Mart 2021 Sayısı — Metin Görünümü
Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku
Sayfa 1 — dergide görüntüle
Dijital Biz Bilişim, Ekonomi, İş Dünyası Dergisidijitalbiz.com MART 2021 SAYI: 18 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Dijital Gelecek Türkiye’nin Uzay Yolculuğu Başlıyor Ay Misyonu Hazırlıkları Devam Ediyor Şenol Vatansever, Clubhouse Hakkında Anadolu Ajansı’na (AA) Açıklamalarda Bulundu Türkiye’nin Dijital Merkez Bankası Parası Çıkarma Çalışmaları Devam Ediyor Yapılan 7751 Başvurudan 5968’ini Sonuçlandırdık Dr. Ali Taha KOÇ T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Kamu Dijital Dönüşüm Lideri
Sayfa 2 — dergide görüntüle
Mart 2021 VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com SOSYAL MEDYA Arzu Tufan arzu.tufan@dijitalbiz.com Samet Bayrakçı samet.bayrakci@dijitalbiz.com BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ MART 2021 SAYI: 18 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER Dijital Geleceğimizi Hep Birlikte İnşa Edeceğiz Dijital Biz Dergisi olarak bu sayımızda T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönü- şüm Ofisi Başkanı ve Kamu Dijital Dönüşüm Lideri Sayın Ali Taha Koç ile çok geniş kapsamlı bir röportaj ger- çekleştirdik. Sayın Başkanla bugüne kadar yapılmış en detaylı röportaj özel- liğini taşıyor. Kendisine sektörün merak ettiği hususları sorduk, bilgilendirici ve doyurucu cevaplar aldık. 32 sayfalık bu röportajı tekrar tekrar okumanızı tavsiye ederiz. 14 Mart 2018 tarihinde ortaya koyduğumuz yüksek teknoloji, mutlu insan ve dünya barışı temelli “Gelecek 5.0” yaklaşımımızın birçok maddesi T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, ilgili bakanlıklar ve kurumlar tara- fından hayata geçirildi. Bazı maddeleriyle ilgili çalışmaların “Dijital Türkiye” vizyonu ve “Milli Teknoloji Hamlesi” doğrultusunda devam ettiğini görmek de memnuniyet verici. Sayın Koç’un da altını çizdiği gibi, bilişim sektörü hem kendisinin oluşturduğu yüksek katma değer hem de sunduğu ürün ve hizmetlerin diğer sektörler- deki verimlilik artırıcı etkisi nedeniyle ülke ekonomisi açısından kilit önemde. Böylesi önemli ve dinamik bir sektördeki sorun ve aksaklıklar ile fırsatların tespiti ve bunlara yönelik politika önerileri geliştirilmesi noktasında sivil toplum kuruluşlarının (STK) son derece önemli bir rolü olduğunu ifade etmesini sek- tör STK yöneticileri olarak çok değerli buluyoruz. Sayın Koç’un röportajın son cümlesinde ifade ettiği “Gelin dijital geleceğimizi hep birlikte inşa edelim…” sözünü üzerimize görev olarak aldığımızı belirterek, Kurucu Başkanı olarak devam ettiğim Global Bilişim Derneği (BİDER) ve BİLİŞİM GRUBU ile ilgili aşağıdaki değerlendirmeleri için çok teşekkür ederiz: “Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bilişim sektöründeki farklı STK’larla temas halinde olmak, sektörün sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin alternatif fikirleri dinlemek bizim açımızdan son derece önemli. Bu anlamda; bilişim sektörün- den, üniversitelerden, üretici ve çözüm sağlayıcılarından, sektör basınından ve kanaat önderlerinden müteşekkil üye yapınızın sektörel politikaların etkin şekilde tasarlanması, tartışılması ve ilgili aktörler arasında iş birliğinin geliştiril- mesine ciddi anlamda katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ayrıca, benimsemiş olduğumuz yerli ve milli teknoloji yaklaşımını ülkemiz açı- sından son derece değerli buluyorum. Ülkemizin kalkınması için her alanda yerli ve milli teknolojilerimizin gelişmesi ve buna yönelik çalışmaların destek- lenmesi Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bizim de ana önceliğimiz. Derneğinizin de çalışmalarında bu konunun önemine atıfta bulunmanız ve faaliyetleriniz- de yol gösterici, destekleyici ve katkı verici çalışmalar içinde bulunacağını vurgulamanız gerçekten bizim de sivil toplum kuruluşlarından beklediğimiz hususlar.” Sayın Koç’un da vurguladığı gibi; Sayın Cumhurbaşkanımız her fırsatta Türkiye’nin dijital dünyada çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getire- rek, “Yüksek teknolojiye dayalı ürünleri tasarlayan, geliştiren, üreten ve tüm dünyaya satan bir Türkiye için hep birlikte daha çok çalışmamız gerektiğinin” altını çiziyor. Dijital geleceğimizi hep birlikte inşa edeceğiz… Dijital Biz 3
Sayfa 4 — dergide görüntüle
Dijital Gelecek, Dr. Ali Taha KOÇ - T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi 06 Türkiye’nin Uzay Yolculuğu Başlıyor 38 Ay Misyonu Hazırlıkları Devam Ediyor 46 Dünyanın İlk Seri Üretim Sürücüsüz Elektrikli Otobüsü 50 TOGG’un Havası Yerinde 52 Şenol Vatansever, Clubhouse Hakkında Anado- lu Ajansı’na (AA) Açıklamalarda Bulundu 56 Yeni Sosyal Medya Devrimi 58 Sosyal Medya Şirketlerinin Tekelleşen Gücü 60 KKTC’nin Altyapısını Büyütüp Geliştireceğiz 62 Fiber Yatırımlarımız ile İletişim Hızı Daha da Artacak 64 İçindekiler Bilişim ve İletişim Sektörlerinde Yerli ve Milli Atılım Tüm Hızıyla Sürüyor 66 Mobil İletişimde Milli Adımlar Atılıyor 68 Türkiye’nin Dijital Merkez Bankası Parası Çıkarma Çalışmaları Devam Ediyor 72 Model Fabrika ve Yenilik Merkezleri 74 Türkiye Ekonomisi Kendisini Tamir Edebilen Bir Ekonomidir 76 Kripto Para Şikayetleri Yüzde 8 Bin 619 Arttı 80 Yapılan 7751 Başvurudan 5968’ini Sonuçlandırdık 82 Türkiye’de ve Dünyada Derin Teknoloji Girişimciliği 84 Türkiye’nin Etkili Genç Liderleri Geliyor 88 Covid-19 Liderlerin Rolünü Değiştirdi 90 Şirketlerin Çağrı Karşılama Maliyetlerini 5’te 1’e İndiriyor 94 Dijital Biz 4
Sayfa 6 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj Dijital Gelecek Lisans eğitimini 2001 yılında, tam burslu olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümünde bitirdikten sonra, yüksek lisans ve dokto- rasını yine burslu olarak ABD’deki Teksas Üniversitesi Dallas Elektrik Mühendisliği bölümünde tamamlamıştır. 2006 yılında Ar-Ge mühendisi olarak ABD’de Intel’e katılan Koç, Intel’de bulun- duğu süre içerisinde 61 patent geliştirmiş, 23 makalesi bilimsel dergilerde yayımlan- mış, uluslararası birçok proje geliştirmiş ve yönetmiştir. 2013 yılında Intel’de en çok patent üreten 10 mühendisten biri olarak ödül almıştır. 2014 yılında Türkiye’ye dönüş yapmasın- dan sonra Başbakanlık Baş Müşaviri ola- rak göreve başlamış ve aynı yıl Cumhur- başkanlığı Bilgi Teknolojileri Başkanlığına atanmıştır. Eş zamanlı olarak Cumhurbaş- kanlığı Güvenlik Politikaları Başkanlığın- da Devlet Bilgi Koordinasyon Merkezi’nin kurulum sürecini yönetmiş ve bu kapsam- da tüm bakanlıklardan ve güvenlik birim- lerinden Cumhurbaşkanlığı’na bilgi akışı sağlanmıştır. 12 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Dijital Dönüşüm Ofisi Baş- kanlığına atanmıştır. Cumhurbaşkanlığındaki görevlerinin yanı sıra Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. yönetim kurulu üyesi olan Koç, ileri derecede İngilizce bilmekte olup, Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elek- tronik Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora dersleri de vermektedir. Aynı zamanda lisanslı bir pilot olan KOÇ, evli ve bir çocuk babasıdır. Kurumunuz, sektörünüz ve faaliyet alan- larınız ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Yaşadığımız çağın en dikkat çeken özel- liği, baş döndürücü bir hızla gelişen dijital teknolojiler ve bu teknolojilerin toplum üzerinde meydana getirdiği dönü- şümlerdir. İşletmelerin hayatta kalmak için dijital olarak hızlı bir şekilde dönüştüğü ve rekabet gücünü artırmaya çalıştığı, kamu- nun sadece kamu hizmetlerinin elektronik ortama taşınmasından değil, kurumlar arası iş birliğini artırarak kamu verisinden daha fazla değer üretmeyi hedeflediği, bireylerin dijital teknolojilerin kullanımına yönelik yetenek dönüşümlerini gerçekleş- tirmeye çalıştıkları bir dönemi yaşamak- tayız. Dijital teknolojiler ve büyük ölçekli veri akışları, insanların yaşama ve çalışma, birbirleriyle etkileşim, ekonomiye katılma ve kamuyla ilişki kurma şeklini temelden değiştirmektedir. Kamu perspektifinden, dijital dönüşüm vaadini ortaya çıkarmanın anahtarı, tüm alanlarda entegre ve tutarlı politikalar geliştirmekten geçmektedir. Bugüne kadar ülkemizde kurum ve kuru- luşlar, ihtiyaçları doğrultusunda dijitalleş- meye yönelik çeşitli çalışmalar yürüttü. Ancak bu çabalarla dijitalleşme açısından belirli ölçüde yol alınsa da, üst seviye koordinasyondan yoksun ve tekil ihtiyaç- lara odaklı bu girişimler, maalesef makro düzeyde bir dönüşüm sağlayamadı. Ulusal stratejilerde ortaya konan hedef- lerin büyük bir kısmı birden fazla kurum veya kuruluşun eşgüdüm ve koordinas- yon içerisinde çalışmasını zorunlu kıl- maktadır. Bu eşgüdümün sağlanması ise merkezi koordinasyon işlevi olan ku- rumsal ve güçlü bir üstyapının teşkili ile mümkün olabilecekti. Nitekim ülkemiz, Cumhurbaşkanlığı Hü- kümet Sistemine geçiş ile birlikte hızlı, efektif ve etkin bir yönetim şekline kavuş- muştur. Dijital dönüşümden beklenenlerin ger- çekleşebilmesi için kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi, ortak altya- pıların kurulması ve kullanılması, Dr. Ali Taha KOÇ T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Kamu Dijital Dönüşüm Lideri Gelin dijital geleceğimizi hep birlikte inşa edelim… Dijital Biz 6 Dijital Biz 7
Sayfa 8 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj veriye dayalı etkin karar alma süreç- lerinin oluşturulması, nitelikli insan kaynağı ve kapasitesinin geliştirilmesi ile vatandaş odaklı, güvenilir, birlikte çalışabilir, bütünleşik ve etkin bir Dijital Türkiye yapısının kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu sebeple, Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına bağlı olarak, 1 sayılı Cumhurbaş- kanlığı Kararnamesi kapsamında Dijital Dönüşüm Ofisimiz kurulmuştur. Dijital dönüşüm denilince aklımıza genel- de teknoloji geliyor, ama esasında Dijital Dönüşüm, dijital teknolojilerin kullanımı ve geliştirilmesi yoluyla, ekonomik ve sos- yal refahın artırılmasına yönelik insan, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında ger- çekleştirilen bütüncül bir dönüşümü ifade etmektedir. Dijital dönüşüm kendi içinde bir amaç gibi gözükse de aslında bir araçtır. Malumunuz, dijital altyapı ve uygulamalar sosyo-ekonomik yaşamın tüm boyutları- nı ve kesimlerini etkileyen “genel amaçlı teknoloji” haline geldi ve bu süreç özellikle yapay zekâ gibi veriden değer üretmeye odaklı teknolojilerin yaygınlaşmasıyla de- vam ediyor. İnancımız odur ki; bu alandaki teknolojik altyapı ile insanların dijital teknolojileri kullanabilme yeteneğini artırdığımız ve tüm sektörlerdeki iş süreçlerimizi de buna göre yeniden tasarlayabildiğimiz ölçüde, hem normal ekonomik aktivitelerdeki katma değeri ve rekabet gücümüzü artırmış hem de pandemi gibi beklenmedik durumlara adapte olabilme kapasitemizi yükseltmiş olacağız. DDO olarak çalışmalarımızın kapsamını ve odağını bu vizyonla şekillendiriyoruz. Dijital Biz 8 Dijital Biz 9
Sayfa 10 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj Dijital Dönüşüm Ofisimiz bünyesinde kurdu- ğumuz; • “Dijital Dönüşüm Koordinasyon Dai- resi” ile ülkemizde insan, iş süreçleri ve teknoloji alanında bütüncül bir dönüşümü gerçekleştirmek, • “Dijital Teknolojiler, Tedarik ve Kay- nak Yönetimi Dairesi” ile teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir Türkiye olmak için, millî teknolojilerin ve yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine katkı sağla- mak, • “Dijital Uzmanlık, İzleme ve Değer- lendirme Dairesi” ile kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi ve iletişim teknolojileri projelerinin planlanması ve yürütülmesi- ne teknik destek sağlamak, • “Siber Güvenlik Dairesi” ile siber güvenlikle ilgili politika, strateji ve eylem planlarını hazırlayarak, ülke çapında et- kin şekilde uygulanmasını sağlamak, • “Büyük Veri ve Yapay Zekâ Uygula- maları Dairesi” ile büyük veriden değer ekonomisine geçişi gerçekleştirmek ve • “Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkan- lığı” ile de dijital dönüşüm alanında ulus- lararası kuruluşlar ve ülkelerle iş birliğini artırmaya yönelik, Tüm paydaşlarla birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dijital dönüşümü hayata geçirmede doğru vizyon ve stratejinin varlığı ne kadar önem- liyse, sürecin bu alanda bir lider öncülüğün- de yürütülmesi de dijital dönüşümün hayata geçirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda, 24 Ekim 2019 tarihli ve 30928 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 48 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında Dijital Dönüşüm Ofisinin görev ve teşkilat yapısı detaylandırı- larak, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı, Kamu Dijital Dönüşüm Lideri olarak tanımlanmıştır. Kamu Dijital Dönüşüm Lideri, kamu kurum- larının performans ve hizmetlerinin verimlili- ğini artırmak ve kamunun dijital dönüşümü- ne öncülük etmek amacıyla kamuda dijital dönüşüm stratejilerinin oluşturulması ve uygulama süreçleri başta olmak üzere dijital dönüşüm yol haritalarının hazırlanmasından sorumludur. Bu açıdan Kamu Dijital Dönüşüm Lideri bir pozisyon olmayıp, bir fonksiyon olarak kar- şımıza çıkmaktadır. Dijital Dönüşüm alanında başarılı ülkeler incelendiğinde, “Bilişim Üst Yöneticisi (Chief Information Officer, CIO)” veya “Dijital Dö- nüşüm Lideri (Chief Digital Officer, CDO)” pozisyonlarının kamu yönetimine uyarlandı- ğı görülmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemimizin ilk kalkınma planı olan On Birinci Kalkınma Planında, her alanda verimliliği artırarak, milli teknoloji hamlesiyle uluslararası dü- zeyde rekabet gücü kazanılmasına yönelik daha fazla değer üreten bir ekonomik ve sosyal kalkınma süreci öngörülmektedir. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak, kurumlar, altyapı ve becerilerdeki yetkinliği artırmak amacıyla, On Birinci Kalkınma Planında kri- tik teknoloji alanları olarak belirlenen yapay zekâ, büyük veri ve siber güvenlik alanları- nın yanı sıra kamunun dijital dönüşümünde Dijital Türkiye hizmetlerinin sunumuna aracı- lık ederek, kurumlar arası iş birliğini artırma- ya yönelik çalışmaları sürdürmekteyiz. Bu kapsamda, kamu hizmetlerinin kullanıcı odaklı bir bakış açısıyla, etkinliği ve birlikte işlerliği sağlayacak modernizasyon ve süreç iyileştirmelerini yaparak elektronik ortama taşınması ve e-Devlet Kapısı üzerinden sunulmasına yönelik çalışmalara hız vermiş durumdayız. Amacımız sadece hizmetlerin dijitalleşmesi değil bu hizmetlerin performans ölçümleme- lerinin de yapılabilir hale getirilmesidir. Bir taraftan buna yönelik çalışmalarımız de- vam ederken diğer taraftan e-Devlet anlayı- şına yeni bakış açıları geliştirerek veri yöne- timi ve güvenliği konusunda atılan adımların Dijital Biz 10 Dijital Biz 11
Sayfa 12 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj nikasyon alt yapısı ile birlikte dijital teknolo- jilerin kullanımının ne denli önemli olduğunu ve krizden çıkış için yeni fırsatlar doğurdu- ğunu bize bir kez daha hatırlattı. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu işlemle- rin birçoğunu e-Devlet Kapısı üzerinden ya- pabilmeleri, Covid-19 ile mücadelede sosyal izolasyonun sağlanmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Nitekim pandemi sürecinde; • Ücretsiz maske başvurularından, • Seyahat İzin Belgelerine, • Pandemi Sosyal Destek Başvurularından • HES Kodu üretme ve listelemeye kadar birçok hizmet e-Devlet Kapısı üzerin- den sunulmaya başlanmıştır. Bunların yanı sıra; • Adınıza kayıtlı gayrimenkul satış işlemi baş- vurusu yapabilir, • İhtiyaç anında araç muayene raporunuzun barkotlu çıktısını alabilir, • Adınıza açılmış tüm mobil hatları görüntüle- yebilir, • Nüfus Müdürlüklerine gitmeden adres deği- şikliği yapabilir, • Hangi bankada hesabınız olduğunu öğrene- bilir ve • Gelir Kaybı Desteği, Kira Desteği ve Ciro Kaybı Desteğine anında başvurabilirsiniz. Ayrıca, abone sayısı 200.000’in üzerinde olan Mobil, Sabit, İnternet, Kablo Tv ve Uydu İşletme- cilerine ait Borç/Alacak Sorgulama ve Ödeme/ İade İşlemlerinizi e-Devlet Kapısı üzerinden ya- pabilir, mobil ve internet abonelikleri kapsamında 12 farklı operatörün sunmuş olduğu hizmetlere ait fesih ve başvuru işlemlerinizi artık bayiye gitmeden dijital ortamda gerçekleştirebilirsiniz. Sosyal yardım ödemeleri, emekli maaşları, kısa çalışma ödeneği, doğum yardımı gibi PTT üze- rinden adınıza yapılan kurum ödemelerine ait sorgulamaları da artık e-Devlet Kapısı üzerinden yapabilirsiniz. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak sadece e-Dev- let Kapısında sunulan hizmetlerin sayısının ardından yerli ve milli yazılımlar/ürünler üzerinde koşan bir dijital devlet altyapısını hayata geçirmektir. Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi ve sonu- cunda oluşan Dijital Türkiye Portali başlı başına bir başarı hikâyesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde, 18 Aralık 2008 tarihinde açılışı yapılan e-Devlet Kapısı bugün 12 yaşında. O gün, 22 kamu hizmetiyle açılan e-Devlet Ka- pısı üzerinden, Şubat 2021 sonu itibariyle 746 kuruma ait 5 bin 596 adet hizmet sunulmaktadır. Kullanıcı sayımız 53,7 milyonu aşmıştır Bildiğiniz üzere e-Devlet Kapısı 15 yaş üstü vatandaşlarımıza hizmet vermektedir. Şifre zarfı alma yeterliliği bulunan toplam nüfusumuzun yaklaşık yüzde 83’ü e-Devlet Kapısı kullanıcısıdır. Bu oranı detaylandıra- cak olursak; • 15-29 yaş arası nüfusun %77,86’sı, • 30-44 yaş arası nüfusun %92,58’i, • 45-64 yaş arası nüfusun %85,91’i, • 65 yaş üstü nüfusun ise %67,52’si e-Dev- let Kapısı kullanıcısıdır. Yaş grupları arasında %67,52 oranıyla en düşük kullanıcı yüzdesine sahip 65 yaş üstü kullanıcı sayısı yaklaşık 5,37 milyondur. Gerçi bu haliyle bile sırf 65 yaş üstü kulla- nıcı sayımız, Lüksemburg’dan Estonya’ya kadar bazı Avrupa Birliği ülkelerinin toplam nüfusundan daha fazladır. 65 yaş üstü kullanıcı sayımızı artırmak ve özellikle pandemi döneminde sağlıklarını korumak amacıyla evden çıkmadan işlem yapabilmeleri amacıyla bir proje başlattık. Bu projemiz Ankara ve İstanbul’da hayata geçti. Adrese Teslim Şifre Başvurusu Hizmetinin pilot uygulaması neticesinde 65 yaş üstü artırılmasına yönelik çalışmalara değil, aynı zamanda hizmet kapsamının genişletilmesi ve bütünleşik hizmetlerin dijital ortama akta- rılmasına da hız vermiş durumdayız. Bu kapsamda, 9 Haziran 2020 tarihinde ilk bütünleşik hizmetimiz olan “Araçlarım Bü- tünleşik Hizmeti”ni açtık. Bugüne kadar 86 milyondan fazla kullanılan “Araçlarım Bü- tünleşik Hizmeti” ile kullanıcılar; araçlarına ait sigorta, ceza, muayene, otoyol geçişi ve borç durumu bilgilerini görüntüleyip ödeme işlemlerini yapabiliyorlar. Bunun yanı sıra çalışma hayatını oluşturan iş ve işlemlerin bütünleşik bir yapıda sunulması için “Çalışma Hayatım Bütünleşik Hizmeti” ile Adrese dayalı iş ve işlemlerin bütünleşik bir yapıda sunulacağı “İkametgâhım Bütünleşik Hizmeti”nin açılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte, iş sürekliliği ve esnekliğinin sağ- lanması amacıyla dijital hizmetlerin kullanımı her zamankinden daha fazla önem kazan- mıştır. 2008-2018 yılları arası 11 yılda e-Devlet Ka- pısına toplam giriş sayısı 2.635.151.321’dir. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak yaptığımız çalış- malar neticesinde son iki yılda e-Devlet Kapı- sına toplam giriş sayısı 3.485.415.082’dir. 2019 yılında 1,1 milyar olan giriş sayısı 2020 yılı sonunda 2.305.790.643’e erişmiştir. Dijital Dönüşüm sadece hizmet sunumu de- ğil, iş süreçlerini de sadeleştirmeyi gerektirir. Bürokratik işlemlerde kaybedilen zamanı telafi etmek, vatandaş ile özel sektör üze- rindeki bürokratik yükleri azaltmak amacıyla Ofisimizin koordinasyonunda; 1 Cumhurbaşkanlığı Kararı, 41 Yönetmelik ve 13 Tebliğ’de değişiklik yapılarak Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 111 süreç sade- leştirilmiştir. olup daha önce şifre almamış vatandaşları- mıza, başvurmaları halinde şifrelerini evle- rinde teslim ediyoruz. Artık yaşlılarımız gelemiyorsa biz onlara gidiyoruz. Tıpkı, e-Devlet Kapısı üzerinden hizmetleri vatandaşımızın ayağına götürdüğümüz gibi. Tabi ki şifre zarfı haricinde, İnternet Bankacı- lığı, E-İmza, Mobil İmza ve T.C. Kimlik Kartı ile de e-Devlet Kapısı’na giriş yapılabilmek- tedir. Bu yöntemlerden biri ile giriş yaptıktan sonra şifre oluşturulabilmekte ve sonraki girişlerde bu şifre kullanılabilmektedir. e-Devlet Kapısı aracılığıyla sunulan bilgi ve hizmetlerin mümkün olan en geniş kitleye sunulabilmesi ve erişilebilirliğinin tüm vatan- daşları kapsayabilmesi en önemli hedefleri- miz arasındadır. Engelleri e-Devlet Kapısından verilen hiz- metlerle aşmaya çalışıyoruz. Birçok kurumumuzun engelli vatandaşların iş ve işlemlerini ilgilendiren hizmetleri e- Devlet Kapısı’na entegre etmesiyle, bu hiz- metler için engelli vatandaşlarımızın kurum- lara gitme gerekliliği de ortadan kalkmıştır. e-Devlet’te Engel Yok projesi kapsamında gerçekleştirilen Engelsiz Çağrı Merkezi pro- jesi ile işaret dili bilen e-Devlet Kapısı Çağrı Merkezi çalışanları ile görüntülü olarak gö- rüşme imkânına kavuşan engelli vatandaş- larımız e-Devlet Kapısı ile ilgili tüm soru ve sorunlarına buradan destek alabilmektedir. Engelliliğin birey ve ailesi için zorlu yaşam koşullarını beraberinde getirdiğini unutma- malıyız. “Engelsiz bir dünya için engelleri e-Devlet Kapısıyla aşalım” sloganıyla çık- tığımız yolda, onların yaşadığı sorunların çözümüne yönelik hepimize büyük görevler düşmektedir. Hayatımızı, yaşam şeklimizi ve alışkanlıkla- rımızı etkileyen Covid-19 salgını, telekomü Dijital Biz 12 Dijital Biz 13
Sayfa 14 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj leneceği konusundaki tartışma, dünyanın herhangi bir yerinde verilerin nasıl saklana- cağı, işleneceği ve bunlara nasıl erişileceği gibi dikkate alınması gereken bir dizi önemli konuyu beraberinde getirmektedir. Özellikle kişisel verilerin korunumu kapsa- mında veri gizliliğinin temel bir insan hakkı olduğu unutulmamalıdır. Çalışmalarımızı bu bilinçle sürdürmekteyiz. Her veri konuşur ve bir şeyler söyler. Verinin değere dönüşmesi ancak yerli ve milli bir anlayışla mümkündür. Verinin değere dönüşmesinde kullanılan önemli araçlardan birisi de yapay zekâ tekno- lojileridir. Yapay zekâ alanında olmazsa olmazımız; Türkiye’nin verisinden değer üretebilmek, yerli ve milli yazılımlar geliştirerek toplumu- muza ve ekonomiye katkıda bulunabilmektir. 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programında yer alan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi hazırlık ça- lışmalarına Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile birlikte devam etmekteyiz. Ulusal Yapay Zekâ Stratejimiz, yapay zekâ teknolojileri alanında yol haritasını ortaya koymakta, kritik teknoloji alanlarına yönelik atılması gereken adımlar ile yapay zekâ ala- nında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ve toplumsal dönüşüm için yapılması gereken öncelikli çalışmaları içermektedir. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 yılına doğru ilerlerken kritik teknolojilerin yerlileştirilmesiyle beraber toplumsal refahı artıracak dijital hizmetlerin yaygınlaştırılması, ülkemizin önemli öncelikleri hâline geldi. Bu kapsamda; yapay zekâ alanı bir tercih meselesi olmayıp “Dijital Türkiye” vizyonu ve “Milli Teknoloji Hamlesi” doğrultusunda kal- kınma hedeflerimizin en büyük taşıyıcıların- dan biridir. Bu sayede hizmet başına düşen ortalama belge sayısı azaltılmıştır. “Sıfır belge” esasına dayalı kamu yönetimi için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Toplumun ve kişilerin sağlığını korumak ve virüsün yayılım hızını düşürmek amacıyla, sokağa çıkma yasaklarından, seyahat kısıt- lamalarına, okullar için uzaktan eğitimden, sportif ve sanatsal bütün etkinliklerin erte- lendiği bir dönemi yaşamaktayız. Bu hızlı geçiş sürecinin toplumsal hayata etkisini en aza indirebilmek amacıyla dijital teknolojilerin kullanımı hızla arttı ve uzaktan çalışma, uzaktan eğitim gibi kavramlar daha da önem kazandı. Covid-19 salgını, 188 ülkede okulların kapan- masına yol açmış, bu durumdan dünya çapın- da 1,5 milyardan fazla öğrenci etkilenmiştir. Ülkemiz, Çin’den sonra, milyonlarca öğren- ciye ulusal çapta uzaktan eğitim başlatan ikinci ülke olmuştur. Türkiye’nin dijital eğitim platformu EBA, tüm özellikleri ve binlerce içeriğiyle uzaktan eği- tim sürecinde yanımızda yer almaktadır. Nitekim 23 Mart 2020 tarihi itibariyle 18 mil- yonun üzerinde öğrenci tarafından kullanı- lan “eba.gov.tr” milyarlarca kez tıklanmıştır. Hızla değişen dünyamızda, sadece temel eğitime değil, yaşam boyu öğrenmeye yö- nelik ortamların da yeniden düzenlenmesine önem vermekteyiz. Artık sadece kamu hizmetlerinin elektronik ortama taşınmasından değil, kamu verisin- den daha fazla değer üretmeyi konuşmalıyız. Covid-19 salgını ile birlikte hız kazanan dijitalleşme sürecine bağlı olarak veri üretimi ve kullanımı her geçen gün artmaktadır. Kamu sektöründe veriye dayalı bir kültür oluşturmak amacıyla, kamu kurumlarımızın Bu bakış açısıyla hazırladığımız ‘Ulusal Yapay Zekâ Strateji Belgesi’, yapay zekâ çağında ilk adımlarını atarken, ülkemizin nasıl bir yol izleyeceğinin yalın, gerçekçi, somut ve anlaşılır bir ifadesidir. Farklı tek- nolojilerin yakınsaması göz önünde bu- lundurularak toplumsal ve ekonomik ortak geleceğimize dair tasarımlar ve değerlen- dirmeler yapıldı. Ulusal politikalar ve uluslararası kuruluşların yapay zekâ strateji önerileri doğrultusunda 2021-2025 dönemini kapsayacak Ulusal Yapay Zekâ Stratejimizde stratejik öncelikler belirlenmiş olup kurum ve kuruluşların görü- şüne açılmıştır. Bu çalışmaların yanı sıra Gazi Üniversitesi ile birlikte yapay zekâ algoritmaları ile MR görüntülerinin saniyeler içinde değerlendi- rilmesine imkân sağlayan Türk Beyin Proje- si’ni geliştirdik. OECD ülkelerinde her yıl ortalama 1000 kişiye 52 MR çekilirken, Türkiye’de her 1000 kişi için 119 MR çekiliyor. Yani OECD ülke- leri arasında kişi başına en fazla MR tetkiki yapılan ülke Türkiye. Amacımız sağlık personellerimizin yerini alacak değil onlara yardımcı olacak bir sis- tem geliştirmekti. Bu projede; beyin tümörü olan hastaların MR’ları incelenerek yapay zekâ algoritmala- rının geliştirilmesi sağlandı. Yapılan çalışma Gazi Hastanesi sistemine entegre edilerek hâlihazırda hastaların tanı- larında kullanılabilmektedir. Bu yönüyle hayata geçmiş ülkemizdeki ilk proje olup; doktorların yerini almak yerine, doktorların işlerini kolaylaştırmak adına hizmete sunulmuş bir karar destek sistemi vazifesi görmektedir. Benzer şekilde “Akciğer Grafilerinden Co- vid-19 Tespiti” projesinin ise deneyleri bitmiş olup ürünleştirme aşamasındadır. tüm verilerine ilişkin standart ve tanımla- maların yer alacağı “Ulusal Veri Sözlüğü” çalışmalarını başlattık. Kamunun operasyonel verimliliğini artıra- cak Ulusal Veri Sözlüğü sistemi yazılım alt yapısı “https://uvs.gov.tr” adresi üzerinden hizmet vermeye başlamıştır. Ulusal Veri Sözlüğü (UVS) sistemi ile birlikte kamu kurumlarımızın, tüm uygulama, plat- form ve altyapı katmanlarında kullandıkları verilere ilişkin standartları ve veri sahipliği/ sorumluluğu belirlenecek, kurumsal hafıza- nın kişilerden bağımsız olarak yönetilebil- mesi sağlanacak ve kurumlar arası enteg- rasyon sorunları en aza indirgenecektir. Ulusal Veri Sözlüğü Projesi hedeflerimiz arasında; • Kamu Kurumlarının Ortak Bir Dil Oluştur- ması, • Ulusal Veri Envanterinin Hazırlanması, • Verilerin Standartlaştırılarak Tekil Hale Getirilmesi ve Merkezi Servis Tasarım Platformunun oluşturulması yer almaktadır. Yapılan bu çalışmaların bir sonucu olarak, kamu kurumlarında ortak bir veri dili oluştu- rarak ulusal veri envanteri hazırlanmaktadır. Söz konusu verilerin açık devlet verisi ola- rak kamuyla paylaşılabilmesi için “Açık Veri Portali” üzerinde çalışmaktayız. Kamu verilerinin açık devlet verisi olarak pay- laşılabilmesi süreçleri teknik, yasal ve organi- zasyonel bir dizi süreci barındırmaktadır. Açık Veri Projesi kapsamında yürütülen açık devlet verisi portali olan “veri.gov.tr”nin yazı- lım altyapısı tamamlanmıştır. Açık veri uygulamalarının artık sadece ülke sınırları içerisinde değil, birçok ülkenin bir araya gelerek destekledikleri açık veri eko- sistemlerine doğru evrildiğini bilmekteyiz. Dijital Biz 14 Dijital Biz 15
