Dijital BizDijital Biz

Mayıs 2019 Sayısı — Metin Görünümü

Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku

Sayfa 1 — dergide görüntüle

Gelecekte Bilişim Konferansı’nda Geleceğin Teknolojileri Konuşuldu Mehmet Fatih KACIR T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dosya Konusu: Siber Güvenlik Sponsor Vatansever Bilişim Türkiye’nin Özel Yetenekli Çocukları Geleceğe Hazırlanıyor KVKK Başkanı Uyardı: “Biyometrik Veriler Gelişigüzel İşlenemez” Blok Zinciri Yatırımları 3 Yılda Yüzde 400 Artacak Dünyayı Robotlardan Önce Algoritmalar Ele Geçirdi Attığınız USB’lere Dikkat! Diğer Röportajlar: Yusuf EVMEZ - WatchGuard, Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü

Sayfa 2 — dergide görüntüle

VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com Most Idea BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ MAYIS 2019 SAYI: 06 / FİYAT: 20 TL Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER Gelecekte Bilişim Konferansı’nda Geleceği Konuştuk Türk bilişim sektörünün en geniş tabanlı düşünce topluluğu Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU desteği ile Türkiye’nin en kapsamlı dijital dönüşüm platformu olan Smart Future Forum tarafından “Gelecek Geliyor” temasıyla düzenle- nen Gelecekte Bilişim Konferansı’nı, bilişim sektörünün önde gelen şirketleri ve üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirdik. Teknolojinin geleceğine ve geleceğin teknolojilerine ayna tutan Gelecekte Bili- şim Konferansı ile ilham verici konuşmacılar, başarılı iş ortakları, çözüm gelişti- riciler ve bilişim dünyası profesyonellerini 27 Nisan’da İstanbul’da buluşturduk. Gelecekte Medya oturumunda Sosyal Medya, Dijital Yaşam ve Toplum 5.0; Gelecekte Yaşam oturumunda Endüstri Devrimi, Nesnelerin İnterneti ve Dijital Dönüşüm; Gelecekte Nesil oturumunda Büyük Veri, Yapay Zekâ, Robotlar ve RPA; Gelecekte Güvenlik oturumunda ise Bulut Bilişim, Blok Zinciri, Siber Güvenlik ve KVKK konu başlıkları derinlemesine tartışıldı. Gelecekte Bilişim Konferansı’na onur konuğu olarak katılan T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, “Milli Teknoloji Hamlesi” sunumunu gerçekleştirdi. Sayın Bakanımız ile konferans öncesinde bir saatlik özel değerlendirme yapma imkânımız oldu. Görüşmemizde ve konferansın açılış konuşmasında dikkat çektiğim bazı konuları paylaşmak isterim: “Hepimiz daha huzurlu bir dünyada ve her açıdan güçlü bir Türkiye’de yaşa- mak istiyoruz. Daha huzurlu bir dünya isteğimizi daha güçlü tonda dile getire- bilmek için ekonomimizi güçlendirmemiz ve her alanda tam bağımsız olabilmek için milli teknoloji hamlemizi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu hedefe hızla ulaşabilmek için devlet büyüklerimizin sahip olduğu vizyo- nun kamu kurumundaki en alt kademedeki çalışana kadar benimsenmesi ve uygulanması elzemdir. Benzer şekilde tüm sivil toplum kuruluşlarımızın da bu vizyonu benimseyip Milli Teknoloji Hamlesinin hayata geçirilmesi noktasında devletle yerli ve milli çözümler üreten şirketler arasında adeta bir köprü vazifesi görmesi gerekiyor. Devlet kurumlarımızda çeşitli sebeplerle personel açığı ya da yetkinlikler noktasında gelişim alanları olabilir. Bunların hiçbirisi bizler için engel olmamalı. Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU olarak kendi alanında uzman, yüksek tekno- loji üreten ve uygulayan 800 Üyemiz ile vatanımızın ve milletimizin faydasına olacak tüm çalışmalara tam destek vermeye hazırız. Yerli ve milli teknoloji ürünlerinin belirlenmesi ve ilgili kurumlara sunulması, birbirini tamamlayan çözümler için firmaların ve kurumların birbirleriyle buluş- ması için çalışma yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Tamamlayıcı olarak kamu kurumlarında kullanılan teknoloji ürünlerinin envanterinin çıkarılması, mevcut durum analizinin yapılması, yerli ve milli teknolojilerin ağırlığının artırılması için etkin bir planlamanın yapılması gerekiyor. Bu noktada da destek unsurları olarak ekiplerimizle taşın altına elimizi koymaya hazırız.” Konferansı gerçekleştirmiş olmaktan dolayı büyük bir heyecan, gurur ve memnuniyet duyduk. Organizasyonda emeği geçen Smart Future Forum’a, ev sahipliği için SETA’ya ve konferansın sponsorlarına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sayın Bakanımıza da konferansa katılımları ve Milli Teknoloji Hamlesi vizyonla- rı için şükranlarımızı sunuyoruz.

Sayfa 4 — dergide görüntüle

İçindekiler 06 Gelecekte Bilişim Konferansı’nda Geleceğin Teknolojileri Konuşuldu Dosya Konusu SİBER GÜVENLİK42 KVKK Başkanı Uyardı: “Biyometrik Veriler Gelişigü- zel İşlenemez” 46 Blok Zinciri Yatırımları 3 Yılda Yüzde 400 Artacak48 Akıllı Şehirler, Teknoloji ve Yeni Tüketici Profili50 Dünyayı Robotlardan Önce Algoritmalar Ele Geçirdi52 Yapay Zekâ ve Bilişsel Bilim Alanında Çok Sayıda Uzman Bir Araya Geldi 54 Veri Bilimi ve Veri Bilimcisi 56 Türkiye’nin Yıldızlı Projeleri Belli Oldu58 Girişim Hızlandırma Programı Grants4Apps Turkey 2019’a Seçilen Girişimler Belli Oldu 60 Dünyaları Tamamen Dijital Olan Bir Nesli Nasıl Koruyabiliriz 80 Tablet Kullanımı 1 Yaşın Altına İndi82 Çocuklar Sokakta Oynamayı Tablete Tercih Ediyor84 Çağrı Merkezi Sektörünün Sağladığı İstihdam 108 Bin Kişiye Ulaştı 86 Attığınız USB’lere Dikkat!88 Çevre Teknolojileri Buluş- masına 84 Ülkeden 10 Bin Ziyaretçi 62 Oy Verme Teknolojileri ve Elektronik Oylama64 Endüstri 4.0 Devrimi 5G Teknolojisi ile Hızlanacak66 Telekom Sektörü Durgunluğa Meydan Okuyor 68 Elektrikli ve Hibrid Araçlar Sü- rüş Etkinliğinde Testi Geçti74 Sürücüler Araçlarına Daha Fazla ‘Bağlanacak’76 Türkiye’nin Özel Yetenekli Çocukları Geleceğe Hazırlanıyor 78 70 Yusuf EVMEZ:“Fidye Yazılımları Kabusunuz Olmaktan Çıksın” Haber Dijital Biz 4

Sayfa 6 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Mehmet Fatih KACIR T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Gelecekte Bilişim Konferansı’nda Geleceğin Teknolojileri Konuşuldu geliştiriciler ve bilişim dünyası pro - fesyonellerini 27 Nisan’da İstanbul’da buluşturdu. SETA İstanbul Konferans Salonu’nda tüm gün süren konferansta uzmanla - rın gözünden dijital dönüşüm, siber güvenlik, yeni nesil teknolojiler ve sektörel çözümlerle ilgili en yeni ge - lişmeler ele alındı. Dijital Dönüşüm, nesnelerin interneti, blockchain, bulut bilişim, siber güvenlik ve yapay zekâ gibi teknoloji dünyasının geleceğini şekillendiren trendler başarılı örnekler ve uygulamalarıyla ele alındı. Türk bilişim sektörünün en geniş tabanlı düşünce topluluğu Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU desteği ile Tür - kiye’nin en kapsamlı dijital dönüşüm platformu olan Smart Future Forum tarafından “Gelecek Geliyor” temasıy - la düzenlenen Gelecekte Bilişim Kon - feransı, bilişim sektörünün önde gelen şirketleri ve üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşti. Teknolojinin geleceğine ve geleceğin teknolojilerine ayna tutan Gelecekte Bilişim Konferansı, ilham verici konuş - macılar, başarılı iş ortakları, çözüm Dijital Biz 6 Dijital Biz 7

Sayfa 8 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Gelecekte Medya oturumunda Sosyal Med - ya, Dijital Yaşam ve Toplum 5.0; Gelecekte Yaşam oturumunda Endüstri Devrimi, Nes - nelerin İnterneti ve Dijital Dönüşüm; Gele - cekte Nesil oturumunda Büyük Veri, Yapay Zekâ, Robotlar ve RPA; Gelecekte Güvenlik oturumunda ise Bulut Bilişim, Blok Zinciri, Siber Güvenlik ve KVKK konu başlıkları de - rinlemesine tartışıldı. Gelecekte Medya, Gelecekte Yaşam, Gele - cekte Nesil ve Gelecekte Güvenlik ana baş - lıkları ile dört ana oturumda gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmalarını Smart Future Forum Başkanı Murat Karataş , Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU Başkanı Şenol Vatansever ve Watchguard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez yaptı. katılımcılarını bilgilendirdi: “Kamu kurumla - rının, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör firmalarıyla el birliği içerisinde başarabilece - ği bir süreç. Milli Teknoloji Hamlesi dediği - mizde iki temel alandan bahsediyoruz. Birinci alanı ulusal bağımsızlığımız için mutlaka yerli ve milli olarak geliştirmemiz ve üretmemiz gereken ürünlerin Türkiye’de ge - liştirilmesinin ve üretilmesinin sağlanması, desteklenmesi ve mümkün kılınması olarak tarif edebiliriz. Ülkelerin bağımsızlıkları için en kritik alan olarak savunma sanayi öne çıkıyor. Ancak savunma sanayi tek strate - jik alan değil. Milli teknoloji hamlesinin bir ayağı olarak finans, sağlık, enerji ve üretim teknolojileri gibi pek çok alanda stratejik işleri yerli ve milli olarak geliştirmemiş ve üretmemişseniz sadece ekonomik olarak değil, güvenlik açısından da tam bağımsız - lıktan söz etmemiz mümkün değil. Dijital dönüşüm ve değişimi bilişim sektörü perspektifinden değerlendirerek dijital tekno - lojiler konusundaki farkındalığın artırılması, alanında uzman konuşmacıların sektöre vizyoner bir bakış açısı kazandırması ve ge - lecek vizyonu çizmesi hedeflenen Gelecekte Bilişim Konferansına onur konuğu olarak katılan T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır “Milli Tek- noloji Hamlesi ” sunumunu gerçekleştirdi. Kacır: “Milli Teknoloji Hamlesinin gerçek - leştirilmesi için canla başla çalışıyoruz” Bakanlık olarak TÜBİTAK, KOSGEB vb. tüm paydaş kurumlarla birlikte Milli Tekno - loji Hamlesinin gerçekleştirilmesi için canla başla çalıştıklarını vurgulayan T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, toplumun tüm kesimlerini kapsayan Milli Teknoloji Hamlesi hakkında konferans Dijital Biz 8 Dijital Biz 9

Sayfa 10 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber İkinci ayağı olarak Türkiye’nin çok yüksek bir ekonomik potansiyeli olduğunu ifade ediyoruz. Potansiyeli harekete geçirebile- cek, Türkiye’yi küresel mukayesede üstün- lük alanlarında öne çıkarabilecek ve ulusal hedeflerimize ulaştırabilecek şekilde yüksek katma değerli ürünlerin, yerli ve milli olarak geliştirilmesi ve üretilmesi Milli Teknoloji Hamlesinin bir diğer hedefi. Türkiye çok genç bir nüfusa sahip. 83 milyon- luk nüfusumuzun ortalama yaşı 31. Ortalama yaş Almanya’da 47, Avrupa genelinde 43. Dünyada teknolojileri geliştiren, yeni şirkeler kuran ve bu şirketlerin AR-GE süreçlerine liderlik edenlerin büyük bir kısmı gençler. Tür- kiye’de de AR-GE ekosisteminde ve teknoloji şirketlerinin mühendislik birimlerinde yoğun olarak gençler var. Genç ve eğitimli nüfu- sumuzu Milli Teknoloji Hamlesinin hedefleri doğrultusunda destekliyoruz.” Kacır: “Büyümeye devam eden ekono - mimiz girişimcilerimiz ve ihracatçıları - mız için çok büyük fırsatlar barındırı - yor” Türkiye ekonomisinin büyüme ortalaması - nın son 15 yılda yıllık %5,7, Avrupa ülkele - rinin ise yıllık %1,4 olduğuna dikkat çeken T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü ve büyümeye devam edece - ğini ifade etti. Türkiye’nin eşsiz bir jeopolitik konuma sa - hip olduğunu belirterek, “İstanbul’dan 122 ülkeye doğrudan seferlerle ulaşabiliyoruz. Bu dünyada pek az noktada insanlara su - nulan bir fırsat. İstanbul’dan sadece 4 saat uçtuğunuzda 6 milyar nüfusa, 28 trilyon dolarlık ekonomiye açılıyorsunuz. Dünyanın en cömert ülkesiyiz. En faz - la uluslararası misafire ev sahipliği yapan ülkelerden biriyiz. Bunlar bizim çok önemli değerlerimiz. Çok büyük ekonomilere sahip olan ülkelerin temsilcilerinin Afrika’da yap - mak istedikleri işlerle ilgili bizim kapımızı çaldıklarına ve birlikte iş yapmak istedikle - rine şahit oldum. Çünkü bizim yanlarında olduğumuzda o ülkelerin kendilerine güve - neceklerinin farkındalar. Bu son 15 yılda zirve yapan ve tarih boyunca taşıdığımız değerlerimizin ve misyonumuzun, son dö - nemde elde ettiğimiz “soft power” olarak ifade edilen yumuşak gücümüzün açık bir göstergesi.” açıklamalarında bulundu. Bu - nun girişimcilerimiz ve ihracatçılarımız için çok büyük fırsatlar barındırdığının altını çizerek sivil toplumu, şirketleri ve girişimci - leri bu gücün farkında olmaya ve ülkemize değer katmak üzere somut adımlar atmaya devam etti. Dijital Biz 10 Dijital Biz 11

Sayfa 12 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Kacır: “AR-GE’ye çok önem veriyoruz ve destekliyoruz” Milli Teknoloji Hamlesi ile büyük oranda AR-GE ve yenilik ekosisteminden de bahsedildiğini söyleyen T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yar- dımcısı Mehmet Fatih Kacır, “Bugün Türkiye’de çok büyük bir altyapı ve ekosistem kurulmuş durumda. Türkiye’de 200’ün üzerinde üniversite var. 50’nin üzerinde girişimler için hızlandırma programı var. 80’in üzerinde teknopark, bin 400’ün üzerinden AR-GE ve tasarım merkezi var. Kurumsal şirketler, üniversitelerin tekno- parkları ve sivil toplum kuruluşları ‘Startup’lar dediğimiz teknoloji girişimlerini hızlandırma programlarıyla destekliyor. Türkiye’de toplam Gayri Safi Yurtiçi Hasılamızın (GSYH) 2006 yılında %0,5’ini AR-GE’ye ayırıyorken bu oran 2016 – 2017 yıllarında %1’lere geldi ve bunu daha yukarılara çı - kartacağız. Türkiye’de 2006 yılında AR-GE personeli sayısı 54 bin civarındayken ciddi kaynak artışıyla 2016 yılında 154 bine çıktı. Yıllık yüksek teknoloji ihracatımız 4 milyar doların üzerinde çıktı. 30 binin üzerinde proje teknoparklarda tamamlandı. 8 binin üzerinde proje devam ediyor. AR-GE’ye yapılan harcamaların yaklaşık 3’te 1’i özel sektör tarafından yapılıyordu. Şimdi %57’si özel sektör tarafından yapılı - yor. Türkiye’de 2002 yılında patent başvuru sayısı 300 civarındayken bugün yıllık 7 binin üzerine çıkmış durumda.” açıklamala - rında bulundu. Kacır: “Savunma Sanayinde destan yazı- yoruz” Milli Teknoloji Hamlesinde Savunma Sanayi alanında çok başarılı olunduğuna ve adeta destan yazıldığına dikkat çeken T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, “Hem kendi ihtiyaçlarımızı gideriyoruz hem de yurt dışına ciddi ihracatlar yapıyoruz. Ukrayna gibi binlerce uçak üretmiş bir ülkeye insansız hava aracı satar hale geldik. Sa- vunma Sanayindeki yerlilik oranı %20’lerden %65’lere yükseldi. Helikopterlerimizi, tankla- rımızı, akıllı bombalarımızı, akıllı mühimmat- larımızı kendimiz yapar hale geldik.” dedi. Kacır: “TEKNOFEST ile yetenekli çocukla- rın önünü açacağız” TEKNOFEST ile Türkiye’deki yetenekli ço- cukların tespit edileceğini söyleyen T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin geleceği açısından konunun önemini açıkladı: “On - ları geliştireceğiz, destekleyeceğiz, onların önünü açacağız. TEKNOFEST geçtiğimiz Eylül ayında dünyanın en büyük havacılık etkinliği oldu. TEKNOFEST kapsamında 14 farklı alanda 5 binin üzerinde takımda 30 binin üzerinde genç teknoloji yarışmalarına katıldı. İnsansız hava araçlarından insansız su altı sistemlerine, yapay zekadan siber güvenliğe birçok proje ortaya koydular. Sürücüsüz araba teknolojileri de bundan 15 yıl önce Amerika’da benzer bir yarışmada ortaya çıkmıştı, orada yarışanlar bugün bu alanın lider şirketlerinin kurucuları ve AR- GE liderleri oldu. TEKNOFEST bu yıl 17-22 Eylül tarihleri arası 6 gün olarak Atatürk Havalimanı’nda 1 milyondan fazla ziyaretçi ile dünyanın en büyük etkinliği olacak.” Dijital Biz 12 Dijital Biz 13

Sayfa 14 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Kacır: “Açık kaynak kodlu ürünlerin kullanı- mını yaygınlaştırmamız gerekiyor” Açık kaynak kodlu ürünlerin kullanımının öne- mine dikkat çektiği konuşmasında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin hali hazırda lisanslı ürünlere çok ciddi şekilde kaynak ayırdığını belirtti: “Hem kamu yönetiminde hem özel sektörde lisanslı ürün kullanımımız çok yüksek. Lisanslı ürünler ekonomik olarak bize yük getirdikleri gibi çok tehlikeli bir bağımlılığı da neden oluyor. Dolayı- sıyla bizim Türkiye’de açık kaynak ekosistemini güçlendirmemiz, başta kamu olmak üzere açık kaynak kodlu ürünlerinin kullanımını yaygınlaş- tırmamız gerekiyor. Bu hedef doğrultusunda 25 şirketle ve sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya geldik. Bun- ların içerisinde ulusal şirketlerimiz var. Küresel şirketler var. Bu platformun en önemli amacı açık kaynak vesilesiyle yazılımcı niceliğimizi ve niteliğimizi yükseltmek. Türkiye’de iyimser tahminle 130-140 bin civarında yazılımcı oldu- ğu söylenir. Daha gerçekçi tahminle 60-70 bin yazılımcının aktif olarak yazılım geliştirmekte olduğunu söylenir. Bizim yakın coğrafyamızda Avrupa ülkelerinde 800-900 bin yazılımcıya erişmiş ülkeler var. Dolayısıyla bu rekabette çok hızlı yol almalıyız. Açık kaynak aslında bize bu fırsatı sunacak. Yazılımcılarımızın hem etkin modellerle eğitilmesine yönelik birtakım imkanlar sunacağız hem de daha fazla yazılım- cının açık kaynak projesi geliştirmesini teşvik edeceğiz. Açık kaynak projelerine verdikleri katkı oranınca biz de yazılımcılarımıza katkılar sunacağız. Yazılımcı geliştirme işini sadece mevcut şirket- lerin istihdam limitleriyle sınırlamıyor olmamız lazım. Biz açık kaynak platformunda çok yenilik- çi uygulamalar başlatacağız. Şimdi üzerinde ça- lıştığımız nihayete erdirmek üzere olduğumuz işler de var. Binlerce gencimizi yazılımcı olmaya teşvik edeceğiz bu platform vesilesiyle. Bu projeyi çok önemsiyoruz. Bu işi ısrarla sür- düreceğiz ve inşallah 5 yılın sonunda hepimiz göreceğiz ki 5-10 yıllık dönemde bu öğrenciler lise veya ortaokul başında tespit edilecek ve eğitim verilecek. Özel yetenekli öğrenciler belki de Türkiye’nin en önemli teknoloji girişimlerinin, dünya çapında teknoloji işlerinin öncüsü ola- cak.” Kacır: “Dünyanın en iyi 100 üniversite- sindeki 240 lider araştırmacı Türkiye’ye başvurdu” Dünyanın en iyi 100 üniversitesinde en az 4 yıl araştırma yapmış olan lider araştırmacıları ister Türk vatandaşı olsunlar ister başka ülke vatandaşı olsunlar ayrıcalıklı imkanlarla Tür- kiye’ye davet ettiklerini söyleyen T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, “240 araştırmacı başvuru yaptı. Bura- da alacakları maaşa ilaveten sunacakları projeyle 2-3 yıl süre boyunca aylık 24 bin TL burs desteği sunacağız. Onlardan beklenti- miz 5 doktora öğrencisini ekiplerine almaları ve yetiştirmeleri. Her bir doktora öğrencisine ayrıca 4 bin 500 TL aylık burs imkânı sunu- yoruz. Bu araştırmacıların ülkemizin stratejik ulusal beklentileri doğrultusunda proje yap- malarını bekliyoruz. Yeni Vecihi Hürkuş’lara, Nuri Demirağ’lara 83 milyonun sahip çıkma- sını bekliyoruz.” açıklamalarında bulundu. Dijital Biz 14 Dijital Biz 15

Sayfa 16 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Kacır: “Uzay teknolojilerinde de başarı hikayelerini hayata geçireceğiz” Türkiye Uzay Ajansının geçtiğimiz yılın Aralık ayında kurulduğunu belirten T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye Uzay Ajansı, önce milli uzay programını hazırlayacak, kamuoyunun önüne sunacak, önümüzdeki 10 yıl adım adım uzay teknolojilerinde neler yapabileceğimiz tespit edilecek. Ülkenin kaynakları bu anlamda koor- dine edilecek. İhtiyaç duyulan yeni kaynaklar geliştirilecek. Hali hazırda uzay teknolojileri ile ilgili yerli ve milli işler yapıyoruz. Türkiye’nin ilk milli haberleşme uydusu Türksat 6A; TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü, TUSAŞ/ TAI, ASELSAN gibi paydaşlar tarafından ha- yata geçiriliyor. 2-3 yıl içerisinde inşallah uzaya gönderilecek. Yine yerli ve milli gözlem uydu- muz İMECE yakın zamanda uzaya gönderile- cek. Türkiye’de uzay alanında çalışan yaklaşık bin araştırmacı var. Türkiye Uzay Ajansının çalışmalarıyla 10 yılda en az 10 bine çıkarmayı hedefliyoruz.” sözleriyle Türkiye’nin savunma sanayindekine benzer bir başarı hikayesinin uzay teknolojilerinde de hayata geçirilmesinin hedeflendiğini aktardı. Kacır: “Milli baz istasyonu ULAK ile 5G’yi hızlıca yakalayacağız” Haberleşme altyapılarının kritik teknolojiler arasında yer aldığına vurgu yapan T.C. Sana- yi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fa- tih Kacır, “Baz istasyonlarının ve haberleşme altyapısının yerli ve milli olması önümüzdeki dönemin gündem maddelerinden bir tanesi. Hali hazırda ULAK isimli yerli 4.5G baz istas- yonları üreten bir şirketimiz var. Önümüzdeki dönemde 5G’yi de hem ULAK hem bu alan- da gerek donanım gerek yazılım tarafında çalışan diğer şirketlerimizle birlikte yerli olarak kurmak durumundayız. 5G ile pek çok alanda devrim niteliğinde dö- nüşümler hayata geçecek. 5G’yi hızlı yakala- mak, dünyada söz sahibi olabilmek, ekonomik değeri ve stratejik güvenlik açısından yerli çözümler geliştirmemiz gerekiyor.” dedi. Dijital Biz 16 Dijital Biz 17

Sayfa 18 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Kacır: “Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU gibi sivil toplum kuruluşlarının aktif destekleri- ni bekliyoruz” Türkiye’nin son 15 senede büyük mesafeler kat ettiğini ve iyi bir yolda ilerlediğini belirten T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, “82 milyon hep birlikte gayret göstererek pek çok alanda çok bü- yük neticeler alacağız. Bu ülkenin çocukları inandıklarında ve önündeki engeller kaldırıl- dığında kendi alanlarında dünyanın en iyisi olabilecek potansiyele sahip. Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU gibi sivil toplum kuruluşları- nın, derneklerin, vakıfların vb. yapıların aktif destekleriyle bu yolculukta başarmamızın önünde Allah’ın izniyle hiçbir engelin dura- mayacağını düşünüyorum.” açıklamaları ile sözlerini tamamladı. Karataş: “Bilim ve teknoloji odaklı bir bakış ile geleceği öngören, teknoloji ve yenilikleri üreten bir nesil inşa edeceğiz” Konferansın açılış konuşmasını gerçekleş- tiren Smart Future Forum Başkanı Murat Karataş, gelişen akıllı teknolojiler ve dijital dönüşüm ile bizleri çok farklı bir geleceğin beklediğini, inanılmaz bir hızla yaşanan bu gelişim ve dönüşümler iş dünyasında, eğitim- de, sağlıkta şehirlerde ve yaşamın her ala- nında varsayılan modellerin temelden sarsıl- masına ve değişimine yol açtığını, yaşanan bu dönüşümü doğru şekilde ön görebilenlerin gelecekte bir adım daha önde olacağını vur- gulayan Karataş, konuşmasını şöyle sürdür- dü: “Üç yıl önce “Gelecek Geliyor!” sloganı ile temelleri atılan Smart Future Forum, Geleceğin Akıllı Dünyası’na ışık tutma vizyo- nuyla hareket eden bir düşünce platformudur. Akıllı Gelecek kavramı ışığında, reel sektö- rü, akademiyi, sivil toplumu ve kamuyu bir araya getirdiği konferans, zirve ve fuarları, sektör liderlerini buluşturan vizyon ve network toplantıları, haber içerik platformu ve dijital akademisi ile Smart Future Forum, geleceğin etkileşimli dünyasının bir prototipini de ortaya koyuyor. Geleceğin Dünyasının tartışıldığı platformlarda milli teknoloji üretimi konusunda farkındalık oluşturulması, İstanbul’un gele- ceğin iş dünyasında uluslararası boyutta bir cazibe merkezi haline getirilmesi vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu bağlamda ayrıca dünya- da yaşanan dönüşüm çerçevesinde bilim ve teknoloji odaklı bir bakış ile geleceği öngören, teknoloji ve yenilikleri tüketen değil üreten bir nesil yetiştirmeye katkı sağlamayı hedefliyo- ruz.” diye belirtti. Dijital Biz 18 Dijital Biz 19

