Dijital BizDijital Biz

Şubat 2021 Sayısı — Metin Görünümü

Bu sayfa, derginin PDF'inden çıkarılan ham metni ekran okuyucular ve arama motorları için sunar; dizgi/tasarım içermez. Sayı sayfasına dön · Dergiyi görselleriyle oku

Sayfa 1 — dergide görüntüle

Dijital Biz Bilişim, Ekonomi, İş Dünyası Dergisidijitalbiz.com ŞUBAT 2021 SAYI: 17 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Türkiye’nin En Büyük LPG Terminalinin Dijital Dönüşümü Türkiye’nin Canlı Yayınlanacak İlk ve Tek Teknoloji Tartışma Programı Başlıyor! “İHA’larda Olduğu Gibi Farklı Yüksek Teknolojili Ürünlerde Markalaşabilmeliyiz” TEKNOFEST 2021 Teknoloji Yarışmaları Başvuruları Başladı Türkiye’ye Yatırım Yapan Kazanır Milli ve Yerli Gururumuz Türksat 5A Uzaya Fırlatıldı Güven YAKAN Yönetim Kurulu Üyesi PETGAZ A.Ş.

Sayfa 2 — dergide görüntüle

Şubat 2021 VATANSEVER BİLİŞİM A.Ş. ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com GENEL YAYIN YÖNETMENİ (SORUMLU) Şenol Vatansever senol.vatansever@dijitalbiz.com EDİTÖR Sema Vatansever sema.vatansever@dijitalbiz.com GÖRSEL YÖNETMEN Gökhan Ünlü gokhan.unlu@dijitalbiz.com SOSYAL MEDYA Arzu Tufan arzu.tufan@dijitalbiz.com Samet Bayrakçı samet.bayrakci@dijitalbiz.com BARINDIRMA Vatansever Bilişim & Bulutistan REKLAM VE PROJE reklam@dijitalbiz.com ABONELİK www.dijitalbiz.com/abone abone@dijitalbiz.com BÜLTEN GÖNDERİMİ bulten@dijitalbiz.com YAYIN TÜRÜ Aylık, Süreli Yayın DİJİTAL BİZ DERGİSİ ŞUBAT 2021 SAYI: 17 / FİYAT: 20 TL ISSN : 2757-7309 Dergide yayınlanan yazılardan kaynak gösterilmesi koşuluyla alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan makale ve röportajlarda yer alan fikirler yazarlarına ve röportaj veren kişilere aittir, dergimiz için bağlayıcı değildir. dijitalbiz.com Editörden Şenol VATANSEVER WhatsApp Tartışmaları Kişisel Veriler Hassasiyetini Artırdı WhatsApp’ın güncellenen “Gizlilik İlkesi”nin adeta kullanıcılara dayatılması ile ortalık toz duman oldu. Bu dayatmanın muhatabı ol- mak durumunda kalan dünyanın çok farklı ülkelerindeki kullanıcılar tepki gösterdiler ve tarihin en büyük teknolojik göçü başladı. Bu süreçte Telegram’ın 25 milyon, BiP’in 10 milyon ve Signal’in 7,5 milyon yeni kullanıcı kazandığı kaydedilmişti. WhatsApp, 8 Şu- bat tarihine kadar kabul etme zorunluluğu getirdiği “Gizlilik İlkesi”nin tarihini 15 Ma- yıs’a ertelediğini açıkladı. Bundan sonraki gelişmeleri hep beraber takip edeceğiz. WhatsApp ve alternatif uygulamalarını hem “Sosyal Medya Yasası” hem de “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK)” çerçevesinde değerlendirme fırsatı bulduğum birçok TV canlı yayınına katıldım. Bengütürk TV, Cem TV, Kon TV, NRT Nizip Radyo Televizyon, Rehber TV ve TV35’e davetleri ve kamuoyunu aydınlatma imkânı verdik- leri için teşekkür ederim. WhatsApp “Gizlilik İlkesi” ile beraber kişisel veriler konusundaki farkındalık en üst sevi- yeye çıktı. KVKK kapsamına kişisel verisi işlenen gerçek kişiler, yani vatandaşlar olarak her birimiz giriyoruz. Bu sebeple bazı detayları tekrar hatırlamamızda fayda var. KVKK veriyi işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurul- masından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişileri veri sorumlusu olarak kabul ediyor. Kanun verinin elde edilmesi noktasından başlayarak açık rızanın varlığını arıyor. Söz konusu rıza alınırken vatandaşların aydınlatılmış olması gereki- yor. Irk, etnik köken, cinsiyet, siyasi görüş, felsefi inanç gibi açıklanması durumunda ilgili kişinin ayrımcılığa veya zarara uğraması muhtemel verileri özellikli kişisel veri sayıyor ve bunların işlenmesini gerektiren her işlemde ayrıca rıza talep ediyor. Bu arada her türlü işlemin yapılması vb. şeklindeki genel geçer nitelikli rızalar da geçer- siz kabul ediliyor. Verisi işlenen tüm vatandaşlar şirketlerin ya da kurumların veri sorumlularına başvu- rarak; kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme, kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme, yapılan işlemlerin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini iste- me haklarına sahip. Ek olarak işlenen verilerin otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme gibi çok geniş haklara sahip. Vatandaşların haklarını aramak için öncelikle ilgili şirketin ya da kurumun veri sorum- lusuna yazılı olarak başvuru yapması gerekiyor. Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en geç 30 gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırmak zorunda. Yazılı olarak cevap verilecekse, on sayfaya kadar başvuru ücreti alınamı- yor. Veri sorumlusu talebi kabul edebiliyor veya gerekçesini açıklayarak reddedebi- liyor. Başvuruda yer alan talebin kabul edilmesi hâlinde, veri sorumlusunca gereği yapılmak durumunda. Vatandaşlar, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içinde Kurula şikâyet edebiliyor. Aynı zamanda veri sorumlusuna karşı doğrudan yargı yoluna giderek tazminat talebinde bulunabiliyor. KVKK sebebiyle para ve hapis cezalarıyla yüzleşmek durumunda kalan şirketlerin ya da kurumların son pişmanlığı fayda etmiyor. Kurulun verinin işlenmesinin veya veri- nin yurt dışına aktarılmasının durdurulmasına kadar çok geniş yetkileri var. Şirketlerin ya da kurumların sürecin mağduru olmaması için vatandaşlardan gelen talepleri hızlı ve doğru biçimde cevaplaması gerekiyor. KVKK ile ilgili bilgiler, haberler, idari ve tek- nik tedbirler çözümleri hakkında www.1kvkk.com web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Toplam/CRBaşvuru Eğitim/CRAlan/CRKullanıcı Kayıtlı/CRİşveren Bilgi Teknolojileri Alanında İstihdam/CR Edilecek/CR1/CRMilyon/CR Vatandaşımız/CRİçin/CR Çalışıyoruz. Kayıt olun. Özgeçmişinizi doldurun. Kariyer Rehberinden size uygun gelişim programını seçin. BTKAkademi üzerinden eğitimleri tamamlayın. Sertifikalarla özgeçmişinizi geliştirin. Kariyer yolunuzda fark yaratın. Kayıt olun. Binlerce aday arasından şirketinize uygun özgeçmişleri tarayın. Şirketinizi Bilgi Teknolojileri alanında bir adım ileriye taşıyacak nitelikli personele kavuşun. ADAYLAR İŞVERENLER Dijital Biz 3

