- de gıda milliyetçiliğinin daha da öne çıktığını gördük. Bu önümüzdeki yıllarda da gündemde olacak. Dolayısıyla bizim tarımdaki gücümüzü daha da artırmak için tarım sektöründeki pro- jelere sıkı sıkı sarıl-malıyız” diye konuştu. Toplantıda konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ise projenin hedefi ile ilgili şu bilgileri verdi: “Türkiye’nin ihracatının yüzde 30’u tarıma dayalı sanayicilerce ger-çekleştiri- liyor. Esasen Türkiye’ye net döviz kazandıran, yani ticaret açığı vermeyen sek-törler, sadece tarım ve tarıma dayalı sanayi kategorisinde yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından yayınlanan yeni raporuna göre, küresel tarım-gıda ticareti, 1995’ten bu yana iki kattan fazla artarak 2018 yılında 1,5 trilyon dolara ulaştı. Bu artışta dünya toplamı- nın üçte birinden fazlasını oluşturan gelişmek- te olan ülkelerin yükselen ihracatı etkili. Yani Türkiye için avantajlı bir seyir söz konusuyken, bizler yeni projeler ve atılımlarla, Türkiye’nin tarımda yaklaşmış olduğu yukarı yönlü hare- ketini, da-ha da hızlandırmayı, güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda hayata geçire-ceğimiz MÜSİAD Akıllı Tarım Kentler projesi, tarım, hayvancılık ve endüstriyel tarım alanları başta olmak üzere kırsal kalkınma hedefine uygun çalışmaları ve kırsal yaşamı teşvik edebilmek adına geniş çaplı bir dönü- şüm içeriyor.” Bu proje ile 400 milyon liralık ticaret hacmine ulaşılacağını söyleyen Kaan, 500 aile, bin çalışan olmak üzere 3 bin kişiye kırsal şehir hayatı sunulacağının da altını çizdi. Dijital Biz 40 Dijital Biz 41
Sayfa 42 — dergide görüntüle
PROJENİN 5 ANA BAŞLIĞI VAR Projenin detayları hakkında konuşan MÜ - SİAD Kırsal Kalkınma Komitesi Başkanı Abdul-lah Eriş ise, kendi kendine yetebilen, üreten geliştiren aynı zamanda sosyal ya - şamından ödün vermeyen, doğal ve akıllı yaşam kültürünü oluşturmayı hedefleyen Akıllı Tarım Kentler Projesi’nin beş ana başlığı kapsadığını anlattı. Bunlardan ilki Dijital Akıllı Tarım Üretim Sis - temi. Tarımda inovatif gelişmelerin, tarımsal meteoroloji, erken uyarı sistemi, sulama ve gübreleme otomasyonları, akıllı gübre yöne-timi, hassas ilaçlama, izlenebilirlik yazılımları gibi tarımsal modernizasyon uygulamala-rıyla çevre, teknoloji ve inovatif ilkelerinin Akıllı Tarım Kentlerde uygulan - ması planlanı-yor. Kurulacak ekosistemde KOBİ ölçeğinde 250 işletme kurulması hedefleniyor. İkinci başlık ise Ortak Akıl Üretim Ekosiste - mi. Kırsaldaki en büyük sorun, ortak üretim kültürünün olmayışı. Akıllı Tarım Kentlerde en önemli kriterlerin başında beraber ortak çalışabilme ve beraber üretip kazancı adil bir şekilde paylaşma olgusu amaçlanıyor. Ma-kine parkı, düve merkezi, kesimhane, yem ve ürün siloları, hayvan bakım merkezi gibi işletmeler ortak akıl üretim ekosisteminin altında kurulacak. Yüksek Refah ve Yaşam Ekosistemi başlı- ğında ise şehirde bulunan imkanlar ile kırsal- da bulunan doğal yaşamı bir araya getiren ekosistem hedefleniyor. Şehirlerde aranan yük-sek refah yanında kaliteli ve doğal yaşa- mı bir arada sunmak için müstakil ve bahçeli ko-nutlar, eğitim kurumları, kafe ve lokanta- lar, AVM, spor salonu sinema ve tiyatroların da kırsalda kurulması amaçlanıyor. Projenin önemli ana başlıklarından bir diğeri ise Üreten ve Değiştiren Sosyal Ekosistem. Kırsalda yaşayanların kendilerini geliştirebi- lecek ve sosyalleşebilecek imkanları kısıtlı. Tarım Kent ile kişiler hem hobilerini yerine getirerek sosyalleşecekler hem de üretime katkı sunacaklar. Bu kapsamda el sanatları merkezi, resim ve müzik atölyeleri sürekli eğitim merkezleri kurulacak. Son başlık ise Ortak Akıl Yönetim Ekosis- temi. Çünkü bu ekosistemin ortak akıl ve pro-fesyoneller tarafından yönetilmesi planla- nıyor. Haber KVKK ile ilgili aradığınız her şey elinizin altında! Dijital Biz 42
Sayfa 44 — dergide görüntüle
Kasım 2020 TOGG ürün gamında kullanacağı batar - ya paketinde iş ortağı olarak dünyanın önde gelen Li-Ion batarya üreticilerin - den Farasis’i seçti. Varılan anlaşmaya göre TOGG’un batarya modülü ve paketi Türkiye’de üretilecek. İki şirket, batarya hücresi tedarikinin yanında imzaladık - ları kapsamlı niyet mektubu çerçevesin - de Türkiye ve çevresindeki ülkeler için enerji depolama çözümlerini bir ortak girişim şirketi çatısı altında sunarak iş birliğini genişletecek. TOGG geliştirmekte olduğu elektrikli araç ürün gamı içindeki en temel bileşenlerden biri olan batarya için dünyanın önde gelen Li- Ion batarya üreticilerinden Farasis’i iş ortağı olarak seçti. Bilişim Vadisi’nde TOGG Yöne- tim Kurulu üyelerinin de katılımıyla imzalanan kapsamlı niyet mektubu sonrası yapılan açık- lamada Farasis ile birlikte geliştirilen batarya modülü ve paketinin Türkiye’de üretiminin yanında, Türkiye ve çevresindeki ülkeler için Haber TOGG ve Farasis’ten Stratejik Ortaklık enerji depolama çözümlerini bir ortak girişim şir- keti çatısı altında sunacak stratejik ortaklık seçe- ceğinin de titizlikle değerlendirildiği ifade edildi. TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcık- lıoğlu imza sonrası yaptığı açıklamada “Fara- sis ile birlikte kurulacak ortak girişim şirketi de ülkemizin enerji sisteminin verimliliğini artırmaya aday bir girişim olacak, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak, temiz ve verimli bir enerji sistemi geliştirmemizi hızlandıracak. Bu sayede TOGG’un mobilite ekosistemi, teknoloji geliştiren, ciddi ekonomik değer yaratan, önem- li bir bölgesel oyuncu haline gelecektir” diye konuştu. TOGG CEO’su Gürcan Karakaş ise anlaşma- ya ilişkin yaptığı açıklamada “2018 yılından bu yana, olası yerli iş birlikleri de dahil, 30’un üzerinde küresel batarya tedarikçisini gizlilik an- laşmaları çerçevesinde (NDA) değerlendirmiş, bunların içinden teknik, ticari ve stratejik kriter- lerimizi en iyi karşılayan, dünyanın önde gelen Li-Ion batarya üreticilerinden Fara- sis batarya iş ortağımız olarak seçilmiştir” dedi. Karakaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Günümüz- de elektrikli araçlar için en önemli ve temel teknolojilerden biri olarak görülen Li-Ion batarya teknolojisinin Farasis gibi önem- li bir oyuncu ile ülkemize gelmesi oldukça önemlidir. TOGG’un, sıfır emisyonlu elektrikli araçlarını geliştirirken ülkemizdeki teknolo- jik dönüşümü de tetikleyeceğini başından beri dile getiriyorduk. Bu iş birliği elektrikli araç bataryası üretmenin ötesine geçecek, ülkemizde batarya Ar-ge yetkinliklerini geliş- tirecek, otomotiv üreticilerinin elektrikli araç projelerini Türkiye’ye taşımalarını tetikleye- cek, Farasis’in ürün gamında bulunan oto- motiv dışı enerji depolama ürünleriyle birlikte enerji depolama işini büyütecek ve ortak giri- şim şirketinin kendi geliştireceği markasıyla, sorumlu olduğu bölgede Farasis’in münhasır temsilcisi olarak çok önemli yeni bir ekono- mik değer üretecektir”. Dijital Biz 44 Dijital Biz 45
Sayfa 46 — dergide görüntüle
Kasım 2020 “TOGG Elektrikli Araçlar konusunda öncü bir girişim” Niyet mektubu imza törenine çevrimiçi olarak katılan Farasis kurucu ortağı ve CEO’su Dr.Yu Wang ise Türkiye’nin bölgesindeki en önem- li otomotiv ülkelerinden biri olduğuna dikkat çekerek “Türkiye’deki gelişmiş otomotiv biriki- mini kullanarak elektrikli araçlar geliştirmek ve üretmek üzere yola çıkan TOGG ile iş birliği yapmak bizim temel stratejilerimiz doğrultu- sunda attığımız doğal adımlardan biri oldu. TOGG doğru zamanda, doğru yerde, doğru işi yaparken, batarya konusunda öncü şirketimizin iddialı büyüme planlarını desteklemek için biz de elektrifikasyon için bir sonraki büyük pazar olarak gördüğümüz Türkiye’den daha ideal bir lokasyon, TOGG’dan daha ideal bir ortak dü- şünemezdik. Gerek Türkiye’de ortaya çıkacak ihtiyaçlara gerekse bölgeden gelecek talepleri karşılamak üzere bu niyet mektubuna imza attık. Batarya tedarikiyle başlayan bu iş birliğinin uzun vadeli bir ortaklığa dönüşecek olmasından dolayı heyecan duyuyoruz” diye konuştu. Bilişim Vadisi’ndeki imza törenine bizzat katılan ve iş birliğini çalışmalarını en başından beri yü- rüten Farasis Avrupa Organizasyonu Yöneticisi Sebastian Wolf ise, “TOGG ile görüşmelerin en başından beri her iki şirketin de bireysel mobi- litenin geleceğini elektriklendirme konusunda aynı heyecanı paylaştığını gördük. Türkiye’de Haber gerek otomotiv gerekse otomotiv dışı pazarda Li-ion akülere olan talepte önemli bir artış ya- şanmasını bekliyoruz. Bu nedenle, bölgedeki ilk elektrikli araç bataryası üretim şirketini kurmak için TOGG ile ortak olmaktan büyük heyecan duyuyoruz” dedi. Hücre Ar-Ge’si de yapılacak İmza töreni ardından TOGG ve Farasis’ten yapılan ortak açıklamada, “TOGG’un Bilişim Vadisi’ndeki yönetim merkezinde imzalanan stratejik ortaklığın genel prensiplerini içeren ortak girişim şirketi niyet mektubuna göre 2020 yıl sonuna kadar ortak girişim şirketinin kapsamlı iş planı oluşturulacak ve ortaklığın hukuki zemini bu süre zarfında detaylandırılacaktır. Bu çalış- malar doğrultusunda iki şirketin yönetim kurulla- rında son değerlendirme onaylardan sonra 2021 yılı başında ortak girişim şirketinin hukuken kurulması hedefleniyor” denildi. TOGG ve Farasis arasında kurulması hedeflenen ortak girişim şirketinin iş planında tarafların en önem verdikleri konuların başında yerlilik geldiği vurgulanırken, iş planı dahilinde batarya hücresinin de Türkiye’de geliştirilmesi ve üretilmesi konuları- nın da detaylı bir şekilde değerlendirileceği, özel- likle hücre kimyası konusunda geliştirilecek yetkin- liklerin uzun vadede her iki tarafa da büyük katkı sağlayacağının altı çizildi. Dijital Biz 46 Dijital Biz 47
Sayfa 48 — dergide görüntüle
Yazar Dr. Erol ÖZGÜNER İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Bilgi İşlem Daire Başkanı Dipnot: Sanırım bu soruları önümüzdeki günlerde çok daha yoğun olarak tartışmaya başlayaca- ğız, ama kullanıcılar için yeni deneyimler ve daha yüksek data hız- ları kaçınılmaz. 2021, teknoloji altyapısındaki gelişmeler açısından hareketli bir yıl olacak. Oyun Değiştiren Teknolojiler Bazen öyle teknolojik gelişmeler ile karşılaşıyoruz ki, o ana kadar bildiklerimizi hemen unutup veya alışkanlık düzeyinde terk edip, bu yeni çözüme, hizmete, servise adeta sarılıyoruz. Çünkü aslında ihtiyaç olana çok daha verimli ve hızlı sunulan çözümler, kullanıcılar tarafından hemen kabul edilip uy- gulanmaya, kullanılmaya başlıyor. Örneğin Facebook, WhatsApp vs. gibi. Bu yazıda sizlere, önümüzdeki dönemin oyun değiştiren teknolojik gelişmelerinden birisi olmaya aday Starlink projesinden ve olası etkile- rinden bahsetmeye çalışacağım. 21. yüzyılın başları ile birlikte tekno- lojinin yaygın şekilde mobilleşerek hayatlara girmesi, sonrasında 3G teknolojisi ile ses ve SMS iletişimin- den dataya kayış ve devamında 21. yüzyılın ikinci 10 yılı boyunca artan data isteği tüm teknolojik gelişme- lerin temeline veri ve veri iletimini yerleştirmiş oldu. Bu teknolojile- rin olmazsa olmazı fiber altyapı. Altyapınız ne kadar yaygın ve geniş bir bantta ise data hızınız ve erişi- miniz de o kadar yüksek ve sürekli hale geliyor. Mobil haberleşmenin yaygınlaşmasının yanında, WiFi sistemlerindeki gelişim de benzer hızlarla devam ediyor. Hatta acil durum haberleşmelerinde mobil ha- berleşmenin kapasite ve boyutlan- dırma problemleri nedeniyle, bütün haberleşme altyapısı WiFi üzerine biniyor desek abartmış olmayız. Evet temel ve kısa haberleşme bilgilerinden sonra şimdi Elon MUSK’a geçebiliriz. Teknoloji dün- yasının dahi çocuğu, yine karşımıza farklı bir proje ile çıktı. Projenin adı STARLINK, amacı dünya genelin- de yüksek hızlı internet erişimi. 550 km mesafede dünya yörüngesine ilk fazda yerleştirilecek 12.000 uydu ile bir uydu takımyıldızı serisi oluştu- rulacak. Sonrasında toplam uydu sayısı 42.000’e çıkarılacak. 2019 mayıs ayında yörüngeye yerleştirilmeye başlanan uydu- ların gönderilme işlemleri hum- malı bir şekilde halen devam ediyor. Uyduların yörüngenin yakın bir uzaklığına yerleştiril- mesi uydu haberleşmesindeki en önemli problem olan gecik- me sorununa da çözüm olacak gibi gözüküyor. Erişim hızının 1 Gbit olması şirket taahhüdü olarak sunuluyor. Bu durum yıllık geliri 1 trilyon dolar olan internet bağlantı gelirlerinden alınacak pay düşünülürse oldukça iştah kabartıcı duruyor. Genel bilgilerini verdiğim geliş- me ile ilgili iki konuyu görüş ve tartışmalarınıza sunmak istiyo- rum. Birincisi IoT teknolojilerin- deki bağlantı konusu. Bilindiği gibi, IoT teknolojilerinde sensör verileri bir bağlantı teknolojisi üzerinden IoT platformlarına ulaştırılıyor, buralarda NbIoT, LoRA WAN, Mesh network, RF gibi teknolojileri kullanılıyor. Ancak hiçbir çözüm tek başına tüm gereklilikleri karşılayabilmiş değil. Acaba Starlink connecti- vity çözümü için uçtan uca bir alternatif olabilir mi? İkinci sorum daha genel, dünya bildiğiniz gibi 4G teknolojisinden 5G’ye ve daha yüksek data hızla- rına gitmek için çalışıyor. Tam da bu noktada, bu proje 5G’nin rakibi olacak mıdır? Olacaksa hangi sınırlara kadar birbirlerinin alternatifi hangi sınırlarda birbirlerinin tamam- layıcısı olacaklardır. Sanırım bu soruları önümüzdeki günlerde çok daha yoğun olarak tartışmaya baş- layacağız, ama kullanıcılar için yeni deneyimler ve daha yüksek data hızları kaçınılmaz. 2021, teknoloji altyapısındaki gelişmeler açısından hareketli bir yıl olacak. Heyecanla bekliyoruz. Dijital Biz 48
Sayfa 50 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Teknopark İstanbul; Türkiye’nin ilk Siber Güvenlik Mesleki ve Teknik Ana- dolu Lisesi ve Siber Güvenlik kuluçka merkeziyle yerli siber güvenlik tekno- lojilerinin gelişimine ve alandaki uz- man açığını kapatmaya odaklanıyor. Araştırma kuruluşu Reportlinker’ın CO- VID-19 sonrası senaryolarını kapsayan raporuna göre şu anda 15,8 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan küresel siber güvenlik pazarının 2025’te 22,2 milyar dolara yük- selmesi bekleniyor. Pazarda startuplar da önemli bir yer teşkil ediyor ve bu şirketlere yönelik yatırımlar da her geçen gün artıyor. Şu an dünya genelinde 21 binden fazla siber güvenlik startupı bulunuyor. Crunchbase verilerine göre 2020’de 268 girişim ortalama 4,7 milyar dolar yatırım aldı. Konu ülkeler bazında değerlendirildiğinde ise bugün Kuzey Amerika %36,7’lik bir gelir payı ile siber güvenlik pazarında lider konumda. Onu Asya pasifik ülkeleri takip ediyor. Öte yandan sektörde nitelikli uzman açığı da her geçen gün artıyor. 2021 yılına kadar 3,5 milyon siber güvenlik işinin açığa çıkacağı öngörülüyor. ISC araştırma verilerine göre 4,7 milyon siber güvenlik personeline ihtiyaç duyulurken dünya genelindeki siber güven- lik yazılımcısı sayısı 2,8 milyon. Yani oluşan açığı tamamlamak için yüzde 145 oranında bir artış sağlanması gerekiyor. Tüm bu verilerin ışığında ülkemizde de siber güvenlik alanında önemli adımlar atılıyor. Ülkemizin savunma sanayisi için Ar-Ge üssü konumunda yer alan Teknopark İstanbul da bu alanda önemli çalışmalara imza atıyor. 2020-2021 eğitim sezonunda Türkiye’nin ilk siber Güvenlik Mesleki ve Teknik An- adolu Lisesi’nin faaliyete geçtiği Teknopark İstanbul’da 2021 yılında da Türkiye’nin ilk siber güvenlik kuluçka merkezi açılacak. Haber Türkiye Küresel Siber Güvenlik Pazarından Hak Ettiği Payı Alacak Tüm dünya ülkeleri siber güvenliği önce- liklendiriyor Teknopark İstanbul olarak savunma sanayiinin Ar-Ge merkezi olduklarının altını çizen Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu meslek lisesi ve si - ber güvenlik kuluçka merkezine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Topçu: “Si - ber güvenlik artık tüm dünyanın üzerinde titizlikle durduğu bir alan haline geldi. Özel - likle devletlerin verilerinin güvende olması adeta bir zorunluluk haline geldi. Ülkemiz şu anda da siber güvenlik alanında güçlü ve dünyada en tepede sayılacak ülkeler arasına girecek konumdayız. Ancak yerli teknolojilerimizin daha fazla gelişmesi ve dünyaya ihraç edilebilir konuma gelmesi gerekiyor. Türkiye’de bu konuya hâkim bir sürü yetişmiş insan var. Özel olarak bu tip altyapı ve imkanları da bizler sunduğumuzda siber güvenlik üzerinde çok iyi sonuçlar alacağız. Biz Teknopark İstanbul olarak yakın zamanda açacağımız siber güvenlik kuluçka merkezimizle bu alandaki yerli startupları yakından destekleyeceğiz. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’yle birlikte çalışıyoruz. Öte yandan meslek lisemiz siber güvenlik özelinde çalışan firmalarla bir arada yetişecek öğrencilerimiz için old - ukça verimli olacak. Gençlerimizi Teknopark İstanbul’daki firmalarımızla birçok uygula - mada bir araya getireceğiz. Bunlar geleceğe dair çok güzel planlamalar. Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik An- adolu Lisesi’nde yüz yüze eğitim başlıyor 2020-2021 sezonunda eğitim faaliyetlerine Covid-19 tedbirleri çerçevesinde on- line olarak başlayan Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yüz yüze eğitimler de başladı. Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürü Aytekin Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen oryantasyon toplantısına katılan veli ve öğrenciler okulla ilgili detaylı bilgiler aldı. 0,47’lik dilimden öğrenci alan lisede öğrenciler Bilişim Teknolojileri, Ağ İşletmenliği ve Siber Güvenlik dalında eğitim alacaklar. Lise; STM, HAVELSAN, ASEL- SAN gibi Türkiye’nin lider savunma sanayi kuruluşlarının desteğiyle nitelikli eğitimler vermeye hazırlanıyor. Dijital Biz 50 Dijital Biz 51