Sayfa 20 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Vatansever: “Milli teknoloji hamlemizin markası olabilecek Gelecek 5.0 yaklaşı- mımız; yüksek teknoloji, mutlu insan ve dünya barışı temelli bir yaklaşımdır” Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU Başkanı Şenol Vatansever yapmış olduğu açılış konuşmasın- da; “Yeni iş birliklerinin temellerinin atılacağı konferansımızda dört oturumda bizlerin de direkt olarak ilgi alanlarına giren ve çözümler sağladığımız birçok önemli teknolojiyi ele ala- cağız. Hepimiz daha huzurlu bir dünyada ve her açıdan güçlü bir Türkiye’de yaşamak isti- yoruz. Daha huzurlu bir dünya isteğimizi daha güçlü tonda dile getirebilmek için ekonomimizi güçlendirmemiz ve her alanda tam bağımsız olabilmek için milli teknoloji hamlemizi gerçek- leştirmemiz gerekiyor.” diye vurguladı Vatansever: “Bu hedefe hızla ulaşabilmek için devlet büyüklerimizin sahip olduğu vizyonun kamu kurumundaki en alt kademedeki çalı- şana kadar benimsenmesi ve uygulanması elzemdir. Benzer şekilde tüm sivil toplum kuruluşlarımızın da bu vizyonu benimseyip Milli Teknoloji Hamlesinin hayata geçirilmesi noktasında devletle yerli ve milli çözümler üre- ten şirketler arasında adeta bir köprü vazifesi görmesi gerekiyor. Devlet kurumlarımız da çe- şitli sebeplerle personel açığı ya da yetkinlikler noktasında gelişim alanları olabilir. Bunların hiçbirisi bizler için engel olmamalı. Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU olarak kendi alanında uzman, yüksek teknoloji üreten ve uygulayan 800 üyemiz ile vatanımızın ve milletimizin faydasına olacak tüm çalışmalara tam destek vermeye hazırız.” diyen Vatansever, konuş- masını şöyle sürdürdü: “Almanya ile anılan Endüstri 4.0, Japonya ile anılan Toplum 5.0’ın da ötesinde Türkiye ile anılmasını hedeflediğimiz ve belki de Milli Teknoloji Hamlemizin markası olabilecek Ge- lecek 5.0 yaklaşımımızı ortaya koymuştuk. Gelecek 5.0; yüksek teknoloji, mutlu insan ve dünya barışı temelli bir yaklaşım.” dedi. Yerli ve milli teknoloji ürünlerinin belirlenmesi ve ilgili kurumlara sunulması, birbirini tamam- layan çözümler için firmaların ve kurumların birbirleriyle buluşması için çalışma yapılması gerektiğini dile getiren Vatansever; “Tamam- layıcı olarak kamu kurumlarında kullanılan teknoloji ürünlerinin envanterinin çıkarılması, mevcut durum analizinin yapılması, yerli ve milli teknolojilerin ağırlığının artırılması için etkin bir planlamanın yapılması gereki - yor. Bu noktada da destek unsurları olarak ekiplerimizle taşın altına elimizi koymaya hazırız.” diyerek konuşmasını tamamladı. Siber güvenlik teknolojilerinde sektörün öncüsü olan Watchguard Technologies ana sponsorluğunda gerçekleşen konferansın açılış konuşmasını Watchguard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez ilham verici sunumunu katılımcılarla pay - laştı. Dijital Biz 20 Dijital Biz 21

Sayfa 22 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Yoğun ilgi gören konferansın team networking oturumunda katılımcılar birbirleriyle tanışmak ve iş birliği geliştirmek için kartvizit alışverişinde bulundu. Dijital Biz 22 Dijital Biz 23

Sayfa 24 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Gelecekte Medya Sosyal Medya, Dijital Yaşam ve Toplum 5.0 konularının konuşulduğu Gelecekte Medya oturumunda Habertürk TV ve Habertürk Teknoloji Editörü ve Sunucusu, Fintechti- me Haber Müdürü Cem Sünbül’ün oturum başkanlığında SETA Toplum ve Medya Araş- tırmacısı Dr. Turgay Yerlikaya, Genç TABA AmCham Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu, Yeni Birlik Gazetesi Yazarı Halil İbrahim İzgi, Garaj Sepeti Kurucu Ortak ve CEO’su Mehmet Çelikol ve Medya Okuryazarlığı Derneği Başkanı Cansu Aydemir Coşan değerli görüşlerini ve deneyimlerini paylaştı. İnsanlık tarihinde bugüne kadar üretilen tüm bilgilerden çok daha büyük datanın tek günde toplandığı günümüzde, kuşaklar arası farklılık- ların da gittikçe derinleştiğini belirten Küçükşabanoğlu, “X kuşağı, Y kuşağı der- ken, Z kuşağındaki yeni nesil gençler de ye- tişkinliğe adım atarak üretimin aktif bir parçası haline geldi. Bu noktada, Z kuşağını anlamak, onlarla aynı çizgide düşünebilmek her konuda büyük önem kazandı. • Bu kuşağın en küçüğü 6, en büyüğü ise 19 yaşında. Özellikle bu kuşak seçimlerde oy kul- lanmaya başladıkça, mevcut partilerin kendilerini yenilemeleri ve yeni siyaset söylemleri oluştur- maları gerekecek. Yoksa partilerin işi çok zor! • Bu kuşak ülkemizin %30’undan fazlasını oluş- turuyor. Yani yaklaşık 25 milyon. • Z kuşağı teknoloji odaklı. Açıkça onlar için teknoloji her şey. Asla vazgeçmezler. Özellikle ailelere duyurulur. • Bu kuşağın %90’ına yakını sosyal medya kullanımından büyük keyif alıyor. Sanırım daha fazla keyif aldıklarını bir şey yok bu gençlerin. Aynı zamanda günde ortalama 3,5 saatlerini sosyal medya ve internette geçiriyor. • Bu kuşak için statü çok önemli. Bu kuşak cid- diye alınmak, söz sahibi olmak istiyor. Yıllardır herkesin dilindeki ‘Gençler Bizim Geleceğimiz’ sözünden sıkılmış, artık ‘Gençler Bizim Bugü- nümüzdür’ sözünü duymak isteyen bir kuşakla karşı karşıyayız. • Bu kuşak ‘dinleyen taraf değil’, ‘dinlenilen taraf’ olmak istiyor. • Bu kuşak sporu takip ediyor ama onlar için E-spor çok önemli. Z kuşağına E-spor bağımlısı demek çok daha doğru olur. Sonuç olarak dünya transformasyona, yani değişim ve dönüşüme girdi. Hani derler ya ‘gelecek geldi bile’ diye. Ben de ‘Z kuşağı geldi bile’ diyorum. Z kuşağı ülkemizde siyaseti, tüketimi, üretimi ve daha birçok konuyu derin- den etkileyecek. O yüzden bu kuşağı anlama- mız ve destek olmamız gerekiyor. Ülke olarak bu kuşağı anlayıp, onlara gerekli imkanları ve ortamı sağlarsak, eminim ki bu kuşak ülkemizi birçok alanda zirveye taşıyacak. Eğer anlaya- maz ve desteklemezsek ülkemizin geleceği için kaygı duymamak elde değil.” açıklamalarında bulundu. Teknolojinin sosyal hayattaki izdüşümü ile ilgili görüşlerini belirten İzgi, “Geçen günlerde yaptığım Gökçeada yolculuğunda ben değil ama cep telefonum Yunanistan sınırları içine girdi. Mobil hattım uluslararası dolaşımda bir Yunan operatörünün ağına giriş yaptı. Demek ki yakınmışız. Şu soruyu sordum kendime: Teknoloji bizi bu kadar yakınlaştırırken neden hala kültürel olarak birbirimize uzak kalıyoruz. Neden tüm teknolojik gelişmeler sosyal hayatta olumlu örnekleriyle yankı bulmak için çok za- man harcıyor? Neden iletişim kurmak için sağ- lanan imkanları bizi insanlar olarak bir araya getirmiyor? Cevaplardan önce doğru soruları sormamız gerekiyor. Teknolojiyi yakınlaştıracak bir unsur olarak mı göreceğiz yok birbirimizle aramıza dijital duvarlar örmek için mi? Bunun cevabını aramak bizi doğru cevaplara götüre- cek.” açıklamalarında bulundu. İnsanoğlunun teknolojiyi ve özelde medyayı daha iyi amaçlar- la kullanmasına ihtiyacımızın olduğunu söyledi. İzgi, Teknolojik gelişmelerin sosyal hayatımıza entegre olabilmesi için bugünden yarına bizi neler bekliyor sorusuna cevaben, “Napolyon’un Mısır seferinde çıkardığı Rosetta taşı bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Farklı yüzeylerine farklı alfabelerle aynı anlaşma maddelerinin ya- zılmış olması bu taşı kadim Mısır tarihi açısın- dan benzersiz bir yere koyuyor. İngilizler bu taş sayesinde hiyeroglifleri okuyabilmişler ve tarihin çok önemli bir kısmı bu sayede aydınlanmış. Sadece tarihi değil sosyal hayata ilişkin gizler ve birçok davranışımızın kökeni bu sayede açığa çıkmış. Bugün de benzer şekilde medya, teknoloji ve iyiliğin ortak bir dil oluşturmasına ve insanlığın geliştirdiği tüm dillerin iyilik etrafında tekilleşmesine ihtiyacımız var. Sadece medya değil tüm sektörlerin bu sürece katkı sunabile- ceğini düşünüyorum. Her kesim sahip olduğu teknoloji becerilerini dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilmek için harcayabilir. Az bir çabayla yüksek bir sosyal etki oluşturabiliriz. Geçen aylarda katıldığım Cenevre’deki Birleş- miş Milletler İşbirliği Haftası’ndaki bir oturumda moderatör bizden insanların karşı karşıya bu- lunduğu sorunları yazıp birbirimize gönderme- mizi istedi. Kâğıda yazdığımız sorun ve çözüm önerilerini uçak yaparak birbirimize attık ve yüzlerce kişinin bir araya geldiği salonda kaos oluştu. Ardından bir uygulamanın adresini verdi ve sorunları oraya yazarak çözüm için birbiri- mize danışmamızı istedi. Aynı zamanda önce- liklendirme de yapmış olduk. Çözümsüz gibi görünen bir kaos anının nasıl ahenge dönüştü- ğüne birlikte tanıklık ettik. Yapmamız gereken uzmanlık alanlarımız ne olursa olsun birbirimizi katılımcı dijital ortamlarda dinlemek ve aşılmaz sanılan engelleri birlikte aşmak. Bunun için teknolojinin nimetlerini ortak iyilikleri cesaret- lendirmek için kullanmamız yeterli.” şeklinde görüşlerini ifade etti. Sosyal medyada ve bunun bir yansıması olarak toplumda görülen dijital kirlilik kavramını değerlendiren Coşan, “Dijital platformlarda, inanılmaz bir bilgi kirliliği söz konusu, bundan da en çok çocuklar ve aileler etkileniyor. Dijital hijyen kavramı da çok kısa bir süre önce haya- tımıza girdi. Aslında bu kavramı ikiye ayırabili- riz. Birincisi kişinin kendi dijital alandaki hijyeni, ikincisi ise kullanıcı olarak var olduğu kurumsal şirket ve kuruluşların dijital hijyene dikkat edip etmemesi durumu. Örneğin, çok da yakın geçmişte ülkemizde bir markanın kredi kartları bilgilerini açık veri alanın a alması sebebiyle büyük bir problem yaşanmasına ramak kal- mıştı. Aynı şekilde bireysel olarak da şahsınıza ait bir dijital platformun şifre ve kayıtlarını asla ikinci bir kişiye vermemeniz gerekiyor. Bununla ilgili de eşler, sevgililer hatta çok yakın arkadaş- lar dahi mahrem alanın ve bilgilerin ihlali sebe- biyle büyük problemler yaşayabiliyor. Aslında dijital hijyen; siber zorba olmayan, nefret söy- leminde bulunmayan dijital dünyada da doğru ve düzgün vatandaş olabilme becerisine denir.” görüşüyle gelecekte dijital hijyen kavramının nasıl bir önem kazanacağını açıkladı. Dijital Biz 24 Dijital Biz 25

Sayfa 26 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Coşan, mevcut medya okuryazarlığı oranı ve gelecekte neden daha önemli hale geleceği hakkında değerlendirmelerde bulundu: “Medya Okuryazarlığı dersi, 6. ve 7. Sınıflarda seçmeli ders olarak veriliyor. Ancak çok kaliteli ve ve- rimli bir şekilde alanında uzman kişiler (iletişim- ciler) tarafından aktarılma zorluğu yaşanıyor. Çok da net ve sağlıklı verilere bu kapsamda ulaşmak çok da mümkün görünmüyor. Aynı zamanda ülkemizde gerçekleşen; 11, 12 yaş medya okuryazarlığı eğitimi ile tanışılması için oldukça geç bir yaş. Dolayısıyla, önümüzdeki günlerde bu bilgi kirliliği ve yaşanan dijital prob- lemler, nefret söylemi ve siber zorbalık vakaları sonrası; kim bilir belki de ‘dijital dünya kullanma ehliyetine’ sahip olmak, işe alımlarda, kariyer planlamasında ve iş yapışta bir yeterlilik olarak sorulması gerekilen bir durum olabilir.” Panelin sonunda panelde konuşulanlarla ilgili özet yapan Sünbül, “Dijital dünya dönüşümü- nün içinde olduğumuz şu günlerde dönüşüm- den en çok etkilenen alanlardan biri de medya oldu ve oluyor. Hepimiz bu değişimin içindeyiz ve durumun nasıl değişeceğine dair farklı açılardan bilgi paylaşımında bulunuldu. Değerli panelistlerimiz hayatın her alanından örneklerle sosyal medya, toplum 5.0 ve benzeri kavram- lara dair geniş yelpazede bir açılım sundu. Cansu Aydemir Coşan bizlere dijital kirliliğin had safhada olduğu günümüzde dijital hijyen kavramını anlatarak sözlerine başladı ve siber zorbalık, dijital vatandaşlık ve medya okurya zarlığının geldiği noktalarla ilgili çarpıcı bilgiler aktardı. Halil İbrahim İzgi ise en etkin silahlar- dan biri olan medyanın nasıl ‘iyilik’ adına verimli kullanılabileceğine dair salondan alkış alan birkonuşmayla gelecekte medya hikayesini ele aldı. Mehmet Çelikol’un medyanın otomotiv en- düstrisiyle şekillenmeye başlayan ve gelecekte rolleri değiştirecek olan ‘Gelecek Otomotiv Medyası’ birçoklarının beklemediği bir açılımı ortaya koydu ve otomotiv sektörünün dijital dö- nüşümden elde ettiği ve edeceği başarı adına dikkat çekici bir projeksiyon sundu. Dr. Turgay Yerlikaya’nın verdiği distopik gelecek örnekleri ise devletler ile sosyal medyanın, teknolojinin nasıl çalışacağını ve çatışacağını örnekleyerek bizi bekleyen zorlu geleceğe işaret etti. Zafer Küçükşabanoğlu yaptığı konuşmada geleceği oluşturacak Z neslinin iş tercihlerini ve gelecek- te oluşacak iş imkanlarını kayda değer istatistiki bilgilerle ve geleceğe dair senaryolarla ortaya koydu. Panel sonunda geldiğimiz noktaya baktığı- mızda konuşmacılarımızın tamamının ortaya koyduğu senaryo bizlere yakın gelecekte, yaşadığımız bu dönüşümün nerelere varacağı- na dair iki farklı son sunuyor. Birisi Black Mirror dizisindeki kadar distopik bir geleceğe doğru koştuğumuz, diğeri ise iyilerle iyi için bir araya gelen insanların bu soru işareti dolu geleceği ‘iyi’ için şekillendirerek iyileştirebileceği…” de- ğerlendirmelerinde bulundu. Haber Gelecekte Yaşam Gelecekte Yaşam oturumunun başkanlığını Akes Ar-Ge ve İş Geliştirme Direktörü Ay- şegül Ekin gerçekleştirdi. Technopc Kurucu Ortağı Murat Yücel, Kobikom CEO’su Or- han Kirman, T3 Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Uçak, Jolly Tur CIO’su Turgut Çi- lingir ve İGA Bilişim Genel Müdür Yardım- cısı Vedat Yıldız panelde Endüstri Devrimi, Nesnelerin İnterneti ve Dijital Dönüşüm konu başlıklarını derinlemesine değerlendirdi. Yerli bir marka olarak İstanbul Havalimanı’nda üstlendikleri teknoloji çözümlerinden dolayı çok mutlu ve gururlu olduklarını belirterek konuşmasına başlayan Yücel, “Dünyanın her- hangi bir yerine gittiğimizde artık elimizde ger- çekten büyük bir başarı hikâyesi var. Havali- manında yüzde 100 yerli üretim ile çalıştık. Bu neden önemli? Çünkü, yerli ve milli konusun- da bir özgüven eksikliği yaşıyoruz. Yerli ve mil- li konusu üzerine konuşulması gereken ama pozitif ilerlenmesi gereken konular. Çünkü ‘Ne kadar yerli?’ diye takıldığımız zaman teknoloji- de ilerleyemiyoruz. Amerika’nın bugün tekno- lojide başarılı olmasının nedeni Almanlardır. Bilim insanı transferi yaptılar ve teknolojiyi bir adım öteye götürdüler. Teknolojiyi transfer etmekten korkmamamız, ancak üzerine bir kat koymamız lazım.” dedi. Türkiye’nin 200’ün üzerinde üniversitesi ve çok ciddi bir IT potansiyeli olduğunu söyle- yen Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Coğrafi bölgeye baktığımızda gerçekten ülkemiz bu alanda bilgi birikimi ve kapasite olarak çok önde. Fakat bunun ne kadar farkındayız? Bizim ihtiyacımız olan şey pazarlama. Çok iyi yazılımcılarımız, çok iyi şehir planlamacıları- mız var. Yerliye karşı önyargıları önce içeride yıkmamız lazım. Kurumlarımız ‘Türk markası alır mıyız, almaz mıyız?’, ‘Bu ne kadar yerli?’ derken biz 22. yüzyıla geçeceğiz ama hâlâ aynı konuyu konuşuyor olacağız. Biz çok köklü bir medeniyetiz. Bizim bilgi birikimimiz ve özgüvenimiz çok daha yüksek. Ve her şeyi yapabilecek kapasitedeyiz.” Şirketlerinin adını neden Technopc koydukları ve yerlilik oranı hakkında da açıklama yapan Yücel, “Çünkü dünyaya satmak istiyoruz. Şu an 35 ülkeyi geçtik. Teknolojide önde olan ülke- lere de ürün satabiliyoruz. Yerli ve milli konuları- na çok takılmadan hızlı ilerlemek lazım. Burada önemli olan katma değer, verimlilik ve ülkeye girdi meselesi. Bir taraftan yerlilik oranı için de mücadele ediyoruz. Ülkemizde sertifikasyon problemleriyle karşılaşıyoruz. Dünya’nın tekno- lojide en gelişmiş ülkelerinden Tayvan’da oran yüzde 39, bizdeki yüzde 51. Çok yüksek bir oran. Görüşmeler yapıyoruz bu konuda. Uma- rız bunu da aşacağız.” ifadelerini kullandı. Dijital dönüşümün işletmelere sağladığı katkıla- rı açıklayan Kirman, “Dijital dönüşüm yenilikçi olmak ve buna bağlı olarak gelişim demek. Günümüzün rekabet koşullarında gelişmek isteyen her firmanın aslında bunlara ihtiyacı var. Kısacası gelişmek isteyen firma, kurum ya da Ülke bu dönüşüme ayak uydurmak zorunda diye düşünüyorum. Aslında bunu gözlemlemek için son 10 yılda birdenbire devleşen firmalara baktığımızda bilişim ve teknoloji temelli firma- ları görürken, yine son yıllarda gelişen teknoloji trendini takip etmeyen ve bu dönüşüme ayak uydurmayan birçok sektör lideri firmanın da ciddi oranda pazar kaybettiğini görüyoruz. Bu- radaki tablo bile gelişimin teknoloji ve yenilikçi olmaktan geçtiğinin en büyük göstergesi oldu- ğunu düşünüyorum. Bugün işletmelerin dijital dönüşümdeki başarısı aynı zamanda, maliyet avantajı, esneklik, bunlara bağlı olarak rekabet avantajı ve müşteri memnuniyeti artırması gibi önemli değerler elde etmesini sağlıyor. Dijital dönüşüm aslında günümüz koşullarında bir işletme için olmazsa olmaz dediğimiz birçok değeri zaten kendisi ile getiriyor. Hiç kuşkusuz ki, dijital dönüşüm çağını yakalayabilen işlet- meler sektörünün önde geleni, bu dönüşümün yaygınlaşmasını sağlayan ülkeler ise geleceğin lider ülkeleri olacak.” dedi. Kirman, ülkemizde dijital dönüşüme gerekli önem veriliyor mu sorusunu, “Bireysel ileti- şim ihtiyaçlarımız için son teknolojik cihazları kullanırken, işletmemizin iletişim altyapısı için aynı özeni gösterdiğimizi söylemek maalesef ki mümkün değil. Şöyle örnek vermek isterim aslında dünya üzerinde iletişim altyapısının %60’a yakını artık internet üzerinden gerçekle- şiyor. Bu oran sizlere belki yüksek gelebilir Dijital Biz 26 Dijital Biz 27

Sayfa 28 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 ama bugün operatörlerin neredeyse tamamı uluslararası görüşmelerini internet üzerinden gerçekleştiriyor. Ülkemizde ise işletmelerin büyük çoğunluğu iletişim altyapısı olarak ha- len 30 yıl önceki teknoloji ile çalışan Analog (PSTN) telefon altyapısını kullanıyor. Bugün bankalar büyük ölçekli sigorta şirketleri gibi haberleşme ihtiyacı yüksek olan kurumların IT birimleri bu konuda gerekli araştırmayı yaparak bu iletişim altyapılarındaki dönü- şüm gerçekleştirmiş olsalar da orta ve kü- çük ölçekli işletmelerin büyük bir çoğunluğu henüz analog ve pahalı olan iletişim altyapısı kullanıyor. Ekonomimize en çok değer katan orta ve küçük ölçekli işletmelerin Kobikom’un yeni nesil iletişim hizmetlerinden yararlana- rak iletişim altyapılarını dijitalleştirebilir ve maliyetlerini yarıya azaltabilirler.” şeklinde cevapladı.,, Endüstri 4.0 kavramının Alman firmaları tarafından stratejik bir girişim olarak çıkartıl- dığını ve Almanya’nın üretim teknolojilerinde pazar lideri olmasının amaçladığını belirten Uçak, “Yabancı sertifikasyon süreçleri ile milli hamleler engellenmeye çalışılıyor. Bu tip ithal kavramlar aslında bir ön hazırlık aşaması, sonrasında yabancı standartlar ile tüm tek- noloji tabanlı ürünlerin belirli kaynaklardan alınması zorunluluğu oluşturuluyor. Bizim başkalarının açık pazarı olmamız ile netice- lenecek ve teknolojik açıdan tümüyle dışa bağımlı hale getirecek Almanya’nın Endüstri 4.0’ı gibi kavramlara karşı sanayi ve teknolo- jik altyapımızın dönüşümü ancak milli kav- ramlar üzerine inşa edilebilir. Büyük Türkiye hedeflerimize ulaşabilmek adına başlattığı- mız bu dönüşüme biz ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ diyoruz.” açıklamalarında bulundu. Uçak, İstanbul’un aslında hep akıllı olduğunu belirterek, “İstanbul 8 bin yıllık tarihe sahip bir şehir. Bu sebeple İstanbul için dünyanın ilk akıl- lı şehri bile diyebiliriz. Akıllı şebekelere örnek olarak tarihi su kemerlerini gösterebiliriz. Su yolları üzerinde yapılmış olan su terazileri de yine örneklerimiz arasında yer alabilir. Dünyada yapılan ikinci metro sistemi yine İstanbul’da Ka- raköy’de kuruldu. Mimar Sinan eserleri, sadaka taşları, hamal taşları, çeşmeler, güneş saatleri, milyon taşı, yapıların üzerindeki kuş evleri vs. daha nice akıllı çözüm sunmuş geçmişten gü- nümüze İstanbul. Türkiye’nin ilk akıllı şehir ofisi- ni resmi olarak kurmanın yanı sıra hali hazırda akıllı şehir projeleri yürüten bir ekip olarak bizler kendi şehrimize özgün bir akıllı şehir anlayışı ortaya koyuyoruz. Bizim akıllı şehir anlayışımız insan odaklı bir anlayış. Teknolojiyi gerekli oldu- ğu noktalarda kullanmak önemli. Ama sadece teknolojiye para yatırarak akıllı Haber şehir olunamayacağını bilmek daha da önemli. Literatürde birçok akıllı şehir tanımı bulunuyor. Bizim de kendimizin yapmış olduğu bir akıllı şehir tanımı var. Akıllı şehir; vatandaşın ya- şam kalitesini yükseltmek, bunu yaparken de kaynakları etkin ve verimli kullanmak amacı ile teknolojik imkanlardan ve verilerden ileri se- viyede yararlanılan, şehrin tüm paydaşlarının şehir yönetimi ile entegre olduğu sürdürülebilir şehir. Burada insanın kendi habitatı ile uyumu da düşünülerek projeler planlanmalı. Yani çev- remizde bulunan hayvanlar ve bitkiler de akıllı şehir için düşünülmesi gereken unsurlar. Biz bu işe 2016 senesinde başlarken önce dünyayı inceledik. Hangi şehirler ne için akıllı sayılıyor? Nasıl bir çalışma yapıyor? Daha sonra kendi- mize dönüp bir baktık. Biz ne durumdayız? Akıllı şehir çalışmalarımız neler? Tüm bunları tespit ettikten sonra ise İstanbul Akıllı Şehir Stratejisini oluşturmaya başladık. Vizyonu ortaya koyduk. Teknolojik mimari nasıl olmalı bunu kurguladık. En son olarak da yol haritası- nı çıkardık. Bütün bu süreç içerisinde paydaş yönetimine büyük önem verdik. İşin başında gayemiz büyük ölçekli küresel firmalardan bu işin danışmanlığını alarak kendi ekibimizi kurup içeri knowhow aktarımı yapmaktı. Böylece daha sonra sürdürülebilir bir şekilde şehrimizin akıllı şehir projelerini devam ettirebilecektik.” sözleriyle şu an gelinen noktada artık diğer ül- kelere ve şehirlere akıllı şehir danışmanlığı için teklifler sunup iş yaptıklarını açıkladı. Dijital Biz 28 Dijital Biz 29