Sayfa 16 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj Kamu sektörünün etkinliğini, şeffaflığını ve verimliliğini artırmak amacıyla bilgi ve ileti- şim teknolojilerinin kullanımının değerlendir- mesi yapılıyor. Ülkemiz temmuz ayı sonunda yayınlanan Bir- leşmiş Milletler 2020 yılı e-Devlet Gelişmişlik Endeksinde 193 ülke arasında, Çevrim İçi Hizmet Endeksinde 22’nci, e-Katılım Endek- sinde ise 23’üncü sıraya yükselmiştir. Benzer şekilde, 23 Eylül tarihinde yayınlanan “AB 2020 Yılı e-Devlet Endeks Çalışmaları”nda ise Kulla- nıcı Odaklılık başlığında 36 ülke arasından 4’üncü olmuştur. Bu başarı yalnızca kullanıcı odaklılıkla sınırlı değildir. • Temel Altyapılar kategorisinde 21. sıradan 9. sıraya, • Şeffaf Devlet kategorisinde 26. sıradan 14. sıraya, Aynı zamanda, Mamografi çekimlerinden “Meme Kanseri Tespiti” ve Bilgisayarlı To- mografi görüntülerinden “Mide Kanseri Sınıf- landırması” üzerine çalışmalarımız devam etmektedir. Teknolojiyi sadece tüketen değil üreten bir Türkiye olmak için, “Milli Teknoloji Hamlesi” sloganı ile çıktığımız yolda, geliştirilmesini desteklediğimiz yerli ve milli teknolojilerin, başta kamu olacak şekilde tüm sektörlerde yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. 5G ye giden yol yerli haberleşme teknolojile- rinden geçiyor. 5G, bir sonraki mobil teknoloji değil, aynı za- manda mevcut kaynakların çok daha verimli kullanılmasına olanak sağlayan bir paradig- ma değişimidir. Temelinde farklı teknoloji, cihaz ve uygula- maların birlikte etkin çalışmasını temin eden 5G, mobil ve sabit geniş bant pazarında yeni rekabet biçimlerini teşvik etmenin yanı sıra yeni uygulama ve hizmetlerin daha yüksek hızlarda kullanılmasını desteklemektedir. Ülkemizin haberleşme alanındaki dışa ba- ğımlılığını azaltmak, 5G’ye giden süreçte mobil işletmecilerin şebekeye ilişkin yapa- cağı donanım ve yazılım ihtiyaçlarını karşı- lamak ve elektronik haberleşme sektöründe yerli ve milli bir üretim ekosisteminin hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın öncülüğünde “Yer- li ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi” geliştirilmiştir. Bu projenin somut bir çıktısı olan, Türki- ye’nin ilk yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ın Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde kurulum ve kullanımına öncülük ederek, ULAK’ın tüm operatörlerimizin tercihi haline gelmesine vesile olduk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin mobil iletişim altyapısının ULAK baz istasyonlarıyla karşı- lanmaya başlanması, Sayın Cum hurbaşkanı- mız Recep Tayyip Erdoğan’ın, dijital • Sınır Ötesi Hizmet Sunumunda 31. sıra- dan 22. sıraya olmak üzere, Endeksin genelinde 26’ncı sıradan 13’üncü sıraya yükselmiş bulunmaktayız. Fransa ülkemizin ardından 14’üncü, İngil- tere 22’nci ve Almanya 26’ncı sırada yer almaktadır. Amacımız bu tür endekslerde ilk 10 sıra içerisinde yer almak ve bunu sürdürülebilir kılmaktır. Bu başarılar yalnızca e-Devlet Gelişmişlik Endeksleriyle sınırlı değil. Daha güvenli bir dijital ortam için gerekli koşulları oluşturmak, riskleri tanıtmak ve yönetmek için doğru diji- tal beceri ve araçları sağlamaya çalışıyoruz. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından ülkelerin siber güvenlik olgunlu- ğunu ölçen Global Siber Güvenlik Endeksi (Global Cyber Security Index) 2018 sıralama- sında da Türkiye dünya karşılaştırmasında 43. sıradan 20. sıraya yükseldi. dönüşüm ve bu dönüşümü destekleyecek iletişim altyapılarında yerlileşme ve milli- leşme gayretlerine verdiği desteğin önemli bir göstergesidir. Geldiğimiz noktada, 12 Şubat 2021 tarihi itiba- riyle, aktivasyon sürecinde olan 182 adet baz istasyonu dâhil toplam 1.595 adet yerli ULAK baz istasyonu faaliyet göstermektedir. Ulaş- tırma ve Altyapı Bakanlığımız ile birlikte bu sayıyı artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu tür teknolojilerde bilgi birikimi hep bir önceki teknolojinin üstüne koyarak gelişir. 4G’yi yapmadan 5G yapamayacağımız gibi 5G yapmadan da gelecek nesil iletişim alt- yapılarında söz sahibi olamayız. 4G insanlar için yapılmış son teknoloji iken, 5G’nin odağında nesneler olacak. Bütün nesnelerin konuşabildiği bir döneme doğru gidiyoruz. Yakın gelecekte çevrimiçi olacak milyarlarca cihazın ürettiği artan veri talebini karşılamak için yeni nesil iletişim altyapısı olan 5G tek- nolojileri kullanılacak. Bugün artık gücün belirleyicisi, sahip olunan veri ve bunları işleme kabiliyetidir. Bu nedenle dijital çağda sadece veriye de- ğil, veriden değer üretmeye odaklı bir yöne- tişim anlayışıyla çalışmaktayız. Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşüm- de hangi aşamada? Kurumunuz hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz! Yürütülen çalışmalarımızın neticesinde ülke- miz uluslararası endekslerde büyük başarı- lara imza atmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından 2001 yılından bu yana iki yılda bir üye ülkelerin e-Devlet gelişmişlik düzeyi belirleniyor. Dijital Biz 16 Dijital Biz 17
Sayfa 18 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj Bu dönem hukuki düzenlemelerin hazırlan- ması, teknik dayanıklılık, organizasyonel yapılanma, kapasite geliştirme ve uluslara- rası iş birliği alanlarında yapılan değerlen- dirmede toplamda 0,853 puan ile 11. sırada yer almaktayız. 175 ülkenin yer aldığı bu derecelendirmede, e-Devlet Gelişmişlik Endekslerinde olduğu gibi Siber Güvenlik Endeksinde de Rusya, Almanya, İtalya, Belçika gibi birçok ülkenin önündeyiz. Bildiğiniz üzere, sosyal ve ekonomik kalkın- manın itici gücü olan bilgi ve iletişim tekno- lojilerindeki gelişmeler, toplumları dijitalleş- me alanında hızla dönüştürmekte. Bu durum bilgi ve iletişim sektöründe erişim ve kullanımın ulusal seviyede ölçülebilmesi için güvenilir, kapsamlı ve karşılaştırılabilir istatistiklere olan ihtiyacı doğurmaktadır. Ülkemizde bugüne kadar e-Devlet politika- larının etkinliğini ölçmeye yönelik sürekli ve sistematik bir endeks çalışması mevcut değildi. Bu doğrultuda, kamu, özel sektör, üniver- siteler ve STK’lar arasındaki iş birliğinin geliştirilerek dijital dönüşüm ekosisteminin oluşturulması amacıyla, 2021 Yılı Cumhur- başkanlığı Yıllık Programında Dijital Türkiye Endeksi’nin hazırlanması yer almaktadır. Dijital Dönüşüm Ofisi koordinasyonunda üni- versiteler, özel sektör ve STK’lar iş birliğinde hazırlanan Dijital Türkiye Endeksi, gelişen yenilikçi teknolojiler ve toplumsal talepler doğrultusunda, kamuda veriye dayalı etkin karar alma süreçlerini ve kurumlar arası iş birliğini geliştirerek, kamu sektörünün etkinliğini, şeffaflığını ve verimliliğini artıra- rak, merkezi ve yerel yönetimler düzeyinde etkin, etkili ve vatandaş odaklı kamu yöne- tim sisteminin dijitalleşmesini hızlandırarak, kullanılabilirlik ve bulunabilirliği artıracak, proaktif hizmet sunumunu destekleyerek, dijital dönüşüm yönetişimini daha etkin hâle getirecektir. Dijital Biz 18 Dijital Biz 19
Sayfa 20 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj ve saldırılara karşı güçlü bir savunma ger- çekleştirebilmek için en kritik faktör, siber caydırıcılıktır. Siber güvenlikte caydırıcı olmanın yolu, bu alanda doğru strateji ve politikaları uygulayarak, mevcut teknolojilere eşdeğer milli ürün ve çözümler geliştirmek, her kademede siber güvenlik uzmanı sayı- sını artırmak ve yeni analiz yöntemleriyle zafiyet alanlarını erken tespit etmekten geçmektedir. Siber caydırıcılığın en önemli iki unsuru siber saldırılara karşı savunma gücünüz ve bu sal- dırıları durdurmak ya da etkisini ortadan kaldır- mak için sahip olduğunuz ofansif gücünüzdür. Yenilikçi dijital teknolojilerin gücü ile yeni nesil akıllı saldırılara karşı daha akıllı ve caydırıcı yöntemler geliştirilmesi konusunda çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız. Yerli ve milli siber güvenlik ekosisteminin geliştirilmesine yönelik Türkiye Siber Güven- lik Kümelenmesinin şekillendirilmesi, yenilik- çi teknolojileri kullanarak ve ulusal öncelikle- rimiz doğrultusunda uluslararası rakipleri ile rekabet edebilecek yetkinlikte ürünler geliş- tiren Global ve Milli markalara sahip olma amacıyla emin adımlarla ilerliyoruz. Siber savunma kavramının içinde sade- ce idari ve teknolojik altyapı bulunmuyor. Bunları yönetecek, üretecek ve geliştire- cek nitelikli insan kaynağı ile toplumun her düzeyinde geliştirilmesi gereken farkındalığı temin etmek de işin önemli bir parçası. Bu alanda da 81 İlde 81 Siber Kahraman pro- jesi, Siber Küme eğitimleri, Hackİstanbul ve HackZeugma gibi CTF yarışmaları, kamu spotları ve sosyal medya paylaşımları ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Kritik alt yapılarımızın siber güvenlik ala- nındaki mukavemetini arttırmak amacıyla; uluslararası alanda kabul görmüş sektörlere özel standartları ülkemize adapte etme ve yaygınlaştırma konuları ile ulusal siber gü- venlik ürün kriterlerinin belirlenmesi konula- rında çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Başkanlığımız koordinasyonunda tüm pay- Siber Güvenlik konusunda görüşleri- niz nelerdir? Siber tehditlerle mücadele konusunda ülkemizdeki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ekonomik kalkınmada ve küresel rekabette dijitalleşme kritik bir rol oynuyor. Günümüz- de bilginin sağladığı gücü elde etmek artık dijital teknolojilere sahip olmak, bu teknolo- jileri üretmek ve etkin bir şekilde kullanmak ile doğru orantılıdır. Siber güvenlik ise dijitalleşmenin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Dijital altyapıla- rın korunması, ülkelerin ulusal güvenliğini sağlamada önemini her geçen gün artırmak- tadır. Hizmetlerin dijital ortama taşınmasıy- la birlikte, terör de siber ortama taşınmış, boyut ve karakter değiştiren siber tehditler kritik hizmet veren altyapı ve sistemleri birer siber hedef haline getirmiştir. Bir ülke kritik altyapılarının siber saldırılara karşı dayanıklılığı oranında siber güç sahi- bidir. Kritik altyapı, sistem ve hizmetlerin kıs- men ya da tamamen devre dışı bırakılması, ülkelerin toplumsal düzenini bozma ve milli daşların katılımıyla hazırlanan ve ülkemizin alanındaki ilk referans dokümanı olma özel- liği taşıyan Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehbe- ri, ulusal verimizin güvenliğine, kritik altyapı ve sistemlerimizin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak, milli güvenlik stratejilerimiz ve hedeflerimizi gerçekleştirmek için doğru adımlarla yol almamızı sağlayacaktır. Politika, strateji ve eylem planlarını yakın- dan takip etmekte ve ülke çapında etkin şekilde uygulamasına yönelik çalışmalar da yürütmekteyiz. Bu kapsamda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile Dijital Dönüşüm Ofisimiz öncülüğünde yürütülen yeni Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı hazırlama çalışmaları tamamlanmıştır. İlgili tüm kurumların katkılarıyla, 8 stratejik ama- ca yönelik yapılması gereken 40 adet eylem ve 75 adet uygulama adımı belirlenmiştir. 2020-2023 dönemini kapsayan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem planında belir- lenen faaliyetlerin hayata geçirilmesi ile hem ülke çapında dijital altyapılarımıza gelebile- cek siber saldırılara karşı mukavemetimizi artıracağız, hem de uluslararası siber gü- venlik endeksindeki seviyemizi yükseltmiş olacağız. Siber güvenlik alanında son dönemlerdeki birçok güzel gelişme ile birlikte hızlı bir yük- selme eğrisi içindeyiz. Ancak bulunduğumuz noktayı asla yeterli görmüyor, Türkiye’nin siber güvenlik seviyesini hayata geçirmekte olduğumuz birçok proje ile daha da yükselt- meyi hedefliyoruz. Teknolojiye yön veren bir ülke olmanın ge- reği olarak, “Dijital Türkiye” ve “Milli Tekno- loji Hamlesi” vizyonu doğrultusunda birçok alanda olduğu gibi siber güvenlik alanında da uluslararası seviyede ülkemizin öncü ko- numunu daha da ileriye taşıyacağız ve siber tehditlerle mücadeleye kararlılıkla devam edeceğiz. Küresel bir güç olmanın gereği olarak Mavi vatandaki egemenlik haklarımızı nasıl koruyorsak, siber uzaydaki gücümüzle de siber vatandaki egemenlik haklarımızı muhafaza edeceğiz. güvenliğini tehlikeye sokma potansiyeli ta- şımaktadır. Hızla artan siber tehditlere karşı vatandaşlarımızın, kurumlarımızın ve dijital altyapılarımızın korunmasına her zamankin- den daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda artan siber tehditler, ülkeleri dijital altyapılarının korunması ile ilgili yeni tedbirler almaya, politika ve stratejilerini yeni ve bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirmeye sevk etmiştir. Bu alanda güçlü ve caydırıcı olmak, doğru politika ve stratejiler belirlemekle ve yeni nesil milli tek- nolojiler geliştirmekle mümkündür. Ülkemizde ulusal siber güvenliğin sağlan- ması ve siber tehditlerle mücadele amacıyla 2013 yılı Mayıs ayında kurulan Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bün- yesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bunun yanında farklı kurumlar bünyesinde de siber güvenliğe yönelik organizasyonel yapılan- malar oluşturulmuş ve çeşitli çalışmalar yürütülmüştür. Siber uzaydan gelebilecek dış kaynaklı müdahale Dijital Biz 20 Dijital Biz 21
Sayfa 22 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj pıyoruz. Özellikle son yıllarda global çapta önemli başarılara imza atan teknoloji şirket- lerimizin olduğunu görüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada dijital ekosistemi- miz elde ettiği yetkinlikler bakımından dün- yada ön plana çıkmaktadır. Türkiye bugün uzaya kendi ürettiği uydusunu göndermeye hazırlanan, yeni nesil dijital teknolojilerle donatılmış İHA-SİHA sistemleri ile dünyada lider konuma yükselen, dijital oyun şirketleri küresel firmalar tarafından milyarlarca dola- ra müşteri bulan bir ülkedir. Son dönemde küresel sermayenin Türkiye’de dijital pazara ilişkin büyük yatırım hazırlıkları içerisinde olduğunu da görüyoruz. Türkiye’nin önümüzdeki süreçte dijital dün- yada çok önemli bir yere sahip olacağını düşünüyorum. Yüksek teknolojiye dayalı ürünleri tasarlayan, geliştiren, üreten bir ülke olma konusunda büyük bir potansiyel taşıyoruz. “Dijital Türkiye” ve “Milli Tekno- loji Hamlesi” vizyonu ile dijital teknolojilerin geliştirilmesi konusunda uluslararası seviye- de öncü konumda bulunmayı hedefleyen bir yaklaşıma sahibiz. Bütün bunlar Türkiye’nin dijital teknolojiler konusunda sağlam bir temeli olduğunu ve gelecekte etkin bir güç olmaya hazır olduğu- nu gösteriyor. Siber tehditlere karşı bir kuruluşun ya da ülkenin tek başına mücadele etmesi çok mümkün görünmüyor. Özellikle de siber tehdit istihbaratı konusunda gerek yurt içi koordinasyon gerekse yurt dışı ile iş birliği hususunda ülkemizin konumunu değerlendirir misiniz? Bilmek gücü, inisiyatifi elinde bulundurmak demektir. Siber tehdit istihbarat konseptinde geniş ve nitelikli bir veri ağınız varsa ve bunları kulla- nıp gerekli müdahale aksiyonlarını doğru ve hızlı işletiyorsanız bir değeri var. Bunu sağ- lamak için uluslararası farklı lokasyonlardan veri toplayıp istihbarat verisi üretebilmeliyiz. Siber güvenlik alanında birden fazla disiplini belirli bir seviyeye kadar öğrenmek ve bir alanda fazlasıyla uzman olmak gerekmek- tedir. Örnek vermek gerekirse; bir sızma testi uzmanı, sistemlere girebilmek için, ağ tarafında bulacağı bir zafiyet ile ağa giriş yaptıktan sonra, uygulama tarafını kullana- rak sunucuyu ele geçirebilir ve sonrasında sistem tarafındaki zafiyetleri kullanarak yetki yükseltebilir, daha sonra ağdaki diğer sis- temlere yayılabilir. Bu senaryoda sistem, ağ, uygulama güvenliği gibi farklı alanlarda ciddi bir bilgi birikimi gerekmektedir. Bu çalışma- lar ciddi bir zaman aldığı için, siber güvenlik alanında yetkin personel yetiştirmek de bir o kadar uzun sürmektedir. Ayrıca, siber güvenlik sektörünün iş ola- nakları olarak özellikle son 10 yıldır revaçta olduğunu biliyoruz. Günümüzde çoğu şirket siber güvenlik gereksinimleri için dışarıdan destek almaktadır. Sektörün genç bir sektör olması ve ihtiyacın birden artması nede- niyle, siber güvenlik alanında tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yeterli insan kay- nağı şu an için bulunmamaktadır. Bu noktada biz de 81 ilde 81 siber kahra- man projesi ile ülkemizin her köşesinde güvenlik alanına ilgi duyan gençlere ulaşıyo- ruz. Hackİstanbul ve HackZeugma gibi CTF yarışmaları ile yetenekli gençleri bir araya getiriyoruz, yeteneklerini kullanmaya teşvik ediyoruz. Ayrıca, gerek savunma sanayi şirketleri, gerek Siber Güvenlik Kümelen- mesi gibi organizasyonlar üzerinden verilen eğitimlerle, Siber Güvenlik alanında yetkin personel sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi bu yıl İstanbul’da kurulan Türkiye’nin ilk siber güvenlik lisesi de ülke- miz için bu alandaki önemli aşamalardan bir tanesi. Yerli ve milli siber güvenlik ekosis- temimizi yakından tanıyarak yetiştirilecek bu öğrenciler, orta vadede ülkemiz için çok önemli bir kazanım olacaktır. Bu liseden gü- venliğin farklı alanlarında kendini yetiştirmiş gençler mezun olacaklar ve biz etik değerler çerçevesinde hareket ettikleri sürece her zaman onların arkasında olacağız. Bununla beraber, genellikle hacktivisim ve siber casusluk alanlarında faaliyet gösteren tehdit aktörlerini küresel olarak takip edip ve bunlarla ilgili raporların takip edilmesi de önemli. Çünkü artık günden güne global- leşen dünyada gelecek saldırılan sadece bulunduğu ülke veya bölge merkezli olmadı- ğı görülmektedir. Bu nedenle uluslararası iş birlikleri önemli. Veri toplanması kadar veriyi işleyebilme de önemli. İstihbari yöntemler hem pasif izle- me hem de aktif olarak saldırganların ne konuştuğunu, yeni yöntemlerini, ellerinde bulundurdukları çalıntı bilgileri ve diğer tüm operasyonel detayları öğrenip, kurum ve şir- ketlerin anlayacağı dile çevrilmesi gibi yük- sek iş gücü ve bilgi birikimi gerektiren adım- lar da içermektedir. Bunun yanı sıra yapay zekâ algoritmasıyla insan gücüne ek olarak daha hızlı karar verme ve aksiyon almayı sağlayan yöntemleri de kullanmaktadır. Açık kaynak istihbaratı ya da durduğu yer- de kendisine saldırı gelmesini bekleyen honeypot’lar da maalesef artık yeterli değil. Saldırganları kendine doğru çekmek üzerine çalışan aldatma teknolojileri hızla gelişiyor. Siber Tehdit İstihbaratı her safhada proak- tiflik bir yaklaşım gerektiriyor. Bu yüzden tehdit istihbaratına ilişkin çalışmaların ulusal zafiyet yönetim programları ve tehdit avcılı- ğı kültürünün geliştirilmesi gibi faaliyetlerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ulusal çapta bir siber tehdit istihbaratı pay- laşım ağı oluşturulması bugün üzerinde ça- lıştığımız konulardan biridir. Ülke olarak son zamanlarda siber tehdit istihbaratı konusun- da birçok yerli ürün de geliştirildi. Bunların birçoğunu test ederek, olgunlaşmasına katkı sağlıyoruz. Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir? İnsanlık tarihi sürekli bir gelişim ve ilerle- me sürecindedir. Sürekliliği etkin kılan ise değişime nasıl adapte olacağımız yönün- deki çözüm arayışlarımızdır. Doğal olarak Dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası olan siber güvenlik alanında ekosistemin gelişti- rilmesi ve iyileştirilmesi hususundaki bütün çalışmaları destekliyoruz. Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi, siber güvenlik alanında teknoloji üreten ve dünya ile rekabet edebilen Türkiye ana hedefi ile yapılanmıştır. Bu bağlamda kümelenme, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanlığı’nın ulusal siber güvenlik ekosisteminin oluşturulması, yerli/milli siber güvenlik ürünlerinin geliştirilmesi ve kullanı- mının yaygınlaştırılması misyonları doğrul- tusunda yakından takip ettiği ve desteklediği bir platformdur. Siber Güvenlik Kümelenmesi Platformunun kurulduğu günden bugüne kadar gerçekleş- tirdiği faaliyetler ile Türkiye’de siber güvenlik iş birlikteliğinin gelişmesine katkısı herkesin malumudur. Yerli ürünlerin dünya pazarına açılması, dünyadaki diğer güvenlik ekosistemleri ile iş birliktelikleri için etkili bir adımdı. Bu kanalları da daha etkin kullanarak, ulusla- rarası iş birliği ve yerli ürünleri globale taşın- ması konusunda daha çok şey yapmalıyız. Türk şirketlerin dijital platformlardaki rekabette nasıl bir rol oynayacağını dü- şünüyorsunuz? Ülke olarak karşılaştığımız tek taraflı ve haksız yaptırımlar ile yaşanan gizlilik ve gü- venlik ihlalleri, dijital platformlarda alterna- tifler üretmeyi bir zorunluluk haline getirmiş durumda. Unutmayalım ki günümüzde popüler olan dijital uygulamalar bulundukları konuma bir günde ulaşmadı. Küresel rekabette ön plana çıkmak için güçlü bir dijital ekosisteme sahip olmanın yanı sıra iş birliği ve pazara ulaşım konusundaki çalışmalar kritik öneme sahip- tir. Bu noktada ülke olarak oluşturduğumuz kümelenme modelleri ile önemli atılımlar ya Dijital Biz 22 Dijital Biz 23
Sayfa 24 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj yüzde 5 küçüleceği tahmin edilmekteydi. Bu düşüş, küresel olarak 2020 ve 2021 yıllarında yaklaşık 8,5 trilyon dolarlık kayıp yaşanması ve son 4 yıldaki kazanımların yok olması anlamına gelmektedir. Dünya Bankası’nın 8 Haziran tarihinde yayınladığı Küresel Ekonomik Görünüm raporuna göre ise iç arz ve talebin yanında ticaret ve mali faaliyetleri de etkileyen koro- navirüs salgını nedeniyle zengin ülkelerde ekonomik faaliyetlerin yüzde 7 azalacağı öngörülmektedir. Yapılan araştırmalar, bütün sektörlerin bu süreçten doğrudan etkileneceğini göster- mektedir. McKinsey tarafından 2020 yılında yayınla- nan “İşimizin Geleceği: Dijital Çağda Türki- ye’nin Yetenek Dönüşümü” raporunda, oto- masyon, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yaratacağı ekonomik fayda ve sosyal deği- şimler neticesinde gelecek 10 yıl içerisinde Türkiye’de 3,1 milyon iş artışı yaşanacağı öngörülmektedir. Otomasyon ve dijitalleşmeden kaynaklı bazı işlerin kaybolma potansiyeli olsa da, verimli- lik kazanımları, yatırım artışı ve hizmet eko- nomisinin büyümesi ile birlikte yeni iş alan- larının oluşacağı belirtilmektedir. Öngörülen yetenek dönüşümü gerçekleştiği takdirde, en büyük yetkinlik gelişiminin 2030 yılında yüzde 63 oranı ile teknoloji yetkinliklerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Her sanayi devriminde olduğu gibi yenilik- ler istihdam üzerinde bir baskı oluştursa da dijital dönüşümün başarıyla uygulandığı durumda büyümenin getirdiği ek fırsatlar sayesinde yeni iş ve istihdam olanakları da gündeme gelmektedir. Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz günlerde ülkemiz tarihi bir ana tanıklık etti. 1994 yılında Türksat 1B’nin uzaya fırlatılma- sından Türksat 5A’nın yolculuğuna… değişimler yeniden yapılanmayı gerektirir. İşte bu yeniden yapılanma süreç alanlarında- ki problemlere karşı çözümler teknolojiler ile gelmektedir. Aslında teknolojiler, değişim süreçlerindeki problem alanlarına çözüm bulan öncülerdir diyebiliriz. Baktığımızda, tarih boyunca, bizi her daim değişime hazırlayan belki de zorla- yan şey teknolojik gelişmeler olmuştur. 1760’larda buharlı makinelerle başlayan 1. Sanayi Devrimi, beden gücünden makine gücüne geçişi simgelerken, 18. yüzyılda baş- layan elektrik serüveni makineleşmeyi hızla arttırmış ve 19. yüzyılın büyük sanayi devri- mine damgasını vurarak bugün yaşadığımız modern hayatın doğmasına öncülük etmiştir. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başla- rından itibaren bilim ve teknolojinin iç içe geçmesi, makineleşen üretimin endüstriyel otomasyonla yeniden şekillenmesine, aynı zamanda ülkelerin ekonomik, siyasi, demog- rafik ve benzeri birçok politikalarını bilim ve teknolojiye endekslemesine neden olmuştur. 21. yüzyılın sanayi devrimi olan Sanayi 4.0 ile otomasyonun ötesine geçilerek, tüm akıllı makinelerin Nesnelerin İnterneti (IoT) ile birbirine bağlandığı ve hayatın her aşama- sında üretilen büyük verinin yapay zekâ al- goritmalarıyla yorumlanması, üretim, ulaşım ve tüketimin yöntemleri ile birlikte sosyolojik hayatın da yeniden şekillenmesine neden olmaya başlamıştır. Dünyada “Endüstri 4.0”, “Akıllı Üretim” gibi değişik tanımlamalar ve “Toplum 5.0” gibi daha geniş kapsamlı ifadelerin içerisinde yer alan devrimin temelinde, dijital teknoloji- ler alanındaki gelişmeler yatmaktadır. Günümüz itibariyle bu dönüşümü mümkün kılan şey; Dijital Dönüşüm Ofisimizin de gö- rev alanına giren, dijital teknolojiler, büyük veri, yapay zekâ ve siber güvenlik temelin- deki teknolojik gelişmelerdir. WPP ve Kantar Millward Brown tarafından Temmuz 2020’de yayınlanan “BrandZ Top 100 Küresel Markalar 2020” listesi ile birlikte dünyanın en değerli 100 markası belli oldu. Toplam değeri 5 trilyon dolara ulaşan dün- yanın en değerli 100 markası içerisinde, ilk 10 markanın toplam değeri 2 trilyon 294 milyar dolar. Bu şirketlerin neredeyse tamamının tekno- loji odaklı şirketler olduğu, tümünde yenilikçi teknolojiler ve yapay zekâ platformlarının kullanıldığını görmekteyiz. Geçmişte listenin üst sıralarında yer alan ancak günümüzde sıralamadaki yerini koru- yamayan şirketlerin; yeni fikirlere, yenilikçi teknolojilere açık olmamaları ve müşteri ihtiyaçlarını görme konusunda geç kaldıkları için, dijitalleşme döneminde rekabetçi üstün- lük sağlamakta zorlandıkları görülmektedir. Yapılan farklı bir araştırmada, bundan 50 yıl öncesine kadar bir şirketin S&P 500 listesin- de kalma süresi 61 yıl olarak hesaplanırken, bu rakam 1980’lerde 25 yıla, günümüzde ise 10’lu yıllara inmiştir. Artık günümüzde şirketlerin yaşam döngü- sünü inovasyona ve yenilikçi teknolojilere adaptosyona bağlı. Dünya örneklerine baktığımızda ülkemizin dijital geleceğinin şekillenmesinde hepimize ne denli ciddi görev ve sorumluluklar düştü- ğü görülmektedir. Nitekim Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teş- kilatı (OECD), yayınladığı İstihdam Görünü- mü 2019 raporunda, önümüzdeki 15-20 yıl- da dijitalleşmenin bir sonucu olarak mevcut mesleklerin yüzde 14’ünün kaybolabileceği ve yüzde 32’sinin radikal olarak değişebile- ceği değerlendirilmiştir. Birleşmiş Milletler tarafından 13 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan “Dünya Eko- nomik Durumu ve Beklentiler Raporu”nda, Covid-19 nedeniyle küresel ekonominin bu yıl yüzde 3,2, gelişmiş ekonomilerin ise Dijital Biz 24 Dijital Biz 25
