Dijital BizDijital Biz

Mayıs 2021 Sayısı — Metin Görünümü

Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku

Sayfa 1 — dergide görüntüle

Dijital Biz Bilişim, Ekonomi, İş Dünyası Dergisidijitalbiz.com MAYIS 2021 SAYI: 20 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Girişimci Doğulmaz, Girişimci Olunur KVKK İçin Veri Keşfi Yazılımı VLP Aşısında Sonbaharı İşaret Etti Ay Misyonu İçin İlk Ateşleme TOGG Gemlik Tesisi’nden 7/24 Canlı Yayın Başladı Yerli Yatırımcıların Hisse Senedi Varlıkları Bir Yılda Yüzde 150’nin Üzerinde Büyüdü Mehmet KOÇ Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) Başkan

Sayfa 2 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com SOSYAL MEDYA Arzu Tufan arzu.tufan@dijitalbiz.com Samet Bayrakçı samet.bayrakci@dijitalbiz.com BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ MAYIS 2021 SAYI: 20 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER KVKK’da Veri Keşfi Neden Önemlidir? 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verile- rin Korunması Kanunu (KVKK) ülkemizde kişisel verilerin korunması alanında yeni bir dönemin başlamasını sağladı. Verisi işlenen tüm vatandaşlarımız şirketlerin ya da kurumların veri sorumlularına başvurarak; kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, yurt içinde veya yurt dışında kişisel verile- rin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, yapılan işlemlerin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme haklarına sahip. Ek olarak işlenen verilerin otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesiyle kendi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, kişisel verilerinin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme gibi çok geniş haklara sahip. Vatandaşlarımız kişisel verileri konusunda sahip olduğu hakların farkında olmalı ve harekete geçerek şirketlerin ya da kurumların verileri rızaları olmadan saklamalarına ya da kullanmalarına izin vermemeli. KVKK İdari ve Teknik Tedbirlere uyum kapsamında birçok yanlışlıklar yapılıyor. Şikâyet ve ihbar üzerine yapılan denetimler sonucunda cezalar düzenleniyor. KVKK tedbirlerine uyum ve yaşayan sürecin yönetilmesi çalışmalarında en kritik olarak gördüğümüz başlık “Kişisel Veri İşleme Envanteri Hazırlanması”. Bazı danışmanlık firmalarının “Kişisel Veri İşleme Envanteri” hazırlamak üzere hizmet verdikleri kamu kurumlarının ya da özel sektör firmalarının personelleriyle haftalar hatta aylar süren görüşmeler sonucunda oluşturdukları dokümanlar maalesef ne mevcut durumu sağlıklı olarak gösteriyor ne de gelecek için bir anlam ifade ediyor. Bu dokümanlar ağırlıklı olarak personel beyanlarını baz alarak oluşturuluyor. Personelin bilinçli ya da bilinçsiz olarak söylemediği bilgiler, personel bilgisayarlarındaki kişisel verilerin yansı- tılmadığı raporlar KVKK açısından aslında hiçbir anlam ifade etmiyor. Kâğıt üzerinde kuralların belirlenmiş ve çalışanlara ilan edilmiş olması sistemin sağlıklı olarak işleye- ceği anlamına gelmiyor. Doğru yazılımlarla denetim mekanizmalarının da işletilmesi gerekiyor. Temeli iyi atılmamış bir binanın ilk depremde hasar görmesi ya da çökmesi ne kadar yüksek ihtimal ise, gerçek durumu ortaya koymayan bir envanter de telafisi mümkün olmayan zararlara zemin hazırlayabilir. Envanter, beyana dayalı manuel olarak değil, çağımıza uygun şekilde yazılımlar ile otomatik olarak ortaya çıkarılmalı. Tüm sunuculardaki, tüm veri tabanlarındaki, tüm personel bilgisayarlarındaki kişisel veriler otomatik yöntemlerle taranmalı, raporlanmalı, kişisel veri içeren dokümanlar sınıflandırılmalı. Otomatik taramalarda kişisel veriler tahmin edilebilen ve hiç tahmin edilemeyen kısımlardan çıkabiliyor. Kişisel verileri tarama operasyonu otomatik hale geldiği için veriler üzerinde tam kontrol sağlanabiliyor. Müşteri ya da Kurum talepleri- ne hızlı geri dönüş yapılabiliyor. Yazılımların taranmış evraklarda en belirleyici kişisel veri olan T.C. Kimlik Numarası keşfini algoritmasına uygun olarak sıfır hata ile yapması süreçleri hızlandırır ve kolay- laştırır. Silinmesi gereken dosyaları KVKK’ya uygun olarak silebilmeli. Mahkemelerde delil olarak kullanabilmesi için yapılan tüm işlemlerin imzalı olarak zaman damgasıyla saklanması sağlanmalı. Bulduğu veri tabanı alanlarında içinde kişisel veri olanları KVKK’ya uygun olarak anonim hale getirebilmeli. Kişisel verilerin ihlali durumunda, cezai yaptırım ihlale yol açan çalışana değil işvere- ne uygulanıyor. İşletmeler yaşadıkları her ihlal ve ihmalde 5 bin TL’den başlayan ve 2 milyon TL’ye kadar çıkabilen idari para cezasıyla ya da sorumlular hakkında yürütüle- cek 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalabiliyor. Tüm özel sektör şirketlerine ve kamu kurumlarına KVKK İdari ve Teknik Tedbirlere tam uyumlu olma çağrısında bulunuyorum. Dijital Biz 3

Sayfa 4 — dergide görüntüle

İhraç Edilebilir Yerli ve Milli Ulaştırma Sistemleri Geliştireceğiz 74 Avrupa Havalimanlarında Birincilik Türkiye’nin Oldu 78 Dijital Dönüşüm Süreci 80 CEO’lar 2022’ye Kadar Normale Dönüş Beklemiyor 82 Yerli Yatırımcıların Hisse Senedi Varlıkları Bir Yılda Yüzde 150’nin Üzerinde Büyüdü 84 En Havalı Füze; Bozdoğan 86 SİHA’ların Yeni Vurucu Gücü MAM-T 88 TEI-TJ300 Turbojet Motoru Rekor Kırdı 90 6’ncı yılda 620 Üyeye Ulaştı 92 Uzaktan Çalışma Siber Suça Yaradı 94 Geleceğin Pilleri İçin Birlikte Çalışacak 96 İnsan Bedenini Gerçek Zamanlı İzleyen İmplant Anten Teknolojisi 98 Büyümesini 2021’de de Sürdürmeyi Hedefliyor 100 Emeklilere Özel Güvence Sağlıyor 102 İK Liderlerine Göre Hibrit Çalışma Artık Yeni Normal 104 Zoom Yorgunluğuna İşaret Eden Semptomlar 106 Dijital Dünyada Çocuk Hakları 110 İçindekiler Mehmet KOÇ: “Girişimci Doğulmaz, Girişimci Olunur” KVKK İçin Veri Keşfi Yazılımı 20 Yerli Aşı İçin Gönüllü Oldu 34 VLP Aşısında Sonbaharı İşaret Etti 38 Türksat 5A Uzaydaki Yörüngesine Oturuyor 42 Ay Misyonu İçin İlk Ateşleme 44 Teknoloji Yönetişimine Türkiye’den Küresel Katkı 48 7. Uluslararası Genç İşadamları Kongresi Düzenlendi 52 Geleceği Birlikte Tasarlayalım 56 Kripto Paraların Yasal Çerçeve İhtiyacı 60 Kripto Para Kaybı İntihara Yol Açabiliyor 64 Kripto Piyasanın En Hareketli ve Rekorlara Doymayan Dönemi Nisan 2021 66 Türkiye’nin Yatırım Çekiciliği ve Teşvik Mekanizmaları 70 TOGG Gemlik Tesisi’nden 7/24 Canlı Yayın Başladı 72 06 Dijital Biz 4

Sayfa 6 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Röportaj Girişimci Doğulmaz, Girişimci Olunur Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi, Elektronik Haberleşme Mühendisi 1994 mezunuyum. Mezuniyetten sonra bir yıl İSKİ’de Bilgi İşlem Mühendisi olarak çalıştım. Görevden istifa edip ilk şirketimi 1996 yılında bilgisayar fir- ması olarak 3 arkadaşla ortak olarak kurduk. Daha sonra farklı sektörlerde (lojistik, deniz- cilik, yazılım, teknoloji, oyun, tarım, sanayi…) çok sayıda firma kurdum ve yönettim. Bugü- ne kadar 50’den fazla firma kurdum. Güncel olarak Negmar Denizcilik Yatırım A.Ş. Yöne- tim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyorum. Doğrudan yönettiğim ya da yatırım yaptığım şirketlerde toplam 1.000’den fazla arkadaşla beraber çalışıyoruz. En son bir yıl kadar önce aronya meyvesi üretecek bir firmaya yatırım yaptım. Şimdilerde ise bilgisayar ve mobil oyun firması Jollfy’a yatırım yapıyorum. Başta Negmar Denizcilik Yatırım A.Ş. ol- mak üzere pek çok şirkette Yönetim Kurulu Başkanlığı ya da Yönetim Kurulu üyeliği yapıyorum. Girişimci İş Adamları Vakfı (GİV) (www.giv. org.tr) başkanlığı görevinde bulunuyorum. Ülkemizde girişimciliğin geliştirilmesinin çok önemli olduğuna, bugün uğraşmakta oldu- ğumuz pek çok makro ve mikro problemin çözümünün girişimcilik olabileceğine inanıyo- rum. Vakıf olarak günümüze kadar binlerce girişimci adayının iş hayatına başlamasına hem eğitim olarak hem de mentör olarak yardımcı olduk. İşsizliğin azaltılmasında, cari açığın kapatıl- masında, yerinde istihdamın oluşmasında, göçün önlenmesinde ve daha pek çok alanda girişimciliğin geliştirilmesinin kritik olduğu- nu düşünüyorum. Dünya’da da örneklerini gördüğümüz gibi, yeni bir alandan çıkan bir girişimci, bir anda bir ülkenin gidişatını de- ğiştirebilir. Şu anda Türkiye’de yeni mezun üniversite öğrencilerinden girişimci olmak isteyenlerin oranı %3-5 arasında. Bu oranı iki katına çıkartabilirsek, bundan on yıl sonra muhtemelen işsizliği ve diğer pek çok problemi kökünden çözmüş oluruz. GİV’e gelip eği- tim alan girişimciler arasında şirket kurma oranı %20’ler mertebesinde. Biz bir girişimci adayının, ülkemizin en önemli varlıklarından birisi olduğunu ve desteklenmesi gerektiği- ni, bu enerjinin boşa gitmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu günlerde Konya’da Cumhurbaşkanlığı Himayelerinde hazırlandığımız Türkiye Giri- şimci Buluşması ve Zirvesi (www.turkiyegiri- simcibulusmasi.com) programına emek veri- yoruz. Aynı zamanda geleneksel hale gelen ve 8. düzenlenen Girişimcilik Ödülleri (www. girisimcilikodulleri.com) programımızı da yine himaye çerçevesinde gerçekleştireceğiz. An- cak pandemi şartlarından dolayı Mayıs sonu gibi organize ettiğimiz program muhtemelen Eylül-Ekim aylarına kayacak. O zaman kadar pandeminin de toparlanmasını bekliyoruz. Ayrıca GIV bünyesinde TurGO (Türkiye Giri- şim Okulu) adı altında Teknopark olarak yeni kurulacak startup firmalara kuluçka merkezi olarak hizmet verecek bir çalışmamız var. Her türlü projesi olan arkadaşlar projeleri- ni TurGO’ya ulaştırarak hem yatırım hem network hem de mentör desteği alabilirler. Amacımız kısa zaman içinde bir risk serma- yesi yatırım fonu da kurmak. Şirketiniz, sektörünüz ve faaliyet alanları- nız ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Negmar Denizcilik bir yatırım grubu. Daha önce Gübretaş ve Suudi Arabistan kökenli Nesma grubu ile ortak iken, 2018 yılında ayrıldık. Negmar bugün itibariyle daha çok lo- jistik, yolcu taşımacılığı, yazılım, mobil oyun ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteriyor. Denizde yolcu ve araç taşımacılığında kapa- site ve pazar payı olarak Marmara’da ikinci sıradayız. Kara lojistiğinde Etis Lojistik A.Ş. olarak yıllık 2,5 milyon ton dökme yük taşıyo- ruz. İstanbul merkez olmak üzere İzmit, Sam- sun, Bursa, İzmir, İskenderun ve Tekirdağ’da şubelerimiz mevcut. Özellikle liman elleçleme ve torbalama konusunda iyi bir altyapımız Türkiye’nin sahip ol- duğu genç nüfus gi- rişimcilik açısından büyük avantaj. Genç girişimcilerin ise en az sermaye ile, daha çok teknik bilgi ile faaliyet gösterebi- lecekleri en önemli alan bilişim alandır. Son yıllarda başarılı olmuş ve milyar do- lar değerine ulaşmış Türk girişimcilere bakarsanız, bu başa- rının temelinin bili- şim sektörü olduğu- nu görürsünüz. Mehmet KOÇ Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) Başkan Dijital Biz 6 Dijital Biz 7

Sayfa 8 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Röportaj Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir? Dünyamız çok hızlı değişiyor. Sektörlere göre de değişikliğe sebep olacak teknolojiler fark- lılık arz ediyor. Savunma sanayinde dronlar, sağlıkta yeni ve önleyici aşılar ve gen yapı- sının daha anne karnında incelenmesi, uzay teknolojisinde mini uydular, ulaşımda uçan araçlar ve ses hızında uçaklar, tarımda toprak- sız tarım ve bağışıklık sistemini destekleyen süper meyvelerin üretilmesi, eğitimde uzaktan online ve videolu eğitim, mali dünyada krip- to paralar ve mobil ödeme araçları, enerjide hidrojen bazlı temiz yakıtlar, bilgisayar dün- yasında kuantum bilgisayarlar ve büyük veri analizi gibi hemen hemen her sektörde mev- cut oyunu değiştirecek gelişmeler mevcut. Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektörünün geleceği hakkında öngörüleriniz nelerdir? Dünya’da bilişim sektörü ve genel manada teknoloji giderek konsolide oluyor ve daha var. Etis Lojistik her yönüyle sektöründe öncü kuruluşların başında geliyor. Türkiye’nin Marmara Denizinde limandan limana Deniz Yoluyla Tren vagonları taşıya- bilen tek firmayız. Geçen yıllarda Marmaray açılmadan önce Derinde-Tekirdağ arasında bütün trenlerin geçişi tarafımızdan sağla- nıyordu. Yakın zamanda açılması planlana Bandırma-Tekirdağ tren feribot hattının işletmesini yapmaya hazırlanıyoruz. Gemi- miz Tekirdağ limanında personeli ile beraber hazır bekliyor. Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşama- da, planlarınız nelerdir? Dijital dönüşüm hepimizin hayatını, dünyayı etkiliyor. Bütün sektörlerde bu dönüşüme uyum sağlayanlar varlıklarını devam ettirir- ken, dijital dönüşüme ayak uyduramayanlar yok olmaya mahkûm oluyorlar. büyük daha monopol yapılar oluşuyor. Tür- kiye özellikle yazılım alanında çok ciddi mesafe alabilir. Devletimiz şimdilerde yazı- lıma gereken önemi veriyor. Cumhurbaş- kanlığı’nda Yazılım ve Donanım Endüstrileri Başkanlığı kuruluyor. Devlet kurumlarının ve özel sektörün yerli yazılım kullanmaya, kendi sektörlerinde ihtiyaç duydukları yazılımları yerli olarak yaptırtıp dünyaya satmaya ça- lışmaları gerekiyor. Yeterli sayıda yetişmiş kalifiye insan gücümüz mevcut ve dünya standartlarında yazılımlar üretiliyor. Biz kendi grubumuz içerisinde hem lojistikte hem de denizde yolcu taşımacılığında kendi ihtiya- cımız olan yazılımları yerli olarak yazdırdık ve şimdi standartlaştırarak bütün dünyaya satmaya çalışıyoruz. Bilişim sektöründe ihracatın önündeki en büyük engel, yazılımların sürdürülebilir ve standart olmamasından kaynaklanıyor. Türkiye’de üretilen yazılımların kodlama kalitesinin son derece yeterli olduğunu düşünüyorum. Bizim grup olarak işlerimizin hemen hemen hepsinin bir teknoloji ayağı var. Özellikle yazılım ve internet/mobil ko- nusunda kendimizi güncel tutabilmek için gerekli bütün yatırımları yapıyoruz. Pandemi ilk başladığında ofislerimizi hemen kapatıp evden çalışmaya geçebil- dik, çünkü dijital altyapımız buna müsa- it. Bütün çalışmalarını evden yapmaya başlayan ilk firmalardan biriyiz. Ülkemiz özellikle e-devlet uygulama- larında iyi durumda. Pek çok alanda Avrupa ülkelerinin çok önündeyiz, ama Singapur da bizden önde. Şu anda bir vatandaşımız pek çok işlemini e-devlet üzerinden yapıp takip edebiliyor. Yakın gelecekte bu daha da gelişecek, sade- ce vatandaşlık işlemleri değil pek çok iş hayatı uygulaması da dijital olarak takip edilip onaylanabilecek. Devlet kurumları arasındaki yazışmalar da tamamen dijital olacak. Böylece bir işlem için, farklı ku- rumlarda aylarca beklemeye gerek kal- mayacak. Dijital Biz 8 Dijital Biz 9

Sayfa 10 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Röportaj Bilişim sadece web üzerinden e-ticaret değil- dir, asıl bilişim, teknoloji bileşenlerini ve farklı düşünceleri bir araya getirerek bu dönem- de öne çıkan ihtiyaçlara çözüm üretmektir. Gençlerin bilişim sektörü için yazılım dilleri öğrenmek kadar, çözüm üretebilecekleri sektörlerin detaylarını bilmeleri de önemlidir. İnternetin her türlü bilgiyi cömertçe sunduğu bu dönemde, herhangi bir sektörün detayla- rını öğrenmek hiç olmadığı kadar kolay hale gelmiştir. Sizce bilişim alanında faaliyet gösteren ve teknoloji üreten şirketlere insan kaynağı açısından ne tür destekler sağlanabilir? Türkiye’de her sektörde yetişmiş insan gücü problemi vardır. Bir tarafta yüzbinlerce genç işsiz iken, bir tarafta aranan kalifiye elemanın bulunamaması tamamen eğitim sistemimizin planlama hatasından kaynaklanıyor. Başta bilişim sektörü olmak üzere, bütün nitelikli alanlarda insan kaynakları eksikliği mevcut. Yazılım mühendisleri daha çok yurt dışına gitmeyi, ya da gelişmiş ülkelere burada uzak- tan çalışmayı tercih ediyorlar. Her şirketin kendi personel ihtiyacını liseden başlayarak eğitmesi gerektiğini düşünüyorum. Ya da özellikle Pakistan, Endonezya ve Mısır gibi ülkelerden Yeşil Kart ile eleman getirilmesini sağlamak gerekir. Bir milyon yazılımcı ye- tiştirme projesi hayata geçirilebilirse, bilişim şirketlerinin artan personel ihtiyacı çözülebilir. Endüstri 4.0 konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Endüstri 4.0’da hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşama- da, planlarınız nelerdir? Düşük insan maliyetiyle yüksek üretim mik- tarlarını yakalayan ülkelere karşılık, batılı ülkeler otomasyonla maliyetleri azaltarak, es- neklik, çeviklik, hız ve kalite ile bu yarışta öne geçebilmek için Endüstri 4.0 ile yola çıkarak hamle yapmaya başlamışlardır. Ülkemize, E4.0 ile verimlilik ve rekabeti yakalayabilmek için, öncelikle ülkemizin eksiklerini arasında yer alan nesnelerin internetinin daha etkin yer aldığı iş süreçleri desteklenmeli ve kurul- maları sağlanmalıdır. Yerli ve Milli Teknolojiler konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Yerli ve Milli Teknolojilerde hangi aşamada, kullanımının artırılmasının sağlayacağı faydalar nelerdir? Türkiye her alanda yerli ve milli teknoloji geliş- tirmeye çalışıyor. Son 10 yılda başta savunma sanayi İHA/SİHA’lar olmak üzere, sağlıkta, endüstride, CNC ve makine üretiminde, e-tica- rette ve daha pek çok alanda iyi sonuçlar alın- dığını düşünüyorum. Ülkemiz bütün sektörlerde kritik teknolojileri belirlemeli ve bu teknolojileri elde edebilmek için gerekli desteği vermelidir diye düşünüyorum. Çağımızda kendi tekno- lojisi olmayan, her konuda dışa bağımlı olan ülkelerin başarılı olma şansı yoktur. Türkiye çok kutuplu yeni dünya düzeninde kutuplardan biri olmaya çalışmaktadır. Bunu ancak ve ancak kendi kritik teknolojilerimiz, savaş uçaklarımız, uçak gemilerimiz, dron filolarımız, kritik güven- lik ve silah teknolojilerimiz ve her alanda TÜBİTAK 2016 yılında, Yeni Sanayi Devrimi, Akıllı Üretim Sistemleri Teknoloji Yol Haritası çalışmasında kritik sanayiiler belirlenmiş, ge- çilmesi gereken teknolojik hedefler belirtilmiş- tir. Bu kapsamda, en çok katma değer sağ- layacağı değerlendirilen teknolojiler endüstri 4.0 alanları olarak “otomasyon ve kontrol sistemleri”, “ileri robotik sistemler”, “eklemeli imalat” alanları tespit edilmiştir. Ülkemizde bu alanlara yönelik destekler ve endüstri- nin rekabet ihtiyaçları doğrultusunda, başta otomotiv sistemleri ve beyaz eşya üretimi gibi alanlarda endüstri 4.0 ile tanımlanabilecek süreçler yer almaya başlamıştır. Şirketlerimizde, endüstriyel üretim yer alma- makla birlikte, hizmet sektörü gibi alanlarda faaliyetlerimiz bulunmaktadır. Liman işletme- lerimizde araç tanıma, bu verilerin finans ve müşteri veritabanlarımızla entegrasyonu gibi otomasyonlarımız bulunmaktadır. Nesnelerin İnterneti konusunda görüşle- riniz nelerdir? Sizce Türkiye Nesnelerin İnternetinde hangi aşamada? Nesnelerin İnterneti ile artık, çevremizdeki çok daha fazla olayı kontrol ve takip edebil- me yeteneği kazanıyoruz. Bu sistemler ile, klasik manada bilgisayarların interneti alanın- dan çıkıp, farklı iletişim kanalları üzerinden, ev aletlerinin, araçların, endüstriyel cihazla- rın, askeri teçhizatların, insanların hatta diğer canlıların, veri kaynağı olarak kullanılabildiği ve pek çok durumda kontrol de edilebildiği bir ortamdan bahsedebiliyoruz. Birebir elde edilebilen büyük miktarda ve net veri ile günümüzde, son derece detaylı ana- lizler yapılabilir olmuştur. Müşterilerini mobil cihazlarla inceleyen ve verimliğini arttıran yeni satış algoritmaları geliştirmek, araç plakaları- na yerleştirilen çiplerle trafik kontrolünü dina- mik olarak yürütmek artık kolaylıkla ulaşılabilir projeler olmaktadır. Ülkemizde, IOT (Internet Of Things) konusunda startup projelerden, Ar- çelik, Vestel gibi daha kurumsal firmalara her alanda yeni projeler görmekteyiz. Devletimizin bu konuda verdiği Ar-Ge destekleri, özellikle inovatif fikirlerin hızla oluşmasını sağlamıştır. dünyadan daha ileride olarak başarabiliriz. Türkiye’nin İHA’larda yakaladığı başarıyı, diğer pek çok alanda da elde etme imkânı yetişmiş personeli vardır. Sadece organize edip harekete geçirmek gerekir. Türkiye’de bilişim alanındaki girişimcilik ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus girişim- cilik açısından büyük avantaj. Genç girişim- cilerin ise en az sermaye ile, daha çok teknik bilgi ile faaliyet gösterebilecekleri en önemli alan bilişim alandır. Bir bilgisayar ve bilmek durumunda oldukları birkaç farklı yazılım dili ile çok ciddi projeler yapabilirler. Son yıllar- da başarılı olmuş ve milyar dolar değerine ulaşmış Türk girişimcilere bakarsanız, bu başarının temelinin bilişim sektörü olduğunu görürsünüz. Girişimciler internet çağı deyince hemen bir e-ticaret sitesi yapayım, oradan ürün ve hizmet satayım moduna giriyorlar. Dijital Biz 10 Dijital Biz 11

Sayfa 12 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Röportaj cihazlar, sosyal ağlar ve kullanıcı davranışları ile son derece yüksek miktarda veri kaynağı oluşturuldu. Bu büyük miktarda veri üzerinde yapılan analizler, artık basit raporların çok ötesinde, finansal öngörülerden, kişilik ana- lizlerine, olası üretim veya arz tahminlerine kadar pek çok çıktı sağlayabilmektedir. Büyük veri, kendisi ülkeler için artık ülke güvenliğini ilgilendiren bir konu dahi olabil- mektedir. Ülkemizdeki sosyal davranışların analizinde, üretim kapasitelerimizin veya ta- rımsal faaliyetlerimizin izlenmesinde pek çok kaynaktan elde edilen büyük veri kullanıla- bilmektedir. Bunların ülke içerisinde kalması artık ulusal güvenlik konusu olmalı ve gerekli önemler alınmalıdır. Kuantum Bilgisayarlar konusunda görüş- leriniz nelerdir? Bildiğimiz temel 1 ve 0’ların hızlı ancak lineer bir şekilde işlenmesi üzerine kurulu mevcut Toplum 5.0 konusunda görüşleriniz nelerdir? Toplum 5.0; dijitalleşirken, yapay zekâ, nes- nelerin interneti gibi kavramlarla daha da iç içe geçen sosyal hayatımızın yeni bir tanı- mıdır. “Süper akıllı toplum” hedefinde olan bu değişim, sanayi toplumundan, bilgi toplu- muna dönüşümüzün bir sonraki aşamasını tanımlıyor. İnsanın hizmetlere talep ederek erişebilmesi temelinde olan mevcut bilgi toplumunun ötesinde; sensörlerden, etrafı- mızdaki cihazlardan toplanan büyük verinin, yapay zekalar ile analiz edilip, bize hazır halde ihtiyaçlarımızın hizmet olarak sunula- cağı, teknolojinin insanın önünden gideceği bir toplum tanımlanmaktadır. Odağında insan olan bu yaklaşımla, sağlık ve refah seviyele- rinin artması, yeni finansal ve üretim, tedarik yapılarının oluşması beklenmektedir (sigara içenlere önceden kanser önleyici tedavilerin sunulması, akıllı belediyeler, uzaktan öğren- me, akıllı tarım politikaları geliştirilmesi gibi örnekler verilebilir). Yapay Zekâ konusunda görüşleriniz ne- lerdir? Sizce Türkiye Yapay Zekada hangi aşamada? Yapay zekâ denildiğinde ilk akla gelen oto- nom arabalar. Oysa bununla sınırlı kalma- yan yapay zekâ uygulamaları etrafımızda. Finans, müşteri yönetimi, lojistik, savunma sanayii sistemleri gibi pek çok alanda kulla- nılmakta. Öğrenen algoritmaların büyük veri ile de beslenmesi sonucunda, çok daha güç- lü analiz sistemleri kurulabilmektedir. Müşteri davranışlarının modellenmesi, borsa trendle- rinin tespit edilmesi gibi çalışmalar artık hiz- met olarak ülkemizde sunulabilen ulaşılabilir teknolojilerin arasında yerini almıştır. Ülke- mizde yapay zekâ uygulamalarının en güzel örneği, IHA/SİHA sistemlerimizde sürü uçuş metotlarının geliştirilmesi gösterilebilir. Blockchain konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Blockchain’de hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşamada, planlarınız nelerdir? Kripto paraların temelini oluşturan blockchain algoritması, merkezi olmayan bir veri depolama dijital işlem kabiliyetimizin dışına çıkan ku- antum bilgisayar teknolojisi ile bazı yüksek işlemci gücü gerektiren alanlarda devrimsel yenilikler beklenmektedir. Henüz gelişme aşamasında olan bu teknoloji ile özellikle kriptoloji alanında köklü değişiklikler beklen- mektedir. Aynı anda binlerce şifreleme anah- tarını aynı anda deneyebilen bu bilgisayarlar, siber güvenlik alanında yeni algoritmaların bulunmasına ve dolayısı ile, askeriye, finans, iletişim altyapıları gibi alanlarda pek çok yazılım sisteminin değiştirilmesine sebep olacaklardır. Siber Güvenlik konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Siber Güvenlikte hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşama- da, planlarınız nelerdir? Dijital dönüşüm çağında, erişimin tanımı, birbiriyle bağlı bilgisayarlardan, bağlı cihaz- lara, bağlı insanlara kadar genişlemiştir. Bu genişleme ile, ağın büyüklüğü, cihaz ve sistemine benzetilebilir. Blockchain’e dahil olan yüzbinlerce uç, veri yığınının bir kopya- sını alarak, kriptografik güvenlik mekanizma- ları ile bu verinin saklanmasını, güncellenme- si ve herkese açık olmasını sağlamaktadırlar. Sadece kripto para sistemlerinde kullanımla kısıtlı olmasına rağmen, değişik verilerin saklanmasında da değerlendirilebilir. Örne- ğin, bazı kamu bilgilerinin, tapu verileri gibi, dağıtık yapıda saklanması mümkün olabilir. Merkezi veritabanları yerine, kamu ya da firmalar benzer verilerini, bu dağıtık yapılarda saklayabilir. Ülkemizde bu konuda araştırma çalışmaları TÜBİTAK bünyesinde yapılmak- tadır. Ancak ürünleşmiş somut bir sistemi firmalarımızda kullanmış değiliz. Kripto Paralar konusunda görüşleriniz nelerdir? Kripto paraların; dijital bir varlık olarak, gü- venli ve blockchain içerisinde merkeziyetsiz bir şekilde dağıtık yapıda var olduğunu, geç- miş 10 yıl içerisinde görmüş bulunmaktayız. Ancak dijital bir varlık olmaktan çıkıp, gerçek bir para (currency) olabilmesi için, en büyük adım merkeziyetsizlik özelliğinin kısmen düzenlenmesidir. Altın veya benzeri değerli varlıklar benzeri, kripto paralar da, değer ve- rildikleri sürece bir parasal kabul görmekte- dirler. Ancak nakit para; hem kendisine değer verilmekle, hem de ardındaki kurumsal yapı sayesinde, güvenirlilik, süreklilik ve denetle- nebilirlilik sunmaktadır. Kripto paraların teorik güvenirliliği kabul edilirse, devlet denetiminde uygun şartlar- da altın karşılığı basılan para gibi kullanımı sağlanabilir. Büyük Veri konusunda görüşleriniz ne- lerdir? Sizce Türkiye Büyük Veride hangi aşamada? Klasik eski veribanlarımız, sadece veriyi okuma, yazma ve raporlama üzerine kurulu yapılardı. Ancak artan işlemci güçleri ve veri depolama kapasiteleri ile verinin kendisi dahi bir veri kaynağı olarak kullanılabilecek sevi- yeye geldi. İnternette bağlı nesneler, mobil Dijital Biz 12 Dijital Biz 13