Sayfa 4 — dergide görüntüle

Türkiye’nin En Büyük LPG Terminalinin Dijital Dönüşümü 06 Türkiye’nin Canlı Yayınlanacak İlk ve Tek Teknoloji Tartışma Programı Başlıyor! 12 Bakan Yardımcısı Sayan’ın Proaktif Siber Savunma Açıklamasına BİDER’den Destek 16 Sosyal Medya Şirketleri, Türkiye’de Tek Tek Temsilcilik Açmak Zorunda Kalıyor 18 “İHA’larda Olduğu Gibi Farklı Yüksek Teknolojili Ürünlerde Markalaşabilmeliyiz” 22 Değişmek mi? Değiştirilmek mi? 24 TEKNOFEST 2021 Teknoloji Yarışmaları Başvuruları Başladı 26 Milli Uçan Arabaya İmza Atmak İsteyenler Yarışmaya 28 Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları Başvuruları Devam Ediyor 30 28 Ocak Veri Koruma Günü Etkinliği Yapıldı 32 Z Kuşağı ve Teknolojik Kullanım Alışkanlıkları 34 KOBİ’lerin Dijital Dönüşümü İçin Yeni Çağrı 36 Türkiye’ye Yatırım Yapan Kazanır 38 Türkiye-Birleşik Krallık STA’sı Ticari İlişkileri Nasıl Şekillendirecek 42 Girişimcilere Desteklerini Genişletiyor 46 40 Milyar TL’lik Yeni Kredi Paketi 48 2020 Yılı Ekonomi Karnesi Açıklandı 50 DASK Yaptıranlar Prim Farkı Ödemeden Yüksek Teminat Alacak 54 Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2020 Raporu Açıklandı 56 Türkiye’de Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2020’ye Meydan Okudu 60 Yüksek Faiz Oranlarının Yatırımlar Üzerindeki Olası Negatif Etkileri 64 İçindekiler “Sürdürülebilir Değer Zincirlerinin Oluşturulması En Önemli Önceliklerimiz Arasında” 66 Milli ve Yerli Gururumuz Türksat 5A Uzaya Fırlatıldı 68 İletişimin Devlerinden Yerli İş Birliği 70 Teknolojide Yerli Üretim ve KOBİ’lerin Gücü 72 Bakan Yardımcısı Sayan MOBİSAD Değerlendirme Toplantısına Katıldı 74 Türkiye’nin Uydu Haberleşme Hizmetleri Sektör Büyüklüğü 1 Milyar Dolar Olmalı 78 4 Kişilik Ailenin 2020 Yılı Haberleşme Gideri 3.736 TL 80 Artan Özel İletişim Vergisi Hem Vatandaşı Hem Sektörü Zorlayacak 82 Bilim Ödülleri Sahiplerini Buldu 84 Türkiye Önemli Bir Merkez Olacak 86 Türkiye’nin Sürücüsüz Otobüsü Testleri Başarıyla Geçti 88 Geleceğin STAR’ları Belli Oldu 90 Üniversitelerin Altın Çağı Sona Eriyor 92 Bulut Altı Dikey İniş Kalkışlı Küçük İHA Üretecek 94 Paydaş Kapitalizmi Raporu 96 Sağlıkta Dijital Devrim 100 “Teknolojiyi Üreten ve Satan Bir Ülke Olmalıyız” 102 İK’nın Yeni Sınavı: Yeteneği Yönetmek 104 Vaillant Group Türkiye Satış ve Pazarlama Departmanlarında Üst Düzey Atama 106 Dijital Biz 4