Sayfa 26 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj son derece normaldir, biz de ülkemizde bu anlamda bazı sorunlar yaşadık. Lakin pandeminin başlamasının ardından uzak- tan eğitime geçiş, kamuda ve özel sektörde uzaktan çalışmanın uygulanmaya başlan- ması ve e-devlet hizmetlerinin kullanımın- da ortaya çıkan hızlı artışın karşılanması açısından baktığımızda gayet iyi bir sınav verdiğimizi düşünüyorum. Hem geçtiğimiz dönemde ülkemizin dijital altyapısına yaptığımız yatırımlar hem de pandemi sürecinde aldığımız ilave teknik ve idari tedbirlerle bu sıkıntılı döneme hızlı şekilde adapte olduk. Kamuda dijital dönüşümün hızlandırılması ve bu surette ülkemizde dijital ekonominin geliştirilmesine katkı sağlanması Ofisimizin temel amaçlarındandır. Bu bağlamda, önü- müzdeki dönemde odaklanacağımız ana çalışmalardan ilki Dijital Türkiye Stratejisi- nin oluşturulması olacaktır. Bildiğiniz üzere, dijital dönüşüme yönelik olarak ülkemizde geçtiğimiz dönemde Bilgi Toplumu Stratejisi ve e-Devlet Stratejisi gibi ulusal strateji belgeleri hazırlandı ve uygulandı. Bu stratejiler ülkemizde e-dev- let uygulamaların yaygınlaştırılması ve olgunluğunun artırılması açısından çok faydalı çalışmaların yürütülmesine vesile oldu. Bizim Dijital Türkiye Stratejisi olarak adlandırdığımız çalışmayla amacımız bu dönüşümü daha da hızlandırmak ve dijital teknolojilerin getirdiği yeni fırsatlardan ülke olarak daha etkin şekilde yararlanabilece- ğimiz bir ekonomik yapının oluşturulmasına katkı sağlamak. Yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin inter- neti, bulut bilişim, blokzincir, 5G gibi yeni teknolojiler kamuda dijitalleşmenin hız- landırılması ve veriye dayalı yenilikçiliğin geliştirilmesi açısından muazzam fırsatlar sunuyor. Biz de hazırlayacağımız Dijital Türkiye Stratejisi ile kamuda dijital dönüşü- mün ve veriye dayalı yenilikçiliğin geliştiril- mesine yönelik uzun vadeli yol haritamızı ortaya koyacağız. Elbette bu kadar geniş Ülkemizin uzayda biz de varız demesinin üzerinden tam 26 yıl geçti. Türksat 3A, 4A ve 4B’den sonra, milli imkân- larla ülkemizde birleştirilen Türksat 5A uydu- muzu yörüngeye fırlatmış bulunmaktayız. Ülkemizin 4’ü haberleşme ve 3’ü gözlem olmak üzere toplam 7 adet aktif uydusu bu- lunmaktadır. Türksat 3A, 4A, 4B ve Türksat 5A uyduları haberleşme ihtiyacını karşılarken, Rasat, Göktürk-1 ve Göktürk-2 uyduları gözlem amacıyla kullanılmaktadır. Pandemi nedeniyle sokağa çıkma kısıtlama- larının devam ettiği günümüzde Türkiye’nin uydu haberleşme alanındaki kapasitesini artırmak ve yörünge haklarını korumak ama- cıyla başlatılan çalışmaların ara vermeden devam etmesi ve nihayetinde Türksat 5A’nın başarıyla yörüngeye fırlatılması ayrı bir önem taşımaktadır. Elbette ki konumuz “Dijital Dönüşüm”. Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı NASA, veri kullanımını dijital olarak dönüştürmek ve yapay zekâ ile daha değerli hale getir- mek için 2019 yılı sonunda dijital dönüşüm girişimini başlattı. Bu kapsamda; • İş süreçlerinin verimliliğini artırmak, • Gerçek zamanlı veri odaklı karar alma süreçlerini iyileştirmek, • Çevik iş gücü ve etkin BT altyapısını oluşturmak ve • Dijital iş birliğini artırmaya yönelik Dijital Dönüşüm Stratejisini yayınladı. NASA’nın dijital dönüşüm vizyonu, verimli- liği artırmak ve inovasyon kültürünü teşvik etmek amacıyla dönüşüm yolculuğunda ge- lişen dijital teknolojilerden tam olarak yarar- lanmak şeklinde tanımlanmıştır. Bu hedefler ulaşabilmek için; • Bulut Bilişim, etkileri olacak bir strateji çalışmasını ilgili tüm paydaşlarla yakın bir iş birliği içinde ve mümkün olduğunca katılımcı şekilde yürü- teceğiz. Kamuda dijital dönüşümü hızlandırmaya yönelik önemli gördüğümüz ve üzerinde çalıştığımız projelerimizden biri de kamuda süreç otomasyonunu sağlamaya yönelik teknik ve idari altyapıyı oluşturmak. Süreç otomasyonu iş süreçlerinin uçtan uca standart şekilde tasarlanması, işletil- mesini, izlenmesi ve iyileştirilmesini sağla- yan bir yaklaşım ve hâlihazırda daha ziya- de özel sektörde kullanılıyor olsa da çeşitli ülkelerde kamuda kullanımı da giderek yaygınlaşıyor. Bizim amacımız ise kamu kurumlarının iş süreçlerini tasarlayıp işlet- mek üzere kullanabilecekleri merkezi bir süreç otomasyonu platformunu kurmak. Elbette bu platformu kurmak tek başına ye- terli değil, kurumların bu altyapıyı etkin şe- kilde kullanmasını sağlamak da gerekiyor. Bu bağlamda, kurumlara destek verebile- cek bir yönetişim yapısını da oluşturacağız. Süreç otomasyonu kamuda yaygınlaştığı ölçüde kurumlarımız iş süreçlerini daha iyi tanıyıp yönetebiliyor ve iyileştirebiliyor olacaklar. Bu yapı kurumların performansının izlen- mesi açısından da ciddi anlamda kolaylaş- tırıcı bir işlev görecek. 2021 yılında kuru- lumuna başlamayı hedeflediğimiz süreç otomasyon altyapısıyla e-devletten dijital devlete geçiş açısından önemli bir adım atmış olacağımızı da düşünüyoruz. 2021 yılı için tamamlamayı öngördüğümüz çalışmalarımızdan biri de Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi. Yapay zekâ teknolojilerinin kullanımı ekonominin tümünde yaygınlaş- maya başladı ve birçok ülke bu teknolojiler- den daha fazla istifade etmek ve sosyoe- konomik yapıyı yapay zekâ ile ortaya çıkan yeni iş yapış şekilleri ve mesleklere uygun hale getirmek üzere uzun vadeli yol harita- larını belirledi. • Robot Teknolojileri, • Büyük Veri • Yapay Zekâ • Nesnelerin İnterneti ve • Artırılmış Gerçeklik alanlarından faydalanarak çalışmalarını hızlandırmıştır. Nitekim dijital dönüşüm alanında gerçekleş- tirdiği bu çalışmaların neticesinde Ay’dan daha da öteye Mars’a gidiyorlar. 21’inci yüzyılın çığır açan teknolojileri her alanda olduğu gibi uzay sektöründe de inovasyonu körükleyerek taşları yerinden oynatmıştır. Geçmiş dönem teknolojiler kullanılarak Ay’a kadar gidilebilirken, bugün dijital dönüşüm ve yenilikçi teknolojiler sayesinde Mars ve ötesine gitmeyi konuşuyoruz. Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektö- rünün ve Dijital Dönüşümün geleceği hakkında öngörüleriniz nelerdir? 2020 yılı tüm dünyada olduğu gibi ülke- mizde de Kovid-19 pandemisinin olumsuz etkilerinin hayatın tüm alanlarında gözlen- diği bir yıl oldu. Diğer taraftan pandemiyle mücadele ama- cıyla uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle hem uzaktan çalışma yöntemleri hem de e-devlet hizmetlerinin kullanımın- da ciddi bir artış yaşandı ve bu tecrübe bize dijital altyapımızın salgın hastalık gibi öngörülemeyen durumlarda ekonominin kesintisiz ve sağlıklı şekilde işlemesi açı- sından ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bu anlamda, 2020 yılının ulusal dijital alt- yapımızın her yönüyle stres testinden geç- tiği bir dönem olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Dijital altyapının kullanımının çok hızlı bir şekilde arttığı böyle bir dönemde hem tek- nik kapasite hem de operasyonel süreçler açısından birtakım aksaklıklar yaşanması Dijital Biz 26 Dijital Biz 27
Sayfa 28 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj Biz de bu Strateji ile yapay zekâ tekno- lojilerinden hem kamuda hem de özel sektörde daha etkin yararlanmaya im- kân verecek teknik ve hukuki altyapıyı kurmaya ve bu alandaki insan kaynağı ile ekosistemi geliştirmeye yönelik ana adımları tanımlayıp hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Hazırlık çalışmalarını Sanayi ve Tek- noloji Bakanlığımız ile birlikte yü- rüttüğümüz Yapay Zekâ Stratejimiz tamamlanmış olup, kamu kurum ve kuruluşlarımızın görüşüne sunulmuştur. Açık devlet verisi konusu da 2021 yılı gündemimizin önemli başlıklarından biri. Kamu kurumlarımız önemli ölçüde dijital veri üretip, bu verilerden değer üretmeye çalışıyorlar. Bu verilerin; kişisel verilerin, ticari sır- ların, ulusal güvenliğin ve fikri mülkiyet haklarının korunması ilkelere çerçeve- sinde üçüncü taraflarla paylaşılması, yeni ürün ve hizmetlerin ortaya çıkması ve genel anlamda veriye dayalı yenilik- çiliğin geliştirilmesinin yanı sıra kamu yönetiminde katılımcılığın, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin geliştirilmesi açısından da son derece önemli. Kamunun elindeki dijital verilerin mümkün olduğu ölçüde açık veri şek- linde paylaşılması amacıyla Ulusal Açık Veri Portalının kurulması çalış- malarını tamamlamak üzereyiz. Ayrıca, kamu kurumlarının elindeki verilerin açık veri olarak paylaşılmasına yöne- lik usul ve esasları belirlemek üzere bir Cumhurbaşkanlığı Genelgesi de hazırlıyoruz. Bu Genelge ile kamu kurumlarının iş süreçlerinde oluşturdukları dijital ve- rilerin mümkün olan en geniş ölçekte açık veri olarak paylaşılmasını temel prensip olarak belirlemeyi ve buna yö- nelik yönetişim mekanizmasını ortaya koymayı hedefliyoruz. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bir diğer ön- celiğimiz ise ülkemizi veri depolama ve işleme faaliyetleri için bölgesel bir merkez olarak konumlandırmak. Bu amaca yönelik olarak çeşitli uluslararası teknoloji firmaları ile temaslarımız ve çalışmalarımız devam ediyor. Diğer taraftan, söz konusu firma- ların büyük ölçekli veri merkezi ve bulut bilişim yatırımlarını çekmek üzere başka birçok ülke de yoğun çaba sarf ediyor. Ülkemizde veri merkezi sektörünün gelişti- rilmesi ve bu alanda daha fazla yabancı ya- tırım çekilmesi Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulunun da önceliklerinden ve bu hususta bir çalışma yapılması konu- su 2021 yılı gündemine alındı, sorumluluğu da Ofisimize verildi. Biz de ilgili paydaşlarla iş birliği halinde ülkemizde büyük ölçekli veri merkezi ve bulut bilişim yatırımlarını kolaylaştıracak bir teşvik mekanizması ta- sarlamak üzere çalışmaya başladık. Bu çalışmayla, özellikle büyük teknoloji firmalarının veri merkezi ve bulut bilişim yatırımlarını ülkemize çekecek ekonomik ve yasal tedbirleri belirleyip buna yönelik mevzuat hazırlığını yapacağız. Bu bağ- lamda, özellikle uygun arazi temini, enerji maliyetlerinin düşürülmesi, uluslararası internet altyapısına kolay ve ucuz erişim ile veri mahremiyetinin güçlendirilmesi gibi hususlara odaklanıyor olacağız. 2021 yılı için oldukça önemsediğimiz diğer bir çalışmamız ise kamuda bulut teknoloji- sine geçişe yönelik bir ulusal politika ve yol haritası hazırlanması. Bulut bilişim hizmet- leri hem maliyet hem de hizmet kalitesi açısından kamu kurumları için ciddi anlam- da fayda sağlama potansiyeline sahip ama kamunun bu imkândan yeterince yararlan- dığı söylenemez. Yapacağımız çalışmayla kamu kurumla- rının bilgi teknolojisi altyapısı ihtiyaçlarını öncelikle özel bulut hizmet sağlayıcılardan temin etmesine yönelik bir ulusal politika ile bu politikayı hayata geçirecek yönetişim mekanizmasını kurgulayacağız. Kamunun Dijital Biz 28 Dijital Biz 29
Sayfa 30 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj teknoloji politikası uygulamalarına bak- tığımızda bu tür sektörel envanterlerin oluşturulmasına özellikle önem verdiklerini görüyoruz. Bizim de Türkiye’de bilişim sek- törüne yönelik böyle bir kapsamlı envanter oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Esasında Ofisimizin görevleri arasında bu da var ve yakın zamanda buna yönelik bir çalışmayı da başlatacağız. Her ne kadar şu anda da belirli ürünler veya çözümler bağlamında bazı firmaları ve kurumları bir araya getirerek iş birliği yapmaya yönlendiriyor olsak da, bahset- tiğim sektörel envanterin oluşturulmasıyla bu tür çalışmaları çok daha sistematik ve geniş kapsamlı olarak yapabileceğimizi değerlendiriyoruz. Ülkemizde bilişim sektörünün önemli ihti- yaçlarından birinin de nitelikli insan kay- nağı olduğunu görüyoruz. Son yıllarda ülkemizden çok sayıda nitelikli yazılımcının yurtdışına gittiğine şahit olduk ve bunun ortaya çıkardığı sıkıntılar özellikle savunma sanayiinde belirgin hale geldi. Nitelikli uzmanların yurtdışına gidiyor olma- sı sektörün genelinde sorun oluşturmaya başladı ve bu tür uzmanlar için firmaların katlandığı maliyetleri de yükseltti doğal olarak; bu hususta sektör temsilcilerinden çeşitli platformlarda yakınmalar duyuyoruz. Ayrıca, sadece yazılım uzmanı eksikliğinin ötesinde, özellikle hızla gelişmekte olan yapay zekâ ve büyük veri alanlarında da yetkin insan kaynağına yoğun ihtiyaç oldu- ğunu gözlemliyoruz. Hem genel olarak yazılım alanında hem de yapay zekâ ve büyük veri alanlarında nitelikli iş gücümüzü geliştirmek üzere daha yoğun çaba sarf etmemiz gerektiği ortada. Burada üniversitelerin müfredatını geliştirip yeni bölümler açması gibi geleneksel tedbirlerin yanı sıra, özel sektörün eğitim imkân- larından ve özellikle de nitelikli çevrimiçi eğitim platformlarından nasıl yararlanabileceğimiz konusunda daha fazla çaba harcamamız ve çözüm üretmemiz gerektiği fikrindeyim. bilgi teknolojileri maliyetlerinden tasarruf ve profesyonel hizmet temininin yanı sıra, bu politikanın ülkemizde bulut bilişim sek- törünün gelişmesi açısından da önemli faydaları olacağına inanıyoruz. Yürüteceğimiz bu çalışma süresince, ihtiyaçları sağlıklı şekilde tespit etmek ve etkin bir politika ve yönetişim meka- nizması ortaya koymak üzere, hem kamu kurumlarıyla hem de özel sektördeki ilgili paydaşlarla sürekli görüş alışverişi içinde olacağız. Öncelikli konularımızdan bir diğeri de kamu kurumlarına hizmet sunacak bilgi teknolojisi firmalarına yönelik bir ye- terlilik sistemi oluşturmak. Malumunuz, kamuda birçok büyük ölçekli yazılım pro- jesi yapılıyor ve bazı durumlarda yükle- nicilerin yetersizliği nedeniyle bu projeler başarılı şekilde sonuçlandırılamıyor. Bu durum kamu kaynaklarının israfına se- bep olduğu gibi hayata geçirilmesi ge- reken yüksek katma değerli hizmetlerin gecikmesinden kaynaklı fırsat maliyetleri de oluşturuyor. Bu tür olumsuzlukları mümkün olduğun- ca engellemek amacıyla, kamunun özel firmalardan temin edeceği bilgi tekno- lojisi hizmetleri için hizmetin niteliğine bağlı bir akreditasyon mekanizması geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu hususta hâlihazırda Sanayi ve Teknoloji Bakan- lığı ile Kamu İhale Kurumuyla birlikte çalışıyoruz ve 2021 yılı içerisinde bu yapıyı kurmayı hedefliyoruz. Firma ak- reditasyonu için arayacağımız yeterlilik kriterlerinin yerli yazılım firmalarımızın olgunluk seviyelerinin yükseltilmesine de fayda sağlayacağına inanıyoruz. Türkiye’de bilişim sektörünün sorunları nelerdir? Bilişim sektörünün en önemli sorunlarından birinin “ürünleştirme” olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde hem kamuda hem de özel sektörde birçok kurumsal uygulama başarıyla geliştirilip Hazırlıklarını sürdürdüğümüz Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi kapsamında bu konuda bir- takım tedbirler ve öneriler geliştirdik, bunla- rı bilişim sektörüne yaygın hale getirmemiz gerekiyor. Bilişim sektöründe gördüğümüz önemli ek- sikliklerden biri de yerli firmalarımızın gerek yazılım geliştirme gerekse bakım ve destek alanlarındaki yetkinliklerini belgelendirecek uluslararası sertifikalara sahipliği açısın- dan yetersizlik. Oysa özellikle hizmet ihracı noktasında yerli pazardaki tecrübe ve re- feranslar kadar bu tür uluslararası yetkinlik sertifikalarına sahip olmak da firmalarımı- zın rekabet gücü açısından oldukça önemli. Kamuya bilişim hizmeti sunacak firmalara yönelik olarak geliştirmekte olduğumuz ve daha önce de bahsettiğim akreditasyon mekanizmasını bu anlamda da bir araç ola- rak kullanacağız. Diğer bir ifadeyle, belirli niteliklerde hizmetler için belirli uluslararası yetkinlik sertifikalarına sahip olma şartını getireceğiz. Bu surette kamu kurumlarının aldığı hiz- metlerin kalitesini artıracağımız gibi yerel firmalarımızı uluslararası pazarda daha rekabetçi kılacak bu tür sertifikalara sahip olmalarını özendirmiş olacağız. Kamuoyunda Sosyal Medya Yasası ola- rak bilinen kanun hakkında bilgi verebi- lir misiniz? Öncelikle, kamuoyunda Sosyal Medya Yasası olarak bilinen düzenleme, Temmuz 2020 tarihi itibariyle 7253 sayılı Kanun ile getirilmiştir. 7253 sayılı Kanun, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Dü- zenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Ka- nun’da bazı değişiklikler öngörmüştür. Getirilen değişikliklerden bahsetmeden önce bu değişikliklerin gerekçesine değin- mek isterim. Diğer bir deyişle, bu düzenle- meye neden ihtiyaç duyulduğu konusuna. 7253 sayılı Kanunun gerekçesinden de kullanılıyor. Ancak, bu uygulamaların ilgili kurumun bünyesinden çıkıp benzer ihtiyaç- ları olan yerli ve yabancı müşterilere satı- labilecek şekilde ürünleştirilmesi nadiren karşılaştığımız bir durum. Hâlbuki yazılım sektörünü geleneksel imalat veya inşaat sektöründen ayıran en temel ni- teliklerden biri bu ve yüksek katma değerin kaynağı önemli ölçüde burada yatıyor. Yani bir kere üretip bunu tekrar tekrar satmak. Bankacılık ve telekomünikasyon sektörün- de bu iş modelinin kimi başarılı örneklerini görsek de bunların oldukça sınırlı olduğu da açık. Elbette ürünleştirme zor bir iş. Belirli bir amaç için geliştirilmiş uygulamayı benzer ihtiyaçları olan tüm müşterilerin kul- lanabileceği işlevsellikte tasarlamak, geliş- tirmek, pazarlamak ve satış sonrası destek hizmetlerini yürütmek firmalar tarafında çok daha sofistike kurumsal yapılar ve iş süreç- leri oluşturulmasını ve daha güçlü bir finan- sal yapıya sahip olmayı gerektiriyor. Dolayısıyla, çoğu yazılım firmasının belirli bir müşteri için uygulama geliştirip bunun bakım-idamesiyle yetinmesi, bir anlamda kendilerine bir konfor alanı oluşturup bura- da kalmayı tercih etmeleri anlaşılabilir bir durum. Ancak, eğer küresel yazılım paza- rından daha fazla pay alacaksak bu modeli değiştirmemiz ve ürünleştirmeye odaklan- mamız gerektiği de açık. Bu çerçevede, ya- zılım sektörüne yönelik teşviklerin kurgusu- nu da bunu temin edecek şekilde yeniden yapılandırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bilişim sektöründeki önemli eksiklikleri- mizden biri de sektördeki firmalarımızın çalışma alanları, ürünleri ve yetkinliklerine ilişkin detaylı bir envanterimizin olmaması. Böyle bir envanterin potansiyel iş fırsatları- nın değerlendirilmesi, firmalar arası yeni iş birliklerinin oluşturulması ve sektörel teşvik mekanizmalarının daha etkin şekilde kur- gulanıp işletilmesi açısından son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu alandaki başarılı ülkelerin sanayi ve Dijital Biz 30 Dijital Biz 31
Sayfa 32 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj Öte yandan, sosyal ağ sağlayıcılar için bir raporlama yükümlülüğü de öngörülmüştür. Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, kendisine bildirilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engel- lenmesi kararlarının uygulanmasına ilişkin istatistiksel ve kategorik bilgileri içeren Türkçe hazırlanmış raporu altı aylık dö- nemlerle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kuru- mu’na bildirmekle yükümlü tutulmuştur. Devlet kurumları tarafından yurtdışına yapı- lan tebligatlarda karşılaşılan sorunlar nede- niyle; yurtdışındaki sosyal ağ sağlayıcıya verilen idari para cezalarının tebliğinde yeni bir yöntem öngörülmüştür. Buna göre; sosyal ağ sağlayıcının internet sayfasın- daki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üze- rinden elektronik posta veya diğer iletişim araçlarının tebligat için kullanılabileceği düzenlenmiştir. Son olarak, Sosyal Medya Kanunumuzun sosyal ağ sağlayıcılara ilişkin yükümlülük- lerde Almanya modelini takip ettiğini belirt- mek isterim. Son günlerde kamuoyunu meşgul eden WhatsApp konusunda görüşleriniz ne- lerdir? Kamuoyunda da geniş yer bulduğu üzere; Whatsapp’ın güncellenen gizlilik sözleşme- sinin kabul edilmemesi durumunda, uygu- lamanın kullanılamayacağı yönünde bir ge- lişme yaşanmıştır. Başkanlık olarak konuyu “ülke ayrımcı politika” ve “kişisel verilerin korunması” olmak üzere iki ayrı başlıkta ele aldığımızı söyleyebiliriz. Ülke ayrımcı politika başlığında bakıldı- ğında; yapılan çalışmalarda, Whatsapp’ın kullanıcı kişisel verilerinin işlenmesi yönün- den coğrafi olarak bir ayrıma gittiği ve AB bölgesinde yaşayan kullanıcılar ile AB böl- gesi dışında yaşayan kullanıcılar için farklı politikalar izlediği görülmüştür. Başkanlık olarak global şirketlerin ülke veya bölge ay görülebileceği üzere; internet ortamında- ki zararlı kullanıcı içerikleri ile ihlal edilen Anayasa kaynaklı kişi hak ve hürriyetleri- nin, devlet tarafından korunması ihtiyacı doğmuştur. Ulusal sınırları aşan nitelikteki internet karşısında, özellikle suçla mücadele, kişilik haklarının korunması ve özel hayatın giz- liliği ile ilgili ulusal mahkeme kararlarının uygulanması yönünden, devletler ile birlikte sosyal ağ sağlayıcıların da etkili mekaniz- malar tesis etme görevi olmalıdır. Bu kapsamda, Türkiye’de Ocak 2020 tarihi itibariyle 54 milyon aktif kullanıcısı bulunan sosyal ağların dijital dünyada ve izdüşümü olarak sosyal hayatta önemli bir yer teşkil ettiği görülmektedir. Mevzuat ile bu dijital alanın, konusu suç teşkil eden veya kişilik haklarını ihlal eden içeriklerin serbestçe yayılabileceği bir alan haline gelmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da konuşmala- rında sıklıkla değindiği üzere; dijital faşizmin önünde durabilmek için dijital alanda devle- tin düzenleme ve uygulamaları ile konum- lanması gerektiği aşikârdır. Temel olarak Sosyal Medya Yasası, bir tarafta devlet ve sosyal ağ kullanıcıları ile diğer tarafta sos- yal ağ sağlayıcılar arasında bir muhataplık ilişkisi tesis etmeyi amaçlamaktadır. Getirilen söz konusu değişikliklere bakıldı- ğında, ilk olarak “sosyal ağ sağlayıcı” kav- ramının Türk mevzuatında bir özne haline geldiğini görüyoruz. Bu doğrultuda, kulla- nıcıları tarafından oluşturulan içeriklerin görüntülendiği ve paylaşıldığı Facebook, Twitter, Instagram, Linkedin, Tiktok, You- tube, Dailymotion gibi sosyal ağlar, 5651 sayılı Kanun kapsamındadır. Öte yandan, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıların Türkiye’de yetkili temsilci bulundurması zorunlu tutulmuştur. Bu şekilde, yurtdışı kaynaklı sosyal ağ sağ- layıcıların, Türkiye’deki kullanıcılarının rımcı politikalar ile kişisel veriler gibi doğru- dan insan hak ve özgürlüklerini ilgilendiren alanlarda farklılaştırma yapmasını tasvip etmediğimizi belirtmeliyim. Global şirketlerin ülke spesifik uygulamala- rı elbette olabilir ancak; bu uygulamaların gerekçelendirme olmaksızın yapılmasının haberleşme özgürlüğü ile bağlantılı olarak bir insan hakkı ihlali teşkil edeceğini vur- gulamalıyız. Nitekim, söz konusu uygula- manın kamuoyundaki yansıması da hayli olumsuz olmuştur. Diğer yandan, “kişisel verilerin korunma- sı” başlığına bakıldığında ise; kamuoyuna yansıtıldığı şekilde AB’nin bir kişisel verileri koruma mevzuatı olduğu için Whatsapp’ın AB’yi ayrı tuttuğu yönünde yayılan hatalı bilgiyi düzeltmek ve kamuoyunu bilgilendir- mekte fayda görüyorum. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ülkemizde yaşayan herkesin ki- şisel verilerinin işlemesine dair kapsayıcı bir düzenleme konumundadır. Ülkemizdeki kanun vatandaşlarımızın kişisel verilerinin teminatı niteliğinde bir düzenlemedir. Ülke veya bölgeler arası değişen ulusal mevzuat gerekliliklerinin global şirketler ta- rafından bir üstünlük yarışına tabi tutulması kabul edilemez. Ülkemiz serbest seçimlerin uygulandığı, demokratik bir hukuk devletidir. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kanunlarımızın uygulanmasına ilişkin egemenlik yetkimiz bulunmaktadır. Bu doğrultuda, Whatsapp’ın gizlilik hüküm- lerine ilişkin, gerek Kişisel Verileri Koruma Kurumumuz gerekse rekabeti bozucu etki- leri yönünden değerlendirme yapmak üzere Rekabet Kurumumuz görev alanları dâhilin- de harekete geçmiştir. Türkiye bu alanda yeni bir oyuncu değil. Whatsapp ve benzeri anlık mesajlaşma uy- gulamalarına alternatif olabilecek ülkemiz- de geliştirilmiş ve halen geliştirilmekte olan birçok uygulama mevcut. Bu uygulamaların Türk hukukunda yer alan meşru haklarını tanıması ve devlet kurumlarının iletişim ku- rabilecekleri bir muhatap bulunması hedef- lenmiştir. Temsilci atanması önemsendiği için, atan- maması halinde kademe kademe artan yaptırımlar öngörülmüştür. Bu yaptırımlara kısaca değinmek gerekirse; temsilci atama ihlalinin devam etmesi durumunda sırasıyla idari para cezası, Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişilerin reklam vermesine yasak geti- rilmesi cezası, mahkeme kararı ile internet trafiği bant genişliği daraltılması cezası uygulanacaktır. Gelinen noktada, Bilgi Teknolojileri ve İle- tişim Kurumu tarafından 19.01.2021 tarihli Resmi Gazete’de ilan edilerek, halen tem- silci atamamış olan Pinterest Inc., Twitter Inc. ve Twitter Inc.(Periscope/Scope) isimli sosyal ağ sağlayıcılara Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişilerin reklam vermesine yasak getirilmesi cezası uygulanmıştır. Ayrıca, kullanıcıları tarafından sunulan konusu suç teşkil eden içerikler, gecikme- sinde sakınca bulunan haller kapsamın- daki içerikler ve kişilik haklarını ihlal eden içerikler yönünden sosyal ağ sağlayıcıların içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin en- gellenmesi kararına uyması kapsam altına alınmıştır. Bunun yanı sıra, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yerli veya yabancı sosyal ağ sağlayıcılar, kişilik haklarını ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden içeriklere ilişkin başvurulara, başvurudan itibaren en geç 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz cevap vermekle yükümlü tutulmuştur. Özellikle okul çağındaki çocuklarımızı etkileyen siber zorbalık gibi dijital ortamda meydana gelen her türlü kişilik hakkı ihlali- nin toplumda büyük olumsuzluklara neden olduğu tespit edilmektedir. Yasanın ayrıntılı incelenmesi ile vatandaşlarımızın kişilik haklarına dijital mecralar nezdinde getirilen güvenceler görülebilecektir. Dijital Biz 32 Dijital Biz 33
Sayfa 34 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj kullanımının yaygınlaşması etkin bir tanı- tımla mümkün. Son dönemde Whatsapp tarafından haksız olarak dayatılan gizlilik sözleşmesi güncellemesi sonrasında Türk bilişim şirketlerine ait uygulamaların Pakis- tan’dan Almanya’ya, Bangladeş’ten Endo- nezya’ya kadar birçok ülkede ciddi sayıda yeni kullanıcı edindiğine şahit olduk. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi olarak Türk bilişim şirketlerince geliştirilmiş 10’un üzerinde anlık mesajlaşma uygula- masını güvenlik, performans ve kullanıla- bilirlik özellikleri bakımından analiz ve test ettik. Bu uygulamalardan bazıları herkesin gündelik mesajlaşma ihtiyaçlarına yönelik iken bazıları kurumsal ihtiyaçları karşılaya- cak daha üst düzey güvenlik özellikleri sağ- lıyor. Hatta 100’ün üzerinde dile anlık çeviri ve acil durum bildirimi gibi küresel rakiple- rinde bulunmayan özellikler sunabiliyor. Türk bilişim şirketlerinin bu alan özelinde dünyadaki eğilimleri yakından takip ettiğini ve önemli bir mesafe kat ettiğini söyleye- bilirim. Bu noktadan hareketle mesajlaşma uygulamaları konusunda şirketlerimizin küresel rekabette daha ileri noktalara ula- şacağına inanıyorum. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Dünyadaki ve Türkiye’deki mevzuat ve uygulama- lar konusunda görüşleriniz nelerdir? Öncelikle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Ko- runması Kanunu’nun geçmişi ve bugününe kısaca değinilmesini yararlı buluyorum. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilk uluslararası anlaşma olan Avrupa Konseyi bünyesindeki Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireyle- rin Korunması Sözleşmesi’ne (108 sayılı Sözleşme) Türkiye taraftır ve Sözleşme ül- kemizde 2016 yılından bu yana uygulama- dadır. 6698 sayılı Kanunun kişisel verilerin işlenmesine ilişkin usul ve esasları, 108 sayılı Sözleşme ve 95/46/EC sayılı Avru- pa Birliği Veri Koruma Direktifine paralel şekilde düzenlenmiştir. Ancak 2016 yılında Avrupa Birliği, 95/46/ EC sayılı Direktifin yerine 2016/679/EU sayılı Tüzüğü kabul etmiştir. Bu nedenle kişisel verilerin korunmasına ilişkin ülke- miz mevzuatı ile Avrupa Birliği mevzuatı arasında bazı farklılıklar oluşmuştur. Söz konusu farklılıkların giderilmesi açısından, 11. Kalkınma Planının “479.1. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu AB’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü dikkate alına- rak güncellenecektir.” tedbiri kapsamında ilgili kurumlarımızca uyum çalışmaları sürdürülmektedir. Gelinen aşamada, 6698 sayılı Kanun ile tesis edilen hükümlerin ülkemizde kişisel veri kavramının benimsenmesine yönelik çok değerli bir adım olduğu muhakkaktır. Bu yönde, Kanunumuzda kişisel verilerin işlenmesine ilişkin belirlenen genel ilkeler şu şekildedir: • Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma • Doğru ve gerektiğinde güncel olma • Belirli, açık ve meşru amaçlar için iş- lenme • İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma • İlgili mevzuatta öngörülen veya iş- lendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme Diğer yandan, “Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilme- si”, “Kişisel verilerin aktarılması”, “Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması konuları” da 6698 sayılı Kanunda düzenlenmiştir. Kanun kapsamındaki hakların vatandaşları- mız tarafından öğrenilmesinde büyük fayda görüyorum, zira kişisel verilerin korunması- nın bireyde başladığı unutulmamalıdır. Yine Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından sağlanan ALO 198 Veri Koruma Hattı Bilgi Danışma Merkezi’nin de faydalı bir uygula- ma olduğu kanısındayım. Başkanlığımızın kişisel veriler ile ilgili çalışmalarına da kısaca değinmemiz ge- rekirse, öncelikle uluslararası gelişmeleri takipte olduğumuzu söyleyebilirim. Dijital Biz 34 Dijital Biz 35