Sayfa 14 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Röportaj Deep Web konusunda görüşleriniz nelerdir? İlk aşamalarında, sınırsız, özgür ve glo- bal bir veri iletişim ortamı olarak sunulan İnternet, geldiğimiz noktada artık yeniden tanımlanıyor. Mevcut ağın büyüklüğü ve mobil cihazlar gibi sistemlerle genişleyen kullanıcı profili ile, İnternet artık, ailelerimi- ze, çocuklarımıza daha rahat ulaşmakta. Genel ahlaki değerlerin yanında, kanun dışı içerikler de bu ağda yer almaktadır. İnternetin belirli bir seviye de olsa denet- lenmesi gereken bir medya aracı ve veri paylaşım ortamı olarak görülmesiyle birlikte çeşitli denetim sistemleri kurulmaya baş- landı. İçeriğe erişim denetlenirken, içerik sağlayıcı da denetlenir oldu. Bu süreçle bir- likte, denetimden kaçmaya çalışan içerikler ve bunlara yapılan erişimlerin, kriptoloji gibi çeşitli teknikler ile kendilerini gizlemeye çalıştıklarını görmekteyiz. Deep Web dediğimiz bu sanal ağ, maalesef özgürlük insan sayılarının da ötesinde, içerdiği verinin büyüklüğü ile tanımlanır olmuştur. Bu büyük ağın içerdiği bilgiler; şahıslar, firmalar ve ülke- ler için artık büyük bir ehemmiyet arz etmek- tedir. Telekomünikasyon, enerji, savunma gibi kritik sistemlere ait işletim ağları ve içerdikleri veriler, ulusal güvenlik seviyesinde değerlen- dirilmesi ve korunması gereken yapılar haline gelmiştir. Nesnelerin interneti siber ağa dahil olan yaşam ve üretim sistemlerimiz, kontrol sistemleriyle dijitalleşen mekanik varlıkları- mızın da artık siber güvenlik risklerine maruz kaldıklarının farkındayız. Elektronik olarak kontrol edilen araçlarımız, görüntü ve ses al- gılayabilen televizyonlar, mobil cihazlarımız ile bu yazılım dünyası içerisinde yer almaktayız. Tüm siber güvenlik önlemlerinin, farkındalık çalışmalarının yanında, olayın en temelinde, bu gibi sistemlerde kullanılan yazılımların, yer- lileşmesi, içerdikleri güvenlik mekanizmalarına güvenilirliğin sağlanması adına son derece kritiktir. Yerli yazılım ekosistemimize yapılan her türlü destek ve yatırım bu alanda güvenli- ğimize de katkı sağlamaktadır. maskesi altında, terör oluşumlarına, kanun dışı verilere, cinsel öğelere ağırlık veren bir yapıya hizmet etmektedir. Deep Web ile ilgili siber güvenlik kapsamında önleyici çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmaların kişisel erişim özgürlüğünden farklı olduğu, basit bir web sitesine engel getirilmesinden farklı bir düzlemde olduğu, konunun mu- hataplarına doğru ifade edilmeli ve toplum desteği sağlanmalıdır. Sosyal Medya konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Sosyal Medyada hangi aşamada? Sosyal medya herkes için yeni bir hayat tarzı sunuyor ve bütün bilgi alışverişlerini kökten değiştiriyor. Artık insanlar kendilerini sosyal medya hesapları ile ifade ediyorlar. Basın yayın ve bütün medya dünyasının varsayımları değişti. Türkiye genç nüfusu avantajıyla sosyal medyada çok aktif bir ülke. Fakat bu aktivitenin ülkeye bir faydası Günümüzde, özellikle askeri yazılım ve savaş sistemlerinde elde ettiğimiz, yerlilik oranıyla belirli bir seviyede siber özgürlü- ğümüz sağlanmıştır. Aynı şekilde, sivil top- lum alanında, yerli işletim sistemleri, yerli mobil cihazlar ve daha da önemlisi, büyük ölçekli internet hizmetleri verebilecek yerli bulut yazılım oluşumlarına ihtiyacımız bu- lunmaktadır. Şirketlerimizde, bilişim hizmetleri, konu- sunda uzman ekiplerle sağlanmaktadır. Siber güvenliğin ilk halkası olan çalışanla- rımız, kurumsal olarak eğitilmektedir. Bu- nun yanında, bilişim altyapımızda, gerekli güvenlik mekanizmaları, farklı senaryola- ra cevap verecek şekilde tasarlanmış ve kurulmuştur. Bu kapsamda, şirketlerimizin bünyesinde biriktirdiği her türlü sanal veri- nin önemiyle paralel olarak, siber güvenlik korunacak varlıkların belirlenmiş, riskleri değerlendirilerek, önleyici faaliyetler dev- reye alınmıştır ve devam eden bir süreç devreye alınmıştır. Dijital Biz 14 Dijital Biz 15

Sayfa 16 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Röportaj yok. Ülke olarak sosyal medyada oluşan enerjiden nasıl istifade edebileceğimize kafa yormak gerekiyor. Belki Çin’in yaptığı gibi kendi ülke sosyal medyamızı kurmamız gerekiyor. Gençlerin, yerli sosyal medya konusunda çaba harcamalarını tavsiye ederim. Nasıl yazılımlar yapılabilir, ne gibi farklı ortamlar oluşturulabilir. Bir yerden başlayıp yerli sosyal medya platformlarını geliştirmek gerektiğini düşünüyorum. Sade- ce reklam ve tanıtım amacıyla değil, bütün işlerimiz için sosyal medya kullanımını dü- zenleyecek hale getirmek gerekir. Her şir- ketin, ne iş yaparsa yapsın görünür olmak istiyorsa bir sosyal medya ayağı olması gerekiyor. Şimdilerde şirketler sosyal med- ya uzmanı istihdam ediyorlar ama yeterli eleman bulmakta güçlük çekiliyor. Savunma Sanayi ve Savunma Teknolo- jileri konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Savunma Sanayi ve Sa- vunma Teknolojilerinde hangi aşamada? Ülkemiz savunma sanayiinde dünyanın sa- nıyorum 7. Büyük üreticisi durumunda bu- lunuyor. Denizde, karada ve havada, hatta uzayda atılan adımlar, yakın gelecekte Türkiye’ye hem ciddi askeri üstünlük sağ- layacak hem de çok büyük ihracat imkânı sunacaktır. Şu anda insansız hava araçları, helikopterler, füzeler vb. pek çok alanda son derece yeterli, dünyayla rekabet ede- bilir üretim yapılmaktadır. Yerli tankımız ya- kın zamanda üretilecek, hazırlıklar tamam- lanmak üzeredir. Siber güvenlik konusunda çok iyi bir durumdayız. Yeni dünya düzenin- de artık askerlerin yerini robotlar alacağına göre, askeri robot çalışması için de mesafe almak gerekir. Kodlama Eğitimi ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye Kodlama Eğiti- minde hangi aşamada? Yeterli midir? Bilişimin gelişimi için eğitim sektörüyle ilgili önerileriniz var mı? Kodlama eğitimi çok küçük yaşlarda baş- lanması gereken bir eğitim. İleri yaşlarda öğrenmesi maalesef çok zor oluyor. Türkiye, tıpkı girişimciliği eğitim sisteminde önce- lemesi gerektiği gibi, özellikle matematik eğitimi ve kodlama konusunun da üzerinde hassasiyetle durursa yakın gelecekte kalifi- ye eleman açığını çözmüş olur. Dijital Biz 16 Dijital Biz 17

Sayfa 20 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (KVKK) Mevcut Durum Nedir? Kişisel Verileri Koruma Kurumu (https:// www.kvkk.gov.tr) faaliyetlerine başla- mış, Kişisel Verilerin Korunması Ka- nunu’nun (KVKK) ihlali nedeniyle idari para cezası ile karşı karşıya kalmak mümkün hale gelmiştir. 7 Nisan 2016 tarihinden önce işlenmiş olan kişisel ve- rilerin KVKK’ya uyum için verilen süre 7 Nisan 2018 tarihi itibariyle sona ermiştir. 6 Nisan 2021 tarihinde Kişisel Verileri Koruma Kurumu’ndan paylaşılan bilgile- re göre… Veri ihlali gerekçesiyle yapılan 8.728 başvurudan 7.025’inin sonuçlan- dırıldı. 457 veri ihlal bildirimi iletildi, bu bildirimlerden 81 tanesi Kurum’un inter- net sayfasında ilan edildi. 521 hukuki KVKK İçin Veri Keşfi Yazılımı ADVERTORIAL görüş talebi karşılandı. Bugüne kadar yaklaşık 41.000.000 TL idari yaptırım uygulandı. KVKK’nın yorumlanması konusunda sıkıntılar ve ilgisiz çözümlere yönel- me gibi durumlarla karşılaşılmaktadır. Uyumlu hale gelmek ve cezalarla karşı karşıya kalmamak için hızlı aksiyon alın- ması önerilmektedir. Bkz. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (htt- ps://www.mevzuat.gov.tr/Metin1.Aspx?Mevzu atKod=1.5.6698&MevzuatIliski=0&sourceXml Search=6698&Tur=1&Tertip=5&No=6698) Kişisel Verileri Korunması Kanunu’nun amacı nedir? Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yü- kümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir. Kişisel Verileri Korunması Kanunu’nun kapsamı nedir? Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır. Aykırılıkta Yaptırımlar Nelerdir? • Veri Güvenliği Yükümlülüğün İhlali: 1.966.860 TL’ye kadar para cezası • Kurul tarafından Verilen Kararların Yerine Getirilmemesi: 1.966.860 TL’ye kadar para cezası • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 136’dan 2-4 yıl arası, TCK madde 138’den 1-2 yıl arası, KVKK madde 17’den (TCK madde 138’den) 1-2 yıl arası hapis ce- zası. Kamu görevlisi olunca ceza yarı oranda artırılabilir. Veri Sorumlusunun Veri Güvenliğine İliş- kin Yükümlülükleri Kanunun veri güvenliğine ilişkin 12. maddesi- ne göre veri sorumlusu; • Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlen- mesini önlemek, • Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişil- mesini önlemek, • Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak ile yükümlüdür. Veri sorumlusu bu yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla uygun güvenlik düze- yini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri belir- lemek amacıyla düzenleyici işlem yapmak ise Kurulun yetki ve görevleri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, Kurul tara- fından belirlenecek asgari kriterler esas alınmak üzere sektör bazında işlenen kişi- sel verilerin niteliğine göre ilave tedbirlerin alınması da söz konusu olabilecektir. Bkz. https://kvkk.gov.tr/Icerik/2040/Veri- Guvenligine-Iliskin-Yukumlulukler Veri Sorumlusunun İlgili Kişiler Tarafın- dan Yapılan Başvuruların Cevaplanması Yükümlülüğü Veri sorumluları, ilgili kişiler tarafından ya- zılı olarak veya Kurulun belirleyeceği diğer yöntemlerle kendisine iletilen Kanunun uygulanmasıyla ilgili talepleri, niteliklerine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırmalıdır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyet gerek- tirmesi hâlinde, veri sorumlusu, Kurulca belirlenen tarifedeki ücretleri başvuruda bulunan ilgili kişiden isteyebilir. Kurulca belirlenen tarifeye Veri Sorumlu- larına Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğde yer verilmiştir. Veri sorumlusu, talebi kabul eder veya gerekçesini açıklayarak reddeder ise bu cevabını ilgili kişiye yazılı olarak veya elektronik ortamda bildirir. Başvuruda yer alan talebin kabul edilmesi hâlinde veri sorumlusu tarafından bu talebin gereği yerine getirilir. Başvurunun veri sorumlusunun hatasından kaynaklanma- sı hâlinde ise alınan ücret ilgiliye iade edilir. Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde baş- vuruya cevap verilmemesi hâllerinde; ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir. Bkz. https://kvkk.gov.tr/Icerik/2046/Ilgili-Ki- siler-Tarafindan-Yapilan-Basvurularin-Ce- vaplanmasi-Yukumlulugu Dijital Biz 20 Dijital Biz 21

Sayfa 22 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Veri Sorumlusunun Kurul Kararlarının Yerine Getirilmesi Yükümlülüğü Kurul, şikâyet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda resen görev alanına giren konularda yapacağı inceleme sonu- cunda bir ihlalin varlığını tespit ederse, hu- kuka aykırılıkların veri sorumlusu tarafından giderilmesine karar vererek, kararı ilgililere tebliğ eder. Veri sorumlusu, bu kararı, tebliğ tarihinden itibaren gecikmeksizin ve en geç otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır. Bkz. https://kvkk.gov.tr/Icerik/2047/Kurul- Kararlarinin-Yerine-Getirilmesi-Yukumlulu- gu Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Kişisel verilerin hukuka uygun olarak işlen- miş olmasına rağmen, işlenmesini gerek- tiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde bu veriler, resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. İşlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalktığı hallerde kişisel verileri silmek, yok etmek veya anonim hale getirmek veri so- rumlusunun yükümlülüklerindendir. Bunun için ilgili kişinin başvurusu şart değildir. Bununla birlikte, veri sorumlusunun ihmali durumunda ilgili kişinin kişisel verilerinin yok edilmesini veya silinmesini talep etme hakkı bulunmaktadır. Öte yandan, Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi Hak- kında Yönetmelik çerçevesinde kişisel veri saklama ve imha politikası hazırlamış olan veri sorumlusu, kişisel verileri silme, yok etme veya anonim hale getirme yükümlü- lüğünün ortaya çıktığı tarihi takip eden ilk periyodik imha işleminde, kişisel verileri siler, yok eder veya anonim hale getirir. Bkz. https://kvkk.gov.tr/Icerik/2038/Kisisel- Verilerin-Silinmesi,-Yok-Edilmesi-veya- Anonim-Hale-Getirilmesi Kişisel verilerin silinmesi, kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için hiçbir şekilde erişile- mez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesi işlemidir. Veri sorumlusu, silinen kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için erişilemez ve tekrar kullanılamaz olması için gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür. Kişisel verilerin yok edilmesi, kişisel ve- rilerin hiç kimse tarafından hiçbir şekilde erişilemez, geri getirilemez ve tekrar kul- lanılamaz hale getirilmesi işlemidir. Veri sorumlusu, kişisel verilerin yok edilmesiyle ilgili gerekli her türlü teknik ve idari tedbir- leri almakla yükümlüdür. Kişisel verilerin anonim hale getirilmesi, kişisel verilerin başka verilerle eşleştirilse dahi hiçbir surette kimliği belirli veya be- lirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirile - meyecek hale getirilmesidir. Kişisel verilerin anonim hale getirilmiş olması için; kişisel verilerin, veri sorumlusu, alıcı veya alıcı grupları tarafından geri döndürme ve veri- lerin başka verilerle eşleştirilmesi gibi kayıt ortamı ve ilgili faaliyet alanı açısından uygun tekniklerin kullanılması yoluyla dahi kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemez hale getirilmesi gerekir. Veri sorumlusu, kişisel verilerin anonim hale getirilmesiyle ilgili gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür. Bkz. https://kvkk.gov.tr/Icerik/2038/Kisisel- Verilerin-Silinmesi,-Yok-Edilmesi-veya- Anonim-Hale-Getirilmesi Patriot KVKK Veri Keşfi ve Sınıflandırma Yazılımı Hakkında Patriot KVKK Veri Keşfi ve Sınıflandırma Ya- zılımı (https://www.patriotkvkk.com) lisansı- nı satın alma, kiralama, tek seferlik kullanım ya da bütçenize uygun özel finans modelleri ile elde edebilir ve 1 günde canlı kullanıma geçebilirsiniz! Kişisel Veri İşleme Envanteri oluşturma ve güncel tutma çalışması için tüm sistemlerinizde otomatik olarak kişisel verileri tarayıp bulabilirsiniz. Patriot KVKK Veri Keşfi ve Sınıflandırma Yazı- lımından ayrıca yukarıda detayları paylaşılan aşağıda belirtilen yükümlülükler için de yararla- nabilirsiniz: • Veri Sorumlusunun Veri Güvenliğine İlişkin Yükümlülükleri • Veri Sorumlusunun İlgili Kişiler Tarafından Ya- pılan Başvuruların Cevaplanması Yükümlülüğü • Veri Sorumlusunun Kurul Kararlarının Yerine Getirilmesi Yükümlülüğü • Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Yazılım Ne Yapar? Patriot KVKK Veri Keşfi ve Sınıflandırma Yazılımı, işletim sisteminden bağımsız ola- rak aşağıdaki kişisel verileri Kişisel Verile- rin Korunması Kanunu’na (KVKK) uygun olarak sunucularda, veri tabanlarında ve kullanıcı bilgisayarlarında tarayıp bulur: • T.C. kimlik numarası, • Ad ve soyad, • Cep telefonu numarası, • Kredi kartı bilgileri, • Banka hesap bilgileri, • Vs. Patriot KVKK Veri Keşfi ve Sınıflandırma Yazılımı; dosyaların içerisinde, taranmış dokümanlarda, yazılımlarda, veri tabanla- rında ve bunları kullanan uygulamalarda bulduğu kişisel verileri raporlar, tercihlerini- ze göre sınıflandırabilir, taşıyabilir, silebilir ve anonim hale getirebilir. Dijital Biz 22 Dijital Biz 23

Sayfa 24 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Yazılımın Genel Özellikleri Nelerdir? • Komut satırından çalışır. Arayüz gerek- tirmez, esnektir, script ve batch içinde kullanılabilir. Aynı zamanda kolay kullanıcı arayüzüne de sahiptir. • Kullanıcı bazlı yetkilendirmeye sahiptir. Yani BT, İK, Finans, Satış vb. bölümlerde çalışanların sadece kendi sorumlu oldukları alanlarda tarama yapmasına imkan verir. • Standart olarak tanımlı olan kişisel verile- re ek olarak yeni kişisel veriler de tanımla- manıza imkan verir. • Tanımlı olan tüm sistemlerde bulunan tanımlı olan tüm kişisel verileri tek tuş tıkla- masıyla tarayabilir. • Kelime bazlı tarama yapabilir. Aynı anda birden fazla kelime tarayabilir. Örneğin; kişisel verileriyle ilgili talepte bulunan 100 kişi varsa, her biri için tek tek arama yap- mak yerine 100’ü için de aynı anda tarama yapılabilir. • Regex bazlı tarama yapabilir. Aynı anda birden fazla regex tarayabilir. • Sadece değişen dosyaları tarama özelliği vardır. Böylece zaman tasarrufu sağlanabilir. • Admin paylaşımları (Administrative Sha- res) ile uzaktan tarama yapabilir. • Kendi zamanlayıcısı ile belirli periyotlar- da (her saat, iki saatte bir vb.) çalışabilir. Microsoft Windows Task Scheduler ile de çalışabilir. • Dosya taramada yapılan silme ve taşıma işlemlerinin raporlarının imzalı olarak sak- lanmasını sağlar. Yazılım Neleri Destekler? Dosyalar • Adobe Acrobat Reader (PDF), • Şifrelenmiş Adobe Acrobat Reader (PDF), • Microsoft Word, • Microsoft Excel, • Comma-separated values (CSV), • Text. Tagged Image File Format (TIFF) Dijital Biz 24 Dijital Biz 25

Sayfa 26 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Çeşitli Resim Biçimleri • The Joint Photographic Experts Group (JPEG) • The Graphics Interchange Format (GIF) • Portable Network Graphics (PNG) Outlook Data File (.PST) • (Taşıma ve silme yapmaz) CRM çözümleri • SugarCRM vb. ERP çözümleri • SAP, • Uyumsoft, • Logo, • Mikro vb. Veri tabanları ve bunları kullanan uygu- lamalar • MS SQL, • Oracle, • MySQL, • PostgreSQL, • SQLite, • H2. Patriot SIEM Güvenlik Bilgi ve Olay Yöne- timi Yazılımı ve diğer SIEM yazılımları ile entegre olabilir. Desteklenen Doküman Biçimleri • Audio formats • CAD formats • Compression and packaging formats • Crypto formats • Database formats • Electronic Publication Format • Executable programs and libraries • Feed and Syndication formats • Font formats • Help formats • HyperText Markup Language • Image and Video object recognition • Image formats • iWorks document formats • Java class files and archives • Mail formats • Microsoft Office document formats • Natural Language Processing • OpenDocument Format • Portable Document Format • Rich Text Format • Scientific formats • Source code • Text formats • Video formats • WordPerfect document formats • XML and derived formats Desteklenen Biçimlerin Tam Listesi Application • aaigrid • aig • applefile • atom+xml • chm • deflate64 • dif+xml • dted • elas • epub+zip • fits • geotopic • gff • grass-ascii-grid • gzip • java-archive • java-vm • jaxa-pal-sar • jdem • kate • leveller • mbox • mp4 • ms-tnef • msword • ogg • pcisdk • pdf • pkcs7-mime • pkcs7-signature • rss+xml • rtf • sdts-raster • sldworks • terragen • timestamped-data • vnd.apple.iwork • vnd.apple.keynote • vnd.apple.numbers • vnd.apple.pages • vnd.ms-excel • vnd.ms-excel.addin.macroenabled.12 • vnd.ms-excel.sheet.2 • vnd.ms-excel.sheet.3 • vnd.ms-excel.sheet.4 • vnd.ms-excel.sheet.binary.macroenabled.12 • vnd.ms-excel.sheet.macroenabled.12 • vnd.ms-excel.template.macroenabled.12 • vnd.ms-excel.workspace.3 • vnd.ms-excel.workspace.4 • vnd.ms-htmlhelp • vnd.ms-outlook • vnd.ms-outlook-pst • vnd.ms-powerpoint • vnd.ms-powerpoint.addin.macroenabled.12 • vnd.ms-powerpoint.presentation.macroe- nabled.12 • vnd.ms-powerpoint.slide.macroenabled.12 • vnd.ms-powerpoint.slideshow.macroenab- led.12 • vnd.ms-powerpoint.template.macroenab- led.12 • vnd.ms-project • vnd.ms-spreadsheetml • vnd.ms-tnef • vnd.ms-visio.drawing • vnd.ms-visio.drawing.macroenabled.12 • vnd.ms-visio.stencil • vnd.ms-visio.stencil.macroenabled.12 • vnd.ms-visio.template • vnd.ms-visio.template.macroenabled.12 • vnd.ms-word.document.macroenabled.12 • vnd.ms-word.template.macroenabled.12 • vnd.ms-word2006ml • vnd.ms-wordml • vnd.ms-xpsdocument • vnd.oasis.opendocument.chart • vnd.oasis.opendocument.chart-template • vnd.oasis.opendocument.formula Dijital Biz 26 Dijital Biz 27

Sayfa 28 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber • vnd.oasis.opendocument.formula-template • vnd.oasis.opendocument.graphics • vnd.oasis.opendocument.graphics-template • vnd.oasis.opendocument.image • vnd.oasis.opendocument.image-template • vnd.oasis.opendocument.presentation • vnd.oasis.opendocument.presentation- template • vnd.oasis.opendocument.spreadsheet • vnd.oasis.opendocument.spreadsheet- template • vnd.oasis.opendocument.text • vnd.oasis.opendocument.text-master • vnd.oasis.opendocument.text-template • vnd.oasis.opendocument.text-web • vnd.openxmlformats-officedocument.pre- sentationml.presentation • vnd.openxmlformats-officedocument.pre- sentationml.slide • vnd.openxmlformats-officedocument.pre- sentationml.slideshow • vnd.openxmlformats-officedocument.pre- sentationml.template • vnd.openxmlformats-officedocument.spre- adsheetml.sheet • vnd.openxmlformats-officedocument.spre- adsheetml.template • vnd.openxmlformats-officedocument.wor- dprocessingml.document • vnd.openxmlformats-officedocument.wor- dprocessingml.template • vnd.sun.xml.writer • vnd.visio • vnd.wap.xhtml+xml • vnd.wordperfect; version=5.0 • vnd.wordperfect; version=5.1 • vnd.wordperfect; version=6.x • vrt • x-7z-compressed • x-ace2 • x-archive • x-arj • x-asp • x-bag • x-blx • x-brotli • x-bt • x-bzip • x-bzip2 • x-cappi • x-chm • x-coasp • x-compress • x-coredump • x-cosar • x-cpg • x-cpio • x-ctable2 • x-ctg • x-dbf • x-dipex • x-dods • x-doq1 • x-doq2 • x-e00-grid • x-ecrg-toc • x-elf • x-envi • x-envi-hdr • x-epsilon • x-ers • x-executable • x-fast • x-fictionbook+xml • x-font-adobe-metric • x-font-ttf • x-generic-bin • x-geo-pdf • x-gmt • x-grib • x-grib2 • x-gs7bg • x-gsag • x-gsbg • x-gsc • x-gtx • x-gxf • x-gzip • x-hdf • x-hdf • x-http • x-ibooks+zip • x-ingr • x-isatab • x-isis2 • x-isis3 • x-java-pack200 • x-kml • x-kro • x-l1b • x-lan • x-lcp • x-los-las • x-lz4 • x-lzma • x-map • x-matlab-data • x-mbtiles • x-midi • x-ms-owner • x-msaccess • x-msdownload • x-msgn • x-mspublisher • x-ndf • x-netcdf • x-netcdf • x-ngs-geoid • x-ntv2 • x-nwt-grc • x-nwt-grd • x-object • x-p-aux • x-pcidsk • x-pds • x-pnm • x-ppi • x-quattro-pro; version=9 • x-r • x-rar-compressed • x-rasterlite • x-rik • x-rmf • x-rpf-toc • x-rs2 • x-rst • x-sas-data • x-sdat • x-sharedlib • x-snappy • x-snodas • x-srtmhgt • x-tar • x-til • x-tnef • x-tsx • x-usgs-dem • x-vnd.oasis.opendocument.chart Dijital Biz 28 Dijital Biz 29

Sayfa 30 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber • x-vnd.oasis.opendocument.chart-template • x-vnd.oasis.opendocument.formula • x-vnd.oasis.opendocument.formula-temp- late • x-vnd.oasis.opendocument.graphics • x-vnd.oasis.opendocument.graphics- template • x-vnd.oasis.opendocument.image • x-vnd.oasis.opendocument.image-template • x-vnd.oasis.opendocument.presentation • x-vnd.oasis.opendocument.presentation- template • x-vnd.oasis.opendocument.spreadsheet • x-vnd.oasis.opendocument.spreadsheet- template • x-vnd.oasis.opendocument.text • x-vnd.oasis.opendocument.text-master • x-vnd.oasis.opendocument.text-template • x-vnd.oasis.opendocument.text-web • x-wcs • x-webp • x-wms • x-xyz • x-xz • x-zmap • xhtml+xml • xml • xpm • zip • zlib Audio • basic • midi • mp4 • mpeg • ogg • ogg; codecs=opus • ogg; codecs=speex • opus • speex • vnd.wave • vorbis • x-aiff • x-flac • x-oggflac • x-oggpcm • x-wav Image • adrg • arg • big-gif • bmp • bpg • bsb • ceos • eir • emf • envisat • fit • fits • geotiff • gif • hfa • icns • ida • ilwis • jp2 • jpeg • nitf • png • raster • sar-ceos • sgi • svg+xml • tiff • vnd.adobe.photoshop • vnd.dwg • vnd.wap.wbmp • webp • wmf • x-airsar • x-bpg • x-dimap • x-fujibas • x-hdf5-image • x-icon • x-jbig2 • x-mff • x-mff2 • x-ms-bmp • x-ozi • x-pcraster • x-srp • x-xcf Message • rfc822 Model • vnd.dwfx+xps Text • html • iso19139+xml • plain • vnd.iptc.anpa • x-c++src • x-groovy • x-java-source Video • 3gpp • 3gpp2 • daala • mp4 • ogg • quicktime • theora • x-dirac • x-flv • x-m4v • x-oggrgb • x-ogguvs • x-oggyuv • x-ogm Dijital Biz 30 Dijital Biz 31

Sayfa 32 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber KVKK’ya Uyum Kapsamında Alınacak Kişisel Veri Keşfi ve Sınıflandırma Yazı- lımı İçin Önerilen Şartname Maddeleri Nelerdir? • Ürün işletim sistemi bağımsızlığını sağ- lamak için hem Microsoft Windows hem de Linux işletim sistemine sanallaştırmaya gerek duymadan kurulabilmelidir. • Ürün PDF, Şifrelenmiş PDF, Microsoft Word, Microsoft Excel, CSV, TXT, TIFF, JPEG, GIF, PNG dahil olmak üzere çeşit- li resim dosyaları vb. dosyalar içerisinde işletim sisteminden bağımsız olarak T.C. Kimlik Numarası, ad ve soyad, cep telefonu numarası, kredi kartı bilgileri, banka hesap bilgileri gibi Kişisel Verileri -gerektiğinde OCR yaparak- tarayıp bulabilmeli ve rapor- layabilmelidir. Bulduğu dosyaları KVKK’ya uygun olarak silebilmelidir (istenirse önce- likle başka bir dizine taşıyabilmelidir). Yapı- lan tüm bu işlemlerin imzalı olarak zaman damgasıyla saklanması sağlanmalıdır. • Ürün Microsoft SQL, Oracle, MySQL, PostgreSQL, SQLite, H2 veri tabanları ve bunları kullanan uygulamalarda işletim sisteminden bağımsız olarak T.C. Kimlik Numarası, cep telefonu numarası, kredi kartı bilgileri gibi Kişisel Verileri tarayıp bulabilmeli ve raporlayabilmelidir. Bulduğu veri tabanı alanlarında içinde kişisel veri olanları KVKK’ya uygun olarak anonim hale getirebilmelidir. • PST/OST dosyalarında bulduğu e-mailleri raporlayabilmelidir. • Kelime bazlı, regex bazlı tarama yapabil- melidir. Aynı anda birden fazla kelime, aynı anda birden fazla regex tarama yapabilme- lidir. • T.C. Kimlik Numarası keşfini algoritması- na uygun olarak sıfır hata ile yapabilmelidir. • Kolay kullanıcı arayüzüne sahip olmalıdır. • Kullanıcı bazlı yetkilendirmeye sahip ol- malıdır. • Admin paylaşımları ile uzaktan tarama (Administrative Shares) yapabilmelidir. • Komut satırından çalışabilmelidir. • Microsoft Task Scheduler ile çalıştırılabil- melidir. İletişim: © 2020-2021 Patriot Teknoloji Anonim Şirketi Web sitesi: https://www.patriotteknoloji.com E-posta: bilgi@patriotteknoloji.com Telefon: (0850) 260 00 78 Dijital Biz 32 Dijital Biz 33

Sayfa 34 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Covid-19’a karşı geliştirilen en yenilikçi aşı yöntemlerinden biri olan virüs benzeri parçacıklara dayalı VLP aşı adayının ilk insanlı denemelerinde gö- nüllü oldu. TÜBİTAK COVID-19 Türkiye Platformu çatısı altında çalışmaları süren VLP temelli aşı adayının Faz 1 aşamasına katılan Bakan Varank’a Ankara Onkoloji Hastanesi’nde ilk doz aşı uygulandı. ÖNCE TESTLER YAPILDI Varank, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ile birlikte sabah saatlerinde has- tanenin Faz 1 Klinik Araştırma Merkezi’ne geldi. Bakan Varank’a Ankara Onkoloji Eği- tim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Yerli Aşı İçin Gönüllü Oldu Prof. Dr. Fevzi Altuntaş ile Klinik Araştırma Merkezi Koordinatörü Doç. Dr. Halil Kara eşlik etti. Kan testleri, EKG dahil klinik parametreleri takip edilen Varank’a akşam saatlerinde aşı adayının ilk dozu uygulandı. 21 GÜN SONRA 2’NCİ DOZ Bakan Varank’a ilk doz, Türkiye’de uygula- maya başlanan aşıların aksine, subkutan enjeksiyonu yöntemiyle koldan kas içine değil deri altına yapıldı. Geceyi hastane- de geçirecek olan Varank’ın yarın taburcu edilmesi bekleniyor. Varank, 21 gün sonra ikinci doz aşıyı alacak. YENİLİKÇİ AŞI TEKNOLOJİSİ Varank, aşı olduktan sonra yaptığı açıkla- mada, VLP’nin Türkiye’de ve dünyada yenilikçi bir aşı teknolojisi olduğunu belirte- rek, geçen yıl TÜBİTAK COVID-19 Türkiye Platformu olarak Türkiye’de tüm aşı ve ilaç çalışması yapan hocalarla toplantı yaparak ülkenin virüsle mücadelede neler yapabile- ceğini konuştuklarını anımsattı. GÖNÜLLÜLÜK SÖZÜMÜZÜ YERİNE GE- TİRİYORUZ Bir hocanın kendilerine “Sayın Bakan’ım siz bize destek verin, önümüzü açın, aşımı- zı üretelim, ilk biz kendimize yapılacağız.” dediğini aktaran Varank, “Biz Hasan Ho- ca’yla söz verdik, yeter ki bilim insanlarımız aşıyı üretme noktasına gelsin sizinle bera- ber biz de gönüllü oluruz. Bugün o gönüllü- lük sözümüzü yerine getiriyoruz.” ifadesini kullandı. İNOVATİF AŞI ADAYI Varank, VLP aşısının dünyada inovatif kabul edilen bir aşı türü olduğunu vurgula- yarak, “Dünya Sağlık Örgütü listesine göre dünyada 4 tane klinik aşamalarına geçmiş aşı adayı var. Burada İhsan ve Mayda ho- calarımızın geliştirdiği bu aşının dünyada- kilerden farklı özellikleri var. Aşı adayımız virüsün 4 proteinini de dikkate alarak tasar- lanmış bir aşı adayı. Aynı zamanda aşılar- da kullanılan etkinliğini artıran adjuvantlar var. İhsan Hoca’nın en başında geliştirilme- sine ABD’deki çalışmalarına katıldığı CpG adjuvantı var. İnovatif aşı adayı olduğuna inanıyoruz. Neticelerinin de çok farklı ve dünyadakilerden etkin olacağına inanıyo- ruz.” diye konuştu. YERLİ VE MİLLİ Faz-1 gönüllüsü olmanın önemine işaret eden Varank, Türkiye’de Faz-1 çalışması- nın aşıda çok yapılamadığını dile getirdi. Varank, aşı yaptıracak olan vatandaşlara da seslenerek, “Aşılama vaktiniz geldiyse, aşıya adaysanız Sağlık Bakanlığımızın uyguladığı aşıları yaptırın. Ama yerli aşı ça- lışmalarında da gönüllü olmak istiyorsanız çekinmeyin. Biz burada Hasan Hoca’mız la Faz-1 ilk insan denemelerinde gönüllü olduk, aşımızı yaptırdık. Bu çalışmalarla Tür- kiye’nin VLP denilen yeni teknolojideki aşı- sında hızlıca ilerleyerek sene sonuna kadar Faz-3 çalışmalarını tamamlayıp Türkiye’nin VLP yerli ve milli aşısını elimize almak istiyo- ruz. Sadece Türkiye’ye değil aynı zamanda tüm insanlığa faydası olmasını aynı zamanda tüm insanlığa faydası olsun istiyoruz.” dedi. DÜNYAYA ŞİFA OLACAK Varank, Faz-1 denemesi yapılan merkez- lerin sayısını Sağlık Bakanlığı ile birlikte arttırmaya devam edeceklerini söyleyerek “Virüs benzeri parçacıklı aşı adayımıza çok güveniyoruz. Sene sonuna kadar yeterin- ce gönüllü bulabilirsek Faz-3’üde hızlıca tamamlayarak aşımızı ele almak dünyaya şifa olacak başarılı bir aşıyı ortaya çıkarmış olacağız.” şeklinde konuştu. FAZ-2’DE İNGİLİZ MUTASYONU İÇİN DENENECEK Virüs benzeri parçacıklar teknolojisinin inovatif bir teknoloji olduğu için yeni mutas- yonlar için de dizaynı ve tasarımının değiş- tirilebildiğini belirten Varank, “Şu anda İhsan ve Mayda hocalarımız İngiliz mutasyonu için VLP aşısının ikinci tasarımını yaptılar. Hay- van deneylerini şu anda TÜBİTAK MAM’da başladı. Bu aşının Faz-2’sine geçildiğinde İngiliz mutasyonuna karşı olan tasarım denenmiş olacak. Sentetik biyoloji dünyada öne çıkan bilim dalı olarak şu anda gündem- de. Önümüzdeki dönemde ona ilgi artacak. Bu teknolojiyle ilgili çalışmalar artacak. Sentetik biyolojinin önemli özelliklerinden bir tanesi de hızlı adaptasyon yapılabilmesi. VLP aşısı Faz-2’de İngiliz mutasyonu için denenecek. Ama diğer mutasyonlar için de çok çabuk şekilde yeni bir tür geliştirmek mümkün, hocalarımız bunu çalışıyorlar. MANDAL’DAN “GÖNÜLLÜ OLUN” ÇAĞRISI TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, 27 Mart 2021’de VLP aşısında Faz-1 aşa- masına geçildiğini belirterek, “Türkiye bilimi Dijital Biz 34 Dijital Biz 35