Sayfa 6 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Röportaj Türkiye’nin En Büyük LPG Terminalinin Dijital Dönüşümü Güven YAKAN Yönetim Kurulu Üyesi PETGAZ A.Ş. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 1984 yılında İstanbul doğumluyum. 2007 yılında Türkiye’de Endüstri Mühendisliği oku- duktan sonra İngiltere’de Uluslararası Finans üzerine yüksek lisans eğitimimi tamamlayıp Türkiye’ye dönerek iş hayatına başladım. Çeşitli firmalarda görev aldıktan sonra, 2020 yılında PETGAZ A.Ş.’nin BDY Group Yatırım A.Ş. tarafından satın alınmasıyla tüm grubun Bilgi Teknolojileri (BT), Terminallerinin yöne- timinin yanı sıra PETGAZ İnsan Kaynakları (İK), İkmal ve Satın Alma departmanlarının yöneticisi olarak görev yapmaya başladım. Aynı zamanda Global Bilişim Derneği (Bİ- DER) kurucu üyeleri arasındayım. Şirketiniz, Sektörünüz ve faaliyet alanları- nız ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Türkiye’de marka geçmişi 1990’ların başı- na dek uzanan ve LPG sektöründe uzun yılların tecrübesine sahip olan PETGAZ, Türkiye’deki faaliyetlerini LPG ithalatı, ihra- catı, toptan satışı ve depolama hizmetleri alanlarında başarıyla sürdürüyor. PETGAZ olarak, tüm faaliyetlerimizi, etik değerler, dürüstlüğe dayalı ilişkiler, herkese eşit ve saygılı davranış, karşılıklı fayda yaratma ve insanlığın gelişimine katkı sağlama gibi mar- kamızı farklı kılan prensipler doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. İşlerimizi sağlık, emniyet ve çevre ilkelerimize bağlı kalarak, insana, çevreye zarar vermeden ve kazaya neden olmadan sürdürmeyi amaçlıyoruz. PETGAZ bir zamanlar BP Türkiye’nin bir markası ve OTEKO Group şirketlerinden biri iken şimdi tamamıyla milli ve yerli olan BDY Group Ya- tırım A.Ş.’nin bir parçası olarak sektörde son derece güvenilir ve önemli bir oyuncu oldu. Group bünyesindeki diğer terminallerimiz ve lojistik birimimizle tüm lokasyonlara ikmal yapabilme kabiliyetine de sahibiz. PETGAZ Dörtyol LPG Terminali, 64.150 m³ kapasitesiy- le, Türkiye’nin en büyük depolama kapasite- sine sahip LPG terminalidir. PETGAZ’ın öncelik verdiği konuların başında Sağlık-Emniyet-Çevre (SEÇ) yükümlülükleri geliyor. İş prensiplerimizden biri olan SEÇ politikası, faaliyetlerimizin kazasız ve insan- lara ya da çevreye zarar verilmeden sürdü- rülmesini hedefliyor. PETGAZ için çalışan herkes SEÇ prensiplerinin doğru uygulanma- sından sorumlu bulunuyor. Şirket politikamız gereği şirket çalışanlarımız, tedarikçilerimiz, misafirlerimiz dahil olmak üzere emniyet- siz gördükleri tüm operasyonları durdurma yetkisine sahiptir. Güvenlik sadece terminal- lerimizde değil tüm bilgi işlem altyapımızda da bizim için önemli konulardandır. Sürekli olarak tüm altyapımızı geliştirmek, güncel teknolojileri sistemlerimize adapte etmek için Bilgi İşlem ekibi olarak çalışıyoruz. BDY Group bünyesine katılmamızla birlikte bü- yüyen bir bilgi işlem alt yapısına sahip oldu- ğumuzdan bu sene içerisinde bizim için en önemli konuların başında güvenlik ve dijital dönüşüm geliyor. Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşama- da, planlarınız nelerdir? Kovid-19’un iş dünyasına etkileri ile dijital- leşmenin öneminin bir kez daha anlaşıldığı dönemden geçerken hem BDY Group hem de PETGAZ A.Ş. olarak 2021 yılında dijital dönü- şüm bizim için öncelikli gündem maddesidir. Bu konu hakkında Group IT olarak çalış- malarımız devam ediyor ve planladığımız şekilde projemizi tamamlayabilirsek 2021 sonunda şirket içi iletişimin ve dokümanların paylaşıldığı bir uygulamayı devreye almayı planlıyoruz. Dijital dönüşüm ile gelen güven- lik tedbirleri için de 2021 yılında planladığı- mız yatırımları tamamlamayı hedefliyoruz. KVKK’nın getirmiş olduğu teknik tedbirlerin Dijital Dönüşüm için firmalara yardımının dokunduğunu düşünüyorum. PETGAZ’da süreçlerin %70’ini dijital ortama aktarabildik ancak bazı konularda dijitalleşmek şu an mevcut mevzuatlardan dolayı pek mümkün gözükmüyor. Ülkemizde dijital dönüşümün önündeki en büyük engelin Bilgi İşlem departmanlarının bütçe onaylatmasında yaşadığı sorunlar Kovid-19’un iş dünyasına etkileri ile dijitalleşmenin öneminin bir kez daha anlaşıldığı dönemden geçer- ken hem BDY Group hem de PET- GAZ A.Ş. olarak 2021 yılında dijital dönüşüm bizim için en öncelikli gündem maddesidir. Dijital Biz 6 Dijital Biz 7