Sayfa 36 — dergide görüntüle
Mart 2021 Röportaj Bu doğrultuda, son dönemde WhatsApp uygulamasının veri politikasına ilişkin ge- lişmeler olsun öncesinde sosyal ağ sağla- yıcıların kullanıcı içeriklerine ilişkin Sosyal Medya Yasası olsun, her fırsatta kamu- oyunu bilgilendirmeyi amaç edindik. Zira içinde bulunduğumuz dijital çağın temeli haline gelen verinin, kişisel verileri de kap- sadığını unutmamalıyız. Diğer yandan, gün geçtikçe artmakta olan siber güvenlik saldırılarının, veri başlığı altında kişisel verileri de tehdit ettiği bilin- mektedir. C-Suite Siber Risk Raporunda, siber saldırı kaynaklı kayıpların toplam maliyetinin 2021 itibarıyla yıllık 6 trilyon dolara ulaşabileceği ifade ediliyor. Görül- düğü üzere ekonomik maliyeti inanılmaz boyutlara ulaşan siber saldırıların önlen- mesi ile kişisel verilerin korunması birlikte ele alınması gereken iki konu halini almış- tır. Bu kapsamda, Başkanlığımızca hazır- lanan “Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi” Temmuz 2020 tarihinde yayımlanmıştır. Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile kritik altyapı hizmeti veren işletmelerde bulunan mevcut ve yeni kurulacak bilgi sistem- lerinde, Rehberde yer verilen tedbirlere uyulması zorunlu tutulmuştur. Rehber kapsamındaki düzenlemeler, siber saldırı- lara karşı mukavemetimizi artıracak, bilgi güvenliği ve siber güvenlikte ülke seviye- sinin uluslararası arenada yükselmesinde önemli bir rol alacaktır. Ülkemize özgü ilk referans doküman olma niteliği taşıyan ve geniş bir katılımla ilgili tüm paydaşların katkısı alınarak hazırlanan Rehber; ihti- yaçlar, gelişen teknoloji, değişen şartlar ile ulusal politika ve stratejiler göz önün- de bulundurularak güncellenmeye devam edecektir. Türkiye’de bilişim alanındaki Sivil Top- lum Kuruluşları (STK) ile ilgili görüşle- riniz nelerdir? Bilişim sektörü hem kendisinin oluşturdu- ğu yüksek katma değer hem de sunduğu ürün ve hizmetlerin diğer sektörlerdeki verimlilik artırıcı etkisi nedeniyle ülke ekonomisi açısından kilit önemde. Böylesi önemli ve dinamik bir sektördeki sorun ve aksaklıklar ile fırsatların tespiti ve bunlara yönelik politika önerileri geliştirilmesi nok- tasında STK’ların son derece önemli bir rolü olduğunu değerlendiriyoruz. Ayrıca STK’lar, yürüttükleri etkinliklerle sektör temsilcileri arasında bilgi alışverişi- nin sağlanmasına ve iş birliği potansiyeli- nin değerlendirilmesine yönelik olarak da önemli bir işlev üstleniyor. Bu bağlamda, biz de Dijital Dönüşüm Ofisi olarak sek- tör STK’ları ile olan iletişimimizi mümkün olduğunca geliştirmeye ve bu bağlamda onların fikir ve tecrübelerinden istifade etmeye çalışıyoruz. Bu iletişimi henüz sistematik ve düzenli bir yapıya kavuşturamadık, bunda henüz yeni bir kurum olmamız ve kurumsal yapımızda- ki eksiklikleri tamamlamaya çalışmamızın da etkisi var. Ancak, önümüzdeki dönemde, özellikle yürüteceğimiz önemli çalışmalar bağlamında bilişim STK’ları ile daha düzen- li ve sistematik bilgi alışverişi sağlayacağı- mız birlikte çalışma yöntemlerini geliştirip uygulayacağız. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak yürüteceğimiz hem politika geliştirme çalış- malarında hem de spesifik projelerde bu iş birliğinden çok ciddi ölçüde fayda sağlaya- cağımızı düşünüyoruz. Global Bilişim Derneği (BİDER) ve/veya BİLİŞİM GRUBU ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bilişim sek- töründeki farklı STK’larla temas halinde olmak, sektörün sorunları ve çözüm önerile- rine ilişkin alternatif fikirleri dinlemek bizim açımızdan son derece önemli. Bu anlamda; bilişim sektöründen, üniversitelerden, üretici ve çözüm sağlayıcılarından, sektör basının- dan ve kanaat önderlerinden müteşekkil üye yapınızın sektörel politikaların etkin şekilde tasarlanması, tartışılması ve ilgili aktörler arasında iş birliğinin geliştirilmesine ciddi anlamda katkı sağlayacağını düşünüyorum. Ayrıca, benimsemiş olduğumuz yerli ve milli teknoloji yaklaşımını ülkemiz açısın- dan son derece değerli buluyorum. Ülke- mizin kalkınması için her alanda yerli ve milli teknolojilerimizin gelişmesi ve buna yönelik çalışmaların desteklenmesi Dijital Dönüşüm Ofisi olarak bizim de ana önce- liğimiz. Derneğinizin de çalışmalarında bu konunun önemine atıfta bulunmanız ve faaliyetlerinizde yol gösterici, destekleyici ve katkı verici çalışmalar içinde buluna- cağını vurgulamanız gerçekten bizim de sivil toplum kuruluşlarından beklediğimiz hususlar. Sayın Cumhurbaşkanımız her fırsatta, Türkiye’nin dijital dünyada çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getirerek, “yük- sek teknolojiye dayalı ürünleri tasarlayan, geliştiren, üreten ve tüm dünyaya satan bir Türkiye için hep birlikte daha çok çalış- mamız gerektiğinin” altını çizmektedir. Çalışma şeklimizde köklü bir dönüşüm yaşıyoruz. Bu önemli dönüşümü hayata geçirmek için tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde çalış- malıyız. Gelin dijital geleceğimizi hep birlikte inşa edelim… Dijital Biz 36 Dijital Biz 37
Sayfa 38 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Türkiye’nin uzay politikaları alanındaki 10 yıllık vizyon, strateji, hedef ve projelerinin belirlendiği Milli Uzay Programı açıklandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın öncü- lüğünde Türkiye Uzay Ajansı tarafından hazırlanan programı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kamuoyu ile pay- laştı. Türkiye’nin uzay yolculuğundaki hedeflerinin anlatıldığı 10 maddelik strate- jik hedeflerden oluşan program ile 2023’te Ay’a roket fırlatılacak. İlk Türk astronotu bilim misyonuyla uzaya gönderilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın Türki- ye’nin uzaydaki yol haritası olduğunu ifade ederek “Milli Uzay Programındaki birinci ve en önemli hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında aya ilk teması gerçekleş- tirmektir. Böylece, medeniyet coğrafyamı- zın da sembolü olan hilali, al bayrağımızla aya göndermenin gururunu milletimize yaşatacağız.” dedi. Türkiye’nin Uzay Yolculuğu Başlıyor lenin asıl altyapısını ise, son 18 yıldaki yatı- rımlarımızla oluşturduk. Kendi imkânlarımızla ürettiğimiz ve 2012 yılında uzaya fırlattığımız istihbarat uydumuz GÖKTÜRK-2 bunun ilk örneklerinden biridir. Böylece dünyada uydu üretme kabiliyetine sahip sayılı ülkeler ara- sına girdik. Şimdi sırada GÖKTÜRK-3 var. Gece ya da gündüz fark etmeksizin, her türlü hava şartında yüksek çözünürlüklü görüntü elde edebilecek bu uydumuzun planlama çalışmalarına devam ediyoruz. İMECE 2022’DE UZAYDA TÜBİTAK UZAY tarafından geliştirilen, ilk yerli ve milli yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydumuz İMECE’nin de entegrasyon işlem- leri tamamlandı, testleri sürüyor. İnşallah 2022 yılında bu uydumuzu da uzaya fırlata- cağız. İMECE yörüngeye yerleştiğinde, tüm kurumlarımızın görüntü ihtiyacını karşılaya- cak metre altı çözünürlükteki ilk milli gözlem uydumuz olacaktır. Yerli ve millî imkanlarla ürettiğimiz ilk haberleşme uydumuz TÜRK- SAT 6-A’yı da 2022’de uzaydaki yörüngesine yerleştireceğiz. EN BÜYÜK TELESKOP Uydu teknolojilerinin yanı sıra, astronomik gözlem noktasında da önemli altyapılara sa- hibiz. Ülkemizin modern anlamdaki ilk gözle- mevi olan TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi, Türki- ye’nin en büyüğü olan 1,5 metre çapında bir teleskobu barındırıyor. Erzurum’da, Karakaya Tepeleri üzerinde, 3 bin 170 metre yükseklik- te Doğu Anadolu Gözlemevini inşa ediyoruz. Bu tesis tamamlandığında, 4 metre çapındaki Türkiye’nin en büyük optik ve ilk kızılötesi teleskobunu devreye almış olacağız. MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİ Bugün, dünya yeni bir değişimin, yeni bir dönüşümün arifesindedir. Yeni dönemde, güç dengelerini uzay keşiflerinin, bu alanda- ki yeni teknolojilerin belirleyeceği açıkça gö- rülüyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuz- la, Türkiye’yi kritik ve özgün teknolojilerin üreticisi yapma hedefimize kilitlenmemizin Programın önemli bir hedefinin de bir Türk va- tandaşının uzaya gönderilmesi olduğunu açık- layan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzaya gitme niteliklerine sahip bir kişiyi gönüllüler arasın- dan seçerek, gerekli eğitimleri almasını sağla- yacak ve uzaya göndereceğiz. Madem ki; bir vatandaşımız uzaya gidecek, artık astronot ya da kozmonot kelimelerine bir Türkçe karşılık bulmamız gerekiyor. Biliyorsunuz bu bizim hassas noktamız. Buradan dil bilimcilerimize bir çağrıda bulunuyor ve diyorum ki, gelin, Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım. 83 milyon vatandaşımız da özgün fikirleriyle bu arayışa ortak olabilir.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak el ele vereceklerini kaydederek “Gök- lere en çok yakışan bayrağı, yani ay yıldızlı bayrağımızı hak ettiği yerlere taşıyacağız. Ayağımız dünyada, gözümüz uzayda ola- cak. Kökümüz dünyada, dallarımız göklerde olacak.” dedi. KONGRE VE KÜLTÜR MERKEZİNDE Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nın tanıtımı, Cumhurbaşkanlığı Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı. Tanıtım törenine, Cum- hurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Bakanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aile Çalışma ve Sos- yal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu katıldı. YOĞUN KATILIM Törende, eski Başbakan Binali Yıldırım, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Sayıştay Baş- kanı Seyit Ahmet Baş, TBMM Sanayi, Tica- ret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, An- kara Valisi Vasip Şahin, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç ve TRT Genel Müdürü İbrahim Eren de yer aldı. Tanıtım toplantısını ayrıca Havacılık Uzay ve Teknoloji Festiva- li’ne (TEKNOFEST) katılım sağlayan öğren- ciler ile büyükelçiler ve Türk ve yabancı basın mensupları da takip etti. Tanıtım toplantısında konuşan Cumhurbaş- kanı Erdoğan, özetle şunları söyledi: UZAYDAKİ YOL HARİTASI Bugün, ülkemiz adına tarihi bir dönüm nok- tasına şahitlik etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Uzun süreli bir planlama ve ça- lışmanın ürünü olan, Türkiye’nin ilk Milli Uzay Programı’nı tüm dünyaya ilan edeceğiz. Bu program, gerçekçi ama bir o kadar da reka- betçi hedefleri kapsayan içeriğiyle, ülkemizin uzaydaki yol haritasıdır. Küresel uzay yarışın- da ülkemizi üst liglere taşıyacak bu yol harita- sının başarıyla hayata geçmesini diliyorum. GÖKTÜRK-3 SIRADA Esasen, ülkemizin kozmik rekabetteki müca- delesi 1985’ten bu yana sürüyor. Bu mücade Dijital Biz 38 Dijital Biz 39
Sayfa 40 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber sebeplerinin en başında bu gerçeği görme- miz geliyor. Şuur, özgüven ve adanmışlı- ğa sahip olduğumuzda erişemeyeceğimiz menzil, aşamayacağımız engel olamaz. Bu anlayışla, doğru zamanda İHA ve SİHA tek- nolojilerine yatırım yaparak, sahada oyunu değiştiren tarafta yer almayı başardık. UZAYDA DA OLACAĞIZ Geçmişimizden aldığımız güçle, kökümüzden beslenerek, geleceğe bakacağız. Teknolojik kapasitemizi geliştirmek ve buradan doğacak olan ekonomiden faydalanmak için, uzayda da olacağız. Elde ettiğimiz tecrübe ve biriki- mi, bilim, sanayi ve teknoloji ekosistemimize aktarabilmek için, uzayda da olacağız. Güçlü ve bağımsız bir Türkiye’nin yerini, sadece dünyada değil uzayda da tahkim edeceğiz. İşte bu vizyonu yürütecek olan kurumumuz Türkiye Uzay Ajansı’dır. ki, birçok kişi bu hayali kurarak büyümüş- tür. Hatta belki aranızda hala bu hayalini sürdürenler vardır. Uzaya bir vatandaşımızı göndermeyi, elbette bir turistik gezi olarak değil, gelecek nesillere yol gösterecek bir bilim misyonu olarak tasarlıyoruz. Uzaya gitme niteliklerine sahip bir kişiyi gönüllüler arasından seçerek, gerekli eğitimleri alma- sını sağlayacak ve uzaya göndereceğiz. Bu sayede, uluslararası uzay istasyonunun altyapısından yararlanarak bilimsel deney yapma imkânına kavuşacağız. BİR İSİM BULALIM Tabii benim burada bir şerhim var. Madem ki; bir vatandaşımız uzaya gidecek, artık astronot ya da kozmonot kelimelerine bir Türkçe karşılık bulmamız gerekiyor. Biliyor- sunuz bu bizim hassas noktamız. Buradan dil bilimcilerimize bir çağrıda bulunuyor ve diyorum ki, gelin, Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım. Tabii yalnızca dil bilimciler değil, 83 milyon vatandaşımız da özgün fikirleriyle bu arayışa ortak olabilir. AYAKLARI YERE BASAN HEDEFLER Saydığımız hedeflerin her biri, elbette iddialıdır, zorlayıcıdır. Ama bunların hepsi de ayakları yere basan hedeflerdir. Türki- ye’nin bu devrimi gerçekleştireceğinden, uzay yarışında güçlü bir aktör olarak yerini alacağından en ufak bir şüphe duymuyo- rum. Türkiye Uzay Ajansı’nın geliştireceği projeleri, Milli Uzay Programındaki hedefle- ri bizzat takip edecek, destek olacağım. KÖKÜMÜZ DÜNYA’DA DALLARIMIZ GÖKLERDE Devlet-millet el ele verecek, göklere en çok yakışan bayrağı, yani ay yıldızlı bayrağımı- zı hak ettiği yerlere taşıyacağız. Ayağımız dünyada, gözümüz uzayda olacak. Kökümüz dünyada, dallarımız göklerde olacak. Bu duygularla, Milli Uzay Programımızın ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Programın hazırlanmasında emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanımız başta olmak GÖZYÜZÜNE BAK AY’I GÖR Bu kurumumuz, uzay alanında birikmiş kabiliyetlerimizi tek çatı altında koordine etmek ve bu alanda yeni, güçlü bir sinerji oluşturmak için yola çıktı. İlk görevi Milli Uzay Programı hazırlamak olan ajansı- mız, kamu kuruluşlarından özel sektöre, üniversitelerden uluslararası ortaklara kadar tüm paydaşların katkılarıyla ça- lışmasını tamamladı. Milli Uzay Progra- mımızda, hedeflerimizi gerçekleştirmek için hangi kaynak ve yetkinliklere sahip olmamız gerektiğini, adımlarımızı ne zaman ve ne şekilde atacağımızı belirle- dik. Şimdi Türkiye’nin uzaydaki 10 yıllık vizyon, strateji, hedef ve projelerinin yer aldığı Milli Uzay Programımızı, bu günler- de meşhur olan sloganıyla tüm dünyaya ilan ediyor ve diyorum ki, Gökyüzüne Bak Ay’ı Gör. AY’A GİDİYORUZ Milli Uzay Programındaki birinci ve en önemli hedefimiz, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında aya ilk teması gerçekleş- tirmektir. Evet, Ay’a gidiyoruz. Hazırlıkları- na başladığımız Ay Programı ile bu hedefi iki aşamada tamamlamayı planlıyoruz. İlk aşamada, 2023 yılı sonunda, yakın dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz kendi milli ve özgün hibrid roketimizle aya ulaşarak, sert iniş gerçekleştireceğiz. Uzay aracımızı yakın yörüngeye çıkaracak ilk fırlatmayı, uluslararası iş birliği ile hayata geçirece- ğiz. Bu görevi tamamladığımızda, hem aya ulaşmayı başaran ülkelerden biri olacak, hem de ikinci aşama ay misyonu için ge- rekli bilgileri toplamış olacağız. YUMUŞAK İNİŞ 2028 YILINDA 2028 yılında hayata geçirmeyi planladı- ğımız ikinci aşamada ise, aracımızı yakın yörüngeye çıkaracak ilk fırlatmayı, bu kez kendi milli roketlerimizle yapmayı hedefliyo- ruz. Aya yumuşak iniş gerçekleştireceğimiz bu aşamayı da tamamladığımızda, ayda bi- limsel faaliyetler yapabilen sayılı ülkelerden biri konumuna geleceğiz. Böylece, mede- niyet coğrafyamızın da sembolü olan hilali, al bayrağımızla aya göndermenin gururu- nu milletimize yaşatacağız. Hazırlıklarına başladığımız Ay Programı, fırlatma, roket ve kontrol teknolojilerindeki atılımlarımız için bir kaldıraç görevi görecektir. Bu prog- ram, yüksek radyasyona dayanaklı teçhizat teknolojisinden haberleşmeye, otonomiden yapay zekâya kadar birçok alandaki çalış- malara zemin oluşturacaktır. Böylece, yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz alt sistemlerin ticarileşmesinin de önü açılacaktır. Yakın zamanda aya iniş denemeleri başarısızlıkla sonuçlanan ülkeleri hepimiz gördük. Türk mühendislerinin inşallah bu görevi başara- caklarına tüm kalbimle inanıyorum. GÖNÜLLÜLER ARASINDAN SEÇİLECEK Onuncu ve son hedefimiz, evet, bir Türk vatandaşını uzaya göndermektir. Eminim Dijital Biz 40 Dijital Biz 41
Sayfa 42 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber üzere, Türkiye Uzay Ajansına ve katkı sağla- yan tüm paydaşlara şükranlarımı sunuyorum. MARKA TESCİL BELGESİ Konuşmanın ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye Uzay Ajansı’nın marka tescil belgesi- ni takdim etti. İMZALAR ATILDI Daha sonra Milli Uzay Programı’nın hayata geçmesi için kamu, üniversite ve özel sek- törden paydaşlar yürütülen çalışmaları so- mutlaştıracak 4 protokol ve sözleşme imza altına alındı. İlk olarak Türkiye Uzay Ajansı koordinasyonunda TUSAŞ, TÜRKSAT ve TÜBİTAK UZAY arasında “Milli Uydu Üre- tim Şirketi Kurulmasına İlişkin Protokol”ü imzalandı. Protokole, Türkiye Uzay Ajansı geliştirilmesi ve Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığının azaltılması yer alıyor. GENÇLERDE FARKINDALIK Başta gençler olmak üzere tüm kesimlerin uzay alanındaki farkındalığının artırılmasını hedefleyen program, mevcut yeteneklerin ve başarıların milli teknolojiler ile daha ile- riye taşınmasını, uzay teknolojilerinin ülke kalkınmasında bir araç olarak kullanılması- nı amaçlıyor. STRATEJİK 10 HEDEF Milli Uzay Programı ile stratejik 10 hedef belirlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafın- dan açıklanan hedefler şöyle: AY GÖREVİ Cumhuriyet’in 100’ncü yılında uluslararası iş birliği ile yakın Dünya yörüngesinde ateş- lenecek milli ve özgün hibrit roketle Ay’a sert iniş gerçekleştirilecek. İkinci aşamada, ilk fırlatma bu kez milli roketle yapılacak ve Ay’a yumuşak iniş gerçekleştirilecek. YERLİ UYDU Yeni nesil uydu geliştirme alanında dün- ya ile rekabet edebilecek ticari bir marka ortaya çıkartılacak. Türkiye’nin uydu üretim kabiliyeti, Türkiye Uzay Ajansı’nın koor- dinasyonunda kurulacak olan tek bir milli şirket bünyesinde birleştirilecek. BÖLGESEL KONUMLAMA Türkiye’ye ait bölgesel konumlama ve za- manlama sistemi geliştirilecek. Bu konuda kritik teknolojilere güdümlü projeler yoluyla yatırım yapılacak. UZAY LİMANI Uzaya erişimi sağlamak amacıyla bir uzay limanı işletmesi kurulacak. Türkiye için en uygun fırlatma alanı ve teknolojisi belirlene- cek. Fırlatma tesis altyapısı oluşturulacak. Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, TÜ- BİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, TUSAŞ Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil, TÜRKSAT Genel Müdürü Hasan Hüseyin Ertok imza attı. Protokol ile uydu üretiminin tek çatı altında toplanması amaçlanıyor. İTÜ İLE İŞ BİRLİĞİ İkinci imza, Türkiye Uzay Ajansı ile İs- tanbul Teknik Üniversitesi arasında “Ha- vacılık Ve Uzay Teknolojileri Alanlarında Bilimsel Ve Teknolojik İş Birliği Protokolü” için atıldı. Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yıldırım ile İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, uzay operasyon merkezi çalış- maları, Füzyon Enerji Sistemleri Araştır- maları (FESA) başta olmak üzere hava- cılık ve uzay teknolojileri konularında iş birliğine gitti. TELESKOP YAZILIMI Törende ayrıca, Türkiye Uzay Ajansı, Sabancı Üniversitesi ve TÜBİTAK Uzay arasında “Artırılmış X-Işını Zamanlama Ve Polarimetri Uydusu Geniş Alan İzle- me Uygulama Yazılımı Proje Sözleşmesi” imzalandı. Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yıldırım, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile TÜBİTAK UZAY Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mesut Gök- ten, uydunun üzerinde yer alan geniş alan gözleme teleskobunun yazılım çalışmaları hakkındaki sözleşmeyi imza altına aldı. SON İMZA ODTÜ İLE Gecede son imzalar, Türkiye Uzay Ajan- sı, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve ODTÜ Teknokent arasında kurulacak “Uzay Tek- noloji Geliştirme Bölgesinde Ortak Ar-Ge ve Teknoloji Geliştirme Çalışmaları Yapıl- ması Ve İşbirliği Protokolü” hakkında oldu. Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yıldırım ile ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök ve ODTÜ Teknokent Genel Müdürü Serdar Raşit Alemdar protokolü imzaladı. Bu protokol ile de ODTÜ TEKNOKENT Uzay ve Havacılık Teknolojileri Ek Alanı ile kurulacak uzay teknoloji geliştirme bölge- sinde ortak Ar-Ge ve teknoloji geliştirme çalışmaları ve Ar-Ge şirketlerinin geliştiril- mesi başta olmak yapılacak çalışmaların temeli atıldı. EŞGÜDÜM VURGUSU Milli Uzay Programı, Türkiye’nin uzay po- litikaları alanında vizyon, strateji, hedef ve projelerinin belirlenmesi; bunları eşgüdüm içinde yürütülmesine yönelik olarak dün- yadaki gelişmeler ve Türkiye’deki mevcut potansiyel dikkate alınarak hazırlandı. DIŞA BAĞIMLILIK AZALACAK Milli Uzay Programının amaçları arasında Türkiye’deki uzay teknolojileri alanındaki ihtiyaçlar ve yetenekler çerçevesinde öne çıkacak teknolojilerin ve gerekli altyapıların Dijital Biz 42 Dijital Biz 43
Sayfa 44 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber UZAY HAVASI Uzay havası veya meteorolojisi olarak tabir edilen alana yatırım yapılarak uzaydaki yet- kinlik arttırılacak. Özellikle iyonosfer araştır- maları desteklenecek. Uzay havası gözlem- lerini toplalayan bir birim oluşturulacak. UZAY NESNELERİ Türkiye, astronomik gözlemler ve uzay nes- nelerinin yerden takibi konularında daha yetkin bir konuma getirilecek. Radyo teles- koplarıyla bilim insanları, uzaydan gelen radyo dalgaları üzerinde çalışabilecek. Aktif uydular ve uzay çöpleri yerden ve uzaydan izlenecek. UZAY SANAYİSİ Uzay alanında sanayi kümelenmesi ile en- tegre çalışmalar yürütülecek. Uzay tekno- lojisi ürünleri ve hizmetleri ihraç edilecek. Yüksek nitelikli insan kaynağı için istihdam oluşturulacak. UZAY TEKNOLOJİLERİ GELİŞTİRME BÖLGESİ ODTÜ ile birlikte yerli ve yabancı yatırımcı- larla ev sahipliği yapacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulacak. Uygun teşvik mekanizmalarıyla uzay alanına devşirile- bilecek yeteneklere sahip KOBİ’lerin bu bölgede yer alması sağlanacak. UZAY FARKINDALIĞI Uzay alanında etkin ve yetkin insan kay- nağını geliştirmek amacıyla uzay farkında- lığı oluşturulacak. Net olarak tanımlanmış alanlarda yüksek lisans ve doktora bursları verilecek. Ulusal, uluslararası yaz okulları, kurslar ve çalıştaylar organize edilecek. TÜRK ASTRONOT Bir Türk vatandaşı, bilim misyonuya uzaya gönderilecek. Böylece Türkiye, uluslararası uzay istasyonunun altyapısından yararlanarak bilimsel deney yapma imkanına kavuşa- cak. Türkiye’nin uzay alanında görünürlüğü artacak. 2000’Lİ YILLARDA HIZ KAZANDI Uzayın dünyada politik ve ekonomik olarak öncelikli gündem haline gelmesiyle Tür- kiye’de de uzay çalışmaları hız kazandı. 2000’li yıllar ile beraber haberleşme ve yer gözlem uyduları ile bu alanda önemli kabi- liyetler kazanan Türkiye, yerli ve milli poli- tikalar ile bu alanda bir ekosistem oluştur- ma hedefine doğru yöneldi. Bu çalışmalar kapsamında 2018 yılında Cumhurbaşkan- lığı Kararnamesi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olarak Türkiye Uzay Ajansı kuruldu. Daha sonra Milli Uzay Programı’nı oluşturmak amacıyla çalıştay- lar düzenlendi. SOSYAL MEDYADAN DAVET Toplantı öncesinde sosyal medya hesa- bından açıklamalarda bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, gençlere seslene- rek “Ülkemizin önümüzdeki 10 yılda uzay alanında neleri başarması sizi daha çok heyecanlandırır? Bu akşam saat 19:00’da Sn. Cumhurbaşkanımızın tanıtacağı Milli Uzay Programında iddialı hedeflerimiz var. Mutlaka takip edin.” mesajını paylaştı. LOGOSU GÖRÜCÜYE ÇIKTI Cumhurbaşkanlığı Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tay- yip Erdoğan ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın da katılımıyla gerçekleş- tirilen “Milli Uzay Programı” tanıtım toplan- tısında, TUA’nın logosu da ilk kez tanıtıldı. Türkiye Uzay Ajansı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da ajan- sın logonun hikayesine ilişkin şu bilgilere yer verildi: TUA logosu, bilinmeze, evrenin derinliklerine uzanan kesintisiz, kararlı bir hareketi simgeler. Bu hareketin karakteri Batı tipografisinin fonksiyonel okunaklılı- ğından, Doğu’nun kadim kültürünün tek nefeste okunan kaligrafisine uzanır. Dev bir gövdesinden küçük bir yaka rozetine kadar farklı ölçek ve uygulamalarda okunaklılı- ğını, işaret özelliğini kaybetmemesi için tasarlanan harfler birbirine eklemlenirken ortaya çıkan resmin içindeki ‘yıldız’ imgesi gökyüzündeki al bayrağımızı temsil ediyor. İşte bu güzel logo, Türkiye’nin uzaydaki yeni başarılarının imzası olacak. TARİHİN SIFIR NOKTASINDAKİ MONOLİT Tarihin sıfır noktası olarak bilinen ve in- sanoğlunun yerleşik yaşama geçmeden önce de bir tapınakta ibadet ettiğinin ispatı olarak gösterilen Şanlıurfa Göbeklitepe’de ortaya çıkan metal blokun sırrı, Cumhur- başkanı Erdoğan’ın konuşmasıyla çözüldü. GÖKYÜZÜNE BAK AY’I GÖR! 5 şubatta Göbeklitepe yakınlarında bulu- nan gizemli monolitte, Göktürk alfabesiyle “Gökyüzüne bak, Ay’ı gör” ifadesini yer almıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuş- ması sırasında “Gökyüzüne bak, Ay’ı gör” dedi. Bu sırada arkasında bulunan led ekranda metal blokun görseli ortaya çıktı. Monolitin, Milli Uzay Programı’nın tanıtımı için dikildiği anlaşıldı. Dijital Biz 44 Dijital Biz 45