Sayfa 36 — dergide görüntüle

Haber ve teknolojiyi takip eden bir ülke değil üre- ten geliştiren bir ülke. Ben bunun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bütün halkımıza, öğrencilerimize gönüllü olmalarını öneri- yorum. Süreçte emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” dedi. ALTUNTAŞ: “4 MAYIS İTİBARIYLA FAZ- 2’YE GEÇECEĞİZ” Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Has- tanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş da aşının ilk dozlamasının bittiğine dikkati çekerek, “36 gönüllü üzerinde Faz-1 VLP çalışması bitirmiş olduk. Aşımızın 4 Mayıs itibarıyla Faz-2 çalışmalarına geçmiş olaca- ğız. En kısa sürede yerli aşımızın faz çalış- malarını bitirmiş olacağız.” ifadesini kullandı. İNSAN DENEMELERİNE 36 KİŞİ KATILIYOR ODTÜ’den Prof. Dr. Mayda Gürsel ile Bil- kent Üniversitesi’nden İhsan Gürsel çiftinin ortak projesi sonucu geliştirilen VLP aşı adayının insan denemeleri, 18 artı 18’lik biri düşük diğeri yüksek doz olmak üzere iki gruba uygulanıyor. Her 2 grubun 6’sı plase- bo yani, içinde aktif ya da etken bir madde bulunmayan enjeksiyonlardan oluşuyor. 36 GÖNÜLLÜ DAHA VAR Varank ve TÜBİTAK Başkanı Mandal dışın- daki 36 gönüllünün ismi gizli tutuluyor. Aşı- yı uygulayan sağlık personeli de uygulanan kişideki enjeksiyonun içeriği hakkında bilgi sahibi olamıyor. KLİNİK AŞAMAYA GEÇEN 4’ÜNCÜ AŞI ADAYI Dünyada sayılı, TÜBİTAK COVID-19 Türki- ye Platformu kapsamında ise tek VLP tek- nolojisi ile geliştirilen aşı adayı, 30 Mart’ta da DSÖ’nün Covid-19 aşı adayları listesin- de yer alarak dünyada bu türde klinik aşa- maya geçen 4’üncü aşı adayı oldu. Dijital Biz 36

Sayfa 38 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Va- rank, Türkiye’de geliştirilen virüs benzeri parçacıklara (VLP) dayalı aşı adayının başarılı olması durumunda dünyaya “Aşımızın etkinliği ile koruyuculuğu çok daha iyi ve uygun şartlarda üretilebilir” denilebileceğini belirterek, “Eğer her şey başarılı olursa sonbaharda VLP teknoloji- sindeki aşımızı elimize alabiliriz.” dedi. Bakan Varank, Habertürk televizyonunda Bilişim Vadisi’nden katıldığı canlı yayında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bilişim Va- disi’nin Türkiye’nin en büyük kapalı alanına sahip teknoloji geliştirme bölgesi olduğunu vurgulayan Varank, teknoparkların firmalara sağladığı avantajları anlattı. Varank, Türki- ye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (TOGG) da Bilişim Vadisi’nde faaliyet gösterdiğini anımsatarak, “TOGG ile birlikte Bilişim VLP Aşısında Sonbaharı İşaret Etti Vadisi’nde mobilite ekosistemi çok güçlü bir şekilde gelişmeye başladı.” diye konuştu. COVID-19 TÜRKİYE PLATFORMU Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını daha Türkiye sınırları içine gelmeden bilim insanla- rıyla toplantılar yaptıklarına işaret eden Varank, aşı ve ilaç geliştirmeye yönelik yapılabilecekleri değerlendirdiklerini dile getirdi. TÜBİTAK çatısı altında “COVID-19 Türkiye Platformu”nu kur- duklarını hatırlatan Varank, burada bilim insan- larından uzun sürelere yaymadan kısa sürede netice alınabilecek aşı ve ilaç çalışmalarını yapmalarını istediklerini kaydetti. 7 FARKLI AŞI Varank, platform altında 7 farklı aşı geliştirme çalışması başladığını belirterek, “Bunların arasında VLP denilen virüs benzeri parçacıkla- ra dayalı inovatif ve dünyada şu anda 4 ülkede insan çalışmasına geçilmiş benim de gönüllüsü olduğum aşı çalışması var. İnaktif, mRNA ve adenovirüs dediğimiz aşı çalışmaları da var. VLP aşısı insan denemelerine başladı, Faz-1 çalışmalarında sona yaklaşıyoruz. İnaktif aşıda da Osman Erganiş Hocamız insan denemele- rine yeni başladı. Türkiye’nin farklı üniversite- lerinde desteklenen çalışmalar var. İnaktif aşı adayı Kayseri’de çalışılıyor, onlar Faz-2 çalış- masının sonuna gelmiş durumdalar.” dedi. VLP AŞI ÇALIŞMASI Varank, TÜBİTAK ile aşı çalışmalarını başlattık- larını, Kovid-19 ile birlikte bu çalışmalarda gaza basıldığını ifade ederek, 1998’de Türkiye’de unutulmuş bir tecrübeyi tekrar ayağa kaldırmak için Sağlık Bakanlığı ile birlikte çalıştıklarını söyledi. VLP aşı çalışmasında başarılı olu- nursa dünyaya “Aşımızın etkinliği ile koruyu- culuğu çok daha iyi ve uygun şartlarda üre- tilebilir.” denilebileceğini dile getiren Varank, “Eğer her şey başarılı olursa sonbaharda VLP teknolojisindeki aşımızı elimize alabiliriz diye düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. BIONTECH İLE İLETİŞİM HALİNDEYİZ Türkiye’de özel sektör firmalarının Rusya’nın aşısını üretmek konusunda anlaşmaya vardı- ğını hatırlatan Varank, BioNTech firmasından Prof. Dr. Uğur Şahin ile sürekli iletişim halin- de olduklarını ve kendisine Türkiye’de ortak üretim teklif ettiklerini söyledi. Varank, Uğur Şahin’in şu anda kendi üretim tesislerindeki kapasiteyi artırmaya yoğunlaştığını belirte- rek, “Kendisinin Türkiye’de çalışma yapma isteği var. Özellikle kanser araştırmalarıyla ilgili Türkiye’ye gelmek istiyor. Şu an itibarıyla ortak üretim gündemde değil ama Uğur Ho- ca’nın gelme isteği gündemde. Biz kendisiyle de geldiğinde görüşmek, beraber kanser araştırmalarında çalışma yapmak istiyoruz.” diye konuştu. MUTASYONA GÖRE TASARLANAN AŞI KULLANILACAK Teşvik sistemi ve Ar-Ge ekosistemiyle özel Dijital Biz 38 Dijital Biz 39

Sayfa 40 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber sektöre büyük destekler verdiklerini vur- gulayan Varank, bundan sonraki dönemde Türkiye’nin aşıyla ilgili herhangi bir faaliyet yapması gerekirse kısa sürelerde kendi aşılarını üretebileceğine dikkati çekti. Va- rank, VLP çalışmasının gelecek ay başla- ması planlanan Faz-2 çalışmasında İngiliz mutasyonuna göre tasarlanan aşı adayının kullanılacağı bilgisini verdi. GÖNÜLLÜLERE İHTİYACIMIZ VAR VLP aşısına gönüllü olma sürecini de anla- tan Varank, “Bir faz çalışmasında gönüllü olabilmeniz için aşı yaptırmamış, vücutta antikor geliştirmemiş ve PCR sonucunun negatif olması lazım. Bu şartları taşıdığım için gönüllü olabildim. Hocalarımıza söz vermiştim. Gönüllü olmayı da çok önem- siyorum. Eğer milli ve yerli aşı geliştirme çalışmasından bahsediyorsak gönüllülere ihtiyacımız var. Bu aşıları insanlar üzerin- de demeniz lazım ki seri üretime geçebile- siniz.” dedi. KRİPTO VARLIKLARLA İLGİLİ RAPOR ÇIKARACAĞIZ Varank, blokzincirle ilgili TÜBİTAK’ta önemli faaliyetler yapıldığını, dijital parada teknoloji kısmını TCMB ile çalıştıklarını, kripto varlıklara ilişkin de toplantı gerçek- leştirdiklerini ve bu konuda bir rapor çıka- racaklarını bildirdi. SAVAŞAN İHA KONSEPTİ Geleceğin teknolojilerinin önemine işaret eden Varank, “Dünya artık otonom, insan- sız uçaklara doğru gidiyor. İnsansız savaş uçağı, savaşan İHA konseptini biz Türki- ye’de geliştirmek istiyoruz. Bu projeyi Bay- kar ile başlatmış olduk, onların kendilerine koyduğu hedefler var. Belki bundan 5-10 yıl sonra 5’inci nesil savaş uçaklarının artık kullanışlı olmadığını, insansız sistemlere dünyanın dönmesi gerektiğini konuşaca- ğız, bütün dünya bizi takip etmeye başla- yacak. Yaptığımız bütün işlerde mutlaka geleceği hedeflemeliyiz. Zaten F-35 Prog- ramı ile üretim tesislerimiz önemli kabili- yetler elde etti. Hem kendi Muharip Uçak Projemizi devam ettireceğiz, bunun yanın- da alternatif savaşan İHA projeleriyle de dünyaya yeni bir vizyon koyacağız.” ifade- lerini kullandı. TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİ PROJESİ Varank, Türkiye’nin Otomobili’ni Aralık 2019’da Bilişim Vadisi’ndeki programla ta- nıttıklarını anımsatarak, ön gösterim araç- larının büyük oranda beğenildiğini söyledi. Otomobilin 2022’de seri üretim bandından ineceğini ilan ettiklerini dile getiren Varank, “Şu anda planlandığı şekilde süreçler de- vam ediyor, fabrika inşaatı sürüyor, makine siparişleri yapıldı. Pil konusunda uluslara- rası iş birliğiyle ilgili anlaşma imzalandı.” bilgilerini verdi. ÇOK BÜYÜK BİR PAZAR Varank, otomobilin piyasaya yüzde 50’nin üzerinde yerlilik oranıyla çıkacağını, sonra- ki süreçte örneğin pilin de Türkiye’de üretilmesiyle bu oranın daha da artacağını ifade etti. Türkiye’nin Otomobili Projesi’nin bağlantı, sensör teknolojileri ve IoT’nin gelişmesiyle birlikte doğru zamanda atıl- mış bir adım olduğunu vurgulayan Varank, TOGG ile fikri mülkiyet haklarının tama- men Türkiye’ye ait bir otomobil üretilecek olmasının önemine işaret etti. Varank, Yeşil Mutabakat ile çevreye yönelik hassa- siyetin arttığına dikkati çekerek, “2030’da belki Avrupa’da içten yanmalı motorlu araçlara müsaade edilmeyecek. Dolayısıy- la elektrikli otomobil konusunda önümüze çok büyük bir pazar açılıyor.” dedi. Varank daha sonra, canlı yayın alanın- da sergilenen Türkiye’nin yerli imkanlarla geliştirdiği Türkiye’nin ilk seyir füzesi SOM, kriminal incelemelerde kullanılan kimyasal- lar, kanatlı güdüm kiti, yoğun bakım solu- num cihazı, trenler için geliştirilmiş elek- trik motoru gibi ürünleri tanıtarak bunlara ilişkin bilgi verdi. Bakan Varank, Bilişim Vadisi’nde bir yazı- lım okulu açacaklarını ve başvuruları yakın zamanda ilan edeceklerini sözlerine ekledi. Dijital Biz 40 Dijital Biz 41

Sayfa 42 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Türksat A.Ş. Gölbaşı yerleşkesini ziyaret eden Bakan Karaismailoğlu, Türksat 5B ve Türksat 6A’nın uzaya gönderilme tarih- lerini açıkladı. Karaismailoğlu, “Türksat 5B haberleşme uy- dusunu bu yılın dördüncü çeyreğinde uzaya fırlatıyoruz. Türksat 6A’yı da 2022 yılında uzaya göndermeyi planlıyoruz. Ocak ayın- da fırlatışını gerçekleştirdiğimiz Türksat 5A yolculuğunun dörtte üçünü tamamladı. Uy- dumuz mayıs ayının ilk haftasında 31 derece doğu yörüngesine ulaşacak. Türkiye, uydu ve uzay sistemleri alanında artık uluslararası bir oyuncu olma yolundadır” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karais- mailoğlu, Türksat A.Ş. Gölbaşı yerleşkesini ziyaret ederek; basına önemli açıklamalarda bulundu. Tamamen milli imkânlarla geliştirilip üretilmesi planlanan, Türksat 6A’yı 2022 Türksat 5A Uzaydaki Yörüngesine Oturuyor yılında uzaya göndermeyi planladıklarını kaydeden Karaismailoğlu, Türksat’ın e-Dev- let Kapısı’nda da önemli bir hizmet verdiğini hatırlatarak; e-Devlet Kapısı’na günlük ortala- ma 6 milyonu aşkın giriş yapıldığını bildirdi. “Uydu hizmetlerimizle bölgede lider, dün- yada marka bir ülke olmak istiyoruz.” Türkiye’nin uydu teknolojilerinde olduğu gibi, uzay çalışmaları alanında da hızını yükselt- tiğini; yeni ve yerli haberleşme uydularının üretim, entegrasyon, test ve fırlatma süreçle- rinin iç içe yaşandığını belirten Bakan Karais- mailoğlu, şu şekilde konuştu: “Türkiye, uydu ve uzay sistemleri alanında artık uluslararası bir oyuncudur. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, yayıncılık ve in- ternet erişimi hizmetleri noktasında, stratejik haberleşme sistemlerini güncelleyerek diri tutuyoruz. Uydular üzerinden TV ve Radyo yayıncılığı ile birlikte internet erişiminde ve diğer katma değerli uydu hizmetlerimizle bölgemizde lider, Dünya’da marka değeri yüksek bir ülke olmak istiyoruz.” “Türksat 5A, yolculuğunun dörtte üçünü tamamladı.” Ocak ayı başında ABD’nin Cape Canaveral Üssü’nden başarı ile fırlatılan Türksat 5A haberleşme uydusunun yörünge yolculuğuna devam ettiğini hatırlatan Bakan Karaismailoğ- lu, dünya ekvatorundan 35 bin 160 kilometre uzaklığa ulaşan Türksat 5A’nın yolculuğunun dörtte üçünü tamamladığını, uydunun mayıs ayının ilk haftasında 31 derece doğu yörün- gesine ulaşacağını kaydetti. Karaismailoğlu, “Haberleşme uydumuz hizmete girdiğinde, Türkiye ile birlikte, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Batı ve Güney Afrika’nın yanı sıra, Akdeniz, Ege ve Karadeniz’i kapsama altına alacaktır. Uydumuz, televizyon yayın- cılığı ile birlikte veri haberleşme hizmetinde, ülkemizi Dünya’da yeni Ku Band kullanan öncü ülkeler ligine taşıyacaktır. Elektrik itki sistemi ile çok daha kaliteli TV yayıncılık ve haberleşme hizmeti verecek olan Türksat 5A, 30 yıl süre ile hizmet verecektir” ifadelerine yer verdi. “Türksat 5B haberleşme uydusu bu yılın dördüncü çeyreğinde uzaya fırlatılacak.” Ülkede haberleşme uydu trafiğinin devam ettiğini kaydeden Bakan Karaismailoğlu, üre- tim süreçlerinde sona yaklaşılan Türksat 5B haberleşme uydusunun da bu yılın dördüncü çeyreğinde uzaya fırlatılacağını belirterek; şunları söyledi: “42 derece doğu yörüngesine göndereceği- miz Türksat 5B’nin önde gelen özelliklerinden birisi de Ka-Bant veri haberleşme kapasi- temizi 15 kat daha artıracak olmasıdır. Bu özelliği ile Türksat 5B haberleşme uydumuz, kara, hava ve deniz araçlarına gelişmiş veri haberleşme hizmeti verecektir. Bu şekilde ticari gemi ve hava ulaşım pazarına odakla- nacaktır. Türksat 5B ile Orta Doğu’nun tamamı, Basra Körfezi, Kızıldeniz, Akdeniz, Kuzey ve Doğu Afrika, Nijerya, Güney Afrika ve yakın komşu ülkeleri kapsama alanında yer alacaktır.” “Türksat 6A’yı 2022 yılında uzaya gönder- meyi planlıyoruz.” Tamamen milli imkânlarla geliştirilip üretil- mesi planlanan Türksat 6A Yerli Haberleşme Uydusunun üretim ve entegrasyon süreç- lerinin de yoğun bir şekilde devam ettiğini dile getiren Bakan Karaismailoğlu, şunları kaydetti: “Planlamalarımız doğrultusunda Türksat 6A uydusunda Mühendislik Modeli ile Uçuş Modelinin entegrasyon faaliyetleri eş zamanlı olarak devam ediyor. Türksat 6A uydusun- da Mühendislik Modeli ile Uçuş Modelinin entegrasyon faaliyetleri eş zamanlı olarak devam etmekte olup, 2021 yılı içerinde Uçuş Modelinin entegrasyon faaliyetlerinin tamam- lanarak çevresel test aşamasına geçilecektir. Türksat 6A’yı 2022 yılında uzaya göndermeyi planlıyoruz.” “e-Devlet Kapısı’nda günlük ortalama gi- riş sayısı 6 milyonu aştı” Bir yılı aşkın süredir Türkiye’yi ve tüm dün- yayı etkileyen pandemi sürecinde, iş ha- yatının, eğitimin ve ticaretin yoğun olarak online üzerinden yapıldığını belirten Bakan Karaismailoğlu, “Türksat’ın verdiği önemli bir dijital kamu hizmeti de e-Devlet Kapısı’dır. Kullanıcı sayısının 54 milyonu geçtiği e-dev- let kapısı üzerinden, 778 kurum ve kuruluşa ait 5 bin 700’ü aşkın hizmet, tek çatı altında verilmektedir” dedi. Karaismailoğlu, dakikada ortalama 4 bin kişinin giriş yaptığı e-Devlet Kapısında günlük ortalama giriş sayısının günlük 6 milyonu aştığını belirterek sözlerini tamamladı. Dijital Biz 42 Dijital Biz 43

Sayfa 44 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Ay’a gön- derilecek insansız araçta kullanılması plan- lanan milli ve özgün hibrit roket motoru, ilk ateşlemesini yaptı. Delta V Uzay Tekno- lojileri A.Ş.’de gerçekleştirilen testte hibrit roket motoru ilk sınavını başarıyla geçti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Va- rank, 2023’te Ay misyonu hedefinin ilk ayağını başaracaklarına inandığını belir- terek “Yani uzay aracımızı Ay ile buluştu- racağız. Bu manada motorun ilk ateşle- mesini burada yapmak bizim açımızdan mutluluk ve gurur verici” dedi. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLAN ETTİ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Şubat’ta Türkiye’nin Milli Uzay Programı’nı ilan etti. Programın en dikkat çekici hedef Ay Misyonu İçin İlk Ateşleme lerinden biri, Ay misyonuydu. Türkiye, Ay misyonu ile kendi milli ve özgün teknolojilerini kullanarak Ay ile temas etmek istiyor. 2 ayaklı hedefe göre 2023’te insansız bir araç ile Ay’a sert iniş, 2028’de de yumuşak iniş gerçekleş- tirilecek. DELTA V’YE ZİYARET Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, bu he- defler doğrultusunda yürütülen çalışmaları yerinde görmek amacıyla milli ve özgün hibrit roket motorları geliştiren Delta V’nin Şile’deki Roket Motoru Ateşleme Tesisi’ni ziyaret etti. GENİŞ KATILIMLI TOPLANTI Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Baş- kanlığının iştiraki olan Delta V’deki ziyaret bir toplantıyla başladı. Toplantıya, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve Delta V Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yiğit, BAYKAR Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, TÜBİTAK Baş- kanı Hasan Mandal, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Enstitüsü Müdürü Mesut Gökten, TÜBİTAK SAGE Enstitüsü Müdürü Gürcan Okumuş ve Delta V Genel Müdürü Arif Karabeyoğlu katıldı. TOPLANTIDA NELER KONUŞULDU? Toplantıda, 2023’te Ay’a sert iniş yap- ması planlanan uzay aracının geliştir- me çalışmaları ele alınırken hibrit roket motorlarının ateşleme sistemleri, yüksek basınçlı kompozit tanklar, vana ve re- gülatör sistemleri detaylı olarak masaya yatırıldı. TARİHİ TEST Heyet, toplantının sonunda roket motorları testlerinin yönetildiği komuta merkezine geçti. Alınan güvenlik önlemlerinin ardın- dan ateşleme için geri sayım başlatıldı. Bakan Varank’ın komutuyla, ilk olarak Del- ta V tarafından geliştirilen ve uzay sınırını aşacak Hibrit Sonda Roketi’nin (SORS) itki sistemi dikey ateşleme testi yapıldı. İkinci ateşleme ise Milli Uzay Programı’nın 2023 yılında “Ay’a Sert İniş” görevinde kulla- nılması planlanan hibrit roket motoru için yapıldı. Yapılan testler başarıyla sonuçlan- dı. İki motor da planlanan süre boyunca sorunsuz şekilde çalıştı. TEST SONRASI BRİFİNG Bakan Varank ve beraberindeki heyet, ateşle- meler sonunda tekrar test sahasındaki sistemleri inceleyerek testin sonuçları hakkında bilgi aldı. Dijital Biz 44 Dijital Biz 45

Sayfa 46 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber İKİ AYRI TEST Varank, daha sonra yaptığı açıklamada, çok başarılı iki ateşleme yaptıklarını; hem Sonda Roketi Sistemi’nin (SORS) ateşle- mesi, hem de Ay misyonunda kullanılması planlanan hibrit motorun ilk ateşlemesini gerçekleştirdiklerini belirtti. 50 SANİYELİK ATEŞLEME Testlerde 50 saniye gibi hedeflenen süre bulunduğunu söyleyen Varank, “Bu 50 sani- yelik ateşlemenin tamamını başarıyla bitirdi. Ay misyonunda kullanılabilecek motorun ilk denemeleri başarıyla yapıldı.” diye konuştu. BÜTÜN KABİLİYETLERİ KULLANMAK İSTİYORUZ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin uzay- daki 10 yıllık yol haritasını açıkladığını ve bu yol haritasının en önemli bileşenlerinden bir tanesinin ‘Ay Misyonu’ olduğunu kaydeden Va- rank, “Ay misyonunda hedefimiz 2023 yılında Türkiye’nin kendi uzay aracını Ay’a ulaştırabilmesi. Burada da Türkiye’deki bütün kabiliyetleri, bütün firmalarımızın kabiliyetlerini kullanmak istiyoruz. Delta V de özellikle dünyada yeni bir teknoloji olarak kabul edilen hibrit roket motorla- rı çalışan, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’na ait bir firmamız. Arif Hocamız (Karabeyoğlu) tüm bu süreçleri yürütüyor.” dedi. TİCARİLEŞTİRMEK İSTİYORUZ Varank, iki ateşlemeye şahitlik ettikleri- ni anlatarak “Bir tanesi 635 milimetrelik sonda roketinin, önümüzdeki ay fırlatma- sı yapılacak motorun ateşlemesi. Aynı zamanda Ay misyonunda, yani uzayda kullanmayı hedeflediğimiz daha küçük bir motorun da yine ateşlemesinin testlerini yapmış olduk. Türkiye özellikle uzay ala- nında kabiliyetlerini tüm dünyaya göster- mek, aynı zamanda bu kabiliyetleri tica- rileştirmek, bundan ekonomik fayda elde etmek isteyen bir ülke. Dolayısıyla bu alan- da geliştirdiğiniz teknolojiler çok değerli.” diye konuştu. YENİ BİR TEKNOLOJİ Sıvı oksijen oksitlemeli hibrit motor tekno- lojisinin çok önem verdikleri yeni bir tekno- loji olduğunu aktaran Varank, ateşlemeleri başarıyla gerçekleştirdiklerini, bu süreçte heyecan ve mutluluk duyduklarını da ifade etti. Çok değerli gençlerin Türkiye’nin gele- ceğine yatırım yapmak ve teknolojiyi geliş- tirmek için büyük bir gayret gösterdiklerini vurgulayan Bakan Varank, “Sonda roket motorunun bir örneği, inşallah Mayıs ayın- da Sinop’tan ateşlenecek. Önemli mesafe- leri kat etmesini planlıyoruz.” dedi. TÜRK BAYRAĞINI AY İLE BULUŞTURA- CAĞIZ Varank, “2023’te biz Ay misyonu hedefimi- zin ilk ayağını başarabileceğimizi düşünü- yoruz. Yani uzay aracımızı inşallah Ay ile buluşturacağız. Türk bayrağını Ay ile bu- luşturmuş olacağız. Bu manada motorun ilk ateşlemesini burada yapmak bizim açımız- dan mutluluk ve gurur verici.” diye konuştu. TAM BAŞARI Delta V Genel Müdürü Arif Karabeyoğlu da her iki motorun da beklenen performansı tam manasıyla sağladığını vurgulayarak “İstediğimiz ateşleme sürelerini elde ettik. İstediğimiz itki kuvvetlerini elde ettik. Tam başarı olduğunu söyleyebiliriz. Ay moto- runun testleri bundan sonra hızlanarak devam edecek. Belki ilk testlerinden birini yaptık. Ama belki yüzlerce test yapacağız. Güvenilirliği sağlayacağız. Sonda roketi- nin ilk testi değildi. Daha önce bir çok test yaptık. Ama bu en uzun yanan, en yüksek performanslı testini gerçekleştirdik. Bun- dan sonra ne olacak? Mayıs ayında her şey yolunda giderse inşallah yüksek irti- falara sonda fırlatmaları yapacağız. Ay’a gidecek uzay aracının roket motorunu test ettik. Adım adım aya gidiyoruz.” dedi. UZAYA ERİŞEBİLECEK İTKİ Öte yandan, Delta V tarafından geliştirilen Sonda Roket Sistemi hibrit motoru dikey ateşleme testini geçerek uzaya ulaşabi- lecek seviyede toplam itki elde etti. Önü- müzdeki aylarda fırlatma testleriyle ‘Uçuş gösterimi’ yapılacağı öğrenildi. YENİLİKÇİ TEKNOLOJİ Türkiye’nin en büyük roket sistemlerinden biri olan SORS’un aynı zamanda dünyanın tekno- loji olarak en ileri hibrit roket motoruna sahip olduğu, sıvı oksitleyici ve katı yakıt içerdiği ve yenilikçi bir teknoloji olduğu aktarıldı. Dijital Biz 46 Dijital Biz 47

Sayfa 48 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Türkiye, teknolojinin Davosu olarak ad- landırılan Küresel Teknoloji Yönetişimi Zirvesi’nde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından temsil edildi. Türkiye’nin ulusal yapay zeka perspektifi ve sanayinin dijital dönüşümü için atılan stra- tejik adımlar küresel iş dünyasından, sivil toplum örgütlerinden ve akademisyenler- den oluşan seçkin temsilcilere anlatıldı. MESS tarafından kurulan, dünyanın en büyük, en gelişmiş, en kapsamlı dijital dö- nüşüm ve yetkinlik gelişim merkezi olan MEXT’in öncü vizyonu küresel iş dünya- sıyla paylaşıldı. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından 6-7 Nisan 2021 tarihlerinde ilki düzenlen ve tek- nolojinin Davos’u olarak adlandırılan Küresel Teknoloji Yönetişimine Türkiye’den Küresel Katkı Teknoloji Yönetişimi Zirvesi’nde, Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve MESS tarafından temsil edildi. Zirve kapsamında düzenlenen Ulusal Yapay Zeka Stratejileri başlıklı panele Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve MESS Yönetim Kuru- lu Başkanı Özgür Burak Akkol konuşmacı olarak katıldılar. Panelde Türkiye’nin ulusal yapay zeka perspektifi, sanayinin dijital dö- nüşümü için atılan stratejik adımlar küresel iş dünyasından, sivil toplum örgütlerinden ve akademisyenlerden oluşan seçkin temsil- cilere anlatıldı. Türkiye’nin Ulusal Yapay Zeka Perspekti- fi Teknolojinin Davosu’nda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank: “Ülkemizin genç ve dinamik nüfusunun avantajından yararlanarak yetkinlik gelişimi- ni en önemli önceliğimiz yapıyoruz” Türkiye’nin ulusal yapay zeka perspektifinin anlatıldığı panelin ana konuşmacısı olan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank yaptığı konuşmada yapay zeka gibi dördüncü sanayi devrimi teknolojileri bir sıçrama tahta- sı olarak gördüklerini belirterek “Bunun için ilk olarak kamuda gerekli kurumsal kapasiteyi inşa ettik. TÜBİTAK bünyesinde bir Yapay Zeka Enstitüsü ve Dijital Dönüşüm Ofisi bün- yesinde Büyük Veri ve Yapay Zekâ Uygula- maları Dairesi Başkanlığı kurduk” dedi. Bakan Varank sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal yapay zeka stratejimizin 6 temel önceliği var. Bunlar; yapay zeka uzmanları yetiştirmek ve istihdamını artırmak, araştır- ma girişimcilik ve yenilikçiliği desteklemek, kaliteli veriye ve teknik altyapıya erişim im - kanlarını geliştirmek, uluslararası işbirliklerini güçlendirmek, yapısal ve işgücü dönüşümü- nü hızlandırmak. Bu önceliklerimiz doğrul- tusunda 2025 yılı için koyduğumuz hedefler var. Yapay zeka alanında 50.000 kişinin istihdamını sağlayacağız. Yapay zeka konu- sunda eğitim alan öğrencilerin sayısını 10 kat artıracağız. Toplam AR-GE harcamalarımız içinde yapay zeka odaklı AR-GE harcamala- rının payının yüzde 15’e ulaşmak. Genç ve dinamik nüfusumuz ülkemiz için bir avantaj. Bu nedenle, yetkinlik gelişimi en önemli ön- celiklerimiz arasında yer alıyor. MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol: “Sanayimizin dijital dönüşümü başa- rabilmesi için küresel ortaklarımızla kamu- özel sektör işbirliği içinde çalışıyoruz.” Panelde konuşma yapan MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol Türki- ye’nin kamu-özel sektör ortaklığı ile ge- liştirilen ulusal yapay zeka yaklaşımı ile uyumlu olarak çalıştıklarını belirtti. Akkol MESS’in gelecek vizyonu ile dünyanın en büyük, en gelişmiş, en kapsamlı diji- tal dönüşüm ve yetkinlik gelişim merkezi olan MEXT’i Türkiye’ye kazandırdıkla- rını ifade etti. Akkol, “sanayide dijital dönüşümün bölgesel lideri olurken yeni teknolojilerin yönetişimine küresel katkı veriyoruz” dedi. MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol panelde yaptığı konuşmada sanayinin dijital dönüşümüne ve yapay zeka tekno- lojilerine uyum sağlamasına destek olmak için dünyanın en büyük, en gelişmiş, en kapsamlı dijital dönüşüm ve yetkinlik gelişim merkezi MEXT projesini hayata geçirdiklerini ifade etti. Geleceği şekillendirecek olan yapay zeka ekosistemini MEXT’in sunduğu hizmetlerle desteklediklerini anlatan Akkol “Türkiye’nin ulusal yapay zeka perspektifi kamu-özel sektör ortaklığının rafine bir örneğidir” diye konuştu. Akkol yapay zeka alanında ortaya çıkacak yetenek açığının kapatılması ama- cıyla çalışan becerilerinin geliştirilmesini hedeflediklerini belirterek “5 yılda 250 bin çalışana dijital dönüşüm eğitimi vereceğiz” dedi. Teknoloji Yönetişiminin Şekillendirilmesi- ne Küresel Katkı Akkol global arenada büyük ilgi uyandıran MEXT’i hayata geçirirken karşılaştıkları zor- lukları ve edindikleri dersleri iş dünyasından, siyaset ve akademi çevrelerinden seçkin temsilcilerle paylaştı. Teknoloji yönetişimindeki açıklara işaret eden Akkol, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliğiyle kurduğumuz Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Türkiye Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi çoklu paydaş anlayışıyla, kamu-özel sektör ve üniversite işbirlikleriyle projeler gerçekleştirmeye başladı. Proje- lerle yeni teknoloji yönetişim modellerini ve teknoloji yatırımlarını hızlandıracak teşvik mekanizmaları tasarlanmasına katkı verip teknoloji farkındalığını arttırmayı hedefliyo- ruz” dedi. Teknolojinin Davosu İlk Kez Düzenleniyor Dünya Ekonomik Forumu tarafından ilk kez düzenlenen Küresel Teknoloji Yönetişimi Zir- vesi; yükselen teknolojilerin kamu-özel sek- tör işbirliği ile sorumlu tasarımı ve kullanımı için küresel bir platform olmayı hedefliyor. Dijital Biz 48 Dijital Biz 49