Sayfa 52 — dergide görüntüle
Kasım 2020 15 Temmuz 2020’de Twitter’e yönelik ger- çekleşen hack olayında 17 yaşındaki bir bilgisayar korsanı ve siber suç ortakları, Ba- rack Obama, Kim Kardashian West, Jeff Be- zos, Elon Musk ve Bill Gates de dahil olmak üzere düzinelerce yüksek profilli kullanıcının hesabını ele geçirerek paylaştıkları tweetler- le 118.000 doların üzerinde bir değerde Bit- coin elde etmişti. Açıklanan son rapora göre siber korsanların, Twitter IT ekibi kimliğine bürünerek uzaktan çalışan Twitter çalışanla- rını sahte VPN hizmetine yönlendirdiklerini belirten Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu, benzer aldatmaca yön- temlerinin Türkiye’de de gerçekleştiğini söy- leyerek özellikle uzaktan çalışanları uyarıyor. Temmuz 2020’de meydana gelen Twitter’a yönelik skandal siber saldırıyla ilgili hazırlanan araştırma raporuna göre saldırganların, Twit- ter’in uzaktan çalışanlarını kandırmak ve kimlik bilgilerini ele geçirmek için sosyal mühendislik ve oltalama yöntemlerini kullandığı ortaya çıktı. 15 Temmuz 2020’de gerçekleşen hack olayında 17 yaşındaki bir bilgisayar korsanı ve siber suç ortakları, Barack Obama, Kim Kardashian West, Jeff Bezos, Elon Musk ve Bill Gates de dahil olmak üzere düzinelerce yüksek profilli kullanıcı- nın hesabını ele geçirerek paylaştıkları tweetler- le 118.000 doların üzerinde bir değerde Bitcoin çaldı. Siber korsanların, Twitter IT ekibi kimliğine bürünerek uzaktan çalışan Twitter çalışanlarını sahte VPN hizmetine yönlendirdiklerini belirten Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu, benzer aldatmaca yöntemlerinin Türkiye’de de gerçekleştiğini söyleyerek özellikle uzaktan çalışanları uyarıyor. Siber Suçlular Twitter’a Nasıl Sızdı? New York Eyaleti Finansal Hizmetler Depart- manı’nın yayınladığı rapora göre, Twitter’in IT departmanında çalışanların kimliğine bürünen bilgisayar korsanları, uzaktan çalışan birkaç Twitter çalışanını sahte VPN oturum açma say- fasına yönlendirerek kandırdı. Yayınlanan raporda, bir veya birden fazla hac- kerin birkaç Twitter çalışanını telefonla arayarak Twitter’in IT departmanındaki yardım masasın- dan olduklarını söyledikleri ve Twitter Hackinin 14 Temmuz 2020 tarihinde öğleden sonra Haber Twitter’ın Nasıl Hacklendiği Ortaya Çıktı başladığı belirtildi. Twitter’in, VPN hizmeti ile ilgili yaşadığı bildirilen bir soruna yanıt verdiklerini iddia eden bilgisayar korsanları uzaktan çalışan- ları, Twitter VPN web sitesiyle aynı görünen ve benzer şekilde adlandırılmış domaine sahip bir kimlik avı web sitesine yönlendirmeye çalıştı. Yönlendirildikleri bu internet sitesi Twitter çalışan- larından iki faktörlü kimlik doğrulaması istemese de siber suçlular onları kimlik doğrulamaya ikna ederek Twitter’a sızmayı başardı. Hacker’lar çalı- şanların kendilerine güvenmelerini sağlamak için çalışanların herkese açık kişisel bilgileri kullandı- lar. Bazı çalışanlar hackerlerin telefon aramaları- nı Twitter’in dolandırıcılık izleme ekibine bildirse de en az bir çalışanın inanması hack olayının gerçekleşmesi için yeterli izni verdi. Uzaktan Çalışanlara 5 Önemli Uyarı! Twitter’a yönelik hack örneğinde de görüldüğü gibi uzaktan şirket ağına bağlanmanın birçok siber güvenlik problemini beraberinde getirdiğini belirten Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Bar- baros Akkoyunlu, uzaktan çalışanlara 5 önemli güvenlik uyarısında bulunuyor. Bu çalışmalarımız ülkemizin küresel siber güven- lik pazarından hak ettiği payı alacak” Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yüz yüze eğitim başlıyor 1. Bilgisayarınızın hazır olduğundan emin olun. Çoğu durumda evden çalışacaklar, erişim veri- lerini şirketin altyapısından uzaktayken yenileye- meyebilirler. Şirket tarafından verilen bilgisaya- rınızı eve götürmeden önce bilgisayarın şifresini muhakkak yenileyin. İşletim sisteminiz oturum açmak için kimlik bilgilerinizi teyit etmek adına size uyarı veriyorsa, hala ofisteyken bunu hallet- tiğinizden emin olun ve uzaktan çalışırken altya- pıyı kilitlemekten kaçının. Ayrıca, kuruluşunuzun VPN’inin yüklü ve doğru yapılandırılmış olup olmadığını kontrol edin. 2. VPN kullanın. Çalışmaya başlamadan önce şirketinizin VPN’ine bağlanın. Şirket tarafından onaylanmış VPN istemcinizden başka bir şey kullanmayın ve altyapınıza bağlanmak için başka bir yöntem kullanmaktan kaçının. Diğer herhangi bir Uzak Masaüstü İstemcisinin işyerinde uyguladığınız politikaları ihlal edeceğini unut- mayın. Ayrıca, Uzaktan Masaüstü Protokolünü etkinleştirmemek ve herhangi bir şirket bilgisaya- rını güvenliği sağlanmamış bir Internet bağlantısı üzerinden açmamak genellikle iyi bir fikirdir. 3. İş bilgisayarınızı sosyal medya ve online alışveriş için kullanmayın. Kişisel cihazlarınızı iş için ve iş ağınıza bağlı bilgisayarınızı ise sosyal medyaya bağlanmak veya çevrimiçi alışveriş gibi kişisel işleriniz için kullanmayın. Kişisel hizmetle- rin çalışma aygıtlarınızda kullanılması, çalışma ortamınız, uygulamalarınız ve hizmetlerinizle çakışmalara neden olabilir. İş bilgisayarlarında istenmeyen tek bir kopyala yapıştır yapılması, KVKK gibi veri koruma yasalarını ihlal edebilir. Facebook sohbet pencerenizdeki birine yanlışlık- la gizli bilgiler içeren bir çalışma dosyası gönde- rirseniz de aynı şey geçerlidir. IT departmanını- zın, iş için kullanılan bilgisayarınızı olası insan hataları durumunda alarm veren uyarılar ile donatması gerekir. Bu nedenle şirket tarafından verilen ekipmanları kesinlikle iş için kullanmalısı- nız. Kişisel ilişkilerinizi kişisel aygıtlarınızda tutun. Ayrıca, iş cihazlarınızı aile üyelerinden, özellikle çocuklardan uzak tutmayı unutmayın. Çocuklar, bir cihaza kötü niyetli içeriği kolayca indirebilirler. 4. Hedefli saldırılara dikkat edin. Her ne kadar güvenlik önlemleri alınsa da iş bilgisayarınızı kullanırken bilinmeyen bir web sitesine girebilir, gizli bilgileriniz ele geçirilmeye çalışılabilir ve kötü amaçlı bir yazılım saldırısıyla karşılaşabilirsiniz. Uzaktan çalışanlar bu nedenle tetikte olmalılar. Kullanıcıları Coronavirus salgınını temalı oltala- ma e-postaları ile kandırarak fidye yazılımı indi- rilmesine neden olan saldırılarda artış yaşandığı gözlemleniyor. 5. Uzaktan çalışma prosedürlerine uyun. Uzak- tan çalışırken IT departmanınızın belirlediği pro- sedürlerin dışına çıkmayın. İş bilgisayarınızda uç nokta güvenlik araçlarını da barındıran ödüllü bir güvenlik çözümü kullanın. Belirlenmiş bir ayarın ne işe yaradığından emin değilseniz ve şüphe- leniyorsanız ilk önce IT departmanınızda çalışan kişiler ile iletişime geçin. İş uygulamaları ve tüm hizmetler için iki faktörlü ve çok faktörlü kimlik doğrulamayı asla devre dışı bırakmayın. Çok faktörlü kimlik doğrulama potansiyel saldırılara karşı güçlü bir savunma mekanizmasıdır. Dijital Biz 52 Dijital Biz 53
Sayfa 54 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Microsoft’un Dijital Savunma Raporu’ndan elde edilen veriler, siber korsanların her ge- çen gün teknolojilerini ve taktiklerini geliştir- diklerini; dolayısıyla siber tehditlerin giderek daha komplike bir hal aldığını ortaya koyu- yor. Siber korsanlar, Covid-19 pandemisinin başında yoğunlaşan toplumsal endişelerden faydalanarak sağlık kurumlarına saldırdıkları gibi, insanların merak duygusunu ve bilgi edinme ihtiyacını kullanarak her gün yeni döngülerle sistemlere saldırıyorlar. Raporda, son dönemin yükselen siber tehdit trendleri arasında kimlik hırsızlığının ve sivil toplum kuruluşları / dernekler gibi devletlerle bağı bulunan çok paydaşlı kurumlara yönelik saldırıların dikkat çektiği belirtiliyor. Microsoft tarafından yıllık olarak hazırlanan Di- jital Savunma Raporu’nun sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Geçtiğimiz senenin siber güvenlik trendlerini içeren rapor, siber korsanların tespit edilmelerini zorlaştıracak teknikler kullanarak en bilinçli hedefleri bile tehdit edebilecek ka- dar ustalaştıklarını ortaya koyuyor. Saldırıların giderek daha komplike hale gelmesinin yanı sıra, siber korsanların belirli teknikleri daha sık kullandıkları ve kullanıcı bilgisi çalmaya, kor- san yazılımlara ve IoT cihazlarına olan ilgilerini arttırdıkları görülüyor. Bireyler ve kuruluşlar için çeşitli güvenlik önerilerinin de paylaşıldığı raporda öne çıkan maddeler şöyle: - 2019’da 13 milyarı aşkın şüpheli mail ad- resini bloklayan Microsoft, bu adreslerin 1 milyarı aşkın kısmının kimlik dolandırıcılığı yapmak üzere hazırlanan URL’ler olduğunu tespit etti. - Raporda IoT’a yönelik tehditlerin de gide- rek arttığı ve evrildiği; 2020’nin ilk yarısında, 2019’un ikinci yarısına kıyasla saldırıların ortalama %35 oranında arttığı kaydedildi. Siber suç örgütleri tekniklerini geliştiriyor - Fidye yazılımlar büyük bir tehdit olarak bü- yümeye devam ediyor. - İşletmeleri hedef alan suç örgütleri teknik altyapılarını buluta taşıyarak yasal servislerin arasında saklanabiliyor. Siber saldırı planla- yanlar, ağırlıkla sistemleri korsan yazılımlara karşı savunmasız olanları hedefliyor. - Siber korsanlar, Covid-19 pandemisinin başında yoğunlaşan toplumsal endişelerden faydalanarak sağlık kurumlarına saldırdıkla- rı gibi, insanların merak duygusunu ve bilgi edinme ihtiyacını kullanarak her gün yeni döngülerle sistemlere saldırıyorlar. - Geçtiğimiz yıllarda zararlı yazılımlara odak- lanan siber korsanların, son zamanlarda %70 oranda bireylere ait gizli bilgileri toplamaları- na yardımcı olan kimlik hırsızlığına yöneldik- leri görülüyor. Korsanlar, kişileri gizli bilgileri paylaşmaya ikna etmek amacıyla çoğunlukla Haber Siber Saldırıların Yeni Hedefi STK’lar büyük ve güvenilir markaları taklit eden e- posta’lar gönderme yolunu seçiyor. Özellikle kurye ve teknoloji şirketlerinden gelen e-pos- talar konusunda kullanıcıları uyaran Microsoft yetkililleri; pandemi ile birlikte dağıtım, e-tica- ret ve teknoloji şirketlerinden gelen e-postalar açılırken dikkat edilmesi gerektiğini vurgulu- yor. Kamuyu hedef alan siber korsanlar da yön- temlerini değiştiriyor - Kamuyu hedef alan siber korsanlar da artık daha çok sivil toplum kuruluşları, think tank’ler, uluslararası ilişkiler ve güvenlik konularında faaliyet gösteren topluluklar gibi devlet politi- kalarına etki edebilecek pozisyondaki yapılara yönelik saldırılar gerçekleştiriyor. - Geçtiğimiz yıl kamuyu hedef aldığı tespit edi- len siber saldırıların ağırlıkla Rusya, İran, Çin ve Kuzey Kore üzerinden yapıldığı belirtiliyor. - Evden çalışma modeli de eskisine kıyasla çok daha geniş bir dijital ağı kontrol altında tutma zorunluluğuyla karşı karşıya kalan işlet- melerin işini güçleştiriyor. - Organizasyonlar uygulamalarını buluta taşımaya devam ederken, siber korsanlar da sunucuların normal trafiğini engellemeye ve erişimi yok etmeye yönelik saldırılarını aynı paralelde arttırıyor. - Öte yandan Microsoft’un yakın geçmişte yaptığı bir araştırmaya göre, CISO’ların (Chief Information Security Officer / Bilgi Güvenliği Yöneticisi) %73’ü, son 12 ay içerisinde şir- ketlerinden hassas verilerin dışarıya sızdırıl- dığını düşünüyor ve bu doğrultuda şirket içi risk yönetim teknolojilerine daha geniş bütçe ayrılması gerektiğine inanıyor. Microsoft Türkiye Pazarlama Grup Direktörü Ozan Öncel: “Siber güvenlik alanına yapılan yatırımları arttırmak artık bir lüks değil, bir zorunluluk” Raporun sunduğu sonuçlara ilişkin görüşlerini paylaşan Microsoft Türkiye Pazarlama Grup Direktörü Ozan Öncel, “Dijital Savunma Rapo- ru’ndan elde ettiğimiz verileri incelediğimizde, siber güvenlik alanına yeni kurallar getirilme- sinin gerekliliğini çok açık şekilde görebiliyo - ruz. Pandemiyle birlikte hayatımızda kalıcı bir yer edinen uzaktan çalışma /uzaktan öğrenme gibi yeni modeller, nihayet siber güvenliğe bakışımızı değiştirmeye başladı. Devlet ve özel sektör ayrımı yapılmaksızın, tüm organizasyonların siber saldırıları dur - durmak için yetkin iş gücüne ve teknolojiye daha geniş kapsamlı ve ciddi yatırımlar yapmasının bir zorunluluk haline geldiği ko - nusunda artık hemen herkes hemfikir. Önü - müzdeki dönemde güvenlik güncellemeleri, yedekleme politikaları ve MFA (Multifactor Authentication / Çok Yönlü Otantisite) gibi kavramların işletme bünyelerinde daha fazla içselleştirileceğini umuyoruz; çünkü açıkçası veri güvenliğini korumak isteyen yapıların bu konuya hassasiyetle yaklaşmaktan baş - ka çaresi yok. Raporun sonuçları, sadece MFA’nın (Çok Yönlü Otantisite) erişilebilirli - ğini arttırmanın bile siber saldırıların önünü büyük ölçüde keseceğini ortaya koyuyor” dedi. Siber güvenlik alanına yapılan tüm yatırım - ların ötesinde, bu alanda gerçek bir ilerleme sağlanabilmesi için çalışma hayatının pay - daşlarının, fikir liderlerinin, ilgili devlet birim - lerinin ve bireylerin iş birliği içinde çalışması ve bilgi paylaşımını sürekli hale getirmesi gerektiğini vurgulayan Ozan Öncel, bu nedenle ilk olarak 2005 yılında Microsoft Güvenlik Bilgileri Raporu olarak yayınlan - maya başlayan raporun zamanla Microsoft Dijital Savunma Raporu’na evrildiğini belirtti. Öncel, Microsoft’un bu derinlikli raporunun, dijital ekosistemin siber güvenliğini sağla - mak adına iş birliği içinde çalışan sektör paydaşlarına katkı sağlayacağına inandığını da sözlerine ekledi. Microsoft, siber korsanlar ve zararlı yazılım - larla etkin bir şekilde mücadele edebilmek adına teknolojiyi, operasyonlarını, yasal aksiyonları ve politikaları eş zamanlı ola - rak uygulamaya koymaya özen gösteriyor. Microsoft’un Dijital Suçlar Birimi, 2010’dan bu yana güvenlik güçleri ve iş ortaklarıyla iş birliği içinde 22’den fazla siber saldırı girişi - mini bertaraf ederek 500 milyonun üzerin - de cihazın siber suçlulardan korunmasını sağladı. Dijital Biz 54 Dijital Biz 55