Sayfa 46 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhuriyet’in 100’üncü kuruluş yıl dönü- münde Ay’a gönderilecek insansız aracın milli ve özgün hibrit motorlu roketinin geliş- tirildiği tesislerde incelemelerde bulundu. Delta V Uzay Teknolojileri A.Ş’yi ziyaret eden Bakan Varank, Türkiye Uzay Ajan- sı’nın (TUA) bütçesiyle ilgili eleştirilere yanıt verdi. Varank, eleştiride bulunanların devletin işleyişinden bihaber olduklarını vurgulayarak “Bütçe sıkıntısı yok.” dedi. AY MİSYONU TOPLANTISI Bakan Varank, Milli Uzay Programı çalışma- ları kapsamında milli ve özgün hibrit roket motorları üreten Delta V’nin İstanbul’daki tesisinde bir toplantı yaptı. Toplantıya Bakan Varank’ın yanı sıra Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Ay Misyonu Hazırlıkları Devam Ediyor Ay misyonunda uzayda kendi ateşlememizi yapacak motorları geliştirmelerini bekliyoruz. Bu manada da TÜBİTAK UZAY ve Delta V’yi bir araya getirdik. Zaten birkaç aydır çalışma- larına başlamışlardı. Bu tesislerde şirketimi- zin kabiliyetlerini dinledik. Ay misyonu ile ilgili kritik bir toplantı gerçekleştirdik. Bütün taraf- larla beraber adeta bir ön tasarım toplantısı yaptık ve Delta V’nin özellikle dünyada yeni gelişen hibrit roket teknolojilerinde nerede bulunduğunu önümüzdeki dönem planlama- larını kendilerinden dinledik. İnşallah Milli Uzay Programı’mızın en önemli misyonu olan Ay misyonunun da ilk aşamasını 2023’te başarıyla tamamlayarak Ay ile ilk teması ken- di milli ve özgün roketimizi ateşleyerek, kendi milli ve özgün uzay aracımızla başarmak istiyoruz ve ay yıldızlı al bayrağımızı inşallah Ay’a göndermeyi düşünüyoruz. DEVLETİN İŞLEYİŞİNDEN BİHABERLER Milli Uzay Programı’nın ilan edilmesinin ardından TUA’nın bütçesine ilişkin eleştiriler yapıldığını anımsatan Varank, “Bu eleştirileri yapanlar hem devletin işleyişinden hem de bu projeler nasıl yapılıyor bundan bihaberler.” dedi. BAŞKA KAYNAKLAR DA VAR Varank, TUA’nın bütçesinin kendi teşkilat yapısı ve operasyonel ihtiyaçlarıyla ilgi- li olduğunu vurgulayarak “Bunun yanında başka kaynaklardan da halihazırda özellikle Ar-Ge anlamında bir bütçe diğer kurumlardan aktarılıyor. Bunun yanında bu projeyi gerçek- leştirecek firmalarımızın yani Delta V’nin ya da TÜBİTAK UZAY’ın zaten kendi projeleri, yetişmiş insan kaynağı var.” diye konuştu. BÜTÇE SIKINTISI YOK Ay misyonu ile ilgili projenin de bütçesini oluşturacaklarını ve firmalara kullandıracak- larını dile getiren Varank, “TUA’nın başka bütçe kaynakları da bulunuyor. Şu anda İMECE uydusunun TÜBİTAK UZAY üretimini yapıyor, 70 milyon doların üstünde bir proje. Bunun yanında Türksat 6A haberleşme uydu Kacır, Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (UZAY) Müdürü Mesut Gökten ve Delta V Uzay Teknolojileri Genel Müdürü Arif Karabeyoğlu katıldı. UZAY ARACI ÇALIŞMALARINI DEĞERLEN- DİRDİLER Toplantıda, Delta V’nin yürüttüğü faaliyetler hakkında Varank’a bilgi verilirken 2023 yılın- da Ay’a sert iniş yapması planlanan insansız uzay aracının mevcut kavramsal tasarımı ile teknik özellikleri ele alındı. İNCELEMELERDE BULUNDU Toplantı sonrasında DeltaV’nin Pendik’teki tesisinde incelemelerde bulunan Varank’a toplantı katılımcılarının yanı sıra BAYKAR Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar ile Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin de eşlik etti. 9 ŞUBATTA İLAN EDİLMİŞTİ İncelemelerinin ardından açıklamalarda bu- lunan Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 şubatta Türkiye ve dünyaya “Milli Uzay Programı”nı ilan ettiğini anımsattı. HEDEF UZAY LİGİ Milli Uzay Programı ile Türkiye’yi uzay ligine taşımayı ve gelişen uzay ekonomisinden alı- nan payı artırmayı hedeflediklerini söyleyen Varank, “Türkiye bir uzay ülkesi, ülkemizde uzay alanında gelişmiş çok önemli kabiliyet- ler var. Biz de Türkiye Uzay Ajansının hazır- ladığı Milli Uzay Programı ile bu kabiliyetleri bir araya getirerek tam bir koordinasyon içerisinde önemli hedefler belirledik.” diye konuştu. UZAY ARACIMIZI AY’LA BULUŞTURACAĞIZ Varank, bu hedeflerin başında Ay misyonu- nun geldiğine işaret ederek “Ay misyonunda 2023 ve 2028 yıllarında iki aşamalı bir hede- fimiz var. 2023’te ilk kez kendi milli ve özgün teknolojilerimizi kullanarak Ay ile teması gerçekleştirmek istiyoruz. Misyonumuzun ilk ayağında Ay’a bir sert iniş gerçekleştireceğiz. Burada öncelikle Dünya yörüngesine çıka- racak ilk fırlatmayı uluslararası iş birlikleriyle yapacağız ama Dünya yörüngesinde kendi milli ve özgün roketimizi ateşleyerek uzay aracımızı Ay ile buluşturacağız.” dedi. EN ÖNEMLİ AYAK Ay misyonunun en önemli ayaklarından biri olan milli ve özgün hibrit motor teknolojisini Delta V’nin geliştirdiğini ifade eden Varank, firmanın 2016’da kurulduğunu ve 2017’den beri uzaya erişimle ilgili çalışmalarını sürdür- düğünü belirtti. AY YILDIZLI AL BAYRAĞIMIZI AY’A GÖN- DERECEĞİZ Varank, bu yaz firmanın uzay sınırını aşacak roketini ateşleyeceğini ifade ederek, şöyle devam etti: Biz burada Delta V’den özellikle Dijital Biz 46 Dijital Biz 47
Sayfa 48 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber su projesini yine TÜBİTAK UZAY yürütüyor, 200 milyon doların üzerinde bir bütçesi var. Dolayısıyla bizim burada bir bütçe sıkıntımız yok. Bir proje bütçesiyle bir Ar-Ge bütçesiyle kurumun kendi günlük ihtiyaçlarıyla ilgili büt- çesini karıştırmamak lazım.” dedi. İKİ ANA HEDEFİ VAR Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıkla- nan Milli Uzay Programı’nda Ay misyonu, iki ana hedeften oluşuyor. HİBRİT ROKET MOTORU Misyonun ilk hedefi, insansız bir roketin 2023’te yakın Dünya yörüngesinden Ay’a ula- şarak sert iniş gerçekleştirmesi. Bu görev için milli imkanlar ile tasarlanan uzay aracında, milli ve özgün hibrit roket motoru kullanacak. İKİNCİ HEDEF YUMUŞAK İNİŞ Uzay aracının Dünya’dan yakın Dünya yö- rüngesine fırlatılması, uluslararası iş birliği sıvı oksitleyici kullanılarak yeni nesil uzay sistemlerinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek özgün roket motorları geliştiriliyor. MALİYET AVANTAJI Hibrit roket motorları, hızla ticarileşen ve maliyetlerin önemli etken haline geldiği uzay sektöründe diğer roket motorlarına kıyasla 10’da 1’e kadar maliyet avantajı sağlıyor. Dünyada pek çok gelişmiş ülke hibrit roket motorları ile yeni nesil sistemler geliştirerek bu alanda öne geçmeyi amaçlıyor. ile sağlanacak. Ay misyonun ikinci hedefi de 2028’de yine bir insansız araç ile Ay’a yumu- şak iniş yapılması. ÜÇ GRUP MOTOR VAR Roket motorları, yakıt ve oksitleyicinin depo- lanma şekline göre 3 gruba ayrılıyor. Oksitle- yici ve yakıtın katı şekilde depolandığı sis- temler katı yakıtlı roket motorları, sıvı şekilde depolandığı sistemler, sıvı yakıtlı roket mo- torları olarak adlandırılıyor. HİBRİT MOTOR NEDİR? Hibrit roket motorlarında ise oksitleyici ve yakıt farklı fiziksel fazlarda depolanarak hibrit bir sistem elde ediliyor. Delta V Uzay Teknolojileri A.Ş tarafından geliştirilen yeni nesil hibrit roket motorlarında, katı yakıt ve Dijital Biz 48 Dijital Biz 49
Sayfa 50 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Türk mühendisleri tarafından üretilen dünyanın ilk seri üretim sürücüsüz elek- trikli otobüsü Ankara’da görücüye çıktı. Karsan Otonom Atak Electric’in ilk yolcu- su Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde oto- büsü inceleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısına da sürücüsüz elektrik- li otobüs ile gitti. YÜZDE 100 ELEKTRİKLİ Karsan ve ADASTEC iş birliği ile geliştirilen Av- rupa ve Amerika’nın ilk gerçek yol koşullarında kullanıma hazır yüzde 100 elektrikli ve sürücü- süz otobüsü Otonom Atak Electric, Cumhur- başkanlığı Külliyesinde test edildi. KÜLLİYEDE GÖRÜCÜYE ÇIKTI Etkinliğe Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhur- başkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, Karsan CEO’su Okan Baş, DAHA DA GELİŞTİRİLECEK Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şöyle devam etti: Cumhurbaşkanlığı olarak böyle bir icadı, icraatı ülkemizde gerçekleştirmiş olmak ve bunu da tabi ülkem, milletim, tüm sanayicilerimiz adına yaşamış olmak şahsıma, tüm üreticileri- mize ayrı bir mutluluk veriyor. Bundan sonraki süreçte de bu seri üretim bizleri çok daha mutlu edecek. Temennimiz odur ki inşallah bizim sanayi ihracatında, üretiminde biz bu yerli, yapay zeka ile birlikte çok büyük bir mesafeyi almış olacağımıza inanıyorum. Daha da geliştirilecek bu tabii.” GURURUMUZ OLACAK Sosyal medya hesabından da bir açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın seri üretilen ilk 4. seviye sürücüsüz ve elektrikli otobüsümüzü ATAK Electric’i bugün Külliye’de test ettik. KARSAN ve ADASTEC firmalarımızın ortak üretimi olan ATAK Electric, tüm dünyada temiz enerji tüketiminin öncelikli olduğu böylesi- ne bir dönemde inşallah gururumuz olacak. Ül- kemize hayırlı uğurlu olsun!.” mesajını paylaştı. VARANK’TAN “GÖSTERİM ARACI DEĞİL” PAYLAŞIMI Etkinliğe katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank da, Twitter hesabından paylaşımda bu- lunarak “Cumhurbaşkanımızın tanıttığı bu araç bir test aracı değil. Ön gösterim aracı da değil. Seri üretim hattından çıkarak satışı gerçekleşen, Türk mühendisleri tarafından geliştirilen dünya- nın ilk seri üretim 4. seviye sürücüsüz elektrikli otobüsü.” ifadelerine yer verdi. ÖNCE ROMANYA SONRA ABD Türk otomotiv firması KARSAN ile Türk teknoloji firması ADASTEC’in birlikte ürettiği Otonom Atak Electric, 52 yolu kapasitesine sahip. Kendi sınıfında dünyanın ilk seri üretilen seviye 4 sürücüsüz ve elektrikli otobüsü olan Otonom Atak Electric, 8 metre uzunluğu ile sınıfında önemli bir ilki temsil edecek. Atak Electric’in ilk satışı Romanya’ya yapıldı, şubat ayında bu ülkede kullanımına başlanacak olan otobüs, ABD Michigan eyaletine de mayıs ayında teslim edilecek. ADASTEC Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Güçlü ve ADASTEC CEO’su Ali Ufuk Peker de katıldı. SÜRÜCÜ KOLTUĞU BOŞ! Sürücü koltuğunun boş olan “seviye 4 otonom” özelliklerine sahip elektrikle çalışan otobüse binen Cumhurbaşkanı Erdoğan, külliyedeki tur sırasında incelemelerde bulundu, üretici firma yetkililerinden bilgi aldı. YAYALARA DUYARLI Erdoğan, incelemenin ardından basın mensup- larına açıklamada bulundu. Yapay zekanın ideal ürünlerinden bir tanesini Karsan ve ADASTEC’in ortaklaşa ürettiğini belirten Erdoğan, 8 metre bo- yundaki araçta herhangi bir sesin olmadığını, yapay zekanın yayalara, tüm trafik sinyallerine karşı duyarlı olduğunu belirtti. TEMİZ ENERJİNİN ÖN ADIMLARI Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karsan’ı ve ADASTEC’i tebrik ederek “Bundan sonraki süreçte de bu seri üretimle birlikte artık mazottu, benzindi bunlar kalkı- yor. Her şey artık elektrikliye dönecek. Bu tabii aynı zamanda temiz enerjinin de ön adımları. Çünkü dünya temiz enerjiye gidiyor. Bu iklim değişikli- ğinin tartışıldığı, en önde olduğu bir sürecin içe- risinde... Bize de diyorlar ‘Siz niye iklim değişik- liği noktasında adım atmıyorsunuz?’ Ben bunu diyenlere şunu söylüyorum, Amerika şu anda iklim değişikliği ile ilgili adımı atsın, biz de atarız. Biz, hiçbir zaman bu konuda geride kalmayız.” dedi. SADECE BUNUN İÇİN GELİR Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir görüşme yaptığını hatırlatarak, kendisine bu konuları görüşmeye hazır olduklarını söylediklerini kaydetti. “Tesla, sadece bunun için buraya gelir söyleyeyim.” diyen Erdoğan, “Elon Musk’a, ‘Sen hep ben yapıyorum diyorsun ama atla gel, bak biz ne yaptık’ diyeyim ona.” ifadelerini kullandı. PATRON BİLİYOR BU İŞİ Basın mensuplarının, “Otobüsü, yurt içinde yol- larda görecek miyiz?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önemli olan sürümden kazanabilmek için acaba fiyatlandırma nasıl olacak? Rakamlar yüksek olursa talibi çok fazla olmaz. Patron biliyor bu işi. Gençler daha bu işlerden pek anlamaz, onlar hemen kazanmak isterler.” yanıtını verdi. KÜLLİYEDE KULLANILACAK MI? Erdoğan, “Otobüsler külliyede kullanılacak mı?” sorusu üzerine bunu firma yetkililerine söylediğini, firmanın da “Ne kadar isterseniz hemen” dedi- ğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle misafirler için bu durumun ses getireceğini söy- ledi. “Makam aracınız yapay zekayla sürülebilir mi?” sorusuna Erdoğan, “İlerleyen zamanda niye olmasın? Tabii olur.” cevabını verdi. SÜRÜCÜSÜZ OTOBÜSTE GAZETECİLERE RÖPORTAJ Cumhurbaşkanı Erdoğan, inceleme yaptığı oto- büse basın mensuplarını davet etti. Külliyede gazetecilerle bir tur atan Erdoğan, otobüsün şu ada 25-30 kilometre hızla gittiğini belirtti. Erdoğan, Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kıraç’a dönerek, “İnan Bey, bunlardan Cumhurbaşkanlı- ğına kaç tane hediye edeceksiniz?” diye sordu. Kıraç, “Kaç tane istersiniz hediye ederiz.” yanıtını verdi. Dünyanın İlk Seri Üretim Sürücüsüz Elektrikli Otobüsü Dijital Biz 50 Dijital Biz 51
Sayfa 52 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Va- rank, TOGG ve Meteoroloji Genel Müdür- lüğü arasında imzalanan protokolle me- teorolojik verilerin paylaşımının mümkün hale geleceğini belirterek, “Bu imzaların salt meteorolojik bilgi paylaşımından çok daha önemli anlamlar içerdiğinin altını çizmemiz gerekiyor. TOGG-Meteoroloji Genel Müdürlüğü iş birliği, mobilite eko- sistemimizde öncü bir adım olacak.” dedi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Bu araçlar (TOGG araçları) birer yürü- yen bilgisayar olduğu için Türkiye ça- pında meteoroloji istasyonu sayımızı da artırmış olacağız.” ifadelerini kullandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde, Ta- rım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Mü- dürlüğü (MGM) ile Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) arasında “Meteorolojik Verilerin Paylaşımına İlişkin Protokol” imzalandı. Bakan TOGG’un Havası Yerinde akademisyenlere paylaşılması ve sunulması lazım. Bugün, Mobilite Açık Veri Seti Oluştu- rulması konusunda da ilk adımı atmış oluyo- ruz.” diye konuştu. DÜNYADAKİ İLK ÖRNEKLERDEN Kamu kurumlarının ürettikleri verilerin, özel sektörün erişimine açık olmasının teknoloji geliştirme açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Bakan Varank, “Bugün aslında tanıtımını yaptığımız bu hadise bildiğimiz ka- darıyla dünyadaki ilk örneklerinden bir tanesi. Otomobilimizle ilgili bize sıkça eleştiri yapan- lar oluyor muhalefet tarafından. ‘Bu parçası şuradanmış, şu parçası şuradanmış’ diyerek adeta otomobilimize bir kulp bulmaya çalışı- yorlar. Altını çizmem gereken konu şu; evet bu Türkiye’nin Otomobili, fikri mülkiyeti bize ait. Burada olduğu gibi biz kendi Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzle anlaşarak ortaya kat- ma değerli bir servis çıkarabiliyoruz. Bu oto- mobil Türkiye’nin Otomobili olmasaydı bunu yapmak için yurt dışındaki global markalara adeta yalvarmamız gerekecekti. Burada dünyadaki belki de ilk örneğini biz kendimiz ortaya koyduk. Katma değerli bir servisi orta- ya koymuş olduk.” ifadelerini kullandı. KONFOR VE GÜVENLİK ARTACAK Bakan Varank, imzalanan protokolle TOGG’un Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerinden yararlanarak Türkiye’nin Otomo- bilinin konfor ve güvenliğini artırmış olaca- ğını ifade ederek, verilerin sadece sürücüyü bilgilendirmekle kalmayacağını, yapay zeka teknolojisi sayesinde araç içi uygulamaların da kendini optimize edeceğini söyledi. GERİ BİLDİRİM ALINACAK Diğer taraftan Meteoroloji Genel Müdürlü- ğü’nün de TOGG’un verileriyle anlık hava şartları hakkında geri bildirim alacağına dikkati çeken Varank, “Örneğin, sis olayı bölgesel meteorolojik tahminlerde en zor ko- nulardan biri. TOGG’un sis farlarının kullanı- mından, hangi bölgede sis yoğunluğu olduğu sisteme anlık olarak işlenebilecek. Tüm bu Varank, Bilişim Vadisi’nde gerçekleşen imza töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’yi kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi yapma vizyonunun nişanelerinden olan TOGG’un Türkiye’ye büyük heyecan kattığını söyledi. HEDEFLERİMİZ BÜYÜK Milletin yüksek bir teveccühle sahip çıktığı Türkiye’nin Otomobili gibi insansız hava araçları ve diğer bütün yerli üretimlerin, toplumun tüm kesimlerinde “biz bu işi yaparız” fikrini güçlendirdiğini dile geti- ren Varank, “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ilan edilen Milli Uzay Programı da bu özgüvenin bir ürünüdür. Milli Uzay Programımız da aynı TOGG gibi milletimi- zin bütün kesimleri tarafından sahiplenildi. Hedeflerimiz büyük ama inancımız daha büyük. Özgüven, şuur ve adanmışlıkla başaramayacağımız hiçbir şey yok.” diye konuştu. TEKNOLOJİ ÜRETİMİNDE ÜST LİG Türkiye’nin, her alanda teknoloji üretiminde bir üst ligin üyesi olmak için adımlarını büyüt- tüğünü kaydeden Bakan Varank, “Türkiye’nin rotasını Ar-Ge ve inovasyonda tutmakta kararlıyız. Suni gündemleri asla kabul et- miyoruz. İşte TOGG gibi büyük ve vizyoner projeler ülkemizin teknoloji ekosistemini de besleyip, büyütüyor. Yazılımdan mekanik parçalara kadar, üretim sürecine dahil olacak yerli tedarikçilerle TOGG çok yakın iş birliği içinde. Yaptıkları iş bakımından dünyada ilk olma özelliğine sahip startuplar dahi bu süre- ce katkı sağlayabiliyorlar.” dedi. ÖNCÜ ADIM TOGG projesinin bir otomobilden daha çok bir akıllı yaşam teknolojisi olduğunu anım- satan Varank, “İnovasyon alanında her türlü yeni fikre ve girişime de kapı aralıyor. Bu anlamda TOGG, Türkiye’deki mobilite eko- sistemine de liderlik ediyor. Bugün Tarım ve Orman Bakanlığımız ile birlikte somut bir iş birliğine imza atıyoruz. Bugünkü protokolle, TOGG ve Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz arasında meteorolojik verilerin paylaşımı mümkün hale geliyor. Bu imzaların salt mete- orolojik bilgi paylaşımından çok daha önemli anlamlar içerdiğinin altını çizmemiz gere- kiyor. TOGG-Meteoroloji Genel Müdürlüğü iş birliği, mobilite ekosistemimizde öncü bir adım olacak.” ifadelerini kullandı. MOBİLİTE ARAÇ VE TEKNOLOJİLERİ YOL HARİTASI Bakan Varank, sektörle yakın temas içerisin- de hazırlanan “Mobilite Araç ve Teknolojileri Yol Haritası”nı yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacaklarını belirterek, “Bu yol haritasın- da ortaya koyduğumuz en önemli projelerden biri de ‘Mobilite Açık Veri Setinin Oluşturul- ması’dır. Bildiğiniz gibi bağlantılı ve otonom araç teknolojilerinde en kritik nokta veri meselesi. Verilerin toplanması, hazırlanması, yeni veri setlerinin oluşturulması, bunların anonimleştirilerek açık veri haline getirilmesi; sonrasında da şirketlere, girişimcilere ve Dijital Biz 52 Dijital Biz 53
Sayfa 54 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber veriler de anonim şekilde paylaşılıp kul- lanılacak. Yani kişisel verilerin burada kullanılması söz konusu olmayacak. Veri, hayatımıza kolaylık sağlayan teknolojilerin üretiminde böyle önemli roller üstleniyor. Yeni nesil mobilite ekosistemi, veri temelli daha nice fikrin gelişmesine imkan sağla- yacak. Bunun gibi açık veri paylaşımlarını çoğaltmak için diğer kamu kuruluşlarımızla da yakın çalışıyoruz. Böyle vizyoner bir işe öncülük ettiği için öncelikle Tarım ve Orman Bakanımıza şükranlarımı sunuyorum.” dedi. KENDİ METEOLOROJİ UYDUMUZ Bakan Varank, ayrıca Türkiye’nin Antark- tika’da bir bilim üssü projesi olduğunu ve iki yıldır Antarktika seferlerine Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün de katkı sağladığını belirterek, “Bir meteoroloji istasyonu kurduk ve Türkiye’nin Milli Uzay Programıyla bir- likte ‘acaba kendi meteoroloji küçük uydu- muzu geliştirebilir miyiz?’ diye yine çalış- malarımızı sürdürüyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı. meteorolojik gözlem istasyonu aracılığıyla atmosferi 24 saat izlediklerini söyledi. Anlaşma kapsamında, TOGG’un akıllı yaşam platformu olarak adlandırılan elektronik arabi- rimine, MGM tarafından sağlanacak gözlem, hava tahmini, kara yolları tahmin sistemi ve MeteoUyarı gibi ürünlerin entegrasyonu sağlanacak. TOGG ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü arasındaki veri paylaşımı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın TOGG’u yetkilen- dirmesiyle gerçekleşecek. PAKDEMİRLİ: VERİLER ANLIK İLETİLECEK Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, rota bo- yunca MGM’den hava durumu verilerinin anlık olarak araca iletileceğini belirterek, “MGM vatandaşa, milletimize, sürücüye çok önemli bir fayda sağlarken, aynı zamanda bu araçlar birer yürüyen bilgisayar olduğu için Türkiye çağında da biz meteoroloji istasyonu sayımızı artırmış olacağız. Elbette bize buradan gelen veriler anonim olacak. Yani hangi sürücüden, hangi araçtan ne veri geldiğini takip etmiyor olacağız. Binlerce, on binlerce aracın yolda dolaştığı, çok sayıda meteoroloji istasyonu olması bizim hava tahminlerini çok daha iyi yapmamızı sağlayacak.” diye konuştu. SENSÖRLER DEVREDE TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisar- cıklıoğlu, “Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz ile yaptığımız bu protokolle üretilen veriler karşılıklı olarak paylaşılacak. Meteoroloji yur- dun her köşesinden anlık topladığı uyarı ve verileri TOGG’a iletecek. Akıllı ve bağlantılı TOGG araçları da sensörleri aracılığıyla üret- tiği verileri MGM’ye anlık aktaracak. Burada faydalı bir ekosistem oluşacak.” dedi. ANLIK VE HASSAS VERİ TOGG Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Kara- kaş, “Her şeyden önce anlık ve hassas veri- rinin önemi çok büyük. Bunun hem sürücüye hem araca faydaları var. Anında bulunduğu yerde en hassas veriye sahip olması, özellik- le hedef rota boyunca yapılacak bilgilendir- melerin ötesinde rotaların önerilmesi güvenlik açısından önemli.” diye konuştu. METEOROLOJİK GÖZLEM Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coş- kun, Türkiye’nin Otomobili’nin akıllı yaşam platformuna sağlayacakları bilgilerle katma değer oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, ülke sathına yayılmış 2 bin 47 adet otomatik Dijital Biz 54 Dijital Biz 55
Sayfa 56 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, ses temelli ve davetsiz girilemeyen yeni sosyal medya platform- ları için Kişisel Verilerin Korunması Kanu- nu (KVKK) uyarısında bulundu. Anadolu Ajansı (AA) - İzzet Taşkıran - Vatan- sever, yazılı açıklamasında, ses temelli yeni nesil sosyal ağ uygulamalarının eskiden beri var olan programlardan sıkılanlar için farklı bir deneyim imkânı sunduğunu belirtti. Bu tür uygulamalarda, yazılı veya görsel şe- kilde herhangi bir gönderim paylaşılmadığını belirten Vatansever, “Clubhouse türü uygula- malarda, etkileşim sadece sesli sohbet odaları üzerinden yürütülüyor. Sohbet edenlere fikir Şenol Vatansever, Clubhouse Hakkında Anadolu Ajansı’na (AA) Açıklamalarda Bulundu Vatansever, uygulamanın Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında denetlenebilir hale geleceğini, ses kayıtları- nın biyometrik veri olarak kabul edildiğinden “özel nitelikli kişisel veri” olarak değerlendiri- leceğini bildirdi. Kanunun verinin elde edilmesi noktasından başlayarak açık rızanın varlığını aradığın- dan vatandaşların aydınlatılmış olmasının şart koşulacağını aktaran Vatansever, “Clubhouse’un sözleşmesini güncellemesi- ni gerektirebilir. WhatsApp ‘Gizlilik İlkesi’nin güncellenmesi ile yaşanan süreç Club- house için de tekrarlanabilir. Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesini gerektiren her işlemde ayrıca rıza talep edilmesi gereki- yor. Her türlü işlemin yapılması gibi genel geçer nitelikli rızalar da geçersiz kabul ediliyor.” değerlendirmesini yaptı. üretme ve bunları samimi bir şekilde paylaş- ma motivasyonu veriyor. Türkiye’den de bir- çok ünlünün kullandığı uygulama girişimciler, beyaz yakalı profesyoneller ve gençler ara- sında oldukça popüler. Dünyanın en zengin insanı Elon Musk’un uygulamayı kullanması ve çevrim içi yayın yapması ilgiyi daha da çok artırdı.” ifadelerini kullandı. Vatansever, bazı raporlara göre çevrim içi aktiviteler arasında “podcast” dinleme oranı- nın yüzde 43’e yükseldiğini, bunun kullanıcı davranışında sesin ön plana çıktığını göster- diğini belirtti. Uygulamaya üyelerden birinin davet etmesi veya hesap doğruladıktan sonra üyelerden birinin referans olarak onaylaması gerektiğini aktaran Vatansever, şöyle devam etti: “Kamuoyunda ‘Sosyal medya yasası’ olarak bilinen kanun kapsamında ülkede günlük erişimi 1 milyon kişiden fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ uygulamalarının, en az 1 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını temsilci olarak belirlemesi gerekiyor. Clubhouse’un bu hızla büyümeye devam etmesi ile birkaç ay içerisinde günlük erişimi 1 milyon kişinin üzerine çıkabilir. Yasa kapsamında 4. aşa- mada bant genişliğinin yüzde 50’ye, 5. aşa- mada yüzde 10’a kadar daraltılması uygula- manın kullanıcılar tarafından erişilemez hale gelmesine sebep olabilir. Bu durumda da Facebook’un yürürlüğe girmiş olan reklam yasağından bir gün önce temsilci ataması gibi Clubhouse uygulamasının da temsilci ataması sonucunu doğurabilir.” Dijital Biz 56 Dijital Biz 57
Sayfa 58 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Global Bilişim Derneği Başkanı Şenol VATANSEVER, KONTV’de yayınlanan “Ne- ler Oluyor?” Programında Ayşegül ŞEN- CAN’ın sorularını yanıtladı. VATANSEVER, “Ünlüler, basın çalışanları, iş adamları gibi farklı sektörlerden insanlar bir odaya giri- yor ve burada deneyimlerini paylaşıyorlar. O sırada izleyici de söz hakkı alıp görüşle- rini ifade edebiliyor. Kişiler bu uygulama- da daha aktif rol alabiliyorlar” dedi. Zaman ve Mekân Fark Etmiyor Ayşegül ŞENCAN: Clubhouse uygulamasının da geliştirilmesi ile pandemide sosyal medya kullanımı nereye gidiyor? Şenol VATANSEVER: Clubhouse ile beraber ses temelli yeni bir sosyal ağ ile tanışmış olduk. Birçok sosyal medya uygulaması vardı ve bize farklı deneyimler sunuldu. Bu sosyal medya uygulamalarında etkileşim vardı ama sınırlı ka- labiliyordu. Mesela Dünya çapında takip edilen bir ünlüye mesaj yazıldığında dönüş yapması çok mümkün olmuyordu. Tek taraflı bir iletişim söz konusuydu. Pandemi dönemiyle hayatımı- za yeni normaller girdi. Artık uzaktan çalışma kültürü de elde edilmeye başlandı. Bu noktada sağlık, turizm, basın, teknoloji sektörlerinde Yeni Sosyal Medya Devrimi uygulamadaki akışlarında bildirim çıkıyor ve isterlerse size referans oluyorlar. Referans olu- nan kişinin profilinde referans olan kişinin ismi belirtiliyor. Referans olunan kişi haklı gerekçe- lerle uygulamadan atılırsa referans olan şahıs da bundan etkilenebilir. Uygulamada isim ve kullanıcı adı değiştirme özelliği sadece bir defa kullanılabiliyor, sonrasında kalıcı olup değiştirile- miyor. Kayıtlar Biyometrik Veri Yerine Geçiyor Ayşegül ŞENCAN: Clubhouse uygulaması ne- den kullanılmalı? Şenol VATANSEVER: Uygulama üzerinde konu- şulanların kaydını, ekran görüntüsünü alıp sosyal medyada paylaşmak direkt olarak özel hayatın gizliliğini ifşa etmekten dolayı hapis cezasına sebep olabilir. Girişimciler başarı hikayelerini anlatmak için uygulamayı yoğun olarak kullanmaya başladılar. Boğaziçi olaylarını konuşmak için odalar açıldı. Sosyal medya sınırsız bir özgürlük alanı değildir. Kişilerin bu mecrada da normal hayatta konuştuk- ları gibi konuşmaları, hakaret içeren söylemlerden kaçınmaları gerekiyor. Uygulamada herkese açık, sadece bağlantılarınıza açık ve sadece davet ettiğiniz kişilere açık olarak oda seçenekleri mevcut. Odaya katılım sağlandığında sadece dinleyici olarak kalınabilir ve konuşma mecburiyeti yoktur. Uygu- lamadan ticari anlamda kazanç sağlamak isteyen şirketler, ünlülerin odalarına sponsor olabiliyorlar. Bu sayede şirket direkt olarak hedef kitleye ulaşıp hızlı bir geri dönüş sağlamış oluyor. Uygulamanın faydalı tarafları daha fazla. Kullanıcılar farklı fikirleri görüp tartışma kültürü edinebiliyor. Kişilerin uygulamada kullanmış olduğu sesler biyometrik veri olarak kabul ediliyor. Biyometrik veri olarak kabul edilmesi, en uç noktada kişinin haberi olmadan bankacılıkta sesli komut sistemleriyle işlem yapma özelliğinin kulla- nılmasına kadar götürebilir. Clubhouse üreticileri odaların kaydının silindiğini ama odadaki herhangi bir şahıs hakkında şikâyet olduğu zaman o odaya ait kaydın silinmediğini ifade ediyorlar. Ses kayıtları- nın nelere yol açabileceğini, nasıl kullanılabileceğini bilmiyoruz. Kaynak: https://www.yenikonya.com.tr/guncel/ yeni_sosyal_medya_devrimi-1550792 çalışan arkadaşlarımıza teşekkür etmemiz gerekiyor. Pandemi döneminde insanlar artık sosyalleşme ve konuşma ihtiyacı his- setmeye başladı. Clubhouse uygulamasının çıkışında bu ihtiyaç etkili oldu. Canlı yayın programlarında izleyiciler sosyal medya üzerinden sorularını sormaya çalıştığında bu sorular program esnasında okunama- yabilir. Clubhouse bu noktada çok farklı bir deneyim sunuyor. Ünlüler, basın çalışanları, iş adamları gibi farklı sektörlerden insanlar bir odaya giriyor ve burada deneyimlerini paylaşıyorlar. O sırada izleyici de söz hakkı alıp görüşlerini ifade edebiliyor. Kişiler bu uygulamada daha aktif rol alabiliyorlar. 2020 yılının Ekim ayında “We Are Social” tarafın- dan bunu destekleyen bir rapor hazırlanmış- tı. Bu rapora göre online aktiviteler arasında podcast dinleme oranı yüzde 43 seviyesine gelmişti. Rapor, sesin ön plana çıktığını gös- teriyor. Uzaktan çalışma ile beraber video konferans yapma oranımız arttı ve burada mikrofon, ışık sistemi, bilgisayar, iyi bir inter- net bağlantısı gibi ihtiyaçlar meydana geldi ama tamamen fikir üretmeye ve bunları sa- mimi bir şekilde paylaşmaya dayanan Clu- bhouse uygulamasında zaman ve mekân gözetmeden ister dinleyici olarak ister aktif olarak katılım sağlamak mümkündür. Hızlı Geri Dönüş İlgi Çekiyor Kübra AKTAŞ: Clubhouse uygulamasının çıkış noktası insanların diğer sosyal medya platform- larının işleyiş şeklinden sıkılması mı? Şenol VATANSEVER: Yazmak, insanlara zor geliyor çünkü artık bir saatlik bir konuşmanın bile metnini hazırlamak uzun süreçler ve dikkat gerektiriyor. Yazmak, daha fazla zaman gerek- tirdiği için insanlar sesi tercih ediyor. Her şeyi hızlı tükettiğimiz için bu konuda da hızlı bir geri dönüş almak istiyoruz. Clubhouse uygulama- sında anında istenilen konuya geri dönüş sağ- lanabildiğinden dolayı insanların ilgisini çekiyor. Henüz 2020 yılında kurulmuş olan uygulama bu özellikleriyle hızlı bir yükseliş gösterdi. Türki- ye’de yaklaşık 150.000 kullanıcısı mevcut. Şirketler İçin Bir Avantaj Ayşegül ŞENCAN: Clubhouse uygulaması- nın yararı nedir? Şenol VATANSEVER: Bu uygulamada belirli trendler belirli zamanlarda ortaya çıkabiliyor. Uy- gulamayı yoğun olarak ünlüler, girişimciler, beyaz yakalılar kullanmaya başladı. Bu uygulamada öncü olmak özellikle şirketlere avantaj sağlaya- bilir. Elon Musk bir Clubhouse hesabı açtığında ve düşüncelerini dile getirdiğinde 5000 kişilik oda kapasitesinin tamamı dolmuştu. Sivil toplum ku- ruluşları, şirketler, farklı sosyal medya platformları kullanan insanlar için de bir avantaj olabilir. Uygulama Fotoğrafı Ünlülerden Seçilecek Kübra AKTAŞ: Uygulama nasıl indiriliyor? Şenol VATANSEVER: Uygulama teknik olarak sadece IOS sisteminde çalışıyor. Bilindiği kada- rıyla Android için geliştirmeler devam ediyor. App Store uygulaması üzerinden direkt olarak indiri- lebilir. Clubhouse üreticileri, uygulamanın daha sonraki profil fotoğraflarını platforma üye olan ünlülerden seçeceklerini belirttiler. Uygulamaya giriş yapmak için önceden üye olmuş birinin da- vetiyle katılabilir ya da direkt olarak indirebilirsi- niz. Uygulamayı edinip hesabınızı doğruladıktan sonra rehberinde kayıtlı olduğunuz kişilerin Dijital Biz 58 Dijital Biz 59