Sayfa 50 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Zirve, Forumun ekosisteminde yer alan ve global teknolojiye yön veren yöneticileri, özel sektör temsilcilerini ve akademisyenle- ri bir araya getirdi. Zirveye global teknoloji yönetişiminin geleceğini konuşmak üzere alanında uzman dünyaca ünlü isimler de katıldı. Dördüncü sanayi devrimine yön veren Siemens, Youtube, Hitachi, Sales- force gibi şirketler; 50’den fazla hükümet; Imperial College gibi akademik kurumlar üst düzeyde temsil edildi. Zirvede dördüncü sanayi devrimi teknolojile- rinin etik ve doğru şekilde kullanılması ve alt- yapılarının geliştirilmesi için görüş alışverişle- rinde bulunuldu. Kovid-19 salgınının toplum, iş ve hükümetler üzerindeki teknolojik etkisi- ne odaklanıldı. Zirvede sanayinin dönüşümü, hükümetlerin dönüşümü, küresel teknoloji yönetişimi ve öncü teknolojiler olmak üzere dört ana konu işlendi. MESS, Türkiye’nin Dördüncü Sanayi Devri- mi’nin Bölgesel Merkezi Olmasına Öncülük Ediyor MESS, 2019 yılında Dünya Ekonomik Fo- rumu (WEF) platform üyeliğine kabul edilen dünyanın ilk işveren sendikası oldu. MESS, Ocak 2020’de Davos’da imzalanan anlaşma ile Forumla iş birliğini bir üst seviyeye taşı- yarak Dünya Ekonomik Forumu Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezleri Ağı’na katıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde yapılan iş birliği ile MESS, sadece 13 ülke- nin dahil olduğu bu ağda Türkiye’yi temsil ediyor. MESS bünyesinde bulunan Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’nde teknolojinin adaptasyonu ve yönetişimi ile ilgili en ileri çalışmalar yapılıyor. MESS’in dahil olduğu Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezleri Ağı ile ekosistemdeki tüm bilgi, teknoloji ve fırsatlar Türkiye’ye de geliyor. Türkiye’yi Dördüncü Sanayi Devrimi’nin bölgesel merkezi haline getirmeyi amaçlayan Merkez sayesinde Dördüncü Sanayi Devriminin oyun kurucusu niteliğindeki dünya devleri Türkiye’deki seç- kin kurum ve kuruluşlarıyla bir araya geliyor. Merkezde ileri teknoloji uygulamalarını yay- gınlaştırmak için Türkiye’ye özel projeler geliştirilmeye başlandı. Bu amaçla ilk olarak Dördüncü Sanayi Devriminin omurgasını oluşturan yapay zeka konusunda çalışmala- ra odaklanıldı. Halen Endüstriyel Nesnelerin İnternetiyle Sanayide Hızlı Dijital Dönüşüm ve İnsan Kaynakları için İnsan Odaklı Yapay Zeka başlıklı iki proje devam ediyor. Merkez, imalat sanayi şirketleri, kamu yöne- timi ve uluslararası şirketler için değer üre- tecek şekilde tasarlandı. Geliştirilen projeler; yeni teknoloji yönetişim modelleri ve teknoloji yatırımlarını hızlandıracak teşvik mekanizma- ları tasarlanmasına katkı veriyor, sanayide ve kamudaki teknoloji farkındalığını arttırıyor. Gerçekleştirilen faaliyetler ile Türkiye’nin etrafındaki bölgelerin Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerinden olumlu etkilenme- sine katkı sağlamak, bu sayede sanayinin ve üretimin dijitalleşmesinde öncü olmak hedefleniyor. Dijital Biz 50 Dijital Biz 51

Sayfa 52 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber “Yeni neslin yarını bugünden fark etme- sinin yolu, insan ve toplum odaklı diji- talleşmek” Genç MÜSİAD tarafından ‘NEXT’ temasıy- la bugün gerçekleştirilen 7. Uluslararası Genç İşadamları Kongresi, dünyanın önde gelen girişimcilerini, geleceğin iş insanlarıyla buluşturdu. MÜSİAD’ın yanı sıra devletin önde gelen temsilcilerinin yer aldığı kongrede Türkiye’nin yatırım stratejisinden endüstri, sanayi ve tek- nolojinin geleceğine kadar ticaretin yeni çağını yansıtan pek çok konu, ulusal ve uluslararası konuşmacılarca masaya yatırıldı. Kongrenin açılışında konuşan Genç MÜ- SİAD Başkanı Furkan Akbal, “Pandemi, ‘yarını bugünden fark etmeyi’ sağlayacak fırsatlar ile üretimden finansa, rekabetten 7. Uluslararası Genç İşadamları Kongresi Düzenlendi iş modellerine kadar her alanda yenilen- meyi getiriyor. Dijitalleşmeye uyum sağ- layamayan, insan ve toplumu hiçe sayan bir büyüme sürdürülebilir değil. Gençleri ve teknolojiyi harmanlayarak iş dünyasına taşıyan yeni neslin platformu olarak bu gerçeklerle yarını bugünden fark ediyo- ruz” dedi. Genç MÜSİAD’ın 2008 yılından bu yana her 2 yılda bir düzenlediği Uluslararası Genç İşadamları Kongresi’nin (UGİK) 7’ncisi bu- gün ‘NEXT’ temasıyla düzenlenerek dün- yanın en önde gelen girişimcilerini, fikir ve önderlerini geleceğin iş insanlarıyla buluş- turdu. ‘Yarını Bugünden Fark Et’ sloganıyla, hibrit olarak MÜSİAD Genel Merkezi’nde dü- zenlenen ve Genç MÜSİAD Başkanı Furkan Akbal ve MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan’ın ev sahipliğinde düzenlenen kongre - ye MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar, Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Nuret- tin Nebati, Gençlik ve Spor Bakanı Muhar- rem Kasapoğlu protokol düzeyinde katıldı. Ulusal ve uluslararası pek çok konuşma- cı UGİK 2021’de ‘çalışma düzenlerinin ve ortak çalışma alanlarının geleceği, Türki- ye’nin yatırım stratejisi ve geleceği, girişim sermayesi ve teknoloji ekosisteminin gele- ceği, Kuzey ve Güney Afrika’daki yatırım ve iş fırsatları, endüstri ve sanayinin geleceği, ilham veren iş liderlerinin geleceği, finansal teknolojiler, mobilite ekosisteminin geleceği, e-ticaret ve rekabet’ gibi farklı konu başlık- larında ticaretin yeni çağını, insan odaklı değişim dinamiklerini ve ekonomiyi ateşle- yen fikirleri masaya yatırdı. Dijitalleşme, mobilite ve insan odaklılık ‘yenilenmeyi’ tetikliyor Türkiye’yi ve girişim ekosistemini çok daha güçlü bir şekilde tasarlamanın yol haritaları- nı geliştirmek üzere düzenlenen 7. UGİK’in açılış konuşmasını yapan Genç MÜSİAD Başkanı Furkan Akbal, pandemi sürecinin dijitalleşmeye uyum sağlayamayan şirket- lerin yarının dünyasında var olabilmek için daha hızlı ve daha çevik hale gelmesi ge- rektiğini, insan ve toplumu hiçe sayan bir büyümenin sürdürülebilir olmadığını çok açık bir şekilde gösterdiğini vurguladı. Kong- re ile “Next” diyerek, bundan sonra ne olacak sorusuna odaklandıklarını ve bugün yaşanan büyük değişimin, ‘yarını bugünden farketme- yi’ sağlayacak fırsatlar içerdiğini kaydeden Akbal, 2020 itibariyle pandeminin de etkisiyle tüm dünyada ‘yenilenme’ kavramının değer kazandığını gördüklerini ifade etti. Akbal, “Bu yenilenme adımları, üretimden fi- nansa, rekabetten iş modellerine kadar tüm alanları kapsıyor. Dijitalleşme, yeni çalışma modelleri, mobilite, yapay zekâ, insan odak- lılık bugün yaşadığımız değişimi tetikleyen unsurlardan sadece birkaçı. Çalışma model- lerinin esnekleştiği, yeni iş alanlarının ortaya çıktığı, girişimci bakış açısının her zaman- kinden daha fazla önem kazandığı, yeni mesleklerin oluştuğu bir çağa doğru ilerliyoruz. Gelecekte olacağını öngördüğümüz işlerin tohumları şimdiden atılıyor. Gençleri ve tek- nolojiyi harmanlayarak iş dünyasına taşıyan yeni neslin platformu olarak bu gerçeklerle yarını bugünden fark ediyoruz” değerlendir- mesini yaptı. Yapay zekâ ile 10 yıllık süreçte 3,1 milyon iş artışı oluşacak Şirketlerin COVID-19’un etkilerine ve dijital dönüşüme cevap vermek için yapay zekâya daha da fazla yatırım yapmayı planladığını hatırlatan Akbal, yapay zekâya yatırımın ise önemli bir yetenek dönüşümünü beraberin- de getirdiğini vurguladı. Akbal, “Önümüzdeki 10 yıllık süreçte otomasyon, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yaratacağı ekonomik fayda ve sosyal değişimlerle 3,1 milyon iş artışı oluşturma potansiyeli öngörülüyor. Bu değişimi gerçekleştirebilmek için Türkiye’de işgücünde bulunan 21,1 milyon kişinin mev- cut mesleğine devam ederken teknolojiden yararlanarak yetkinliklerini geliştirmesi gere- kecek. Özellikle, e-ticaretin hızla yükselişe geçtiği bir dönemde, dijital alanlarda daha yetenekli çalışan arayışı da artacak” diye konuştu. Tedarik zincirleri kısalıyor, yeni merkezler gündemde Önümüzdeki dönemin Türkiye için sunduğu bir diğer fırsatın global tedarik zincirlerinde yaşanacak değişimler olduğunu belirten Ak- bal, şöyle devam etti: “Pandemi nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan kopmalar, tüm dünyada gıda güvenliği başta olmak üzere, birçok sektörü tehdit etti. Bu durum önümüz- deki dönemde tedarik zincirlerinin kısaltıl- masını, daha dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirilmesini gerektirecek. Bu da yeni tedarik merkezlerinin ortaya çıkmasına yol açacak. Türkiye bu anlamda, sahip olduğu coğrafi konumu, esnek üretim kapasitesi, kaliteli iş gücü ve girişimci gençleriyle çok büyük bir potansiyele sahip. Gelecek artık bugün ve bugünün sahipleri de, yarını bugünden fark eden biz gençleriz. Değer yaratmanın yolu ise doğru veriyi, doğru şekilde analiz etmekten Dijital Biz 52 Dijital Biz 53

Sayfa 54 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber geçiyor. Tüm bu başlıklar, hükümetimizin Yeni Reform Paketi’nde yer alan konularla da birebir örtüşüyor.” “Genç girişimcilerimiz, yarınımızın üretim gücü” Kongrede yaptığı konuşmasında Genç MÜSİAD’ı ‘gözbebeğimiz’ olarak tanımlayan MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ise UGİK’in gençlere ve girişimcilere yol göstermek amacıyla yola çıkan, alanında yetkin yerli-yabancı akademisyen ve iş in- sanlarının, gençlerle tecrübelerini paylaştığı önemli bir organizasyon olduğunu kaydetti. Toplam nüfusun neredeyse %16’sına teka- bül eden yaklaşık 13 milyon kişinin, 15-24 yaş aralığında yer aldığını hatırlatan Kaan, “Nüfusumuzun gelecek projeksiyonuna göz attığımızda; genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2023 yılında %14,8, 2030 yılında %14,0, 2040 yılında %13,4, 2060 yı- lında %11,8 ve nihayet 2080 yılında %11,1’e düşeceği öngörülmektedir. Söz konusu riski azaltmamız adına; bugünümüzün genç giri- şimcilerinin yarınımızın yatırım, istihdam ve üretim gücü olduğunu unutmamalıyız. Bu bakımdan finansmana erişim probleminin çö- zülmesi, genç girişimcilik eğitimlerinin sayısı- nın ve niteliğinin artırılması ve genç girişimle- re yönelik teşvik ve desteklerinin artırılması; önceliğimiz olmalıdır” diye konuştu. “Yüksek ahlak bilinciyle mühendis ve patent sayısı artırılmalı” MÜSİAD’ı 31 yıl önce ‘yüksek ahlak ve yük- sek teknoloji’ idealiyle kurduklarını ve tek- nolojiyi geliştirirken yüksek ahlak şuuruyla yola çıkılması gerektiğini belirten MÜSİAD Kurucu Başkanı Erol Yarar, Türkiye’nin dünya patent liginde 25’inci sırada olmasının sorgu- lanması gerektiğine işaret etti. Teknoloji geliş- tirmenin bugün Türkiye’nin yetiştirdiği mühen- dis sayısı ve patent sayısıyla doğru orantılı olduğunu kaydeden Yarar, “Bunları devamlı ölçmeden ve matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi ilimlere, dünyadaki elektronik teknoloji- lere sahip olmadan bir patent geliştirmemiz mümkün değildir. Geliştirdiğimiz teknolojileri pazarda satılır bir emtia haline getirmek, en az teknolojiyi üretmemiz kadar zorunludur. Sanayici ve girişimci gençlerimiz, bu bi- linçle, adil bir sistem içinde rant peşinden koşmadan kalkınmaya odaklanmalı, yüksek ahlak temelinde yüksek teknolojiyi pazara getirecek bir sistemle MÜSİAD’ın hedefine katkıda bulunmalıdır” değerlendirmesinde bulundu. “Dijital teşvik sistemi üzerinde çalışıyoruz” Dijitalleşmeye giderken her türlü planlama ve analizden faydalanmayı, bunlardan geri durmanın çağı anlamamak anlamına geldi- ğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakan Yar- dımcısı Nurettin Nebati ise Türkiye’nin satın alma gücü paritesi bakımından dünyanın 13. büyük ekonomisi olduğunu, tarımda, sana- yide ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda gerekli adımları atarak kendi içimiz- de yarışır hale gelmemiz gerektiğinin altını çizdi. İhracatçı sayısının 2002’de 30 bin iken 2020’de 90 bine ulaştığını kaydeden Nebati, “Olumlu göstergelere odaklanmamız gerekli. Genç girişimcilere getirdiğimiz sigorta prim teşviki ve vergi muafiyeti uygulamalarımız sürüyor. Yıl sonuna kadar hayata geçirilecek yeni bir çalışmamız daha var. Tek pencere teşvik sistemine geçecek Türkiye. Girişimci- ler tek bir pencere üzerinden teşvikin, nere- de, hangi alanda bir teşvikle desteklendiğini görecek, başvurusunu yapacak, tüm işlem- leri online yürütebilecek” diye konuştu. Değişimin hızına uyum sağlamanın öne- mine dikkat çeken Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu ise konuşmasında gençlerin girişimleri dinamik hale getirme- sindeki yerini vurgulayarak “Hızlı karar alma mekanizmaları ve yol haritalarıyla hayat boyu eğitime konsantre olmamız şart. Genç- ler organizasyonlar içine istihdam edilmeli, onların zekâ ve öngörüsüne ihtiyacımız var” dedi. Kasapoğlu, girişimcilik, medya, bilim, sanat, kültür ve edebiyat gibi tematik alanlarda düzenledikleri gençlik kampları, gençlik akademileri ve kulüpleriyle tüm eği- tim çalışmaları, atölye ve yazılım projelerini desteklediklerini, kredi, yurt, spor tesisleri ve genç ofisleriyle gençlerin gelişimine katkıda bulunduklarını sözlerine ekledi. Dijital Biz 54 Dijital Biz 55

Sayfa 56 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Türkiye’nin yapay zekâ alanında yaratıcı, üretken ve bu alanda geleceğe yön veren sayılı ülkeler arasında yer almasını sağla- mak amacıyla kurulan Yapay Zekâ ve Tek- noloji Derneği (YZTD), lansman toplantı- sını İstanbul’da gerçekleştirdi. Türkiye’de yapay zekâ ile ilgili araştırmaya dayalı doğru bilgi kaynaklarını oluşturmayı he- defleyen YZTD, farklı sektörleri hedefle- yen çalışma komiteleri aracılığıyla eğitim programları ve kamu - özel sektör iş birliği gibi projeleri de hayata geçirecek. Türkiye’de yapay zekâ ekosisteminin tüm aktörlerini ve bileşenlerini bir araya getirmek amacıyla kurulan Yapay Zekâ ve Teknoloji Derneği (YZTD)’nin lansman toplantısı İs- tanbul’da gerçekleştirildi. Derneğin yönetim kurulu ve üyelerinin yanı sıra, iş dünyası ve akademisyenlerin de katıldığı toplantıda Fu- ture Bright Group tarafından YZTD için Geleceğimizi Birlikte Tasarlayalım yapılan “Türkiye Yapay Zekâ Bilinirlik ve Yaklaşım Araştırması” sonuçları da sunuldu. Toplantının devamında yapılan iki panelde, kilit sektörlere yönelik olarak çalışmalarına başlayan YZTD uzmanlık komiteleri de de- ğerlendirmelerini ve planlarını aktardı. Lansman toplantısının açılış konuşmasını ya- pan YZTD Kurucu Başkanı Esen Girit Tümer, veriye dayalı bir toplum ve ekonomi için Tür- kiye’de yapay zekâ ekosisteminin bir araya geleceği bir platform arayışı sonucu derneğin kurulduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Ülkemiz dünyadaki teknolojik gelişmelerin en hızlı yansıdığı dinamik bir iş dünyasına ve bu gelişmeleri hızla içselleştiren bir toplum yapısına sahip. Başta Start-up şirketler ve yatırımcılar ile endüstri olmak üzere, üniversi- telerimiz, teknoloji şirketlerimiz, içerik ve veri sağlayıcılar, yapay zekâ alanında çalışanlar ile bu alanda öğrenim görenler, yayıncılık ve iletişim sektörü tarif ettiğimiz ekosistemin içinde. Yapay Zekâ konusunda hem uygula- maların entegrasyonu hem de politikaların oluşturulması için çalışan kamu kurumları- mızı da bu çerçevede değerlendirdiğimizde önemli bir paydaş haritamız var. Bu nedenle de Türkiye’nin yapay zekâ alanında yaratıcı, üretken ve bu alanda geleceğe yön veren sayılı ülkeler arasında yer almasını sağlamak üzere tüm bu paydaşlarımızla el ele, geleceği birlikte tasarlayacağız.” Hedef: Türkiye’de öncü, dünyada örnek çalışmalar YZTD Kurucu Başkanı Esen Girit Tümer, der- neğin kuruluşunda yer alan kamu yöneticileri, iş dünyası temsilcileri ve akademisyenlerle yoğun bir planlama süreci geçirdiklerini belirt- ti. Esen Girit Tümer, önceliklerinin Türkiye’de yapay zekâ ile ilgili bilgi aktarımını sağlarken toplumda bilinçlendirme ve farkındalık oldu- ğunu vurguladı ve “Yerel ve küresel yapay zekâ toplulukları arasındaki etkileşim sürekli artıyor. Biz de dernek olarak ABD merkezli dünyanın en büyük yapay zekâ (AI) topluluğu olan Yapay Zekâ Geliştirme Derneği AAAI’nın Türkiye resmî temsilcisiyiz. Dünyadaki öncü ülkelerin bilgi birikimleri ve çalışmalarının Türkiye’de de paylaşılmasını sağlamayı hedefliyoruz. Bu alanda faaliyet gösteren her ölçekteki kurum ve girişimin YZTD üyesi olmasını arzu ediyoruz. Resmî ya da özel kurum ve kuruluşlarla iş birliği yap- mak, yapay zekâ alanında kariyer yapmak isteyenler için gerekli koşulları ve katkıları sağlamak ve akademik çalışmaları destekle- mek planlarımız arasında yer alıyor.” dedi. Türkiye ve yapay zekâ: İlgili, meraklı ve umutluyuz Açılışın ardından, Yapay Zekâ ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sek- reteri Çağlar Gözüaçık, Future Bright Group tarafından yapılan araştırmayı katılımcılara aktardı. Bu yıl Mart ayında gerçekleştirilen Tür- kiye Yapay Zekâ Bilinirlik ve Yaklaşım Araştır- ması’nın sonuçlarına göre ülkemizde yapay zekâ kavramına ilgi gösterenlerin oranı %77. Toplumun yarıya yakını (%47) bu konuda kendisini meraklı olarak tanımlarken, araş- tırmaya katılanların %41’i yapay zekâdan umutlu olduğunu ifade ediyor. Araştırmadaki en çarpıcı sonuçlardan biri ise, toplumun %67 oranında bir bölümünün ya- pay zekânın okullarda ders olarak okutulma- sını istemesi. Bu beklentinin aynı zamanda önemli bir iletişim konusu olduğunu da ifade eden Çağlar Gözüaçık, yapay zekâ hakkın- da doğru ve farkındalığı yaratma konusunda derneğe ve bu alanda çalışan herkese görev düştüğünü ifade etti ve ‘’ Hepimiz biliyoruz ki Türkiye, kıvrak zekâlar ülkesi. Biz bunu, katma değerli ve itibarlı bir noktaya getir- mek için eğitim, fikir, bilgi ve koordinasyonla harmanlamak durumundayız. Evrensel sorun ve ihtiyaçlara yaratıcı bakış açılarıyla katma değerli çözümler getirebiliriz. Yapay Zekâ ve bağlantılı teknolojilerle pek çok sektörde öncü olabiliriz.’’ dedi. Günlük hayatta yapay zekâ Türkiye’de Yapay Zekâ hizmet algısında Yazılım, Bilişim, E-Ticaret, Medya, Savunma Sanayisi, Ulaşım ve Sağlık sektörleri ilk akla gelenler olarak ortaya çıkarken, yapay zekâ kavramıyla en çok karıştırılan konulardan biri de insansı robotlar. Katılımcıların %38’i ya- pay zekânın günlük hayatımıza temas ettiğini belirtirken; dijital asistanlar, yüz tanıma ve metin düzeltme teknolojileri daha çok aşina olunan kullanım alanları olarak ifade ediliyor. YZTD’den kilit sektörler için çalışma komiteleri Konuşma ve sunumların ardından, kilit sektörlere yönelik olarak YZTD bünyesin- de kurulan uzmanlık komitelerinin değer- lendirmeleri ve çalışma planları iki panel ile katılımcılara sunuldu. İlk olarak finans, eğitim ve telekomünikasyon konuları ele alınırken, derneğin yönetim kurulu üye- lerinden Finans Komitesi Başkanı Pınar Kitapçı, Telekomünikasyon Komitesi Eş Başkanı Barış Karakullukçu ile Dijital Biz 56 Dijital Biz 57

Sayfa 58 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Eğitim Komitesi Başkanı Doç. Dr. Metin Sezgin panelde konuşmacı ola- rak yer aldı. Panel konuşmacılarının aktardığı konulardan dikkat çekenler şöyle: Finans: • Dünyada finans alanında AI uygulama- ları ve FinTech oluşumları • Müşteri davranışlarından sonuç tahmini • Mali suçları oluşmadan engelleyebil- mek için de AI uygulamaları • Topluma kullanımı kolay akıllı finansal hizmetler sunarak ekonomik kalkınmayı desteklemek Telekomünikasyon: • Dönüşümü yönlendiren kilit teknolojiler 5G, AI ve Otomasyon • Kapsama alanı, bant genişliği gibi artan ihtiyaç ve taleplerinin karşılanma- sı için yapay zekâ ve makine öğrenimi yardımı ile çalışmalar yapılıyor. Eğitim: • Yapay zekâ eğitimi ve yapay zekâ teknoloji- lerini üretebilen nesillerin yetişmesi • Ülkemizde bu yönde kamu ve özel sektörün yaptığı önemli çalışmalar • Eğitimde öğrencileri, öğretmenleri ve kurum- ları güçlendirici çözümler üretme potansiyeli İkinci panelde ise dernek kurucu üyelerinden hukukçu Altuğ Özgün, Sağlık Bilimleri Üniver- sitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hakkı Ka- rakaş ve Enerjisa Bilgi Teknolojileri ve Dijital İş Yönetimi Başkanı, Mehmet Fırat, Sağlık, Enerji ve Hukuk komitelerinin gündemlerini konuşmak üzere bir araya geldi. Panelde gündeme gelen başlıklar ise şöyle: Hukuk: • Yapay Zekâ Kullanımının Yarattığı Hukuki Tartışmalar • Yapay Zekâ ve Etik • AB Komisyonu Güvenilir Yapay Zekâ ilkeleri • Yapay zekânın hukuk disiplininde kullanım alanları. Sağlık: • Ekonomik ve sosyal olarak sürdürülebilir bir sağlık siteminin inşasında yapay zekâ uygu- lamaları • Sağlıkta karar verme süreçlerinde ayırt edi- ci olarak yapay zekâ • Tıp uygulamalarının bilimsel ve tıp hukuku boyutundaki özgün gereksinimleri • AR-GE ve ÜR-GE, bir tıbbi cihaz olarak yazılım Enerji: • Dördüncü Sanayi Devriminin ana unsurla- rından olan yapay zekânın en yüksek po- tansiyelli uygulama alanlarından birisi enerji sektörü • Enerji trendlerinde yapay zekâ bir arabulu- cu ve çözüm sağlayıcı • Enerji sektöründeki büyük veri hacmini yapay zekâ ile birleştirilip, üstüne deneyim eklendiğinde Enerji Zekâsı oluşuyor. • Ticaret ve perakende tarafında, piyasa tahmin modelleri sürekli öğrenmeye devam ederek daha etkin bir piyasa oluşmasına destek oluyor. Chatbot, sesi metne dönüştür- me, duygu analizi gibi yeni teknolojiler kulla- nılarak hizmetler iyileştiriliyor. • Akıllı yakıt pompaları, akıllı servis birimleri, geleceğin taşıt tanıma sistemleri yine yapay zekâ temelli. Dijital Biz 58 Dijital Biz 59

Sayfa 60 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Yazar Av. Arb. Murat KEÇECİLER Keçeciler & Partners Kurucu Ortak Dipnot: Mevcut yasal düzenle- meler dikkate alındığın- da, kripto para aracıla- rına paralarını kaptıran vatandaşların bilişim alt yapısı kullanılmak sure- tiyle nitelikli dolandırıcılık iddiaları ile savcılıklara suç duyurusunda bu- lunmaları dışında etkin bir hukuki başvuru yolu olmadığını ifade etmek zorundayız. Kripto Paraların Yasal Çerçeve İhtiyacı Blok zincir teknolojisi alt yapısını kullanan kripto paraların, terör finansmanında kullanılmasına ilişkin olarak kaleme aldığımız yazımızdan bu yana iki seneden az bir süre geçmiş. Bu süre zarfı içerisinde dünyada tedavüle giren kripto paraların adedinde inanıl- maz bir patlama yaşandı. Bu süre zarfında, 9000 adetten fazla kripto para veya kripto para görünümlü sistemler tedavüle çıkmıştır. Bu süre içerisinde Türkiye, en fazla kripto para kullanan ülkeler ara- sında Avrupa’da birinci dünyada ise dördüncü konuma gelmiştir. Bu paraların veya varlıkların bu derece artmasındaki ana etmen nedir? Bu teknolojinin ve bu var- lıkların gelecekte daha yaygınlaş- masına ilişkin beklentinin bu artış trendi açısından önemli bir etken olduğunu göz ardı etmeksizin, bizce son dönemdeki bu şaşırtıcı ve olağan dışı artışın temelinde covid-19 salgının ekonomik para- metreler üzerinde yarattığı deği- şim önemli bir etkendir. Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında birçok ülkede hü- kümetler, ek sosyal destek ve yardımlar ile daralan ekonomik talebi ve iştahı diri tutmak hem de dar gelirli ve sosyal açıdan de- zavantajlı grupları salgının yıkıcı etkisinden korumaya çalışmakta- dır. Bu kapsamda birçok hükümet nakdi yardımlarda bulunmuşken, bir grup ülke ise düşük faiz oran- ları ile destek kredileri ve paketleri açıklamıştır. Bu durum ucuz para- nın piyasalarda dolaşıma girmesi- ne yol açmıştır. Salgın ile birlikte dünyadaki borç stoku 80 trilyon dolara yakın bir artış göstermiştir. Salgın döneminde yaşanan ka- panma ve karantina süreçlerinde ise tedarik zincirlerinin kopması ve emtia piyasalarında yaşanan ciddi dalgalanmalara ek olarak in- sanların işlerini kaybetmeleri veya kaybetme kaygıları insanların tüketim alışkanlıklarını da zorun- lu olarak değiştirmiş durumdadır. İşsiz kalma kaygısı ile birçok insan tüketim taleplerini erte- letmiştir. Tüm bu gelişmelerden dolayı küçük yatırımcı olarak tanımlanan insanlar paralarını yükselen enflasyona karşısın- da korumak veya ellerindeki paralarını hızlı şekilde artırmak amacıyla farklı yatırım araçları- na yönelmişlerdir. Salgın süre- cinde MKK verilerine göre İMKB 400.000 civarında yeni yatırımcı giriş yapmıştır. Diğer ülke borsa- ları açısından da benzer artışlar yaşanmıştır. Salgın sürecinde arayış içine giren küçük yatırım- cılar açısından kripto paralarda dikkat çekmiş ve bu varlıklara ilgi ve talep artmıştır. Bundan 3-4 sene önce bu sistemleri güvenilmez olarak değerlendiren birçok ekonomist bugün artık kripto paraları gelecek ekonomik düzenin belirleyici bir unsuru ol- duğu yönünde iddialı beyanlarda bulunmaktadırlar. Kripto paraların kullanımının yoğunlaştığı ülkelere bakıldığın- da, bu paraların yerleşik para- sal sistemin olmadığı, sarsıldığı veya sisteme güvenin erozyona uğradığı ülkeler olduğu gö- rülmektedir. Somali, Afganis- tan gibi güvenlik sorunun öne çıktığı ülkelerde kripto paraların gündelik hayatta kullanımı çok yaygındır, aynı şekilde nüfusa oranla en çok kripto paranın Ni- jerya’da kullanılması da benzer nedenlere dayanmaktadır. Uzun yıllardır ekonomik krizler ile boğuşan Arjantin’in dünyada en çok kripto paranın olduğu ülke olması da kripto paraların yerleşik ekonomik sisteme ve para politikasına güvenin kalma- dığı toplumlarda tercih edildiği- nin somut göstergesidir. Türkiye başta olmak üzere birçok ülke için bu paraların veya varlıkların kesin bir şekilde düzenlendiği ve hukuki bir çer- çeveye oturtulduğun söylemek mümkün değildir. Bu varlıklar konusunda hukuki düzenleme yapan ülkeleri altı grupta kate- gorize etmek mümkündür. Birinci grupta, bu paralar ve sistemleri kesinlikle yasaklayan ülkeler olan Cezayir, Bolivya, Mısır, Irak, Fas, Nepal, Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri yer almaktadır. İkinci grupta bu varlıkları ve pa- raları zımni şekilde yasaklayan ülkeler yer almaktadır. Bu ülke- ler sırasıyla; Bahreyn, Bangla- deş, Çin, Kolombiya, Dominik Cumhuriyeti, Endonezya, İran, Kuveyt, Lesotho, Litvanya, Um- man, Katar, Suudi Arabistan ve Tayvan gelmektedir. Bu ülkeler- den Çin dolaylı şekilde bu para- ları yasaklamakla birlikte kendi milli kripto parasının üretilmesi içinde çalışma yürütmektedir. Üçüncü grup ülkeler ise bu para ve varlıkları vergi mevzuatı kapsamında değerlendirmekte ve bunlardan gelir vergisi elde etmeye ilişkin düzenlemeler yap- mışlardır. Bu ülkeler; Arjantin, Avusturya, Bulgaristan, Finlan- diya, İzlanda, İsrail, İspanya, İtalya, Norveç, Polonya, Roman- ya, Rusya, Slovakya, Güney Afrika, İspanya, İsveç ve Birleşik Krallıktır. Dördüncü grupta, bu varlıkların terör finansmanı ve kara para aklama vasıtası olarak nite- lendiren ve bu kapsamda düzenlemeler yapan ülkeler var- dır. Bu ülkeler sırasıyla; Eston- ya, Çekya, Kosta Rika, Kayman Adaları, Cebelitarık, Hong Kong, Letonya, Lihtenştayn, Lüksemburg ve Singapur’dur. Beşinci grup ülkeler ise hem vergilendirme hem de kara para ve terör finansmanı açısından bu varlıkları ve paraları düzen- lemiştir. Bu ülkeler ise Avus- turalya, Kanada, Danimarka, İsviçre ve Japonya’dır. Vergisel açıdan bu varlık ve pa- raları vergilendirme çabasında olan ülkelerden İsviçre bu var- lıkları yabancı para olarak de- ğerlendirerek vergi elde etmeyi amaçlarken, İsrail varlık olarak değerlendirmekte, Bulgaristan ticari varlık olarak ele almakta, İspanya ve Arjantin elde edilen geliri vergilendirmektedir. Bu konuda en kapsamlı vergisel düzenlemeler Birleşik Krallıkta mevcuttur. Rusya ise bu varlık- lardan gelir vergisi almanın yanı sıra bu varlıkların üretilmesinde sarf edilen enerji üzerinden de enerji sarfiyatına ilişkin ek vergi hesaplamaktadır. Dünya ölçeğinde bu paralara ilişkin düzenleme yapan ülke- lerden Çin, İrlanda, Litvanya, Marshall Adaları, Venezüella ve Doğu Karayip Merkez Ban- kası Birliğine (ECCB) üye olan ülkelerin kendi ulusal kripto paralarını oluşturdukları veya bu konuda çalışma yürüttükleri görülmektedir. Türkiye’nin de içinde olduğu diğer ülkelerde ise bu varlıklara ilişkin ne vergi açısından ne de başka türlü bir hukuki düzenle meye gidilmemiştir. Bu ülkeler, bankacılık ile ilgili düzenleyici otoriteler ve merkez bankaları vasıtasıyla, bu varlıklar ile yapılan işlemler konusunda va- tandaşlarını uyaran açıklamalar yapmıştır. BDDK, 25 Kasım 2013 tarihinde bu varlıkların FinTech teknolojileri içinde yer almadığına ve 6493 sayı- lı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun uyarınca elektronik para olarak nitelendirilmediklerini ve kripto paraların bir hukuki güvenceye sahip olmadıklarını “Herhangi bir resmi ya da özel kuruluş tara- fından ihraç edilmeyen ve karşı- lığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olarak bilinen Bitcoin, mevcut yapısı ve işleyi- şi itibarıyla Kanun kapsamında elektronik para olarak değer- lendirilmemekte, bu nedenle de söz konusu Kanun çerçevesinde gözetim ve denetimi mümkün görülmemektedir.” ifade etmiştir. BDDK aynı açıklamasında bu paraların terör finansmanı basta olmak üzere yasadışı faaliyetlerde kullanılabileceğine ilişkin kaygı ve endişelerini de dile getirmiştir. Türkiye son olarak 16 Nisan 2021 ta- rihinde TCMB tarafından yayınlanan 6 maddelik bir yönetmelikte kripto paraların ilk defa tanımını yapmıştır. Bu tanımlama ile Merkez Bankası, kripto paranın yasal olarak hukuki alt yapısına ilişkin ilk hukuki düzen- lemeyi de Türk mevzuatı açısından yapmıştır. Yönetmelikte yer alan tanıma bakıl- dığında Merkez Bankası, teknolojinin ileride geçirmesi muhtemel değişim ve evrimleri de dikkate alarak bir tanımlama ortaya koymaya çalışmış- tır. Merkez Bankası yaptığı tanımla- mada kripto paraların mevzuatta yer alan itibari para, kaydi para, elek- tronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarından farklı olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Dijital Biz 60 Dijital Biz 61