Sayfa 56 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Teknopark İstanbul; İstanbul Ticaret Üniver- sitesi ve Yeditepe Üniversitesi iş birliğinde TÜBİTAK 1512 Teknogirişim Destek Prog- ramı ile girişimcilik ekosistemine sağladığı desteklere bir yenisini daha ekliyor. Teknopark İstanbul’un kuluçka merkezi Cube Incubation; BİGG Cube Incubation projesiyle TÜBİTAK 1601 BİGG (Bireysel Genç Girişim) projesi kapsamında 31 uygulayıcı kuruluş arasından destek almaya hak kazandı. İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi iş birliğinde yürütülecek olan projeyle akıllı ulaşım, temiz teknolojiler, akıllı üretim sistemleri, ileti- şim ve sayısal dönüşüm, sağlık ve iyi yaşam, sürdürülebilir tarım ve beslenme alanlarında iş fikri olan girişimcilere mentorluk desteği verilme- si hedefleniyor. Programa; 1 yıl içinde mezun olabilecek lisans öğrencileri, yüksek lisans ile doktora öğrencileri ve son mezuniyetinin üzerin- den 10 yıl geçmemek şartıyla mezunlar başvu- rabiliyor. Teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerine ön ödemeli 200.000 TL hibe desteği sağlayan TÜBİTAK BİGG programına, https://www.cube- incubation.com/basvur linki üzerinden başvuru yapılabiliyor. Cube Incubation; girişimcilik ve yeni fikirlere verdiği önemle girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirme yolunda karşılaştıkları birçok zorluğu aşmaları için çözüm üretiyor. Cube Incubation son olarak TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandığı yeni projesi kapsamında girişimcilere; iş fikirlerini geliştirmeleri, fikir ve ortaya çıkacak ürünün doğrulanması, performans analizlerinin yapılması, iş planlarının değerlendirilmesi gibi ihtiyaç duyabilecekleri her alan ve konuda eği- tim ve mentorluk desteği sağlamayı amaçlıyor. BİGG Cube Incubation projesiyle girişimciler; ofis, ıslak kuru laboratuvar ve temiz oda imkan- larından yararlanırken Teknopark İstanbul’un sunacağı geniş network sayesinde de çeşitli şirketlerle görüşme imkânı bulacak ve derin teknoloji tabanlı geliştirmeler yapan girişimler ile aynı ekosistemde çalışmalarını hayata geçirebi- lecekler. Girişimciler ayrıca Teknopark İstanbul Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) aracılığıyla patent desteği alabilecekleri gibi dijital medya ve PR çalışmaları kapsamında sunulan desteklerden de rahatlıkla yaralanabilecekler. Teknopark İstanbul olarak kuluçka merkez- leri Cube Incubation’da girişimcilere pek çok destek sağladıklarını belirten Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Teknolojiyle kalkınmayı hedef olarak alan ülkelerde girişim ekosis- temi kritik bir rol oynuyor. Teknoparklarda yenilikçi iş fikirleri üzerinde çalışan pek çok girişim ülkemizin teknolojide dışa bağımlığını önemli ölçüde azaltan projelere imza atıyor- lar. Teknopark İstanbul olarak biz de kuluçka merkezimizde bu girişimcilere yakından des- tek sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu Haber BİGG Cube Incubation ile Girişimcilere Tam Destek kapsamda BİGG projesi de bizim için heyecan verici bir proje ve bu projeden yararlanacak girişimcilerin değerli çözümlerini dinlemek ve hayata geçirilmesinde destek olmak için heye- can duyuyoruz. Ülkemizin girişimcilerine destek olmak için attığımız her adımda yerli ve milli üre- timin gelişimi yolunda da büyük yol kat etmekte olduğumuzun farkındalığıyla hareket etmekten son derece mutluyuz.’’ Geniş imkân ve destekler sunan BİGG Cube Incubation programından yararlanmak isteyen girişimcilerin sağlamaları gereken ön şartlar; daha önce Teknogirişim Sermayesi ya da TÜBİ- TAK 1512 desteği almamış olmak ve herhangi bir şirkette ortaklığı bulunmamak olarak sırala- nırken programa 1 yıl içinde mezun olabilecek lisans öğrencileri, yüksek lisans ile doktora öğrencileri ve son mezuniyetinin üzerinden 10 yıl geçmemek şartıyla mezunlar başvurabiliyor. Gerekli şartları sağlayan girişimciler ön ödemeli 200.000TL hibe desteği alabilecekler. Dijital Biz 56 Dijital Biz 57
Sayfa 58 — dergide görüntüle
Kasım 2020 2016 yılında kurulan ödüllü sosyal ağ platformu Ahtapot App, Hüse - yin Karayağız lider yatırımcılığında TRANGELS tarafından 12 milyon TL değerleme ile yatırım aldı. Aldı - ğı yatırımla 2021’de global ölçekte varlık göstermeye hazırlanıyor. Girişimin kurucu ortağı Özer Akıncı artık bireylerin ve kurumların kendi marka ve logolarıyla kendi mobil uygulamalarına sahip olabileceklerini belirterek şu açık - lamalarda bulundu: “Ahtapot App ile kişi - ler ve kurumlar başka bir markanın müş - terisi olmak yerine kendi platformunun sahibi olacaklar. Aldığımız yeni yatırımla birlikte belirlediğimiz iki hedefe çok daha hızlı ulaşmayı hedefliyoruz: • Türkiye’de pazar payımızı arttırmayı hedefliyoruz. Kamu sektöründe yabancı iletişim altyapılarının yasaklanması Türki - ye’nin uzun süredir yerli ve milli yazılımlara ihtiyaç duyduğunun en güçlü göstergesi. Ahtapot App olarak an itibariyle kamu, özel sektör, eğitim, dernekler ve bireylerin he - men kullanmaya başlayabileceği “OCTO” isminde çok yönlü bir sosyal iletişim aracı geliştirdik ve mühendislerimizle birlikte OCTO’yu sürekli geliştirmeye devam edi - yoruz. • 2021’in ilk çeyreğinde hazırlıklarımızı tamamlayıp belirlediğimiz dört pilot ülkede global piyasaya açılacağız. Türkiye paza - rına kıyasla rekabetin daha yoğun olduğu global piyasada, yapay zekâ temelli Haber Türk Sosyal Ağ Platformu Girişimi Yatırım Aldı topluluk yönetim araçlarımızın bize pazarda ciddi stratejik avantaj sağlayacağını öngörü- yoruz. Global pazarda Ahtapot App “OCTO” ismiyle tanıtılacak. OCTO ile bireysel kullanım için üretilmiş diğer iletişim altyapılarının aksine tümüyle kontrolün sizde olduğu kendinize ait bir plat- formun sahibi olursunuz. Kişisel verileriniz ve kullanım esnasında üretilen tüm veriler sizde kalır ve bu verileri analiz ederek topluluğunuz hakkında çeşitli iç görülere sahip olursunuz. Veri güvenliği ve verinin Türkiye’de kalması Ahtapot’un en başta gelen başlıklarından biri. Ahtapot’un en önemli özelliklerden biri de ve- rinin sahipliğinin müşteride olması ve verinin müşterinin istediği yerde tutulması. Kurum ve kuruluşlar isteğe bağlı olarak platformu ta- mamen kendi sunucuları üzerinde çalıştırabi- liyor ya da “Octo bulut sunucuları” üzerinden hizmet alabiliyor. Uçtan uca şifreleme ile veri- leriniz her zaman güvende kalıyor. Kullanıcılar, API platformunu kullanarak ya da pazar yerinden seçebileceği binlerce uygulamayı sadece birkaç adımda OCTO’ya entegre edip gündelik hayatta kullanmaya alışık olduğu uygulamaları kullanmaya de- vam edebiliyor. Ahtapot App müşterileri tarafından kendi marka ve logosu ile kullanılabilecek şekilde tasarlandı.” Dijital Biz 58 Dijital Biz 59
Sayfa 60 — dergide görüntüle
Türkiye’nin ilk dijital bankası olma vizyo- nuyla çalışmalarını sürdüren Param, Alba- raka Türk tarafından iki yıl önce Avrupa’da kurulan dijital banka insha’nın yatırımcıları arasına katıldı. Param, insha’ya 232 milyon TL değerleme üzerinden 23,2 milyon TL tuta- rında bir yatırıma imza atmış oldu. Hem bireysel hem de kurumsal tarafta elektro- nik para hesabı, ön ödemeli kart, para transferi, fatura ödeme, sanal POS konularında faaliyet gösteren Param, Albaraka Türk tarafından iki yıl önce Avrupa’da kurulan dijital banka ins- ha’ya 232 milyon TL değerleme üzerinden 23,2 milyon TL yatırım yaptı. İki yıldır Almanya’da 43 bin üye, 400 binden fazla işlem ve 65 milyon Euro’yu geçen hesap hacmi ile faaliyet gösteren dijital banka insha, bu tohum yatırımla Avru- pa’da yeni ülkelere açılacak. TÜRKİYE’DE İLK KEZ BİR FINTECH ŞİR- KETİ KÖKLÜ BİR BANKANIN İŞTİRAKİNE YATIRIM YAPIYOR’ Dijital bankaların yoğun rekabetine şahit oldu- ğumuz Avrupa’da etik bankacılık anlayışıyla bilinçli tüketimi teşvik eden finan- sal araçları, çevreye duyarlı yaklaşımı ve reel ekonomiyi destekleyen yepyeni faizsiz dijital bankacılık modeliyle hizmet veren insha’ya ya- tırım konusunda görüşlerini dile getiren Param kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Emin Can Yılmaz şunları söyledi: “insha’nın Avru- pa’da sunduğu finansal çözümleri önemsiyor ve iki yıl gibi kısa bir sürede geldiği noktayı çok değerli buluyoruz. insha’nın hayallerine ortak olmaktan dolayı mutlu ve heyecanlıyız. ins- ha’nın koyduğu hedeflere, çizdiği vizyona ve ekibine güveniyoruz. Yaptığımız bu yatırımla hem insha’nın hem de Param’ın Avrupa’daki açılımını daha da hızlandırmak istiyoruz. Öte yandan Türkiye’de ilk kez bir FinTech, köklü bir bankanın iştirakine yatırım yapıyor. Bunu ger- çekleştirmek Türkiye FinTech ekosistemi için çok stratejik ve önemli bir gelişme. Bu yatırımın her iki taraf için de önemli getirileri olacağına inanıyorum” dedi ‘INSHA’NIN GÜCÜNE GÜÇ KATACAK, EKO- SİSTEME KATKI SUNACAK’ Param’ın insha’ya yaptığı yatırımı değerlendiren Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku ise “İki yıl önce katılım bankacılığı alanında bir ilki gerçekleştirerek Avrupa’da dijital bankacılık hizmeti vermek üzere insha’yı hayata geçir- miştik. Şubesiz ve tamamen dijital bankacılık hizmeti veren iştirakimiz insha bugün bir ilki daha gerçekleştirerek Param gibi güçlü bir Fin- Tech’i yatırımcıları arasına almış oldu. Param ile birlikte insha’nın gücü daha da artacak. Her iki tarafın daha iyi, daha hızlı bir şekilde büyüme- sini sağlayacak ve tüm ekosisteme katkı suna- caktır” değerlendirmesinde bulundu. Haber Dijital Bankaya 23,2 Milyon TL’lik Yatırım Dijital Biz 60
Sayfa 62 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Küresel salgınla hayatımızdaki yeri ve önemi artan dijital platformlar yükseliş - te. Yoğun talep, teknoloji şirketlerine ya - tırımcı ilgisini de ciddi anlamda artırıyor. KPMG Türkiye Birleşme ve Satın Alma Danışmanlığı Lideri Gökhan Kaçmaz, dünyada dikkat çekici rakamlara ulaşan bu trendin Türkiye’ye de yansıdığını söyledi. Gökhan Kaçmaz, “Pandemiyle birlikte Türkiye’deki teknoloji şirketleri yüksek değerlemelerle birçok işleme konu oldu. 2020’de Türkiye’deki bir - leşme ve satın alma aktivitesinde hem değer hem adet olarak en büyük payı teknoloji şirketleri alacak” dedi. Pandemi, teknoloji şirketlerini güçlendiri - yor. Uzaktan çalışan, evlerinden daha çok zaman geçiren insanlar günlük rutinlerinin büyük kısmını mobil uygulamalar ya da dijital platformlar üzerinden çözmeye yöne - lince bu hizmetleri sunan teknoloji şirketleri yatırımcıların radarına girdi. Dünyada oldu - ğu gibi Türkiye’de de 2020’de birleşme ve satın almalara teknoloji şirketlerinin damga vurması bekleniyor. KPMG Türkiye Birleşme ve Satın Alma Da - nışmanlığı Lideri Gökhan Kaçmaz, küresel salgının birleşme ve satın alma işlemlerine nasıl yansıdığını değerlendirdi. Pande - mi nedeniyle mobil ve dijital platformla - rın hayatımızdaki yerinin artığını belirten Kaçmaz, şöyle konuştu: “Bu etkiyi pek çok alanda görüyoruz. Örneğin klasik peraken - de şirketlerinin online penetrasyon oranları beş yıl sonraki hedeflerine sadece birkaç ayda ulaştı. Mobil cihazlar veya dijital plat - formlar üzerinden oynanan oyunlara talep hiç olmadığı kadar arttı. İnsanlar bankaya gitmek yerine dijital platformlar üzerinden bankacılık işlemlerini daha fazla yapmaya başladı. Bu gibi örnekleri çoğaltmak müm - kün. Artan taleple teknoloji şirketlerine yatı - rımcı ilgisi de ciddi anlamda yükseldi.” Haber Pandemide Teknoloji Evlilikleri Arttı Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de benzer bir trend yaşandığını vurgulayan Kaçmaz, “Son yıllarda teknoloji tarafındaki birleşme ve şirket satın alma işlemleri artıyordu ama adet açısından artış değerlemelere pek yansımamıştı. 2020 yılında pandemiyle birlikte ülkemizdeki teknoloji şirketlerinin yüksek değerlemelerle birçok işleme konu olduğunu gördük. 2020 yılında Türkiye’de gerçekleşen birleşme ve satın alma aktivi - tesinde hem değer hem de adet açısından en büyük payı teknoloji şirketlerinin alması - nı bekliyoruz” dedi. Gökhan Kaçmaz, yüksek değerli örnek iş - lemleri şöyle sıraladı: “Oyun alanında Peak Games ve Rollic Games’in Amerikalı Zynga tarafından 1,8 milyar USD ve 168 milyon USD ile satın alınması öne çıkan işlemler oldu. Finansal teknoloji tarafında Paygu - ru’nun Ortadoğu ve Afrika bölgesinin en büyük mobil ödeme şirketlerinden biri olan Tpay’e satışı yine ön plana çıkan işlemler - den oldu. Ek olarak sağlık ve biyoteknoloji alanında faaliyet gösteren görme engellile - re yönelik akıllı baston üreticisi WeWALK, 3 boyutlu dijital vücut tarama gişimi Digi - me3D, kadın sağlığı takip ve analizi uy - gulaması PepApp, mikrobiyal biyopeptit üretimi ile gıdaların raf ömrünü arttırmayı hedefleyen Nanomik ve dijital patoloji ala - nında faaliyet gösteren Virasoft’a yapılan yatırımlar dikkat çekiyor.” Dijital Biz 62 Dijital Biz 63
Sayfa 64 — dergide görüntüle
Kasım 2020 TİSK ev sahipliğinde düzenlenen ve ça - lışma hayatının ‘Davos’u olarak nitelen - dirilen Ortak Paylaşım Forumu başladı. Forumun açılış konuşmasını yapan TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, “Üçlü sacayağında iş birliği ka - pısını sonuna kadar açmak için bugün yine bir aradayız” dedi. Forumun konularından birinin çalışma hayatında kadını güçlendirmek olduğu - nu anlatan Akkol, “Ev ve bakım işleri de dahil edildiğinde, dünyadaki toplam çalışma saatinin üçte ikisi kadınlara ait. Oysa dünya gelirinin sadece %10’u ka - dınların. Tabiri caizse, işi kadınlar yapı - yor, geliri erkekler alıyor” diye konuştu. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyo - nu’nun (TİSK) ev sahipliğinde, kamu, işçi ve işveren temsilcilerinin ‘Birlikte Mümkün’ diyerek ‘İşimizin Yarını’ ana temasıyla bir ara- ya geldiği Ortak Paylaşım Forumu başladı. Çalışma hayatının Davos’u olarak nitelendi- rilen Ortak Paylaşım Forumu’na Cumhurbaş- kanı Yardımcısı Fuat Oktay video mesajıyla katılırken, forumun açılış konuşmalarını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan ve TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol yaptı. Geçtiğimiz yıl sosyal fayda odağıyla gerçek- leşen Forumda bu yıl; İşimizin Yarını odağın- da, sanayi odaklı işgücü dönüşümü, işimizin geleceğinde kadın ve yeni nesil sendikacılık- ta dijitalleşme gibi konular farklı perspektifler- den hep birlikte ele alınıyor. Açılış konuşmasını tamamlayan Özgür Burak Akkol bu yılki etkinlikte de konularından biri- nin çalışma hayatında kadını güçlendirmek Haber Kadınlar Dünya Gelirinin Yüzde 10’una Sahip Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de benzer bir trend yaşandığını vurgulayan Kaçmaz, “Son yıllarda teknoloji tarafındaki birleşme ve şirket satın alma işlemleri artıyordu ama adet açısından artış değerlemelere pek yansımamıştı. 2020 yılında pandemiyle birlikte ülkemizdeki teknoloji şirketlerinin yüksek değerlemelerle birçok işleme konu olduğunu gördük. 2020 yılında Türkiye’de gerçekleşen birleşme ve satın alma aktivi - tesinde hem değer hem de adet açısından en büyük payı teknoloji şirketlerinin alması - nı bekliyoruz” dedi. olduğunu belirterek, “Ev ve bakım işleri de dahil edildiğinde, dünyadaki toplam çalış - ma saatinin üçte ikisi kadınlara ait. Oysa dünya gelirinin sadece %10’u kadınların. Tabiri caizse, işi kadınlar yapıyor, geliri erkekler alıyor” şeklinde oldukça kritik bir veriye değindi. Bu konunun Konfederasyon olarak önceliklerinde kalacağına ve yarınki oturumda, kendi alanlarında örnek kadın - larla beraber olacaklarını aktardı. ‘Her 3 kişiden biri gelecekteki işinin be - cerilerine sahip değil’ Yaptığı açıklamada Akkol ayrıca, çalış - ma şeklimizin dönüştüğünü aktaran Ak - kol, beceri açığının tüm dünyanın konusu olduğunu dile getirdi. “Mevcut durumda 3 kişiden 1’i gelecekteki işinin becerilerine sahip değil” diyerek, bu bilinçle “Sanayide İşgücü Dönüşümü” projesini başlattıklarını belirtti. Akkol, “Ülkemizde 200 bin tekstil çalışanımızın yetkinliklerini daha üst be - ceri seviyeye çıkarmak için çalışmalarımız sürüyor.” dedi. Bu kapsamda açılış konuşmasını tamam - layan Özgür Burak Akkol, geçtiğimiz yıl alınan ortak kararlarda yaşanan gelişme - lere değindi. Salgın sürecinde Konfede - rasyon tarafından alınan aksiyonları da paylaştı. “TİSK ekosistemindeki işyerlerine ve çalışanlarına toplam 5 milyonun üze - rinde maske, 100 tonu aşkın dezenfektan dağıtımı yaptık.” diyerek, Biz Bize Yeteriz kampanyasına Konfederasyon ekosistemi içerisinden yaklaşık 200 Milyon TL bağış yaptıklarını açıkladı. Alınan aksiyonlar kap - samında sözlerine şu şekilde devam etti: “Kısa çalışma ödeneği üzerine maaşları biz tamamlayalım dedik. TİSK ekosistemi dışında da uygulamayı teşvik etmek için devletimiz ile birlikte çalıştık. Çalışanlarımı - za ve dahası ekonomiye doğrudan 5 milyar lira nakdi destek sağladık. Fesih yasağına kadar geçen sürede de işten çıkarma yap - madık. Salgına 2 milyon istihdam ile girdik, çok şükür 2 milyon ile çıktık.” Akkol, üçlü sacayağında “Birlikte Mümkün Türkiye” sloganıyla yola çıktıklarının ve sadece bir yılda çok önemli adımlar attıkla - rının, birlikte ürettiklerinin altını çizdi. Akkol, bu birlikteliğin TİSK tarafından sağlan - masından da ayrıca çok mutlu olduklarını belirtti. “Her zaman olduğu gibi bugün de bizimle birlikte olan, desteğini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay’a, Bakanımız Sayın Zehra Zümrüt Selçuk’a, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’a ve Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan’a teşekkürlerimi sunuyorum. Her daim yapıcı, icraat ve çözüm odaklı yakla - şımları bizim için çok değerli.” diyen Akkol, forum açılış konuşmasını iş birliği çağrısı ile sonlandırdı. Dijital Biz 64 Dijital Biz 65
Sayfa 66 — dergide görüntüle