Sayfa 60 — dergide görüntüle
Mart 2021 Yazar Yakup ŞIVKA Anadolu Ajansı (AA) İletişim Teknolojileri Direktörü Dipnot: Önce devlet kurumla- rından başlanarak, tüm vatandaşlar yerli uygula- maları kullanmaya teşvik edilmelidir. Sosyal Medya Şirketlerinin Tekelleşen Gücü Sosyal medya günümüzde in- sanların iletişim ihtiyacını gider- mek gibi çok masum bir amaca hizmet ediyor gibi görünse de aslında çok daha fazlasını ya- pıyor. Git gide tekelleşen yapı- larıyla artık sadece şirketlerin değil devletlerin de mücadele alanı haline geldiler. En son eski ABD Başkanı Trump’ın sosyal medya hesaplarının kapatılması olayında da gördük ki, isterlerse bu platformlar en güçlü veya popüler kişileri bile bir anda dünyadan soyutlayabi- liyorlar. Yıllardır her türlü ileti- şimini bu mecralardan iletme- ye alışmış kişiler de bir anda sudan çıkmış balık gibi çaresiz kalabiliyor ve tüm bağlantılarını kaybedebiliyorlar. Mahkeme- de avukatı olmayan, savunma hakkı elinden alınmış bir sanık durumuna düşebiliyor. Peki bu küresel şirketler bu gücü nereden alıyor, nasıl bu kadar ileri gidebiliyorlar? Güç, yaptığınız etkiden olumlu veya olumsuz anlamda kaç kişi veya ne kadar geniş bir çevrenin etkilendiği ile doğru orantılı bir kavram. Bir işi gerçekleştirmek için enerjiye ihtiyaç vardır, küre- sel enerji kaynakları sürekli de- ğişmektedir. Özellikle 20. yüzyıla damgasını vuran enerji kaynağı petrol olmuştur. Petrole sahip olanlar aynı zamanda gücün de sahibi konumuna gelmişlerdir. Günümüzün gücü bilgi, kaynağı da veridir. Petrolün yerini veri almıştır. Hatta veri petrol gibi tükenen bir kaynak değil sürekli yenilenen, işlendikçe değeri ar- tan bir hammaddedir. Dolayısıy- la yenilenebilir petrol tanımlama- sı yapmamız pek yanlış olmaz. Kapitalist dünyada tüm düzen tüketim üzerine kurulmuştur. İn- sanoğlunun her konuda bitmek tükenmek bilmeyen bir açlığı bulunuyor. Her şeyi pazarlamak ve bundan para kazanmak asıl amaçtır. Tabii bunun için de yeni pazarlar bulmak veya pa- zarları yenilemek önemlidir. Sosyal medya ortamları firmalar için ürünlerini pazarlayabilecek- leri modern pazarlar konumuna gelmiştir. Sorun şu ki bizler yıllarca burada sahip olduğu değerli şeylerin yavaş yavaş elinden alındığı birer ürün oldu- ğumuzu fark edemedik. Dijital dünyada her birimiz ina- nılmaz boyutlarda veri üretiyo- ruz. Ürettiğimiz bu veriler aslın- da sosyal medya platformları için yaşam kaynağı konumun- da. Bu verilerle besleniyorlar ve güçleniyorlar. Dijital dünyada kullandığımız her cihaza ayak izimizi bırakıyo- ruz. Laptoplarımız, tabletlerimiz ve cep telefonlarımız, bize ait her türlü kişisel veriyi isteyerek veya istemeyerek firmaların veri merkezlerine taşıyor. Kapitalist dünyada hiçbir şey karşılıksız değildir. Başlangıçta bu hizmetlerin tamamını ücretsiz zan- nettik. Bu firmalar sanki birer va- kıfmış gibi bizim arkadaşlarımızla buluşma, konuşma ve bilgilerimiz paylaşma ortamlarını hazırladılar. Halbuki ücretini bizden topladıkları verilerle taksit taksit alıyorlardı. Tüm verilerimizi aldıktan sonra da bu bilgileri bize karşı silah olarak kullanmaya başladırlar. Özellikle bedava ürün ve hizmet yemleme- siyle toplanan veriler sayesinde bizi bizden daha iyi tanıyorlar. Böylece ne alacağımıza, nasıl davranacağımıza, kimi seçece- ğimize dahi yön verebiliyorlar. Hiçbir sosyal medya şirketinin tek başına hareket ettiğini düşünme- yin. Hepsinin arkasında kurul- duğu devletin gizli servisleri var. Çünkü bu mecralar bu kurumlar için inanılmaz bir bilgi kaynağı. Binlerce ajanla toplanamaya- cak verileri ücretsiz sunuyorlar, üstelik kişiler bu verileri gönüllü veriyorlar! Türkiye dünyada en fazla sosyal medya kullanan ülkeler arasında. Ama buna rağmen ne Facebook ne Twitter ne de Instagram Türkiye’de resmi bir temsilci bildirmiş değil. Birer şirket değil devlet gibi davranı- yorlar. Ben sizi ve kanunlarınızı tanımıyorum diyorlar adeta. Dünya İnternet, Sosyal Medya ve Mobil Kullanım İstatistikleri: We Are Social 2020 2.Çeyrek Dünya İn- ternet, Sosyal Medya ve Mobil Kullanım İstatistikleri – Genel Tablo We Are Social 2020 2.Çeyrek rapo- runa göre; • 4,57 milyar internet kullanıcısı, dünya nüfusunun %59’u • 3,81 milyar sosyal medya kullanıcı- sı, dünya nüfusunun %49’u • 5,16 milyar mobil kullanıcısı, dünya nüfusunun %66’sını oluşturmaktadır. En Çok Kullanılan Sosyal Medya Platformları: We Are Social 2020 2. Çeyrek Dünya Sosyal Medya Kullanım İstatistikleri – En Çok Kullanılan Sosyal Medya Platformları En çok kullanılan sosyal medya plat- formlarına göre Facebook ilk sırada yer alırken, onu YouTube ve Instagram takip etmek tedir. Mesajlaşma plat- formlarında ise WhatsApp ilk sırada bulunmaktadır. Dünya İnternet kullanıcılarının %65’i kişisel verilerinin güvenliği için kaygı duymaktadır. Türkiye’de kişisel veri güvenliği konusunda çekinceleri olan kullanıcı oranı ise %60 civarında. Kişisel veri güvenliği konusunda endişesi olan ülkelerin başında ise Brezilya var. Sosyal medyaya yönelik düzenle- meler içeren kanun bu açıdan çok önemli. BTK tarafından temsilci bildiriminde bulunmayan Facebook, Instagram, Twitter ve WhatsApp’a önce 10’ar bir ay sonra da 30’ar mil- yonluk ceza kesildi. Buna rağmen hiçbiri hala temsilci atamadı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını mu- hatap kabul etmiyorlar. Bu paraları tahsil etmemiz de imkânsız. Bunların canını acıtacak adım bu platformlara verilen reklamların engellenmesi veya erişimin engellenmesidir. Bun- lar veriyle besleniyorlar, veri akışı durursa yaşayamazlar. Türkiye’de temsilci atamayan sosyal medya şirketleri için reklam yasağı 19 Ocak itibariyle yürürlüğe girdi. Gerçekten de yasanın devreye girmesine saatler kala Facebook temsilci atamak için çalışmalara baş- ladığını duyurdu. TikTok, YouTube, Dailymotion ve LinkedIn gibi şirketler daha önce temsilci atayacaklarını duyurmuşlardı. Henüz Twitter, Peris- cope ve Pinterest temsilci atayaca- ğına dair bir açıklamada bulunmadı. Reklam konusunda direniyorlar ama erişimin kısıtlanması safhasında bakalım ne yapacaklar? Aynı Şirketler AB’nin tüm yasalarına harfiyen uyuyorlar. WhatsApp’ın son Facebook ile bilgi paylaşımı konusun- da AB ülkeleri kapsam dışında tutul- du. Hiçbir şirket ve kuralları Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarından üstün değildir. Türkiye her alanda olduğu gibi bu platformlara alternatif yerli ve mil- li uygulamalar üretmelidir. Yoksa WhatsApp’ı kapatıp Telegram’a geç- mek ABD’den vazgeçip Rusya’ya güvenmek demek olur. Onlarca yerli uygulama var aslında. Hatta kurum- ların kendilerinin yazıp, kendi içlerin- de kullandıkları özel uygulamalar da var. Önemli olan bunların iyi bir stratejiyle pazarlanıp, marka haline getirilmesi. Ortalık yerli sosyal medya uygulama çöplüğüne dönüştürülmemeli, seçi- len bazı uygulamalara destek verile- rek markalaşması sağlanmalıdır. Bu konuda bazı çalışmalar yapıldı- ğını da biliyoruz. 2019 yılı Temmuz ayında yayınlanan 2019/12 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Bilgi ve İletişim Güvenliği Tedbirleri Genelgesi’nde de özellikle kamu verilerinin yerli mo- bil uygulamalar hariç olmak üzere, mobil uygulamalar üzerinden gönde- rilemeyeceği, sosyal medya üzerin- den gizlilik dereceli veri paylaşımı ve haberleşmenin yapılmayacağı yer almıştır. Aynı genelgede, sosyal medya ve haberleşme uygulamaları- na ait yerli uygulamaların kullanımı- nın tercih edilmesi gerektiği de ifade edilmiştir. Her konuda olduğu gibi kanunlar konusunda da yazıda çok iyiyiz ama uygulamada sınıfta kalıyoruz. Bu konunun da sadece yazıda kalma- ması için T.C. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi uygulama konusunda öncü olmalıdır. Önce devlet kurumlarından başlanarak, tüm vatandaşlar yerli uygulamaları kullanmaya teşvik edilmelidir. Dijital Biz 60 Dijital Biz 61
Sayfa 62 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Bakan Karaismailoğlu ve KKTC Bayındır- lık ve Ulaştırma Bakanı Ünal Üstel, Kara- yolu Master Planı 2021-2022 Uygulama Protokolü’nü imzaladı. Karaismailoğlu, “İnşallah bu protokol ile birlik- te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gelişen büyüyen KKTC’nin altyapısı için önemli bir adım atacağız. En kısa zamanda gelişen, büyüyen KKTC’nin altyapısında çok önemli değişimler olacak. Her zaman KKTC’nin ya- nında güçlü bir destek olup; altyapısını büyü- tüp geliştireceğiz” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karais- mailoğlu ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ünal Üstel, Karayolu Master Planı 2021-2022 Uygulama Protokolü’nü imzaladı. Protokol imza töre- nine, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile KKTC Başbakanı Sayın Ersan Saner de katıldı. KKTC’nin Altyapısını Büyütüp Geliştireceğiz Lefkoşa Çevre Yolunu inşallah önümüz- deki günlerde bitirip, KKTC’nin hizmetine sunacağız Protokol ile birlikte KKTC’de gelişen büyüyen KKTC’nin altyapısı için önemli bir adım atmış olduklarını dile getiren Bakan Karaismailoğlu, “Önemli bir adım attık. Bununla ilgili ilk olarak uzun yıllar devam eden, çeşitli problemleri olan Lefkoşa Çevre Yolunu inşallah önü- müzdeki günlerde bitirip, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hizmetine sunacağız. Bunun devamında da protokolümüz gereği ilave yollarımızla ilgili de en kısa zamanda büyük atılımlar yapacağız” diye konuştu. Kısa zamanda gelişen, büyüyen KKTC’nin altyapısında çok önemli değişimler olacak En kısa zamanda gelişen, büyüyen KKTC’nin altyapısında çok önemli değişimler olacağını belirten Bakan Karaismailoğlu, şunları söyledi: “Onun için bugün buradayız. Bunu da bu- gün bu protokol ile kayıt altına aldık. İnşallah önümüzdeki günlerde tekrar faaliyetlerimizle burada her zaman var olacağız. Her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında güçlü bir destek olup, altyapısını büyütüp geliştireceğiz. Protokolün hayırlı uğurlu olma- sını diliyorum.” Dijital Biz 62 Dijital Biz 63
Sayfa 64 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Bakan Karaismailoğlu, Türkiye’de ge- nişbant internet abone sayısının 2020 yıl sonunda yaklaşık 82,4 milyona, toplam mobil abone sayısının ise 82,1 milyonun üstüne çıktığını bildirdi. Cepten ilk “alo”nun üzerinden 27 yıl geçtiğini anımsatan Bakan Karaismailoğlu, “Türkiye’de genişbant internet abone sayısı 2020 yıl sonunda yaklaşık 82,4 milyona, toplam mobil abone sayısı ise 82,1 milyonun üstüne çıkmış- tır. 4,5G’de elde edilebilen veri indirme hızları 400 Mpbs sınırını zorlamaktadır. İletişim hızın- da büyük artış sağlayacak 5G’ye geçiş için de çalışmalar hızla sürüyor. Fiber yatırımlarımız ile iletişim hızı daha da artacak” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismai- loğlu, 1G teknolojisiyle 1991’de araç telefon- ları aracılığıyla tanışan Türkiye’nin, bundan Fiber Yatırımlarımız ile İletişim Hızı Daha da Hızlanacak ra bakılınca hizmetin ilk etapta 500 Mpbs ile 1000 Mpbs arasında hız sunacağı bu hızın zaman ilerledikçe 2000 Mpbs seviyesine eri- şeceği tahmin edilmektedir. Ülkemizde 3G ve 4,5G adaptasyonunun çok hızlı hayata geçti- ği değerlendirildiğinde genç nüfusu ve potan- siyeli ile öne çıkan ülkemiz mobil hizmetler pazarının 5G ve ötesi hizmetleri de çok hızlı benimseyeceği net bir şekilde ortaya çıkmak- tadır” dedi. üç yıl sonra cep telefonlarına, veri aktarı- mına ve SMS gönderimine imkân tanıyan 2G teknolojisine geçtiğini hatırlatarak; se- sin yanında verinin de önem kazanmasıyla birlikte 2009 itibarıyla 3G’ye geçildiğini, 2009 yılı sonunda yaklaşık 7 milyon civarında olan 3G abone sayısının, 4,5G’ye geçişin sağlan- dığı döneme kadar artışını sürdürerek 2015 yılı sonunda 64,3 milyon abone ile en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi. Türkiye’nin fiber uzunluğu, 40 bin 75 kilo- metre olan dünyanın çevresini yaklaşık 10 kez dolaşacak noktaya gelmiştir 1 Nisan 2016’da mobil cihazlarda internet hı- zını 10 kat artıran 4,5G teknolojisine geçilme- siyle birlikte bugün 75,9 milyon 4,5G abonesi bulunduğunu belirten Bakan Karaismailoğlu, bunun toplam mobil abone sayısının yüzde 92’sinden fazlasını oluşturduğunu dile getirdi. Karaismailoğlu şu şekilde devam etti: “Türkiye’de internet kullanımının başlangıç tarihi olarak kabul edilen 1993’ten bugüne genişbant internet kullanımı hızla artmıştır. 2008’de 6 milyon olan genişbant internet abone sayısı, 2020 yıl sonunda yaklaşık 82,4 milyona, toplam mobil abone sayısı ise 65 milyon seviyelerinden 82,1 milyonun üstüne çıkmıştır. 4,5G hizmetlerinin sağlıklı verile- bilmesi için gerekli fiber yatırımlar yapılmaya devam edilirken, işletmecilerin toplam fiber uzunluğu 425 bin kilometreye ulaşmıştır. Böylece Türkiye’nin fiber uzunluğu, 40 bin 75 kilometre olan dünyanın çevresini yaklaşık 10 kez dolaşacak noktaya gelmiştir.” 5G konusu hükümet programında özellikli ve ayrıcalıklı olarak yer almaktadır Kullanılan cihaz ve altyapının durumuna göre değişmekle birlikte 4,5G’de elde edilebilen veri indirme hızları hizmetinin ilk sunulduğu günlerde 100 Mbps civarındayken hâlihazır- da 400 Mpbs sınırını zorlamakta olduğunu belirten Bakan Karaismailoğlu, şu bilgileri aktardı: “1 GByte büyüklüğündeki bir video 3G tek- nolojisiyle ortalama 6,5 dakika civarında bir zamanda yüklenebilirken, 4,5G’de bu süre 1 dakikanın altına inmiştir. 4,5G’den bir sonraki adım ise 5G ve ötesi teknolojilerdir. Sürücü- süz araçlar gibi teknolojiler 5G ile hız kaza- nacak olup 5G konusu hükümet programında özellikli ve ayrıcalıklı olarak yer almaktadır. Bu konuda uluslararası arenada söz sahibi olabilmek için çalışmalar sürdürülmektedir.” İletişim hızında büyük artış sağlayacak 5G’ye geçiş için çalışmalar hızla sürüyor İletişim hızında büyük artış sağlayacak 5G’ye geçiş için çalışmaların da hızla sürdüğünü anımsatan Bakan Karaismailoğlu, “4,5G ile artan veri indirme hızlarının 5G ile daha da ar- tacağı öngörülmekte olup dünyada 5G şebe- kesinin hayata geçtiği ülkelerdeki uygulamala Dijital Biz 64 Dijital Biz 65
Sayfa 66 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Bakan Karaismailoğlu, BTK’da Haberleş- me Teknolojileri Kümelenmesi Toplantı- sı’na katıldı. Karaismailoğlu, “Bilişim ve iletişim sektörü tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişim sürecinin adı; Yerli ve Milli donamım ve yazılıma geçiş sürecidir. Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nin ilk fazını Mart 2021 tamamlayacağız” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda (BTK) gerçekleştirilen Haberleşme Teknolojileri Kü- melenmesi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bilişim ve iletişim sektör altyapı çalışmalarında tarihi bir dönüşüm süreci geçirdiğini belirterek, “Bu değişim sürecinin adı; Yerli ve Milli donamım ve yazılıma geçiş sürecidir. HTK bileşenleri yap- tığı çalışmalarla bu tarihe tanıklık ediyor” dedi. Bilişim ve İletişim Sektörlerinde Yerli ve Milli Atılım Tüm Hızıyla Sürüyor raismailoğlu, Bu amaçla geliştirilen, ‘Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’ne TÜBİTAK’ın da destek olduğunu kaydetti. Karaismailoğlu sözlerine şu şekilde devam etti: “5G altyapıları için kritik önemdeki 5G çekir- dek şebeke, 5G baz istasyonu, 5G’ye özel yönetim, servis ve operasyon yazılım ürünleri yerli ve milli imkanlarla geliştirilmektedir. Sa- yın Cumhurbaşkanımızın da özellikle vur- guladığı gibi, 5G sistemine YERLİ ve MİLLİ imkanlarla geçmemiz gerekmektedir. Proje- mizin ilk fazını Mart 2021’de tamamlayaca- ğız. Diğer fazlara ilişkin çalışmalarımız da devam ediyor. Tüm fazları tamamladığımızda alnımızın akı ile 5G’ye geçeceğiz.” Yerli malı belgeli ürün yatırım tutarı 662 milyon liraya yükseldi 2017 yılında elektronik haberleşme sek- töründe yerli ve milli üretim ekosistemini geliştirmek amacıyla HTK’yı kurduklarını anımsatan Bakan Karaismailoğlu, bu süreç- te yaşanan gelişmelerle ilgili şu bilgilendir- melerde bulundu: “2015 yılındaki 4.5G ihalesinde işletmecilere verdiğimiz yetki belgelerinde şebekeye ve haberleşme hizmetlerine ilişkin donanım ve yazılım yatırımlarının en az yüzde 10’unu, ürün ve sistem geliştirmek üzere kurulan KO- Bİ’lerimizden karşılamayı şart koştuk. Yine aynı yetkilendirmelerde ilk üç yılda kademeli olarak yüzde 30, yüzde 40 ve yüzde 45 oran- larında yerli malı belgeli ürünlere yönelmeyi kayıt altına almıştık. 2015-2016 döneminde mobil işletmecilerin yerli malı belgeli donanım ve yazılım yatırım- larının toplam yatırım içindeki oranının ancak yüzde 0,98 idi. Dördüncü yatırım döneminde donanım ve yazılımdaki yerlilik oranı yüzde 23’leri geçti. Beşinci dönemdeki yerli malı belgeli ürün yatırım tutarı 662 milyon liraya çıktı. Yani, bir önceki döneme göre yüzde 44’lük bir yerlilik artışı kaydettik. 66 farklı üre- ticiden yaklaşık 153 farklı ürün temin edilmiş- tir. Önümüzdeki dönemde bu ürün çeşitliliğini daha da artıracağız.” Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nin ilk fazı Mart 2021 tamamlanacak Haberleşme Teknolojileri Kümeleşmesi üyesi 14 firma ve 3 mobil işletmecilerin katılımı ile Türkiye’nin 5G’ye giden yolda donanım ve yazılım ihtiyaçlarına yerli ve milli imkanlar ile cevap verdiklerinin altını çizen Bakan Ka Dijital Biz 66 Dijital Biz 67
Sayfa 68 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) gerçekleştirdiği çevrimiçi toplantıda mobil iletişim sektöründe dijitalleşme konusunda atılan milli adımlar masa- ya yatırıldı. EGD Başkanı Celal Toprak moderatörlüğünde, MOBİSAD Başkanı Mustafa Kemal Turnacı ve MOBİLSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin’in yer aldığı etkinlik yoğun bir katı- lımla gerçekleştirildi. Pandemi döneminde gerçekleştirdiği online toplantılarla ekonominin gündemde kal- masına destek olan Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) online bir toplantı ile mobil iletişim sektöründe dijitalleşme konusunu masaya yatırdı. EGD Başkanı Celal Toprak ve Yönetim Kurulu Üyesi Serpin Alpaslan’ın modera- törlüğündeki etkinlik bu alanda sektörün en etkili kurumlarının başkanlarının katılımı ile gerçekleşti. Mobil İletişimde Milli Adımlar Atılıyor belirtmek istiyoruz” diye konuştu. Turnacı, EGD çatısı altında gerçekleşen etkinlikte bir araya geldiği EGD Başkanı Celal Toprak’a ve MOBİLSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin’e teşekkür etti. MİLLİ YAZILIM HIZLANSIN Etkinlikte konuşan MOBİLSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin şunları söyledi; “MOBİSAD hem ulusal düzeyde ileri bir yapılanma hem de derneğin kendi alanı iti- bari ile büyük işlere imza atıyor. MOBİLSİAD genel manada altında çok büyük bir dünya barındırıyor. İşin donanım kısmıyla alakalı olarak mobil dünyanın gerçek anlamda bü- tün donanımı bu mobil dünyayı kullanmamızı sağlan dev bir alanı temsil ediyor. MOBİLSİ- AD ise bunun yazılım tarafını temsil ediyor. Aramızdaki kardeşliği bu şekilde tanımlayabi- liriz. Bu çerçevede derneğimizin üyeleri genel manada cep telefonlarında akıllı cihazlarda kullandığımız uygulamaları aplikasyonları ve bunun yanı sıra diğer mobil katma değere sahip servisleri üreten şirketler olarak karşı- mızdalar. Alanımızla ilgili çok önemli tartışma- ların yaşandığını gözlemliyoruz. Bu konuda gözetleyici kapitalizm diye adlandırılan ve bu dönem sıkça tartışılan bir kavram var. Gözet- leyici kapitalizm, uluslar üstü sosyal medya mecraları ve dijital platformlar üzerinden bu platformları uygulamaları kullanılırken pay- laştığımız tüm şahsi verilerin belirli bir yöne doğru değerlendirilmesi anlamına geliyor. Tril- yonlarca dolarlık bir katma değeri ilgilendiren bir tehdit unsuru içeriyor. Türkiye açısından siber güvenlik itibariyle her bir vatandaşın bil- gilerinin gözetilmesi noktasında aslında ulusal veri saklama merkezleri ve milli yazılımlar, milli dijital platformlar ve milli sosyal medya mecraları ile ilgili gelişmelerin hız kazandığı bir dönemdeyiz. Türkiye açısından milli yazı- lımların geliştirilmesini hızlandırmak milli dijital platformları geliştirmek son derece önemlidir. Yine Türkiye’nin milli veri saklama merkezle- rini oluşturmak çok önemlidir. Bir yandan bu konuları takip ediyoruz. Bir yandan da alanı- mız olması itibariyle blok zincir sistemle- riyle ilgili olarak TÜBİTAK, Türkiye Cum - huriyet Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş Adamları Derneği (MOBİSAD) Başka- nı Mustafa Kemal Turnacı ve Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği (MOBİLSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin konukluğundaki toplantı yoğun bir katı- lımla gerçekleşti. ÇALIŞMALAR HIZ KESMEYECEK Mobil iletişim sektörünün Türkiye’ye sağla- yacağı katkılar hakkında konuşan MOBİSAD Başkanı Turnacı, “MOBİSAD olarak asli amacız mobil iletişim sektörünün ülkesine olan katkısını artırmaktır. Dolayısıyla tüm gündemlerimizi bu bakış açısı altında değer- lendiriyoruz. Bugün mobil iletişim sektörünün birçok sektöre nazaran daha genç bir sek- tör olduğunu gözlemliyoruz. Fakat çok hızlı gelişen sektörde, biz sektör oyuncuları olarak öz eleştiride bulunmamız gerekirse, sektörün gelişimine ayak uydurmaya gayret gösterir- ken maalesef bazı kuralların oluşmasında öncelik edemediğimizi de görüyoruz. Günü- müzde ise bu farkındalığı oluşturup iletişim sektörünün kurallarının doğru oluşturulması ve ülkeye katkısının artmasına yönelik farkın- dalık çalışmalarını hız kesmeden sürdürme- ye devam ediyoruz” dedi. MOBİL İLETİŞİM LÜKS DEĞİL Konuşmasına mobil iletişim sektöründe dijitalleşmenin önemine vurgu yapan Turna- cı, “Tüm dünya olarak farklı bir dönemden geçiyoruz. Mobil iletişim sektörünün önemini fark ettiğimiz bir dönem yaşıyoruz. Biz sektör mensupları olarak her zaman ürünlerimizin dijitalleşmenin temelini oluşturduğunu ve bu temelde de ülkemize olan katkısının yadsına- maz olduğunu, ürünlerimizin vatandaşa kolay ulaşımını sağlayarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğunda sektörümüze destek olunması gerektiğini her daim savunuyoruz. Gelişen teknolojilerde lokomotif olabilmemiz için bu- gün vagonda doğru yer almamız gerektiğini biliyoruz. Bu teknolojinin vatandaşlarımızdan başlayarak efektif kullanılmasının sağlanma- sı gerektiğini savunuyoruz. Bugün artık mobil iletişim araçlarının lüks tüketim aracı olarak görülmemesi gereken bir dönemdeyiz. Gıda ve barınma ihtiyacından sonra haberleşme ihtiyacının da zaruri bir ihtiyaç olduğu döne- min içerisindeyiz. Çok yakın bir zaman önce, İzmir’deki deprem felaketinde birçok insanın cep telefonları sayesinde kurtulduğuna hep birlikte şahit olduk. Haliyle yeri geldiğinde hayat kurtaran bir ürünün birçok noktada baskılamak veya farklı yönlerde değerlendir- me bakış açısından sıyrılmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu ürünleri vatandaşlarımızla efektif olarak buluşturarak vatandaşlarımızın daha verimli nasıl kullanabileceğini tartışma- mız gerektiğine inanıyoruz. Aynı zamanda da sektörel kuralları doğru belirleyebilir, kayıt dışılığı bertaraf edebilirsek sektörümüzü ülkemize ciddi manada ekonomik katkısının artacağını raporlarımızla ortaya koyuyoruz. Değerli EGD Ailesi’nin vesilesiyle sektörümü- ze daha doğru dikkat çekerek sorunlarımızın giderilmesi ve sektörümüzün ülkemize olan katkısını artırmaya yönelik her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha Dijital Biz 68 Dijital Biz 69
Sayfa 70 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Bakanlığımız ve Ticaret Bakanlığı gibi birbi- rinden önemli kurumlar nezdinde yürütülen Türkiye için milli blok zincir yazılımları ve sistemleri için yürütülen süreçleri takip ediyo- ruz. Ayrıca Merkez Bankası’nın hızlandırmış olduğu milli dijital para ile ilgili çalışmaları da izliyoruz. MOBİLSİAD’ı temsilen birkaç sene öncesinden başlayarak TÜBİTAK bünyesinde yürütülen çalışmalara katıldık. KKVK bün- yesinde Türkiye’deki her bir vatandaşımızın mobil dünyadaki kişisel verilerinin gözetilmesi ve dolayısıyla o hakların korunması konusun- da hep aktif rol aldık. Bu noktada MOBİSAD Başkanı Turnacı’nın başkanlığında, yürütülen çalışmalar için önemli bir alt yapı olan Türki- ye için milli geniş bant sistemi kurulmasına yönelik birtakım çalışmalar yaptık. Bu konuda önemli bir rapor da yayınladık.” Alkin, EGD Başkanı Celal Toprak’a ve MOBİ- SAD Başkanı Turnacı’ya sektöre olan büyük katkıları için teşekkür etti. Dijital Biz 70 Dijital Biz 71