Sayfa 30 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Bir havalimanında hızlı ve güvenli yolculu - ğun teknolojik olarak nasıl sağlanabilece - ğini açıklayarak sözlerine başlayan Yıldız, “Son yıllarda havalimanlarında yaşanan hızlı büyümeye yanıt verebilmek, bu yapı - yı verimli olarak yönetebilmek için BT’den yararlanmak, havalimanı işlet¬me süreçle - rindeki en büyük ve ge¬rekli değişim ola - rak karşımıza çıkıyor. Bir havalimanındaki beyin görevini AODB (Airport Operational Databa¬se) ve RMS (Resource Manage - ment System) sistemleri üstleniyor. Bu sistemlerle gerçek zamanlı operasyo¬nel kontrol, sistem entegrasyonları, hızlı deği - şimlere anlık tepki verilmesi sağlanabiliyor. Kısacası bu sistemler sayesinde yolcu sı - kışıklıklarını önle¬mek, uçuş gecikmelerini ve bundan doğan yüksek maliyeti düşüre - bilmek, gerçek zamanlı bilgiye ulaşabilmek ve paylaşabilmek, yolcu memnuniyetini artırmak, kaynakları verimli kulla¬nabilmek olanaklı hale geliyor. Baştan sona bir uçak yolculuğunun adımları şunlar: Check-in, güvenlik, gezme ve alışveriş, boarding, geliş, bagaj alım. Son yıllarda tüm bu sü - reçler bir otomasyon dahilinde yapılmaya başlandı. Bu sayede havayolları, yolcu ve yük ile ilgili gerek finansal gerekse operas - yonel işlemlerini önce dağınık daha son - radan merkezi yapıda yönetmeye başladı. Bugün ise havaliman¬larında check-in’den boarding’e bir dizi self-servis hizmet sağla - nıyor. Bunlar, check-in kioskları, bag drop birimleri, otomatik pasaport geçişleri ve oto¬matik boarding kapıları olarak sıralanı - yor.” dedi. Yıldız, İstanbul Havalimanı’nda yeni tek - nolojiler olarak yolcuların neleri görebile - ceğini şu şekilde açıkladı: “’Smart Airport kapsamında devreye alacağımız, bir hava - limanı için bir ilk olacak IoT ortamı ile tüm havalimanında bulunan, sisteme anlamlı veri sağlayabilecek aygıtlar, sensörler, güvenlik kameraları ve bilgisayar çevrebi - rimleri ortak bir platformda toplanacak. Ha - valimanına özgü; BHS (Baggage Handling System), LET (Lift, Escalator and Trave - lator), EDS (Explosion Detection System), X-Ray’ler gibi kritik sistemlerin operasyo - nel sürekliliğinin sağlanması, KPI’larının (Key Performance Indicator) izlenmesi, enerji ve çalışan verimliliğinin takibi için havalimanı akıllı hale getirilecek. I-QMS (Integrated Queue Management System) sayesinde terminal içinde ve dışındaki ka - pılar, X-ray ve pasaport önleri gibi kuyruk - lanmanın olduğu bölgelerde, video analitik teknolojisi ile yoğunluk tespit edilerek, ilgili monitörlerde bilgilendirme ve yönlendirme yapılarak zaman kaybının önüne geçilmesi sağlanacak. PIS (Passenger Informati - on System) kioskları sayesinde, yolcu ile interaktif iletişime canlı bir operatör vası - tasıyla geçilerek, yolcunun soruları cevap - lanıyor ve hatta yolcunun elindeki biletten barkod okutularak, yolcunun hangi uçuş kapısına gideceği tespit edilip kiosk ekranı üzerinden dinamik navigasyon sağlanıyor. Terminal içinde konumlandırılacak olan beş adet robot vasıtasıyla, yolcular ile yine iletişim kurularak danışma ve bilgi - lendirme başta olmak üzere, yüz tanıma teknolojisi ile güvenlik boyutunda da bir adım atılıyor. Ayrıca, yolcuların pasaport geçişlerinde, biyometrik entegre bir sistem tasarlanarak Emniyet Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa çalışmanın bir ürünü olarak, ‘e-pasaport’ hizmeti devreye alınıyor. Bu hizmet ile Türkiye Cumhuriyeti pasaportu - na sahip yolcular, parmak izi ve yüz tanı - ma biyometrisi ile sınır geçişlerini otomatik olarak 8-12 saniye arasında gerçekleştir - miş olacak.” Gelecekte Nesil Gelecekte Nesil oturumunda Büyük Veri, Yapay Zekâ, Robotlar ve RPA genel baş - lıkları halinde konuşuldu. CIO Dergisi Yayın Yönetmeni Murat Yıldız ’ın oturum başlığını gerçekleştirdiği panelde TÜR- GEV Bilgi Teknolojileri Direktörü Ferdi Yılmaz , Eksim Yatırım Holding Bilgi Sistemleri Müdürü Mustafa Çelikpençe , Katılım Emeklilik Bilgi Teknolojileri ve Raporlama Müdürü Zekeriya Öznam ve Keçeciler & Partners Kurucu Ortağı Av. Arb. Murat Keçeciler ilham verici görüş - lerini ve deneyimlerini katılımcılarla pay - laştı. Haber Yapay Zekâ kavramını açıklayan Çelik - pençe , “Yapay Zekâ, insan gibi düşüne - bilen ve davranabilen, akıllı sistemler. Bu sistemler; bir makine/robot veya sadece bir yazılım olabilir. Yapay zekanın, ras - yonel düşünüp hareket edebildiği gibi, insansı düşünüp hareket edebilmesi de gerekir. Zira biz insanlar her zaman rasyo - nel olarak hareket etmeyip, farklı girdileri de değerlendirerek rasyonel olmayan bir şekilde de hareket edebiliyoruz. Kısacası insanlar bir durum veya olay karşısında nasıl tepki gösteriyorsa, yapay zekâ içe - ren sistemlerin de bu şekilde tepki göster - mesini bekleriz.” dedi. Çelikpençe , büyük veri (big data) olma - dan yapay zekâ olabilir mi sorusuna ce - vaben, “Yapay zekânın son yıllardaki hızlı gelişimi, büyük veri ve buna uygun dona - nımlara ulaşılabilirliğin artmasıyla sağlan - dı. Yapay zekâ öğrenebilmek için doğal olarak veriye ihtiyaç duyar. Eğitim verisi olarak belirlenen veri üzerinde yapay zekâ öğrenir. Bu yüzden veri boyutunun büyük - lüğü, veri çeşitliliği yapay zekâ modelinin geliştirilmesinde büyük önem taşır. Veri ne kadar büyük ve çeşitli ise, yapay zekâ o kadar iyi öğrenir. Tabi burada modelin doğru tasarlanması da oldukça önem - li. Yanlış tasarlanan bir modelde, aşırı öğrenmeye bağlı ezbercilik söz konusu olabilir. Ya da yanlış tasarım veya yetersiz veri ile de tam öğrenememe gerçekleşir. Bu yüzden yapay zekânın gelişimi için büyük veri büyük önem arz ederken, bu verinin nasıl öğretildiği de ayrıca önemli.” değerlendirmelerinde bulundu. Yeni gelecekte işimizin, hayatımızın ve eğitim modelimizin nasıl değişeceğine yö - nelik soruya cevap veren Öznam şu açık - lamalarda bulundu: “Bizim mikro ölçekte yaptığımız çalışmalardan örnekler vererek Dijital Biz 30 Dijital Biz 31

Sayfa 32 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 cevaplamaya çalışayım. Bireysel Emeklilik operasyonel iş yükü fazla olan bir sektör. 5 yıl önce şirketi kurarken zaten dijitalleşmiş, işlem- lerin otomatik olarak yapıldığı, manuel’likten uzak süreçlerin olduğu bir şirket kurmaya çalıştık. 5 yıl önceki algımız mümkün olduğun- ca kağıtsız çalışmaya yönelikti. Bugün geldi- ğimiz noktada dijitalleşme; RPA, yapay zekâ, biyometrik imza vb. olmadan olamıyor. Biz ilk olarak süreçlerimize RPA’i dahil etmek istedik ve en zor sürecimizi Bireysel Emeklilik Çıkış Sürecini seçerek bu işi yapay robota yaptırdık. Bu robot yorulmadan çalışan bir operasyon elemanı gibi sıkıcı işlemleri yapan bir çalışan oldu. Ek olarak bir insandan 2 kat daha hızlı çalıştı. İş birimimizin de desteğini alarak çalış- mayı tamamladık, zaten alamaz iseniz projeyi tamamlayamazsınız. Bizden sonraki nesil sü- rekli tekrar eden, hamallık diyebileceğimiz iş- leri yapmak istemiyor. Çok da haklılar, bırakın bu işleri yapay robotlar yapsın, biz daha kalite- li işlere yönelelim. Bireysel emeklilik şirketleri arasında RPA ile Otomatik Katılım Sistemi işlerini yaptıranlar da var, chatbot’lar ile müş- teriye daha iyi hizmet sunmayı amaçlayanlar da var. Ancak yapay zekânın kullanıldığı bir diğer önemli uygulama roboadvisor dediğimiz altında akademik bir yapının da olduğu BES fonlarımızdan daha fazla kazanmak için bize ekonomik şartlara göre tavsiyede bulunan yapı. Bu uygulamamız da şu an POC aşama- sında. Bir de yeni yeni çalıştığımız yine altında bir akademik altyapının olduğu çıkışa meyilli müşterilerin çağrı merkezi, sosyal medya vb. davranışlarından önceden tespit edilerek kendilerini bünyemizde tutundurma çalışmala- rı yapmak istiyoruz. Gördüğünüz gibi aslında her şey müşteri memnuniyeti için.” Öznam, sağlık alanında bizleri nelerin bekle- diğini ise, “Bir diğer çalışma alanımız sağlıkta- ki gelişmeler daha heyecan verici. Şu an DNA ve insan beyni ve vücudu ile ilgili yapılan araş- tırmaların çoğu hastalıkların önceden tespitine yönelik. Taşınabilir bir aparat ve uygulama ile kalp krizinin önceden tespit edilerek sağlık sigortası şirketinin bulunduğunuz yere hemen ambulans göndermesine kim hayır diyebilir. Sigortacılık alanında hasar tazminat işlerinin RPA’ler ile yapıldığı şirketler olduğunu biliyo- ruz. Buradaki en önemli diğer çalışmalar şu an kaza risklerini azaltıcı, sürücü davranışlarına göre sigorta primlerinin belirlenmesine yöne- lik. Ülke olarak yapay zekâ ve robotlar için hazır olmalıyız ve bunun farkındayız. Eğitim modelimizi buna göre değiştirmemiz gereki- yor. Bazı araştırma öngörülerini paylaşmak istiyorum. 2022 yılı itibariyle yeni uygulama geliştirme projelerinin en az %40’ının ekibin- de yapay zekâ geliştiriciler olacağı söyleni- yor. Bugün orta öğretim çağında olan çocuk- ların %65’i çalışma hayatına başladıklarında, henüz keşfedilmemiş işlerde çalışacak (2016 OECD Raporu). Bu 10 yıl içinde organizas- yonlarımızın tamamen değişmesi demek. Bugün iş hayatında yaptıklarımız ile 10 yıl sonrasının çok az benzerlik göstereceği anla- mına geliyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın Yapay Zekâ Stratejisi çalışmaları olduğunu biliyoruz. Bu stratejiye göre eğitimin yeniden yapılan- dırılacağı söyleniyor ki olması gereken de budur.” sözleriyle açıkladı. Yapay zekâ, big data ve robotların hukuk dünyasına etkileri açıklayan Keçeciler, “Hu- kukçular olarak bizler kendi iş süreçlerimizde bu kavramları çok fazla kullanmaya başla- madık. Hukukçular olarak bizler hali hazırda bu süreçlerin hukuki çerçevesinin ne şekilde belirleneceği ile ilgili olarak tartışmalar içe- risindeyiz. Ahlaki çerçevesi ne olmalı? Bu ahlakı çerçeveye ek olarak hangi hukuki normlar ile bu gelişmeleri çerçeveye almalı- yız? ABD Başkanı Obama zamanında yapay zekâya ilişkin çalışma grupları oluşturuldu. Birçok eyalette self driving araçlar ile ilgili hu- kuki alt yapı oluşturuluyor. Birleşik Krallık’ta 2020’den itibaren bu araçların yollarda olma- sı için bir hazırlık ve düzenleme mevcut. AB robotların hukuki durumuna ilişkin ilk çerçeve kararını almış durumda. Bu düzenlemeler ilişkin olarak bir hazırlık ve tartışma yürütü- lüyor. Türkiye’de ise birkaç isim dışında bu konularda çok önemli hazırlıklar söz konusu değil. Ticaret Bakanlığı’nın gümrük işlemle- rinde blockchain kullanılmasına ilişkin çalış- ma grubu oluşturmuş durumda, ancak Adalet Bakanlığı bünyesinde mevzuata dönük bir çalışma mevcut değil.” dedi. Haber Keçeciler, yapay zekâ ve robotların işlem- lerinin ve hukuki sorumluluklarının nasıl belirleneceğini şu sözlerle değerlendirdi: “Hali hazırda esasında bizler otomot ma- kinaları insanlık olarak çok uzun zamandır kullanıyoruz. Bu anlamda mekanik devrim içerisinde otomasyon üretim süreçlerinde robot kullanımı yeni değil. Günümüzde robot olarak tanımladığımız yapıların yapay zekâ ile bütünleşik yapılar olması gerekiyor. Yani kendi kendine karar alma, deep learning veya makine öğrenme süreçleri ile kendi tec- rübelerini biriktiren ve bu tecrübelerden an- lamlı sonuçlar çıkaran yazılımlar ile destekli robotların fiil ve işlemlerinde ne tür durumlar ortaya çıkacak? Bize geçmiş sanayi devrimi sonucu ortaya çıkan gelişmeler karşısında ne tür hukuki kavramlar ortaya çıkmış bak- mak bir cevap vermek açısından yardımcı olabilir. Geçmiş sanayi devrimi ile tehlike sorumluluğu kavramı ortaya çıkmış ve ku- sursuz sorumluluk kavramı gelişmiş. Haksız fiil sorumluluğu anlamında bu çerçeve bize yol gösterici olacak. Ancak esas zorlu olan cevap IA öğrenme sürecine bir sınır konulup konulmayacağı noktasında. Bir sınırlama konulduğunda bunun bir yapay zekâ olmayacağı ifade ediliyor. Bugün bor- salarda yapılan işlemlerin %80’den fazlası algoritmalar tarafından yapılıyor. Yarın bu yazılımlar kâr amacıyla rekabet hukuku anlamında bir uyumlu eylem vs. yaptığında bundan doğan sorumluluk kime ait olacaktır. Zorlu ve gelecekte hukuken cevap verilmesi gereken konular bunlar.” Yıldız, farklı sektörden panelistler ile çok verimli bir sohbet gerçekleştirdiklerini be - lirtti. Son yıllarda teknoloji dünyasının ve işletmelerin en çok konuştuğu ve üzerinde durduğu konu başlıklarını 1 saatlik panelde özetlemeye çalıştıklarını söyleyerek şöyle dedi: “Değerli panelistler ile yapay zekâ, robotlar ve büyük verinin hem iş hem de toplumsal yaşantımızda nasıl farklılıklar katacağını konuştuk. Muhtemelen 2019 yılının en sıcak ve revaçta olan gündem başlıkları bunlar. Eskiden bilim kurgu film - lerinde izlediğimiz teknolojilerin artık canlı olmaları, işimizi ve hayatımızı değiştirmeye başlamaları çok heyecan verici. Bu açıdan panelimizin hem konu başlığı hem de pane- listlerimiz ilginç ve farklı yorumları sayesinde benim için oldukça zengin ve verimli bir Dijital Biz 32 Dijital Biz 33

Sayfa 34 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 sohbet oldu. Konuklarım hem kendi işletme- lerinde neler gerçekleştirdiklerini anlatırken, hem de geleceğe dair vizyonlarını paylaştılar. Aynı zamanda konunun toplumsal boyutunu konuşup, gelecekteki yaşantımızda nelerin değişeceğini tartışırken oldukça farklı fikir ve öngörülerin paylaşıldı. Örneğin hukuk, vergi mevzuatı ya da iş yerindeki değerlerimizin nasıl şekilleneceği ile ilgili farklı konularak değinme fırsatı elde ettik. Bu çerçeveden bakıldığında, panelimizin konusunu, eskilerin de dediği gibi, efradını cami, ağyarını mâni kalmayacak bir sohbette konuştuğumuzu düşünüyorum. Tüm panelistlere katılımları ve değerli görüşlerini aktardıkları için tekrar teşekkür ederim.” Dijitalleşmenin tüm endüstrileri değiştirdiğini belirten Yıldız, bu hususta işletmelerin adım- larını dikkatli atmaları gerektiğini belirterek şöyle dedi: “CIO’ların tüm endişeleri artık dijitalleşme trenini kaçırmamak. Dijitalleşme konusunda üzerlerinde yoğun bir baskı var. Günümüzde tam tarifi bile yapılamayan bir ‘dijitalleşme’ furyasını CEO, CFO, CMO gibi tüm üst yönetim konuşuyor ve bir aksiyon olmak istiyor. Ancak görüyorum ki burada yapılan birçok yanlış uygulama yüzünden ekonomik kaynaklarımız heba oluyor. Mil- yonlarca dolar yatırılan projeler başarıya ulaşmıyor. Dijitalleşme ya da Endüstri 4.0’da doğru adımların atılması, doğru hamlelerin yapılması ve gerçekten de faydalı sonuca ulaşabilmesi için meslektaşların ya da fark- lı alanlardaki yöneticilerin bilgi birikimlerini daha sık paylaşması gerekiyor. Smart Future etkinliklerine bu yüzden çok değer veriyorum. Bilgi birikiminin paylaşılmasına ön ayak oldu- ğunuz için sizleri de tebrik ederim.” Gelecekte Güvenlik Gelecekte Güvenlik oturumunda sektörün geleceğini etkileyecek olan Bulut Bilişim, Blockchain, Siber Güvenlik ve KVKK konu başlıkları konuşuldu. BT Günlüğü Dergisi Yayın Yönetmeni Ali Yavuz Şahin’in otu- rum başkanlığını yaptığı panelde İşNet Stra- teji ve İş Geliştirme Grup Müdürü Mehmet Kaya, WatchGuard Technologies Türkiye Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, Türk Nippon Sigorta Sistem Altyapı ve Bilgi Güvenliği Müdürü Hüsnü Tavlaş ve Blockchain Derneği Yönetim Kuru - lu Üyesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nafiz Ünlü konuşmacı olarak yer aldı. Siber güvenlikle ilgili gelecek öngörül - erini paylaşan Kaya, “Siber güvenlik son yıllarda özellikle küresel çaptaki DDoS ve malware atakları, WannaCry/ Petya gibi fidye yazılımları, mobil çalışma olanaklarının artmasıyla birlikte KOBİ seviyesindeki firmaların da gündeminde üst sıralara çıkmaya başladı. KVKK ile birlikte de üst sıralardaki yerini pekiştirdi. Dijitalleşme, çalışma ve yaşam tarzımızı değiştirmeye devam ediyor. Günümüzde teknoloji bağımlı olmayan herhangi bir sektör neredeyse yok. Dijital dönüşümdeki bu değişiklik nedeniyle siber saldırıların gerçekleşebileceği tehdit alanlarında artış var, bunun sonucunda da kurumlar siber saldırı tehditlerine karşı daha savunmasız kalabiliyor. Çok yakın zamanda yapılan bir test için, 10 farklı veri merkezinde siber saldırılara kasıtlı olarak açık bırakılan sunucular kuruluyor. Bu sunuculara si - ber saldırılar 52 saniye içinde başlıyor. Bir aylık test boyunca her sunucuya dakikada ortalama 13 saldırı geliyor.” açıklamalarında bulundu. Kaya, Türkiye’de kurumların bulut teknolo - jilerine bakışını şu şekilde açıkladı: “Dijital dönüşüm hemen her an duyduğumuz bir kelime oldu. Neden; çünkü dijital dönüşüm kurumların yeni hizmetler, gelir kalemleri, yaratıcı iş modelleri çıkarmasını, iyileşen müşteri deneyimi, verimlilik ve kârlılık artışı sağlıyor. Bunlara hangi kurum burun kıvırabilir ki? Kurumların bunları yaparken rekabetçi olmasını sağlayacak bir altya - pıya ihtiyacı var. İşte burada bulut bilişim devreye girecek. Tüm iş hedeflerinin ba - şarıya ulaşması, organizasyonların tekno - lojiyi ne kadar verimli kullanabildiği ve veri merkezi tarafındaki dönüşümleri ne kadar etkin yapabildikleriyle doğru orantılı. Bulut bilişim bunları sağlayacak altyapıyı sunan temel teknoloji (enabler) olacak. Haber Eskiye oranla kurumlar, bulut teknolojilerine daha olumlu bakıyor. KOBİ segmentindeki birçok firma, public cloud üzerinde sistemle - rini konumlandırmaya başladı. Büyük ölçekli firmalar ise private cloud sistemlerini kurma - ya devam ediyor.” Siber güvenliğin geleceğinden bahsederek sözlerine başlayan Tavlaş, “Siber Güvenlik gelecekte çok daha fazla konuşulacak gibi görünüyor, özellikle IoT’nin yaygınlaşması ve birçok alanda kullanılması her geçen gün sa- yısı artan siber saldırıları katlayarak gelecek- te adından sıkça söz ettirecek. Günümüzde basında çıkan siber saldırı olaylarının büyük bir bölümü veri sızıntısı gibi verinin erişile- bilirliğine yönelik saldırılar. Yakın gelecekte IoT’deki sayının artmasıyla beraber verinin bütünlüğüne yönelik saldırıları çok daha fazla duyacağız. Bu seviyedeki siber saldırılar, veri sızıntılarına oranla insanların etkisini daha net hissedebileceği saldırılar olacağından bu anlamdaki farkındalıkta da artış olacak. Ör- neğin, Avrupa’da bir havayolu şirketinin uçuş saatlerinin değiştirilmesi gibi verinin bütünlü- ğüne yönelik bir saldırı, tüm hava sahasında bir karışıklığa neden olarak binlerce yolcuyu mağdur etmekle kalmayıp çok ciddi maddi kayıplara da neden olacaktır. Geliştirilen teknolojilerde güvenlik ne za- man performans ve kullanılabilirlikten önce veya beraber düşünülmeye başlandığında o zaman güvenlik risk seviyesini de aşağıya çekmiş olacağız.” değerlendirmelerini paylaştı. Tavlaş, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korun- ması Kanunu hakkındaki görüşlerini paylaş- tı: “Kanun, toplanan verilerin korunmasına ilişkin hukuksal tedbirlerin yanında alınması gereken teknik tedbirleri de beraberinde ge- tiriyor. Birçok kurum ve şirkette kanunun ge- rekliliklerini hızlıca yerine getirmek ve müşteri verilerini korumak için öncelikle danışmanlık hizmeti alıyor. Alınan bu danışmanlık hizmeti maalesef hukuksal gerekliliklerin ötesine geç- miyor ve şirketler hayal ettikleri ve bekledikle- ri sonuçları elde edemeyerek alınacak teknik tedbirler ile baş başa kalıyor. Karmaşık ve yüklü bütçeler gerektiriyormuş gibi görünen teknik tedbirler doğru bir şekilde yönetildiğin- de korkulu bir rüya olmaktan çıkıyor. Şirketle- rin danışmanlık almadan önce veri ve varlık envanterlerini Dijital Biz 34 Dijital Biz 35

Sayfa 36 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 çıkartarak danışmanlık kapsamını ve büt- çelerini bu verilere göre belirlemesi süreci kolaylaştıracak. KVKK’nın iş süreçlerine dahil edilerek tüm personelin bundan sorumlu ol- duğu organizasyona iyi bir şekilde anlatılmalı ve tekrar eden eğitimlerle oryantasyon Sponsor Görüşleri WatchGuard’ın 1996 yılında Seattle’da ku- rulmuş ağ güvenlik çözümleri üreticisi olup, 5 operasyon merkezi ve 21 ülkedeki direkt temsilcilikleri vasıtasıyla küçük, orta ve da- ğıtık yapıdaki firmalara üst düzey firmaların ihtiyaç duyduğu güvenlik çözümlerini sundu- ğunu belirten WatchGuard Türkiye ve Yu- nanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez konfe- ransın Ana Sponsoru olduklarını belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Sahip olduğu sayısız ödülün yanı sıra ağ güvenliğini olabil- diğince kolay hale getirerek kullanıcıların za- manlarını diğer operasyonlara harcamalarına olanak sağlıyor. 2002 yılından itibaren Tür- kiye’de de distribütörleri üzerinden ticaretini sürdüren WatchGuard, 2015 yılında Türkiye ofisini kurarak bölgedeki müşterilerine des- tek vermeye başladı. Türkiye ofisi üzerinden Yunanistan ve Kuzey-Güney Kıbrıs operas- yonlarını yönetiyor. programlarına dahil edilerek çalışanların içselleştirmesi sağlanmalı. Tüm bunlar orga- nizasyonda oluşturulacak KVKK kurulunun alacağı kararlar ve denetimler ile yapılmalı, sürekliliği sağlanmalı. Haber WatchGuard Türkiye olarak, Türkiye’de firma- ların IT sorumlularının ağ güvenliğindeki iş yükünü hafifletmek, yapacakları yatırımların en makul maddi değer karşılığında en yük- sek verimi alabilmelerini amaç edindik ve bu noktada hem iş ortaklarımıza hem de nihai kullanıcılarımıza mümkün olan her seviyede teknik eğitimleri ücretsiz olarak yerine getiri- yoruz. Ayrıca bize ulaşan her nihai kullanıcı- ya, ürün ve servis satmaktan çok mevcut si- ber saldırılara karşı neler yapılması gerektiği konusunda ürün ve marka bağımsız eğitimler veriyoruz. Verdiğimiz eğitimlerde ileri seviye ağ güvenliğinin yanı sıra şirket çalışanları için Güvenli Wi-Fi ve şifre koruma konularında da bilgilendirmeler yapıyoruz. Sahip olduğu- muz Güvenli Wi-Fi ve Çok Faktörlü Doğrulma çözümlerimizle beraber firmalara uçtan uça güvenlik hizmeti verebiliyoruz. Bu çözümleri sunarken en önem verdiğimiz ‘kolay kulla- nım, en üst seviye güvenlik’ ilkemizin dışına çıkmıyoruz. Bu noktada da sektördeki rakip- lerimizden ayrılıyoruz. Bir firmanın katma değerli iş üretebilmesi, iş sürekliliğini üst aşamaya çıkarabilmesi ve hedeflerine daha hızlı ulaşabilmesi için yapacağı yatırımlardaki en büyük payı bilişim alıyor. Maalesef ülkemizde bilişim alanında yetişmiş personelin az olması ve üst düzey şirketleri konu dışında bırakırsak kobilerin büyük çoğunluğu, bilişim yatırımının gereksiz olduğunu veya yanlış yapılan yatırımlardan dolayı ileri dönemde yatırımın geri dönüşü- nün yeterli seviyede olmamasından dolayı daha düşük bütçelerle yatırım yapmayı düşü- nüyor. Ülke olarak gelişmek ve daha hızlı ileri doğru koşmak istiyorsak bilişimi konu dışında bırakamayız. Robotik üretim tesislerinin, oto- nom araçların ve tamamen akıllı cihazların hayatımızın bir parçası olması da bilişimin artık yadsınamaz gerekliliğini ön plana çıkarı- yor. Gelecekte Bilişim ve benzeri birçok plat- formda ziyaretçilere, bilişimin hemen hemen her dalı konusunda bilgi vermekten oldukça memnunuz. Yapılan bu etkinlikler sayesinde birçok katılımcı farklı konularda uzmanlar- dan detaylı bilgi alabiliyor ve daha sonra yapacakları projelerde bunları doğru şekilde kullanarak hem kendi firmalarına hem de ülkemize katkı sağlayabiliyor. Bundan dolayı ticari amaç güden etkinlerden ziyade bu tarz etkinliklere sponsor olmayı tercih ediyoruz. Gelecekte Bilişim Konferansı’na gelen ziya- retçiler, standımızı ziyaret ettiklerinde güncel siber saldırılar hakkında bilgi aldılar, sıfırıncı gün ve değişen zararlı saldırılara karşı uçtan uca güvenlik sahibi olabilmek için atılması gereken adımları dinlediler, hem de en çok kullanılan hack yöntemi olan şifre hırsızlığı ile nasıl başa çıkabileceklerini öğrendiler. Ayrıca ödüllü ağ görünürlük aracımız ile de bir şirket ağında neler olup bittiğini en kolay nasıl an- lamlandırabileceklerini gördüler.” M3 Works Chief Entertainment Officer Erdem Genç konferansın Kurumsal Spon- soru olduklarını belirterek, “Konferansta Team Networking oturumu yaptığımız için sanırım dinleyicileri en iyi analiz edebilecek kurumlar- dan biriyiz. Organize ettiğimiz hızlı tanışma seansında 45 dakika içinde neredeyse tüm katılımcılar birbiri ile tanışma imkânı buldu. Bu sırada gördük ki tamamı sektörde çalışan profesyoneller, iş adamları ve kamu kuruluşu mensuplarıydı. Ayrıca bazı çok değerli okullar- dan öğrenciler de etkinliğe renk kattılar. Konuşmacılar arasında sektörün yakından tanıdığı değerli isimler bulunuyordu. Bunun dışında daha önce hiçbir yerde dinleme fırsatı bulamadığımız özel isimlerle de karşılaşmak oldukça değerliydi. Özellikle Garaj Sepe- ti’nden Mehmet Çelikoğlu’nun yerinde tespit ve yorumlarından çok etkilendim. Dijital Biz 36 Dijital Biz 37