Kasım 2020 IBM’in dünya genelinde farklı ülkeler - den üst düzey yöneticilerin katılımıyla gerçekleştirdiği yeni araştırmaya göre, kuruluşların yarısından fazlası, CO - VID-19 nedeniyle dijital dönüşüme geçiş süreçlerini hızlandırıyor; bu süreçte teknolojinin yeterince gelişmiş olmama - sı ve çalışanların değişime karşı direnç göstermesi gibi engeller yavaş yavaş ortadan kalkıyor. IBM İş Değerleri Enstitüsü (IBV) tarafından 20 ülke ve 22 sektörden 3800’ü aşkın üst düzey yöneticinin katılımıyla gerçekleştiri - len “COVID-19 ve İş Dünyasının Geleceği” araştırması, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Her on kuruluştan neredeyse altısının, CO - VID-19 nedeniyle dijital dönüşüme geçiş süreçlerini hızlandırdığını gösteren araştır - ma ayrıca, teknolojinin yeterince gelişmiş olmaması ve çalışanların değişime karşı direnç göstermesi gibi dönüşüm yolunda - ki geleneksel ve algısal engellerin yavaş yavaş ortadan kalktığına işaret ediyor. Üst düzey yöneticilerin %66’sı, COVID-19 döneminde, önceden direnç gösterilen uygula- maları başarı ile tamamlayabildiklerini belirtti. Araştırmaya katılan kuruluşlar, dijital dönüşü- mü hayata geçirme aşamasında insan faktö- rünün oynadığı kritik rolü daha net bir şekilde gördüklerini ortaya koydular. Liderler ise önümüzdeki iki yıl için üstesinden gelinmesi gereken en büyük engellerin organizasyonel karmaşıklık, yetersiz beceriler ve çalışan tükenmişliği olduğunu belirttiler. Araştırma, iş- letmelerin bu açıkları ne kadar etkili kapattık- ları konusunda liderler ve çalışanlar arasında dikkate değer bir fikir ayrılığı olduğunu da ortaya koydu. Üst düzey yöneticilerin %74’ü, çalışanlarına yeni bir çalışma biçimi için gereksinim duydukları becerileri öğrenmele- ri konusunda yardımcı olduklarını inanıyor. Çalışanların ise yalnızca %38’i buna katılıyor. Ayrıca üst düzey yöneticilerin %80’i çalışan- larının fiziksel ve ruhsal sağlığını destekledik- lerini söylerken, katılan çalışanların yalnızca %46’sı bu desteği hissettiğini belirtiyor. Haber İş Dünyasının Geleceğine Işık Tutan COVID-19 Araştırması Araştırma, üst düzey yöneticilerin CO - VID-19 nedeniyle farklı konularda inisiya - tif almaları gerektiğini ve odaklanmakta güçlük çektiklerini ortaya koyuyor. Buna rağmen ilerleme kaydedebilmek için önlem alınması gereken alanlarda iş gücü beceri - leri ve esnekliği gibi dahili ve operasyonel yeteneklere öncelik vermeyi planladıklarını belirtiyorlar. IBM Services Kıdemli Başkan Yardımcısı Mark Foster konu ile ilgili şunları söylüyor: “COVID-19’un, dijital dönüşümün önünde duran engelleri yıktığına inanıyorum. Hız kazanan dönüşüm sayesinde liderler de yürüttükleri operasyonların kritik noktaları için teknolojiye giderek daha fazla güve - niyorlar. Ancak geleceği düşünecek olur - sak, liderlerin hem çalışanlarına hem de iş planlarını güvence altına alan bu teknoloji altyapısına iki kat daha fazla odaklanma - ları gerekiyor. Yaşanan krizin ortasında çalışanların güvenini, verimliliğini ve esen - liğini artırma konusunda empati kuran bir liderliğin gücünü göz ardı edemeyiz.” COVID-19 ve İş Dünyasının Geleceği araştırmasına göre, liderler konumlarını korumak ve alanlarında ilerlemek için üç proaktif adım atıyorlar: Operasyonel ölçeklenebilirliğin ve es - nekliğin artırılması COVID-19’a bağlı olarak devam eden kriz, işletmelerin değişime açık bir şekilde inşa edilmesinin ne kadar önemli olabileceğini gözler önüne serdi. İçinde bulunduğumuz dönemde çok sayıda üst düzey yönetici talep dalgalanmalarıyla, uzaktan çalışan personeli destekleme konusunda yeni zor - luklarla ve maliyetleri düşürme gereksinim - leriyle karşı karşıya geldi. Bu araştırma ayrıca, kuruluşların çoğunlu - ğunun kuruluş stratejilerinde kalıcı değişik - liklere gittiğini gözler önüne serdi. Örneğin, üst düzey yöneticilerin %94’ü 2022 yılına kadar platform tabanlı iş modellerine katıl - mayı planlıyor. Çok sayıda üst düzey yönetici ise ekosistemlere ve ortak ağları - na katılımlarını artıracaklarını belirtiyor. Bu yeni stratejileri uygulamak, daha ölçek - lenebilir ve esnek bir BT altyapısı gerektiri - yor. Üst yöneticiler için bu aslında şaşırtıcı bir sonuç değil... Araştırmanın parmak bastığı bir diğer nokta ise, katılımcıların önümüzdeki iki yıl içinde bulut teknolojisi - ne öncelik verme konusunda %20 oranın - da bir artış planlanması. Ayrıca üst düzey yöneticiler, önümüzdeki iki yıl içinde daha fazla iş fonksiyonunu buluta taşımayı plan - ladıklarını ifade ederken, müşteri bağlılığı ve pazarlama, buluta taşınacak ilk iki fonk - siyon olarak gösteriliyor. İş akışlarını daha akıllı hale getirmeye yardımcı olmak için yapay zekâ, oto - masyon ve hızlı büyüyen diğer teknolo - jilerin uygulanması COVID-19, birçok kuruluşun ana operas - yonlarının merkezinde yer alan kritik iş akışları ve süreçlerini kesintiye uğrattı. Araştırmaya katılan yöneticiler genelinde, iş akışlarını daha akıllı, daha hızlı yanıt verebilir ve güvenli bir hale getirmeye yar - dımcı olabilecek yapay zekâ, otomasyon ve siber güvenlik gibi teknolojilere verilen önceliğin arttığı görülüyor. Dolayısıyla, önümüzdeki iki sene için beklentiler de değişiyor. Yapay zekâ teknolojisine verilen öncelik %20 oranında artacağı tahmin edi - liyor. Üst düzey yöneticilerin %60’ı süreci hızlandırdıklarını, birçok üst düzey yönetici de tüm iş fonksiyonları genelinde giderek daha fazla otomasyon uygulayacaklarını söylüyor. Araştırmaya katılan üst düzey yöneticilerin %76’sı siber güvenliğe öncelik vermeyi planlıyor. Bu oran, günümüzde bu teknolojiyi devreye alan kuruluşların tam iki katına denk geliyor. Üst düzey yöneticiler bulut, yapay zekâ, otomasyon ve hızla büyüyen diğer tekno - lojilere yatırım yaparken IBM, liderlere bu teknolojilerin kullanıcılarını, yani kuruluşla - rın çalışanlarını unutmamalarını öneriyor. Bu dijital araçların, tasarımları gereği Dijital Biz 66 Dijital Biz 67
Sayfa 68 — dergide görüntüle
olumlu bir çalışan deneyimine olanak sağ - laması, insanların yenilik yapmalarını ve üretkenliklerini desteklemesi gerekiyor. Çalışanların işverenlerinden beklentileri de değişiyor IBM’in yeni araştırması, çalışanlar gele - neksel ofis ortamlarının dışında işlerini sürdürüp artan kişisel stres ve belirsizlik - lerle boğuşurken, insanlara yepyeni bir şekilde odaklanmanın COVID-19 pandemi - si sürecinde ne kadar önemli olabileceğini de ortaya koydu. Halen devam eden bir IBV tüketici araştırması, pandemi sürecin - de çalışanların işverenlerinden beklentile - rinin değiştiğini gösterdi. Artık çalışanlar, işverenlerinden hem fiziksel ve duygusal sağlıklarını hem de yeni çalışma biçimleri için ihtiyaç duydukları becerileri destekle - me konusunda aktif bir rol oynamalarını bekliyor. Bu açığı kapatmak için IBM, üst düzey yöneticilere, her açıdan çalışan esenliğini ilk sıraya koyarak onlara daha kapsamlı bir şekilde odaklanmalarını öneriyor. İçinde bulunduğumuz dönemde çalışanları kişisel sorumluluk almaya teşvik eden; tasarım odaklı düşünme, çeviklik ilkeleri, DevOps araçları ve tekniklerini uygulayan, kendi kendini yöneten ekipler halinde çalışmala - rını destekleyen, empati kuran liderler bir adım önde olacak. Ayrıca kuruluşların, ça - lışanların yeni normalde ihtiyaç duydukları davranışsal ve teknik becerileri geliştirme - lerine yardımcı olmaları gerekiyor. Bunun dışında sürekli öğrenme kültürünü teşvik etmek üzere bütünsel ve çok modlu bir beceri geliştirme modelini benimsemek de kuruluşların üzerine düşen başlıca görev - ler arasında yer alıyor. Haber Dijital Biz 68
Sayfa 70 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Kaspersky tarafından yaptırılan yeni araştırmaya göre, küresel olarak işlet - melerdeki inovasyon liderlerinin %92’si projelerinin lansmandan önce başarısız olduğunu kabul ediyor. Bu inovasyonla - rın çoğu geliştirme aşamasını bile geçe - miyor (%37). BT Güvenlik departmanla - rıyla iş birliği eksikliği, bir projenin asla yayınlanmama olasılığını artırıyor. İşletmeler tarafından geliştirilen yeni ürün - ler genellikle başarılı olmayabiliyor. Ninten - do’nun VR teknolojisini ilk kez kullandığı Virtual Boy oyun konsolu ve Nike Fuel - Band fitness cihazı buna örnek gösterile - bilir. GE deneyiminin de gösterdiği üzere, dahili süreçlerin dönüşümü her zaman iste - nen sonuçları vermeyebiliyor. Bununla birlikte, hâlihazırda halka açık olarak başlatılan projelerin başarısızlığı buzdağının sadece görünen kısmını oluş - turuyor. İnovasyon süreçlerine dahil olan 53 üst düzey karar vericinin katıldığı Haber İşletmelerin Yüzde 92’si Teknoloji İnovasyonlarının Ortaya Çıkmadan Başarısız Olduğunu Kabul Ediyor Kaspersky araştırmasına göre, geliştirme aşaması inovasyon yaşam döngüsünün en zorlayıcı aşamasına karşılık geliyor. Bu, kendi deneyimlerine dayanarak yanıt verenlerin üçte biri (%37) tarafından onay - landı. Çoğu işletme için başarısız inovasyonun temel nedeni, katılımcıların beşte birinin (%19) net bir plana ve yapılanmaya sahip olmaması. Bu değerli bir içgörüyü kârlı ve makul bir çözüme dönüştürmede uygulama yeteneğinin parlak bir fikir bulmak kadar önemli olduğu anlamına geliyor. Yol harita - sı oluşturulduktan sonra, rakip faaliyetleri - ne, pazar eğilimlerine ve sektördeki dalga - lanmalara ayak uydurmak için onu düzenli olarak gözden geçirmek gerekiyor. Siber güvenlik, projelerin başarısız olma - sının en önemli nedenleri arasında yer almıyor. Yine de sürecin başlarına bir Bilgi Güvenliği Direktörü (CISO) dahil etmeye - rek işletmelerin inovasyonlarının başarılı olmama olasılığını artırdığına dair ortak bir inanç var (anketi cevaplayanların %55’i bu görüşe katılıyor). Bunun nedeni, pro - jelerde çok katmanlı siber güvenlik kural - larının uyarlanamaması ve katılımcıların yarıdan fazlasının (%60) şirketlerinde BT güvenlik politikasının inovasyonu engelle - diğine inanılması olarak ortaya çıkıyor. Kaspersky İşletme Yöneticisi Alexander Moiseev, “Bir işletmenin yenilik yapması için risk alması ve bu süreçte bazı ba - şarısızlıklara hazır olması gerekir” diyor. “Gerçekten yeni bir şey ortaya koymak istediğinizde bunlar kaçınılmazdır. Bununla birlikte, ortaya çıkan bir teknolojinin veya ürünün sonuca ulaşmasını sağlamak için atılabilecek bazı pratik adımlar hala var. Siber güvenlik kurumsal bir engel olmak zorunda değildir, ancak projenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Şirketiniz için bir son - raki teknolojik atılımı planlarken CISO’yu erkenden bu işe dahil ettiğinizden emin olun.” Dijital Biz 70 Dijital Biz 71
Sayfa 72 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Great Place to Work Enstitüsü, “İş ye - rinde Stres ve Esenlik: Avrupa’ya Ge - nel Bakış” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. 13 Avrupa ülkesini kapsayan araştırmaya göre, 48,5 saatle en fazla mesai yapan ülke Türkiye. Enstitünün farklı sektörlerdeki 900’den fazla ku - ruluşta çalışan katılımcıyla gerçekleş - tirdiği araştırma, Avrupa’da haftalık çalışma saatinin 40,4 saat olduğunu ortaya koydu. Great Place to Work tarafından gerçekleş - tirilen “İş yerinde Stres ve Esenlik: Avru - pa’ya Genel Bakış” araştırmasında; Avus - turya, Danimarka, Fransa, Yunanistan, Almanya, İtalya, Norveç, İsveç, İspanya, İsviçre, Hollanda, Türkiye ve İngiltere’den katılımcılar yer aldı. Araştırmada, iş ye - rinde en önemli iki stres tetikleyicisinin iş yetiştirme baskısı ve fazla mesai olduğu ortaya çıktı. Great Place to Work Enstitü - sü’nün güven, mutluluk ve esenlik kültürü - nün inşasını inceleyen araştırmada, liste dışı şirketler ve En İyi İş Yerleri arasındaki en büyük farklar da belirlendi. En iyi işve - ren seçilen şirket çalışanları, mevcut esen - lik uygulamaları ve stres azaltma planları hakkındaki sorulara, yöneticilerin kendileri - ne karşı samimi ve karşılaştıkları sorunlara karşı çözüm odaklı oldukları yönünde ce - vaplar verdi. Liste dışındaki şirket çalışan - ları ise kendilerini etkileyen kararlara dahil edilmediklerini ifade ettiler. En uzun çalışma saati Türkiye’de Uzun saatler aralıksız çalışmak, özellikle yönetici seviyesinde yaygın bir uygulama. Araştırmadaki 13 ülkeden elde edilen ve - riler, Eurostat’ın Avrupa Çalışma Saatleri Raporu’nda belirtilen geleneksel çalışma saatlerinin kıtada hala yaygın olduğunu gös - teriyor. Avrupa’da son iki yılın ortalamasına göre, haftalık çalışma saati 40,4 saat. Türki - ye, 48,5 saatlik en yüksek mesai saatleriyle bu listeye liderlik yaparken, diğer uçta hafta - lık 37,8 saatle Danimarka bulunuyor. Haber 48,5 Saatle En Fazla Çalışan Ülke Türkiye mekanizmaları olduğuna vurgu yapan Gre - at Place to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, “Stres, günümüzde her işlet - menin baş etmesi gereken bir olgu. Stres ile ilgili araştırmamız bu tür süreçleri engel veya tehdit olarak değerlendirmek yeri - ne, bunları büyüme fırsatı sunan zorluk - lar olarak görmenin, gelişimi ve durumun da kontrol edilmesine olanak sağladığını ortaya koyuyor. Alınacak basit önlemlerle çalışanların kendilerini makinenin bir dişlisi olarak değil, insan olarak hissedebilmele - rini sağlamak, izlenecek yollardan sadece bir tanesi. Çalışanların iş yerlerinde saygı görmeleri ve adalet duygusunu yaşamaları tüm şirketler için öncelikli bir konu olmalı. Çalışanların, önemsendiklerini bildikleri bir iş yerinde, ellerinden gelenin en iyisini yapma eğiliminde oldukları bir sır değil.” dedi. En çok stres inşaat sektöründe Araştırmada, 900’den fazla İK idarecisin - den, işle ilgili stres ve iş yerlerindeki esen - lik uygulamaları ile ilgili konulardaki görüş - ler toplandı. Ankete katılanların yüzde 51’i, iş yetiştirmek için aşırı baskının üst düzey yöneticilerin mental sağlığını etkilediğini ifade ediyor. Stresle başa çıkmada en çok zorlanan yöneticilerin yüzde 63 ile inşaat sektöründe olduğu belirlenen araştırmada, inşaat sektörünü yüzde 62 ile finans ve yüzde 60 ile hizmet sektörü takip ediyor. Çalışanları makinenin dişlisi gibi gör - mek verimliliğe engel oluyor Yapılan araştırmaya dahil olan şirketlerin yüzde 52’sinin stres yaşayan yöneticiler için destek önlemleri almış olsa da sadece yüzde 26’sının stres seviyelerini ölçme Dijital Biz 72 Dijital Biz 73
Sayfa 74 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ile Eski Arçelikliler Derne - ği’nin (EAD) uzaktan eğitime erişi - mi kısıtlı öğrenciler için başlattığı bağış kampanyası kamuoyunun desteğiyle büyürken, ilk tabletler Beykoz’daki iki köy okulu ve Siirt/ Kurtalan’daki bir köy okulundaki öğrencilere dağıtıldı. Çocukların nitelikli eğitimle buluşması için çalışan ve 25 yıldır 3 milyona yakın çocuğun hayatına dokunan TEGV’in Eski Arçelikliler Derneği (EAD) ve Arçelik ile bir araya gelerek başlattığı ‘Yeni Dünya’ kampanyasına yapılan bağışlarla temin edilen ilk tabletler, Beykoz Kı- lıçlı İlköğretim Okulu, Sait Taşçıoğlu ilköğretim Okulu ve Siirt Kurtalan’daki Gürgöze İlköğretim Okulu’ndaki öğrencilere dağıtıldı. Projenin ilk etabında tabletlerine kavuşan 88 çocuk uzak- tan eğitimle buluşma fırsatına sahip olurken, mutlulukları gözlerinden okunuyordu. 22 Eylül tarihinde başlatılan Yeni Dünya Kam- panyası ile dezavantajlı bölgelerdeki köy okullarında eğitim gören öğrencilerin tablet desteğiyle uzaktan eğitime erişmeleri amaçla- nıyor. Öğrenciler TEGV’de toplanacak bağışlar karşılığında Arçelik’ten temin edilecek tabletler- le hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği ders- lere, hem de Fen, Matematik, İngilizce, Bilişim, Okuma, Sosyal-Duygusal Öğrenme alanların- da TEGV’in sunduğu okul destek programları- na erişebilecek. Kampanyanın ikinci etabında ise Van/Muradiye ve Hakkari’de belirlenen köy ilkokullarında okuyan öğrencilere tabletleri ulaş- tırılacak. Beykoz’daki köy okullarında çocuklara tablet- lerini veren TEGV çalışanları adına konuşan TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, “Ülke olarak pandemi döneminde en az sağlık kadar önemli bir eğitim sorunu da yaşıyoruz. Bu süreçte ço- cuklarımızla bağımızın kopmasını hiç isteme- dik. Bu nedenle uzaktan eğitimin içerik ve Haber Yeni Dünya Kampanyası’nda İlk Tabletler Çocuklara Ulaştı altyapı çalışmalarını tamamladık; deneyimli gönüllülerimizle pilot uygulamasını gerçek- leştirdik Eski Arçelikliler Derneği ve Arçelik ile bir araya gelerek Yeni Dünya kampanyamızı başlattık. Bu projemizle geçtiğimiz haftalar- da sonsuzluğa uğurladığımız kurucumuz ve Onursal Başkanımız Suna Kıraç’ın bize emanet ettiği misyonumuzu gerçekleştirmek için bir adım daha attık. Kampanyamızın tüm duyarlı insanların ve eğitim dostlarımızın desteğiyle büyüyeceğine inanıyoruz” dedi. Tablet dağıtımında EAD adına söz alan Na- mık Kural “Her ne kadar tablet konusu son birkaç haftadır gündemde olsa bile, Pande- mi nedeniyle meydana gelen yeni koşullar nedeniyle tablet ihtiyacı konusunda biz yaz başında çalışmaya başladık. Tablet eksikliği bütün dünyada olan bir problem. Biz EAD olarak elimizden geldiği kadarıyla bu eksikliği kapamaya çalışıyoruz” dedi. Kılıçlı İlköğretim Okulu Müdürü Arzu Demirci Karabulut ise “Böyle bir projeyi başlattığınız için kendim ve öğrencilerim adına çok teşek- kür ederim. Mart ayında Pandeminin başla- masıyla biz uzaktan eğitime başladık. Ancak sürekli çocukların erişimi konusunda endişe duyuyorduk. Çocuklar öğrenme konusunda çok istekli ancak gerekli donanıma sahip değillerdi. Şimdi artık hepsi uzaktan eğitime katılabilecekler” diyerek konuştu. Siirt/Kurtalan’da bulunan Gürgöze İlköğre- tim Okulu’nun Müdürü Sait Polat “Köy okulu olarak teknolojik eksiklerimiz, eğitimimizi sağlıklı yapmamıza engel oluyordu. Bu proje sayesinde tüm öğrencilerimizin teknoloji ile buluşacak ve çok daha verimli bir eğitim or- tamı yaratacağız. Bu projede çocuklarımızın tablet teslim gününde yaşattığınız mutluluğa ve eğitimlerine verdiğiniz bu anlamlı destek için Başta TEGV olmak üzere emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederim” dedi. Arçelik Genel Müdürü Can Dinçer konu ile il- gili olarak “Türkiye’nin öncü şirketlerinden biri olmanın getirdiği sorumluluk bilinciyle, eğiti- me önem veriyoruz. Şimdi de TEGV, yetkili satıcılarımız ve Eski Arçelikliler Derneği ile beraber uzaktan eğitime erişimin elzem oldu- ğu bu günlerde “Yeni Dünya” eğitim seferber- liğine katılmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Verebileceğimiz tüm destekler için elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz” dedi. Daha fazla bağış çağrısı Kadıköy, Maltepe ve Kartal’da bulunan 60 Arçelik ve Beko mağazalarının desteğiyle başlatılan kampanya için diğer bayilerin yanı sıra kamuoyunun da desteğiyle büyüyor. Kampanya yetkilileri, çocuklara eğitimde fırsat eşitliği sağlama fırsatı sunan kampanya için daha fazla bağış çağrısında bulundu. Kampanya hakkında detaylı bilgiye Kadıköy, Maltepe ve Kartal’daki Arçelik ve Beko ma- ğazalarından veya TEGV’in web sitesi www. tegv.org ve sosyal medya hesaplarından ulaşılabilir. Dijital Biz 74 Dijital Biz 75