Sayfa 72 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Sentez Medya, e-Safe Digital markası altındaki üçüncü video konferans etkinli- ğini, Kriptomeda iş birliği ile “Kripto Para Piyasalarında Mevcut Durum ve Bekle- nen Regülasyonlar” teması ile 17 Şubat 2021’de gerçekleştirdi. Etkinliğe konuş- macı olarak katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 döne- mini kapsayan 11’inci Kalkınma Planı’nda da blokzincir tabanlı dijital merkez banka- sı parası çıkarılması konusunda bir karar yer aldığını ve bu konudaki çalışmaların devam ettiğini söyledi. Etkinliğin moderatörlüğünü, e-Safe Ulusal Güvenlik Etkinlikleri Başkanı Musa Savaş üstlendi. Dr. Sayan ve Savaş’ın yanı sıra etkinlikte yer alan diğer konuşmacılar; Kripto- meda Kurucusu Eray Dengiz, Kadir Has Türkiye’nin Dijital Merkez Bankası Parası Çıkarma Çalışmaları Devam Ediyor Üniversitesi Öğretim Görevlisi İsmail Hak- kı Polat, The Mindstone Blockchain Labs Yönetici Ortağı Tansel Kaya ve GlobalB Hukuk Ofisi Kurucusu Avukat Sima Baktaş şeklinde sıralandı. Konuşmacıların öne çıkardıkları konu başlık- ları şunlar oldu; • Toplumda blokzincir teknolojisinin ne olduğu konusunda bir bilgi eksikliği var. Kripto pa- raların gerçek anlamda anlaşılabilmesi için öncelikle bu teknolojinin insanlara anlatılabil- mesi gerekiyor. • Getirilecek yasal düzenlemeler öncesinde, kripto paralar aslında para birimi midir, emtia mıdır, hisse senedi midir yoksa varlık mıdır, öncelikle bu sorunu cevabı aranmalı. • Türkiye her ne kadar blokzinciri ile ilgili teknolojilerin üretimine geç başlamış olsa da bu alana odaklanarak, yerli savunma sana- yisinin İHA ve SİHA’lar alanında yakaladığı başarıyı elde edebilir. • Getirilecek yasal düzenlemeler hem çok yönlü olmalı hem de teşvik edici olmalı. Böylelikle bu alandaki kalifiye iş gücünün yurt dışına gitmesi önlenebilir. Blokzincir Pazarı 2024’te 9,6 Milyar Dolara Ulaşacak Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan Ulaş- tırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kripto paralar ile ilgili çalışmalar yaptığını aktardı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, her alanda dijitalleşme vizyonu ile teknolo- jiye çok büyük bir önem veriyor ve bu alan- da dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kalkınma planı olan ve 2019- 2023 dönemini kapsayan 11’inci Kalkınma Planı’nda da blokzincir tabanlı dijital merkez bankası parası çıkarılması kararı yer alıyor. Bu kapsamda devletimizin ilgili kurumlarının bu konuda çalışmalarını hep beraber takip ediyoruz ve bu çalışmaların devam ettiğini söylemek istiyorum.” Bakan Yardımcısı Dr. Sayan, blokzincir teknolojisinden de bahsetti: “Blokzincir teknolojisinin, başta kritik sektörler olmak üzere birçok sektörde uygulama alanı bulunuyor ve önümüzdeki dönemde çok daha yaygın olarak kullanılacağını öngö- rüyoruz. Bu teknolojiye olan talep, finans, perakende ve otomotiv sektörleri de dahil olmak üzere, dünyanın en köklü endüstri- leri arasında büyümeye ve aynı zamanda yaygınlaşmaya devam ediyor. Bu bağlam- da blokzincir teknolojisi pazarının 2024 yılına kadar 9,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ülkemizde bu teknolojiye yerli ve milli imkanlarla yatırım yapan şirket- lerin olmasını ve çeşitli kurumlarımızda blokzinciri konusunda araştırma yapılıyor olmasını da biz bu anlamda önemli bir gelişme olarak öngörüyoruz.” Dijital Biz 72 Dijital Biz 73
Sayfa 74 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Birleşmiş Milletler Kalkınma Progra- mı’nın (UNDP) Avrupa Birliği (AB) desteği ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iş birliğinde yürüttüğü Suriye Krizine Yanıt Olarak Türkiye’de Dayanıklılık Projesi (TDP) kapsamında İzmir, Gaziantep ve Mersin’de Yenilik Merkezleri ve Model Fabrikalar faaliyete geçti. İnovasyon, dijitalleşme, girişimcilik ekosistemi ve üretimde verimliliği güçlendirmeyi hedef- leyen merkezler, yerel imalat sanayiini teknoloji odaklı dönüştürerek, rekabet güçlerini artıracak ve firmaları yeni sana- yi devrimine hazırlayarak sürdürülebilir büyümeyi tetikleyecek. Projenin yerel düzeydeki ortaklığını ise, özel sektörü temsil eden ticaret ve sanayi odaları ile organize sanayi bölgeleri üstleniyor. Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler Kal- kınma Programı (UNDP), İzmir, Gaziantep ve Mersin’de faaliyete geçen Yenilik Merkezleri Model Fabrika ve Yenilik Merkezleri teorik ve uygulamalı eğitim alan KOBİ’ler üretkenlik, kalite, maliyet ve enerji verimliliği konularında önemli aşamalar kat etti. Model Fabrikalardan yararlanacak KOBİ’lerin zaman, sermaye ve enerji tasarruf etmesi, üretim ve ürün geliştirme maliyetlerini düşür- mesi ve böylelikle daha fazla yatırım yapa- cak, işlerini büyütecek ve yeni çalışanları işe alacak kaynaklara sahip olması bekleniyor. Öte yandan, Yenilik Merkezlerinin başlıca he- defi ise, İzmir, Mersin ve Gaziantep’te ekono- mik aktörlerin rekabet gücünü ve inovasyon yetkinliklerini artırmak suretiyle, yerel işletme ve girişimcilik ekosistemlerini destekleyerek şirketler için cazibe merkezi olmalarını sağla- mak. Yenilik Merkezleri, girişimciler için kapa- site geliştirme hizmetleri, ihtisas programları (İnovasyon Yol Haritası, Ticarileştirme Yol Haritası, Büyüme Hızlandırıcı vs.), labora- tuvar ve ofis hizmetleri, farkındalık ve eko- sistem geliştirme faaliyetleri sunuyor. İzmir, Mersin ve Gaziantep’i inovasyon ve girişim- cilik alanında ulusal ve uluslararası merkez- lerine dönüştürmeyi hedefleyen merkezler, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmayı da destekleyecek. UNDP’nin sürdürülebilir kalkınma uzmanlı- ğını ve AB desteğini bir araya getiren proje, 2.000 yeni istihdam yaratacak, 150 yeni şirket veya ortak girişimin kurulmasını sağla- yacak. ve Uygulamalı Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri - Model Fabrikalar ile ekonomide yapısal bir dönüşüme imza atıyor. AB tarafın- dan finanse edilen, UNDP ile Sanayi ve Tek- noloji Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Suriye Krizine Yanıt Olarak Türkiye’de Dayanıklılık Projesi (TDP) kapsamında, üç Model Fab- rika ve Yenilik Merkezi İzmir, Gaziantep ve Mersin’de faaliyete geçti. Merkezler firmalara girişimcilik, kurumsallaşma, süreç inovasyo- nu, dijitalleşme ve yalın üretim konularında rehberlik ederek rekabet güçlerini artıracak ve şirketleri yeni sanayi devrimine hazırlayacak. UNDP’den yapılan açıklamaya göre AB Tür- kiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Niko- laus Meyer-Landrut ve beraberindeki heyet, Mersin Model Fabrika ve Yenilik Merkezi’ni ziyaret ederek girişimcilik, dijitalleşme ve yalın üretim konusunda şirketlere ve girişimcilere rehberlik edecek merkezin faaliyetlerini incele- di. Büyükelçi Meyer-Landrut’a ziyaretinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Uy- gulamaları Dairesi Başkanı Gül Taşkıran Bat- tal, proje ortakları Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıl- tan, Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Tekli, UNDP temsilcileri ve sanayiciler eşlik etti. 3 bin 800 m2 kapalı alan olmak üzere 5 bin m2 toplam alan üzerinde faaliyetlere başla- yan Mersin Model Fabrika ve Yenilik Merkezi verimlilik konularında Çukurova Kalkınma Ajansı, girişimcilik alanında ise KOSGEB ile ortak çalışacak ve Merkezlerden eğitim ve danışmanlık alan firma ve girişimcilere maddi destek de sağlanacak. İzmir, Mersin ve Gaziantep’te faaliyete geçen Model Fabrikalar ve Yenilik Merkezleri, yerel işletmeler, KOBİ’ler ve girişimciler için yatırım ve girişimcilik ekosistemini geliştirecek, şirket- lere dijital dönüşümlerinde rehberlik edecek, inovasyon ve yalın üretim uygulamaları yoluy- la imalat sanayiinde verimlilik artışları sağlaya- cak. Proje kapsamında faaliyete geçen Uygu- lamalı Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri - Model Fabrika ve Yenilik Merkezleri, şirket- lerin rekabet güçlerine de katkıda bulunarak, ihracat için yeni kanallar açacak ve nitelikli istihdama katkıda bulunacak. Merkezler, büyük ölçekli şirketlerden KOBİ’le- re kadar tüm işletmelere dijital dönüşüm için gerekli altyapı ve insan kaynağı yetiştirilmesi konusunda da destek oluyor. Uygulamalı Yet- kinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezleri - Model Fabrika’nın odağında imalatçı KOBİ’lerin üre- tim süreçlerindeki kayıp kaçakları önlemek, dijital teknolojileri üretim sistemlerine enteg- re etmek ve enerji verimliliği dönüşümünü gerçekleştirmek bulunuyor. Gerçek bir fabrika gibi kurgulanan Model Fabrika’da CNC torna ve freze, abkant, lazer kesme makinesi, montaj hattı ve operatörlerin bulunduğu bir üretim hattı da yer alıyor. Her sektöre hizmet verebilecek niteliğe sahip olan Model Fab- rika’da özellikle KOBİ’lere yönelik deneysel öğrenme teknikleri kullanılarak yalın üretim ve dijital dönüşüm yetkinliği kazandırılıyor. 2020 yılında faaliyete geçen Model Fabrika’da Dijital Biz 74 Dijital Biz 75
Sayfa 76 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, pandemi sürecinde karşılanamayan ihtiyaçların ve ertelenmiş taleplerin dev- reye girmesinin söz konusu olduğunu ifade ederek, “Pandemi sürecinde olumlu gelişmelerle ve aynı zamanda risklerin başarılı bir şekilde yönetilmesi, yabancı sermaye hareketlerinin de hızlanması su- retiyle daha yüksek büyümelere ulaşmak mümkündür” dedi. BloombergHT TV’de katıldığı canlı yayında ekonomiye ve bankacılık sektörüne dair açık- lamalarda bulunan Bali, Türkiye’de artık pa- rasal politikalarda bir normalleşme, sadeleş- menin görüldüğünü, doğrudan politika faizinin enstrüman olarak benimsendiği, yerli, yabancı bütün paydaşların nelerin uygulandığını gördüğü bir tablonun ortaya çıktığını söyledi. Merkez Bankası’nın da bu konuda özellikle Bakanlık ile koordinasyon içinde enflasyonda kalıcı bir düşüş görülmeden parasal duruşun Türkiye Ekonomisi Kendisini Tamir Edebilen Bir Ekonomidir görüldüğünü vurgulayan Bali, kurum olarak %3,5 düzeyinde bir büyüme öngördüklerini aktardı. Pandemi sürecinde karşılanamayan ihtiyaçların ve ertelenmiş taleplerin devreye girmesinin söz konusu olduğuna dikkat çe- ken Bali, “Pandemi sürecinde olumlu geliş- melerle ve aynı zamanda risklerin başarılı bir şekilde yönetilmesi, yabancı sermaye hareketlerinin de hızlanması suretiyle daha yüksek büyümelere ulaşmak mümkündür” dedi. “Serbest piyasa ilkelerinden sapmamalıyız” Kontrollü bir şekilde ekonomik aktivite ivme- lendiğinde sorunların çözüleceğinin altını çizen Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz bunları yönetebilecek seviyelerdeyiz. Yeter ki operasyonel ortam, finansal istikrar, iş yapma biçimimizi etkileyen ortam kötü- leşmesin, kontrol edilemez halde olmasın. Burada da en önemli şey, kurum ve kural- lara dayalı çalışmayı, sürekli prensip hali- ne getirmek ve serbest piyasa ilkelerinden asla sapmamak. Serbest piyasa ilkelerin- den saptığınız zaman, kısa sürede sonuç verdiğinde, bir takım olumlu şeyler oluyor gibi düşünebiliriz. Ama o sapmalar, uzun dönemde tahrip edicidir. Esas önemli olan şudur; kısa süre içerisinde sonuç vermiyor diye yargılamaksızın tahammüllü bir şekilde uygulamalarımızı sürdürebilmek. Şu anda içinde bulunduğumuz tablo bu. Hep beraber bunları çözebilmek için akıl koymalıyız ve bu ilkelerden de sapmamalıyız.” “Faiz epey yan etkileri olan enstrüman- dır, hiç ihtiyaç olmamasını temenni et- mek lazım” Adnan Bali, faizle ilgili değerlendirmesinde de faizin tek başına bütün sorunları çözecek sihirli bir enstrüman olduğunu düşünmedi- ğini ifade ederek, şu yorumu yaptı: “Hatta epey yan etkileri olan bir enstrümandır. Faizin, ihtiyaç olmamasını hep temenni et- mek lâzım. Finansman maliyetlerini artırıyor, yatırım saikini azaltıyor, yatırımların fizibilite- sini zayıflatıyor, hane halkının, güçlük içinde olan KOBİ’lerin, büyük işletmelerin ödeme değiştirilmeyeceği, gevşetilmeyeceği yönün- deki beyanlarının önemli olduğunu vurgula- yan Bali, “Bu sadece beyanda da kalmadı. Bana göre önemli olan kısmı o. Sadece söylem değildi, eyleme de döküldü. Nitekim politika faizi, Kasım ayında %15, Aralık top- lantısıyla %17 ile bir noktaya getirildi. Bunlar piyasalarda, yatırımcılarda ve piyasa göster- gelerinde olumlu bir hava yarattı. TL’nin çok hızlı değer kaybından sonra, bu kayıpların bir kısmını geri almasıyla etkilerini görmeye başladık” diye konuştu. Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranla- rını 200 baz puan artırmasıyla ilgili de Bali, bunun da Merkez Bankası’nın açıklamaları- na paralel bir gidişatın sürdüğünü gösterme- si açısından önemli olduğunu söyledi. Bali, “Ben bunun, daha çok, benimsenmiş olan politika setinin içinde uygun tarzda seçilmiş enstrüman olduğunu görüyorum. Tutarlılık devam ediyor” yorumunu yaptı. “Parasal sıkılaştırma işlevini görüyor” Bankalar olarak, bu politika setinin uygu- lamalarında, ekosistemin doğal sorumlu bir parçası gibi hareket etmek durumunda olduklarının altını çizen Bali, şöyle konuştu: “Bizim birlikte hareket etmeyi başarabiliyor olmamız lazım. Bu koordinasyonun şu ana kadar ziyadesiyle var olduğunu düşünüyo- rum. Şu anda ben şahsen uygulamaların, verilen mesajların sadece sözel düzeyde değil, bizzat uygulamalarının da bu para- lelde yürüdüğünü görüyorum. Ama şurası önemli; ciddi sorunlarımız da var. Bunların çözülebilmesi için biraz da hızlı başarılara, çabuk elde edilmiş kazanımlara ihtiyacımız var ki hem kredibilitemizi koruyalım hem cesaretimiz daha fazla artsın hem de bu politikaların sürdürülebilirliği oluşsun. Çünkü pandemi dahil birçok zorlayıcı faktör bir ara- da. Onun için özellikle bu yılın ikinci yarısın- daki performansı önemli görüyorum.” Kurlarda iki gündür yaşanan hareketliliğe ilişkin de Bali, “Ben bunun biraz düzeltme ihtiyacıyla da örtüştüğünü düşünüyorum. Çünkü kolay de- ğil, 8,50’lerden buraya geldik. %18-20 civarın- da değer kazandı. Onun için buradaki hareket biraz normal. Piyasalarda bunlar olur. Günlük hareketler üzerine de bu kadar çok görüş bina etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Bu tür hareketlerin, reel bir ekonomik bozulmaya işaret edip etmediği ya da ondan kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair bir kanaat veya tespit önemli. Ben şu anda öyle bir şey görmüyorum. Şu ana kadar parasal sıkılaştırma işlevini görü- yor” ifadelerini kullandı. Kasım 2020 sonrasında özellikle gerçek kişilerin döviz satmaya başladıklarını, sat- ma eğilimine girdiklerini, tüzel kişilerin döviz alımında bir yataylaşmanın söz konusu olduğunu belirten Bali, “Dolayısıyla normal- leşmeyi görüyoruz” dedi. “Ekonomik aktivitede toparlanma devam ediyor” Öncü göstergelerden şu anda ekonomik aktivitedeki toparlanmanın devam ettiğinin Dijital Biz 76 Dijital Biz 77
Sayfa 78 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber %45 olduğunu, yakın izleme için Türkiye’de %15 olan oranın da Avrupa’da %6 sevi- yesinde bulunduğunu aktaran Bali, şöyle konuştu: “Tecrübe olarak geriye doğru data incelendiğinde, yakın izlemedeki kredilerin kabaca %20’sinin sorunluya intikal ettiğine dair projeksiyonlar var. Bunları düşündü- ğünüz zaman, ‘Biz böyle bir sorunla karşı- laştığımızda ne yapacağız?’ diyeceğimiz durumda değiliz. Yapacağımızı yapmış durumdayız. Ben şahsen tecrübe olarak bunu yönetebileceğimize inanıyorum. Yeter ki ekonomik iklim, bunu bozabilecek bir etki yapmasın.” Adnan Bali, Bankanın Mart ayı sonunda yapılacak Genel Kurulu’nda Genel Müdürlük görevinden ayrılacak olmasına dair de şun- ları söyledi: “İş Bankası, kurallarla yönetilen bir kurum. Bizde prensip olarak icrai görev- lerde 35 yıl çalışma kuralı vardır. Bu 35 yılı tamamladıktan sonra icrai göreve devam edemezsiniz. Varsa tecrübeniz, farklı şekil- lerde kuruma sunmaya devam edersiniz. Onun da bizde kuralları var. Yönetim Kuru- lu’nda benimsenmiştir. Bu çerçevede ben de, 1986 yılı Aralık ayında Bankaya girmiş- tim, 34 yılımı tamamladım, Genel Kurul’da ayrılmanın tarih olarak çok şık olacağını düşündüğümden, böyle bir tablonun felsefe- sine de inandığım için ayrılma kararı aldım. Genel Kurul’da uygun görülürse, takdir edilirse Yönetim Kurulu’nda görev yapmaya devam edeceğim. Kanaatimce günlük haya- tın çok yoğun temposunun dışında ve daha üstten bir çalışma biçiminin imkânlarına eriştiğimde de kurumum için daha yaratıcı çalışmalar yapabilirim.” diye konuştu. Bali, iç talebi canlandıracak ve enflasyonist etki yapabilecek olan kredi türlerinde kontrollü bir gidişatı benimsemek gerektiğini belirtti. “Önemli olan sorunları çözebilme kabili- yeti, dinamizmi” Adnan Bali, yabancı yatırımcıların Türki- ye’ye bakış açısına dair de şu değerlen- dirmeyi yaptı: “Epey bir süreden bu yana açıkçası, yabancılarla olan temaslarımızda geçmiş yıllarda olduğu kadar sağlam, tutar- lı, rahat, özgüvenli bir tablo sunamıyorduk. Gerçekçi konuşmak lazım. Bunun bir kıs- mı uluslararası konjonktürde ortaya çıkan problemlerden kaynaklanıyordu. Buna ilave olarak, bizim Türkiye olarak bazı uluslara- rası mutabakatsızlıklarımız var. Bunlar bir sorun değil, bunlar bu ülkenin iddiası. Netice olarak onların bedeli olmak durumunda ve olacak. Siz de zaten o nedenle o mücadele- yi veriyorsunuz. Bu mutabakatsızlıkların da yarattığı zorlayıcı unsurlar var. Bütün bunla- rın üzerine pandemi geldi. Bir de tabii bizim yaptığımız yanlışlar var. Bütün resim, bizim yanlışlarımızla birleşince durumu sıkıntı- lı hale getirdi. Ama biz hep şunu anlattık; Türkiye ekonomisi kendisini tamir edebilen bir ekonomidir. Bunun çok önemli bir hadi- se olduğunu düşünüyorum. Her durumda sorunlar olabilir. Önemli olan sorunlar çık- tığında çözebilme kabiliyetinin, çözebilme dinamizminin olmasıdır. Türkiye’de bu dina- mizm vardır. Bu defa geçmiştekilerden farklı olarak maalesef pandemi, Türkiye’nin kendi ekonomik dinamizmiyle bu süreçleri tamir etme imkânını elinden aldı. Onun için bun- dan sonraki aşılama süreci dâhil pandemi sürecindeki gelişmeleri çok kritik görüyorum. Bu, bize yeniden o tamirat sürecine imkân verecek diye düşünüyorum.” “Oluşan tahribatları tamir edeceğiz, çare budur” Geçmişte Türkiye ekonomisini birçok bakım- dan koruyan önemli özellikler bulunduğunu ve bunların Türkiye’yi kendi ülke gruplarında olumlu yönde ayrıştırdığını vurgulayan Bali, “O dönemlerde biz reytingimizin ge- rektirdiğinden daha düşük CDS seviyelerine erişebiliyorduk. Ya da daha yüksek reytingli ülkelerin CDS seviyeleri ile aşağı yukarı aynı durumdaydık. Yatırımcılar bizi, masa başındaki reytingcilerin değerlendirdiğinden daha kıymetli değerlendiriyordu. Mesela global dalgalanma olduğunda biz bundan iskontolu etkileniyorduk, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı, fon akışı varsa biz bundan çarpan etkisiyle etkileniyorduk” diye konuştu. Bütün bunları sağlayan; bütçe açığının GSYİH’ya oranının düşük tutulması, Avrupa Birliği tanımlı borç stokunun GSYİH’ya ora- nı, enflasyon ve sağlam bankacılık sistemi olmak üzere dört değişken bulunduğunu ifade eden Bali, “Biz bu dört unsurda oluşan bazı tahribatları tamir edeceğiz. Çare budur, yapılması gerekenler budur. Yapılmaya çalı- şılanların da bu olduğunu düşünüyorum. Bu sadece otoritenin işi değil. Bu işin paydaşı olan her tarafın kendi faydaları, kendi çıkar- ları, kendi doğruları ve bu ülkenin doğrusu açısından da olması gereken budur” dedi. “Donuk alacaklar ve yakın izlemedeki kredilerin tamamının zarar olduğunu söy- lemek bu işten anlamamak demektir” Bankacılık sektöründe donuk alacaklar rakamı- nın toplam 152 milyar TL olduğunu, yakın izle- medeki 382 milyar TL ile birlikte donuk alacaklar ve yakın izlemenin toplamda 534 milyar Türk Liralık bir büyüklüğe işaret ettiğini belirten Bali, “Bunların tamamının zarar niteliğinde olduğu- nu söylemek, bu işten anlamamak demektir. Uluslararası bankacılık standartlarına paralel bir şekilde kredi riskinde belirgin bir artışa işaret eden emareler ortaya çıktığında, biz bunları yakın izlemeye alıyoruz ve bunlara göre karşılık politikaları uygulanıyor. Şu anda yakın izlemeye alınan kredilerin yaklaşık yarısı yeniden yapılan- dırılmış vaziyette ve ödemeleri gecikmiş kısmı da sınırlı miktarda. Bunun önemli bir veri olduğu- nu düşünüyorum” diye konuştu. Şu anda sektör genelinde %75 olan donuk alacaklar için karşılık seviyesinin Avrupa’da kabiliyetleri üzerinde olumsuz etkiler yapı- yor. Hatta bankacılık sistemine de büyük bilanço zararları veriyor. Bizim yüksek faizi benimsediğimiz ve istediğimiz gibi yaygın bir düşünce var. Aslında hiç de öyle değil. Çünkü şu gerçek unutuluyor; biz sadece faiz tahsil etmiyoruz, aynı zamanda faiz ödüyoruz. Yüksek faiz, bizim maliyetlerimizi de yükseltiyor. Net faiz marjımızın en geniş- lediği dönem, faizlerin düştüğü dönemdir. Zaman zaman faiz konusunda iş dünyasıy- la, reel kesimle bankacılık sistemi arasında bir çıkar çatışması var gibi anlaşılır ama aslında yoktur. Sanayici, faiz artışı karşısın- da bizim durumumuzu anlamak istiyorsa, en çok kullandığı hammaddenin ya da girdinin fiyatı kısa süre içinde yükseldiğinde ne hâle geliyorsa, biz de bilançoda o hâle geliyoruz. Dolayısıyla arzu etmemiz mümkün değil. Bize tek zararı bu da değil. Kredi verdiğimiz tarafların ödeme gücünü zayıflattığı oranda, bilançomuza oradan da bir tahribat geliyor. Ağustos 2018’de faizi kemoterapiye benzet- miştim. Keşke almak zorunda kalmasanız ama vücudun bağışıklık sistemini dahi tehdit edecek şekilde sağlıklı hücrelere zarar vermeyi göze alabiliyorsunuz. Keşke bunları alma gerekleri doğmasa, biz de hep beraber finansal istikrarın içinde işlerimizi daha iyi yapabilme imkânı bulabilsek.” “Kısa vadeli bilanço gereklerimizle çe- lişse de bu döneme özgü yapıcı tarzda hareket etmeliyiz” Bu dönemde bankaların da kredi, mevduat ve fiyatlama politikalarında yapıcı bir tarz- da ve parasal sıkılaştırmaya uygun hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Bali, “Bundan kastım şu; kısa vadeli bilanço gereklerimizle çelişse dahi bunu yapabilmek lazım. Özellikle yılın ilk yarısı için, ikinci yarıyı riske etmemek için… Peki, bu, bilanço gerekleriyle çelişse dahi hissedar değeriyle çatışır mı? Hayır, çatışmaz. Bir çeyrek, iki çeyrek ekonomik faaliyet yürüten müesseseler değiliz. Bizim için önemli olan kısa vadeli bilanço gerekleri uğruna orta, uzun vadeyi riske etmemektir. Asıl o kısa perspektiflilik demektir. Onun için de hissedar değeriyle hiç çelişmez” Dijital Biz 78 Dijital Biz 79
Sayfa 80 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber 2021 yılında zirve yapan kripto parayla ilgili tüketicilerin en çok sorun yaşadığı konuları derleyen Şikayetvar verilerine yatırımcılar en çok kripto para borsasının yükseldiğinde sistemin kapanmasından şikayetçi… Transfer işlemlerinin yavaş olması ve hesap kapatma işleminin yapılamaması öne çıkan diğer şikâ- yet konuları olurken verilere göre geçen yıl ile kıyaslandığında kripto para şikayetlerinin artış oranı yüzde 8 bin 619’lara kadar ulaştı. Son yılların en çok konuşulan yatırım araçların- dan olan kripto paralara ilgi 2021’de zirve yaptı ve dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılarının gözü kulağı artık kripto parada... Özellikle Bit- coin’e yapılan yatırımlar ve televizyonda çıkan haberler tüketicilerin kripto paralardan daha da haberdar olmalarına olanak sağladı. Bir gün önce zirve yapıp ardından yüzde 15’lik düşüşleri gördüğümüz bu yatırım aracıyla ilgili şikayetler- de de adeta patlama yaşandı. Tüketicilerin bir referans kaynağı olarak başvurduğu ve satın alma kararıyla ilgili araştırma yaptığı Şikayetvar, son günlerin en çok konuşulan konularının başında gelen kripto para borsasını ve dijital paraları inceleyerek en çok şikâyet edilen konuları bir araya getirdi. Kripto Para Şikayetleri Yüzde 8 Bin 619 Arttı çek komutu verdim acil paraya ihtiyacım var ama işlem onaylanmıyor. Para yatırırken mak- simum 2 dakikada işlem gerçekleşirken para çekmede böyle problem olmamalı hem güven sarsıyor hem insan korkuyor.” “Çektiğim kripto param onaylandı olarak gözük- mesine rağmen param hala yatmadı. Saatlerdir bekliyorum. Param nereye gitti nasıl bir uygu- lama desteğe yazdım hala cevap yok hak mı yiyorsunuz anlamadım. Alırken hemen alıyorsu- nuz verirken niye vermiyorsunuz?” “Kripto paramı satamıyorum” “Uygulamadan belli bir miktar kripto para aldım. Ancak aldığım kripto paranın üstünde hiçbir emir/ engel vesaire olmamasına rağmen satamıyorum.” “Borsa yükselince sistemi kapatıyorlar” “Borsanın yükseldiği anda sistemlerini kapatıp işlem yapılmasını izin vermeyen firma beni çok büyük zarara uğrattı. Lütfen artık biri bunlara bir dur desin. Ben ve benim gibi birçok insan mağ- dur olduk!” “Ne zaman kripto para piyasası hareketlense sistemi hemen kapatıyorsunuz. Orada tüketicile- rin binlerce TL parasını riske atıyorlar. Bu sistemi kapatmaya katiyen hakkınız yok.” “Yüklenen coinin en tepesindeyken site erişime engellenerek müdahale etmemiz engelliyor. Burada usulsüzlük açık. Konuyla ilgili desteğinizi bekliyorum.” “10 bin dolarlık yatırımım görünmüyor” “Hesabımdaki hiçbir kripto para gözükmüyor, hiçbir şekilde iletişime geçemedim. 10 bin dolarlık yatırımım vardı. Hiçbir şey gözükmüyor bunun sebebi nedir? Bu kadar sağlam bir sitede ilk defa böyle bir sorun yaşıyorum.” “Kripto para alım satımı yapıyorum. Kaç defa denedim ve gözlemledim. Ben kripto parayı almadan önce hızlı hızlı artıyor, ama ne tesadüf- tür ki her alımdan sonra bu yükselmeler duruyor ya da hızlıca düşüyor. Bunun tesadüf olmadığını düşünüyorum.” 2021’de 9 binin üzerinde şikâyet geldi Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan araştırmaya göre nüfusa oranla en çok kripto para kullanan ülkeler arasında yüzde 16 ile dünyada 4’üncü, Avrupa’da ise ilk sırada yer alan Türkiye’de konuyla ilgili şikâyet artışı da zirve yaptı. Bu durum Şikayetvar verilerine de yansıdı. Şikayetvar verilerine göre kripto-sa- nal-dijital para borsasıyla ilgili 2018’de 2 bin 40, 2019’da 734, 2020’de 7 bin 425 şikâyet geldi. Bu yatırım aracıyla ilgili 2019 -2020 verilerini kar- şılaştıran Şikayetvar’a göre, kripto-sanal-dijital para borsasıyla ilgili şikâyet artış oranı yüzde 912 oldu. Kripto paralarla ilgili 2020’de en çok şikâyet edilen ay nisan olurken, 2021’in ikinci ve beşinci haftasında şikayetler zirve yaptı. Haftalık ortalama şikâyet sayısı 1056 2021’in Şubat ayıyla 2020’nin aynı dönemi karşılaştırıldığında kripto parayla ilgili şikayet artış oranı yüzde 8 bin 619’a yükseldi. Şika- yetvar verilerine göre bu yatırım aracına dair geçtiğimiz yıl, haftada ortalama 139 şikâyet gelirken, 2021’de haftalık ortalama şikayet sayısı 1056’lara ulaştı. 2020 Şubat ayı verileriyle 2021 Şubat verileri karşılaştırıl- dığındaysa sektöre olan ilginin artışına ve artan şikâyet sayısının yükselişine şahit olu- yoruz. 2020’nin Şubat ayında kripto parayla ilgili toplam 109 şikayet gelirken, 2021 Şubat ayında bu sayının 9 bin 500’lere kadar yük- seldiğini gözlemliyoruz. Kripto parayla ilgili en çok nelerden şikâ- yet ediliyor? • Kripto para yükselince satım yapmaya, dü- şünce alım yapmaya firmaların engel olması, • Transfer işlemlerinin yavaş olması, paranın hesaba geçmemesi, • Üye temsilcilerinin yatırım yapana kadar fazla ilgili davranıp zarara uğrayınca cevap verme- mesi, • Hesap kapatma işleminin yapılamaması, • Sisteme giriş yapılamaması, • Hesabın firma tarafından sıfırlanması Kripto parayla ilgili şikayetlerden bazıları: Aynı tutardaki işleme farklı kesintiler “Aynı gün yaptığım alış-satış işlemlerinden yük- sek komisyon ücretleri alındı. Aynı kripto para birimiyle aynı gün içinde aynı tutarda alış-satış işlemi yapıyorum. Bir işlemden 4 lira alırken diğerinden 8 lira komisyon kesiyor. Kafasına göre farklı farklı kesintiler yapılmış.” “Mail ile çalışan destek ekibi mi olur?” “Kripto paramı başka hesaba aktarmak istiyorum cüzdan adresi yanlış diyor. Hangi coin’de denersem deneyim hep aynı hata. Destek ekibi zaten yok. Kripto para piyasa- sında mail ile çalışan destek ekibi mi olur?” “Onay kodu gelmiyor” “Para çekim işlemim sırasında telefonuma onay kodu gelmiyor. Dolayısıyla para çekme işlemimi gerçekleştiremiyorum. Mail yazarak sorunumu ifade ettim ancak geri dönüş alamadım.” “Para çekmedeki gecikme insanı korkutuyor” “Kripto para alım satım uygulamasından para Dijital Biz 80 Dijital Biz 81