Sayfa 38 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Konuşmalar sonrasında gerçekleştirdiğimiz Body Percussion (vücut perküsyonu) sean- sında sektörün aslında farklı sesler, farklı renkler, farklı bileşenlerden oluşsa da aslında hepimizin aynı gemide olduğu, ülkece birlikte kalkınmamız gerektiği mesajını müzikle ver- dik. Burada da katılımcılar oldukça başarılıydı. Hatta etkinlik ortalamanın üzerinde bir başarı ve hızla gerçekleşince teknik ekipten hazırlık- sız yakalananlar oldu. Böylece bir kez daha biz de konuşmacı ve katılımcıların çok yönlü- lüğünü teyit etmiş olduk. Böylesine başarılı bir konferansa imza at- tığınız için tebrik eder bundan sonrakilerde başarılarınızın devamını dilerim.” değerlen- dirmelerini paylaştı. İşNet’in Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olarak, internet bankacılığının kullanımını yaygın- laştırmak ve internete bağlı müşteri sayısını artırmak amacı ile 1999 yılında kurulduğunu vurgulayan İşNet Genel Müdürü Mehmet F. Can konferansın Oturum Sponsoru olduk- larını belirterek, “20 yıl boyunca teknolojinin ilerlemesine paralel olarak geliştirdiğimiz in- ternet altyapısıyla farklı kurumlara da iletişim ve telekomünikasyon alanında çeşitli hizmet- ler sunarak yelpazemizi genişlettik. Müşteri odaklı yaklaşımımız ve donanımlı ekibimizle, her ölçekten şirkete; ses, veri merkezi, inter- net, sanal ağ-VPN ve uydu erişimi gibi altya- pı hizmetlerimizin yanı sıra dijital çağa uygun olarak geliştirdiğimiz çözümleri sunmaya devam ediyoruz. Bu çözümler arasında 2013 yılı itibarıyla özel entegratör olarak NetteFatura markasıyla hizmet vermeye başladığımız; e- fatura, e-arşiv fatura, NetteArşiv sanal saklama platformu bulunuyor. Ayrıca TÜRMOB ile iş bir- liği kapsamında NetteFatura ile tam entegras- yon olanağı sunan LucaNet KOBİ Ticari Yazılı- mı ile KOBİ’lerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz. Dijital dönüşümün etkilerini hep birlikte dene- yimlediğimiz son dönemde kurumlar uyum sağ- ladıkları ölçüde verimliliklerini arttırıyor, büyüme sağlıyor ve artan rekabete karşı kendilerini güçlendiriyorlar. Ancak dijital dönüşüm kavra- mı, sağladığı avantajlarının yanında, özellikle artan dijital varlıklar sebebiyle gerek iç gerek dış tehditlere karşı firmaların en değerli varlığı olan “bilgi”ye yönelik riskleri de yanında getiri- yor. Bu durumda, bilginin korunmasında; politi- ka, prosedür ve çalışan farkındalığının mutlak surette ilgili uzman uygulama ve sistemlerle desteklenmesi gerekiyor. Bu noktada İşNet ola- rak sunduğumuz siber güvenlik hizmetlerimizin, önümüzdeki dönemde kilit rol oynayacağını düşünüyoruz. Siber güvenlik alanında yetkin uzman açığı ve kaotik teknoloji yönetimi gibi te- mel problemleri; bilgi güvenliği danışmanlığı ve yönetilen güvenlik hizmetleri sağlayıcısı olma perspektifimizle çözmeye gayret ediyoruz. Son dönemde ‘Güvenlik Operasyon Merkezi’ hiz- metlerine ek olarak ‘Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’ kapsamında önemi gittikçe artan ‘Bilgi Güvenliği’ alanında da danışmanlık ve teknoloji çözümleri sağlamaya devam ediyoruz. Tüm bunların yanı sıra sektör bağımsız reka- betçi pazar ortamları sebebiyle firmaların yatı- rım maliyetlerini düşürecekleri ve pazara giriş sürelerini kısaltacak olan çevik bulut ortamlarını tercih ettiklerini görüyoruz. İşNet olarak müş- terilerimize sağlamış olduğumuz esnek bulut hizmetlerimiz ile veri merkezi yatırımı yapmak- sızın kaliteli bulut hizmeti deneyimi sunuyoruz. Konusunda uzman insan kaynağımızla sağla- dığımız yönetilen ve profesyonel hizmetler ile müşterilerimizin dijital yolculuklarına rehberlik ediyoruz. Farklı lokasyonlarda bulunan veri merkezlerimizin yanı sıra, bulut hizmetlerimiz- de Türkiye İş Bankası ile ortak kullandığımız en üst seviye tam yedekli hata toleransına sahip 4.seviye (Tier IV) sertifikasına sahip Haber Neredeyse her meslek ve her iş kolu teknoloji ve bilişimden geçiyor. Bu nedenle ‘Gelecek- te Bilişim Konferansı’ sektörün paydaşlarını bir araya getirerek çok önemli bir rol üstlendi. Türkiye’nin teknoloji çözümleri sunan köklü şir- ketlerinden biri olarak, her türlü gelişmeyi takip etmenin yanı sıra gelişimine katkı sunmaktan gurur duyan bizler için de bu etkinliğe destek vermek ve bir parçası olmak çok önemliydi. Özellikle bizim gibi yerli teknoloji şirketlerinin globalde marka bilinirliğini artırması ve daha güçlü bir marka haline gelip ürün çeşitliliği ile yetkinliklerini daha iyi ifade etmesi gerektiğine inanıyoruz. Türk firmalarının da teknolojide, yerli ve global sektörde önemli roller üstlenebildiğini göstermek istiyoruz.” “Her alanda büyük bir hızla hayatımıza giren, dijital dönüşüm sürecine ayak uydurmak ve yenilikleri takip ederek rakiplerden bir adım önde olmak, özellikle iş dünyası için kaçınılmaz bir hal aldı” diyerek sözlerine başlayan Kobikom CEO’su Orhan Kirman konferansın Oturum Sponsoru olduklarını belirtti ve “Her sektörde farklı yeniliklere yol açan dijital dönüşümden, en çok payını alan iletişim sektöründe faaliyet gösteren Kobikom Telekomünikasyon olarak, 2009 yılından bu yana BTK’dan almış olduğu- muz STH, ISS ve AİH lisanslarımız ile işletme- lere Yeni Nesil Haberleşme ve iletişim altyapısı sunuyoruz. Atlas Veri Merkezi’ni birincil veri merkezi olarak konumlandırıyoruz. Gelişen teknoloji ile ihtiyaca yönelik yaptığımız yatırımların yanında, kapsamı günden güne artan katma değerli hizmetlerimizle müşteri- lerimizin iş verimliliğine en üst seviyede katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de kalitemiz- den ödün vermeden bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründeki atılımlarımızı sürdürerek, şirketle- rin “dijital dönüşüm dostu” olma vizyonumuzla, robotik süreç otomasyon sistemi, nesnelerin interneti, siber güvenlik, bulut ve yapay zekâ alanındaki hizmetlerimize, inovatif, katma değeri yüksek çözümler eklemeye devam edeceğiz.” değerlendirmelerinde bulundu. Technopc’nin bilişim teknolojilerine yönelik çözüm ve hizmetleri, kaliteli ve verimli bir şekil- de yaygınlaştırarak uygulamak ilkesiyle, Yücel Elektronik tarafından 2006 yılında ‘Daha iyi teknolojik ürünler’ üretmek amacı ile kuruldu- ğunu vurgulayan Technopc Kurucu Ortağı Murat Yücel konferansın Oturum Sponsoru olduklarını belirterek şu açıklamalarda bulundu: “Kurumsal şirketlere ve son kullanıcıya yönelik mini PC, tablet PC, masaüstü ve endüstriyel PC’ler, All In One bilgisayarlar ve sanallaştırma çözümleri sunan Technopc; yenilikçi, çevreci ve yüksek performanslı ürünleri ile farkını ortaya koyuyor. En son teknolojik Ar-Ge çalışmalarının ışığında katma değerli ve farklı ürünler sunmayı hedefliyor. Dijital Biz 38 Dijital Biz 39

Sayfa 40 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Sabit Telefon Hizmeti, 0850 Numara, Bulut San- tral Hizmeti, İnternet Çözümleri, Toplu SMS ve Çağrı Merkezi Yazılım çözümleri ile İşletmelerin iletişim altyapısını dijitalleştirirken, tüm haberleş- me ihtiyaçlarını %80’e varan daha uygun fiyat- larla tek noktadan karşılama imkânı sağlıyoruz.” açıklamalarında bulunarak Kobikom hakkında bilgi verdi. Ajans Press Group Kurumsal İletişim Müdü- rü Tolga Topcu konferansın Destek Sponsoru olduklarını belirterek, “Medya takibinde 66 yıllık bilgi ve tecrübeyle sektörünün önde gelen kuru- luşu konumunda bulunan Ajans Press Group, bünyesinde bulunan şirketlerle iş dünyasında nitelikle çözümler üretiyor.1953 yılından günü- müze sektöre birçok ilkle ve yenilikle çıkan Ajans Press Group, medya takibinden kuryeye, sosyal medyadan araştırmaya Türkiye’nin her yerinde hizmet veriyor. İstanbul Üniversitesi Tekno- kent’inde tüm teknolojik altyapısını üreten firma, kurumların satış ve pazarlama kanallarında karşılarına çıkabilecek tüm zincirlerde paket bir hizmet sunuyor” açıklamalarında bulundu. Dijifix Sosyal Medya Ajansı’ndan Enez Özen konferansın Destek Sponsoru olduklarını belirterek Dijifix’in faaliyet alanları hakkında bilgi verdi: “Dijifix 2015 Yılında kurulmuş bir Dijital Sosyal Medya ajansı. Marka dijital etkileşiminin ve marka bilinilirliğinin artması için markalara özel çözümler sunuyoruz. Sosyal Medya Hesap Yönetimi, Sosyal Medya Danışmanlığı, Dijital Strateji Yönetimi, Reklam ve Medya Planlama, Sosyal Sorumluluk Projeleri, Sosyal Medya He- saplarının Onaylatılması hizmetlerini veriyoruz.” Haber SekizSekiz Yönetici Ortağı Ömer Türkmen konferansın Destek Sponsoru olmalarından dolayı memnuniyetlerini ifade ederek, “Yerli tek- noloji şirketlerimizin özellikle operasyonel yetkin- liklerini global seviyede iyileştirdiğine şahit oluyo- ruz. Bu gurur veren tablonun sürdürülebilirliğini sağlamak, güçlü bir marka ve iletişim stratejisi kurgulayıp hayata geçirmekle mümkün. Dijital gelecek, müşteri ve yeteneklerin ilgisini çekecek değer vaatleri oluşturan ve bunu her mecrada anlatan teknoloji şirketlerimizle gelecek. Bu doğ- rultuda teknoloji şirketlerimizi ‘Dijital İletişim ve Dijital Eğitim’ konularında desteklemeye devam ediyoruz.” açıklamalarında bulundu. Dijital Biz 40 Dijital Biz 41

Sayfa 42 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Dosya Dosya Konusu: Siber Güvenlik Vatansever Bilişim +90 850 460 0 886 (VTN) www.vatanseverbilisim.com Uçtan Uca Anahtar Teslimi Çözümler Üretiyoruz Bireysel siber güvenlik risklerinin azaltılması, ulusal siber risk oranının düşmesinde etkili olacak. Siber Güvenlik birey ile başlar. Sürekli yenilik gerekti- rir. Takip edilmesi ve denetlenmesi gereken çok ciddi bir iş. Tüm bunlardan daha da önemlisi siber güvenlik bütüncül ve ulusaldır. Ulusal bir mesele haline gelen siber güvenlik, her geçen gün gelişerek artan saldırılarla devletlerin ekonomilerine ciddi zararlar veriyor. Bu saldırıların ekonomik boyutları dışında politik, siyasi ve toplumsal etkileri de çoğu zaman devletleri zor durumda bıra- kabiliyor. Hükümetler siber riskleri azaltmak ve saldırılardan korunmak için özel sektör kamu iş birlikleri, eğitim ve farkındalık çalışmalarının arttırılması, kanunlarda düzenlemeler gibi çeşitli tedbirler alıyor. Teknolojik tedbirlerin yetersiz kaldığı ve çoğunlukla insan kay- naklı zafiyetlerin baş rol oynadığı siber saldırılardan yola çıkarak, alınacak tedbirlerde hükümetlerin farkındalık ve eğitim alanında çalışmaları arttırması, toplumda farkındalık düzeyini arttıracak ve bireysel risklerin düşmesinde önemli katkı sağlayacak. Bireysel risklerin azaltılması, doğru orantılı olarak ulusal siber güvenlik riskinin düşmesinde de önemli rol oynayacak. Bugün geldiğimiz noktada robot prosesler, yapay zeka, nesne- lerin interneti gibi başlıklar altındaki heyecan verici gelişmelerin her biri için sürekli aynı soru soruluyor: “Güvenliği nasıl sağlaya- cağız?” Şimdiye kadar her proje çalışmasında en sona bırakılan bu sorunun cevaplanması artık projelerin başlangıç aşamasında olmazsa olmaz şart oldu. Yıllardır geri planda kalmaktan şikayet- çi olan siber güvenlik ekipleri bugün hak ettikleri yeri almalarını teknolojik gelişmelerin yanında sürekli özverili çalışmalarına, vaz- geçmeden güvenliğin önemini tekrar tekrar anlatmalarına borçlu. Siber güvenlik elbette birey ile başlar. Sürekli yenilik gerektirir. Takip edilmesi ve denetlenmesi gereken çok ciddi bir iş. Ancak tüm bunlardan daha da önemlisi siber güvenlik bütüncül ve ulusaldır. Stratejisi net olarak belirlenmeli, eğitim müfredatımıza mutlaka dahil edilmeli. Siber güvenlik alanında daha çok uzman kadroların yetiştirilmesi birincil hedefimiz olmalı. Hüsnü TAVLAŞ Türk Nippon Sigorta Sistem Altyapı ve Bilgi Güvenliği Müdürü Zekeriya ÖZNAM Katılım Emeklilik Bilgi Teknolojileri ve Raporlama Müdürü Dijital Biz 42 Dijital Biz 43

Sayfa 44 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Kapsamlı bir siber güvenlik stratejisi için ilk önce insa- na yatırım yapılmalı, eğitimler verilmeli ve bilinç oluştu- rulmalı. Sonuçta zincir en zayıf halkası kadar güçlü ve o halka genelde insandır. Siber saldırılar sadece erişim yaptığımız web sitelerin- den ibaret değil. Siber güvenlik, bilgi güvenliğinden operasyon güvenliğine ve tüm bil- gisayar sistemlerinin güvenliğine kadar birçok farklı kavramı kapsar. Siber güvenlik kurumlar için ne kadar hassas bir konuysa, bireyler için de kendi veri güvenlikleri noktasında çok önemli bir husus. Kurumlar gerekli yatırımları ve sonrasında da farkındalığı sağlayarak önlemlerini almaya çalışır. Burada özellikle çalışanların da bilincini arttırma noktasında yapılan çalışmalar, sürekli ve devamlılığı olacak şekilde yürütülmeli. Çünkü bilgi güvenliği yaptık oldu şeklinde olan bir süreç değil bir iş akışı ve kültür. Devlet ve ilgili sivil toplum kuru- luşları da, hazırladıkları kamu spotlarında siber güvenliği de konu etmeli, ulusal siber güvenlik stratejilerinin uygulanması noktasında bu hususu öncelikli adımlar arasında değerlendirmeli. Sonuçta zincir en zayıf halkası kadar güçlü ve o halka muhtemelen insandır! Teknoloji’nin hızlı bir şekilde gelişmesi ile beraber İnternet günlük hayatımızın da vazgeçilmez bir parçası oldu. İnternet kullanımı artıkça bu alanda karşımıza çıkan tehdit unsurlarını, yöntemlerini ve ciddi oranda etkililerini görüyoruz. Teknoloji’nin sunmuş olduğu olumlu ge- lişmeler sayesinde bu tehdit unsurlarını minimize etmeye çalışan ağ güvenlik yazılım ve donanımları, güvenli internet ortamı sağlamak için geliştiriliyor ve de teknoloji ile birlikte geliştirilmeye devam edilecek. Siber saldırılar sadece erişim yaptığımız web sitelerinden ibaret değil. İnternet ortamına çıkan tüm akıllı cihazlara yönelik yapılabilen etkileri maddi manevi ciddi hasarlar bırakan saldırılar. Güvenli internet kulla- nımı için kurum, kuruluş ve bireyler bilinçlendirilmeli, güvenlik zafiyeti barındıran sanal ortamlarda gizli bilgiler bulundurulmamalı. Cihan KESER Hannover Fairs Turkey Bilgi Sistemleri ve Online Projeler Direktörü Arzu TUFAN Mobit Bilişim / CASIO IT Yöneticisi Dosya Unutulmamalıdır ki her kurum ve her kişi siber saldırılara maruz kalma riski ile karşı karşıyadır. İş yerinde, evde ve seyahatte siber risklerle her zaman karşılaşabiliriz. Günümüzde siber saldırılar kurumsal olarak şirketleri ve kişisel olarak bizler için birer tehdide dönüşüyor ve bu durum her gün giderek artıyor. Kullanıcı faktörü bir siber saldırının başarılı olabilmesi için temel bir öne- me sahip, bu nedenle kurum içinde bir siber güvenlik kültürü ile birlikte farkındalık oluşturmak önemli. Güvenlik önlemleri alınmadığı takdirde ise yayınlanan ihlal ve raporlar incelendiğinde maddi - manevi kayıplar ile sonuçlandığı görülüyor. Başarılı bir siber güvenlik kültürü kurumdaki her kullanıcıyı kapsamalı ve bu bilinci benimseyerek günlük olarak yapılan işlerin bir parçasıymış gibi uygulamak son derece önemli. Pekala kuru- mumuzda bir siber güvenlik kültürünü ve farkındalığı oluşturduk diyelim artık güvendeyiz diyebilir miyiz? Tabiki güvendeyiz dersek yanlış olacak. Eğer kurum içerisinde yeni teknolojiler benimsenmiyor ve bu konuda yeterli gereksinimler sağlanmıyor ise ne kadar bilinçli olsak bile savun- masız sistemler saldırılara maruz kalacak. Talip Ceylan Goodyear Lastikleri Üretim BT Uzmanı Siber Tehditleri Gerçek Zamanlı Olarak Yakalayın! Ortalama büyüklükteki bir ağda her ay mil- yarlarca iz kaydı (log) oluşur. Vatansever Bilişim Güvenlik Bilgi ve Olay Yönetimi (SIEM) çözümü, birçok noktadan ve yüzlerce cihazdan aldığı log’lar ile network tehditlerini gerçek zamanlı olarak izler, yakalar, analiz eder ve hızlı bir şekilde aksiyon alınmasını sağlar. Adli soruşturmaların hızlıca ve kolay- ca yapılmasına yardımcı olur. Siber güvenlik teknolojileri, ağları, bilgisayarları, programları ve verileri siber saldırılardan koruyan teknolojiler olarak tanımlanmaktadır. Dijital dö- nüşümün başarılı bir biçimde gerçekleşmesi ve bunun sürdürülebilirliğinin sağlanması için siber güvenlik altyapısı hayati bir önem arz etmekte- dir. Herhangi bir ürüne ya da üretim altyapısına, amacına ulaşan bir siber saldırı gerçekleştiğinde hataya sebep olan güvenlik açığının kaynağını bulmak günler, haftalar veya aylar sürebilmekte- dir. Bunu engellemek için tüm süreçlerde uçtan uca güvenlik süreçlerinin tamamlanması ve devreye alınması gerekmektedir. Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi’nin (BGYS) önemli bir parçalarından biri log yönetimidir. ISO 27001, Bilgi Güvenliği (BG) Yönetim Standar- dında log yönetimin önemi vurgulanmaktadır. FISMA, HIBAA, SOX, COBIT, ISO 27001 gibi uluslararası standartlar log yönetimini zorunlu kılmaktadır. Ayrıca ülkeden ülkeye değişin kanuni zorunluluklar da log yönetimini şart koşmaktadır. Siber saldırıların anlık olarak tespit edilmesi konusunda çözümler sağlayan Vatansever Bilişim’in Direktörü Sema Vatansever, konu- nun incelikleri ile ilgili Dijital Biz’e açıklama- larda bulundu: “Bilgi teknolojileri altyapısını oluşturan kayıtları toplayan, inkâr edilemez bir şekilde saklayan, analiz yapan log yö- netim sistemi kurumlarda mutlaka olmalıdır. Ama log yönetim sistemleriyle log’ları topla- mak tek başına yeterli değildir. Toplanan bu log’ların birbirleriyle ilişkilendirilmesi ve otomatik olarak analizlerinin yapılması tehdit- lerin ve zafiyetlerin tespiti, tanımlanan koşul- ların oluşması durumunda haber vermesi için gereklidir.” Vatansever açıklamalarına şöyle devam etti: “Ortalama büyüklükteki bir ağda her ay milyarlarca log oluşur. Bu log’lar arasında oluşabilecek kombinasyonları düşünürsek birikmiş log’ların üzerinden arama ve tarama, raporlama ve arşivleme ile herhangi bir teh- didin yakalanması mümkün değildir. Çözüm için gerçek anlamda korelasyon özelliğine sahip SIEM ürününün gücüne başvurmak gerekir. SIEM çözümümüz, birçok nokta- dan ve yüzlerce cihazdan aldığı log’lar ile network tehditlerini gerçek zamanlı olarak izler, yakalar, analiz eder ve hızlı bir şekilde aksiyon alınmasını sağlar. Adli soruşturmala- rın hızlıca ve kolayca yapılmasına yardımcı olur. Log’lar ve olaylar raporlanarak kolayca anlaşılabilen biçimde grafiksel kullanıcı ara yüzünde (GUI) gösterilir. Birçok farklı ağ cihazından aldığı farklı formatlardaki log’ları ilişkilendir ve hatalı alarmların (false positive) sayısını azaltarak sistem yöneticileri için çok büyük avantaj sağlar.” ADVERTORIAL Dijital Biz 44 Dijital Biz 45

Sayfa 46 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, son dönemde önemi daha da artan kişisel verilerin gelişi- güzel ve keyfi uygulamalarla işlenemeyece- ğini belirterek hem vatandaşları hem de veri işleyenleri uyardı. Teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan siber güvenlik ve kişisel verilerin korunması konu- su, KVKK’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “2. e-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi”nde değerlendirildi. Konunun taraflarını Ankara’da bir araya getiren etkinlik, kişisel verilerin çalınmasına karşı alınabilecek önlemlerin uz- manlarca farklı birçok yönden ele alınmasına da olanak sağladı. e-Safe Kurucusu Musa Savaş, etkinliğin açılışında, “Kişisel Verileri Koruma, Avrupa Birliği tarafından yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) ile birlikte gerek değişen ve gelişen siber uzayın gerekse de fiziksel dünyamızın çok önemli bir başlığı haline gelmiştir. Bu yıl ikincisini yaptığımız zirvemiz, kişisel verilerin korunması konusun- da KVKK’nın binasında ilk kez düzenleniyor olması ve konunun bu denli etraflıca ilk kez ele alınması bakımından büyük önem taşıyor. Türkiye’de bu alanda ikinci kez düzenlenen zirvenin, konunun hukuki, teknik ve akademik taraflarıyla ilgilenen herkes için yararlı olaca- ğına inanıyoruz.” dedi. KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, konuş- masında, veri işleme faaliyetlerinin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olması gerek- tiğini, yanlış veri işlenmesinin kişilerde mağ- duriyetlere neden olabildiğini ifade etti. Veri işlerken belirli bir amacın ortada olması ve o amacın meşru olması gerektiğini vurgu- layan Bilir, şöyle devam etti: “İşlenen verinin veri işleme amacıyla bağ- lantılı olması gerekmektedir. Örneğin kredi talebinde bulunduğunuz bankanın sizden hobileriniz ve alışkanlıklarınız ile ilgili veriler istemesi amaçla bağlılık ilkesiyle bağdaş- maz. Bir diğeri ölçülülük ilkesine uygunluk sağlanmalıdır. Bu kapsamda biyometrik verilerin gelişigüzel bir şekilde, keyfi uygula- malarla işlenmesi ölçülülük ilkesiyle bağdaş- mamaktadır. Bir başkası da, veriler sonsuza kadar muhafaza edilemez. İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için geçerli olan süre kadar muhafaza edilmelidir. KVKK Başkanı Uyardı: “Biyometrik Veriler Gelişigüzel İşlenemez” Temel ilkelerin herhangi birine uyulmadığın- da Kanuna aykırı bir tutum meydana gelmiş olacaktır.” Alışkanlıklarımızı Değiştirmeliyiz Kişisel veriler işlenirken kişilerin açık rızası- nın gerektiğini belirten Bilir, bu konuda açık bir anlatımla rızanın alınması konusunda veri işleyenleri uyardı. Bilir, şunları kaydetti: “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin olarak dünya genelinde hukuksal düzenlemeler incelendiğinde, özünde bireyin kendisine ait kişisel verileri üzerinde kontrol imkânının sağlanması bulunmaktadır. İnsan odaklı, mahremiyet odaklı bu yaklaşım insana veri- len değerin bir göstergesidir. Bununla birlikte teknolojik gelişmeleri de bu konuyla birlikte ele almak gerekir. Yapay zekâyı, dijital dönü- şümü, nesnelerin internetini konuştuğumuz bir dünyada güvenliğin anahtarı ‘farkındalık’ olacaktır. Açıkçası bugüne kadar verilerimizi paylaşmaya alıştık veya alıştırıldık. Bundan sonrası için verilerimizi korumaya ve kontrol- lü şekilde paylaşmaya da alışacağız. tadır.” Bu bakımdan alışkanlıklarımızı değiştirme- liyiz. Kişisel Verilerin Korunması Kanuna uyum hem hukuki hem de teknik boyutları olan uzun soluklu bir süreç gerektirmekte olup, kişisel verilerin korunması noktasında teknik ve hukuki olarak alınacak tedbirlerin önemini yadsıyamayız. Ancak kişisel verilerin korunması konusunda en büyük sorumlu- luğun bireylerin kendisinde olduğunun da altının çizilmesi gerekmektedir. Her saniye kişisel verileri toplanan, işlenen ve aktarılan bireylerin bundan dolayı karşılaşacakları risklerin farkında olmaları, bu yönde kişisel verilerini korumaları ve sahip oldukları hak- ları noktasında bilinçlenmeleri en az teknik ve yasal düzenlemelerin varlığı kadar önem taşımak Dijital Biz 46 Dijital Biz 47

Sayfa 48 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber KPMG’nin son araştırması, blok zincirine yapılan risk sermayesi yatı- rımlarının 2022’de 11,7 milyar dola- ra ulaşacağını öngörüyor. Bu rakam 2018’de gerçekleşen blok zinciri yatırımlarının 4 katına denk geliyor. Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık firması KPMG’nin yürüttüğü Teknoloji Sektö- ründe İnovasyon Araştırması’nın sonuçları, blok zinciri teknolojisine yönelik yatırımların önümüzdeki senelerde çığ gibi büyüyeceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre blok zincirine yapılan risk sermayesi yatırımları 2018’de 2,85 milyar do- lara ulaştı. Bu rakam 2017 yılına kıyasla yüz- de 316 oranında bir artışa denk geliyor. Blok zinciri çözümlerine yönelik küresel ölçekteki harcamaların 2022 yılında 11,7 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Blok zincirinin şirket- lere sağladığı katma değerin ise 2025 yılına kadar 176 milyar doları; 2030 yılına kadar ise 3,1 trilyon doları aşacağı tahmin ediliyor. Blok Zinciri Yatırımları 3 Yılda Yüzde 400 Artacak 3 yıl içinde geçecekler KPMG’nin CIO Araştırması’na göre teknoloji şirketlerinin yüzde 15’i; telekomünikasyon şirketlerinin yüzde 14’ü ve medya şirketleri- nin yüzde 6’sı blok zinciri teknolojisine önü- müzdeki 3 yıl içerisinde orta/büyük ölçekli bir yatırım yapılacağını öngörüyor. KPMG’nin 2019 yılında yürüttüğü Teknoloji Sektöründe İnovasyon Araştırması’na göre ise, katılımcı- ların yüzde 41’i şirketlerinin önümüzdeki 3 yıl içerisinde blok zincirini uygulamaya koyaca- ğını tahmin ediyor. Araştırmaya göre blok zincirinin sağlayacağı faydalar şöyle sıralanıyor: • Verimlilikte artış (yüzde 23) • Ürün veya hizmette farklılaşma (yüzde 12) • Maliyette azalma (yüzde 9) • Daha iyi bir iç görü (yüzde 9) Blok zincirini uygulamaya koymanın önünde- ki en büyük zorluklar ise şöyle: • İspatlanmamış iş vakası (yüzde 24) • Teknolojik karmaşıklık (yüzde 14) • Yeni yatırım için sermaye yetersizliği (yüzde 12) KPMG’nin 2016-2017 yılları arasında yürüt- tüğü blok zinciri projelerine dayanan tahmin- lere göre, blok zinciri kullanımı, mutabakat sürecinde veya hatalarda yüzde 95’e varan azalma; verinin etkinliğinde yüzde 40’a varan artış ve yüzde 25’e varan gelir artışına imkân sunuyor. Blok zincirinin sunduğu faydalar Araştırmada TMT şirketlerinin blok zincirini uygulamaya koyabileceği alanlar şu şekilde özetleniyor: • Şirketler arasında doğrudan ödeme yapıl- masını sağlamak • Farklı varlık, mülkiyet, lisans ve IP türlerinin takibi ve işlemi • Bazı tam tasdik işlemlerinin düzene koyul- ması Bunlara ek olarak blok zinciri birçok üçüncü tarafı da kapsayan karmaşık bir tedarik zinci- rinin idaresini sağlayabilir ve duran varlıkların alımını dönüştürebilir. IT sistemlerini, faaliyet- leri düzene koyacak ve rutin adımları azal- tacak şekilde değiştirebilir. Üçüncü tarafların performansı, otomatikleştirilebilir ve gözlene- bilir; böylelikle hizmet seviyesi anlaşmasının (SLA) takibi iyileştirilebilir. ‘Akıllı sözleşmeler’ Blok zinciri uygulamasının temel özellikleri arasında ‘akıllı sözleşmeler’ de yer alıyor. Akıllı sözleşmeler, daha önceden karar- laştırılan bir düzenlemeyi otomatik olarak yürürlüğe koyan bir protokol. Örneğin; akıllı sözleşme belirli koşullar altında otomatik bir iade süreci başlatıyor veya bir satıştan sonra kararlaştırılan komisyon için otomatik ödeme yapıyor. Böylelikle geleneksel süreçlerdeki gecikmeler ortadan kalkarken; şeffaflık artı- yor, taahhütlerin yerine getirilmesi için aracı- ya duyulan ihtiyaç azalıyor. Akıllı kontratlar da blok zincirinin diğer kısımları gibi tarafların onayı olmadan değiştirilemeyeceği için mali tabloların doğruluğu ve güvenilirliği de artı- yor. ‘Standart süreçler daha uygun’ KPMG Türkiye’den Teknoloji, Medya ve Te- lekomünikasyon Sektör Lideri Serkan Ercin, şirketlerin öncelikle hangi süreçlerini blok zinciri uygulaması için uygun olduğuna karar vermesi gerektiğini söyledi. Ercin, “Bir süreç ne kadar standartlaşmışsa, blok zinciri kulla- nımı için o kadar uygun. Ayrıca blok zincirinin özellikle parçalı veriler için, tüm paydaşlar arasında senkronize olarak çalışan tek bir kaynak oluşturarak büyük fayda sağladığı söylenebilir” diye konuştu. Dijital Biz 48 Dijital Biz 49