Sayfa 62 — dergide görüntüle

Yazar Merkez Bankasının tanımlamasın- da en dikkat çekici nokta, Banka- nın bu paraları, “gayri maddi var- lık” olarak kabul etmesidir. Gayri maddi varlıklar; doktrin ve uygu- lamada ticari markalar, patentler, telif hakları, lisans ve eserleri vb. olarak daha çok eşya ve fikri mülkiyet hukukunun konusu olan varlıklar olarak tanımlanmaktadır. Gayri maddi varlık olarak tanım- lanmasını bizce en şaşırtıcı yanı, gayri maddi varlıkların vergilendiril- mesi karmaşık ve zorlu bir yöntem olmasıdır. Merkez Bankası tarafından yayın- lanan yönetmelikte dikkat çeken bir diğer nokta ise ödeme hizmeti sağlayıcıları ile ödeme ve elektro- nik para kuruluşları dışındaki kişi ve kurumların kripto paraları öde- me aracı olarak kullanılmasını ve ödeme aracı olarak kullanılmasına ilişkin hizmetleri sunmaları yasak- lamış olmasına rağmen bu yasa- ğın ihlal edilmesi bir idari yaptırıma tabi tutulmamıştır. Yönetmeliğin 4. Maddesi ile öde- me hizmeti sağlayıcıları ile ödeme ve elektronik para kuruluşları, kripto varlıklara ilişkin alım satım, saklama, transfer veya ihraç hiz- meti sunan platformlara veya bu platformlardan yapılacak fon akta- rımlarına aracılık etmeyecekleri ve kripto paraları kullanarak hizmet ve sistem geliştirmekten menedil- miştir. Ödeme hizmeti sağlayıcıları ile ödeme ve elektronik para kuru- luşları, yönetmelik ile yasaklanan hizmet ve işlemleri gerçekleştir- meleri durumunda TCMB denetim yetkisine ilişkin genel hükümler kapsamında belli yaptırımlara mu- hatap olacağı kaçınılmazdır. TCBM tarafından yapılan bu düzenleme ile Türkiye’nin kripto paraları dolaylı şekilde yasakladı- ğı ifade edilebilir. Ancak, bireysel kullanıcılar açısından kripto paraların kullanılması yasaklanmış olmasına rağmen bu yasak bir yaptı- rıma tabi tutulmamıştır. TCMB bu yönetmeliği yayınladık- tan sonra Türkiye kamuoyu, kripto para borsası olarak isimlendirilen ve aracı kurum şeklinde faaliyet göste- ren birçok kurumun kapandığını ve yetkililerinin yurt dışına kaçışlarıyla sarsılmıştır. Mevcut yasal düzenlemeler dikkate alındığında, kripto para aracılarına paralarını kaptıran vatandaşların bilişim alt yapısı kullanılmak suretiyle nitelikli do- landırıcılık iddiaları ile savcılıkla- ra suç duyurusunda bulunmaları dışında etkin bir hukuki başvuru yolu olmadığını ifade etmek zorundayız. Bu alanda daha çok mağduriyetlerin yaşanmaması açısından Türkiye bir karar ver- mek zorundadır. Bu sistemlerin ve kripto paraların yasaklanması ya da bu yapının sağlıklı bir ya- sal temele oturtulması arasında bir karar vermesi gerekmektedir. Mevcut yapının yeni yayınlanan yönetmeliğe rağmen yetersiz ve eksik olduğu açıktır. Dijital Biz 62

Sayfa 64 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber 2009 yılında ilk kez bitcoin ismi ile tanınan kripto paralar, yatırımcısı- na çok kısa sürelerde büyük paralar kazandırması sebebiyle medyada ve sosyal medya platformlarında en çok konuşulan konular arasına girdi. Kripto para yatırımı yapan kişilerin ilk zamanlarda yüksek paralar kaza- nabilmesiyle beynin ödül merkezinin uyarıldığını belirten uzmanlar, bu durumun da bağımlılığa zemin hazır- ladığını vurguluyor. Uzmanlar, bağım- lılıkla baş edilememesi durumunda profesyonel yardım alınmasını tavsi- ye ediyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emrah Güleş, kripto para bağımlılığı ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulun- du ve tavsiyelerini paylaştı. Kripto Para Kaybı İntihara Yol Açabiliyor Hızlı kazandırabildiği için popülerleşti Kripto paraların ilk olarak 2009 yılında bit- coin ile hayatımıza girdiğini belirten Psiki- yatri Uzmanı Dr. Emrah Güleş, “Herhangi bir merkeze bağlı olmaması ve yapılan transfer- lerin bir otoritenin kontrolünde olmaması kısa zamanda kripto paraları cazip hale getirdi. Yatırımcısına çok kısa sürelerde çok büyük paralar kazandırması sebebiyle bir anda me- dyada ve sosyal medyada en çok konuşulan konular arasına girdi. Bu dönemde insanlar çok fazla bilgi sahibi olmadıkları ve nasıl işlediğini bilmedikleri bu kripto paralara yatırım yapmaya başladı” dedi. Ödül merkezinin uyarılması bağımlılığı tetikliyor Psikiyatri Uzmanı Dr. Emrah Güleş, FOMO teriminden bahsetmenin uygun olacağını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “İngilizce açılımı ‘Fear of missing out’ yani bir şeyleri kaçırma korkusudur. FOMO, bazı büyük fırsatları kaçırdığınız hissine veya algısına işaret eder. Ancak bu algı çoğu zaman gerçekten uzaktır. Bu algıyla yapılan mantıksız yatırım kararları, isten- meyen kayıplara neden oluyor. Bir şeyleri kaçırma kokusuyla sergilenen davranışlar, bağımlılıkta sergilenen davranışlara çok benziyor. Bağımlılık davranışını ortaya çıkaran en önemli özellik, beynin ödül merkezinin uyarılmasıdır. Beynin ödül merkezinin uyarılması dopamin denilen bir maddenin artışına neden oluyor. Haz veren her türlü olay ya da nesne ödül merkezimizi uyarır. Dopamin artışı ne ka- dar yüksekse bağımlılık riski o kadar fazla oluyor.” Kayıpların artması depresyona ve inti- hara sürüklüyor Kripto para yatırımı yapan kişilerin ilk zamanlarda yüksek paralar kazanmaları sonucu beyinlerindeki ödül merkezinin uyarıldığını ve bu durumun da bağımlılığa zemin hazırladığına dikkat çeken Psiki- yatri Uzmanı Dr. Emrah Güleş, sözlerine şöyle devam etti: “Kazanılan para ne kadar yüksekse bağımlılık riski o kadar fazla oluyor ve davranışın devam etmesini sağlıyor. An- cak bu risk alma davranışı, kişinin tüm parasını kaybetmesine de yol açabiliyor. Kişi para kaybettiği halde bu davranışı bırakamadığı için kayıplarının peşine düşüyor. Kaybettiklerini geri alabilmek için daha da büyük riskler almaya başlıyor. Bu dönemde borç alarak hatta kredi çekerek borcu borçla kapatmaya çalışıyorlar. Bir süre sonra bu durum içinden çıkılmaz bir kısır döngüye dönüşüyor. Kişilerde bu dönemdeki kayıpları sebebiyle depresif belirtiler, alkol veya madde kullanımı, aile hayatının zarar görmesi gibi sorunlar or- taya çıkabiliyor. İntihar da bir başka ciddi sorun olarak yaşanabiliyor.” Profesyonel psikolojik destek alınmalı Bu tür yatırım yapan kişilerin veya ailel- erinin çok dikkatli olması gerektiğini vur- gulayan Güleş, “Uyarı işaretleri önemsen- meli. Kişi bu tür davranışlar gösteriyor ve kendini durduramıyorsa mutlaka bunu bir bağımlılık gibi değerlendirmeli ve profe- syonel psikolojik yardım alınmalı’ dedi. Dijital Biz 64 Dijital Biz 65

Sayfa 66 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Yazar Emre KUNDUROĞLU Global Bilişim Derneği (BİDER) Kurucu Üyesi Dipnot: Yatırımcılar periyodik olarak cüzdanlarını blockchain.com ve etherscan.io gibi Web si- teleri ve uygulamalardan online kıyaslayıp doğ- rulayabilirler. Böylelikle portföyün bulunduğu borsanın, ara yüzde hile yapma riskini göz önün- de bulundurup kendi erken uyarı sistemlerini oluşturabilirler. Kripto Piyasanın En Hareketli ve Rekorlara Doymayan Dönemi Nisan 2021 Coinmarketcap’ın 2021 yılı Nisan ayının son haftası verilerine göre marketcap tarafından tanınan küre- sel 370 adet kripto değer takas plat- formu bulunmaktadır. Ancak merdi- ven altı tabir edilen borsalar hesaba katılırsa borsa sayısı 3500`lere kadar yükselmektedir. Çoğunluk özellikle rağbet görmeyen altcoin- lerin kendi değerlerini satmak için oluşturduğu borsalardır. Bu yüzden marketcap`in dışında kalan borsaları kale almayacağım. Marketcap`te yer alan 370 borsanın 11 adeti Türk Lirasıyla işlem yap- maktadır, bunların 3 adeti küresel 8 adeti ise yerli borsalardır. Thodex halen coinmarketcap`te tanınan bor- salar listesinde 250. Sırada bulun- maktadır ve görüldüğü üzere henüz marketcap`ten delist olmamıştır. Ayrıca listede 60 adet DEX yani merkeziyetsiz borsa bulunmaktadır. Kripto piyasada 9458 adet kripto değer işlem görmektedir, bu koinlerin 367 adetini Defi yani merkeziyetsiz finans projeleri oluşturmaktadır, 180`i ise NFT yani takas edilemez jeton projeleridir. Kripto piyasanın değerine gele- cek olursak Nisan sonu itibariyle 2 Trilyon dolar civarındadır tüm piyasa tarihinin en yüksek hacmi olan 2,27 trilyon dolar rekorundan sonra nisan ayının 3. haftasının bir önceki haf- taya göre %20 daraldığı gözlemlen- mektedir. Piyasanın %49`u Bitcoin`e aittir yani Bitcoin`in geri kalan tüm koinlere dominansı %49`dur, Ethe- reum dominansı ise %14,4`tür. ABD merkezli kripto değer araştırma kuruluşu Chainalysis`in Nisan 2021 verilerine göre; Türkiye nüfusa oranla kripto değer kullanımında Avrupa`da birinci ve Dünya’da dördüncüdür. Bu raporda Türkiye’deki kripto değer kullanıcı sayısının 5 milyonu aştığı da belirtiliyor. Son bir yılda Türkiye’de işlem hacmi 10`a katlanmış durumdadır ayrıca günlük alım-satım toplam işlem hac- mi ise 3 milyar doları aşarak yerelde kendi rekorunu kırmıştır. Nisan ayı kripto piyasalar adına çok yoğun bir gündemle geçti. İlk olarak ezber bozan bir gelişmeyle başla- mak istiyorum. Coinbase NewYork merkezli Dünyanın en fazla işlem hacmine sahip borsalarından biri Nasdaq`ta halka arz edildi. Gerçek- lesen bu işleme IPO (initial Public Offering) denilmekte yani hisse se- nedinin halka arz işlemi. Fakat Coin- base Kripto değer takasının yanı sıra ventures.coinbase.com adresinden ICO`ları desteklemektedir. Bilmeyen- ler için ICO`dan kısaca bahsedeyim aynı IPO gibi kripto değerlerin kay- nak elde etmek için halka arzına ICO yani initial Coin Offerring denilmek- tedir. Coinbase gibi kripto piyasalara yön veren aynı zamanda ICO`ları destekleyen bir yapının IPO yapma- sı herkesi ters köşeye itti. Coinbase IPO`sunun ilk günü hisse değerleri toplamının 100 milyar doları aşması rekor nitelikte bir olaydı. Aynı hafta Binance devrimsel nite- likli yeni projesi Tokenized Stocks`u duyurdu yani koinlestirilmiş hisse senedi, bu fonksiyon hisse senet- lerini token olarak almayı sağlıyor. Binance`ın özellikle ilk koinlestiril- miş hisse senedi olarak Tesla ile anlaşması tüm piyasanın nefesini kesti. Hemen ardından regülatörler koinleştirilmiş hisse senedi sistemini incelemeye aldıklarını duyurdu. Bu yıl bu sistem çok ses getireceğe benziyor, aynı platformdan Bitcoin, Ethereum gibi koinlerin yanı sıra tesla ve apple gibi hisslerinin alınıp sepet yapılma ihtimali oldukça heye- can verici. Görüldüğü üzere uluslararası bor- salar ve kripto değer takas platform- ları 2021 yılında içe içe geçmeye başladı. Eskiden birbirlerine rakip ve alternatif olan bu platformlar Defi yani merkeziyetsiz finans sisteminin tetiklemesiyle birbirlerine karışmak- talar. Merkezi yapılar ve merkezi- yetsiz yapılar yani zit kutuplar hiç bu kadar yakınlaşmamıştı, bu olay akıllara piyasanın hiç alışıla gelme- miş sonuçlar doğurabileceği ihtimali- ni getiriyor. Bittorrent`in mucidi Cohen SSD harddisklerin boş alanlarıyla maden- cilik yapılabilen yeni koin’i Chia`yı ta- nıttı. Bilindiği üzere blockchain doğ- rulamaları POW (proof of work) yani madencilikle doğrulama ve POS (proof of stake) yani birikimin kanıtı (cüzdanlarla doğrulama) yapmaktay- dı. Chia koin POST proof of space and time yani uzay ve zamanın ka- nıtı sistemiyle doğrulama yapacağını belirtti. Bu açıklamalar beraberinde 2-18 TB arası SSD hardisklerin hızla tükenmesine neden oldu. Bu doğ- rulama POS kadar çevreci olmasa da POW yani madenciliğe nazaran çok daha çevreci bir proje olduğunu gösterdi. Tenset arzı talebe göre kontrol altına alan bir algoritma inşa etti, algorit- ma talep gerçekleştikçe belirlenen oranda koin yakmakta böylece arz kontrolünü bir nevi yatırımcısına vermiş gibi görünüyor. Web sitesin- de şeffaflık ön planda toplam koin adeti, satılan koin adeti ve yakılan koin adeti şeklinde detaylar güncel yayınlanmakta. Bu sistem ne ka- dar alırsanız o kadar kazanırsınız sloganıyla piyasada işlem görmekte. Tenset Wall Street bet ve Japon ev kadınları gibi yüksek sermayeli kit- lesel yatırım hareketleri tarafından manipüle edilmesi oldukça muhte- mel bir kripto değer. Arz kontrolünün manipülasyona açık olduğu koin’lere mümkün olduğunca dikkat edilmesi gerekmektedir. Thodex skandalına gelecek olursak merkezi kripto değer takas platform- larının (CEX Central Exchange) ne kadar tehlikeli olabileceğine şahit olduk, bu tarz olaylar özellikle uzak doğu ülkelerinde yaşanmıştı ama ülkemizde ilk defa bu tarz bir skandal gerçekleşti. 9458 adet kripto değeri tek tek regüle etmekten ziyade 370 tanınan borsaları belli standardizas- yon ve denetimlerle daha güvenilir hale getirmek, neredeyse 10 bin adete ulaşmış kripto değerlerin de borsalarla paralel kendine çeki dü- zen vermesini sağlayabilir. Piyasa refleksi hali hazırda yazılı olmayan kurallarla kripto değerleri merkezi borsaların kurumsallığına göre kısmen de olsa regüle et- mektedir. Örneğin bir kripto değer Binance’a ya da Coinbase’e girerse talebi ve değeri artıyor, ya da tam tersi kripto değer bu borsalardan delist edilince (çıkartılınca) değerini yitiriyor. Kullanıcıların mahremiyeti merkezi borsa CEO’larının veritaba- nında olduğundan bu tarz sıkıntıların küresel ve kurumsal merkezi takas platformlarında olmayacağının maa- lesef garantisi yok. Kripto borsaların McKinsey, Deloit- te ve Ernst & Young gibi Devletleri bile denetleyebilen uluslararası denetleme firmalarına kendilerini periyodik denetlettikleri kurgusunu konuşmalıyız. Bu senaryodan yola çıkarsak borsaların iç tüzükleri, çalışma prensipleri bu firmaların yapacağı çifte kontrol, çapraz kontrol ve baskın kontrol mekanizmalarıyla oluşacaktır. Ayrıca son kullanıcı tara- fındaki denetimi de mystery shopper yani gizli müşteri sistemine entegre edilirse, borsaların yardım masaları, chatbot hizmetleri, fiyat politikaları ve müşteri şikayetleri tespit edilerek öncü uyarı sistemi gibi çalışacaktır. En önemli konulardan biri de sigor- tadır, ülkemizdeki kripto değer takas platformlarının küresel sigorta firma- larıyla yapılacak her işlemin alınacak cüzi miktarla sigortalatıldığı varsa- yımı derinlemesine konuşulması gerekenler arasında yerini almalıdır. Örneğin 1 Ethereum alınacak 0,001 eth sigorta primi kesilecek (rakamlar risk değerlerini içermiyor tamimiyle farazi) böylece kullanıcılar periyodik denetlemeleri olan ve sigortalatıl- mış işlemlerini gönül rahatlığıyla yapabilecekler. Borsaların yazılım ve güvenlik tarafının da geliştirilmesi gerekliliği unutulmamalı ve 3. parti IT siber güvenlik firmaları bypass edilerek tüm süreçler borsanın içinde kurulacak olan IT departmanına dev- redilmelidir. Zaten bu tarz hizmetler sunabilen borsalar var olursa borsa sayısı ve kripto değer sayısı uzun vadede azalır ve sadece denetlene- bilen, şeffaf ve sigorta opsiyonunu sunabilen borsalar ve buna bağlı olarak da kripto değerler ayakta kalır. Malum bu piyasada talep yoksa kim- se ayakta kalamaz, talep ise güven endekslidir. Ülkemizde Kripto değer borsalarını tamamıyla SPK, MASAK, BDDK gibi devlet denetim kurumlarına emanet etmekte blokchain`in devletleri red- deden anarşist merkeziyetsiz felse- fesine aykırı. Burada güçler ayrılığı mekanizmasıyla devlet denetleme kurumları, küresel denetim firmaları, sigortacılar, güvenlik yazılımları ve gizli müşteri denetlemeleriyle şef- faf bir model yaratılabilir. Bu model küresel piyasada da emsal teşkil edecektir. Eğer kripto değerler HODL edile- cekse yani uzun vade elde tutula- caksa ve kullanıcı soğuk cüzdan kullanma ve saklama hususlarında kendine yeterince güvenemiyorsa. Kripto değerleri soğuk cüzdana aktarıp yıllarca kiralanacak bir Dijital Biz 66 Dijital Biz 67

Sayfa 68 — dergide görüntüle

Yazar banka kasasında saklanabilir. Hatta aynı kasada şifrenin yazılı olduğu mühürlü belgede tutulabilir bir de ölüm, malullük ve uzun süreli kayıp- lıktan doğan kütükten düşme du- rumlarında yasal mirasçıların kasayı açma hakkı önceden teyit edilirse, bu yöntem HODL işlemleri için ideal olabilir. Ek olarak ülkelere ve ban- kalara göre değişiklik göstermekle birlikte bu tarz kasaların afet, savaş ve kazalara karşı sigortalı versiyon- ları da bulunmaktadır. Tabi ki söz ettiğim husus sadece HODL işlem- lerini kapsar, günlük alım-satım ve kaldıraçlı işlemler bu çözüm metodu- na pek uygun değildir. Özetle soğuk cüzdanla internetle bağ koparılarak hacker`lardan gelebilecek siber ataklar ve borsa hortumculuğu riski bertaraf edilebilir. Merkeziyetsiz borsalar (DEX Decen- tralized_Exchange) sıcak cüzdanlar- daki portföy yönetimini CEO, Teknik ekip ya da 3. parti IT siber güvenlik firmalarının elinden alarak riski en aza indirmektedir. Bu sebeple DEX borsalara talep her geçen gün daha da artmaktadır. DEX kripto takas platformları sıcak cüzdanlar için Mer- kezi borsalara (CEX) nazaran daha güvenlidir. Son olarak amatör yatırımcılara onli- ne cüzdan takibi konusunda tavsiye de bulunmak istiyorum. Yatırımcılar periyodik olarak cüzdan- larını blockchain.com ve etherscan. io gibi Web siteleri ve uygulamalar- dan online kıyaslayıp doğrulayabilir- ler. Böylelikle portföyün bulunduğu borsanın, ara yüzde hile yapma riskini göz önünde bulundurup kendi erken uyarı sistemlerini oluşturabi- lirler. Dijital Biz 68

Sayfa 70 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve AmCham Türkiye iş birliğiyle düzenlenen “Küresel Değer Zincirleri Sohbetleri – Ya- tırım Perspektifi” webinarında, Türkiye’nin yatırım çekiciliği ve çok uluslu şirketlere sunduğu avantajlar küresel değer zincirle- rindeki son gelişmeler etrafında ele alındı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Amerikan Şirketler Derneği (AmCham Türkiye) iş birliğiyle, ABD Ticaret Odası’nın desteği ile hayata geçirilen “Kü- resel Değer Zincirleri Sohbetleri” webinar serisinin ilki ‘Yatırım Perspektifi’ ana başlı- ğında 5 Nisan 2021 tarihinde yaklaşık 100 uluslararası şirket ve yatırımcının katılımıyla gerçekleşti. Webinarda Türkiye’nin yatırım çekiciliği ve çok uluslu şirketlere sunduğu avantajlar küre- sel değer zincirlerindeki son gelişmeler Türkiye’nin Yatırım Çekiciliği ve Teşvik Mekanizmaları etrafında ele alınırken, yeni yatırımlar için Ekonomi Reform Paketi kapsamında da vurgu yapılan çevik ve pratik teşvik meka- nizmalarına ve mevcut yatırımcılar için en iyi uygulamalara odaklanıldı. “Küresel Değer Zincirleri Sohbetleri – Yatırım Perspektifi” webinarı; T.C. Cumhurbaşkan- lığı Yatırım Ofisi Başkan Yardımcısı Ahmet İhsan Erdem, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez ve AmCham Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Gene- ral Electric Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy’un açılış konuşmalarıyla başladı. Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Ha- kan Güldağ ve Yazarı Didem Eryar Ünlü’nün moderatörlüğünü üstlendiği panelde, BBVA Araştırma Büyük Veri Bölüm Başkanı Alvaro Ortiz, Ford Otosan Genel Müdür Başyardımcısı Dave Johnston, Mondelez International Türkiye Genel Müdürü İhsan Karagöz ve ODTÜ Teknokent CEO’su Serdar Alemdar konuşmacı oldular. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Baş- kan Yardımcısı Ahmet İhsan Erdem yaptığı konuşmada, “Önümüzdeki dönemde, şir- ketlerin tedarik zincirlerine yönelik bölge- selleşme ve çeşitlendirme stratejileri doğ- rultusunda, yerel endüstriyel kümelenmeyi geliştirmeye daha fazla odaklanacağız. Böylece ağımızı güçlendirerek daha di- rençli ve dinamik bir üretim kapasitesi inşa edeceğiz” açıklamasında bulundu. Pandemi sürecinde tüketim malları tarafın- da hiçbir sıkıntı yaşamayan Türkiye eko- nomisinin bu dönemde ne kadar dirençli olduğunu gösterdiğini belirten T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Dr. Çetin Ali Dönmez, “Ülkemiz, çok uluslu şirketler için güvenilir olan endüstri kültürü ile global değer zincirlerindeki yerini güçlendiriyor. Yenilenebilir enerji üretimi teknolojileri, petrokimyasallar, kimyasal ürünler, tıbbi ürünler, biyoteknoloji ve nanoteknoloji yatı- rımları, savunma sistemleri, hava aracı ve uzay teknolojileri, bilgi ve telekomünikas- yon teknolojilerinin yatırımcılar için çekici olan yatırım alanları olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu. “AmCham Türkiye olarak Türkiye’yi global pazarlara taşıyan güç olma ana hedefimiz kapsamında hayata geçirdiğimiz Küresel Değer Zincirleri Sohbetleri webinar serimi- zin ilkini yoğun bir ilgiyle gerçekleştirmiş olmaktan mutluluk duyuyoruz. Etkinliği- mizde iş insanlarına uluslararası ticaret ve yatırım ağlarında devam eden gelişmeler çerçevesinde ülkemizin yatırım çekiciliği ve teşvik mekanizmaları hakkında bilgi ve uzmanlarla etkileşim fırsatı sunduk” diyen AmCham Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili, General Electric Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy şunları söyledi: “Çok uluslu şirket- ler, tedarik zincirlerinin aksamaya uğrama- sıyla birlikte denizaşırı üretim faaliyetlerini yeniden konumlandırmak ve tedarikçilerini kaynak ve hedef pazarlara yakın bir şekil- de güvence altına almak için alternatif lokas- yonlar arıyorlar. Üretim kabiliyetleri, vasıflı ve rekabetçi işgücü, AB ve MENA pazarlarına yakınlığı ve uluslararası serbest ticaret ağları ile Türkiye, ABD şirketlerinin tedarik zinciri ağlarını çeşitlendirmesi ve güvence altına alması için cazip bir ülke olarak öne çıkıyor.” “Küresel Değer Zinciri Sohbetleri” serisi kap- samında gelecek aylarda gerçekleştirilecek webinarlar; sırasıyla “Bölgesel Ticari İlişkiler”, “Yeşil Mutabakat” ve “Vergi Mekanizması” ko- nularına odaklanacak. Dijital Biz 70 Dijital Biz 71

Sayfa 72 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber TOGG, ‘Yeniliğe Yolculuk’ hedefinin çekir- deği olan Gemlik Tesisi’nde hız kesmeden devam eden çalışmalarının takip edilebil- mesi için 7/24 kesintisiz bir biçimde süre- cek canlı yayın başlattı. Aynı çatı altında topladığı fonksiyonları, akıllı ve çevreci özellikleriyle “Bir Fabrikadan Daha Fazla- sı” olarak tanımlanan Gemlik Tesisi’nde süren inşaat çalışmaları, togg.com.tr sitesindeki TOGG TV sekmesinden anlık olarak takip edilebilecek. TOGG, Gemlik Tesisi’nde son hızla devam eden inşaat çalışmalarını canlı yayınla tüm dünyaya açtı. Üst yapı çalışmaları süren Gemlik Tesisi’ndeki tüm gelişmeler, togg. com.tr sitesindeki TOGG TV sekmesinden anlık olarak takip edilebilecek. TOGG Gemlik arıtma, montaj, enerji, boya, gövde, giriş ve batarya birimlerinin temel TOGG Gemlik Tesisi’nden 7/24 Canlı Yayın Başladı güçlendirme çalışmaları tamamlandı. Boya, gövde, montaj ve enerji birimlerinde soket altı kaide ve kolon betonları dökülmeye başlanan Gemlik Tesisi’ndeki şantiyede 900 kişi görev yapıyor. Şantiyedeki çalışan sayısının ilerleyen dönemde 1500’e kadar çıkması bekleniyor. TOGG Gemlik Tesisi’nde üretim ve montaj hatlarının kurulması ile 2022 yılının son çey- reğinde ilk seri otomobilin battan indirilmesi hedefleniyor. Gemlik Tesisi’nde üretim kapa- sitesi yıllık 175 bin adede ulaştığında toplam 4 bin 300 kişiye istihdam sağlanacak. TOGG GEMLİK TESİSİ’NDE 9 NİSAN İTİ- BARIYLA DURUM Boya Binası: • Temel altı su yalıtım işleri tamamlandı. • Temel demir imalatlarının %85’i tamamlandı. • Temel beton işlerinin %70‘i tamamlandı. • Kolon imalatları başladı. Gövde Üretim Binası: • Temel altı su yalıtım işlerinin %85‘i tamam- landı. • Temel demir imalatlarının %50‘si tamamlandı. • Temel beton işlerinin %30‘u tamamlandı. • Soket imalatları başladı. Montaj Binası: • Temel altı su yalıtım işlerinin %70‘i tamam- landı. • Temel demir imalatlarının %35‘i tamamlandı. • Temel beton işlerinin %16‘sı tamamlandı. Enerji Binası: • Temel altı su yalıtım işleri %100 tamamlandı. • Temel demir imalatları %100 tamamlandı. • Temel beton işleri %100 tamamlandı. • Kolon imalatları başladı. RAKAMLARLA TOGG GEMLİK TESİSİ • TOGG Gemlik Tesisi’nin üst yapı çalışma- ları Yapı Merkezi tarafından Ocak 2021’de başlatıldı. • Tesis 1,2 milyon metrekarelik alan üzerine inşa edilecek ve tam kapasiteye ulaştığında 230 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. • 2022 yılının son çeyreğinde ilk seri otomobil banttan inecek. • 175 bin/yıl kapasiteye ulaşıldığında 4 bin 300 kişi istihdam edilecek. • Üretim başlangıcında yerlilik yüzde 51 ora- nında olacak. • 2025 yılında yerlilik oranı yüzde 68’e kadar ulaşacak. • 2030 yılına kadar ortak platformda elektrikli ve bağlantılı 5 farklı model üretilecek. Dijital Biz 72 Dijital Biz 73