Sayfa 82 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Kamudaki en yetkili isimleri konuk eden Dijital Gündem, başarı ile geride bıraktığı ilk sezon etkinliklerinin ardından, ikinci sezona, 10 Şubat’ta gerçekleştirilen “Diji- tal Dünyada Kişisel Verilerin Korunması” başlıklı video konferans ile başladı. Et- kinliğe konuşmacı olarak katılan Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, kurumun kuruluşun- dan beri yapılan 7751 başvurudan 5968’ini sonuçlandırdıklarını söyledi. Faaliyetleri nedeniyle Türkiye Cumhuriye- ti vatandaşlarının kişisel verilerinin büyük çoğunluğunu elde tutan kurum ve kuruluş- ların temsilcilerini bir araya getiren ve Türk Telekom ana sponsorluğunda, 10 Şubat’ta gerçekleştirilen etkinliğin moderatörlüğünü, Bilişim Medyası Derneği Başkanı ve gazeteci Musa Savaş üstlendi. Etkinliğin diğer konuş- macıları ise Türkiye Türk Telekom Hukuk ve Regülasyon Genel Müdür Yardımcısı Uğur Nabi Yalçın, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Türkiye Bankalar Yapılan 7751 Başvurudan 5968’ini Sonuçlandırdık Birliği Başkan Vekili Ümit Leblebici, Türkiye Noterler Birliği Başkanı Dursun Cin ve Türki- ye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin şeklinde sıralandı. Bu konuşmacıların dile getirdikleri konular- dan öne çıkanlar şunlar oldu: • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun önemi ve amacı konusunda, kurum ve kuruluşlar arasında bir konsensüs bulunuyor. • Mevzuatın; kişileri koruyacak, yasaklara yol açmayacak ve ekonomik faaliyetleri engelle- meyecek şekilde gelişim göstermesi büyük önem taşıyor. • Kurum ve kuruluşlar, Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile yakın bir işi birliği içinde çalışma- lar yürütebiliyor. Bu kapsamda, ortak eğitim programları da düzenleniyor. • Bazı sektörlerde, “İyi Uygulamalar Kılavuzu ” ve benzeri çalışmalar yapılıyor. Bunun, di- ğer sektörlere de yaygınlaşması gerekiyor. • Avrupa Birliği’nin GDPR (General Data Protection Regulation / Genel Veri Koruma Düzenlemesi) uygulaması ile Türkiye’deki mevzuatın birbiri ile uyumlandırılması, birçok sektör için önem taşıyor. KVKK-GDPR Uyumluluğu ile İlgili Çalış- malar Tamamladı Etkinliğin kapanış konuşmasını yapan KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile GDPR’nin uyumlu hale getirilmesi ile ilgili çalışmayı tamamladıklarının bilgisini paylaştı. Kurum, uyumlulukla ilgili konuları; mevzuat değişikliği gerektirenler, kurumun yorum yoluyla sağla- nabilecekler ve uzun vadede sağlanabilecek- ler olarak 3 kategoride gruplandırdı. Prof. Dr. Bilir, uyumluluğu sağlayacak düzenlemelerin kısa vadede yürürlüğe girmesini bekledikleri- ni belirtti. Prof. Dr. Bilir, diğer konuşmacıların değindi- ği konuların da üzerinden geçerek kurumun planları ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Tüm bu çalışmalardaki yaklaşımlarını, şu sözlerle özetledi: “Veri temelli ekonomiyi önemsiyoruz. Kişi mahremiyetine de büyük önem veriyoruz. Kişilerin, verilerini geleceğini belirleme haklarının bulunduğunun; kontrol ve denetim yetkisinin kişinin elinde olduğu- nun altını çiziyoruz. Bu kanun, teknolojiden faydalanmayı engellemiyor. Kanun, insanı merkeze alan, insan odaklı bir yaklaşım be- nimsiyor.” Güncel Rakamlar Açıklandı Prof. Dr. Faruk Bilir, kurumun çalışmaları ile ilgili güncel rakamları da açıkladı: “Bugüne kadar Kişisel Verileri Koruma Kurumuna; 7751 başvuru yapıldı, bunlardan 5968’ini sonuçlandırdık. 408 veri ihlali bildirimi yapıl- dı, 72 tanesini sayfamızdan ilan etti. Kamu kurumlarına ve özel firmalara toplamda 492 hukuki görüş verdik. Ayrıca, 6 ilke kararı ya- yınladık.” Dijital Biz 82 Dijital Biz 83
Sayfa 84 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Teknopark İstanbul’un kuluçka merkezi Cube Incubation öncülüğünde Türkiye’de ve Dünyada derin teknoloji girişimciliği ekosistemine ışık tutan bir çalışma ger- çekleştirildi. “Türkiye’de ve Dünyada Derin Teknoloji Girişimciliği” başlıklı raporda özellikle Covid-19 salgınıyla derin teknolo- jilere yönelik talebin arttığının altı çizilirken derin teknoloji girişimcilerinin dünyadaki ve Türkiye’deki dağılımına da yer verilerek ülkeler arasında gelişim kıyaslaması da ya- pılıyor. Rapora Türkiye’den 6 ana teknoloji kategorisi ve 12 ana sektörde faaliyet gös- teren 131 derin teknoloji girişiminin kuru- cuları ve/veya yöneticileri katılım sağladı. İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanan rapor Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinas- yonunda çalışan İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) iş birliğiyle gerçekleştirildi. Global girişimcilik ekonomisi yaklaşık 3 tril- yon dolar değerle, bir G7 ülkesi GSYİH’si Türkiye’de ve Dünyada Derin Teknoloji Girişimciliği yapıldığı görülüyor. 2020’de dünyada 51 farklı ülkede 1.305 farklı şehirde derin tekno- loji yatırımı gerçekleşmiş durumda. Raporda derin teknoloji yatırımlarının ülkeler bazın- da incelemesi de yapılıyor, ABD ve Çin’in, 2015’ten 2018’e kadar derin teknoloji şirket- lerine yapılan küresel yatırımların yaklaşık %81’ini gerçekleştirdiği görülüyor. ABD’de bu zaman zarfında 32,8 milyar USD, Çin’de ise 14,6 milyar USD derin teknoloji yatırımı yapılmış durumda. Ancak dünya derin tek- noloji ekosistemi yalnızca bu iki büyük ülke- den ibaret değil, sektörde pek çok Avrupa ülkesi de öne çıkıyor. Avrupa’da son yıllarda önemli bir artış görülüyor. Atomico’nun “The State of European Tech” (2020) raporuna göre, 2016’da 3,9 milyar USD tutarında olan Avrupalı şirketlere yapılan derin teknoloji yatırımları, 2019’da 10,2 milyar USD seviye- sine çıkarak zirve yapmış, 2020’nin ilk 9 ayı itibarıyla 8,9 milyar USD olarak gerçekleşmiş durumda. 2016’dan bu yana, Avrupa’daki derin teknoloji şirketlerine yapılan kümülatif yatırım ise 36 milyar USD’yi aşmış. “Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren benzer- siz bir derin teknoloji girişim ekosistemi oluşturacağız” Türkiye ve Dünyada derin teknoloji girişimle- rine yönelik sayılı raporlar arasında yer alan bu çalışmayı ekosisteme sunmaktan guru duyduklarını dile getiren Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu şu değerlendirme- lerde bulunuyor: “Teknopark İstanbul olarak girişimcilik ve yeni fikirlere verdiğimiz önem- le girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirme yolunda karşılaştıkları birçok zorluğu aşma- larına çözüm üretiyoruz. Hem derin teknoloji girişimlerimizin dünyaya açılması anlamında hem de derin teknoloji alanında çalışan giri- şimcilere mali destek olma noktasında yoğun çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Yeni kuluçka binasıyla birlikte sağladığımız pek çok des- teğin yanında sürdürülebilir, öngörülebilir ve Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren benzersiz bir derin teknoloji girişim ekosistemi oluşturmak hedefi ile ilerlemekteyiz. Kısa zaman içerisinde uluslararası camiada önemli bir merkez olarak konumlanmayı hedefliyoruz. Türkiye’deki derin kadar değer üretiyor. Dünyanın en büyük 10 şirketinden 7’si ve hatta büyük küresel şir- ketlerin önemli bir kısmı teknoloji sektöründe faaliyet gösteriyor. 2019 yılında girişimcilik ekosistemine dünya çapında yapılan risk ser- mayesi yatırımları 300 milyar USD’ye yaklaş- mış durumda. Küreselleşme, kentleşme ve dijitalleşme, son yıllarda dünya ekonomisini yönlendirirken, aynı zamanda yaşadığımız çevreye baskı uygulayarak yeni güvensizlik biçimlerinin oluşmasına da neden oluyor. Bu bağlamda derin teknolojilerin, günümüz global sorunlarının çözümünde önemli bir yere sahip olacağı düşünülüyor. Cube Incu- bation’ın İSTKA desteğiyle hazırladığı Rapor derin teknoloji girişimlerinin dünyadaki ve Türkiye’deki gelişimine ışık tutuyor. Pandemiye yönelik ürün ve çözümler de- rin teknolojinin dünyaya armağanları Derin teknoloji terimi, büyük bilimsel atılımlara veya mühendislik yeniliklerine dayalı ürün- ler geliştiren girişimleri ifade ediyor. Yapay zekâ, veri ve görüntü işleme, otonom araçlar, robotlar ve mekatronik artırılmış ve sanal gerçeklik (AR/VR), endüstri 4.0, nesnele- rin interneti, biyoteknoloji, yeni malzemeler ve nanoteknoloji gibi kategorilerde çalışma yapan derin teknoloji girişimleri tarım, otomo- tiv ve ulaşım, tüketici ürünleri ve hizmetleri, savunma ve havacılık, enerji, çevre ve su, finans, gıda, sağlık, üretim ve yapı, teleko- münikasyon ve perakende gibi alanlarda benzersiz ürün ve çözümler gerçekleştiriyor. Raporda derin teknoloji girişimlerinin öne- minin pandemiyle arttığının da altı çiziliyor. Pandeminin ilk günlerinde çok hızlı bir şekil- de imdadımıza yetişen COVID-19 test kitle- ri, salgının ilerleyen dönemlerinde hastane kapasitelerinin dolmasıyla önemini anladığı- mız ventilatörler ve geldiğimiz noktada çok hızlı bir şekilde üretilip kullanıma sunulan ve pandemiden dünyayı kurtarmak için umut bağladığımız aşıların derin teknoloji şirketleri tarafından kullanıma sunulan armağanlar olduğu düşünülüyor. Derin teknoloji Ar-Ge çalışmalarıyla des- teklenerek büyüyor Derin teknoloji alanı bilimle başlayıp Ar-Ge çalışmalarıyla desteklenerek büyüyor. Bilim- sel bir keşfi veya buluşu kullanan bu girişim- ler geleneksel girişimlerin aksine bir dizüstü bilgisayar ve kablosuz ağdan çok daha fazlasını gerektiriyor. Laboratuvarlara, test te- sislerine, benzersiz kaynaklara, özel araçlara ve makinelere, güçlü bilgi işleme altyapısına, verilere, sermayeye ve kapsamlı düşünmeye ihtiyacı olan girişimlerin bu noktalarda des- teklenmesi ise kritik bir önem taşıyor. Dünya Genelinde Derin Teknoloji Yatırım- ları Ne Durumda? Rapora göre; tüm teknoloji girişimleri arasın- da derin teknoloji girişimlerinin payı 2010’da yüzde 22’lerdeyken 2018’de yüzde 45’i aştı. Derin teknoloji alanında dünya çapında yapılan yatırımların en fazla fotonik ve elektronik katego- risinde, en az da kuantum bilgisayarlarda Dijital Biz 84 Dijital Biz 85
Sayfa 86 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber teknoloji girişimlerinin hizmet sağladığı ana sektörler içerisinde sırasıyla “Sağlık” ile “Üre- tim ve Yapı” yoğunluk bakımından ön plana çıkıyor. Bu iki sektöre ek olarak temel odak alanlarımızdan “Savunma ve Havacılık” sek- törü de yoğun çalışılan bir diğer sektör olarak dikkat çekiyor. Kurumlar olarak bu çalışmayı iyi inceleyerek doğru adımlar atmamız giri- şimcilere daha iyi bir ortam sunmamızı sağ- layacaktır. Yaptığımız bu çalışmanın kendi potansiyelimizi görme ve dünyaya tanıtma anlamında önemli fayda sağlayacağına inanıyorum. Türkiye’de ve Dünyada Derin Teknoloji Girişimciliği Raporu, Derin teknolo- jili girişimlere odaklanmamızdaki gerekliliğin defalarca altını çizen, çok kıymetli bir çalış- ma.” Türkiye’de Derin Teknoloji Girişimciliğinin Mevcut Durumu ve İhtiyaçlarının Tespiti Araştırması’nı da içeren rapora https://www. cubeincubation.com/rapor adresinden ulaşı- labiliyor. Dijital Biz 86 Dijital Biz 87
Sayfa 88 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Türkiye Bilişim Vakfı’nın inisiyatifi olan Başlangıç Noktası’nın Türkiye’nin etkili genç liderlerini yetiştirmek vizyonuyla hayata geçirdiği eğitim platformu “Baş- langıç Noktası Akademi” eğitime başladı. 1 Ocak-1 Şubat’ı kapsayan başvuru sü- recinde 192 farklı üniversite ve 300’den farklı bölümden toplam 4600’den fazla başvuru alan Başlangıç Noktası Akademi, sunduğu burs olanakları ve farklı sektör- lerden önde gelen 46 şirketin sunacağı staj imkanıyla da dikkat çekiyor. Geleceğin değişim öncüleri olacak “etkili genç liderleri” ortaya çıkarmak, fırsat eşitliği ile alanlarının uzmanlarından 21. Yüzyıl yet- kinliklerine yönelik ücretsiz eğitimler vermek ve kariyer hedeflerinde desteklemek üzere yola çıkan Başlangıç Noktası Akademi eğitim sürecine başladı. Türkiye Bilişim Vakfı’nın inisiyatifi olan Başlangıç Noktası’nın hayat verdiği eğitim programı, topluma ve doğaya Türkiye’nin Etkili Genç Liderleri Geliyor Başlangıç Noktası Akademi adına 21 Şu- bat 2021 Pazar günü gerçekleştirilen açılış etkinliğinde; TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı, UNESCO Gelecek Okuryazarlığı Direktörü Riel Miller, Massachusetts Institute of Tech- nology (MIT) Öğretim Üyesi Dr. Canan Dağ- deviren gibi birbirinden değerli konuklar ve çok sayıda katılımcı yer aldı. proaktif şekilde fayda sağlama yaklaşımına sahip üniversite 3 veya 4. sınıfta olan parlak gençleri hedefliyor. Akademi ile öğrencile- rin gelişen, değişen yeni dünya düzeni ve yeni teknolojiler karşısındaki eksikliklerinin tamamlanması noktasında yol arkadaşlığı yapmak yaklaşımı öne çıkıyor. 192 üniversiteden 4600’den fazla başvuru Sürdürülebilirlik, Dijital Okuryazarlık ve Ge- lişen Teknolojiler, CV Hazırlama ve Mülakat Simülasyonları, Girişimcilik ile Mentorluk ve Staj İmkanları gibi eğitim ve destekleri içeren platforma 192 üniversite ve 300’ü aşkın bö- lümden çok sayıda genç yeteneğin başvur- duğunu belirten Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, “Neredeyse Türkiye’nin her şehrinden, toplam 4600’den fazla baş- vuru aldık. Yaklaşık 4 ay sürecek ilk eğitim sürecimize yetkin 41 gencimizi dahil ettik ve 18 farklı şehirden, 31 farklı üniversiteden ve 24 farklı bölümden katılım bulunuyor. Türki- ye’nin hatta dünyanın geleceğinde söz sahibi olacak düşünce gücüne sahip bireyleri des- teklemek üzere geliştirdiğimiz bu programda gençlerimiz, okulda görmeye alışık olmadığı- mız fakat Kırılım Çağı’nda ihtiyaç duyduğu- muz yetkinlikleri alanlarının düşünce liderleri tarafından dinleme fırsatı bulacakları bir gelişim sürecine dahil oldular. Örneğin block- chain üzerine bir eğitimi zaten bu alanda girişimi olan bir kişi anlatırken, mülakatlara hazırlık eğitimini deneyimli insan kaynakları çalışanları verecek. Üstelik bu bir topluluk ve program bitse de staj ve networking imkanla- rıyla süreç devam edecek. Tamamen ücretsiz olan eğitimlerimiz etkili genç liderlere burs da sağlayacak. Eğitmenler; girişimciler, akade- misyenler, düşünce liderleri, danışmanlar ve şirket yöneticilerinden oluşuyor” dedi. Dijital Biz 88 Dijital Biz 89
Sayfa 90 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber KPMG’nin her yıl düzenli olarak gerçekleş- tirdiği Küresel CEO Araştırması’nın Co- vid-19 Özel Versiyonu yayınlandı. 2020’nin başında bin 300 CEO ile yapılan araştır- manın ardından Temmuz ayında yapılan ikinci araştırma pandeminin iş liderlerinin gündemini nasıl değiştirdiği ortaya konu- yor. Türkiye’den de 15 CEO’nun katıldığı araştırmadan çıkan sonuca göre, Covid-19 iş dünyasını yöneten CEO’ların ‘liderlik’ anlayışını yeniden yapılandırıyor. CEO’lar artık kar etmeye değil, şirketlerinin ama- cına odaklı. İş dünyası liderleri görevlerini sadece şirket yönetmekle sınırlı görmüyor. Her biri kendisini toplumsal değişimin liderliği konusunda sorumlu hissediyor. KPMG’nin Küresel CEO Araştırması, Co- vid-19 Özel Versiyonu ile güncellendi. 2020 yılının başında küresel ölçekte dünya devi şirket yöneticileriyle yapılan araştırmanın de- vamı niteliğindeki anket, Covid-19 ile geçen Covid-19 Liderlerin Rolünü Değiştirdi Başlangıç Noktası Akademi adına 21 Şu- bat 2021 Pazar günü gerçekleştirilen açılış etkinliğinde; TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı, UNESCO Gelecek Okuryazarlığı Direktörü Riel Miller, Massachusetts Institute of Te- chnology (MIT) Öğretim Üyesi Dr. Canan Dağdeviren gibi birbirinden değerli konuklar ve çok sayıda katılımcı yer aldı. fırsatı verdi. Kurumların böyle bir dönemde ne yaptığı hiç bu kadar önemli olmamıştı. CEO’lar çalışan- ların, müşterilerin ve toplulukların güvenini korumalı, şirketlerinin ‘amacını’ ve bu amaç için çalıştıklarını her fırsatta göstermeli.” Araştırmadan dikkat çeken bazı başlıklar şöyle: İlk sırada kar değil amaç var • Covid-19 CEO’ların liderlik yeteneklerini sınadı. Dünyanın en büyük şirketlerinin üst yöneticileri, şirketlerinin temel hedefini kâr odaklılıktan çıkarıp toplumsal sorum- luluklarını dikkate alan bir amaç algısı ile şekillendiriyor. Küresel CEO’ların sadece yüzde 23’ü ve Türkiye’deki CEO’ların yüz- de 30’u şirketlerinin genel hedefini ‘hisse- dar değeri için yönetim’ olarak belirtiyor. Küresel araştırmada CEO’ların yüzde 54’ü Türkiye’de ise yüzde 61’i paydaşlara odaklanan daha geniş kapsamda amaca yönelik bir yaklaşım benimsiyor. Her beş CEO’dan biri (yüzde 22) ana hedefinin toplumu iyileştirmek olduğunu söylüyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 9. CEO’lar çalışanların, müşterilerin ve toplumların güvenini korumak ve geliştirmek istiyor. • Pandeminin yıkıcı etkisi karşısında CEO’lar mevcut amaçlarının gerçekten toplumun ihtiyaçlarını karşılayıp karşıla- madığını sorguladı. Türkiye’de katılımcı- ların yüzde 60’ı Covid-19 sonrası ‘amaç- larını’ yeniden değerlendirmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Amaç, pandeminin başlangıcı ile birlikte CEO’lar için ‘önce- likli görev’ haline geldi. Küresel CEO’la- rın yüzde 79’u krizin başından bu yana şirketlerinin amacına daha güçlü bağlar hissettiğini belirtiyor. Türkiye’deki araştır- mada bu oran yüzde 93 çıktı. • Empati kararları etkiledi. Küresel CEO’ların 10 ayda iş liderlerinin önceliklerinin nasıl değiştiğine ve büyük sağlık krizini nasıl yönet- tiklerine ışık tutuyor. Araştırmanın Covid-19 Özel Versiyonu, liderlik yetenekleri Covid-19’la sınanan CEO’ların liderlik anlayışını tamamen yeniden inşa ettiklerini gösteriyor. CEO dün- yasında ‘karlılığa odaklanma’nın yerini ‘amaca odaklanmak’ aldı. Büyümenin önündeki en önemli tehdit artık ticaret savaşları ve buna bağlı ülkeselleşme değil, ‘yetenek riski’. Araştırma sonuçlarını değerlendiren KPMG Türkiye Başkanı Murat Alsan, dünyayı bir gecede değiştiren Covid-19 pandemisinin kontrol altına alınsa da dünyanın eski normale dönmeyeceğini söyledi. CEO’ların belirsizliği yöneterek geçirdiği 2020’den çok önemli ders- ler aldığını vurgulayan Alsan, şöyle konuştu: Şirketlere neden ihtiyaç var “Bu süreçte toplumun Covid-19 salgınıyla birlikte iş liderlerinden beklentilerinin farklılaş- maya başladığını gördük. Aslında her şey bu boyutta bir küresel sağlık krizinin ortasında ‘insanların şirketlere neden ihtiyacı var’ so- rusuna yanıt aranmasıyla başladı. Toplumsal sorunları merkeze almak, fayda üretmek, in- sanlara ilham vermek, fikirleri eyleme dönüş- türmek, hayatımızdaki ‘yeni normaller’ için yön göstermek her şeyden değerli oldu. Ve dünyanın her yerinde iş liderleri değişim ve değişimin getireceği yenilikler konusunda ha- rekete geçmeye başladı. Çünkü Covid-19 ile mücadelenin başında toplumun ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğu yer alıyor. Şirketlerin sadece şirket ortaklarına ve iş yaptıkları pay- daşlarına değil bulundukları ülkelerin toplum- larına, çalışanlarına ve bütününde dünyaya hizmet etmeleri gerekiyor. Covid-19 işte bu değişimin katalizörü oldu. Artık işletmelerin gündemi kardan, zarardan, cirodan, maliyet- ten, finansallardan çok daha büyük başlıklara odaklı. Yeşil büyüme stratejileri, sürdürülebilir kalkınma çalışmaları, yeni gerçeklikte müşte- ri deneyiminin anlaşılması, buna uygun dijital dönüşüm, yeni İK stratejileri, yeteneklerin elde tutulması gibi gündem maddelerimiz var. Çalışanlarla yeni gerçekliği şekillendirme fırsatına sahibiz. Araştırmamız tüm bu sonuç- ların sebebini ve ilerlediği yönü iş liderlerinin bakış açısıyla yansıtıyor.” Üç kritik eylem alanı Salgından kurtulmanın ‘normale’ dönüş anlamına gelmediğini kaydeden Alsan, şöyle devam etti: “Bunun yerine yeni bir gelecek tanımlama fırsatı var ve üç eylem alanı kritik olacak; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve güvenilirlik. Birincisi, liderlerin salgının sonucu olarak elde edilen iklim kazanımlarını korumaları ve sürdürülebilir, yeşil bir ekonominin temellerini atmaları gerekiyor. İkincisi, endüstrilerin ge- leceğini şekillendiren dijitalleşme ile müşteri davranışının nasıl değişeceği ve ortaya çıkan yeni taleplerin nasıl karşılanacağı konusunun anlaşılması ve anlatılması gerekiyor. Son olarak, pandemi şirketlere toplumda nasıl gerçek bir fark yaratabileceklerini gösterme Dijital Biz 90 Dijital Biz 91
Sayfa 92 — dergide görüntüle
Haber dönüş – yüzde 16’, ‘iklim değişikliği – yüzde 14’, ‘yıkıcı teknoloji – yüzde 8) Yeşil büyüme ve iklim öncelikli • İklim, CEO’ların gündeminde üst sıra- larda. Üst yöneticiler iklim değişikliğinin gelecek yıllar için ciddi bir ekonomik ve insani tehdit olacağını, şirketlerin sürdü- rülebilir bir ekonomiyi desteklemek için yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirti- yor. Küresel CEO’ların yüzde 65’i, Türki- ye’deki CEO’ların yüzde 67’si iklimle ilgili riskleri yönetmenin önümüzdeki beş yıl boyunca işlerini devam ettirmelerinde en önemli unsur olacağı görüşünde. Küre- sel CEO’ların yüzde 71’i ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 87’si salgında elde edi- len iklim değişikliği kazanımlarını sürekli hale getirmek istediklerini söylüyor. Eski düzene dönüş yolları kapandı • Eski normale dönüş yok. Covid-19 tüm dünyada iş yapma alışkanlıklarını radikal şekilde değiştirdi. Pandemi bitse de eski düzene dönmek artık imkânsız. CEO’ların gündeminde ‘yeni çalışmayı planlamak’ var. Küresel CEO’ların yüzde 77’si ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 67’si pan- deminin bu sürecin başında kullanmaya başladıkları dijital iş birliği ve iletişim araçlarını geliştireceklerini söylüyor. Kü- resel CEO’ların yüzde 73’ü, Türkiye’deki CEO’ların yüzden 87’si uzaktan çalışma- nın yetenek havuzunu oldukça genişlettiği görüşünde. Küresel katılımcıların yüzde 63’ü ise önümüzdeki dönemde fiziksel iş alanlarını küçülteceklerini belirtiyor. Türki- ye’de ise bu oran yüzde 60. yüzde 39’u, Türkiye’deki CEO’ların yüzde 40’ı kendilerinde veya ailelerinde Covid-19 yaşandığını söyledi. Kendi kişisel deneyim- lerinden dersler çıkaran CEO’lar pandemiye gösterdikleri stratejik tepkileri değiştirdiklerini kaydetti. Empatiyle yönetsel kararlarını şekil- lendiren CEO’ların oranı küreselde yüzde 55, Türkiye’de yüzde 63. Toplumsal değişime liderlik etmek • Yılında başında küresel CEO’ların yüzde 65’i, Türkiye’deki CEO’ların yüzde 58’i toplumun bazı sorunlarına çözüm bulmak için liderlik etmeye hazır olduklarını söy- lüyordu. 10 ay sonra toplumsal değişimin lideri olma sorumlulukları bulunduğunu belirten CEO’ların oranı küreselde yüzde 81’e, Türkiye’de yüzde 83’e yükseldi. • Ekonomik büyümeye güven sarsıldı. Dün- yada CEO’ların yüzde 32’si Türkiye’de ise yüzde 27’si gelecek üç yıllık küresel eko- nomik büyüme konusunda karamsarlar. Ancak şirketlerinin büyümesi konusunda daha güvenliler. Küresel CEO’ların sa- dece yüzde 17’si Türkiye’deki CEO’ların yüzde 20’si şirketlerinin üç yıllık büyüme tahminlerinde güvensizlik hissediyor. • Dijital büyüme hız kesmeyecek. Salgın sürecinde yeni nesil dijital teknolojilere yapılan yatırımlar şirketlerin için pande- minin nasıl sonuçlanacağını belirleyecek. Küresel CEO’ların yüzde 80’i, Türkiye’de- ki CEO’ların yüzde 87’si pandeminin diji- tal dönüşüme ivme kazandırdığını ifade ediyor. Yeteneği yönetemeyen tehlikede • Şirketleri tehdit eden riskler değişti. ‘Yete- nek riski’ geçen 10 ayda önündeki 11 riski sollayıp şirketler için bir numaralı tehdit haline geldi. Küresel CEO’lar büyümeye engel gördükleri ilk beş tehdidi ‘yetenek riski – yüzde 21’, ‘tedarik zinciri riski – yüz- de 18’, ‘ülkeselliğe dönüş – yüzde 14’, ‘ik- lim değişikliği – yüzde 12’, ‘siber güvenlik – yüzde 10’ olarak sıralıyor. Türkiye’de ise sıralama şöyle: ‘Tedarik zinciri – yüzde 22’, ‘yetenek riski – yüzde 18’, ‘ülkeselliğe Dijital Biz 92
Sayfa 94 — dergide görüntüle
Mart 2021 Haber Türkiye’nin sanal asistanlar konusunda lider yapay zekâ şirketi CBOT’un 2020 yılı karnesi göz doldurdu. Pandeminin etkisin- de geçen 2020 yılında pek çok ulusal ve uluslararası şirketle iş birliğine imza atan CBOT Gartner tarafından 2020 Temmuz ayında yayınlanan “Gelişen Teknolojiler ve Trendler Etki Radarı: Bankacılık ve Yatırım Hizmetlerinde Yapay Zekâ” araştırmasında önde gelen ilk 16 şirket arasında gösterildi. CBOT imzası taşıyan sanal asistanlar üze- rinden gerçekleşen konuşmalar 2020’de 15 kat artarak 400 milyona ulaştı. Çağrı merke- zi süreçlerinde yaşanan değişimlerin yazılı yanında sesli kanallarda da otomasyonu zorunlu hale getirmesine istinaden ses yapay zekâsını da teknolojik yetkinlikleri arasına katan şirket, son geliştirdiği ürünü CBOT SPEECH ile uçtan uca ve bütünsel bir müşteri hizmetleri otomasyonu sunma- ya başladı. CBOT CORE, CBOT SPEECH, CBOT FUSION, CBOT ANALYTICS ve CBOT Şirketlerin Çağrı Karşılama Maliyetlerini 5’te 1’e İndiriyor Ar-Ge’ye gelirimizin %40’ını yatırıyoruz CBOT’un 2020 karnesine ilişkin değerlendir- melerde bulunan CBOT Kurucu ve CEO’su Mete Aktaş: “CBOT olarak 2020 yılını önemli bir büyümeyle kapattık. İş ortaklıklarımızı ar- tırırken Türk mühendislerden aldığımız güçle geliştirdiğimiz yerli yapay zekâ teknolojimizle platformumuzu daha ileri bir noktaya taşımaya devam ettik. Gelirinin %40’ını yeniliğe, geliştir- meye ayıran Ar-Ge odaklı bir şirketiz ve CBOT Platformu en son teknoloji yapısını koruyacak şekilde geliştirmek bizim en önemli önceliği- miz. Bu nedenle bu yıl CBOT SPEECH ses yapay zekâsını devreye almaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Pandemi iş yapış şekille- rini ve özellikle müşteri beklentilerini derinden etkiledi. Şirketlerin karşı karşıya kaldıkları dijital müşteri tipi yepyeni çalışmaları zorunlu kıldı. Diyalogsal yapay zekâ tabanlı chatbotlar ve voicebotlar self servis seçeneği ile müş- teri hizmetlerinde daha fazlasını, daha hızlı sunmayı sağlıyor. Biz de bir ses yapay zekâ altyapısı olan CBOT SPEECH’i geliştirerek, CBOT PLATFORM’u uçtan uca hizmet veren bir yapıya kavuştuk. Artık şirketlere dijital müş- teri deneyimi noktasında bütünsel bir otomas- yon sunabiliyoruz. CBOT olarak 2021’de de ihtiyaçlara cevap vermeye, sadece Türkiye’de değil yurtdışındaki kurumların dijital dönüşüm- lerine öncülük etmeye devam edeceğiz.” LIVE CHAT ürünlerinden oluşan platformuyla CBOT, 2021 yılında da adından sıkça bahset- tirmeye hazırlanıyor. CBOT geliştirdiği sanal asistan projeleriyle şirketlerin çağrı karşılama maliyetini 5’te birine düşürüyor. Son yıllarda şirketlerin müşteri deneyimi ve sadakat çözümlerinde önemi giderek artan chatbotlar özellikle pandemi döneminde şir- ketlerin müşterilerine hızlı ve kişiselleşmiş çö- zümler sunmalarını sağladı. Türkiye’nin yapay zekâ tabanlı sanal asistanlar konusunda lider şirketi CBOT da 2020 yılında uygulamaya al- dığı chatbot projeleriyle pek çok şirketin dijital dönüşümünde kritik bir rol oynadı. CBOT’un 2020 yılında imza attığı projelere bakıldığında; bankacılıktan telekom sektörüne, oyundan otomotive, startuplardan, mobil hizmet/alış- veriş uygulamalarına kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren güçlü markalar için soruları cevaplayan ve işlemleri yapan chatbotlar ge- liştirdiği görülüyor. 80 milyona dokunacak çapta 400 milyon etkileşim Çok sayıda özel şirketin ve kamu kurumunun dijital dönüşümünü şekillendiren CBOT mil- yonlarca kişinin deneyimlerini iyileştirdi. CBOT chatbotlarında 2020’de; farklı yaş grupların- dan, farklı sosyo-ekonomik gruplardan ve farklı sektörlerin kullanıcılarından ve çalışanla- rından gelen 400 milyon konuşma gerçekleşti. CBOT devam eden projeleriyle birlikte bugün 80 milyonluk geniş bir kitleye hizmet veren Türkiye’nin Yapay Zekâ Platformu olarak 2021’de de emin adımlarla ilerliyor. Ses yapay zekâsı CBOT SPEECH ile güç- lenen bütünsel müşteri hizmetleri otomas- yonu Şirket; bir ses yapay zekâsı olan CBOT SPE- ECH ürünüyle de bütünsel bir müşteri hizmet- leri otomasyonu yapısı kuruyor. CBOT SPE- ECH şirketlerin çağrı merkezlerinde bulunan sesli yanıt sistemlerine (IVR) de dahil olarak artık sesli çağrılarda da otomasyon sağla- yabiliyor. Çağrı merkezini arayan bir müşteri CBOT’un yapay zekâ teknolojisi ile karşılanı- yor ve canlı bir insan ile konuşur gibi bir dene- yim sunularak, chatbot ile otomatik yanıtlanıp çağrı sonlandırılabiliyor. Böylece kurumların müşteri hizmetleri operasyonlarında insan + yapay zekâ çözümleri konumlandırılarak, söz konusu hizmet daha verimli ve etkin hale ge- tiriliyor. CBOT, CBOT SPEECH ile artık uçtan uca bir müşteri hizmetleri otomasyonu sağla- yan platform olarak hizmet veriyor. Bunun içinde yapay zekâ ve diyalog yönetim sisteminin bulunduğu CBOT CORE, ses tek- nolojisinin bulunduğu CBOT SPEECH, enteg- rasyonların ve diyalogların kod yazılmadan oluşturulabilmesini sağlayan CBOT FUSION dikkat çekiyor. Ayrıca, tüm diyalogların detaylı raporlamasınının yanı sıra yapay zekâ kulla- nılarak önemli çıkarımlar alınmasını sağlayan CBOT ANALYTICS ve canlı bir müşteri tem- silcisiyle ile yazışma yapılmasını sağlayan yine yapay zekâ teknolojisi içeren CBOT LIVE CHAT, platformun bütünsel bir müşteri hizmeti sunmasını sağlıyor. Dijital Biz 94 Dijital Biz 95