Sayfa 50 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Yazar Dr. Mustafa Özgür GÜNGÖR İstanbul Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dipnot: Pratikleşen hayatın daha çok zamanı kullanılabilir kıl- ması halinde, yeni pazarlardaki akıllı şehirlerin sakinlerinin tüketim biçimlerinin ve alışkanlıklarının değişmesi kaçınıl- mazdır. Akıllı Şehirler, Teknoloji ve Yeni Tüketici Profili Tüketicilerin önlerine sunulan ürün ve servis alternatiflerinin ha- zırlıkları ve sunumları, bunun geli- şen teknolojiler ile bezenmiş hali, kolaylaşan satın alma ve ödeme yöntemleri tüketici davranışlarına etki ediyor. Önceden beri tartışılan tüketicinin güçlenmesi ve müşte- rinin “yüksek sesle” iletişim be- cerisinin artışı zaten bu gelişimin habercisi olarak yorumlanmakta- dır. Günümüzde teknolojideki de- ğişim faktörleri incelendiğinde en belirgin olanın “müşteri merkezli” dönüşüm olduğu gözlemleniyor. Sosyal-yerel-mobil (“social-loca- tion-mobile”, SoLoMo) gerçeklik daha hızlı bir biçimde tüketicinin gündelik hayatındaki etkileşimini arttırmaktadır. Yeni uygulamala- rın da katalizörlüğünde SoLoMo, perakendeciler, pazarlama prati- ğindeki profesyoneller ve medya uzmanları için de mevcut bakış açılarını gözden geçirme sorum- luluğu getiriyor. Buradaki temel tetikleyici unsur, akıllı telefonların artan kullanımı, bunu destekleyen bağlantı hızları ve kapasitelerindeki gelişim dışında, tüketicinin dışa- vurumcu bir paylaşım merakının da olmasıdır. Tüketicinin gücünün arttığı yeni medyaya dayalı pa- zarlama çağında, bunun biraz da ötesinde bir dışavurumculuk ve paylaşmacı kültürün geliştiği göz- lemlenir. Dengeleyici ve kurumsal iletişimin sürekliliğini esas alan uy- gulamalar, tüketici diyaloglarını din- leyen ve karşı politikaları otomatik olarak uygulayan zeki yazılımlar da bu gelişmelere reaksiyon olarak oluşturulmaya başlanmıştır. SoLoMo kavramının gelişiminde haklı bir sebebi olan hiperyerel (“Hyperlocal”) hareketin, belli bir lokasyon için geçerli olan olayları ve koşulları, sürekli olarak dünya ile paylaşmaya başlaması önce- liklidir. Takip eden şekilde alışveriş merkezleri, şehrin aktif bölgeleri, tüketicilerin çok oldukları yerler, ve bölgesel bir iletişim dinamiği yaratması sonucunda yerel bilgile- rin dağılımı hızlanıp, çeşitlenmek- tedir. Bunun doğal sonuçlarından biri tüketicinin ona yönlendirilmiş bir pazarlama iletişimi mesajını daha kolay ve doğrudan alması ile tüketimin daha hedef merkezli yönlendirilmesi olmaktadır. Bir diğer sonucu da şehrin içindeki hareketliliğin hiperyerel mesaj- lar sayesinde daha konsantre ve bunun takipçisi olan kitlenin büyüklüğü oranında yönlendirici olmasıdır. Bu noktada artık daha da çok önem kazanan “beğen”, “paylaş”, “dürt”, “tavsiye et” gibi iletişim kavramları, elektronik forumlardaki yorumların yol açtığı kararsızlıklar, sosyal mecralardaki fikir önderlerinin etrafında oluşan kalabalığın iç etkileşimi ile sosyal medya güçlenmektedir. Önümüzde bu yoldaki hızı arttıracak önemli bir gelişmenin bulunduğu görülmektedir: Makineden Makineye iletişim (“Machine to Machine”, M2M) – genişletilmiş kavramsal adıyla “nesnelerin interneti” (“Internet of things”, IoT). Bu alandaki ilerle- meler hiperyerel veri oluşumunda sadece insanların değil otonom makinelerin ya da kişisel cihazların çok daha etkin rol almasını ve bu verilerin içeriğinin çoğalarak kapsa- mının genişlemesi için altyapıyı oluşturacaktır. M2M, son dönemde akıllı şehirlerin tasarlandığı bir- çok araştırmada gelecekteki rolü şekillenmiştir. Bu durumda birçok tüketici sadece anlık paylaşımda bile çok daha fazla veriyi, değişik formatlarda paylaşabilecektir. Bu ilerlemelerin mobil hareketliliği, veri paylaşımını, bunların video ve ses içeriğinin kalitesini, paylaşım hızını ve niteliğini arttırdıkça, şehirlerin tüketicilerle ilişkilerinin değişi- me uğraması, perakendecilerin, alışveriş merkezlerinin, eğlence sektörünün, finansal hizmetlerin ve güvenlik konularının öncelikli olarak etkilenmesi beklenmektedir. Dolayısı ile tüketicinin hayatı da bu değişimlere uyum gösterecek ve hatta bunların değişim biçimlerini belirleyecektir. Daha yakından bakılırsa, anlık kupon kullanımı ve bunun belli bir grup tüketiciye, belli bir bölgeye ya da farklı segmentlere farklı indirim- lerle dağıtımı ve bunların birden fazla perakendecide eş zamanlı ve güvenli şekilde tüketilebilmesi var olan teknolojilerle artık kolay- lıkla mümkündür. Burada marka ve perakendeci yatkınlığı, aktif müşteri ilişkileri yönetimi, alışveriş geçmişi, perakendecilerin servisleri arasındaki benzerlik ya da farklılık- ların bölgesel dağılımı, bir sonraki benzer ürün ya da servisin uzaklığı gibi konularda anlık veri aktarımı yoluyla hem tüketicinin hem de işletmenin karar verme süreçle- rinde değişimleri görülecektir. Bir promosyonu günlük değil, saatlik ya da dakikalık olarak sağlarken, bunun aynı caddedeki bir başka perakendeci ile ortak ve birbirine bağlı uygulanmasında bilgi tekno- lojileri kullanımı etkinlikle sağlanabilecektir. Sonuçta, tüketi- ciler için de içinde yaşadıkları şehir için de yaşam farklılaşmaktadır, daha ziyade kolaylaşmaktadır. Hem müşteri ile iletişimin arttığı araçlar ve uygulamalarla, hem de işletmelerin mikro-segmen- tasyona dayalı pazarlama etkinli- ğine kavuşmalarının sonucunda tüketici için daha uygun yapılan- dırılmış, zaman kazandıran, etkili bir iletişim içinde sürdürülebilir promosyonlar için enformasyon altyapısı ve bıkkınlık yaratmaya- cak şekilde kalibre edilmiş olarak direk mesajlaşma SoLoMo kavra- mı çerçevesinde daha fazlasıyla gözlemlenebilecektir. Akıllı şehirlerin oluşmasının altında yatan bazı temel unsurlar vardır. Bunlar, pazarların gerek- sinimlerine paralel olarak daha büyük ekonomik merkezlerin oluşturulmasının amaçlanması, güçlü ve kesintisiz iletişim kapasitelerinin sağlanması, ekolojik olarak sürdürülebilir ve çevreci bir yapılaşma, güvenilir ve yaygın toplu ulaşım, şehrin insanlarının yönetişime katılımı, şehirdeki kültürel varlıkların yaşantıyı zenginleştirmesi ve modern yönetim anlayışı olarak sıralanabilir. Akıllı şehirler, sadece teknolojik altyapılarıyla değil, kaynak kullanımı, kültürel zengin- lik içeriği, şehrin özgün kişiliğinin oluşturulması, bulunduğu coğrafya ile kökleri, düşük karbon salınımı, yaşayanların karar verici olarak daha etkin bir rol üstlen- mesi gibi yenilikleri de göz önüne alarak tasarlanacaktır. Sosyal iletişim gücü artan tüke- ticileri barındıracak yeni ve akıllı şehirlerin kritik özellikleri arasında sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve duyarlılık, insan-merkezlilik, kültü- rel bütünsellik, yaygın ve güvenilir teknolojik altyapı, çevreye saygılı ulaşım olacaktır. Tüketicinin bu şeh- rin içinde mobil cihazları ile sürekli olarak iletişim içinde, tecrübe ve deneyimlerini anlık olarak paylaşa- cağı, birçok diğer tüketici ile değişik ve dinamik segmentler kümelerinde eşzamanlı yer alarak diyalog içinde olacağı bir dönemdeyiz. Sürdürülebilir tüketim anlayışı ile yükselen pazarlardaki artan tüketim ihtiyacını cevaplarken kaynakların yerine konabilir olması için çaba harcayan firmalar daha ön plana çıkacaklar ve bu durum yerel yöne- timler tarafından da desteklenecek- tir. Bunların sosyal medya üzerinde bölgesel etkileşimli bir düzen içinde yerel ve güçlü zincirlere dönüşme- leri ya da küresel bir oyuncu da olsa bölgesel öncelikleri gözeterek yerelleşmesi çok daha mümkün olacaktır. Tüketici merkezli organizasyonla- rın öneminden söz edildiği yılların akabinde internet, sosyal medya ve akıllı telefonların açtığı insan- merkezli etkileşim yetkinliği, top- lumu ve içinde yaşadığı şehirleri biçimlendiriyor. Artık pazarlamanın teknoloji ile çok daha içiçe derin- leşeceği bir döneme girilmektedir. Pazarlama ile teknolojinin bir arada evrilmesiyle, yeni teknolojiler ve onlara bütünleşik hizmetler, maki- neleri insanların hayatına daha çok sokarken, tüketicilerin kolay ve gü- venilir şekilde yönetebileceği hale dönüşmektedir. Pratikleşen haya- tın daha çok zamanı kullanılabilir kılması halinde, yeni pazarlardaki akıllı şehirlerin sakinlerinin tüketim biçimlerinin ve alışkanlıklarının değişmesi kaçınılmazdır. Dijital Biz 50 Dijital Biz 51

Sayfa 52 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde dü- zenlenen “Dijitalin Serüveni” se- minerinde, algoritma ve yazılımla- rın insan davranışlarına etkisi ele alındı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Pazarlama İletişimi / MarkaOkulu Yüksek Lisans Programı ge- çen yıl “Tüketici Serüveni” başlığıyla ilk kez düzenlediği etkinliklerini bu yıl “Dijitalin Se- rüveni” semineriyle devam ettirdi. Seminerin açılış konuşmasını “Gözetim Kapitalizmi ve Veri Endüstrisi” başlıklı sunumuyla İstanbul Bilgi Üniversitesi Pazarlama İletişimi / Marka- Okulu Yüksek Lisans Programı Direktörü ve Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gresi Sanje yaptı. “Sürekli gözetim altındayız” Dijital dünyanın hammaddesinin insan, ve- rinin hammaddesinin ise insan davranışları olduğunu belirten Sanje; “Davranışlarımızla ürettiğimiz verilere göre kategorilere ayrılıyor ve algoritmaların manipülasyonuna maruz kalıyoruz. Bilgisayarımızdan Prag bileti bak- tığımızda, telefonumuza Prag otelleriyle ilgili reklam mesajı geliyor. Netflix ve Spotify’da tükettiğiniz içeriğe benzer içerikler size öneri- liyor. Tüm dünyada 4.4 milyar insan ücretsiz sandığı hizmetlerden faydalanırken gönüllü olarak verilerini de paylaşmış oluyor. Sürekli olarak gözetim altındayız. Bu yeni düzende insana kalan tek şey düşünmek ve soru sor- mak” dedi. Dünyayı Robotlardan Önce Algoritmalar Ele Geçirdi “Yankı odalarına hapsediliyoruz” Gözetim toplumuna doğru gidişatı değerlen- diren isimlerden biri de BİLGİ Öğretim Gö- revlisi ve FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula oldu. Algoritmaların hayatın her alanını ördüğünü belirten Abdula, görü- şünü yakın zamandan bir örnekle destek- ledi: “Cambridge Analytica, Facebook’tan Amerikan seçmeninin verilerini izinsiz olarak aldı. New York’taki demokratların görmesi gereken içerikleri güneydeki cumhuriyetçilere gösterdi. Burada sorun datayı izinsiz kullan- maktan ziyade, içeriği korkutmak amacıyla kullanarak etik olmayan faaliyetler yürütmek. Sonuç olarak Trump başa geçti ve tüm dün- yanın kaderi değişti.” Abdula algoritmaların insanlara sevdikleri içerikleri göstererek yan- kı odalarına hapsettiğine ve herkesin güvenli alanında kalmayı tercih ettiğine de dikkat çekti ve “Robotlara gerek yok, algoritmalar dünyayı çoktan ele geçirdi” dedi. İlk oturum BİLGİ Öğretim Görevlisi ve TBWA Reklam Ajansı Medya Sorumlusu Nüzhet Al- güneş’in “Yeni İnsan, Yeni Medya” başlıklı su- numuyla son buldu. Algüneş konuşmasında “Medya 4.0” kavramına dikkat çekerek; lokal medyanın bittiğine, gelecekte global mar- kaların içerik ve haber üretiminde tek hâkim olacağına vurgu yaptı. “Dijitalin Serüveni” etkinliğinin ikinci oturumu BİLGİ Öğretim Görevlisi ve MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan’ın modera- törlüğünde düzenlenen “Dijital İşimizi Nasıl Dönüştürdü?” paneliyle sürdü. Hopi Genel Müdürü Onur Erbay, MediaMarkt Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Çağanur Atay Uçtu ve VakıfBank Kurumsal İletişim Başkanı Arzu Örsel’in katılımları ile gerçekleşen panelde dijital değişimlerin iş dünyasına nasıl yön verdiği ele alındı. “Hikayelerinize sahip çıkın” Etkinliğin kapanışını BİLGİ Öğretim Görevlisi ve Yazar Yekta Kopan yaptı. Kopan, “Bizi Biz Yapan Hikâyeler” başlıklı konuşmasında “Di- jitalleşme süreci ve inovasyon 30 bin yıl önce yapılan mağara duvar resimlerinde bile var olan kavramlar. Birileri ava gitti; sahaya çıktı, proje geliştirdi ve bir marka yarattı. Biri de mağarada kalarak o avın yani projenin resmi- ni çizdi. Silinmeyen o boya inovatif boyutuyla öne çıkarken, imgeler üzerinden yapılan hikâye anlatımı pazarlamanın temellerini attı. Bugün hala bu yöntemlerle hikâye anlatımına devam ediyoruz. Hikâyelerinize sahip çıkın” dedi. Dijital Biz 52 Dijital Biz 53

Sayfa 54 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Yeditepe Üniversitesi, 27-28 Nisan tarihlerinde yapay zekâ ve bilişsel bilimin konuşulduğu, iki büyük sem- pozyuma ev sahipliği yaptı. Yerli ve yabancı çok sayıda uzmanın katıldığı sempozyumda konuşan sanatçı-araş- tırmacı Memo Akten, yapay zekâ ile “yaratıcılık” diye düşündüğümüz bir- çok işin değişeceğini söyledi. Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Beyin ve Bilişsel Bilim Sempozyumu ve onun uydu etkinliği olan Disiplinlerarası Yapay Zekâ Ça- lışmaları Sempozyumu, 27-28 Nisan tarihle- rinde, üniversitenin 26 Ağustos Yerleşimi’nde gerçekleştirildi. Farklı disiplinlerden çok sayıda bilim adamı- nın ve araştırmacının konuk olduğu sempoz- yumlar, bu alanda yaşanan son gelişmelerin ve etik sorunların tartışıldığı, interaktif yapay zekâ uygulamalarıyla konukların farklı dene- yimler yaşadığı bir platform oldu. Yeditepe, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversiteleri Bir Arada Türkiye’de bilişsel bilim programları sunan üç üniversite Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Boğaziçi Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi’nce altı yıldır düzenlenen Ulus- lararası Beyin ve Bilişsel Bilim Sempozyu- mu’na (ISBCS), bu yıl Yeditepe Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Sempozyumun açılışında konuşan Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, sempozyumun biliş- sel bilim alanına disiplinlerarası bir yaklaşım getirdiğini anım satarak üç büyük üniversite ile yurtiçinden ve yurtdışından katılan çok özel Yapay Zekâ ve Bilişsel Bilim Alanında Çok Sayıda Uzman Bir Araya Geldi konuklarla böyle bir sempozyumu organize etmekten gurur duyduklarını söyledi. Temel hedefi insan zihnini anlamak olan bilişsel bilim- lerin, bu hedefine disiplinlerarası çalışmalarla ve bu çalışmaların konuşulacağı platformlarla ulaşabileceğini ifade eden Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, Yeditepe Üniversitesi’nin bilişsel bilim alanındaki çalışmaları desteklemeyi sür- düreceğini kaydetti. Dil ve Müzik Beyinde Aynı Alandan Yöneti- liyor Sempozyumda “Dilin Sinirsel Evrimi” konulu bir konuşma yapan Viyana Üniversitesi Bilişsel Biyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Tecumseh Fitch, bu alandaki çalışmalarıyla ilgili bilgiler verdi: “Çoğu hayvanın, özellikle de bize genetik ve anatomik olarak yakın hayvanların neden ko- nuşamadığı üzerine çalışmalar yapıyorum. Biz çalışmalarımızda bunun genel olarak konuşma organlarıyla ilgili olduğuna ilişkin iddiaların yan- lış olduğunu kanıtladık. 70’lerden beri özellikle maymunların konuşamamasının temel nede- ninin konuşma organlarının insandakilerden büyük farklılıklar taşıması olduğu iddia edil- mekteydi, ancak asıl sorunun bu olmadığını ve maymunların beyinlerinde ilgili nöral yapıların olmamasının sorunun kaynağı olduğunu gös- terdik. Konuşma organları oldukça farklı anato- mik özellikler sergilese de, mesela papağanlar, insan seslerini üretilebilirler ve tam da iddiamı- zın öngördüğü gibi, papağanlar insanlarda bu- lunan nöral yapılara sahiptirler. Ayrıca, müzikle insan dili arasındaki benzerliklerin beyinde bir karşılığı olduğunu gösteren çalışmalar yapıyo- ruz. Şu anki bulgular hem müzik hem de dil için gerekli olan nöral özelliklerin beynin ön lobunda bulunan ve Broca bölgesi adı verilen bir alan ve onun yakın çevresindeki alanlarla kurduğu bağlantılarda toplanmış olduğunu gösteriyor.” “Kitabı veya Senaryoyu Yapay Zekâ Yaza- cak” Bu yıl ilk kez düzenlenen Disiplinlerarası Yapay Zekâ Çalışmaları Sempozyumu’nda ise (SIA- IS) sanatçı ve araştırmacı Memo Akten, yapay zekâ ile oluşturduğu eserlerini konuklara VR deneyimi ile sundu. “Temel Frekanslar: Makineler daha zeki, daha özerk oldukça ve her yerde yayıldıkça, bu du- rum insan yaratıcılığını veya sanatçının rolünü nasıl etkiler?” konulu bir konuşma yapan Memo Akten, yapay zekânın yaygınlaşması ile yaptı- ğımız birçok işi yapış biçimimizin değişeceğini anlattı. Soruları da yanıtlayan Memo Akten, “Yaratıcı- lık diye düşündüğümüz bazı işler değişecek. Örneğin, 100 saatlik video çektiniz, onu hard diske kopyaladınız. Bir senaryo yazıyorsunuz ve ‘bu 100 saatlik videoyu edit et ve senaryoya uygun hale getir’ diyorsunuz ve yapay zekâ videoyu senaryoya göre edit ediyor. Bir başka örnek, bir paragraf yazacaksınız, ‘bu paragrafı roman hale getir’ diyeceksiniz. Bu güzel bir roman olur mu olmaz mı, o ayrı bir konu. Ancak yapay zekâ bir taban oluşturacak ve sonrasın- da biz o romanı edit edebileceğiz” dedi. Yapay zekanın insandan daha yaratıcı olup olmayacağı şeklindeki bir soruya ise Memo Akten, şu yanıtı verdi: “Biz yaratma ihtiyacı içi- mizde olduğu için yaratıyoruz. İnsandaki yara- tıcı olma gereksinimi hiçbir zaman bitmeyecek. Bir bilgisayar bu hissi edinemez. Belki bilgisa- yar insanı yenebilir ama en iyi kombinasyon, insan+bilgisayar. Bir bilgisayar hiçbir zaman insan+bilgisayardan daha iyi olamaz.” Sempozyumlarda ayrıca, Friedrich-Schiller Üniversitesi öğretim üyesi Thomas Bocklitz “Makine Öğrenmesine Giriş”, Sabancı Üniver- sitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kurucu Dekanı Emeritüs Profesör Kemal İnan “Yapay Zekâ ve Bilginin Büyümesi”, Dr. Tonio Ball “Beyin Sinyalleri için Derin Öğrenme”, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Göktürk Üçoluk “Akıllı Hasta Takip Sistemi”, Maryland Üniversitesi öğretim üyesi Colin Phillips, “Konuşma ve Anlama Ara- sındaki İlişki”, Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Nazım Keven “Olaylar, Hikayeler ve Bellek”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Itır Kaşıkçı “Rakamlarla Beyin: İçeriden Bakış”, İndiana Üniversitesi Psikoloji ve Beyin Bilim- leri Bölümü öğretim üyesi Ydr. Doç. Dr. Ehren Newman “Sinirsel Bilgi İşlemenin Beyinde ve Laboratuvarda Takibi” konulu konuşma yaptı. Dijital Biz 54 Dijital Biz 55

Sayfa 56 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Yazar Mustafa ÇELİKPENÇE Eksim Yatırım Holding Bilgi Sistemleri Müdürü Dipnot: Veri Bilimi ile uğra- şan Veri Bilimcisi gibi mesleklerin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Veri Bilimi ve Veri Bilimcisi Veri Bilimi ve Veri Bilimcisi Disiplinler arası bir kavram olarak kabul edilen Veri Bilimi (Data Science); İstatistik, Ma- tematik ve Bilgisayar Bilimleri alanlarından faydalanmaktadır. Ayrıca Veri Biliminde, üzerinde çalışılan alan bilgisi de büyük önem taşımaktadır. Finans, insan kaynakları, enerji gibi sektörlerde, hangi alt alanda çalışma gerçekleştiriliyorsa, bu alandaki bilgi birikimi de Veri Biliminde oldukça önemlidir. Veri Bilimi ile uğraşan kimseye Veri Bilimcisi adı verilir. Veri Bilimcisi ise tüm bu disiplin- ler ile birlikte alan bilgisini de birleştirip, geçmiş verileri doğru okuyup analiz ederek geçmi- şi anlamlandırabilen, mevcut durumu tanımlayan ve gelecek ile ilgili de tahminlerde buluna- bilen kişidir. Veri Bilimcisi, farklı araçları kullanarak elindeki verileri işler ve yorumlar. Lineer cebir, sayısal analiz, istatistik ve veri görselleştirme alanlarında uzmandır. Günümüzde veri bilimcisi, en çok aranan mesleklerden biri haline gelmiştir. Zaman ilerle- dikçe de bu alandaki ihtiyaç hızla artmaktadır. Veri Bilimcisi ihtiyacının giderek artmasının sebeplerini, aşağıdaki gibi özet- leyebiliriz. Büyük veri ile iç içe olduğumuz bir dünyada, toplanan verileri teknik bilgisi ile işleyerek anlamlandıran ve katma değere dönüştüren, elde edilen bu bilgiler ile birlikte di- rekt olarak kurumların karlılığına etki eden, Veri Bilimi ile uğraşan Veri Bilimcisi gibi mesleklerin önemi gün geçtik- çe artmaktadır. Veri Miktarındaki Artış İnternet ve sosyal medya kul- lanımı ile birlikte, üretilen veri sayısında eksponansiyel bir artış yaşanmaktadır. İnternette 1 dakikada: • 481 bin tweet atılıyor. • Google’da 3,7 milyon arama yapılıyor. • Youtube’da 4,3 milyon video izleniyor. • 187 milyon e-mail gönderiliyor. • 38 milyon WhatsApp mesajı gönderiliyor. Sosyal medya ve internet veri- lerinin yanı sıra, nesnelerin in- terneti de üretilen ve depolanan veri miktarını arttırmaktadır. Bu kadar çok veri depolanmak- la birlikte, bu veriler yorumlanıp bir bilgiye, bir değere dönüş- türülmedikçe, toplanan bilgiler veri çöplüğüne dönüşecektir. Örneğin satışı yapılan bir ürü- nün, sosyal medyadaki geri bildirimlerinden beğenilip beğe- nilmediğinin, kimler tarafından beğenilip, kimler tarafından beğenilmediğinin tespiti, ürün- lerin sosyal medyadaki payla- şımlarının kampanyalara etkileri gibi çıkarımlar veriyi anlamlan- dıracaktır. İşte bu noktada, oluşan büyük verileri türlerine göre gerekli araçlarla işleyip, anlamlandıra- bilecek teknik çalışanlara, yani Veri Bilimcilerine ihtiyaç vardır. Veriye Dayalı Kararlar Günümüzde karar vermede ar- tık veriler daha da büyük önem taşımaktadır. Sahip olduğu verileri değerlendirebilen firma- lar, daha doğru kararlar verebil- mektedir. Hızlı ve doğru karar verme ile, fırsatları yakalama imkânı da artmaktadır. Ayrıca veri odaklı karar verme ile birlik- te, kişilerden bağımsız ve daha doğru kararlar alınabilir. Hızlı ve doğru alınan kararlar, direk olarak şirket karlılığını et- kilemektedir. Harvard Business Review araştırması, Amerika’da kendi sektöründe lider olan ilk 3 firmanın, veri odaklı karar ver- me ile ortalama %6 daha fazla kar ettiğini ortaya koymaktadır. Verilere dayanan kararların getirdiği karlılık, Veri Bilimcisinin önemini daha da arttırmaktadır. İş Yapış Şekillerinin Değişme- si Yapay Zekâ ve Makine öğren- mesi ile birlikte, iş yapış şekille- rimiz de değişmektedir. Makine öğrenmesi kullanılarak kurulan sistemler, öğrenerek kendilerini geliştirebilmektedir. Özellikle günümüzde finans, satış/pa- zarlama ve sağlık sektöründe yaygın olarak kullanılmaya başlayan makine öğrenmesi, gelişmiş algoritmaları kullan- maktadır. Gelişmiş algoritmalar ile geçmiş verilerden öğrenip, hızlı ve doğru kararlar verilebil- mesine imkân sağlayan makine öğrenmesi, kaynak ve zaman tasarrufu sağlayarak, maliyetleri düşürmektedir. Günümüzde firmaların kendi makina öğrenmesi sistemlerini kurmaları maliyetli olduğundan, hizmet olarak makine öğrenmesi platformları tercih edilmektedir. Ortalama bir kullanıcı, bir servis olarak Makine Öğrenmesi (MLa- aS - Machine Learning as a Service) servislerini kullanarak, farklı bir çalışana gerek duyma- dan akıllı kararlar alabilmektedir. Kullanıcı burada karar alırken, bu servislerden gelen öneriler- den faydalanmaktadır. Bu kapsamda baktığımızda, teknolojiyi ve iş süreçlerimizi geliştirmek için, makine öğren- mesi algoritmalarını kullanan geliştiricilere ve bu geliştiricilerin oluşturduğu güvenebileceğimiz modellere ihtiyaç duyulmaktadır. Veriye Dayalı Doğru Tahminler Büyük veri ile birlikte, tüm bu verilerin insanlar tarafından işlenmesi ve veriler arasındaki ilişkilerin bulunabilmesi git- tikçe zorlaşmaktadır. Makina öğrenmesi teknikleri ile, veriler arasındaki insanların gözle göremeyeceği ilişkiler buluna- bilmektedir. Veri üzerinde çalı- şanlar, küçük ilişkileri gözden kaçırabilmekte iken, makine öğrenmesi algoritmaları bu iliş- kileri yakalayabilmektedir. İş birimlerinin rekabetçi piya- sada ayakta kalabilmesi için, tahmin modellerini oluşturmaya ve sonrasında oluşturulan bu tahmin modellerini sürekli geliş- tiren Veri Bilimcilere ve Makine Öğrenmesi Uzmanlarına ihtiya- cı vardır. Veri Bilimcisi alanındaki artış gerek- çelerini yukarıdaki gibi özetleyebili- riz. Günümüzde Amerika’da en çok aranan meslek Veri Bilimcisi haline gelmiştir. Amerika’da LinkedIn üze- rinde son 5 yıllık iş ilanlarındaki ar- tışlara bakıldığında, Makine Öğren- mesi ve Veri Bilimcisi ilanlarının en çok artan iki ilan olduğunu görmek- teyiz. 5 yılda Makine Öğrenmesi iş ilanları %9,8, Veri Bilimcisi iş ilanları ise %6,5 oranında artmıştır. McKin- sey Global Institute tahminine göre, 2024 yılına kadar 250.000’den fazla açık veri bilimcisi ilanı olacağı tahmin edilmektedir. Büyük veri ile iç içe olduğumuz bir dünyada, toplanan verileri teknik bilgisi ile işleyerek anlamlandıran ve katma değere dönüştüren, elde edi- len bu bilgiler ile birlikte direkt olarak kurumların karlılığına etki eden, Veri Bilimi ile uğraşan Veri Bilimcisi gibi mesleklerin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Kurumların buna göre iş yapış biçimlerini değiştirmeleri, verinin öneminin farkına varmaları, sahip oldukları verileri korumaları ve veri sahiplerini belirlemeleri, bu verileri işleyerek şirketin karlılığına direkt etki edecek kritik bilgilere dönüştür- meleri ve bu dönüşümü sağlayacak bilgi birikimine sahip Veri Bilimcisi gibi çalışanlara organizasyonların- da yer vermeleri gerekmektedir. An- cak bunları gerçekleştiren kurumlar gelecekte ayakta kalacaktır. Dijital Biz 56 Dijital Biz 57