Sayfa 76 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Türkiye’de otizm spektrum bozukluğu olan çocukların erken tanılanması; tanı alan çocukların ve ailelerinin sağlık, eği- tim, meslek edinimi, istihdam, bağımsız yaşam ve kaynaştırma gereksinimlerinin dünya standartlarında karşılanması viz- yonuyla çalışmalarını sürdüren Tohum Otizm Vakfı; yayınladığı yepyeni uygula- malar olan Dinle – Konuş ve Tohum Eği- tim ile aileler ve öğretmenlere ücretsiz, zaman ve mekân sınırı olmadan mobil cihazlarından ulaşabilecekleri zengin içe- rikler sunuyor. Tohum Otizm Vakfı; doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen gelişimsel bir farklılık olan otizmden etkilen- miş çocukların otizmin tek çaresi olan yoğun ve sürekli özel eğitime erişimlerini artırmak amacıyla yepyeni mobil uygulamalar geliştirip ve tamamen ücretsiz olarak ailelerin, öğret- menlerin ve konuyla ilgili kişilerin kullanımı- na sunmaya devam ediyor. Dinle – Konuş uygulaması otizmli çocukların yanı sıra tipik gelişim gösteren çocukların da dil-konuşma ve iletişim becerilerinin geliştirilmesine kat- kı sağlamak amacıyla kullanılabileceği gibi Tohum Eğitim Uygulaması da tipik gelişim gösteren veya özel gereksinimli olan tüm ço- cukların bilişsel becerilerinin desteklenmesi ve geliştirilmesi amacıyla kullanılabilir. TA- NAP Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları finansman desteği ve MEB ortaklığı ile yürü- tülen “Eğitime Uzanan Yol” projesi kapsamın- da Tohum Otizm Vakfı tarafından geliştirilen Dinle-Konuş ve Tohum Eğitim Mobil uygula- malarına herkes App Store ve Google Play Store üzerinden ücretsiz olarak ulaşabilir. Haber Yepyeni Mobil Uygulamaları ile Aile ve Öğretmenlerin Yanında Dinle - Konuş Uygulaması Otizmli çocukların yanı sıra tipik gelişim gös- teren çocukların da dil-konuşma ve iletişim becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Tohum Otizm Vakfı tarafından geliş- tirilen Dinle – Konuş uygulaması; Hayvanat Bahçesi, Şekiller, Canım Ailem, Vücudun Bölümleri, Sesi Taklit Et, Benimle Birlikte Say, Dil Akrobasisi, Gökkuşağı Renkleri, Temel Sesler ve Araçlar kategorilerinden oluşmak tadır. Kelimelerin nasıl telaffuz edileceği, ünlülerin ve ünsüzlerin doğru seslerinin nasıl söyleneceğini eğlenceli bir şekilde öğreten uygulamanın, anne-baba, öğretmen veya yetişkin rehberliğinde kullanılması tavsiye edilmektedir. Dinle – Konuş uygulamasına herkes App Store ve Google Play Store’dan ücretsiz olarak ulaşabilir. Tohum Eğitim Mobil Uygulaması Özel gereksinimi olan ve tipik gelişim gös- teren tüm çocukların bilişsel becerilerinin desteklenip geliştirilmesi amaçlanarak Tohum Otizm Vakfı tarafından geliştirilen Tohum Eğitim Uygulamasında; Dinle-Anla, Nesne Eşleme ve Nesne Tanıma olmak üzere 3 bölüm bulunmaktadır. Dinle-Anla bölümünde çocuklara gösterilen görseller ile ilgili “Kim?”, “Ne?”, Neden-Nasıl?”, “Nerede?”, “Ne oldu?” gibi sorular sorulur ve çocuklardan bu so- ruları dinleyip anlayarak doğru cevabı gör- sel üzerinde göstermeleri beklenir. Nesne Eşleme bölümünde ise pek çok beceriyi ve davranışı öğrenirken farkında olarak ya da olmadan kullandığımız beceriler olan eşleme becerilerinin öğretimi hedeflenmiş; hayvanlar, sebzeler, meyveler, yiyecekler, renkler, şekil- ler gibi toplam 22 kategoride eşleme bece- rilerinin kazandırılması için etkinlikler sunul- muştur. Nesne Tanıma bölümünde de Nesne Eşleme bölümünde bulunan 22 kategorideki çeşitli nesnelerin isimlerini nesnelerle eşleme becerilerinin kazandırılması hedeflenmiştir. Tohum Eğitim uygulamasının anne-baba, öğretmen veya yetişkin rehberliğinde kulla- nılması tavsiye edilmektedir. Tohum Eğitim uygulamasına herkes App Store ve Google Play Store’dan ücretsiz olarak ulaşabilir. Dijital Biz 76 Dijital Biz 77
Sayfa 78 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Cisco’nun ev sahipliği yaptığı sektörel buluş- mada, ağ altyapısını geliştirmenin ve dijital yetkinlik eğitimlerini artırmanın, Türkiye’nin dijital yol haritasını hızlandırmadaki önemi vurgulandı. CİSCO ev sahipliğinde düzenlenen, “Bağlı Bir Gelecek Yaratmak: Türkiye’nin Dijital Gündemini Hızlandırmak için Yatırım Yapm ak ve Becerileri Geliştirmek” başlıklı sanal panelde sektör lider- leri, pandemiden çıkarılan dersleri ve Türkiye’nin mevcut ve gelecekteki bağlantı ihtiyaçlarını karşılaması için nelerin gerektiğini ele aldı. Panelde, Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Eğitimi ve Gelişimi Genel Müdürü Adnan Boyacı yer aldı. Panelde, Türkiye’nin dijital teknolojilere hızlı bir geçiş sağlayarak iyi bir performans göstermiş olduğu gündeme geldi. Bunun yanı sıra sektör- lerin kuvvetli büyümesini güvence altına almak ve geleceğin mesleklerine hazır olmak için altyapı yatırımlarına ve becerilerin geliştirilme- sine ihtiyaç olduğu vurgulandı. Güvenliğin daha da kuvvetli hale getirilmesinin öncelikli bir konu olarak ele alındığı panelde konuşmacılar, özel- likle eğitimde verileri korumak ve gizlilik kaygı- larını en aza indirmek için günümüzün karma- şık ortamında ağların siber tehditleri algılayıp öngörebilmesi gerektiği üzerinde birleşti. “Bazı sektörler zorlanırken bazıları geli- şim gösterdi” Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru, konu hakkında şunları söyledi: “Türkiye’de ülke altyapısı ve sektörlere yapılan yatırımlar, daha güvenli, kolay adapte olan ve birbirine bağlı ortamlara sahip olmamıza yardımcı oldu. Bazı sektörler dijital çalışma biçimlerine geçiş- te zorlanırken, bazıları ise gelişim göstererek uzaktan eğitim, e-sağlık ve e-devlet hizmetleri örneklerinde olduğu gibi dijital ortamda birbir- leriyle bağlı olarak çalışılmasını sağlamaktadır. Önümüzdeki dönemde ortak sorumluluğumuz, dijital boşluğu sadece altyapımızı geliştirerek Haber Türkiye’nin Dijital Geleceğinin Güvencesi Yeni Yatırımlar ve Becerilerin Geliştirilmesi Eğitim Bakanlığı, bu işbirliği sayesinde hem öğ- retmenlerin gelişimini sağlamayı hem de onların aktaracağı bilgiler sayesinde öğrencilerin dijital çağa ve geleceğin mesleklerine hazırlanmasını amaçlıyor. Geleceğe Bakış Cisco, hazırladığı Yıllık İnternet Raporu’nda, bağlanabilirlik önem kazanmaya devam ettik- çe, Orta Doğu ve Afrika bölgesi genelinde ağ yeterliliklerini etkileyen dört ana etken olacağını tespit etti. 1.İnternet kullanıcısı sayısının 2018’de 381,3 milyondan 2023’te 610,8 milyona yükselmesi 2.Cihaz ve bağlantı sayısının 2018’de 1,7 mil- yardan 2023’te 2,6 milyara yükselmesi 3.Daha hızlı aktarım, dosya paylaşımı, görüntü- lü arama ve oyun performansına talep arttıkça, geniş bant hızlarının 2018’de 9,7 Mbps seviye- sinden 2023’te 41,2 Mbps seviyesine yüksel- mesi 4.Mobil bağlantı hızlarının 2018’de 6,9’dan 2023’e kadar 24,8’e yükselmesi Cisco’nun öngörülerinin her biri, insanların bir- den fazla cihazla zamanlarının daha büyük bir bölümünü çevrimiçi geçirdiği bir ortama işaret ediyor. Ayrıca, daha hızlı bağlantı beklentisi ve daha çevik iletişim biçimlerinin kullanımı artış gösterecek. Panelin sonunda Cisco Türkiye Genel Müdürü Didem Duru şunları söyledi: “Cisco olarak, dijital ekonominin büyümesiyle beraber, 5G, Wi-Fi 6 ve bulut teknolojileri gibi alanlara yatırımların hızlandırılmasının daha da önem kazandığını görüyoruz. Ülkemizin, kilit sektörlerimizin ve nihayetinde tüm insanların faydası için işbir- liği içinde çalışmalı, açık bir diyalog kurmaya ve dijitalleşmeye ortak bir bağlılık göstermeye devam etmeliyiz. Cisco, yerel çözüm ortakları ve müşterileriyle işbirliği içinde, Türkiye’nin ağa bağlı gelecek vizyonunu hayata geçirme çalış- malarını aralıksız sürdürecek.” değil, aynı zamanda insanlarımıza teknolojinin tüm potansiyelinden faydalanmaları için gere- ken becerileri sağlayarak doldurmak olmalıdır.” Panelde, devlet kurumları, teknoloji sağlayıcılar ve son kullanıcılar arasında daha yakın işbirliği ile ortak dijitalleşme hedeflerine ulaşmak için açık bir diyalog kurulması gereğini de vurgula- yan katılımcılar, zor zamanlarda ortaya koyduğu performansla eğitim sektörünü örnek gösterdi. “Amacımız öğrencilere en yüksek stadardı sağlamak” Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Eğitimi ve Gelişimi Genel Müdürü Adnan Boyacı da pa- nelde şunları söyledi: “Bu süreci bir krizden çok değişim olarak görmeliyiz. Nihayetinde önemli olan, değişime ne kadar hızlı yanıt verebildiği- nizdir. Bakanlığımız, teknoloji sağlayıcılar, okul- lar, öğretmenler ve ebeveynler arasında hızlı bir işbirliğiyle sürekliliği sağlamayı başardık. Şu anda, işbirliği ve bulut hizmetleri gibi teknolojik altyapı yatırımlarını sürdürmenin büyük öne- me sahip olduğu yeni bir aşamaya geçiyoruz. İlerlememizi sürdürerek Türkiye’deki 18 milyonu aşkın öğrenciye en yüksek standartları sağla- mak zorundayız.” Adnan Boyacı ayrıca, MEB olarak öğrencilerin üniversite sınavlarına hazırlanmasına ve birey- sel olarak güçlü oldukları yönlere göre gelecek- teki hedeflerini belirlemelerine yardımcı olmak üzere yapay zekâ temelli bir program üzerinde çalıştıklarını da kaydetti. Panelde katılımcılar, öğretmenlere yeni kaynak- lara, eğitim programlarına ve sertifikalara erişim sağlanması gerekliliği konusunda hemfikir ol- duklarını ortaya koydu. Cisco hali hazırda Cisco Network Akademi (NetAcad) üzerinden 1 milyon öğretmene dijital ortamda eğitim verip beceri ka- zandırma amacıyla, Akılı Teknolojiler ve Yazılım Profesyoneli Geliştirme Programı kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapıyor. Bu girişim kapsamında bugüne dek 42.000 öğ- retmene ulaşılırken, önümüzdeki yıl için hedef bu sayıyı 100 bine çıkarmak. Cisco’nun Webex işbirliği platformu da öğretmenlerin uzaktan eği- timlerine önemli katkı sağlıyor. Cisco ve Milli Dijital Biz 78 Dijital Biz 79
Sayfa 80 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Dünya çapında teknoloji alanında yetenekli gençlerin, kendilerini geliştirmesini amaçla- yan Huawei ‘Gelecek İçin Tohumlar – Seeds For the Future 2020 programı, 16 Ekim’de çevrimiçi gerçekleşen bir törenle başladı. Bu yıl Türkiye’den seçilen 40 üniversite öğrenci- sinin 19-23 Ekim tarihleri arasında çevrimiçi olarak katılacağı programda; 5G, yapay zekâ ve bulut çözümleri gibi teknoloji alanlarında eğitimlerin yanısıra; liderlik, iletişim ve kül- türel anlayış gibi sosyal gelişim eğitimleri de yer alıyor. Huawei’in küresel sosyal sorumluluk projesi Gelecek İçin Tohumlar’ın (Seeds For the Future 2020) Türkiye bölümü, pandemi nedeniyle bu sene, her yıl olduğu gibi Çin’de değil, uzaktan sınıf eğitimi şeklinde düzenleniyor. 5 günlük programı tamamlayan gençler tüm dünyada geçerli Huawei sertifikası almaya hak kazana- cak. Programın çevrimiçi resmi açılış etkinliğine; Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Baş- kanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Shi Ruilin, Huawei Türkiye Genel Müdürü Cem Zhao, Huawei yöneticileri ve projeye dahil olan öğrenciler katıldı. Büyükelçi Önen: Huawei’in gençlerimize bu imkânı sağlamasından mutluluk duyu- yoruz Pekin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen konuşmasında, günümüzde Asya’nın yükseli- şine değindi. “21. yüzyıl “Asya Yüzyılı” olarak tanımlanabilir. Politikadan ekonomiye, kültür- den diplomasiye, Asya’ya daha dikkatli bak- mamız gerekiyor. Ülkelerimiz arası ilişkileri geliştirmek, özel sektörün ticari kapasitesini artırmak, akademik iş birliğini güçlendirmek ve toplumlarımız arasındaki etkileşimi artır- mak için çalışıyoruz” şeklinde konuşan Pekin Büyükelçisi Önen, Çin denilince akla gelen ilk ismin Huawei olduğunu belirtti. Büyükelçi Önen; “Huawei’in Çin dışındaki en büyük ikinci Ar-Ge merkezinin İstanbul’da olmasın- dan gurur duyuyoruz. 18 yıllık yatırım Haber Gelecek İçin Tohumlar Programı Açılış Töreni ile Başladı Huawei Türkiye Genel Müdürü Cem Zhao: Bilgi teknolojileri dünyayı de - ğiştiriyor Törenin açılış konuşmasını gerçekleşti - ren Huawei Türkiye Genel Müdürü Cem Zhao da teknolojinin dönüştürücü gücü - nü vurguladı. “Beklenmedik bir şekilde gelişen COVID-19 salgını, bilgi ve ileti - şim teknolojilerinin hayatımızda ne denli önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı” diyen Zhao; “Gelecek İçin Tohumlar programına bugüne kadar 108 ülkeden 5.773 öğrenci katıldı. Bu yıl pandemi ne - deniyle programı internete taşıyoruz ve iyi tarafından bakarsak bu vesileyle her zamankinden daha fazla öğrenciyi proje - ye dahil etme şansı yakaladık” şeklinde konuştu. geçmişine sahip Türkiye, artık Huawei’in evidir” diyerek sözlerini tamamladı. BTK Başkanı Karagözoğlu: Elbirliğiyle gençlerin dijital becerilerini geliştiri - yoruz Açılış törenine katılan öğrencilere hitap eden Karagözoğlu ise BTK’nın gençle - re yönelik projeleriyle ilgili bilgi verdi. “Gençlerimizin dijital bilgi ve becerile - rini geliştirmek için kurduğumuz eğitim platformu BTK Akademi aracılığıyla ücretsiz robotik kodlama, Phyton ve mobil uygulama geliştirme eğitimleri düzenliyoruz. Hazine ve Maliye Ba - kanlığı ile ortak yürüttüğümüz 1 Milyon Yazılım Geliştirici Eğitimi projesiyle de bu alanda kariyer düşüneneler için faydalı bir başlangıç noktasıyız” şeklin - de konuşan Karagözoğlu; “Gelecek İçin Tohumlar, gençlerimize yeteneklerini keşfetme ve geliştirme fırsatı sağlıyor. Programa seçilen gençlerimizi kutluyor, Huawei’ye, başarıyla yürüttüğü prog - ram için teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı. Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Shi Ruilin: İki ülkenin iş birliği artarak devam edecek Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kül - tür Ataşesi Shi Ruilin, törende Türkçe olarak yaptığı konuşmada; “Çin ile Tür - kiye köklü tarihi bir geçmişe sahip dost ülkelerdir. Ortak çabalar sonucunda her iki ülkenin dostluk ve iş birliği ilişkileri son yıllarda bir hayli gelişmiştir. Kuşak ve Yol Projesi gibi iki ülkenin yürüttüğü geleceğe yönelik projeler şimdiye kadar her iki topluma da pek çok fayda sağla - dı ve gelecekte de bu iş birlikleri devam edecektir. Gelecek İçin Tohumlar da bu anlamda önemli bir eğitim iş birliği proje - sidir. Bu yıl pandemi nedeniyle öğrenci - lerimiz Çin’e gidemeseler de gelecekte, üstün başarıları ile mutlaka bu imkana sahip olacaklardır. Projeye destek veren ve katılım gösteren herkese teşekkür ederim” dedi. Dijital Biz 80 Dijital Biz 81