Sayfa 8 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Röportaj olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız bu zorlu Kovid-19 sürecinin dijital dönüşümün ve bilgi işlem departmanlarının önemini ve gerekliliğini anlamamız konusunda hatırla - tıcı etkisi oldu. En son yapılan anketlerde özellikle E-Devlet Kapısının, Türkiye Dijital Dönüşümünün öncülerinden olduğunu gös - teren %95’lik bir memnuniyet oranına sahip olmasıyla Türkiye’de Dijital Dönüşümün önemini gösteriyor. Özellikle Kovid-19 sü - recinde tüm vatandaşlarımızın birçok işlemi evlerinden çıkmadan hızlı ve güvenli şekilde E-Devlet Kapısından yapabiliyor olmasının bu memnuniyet oranının yüksekliğine etki ettiğini düşünüyorum. Teknolojiye ve Dijital Dönüşüme yatırım yapan ve süreçlerini tamamlayan şirketle - rin 2020 yılında salgının etkilerinden çok etkilenmediği ve büyüme trendlerini devam ettirdikleri görülüyor. Hem ülkemiz ekono - misinde hem de küresel ekonomide tüketici alışkanlıkları her alanda değişim içinde ol - duğundan 2020 yılı şirketlere, teknolojiye ve dijital dönüşüme bütçe ayrılması ve üzerine düşünülmesi gerektiğini hatırlattı. Ayrıca Deloitte’un Teknoloji Trendleri Raporu’nda, “kuruluşlar, sadece operasyonlarını daha çevik ve verimli hale getirmek için değil, talep ve müşteri beklentilerindeki dalgalan - malara yanıt vermek için de dijital dönüşüm çabalarını hızlandırıyor” notu bu düşüncemi destekliyor. Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir? Dünyayı değiştirecek teknolojiler deyince Endüstri 5.0 ilk aklıma gelen konu oluyor. Hala Endüstri 4.0 ve etkileri üzerine düşü - nürken Endüstri 5.0 ile devrim yaratacak teknolojik gelişimler olacağını düşünüyorum. Son dönemde okuduğum bir kitapta yazılan “Endüstri 4.0’ı oluştururken işsizliği ve iş gücünü göz ardı ettik” ifadesi üzerine kafa yorulması gerekiyor. Bu cümle teknolojik ge - lişimlerin hayatımızı kolaylaştırdığını düşü - nürken arkasından getirdiği problemleri göz önüne almak gerektirdiğini çok net olarak anlatıyor. Endüstri devriminin gelişimlerine bakarsanız Endüstri 1.0 – Buharın Gücü, Endüstri 2.0 – Seri Üretim Mantalitesi, Endüstri 3.0 – En- düstride Dijitalleşme, Endüstri 4.0 – Bir Alman Projesi, Endüstri 5.0 - Toplum 5.0 insan kayna- ğının sürekli olarak azaltılmaya ya da ucuz iş gücüne ihtiyaç şeklinde evirildiğini net bir şekil- de görüyoruz. Bu konuda benim sürekli olarak düşündüğüm kısım, insan kaynağını azaltırsak üretilen ürünlerin satılmasında oluşacak sorun- lar nasıl ortadan kaldırılacak? Teknoloji ile sürekli uğraşan biri olarak tekno- lojik gelişimlerin muazzam faydalarının olduğu düşüncesinin yanında negatif etkilerinin de sürekli olarak göz önünde bulundurulması ve üzerine çok fazla düşünülmesi gerektiği kanı- sındayım. Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektörünün ve enerji (LPG) sektörünün geleceği hakkın- da öngörüleriniz nelerdir? Bilişim genç nüfusun yoğun olmasından dolayı Türkiye’de diğer ülkelere göre daha fazla kulla- nılıyor. Ancak iş üretime ve gelişime geldiğinde son dönemlerdeki atılımlarımız hariç biraz Dün- yanın gerisinde kalıyoruz. Ama son dönemler- de ülkemizde yapılan yatırımlar ve gelişmeler ile genç nüfusu birleştirebilirsek yakın zamanda bilişim sektöründe iyi işler yapacağımızı ve sö- zümüzün geçeceğini düşünüyorum. Bunun için çok çalışmamız ve özellikle bilişimciler olarak STK’lara önem vermemiz gerekiyor. Konu LPG’ye gelince, Türkiye’de LPG üretimi çok az olduğundan ihtiyacımızın yüksek miktarı ülkemize ithalat yoluyla giriyor. LPG’nin son yıl- larda araçlarda kullanımı artarken, tüp içerisinde kullanımı doğalgazın yaygınlaşması ile azalıyor. Yeni üretilen araçların fabrika çıkışı LPG kullan- maya uygun tasarlanması ile önümüzdeki yıllar- da da LPG’nin özellikle araç yakıtı olarak önemli bir paya sahip olacağını düşünüyorum. “1 Milyon İstihdam” projesi hakkında gö- rüşleriniz nelerdir? Teknoloji hızla gelişimini sürdürerek toplumların alışkanlıklarını değiştiriyor. Ekonomideki tüm endüstrileri etkilemesiyle birlikte bulunduğu- muz dönemin en büyük rekabet alanı oldu. Bu gelişime ve değişimi ayak uydurmak adına tüm şirketlerin BT departmanlarında yetişmiş insan kaynağına olan ihtiyacı her geçen gün artıyor. Türkiye’deki yetişmiş insan kaynağı taleplerinin bir kısmı yurtdışın- dan karşılanıyor. İnsan gücünün sınırlı olma- sı hem teknoloji projelerinin süresini hem de kalitesini etkiliyor. 1 Milyon İstihdam projesi, yetişmiş insan kaynağını arttıracağı gibi üretilen tüm teknolojilerin kalitesine de katkı sağlayacak. Geleceğin meslekleri teknoloji odaklı olacak ve teknoloji tüm sektörlerde en önemli etkenlerden biri olacak. 1 Milyon İstihdam projesi ile iş verenler ihtiyaç duy- dukları yetişmiş insan kaynağına kolaylıkla erişebilecek. Proje kapsamında 2023 yılana kadar BT alanında 1 milyon kişinin yetiştirilmesi ülke- mizin BT alanındaki ihtiyaçlarına önemli katkı sağlayacak. Proje kapsamında yer alan BTK Akademi platformu da BT alanında online eğitim hizmeti sunulması, öz geçmişlerin dijital ortamda oluşturulması ve iş verenler ile paylaşılması daha önce üzerinde durduğum Dijital Dönüşümün ülkemizdeki durumunu ve gelişimini net bir şekilde gösteriyor. Ülkemizde genç nüfusun diğer Avrupa ülkele- rine oranla yüksek olmasından dolayı 1 Mil- yon İstihdam projesinin ülkemizin geleceği ve üretilecek tüm teknoloji projelerinde son derece olumlu etkileri olacağını düşünüyorum. Dünya- nın en büyük ilk on firmasının çoğunluğunun teknoloji şirketlerinin olduğunu gördüğümüzde, ülkemizde böyle bir teknoloji istihdam projesinin olması ve teknolojiye bu yatırımların yapılıyor olması gurur ve heyecan verici bir gelişmedir. En son yayınlanana makalelere baktığımızda 1 Milyon İstihdam projesine katılımın yüksek oldu- ğunu görüyoruz. İlginin bu kadar yüksek olması bence ayrıca güzel ve sevindirici bir gelişme. Yaklaşık olarak 8 yıldır Bilgi İşlem Yöneticiliği yaptığımdan birçok kez yöneticiliğini yaptığım Dijital Biz 8 Dijital Biz 9