Sayfa 58 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Yıldız Teknopark, Yıldız Teknoloji Transfer Ofisi ve Yıldız Teknik Üni- versitesi IEEE Öğrenci Kulübü iş birliği ile düzenlenen 11’inci Yıldızlı Projeler Yarışması’nın kazananları belli oldu. ‘Fikrini geleceğe taşı’ slo- ganı ile düzenlenen yarışmaya 500’e yakın projenin başvurdu, iki katego- ride altı proje ödüle layık görüldü. Yıldız Teknopark, Yıldız Teknoloji Transfer Ofisi ve Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğ- renci Kulübü iş birliği ile düzenlenen Yıldızlı Projeler Yarışması’nda ödüller sahiplerini bul- du. Yarışma başladığından bugüne 11 yılda 44 üniversiteden 2.500 proje yarıştı. Yıldız Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Mesut Güner, yaptığı konuşmada start-up dostu bir teknopark olarak girişimciliğin ken- dileri için önemli olduğunu belirtti ve ekledi: “140 kuluçka ile 4.500 metrekarelik alanda Türkiye’nin en büyük kuluçka merkezi ola- rak hizmet veriyoruz. Prototip atölyesi ile de start-upların ilk ürünlerini ortaya çıkarmala- rına destek olmaktayız. Starcamp Girişimci Hızlandırma programımız ile Amerika Silikon Vadisi’nde de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Yıldız Teknik Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı ve Rektör danışmanı Prof. Dr. Sezgin Bakırdere, en iyi fikirleri bulmanın yolunun bu tarz etkinliklere katılmaktan geçti- ğini ifade etti. Türkiye’nin Yıldızlı Projeleri Belli Oldu Proje sunumlarının ardından ödüle layık görü- len girişimler şu şekilde sıralandı: Startup kategorisinde Gugagon adlı girişimiyle Önder Güzel birinci olurken, Teşhis ve Tedavi Amaçlı Zeki Robotik Rehabilitasyon Sistemi ile Mehmet Emin Aktan ikinci, Phototherma Hybrid Solar Panel ile Erhan Demircioğlu da üçüncü oldu. Öğrenci kategorisinde ise Atık Kauçuklardan Enerji Depolama Sistemleri ile Uyumlu Aktif Karbon Geliştirilmesi ile Erdem Mutlu birinci, Sesle Oynanan Oyun girişimiyle İrem Kömürcü ikinci, Dişçilik Sektöründe Yerli Medikal Tekno- loji Üretim ile Mustafa Doğan üçüncü oldu. Dereceye giren proje sahiplerinden birinciye 10 bin, ikinciye 5 bin, üçüncüye 2.500 TL verilir- ken, Türkiye’nin en büyük kuluçka merkezi olan Yıldız Kuluçka Merkezi’nde özel ofis, Yıldız Prototip Atölyesini kullanım hakkı, mentorluk ve sponsor özel ödülleri gibi farklı ödüller de verildi. Dijital Biz 58 Dijital Biz 59

Sayfa 60 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Bayer’in girişimcilik ekosistemini des- teklemek amacıyla küresel çapta yürüt- tüğü Girişim Hızlandırma Programı’nın Türkiye ayağı G4A Turkey 2019’un seçilen girişimleri açıklandı. İstanbul, İzmir, Ankara’nın yanı sıra Bursa, Ada- na, Diyarbakır olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrindeki girişimcilerin yoğun ilgi gösterdiği program; 200’ün üzerin- de başvuru aldı. Seçilen girişimler 1 Nisan tarihinde Ümraniye’deki Bayer Merkez Ofis’te gerçekleşen Kick Off etkinliğinde açıklandı. Bayer, seçilen her bir girişimciye 60.000 TL değerin- de hibe, Bayer’in Merkez Ofis’inde 100 gün süren çalışma ortamı, eğitim ve mentorluk desteği verecek. Bayer Türk CEO’su Hubert Braun’un konuş- masıyla başlayan Kick-Off etkinliğinde Tür- kiye’de girişimcilik ruhunun desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Braun: “Bilim ve ino- vasyon şirketi olarak seçilen girişimcilerimizle güzel bir iş birliğine imza atacağız.” dedi. İlaç, Radyoloji, Tüketici Sağlığı ve Tarım Ürünleri iş birimlerinin yöneticileri de girişim- cilik ruhunu ileriye taşıma açısından bu yeni projelerin önemine değindiler. Kick-Off et- kinliği kapsamında IT İnovasyon Danışmanı Gökay Kılıç yeni girişimcileri Bayer çalışanla- rıyla bir araya getirdi ve girişimcilerin projele- rini tanıttıkları bir panel gerçekleştirildi. Bayer üst düzey yöneticilerinin yanı sıra girişim ekosisteminin önde gelen isimlerinden oluşan jüri; insan ve hayvan sağlığının yanı sıra tarım ve çevre sağlığı alanlarında ayrıca Girişim Hızlandırma Programı Grants4Apps Turkey 2019’a Seçilen Girişimler Belli Oldu kurumsal firmalara fayda sağlayacak iş model- leri ve teknoloji çözümleri sunan, fikir aşaması- nı geçmiş ve üzerinde çalışılabilecek yalın bir ürüne (MVP) ya da prototipe sahip olan proje ve girişimleri değerlendirdi. G4A Turkey 2019’a seçilen projeler: Nanomik / Arda Örçen: Bitki koruma ürü- nü Mikoks ile ürünlerin raf ömrünü uzatmayı amaçlıyor. MOLECS / Ümit Akköse: Molecs; yeni nesil RNA dizileme veri analizi yaparak özellikle ilaç kullanımından sonra beklenen ya da beklen- meyen değişimleri inceliyor. MIPS / Şule Başarslan: MIPS, erkekler için evde kullanılabilen sperm test cihazı sunuyor. Çocuk sahibi olmak isteyen ya da tedavi alan erkeklerin kendilerini baskı ve stres altında hissederek sadece hastanelerde yapılabilen testi; evde rahat ve konforlu hale getirmeyi hedefliyor. XRAI / Taha Varol: Radyologların işini kolay- laştırmayı amaçlayan XRAI, MR görüntüleri üzerinden tümör ve hastalık tespiti yapabilecek bir yapay zekâ ile şu an göğüs kanseri tespiti üzerine çalışıyor. Dijital Biz 60 Dijital Biz 61

Sayfa 62 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber IFAT Eurasia, bu yıl da sektör pro - fesyonellerinin ajandasında ilk sırada yer aldı. 28-30 Mart tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen, atık yönetimi ile ilgili en son teknolojilerin sergilendiği IFAT Eurasia 2019, Uluslararası Çevre Teknolojileri Fuarı, 3 salonda 226’sı uluslararası olmak üzere 339 firmanın, 84 ülkeden 10.467 ziya - retçi ile buluşmasına ev sahipliği yaptı. Ülkemizde 3’üncü kez dü - zenlenen organizasyon, gerçekle - şen ticari faaliyetlerle de ülkemize ekonomik anlamda olumlu katkılar sağladı. İstanbul, çevre konusunda çok önemli bir fuarı geride bıraktı. Avrasya’nın en büyük çevre teknolojileri fuarı IFAT Eurasia, 28-30 Mart tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlendi. Fuarda çevre sorunlarına yönelik çözümler öneren teknolojiler sergilenirken, eş zamanlı olarak gerçekleştirilen Uluslararası Çevre Konferansı ‘IREMCON’ ve IFAT Forum programlarında yapılan sunumlar ile sektörün geleceği ele alındı. Brezilya’dan Güney Kore’ye, Kanada’dan Hindistan’a kadar geniş bir coğrafyadan gelen katılımcı firmalar, bireysel ziyaretçilere ek olarak, İran, Kazakistan, Lübnan, Makedonya, Romanya, Rusya, Tunus ve Yunanistan’dan gelen delegasyonlar ve T.C. Ticaret Bakanlı- ğı’nın organizasyonunda düzenlenen alım he- yetleri ile IFAT Eurasia çatısı altında buluştu. Çevre Teknolojileri Buluşmasına 84 Ülkeden 10 Bin Ziyaretçi Uluslararası Katılım Yüzde 60 Arttı 2017 yılına göre uluslararası katılımın yüzde 60 arttığına dikkat çeken IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “Organizasyon, Türki- ye’de gelişmekte olan çevre teknoloji sektörü- nün tam anlamıyla bir pazar haline gelmesine önemli katkıda bulunurken, inovasyon ürünleri ile de büyük ilgi gördü. Ülkemizin ve dünyanın farklı yerlerinden gelen sektör profesyonelleri, önemli iş bağlantıları kurdular. Sektörün büyü- mesi hem ülkemiz ekonomisine katkı sağlaya- cak, hem de çevre sorunlarımıza çözüm bulma aşamasında yol gösterici olacak.” dedi. Dijital Biz 62 Dijital Biz 63

Sayfa 64 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Yazar Av. Arb. Murat KEÇECİLER Keçeciler & Partners Kurucu Ortak Dipnot: Demokrasinin bayramı olarak nitelenen seçim- lerin kavga ve çatışma- ya değil huzur ve refaha hizmet ettiği günlerin gelmesi için bugün de- ğilse bile gelecekte tek- nolojinin nimetlerinden istifade edilmesi bizce kaçınılmaz olacaktır. Oy Verme Teknolojileri ve Elektronik Oylama 31 Mart yerel seçimleri tamam- landıktan sonra, İstanbul yerel seçimlerinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler üzerine seçimlerin YSK tarafından iptal edilmesi üzerine İstanbul seçim- lerinin 23 Haziran 2019 tarihinde yenilenmesine karar verilmiştir. Seçimlerin tamamlanmasından sonra, Türkiye’deki birçok seçim bölgesinde birçok parti farklı farklı gerekçeler ile seçim sonuçlarına itirazlarını dile getirmiştir. Esasın- da geçmişten bu yana Türkiye’de yapılan seçimlerde sandık so- nuçlarına; ilçe seçim kurullarında, il seçim kurullarında ve en son olarak da YSK önünde itirazlar hep yapıla gelmiştir. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki kanunumuz 1961 yılında kaleme alınmıştır. Bugüne kadar yapılan seçimlerde itirazlar olsa da Türki- ye sağlıklı şekilde seçim yapması ile haklı bir üne kavuşmuştur. Ancak yaşanan son gelişmeler “Seçim süreçlerinde teknolojiden istifade etmek gerekir mi ve bu mümkün mü?” sorularını akıllara getirmiştir. Bu soru kapsamında elektronik oy verme yöntemleri üzerine düşünmek ve bir tartışma yürütmek sağlıklı olacaktır. Dünya ölçeğinde E-Oylama ile seçim yapan veya deneyen ülkeler mevcuttur. Dünyada ilk olarak E-Oylama ile seçimler yapan ülke Estonya olmuştur. Estonya’yı İsviçre takip etmiştir. İsviçre 2004 yılından bu yana bazı kantonlarda yapılan seçimlerde E-Oylama imkanını seçmenlerine sunmaya başlamış- tır. İsviçre sistemin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması açısından 2019 yılında kamuya açık saldırı testi düzenletmiş ve tüm dünyadan hackerleri sistem açıklarını bulma- ya davet etmiştir. Norveç de 2011 meclis seçimlerinde E-Oylama sistemini kullanılmıştır. Norveç’in kullandığı sistem Estonya gibi akıllı kimlik kartlarının kullanıl- ması ile şifrele zincirinin tamamlan- masına dayanan (nitelikli elektronik imza) bir sistem olarak kurgulan- mıştır. Norveç kullandığı sistemden 2014 senesinde oyların hackerler tarafından kamuoyuna duyurulması kaygısı ile vazgeçmiştir. E-Oylama sistemini kısaca; inter- nete bağlanan her türlü aygıt ile oy kullanılması temeline dayanan ve seçmenlerin oy kullanmak için oy kullanma merkezlerine gelmelerini ortadan kaldıran ve katılımı arttı- ran sistemler olarak tanımlamak mümkündür. E-Oylama sistemlerini savunanlar; bu sistemlerde de klasik oylama sistemlerinde geçerli olan oyun gizliliği, seçmenin anonim kalma- sı ve sonuçların şeffaf ve sağlıklı şekilde elde edilmesinin temin edildiğini dile getirmektedirler. E- Oylama sistemlerine karşı olanlar ise bu sistemlerde oy kullanan kişinin gerçek seçmen olup olma- dığının tespit edilemeyeceği ve bu durumunda oy satmak gibi haksız sonuçlara yol açacak ciddi sistem açıkları barındırdı- ğı kanaatindedirler. Esasında felsefi olarak oy hakkına sahip olan bir kişinin bu hakkını bir baş- kasına devredip devredemeyeceği tartışmaları uzun yıllardır süre gelen tartışmalardır. Ancak modern hukuk yaklaşımlarında oy vermek kişiye mutlak suretle sıkı sıkıya bağlı haklardan kabul edildiğinden devredilmesi veya bir üçüncü kişi eliyle kullanılması mümkün de- ğildir. Türk hukuku da bu görüşü benimsemiştir. Sistemin oy satmaya imkân veren açığına ek olarak, E-Oylama ile kullanılan oyların dışarıdan mani- püle edilip edilmeyeceğinin kesin olarak bilinemeyeceği de dile ge- tirilmektedir. Gerçekten de günü- müz siber güvenlik gereksinimleri ile bu kaygının mutlak bir şekilde giderilemeyeceği haklı olarak ifade edilmektedir. Sistem açısın- dan bir önemli sorun da sistemin internet tabanlı olmasından dolayı DDOS saldırıları ile seçmenlerin oy kullanma alt yapısına bağlan- masının engellenmesinin mümkün olmasıdır. Bunun yanı sıra internet üzerinden yapılan işlemlerin belli aşamalarında, seçmen tarafından verilen oyun içeriği veya seçmenin kimliği gibi bilgilerin sızdırılması- nın imkân dahilinde olduğu da göz ardı edilmemelidir. En önemli sorun olarak ise sistemde yer alan oyların tutulduğu dataların devletin kontrolü altında olması ve sis- temde yer alacak en ufak bir kötü niyetli kod ile kripto şifrelemenin kırılması ile seçmen anonimliğinin yitirilme olasılığıdır. Bu kaygı çok önemli bir sorun olarak bu sistem- lerin karşısında durmaktadır. Günümüz teknolojisi içinde E-Oy- lama yöntemlerinin güvenlik açığı barındırmadan bir seçimi gerçek leştirmesi pek imkân dahilinde görülmemektedir. Ancak Blokchain teknolojisinin bu konuda oluşan açıkları ve yaşanan sorunları gider- mesi mümkün olabilir mi? Bu anlamda teori düzeyinde ça- lışmalar yapılmaktadır. Blockc- hain teknolojisi; yarattığı güvenlik kriterleri sebebiyle veri transferi, para transferi gibi birçok alanda kullanıma başlanmıştır. Oy verme mekaniğinin temelde blockchain teknolojisine entegre edilmesi çok zor gözükmemektedir. Bu alanda yapılacak çalışmalar, ileride E-Oy- lamanın yaygınlaşmasının önünü açabilir. Elektronik Oy Makineleri Günümüzde elektronik oy kullanma sistemleri denildiğinde karşımıza en çok EOM’lar çıkmaktadır. Brezilya, Hindistan, ABD, Kanada, Rusya, Ukranya, Birleşik Krallık, Hollan- da’nın da aralarında bulunduğu 20 ülkede kullanılan bu makineler esa- sında oy pusulasının mühürlenmesi ve sandığa atılması süreçlerinde kul- lanılan; internet, USB veya herhangi bir dış bağlantıya imkân vermeyen kapalı sistem makinelerdir. Söz konusu makinelerin güvenlik açıkları olup olmadığı konusunda, EOM’ların kullanıldığı ülkelerde uzun zamandır devam eden tartışmalar mevcuttur. Bazı ülkeler bu sistemlerden tama- men vazgeçmiş, bazıları deneme uygulaması olarak kullanmaktadır. Çoğu ülkede ise bu sistemler belli bölgelerde kullanılmaktadır. Ülke- nin tamamında bu sistemleri hali hazırda kullanan devlet sayısı çok azdır. Özellikle, söz konusu maki- nelerin oy tercihlerini yazılım olarak manipüle edilmesinin teknik olarak mümkün olması bu makineler ile oy kullanılan ülkelerde halen soru işareti yaratmaktadır. Oy verme sistemlerine yurttaşların güvenlerini temin etmek açısından en önemli olan husus, kişilerin zihnindeki şüpheleri gidermek ve sisteme duydukları güveni pekiştirmektir. Günümüz teknolojileri dikkate alındığında tam güvenilir bir sistemin inşası şu aşamada zor gözükmektedir. Ülkemizde son seçimlerde yaşa- nan tartışmalar dikkate alındığın- da, oy verme sürecinden daha ziyade oyların sayım ve tasnifi süreçlerinde teknolojik bir alt yapıdan istifade edilmesi gele- cekte yaşanacak tartışmaların önüne geçmek açısından önemli olabilir. Özellikle, oy sayım tuta- naklarının ilçe seçim kurullarında birleştirilerek SEÇSİS’e işlenmesi sürecini mobil teknoloji kullana- rak sandık kurulu huzurunda oy sayımı tamamlandıktan hemen sonra SEÇSİS’e işlenmesi mümkün olabilir. Bu şekilde ıslak imzalı tutanaklar ile sisteme itiraz süreçlerinde siyasi partiler daha hızlı ve sağlıklı bir veriye kavuş- muş olurlar. Buna ek olarak, oy pusulalarında da karekod tekno- lojisi veya benzeri teknolojilerden istifade edilerek oy sayım ve tasnif işleminde insan unsuru- nu azamiye indirmek mümkün olabilir. Bu şekilde oylar sayıldığı anda otomatik olarak sisteme işlenmesi sayesinde, sayım cetvel ve sandık kurul tutanakları üzerinden yürüyen spekülatif tartışmalarında önüne geçmek, en azında azaltmak mümkün olabilir. Demokrasinin bayramı olarak nitelenen seçimlerin kavga ve çatışmaya değil huzur ve refaha hizmet ettiği günlerin gelmesi için bugün değilse bile gelecekte teknolojinin nimetlerinden isti- fade edilmesi bizce kaçınılmaz olacaktır. Dijital Biz 64 Dijital Biz 65

Sayfa 66 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Endüstri 4.0 Devrimi 5G Teknolojisi ile Hızlanacak Endüstri 4.0 devriminin ihtiyaç duy- duğu en önemli altyapı yatırımı olan 5G teknolojisine geçişte dünyadaki farklı ülkelerin ve ekonomik bölgele- rin dinamikleri de farklılıklar gösteri- yor. McKinsey ortağı Mehmet Başer Türkiye’nin yerli imkânlarla 5G tek- nolojisine geçen dünyadaki ilk ülke olma yönündeki çalışmalarını hatırla- tarak, Türkiye’nin 5G’ye geçişte Avru- pa’dan daha avantajlı olduğunu ve bu gelişmelerin ülkemizde Endüstri 4.0 teknolojilerinin gelişimini de hızlandı- racağını belirtti. 2020’den itibaren kullanılmaya başlanması planlanan 5G teknolojisi mobil cihazların in- ternet hızını artırmasının ötesinde, sürücüsüz araçlarda, sanayide, tarımda, sağlıkta, eğitimde ve başka birçok alanda yeni bir çağı başlatan 4. Sanayi Devrimi’ni hızlandıracak. 2G teknolojisinde telefon konuşması yapılıp SMS atılabilirken, şimdi taksi rezervasyonu yapabiliyor, banka hesaplarını yönetebiliyoruz. Hatta tarladaki mahsulümüzün durumunu kon- trol edebiliyor, tıbbı yardım alabiliyoruz. Akıllı telefonlar bireyler ve toplumlar için olağanüstü değer yarattı. Şimdi sırada dünya ekonomisi için büyük bir kaldıraç etkisi yaratacak Endüs- tri 4.0 devriminin tam anlamıyla işlerlik kaza- nabilmesi için 5G teknolojisi var. 5G’nin, çok daha büyük bir hız sağlayacağını, gecikmeyi azaltacağını ve nesnelerin interneti (IoT) uygu- lamalarını kolaylaştıracağı öngörülüyor. Mc- Kinsey’nin düşünce kuruluşu McKinsey Global Enstitüsü (MGI) tarafından nesnelerin interneti teknolojileri tarafından yaratılacak değerin 4 trilyon dolar ila 11 trilyon dolar arasında olacağı tahmin ediliyor. McKinsey ortağı Mehmet Başer konuyla ilgili şunları söyledi: “5G teknolojisi içerdiği esneklik sayesinde şebeke/iletişim katmanları yaratabil- mesi ve bu katmanların farklı özelliklere sahip olmasını mümkün kılıyor. Endüstri 4.0 uygula- malarındaki her kullanıcının farklı hız, gecikme gibi özelliklere ihtiyacı olduğunu düşündüğü- müzde 5G’nin getirdiği esneklik çok önemli. Fabrikalarda çalışan bir operatörün kullandığı artırılmış gerçeklik uygulaması, uzaktan kon- trollü robot üzerinde bakım hizmeti verebilme veya tedarik zincirinin otomasyonu gibi birbi- rinden farklı uygulamalar 5G sayesinde farklı şebeke/iletişim katmanlarında bağlantı kurabi- lecek. Özellikle 5G’nin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme ile sürücüsüz (otonom) araçla- rın gelişimi ve yaygınlığı daha da artacak.” Dijital Biz 66 Dijital Biz 67

Sayfa 68 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Telekom Sektörü Durgunluğa Meydan Okuyor KPMG’nin hazırladığı Telekomünikas- yon Sektörel Bakış 2019 raporu, Türki- ye’de ekonominin içinden geçtiği zor dönemde, telekom sektörünün karlılık, büyüme ve yatırımda hız kesmediğini ortaya koydu. KPMG Türkiye’nin hazırladığı Sektörel Bakış serisinin Telekomünikasyon raporuna göre 2018’i büyüyerek kapatan telekom sektörü 2019’da da yüksek yatırım ve karlılık rakamlarına sahne olacak. KPMG Türkiye Teknoloji, Medya ve Telekomü- nikasyon Sektör Lideri Serkan Ercin, Türkiye’nin güçlü demografik yapısının, telekom sektöründe talebi destekleyen bir unsur olarak öne çıktığını, ancak yoğun rekabet ve düzenlemelere ilişkin belirsizliklerle makroekonomik koşulların, sektö- rün kısa vadede potansiyelini sınırladığını belirtti. Ercin, bununla birlikte gelişen teknoloji ve değişen müşteri tercihlerini yakalamak için önümüzdeki dönemde telekom sektöründe yatırım harcamala- rının yüksek kalmasını beklediklerini vurguladı. Mobil telefon, nüfustan hızlı artıyor • Birleşmiş Milletler Uluslararası Telekom Birliği verilerine göre dünya genelinde mobil hat yay- gınlığı, yıllar itibariyle 2 katına çıkarken, sabit hat kullanım yaygınlığı azalıyor. 2007-2018 yılları arasında sabit hat kullanımı yüzde 18,8’den yüz- de 14,1’e gerilerken, mobil hat kullanımı yüzde 50,6’dan yüzde 107’ye ulaştı. • 2018’de dünya nüfusunun artış hızı yüzde 1,1 olarak hesaplanırken, mobil telefon kullanımının artış hızı yüzde 2’ye, internet ve sosyal medya kullanımının artış hızı ise yüzde 9’a çıktı. Asya ve Afrika’nın potansiyeli yüksek • Dünya genelinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlığına bakıldığında gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında ciddi bir ayrışma görü- lüyor. Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da internet kullanımı yaygınlığı yüzde 100’e ulaşırken, nüfus artışının görece yüksek olduğu Asya ve Afrika’da bu oran çok yüksek bir büyüme potansiyeline sahip. Asya ve Afrika’nın potansiyeli yüksek • Dünya genelinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlığına bakıldığında gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında ciddi bir ayrışma görü- lüyor. Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da internet kullanımı yaygınlığı yüzde 100’e ulaşırken, nüfus artışının görece yüksek olduğu Asya ve Afrika’da bu oran çok yüksek bir büyüme potansiyeline sahip. Sektör, teknolojiyle birlikte büyüyor • Dünyada teknolojik gelişmeler tüm sektörleri farklı boyutlarda etkilerken telekom sektörü bu süreçten büyük fayda sağlıyor. Yatırım gerektiren teknolojilere finansman sağlamak isteyen tele- kom firmalarının önümüzdeki dönemde teknoloji firmalarıyla daha fazla birleşme ve ortaklık seçe- neklerini değerlendireceği öngörülüyor. 5G yarışı kızışıyor • 2019’un telekom gündeminde ilk sırayı 5G teknolojisini geliştirme ve ticari hayata adapte etme çalışmaları geliyor. 5G teknolojisine yöne- lik çalışmalarda ABD ve Çin arasındaki rekabet ön plana çıkıyor. • Türkiye’de, 5G’ye ilk geçen ülkelerden biri olmak için çalışmalarını sürdürüyor. Yerli opera- törler ve altyapı şirketleri bu alandaki yatırımla- rına devam ediyor. Türkiye’deki durum • Türkiye’de telekom sektörü son derece ge- lişmiş olmasına karşın hala ciddi bir büyüme potansiyeli taşıyor. • Dünya genelindeki eğilimlere uygun olarak Türkiye’deki sabit hat aboneliği yıllar itibariyle azalırken, cep telefonu ve internet kullanımı artıyor. 2007-2018 yılları arasında sabit telefon abonelikleri yüzde 25,8’den yüzde 14,1’e geri- lerken, cep telefonu aboneliği yüzde 87,8’den yüzde 99,8’e yükseldi. Her ay 7,6 saat telefonda konuşuyoruz • Türkiye’de insanlar, geleneksel olarak Avrupa Birliği vatandaşlarından daha uzun süre tele- fonda konuşuyor. 2018 ikinci çeyrek itibariyle bir kişi Avrupa’da günde 8 dakika, aydaysa 250 dakika cep telefonu üzerinden konuşma yaparken, bu rakam Eylül itibariyle Türkiye’de ayda 459 dakikaya çıkıyor. Yani Türkiye’deki cep telefonu kullanıcıları her gün ortalama 15 dakikalarını, ayda ise 7.6 saatlerini telefonda konuşarak geçiriyor. • Türkiye’de mobil telefon yaygınlığı Eylül 2018 itibariyle yüzde 100’e yaklaşmış durumda. Avrupa Birliği genelinde ortalama yüzde 100’ün üzerinde. En yüksek oran ise yüzde 187 ile Finlandiya’da. Dalgalanmalar telekoma uğramadı • Son 7 yılda GSYH ortalama yüzde 6,5 bü- yürken, bilgi ve iletişim sektörü aynı dönem- de ortalama yüzde 7,7’lik büyüme gösterdi. 2018’de ekonomide yaşanan yavaşlamaya karşın sektörün yıllık büyüme hızı yüzde 4,6 ile genel GSYH’deki yıllık yüzde 2,6’lık büyüme hızını solladı. • 2018 sonu itibariyle haberleşme sektörünün bankacılık sektörü kredi hacmi içindeki payı sadece yüzde 0,9 olarak gerçekleşti. Sektörde takipteki alacakların seviyesi de yüzde 1,1 ile bankacılık içinde en düşük seviyedekilerden biri oldu. 12,6 milyar dolar yabancı yatırım • Sektöre 2004-2018 yılları arasında 12,6 milyar dolar net doğrudan yabancı yatırım girişi oldu. Kasım 2018 itibariyle iletişim sektörü hisse senetlerinde yabancıların 2,2 milyar dolar tutarında yatırımları bulunuyor. • 2018’in ilk 3 çeyreğinde net satış gelirleri, 2017’nin aynı dönemine göre yüzde 17,6 arta- rak 44,2 milyar TL seviyesine çıktı. Teknoloji yatırımcı getiriyor • Teknolojik gelişmeler ve altyapı iyileştirmeleri nedeniyle sektörde yatırım harcamaları yüksek seyrediyor. 2018’in ilk 3 çeyreğinde yatırım giderleri yüzde 34,4’lük artışla 5,6 milyar TL seviyesine ulaştı. Dijital Biz 68 Dijital Biz 69