Sayfa 82 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Pandemi nedeniyle bir anda kendimizi diji- tal çağın tam ortasında bulduğumuzu belir- ten Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, iletişim eğitiminin bu değişimin dışında kalmaması gerektiğini vurguladı. Dijital teknolojideki değişimlere ve ihtiyaçlara göre iletişim eğitiminin müfredatında da yenilikler ya- pılmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Güngör, “Bu ihtiyaçları iyi saptayamazsak teknolojinin nesnesi haline geliriz” uyarı- sında bulundu. Üç gün sürecek kapsamlı bilimsel etkinlikte 190 konuşmacının yer alacağı 35 oturum gerçekleşecek. Yaklaşık 150 bildiri özetinin yer alacağı sempoz- yumda dünyadan ve Türkiye’den birçok üniversitenin iletişim fakültesinden uzman- lar konuk olarak yer alıyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tara- fından düzenlenen 7. Uluslararası İletişim Günleri Dijital Çağda İletişim Eğitimi Sem- pozyumu, ülkemizden ve dünyadan iletişim eğitimi alanındaki uzmanları bir araya getiri- yor. Pandemi nedeniyle alınan önlemler kapsamında çevrimiçi olarak düzenlenen sempozyuma İngiltere’deki Central Lancas- hire University’den Prof. Dr. Erik Knudsen, Bournemouth University’den Doç. Dr. Sal- vatore Scifo, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu davetli konuşmacı olarak katıldı. Prof. Dr. Nazife Güngör: “Pandemi nedeniy- le dijital çağı çok yakından tanıdık” Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, açılış konuşmasında içerisinde bulunduğumuz pandemi koşulları nedeniyle dijital dünyanın artık hayatımızın her alanında yer aldığını söyledi. Dijital eğitim sem- pozyumunu düzenlemek istedikleri dönemde pandemiyi beklemediklerini kaydeden Güngör, “Birkaç ay içesinde kendimizi pandeminin içe- risinde bulduk. Bir anda online eğitime geçtiği- mizde dijital çağın evrimsel değil, tam anlamıyla devrimsel olarak geldiğini gördük. Bir anda ha- yatımızın içine dahil oldu. Zaten dahildi, kuşak farklılıklarını konuşuyorduk. Z kuşağından söz ediyorduk. Onların farklılıklarından, tavır ve Haber Dijital Çağda İletişim Eğitimi bir şekilde bu sürece uyumlanabilmesi için iletişim eğitimini veren kurumların bu plat- formlarda tartışılması gerekiyor. Bu bilimsel kongre ve sempozyumlarla bu tür platform- larda neler yapılacağının konuşulması ve tartışılması gerekiyor. Eğer biz bu ihtiyaçları iyi saptamazsak eğer teknolojinin gidişatını saptamazsak ve ona göre eğitime yön ver- mezsek o zaman birey olarak toplum olarak teknolojinin öznesi değil, kendimizin icat ettiği geliştirdiği teknolojinin nesnesi haline geliriz. Teknoloji bize hükmeder. Teknolojinin altında dünya ve insanlık ezilir. Dolayısıyla insanın kendi üretimi olan teknolojiyi kendi yararla- rı doğrultusunda kullanabilmesi için eğitim programlarının doğru dürüst yapılması lazım” dedi. Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Pandemi döne- minde 500 bin dolarlık ek yatırım yaptık” Üsküdar Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, her zamankinden daha hızlı değişen dünyada dijital dönüşümün günümü- zün en dikkat çekici konularından biri olduğu- nu söyledi. 90’lı yıllardan itibaren gerçekleş- tirilmeye çalışılan dijitalleşme için dünyada 2019 yılında yapılan harcamaların toplamı 1,25 trilyon dolar iken 2020 yılında 2,2 tril- yon dolara çıkmasının beklendiğini kayde- den Prof. Dr. Mehmet Zelka, “Bu rakamlar dijitalleşmenin öneminin ciddi bir göstergesi olarak ifade edilebilir. Bununla birlikte yaşan- makta olan pandemi süreci dijitalleşmenin hayatımızda ne kadar müthiş bir etkiye sahip olduğunu gösterdi. Bu sürecin başlangıcında biz Üsküdar Üniversitesi olarak alt yapımızın müsait olmasına rağmen daha iyi bir şekilde süreci yürütebilmek için 500 bin dolarlık ek yatırım yapma ihtiyacı hissettik. Üniversite- mizin bu alanda değişken giderlerimiz yılda 1 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmekte- dir” dedi. Üç gün sürecek kapsamlı bilimsel etkinlikte 190 konuşmacının yer alacağı 35 oturum gerçekleşeceğini belirten Prof. Dr. Mehmet Zelka, sempozyumun kapsamlı ve iletişim açısından zengin içerikte bir sempoz- yum olduğunu sözlerine ekledi. davranışlarından söz ediyorduk. Dijital tek- nolojilerin bireyi, insanı toplumu farklılaştır- masından söz ediyorduk. Kültür üzerinde, toplum üzerinde, hayatın her boyutu üzerin- de yarattığı etkilerden zaten söz ediyorduk. Ancak bir anda hayatın ortasına öyle bir dalış yaptı ki biz eğitimden ev içindeki hayata kadar bütün hayat tarzımızı bir anda dijital teknolojiye göre formatlamaya ve değiştirme- ye başladık. Çok daha güçlü anladık ki dijital çağın içerisindeyiz ve dijital teknolojiler bizi etkiliyor” diye konuştu. Prof. Dr. Nazife Güngör: “İletişim eğitimi de bu değişime ayak uydurmalı” İletişim eğitimi veren kurumlar olarak dijital çağın dokunuşlarını çok daha fazla hisset- tiklerini ve iletişim eğitiminde de değişimin kaçınılmaz olduğunu belirten Prof. Dr. Nazife Güngör, “İletişim sektörüne öncelikle meslek insan yetiştiriyoruz. Medya sektörünün hız- la evrilişine tanık oluyoruz. Bizim öğrencilik dönemimizde geleneksel basın vardı. Matba- alardan söz ediyorduk. Matbaaların çalışma biçimlerini izliyorduk bugün geldiğimiz nok- tada onlardan eser kalmadı. Fotoğraf basımı için karanlık odalardan söz ediyorduk artık sanal dünyanın hâkim olduğu bir medya sek- törüyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla çalışma şekli değişince, mesleğin yapılış şekli deği- şince, o zaman o sektöre yetişecek elemanı yetiştirme tarzının da bu işin eğitimini veren kurumlarda da hızla değişmesi gerekiyor” dedi. Prof. Dr. Nazife Güngör: “Teknolojiyi iyi kullanmak için ihtiyaçlar iyi belirlenmeli” “Madem ki iletişimin formları değişiyor o zaman iletişimin eğitim tarzını da değiştirmek gerekiyor” diyen Prof. Dr. Nazife Güngör, “O zaman iletişim eğitiminde de hızla değişiklik- lere ihtiyaç var. İletişim fakültesi müfredatla- rının değiştirilmesi, eğitim kadrolarının yön- lendirilmesi, dijital teknolojiyle iletişim eğitim biçiminin baştan aşağı değişmesine ihtiyaç var. Dünyada da ülkemizde de bu değişim yaşanıyor. Ancak bu değişimin anlamlı bir şekilde programlanması bütün dinamikleri ve boyutuyla ele alınıp akılcı bir biçimde doğru Dijital Biz 82 Dijital Biz 83
Sayfa 84 — dergide görüntüle
Kasım 2020 bir yön vermek için çaba sarf edeceğiz. Benim idari deneyimim de mevcut kalıpları ve yapıları dönüştürme çabası ile geçti” diye konuştu. Doç Dr. Salvatore Scifo: “’Pandemide çevrimiçi dersler önem kazandı” Bournemouth Üniversitesi’nden Doç Dr. Salvatore Scifo ise “2020’li Yıllarda Bağ - lantılar ve Disiplinlerarası İletişim ve Medya” başlıklı konuşmasında medya iletişiminde gündemde olan kavram ve konseptleri ele aldı. Pandemide dijital eğiti - min ve çevrimiçi derslerin önem kazandı - ğını ve bu paylaşımların sadece öğrenciler tarafından değil toplumun belli bir kesimi tarafından hatta dünyanın farklı yerlerin - den de takip edilebildiğini belirten Doç. Dr. Salvatore Scifo, eğitimin daha geniş kitle - lere ulaşabildiğini örneklerle aktardı. Doç Dr. Salvatore Scifo: “’Pandemi Son - rası Üniversite’ kavramı ortaya çıktı” Doç Dr. Salvatore Scifo, şunları söyledi: “Pandemi sayesinde insanların neler ya - şadığını videolar, çevrimiçi mesajlar, kari - katürlerle daha çabuk öğrenme imkânına sahip olduk. Bu sayede de müfredat da değişti ve zenginleşti. Ayrıca bu sayede insanların iletişim ağları gelişti, daha farklı uzmanlara, konuşmacılara küresel bir ağ üzerinden ulaşabildiler. Ekran üzerinden yapılan bu eğitimler, zihniyet değişikliği sağladı ve bir sınıf, kampüs mantığını unu - tarak öğrenme tasarımının ortak paylaşımı daha da önem kazandı. Dinamik uygula - malar ve karşılıklı paylaşımlarla eğitimde yeni bir sistem tasarımı gerçekleşti. Bu da Pandemi Sonrası Üniversite kavramını ortaya çıkardı. Bu kavram kimseyi geride bırakmama hedefine ulaşmak için dijital ortamda, eşitsizliklerin ve yetersizliklerin o kadar da güçlü olmadıklarını ortaya koydu. “Ayrıştırma, Demokratikleştir ve Çeşitlen - dir-(Decolonize, Democratize-Diversify)” amaçlarının meydana getirdiği 3D pedo - gojisi ve Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile küresel bilgi ağlarını ve açık bilgi depolarını üniversitelerde ve Haber Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu: “İçerik üretme - nin özünde hikâye var” Açılış konuşmalarının ardından davetli konuşmacıların sunumları gerçekleşti. Üs - küdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Feride Zeynep Güler’in modera - törlüğünü yaptığı bölümde konuşan Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu “Dijital Çağda İletişim Eğitiminin Geleceğini Düşünenlere İpuç - ları” başlıklı sunumundan önemli detaylar paylaştı. Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu, “Hikâye anlatma gerçekten çok önemli bir konu. İçerik üretmenin özünde de hikâye anlat - ma var. Hikâye anlatma teknolojilerinin çağımızdaki radikal dönüşümü ile sadece hikâye içerikleri değil ama aynı zamanda hikayeleri anlatan zihinsel yapılanmalarda da bir dönüşüm olabileceğinin dikkate alın - ması gerekiyor. Kendisini gelecekte iletişim eğitimin içinde görenler, özellikle gençler iletişim eğitimin önümüzdeki yıllarda neye evrileceğini düşünüyorlardır. 30 yılı aşkın bir süredir iletişim eğitiminin içerisinde olan biri olarak bu kadar hızla değişen bir dünyada özellikle dijital transformasyon dünyasında vereceğimiz eğitimin geleceği ne olmalı diye çok düşünüyorum. Tabii ki 30 küsur yılın avantajıyla geçmişe bakma şansım da oluyor. Nelerin yapıldığını, ne - lerin yapılmadığını, nelerin yapılamadığını görme fırsatım da oluyor” dedi. Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu: “İletişim eğiti - mi yol ayrımında” Son 2 yıldır başkanlığını üstlendiği İletişim Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu deneyiminin kendisine Türkiye’de bugünkü iletişim eğitiminin yapısı hakkında güçlü bir fikir verdiğini söyleyen Nalçaoğ - lu, “Bütün bu perspektif içinde bugün bir iletişim eğitimcisi olarak açıkçası bir yol ayrımında olduğumuzu düşünüyorum. Bu yol ayrımı şöyle bir şey; ya her şeyi olduğu gibi bırakacağız ve hayatın bizi sürüklediği yere doğru olağan akışında gideceğiz, ya da stratejik bir karar alıp vermeye devam ettiğimiz eğitim hakkında kapsamlı bir de - ğerlendirme yapacağız ve bu eğitime yeni dışında da bu sayede tekrardan tasarlama imkânı bulunuyor ve öğrenme ortamlarını çeşitlendirme fırsatı var.” Prof. Dr. Erik Knudsen: “Hikâye anla - tıcılığını kullanarak insanlara yardımcı olabiliriz” İngiltere Central Lancashire Üniversite - si Kültür ve Yaratıcı Endüstriler Fakültesi Medya Uygulamaları Profesörü ve Araş - tırma Fakültesi Direktörü Prof. Dr. Erik Knudsen de “Film Yapımında Kişisel Sesi Bulmak” başlıklı konuşmasında; kişisel ses konusunu ele aldı. Prof. Dr. Erik Knud - sen, “Yaptığınız filmde elbette dilin önemi çok büyük. Ben buna film anlatımcılığında katılımcı his diyorum. Histen duygudan geçerek hikayelerimizi anlatıyoruz. Klasik öyküler artık bu duyguları anlatmıyor. Hikâ - ye anlatıcı yapının önemi çok daha büyük. Bunu katılımcı duygularla bezemek gereki - yor. Ait olmak, özlemek ya da sevmek gibi. Bir noktada hikâye anlatıcılığı insanların iyileşmesi için çok büyük rol oynayabilir. Bir hikâye anlatıcısı olarak kendi ifade sesinizi nasıl bulacaksınız? Film yapımcılığı sa - dece bir eğlence aracı, değil aynen yazılı dünya gibi bir değişme içinde kullanılabilir daha iyi bir dünya için yardımcı olabilir” dedi. Dijital eğitimde iletişim eğitimi her yö - nüyle konuşuldu Sempozyumun ilk gününde “Dijital Çağda Gazetecilik Eğitimi ve Akreditasyon”, “Dijital Çağda İletişim Eğitimi ve Sektör Gereksi - nimleri”, “Salgın Krizi ve Online Eğitim”, “Sanat, Teknoloji ve Dijitalleşme”, “Dijital Çağın İletişimcisi”, “İletişimde Yeni Yakla - şımlar, Haber ve Etik”, “Yeni Medya Eğiti - mi”, “İletişim Eğitimi”, “Dijital Çağda Rek - lamcılık Eğitimi”, “televizyonun Dönüşümü”, “Dijital Dönüşüm ve Sinema İlişkisi”, “Dijital Çağda Kişilerarası İlişkiler” başlıklı oturum - lar gerçekleştirildi. Sempozyumun ikinci gününde Prof. Dr. Ma - ureen Ellis ve gazeteci araştırmacı Emre Kızılkaya davetli konuşmacılar olarak yer alacak. “Gazetecilikte Uzman - laşma”, “Medya Okuryazarlığı”, “Dijital Çağda Sanat ve Sanal Gerçeklik”, “Sosyal Medya, İletişim ve Toplum”, “Sosyal Med - ya Kullanımı”, “Dijitalleşme, Medya, Dil ve Yeni Gerçeklik”, “Sinema ve İdeoloji”, “Dijitalleşme, Reklamcılık ve Halkla İlişki - lerde Yeni Yaklaşımlar”, “Reklam, Marka, Tüketim”, “Dijital çağda Reklamcılık ve Pazarlama Uygulamaları”, “Basın, Yayım ve Habercilikte Dönüşüm”, “İletişim Eği - timinde Yeni Dijital Mecralar” oturumları gerçekleşecek. Sempozyumun son gününde ise Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Prof. Dr. Süleyman İrvan moderatörlüğünde İstinye Üniversitesi’nden Prof. Dr. Peyami Çelik - can ve Ankara Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oya Tokgöz birer konuşma yapacak. “Dijital Oyun”, “Dijitalleşme ve Kültür Endüstrisinin Dönüşümü”, “Halkla İlişkiler Eğitimi ve Akreditasyon”, “Dijital Çağda Halkla İlişkiler Uygulamaları”, “Diji - talleşme ve Medyanın Dönüşümü”, “Dijital - leşme ve Yeni Jenerasyon” oturumlarının yer alacağı sempozyum, Üsküdar Üni - versitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kapanış konuşması ile tamamla - nacak. Dijital Biz 84 Dijital Biz 85
Sayfa 86 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Güney Doğu Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük yazılım test etkinliği olan Uluslarara- sı TestIstanbul Konferansı, bu yıl 11’inci kez gerçekleştirildi. Yazılım Test ve Kalite Der- neği (Turkish Testing Board – TTB) tarafın- dan “Test ve Test Otomasyonunda Robotik Süreç Otomasyonu” ana temasıyla bu yıl online olarak gerçekleştirilen konferansta, 30 konuşmacı 25’in üzerinde oturumda sek- tör profesyonelleriyle buluştu. Yazılım Test ve Kalite Derneği tarafından bu yıl 11’inci kez gerçekleştirilen Uluslararası TestIs- tanbul Konferansı tamamlandı. Pandemi nede- niyle bu kez online olarak hayata geçirilen kon- ferans, 8 Ekim 2020 tarihinde sektörün önde gelen profesyonellerini ağırladı. Bu yılki sloganı “Yapay Zekâ İle Geleceğin Yazılım Testine Ha- zırlan!” olan konferansta ana tema olarak Test ve Test Otomasyonunda Robotik Süreç Oto- masyonu (RPA) işlendi. Alt tema olarak Sürekli Test, Sürekli Entegrasyon ve DevOps konuları ele alındı. Dünyanın dört bir yanından katılan 6 keynote ve 30 konuşmacı 25’in üzerinde otu- rumda sektör profesyonelleriyle buluştu. Güney Doğu Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük yazılım test etkinliği olan Uluslararası TestIstanbul Konferansı, Yazılım Test ve Kalite Derneği Başkanı Koray Yitmen’in “Sihire Karşı Test: Test Odaklı Geliştirme (TDD) Kodu- nuzdaki İllüzyonu Nasıl Bozacak?” başlıklı açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında TDD’nin, başarının en önemli unsurların- dan biri olduğunun altını çizen Yitmen, “TDD mantığıyla işimizi yaparsak hem hayat hem iş daha kolay olur. Çünkü başarısız olduğumuz yeri hızlı buluruz. TDD kritik bir kaya tırmanı- şında olduğu gibi küçük ama güvenli adımlarla ilerlememizi sağlar. Gaza basıp gitmemizi engeller. TDD ‘eğer bozuk değilse, tamir etme’ sendromunu aşmamızı sağlar, TTD kodlama- nın temiz ve düzgün olması için bizi motive eder” dedi. “Botlara test etmeyi öğretiyoruz” Dünyanın önde gelen sektör uzmanlarından, uygulamaların test süreçlerini tamamen botlar tarafından sağlayan Test.ai’nin ana mühendisi Tariq King, keynote konuşmasında yapay Haber TestIstanbul’da Gelecek Test Edildi konferansta “Dağları Yerinden Oynatabilen Ekip” başlıklı konuşmasında güçlü takım ya- ratmanın formülünü paylaştı. Dzynia, “Birbi- rine saygı duyan, özgürce tartışabilen kişi- lerden oluşan takımlar aynı zamanda onları işin ötesinde birleştirebilen iyi bir amaç da bulduklarında her türlü zorluğu aşacak güçlü bir performans ortaya koyabilirler. Ekipteki herkes amacını, neyin ona ilham verdiğini bilir, besleyici geri bildirimler alır, takımında- kilerle derin ve anlamlı diyaloglar kurabilirse başarı için en önemli formülü yerine getirmiş olur. Tüm bunları sağlayan şirketler de kültür olarak önemli bir aşama kaydederler” diye konuştu. Gelecek planları paylaşıldı Yazılım testleri geliştiren Norveçli danışman- lık firması Promis Qualify’ın kıdemli test mü- dürü Christian Brødsjø, Norveç Oslo’da son teknolojiye sahip havalimanının testlerini ger- çekleştirdi. Brødsjø, “Sınır Gökyüzü: Yeni Bir Havalimanı’nı Nasıl Test Edersiniz?” başlıklı konuşmasında 1 yıl boyunca ekibiyle birlikte havalimanı testlerini nasıl gerçekleştirdiklerini ve neler yaşadıklarını konferans katılımcıla- rıyla paylaştı. Yıllar önce İngiltere’nin başken- ti Londra’da uzun zamandır beklenen Heath- row Havaalanı 5’inci terminalinin maliyeti ile olduğu kadar açılış sonrası yaşanan fiyas- koyla gündeme gelmesinin Oslo Havalima- nı’nı için yapılan testin en önemli motivasyo- nu olduğuna değinen Brødsjø, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orada asıl sorun açılış öncesinde sistemin test edilmemesiydi. Bunun için Os- lo’da havalimanı inşaat aşamasında iken biz sistemi test etmeye başladık. Bizden istenen 1 yıldan az bir zamanda havalimanındaki tüm süreçleri test etmemizdi. Beni baştan sona oldukça heyecanlandıran bu iş 2015 yılı Mart ayında başladı. 2016 yılı Aralık ayına kadar 61 test gerçekleştirdik. Sonuçta Yeni Oslo Havalimanı tam zamanında ve hedeflenen bütçede herhangi bir sapma olmadan açıldı. Belli hataların önüne geçmek için de sonraki yıllarda da 2017-2019 arasında da süreçleri test etmeye devam ettik.” Expedia.com ve Hotels.com’un kalite mühen- disliğini yapan Miro Barsocchi ise “Bir Kalite zekânın yazılım testinde nasıl kullanılabile- ceğini ve şirket olarak bu alanda neler yap- tıklarını anlattı. King, “Biz Test.ai’nin yapay zekâ destekli yazılım araçlarıyla testi her zamankinden daha hızlı hale getiriyoruz. Bugün bizim konumuz insanların değil botla- rın nasıl test ettiği. Botlara test etmeyi öğre- tiyoruz. Fonksiyonel test için yapay zekâ çok güçlü bir araç. Yapay zekâ ile test, hataların daha iyi teşhis edilmesine, akıllı analizler sunulmasına önemli bir katkı sağlıyor. Ayrıca otomasyonu otomatikleştirmek için de yapay zekâdan yararlanılabilir. Testten öğrenip süreci otomatikleştirebiliriz. Kalite mühendisinin otomasyon senaryosu yazması yerine, yapay zekâ daha hızlı, daha ucuz ve daha iyi senaryolar yazabilir. Gele- cekte yapay zekâ ile test daha çok ön plana çıkacak” dedi. “Başarı için test etmek zorundayız” Continuous Delivery, DevOps ve Yazılım Geliştirme konularında dünyanın önde ge- len isimlerinden, danışman, kanaat önderi ve JoIt Ödüllü Continuous Delivery kitabının ortak yazarı Dave Farley, “Yazılım Mühendis- liği: Zanaatkarlık Yeterli Değil” başlıklı key- note konuşmasıyla sektör profesyonelleri ve geliştiriciler için yazılım mühendisliği dinamik- lerini masaya yatırdı. Farley şöyle konuştu: “Yazılım mühendisliği zanaatkarlığın ötesinde bir şey. Yazılım sektörünün gelişimine baktı- ğınızda belki bulunduğumuz aşama zanaat- karlık olabilir ama gitmemiz gereken yer yalın üretim tekniklerine ulaşmak. Yazılımda bizin en büyük problemimiz de tasarım. Bu konuda da testle yol alabiliriz. Bilimsel bir yaklaşımla hareket edip başarıya ulaşmak için sürekli test etmek zorundayız” dedi. Uygulama performansı izleme, yazılım geliş- tirme, yazılım testi, API testi ve API yönetimi için araçlar sunan SmartBear’de mühendislik direktörü olarak görev alan Andrii Dzynia da konferansın ilgi çekici konuşmacıları arasın- da yer aldı. Candy Crush gibi dünyanın en çok satan oyunlarını geliştiren King’de mü- hendislik müdürü ve Spotify’da teknik prog- ram müdürü olarak görev alan Dzynia, Dijital Biz 86 Dijital Biz 87