Sayfa 10 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Röportaj ilgili olumlu ve olumsuz yorumlar yazıldığı - nı görüyoruz. Bu konuda bir bilişimci ola - rak eğitim içerikleri hakkındaki yorumların önemli olduğunu ancak olumsuz yorumların ise sadece yorum olarak değil, olumsuz bu - lunan içeriklerin düzeltici yorumlar ile yapıcı şekilde olması gerektiğini düşünüyorum. Bu tip projelerin hazırlanması ve hayata geçi - rilmesinde inanılmaz bir emek olduğundan, harcanan emeklere destek vermemiz ve sürekli olarak destekçi olmamız gerekiyor. Ülkemizin geleceğini etkileyecek, Bilişim sektörünün turizm gibi bacasız sanayi ol - duğunu ve teknoloji üretmemiz için gerekli yetişmiş iş gücüne destek olacak projenin kıymetinin bilinmesi, özel sektörün destekçi olması gerekiyor. departmana iş gücü ihtiyacından iş görüş- melerinin hemen hemen hepsine katıldım ve bu görüşmelerde gördüğüm en büyük eksiği- miz olan yetişmiş insan kaynağının 1 Milyon İstihdam projesi ile en kısa zamanda gideri- leceğini düşünüyorum. Ayrıca projeye eğitim içerik desteği veren firmalara baktığımızda dünyanın teknoloji devlerinin olması projenin sadece ülkemizde değil dünyada da ses ge- tirdiğini gösteriyor. Verilen eğitimlerin ücretsiz ve online olması özellikle Kovid-19 sürecinde evde olan ve teknolojiye ilgili olan herkes için zamanı güzel ve verimli değerlendirebilmeleri adına projenin bir diğer başarılı yönüdür. Devletin bu tip teknoloji projelerinde öncü olmasına özel şirketlerin de destek vermesi gerekiyor. Yani kısacası sıranın özel sektöre geldiğini ve yatırımcıların artık bilişime ve yazılıma yatırım yaparak devletin arkasında olduklarını göstermeleri gerektiğini düşünü- yorum. Üretimin sadece fiziki ürünlerde olma- dığını benimseyerek teknolojik ürünler de üretmemiz gerekiyor. Ancak sadece üretmek değil üretilen yerli teknolojilerin kullanılması - nın sağlanmalıdır. Bu konuda da özel sektö - re çok iş düşüyor. Yerli ve milli yazılımların tercih edilmesi ve kullanımına destek olma - ları gerekiyor. Uzun süredir özel sektörde çalışan bir yönetici olarak yerli ve milli yazı - lımları tercih etmeye ve yerli teknoloji firma - larını tercih etmeye çalışıyorum. Umarım bu hassasiyeti tüm bilgi işlem yöneticileri göste - rir ve 1 Milyon İstihdam projesinde yetişen iş gücünün ürettiği yazılımları kullanmaya en kısa zamanda başlarız. Proje kapsamında verilecek eğitimlere bak - tığımızda, kategoriler arasında algoritma, big data, bilgisayar programlama, block - chain, iş zekâsı, office programları, oyun programlama, siber güvenlik veri tabanı ve web programlama gibi ana başlıklar altında toplanması bu eğitimler ve içerikler için iyi bir zaman harcandığının göstergesidir. Bir - çok makalede projenin eğitim içeriğiyle 1 Milyon İstihdam Projesi ile ilgili olarak son değinmek istediğim konu ise, teknolojide kadın sayısının artmasına katkı sağlayacak önemli bir etken olmasını temenni etmemdir. Üretilen ya da üretilecek olan tüm teknolojik ürünlerde özellikle yapay zekâda kadın de - taycılığına ihtiyaç olduğunu söyleyen Tekno - lojide Kadın Derneği Yönetim Kurulu Başka - nı’na bu konuda sonuna kadar katılıyorum. Dijital Biz 10 Dijital Biz 11