Sayfa 70 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Röportaj Yusuf EVMEZ WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü • Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 2011 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği’nden mezun oldum. Yaklaşık 6 ay süren eticaret uzmanlığının ar- dından siber güvenlik çözümleri distribütörlüğü yapan bir firmada ürün müdürü olarak görev aldım. 2 yıllık çalışmanın ardından 2015 yılın- da Türkiye’de uzun süredir faaliyet gösteren WatchGuard Technologies şirketinin Türkiye ofisini kurmasıyla beraber Türkiye Ülke Müdü- rü olarak göreve başladım. Türkiye’de yaptığı- mız başarılı işlerin ardından komşumuz olan Yunanistan da Türkiye ofisine bağlandı ve tüm arkadaşlarımızla beraber Yunanistan operas- yonunun da başına geçmiş olduk. Sahip olduğum bilgi birikimi sektördeki diğer paydaşlarla paylaşabilmek adına Bilişimciler’in yönetim kademesinde yer alıyorum. • Şirketiniz, sektörünüz ve faaliyet alanları- nız ile ilgili bilgi verebilir misiniz? 1996’da Seattle’da kurulan WatchGuard Tech- nologies INC. kurulduğu günden bugüne sade- ce siber güvenlik alanında çözümler üretiyor. 2015 yılına kadar sadece güvenlik duvarı ve birleşik tehdit yönetim sistemleri üreten Watch- Guard, sonrasında artan kablosuz ağ saldırıla- rına karşı kullanıcılarını korumak adına Güven- lik Wi-Fi çözümlerini piyasaya sundu. Sektöre yeni bir bakış açısı kazandıran WatchGuard, 2017 yılında bünyesine dahil ettiği Amerikan merkezli DataBlink firmasının bulut tabanlı çok faktörlü doğrulama çözümünü güvenlik sistem- leri içerisine ekledi ve veri ihlallerinde en çok kullanılan yöntem olan şifre hırsızlığı ile müca- delede kullanıcılarına, şifre doğrulama seçene- ği ile ekstra bir güvenlik katmanı sağladı. WatchGuard Technologies olarak 2015 yı- lından itibaren ticaret vizyonumuzu küçük, orta ve dağıtık yapıdaki kurumlara üst düzey firmaların ihtiyaç duyduğu güvenliği en kolay ve en karşılanabilir seviyede sunmak olarak belirledik ve bu kapsamda da müşterilerimze- ze uçtan uca güvenlik çözümlerimizle yardımcı oluyoruz. • Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Dijital dönüşüm, şu an belki de büyük resi- me baktığınızda bilişimin belki de en önemli kolu diyebilirim. Firmalar daha hızlı büyümek, üretim süreçlerini daha kolay ve doğru şekilde kontrol etmek, verimliliklerini arttırmak ve rakip- leriyle aynı şartlarda var olabilmek için dijital dönüşüm trendini göz ardı edemiyor. Artık insan hayatının bile dijitale dönüştüğünü, yaşa- nan ilişkilerin, karşılıklı konuşmaların çoğunun dijital ortamlarda var olduğunu düşündüğümde ileriki dönemlerde, dijital dönüşüm rüzgarına doğru şekilde kapılmayan şirketler maalesef var oluşlarını devam ettiremeyecek. Türkiye’de dijital dönüşüm her ne kadar çok fazla gündemde olsa da devlet kurumlarının tamamıyla dijitale dönüş süreci tamamlan- madan özel sektördeki kobi segmentindeki kurumlar bu noktada yatırımlarını çok fazla yapmayacak. Bankacılık, Finans, Sigorta ve is- mini bildiğimiz büyük üretim tesisleri zaten biz bu konuları konuşmaya başlamadan önce bu alanda yatırımlarını yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ne zaman ki kobi segmenti bu rüzgâra kapılmaya başlar, o zaman ülke olarak daha hızlı bir şekilde dijital dönüşüme ayak uydur- maya başlarız diye düşünüyorum. • Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir? Bizlerin hayatını değiştirecek teknolojiler yıllar- dır karşımıza çıkıyor ve aslında, bilinen tekno- loji firmalarının yaptığı etkinlikleri incelerseniz, bundan 5-10 yıl sonra karşımıza çıkacak teknolojileri de rahatlıkla görebilirsiniz. Bura- daki en önemli nokta bizlerin, bu teknolojileri hangi sürede tüketeceği konusu. İnsanoğlu, hayatının hiçbir evresinde bu kadar tüketici bir toplum haline dönüşmemişti. Bir sonraki tek- nolojinin hemen hayatımıza girmesini, çok hızlı şekilde kullanıp, tüketim bir sonraki teknolojiyi sabırsız şekilde bekler hale geldik. Fidye Yazılımları Kabusunuz Olmaktan Çıksın Dijital Biz 70 Dijital Biz 71

Sayfa 72 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Röportaj Dünya’yı değiştirecek en önemli teknolojilerin insanların yaşamını değil ama sağlığını olumlu veya olumsuz yönde değiştirecek teknoloji- ler olduğunu düşünüyorum. İnsan hayatının sonunu getiren ve hala çözüm bulunamamış hastalıklara karşı yapılan tedavi yöntemleri, teknolojinin gelişmesi ile birlikte farklı bir boyut kazandı. Bundan sonraki süreçte de bizleri gerçekten etkileyecek gelişmelerin bu katego- ride yapılacağını düşünüyorum. • Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektörünün ve siber güvenlik sektörünün geleceği hak- kında öngörüleriniz nelerdir? Bilişim sektörü, teknolojinin ilerlemesi ile bir- likte hem daha kolay hem de daha karmaşık hale geldi. Bir firmayı yönetirken kullandığınız sistemler bundan 5-10 yıl önce sadece yapıla- cak işe odaklanıyordu fakat şimdilerde, yapa- cağınız yatırımların bir sonraki aşamada size neler kazandıracağını düşünmek zorundası- nız. Türkiye olarak Bilişim alanında maalesef bazı sektörler hariç çok fazla ileri gidebildiği- mizi düşünmüyorum. Bunun sebebi olarak da belli bir yaşın üzerindeki firma sahiplerinin hala şirketleri eski geleneksel yöntemlere göre yö- netme arzusu, bilişimin hala gereksiz bir gider payı olarak düşünülmesi ve maalesef yetişmiş personel azlığından kaynaklanıyor. Bir şekil- de bilgi teknolojilerine bulaşmış veya kendini o alanda geliştirebilmiş iş verenlerin, doğru adımlar atarak neler yapabildiğini de nadiren de olsa görüyoruz. Ülkemizde hala insansız üretim tesislerinin işsizliği arttıracağı düşünü- lüyor ve böyle bir durum gerçekleşirse, çalı- şanların kendilerini nasıl geliştirmesi gerektiği konusunda çalışmalar yapılıyor. Ziyaret ettiğim firmaların yaptıkları yatırımları görünce açıkça- sı üzülmekten öte bir şey yapamıyoruz. Patron bir şekilde bilgi teknolojilerine veya teknolojinin kullanılacağı diğer alanlara yatırım yapmayı planlamış fakat sahip olduğu personel, kendini geliştirmek istemediği için onun tercihlerine bı- rakılmış bir halde. Böyle olunca da yapılan ya- tırımların gereksiz olduğu veya yanlış olduğu düşünülüyor. Bilişimin daha fazla konuşulması, daha fazla anlatılması ile hem patronlar hem de çalışanlar kendilerini önümüzdeki yıllarda daha fazla geliştirmek zorunda kalacak. Bizim bulunduğumuz siber güvenlik sektörüne baktığımızda aslında Türkiye genelinin dışın- da çok farklı bir durum görünmüyor. Dünya’da çözümlerin katma değerleri, sağladığı faydalar ve bu faydalara karşılık istenilen ücret karşılaştı- rılırken Türkiye’de maalesef kullanıcıların, alışık olduğu çözümleri yeterli veya daha pahalı olma- sına karşı tercih ediyor. Amerika veya Avrupa’ya göre önceliklerimiz aynı olmasına karşın tercih- lerimiz hep onlardan 2-3 adım geride kalıyor. Bundan dolayı da Türkiye’de maalesef fiyat odaklı bir yatırım yapılıyor. Bu da aslında yapılan yatırımlardan istenilen verimin alınmamasına sebep oluyor. • Sizce bilişim alanında faaliyet gösteren ve teknoloji üreten şirketlere insan kaynağı açı- sından ne tür destekler sağlanabilir? Türkiye’nin bilişim alanındaki en büyük engeli ye- tişmiş personelinin azlığı. Maalesef özel sektör, sektöre yeni adım atmak isteyen mezunlara çok fazla fırsat tanımıyor. Bunu aslında çok mantıksız olarak görmüyorum çünkü özel sektör firmaları, sonuç itibariyle ticari faaliyetlerini sürdürmek ve sürekli ayakta kalmak zorunda. Bundan dolayı da bir personeli yetiştirmeye zaman ayırmaları zorlanamaz. Fakat bu noktada devlet kurumları- nın bir şekilde yeni mezunlara kapı açarak onları özel sektörde çalışacak kapasiteye ulaştırmaları gerekiyor. Devlet kurumlarının arasında kişile- rin mezun oldukları üniversiteleri de saymamız gerekir. Maalesef üniversiteler çoğunlukla öğren- cileri teorik bilgilerle donatıyor fakat pratik konu- sunda yeterli seviyede imkân sağlamıyor. Bu noktada aslında kendini geliştirme görevi kişinin kendisine düşüyor. Bu durumda da bilgiye erişi- min bu kadar kolay olduğu bu zamanda kişiler maalesef başkalarından yardım bekliyor. Bilişim ve Teknoloji üreten firmalar kendi çalışan- larını eğitmek ve sonrasında da sektöre kazan- dırmak zorunda olduklarını biliyor. Devlet olarak aslında birçok teşvik sağlanıyor fakat teknoloji üreten firmaların bu teşviki gerçekten personel yetiştirmek için mi kullandığı yoksa kar hanesini bir basamak daha eklemeye mi çalıştığı kontrol edilmiyor. Devlet tarafından verilen hibe ve teş- viklerin daha sıkı ve detaylı denetlenmesi, belirli adımların şirketler tarafından yapıldığından emin olunması gerekiyor. • Siber Güvenlik konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Siber Güvenlikte hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Siber güvenlik her geçen gün önemini daha da arttırıyor. Firmalar sadece GDPR veya KVKK tarafıyla bu alanda yatırım yapmaya başlasa da aslında siber güvenlik yatırımları bir şirketin iş sürekliliğini sağlamakla kalmıyor aynı za- manda verimliliği de arttırıyor. Türkiye’de siber güvenlik 2014 yılında fidye saldırılarının med- yaya yansımasıyla ön plana çıktı. Her ne ka- dar üst seviye firmalar daha önceden bu tarz yatırımları yapmış olsa da kobi segmentindeki firmalar, maalesef bu saldırılara yakalandılar ve birçoğu hem ticari hem de marka değeri kayıplarıyla karşı karşıya kaldı. Şu an için kobi segmenti genelde siber güvenlik yatırımlarını KVKK ve 5651 kanunu için yapıyor ve genelde yapılan bilişim yatırımları gibi siber güvenlik yatırımlarını da hızlı ve birçoğu yanlış şekilde konumlandırılarak yapılıyor. WatchGuard Te- chnologies olarak kobi segmentindeki müş- terilerimize siber güvenlik yatırımlarında hem kolay entegre edebilecekleri hem de bütçeleri- ne uygun olabilecek çözümleri sunuyoruz. Dijital Biz 72 Dijital Biz 73

Sayfa 74 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Elektrikli ve Hibrid Araçlar Sürüş Etkinliğinde Testi Geçti İstanbul’da ilk defa düzenlenen Elek- trikli ve Hibrid Sürüş Haftası etkinliği, 21 Nisan’da gerçekleştirilen final turları ile kapanışı yaptı. 1500’ün üzerinde otomobil meraklısının katıldığı etkin- likte sıfır emisyon ve sıfır gürültü ile çalışan 20’den fazla elektrikli ve hibrid araç, 2 gün boyunca katılımcılar ta- rafından test edildi. En çok ilgi gören araç ise test sürüşlerinde kat ettiği kilometre ile adeta İstanbul’u 5 kez turlayan Tesla oldu. Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) tarafından başlatılan girişimle ve dev otomobil firmalarının desteğiyle ilan edi- len 20 Nisan Elektrikli ve Hibrid Sürüş Haf- tası, İstanbul Göktürk’te düzenlenen özel bir açık hava etkinliğiyle kutlandı. İki gün boyun- ca devam eden etkinliğe otomobil sektörünün birbirinden önemli markaları ve 1500’ün üze- rinde ziyaretçi katıldı. BMW, Jaguar, Lexus, Renault, Tesla, Toyota gibi markalara ait 20’den fazla elektrikli ve hibrid araç, iki gün süren etkinlik boyunca kullanıcılar tarafından test edildi. Etkinlikte birbirinden farklı özellik- lere sahip araçların yanı sıra mikro grid uygu- laması adı verilen ve enerjisini paneller vası- tasıyla güneşten alıp elektriğe dönüştürerek araçların şarj edebilmesini sağlayan inovatif şarj istasyonları da tanıtıldı. Göktürk’teki Ke- mer Country Club Orman Evi’nde, doğanın içinde sıfır emisyon ve sıfır gürültü ile yapılan etkinlik aynı zamanda, 20’den fazla otomobil ile yapılan en sessiz sürüş etkinliği oldu. Tesla, İstanbul’u 5 kez turladı Elektrikli ve Hibrid Sürüş Haftası’na katılan modellerden en çok ilgiyi görenlerden biri de Avrupa’nın en çok satan elektrikli aracı olarak kabul edilen Tesla’nın Türkiye’ye ilk defa bir test için gelen Model 3’ü oldu. Otomobil me- raklıları Tesla Model 3’ü denemek için uzun kuyruklar oluşturdu. Kullanıcılar yaptıkları testlerle Tesla’ya tam puan verdi. Farklı mo- dellerden 5 adet Tesla aracının katıldığı ve iki gün boyunca devam eden test sürüşlerinde 2 km’lik parkurda 1000’den fazla kilometre yapıldı. 2019 yılında Avrupa’da yılın otomobili seçilen Jaguar I-Pace ve 2019 yılında Türkiye’de yılın otomobili unvanına sahip olan Toyota Corolla Hibrid modelleri de otomobil kullanıcılarının yoğun ilgi gösterdiği araçlar oldu.için uzun kuyruklar oluşturdu. Kullanıcıları araçların menzil ve şarj özellikle- rini merak ediyor Etkinliğin otomobil kullanıcılarının elektrikli ve hibrid araçları deneyimleme konusunda güzel bir fırsat sunduğunu belirten TEHAD Başkanı Berkan Bayram, elektrikli ve hibrid araçlara gösterilen ilgiden memnun olduğunu söyledi. 2 günlük etkinlik süresi boyunca 1500’ün üzerinde katılımcının ve 55’ten fazla basın mensubunun etkinliği ziyaret ettiğini ifade eden Berkan Bay- ram; “Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen Elektrikli ve Hibrid Sürüş Haftası’na otomobil meraklıla- rının gösterdiği ilgi bizi oldukça memnun etti. Henüz elektrikli ve hibrid araçlarla tanışmamış kullanıcılar, ilk defa bu etkinlikte otomobil devle- rinin araçlarını test etme ve bilgi edinme fırsatı buldu. Artık hepimizin bildiği gibi dizel motorlar son yıllarını yaşıyor. Kısa bir zaman sonra dizel motor üretiminin yerini tamamen elektrikli ve hibrid araçlar alacak. Dolayısıyla bunun farkında olan kullanıcılar şimdiden “hangi modeli neye göre almalıyım?” sorusunu sormaya başladı. Özellikle elektrikli araçlarda herkesin merak ettiği soru ne kadar menzile sahip olduğu ve kaç saatte şarj olabildiğidir. Batarya teknolojilerindeki gelişmeler, şarj istasyonlarının sayısı, araçların nasıl şarj olduğu gibi birçok soruya kullanıcıla- rımız düzenlediğimiz etkinlikte cevap bulabildi ve uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Tam şarjla 400 km üzerinde yol yapabilen ve sadece 6 liraya 100 km yol gidebilen araçlar herkesin ilgi odağı oldu. Ancak araçların pratik- liği ve keyifli bir sürüş sunabilmesi en çok kadın kullanıcıların beğenisini topladı.” dedi. 20’den fazla araçla yapılan en sessiz etkinlik oldu Otomobilin devlerinden BMW i3s, Jaguar I-Pa- ce, Tesla Model S, Tesla Model 3, Toyota Corol- la Hibrid, Toyota C-HR Hibrid, Renault Zoe ve Lexus RX450h gibi marka ve modellerin birden fazla araçla katıldığı etkinlik 20’den fazla araca rağmen en çevreci ve en sessiz etkinlik oldu. Berkan Bayram, elektrikli ve hibrid araçların sıfır karbon emisyonu ve sıfır gürültü ile çalışan teknolojiler olduğuna dikkat çekmek istediklerini belirterek “Araçlarımızın doğanın içinde ancak doğaya zarar vermeden ulaşımı sağlayabile- ceğini göstermek adına etkinliğimizi Kemerbur- gaz’da gerçekleştirdik. Katılımcıların elektrikli ve hibrid olmayan araçları etkinlik alanına alınmadı. Ziyaretçilerimizi belirli bir mesafeden elektrikli araçlarımızla biz karşıladık ve etkinlik alanına yine sadece elektrikli ve hibrid araçlarla getirdik. Burada miniklerimizi de unutmadık ve onlar için de kurduğumuz atölyede eğlenceli anlar geçirebilmeleri için eğitici etkinlikler düzenledik. Organizasyonumuz bu yönüyle herkese ses- lenen bir etkinlik oldu. Elektrikli ve Hibrid Sürüş Haftası’nın her yıl Nisan’ın 3’üncü haftasında kutlanabilmesi için attığımız bu adımı gelecek yıl daha ileriye taşımayı planlıyoruz. Sektörün önde gelen markalarının da desteğiyle Türkiye’de elektrikli ve hibrid araçlar konusunda farkındalı- ğın daha da arttırılmasını amaçlıyoruz.” açıkla- masında bulundu. Dijital Biz 74 Dijital Biz 75

Sayfa 76 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Sürücüler Araçlarına Daha Fazla ‘Bağlanacak’ KPMG’nin Küresel Otomotiv Yöneti- cileri araştırmasının sonuçları, 2030 yılına kadar bağlanabilirlik ve dijital- leşmenin, otomotiv sektörüne yön veren trendlerin başında geleceğini gösteriyor. Uluslararası danışmanlık, vergi ve denetim şirketi KPMG’nin hazırladığı Küresel Otomo- tiv Raporu, otomotiv sektöründe 2030 yılına kadar yaşanacak gelişmelerle ilgili öngörüler sunuyor. Rapora göre sektördeki ana trendlerin ilk sı- rasına bu yıl da bağlanabilirlik ve dijitalleşme yerleşti. Araştırmaya katılan sektör yönetici- lerinin yüzde 59’u, 2030 yılına kadar bağla- nabilirlik ve dijitalleşmenin bir numaralı trend olacağını düşünüyor. Araştırmanın küresel sonuçları, sektör geneline uyan tek bir trend olmadığını da gösteriyor. Rapora göre bu du- rum, otomotiv sektörünün genel bir yeniden yapılanma süreci geçirdiğinin göstergesi. Teknolojiyle iş birliği artacak KPMG Türkiye’nin Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, 5G ve bağlantılı trafik altyapısı gibi teknolojik gelişmelerin, otomotiv sek- töründeki trendleri de pekiştirdiğini söyledi. Ölekli, “Geleneksel otomotiv endüstrisinin teknoloji ve telekom sektöründeki büyük oyuncularla ve devlet kurumlarıyla iş birliği yaptığı yeni bir ekosisteme doğru adım adım ilerliyoruz. Paylaşım ekonomisi de bu ekosis- temde önemli bir rol oynuyor. Araç paylaşımı- nın giderek artan popülerliği bunun sadece bir örneği” diye konuştu. Yeni testlerin etkisi Ölekli 2018’in, ‘dizel’ skandalına yanıt ola- rak ortaya çıkan ve motorlu taşıtlar için yeni test\onay döngüsü anlamına gelen “Küresel Hafif Araç Test Prosedürü” (WLTP) açısından da önemli bir yıl olduğunu vurguladı. Ölekli, “WLTP’nin daha gerçekçi sonuçlar vermesi nedeniyle ortalama CO2 salınımı bir önceki döneme kıyasla yüzde 20 yüksek çıktı. Araç üreticileri belirli modellerin üretimini WLTP standartlarına uymadıkları veya yatırımların çok yüksek olması sebebiyle durdurdu. Ayrı- ca Eylül 2018’de, WLTP’nin başlamasından hemen önce araç satışlarında büyük artış yaşanırken, WLTP’nin devreye girmesi ile hızlı bir gerileme yaşandı. Bu düşüş eğiliminin 2019’da devam edip etmeyeceği ya da sadece bir tesadüf mü olduğunu bekleyip göreceğiz” ifadelerini kullandı. Rapora göre sektörde öne çıkan trendler şöyle: • Hammadenin önemi artacak: Araştırmaya katı- lan yöneticilerin 4’te 3’ü, bir ülkenin tercih edilen güç aktarım teknolojisinin ardındaki destekleyici gücün hammadde olacağını düşünüyor. Uzman- ların yüzde 77’si, düzenleyici makamın, Orijinal Ekipman Üreticileri (OEM) gündemini, sanayi politikaları aracılığıyla yöneteceğini öngörüyor. Yapılan araştırmalara göre Asya ve ABD’deki sanayi politikaları, Avrupa’daki politikalara kıyasla çok daha ileri bir seviyede. • Ayrım ortadan kalkacak: Uzmanların yüzde 60’ına göre, gelecekte insan ve mal taşımacılığı arasında bir ayrım kalmayacak. Uygulamalı dü- şünceyi ekosistem destekli bir teknoloji yapısı ve ortak altyapı projeleriyle birleştiren şirketler mobili- tede lider konuma gelecek. • Çin’in yükselişi sürüyor: Yöneticilerin 3’te 2’sine göre 2030 itibariyle, araç üretiminin yüzde 5’inden azı Batı Avrupa’da gerçekleşecek. Çin, özellikle de bataryalı elektrik araçları ile piyasada yükselecek ve e-mobilite piyasasını oluşturacak. Ürün değeri Motorun geleceği: Araştırmaya katılan yöne- ticilere göre gelecekte birçok farklı güç aktarım teknolojisi birbirleriyle uyum içerisinde var olacak. 2040 yılı tahminleri ise şu şekilde dengeli bir tablo çiziyor: Bataryalı Elektrikli Araç (yüzde 30), Hibrit Araç (yüzde 25), Yakıt Pilli Elektrikli Araç (yüzde 23) ve İçten Yanmalı Motorlu Araç (yüzde 23). Uzmanlar, yakıt pillerine ilişkin yatırım önceliğinin ise en düşük seviyede olduğunu düşünüyor. Elektrikli araçlar pahalı görülüyor: Tüketiciler açısından bakıldığında elektrik dünyasına açılan kapının önündeki en büyük engellerin başında fiyat (yüzde 35), şarj sorunu (yüzde 24) ve menzil (yüzde 18) geliyor. Otonomiye hazırlık: Uzmanların yüzde 71’i, sürücülü ve sürücüsüz araçların birbirine karışma- yacağına inanıyor. Şarj sorununu çözen altyapı ve yol davranış kurallarını belirleyen bir sistemin kurulduğu ve sürücüsüz araçlar için ayrı yolların oluşturulduğu senaryoda ise uzmanların yüzde 88’i, uygulama temelli bir ürün grubunu (metropol, şehir, vb.) tercih edeceğini belirtiyor. Müşteri değeri Müşteri odaklılık: Araştırmaya göre Orijinal Ekip- man Üreticileri’nin, müşteri ilişkilerinde başarılı olacağına güvenen uzmanlar da (yüzde 49) tüke- ticiler de (yüzde 42) yüksek oranda artış gösteri- yor. Veri gizliliği ve güvenliği en önemli satın alma kriteri olmaya devam ederken, toplam sahip olma maliyetine ilişkin şeffaflık da aynı önem seviyesi- ne ulaşmak üzere. Talebe dayalı mobilite: Tüketicilerin araçlarını kişiselleştirmek için harcama yapmaya en çok istekli olduğu özellikler navigasyon sistemleri (yüzde 27), uyarlanabilir seyir kontrolü (yüzde 22) ve motor yükseltme (yüzde 16) olarak ortaya çıkıyor. Geleceğin perakende sektörü: Araştırmaya katılan uzmanların yaklaşık yüzde 50’si, fiziki perakende satış noktalarının yüzde 30-50 ara- sında azalacağından oldukça emin. Yöneticilerin yüzde 82’si, perakende satış noktalarının var olmaya devam edebilmesi için tek yolun hizmet tesislerine veya kullanılmış araba merkezlerine dönüşmesi ya da kimlik yönetimine odaklanmak olduğuna inanıyor. Perakende satışı destekleyen gücün ürün olduğunu düşünen uzmanların oranı ise yüzde 80. Dolayısıyla uzmanların yüzde 92’si, satış sonrası ürün ve hizmetlerin büyük olasılıkla Orijinal Ekipman Üreticileri faaliyetinin bir parçası haline geleceğini düşünüyor. Ekosistem değeri Ortak rekabetçilik: 2018 yılında önde gelen 15 mobil, teknoloji ve dijital web şirketinin market değeri, yine önde gelen 50 otomotiv şirketinin toplam değerinin 5 katına denk geliyordu, bu da Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) alanında faa- liyet gösteren şirketlerin güçlendiğinin en büyük göstergesi. Otomotiv ve BİT şirketleri arasındaki iş birliği ise her zamankinden daha gerçekçi bir boyuta ulaştı, uzmanların çoğu rekabetten ziyade iş birliğine inanıyor. Veri üstünlüğü: Araç verileri açısından bakıldı- ğında, Orijinal Ekipman Üreticileri’nin kazanan taraf olduğunu gösteren bulgular giderek artıyor. Uzmanlar, otomotiv şirketlerinin verileri en iyi güvenlik ve performans odaklı hizmetlerle oluştu- rabilecekleri yönünde net bir görüşe sahip. Devrimler her zaman sessiz başlar: Sektör gene- linde geleneksel otomotiv şirketleri için karlılığın düşmesi beklense de yöneticiler, otomotiv şirket- lerinin kârlılığının düşeceği konusunda çok az endişeli. Kaygılar ilk olarak tedarikçilerin etkilen- mesi yönünde. Yöneticilerin yüzde 69’u, işlem sayılarında artış bekliyor; bunun sebebi olarak otomotiv şirketlerinin büyük dijital oyunculara yatı- rım yaparak uzun vadede pazar paylarını geniş- letmeyi hedefliyor olması gösteriliyor. Bu anlam- da piyasayı son zamanlarda teknoloji devleri ile iş birliği yapan Çin’in domine etmesi bekleniyor. Araştırmaya katılan yöneticilere göre gelecekte pazar payını artırması en muhtemel şirket Toyota olarak görülürken, Toyota’yı BMW ve Tesla izliyor. Dijital Biz 76 Dijital Biz 77