Sayfa 74 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Boğa- ziçi Üniversitesi arasında Akıllı Ulaşım Sistemleri konusunda iş birliği protokolü imzalandı. Karaismailoğlu, “İş birliğimizin ilk çalışma- sı olarak; dünyada gelişmekte olan otonom araç teknolojilerinin ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilmesini desteklemek ve ulaştırma altyapılarımızı gelişen teknolojilere uyumlu hale getirmek istiyoruz. Gerekli altyapıyı oluş- turacağız. Otonom/bağlantılı ve elektrikli araç test çalışmalarımızın başarılı şekilde tamam- lanması sonrasında, bu araçları yolcu taşıma- cılığında kullanmaya başlayacağız” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismai- loğlu, Boğaziçi Üniversitesi ile İş Birliği Pro- tokolü İmza Törenine katıldı. Ülkemizin Akıllı Ulaşım Sistemlerinde yürüttüğü çalışmalara İhraç Edilebilir Yerli ve Milli Ulaştırma Sistemleri Geliştireceğiz bir yenisini daha ekleyerek, çok önemli bir çalışma başlatacaklarını belirten Karaisma- iloğlu, Bakanlık ile ülkenin köklü eğitim ku- rumlarından Boğaziçi Üniversitesi arasında, dünyada ilk denilebilecek ‘Otonom Araçlarla Sürüş Mimarisi ve Trafik Yönetimi’ konusun- da iş birliği protokolüne imza attı. “Yatırımlarımız ile yıllık ortalama 1 milyon 20 bin kişinin dolaylı ve doğrudan istihda- mına katkı yapıldı” Kara, hava, deniz ve demiryollarının yanı sıra uzayda da uydularımızla çok büyük başarıla- ra imza attığımızı belirten Bakan Karaisma- iloğlu, büyüyen ve gelişen dünyanın, hare- ketlenen ticari koridorları üzerinde hâkimiyet kurduğumuza dikkat çekti. Karaismailoğlu, “Başarılarımız bütün dünya tarafından takip ediliyor. Ülkemizde büyük projeleri tamamlamış yüklenicilerimiz bu sayede dünyanın pek çok ülkesinde bü- yük projelere imza atıyorlar. Bu projelerde ağırlıklı olarak da Türk mühendis ve işçi- lerini çalıştırmaktalar. Ulaşım ve haberleş- mede kazandığımız bu iddianın çok önemli ekonomik sonuçları olmuştur. Bugüne dek toplam 1 triyon 86 milyar lira olarak ger- çekleşen yatırımlarımızın 2003-2020 yılları arasında Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya top- lam 395 milyar dolar ve üretime 838 milyar dolarlık etkisi oldu. Ayrıca Yıllık ortalama 1 milyon 20 bin kişilik dolaylı ve doğrudan istihdam gerçekleşmesine de katkı yapıldı.” “Üniversitelerle dirsek temasında olma- nız çok önemli ve zaruridir” 2021 yılı bütçesi içinde yüzde 31’lik orana sahip olan Ulaştırma ve Altyapı yatırımları- nın, yapılan ve devam eden projelerle birlikte toplam 1 trilyon 555 milyar TL’ye ulaşacağını belirten Bakan Karaismailoğlu; hem özel sektör hem akademik camia ile birlikte çalı- şılarak, ülkenin geleceği için kalıcı eserlerin inşa edildiğini kaydetti. Karaismailoğlu, “Ulaştırma ve haberleşme gibi bir alanda ‘gündelik siyasi reflekslerle’ veya ‘po- pülizm’ ile hareket edemezsiniz. İşte bu yüzden devlet aklı ile hareket etmeniz, bunu yaparken bilimsellikten ödün vermemeniz ve üniversite- lerle dirsek temasında olmanız çok önemli ve zaruridir. Bu nedenle siz kıymetli akademisyen- lerimiz ve üniversitelerimizle birlikte çalışabilme fırsatlarını çok önemsiyor ve her aşamada birlikte ilerlemeye çalışıyoruz. Ülkemizin Akıllı Ulaşım Sistemlerinde yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekleyerek, çok önemli bir çalışma başlatıyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile ülkemizin köklü eğitim kurumlarından Boğa- ziçi Üniversitesi arasında, dünyada ilk diyebile- ceğimiz ‘Otonom Araçlarla Sürüş Mimarisi ve Trafik Yönetimi’ konusunda iş birliği protokolü- müzün imzalarını atacağız.” Dijital Biz 74 Dijital Biz 75

Sayfa 76 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber İleri mühendislik teknolojilerinde takip eden değil, takip edilen ülke olacağız” Günümüzde akıllı ulaşım sistemleri alanında yapılacak; akademik, bilimsel, mühendislik ve benzeri perspektifteki her türlü teorik, teknolo- jik ve yenilikçi çalışmada, tüm dünyanın önün- de ilerlediğimize dikkat çeken Bakan Karais- mailoğlu, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Ağustos 2020’de kamuoyuna ilan ettiğimiz Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Strateji Belgesi ve 2020-2023 Eylem Planı çerçevesinde, 31 eylemi gerçekleştirme çalışmalarını başlattık. Bu hedeflerimize ulaşmamız için bugün baş- lattığımız iş birliğiyle, Akıllı Ulaşım Sistemleri alanında ve bu alanla doğrudan ilgili olan Oto- nom Araç Sistemleri, Bağlantılı Araç Teknolo- jileri, ulaşımda yenilebilir enerji kullanılması, hareketlilik ve birçok konuda dünyadaki geliş- meler doğrultusunda, ileri bilişim teknolojilerini kullanacağız. Yani; ileri mühendislik teknoloji- lerinin hayata geçirilmesinde takip eden değil, takip edilen ülke olacağız. Ülkemizin kapasite sini en üst seviyede kullanarak, katma değerli, dünya standartlarında, ihraç edilebilir yerli ve milli ulaştırma sistemlerini üreteceğiz.” “Otonom araç teknolojilerinin ülkemizde yerli ve milli olarak üretilmesini destekle- mek istiyoruz” Bakan Karaismailoğlu, bakanlık-üniversite iş birliği ile tüm ulaşım türlerinde; entegrasyonu sağlayan, güncel teknolojileri kullanan, yerli ve milli kaynaklardan yararlanan, verimli, güvenli, etkin, yenilikçi, dinamik, çevreci, katma değer sağlayan sürdürülebilir akıllı bir ulaşım ağı oluşturmak misyonunu gerçekleştirmek için bilimsel süreçleri işleteceklerini belirtti. Karaismailoğlu, “İş birliğimizin ilk çalışma- sı olarak; dünyada gelişmekte olan otonom araç teknolojilerinin ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilmesini desteklemek ve ulaştırma altyapılarımızı gelişen teknolojilere uyumlu hale getirmek istiyoruz. Bu amaçla, ulaştırma alanında dünyada ilk ‘Otonom Araçlarla Sürüş Mimarisi ve Trafik Yönetimi’ konusunda çalışmalar yürüteceğiz. Dünyada çalışmaları devam eden Kooperatif Akıllı Ulaşım Sis- temleri senaryoları ile bağlantılı/otonom araç senaryolarının ülkemizde de geliştirilmesi için gerekli altyapıyı oluşturacağız. Bu amaç- la, araştırma, geliştirme, simülasyon ve test çalışmaları yapacağız. Otonom/bağlantılı ve elektrikli araç test çalışmalarımızın başarılı şekilde tamamlanması sonrasında, bu araçları yolcu taşımacılığında kullanmaya başlaya- cağız” dedi. Karaismailoğlu, her daim üreten gençlerin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, konuşmasını tamamladı. Dijital Biz 76 Dijital Biz 77

Sayfa 78 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Bakan Karaismailoğlu, pandemi sürecin- de havalimanlarımızda yaklaşık 73 milyon yolcuya hizmet verildiğini açıkladı Karaismailoğlu, “Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının görüldüğü günden, 15 Nisan 2021 tarihine kadar havalimanlarında yaklaşık 73 milyon yolcuya hizmet verildi. Aldığımız ön- lemler sayesinde Pandemi süreci başarılı bir şekilde yönetildi. Avrupa havalimanları yolcu sayısı ve uçak trafiği sıralamasında İstanbul Havalimanı ve Türk Hava Yolları birinciliği kimseye bırakmadı. Havalimanlarımız dünya devletlerini geride bıraktı. Türk Hava Yolları- nın başarıları milletimizi gururlandırdı” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü al- dığı önlemlerle pandemi sürecini başarıyla yönetti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Avrupa Havalimanlarında Birincilik Türkiye’nin Oldu Adil Karaismailoğlu, Koronavirüs (CO - VID-19) salgınının tüm dünyada havacılık sektöründe durgunluğa neden olduğu belirtir- ken; Türkiye’nin bu konuda başarılı bir per- formans sergilediğini kaydetti. “Pandemi döneminde 73 milyon yolcuya hizmet verildi” Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının görüldüğü günden, 15 Nisan 2021 tarihine kadar havali- manlarında yaklaşık 73 milyon yolcuya hizmet verildiği bilgisini aktaran Bakan Karaismailoğ- lu, “15 Nisan’a kadar iç hatta 46 milyon 554 bin 405 yolcu, dış hatta 26 milyon 269 bin 303 yolcu olmak üzere toplamda 72 milyon 823 bin 708 yolcu hava yolunu tercih etti. Aynı dö- nemde havalimanlarında iç hatta 578 bin 159, dış hatta 256 bin 376, toplamda ise 834 bin 535 uçak trafiği gerçekleşti” diye konuştu. “DHMİ Hava Trafik Merkezi Avrupa’da bi- rinci sırada yer aldı” Bakan Karaismailoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün aldığı önlemlerle pan- demi sürecini başarıyla yönettiğini belirtirken; havalimanlarımızın dünya devlerini geride bı- rakarak aldığı birinciliklerin, küresel havacılık otoritelerinin raporlarına da yansıdığı bilgisini paylaştı. Bakan Karaismailoğlu, “Avrupa havalimanla- rı yolcu sayısı ve uçak trafiği sıralamasında birinciliği kimseye bırakmayan İstanbul Ha- valimanı ve Türk Hava Yollarının başarıları milletimizi gururlandırdı. Kuruluşumuz, ha- valimanlarındaki üstün performansına hava trafik yönetimindeki başarısını da ekledi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Hava Tra- fik Merkezi, 2021’in ilk çeyreğinde Avrupa’nın önde gelen Hava Trafik Kontrol Merkezlerini geride bırakarak birinci sırada yer aldı” dedi. Dijital Biz 78 Dijital Biz 79

Sayfa 80 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Yazar Arzu TUFAN Global Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dipnot: İşletmeler için dijital dönüşüm, doğru kur- gulanan bir algoritma ile insan, iş süreçleri ve teknolojinin harmanla- narak oluşturduğu bir dönüşüm hareketinin bütünlüğüdür. Dijital Dönüşüm Süreci Teknolojinin gelişmesi ve insan hayatına ve topluma etkileri hızla devam etmekte- dir. Bu hızlı değişim ve dönü- şüm sürecini incelediğimizde içinde bulunduğumuz dijital çağa uyum sağlayabilmek amacı ile kurumlar ve işletme- ler faaliyet gösterdikleri alan- larda yeni pazar arayışına ve dijital çağa uyum sağlama çalışmaları içerisine girmiştir. Bu yeni pazar arayışı dijital inovasyonun kapısını arala- yarak yeni ürünler, yeni plat- formlar, yeni hizmetler ve yeni müşteri deneyimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital dönüşüm teknolojik anlamda, analog kayıtlar ile oluşturu- lan ve otomasyon adı veri- len dijital ortamlarda işlenen verilerin, süreçlere, süreçler ise dijital platformlara, dijital platformlardan ise e- hizmet- lere aktarılan bir kurguya sahiptir. İçinde bulunduğumuz dijital çağda süreçlerin doğru bir şekilde tanımlanması ile birlikte, işletmelere global ve kurumsal bir imaj sağlayacak- tır. Dijital dönüşüm sürecinin en önemli unsurları; insan, süreç ve teknoloji uyumudur. Bu uyum dijital dönüşüm ve dijitalleşme için önemlidir. Dijital Pazarlama, E-Ticaret, Bulut Teknolojisi, Mobil uygu- lamalar, RPA, Blockchain vs. dijital dönüşüme katkı sağla- yan, teknoloji uygulamaları arasında yer alan örneklerden bazılarıdır. İnsan, süreç ve teknoloji uyumu ile birlikte ku- rumlar ve işletmelerde daha sağlıklı, sürdürülebilir bir dijital dönüşüm süreci oluşturur. Dijital dönüşümün sürekliliği yani sürdürülebir- liği bu anlamda önem arz etmektedir. Kurumlar ve işletmelerde başarılı dijital dönüşümler, oluşturmak için bir başlangıç noktası sağlamak önem arz eder. Bu başlangıç noktasını yedi faktör üzerinden ana- liz etmekteyiz. Bu faktörler, oluşan problemlerin üstesin- den gelmeye başlamak için devam etmekte olan araştır- malar ile raporların hazırla- nıp, yöneticiler için bir dijital dönüşüm karar destek kıla- vuzu olarak kullanılması tav- siye edilmektedir. Bu sayede yöneticiler tarafından, geçici teknoloji odaklı bir yaklaşım- dan, dijital dönüşüme daha sistematik entegre bir yak- laşım ile geçiş yapmalarına olanak sağlamaktadır. Dijital Dönüşümün Yedi Faktörü o İşlem o İş Modelleri o Müşteriler o Teknolojiler o Veri o Liderler o Çalışanlar Dijital Dönüşüm Kategorileri Dijital dönüşümün kurumlara ve işletmelere sağladığı avan- tajlar ise hizmet sağladıkları iş kolunda verimlik, zaman tasarrufu, kaynakların doğru ve planlı kullanımı gibi pek çok faydası bulunmaktadır. Dijital dönüşümün mantığı yeni veriler elde edip bu yeni veriler ile eski, kural tabanlı süreçleri yeniden tasvir etmek için kurgulanan veri odaklı bir yaklaşımla yeni bilgi edinme ve bunun karşılığında yenilikçi iş modelleri ve operasyonla- rı yeniden tasarlama fırsatı sağlamaktır. Dijital teknoloji- lerin yapabileceği değişiklik- lerle ilgilenmek kurumların ve şirketlerin iş modelini ortaya çıkarmak için organizasyonel süreçlerin ve yapıların değiş- tirilmesi veya yeni iş model- lerinin oluşturulmasını gerek- tirir. İşletmeler, dijital değişim ihtiyacını yeni değer yaratma fırsatı olarak değerlendirmeli ve bu dönüşüm sürecini kabul etmelidir. İşletmeler için dijital dönüşüm, doğru kurgulanan bir algoritma ile insan, iş sü- reçleri ve teknolojinin harman- lanarak oluşturduğu bir dönü- şüm hareketinin bütünlüğüdür. Dijital Biz 80 Dijital Biz 81

Sayfa 82 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber KPMG, iş liderlerinin dünyasında pan- deminin etkilerinin izini sürüyor. KPMG, Ocak-Mart 2021 tarihleri arasında yaptığı ankette, iş süreçlerinin ne zaman ve nasıl normale döneceği konusunda beklenti- leri araştırdı. Araştırma sonuçlarına göre CEO’lar kısa vadede normalleşme bekle- miyor. CEO’lar ofise dönmek için nüfusun yüzde 50’den fazlasının aşılandığını gör- mek istiyor. KPMG, 2020 başındaki CEO Araştırması ve 2020 yazındaki Covid-19 Özel CEO Araş- tırması’ndan sonra bu yılın ilk üç ayında yeniden iş liderlerinin nabzını tuttu. 11 ülke- den 500 CEO ile gerçekleştirilen 2021 CEO Outlook Pulse anketinde, dünyanın en güçlü şirketlerini yöneten iş liderlerinin ‘normale dönüşü’ nasıl gördüğü ve nasıl planladığı araştırıldı. CEO’lar 2022’ye Kadar Normale Dönüş Beklemiyor Araştırma, yeni gerçekliğe hazırlanan CEO’ların en önemli parametresinin ‘aşı- ya erişim potansiyeli’ olduğunu gösteriyor. CEO’lar normale dönüş için 2020 yazına göre daha net ve orta vadeli bir stratejiye sahip. Ancak küresel iş liderlerinin yüzde 45’i bu yıl normale dönüş beklemiyor. CEO’lara göre ekonominin ve iş düzeninin normalleş- mesi 2022’den önce mümkün görünmüyor. 2022’deki bu normalleşmenin de eskisinden hayli farklı olacağı görüşü ağırlık kazanıyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren KPMG Türkiye Başkanı Murat Alsan, “Pandeminin ba- şındaki ani belirsizlik ve şiddetli değişim üzerin- den bir yıl geçti. CEO’lar yönettikleri işletmeleri istikrara kavuşturacak temelleri attılar. Araştırma- ya göre, çok az iş lideri normale hızlı bir dönüş olacağı görüşünde. Büyük çoğunluğu normal iş düzenine geçmenin biraz daha vakit alacağını düşünüyor. Bu nedenle en yakın tarih 2022 çıkıyor. Ofislere dönüş konusunda eğilimin değiştiğini görüyoruz. CEO’lar ofislere dönüşle ilgili önemli bir karar almadan önce iş gücünün virüse karşı korunduğundan emin ol- mak istiyor. Aşılamanın başlaması, işletmelerini yeni gerçekliğe hazırlayan liderlere iyimserlik sağlıyor. Ancak CEO’lar yine de operasyonla- rını, tedarik zincirlerini ve çalışanlarını etkileye- bilecek ve aşı kıtlığı yaşayabilecek kilit pazarlar için senaryolar çalışıyor” dedi. 2021 CEO Outlook Pulse Araştırması’ndan öne çıkan bazı başlıklar şöyle: - Küresel ekonominin en büyük şirketlerinin yöneticileri, normale dönüş ve normalin yeni kuralları planlarına çalışıyor ancak iş gücünün Covid-19 aşısına erişememesi stratejilerin ye- niden ele alınmasını zorunlu kılıyor. CEO’ların yüzde 31’i 2021’de normale dönmeyi bekliyor, yüzde 45’i normalleşmenin 2022’de başlayaca- ğını düşünüyor, yüzde 24’ü ise işlerin sonsuza kadar değiştiğini söylüyor. İşe dönüşte ilk kriter aşı - Her 10 iş liderinden dokuzu, yani araştırma- ya katılanların yüzde 90’ı, büyük çoğunluğun sağlığını korumak için aşı olan çalışanlarından aşılandıklarına dair bildirimde bulunmalarının isteneceğini belirtiyor. - Liderlerin yüzde 21’i müşterilerine ve ziyaret- çilerine tesislerine ya da ofislerine girişte aşı olup olmadıklarını sormayı planlıyor. - CEO’ların yüzde 26’sı pandemi sona erene kadar uluslararası seyahatlere çıkmayacağını söylüyor. - Yöneticilerin yüzde 61’i personelin ofise dön- mesini istemeden önce başarılı aşılama so- nuçlarını beklemek niyetinde. Şirket liderlerinin yüzde 76’sı önemli pazarlardaki hükümetlerin işletmeleri normale dönmeye teşvik etmesini bekleyecek. - CEO’ların yüzde 34’ü ise aşı güvenliği hak- kında yanlış bilgilerden ve çalışanların bundan etkilenerek aşı yaptırmama olasılığından endi- şe duyuyor. Ofislerin küçülmesi askıda mı? - Küresel CEO’lar, ülkeler salgından çıktıkça işlerin yüz yüze başlaması ihtiyacını yeniden değerlendiriyor. CEO’ların şirketlerinin fiziksel ayak izini küçültme iştahında altı ay öncesine göre keskin bir düşüş var. Salgın kontrol altına alındığında ofislere dönüş eğilimi artıyor. - CEO’ların yalnızca yüzde 17’si pandeminin sonucu olarak ofis alanlarını küçültmek istedi- ğini söylüyor. Ağustos 2020’de bu oran yüzde 69’du. Bu rakam ya ofislerin bu sürede küçül- düğünü ya da stratejilerin değiştiğini gösteriyor. - Bununla birlikte aşıya erişim konusunda tereddütler var. CEO’ların yüzde 55’i çalışanla- rının Covid-19 aşısına erişiminden endişeli. Bu da çalışanların iş yerine ne zaman döneceği konusundaki planlamaları etkiliyor. Uzaktan çalışmada hibrit model - Küresel yöneticiler iş gücünün tamamen uzaktan çalışması konusunda ölçülü bir yakla- şım gösteriyor. CEO’ların yüzde 30’u Covid-19 sonrası çoğu personelin haftada 2-3 gün uzak- tan çalıştığı hibrit bir model düşünüyor. Yüzde 21’i ağırlıklı olarak uzaktan çalışan yetenekleri işe almak istiyor. Bu oran geçen yılki araştırma- da yüzde 73 çıkmıştı. Siber güvenlik yeniden bir numara - Kilitlemeler sırasında norm haline gelen uzak- tan çalışma nedeniyle veri güvenliği riskleri yeniden yükselişte. Ağustos 2020’de tehditler arasında beşinci sırada bulunan siber güvenlik, 2021’in başında ilk sıraya çıktı. CEO’lar gele- cek üç yıl boyunca büyümelerini ve operasyon- larını etkileyecek en önemli risk noktası olarak siber güvenliği görüyor. - Bu yıl CEO’ların yüzde 52’si veri güvenliği ön- lemlerine öncelik vererek, yüzde 50’si müşteri odaklı teknolojilere odaklanarak ve yüzde 49’u video konferans ve mesajlaşma yetenekleri gibi dijital iletişime bağlı kalarak dijital teknolojilere daha fazla harcama yapmayı planlıyor. - Ayrıca, dijital yeteneklerini artırmak için çeşitli yollar arayacaklar, çünkü yüzde 61’i önümüz- deki üç yılda birleşme ve satın alma iştahla- rının, esas olarak müşteri deneyimlerini veya değer önerilerini dönüştürmek için dijital tek- noloji edinme arzusundan kaynaklanacağını belirtiyor. Dijital Biz 82 Dijital Biz 83

Sayfa 84 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği tarafın- dan açıklanan 2021 yılı Mart ayı verileri; yerli yatırımcıların finansal varlıklarının son bir yılda yüzde 34 büyüyerek 5,3 tril- yon liranın üzerine çıktığını ortaya koydu. TSPB verilerine göre, son bir yılda yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları ise yüzde 152 büyüyerek 2021 yılı Mart ayı sonunda 418 milyar liraya çıktı. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), 2021 yılı Mart ayı özet finansal piyasa verilerini açıkladı. TSPB tarafından açıklanan veriler, yılın ilk üç ayında yurtiçi yerleşiklerin (yerli ya- tırımcılar) finansal varlıklarında 31,4 milyar lira artış, yurtdışı yerleşiklerin (yabancı yatırımcı) finansal varlıklarında ise 56,4 milyar lira düşüş yaşandığını ortaya koydu. TSPB’nin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Mer- kezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kaynaklarından der- leyerek hazırladığı özet finansal piyasa verileri- ne göre, 2020 yılı sonunda 5,28 trilyon lira olan yerli yatırımcıların finansal varlıkları, 2021 Mart ayı sonu itibariyle 5,31 trilyon liraya yükseldi. Aynı dönemde yurtdışı yerleşiklerin (yabancı yatırımcı) finansal varlıkları ise 615,7 milyar liradan, 559,3 milyar liraya geriledi. TSPB Yerli Yatırımcıların Hisse Senedi Varlıkları Bir Yılda Yüzde 150’nin Üzerinde Büyüdü verilerine yıllık bazda bakıldığında ise yerli yatırımcıların hisse senedindeki varlıkların- daki artış dikkat çekti. Yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları son bir yılda yüzde 152 oranında arttı. Yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları 418 milyar lirayı aştı Borsa İstanbul’da Mart ayında yaşanan düşüşe rağmen, yılın ilk çeyreğinde yurtiçi yerleşiklerin finansal varlıkları içerisinde en hızlı büyüme, varlığa dayalı menkul kıymet ve varlık teminatlı menkul kıymetlerin ardından (yüzde 10,6) hisse senedi varlıklarında yaşan- dı. TSPB verilerine göre, geçen yılsonunda 380,8 milyar lira olan yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları, yüzde 10 oranında artarak 2021 yılı Mart ayı sonunda 418,1 milyar liraya çıktı. Bu tutarın 132 milyar lirası kurumsal, 239 milyar lirası ise bireysel yatırımcılara ait. 2020 yılı sonunda yaklaşık 2 milyon olan Borsa İstan- bul hisse senedi piyasasında bakiyeli yatırımcı sayısı, halka arzların eşit dağıtımlı olmasının da etkisiyle 2021 Nisan başında 2,5 milyonu aştı. TSPB verilerine göre, 2020 yılı sonunda 1,4 mil- yon olan hisse senedi piyasasında ayda en az bir kez işlem yapan yatırımcı sayısı ise bu yılın Şubat ayı sonunda 1,6 milyonun üzeri- ne çıktı. Geçen yılsonunda 31,3 milyar lira olan yerli yatırımcıların varlığa dayalı menkul kıymet ve varlık teminatlı menkul kıymet varlıkları, yüzde 10,6 oranında artarak 2021 yılı Mart ayı sonunda 34,6 milyar liraya çıktı. 2020 yılının ilk çeyreğinde yerli yatırımcı- ların sermaye piyasaları varlıkları artarken döviz tevdiat hesapları ise geriledi. 2020 yılı sonunda 1,79 trilyon lira olan yerli yatı- rımcılara ait döviz tevdiat hesapları 3 ayda 55 milyar lira düşerek, 2021 yılı Mart so- nunda 1,73 trilyon liraya geriledi. Yerli yatırımcıların varlıkları bir yılda yüzde 34 arttı TSPB verilerine Mart 2020 ve Mart 2021’i kapsayan bir yıllık bazda bakıldığında ise Türkiye’de yerleşik kurumsal ve bireysel yatırımcıların finansal varlıklarının yüzde 34 büyüyerek 3,96 trilyon liradan 5,31 tril- yon liraya çıktığı görülüyor. Türkiye Ser- maye Piyasaları Birliği verilerine göre, son bir yılda yerli yatırımcıların finansal varlık- larında en yüksek büyüme ise yüzde 152 oranında artışla hisse senedi varlıklarında yaşandı. Geçen yıl Mart sonunda 166,2 milyar lira olan yerli yatırımcıların hisse senedi varlıkları, bu yılın Mart ayı sonun- da 418,1 milyar liraya çıktı. Söz konusu dönemde yerli yatırımcıların varlığa dayalı menkul kıymet ve varlık teminatlı menkul kıymet varlıkları yüzde 73, DTH varlıkları yüzde 36, devlet iç borçlanma senedi var- lıkları yüzde 35 artarken, varant ve sertifika varlıkları yüzde 28 oranında geriledi. Yabancı yatırımcıların finansal varlıkları üç ayda 56,4 milyar lira geriledi Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği tara- fından açıklanan 2021 yılı Mart ayı özet finansal piyasa verileri, yurtdışı yerle- şiklerin (yabancı yatırımcılar) finansal varlıklarının bu yılın ilk çeyreğinde 56,4 milyar lira (yüzde 9,2 oranında) gerilediğini gösteriyor. 2020 yılı sonunda 615,7 milyar lira olan yabancı yatırımcıların finansal varlıkları, 2021 Mart sonu itibariyle 559,3 milyar liraya geriledi. Veriler, yabancı yatırımcıların finansal varlıkları içerisinde yılın ilk çeyreğinde yüzde 15 ile en hızlı düşüş hisse senedi varlıklarında yaşandığını ortaya koyuyor. Geçen yılsonu itiba- riyle 361,7 milyar lira olan yabancı yatırımcıların 2021 Mart sonu itibariyle hisse senedi varlıkları 308,6 milyar liraya geriledi. Veriler, yabancı yatırımcıların hisse senedi varlıklarında Merkez Bankası başkanının değiştiği Mart ayında hızlı bir düşüş (yüzde 9) yaşandığını gösteriyor. Yabancı yatırımcıların finansal varlıkları son bir yılda ise yüzde 24 oranında büyüdü. TSPB verilerine göre, 2020 yılı Mart sonu itibariyle 451 milyar lira olan yabancı yatırımcıların finansal varlıkları, bu yılın Mart ayı sonu itibariyle 559,3 milyar liraya yükseldi. TSPB verileri, söz konusu dönemde yabancı yatırımcıların hisse senedi varlıklarının yüzde 40,8 büyüdüğünü gösteriyor. Dipnot: İşlem yapan yatırımcı sayılarında birden fazla kurumda işlem yapan yatırımcılar çifte sayılabiliyor. Dijital Biz 84 Dijital Biz 85

Sayfa 86 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber TÜBİTAK SAGE’nin genç mühendis ve teknisyen ekibi tarafından ge- liştirilen, Türkiye’nin ilk görüş içi havadan havaya füzesi Bozdoğan, uçaktan ilk atışını başarıyla gerçek- leştirdi. F-16’dan atılan Bozdoğan, hedefi “Doğrudan vuruş” ile imha etti. Bozdoğan’ın geliştirilme sürecini yakından takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bozdoğan’ın havadan havaya atış yaptığı ilk testi, sosyal medya hesabından duyurdu. “Türkiye, havadan havaya füze tek- nolojisine sahip sayılı ülkelerden biri olmayı başardı” diyen Cumhurbaşka- nı Erdoğan’ın mesajındaki videoda, Bozdoğan’ın F-16’dan ilk kez ateşlen- mesi ve Şimşek isimli hava hedefini tam isabetle vurması yer alıyor. Boz- doğan’ın 2022’de Türk Silahlı Kuvvet- leri (TSK) envanterine girmesi bekle- niyor. En Havalı Füze: Bozdoğan YERLİ VE MİLLİ Türkiye, yıllardır yurt dışından zor şartlarda ithal ettiği havadan havaya füzeleri, yerli ve milli imkanlarla geliştirme hedefinde önemli bir aşamayı başardı. İlk etapta F-16 savaş uçağı ve Akıncı insansız hava araçlarına entegre edilecek yerli ve milli hava-hava füzesi Bozdo- ğan’ın en kritik testlerinden biri gerçekleştirildi. 4 ADET F-16 HAVALANDI 7 Nisan’da Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 4 F-16 uçağı ve 10. Tanker Üs Komutan- lığına bağlı tanker uçak koordinesinde bir atış testi yapıldı. F-16 tarafından hava hedefine karşı ateşlenen Bozdoğan, hedefi doğrudan vuruş ile imha etti. İLK ATIŞTA TAM İSABET Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bozdoğan’ın başarıyla sonuçlanan testini sosyal medyadan “Türki- ye, havadan havaya füze teknolojisine sahip sayılı ülkelerden biri olmayı başardı. Genç teknisyen ve mühendislerimizin GÖK- TUĞ projesinde geliştirdiği görüş içi hava-ha- va füzemiz BOZDOĞAN, ilk atışta hedefi tam isabetle vurdu. Gençlere#Maşallah #MilliTeknolojiHamlesi mesajıyla duyurdu. SÜRECİ YAKINDAN TAKİP ETTİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2013’te başlayan Göktuğ Projesi le bizzat ilgileniyor. 2018 yılında TÜBİTAK SAGE’yi ziyaret eden ve burada Bozdğan ve Gökdoğan ile ilgili geli- nen durum hakkında yetkililerden bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılında da TBMM AK Parti Grup Toplantısında, Bozdo- ğan’ın yer testleriyle ilgili bir açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milyonlarca dolar maliyetle dışarıdan aldığımız havadan ha- vaya füzelerin yerli ve milli muadillerini seri üretimi için gün sayıyoruz. Savaş uçaklarımı- za entegre edilecek havadan havaya füze- miz, Bozdoğan fırlatma rampasından yapılan güdümlü atışlarda tam isabet sağladık.” dedi. O günlerde yapılan açıklamanın ardından Bozdoğan bu kez uçaktan ilk atış testini de gerçekleştirdi. MAŞALLAH İLE F-16’DAN ATEŞLENİYOR Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajında yer alan videoda, Bozdoğan’ın F-16’dan ateşlen- mesi esnasında telsizden gelen “Maşallah” sözü dikkat çekiyor. Radar görüntüsünde Bozdoğan, F-16’dan ayrılırken hedef uçak Şimşek’e doğru ilerliyor. Bozdoğan, Şimşek’i tam isabetle vururken askeri terminolojide düşman uçağının düşürülmesi anlamındaki “Splash” ifadesi telsizden duyuluyor. GÖKTUĞ PROJESİ Ses hızının çok üstünde uçan ve yüksek ma- nevra yeteneğine sahip Bozdoğan, Savunma Sanayii Başkanlığı adına TÜBİTAK SAGE tarafından Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda Göktuğ Projesi kapsamında geliştiriliyor. İKİ KARDEŞ: BOZDOĞAN VE GÖKDOĞAN TÜBİTAK SAGE tarafından başlatılan Göktuğ Projesi, Bozdoğan ve Gökdoğan füzeleri ile bunların eğitimlerinde kullanılacak elektronik eğitim füzelerinin geliştirilmesini hedefliyor. Her ikisi de havadan havaya füzeler olan Bozdoğan ve Gökdoğan, hava üstünlüğünün tesis edil- mesinde kritik önemde görülüyor. Bozdoğan, görüş içi bir füzeyken, Gökdoğan görüş ötesi bir füze niteliği taşıyor. SİHA’LARDA DA KULLANILACAK Öncelikli olarak F-16 uçaklarına entegrasyonu planlanan Bozdoğan ve Gökdoğan, muharip uçak, büyük gövdeli uçak, helikopter, insansız hava aracı ve seyir füzelerine karşı kullanılabi- lecek. Akıncı, Aksungur gibi SİHA’ların mühim- matları arasına da girmesi planlanan Bozdoğan ve Gökdoğan, milli muharip uçağın da önemli silahlarından biri olacak. HEDEF UÇAK ŞİMŞEK DE MİLLİ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın paylaştığı video- da görülen hedef uçak Şimşek, Bozdoğan ve Gökdoğan’ın sertifikasyon testleri sürecinde kullanılmak üzere, TUSAŞ tarafından tamamen milli imkanlarla geliştirildi. Test sırasında jet mo- torlu hedef uçak Şimşek, Bozdoğan tarafından doğrudan vuruş ile imha edildi. İŞTE BOZDOĞAN Kısa menzilli, kızılötesi görüntüleyicili arayıcı başlıklı (IIR) Görüş İçi Hava-Hava Füzesi olan Bozdoğan’ın bazı temel özellikleri şöyle: Ağırlık: 140 kg. Uzunluk: 3300 mm Max Çap: 160 mm Tip: Görüş içi (WVR) Hız: >4 Mach Fonksiyon: Kısa menzilli yakın hava angajmanı Dijital Biz 86 Dijital Biz 87