Sayfa 12 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Türkiye’nin canlı yayınlanacak ilk ve tek teknoloji tartışma programı “Teknoloji ve Gelecek”, BENGÜTÜRK TV’de 7 Şubat Pazar başlıyor. Programda, Global Bilişim Derneği (Bİ- DER) Başkanı Şenol Vatansever’in mo- deratörlüğünde, her pazar saat 14:00’te, alanında uzman konuklarla teknoloji gün- demi değerlendirilecek. Programın ilk bölümünde, çok konuşulan “Clubhouse” uygulaması, “WhatsApp Gizlilik İlkesinin güncellenmesi”, “Sosyal Medya Yasası”, “kişisel veriler” ile “Kişi- sel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK)” masaya yatırılacak. Şenol Vatansever, programla ilgili yaptığı açıklamada, insanlık, tarih boyunca birçok değişim ve dönüşüm yaş adığını, bunun ha- yatın her alanını etkilediğini belirtti. Yirminci yüzyılda elektronik ve bilgisayarların üretime entegre edilmesi, günümüzde ileti- şim teknolojilerinin üretimin her aşamasında kullanılmaya başlanmasının dönüşümlerin kı- rılma noktaları olduğuna dikkati çeken Vatan- sever, “Dijital dönüşüm, bu konuda ilerleme Türkiye’nin Canlı Yayınlanacak İlk ve Tek Teknoloji Tartışma Programı Başlıyor! kaydetmiş ülkeler ve işletmeler açısından önemli fırsatlar sunarken, bu konuda adım at- mamış olanlar açısından da büyük bir tehdit oluşturuyor. Dijital teknolojiler katma değerin, verimliliğin, karlılığın, kalitenin gibi birçok unsurun en üst seviyeye çıkarılmasında öncü olurken diğer taraftan şimdiye kadar insanlar tarafından geleneksel yöntemlerle yapılan birçok işin otonom bir şekilde ve daha az kişi istihdam edilerek yapılabilmesini mümkün kılıyor. Bununla beraber, ekonomideki bü- yüme ek istihdamı getiriyor, iş gücünün yeni yetenek ve beceriler kazanmasına yönelik strateji ve politikalar giderek daha fazla önem kazanıyor.” değerlendirmesini yaptı. Dijital Biz 12 Dijital Biz 13