Sayfa 78 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Türkiye’nin Özel Yetenekli Çocukları Geleceğe Hazırlanıyor T3 Vakfı olarak tanınan Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, özel yete- nekli çocukları geleceğe hazırlıyor. DENEYAP Teknoloji Atölyelerinde eğitimlerine devam eden ve 60 bin öğrenci içerisinden sınavla seçilen 1500 özel yetenekli ortaokul ve lise öğrencisi, kodlamadan nanotekno- lojiye, geleceğin teknolojilerini öğ- reniyor. Teknoloji üreten Türkiye hedefiyle 2017 yılın- da yola çıkan T3 Vakfı, Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı ile Türkiye’nin özel yete- nekli çocuklarını DENEYAP Teknoloji Atölyelerinde geleceğe hazırlıyor. Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmesi ve teknoloji üreten bir topluma dönüşmesi- ni amaçlayan Vakıf, Türkiye’nin yetenekli çocuklarına erken yaştan itibaren bilim ve teknoloji dersleri sunuyor. DENEYAP Tekno- loji Atölyelerinde, yaşları 10 ile 16 arasında değişen öğrenciler eğitim görüyor. 2017 yılında yaklaşık 20 bin kişinin, 2018 yılında ise 40 binin üzerinde öğrencinin başvurduğu programa alımlar, yazılı sınav ve proje ödevi sonuçlarına göre yapılıyor. İki yılda toplamda 60 binden fazla öğrenci arasından seçilen 1500 öğrenci, halen İstanbul’da bulunan DE- NEYAP Teknoloji Atölyelerinde eğitimlerine devam ediyor. DENEYAP Teknoloji Atölyelerinde Eğitim Mekanları Eğitimler, İstanbul Büyükşehir Belediye - si’nin 2000’li yılların başında ücretsiz in - ternet kafeler olarak kurduğu, ancak yıllar içerisinde internetin yaygınlaşması ile âtıl hale gelen Belnet şubelerinde veriliyor. Program kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendisine ait Belnet şubelerinin derslikler ve atölyeler olarak kullanılmasını sağlarken, T3 Vakfı ise müfredat, eğitim içerikleri, gönüllü eğitmenlik ve mentorluk sağlıyor. Teknoloji atölyelerine dönüştürülen bu alanlarda, vakfın bursiyeri olan ve üniversite öğrencileri ile vakıf gönüllüleri, DENEYAP Teknoloji Atölyele- rinde eğitim almaya hak kazanan ortaokul ve lise öğrencilerine ücretsiz eğitim veriyor. 36 aylık ücretsiz DENEYAP eğitim programı; kodlama, elektronik programlama, sibergüvenlik, nano teknoloji, havacılık teknolojileri gibi eğitimlerle geleceğin teknolojilerine çocukları erken yaş- lardan itibaren hazırlamayı hedefliyor. İstan- bul’da ilk iki yılda yakalanan başarının ardından, DENEYAP Teknoloji Atölyelerinin gelecek iki yıl içerisinde tüm Türkiye’ye yayılması hedefleniyor. www.turkiyeteknolojitakimi.org Dijital Biz 78 Dijital Biz 79

Sayfa 80 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Dünyaları Tamamen Dijital Olan Bir Nesli Nasıl Koruyabiliriz 2019’un 23 Nisan Ulusal Ege - menlik ve Çocuk Bayramı’nı kut - layan çocuklarımız artık dijital bir çağın çocukları olarak öne çıkıyor. Günümüzde dışarı çık - mak yerine günde birkaç saat - lerini internette, sosyal ağların sanal gerçekliğinde harcıyorlar. Peki, çocukların teknolojiden faydalanmasını sağlarken, aynı zamanda güvende kalmalarına nasıl yardımcı olabiliriz? Bil - gi güvenliği kuruluşu ESET’ten İstanbul Teknik Müdürü Gürcan Şen, koruma sağlayacak 7 öneri sıraladı. Çocuklarınızla konuşun. Diyalog, özellikle konu internet, sosyal ağlar veya siber zorbalık olduğunda, çocuklarınızı online ortamda güvende tutmanın en önemli unsurlarından biridir. Çocuklarınızın kararı- nıza ve tavsiyelerinize uymasını istiyorsanız, ortamı sorulara ve tartışmaya açık tutmak çok önemlidir. Bilgilendirin. İnternet gizliliği ile ilgili çocuklarınızı bilgilen- dirin. Kişisel bilgileri yabancılarla ve sosyal medyada paylaşmamaları gerektiğini anlatın. İnternette paylaştığınız bilgiler kolayca silin- mez. Bir fotoğraf sildiğinizde ya da sosyal medya hesaplarınızı komple kapattığınızda bile bu verilerin sonsuza kadar silindiğini dü- şünmeyin. Fotoğraflarınız ve bilgileriniz baş- ka birinin bilgisayarına kayıt edilmiş olabilir. Çocuklar ve ebeveynler hangi fotoğrafları ve bilgileri paylaşacağını iyice düşünmelidirler. Dahil olun. Çocuklarınızın internet aktivitelerini gözlem- leyin ve onlarla online olarak vakit geçirin. Bu şekilde onların en sevdiği web adreslerini görebilme imkanını elde edin. Çocuklarınıza, yaşlarına uygun sosyal ağları kullanmalarını tavsiye edin. Sosyal ağlar üzerinde siz de ar- kadaşı olun, bu ağlardaki arkadaşları hakkında fikriniz olsun. Küresel bilgi güvenliği kuruluşu ESET’in ebe- veynlere yönelik blog sayfası www.cocuklargu- vende.net , merak ettiğiniz bazı konularda size yol gösterebilir. Kontrol edin. Ebeveyn kontrolü (parental control) yazılımları kullanın. Bu tür yazılımlarla aileler, çocuğun yaşına göre belirlenebilen koruma filtreleri kullanabiliyor. Aileler bu filtrelerle pek çok de- ğişik kategorideki web sitesine ve uygulamaya erişimi engelleyebiliyor. Siber zorbalığın oluşabi- leceği kanalları da bu şekilde daraltmak müm- kün. ESET, hem Windows bilgisayarlar hem de Android telefon ve tabletler için ESET Parental Control uygulamaları sunuyor. Web kamerasına dikkat edin. Suçlular tarafından kolaylıkla kullanılabilen web kamerasını kontrol edin. Çocuklarınıza sade- ce tanıdıkları arkadaşları ya da aile fertleri ile kamera kullanmalarına izin verin. Sizin bilginiz olmadan ya da bilgisayarınız istismara uğradı- ğında web kameranıza erişebilen kötü amaçlı yazılımlar vardır. ESET gibi güvenlik yazılımı üreticileri, ‘Web Kamerası Koruması’ modülle- riyle bu tür kötü amaçlı erişimleri engelliyorlar. Güncel kalın. Yüklediğiniz uygulamaları ve işletim sisteminizi güncel tutun. Sistem yamalarını mutlaka yapın. Güncel olmayan yazılımlar, sisteminizi bir süre sonra açık hedef haline getirebilir. Güvenlik yazılımı kullanın. Dijital dünyadaki zararlı yazılım sayısı o kadar yüksek ki, güçlü bir savunma mekanizması olmadan mücadele edemezsiniz. Hem kendinizi hem çocuklarınızı hem de cihazlarınızı koru- mak için mutlaka güncel ve proaktif bir antivirüs veya internet güvenliği yazılımı kullanın. ESET NOD32 veya ESET Internet Security, internet- ten gelebilecek bilinen ve bilinmeyen tehlikeler- den sizi ve ailenizi uzak tutar. Dijital Biz 80 Dijital Biz 81

Sayfa 82 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Tablet Kullanımı 1 Yaşın Altına İndi Çocuklarda bir yaşın altına inen tablet ve akıllı telefon kullanımı modern çağın en büyük sorun - larından biri haline geldi. Ekran karşısında geçirilen uzun saat - ler, çocukların fizyolojik ve psi - kolojik gelişimlerine olumsuz etki ediyor. Konunun ergotera pistler tarafından ele alındığını belirten İstanbul Bilgi Üniver - sitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Başak Çağla Arslan ise en büyük rolün ebeveynlere düş - tüğünü söylüyor. Televizyon, akıllı telefon ve tabletler derken dört bir yanımız ekranlarla sarılmış durumda. Gelişen teknolojinin getirisi olarak hayatları- mızın vazgeçilmez bir parçası olan ekranlar, özellikle çocukların sağlığı açısından potan- siyel tehdit konumunda. Çocuk rehabilitasyo- nu alanında çalışan hekim, fizyoterapist, dil konuşma terapistleri, çocuk gelişim uzman- ları ve psikologların yanı sıra ergoterapistler de çocuklarda özellikle son beş yıl içinde ince motor beceriler, koordinasyon, postural ve gövde kaslarında görülen zayıflık artışı- na dikkat çekiyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Ergoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Başak Çağla Arslan ise çocukların karşı karşıya kaldığı bu sorunun ergoterapistler tarafından tedavi edildiğini belirtiyor. Çocuklarda mobil cihaz kullanımı yüzde 17 arttı Ergoterapistlerin dikkat çektiği sorunlar arasında çocukların davranış, sosyal bece- ri, el yazısı ve vizyonlarının etkilenmesi yer alıyor. Parmakların tablet ve cep telefonu kullanırken aldığı pozisyon nedeniyle ya- şanan sıkıntılarının yanı sıra, bu cihazların iki boyutlu bir dünyaya sıkışmış olması algı problemlerine de yol açıyor. Teknolojik cihaz- ların çocuklarda kullanımının her geçen gün arttığına dikkat çeken Ar. Gör. Başak Çağla Arslan, şu ifadeleri kullanıyor; “2013 yılında 2 yaşından küçük çocukların %38’i ve 2-4 yaş arası çocukların %80’i mobil cihazları aktif kullanıyordu. Günümüzde bu oran %97’lere çıktı. Üstelik kullanım bir yaşın altına indi. Son araştırmalara göre ekran süresindeki ar- tış hem oyun etkinliklerine hem de ebeveyn- çocuk iletişimine etki ediyor. Bu nedenle göz teması kurmasından sosyal becerilerine, iletişim kabiliyetlerinden spor yatkınlıklarına kadar birçok alanda zorluk çeken çocuklarla karşılaşıyoruz.” Ailelere büyük iş düşüyor Yaşanan güçlüklere ergoterapi ile çözüm üre- tildiğine dikkat çeken Ar. Gör. Başak Çağla Arslan, ailelere düşen görevleri ise şu ifade- lerle aktardı; “Çocuklara üç yaşından önce telefon ve tablet kullanımı önerilmiyor. 3 yaş üstü için ise günlük maksimum bir saat kullanım tavsiye ediliyor. Çocuklar uykuya gitmeden en az bir saat önce tüm medya araçlarını kullanmayı bırakmalı. Uyku öncesi televizyonun olmadığı bir odada vakit geçirmeleri sağlıklı bir uyku açısından da önemli. Öte yandan çocuğun yaşına uygun aktivitelerle kaliteli vakit ge - çirmesi hem ebeveynleriyle hem de kendi sosyal çevresiyle olan iletişimini kuvvet - lendirecektir.” Dijital Biz 82 Dijital Biz 83

Sayfa 84 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Çocuklar Sokakta Oynamayı Tablete Tercih Ediyor Türkiye’nin en büyük izinli veri tabanına sahip online araştırma şirketi DORinsight, ‘23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel araştırmasının sonuçlarını açıkladı. ‘Çocuk ve Teknoloji Araştırması’na göre ailelerin yüzde 81’i çocukların teknoloji ürünleriyle vakit ge- çirmesine izin veriyor. Çocukların çoğunluğu günde 1-2 saatini teknoloji ürünleriyle oyna- yarak geçiriyor. Ancak çocuklar hala sokakta oynamayı tabletle vakit geçirmeye tercih ediyor. Türkiye’nin en büyük izinli veri tabanına sahip online araştırma şirketi DORinsight, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için hazır- ladığı Çocuk ve Teknoloji Araştırması’nın sonuç- larını açıkladı. Araştırma, ebeveynlerin teknolojiyi gelecek için faydalı bulduğunu ve çocuklarını bu ürünlerden uzak tutmadığını ortaya koydu. 1-11 Nisan 2019 tarihleri arasında online olarak tamamlanan araştırmaya; Türkiye temsili, çocu- ğu olan ABC1C2DE sosyo-ekonomik segmente mensup 2.022 kişi katıldı. Araştırma kapsamında katılımcılara, çocukların teknoloji ürünlerine olan ilgisine yönelik sorular yöneltildi. Araştırmadan çıkan sonuçlar ise şöyle oldu: Yüzde 81’i izin veriyor Katılımcıların yüzde 81’i çocukların teknoloji ürün- leriyle vakit geçirmesine izin verirken yüzde 15’i sadece tatil dönemlerinde izin verdiğini belirtti. Ebeveynler ders ve oyun saatini ayırıyor Yüzde 63’ü çocukları için ders ve oyun oynama saatleri belirlerken yüzde 6’sı belirlemediğini, yüz- de 21’i günden güne farklılık gösterdiğini, yüzde 10’u ise kendisinin karar verdiğini söyledi. Günde 2 saat ders çalışıyorlar Katılımcıların yüzde 39’u çocuklarının günde 2 saat çalıştığını, yüzde 33’ü 1 saat, yüzde 15’i 3 saat, yüzde 6’sı 3 saat üzeri, yüzde 7’si ise hiç ders çalışmadığını dile getirdi. 2 saat oynuyorlar Çocuklarının günde kaç saat oyun oynadığı sorulduğunda katılımcıların yüzde 34’ü 2 saat yanıtını verirken, yüzde 29’u 1 saat, yüzde 18’i 3 saat üzeri, yüzde 15’i 3 saat, yüzde 4 ü ise hiç oynamadığını belirtti. Teknolojiyle 1-2 saat Katılımcıların yüzde 47’si çocuklarının teknoloji ürünleriyle günde 1 saat vakit geçirdiğini, yüzde 33’ü 2 saat, yüzde 9’u 3 saat, yüzde 8’i 3 saat ve üzeri, yüzde 3’ü de hiç vakit geçirmediğini söyledi. Çocukların ilk tercihi hala sokak Katılımcılara çocuklarını en fazla eğlendiren aktivitelerin neler olduğunu sorulduğunda ilk yanıt arkadaşlarıyla & akranlarıyla dışarıda oyun oyna- mak (yüzde 64) olurken bu yanıtı sırayla çizgi film / film izlemek (yüzde 53), evde oyun oynamak (yüzde 46), bilgisayar / konsol oyunu oynamak (yüzde 40), alışveriş merkezlerinde oyun oyna- mak (yüzde 23), kitap okumak (yüzde 22), evcil hayvanıyla vakit geçirmek (yüzde 17) takip etti. Tablet faydalı değil ama… Katılımcıların yüzde 88’i çocukların yemek yemeleri için tablet/telefon kullanımını faydalı bulmadığını, yüzde 12 ise faydalı bulduğunu aktardı. Buna rağmen katılımcıların yüzde 32’si çocuklarının yemek yerken tablet kullandığını dile getirirken, yüzde 68’i ise yemek yerken tablet kullanmadığını ifade etti. İnternet kontrol altında Ebeveynlerin yüzde 92’si çocuklarının internet kullanımını denetlediğini belirtti. Katılımcıların yüz- de 94’ü bilgisayar oyunlarının zararlı olup olmadı- ğını da kontrol ediyor. ‘Gelecek için faydalı’ diyorlar Katılımcılara çocukların bilgisayar oyunları ve bil- gisayar teknolojileriyle vakit geçirmesini gelecek için nasıl değerlendirdikleri sorulduğunda yüzde 47’si dijital çağda geleceği için faydalı olacağı- nı, yüzde 33’ü gelişimini olumsuz etkileyeceğini yüzde 16’sı ise zihinsel gelişimini olumlu etkileye- ceğini söyledi. Dijital Biz 84 Dijital Biz 85

Sayfa 86 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Çağrı Merkezi Sektörünün Sağladığı İstihdam 108 Bin Kişiye Ulaştı Çağrı Merkezleri Derneği tarafından açıklanan 2018 Türkiye Çağrı Merkezi Pazar Verilerine göre sektör, ülke gene- linde 67 ilde yaptığı yatırım ile istihda- ma katkı sağlamaya devam ediyor. Sektörünün bilgi merkezi ve referans noktası olan Çağrı Merkezleri Derneği, her yıl güncelleyerek yayınladığı, Türkiye’de çağrı merkezi sektörüne ışık tutan kaynak niteliğindeki 2018 Türkiye Çağrı Merkezi Pazar Araştırmasının sonuçlarını, 11 Nisan 2019 tarihinde, Raffles Hotel İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı. Müşteri hizmetleri alanında faaliyet gös- teren firmaların yanı sıra tüm markaları yakından ilgilendiren bu rapor, sektörün son bir yılını detaylı analizlerle mercek altına alıyor. Çağrı merkezi sektöründe faaliyet gösteren 118 farklı firmayla yapılan anket çalışmaları ve 20 sektör lideriyle gerçekleşen birebir görüşmeler neticesinde oluş- turulan rapor, iç kaynak (in-house) ve dış kaynak (outsource) sistemiyle çalışan şirketlerin yanı sıra iki sistemi birlikte kullanan kuruluşları da kapsıyor. İstihdama katkı devam ediyor 2018 verilerine göre sektörün pazar büyüklüğü- nün geçen yıla oranla yüzde 21,5’lik bir büyüme ile 6.2 Milyar TL’ye ulaştığı görülüyor. Türkiye genelindeki müşteri temsilcisi sayısının yüzde 5,5 oranında artarak 96 bin kişiye ulaştığı, yönetici ve destek kadrolarla birlikte ise toplamda sağlanan istihdamın 108 bin kişi olduğu açıklandı. 2019 yılına ilişkin çağrı merkezi sektörü istihdam öngö- rüsü ise toplamda 112 bin kişi olarak açıklandı. İstihdamın %50’si telekomünikasyon, finans ve kamu çağrı merkezlerinde Ülke genelindeki istihdam oranlarında birincilik yüzde 26’lık bir oranla telekomünikasyon firma- larına, ikincilik ise yüzde 13’lük bir oranla finans sektörüne gidiyor. İki sektörün sıralaması geçen yıldan bu yana sabit kalırken kamu kurum- ları ise onunculuktan üçüncülüğe yükseliyor. Yüzde 11’lik bir oran ile finans sektörünü yakından takip eden kamu kurumlarının ar- dından yüzde 10’luk bir oran ile gıda, tekstil ve beyaz eşya üreticilerinden oluşan tüketim ürünleri sektörü geliyor. Listenin devamında bulunan firmalar ise sırasıyla bilişim (%8), ta- şımacılık/ lojistik (%6), e-ticaret (%6), enerji/ altyapı (%5), sağlık (%5), eğlence/medya (%4), perakende noktaları (%3), konaklama/ acente/turizm (%1) ve diğer (%2) olarak sıra- lanıyor. Ülkemizde 67 ilde en az 1 çağrı merkezi yatırımı mevcut 3 büyük şehrin dışında kalan diğer Anadolu illerinde çağrı merkezlerine yapılan yatı- rım oranı yüzde 44 iken, bu yıl yüzde 56’ya yükselmiş durumda. Geçtiğimiz yıl sektörün yüzde 39’unu bünyesinde bulunduran İstan- bul’un bu seneki istihdam oranı yüzde 26. Ankara ve İzmir ise sıralamada yer değişti- riyor. Ankara’nın istihdamı yüzde 7, İzmir’in ise yüzde 11 oranında. Ortaya çıkan bu tablo sektördeki istihdam dağılımının, üç büyük şehirden başlayarak diğer bölgelere doğru yayıldığını gösteriyor. Dijitalleşme ile birlikte çağrı merkezi hiz- metleri de sosyal mecralara entegre olu- yor Çağrı merkezlerinde geçtiğimiz yıl 2,5 milyar olan gelen/giden aramaların sayısı, 2018’de 3,2 milyar adete yükseliyor. Gelen aramaların büyük çoğunluğunu ürün/hizmet bilgisi alma- yı amaçlayan aramalar oluştururken, giden aramaların ise satış/pazarlama amacıyla yapıldığı görülüyor. Gelen aramaların yüzde 38’i ürün veya hizmetler hakkında bilgi almak için yapılırken, yüzde 14’ü teknik destek, yüzde 12’si sipariş ve satın alma, yüzde 16’sı işlem, yüzde 11’i de şikayet yönetimi mak- sadıyla yapılıyor. Çağrı merkezlerinin hiz- met sunduğu geleneksel hizmet kanalı olan telefon ve SMS’in yanısıra, e-mail, sosyal medya, online chat, ve chatbot gibi yeni dijital kanalların kullanımında da her geçen yıl bir artış gözleniyor. Teknoloji hızla gelişirken vatandaşın bilgi alma ihtiyacı değişmiyor ve bu noktada çağrı merkezleri de markalar için en kritik rolü üstleniyor. Sektördeki ortalama çalışma süresi 3 yıla uzadı Çağrı merkezlerinde çalışan müşteri temsilci- lerinin yüzde 66’sını geçtiğimiz yıl da olduğu gibi kadınlar oluşturuyor. Çalışanların yaş ortalamasının 27 olduğu sektörde, perso- nellerin yüzde 62’si üniversite mezunu; bu sayının geçtiğimiz yıldan bu yana yüzde 12 oranında arttığı görülüyor. Sektörün yüzde 46’sının ortalama çalışma süresinin 3 yıla uzaması ve nitelikli personel sayısının artma- sı da önemli ve sevindirici bir gelişme olarak dikkat çekiyor. Yabancı dilde verilen çağrı merkezi hiz- metleri potansiyelini koruyor Yabancı dilde hizmet veren müşteri temsilcisi sayısı, önceki yıla oranla yüzde 49 artış gös- tererek 8500 kişiye ulaştı. Almanca, geçen yıl da olduğu gibi bu sene de çağrı merkezle- rinde en çok ihtiyaç duyulan yabancı dillerin başında geliyor. Yaklaşık 8 bin 500 müşteri temsilcisi, tüketicilere yabancı dilde hizmet veriyor. Çalışanların yüzde 41’i Almanca, yüzde 35’i İngilizce, yüzde 8’i Fransızca, yüz- de 8’i ise Arapça dillerinde hizmet veriyor. Çağrı merkezi sektörünün güçlü olduğu alanlar şöyle sıralanıyor: Sektör, genç nüfus ve kadın istihdamına öncülük ediyor. Böl- gesel ve ulusal ekonomiye katkı sunuyor. Müşteri deneyimini ileri teknolojiyle yönetiyor. Yabancı dilde çağrı merkezi hizmeti potan- siyeli taşıyor. Sektörün gelişime açık olan yönleri ise istihdam teşviğinin artarak sürekli hale gelmesi, çağrı merkezi hizmet ihracatı- nın desteklenmesi ve telefon dolandırıcılığı olaylarına karşı alınan tedbirlerin artırılması olarak sıralanıyor. Dijital Biz 86 Dijital Biz 87

Sayfa 88 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Haber Attığınız USB’lere Dikkat! Birçok bilgisayar kullanıcısı USB cihaz- larını atarken, satarken veya başkasına verirken ne yazık ki verilerin silinmesi konusunda yeterince önlem almıyor. Bilgi güvenliği kuruluşu ESET, İngilte- re’de yapılan bir araştırmayı mercek al- tına aldı. Buna göre ikinci el USB’lerde pek çok kişi hassas verilerini bırakıyor. İngiltere’de bulunan Hertfordshire Üniversite- si’nden akademisyenler, kaçının hala önceki sa- hiplerinin bilgilerini içerdiğini görmek için USB’lere yönelik bir çalışma gerçekleştirdi. Araştırmacılar, Amerika Birleşik Devletleri’nde 100 ve İngiltere’de de 100 adet olmak üzere herkese açık platform- lardan 200 adet ikinci el harici bellek (USB Me- mory) satın aldı. Antivirüs yazılım kuruluşu ESET ve İngiliz tüketici bilgilendirme sitesi Comparitech’in bildirdiğine göre, çoğu USB sürücüsü, önceki sahiplerinden kalan veriler içeriyordu ve bu bilgiler neredeyse hiçbir çaba sarf edilmeden elde edilebilmekteydi. Örnek vermek gerekirse, 20 kişi depola- ma cihazlarını temizlemek için herhangi bir girişimde bulunmamıştı. Bu cihazlar basitçe bilgisayara takmak, içeriklerini ortaya çıkar- mak için yeterliydi. Cihazların önceki sahipleri tespit edilebildi Bununla birlikte, daha sık olmamakla birlikte veriler silinmişti; ancak bu ulaşılamayacak bir yerde oldukları anlamına gelmiyordu. Araş- tırmacılar yalnızca halka açık veri kurtarma yazılımları kullanarak 135 harici belleğin içe- riklerini formatlanmış olsalar bile basit bir şe- kilde ele geçirilebildiğini ortaya koydu. Bunlar arasından 44 USB sürücü, cihazın önceki sahibinin kimliğini tespit edebilmek için yeterli bilgi içermekteydi. USB’lerden neler çıktı? Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, harici sürü- cülerde bulunan veriler, kurumsal ve yasal belgelerden vergi formlarına, ödeme fişlerin- den potansiyel olarak daha da endişe verici bulgulara kadar geniş bir alanı kapsamaktay- dı. Bunlar arasında bir arama emriyle, para ve av tüfeği fotoğraflarının yanı sıra, isim ve iletişim bilgileriyle fotoğrafları bulunan orta yaşlı bir adam da yer aldı. 200’den sadece 34’ündeki bilgiler güvenli silinmiş Bu arada, sadece 34 adet USB sürücü bir yazılım aracılığıyla güvenli şekilde silinirken, sadece bir tanesi şifrelenmişti ve yeni sa- hiplerin ulaşamayacağı şekilde bu cihazlara saklanan her türlü veriyi ulaşılamaz kılıyordu. Ne yapılabilir? Kullanmadığınız, birisine verdiğiniz, satmaya veya çöpe atmaya hazırlandığınız harici disklerdeki verilerinizi silmeye özen göste- rin. Bununla birlikte ‘şifreleme’ (encryption) uygulamaları, verilerinizi meraklı gözlerden koruyacak şekilde güvende tutabileceğiniz iyi bir araçtır. Örneğin ESET Smart Security Premium yazılımında yer alan ESET Secure Data özelliği USB’yi şifreler ve parola olma- dan verileri ulaşılamaz hale getirir. Dijital Biz 88 Dijital Biz 89

Sayfa 92 — dergide görüntüle

Mayıs 2019 Dijital Biz 92 Dijital Biz 93