Sayfa 88 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Ülkemizin İnsansız Hava Araçları (İHA) filo- sunun vuruş gücü etkinliği görevini üstle- nen Roketsan’ın, daha yüksek harp başlığı etkinliği ve daha uzun menzil ihtiyacını karşılamak amacıyla geliştirdiği MAM-T’nin ilk test atışları başarıyla gerçekleştirildi. Yerli ve milli olarak geliştirilen ve ağırlık/etkinlik optimizasyonu yapılmış olan MAM-T, zırhlı ya da zırhsız araçlar, binalar ve su üstü hedefle- rine karşı kullanılabiliyor. Küresel Konumlama ve Ataletsel Navigasyon Sistemleri (KKS/ANS) ile desteklenebilecek ara safha güdüm yete- neklerinin yanında, Blok-1 konfigürasyonunda hareketli ve sabit hedeflere karşı yüksek has- sasiyet sağlayan mühimmat, yarı aktif lazer arayıcı başlığa da sahip. Farklı platformlara uyumlu geliştirilen ailenin yeni üyesi MAM- T; İHA’larda 30+ km, hafif taarruz uçaklarında 60 km ve savaş uçaklarında 80 km’den uzun men- zil kabiliyeti ile ailenin oyun değiştirici kimliğini taşımaya devam edecek gözüküyor. SİHA’ların Yeni Vurucu Gücü MAM-T Daha Yüksek Etkinlik, Daha Uzun Menzil MAM-T mühimmatının Bayraktar AKINCI TİHA’dan ilk atış testine, projeye liderlik eden Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail DEMİR’in yanı sıra Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk YİĞİT ile Roketsan Genel Müdürü Murat İKİNCİ ka- tıldı. Atış faaliyeti Baykar Genel Müdürü Haluk BAYRAKTAR ve Baykar Teknoloji Lideri Selçuk BAYRAKTAR’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Test atışları başarıyla tamamlanan MAM-T mü- himmatı hakkında bilgi veren Roketsan Genel Müdürü Murat İKİNCİ, “Kısaca MAM olarak isimlendirdiğimiz Mini Akıllı Mühimmat ailemiz, geldiğimiz noktada dünyadaki muadillerinden çok daha önde bir konumda. İHA’larda görev süresini maksimuma çıkaran MAM ailemizin yeni üyesi MAM-T de yüksek harp başlığı kapasitesi ve yüksek menzil performansıyla, ülkemizin yeni tip İHA filosunu yine dünya standartlarının üzerinde bir etkinlik ve güce ulaştırmış olacak” dedi. İKİNCİ, şöyle devam etti: “Türkiye, yerli ve milli kaynaklarıyla, farklı görevleri icra edebilecek kabiliyetlerle do- natarak son teknolojiyle geliştirdiği insansız hava araçlarında, bugün artık küresel bir güç olmuş durumda. Yakın tarihte Türk Silahlı Kuvvetlerimiz (TSK) tarafından kullanılmaya başlaması planlanan AKINCI İHA platformu- nun kabiliyetleriyle uyumlu olarak geliştirdi- ğimiz MAM-T, daha yüksek etkinlik ve daha uzun menzil performansıyla göreve hazır olduğunu kanıtladı.” Teslimatlar 2021 Yılında İKİNCİ, “AKINCI İHA’nın 1. fazı için belirlen- miş olan teslimat takvimine paralel olarak, bu yılın içerisinde İHA ile beraber ilk mühimmat teslimatlarını yapmayı hedefliyoruz. Kalifikas- yon ve diğer test faaliyetlerinin tamamlanma- sının ardından, 2021’in ikinci yarısında tam kapasiteyle seri üretime geçmeyi öngörüyo- ruz” şeklinde konuştu. Dijital Biz 88 Dijital Biz 89

Sayfa 90 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Türk mühendisleri tarafından tamamen yerli ve milli imkanlarla tasarlanan Tür- kiye’nin ilk Orta Menzilli Füze Motoru TEI-TJ300, dünya rekoru kırdı. TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) Projesi kapsamında geliştirilen turbojet motor, 240 mm çap ile 1342 N itki kuvvetine ulaştı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, sosyal medya hesabından TEI-TJ300 motorunun rekor kıran test videosunu paylaştı. Türkiye, bir yandan açık veya örtülü ambar- golarla mücadele ederken diğer yandan da öz kaynaklarını ve yetişmiş insan gücünü kul- lanarak yerli ve milli çözümler geliştiriyor. Yü- rütülen bu çalışmalardan biri de Türkiye’nin ilk Orta Menzilli Füze Motoru olan TEI-TJ300. REKOR İTKİ SEVİYESİ 2017 yılında TÜBİTAK, TUSAŞ Motor Sanayii TEI-TJ300 Turbojet Motoru Rekor Kırdı A.Ş. (TEI) ve Roketsan iş birliği ile gelişti- rilmeye başlayan TEI-TJ300 turbojet mo- toru projesinde, hedeflenen performansın çok ötesinde sonuçlar ortaya çıktı. 230- 250 mm sınıfındaki diğer rakip motorların en iyisi 250 mm çap ile en fazla 1250 N seviyesinde itki üretirken TEI-TJ300 mo- toru, 240 mm çap ile 1342 N itki kuvve- tine ulaşarak bu sınıfta bir dünya rekoru kırdı. VARANK PROTOTİPİ ÇALIŞTIRMIŞTI Türk mühendisleri tarafından tamamen yerli ve milli olarak tasarlanan TEI-TJ300 Turbojet motorunun ilk prototip çalıştırma töreni, Bakan Varank’ın katılımıyla Hazi- ran 2020’de gerçekleştirilmişti. Varank, şimdi de TEI-TJ300’ün kırdığı rekoru sos- yal medya hesabından paylaştı. Payla- şımda, TEI-TJ300’ün rekor kıran testinin videosu da yer aldı. MİLLİ OLARAK TASARLANDI TEI-TJ300 Hava Solumalı Jet Motoru Pro- jesi, Eylül 2017’de TÜBİTAK desteği ile TEI ve Roketsan arasında imzalanan protokol ile başladı. Tamamen milli olarak tasarlanıp geliştirilen ve imal edilen turbojet motorun ilk prototip testi 2020 yılında başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. YÜKSEK HIZLARDA ÇALIŞABİLİYOR Füze sistemlerine uyarlanılabilmesi için 240 mm kısıtlı çapta, sınıfında bu itki gücünü üre- tebilen dünyadaki ilk motor olan TEI-TJ300, 5000 ft irtifada ses hızının yüzde 90’ına va- ran yüksek hızlarda çalışabiliyor. RÜZGAR ETKİSİYLE BAŞLAMA TEI-TJ300 motoru, herhangi bir başlatıcı sis- teme (marş motoru) ihtiyaç olmadan rüzgar etkisi (windmilling) ile başlayabilme özelliğine sahip. Bu özellik, platformun hem hava, hem deniz, hem de kara savunma sistemlerine uygulanmasını mümkün kılıyor. TESTLER DEVAM EDİYOR TEI-TJ300 turbojet motorunun geliştirme ve kalifikasyon testlerinin tamamlanmasının ardından seri üretim süreci başlayacak. Dijital Biz 90 Dijital Biz 91

Sayfa 92 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Sektörün sinerjisini, 17 üniversite ve 51 ayrı sektörde üreten 620 üyesiyle SAHA İstanbul zirveye taşıyor. Savunma sanayi, sivil havacılık ve uzay sek- törlerinde milli sistemler geliştirmek hede- fiyle kurulan SAHA İstanbul, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi’ne katkılarını sürdürüyor. Türkiye sanayi üretiminin yüzde 54’ünü kapsayan Kuzey Marmara Bölgesi’nden yola çıkan SAHA İstanbul, 6’ncı yılında 17 üniver- site ve 51 ayrı sektörde üreten 620 üyesiyle savunma sanayisinde sistemler, teknolojiler geliştirmek ve dışa bağımlılığı azaltmak için çalışıyor. Üniversite, kamu ve sektör iş bir- liklerine imza atan, sektörün küresel organ- larında yer edinen yeni nesil kümelenme, Türkiye’yi savunma sanayisinde hak ettiği noktaya çıkarmayı hedefliyor. Türkiye’nin en büyük sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul, kuruluşunun 6’ncı yılında kat ettiği yol ve başarılarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin küresel gücünü belirleyen başlıca faktörler arasında yer alan savunma sa- nayinin “milli ve yerli üretim”e katkısını sürdüren kümelenme; kurulurken 27 olan üye sayısını, 6 yılda 620’ye ulaştırdı. 2018 yılında ilk SAHA EXPO Savunma Sanayii Fuarı’nı gerçekleştiren; 6’ncı Yılda 620 Üyeye Ulaştı kurduğu SAHA Akademi bünyesinde MBA Yönetici Yetiştirme Programı ve üniversite iş birlikleriyle sektörün, nitelikli iş gücü ve yönetim yapısının gelişimine katkı sağladı. Avrupa Havacılık ve Uzay Kümeleri Birli- ği’nin en büyük ikinci kümesi oldu Platform ve alt yüklenici firmaları bir araya geti- rerek iş geliştirmeler için zemin oluşturan SAHA İstanbul, Avrupa Kümeler Birliği’ne de katılarak Avrupa’nın en büyük savunma sanayii kümesi hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor. Kamu, sanayi ve üniversite ekosistemini başarıyla hayata geçirerek savunma sanayinin millileşme- sinde etkin bir rol üstlenen SAHA İstanbul, Avrupa Havacılık ve Uzay Kümeleri Birliği’nin (EACP) en büyük ikinci kümesi haline geldi. Kümelenme, 2021 yılında Avrupa Kümelenme Analizi Sekre- terliği’ne (ESCA), yaptığı başvuru sonucunda ilk adım olarak Bronz etiketi almaya hak kazandı. “Avrupa Havacılık Kalite Grubu entegrasyo- nunu tamamlayan 13’üncü ülke olduk” “Savunma sanayisinde dışa bağımlılığı ortadan kal- dırmayı kendimize dert edindik” diyerek, kümelen- menin kurulduğu ilk günden bu yana çalışmalarını aktaran SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş, “Savunma sanayisinde milli ve yerli üretimin ne denli önemli olduğunu biliyoruz. Bu alanda dışa bağımlılı- ğı azaltmak için çıktığımız yolumuza emin adımlarla ilerliyoruz. Avrupa’nın en büyük ikinci kümelenme- si olarak üyelerimizle savunma sanayimizde bu zamana kadar birçok ilke imza attık. SAHA İstanbul bünyesinde, Milli Havacılık Endüstrisi Komitesi’ni (MİHENK) kurarak, Avrupa Havacılık Kalite Grubu (EAQG) entegrasyonunu tamamlayan 13’üncü ülke olma gururunu ülkemize yaşattık. Sektörün istihdam ihtiyacını iyi belirleyip, nitelikli yöneticiler yetiştirmek için SAHA Akademi’yi kurarak, 2019’da ilk MBA programını başlattık ve İstanbul, Ankara ve Gazi- antep olmak üzere 3 ilde merkez açtık. Ayrıca MBA programımız ile 5 yılda, dünyada ilk 10 MBA’den biri olmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. 620 üyesiyle savunma sanayisinde dışa ba- ğımlılığı azaltıyor Savunma ve havacılık sektöründe dışa bağım- lılıktan kurtulmak kadar ihracatın artırılmasının da son derece önemli olduğunu söyleyen Ke- leş, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Ayrıca 620 üyemizle ihracata odaklanıyoruz ve ülkemizin savunma sanayisinin ihtiyacının yanı sıra müttefik olduğumuz ülkelerin de ihtiyacına özel teknolojiler geliştiriyoruz. Yaklaşık 20 yıldır sürdürülen ve artık Türkiye olarak sonuçlarını somut olarak görmeye başladığımız Milli Teknoloji Hamlesi 2021 yılında da yoğun bir şekilde devam edecek. Türkiye’nin savunma sanayinde yerlilik oranı yüzde 20’ler- den yüzde 70’lere ulaştı. Üyelerimizle 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kapsamında; savunma ve havacılık yurt dışı satış gelirlerinin 6,2 milyar dolara, savunma ve havacılık sanayisi cirosunun 19,7 milyar dolara ve nitelikli istihda- mının 81,5 bine ulaşması hedefinde katkı sağlı- yoruz. Üyelerimize tersaneleri, askeri tesisleri ve fabrikaları ziyaret ederek ihtiyaçları yerinde tespit ediyoruz ve bu kurumlarla yakın temas sağlıyo- ruz. Üyelerimizi sadece taleple buluşturma değil aynı zamanda ülkede üretilemeyeni üretebilmek adına projelerde de buluşturarak, milli üretim yeteneklerini konsolide ediyoruz. Üyelerimiz ara- sındaki ticareti geliştirici platformlar oluşturuyoruz. Yerli ve yabancı pek çok ana yüklenici firma ile fir- malarımızı buluşturan B2B görüşmeler yapıyoruz. Yeni nesil sanayi kümelenmemizle, Milli Teknoloji Hamlesi’ne en etkin desteği sunan STK olarak, ülkemizi savunma sanayisinde hak etiği noktaya taşıyacağımıza inanıyoruz.” “Üyelerimizi milli üretime teşvik ediyoruz” Geleneksel savunma sanayi fuarı konseptine yeni bir soluk getirdiklerini de sözlerine ekleyen Keleş, “Dünyanın ilk 3 boyutlu savunma sanayi fuarı SAHA EXPO sanal fuarını gerçekleştirdik. SAHA İstanbul üyesi ve ASELSAN şirketi BİTES, etkinlik için sanal fuar uygulaması XperExpo’yu geliştirdi. Fuarı bugüne kadar 87 bin 249’u yerli, 14 bin 221’i yabancı, toplam 101 bin 470 kişi ziyaret etti. Kümeleşmemizin ilk yılından itibaren üyelerimizi savunma sanayi, sivil havacılık ve uzay sektörlerinde milli üretime teşvik ediyoruz. Ana yükleniciler ve üniversitelerle çalışmalarımızı yürü- tüyor, destek mekanizmalarından yararlanmaları için rehberlik ediyoruz. Böylece uluslararası reka- bette üstünlük sağlamalarına destek oluyoruz. Yine illerimizin savunma sanayilerini geliştirmeleri için öncülük ediyoruz. Bu doğrultuda Gaziantep Sanayi Odası ile de iş birliği protokolü imzaladık” dedi. Dünyanın ilk 3D sanal savunma sanayi fuarı Yoğun katılımla icra edilen sanal fuarda bugüne kadar 30 bin 267 görüşme yapıldı. Fuarda ilk gün 60 firma 3D ürün sergilerken geçen sürede bu sayı 102’ye ulaştı. Sergilenen 3D ürün sayısı 355’ten 536’ya çıktı. 2021 yılında SAHA EXPO Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı 10-13 Kasım İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. SAHA EXPO 2018’e göre 5 kat daha büyük alan- da gerçekleştirilecek, uluslararası pek çok anlaş- manın yapılacağı SAHA EXPO’ya, Avrupa, Ame- rika, Afrika, Ortadoğu, Ukrayna, Rusya, Malezya, Endonezya, Bangladeş ve Hindistan dahil birçok ülkeden ziyaretçiler ve alım heyetleri katılacak. Salgınla mücadele için tıbbi ekipman üretti ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, BAYKAR, BMC, TÜMOSAN, MKEK, THY Teknik, STM ve ASFAT gibi sektörün öncü firmalarını da bünye- sinde barındıran, savunma sanayisinin yanı sıra toplumsal olaylara da odaklanıyor. 7 komitede 46 alanda farklı projelerde çalışmalarına da devam eden kümelenme, üyeleriyle birlikte salgınla müca- delede ihtiyaç duyulan tıbbi ekipmanları da üretti. Dijital Biz 92 Dijital Biz 93

Sayfa 94 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Pandemi nedeniyle iş yapma sistemlerinin dijitale kayması siber suç oranlarını pat- lattı. KPMG Türkiye Teknoloji Danışman- lığı Lideri Alper Karaçar, her şirket için Covid-19 sonrası siber saldırı olasılığının 3,5 kat arttığını söyledi. Siber suç listesi- nin başındaki fidye yazılım saldırısına uğ- rayan bir şirket için sonuçları düzeltmenin maliyeti 1 milyon doları bulabiliyor. İş dünyası siber tehdit altında. KPMG’nin yaptığı araştırmaya göre, pandemi nedeniyle iş süreçlerinin dijitalleşmesi ve uzaktan çalış- manın yaygınlaşması, siber suçluların hayal bile edemeyeceği fırsatlar yaratıyor. KPMG Türkiye Teknoloji Danışmanlığı Lide- ri Alper Karaçar, küresel çapta işletmelerin yüzde 86’sının iş gücünün önemli bir kısmı- nı uzaktan çalışmaya kaydırdığını söyledi. KPMG’nin yaptığı son CEO araştırmasına göre bu iş modelinin yakın zamanda değişmeyeceğinin Uzaktan Çalışma Siber Suça Yaradı anlaşıldığını vurgulayan Alper Karaçar, “Pan- demi sonrası devam edeceği anlaşılan yeni çalışma modeli şirketler için siber tehditin artacağı anlamına geliyor. 2020 başından bu yana dünyanın dört yanındaki siber suçlular bu model nedeniyle ortaya çıkan güvenlik açıklarından faydalanarak saldırı yapabilecek- leri ölçeği büyüttüler. Listenin başında siber suçluların hızlı sonuç aldıkları fidye yazılımlar geliyor. Şirketlerin yüzde 41’i, uzaktan çalış- ma döneminde artan siber saldırı vakalarıyla karşılaştıklarını söylüyor” dedi. İlk büyük fidye yazılım saldırısı olan 2017’deki WannaCry’ın, Europol’e göre 150 ülkede 200 bin bilgisayara bulaştığını hatırla- tan Karaçar, şunları söyledi: “Siber suç tarihinde bir milat olan bu saldırı, önlem almamanın bedelinin ne kadar yüksek olabileceğini gösterdi. Fidye yazılımı saldırı- larının başarılı olduğu durumlarda somut maliyetler; sistemler kapalıyken yaşanan gelir kaybını, iyileştirme maliyetini, müşteri tazminatını veya davayı içerir. Bazı şirket- ler fidyeyi ödemeyi seçebilir, ancak bu her zaman verilerin veya sistemlerin serbest bırakılmasıyla sonuçlanmaz. Somut olmayan maliyetlerin ölçülmesi daha zordur ve itibar kaybını içerir. Güven zedelenirse etkisi uzun vadeli olur. Covid-19 sonrası kilitlenme ve uzaktan çalışmaya geçiş dönemlerinde fidye yazılım olaylarında çok büyük artış görül- dü. Güvenlik açıkları, ihmal edilmiş süreç ve teknoloji kontrolleri siber suçlulara kolay bulamayacakları fırsatlar sundu. Dışarıda kullanılan her bilgisayar ağa ve sistemlere erişim imkânı demek. Risk çok büyük. Uzak- tan çalışma modelinde şirketlerin saldırıya uğrama olasılığı normalden 3,5 kat daha faz- la. Saldırıların yüzde 21’i e-posta veya kimlik avı yoluyla yapılıyor. Yüzde 29’u uzaktan erişimle gerçekleşiyor. Bir şirket için uğradığı fidye yazılım saldırısının sonuçlarını düzelte- bilmesinin maliyeti ortalama 1 milyon doları bulabiliyor.” Alper Karaçar, CEO araştırmasına katılan şirket yöneticilerinin son aylarda dijitalleşme hızının arttığını belirttiğine dikkat çekerek, “CEO’lar bir yıl öncesine göre dijital teknolo- jilere daha fazla harcama yapmayı planlıyor. Yüzde 49’u yeni teknolojilere yoğun şekilde yatırım yapıyor. Şirketler, dijitalleşme yatırım- larıyla birlikte siber risklere karşı da önlem alarak olası saldırılara karşı güçlü bir kalkan oluşturmak zorunda” diye konuştu. Covid-19 öncesi ve sonrası saldırı yön- temleri KPMG’nin araştırmasına göre, Covid-19 sal- dırıları şöyle etkiledi: • Covid-19 öncesi geniş bir saldırıyla bireyler hedefleniyordu. Siber suçluların dosyaları şifrelemesi, fidyeyi ödeyene kadar işletmeleri kilitlemesi söz konusuydu. Belirli bir hedefi olmayan, gelir elde etmek için yapılan genel saldırılardı. • Covid-19 sonrası bilgisayar korsanları şifre- lemenin yanı sıra sık sık veri çalıyor. Veriler fidye için tutuluyor ve ödeme yapılmazsa sızdırılıyor. Bu da saldırı kurbanı şirketleri, veri güvenliği ihlali konusunda düzenleyici- lere açıklama yapmaya zorluyor. Bu durum, küresel cironun yüzde 4’üne kadar çıkabile- cek para cezalarına neden olabiliyor. Dijital Biz 94 Dijital Biz 95

Sayfa 96 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber TÜBİTAK Rusya Temel Araştırmalar Ku- rumu (RFBR) ile İkili İşbirliği Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisli- ği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Damla Eroğlu Pala’nın projesi, geleceğin pilleri olarak görülen lityum-sülfür bataryaların daha uzun ömürlü olabilmesi için batarya performansıyla elektrolit tasarımı arasın- daki ilişkiyi araştıracak. Rusya’dan Ufa Kimya Enstitüsü (Ufa Institute of Chemis- try) ile iş birliği içinde yürütülecek proje- nin üç yıl sürmesi planlanıyor. Geleceğin pilleri lityum-sülfür bataryalar Cep telefonlarından bilgisayarlara ve elek- trikli araçlara kadar kullanılan mevcut en gelişmiş batarya tipinin lityum-iyon batarya- lar olduğunu belirten Doç. Dr. Damla Eroğlu Pala, henüz gelişmekte olan lityum-sülfür bataryaların ise beş kat daha fazla enerji Geleceğin Pilleri İçin Birlikte Çalışacak depolayabileceğini vurguluyor: “Lityum-sül- für bataryalar henüz ticari olarak erişilebilir değil, ancak çok gelecek vadediyor; çünkü bir lityum-iyon bataryadan beş kat daha fazla teorik özgül enerji gösteriyor ve daha düşük maliyetli olma potansiyeline sahip.” Lityum-sülfür bataryaların aktif madde olarak sülfürü kullanması da üretim maliyetini düşü- rüyor: “Lityum-iyon bataryalarda aktif madde olarak kobalt bazlı pahalı malzemeler kullanı- lıyor ve bunlar sadece belirli ülkelerin kon- trolü altında. Oysa lityum-sülfür bataryalarda kullanılan sülfür hem doğada çok bulunuyor hem de ucuz ve toksik etkileri yok.” Doç. Dr. Pala, lityum-sülfür bataryaların daha yüksek enerji depolama kapasitesine sahip olduğu için özellikle elektrikli arabalarda ve güneş ve rüzgâr enerjisinden üretilen elek- triğin depolanmasında kullanılabileceğini de ekliyor. Elektrolitte çözünebilir moleküller batarya ömrünü kısaltıyor Bütün avantajlarına rağmen lityum-sülfür bataryaların günümüzde kullanılamaması- nın sebebi ise çok uzun ömürlü olmayışları: “Lityum-sülfür bataryalarda katotta çok sayı- da ara reaksiyon oluşuyor ve bu reaksiyonlar sonucunda da elektrolitte çözünebilen lityum polisülfid denen moleküller ortaya çıkıyor. Bu moleküller anotla katot arasında polisül- fid mekik mekanizması denilen bir taşınma mekanizmasına giriyor, bu da bataryanın kapasitesini çok hızlı kaybetmesine ve döngü ömürlerinin çok kısa olmasına neden oluyor.” Bu sorunun bataryaların elektrolit tasarım- larını değiştirerek çözülebileceğini belirten Doç. Dr. Pala, projede neler yapacaklarını ise şöyle açıklıyor: “Bahsettiğimiz reaksiyon ve polisülfid mekik mekanizmaları hem elektrolit miktarı hem de elektrolitte kullanılan solvent ve tuz tipinden çok etkileniyor. Bizim yapmak istediğimiz aslında elektrolitin içindeki solvent ve tuzun özelliklerinin ve elektrolit miktarının bu mekanizmaları nasıl etkilediğini karakte- rize edebilmek. Bunun için birçok farklı türde elektrolit deneyerek bataryanın performansı- nın nasıl etkilendiğine bakacağız.” Lityum-sülfür bataryaların ticarileşebilme- si için yol gösterici olacak Araştırma yöntemlerinin hem modelleme hem de deneysel çalışmalar içerdiğini belir- ten Doç. Dr. Damla Eroğlu Pala, “Deneysel olarak elektrolitin özelliklerinin, kompozisyo- nunun ve miktarının bataryanın içindeki reak- siyon mekanizmaları ve batarya performan- sını nasıl etkilediğini karakterize edeceğiz ve bu deneylerden elde ettiğimiz sonuçları geliştireceğimiz kuantum kimyası ve elektro- kimyasal modellerle birlikte değerlendirece- ğiz,” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Pala, proje kapsamında bir ürün ge- liştirme hedefleri olmasa da alınacak sonuç- ların lityum-sülfür bataryaların ticarileşmesi için yol göstereceği olacağını vurguluyor: “Lit- yum-sülfür bataryaların ticari olarak erişilebilir olması için spesifik enerji ve döngü ömürleri- nin arttırılması gerekmekte, bu sebeple elek- trolit miktarı ve özelliklerinin bataryada ger- çekleşen reaksiyonları ve dolayısıyla batarya performansını nasıl etkilediğini görmeliyiz.” Dijital Biz 96 Dijital Biz 97

Sayfa 98 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Boğaziçi Üniversitesi Elektrik ve Elektro- nik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Sema Dumanlı Oktar’ın “Canlı Hücrelerle Manipüle Edilen An- tenler” (AntennAlive) projesiyle, genetiği değiştirilmiş bakterilerle yeniden yapı- landırılan implant antenler kullanılarak insan bedenindeki gelişmeler gerçek zamanlı izlenebilecek. Bu yıl TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkan- lığı “2247-A Ulusal Lider Araştırmacılar Programı”ndan 1 Milyon TL destek almayı başaran projenin, biyomühendislik alanın- da öncü olması hedefleniyor. TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı “2247-A Ulusal Lider Araştırmacı- lar Programı”na, Boğaziçi Üniversitesi’nden seçilen üç genç bilim insanından biri olan Dr. Öğr. Üyesi Sema Dumanlı Oktar, vücut içinde gerçekleşen olayları gerçek zamanlı izleyebi- lecek, sentetik biyoloji ile elektronik mühen- disliğini buluşturacak teknoloji “AntennAlive” İnsan Bedenini Gerçek Zamanlı İzleyen İmplant Anten Teknolojisi projesi için çalışıyor. Dr. Öğr. Üyesi Dumanlı tarafından 2019’da kurulan Boğaziçi Üniver- sitesi Anten ve Yayılım Araştırma Laboratu- varı BOUNTENNA’da geliştirilen proje, bilim insanına göre “yarı-canlı” anten konseptiyle yepyeni bir alanın ortaya çıkmasını sağla- yacak. Oktar, “AntennAlive” projesini şöyle anlatıyor: “BEDENİN İÇİ CANLI YAYINDA” Yeniden yapılandırılabilir antenler üzerinde çok çalışılmış bir alan ama şimdiye kadar, canlı hücreler kullanılarak yeniden yapılan- dırması konusunda hiç çalışılmadı. Projemiz- de, genetiği değiştirilmiş bakteriler ile kontrol edilen biyobozunur bir implant anten ve onu takip eden giyilebilir bir anten sistemi olacak. Bu sistem, nano ölçekte iletişim kuran yapılar ile insan ölçeğinde çalışan elektronik cihazlar arasında ağ geçidi olarak kullanılacak. İnsan bedeninde mesaj taşımak için kullanılan “Mole- küler Nano İletişim Ağları”(MNCN) ile “Beden Alan Ağları” (BAN) arasında köprü kuracak bu ağ geçidinin nihai hedefiyse beden içinde gerçekleşen olayların gerçek zamanlı, canlı ya- yındaymış gibi izlenmesini sağlamak. Böylelikle kanserli hücreler, hormonlar ve kan değerleri gibi vücut içinde ortaya çıkan birçok gelişme takip edilebilecek. “ÇIĞIR AÇICI BİR PROJE” AntennAlive, anten tasarımının genetiği değiş- tirilmiş hücrelerle buluştuğu yepyeni bir araş- tırma alanını başlatacak, çığır açan bir proje. MNCN’ler, molekülleri kullanarak insan bedeni içinde mesaj taşımak için kullanılır. Bununla bir- likte, bir mesajın BAN’a ulaşması için, moleküler bağlantı ile elektromanyetik bağlantı arasında bir dönüşüm gerekir. Bu dönüşümün beden içine yerleştirilmiş “aktif” mikrodalga algılayıcılarla başarılacağı bu gruplar arasında popüler bir öngörü. Ancak biz daha farklı bir yoldan ilerliyo- ruz. “AntennAlive” bu öngörünün aksine, yarı canlı, batarya gerektirmeyen yani pasif implant kullanarak MNCN’leri vücudun gözlenmesine bir adım daha yaklaştırmayı hedefliyor. Burada ge- netiği değiştirilmiş bakterileri kullanıyor olsak da, konseptimiz bakterilerle sınırlı değil. Projemiz, kasılmaların ve gevşemelerin anteni yeniden yapılandırdığı, genetiği değiştirilmiş kas do- kusu gibi hücrelere kadar genişletilebilir. “CERRAHİ İŞLEME GEREK YOK” Projemiz sentetik biyoloji ile elektronik mühen- disliğini buluşturarak, yaşayan anten konsep- tiyle yepyeni bir alan doğuruyor. Projemizin bir diğer yenilikçi yönü ise, beden içine yerleştiri- len implantın biyobozunur olması ve görevini bitirdikten sonra tamamen çözünmesi. Böyle- likle implant haberleşme araçlarını bedenden çıkarmak için ayrıca cerrahi bir işleme gerek kalmayacak. Bu projeyi 2019 senesinde kur- duğum Boğaziçi Üniversitesi Anten ve Yayılım Araştırma Laboratuvarında yürüteceğim. TÜBİ- TAK’tan aldığımız araştırma fonunun yanı sıra, ekibimizle çalışmak üzere toplam beş doktora ve doktora sonrası araştırmacı da fonlanacak. Bu alanda doktora yapmak isteyen adayları bountenna.boun.edu.tr adresinden başvuru yapmaya davet ediyorum. Bu projede Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak Şeker ve Boğaziçi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arda Deniz Yalçınkaya ile birlikte çalışıyoruz. Ayrıca projemizin çıktıları Prof. Dr. Tuna Tuğcu, Doç. Dr. Ali Emre Pusa- ne, Dr. Öğr. Üyesi Birkan Yılmaz ve Dr. Cansu Canbek ile çalışma ortağı olduğumuz BOUN Nanonetworking Research Group (NRG)’ta yürütülen araştırmaların da bir parçası olacak. Dijital Biz 98 Dijital Biz 99