Sayfa 14 — dergide görüntüle

Haber Vatansever, dijital dönüşümün yaşam ve iş yapış biçimlerini değiştireceğini, dünyadaki mesleklerin yüzde 60-65’i önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde yok olacağını belirterek, prog- ramla ilgili şunları kaydetti: “Bizden sonraki nesillere yüksek teknoloji üreten Türkiye bırakmayı ve dijital dönü- şümde her zaman öncü olmayı hedefliyoruz. Siber güvenlik, yapay zekâ, nesnelerin inter- neti, insansı robotlar, blockchain, geleceğin fabrikaları, geleceğin meslekleri, milli tekno- loji hamlesi, endüstri 4.0, toplum 5.0, gelecek 5.0, eSpor, sanal gerçeklik, artırılmış gerçek- lik, bulut bilişim, büyük veri, teknoloji girişim- leri, FinTech ve 5G gibi daha birçok konunun daha fazla konuşulmasını sağlayacağız. Canlı yayınlarımızla devlet politikalarına des- tek, özel sektöre ilham vermeyi hedefliyoruz.” BENGÜTÜRK TV teknolojiye ve gençlere verdiği önem nedeniyle yayın akışına aldığı “Teknoloji ve Gelecek” programını izlemek üzere bilişim sektörü profesyonellerinin ve teknoloji tutkunu gençlerin televizyon karşısı- na geçmesi bekleniyor. Program süresince, Twitter’da #Teknoloji- VeGelecek hashtagi ile yapılan paylaşımlar canlı yayında değerlendirilebilecek. Program ile ilgili detaylara “www.TeknolojiVeGele- cek.com” adresinden ulaşılabilinecek. Dijital Biz 14

Sayfa 16 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber hayati bir önem arz ettiğini kaydeden Va- tansever, “Herhangi bir ürüne ya da üretim altyapısına, amacına ulaşan bir siber saldırı gerçekleştiğinde hataya sebep olan güven- lik açığının kaynağını bulmak haftalar hatta aylar sürebiliyor. Bunu engellemek için tüm süreçlerde uçtan uca güvenlik süreçlerinin ta- mamlanması ve devreye alınması gerekiyor. Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi’nin (BGYS) önemli parçalarından biri iz kaydı (log) yö- netimidir. ISO 27001 BGYS’de log yönetimin önemi vurgulanıyor. FISMA, HIBAA, SOX, COBIT gibi uluslararası standartlar ve ülke- den ülkeye değişen kanuni zorunluluklar da log yönetimini zorunlu kılıyor.” değerlendir- mesini yaptı. Vatansever, siber saldırıların anlık ola- rak tespit edilmesinin mümkün olduğunu, “1SIEM” web sitesinden (www.1siem.com) çözüm sağlayıcılara ulaşılabileceğini aktara- rak, şu tespitlerde bulundu: “Bilgi teknolojileri altyapısını oluşturan kayıt- ları toplayan, inkâr edilemez bir şekilde sak- layan ve analiz yapan log yönetim sistemleri kamu kurumlarında ve özel sektör şirketlerin- de mutlaka olmalı. Ama log yönetim sistem- leriyle log’ları toplamak da tek başına yeterli değil. Tehditlerin ve zafiyetlerin tespiti, tanım- lanan koşulların oluşması durumunda uyarı vermesi için toplanan bu log’ların birbirleriyle ilişkilendirilmesi ve otomatik olarak analizleri- nin yapılması gerekiyor. Ortalama büyüklük- teki bir ağda her ay milyarlarca log oluşur. Bu log’lar arasında oluşabilecek kombinasyon- ları düşünürsek birikmiş log’ların üzerinden arama ve tarama, raporlama ve arşivleme ile herhangi bir tehdidin yakalanması mümkün değildir. Çözüm için gerçek anlamda korelas- yon özelliğine sahip Güvenlik Bilgi ve Olay Yönetimi (Security Information and Event Management - SIEM) yazılımının gücüne başvurmak gerekir. SIEM yazılımı, birçok noktadan ve yüzlerce cihazdan aldığı log’lar ile network tehditlerini gerçek zamanlı olarak izler, yakalar, analiz eder ve hızlı bir şekilde aksiyon alınmasını sağlar. Adli soruşturmala- rın hızlıca ve kolayca yapılmasına yardımcı olur. Log’lar ve olaylar raporlanarak kolayca Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan’ın ülkemizin dijital sınırlarında 2023 vizyo- nunun siber güvenliğin sağlanmasına yönelik açıklamasına destek vererek, Sayan’ın “2020-2023 Ulusal Siber Güven- lik Stratejisi ve Eylem Planı” çerçevesinde siber olaylara müdahalenin olay öncesini, esnasını ve sonrasını kapsayan bir bü- tün olmasından hareketle, proaktif siber savunma anlayışını geliştirmeye devam edeceklerini belirtmesinden duyduğu memnuniyeti bildirdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Sayan’ın “Dijital Biz” dergisine verdiği özel röportajda (*), ulusal seviyede siber güvenlik alanında en son teknolojik imkânlara sahip olacaklarını ve ülkemize yönelik siber tehdit- lerle mücadeledeki etkinliklerini artıracakları- nı kaydetti. Bunu yaparken yerli ve milli teknolojileri ge- liştirmeye ve kullanmaya devam edeceklerini belirten Sayan, “Ülkemizdeki siber güvenlik ekosisteminin geliştirilmesini sağlayarak özel sektörümüzün dünya çapında söz sahibi olmasını sağlayacağız. Kamu, özel sektör, akademi ve STK’larla iş birliği içerisinde ça- lışmalarımızı yürüteceğiz. Bu alandaki yeni- likçi fikirlere ve Ar-Ge faaliyetlerine yönelik desteklerle yerli ve milli ürün ve hizmetlere dönüşümünü gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı. Sayan’ın açıklamalarını değerlendiren Bİ- DER Başkanı Vatansever ise siber güvenlik teknolojilerinin; ağları, bilgisayarları, prog- ramları ve verileri siber saldırılardan koruyan teknolojiler olarak tanımlandığını belirtti. Dijital dönüşümün başarılı bir biçimde ger- çekleşmesi ve bunun sürdürülebilirliğinin sağlanması için siber güvenlik altyapısının anlaşılabilen biçimde grafiksel kullanıcı ara yüzünde (GUI) gösterilir. Birçok farklı ağ cihazından aldığı farklı formatlardaki log’ları ilişkilendir ve hatalı alarmların (false positive) sayısını azaltarak sistem yöneticileri için çok büyük avantaj sağlar.” (*) Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan’ın Dijital Biz’e ver- diği özel röportajın tamamını https://www. dijitalbiz.com/ulastirma-ve-altyapi-bakan- yardimcisi-dr-omer-fatih-sayan-guven- le-2023e-2020-2023-ulusal-siber-guven- lik-stratejisi-ve-eylem-plani/ adresinden okuyabilirsiniz. Bakan Yardımcısı Sayan’ın Proaktif Siber Savunma Açıklamasına BİDER’den Destek Dijital Biz 16 Dijital Biz 17