Sayfa 88 — dergide görüntüle
Kasım 2020 ortaya konuluyor. Raporda çevik uygulama- ların sektörde büyümeyi sürüklediğine dikkat çekiliyor ve şirketlerin son yıllarda daha basit ve sade yazılım geliştirme ile yazılım test metotlarına yöneldiklerine de dikkat çekiliyor. Raporda önemli bir saptama da şöyle geçi- yor: “Çeviklik sadece yeni yönetim uygula- malarını değil aynı zamanda birim test (unit testing), sürekli test (continuous testing), sürekli entegrasyon (continuous integration) ve sürekli teslim (continuous delivery) gibi yeni teknik uygulamaları hızla adapte etmeyi de gerektiriyor.” Önümüzdeki dönemde çevik uygulamalarla birlikte bu pratiklerin daha da yaygınlaşacağının altı çiziliyor. Pandemi nedeniyle düşük temas ekonomisi yaratıldığını ve bu nedenle salgının oto- masyonu ön saflara taşımak için önemli bir fırsat sunduğunu da belirten rapor, “Özellikle manuel olarak tekrarlanan süreçlerin pan- demiyle birlikte robotik süreç otomosyonuna geçtiğini görüyoruz” deniliyor. Haber Mühendisinin Kod Yazması Gerekir Mi?” başlıklı konuşmasında kod yazmanın kalite mühendisinin hayatında yeri olup olmadığını sorguladı. Konferans paralel oturumlarda da güçlü ko- nuşmacaları ağırladı. Türk Hava Yolları’ndan Erman Doğan, iyzico’dan Yalçın Yenigün, Turksat’tan Mehmet Gök, Intertech’den Ser- kan Can ve daha pek çok konuşmacı sektö- re, yenilikçi uygulamalara ve gelecek döne- me ilişkin deneyim ve planlarını katılımcılarla paylaştı. Rapordan kritik mesajlar Uluslararası TestIstanbul Konferansı’nın önemli özelliklerinden biri de her yıl Yazılım Test ve Kalite Derneği tarafından hazırlanan Türkiye Yazılım Kalite Raporu’nun konferans- la eş zamanlı yayınlanıp katılımcıların erişi- mine açılması. Sektör için adeta yol gösterici bir rehber niteliği taşıyan Türkiye Yazılım Ka- lite Raporu’nun 2020-2021 sayısında Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) pazarının 2020 yılında 1,3 milyar dolar büyüklüğe ulaşacağı belirtilirken, 2021 yılına ilişkin pazar büyüklü- ğü beklentisi ise 2,9 milyar dolar olarak Dijital Biz 88 Dijital Biz 89
Sayfa 90 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Türkiye’nin en büyük izinli veritabanına sahip online araştırma şirketi DORinsight tarafından yapılan “İnsanlığın geleceği” araştırması, Elon Musk’ın beyne çip tekno- lojisi olarak özetlenen Neuralink projesine Türk halkının bakış açısını ve insanlığın geleceğine dair teknolojiye duyulan güven ve endişe düzeyini ortaya koydu. Türk halkı bu teknolojinin kendi üzerinde denenmesine yüksek oranda gönüllü değil. Her 5 kişiden 1’iyse yapay zekânın insanlığın sonunu getireceğini düşünüyor. Ve katılım- cıların yüzde 80’i yapay zekâ ve tüm biyotek- noloji ürün ve hizmetleri için hukuki düzenle- me yapılması gerektiğini düşünüyor. Elon Musk’ın insan beynine çip yerleştirmek üzere çalıştığı Neuralink projesini tanıtmasıy- la tüm dünyada gündem değişti. Bu zamana kadar dizi ve film senaryolarında izlediğimiz kitaplarda okuduğumuz, insan beynine çip takılması çip teknolojisinin hayata geçme ola- sılığı tüm insanlığa, teknoloji-insanlık ilişkisinin seyrine ilişkin sorular sordurmaya başladı. Bilinmezlikler ve endişelerin yanında umut da doğuran Neuralink projesinin Türkiye’de nasıl algılandığını DORinsight araştırdı. 4 katılımcıdan 3’ü projeden haberdar Hitay Holding grup şirketlerinden Türkiye’nin en büyük izinli veritabanına sahip online araştırma şirketi DORinsight “İnsanlığın Geleceği” konulu online araştırmasını, 9-14 Eylül 2020 tarihleri arasında gerçekleştirdi. Araştırmaya Türkiye temsili, A-B-C1-C2-D sosyoekonomik segmente mensup 2.873 kişi katıldı. Araştırmada öncelikle Neuralink projesinden ha- berdarlık durumu sorgulandı. Buna göre katılım- cıların yüzde 74’ü Neuralink projesini duyduğu- nu, yüzde 26’sı ise haberdar olmadığını belirtti. Endişe ve Heyacan Aynı Potada Elon Musk’ın bilimde çığır açacak bir teknoloji olarak görülen, insan beyniyle bilgisayarı birbiri- ne bağlayan ve tek potada birleştiren Neuralink çip teknolojisi projesine tüm dünya genelinde Haber Türk Halkı Beynine Çip Taktırır mı? korsanların pek çok amaç için beyinlerini ele geçirip kötüye kullanabilme ihtimalinin olduğunu düşündükleri için Neuralink ve benzeri teknolojilerin kendilerini endişelen - dirdiğini ifade etti. Kendileri Üzerinde Denenmesine Gönül - lü Değiller Neuralink projesi hayata geçerse Alzhei - mer, otizm ve felç gibi birçok hastalığa çare bulunabileceği en önemli umut kaynağı. Daha şimdiden Amerika’da uygulamalar için gönüllüler bulunduğu biliniyor. Peki Türkiye’den beynine çip takılması için gö - nüllü çıkar mı? DORinsight’ın yapmış olduğu araştırmaya göre katılımcıların yüzde 77’si Neuralink projesinin insanlar üzerinde denenmeye başlandığında kendilerinin gönüllüler ara - sında yer almayacaklarını söyledi. Beyne takılacak bu çip sayesinde sağlıkla ilgili çığır açan gelişmeler olabilmesi durumun - da katılımcıların yüzde 30’u izin vereceğini, yüzde 47’si bu teknolojinin üzerlerinde uy - gulanmasına hiçbir koşulda izin vermeye - ceğini, yüzde 23’ü ise kararsız kaldıklarını belirtti. Yapay Zekâ İnsanlığın Sonu mu? Yapay zekâ, giyilebilir teknoloji, biyotekno - loji insanlığın geleceğinde bugünkünden çok daha fazla yer edinecek. “İnsanlığın geleceği” araştırması Türkiye’deki insanla - rın bu teknolojiler hakkında ne kadar fikir sahibi olduğunu ve ne talep ettiklerini de araştırdı. Araştırmaya katılanların yüzde 37’si ya - pay zekâ kullanılan, deri altı/ giyilebilir çip teknolojileriyle ilgili bilgi sahibi olduklarını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 48’i bu tek - nolojilerle beyinlerine çip yerleştirilirse bu - günkünden daha sağlıklı, daha mutlu, daha başarılı ve daha güvende olmayacaklarını, yüzde 22’si bugünkünden daha sağlıklı, daha mutlu, daha başarılı ve daha güven - de olacaklarını yüzde 30’u da bu konuda herhangi bir fikri olmadığını belirtti. en önemli tepkiler heyecan, umut ve endişe olarak ortaya çıkmıştı. DORinsight da “İnsanlı- ğın geleceği” araştırmasında Türkiye’de yaşa- yan geniş bir sosyoekonomik gruba dahil farklı kesimlerin tepkilerini ölçmeye odaklandı. Buna göre katılımcıların yüzde 57’si Neuralink projesiyle beynin karmaşık yapısının deşifre edebileceğini düşünüyor. Projeyi destekleme konusunda daha geri planda kalan kadın katı- lımcıların beynin deşifre edilebileceğine ilişkin endişelerinin erkek katılımcılara oranla daha yüksek olduğu gözlendi. Bu teknolojinin katılımcılar nezdinde neler hissettirdikleri sorgulandığında da heyecan ve endişe başa baş noktada yer aldı. Yani Neuralink projesi hem heyecanlandırıyor hem endişelendiriyor. Katılımcıların yüzde 45’i bu projenin kendilerini heyecanlandığını, yüzde 43’üyse endişelendirdiğini ifade etti. Hiçbir şey hissetmediğini belirtenlerin oranıysa yüzde 12’de kaldı. Sağlıkta Umut Oldu, Güvenlikte ise Endişe Yarattı İnsan beyninin şifrelerinin çözülerek çeşitli has- talıklara beyne çip yerleştirilmesi teknolojisiyle tedavi edici olma ihtimali katılımcıların projeden heyecan duymasının en önemli nedeni. Pro- jenin heyecanlandırdığı katılımcılara nedenleri sorulduğunda katılımcıların yüzde 65’i sağlık ve tıp teknolojilerinde kullanılacak olmasından, yüzde 59’u engellilerin hayatını büyük çapta de- ğiştirebilme ihtimalinden, yüzde 50’si her alanda öğrenme becerilerinin artacağından ve yüzde 31’i ise insanların düşüncelerini okuyabilmenin artık mümkün olabileceğinden dolayı heyecanlı olduklarını dile getirdi. Öte yandan projeye dair çok büyük endişe kay- nakları da var. Projenin endişelendirdiği katılım- cılara nedenleri sorulduğundaysa katılımcıların yüzde 60’ı düşüncelerini kimsenin okumasını istemediklerini çünkü bu durumda kendilerini güvende hissedemeyeceklerini belirtti. Yüzde 58’i hükümetlerin halkların beynini kendi istedik- leri gibi yönlendireceklerini düşünmelerinden, yüzde 50’si kişisel verilerinin güvende olacağına inanmamalarından, yüzde 47’si ise siber Dijital Biz 90 Dijital Biz 91
Sayfa 92 — dergide görüntüle
Haber Önümüzdeki 10 yıl içinde yapay zekânın insan üzerindeki etkileri hakkında fikirleri so- rulduğunda katılımcıların yüzde 54’ü insanlık için birçok avantaj sağlarken fiziksel ve zihin- sel zararı olacağını ve kişisel haklara zarar vereceğini düşündüklerini ifade etti. Katılım- cıların yüzde 26’sıysa yapay zekâ teknoloji- lerinin insanlığı geliştireceğine ve her alanda avantaj sağlayacağını belirtti. Her 5 kişiden 1’i ise yapay zekânın insanlığın sonunu geti- receğini inandığını söyledi. Hukuki Düzenleme Talep Edildi Bir diğer endişe faktörü bu gelecek tekno- lojilerinin hükümetler tarafından zorla uygu- latılmak istenebileceği konusu. Araştırmaya katılanların yüzde 31’i yapay zekâ kullanılan, deri altı/ giyilebilir çip teknolojilerinin yakın zamanda insanlara zorunlu olarak uygula- tılmak isteneceğini düşündüğünü ifade etti. Yüzde 46’sıysa bu konuda bir zorunluluk olmayacağını, yüzde 23’ü ise konu hakkında fikir sahibi olmadıklarını belirtti. Sonuç olarak büyük bir uzlaşmayla araştır- maya katılan her 10 kişiden 8’i biyoteknoloji, giyilebilir teknolojiler, deri altına çip uygula- maları ve yapay zekâ gibi teknolojiler konu- sunda hukuki düzenleme yapılması gerektiği- ni ifade etti. Katılımcıların yüzde 77’si beyne ve vücuda yerleştirilecek çiplerle kişisel verilerinin güvende kalabileceğine inanma- dıklarını belirtti. Dijital Biz 92
Sayfa 94 — dergide görüntüle
Kasım 2020 KPMG’nin hazırladığı Otonom Araçlara Hazırlık Endeksi’nde bu yıl liste başında Singapur var. Dünyanın en zengin 10 ülkesi arasında bulunan Singapur, bu yıl hem tüketici kabul hem de politika ve yasalar kategorilerinde Hollanda’yı geçerek otonom sürüşe en hazır ülke oldu. Hollanda listenin ikinci sırasında. Norveç, ABD ve Finlandiya da ilk beşte. Hint Okyanusu’ndaki 720 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip ada ülkesi Singapur, dünyanın otonom sürüşe en hazır ülkesi çıktı. KPMG’nin hazırladığı Otonom Araçla - ra Hazırlık Endeksi’nin üçüncüsü açıklan - dı. Endekse göre Singapur hazırlık süreç - lerinde yaptığı atakla Hollanda’nın iki yıllık liderliğine son verdi. Ulaşımda devrim niteliğindeki otonom sü - rüş hazırlıklarını değerlendiren endeks, 30 ülkedeki gelişmeleri puanlayarak oluşturu - luyor. Bu yılki sıralamayı Singapur’un 2019 başından bu yana yaptığı yatırımlar etkile - di. Otonom araçların test edilmesi, geliştirilmesi ve teşvik edilmesi için etkili politikaları devreye alan Singapur güçlü bir çıkış yakaladı. Ülkedeki yolların onda biri test sürüşleri için açıldı. Toplu taşımada daha çok otonom araç kullanılıyor, vergi - ler düzenleniyor. Otonom araçları ülkenin batısındaki tüm devlet yollarında dene - meye başlayan Singapur 2022’ye kadar belirlenen üç bölgede sürücüsüz otobüsleri hizmete alıyor. Şu anda bin 600 olan şarj noktalarının sayısı 2030’a kadar 28 bine çıkacak. Birçok ülkenin boğuştuğu yasal düzenlemelerde önemli mesafe kat eden Singapur hem tüketici kabul kategorisinde hem de politika ve yasalar kategorisinde - ki yüksek puanlarıyla endekste ilk sıraya yerleşti. Çok az puan farkıyla ikinciliğe gerileyen Hollanda, halen politika ve mevzuatlar ko - nusunda en güçlü ülkelerden biri. Hollan - da, altyapıda ilk sırada, nüfusun yüzde 81’i otonom araçlar test bölgelerinin yakınında yaşıyor. İnsanların otonom araçları benim - semesi konusunda ise Singapur’un hayli Haber Otonom Sürüşe En Hazır Ülkeler: Singapur, Hollanda, Norveç, ABD, Finlandiya hem otomotiv hem de teknoloji şirketleri - ne yön gösteriyor, yaklaşım ve uygulama farklarını ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Ör - gütü’ne göre dünyada her yıl 1,35 milyon ölümlü trafik kazası meydana geliyor ve 50 milyon kişi trafik kazalarında yaralanıyor. Bu kazaların yüzde 95’i insan hatasından kaynaklanıyor. Otonom sürüşlerin bu kaza - ları önemli ölçüde azaltacağı tahmin ediliyor” dedi. gerisinde. Endekse göre Hollanda otonom araçların test edileceği yolların sayısını artırıyor. Endeksin üçüncü sırasındaki Norveç, otonom araçların öncüsü sayılan elektrikli araçları en çabuk kabullenen ülke. Oto - nom araç kullanımını geçen yıldan bu yana yaygınlaştıran ve teşvik eden Norveç’in başkenti Oslo’da bazı otobüs rotaları artık sürücüsüz. ABD ise endekste dördüncü sırada yer alıyor. Teknoloji ve inovasyon puanında İsrail’den sonra ikinci sırada olan ABD’de 420 otonom araç merkezi bulunuyor. Apple ve Google Waymo’nun içinde olduğu Ame - rikalı teknoloji şirketleri ile General Motors, Ford gibi markalar otonom araç sektörünü domine ediyor. Endeksin ilk beşindeki Finlandiya’nın ise tüketici kabulü puanı yüksek. Başkent Helsinki’de sürücüsüz toplu taşıma araçları kullanılıyor. 5G dahil teknolojik fırsatları en iyi şekilde değerlendiren Finlandiya yete - nek havuzuyla da öne çıkıyor. Beceri ve deneyimleriyle sahada olan mühendislerin çoğu Fin efsanesi Nokia mirasının parçası. Ölümlü kazalar azalacak Bu yıl üçüncüsü açıklanan Otonom Araçla - ra Hazırlık Endeksi’ni değerlendiren KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, “Ülkeler otonom araçların güvenli ve etkili çalışması için her yıl önemli me - safeler alıyor. Araçların toplu taşımada, madencilikte ve lojistikte kullanıma girdi - ğini görüyoruz. Bu yıl endekste beş yeni ülke var; Belçika, Şili, Danimarka, İtalya ve Tayvan. Her yıl ülkelerdeki gelişmeleri karşılaştıran ve ölçen endeks, altyapı ve düzenlemelerde model olacak beş kentte - ki gelişimi de düzenli takip ediyor. Pekin, Detroit, Helsinki, Pitssburgh ve Seul’de ulaşım, trafik yönetimi, ekonomi ve bil - gi teknolojileri komisyonları sektörü hem izleyecek hem denetleyecek. Endeks bu anlamda da düzenlemeler, regülasyonlar ve politikalarla ilgili hem ülke yönetimlerine Dijital Biz 94 Dijital Biz 95