Sayfa 100 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber DemirDöküm, pandemiye rağmen 2020’de büyümesini sürdürdü. Geçtiğimiz yılı yüzde 40 büyüme ile kapattıklarını belirten DemirDöküm CEO’su Alper Avdel; “Pande- mide ‘önce sağlık’ dedik. Çalışanlarımızın, iş ortaklarımızın ve müşterilerimizin sağlı- ğını güvence altına alarak çalışmalarımızı aksatmadan sürdürdük. DemirDöküm ola- rak sektör ortalamasının üzerinde büyüye- rek 2020’de ısıtma alanındaki etkinliğimizi daha da artırdık. Geleneksel iş kollarımız- daki önemli büyümenin yanında, kaskad, ısı pompası, VRF gibi yeni iş alanlarında büyüme rekorlarımızı tazeledik. 2021 yılı için hedefimiz, büyümemizi yükselen bir ivmeyle devam ettirmek” dedi. Türkiye iklimlendirme sektörüne 67 yıldır öncü- lük eden DemirDöküm, 2020 yılı finansal so- nuçlarını ve 2021 yılı hedeflerini açıkladı. 2020 yılında en büyük önceliklerinin çalışanların, iş ortaklarının, müşterilerin ve toplumun sağlı- ğını korumak olduğunu belirten DemirDöküm CEO’su Alper Avdel; “Bu zorlu süreçte tek yü- rek halinde hareket ettik. Pandemiye rağmen Büyümesini 2021’de de Sürdürmeyi Hedefliyor tüm müşterilerimizin taleplerine en kısa süre- de yanıt verdik. Geçen yıl çağrı merkezimiz üzerinden 3 milyon müşterimiz ile görüştük, tüm koşullara rağmen 1,1 milyon müşterimi- zin evine gittik, 3 milyon 600 bin km yol yaptık, binlerce keşif ve teknik hizmet talebini dijital ortamda çözdük. Bakım, keşif, yeni montaj gibi konularda herhangi bir mağduriyet yaşatmadık. İş ortaklarımızı desteklemek, tüketicilerimizin ürünlerimize daha kolay erişebilmelerini sağla- mak için farklı program ve kampanyaları haya- ta geçirdik” dedi. “MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNDE REFE- RANS NOKTASIYIZ” İklimlendirme sektörünün pandemi koşulla- rında diğer sektörlere kıyasla daha şanslı olduğunun altını çizen Avdel; “Kişisel temizlik ve evde kalma ihtiyacının artması, tüketici- lerin iklimlendirme sektörü ürünlerine ilgisini de artırdı. Ürünlerimize talep hiç ortadan kalkmadı, sadece birkaç ay ötelendi. Vaillant Group Türkiye, başta DemirDöküm olmak üzere, tüm markalarıyla sektörde pozitif olarak ayrıştı. DemirDöküm olarak, ısıtma- da sektörün üzerinde bir büyüme elde ettik. 2019’a kıyasla kombi satışlarımızı adetsel bazda yüzde 12 arttırdık. Geçen yıla kıyas- la toplam ciromuzu ise yüzde 40 arttırdık. 2020’de ürün gamımıza yeni Atron Condense kombilerimizi, yeni Kion serisi split klimala- rımızı ve yerli yüksek kapasiteli yoğuşmalı kazanımız MaxiPremix’i ekledik. Satışlarımız panel radyatörde adetsel olarak yüzde 30, şofbende ise yüzde 5 arttı. Geleneksel iş kol- larımızın haricinde, kaskad, ısı pompası, VRF, valf kontrol cihazlarının satışında rekorumuzu kırmaya devam ettik. Yüksek kapasiteli kas- kad ürünlerimizin satışını bir önceki yıla göre 2 kat artırdık. Soğutmada ise klima satışlarımız adetsel bazda yüzde 75 arttı. Bu başarılardan daha da önemlisi, yılı yüzde 90’ın üzerinde müşteri memnuniyetiyle tamamladık. Demir- Döküm, müşteri memnuniyetinde ve satış sonrası hizmetlerde referans noktası olmaya devam ediyor” açıklamasını yaptı. “İHRACATTA 5 BÖLGEYE ODAKLANDIK” 2021 yılına müşteri odaklı bir organizas- yon değişimiyle başlayan DemirDöküm’ün sahada son derece dinamik bir şekilde yer alacağını belirten CEO Alper Avdel; “Strateji- lerini ve hedeflerini uzun vadeli belirleyen bir grubuz. Yeni dönemde güçlendirdiğimiz orga- nizasyonel yapımız ve iş ortaklarımızla lider olduğumuz alanları pekiştirmek ve yenilerini geliştirmeye devam edeceğiz. Geçtiğimiz yıl yeni iş kollarında yakaladığımız büyüme hızını aynı şekilde devam ettirmeyi hedefliyo- ruz. Yüzde 90’ın üzerinde olan müşteri mem- nuniyeti oranımızı daha da yukarı çekme hedefimiz var. Ürünlerimiz, hizmet kalitemiz ve bu yıl hayata geçireceğimiz projelerle yine sektörde pozitif ayrışacağımız bir yıl olmasını hedefliyoruz. Türkiye’den 52 ülkeye ihracat yapıyoruz. 2019’da olduğu gibi, 2020 yılında da birçok ülkede önemli başarılara imza attık. İhracatta agresif büyüme hedefine sahibiz. Bunun için bir yol haritası hazırladık. Lider olduğumuz pazarların yanı sıra ilk üçte yer aldığımız pazarlar için de planlamalarımız var. İhracatta yüzde 21 büyüme hedefi ile yıla başladık” dedi. “TÜRKİYE’Yİ KASKAD CİHAZLARDA ÜRETİM ÜSSÜ YAPTIK” Son 5 yılda 200 milyon TL’lik yatırım gerçek- leştiren DemirDöküm’ün sürdürülebilir büyü- meye ve uzun vadeli hedeflere odaklandı- ğının altını çizen Avdel; “ Merkezi doğal gaz sistemi ile ısınan apartman, site, plaza gibi mekanlar için kaskad cihazların önemi art- maya devam ediyor. Geçen yılki yatırımımız ile Türkiye’yi kaskad cihazlarda üretim üssü yaptık. Üretimini yaptığımız binlerce cihaz, Avrupa ülkeleri, Çin ve Rusya’nın da dahil olduğu geniş bir coğrafyada 29 ülkeye ihraç ediliyor” açıklamasını yaptı. “2021 YILINDA DA BÜYÜMEYE YÜKSE- LEN BİR İVMEYLE DEVAM EDECEĞİZ” DemirDöküm’ün 2021 yılında en iyi bildiği işi yapmaya devam edeceğini, müşterilerini yeni ürünlerle ve hizmetlerle buluşturacağını kay- deden Alper Avdel, 2021 yılı hedefleriyle ilgili olarak şöyle konuştu: “2020’ye kıyasla daha iyi bir yılın bizi beklediğini düşünüyoruz. Lider olduğumuz alanları koruyup, yeni alanlarda liderlik için çalışmalarımızı hızlandıracağız. Isıtma alanında sektörde yine çok iddialı olacak yeni ürünlerimizi pazara sunacağız. Soğutmada da hedef büyütüyoruz. Gelirimi- zin yüzde 30’unu oluşturan ihracat tarafında yoğun bir gündem bizi bekliyor. 2021 yılı için hedefimiz 2020 yılında yakaladığımız büyümemizi aynı ivmeyle devam ettirmek.” Özellikle yılın ikinci yarısında, pandeminin seyri ve aşılama çalışmalarının da paralelin- de, daha hareketli bir ekonomi beklediklerini kaydeden Avdel, “Buna ilave olarak sektö- rümüzün pozitif dinamiği, doğal gazın ilçeler bazında yayılımı, yeni ürünlerimiz ve yeni müşteri yaklaşımlarımız ile hedeflerimize rahatlıkla ulaşacağımızı öngörüyoruz” dedi. Dijital Biz 100 Dijital Biz 101

Sayfa 102 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber MetLife, emeklilik dönemlerini rahat ve çoklu hizmet seçenekleri ile konforlu bir şekilde yaşamak isteyen bireylere yöne- lik olarak hazırladığı Emeklim Güvende Ferdi Kaza Sigortası’nın kapsamını yeni hizmetlerle genişletti. Farklı müşteri segmentlerinin değişen ihti- yaçlarına uygun, geniş bir ürün yelpazesine sahip olan MetLife Emeklilik ve Hayat, ana dağıtım kanalı DenizBank’ın önemli bir müş- teri kitlesini oluşturan emeklilere ve emeklilik dönemi yaklaşan bireylere yönelik sunduğu Emeklilere Özel Güvence Sağlıyor Emeklim Güvende Ferdi Kaza Sigortası ürü- nünü müşterilerin günlük ihtiyaçları doğrultu- sunda zenginleştirdi. 70 yaşına kadar bireylerin satın alabildiği Emeklim Güvende Ferdi Kaza Sigortası; kaza sonucu vefat, kalıcı sakatlık ve tedavi teminatlarının yanı sıra yanık ve özellikle ileri yaşlarda sıkça görülen kırık gibi rahatsızlık- larda finansal güvence sağlıyor. Ürün kap- samında sağlanan Emeklim Güvende Plus Asistans paketinde ise ultra ve mini sağlık tarama, katarakt ameliyatı da içeren göz sağ lığı hizmeti, psikolojik danışma, tıbbi yardım, diyetisyen ve sağlıklı beslenme, profesyo- nel ev desteği, klima ve kombi bakımı, evde bakım ve hobi kulüpleri gibi günlük hayatta bireylerin ihtiyaç duyulabileceği birçok alanda ücretsiz veya indirimli hizmet, sigortalılara sunuluyor. MetLife Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Deniz Yurtseven, Emeklim Güvende Ferdi Kaza Sigortası ile ilgili olarak şöyle konuştu: “Pandemi ile birlikte emeklilerimizin evde geçirdiği süreler arttı, ihtiyaçları farklılaştı. Biz de MetLife olarak, emeklilerimizin evde daha fazla zaman geçirmesiyle birlikte değişen hayat şartlarına karşı ürünlerimizi geliştirmek, farklı hizmetlerle hayatlarını kolaylaştırmak için çalıştık. En değerli varlığımız olan genç emeklilerimiz ve büyüklerimizin kendini gü- vende hissetmesini sağlayan; yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle, sektörde farklılaşmayı sürdüreceğiz.” DenizBank şubelerinden alınabilecek Emek- lim Güvende Ferdi Kaza Sigortası hakkında daha detaylı bilgi için metlife.com.tr adresi ziyaret edilebilir. Dijital Biz 102 Dijital Biz 103

Sayfa 104 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber PwC Türkiye, 2021 yılının ilk çeyreğinde farklı sektörlerden 40’tan fazla kurumun İK liderleri ile yaptığı araştırmasını ya- yımladı. “İnsan Kaynakları Liderlerinin Gündemi” raporuna göre, Türkiye’deki İK yöneticilerinin ilk 3 önceliği; geleceğin iş modelleri, çalışan deneyimi ve dönüşüm- sel liderliğin geliştirilmesi olarak belirlen- di. İK yöneticileri pandemi ile başlayan uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin ba- şarılı olduğunu ifade ederken, araştırmaya katılan İK liderlerinin %94’ü hibrit çalışma modelinin kalıcı olacağını belirtti. PwC Türkiye’nin, perakende, otomotiv, tek- noloji, bankacılık, sağlık, finansal hizmetler, enerji, telekomünikasyon, gayrimenkul ve endüstriyel üretim gibi sektörlerden farklı bü- yüklüklerdeki yerel ve uluslararası şirketlerin İK yöneticileriyle yaptığı araştırma, iş dünya- sının geleceğin İK önceliklerine ışık tutuyor. İK Liderlerine Göre Hibrit Çalışma Artık Yeni Normal COVID-19 pandemisi ile iş modellerinin geri dönülmez bir şekilde değişime uğradığını tespit eden araştırma, İK yöneticilerin de 2021 için önceliklerini; geleceğin iş modelleri, çalışan deneyimi ve dönüşümsel liderliğin geliştirilmesi, dijital İK ve veri analitiği çalış- maları ile kritik beceri ve yetkinliklerin inşası olarak tespit ediyor. CHRO ve İK liderleri bu 5 önceliği yerine getirirken en çok; çalışan- ların kaygı ve tükenmişlik duyguları, sanal çalışma ortamı sebebiyle zayıflayan şirket kültürü ve belirsizlik ortamında plan yapa- mamanın zorluk yaratan konular olduğunu düşünüyor. Araştırmanın bir diğer dikkat çeken bulgusu ise ofis kavramına yönelik. PwC’nin Uzaktan Çalışma isimli bir diğer anketinin sonuçlarına göre çalışanların %71’i, şirketlerin ise %83’ü uzaktan çalışmaya geçişte başarılı oldukları- nı düşünüyor. “İnsan Kaynakları Liderlerinin Gündemi” raporuna göre ise Türkiye’deki İK yöneticilerinin %94’ü hibrit çalışma modelini, %76’sı uzaktan çalışma yöntemlerini, %71’i ise esnek çalışma saatleri ve programını destekliyor. Çalışan deneyiminin iyileştirilmesi ve iş gücü planlama önemli bir gündem PwC İnsan Yönetimi ve Organizasyon Da- nışmanlığı Direktörü Ülker Day, araştırma- nın sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Araştırmamıza katılan CHRO ve İK liderleri organizasyonların büyüklüğü, sektörleri ya da strateji farklılıklarına rağmen 2021 ve sonrası için çok benzer tespitlerde bulundular. Gö- rüşlerine başvurduğumuz İK liderlerinin %88’i çalışan deneyimini iyileştirmek için çalışan- ların fiziksel ve duygusal sağlığını koruma- nın en önemli unsur olduğunu düşünüyor. PwC’nin Küresel CHRO anketinde bu oranın %84 olduğunu hatırlarsak Türk iş dünyasının bu konuya küresel ortalamadan daha yüksek bir ilgisi olduğunu görebiliriz. Pandeminin bir sonucu olarak yaşanan ekonomik daralma birçok çalışanın işlerini kaybetmelerine se- bep olmuştu. Fakat yapılan çalışmalar gös- teriyor ki, üst düzey yöneticiler 2021 yılından ekonomik büyüme anlamında umutlu. Önü- müzdeki 12 ay içinde yaşanması beklenen büyümeye paralel olarak, İnsan Kaynakları Liderleri de stratejik iş gücü planlamasını doğru yapmak durumunda. Türkiye’deki İK liderlerinin %44’ü 2021 yılı için çalışan sayı- larında artış bekliyor.” Dijital Biz 104 Dijital Biz 105

Sayfa 106 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Koronavirüs pandemisi ile birlikte haya- tımıza giren dijital platformlar, eğitimden iş dünyasına kadar pek çok alanda kulla- nılıyor. Uzmanlar, kullanım kolaylığı su- nan programların “ekstra zihinsel çaba” gerektirmesi nedeniyle zihinsel ve bilişsel yorgunluğa neden olduğuna dikkat çeki- yor. Bu yorgunlukla başa çıkmak için bi- reylerin mutlaka kendilerine vakit ayırma- ları ve gerçek etkileşime girmeleri tavsiye ediliyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal ağlarda yeni trend toplantılar ve uygulamaların neden olduğu yorgunluklara dikkat çekti, bu yorgunluklarla başa çıkmak için tavsiyelerde bulundu. Zoom Yorgunluğuna İşaret Eden Semptomlar Negatif ve pozitif etkileri var Covid-19 pandemisi ortaya çıktığından beri dijital platformların gerek seyahat engelleri yüzünden gerekse de eğitim sebepleri için daha fazla kullanılır olduğunu belirten Dr. Öğ- retim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Zoom gibi uy- gulamalar video arama ve sohbet platformu olarak kullanıcılarına evlerinin konforundan çıkmadan sohbet etme imkânı sunuyor fakat öte yandan dijital platformları kullanmanın pozitif ve negatif etkileri bulunuyor. Tek bir bağlantıyla uygulamaya rahat erişim sağla- yan bu programlar, oldukça basit bir uygula- ma ancak diğer taraftan bakıldığında insan iletişimine negatif yönde etki ediyor. Çünkü bazen yüzler gizlenmiş oluyor ve sadece sesleri duyabiliyoruz” dedi. Öğretmenler ve öğrenciler Zoom yorgun- luğuyla karşılaştı Bu programın neden olduğu yorgunluğun, gün boyunca çok sayıda canlı video derse katılmaktan kaynaklı hissedilen bir durum olarak ortaya çıktığını söyleyen Ünal, “Zoom yorgunluğunun oluşumunda uzun süre aynı ortamda oturmak ve uzun süreli hareketsiz kalma kaynaklı fiziksel yorgunluk başlıca nedenler olarak görülebiliyor. Fiziksel yorgun- luk boyun ve omuz sertliği, göz yorgunluğu, bacak ve baş ağrıları şeklinde kendini gös- teriyor. Öte yandan canlı etkinliklerin sayısı ve süresine paralel olarak dinlemek, izlemek, not almak bunları zihinsel olarak işlemenin getirdiği bilişsel yük kaynaklı zihinsel yorgun- luk da göz ardı edilmemelidir. Bu yorgunluk biçimi öğretmen ve öğrencilerin başa çıkmak durumunda oldukları yeni bir gerçeklik olarak kendini göstermeye başladı. Ayrıca nöro- anatomik açıdan da dikkat dağıtıcı bir sistem olduğunu söyleyebiliriz çünkü dopaminerjik sistemimizi etkiliyor” ifadelerini kullandı. Ekstra zihinsel çaba da gerektiriyor Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, ‘Görün- tülü etkileşimlerde yüz ifadeleri, sesin tonu ve perdesi ve vücut dili gibi sözlü olmayan ipuçlarını ve bunların beraberindeki duyguları doğal etkileşimde olduğu gibi ekrandan al- mak mümkün görünmüyor’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenle konuşulanları sözel olamayan ipuçları olmadan işlemek için daha çok çaba harcamak, bunlara daha fazla dikkat etmek çok fazla enerji gerektiriyor. Yüz ifadeleri ve jestler net olarak görülemediğinde, konuşulan kelimelere daha güçlü bir bağımlılık ve dikkat yorucu oluyor. Bunun yanı sıra internet bağ- lantısı ne kadar iyi olursa olsun görüntü ve sesin 1-2 saniye gecikmeli gelmesi de izle- nenlerin işlenmesi için gerekli bilişsel çabayı artırıyor. Ayrıca bu gecikmeler yanlış ya da eksik empati kurmaya neden olabilmektedir. Bütün bunların ekstra zihinsel çaba anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Bu çaba ekran yorgun- luğunun önemli ölçüde zihinsel yorgunlukla ilgili olduğunu gösteriyor. Söz konusu çev- rimiçi toplantı yorgunluğu sadece Zoom ile sınırlı değil, birçok başka uygulamayı-Google Hangouts, Skype, FaceTime ve benzeri uy- gulamaları da kapsıyor.” Kişileri sohbete odaklanmaya zorluyor “Zoom yorgunluğunun tanımı ise yorgunluk, kaygı ve tükenmişlik gibi duyguların bir sanal platformun iletişim için aşırı kullanımından sonra ortaya çıkması olarak açıklanabilir” diyen Dr. Öğretim Üyesi Ünal, “Kişileri soh- bete aşırı odaklanmaya zorlayan bir deneyim olduğu için son zamanlarda aşırı merak edi- len bir konu haline gelen zoom yorgunluğu, gündemi kaçırmamak için kameraya bakma davranışında bir süre sonra zorlanmalar yaratıyor. Nasıl ki günlük yaşamda sürekli birinin yüzüne bakılması hem kişiyi hem de karşısındakini rahatsız etmekte ve yorgunluk vermekteyse zoom için de durum böyledir” dedi. Yüz yüze iletişim daha fazla ödül anlamı- na geliyor Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, ‘En te- mel açıdan bakıldığında video konuşmaların- da daha fazla konsantre olmamız gerekiyor’ dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü sözlü olmayan işaretleri anlamak, ses tonuna göre ve vücut diline göre karşı- mızdakinin ne demeye çalıştığını anlamlan- dırmak kolay değil. Ayrıca ruhen oradayız ama bedenen değiliz. Bunun yarattığı uyum- suzluk durumu karışık duygulara ve yorgun- luğa sebebiyet veriyor. Öncelikle, zihinsel yorgunluk kavramına değinmek gerekir. Zihinsel yorgunluğun temel psikolojik altyapı- sında ödül-maliyet analizi vardır, beynimizde bilinçaltında gerçekleştirdiğimiz bu analize göre her davranışımızı bu şekilde analiz ederiz. Ödül ve yorgunluk arasındaki bağ- lantı da burada devreye giriyor. Dopaminerjik sistemimizdeki aktivasyon ödülle bağlantılıdır ve bizim sübjektif olarak uyarılmamızı, enerji artışını ve motivasyonumuzu güdüler. Bu da yorgunluğun tam tersidir. Bu noktada, yeterli Dijital Biz 106 Dijital Biz 107

Sayfa 108 — dergide görüntüle

Haber ödül olmamasının Zoom yorgunluğuna iten bir psikolojik altyapı olup olmadığı tartışı- labilir. Yapılan araştırmalara göre yüz yüze etkileşimler video bazlı etkileşimlere kıyasla beynimizdeki ödül alanlarının daha fazla ak- tive olmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla daha fazla yüz yüze iletişim daha fazla ödül anlamına gelmekte bu da sübjektif uyarılma- ya kıyasla yorgunluğu azaltmaktadır.” Yorgunluk, kaygı ve odak yoksunluğuna yol açıyor Zoom yorgunluğuna sadece psikolojik açıdan değil, fiziksel ve zihinsel açıdan da yakla- şılması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Çünkü bu yor- gunluk hem zihinsel hem psikolojik hem de fiziksel bir yorgunluktur ve tedavi planı da bunları gözden geçirerek yapılmalıdır. Son zamanlarda çalışılan bir alan haline gelmeye başlayan zoom yorgunluğunun semptomları; fiziksel yorgunluk, kaygı, odak yoksunluğu, bilgi saklamada eksiklik, ev içi ajitasyon, aile üyeleri ile çatışma, genel üretkenlik kaybı, tüm teknolojiye karşı genel korku ve üzüntü hissi olarak açıklanıyor” dedi. Zoom yorgunluğuna karşı neler yapılabilir? Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, Zoom yorgunluğu karşısında yapılabilecekleri şöyle sıraladı: • Zoom’dan çıkman gerektiğinde bağlantıyı kes. • Sanal buluşmalar arasında kendine zaman ayır. O sırada yapmak istediğin şeyleri yap. Arkadaşınla buluş, dışarı çık ve hava al. Gerçek bir etkileşime gir veya kendinle vakit geçir. • Farkındalığı deneyimle. Yoga ya da medi- tasyon yap. • Kendine karşı ve çevrene karşı şefkatli ol. Zor bir dönemden geçtiğimizin ancak bunun sona ereceğinin bilincinde ol. • Günlük rutinler belirle ve bunlara sadık kal. • Öncelikle her zaman görüntülü görüşme yapmamız gerekmiyor. Görüntülü görüşmeye ihtiyaç duyulup duyulmadığı ya da katılımcıların kameralarını açmalarının gerekip gerekme- diği noktasında iyi analizler yapılabilir. Eğer analiz size görüntü paylaşımının gerekmedi- ğini söylüyor ise telefondan görüşmeyi teklif edebilirsiniz. • Toplantıdan önce toplantıyla ilgili notların paylaşılmış olması görüntülü görüşme ger- çekleşeceği zaman toplantıya dair hazırlığın tamamlanmış olmasına yani odaklanmış bir şekilde başlamasını sağlayabilir. • Telefonunuzu sessize almak, mail bildirimle- rinizi kapatmak gibi önlemler görüşme esna- sında odaklanmanızı sağlayabilir. Yeni dijital savaş: Zoom Bombalaması Zoom yorgunluğu dışında akademideki öğrencileri zorlayan bir başka konunun da ‘Zoom Bombalaması’ olduğuna dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Zoom bombalaması video görüşme sırasında uygunsuz, pornografik ve ırkçı fotoğrafların görüşmeyi bölmesi olarak tanımlanabilir. Amerikan federal soruşturma bürosu bu konuda okulları, kurumları ve toplumu uyar- dı fakat henüz kalıcı bir çözüm bulunamadı. Zoom bombalaması ciddi bir siber güvenlik sorunudur ve aynı zamanda psikolojik sonuç- lar doğurabilir. Konsantrasyon kaybı, ruh hali bozulması ve benzeri sorunlar doğurabilir” diye konuştu. Bekleme odasını ve giriş şifresini zorunlu kılın Dijital bir savaş devrinin başladığına işaret eden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, rahatsız edici eylemlere karşı korunma öneri- lerini şöyle sıraladı: • Bekleme odaları ve giriş şifresi zorunlu kılınmalı, • Girişte katılımcılar sessize alınmalı, • Ses düzeyi ev sahibi tarafından ayarlanmalı, • Sorular sohbet kanalı yoluyla mesajla alınabilir, • Sadece soru-cevap kısmında sesin açılma- sı tercih edilmeli. Dijital Biz 108

Sayfa 110 — dergide görüntüle

Mayıs 2021 Haber Dünyada ve ülkemizde dijital çağ hızla iler- lemeye devam ediyor. Yapılan araştırmalar her üç internet kullanıcısından birinin çocuk olduğunu gösteriyor. İstanbul Bilgi Üniver- sitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü’ne bağlı Dijital Medya ve Çocuk Platformu tarafından gerçekleştirilen “Dijital Dünyada Çocuk Hakları” panelinde dijital dünyada çocukların haklarının korunması adına atılan adımlar, düzenlenen yasalar ile riskler ve tehditlerin önüne geçilmesi konuşuldu. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakülte- si Medya Bölümü’ne bağlı Dijital Medya ve Çocuk Platformu tarafından “Dijital Dünyada Çocuk Hakları” paneli online olarak gerçek- leştirildi. Panele konuşmacı olarak katılan değerli akademisyenler dijital dünyada çocuk haklarının kamuoyuna yansımalarını, yeni dünya düzeninde ebeveynlerin ilgili konularda çocuklarının görüşlerini alıp almadıkları gibi birçok önemli detayları tartıştı. Etkinliği MAY İletişim’den Meltem Acar Yücesoy modere etti. Dr. Öğr. Üyesi Esra Ercan Bilgiç: Ebe- veynler çocukların görüşlerini almalı 4 Şubat 2021 tarihinde Birleşmiş Milletler Dijital Dünyada Çocuk Hakları (BM) Çocuk Hakları Komitesi tarafından kabul edilen ve 24 Mart 2021 günü yayın- lanan “Dijital Ortamda Çocuk Hakları ve Genel Yorum No 25 Belgesi”nin önemine dair konuşan İstanbul Bilgi Üniversite- si İletişim Fakültesi Medya Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Esra Ercan Bilgiç, bu belgenin dijitalleşmenin hızla arttığı şu dönemde online ortamlarda da geçerli olacağını söyledi. Ercan Bilgiç, “Yeni dünya düze- nine uygun olarak çocuk hakları tanımı yapılmadı ya da dijital dünyaya has baş- ka çocuk hakları metinleri yazılmadı. Ama var olan çocuk hakları sözleşmesinin di- jital dünyaya uyarlanırken nasıl yorumla- nabileceğine dair bir çerçeve oluşturuldu. BM Çocuk Hakları Komitesi, 27 ülkeden yaşları 9 ila 22 arasında değişen çocuk- lardan görüş alarak bu çerçeveyi hazırla- dı. Dijital dünyada haklarının korunması için ne gibi eylemler görmek istedikleri çocuklara soruldu. Çocuk haklarının vaz- geçilmez bir parçası, çocukların sesini aslında duymak ve kulak vermek. Onların katılım haklarının olduğunu ve özellikle kendilerini ilgilendiren konularda görüş- lerinin alınması gerektiğini vurgulamak” dedi. Hak ve özgürlükler ile potansiyel zararlar ve riskler arasında denge gözetilmeli Dünya çapında yapılan araştırmalara göre, her üç internet kullanıcısından birinin çocuk olduğunu belirten Ercan Bilgiç konuşmasına şöyle devam etti: “Bu belge çocukları nasıl koruyalım sorusuna odaklanıyor. Dijital dün- yada çocukların birtakım fırsatlara erişimi çok önemseniyor. Bu fırsatlara erişmeleri için bir denge gözetilmesi vurgulanıyor. Sivil hak ve özgürlükleri ile potansiyel zararlar ve riskler arasında bir denge gözetilmesi gerekiyor. Diji- tal dünyada çocukların karşısına çıkacak riskleri örneklendirmek gerekirse; içerik riski ilk sırada yer alıyor. İzledikleri, dinledikleri ve okudukları içerikler, çoğu zaman onların yaşına ve gelişim seviyelerine uygun olmayabiliyor. Şiddet ve cinsellik içerebiliyor. Uygun olmayan bazı nefret söylemleri içerebiliyor. Bir diğer önemli mesele ise temas riskleri. Çocukların cinsel anlamda istismar durumlarına ve çocuk ticaretine kadar varmasına dikkat çekiliyor. Çocukların eğitime erişim hakkı bu belgede özellikle vurgulanıyor. Dünyanın pek çok yerinde ve ülkemizde dijital or- tamlara erişemeyen çocuklar var. Bu durum dijital uçurumu derinleştirerek fırsat eşitsizliği yaratıyor.” 13 yaş altı için farklı uygulamalar devreye sokulmalı İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Leyla Ke- ser, dijital platformların çocukların yaşına uygun şekilde tasarlanması gerektiğinin altını çizdi. Keser, çocuk yaşına uygun bir dizayn örneği olarak Türkiye’de artık Youtube Kids’in yayına başladığını belirtti. Keser, “Dünyaca ünlü oto- riteler yaşa uygun tasarım kodu ismini verdik- leri bir doküman yayınladılar. Bu dokümanda, internet bazlı herhangi bir hizmette, yapay zekâ karşısındaki kullanıcının çocuk olduğunu anla- dığında buna uygun içerikler sunmalı konusu tartışılıyor. Buna örnek olarak Youtube Kids uygulamasını verebiliriz. Youtube’un çocuk ay- rımı yapmaksızın tüm kullanıcıları profilleyerek reklam göstermesi çocuklar açısından zarar verici bir duruma sebebiyet verebiliyor. Gös- terilen reklamlar şiddet ya da cinsel içerikli olabiliyor. Amerika’da bu nedenden ötürü Youtube dava edildi. Bu noktada ebeveynlere Youtube Kids’i tavsiye ediyorum. Aynı şekilde 13 yaş altı çocuklar için farklı bir Instagram da devreye sokulacak” şeklinde konuştu. Minecraft oynayan çocuk daha yetenekli olacak Kollektif bir anksiyete durumu yaşamadan elimizdeki medyayı çocuklar için nasıl kullana- biliriz konusuna değinen İstanbul Bilgi Üniver- sitesi İletişim Fakültesi Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Erkan Saka, “Çocuklar belli dijital yetenekleri kazanamadığı durumda çağın ve yaşıtlarının gerisinde kalacak. İfade özgürlü- ğünün ötesinde internet kullanım hakkı çocuk- ların ileride toplumsal statüsünü korumasında da önemli rol oynayacak. Bugün Minecraft oynayabilen bir çocuk ileride başka işlerde de daha deneyimli olacak ve donanımlı görülerek mevcut işler için o seçilecek” dedi. Dijital oyun alanları gençlerin ifadelerini belirliyor Oyun kültürünün genç bireyler için çok önem- li olduğuna vurgu yapan İstanbul Bilgi Üni- versitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü Dr. Öğr. Gör. Sarper Durmuş, “Dijital dünyadaki oyunlar çocukların dünyayı ve kendilerini tanıdıkları, yeni ifade biçimleri geliştirdikleri alanlar olarak karşımıza çıkıyor. Son birkaç yılda gözetim kapitalizmi tanımı öne çıktı. Tüm internet kullanıcılarının alışkanlıkları, ilgi alanları ve sosyal bağlantıları büyük teknoloji şirketleri tarafından meta haline getiriliyor. Sayısız insanın dijital hareketlerinden üreti- len verilerle teknoloji şirketlerinin dünyanın en güçlü ve değerli şirketleri haline geldikleri görülüyor. Kullanıcı sözleşmeleri üzerinden örnek vermek gerekirse, Peak Games’in gizlilik sözleşmesinde 13 yaşından küçük çocukların verilerinin talep üzerine tamamen silinebileceği bilgisi yer alıyor. Ebeveynlerin ve çocukların bu durumu talep edebilece- ği medya okur yazarlığı ne kadar var bunu sormak gerekiyor. Çocukların dijital ayak izleri ve bunların ticari amaçlarla kullanılması konusu kamuoyunda daha fazla tartışılmalı” diye konuştu. Dijital Biz 110 Dijital Biz 111

Sayfa 116 — dergide görüntüle

DEMİRDÖKÜM ATRON CONDENSE Kompakt Boyut ve Çevre Dostu! Düşük emisyon teknolojisi, kompakt boyutu ve kullanıcı dostu kontrol paneli ile DemirDöküm yoğuşmalı ailesinin yeni üyesi. ÇEVRE DOSTU DÜŞÜK EMİSYON Düşük emisyon teknolojisi ile çevre dostu kullanım Düşük m alanlarda da çok rahat kullanım Kullanıcı dostu kontrol paneli 2