Sayfa 96 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Airbus, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ta - rafından Mars’tan Dünya’ya örnekler getiren ilk uzay aracı olan Mars Sample Return (MSR)’nin Earth Return Orbiter (ERO) misyonu için ana yüklenici ola - rak seçildi. Mars Sample Return (MSR), ESA ve NASA ortak misyonudur ve Mars’ı keşfetme görevinde bir sonraki adımıdır. ERO ve Sample Fetch Rover (SFR), MSR’nin iki ana Avrupalı bölümü - dür ve Airbus tarafından tasarlanacak ve inşa edilecektir. Örnekleri SFR’den Mars Ascent aracına (MAV) aktaracak olan Sample Transfer Arm (STA) olarak adlandırılan bir kol, MSR programına üçüncü Avrupalı katkıdır. ERO sözleş - mesinin değeri 491 milyon Euro’dur. Beş yıllık görev, uzay aracının Mars’a gidi - şi, Dünya ile bir iletişim rölesi olarak hare - ket edişi, yörüngedeki örneklerle buluşma ve onları Dünya’ya güvenli bir şekilde getirmeyi içerecek. MAV Mars yüzeyinden fırlatılmadan önce Mars örnekleri, numune tüplerinde saklanacak ve Airbus’ın çalışma aşamasını başlattığı SFR tarafından toplana- caktır. ERO için Airbus, başarılı otomatik transfer aracındaki (Automated Transfer Vehicle - ATV) teknolojileri ve Avrupa’nın ilk Jüpiter misyonu olan JUICE’dan gelen son gelişme- leri kullanarak, optik navigasyonda on yılı aşkın süre boyunca biriken otonom buluşma ve yerleştirme uzmanlığını kullanacak. Airbus Uzay Sistemleri Başkanı Jean-Marc Nasr, “Bu görevin başarılı olmasını sağlamak için Rosetta, Mars Express, Venus Express, Gaia, ATV, BepiColombo ve JUICE deneyim- lerimizden elde ettiğimiz tüm gücü kullanıyo- ruz. Örnekleri Mars’tan Dünya’ya getirmek olağanüstü bir başarı olacak, gezegenler arası bilimi yeni bir seviyeye taşıyacak Haber Mars’tan İlk Örnekleri Dünya’ya Getirecek ve Airbus’ın, uluslararası ortak misyonun bir parçası olarak bu sorumluluğu üstlenmesin- den heyecan duyuyoruz” dedi. 2026 yılında fırlatılacak olan 6 ton ağırlığın- da, 6 m yüksekliğinde, 40 m açıklığa sahip 144m2 güneş panelleri ile donatılmış uzay aracı olan Ariane 6’nın Mars’a ulaşması yaklaşık bir yıl sürecek. Seyir ve spiral iniş fazları için elektrik iticisi ve Mars yörüngesine yerleştirme için kimyasal iticiyi birleştiren küt- le-verimli bir hibrit tahrik sistemi kullanacak. Varışta, MSR görevinin iki önemli parçası olan NASA Perseverance Rover and Sample Retrieval Lander (SRL) misyonları için data sağlayacak. Görevinin ikinci kısmında ERO, SFR tarafın- dan toplanan örnek tüpleri barındıran ve Or- biting Sample (OS) adı verilen basketbol topu büyüklüğünde bir nesneyi tespit etmek, onun- la buluşmak ve onu almakla görevlidir ve tüm bunlar yer kontrolünden 50 milyon km uzakta gerçekleşecek. Alındıktan sonra OS, ikincil bir muhafaza sisteminde tutulacak ve değerli örneklerin maksimum bilimsel geri dönüş için dünya yüzeyine sağlam bir şekilde ulaşması için etkili bir üçüncü muhafaza sistemi olan Earth Entry Vehicle (EEV) içine yerleştirilecek. Sonrasında, ERO’nun Dünya’ya geri dönmesi bir yıl sürecek ve bu fazda Güneş’in etrafında istikrarlı bir yörüngeye girmeden önce EEV’yi önceden tanımlanmış bir iniş alanına doğru hassas bir yörüngeye itecek. İnişten sonra, örnekler karantinaya alınacak- ları özel bir işleme tesisine transfer edilecek. Örnek tüpler açıldıktan sonra, numunelerin belirli bölümlerinin daha sonraki uzman bilim araştırmalarında hedef oluşturulmasını sağ- lamak için ayrıntılı bir data kataloğu oluştur- mak üzere ilk ölçümler yapılacak. Airbus, ERO misyonunda, Toulouse’da uzay aracını geliştirmekten ve Stevenage’da görev analizi yapmaktan sorumlu olacak. Thales Alenia Space Torino, uzay aracını monte et- mek, iletişim sistemini geliştirmek ve yörünge ekleme modülünü sağlamak da önemli bir rol oynayacak. RIT-2X iyon motorlarını sağla- maktan ArianeGroup sorumlu olacak. Dijital Biz 96 Dijital Biz 97
Sayfa 98 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Türkiye’nin teknoloji haritasında önemli bir yere sahip olan Vodafone, yerli ve milli ekosistemin oluşması hedefiyle son 5 yılda önemli proje - lere imza attı. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Thibaud Rerolle, “Tüm somut çalışmalara rağmen günümüzde halen yeterli arzın oluşmadığını görüyoruz. Yerli tedarikte herkesçe bilinen bazı sı - kıntılar yaşıyoruz. Konuyla ilgili tüm paydaşlarımızla koordineli bir şekil - de ekosistemi büyütmek için çalış - maya devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, ülkede yerli ve milli ekosistem oluşmasına yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Türkiye’nin teknoloji haritasında önemli bir yere sahip olan Vodafone, yerli tedarik ka - pasitesinin oluşması ve yerli alım yüküm - lülüğünün karşılanması konusunda son 5 yılda önemli projelere imza attı. “Yerli üreticileri önceliklendiriyoruz” Konu hakkında açıklama yapan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Thibaud Rerolle, şunları söyledi: “Satın alma süreçlerimizde yerli üreticileri önce - liklendiriyoruz. Bugün 71 farklı yerli üre - tici ile çalışıyoruz. Rize, Artvin, Ardahan ve Kars’ta toplam 250 ULAK yerli baz istasyonunu canlıya aldık. Türkiye’de en yüksek sayıda canlı ULAK baz istasyo - nu devrede olan operatörüz. İstanbul’da İTÜ Vodafone Future Lab adı altında bir akıllı teknoloji merkezi kurduk. Neredeyse tamamı yerli 30 çözüm ortağımızla birlikte geliştirdiğimiz 34 akıllı teknoloji çözümü sunuyoruz. Kendi Ar-Ge şirketimiz Vodafo - ne Teknoloji’de yerli sertifikalı ürün üreti - yoruz. Ancak, böyle bir teknoloji ekosiste - minin gelişmesi zaman alıyor. Tüm somut çalışmalara rağmen günümüzde halen yeterli arzın oluşmadığını görüyoruz. Yerli tedarikte herkesçe bilinen bazı sıkıntılar yaşıyoruz.” Haber Yerli Ekosistem için İş Birliği Çağrısı değil aynı zamanda mobil şebekelerin veri taşıma kapasitesini güçlendirmek için de gerekli. Önümüzdeki dönemde gündeme gelecek 5G hizmetleri için de fiber önemli bir yapıtaşı. Fiber altyapının yaygınlaşması, Türkiye’nin dijitalleşme - sinde hayati rol oynuyor.” “Tüm paydaşlar ortak zeminde buluş - malı” Operatörlere getirilen yükümlülüğün ekosistem hazır olmadan getirildiğini be - lirten Rerolle, şöyle konuştu: “ULAK’tan örnek vereyim. ULAK konusu 2015’teki 4.5G ihalesinde gündeme geldi, ama ULAK baz istasyonlarını ancak 4 yıl son - ra kullanmaya başlayabildik. 4.5G yerli ekosistemi 2015’te hazır olsaydı, şu an yerli ve milli teknoloji kullanım oranımız çok farklı boyutlarda olabilirdi. Konuya sadece operatörlerin yükümlülüğüyle sınırlı dar bir perspektiften bakılması - nı doğru bulmuyoruz. Meselenin daha geniş çerçevede bir kamu politikasına dönüşmesinde ve tüm ilgili paydaşların ortak zeminde buluşturulmasında yarar görüyoruz. Amacımız, güvenilir ve kali - teli iletişim altyapısının ülke genelinde yaygınlaştırılması. Yerli teknoloji ekosis - teminde başta yazılım olmak üzere farklı altyapı bileşenlerini üretebilecek kapa - siteye ihtiyaç var. Bu ekosistemin en sağlıklı şekilde oluşabilmesi için destek vermeye hazırız. Konuyla ilgili tüm pay - daşlarımızla koordineli bir şekilde eko - sistemi büyütmek için çalışmaya devam edeceğiz.” “Dijitalleşmede fiber hayati rol oynuyor” Dijitalleşme için güçlü bir sabit altya - pı gerektiğine de dikkat çeken Rerolle, şöyle devam etti: “Elektrik, su, doğalgaz nasıl öncelikli bir temel hizmet ise fibe - re de öyle bakılmalı. Türkiye’de mevcut fiber altyapıya erişimin düzenlenmesi ve yeni yatırımların ortak altyapı üzerinden gerçekleştirilmesi önem taşıyor. Sektör olarak, bir an evvel fiber yayılımını sağ - lamalıyız. Bunun için iki şeye ihtiyaç var. Birincisi, herkesin mevcut yatırımlarını maliyet bazlı bir fiyatlandırma modeliyle paylaşabilmesi. İkincisi, 2023 fiber he - deflerine ulaşmak için nasıl bir yatırım modeli oluşturulması gerektiğine karar verilmesi. Türkiye’deki fiber ayakizini yaygınlaştırmak, sadece sabit pazar için Dijital Biz 98 Dijital Biz 99
Sayfa 100 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Akıllı telefon ve tabletlerindeki EMUI 10 arayüzü ile kullanıcı deneyimini üst seviyelere çıkartan Huawei, EMUI 11 ile birlikte bu deneyimi daha da geliştiren adımlar atıyor. EMUI 11 Beta kullanıcı testi ile Huawei, doğ - rudan kullanıcıların kendisinden geri bildirim alarak, ihtiyaçlarına en uy - gun arayüzü sunacak. Şu anda yeni nesil tüm cihazlarında kul - lanılan EMUI 10 ile Dergi Stili UI düzeni, Morandi Renkler sistemi, Dark Mod, Altın Simgeler, Yeni Animasyonlar ve Geliştiril - miş gizlilik özellikleri gibi birçok yeni özel - liği kullanıcıların hayatına sunan Huawei, EMUI 11 ile birlikte çıtayı daha da yük - seltiyor. EMUI 11, Her Zaman Açık Ekran (AOD) seçenekleriyle kullanıcıların ekran - larını kişisel bir yetenekle özelleştirmele - rine olanak tanıyor. Ressam Piet Mondri - an’ın çalışmalarından esinlenen yeni AOD için ana renk paleti olarak kırmızı, sarı ve mavi benimsendi. Kullanıcılar ayrıca AOD renk paletini kendi fotoğraflarıyla kişisel - leştirebiliyor. Örneğin, kullanıcılar, kıya - fetlerinin bir fotoğrafını çekerek AOD’nin rengini günlük kıyafetleriyle eşleştirebiliyor. AI algoritmaları, görüntünün renk skalasını çıkararak AOD için eşleşen bir palet oluş - turuyor. Multi-Screen Collaboration gibi Huawei’nin dağıtık teknolojisiyle desteklenen tüm senaryo özellikleri, EMUI’nin temel özel - likleri haline geldi. Bu teknoloji, cihazların sanallaştırılmasını ve yazılım yeteneklerini birbirleriyle paylaşmasını sağlıyor. Dağıtık teknolojide yapılan iyileştirmelerden yararlanan Çoklu Ekran İş Birliği artık üç et - kin pencereyi birden destekliyor. Öğrenciler, çevrim içi derslere katılırken bile bu özelli - ği etkili bir şekilde kullanabiliyor. Örneğin, video izlemek için ilk pencereyi, not alma uygulaması için ikinci pencereyi kullanabili - yor ve üçüncü pencerede sınıf arkadaşları ile ders materyallerini tartışabiliyor. Haber EMUI 11 Beta Testlerini Başlattı 14 Ekim’e kadar devam edecek kayıtlar ilk katılımcılar ile sınırlı olacak. EMUI 11 beta testi hakkında detaylı bilgiye aşağıdaki bağ- lantıdan ulaşılabilir: https://consumer.huawei.com/tr/community/deta- ils/topicId_126764/ Çoklu Ekran İş Birliği ayrıca, PC’ler ve tabletler arasında sinerji sağlıyor. Bağlan - tı kurulduktan sonra tablet, bilgisayar için harici bir web kamerası veya ikinci ekran görevi görebilirken, bilgisayar ise giriş çevre birimlerini tablet ile paylaşabiliyor. EMUI 11 Beta kullanıcı testi programı EMUI 11 Beta test programına katılmak isteyen kullanıcıların, Huawei Friendly User Test uygulamasına girip, beta test için kayıt yaptırmaları gerekiyor. FUT uy - gulaması, aşağıdaki linkten indirilip tele - fona kurulabiliyor: https://consumer.huawei.com/tr/support/fut/ Huawei ID ile giriş yapılan uygulama içerisinde “Kişisel” bölümünden “Projeye katıl” bölümüne giriş yapılarak buradan ilgili proje seçiliyor. Bir süre sonra beta test programına kayıt olan kullanıcılar, telefonlarına gelen HOTA yükseltme bil - dirimini otomatik olarak alacaklar. Tele - fon güncellendikten sonra EMUI 11 beta versiyonu yüklenmiş olacak. Huawei Türkiye EMUI 11 Beta Test Katılım Şartları ve Koşulları Huawei Türkiye tarafından ithal edilen ve Beta Test için açıklanan telefon modeli sahipleri bu faaliyete katılmaya hak kaza - nırlar. Bootloader olarak bilinen kilidi açılmış veya Root yapılmış veya herhangi bir şe - kilde donanımı veya yazılımı değiştirilmiş cihazlar EMUI 11 beta testine katılamaz - lar. Aşağıda EMUI 11 beta testine katılım sağlayabilecek olan modeller ve derleme numaraları (yazılım versiyonları) belirtil - miştir: P40 Pro 10.1.0.154 (C432E8R6P1) 10.1.0.154 (C432E8R5P1) 10.1.0.154 (C432E8R4P1) P40 10.1.0.154 (C432E6R4P1) 10.1.0.154 (C432E6R5P2) 10.1.0.154 (C432E6R6P1) Mate30 Pro 10.1.0.259 (C432E6R7P1) 10.1.0.259 (C432E6R8P1) Dijital Biz 100 Dijital Biz 101
Sayfa 102 — dergide görüntüle
Pazar araştırma şirketi GlobalData’nın hazırladığı 5G aktarım portföylerinin değerlendiği en son raporda Ericsson, 5G Transport kategorisinin lideri oldu. Ericsson kapasite, ölçeklenebilirlik ve 5G Xhaul desteği gibi önemli alanlarda en yüksek puanları aldı. Ericsson’ın 5G Transport portföyü Kapasite ve Ölçeklenebilirlik, *5G Xhaul Desteği, Zamanla- ma ve Senkronizasyon, Güç ve Fiziksel Karak- teristikler alanlarında satın alma değerlendirme- sinde en yüksek puanları aldı. Raporda şirketin sağladığı ağ bölünebilirliği, programlanabilirliği ve portföy kapsamı “çok güçlü” olarak tanımlandı. GlobalData Telekom Teknolojileri ve Yazılım Baş Analisti Emir Halilovic konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “En son ‘5G Transport: 5G Transport: Competitive Landscape Assessment’ raporumuzda Ericsson’ın 5G Transport kate- gorisinin lideri olduğunu açıklamaktan mutluluk duyuyoruz. Ericsson’ın kapsamlı 5G aktarım portföyü tüm dağıtım senaryolarını destekli- yor ve 5G hizmetleri için gerekli kapasite ve ölçeklenebilirliği sunuyor.” GlobalData’ya göre Ericsson’ın 5G Transport Portföyü pasif ve aktif, iç ve dış mekân optik seçeneklerini birleştiren zengin bir fronthaul portföyüne sahip. Kapsamlı ve çok yönlü dış ve iç mekân hücresel tesis yönlendirici portföyüne sahip ve portföyde bulunan yönlendirici ve optik parçalar genelinde çok güçlü zamanlama ve senkronizasyon desteği bulunuyor. Ericsson Aktarım Ağları Ürün Ailesi Başkanı Mika Heikkinen ise konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “Aktarım ağı, yeni 5G sek- tör ve kullanıcı kullanım alanları için en iyi performansı sağlamada büyük önem taşıyor. 5G aktarım alanında lider olarak tanınmak, servis sağlayıcıların şehir merkezlerinin yanı sıra uzak ve kırsal alanlarda yüksek kapa- siteli ve her yerde bağlantı sunmalarını en iyi Ericsson’ın sunabildiğini gösteriyor.” Haber 5G Transport’un Lideri Well5G.com: 5G ve Telekomünikasyon… Dijital Biz 102
Sayfa 104 — dergide görüntüle
Kasım 2020 Dünya hızla dijitalleşiyor. Veri güven - liğinin her geçen gün daha çok önem kazandığı yeni ortamda veri merkezi eğitimlerine katılarak sizde profesyo - nel bir veri merkezi yöneticisi olabi - lirsiniz. Günümüzde hızla yayılan dijitalleşme trendi veri merkezlerini daha önem - li hale getirdi. Bu alanda veri merkezi profesyonellerine yönelik olarak profes - yonel eğitim çözümleri sunan DCTech Education Center 2021 yılı eğitim takvi - mini yayınladı. 15 yılı aşan sektör tecrü - besi ve her biri alanının en iyisi uzman eğitmenler ile dünya standartlarında veri merkezleri eğitimleri veren DCTech Education Center eğitimlerine katılarak profesyonel bir veri merkezi yöneticisi olabilirsiniz. Veri merkezleri işletmeler için hayati önemde Günümüz bilgi dünyasında verilerini gü - venli bir şekilde saklayan ve yedekleyen şirketler rakiplerinin bir adım önüne geçi - yor. Doğabilecek veri kayıpları ise işletme - lere ciddi zararlar verebiliyor. İşte bu ne - denle veri merkezlerinin sağlıklı çalışan, iyi korunan ve profesyonelce yönetilen yerler olması gerekiyor. Kısacası veri merkezi profesyonelleri ile çalışmak işletmeler için hayati önemde. İşte bu yüzden veri mer - kezi eğitimlerine veri merkezi profesyoneli olmak, veri merkezlerinin yapısını öğren - mek ve veri merkezleri hakkında kendini geliştirerek sertifika almak isteyen herkes katılabiliyor. Bugüne kadar DCTech Edu - cation Center’in düzenlediği veri merkezi eğitimlerine ülkemizin en önemli marka Haber Veri Merkezi Yöneticisi Olmak için Geç Kalmayın şirketlerinde görev yapan yöneticiler katı - lım gösterdi. Kalite ve memnuniyet odaklı eğitim DCTech Education Center, Türkiye’nin önde gelen veri merkezi eğitim firmaları arasında yer alıyor. Firma öncelikle müşte - ri talep ve ihtiyaçları doğrultusunda profes - yonel eğitim planlamaları yapıyor. Her bir eğitim alanının en iyisi eğitmenler tarafın - dan veriliyor. Koşulsuz müşteri memnuni - yetine dayanan kalite odaklı eğitim anla - yışı çerçevesinde güler yüzlü ve keyifli bir öğrenme ortamı sunan DCTech Education Center, eğitim sonrasında doğabilecek her türlü soruna karşı firmanın yanında yer alıyor. Siz de DCTech Education Center tarafın - dan düzenlenen Veri Merkezi Eğitimlerine katılarak veri merkezi yönetimi konusunda uzmanlaşabilir, veri merkezinizi çağa uy - gun olarak planlayabilir ve veri merkezinizi profesyonel şekilde yönetebilirsiniz. Kayıt yaptırmak ve indirimli fiyatlardan yararlan - mak için son tarih 25 Aralık 2020. Veri merkezi eğitim takvimine ulaşmak için: https://dctechedu.com/egitim-takvimi/ Dijital Biz 104 Dijital Biz 105
Sayfa 106 — dergide görüntüle
KAMU BİLİŞİM HAFTASI “Potansiyelini Bilişimle Keşfet” SİBER GÜVENLİK PARMAK İZİ VERİ MERKEZLERİ LMS DİJİTAL DÖNÜŞÜM MOBİL CÜZDAN SD-WAN AÇIK KAYNAK SİMÜLASYON SİSTEMLERİ 1 MİLYON İSTİ/g4FDAM GÜVENLİK SİSTEMLERİ UZAK MASAÜSTÜ ÖDEME SİSTEMLERİ OYUN TEKNOLOJİLERİ AR/VR BÜYÜK VERİ BULUT BİLİŞİM VİDEO KON/g46ERANS NESNET/5G CRM SANALLAŞTIRMA 7-11 Aralık 2020 Canlı yayın: Kamu Bilişim Derneği Youtube kanalı kbdturkiye kamubilisimdernegi kamubilisimdernegi