Sayfa 18 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber bulmasını sağlıyor. İlk çıktığında, ‘Sosyal medya engellenecek mi, ifade özgürlük - lerimiz kısıtlanacak mı?’ türü yaklaşımlar sergilendi ama aslında sosyal medyaya baktığınızda sınırsız bir özgürlük alanı gibi düşünmemek lazım. Nasıl ki günlük ya - şantımızda sözlerimize, davranışlarımıza dikkat etmemiz gerektiği gibi sosyal med - yada da aynı otokontrol ile davranmamız gerekiyor. Eleştiri son derece normal ama bu hakarete gittiği zaman gerçek hayatta nasıl sıkıntı yaşıyorsak sosyal medyada da bununla ilgili sıkıntı yaşayabiliriz.” “Facebook son gün temsilcilik açacağı - nı ilan etti” BİDER Başkanı Vatansever, sosyal med - ya şirketlerinin ilk baştan beri bu kanunu tanımama noktasında ciddi anlamda direnç gösterdiğine dikkati çekti. Kanundan önce de temsilcilik açmaları yönünde ilk çağrılar yapıldığı zaman hiç - birisinin buna olumlu cevap vermediğini vurgulayan Vatansever, “İlk 30 gün içeri - sinde temsilciliğini açmayan firmalara 10 milyon TL para cezası uygulandı. Tekrar 30 gün daha beklendi. Yine açmayan firma - lara tekrar 30 milyon TL ceza uygulandı. Toplamda 40 milyon TL’ye çıktı ve 19 Ocak itibarıyla da Resmî Gazete’de yayımlana - rak hala temsilcilik açmayan bu firmalara reklam yasağı geldi. Şu an herhangi bir şirket temsilcilik açmayan sosyal medya şirketlerine reklam verdiği zaman ceza işlemi uygulanacak. Bu konuda en üst dü - zey yetkililer ve bakanlıklar ilgili şirketleri takip edeceklerini ifade ettiler. Bu anlamda sosyal medya şirketleri zor durumda ka - lınca temsil açacaklarını ilan etmeye baş - ladılar. Örneğin; Facebook son gün yani 18 Ocak’ta temsilcilik açacağını ilan etti. Türkiye’de kanunları tanıdıklarını, Türkiye Cumhuriyeti Kanunları çerçevesinde ha - reket etmeye hazır olduklarını belirttiler.” değerlendirmesini yaptı. Vatansever, bu konuda sosyal medya firma- larının artık devletlere ders verme noktasına geldiklerini kaydederek, şöyle devam etti: Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, sosyal medya şirket- lerinin sosyal medya yasası nedeniyle son dönemde temsilcilik açmak zorunda kaldıklarını bildirdi. KONTV’de yayınlanan “Neler Oluyor?” programında (https://www.facebook.com/ kontv/videos/812068306045942) Ayşegül Şencan’a misafir olan Vatansever sosyal medya firmalarının artık devletlere ders verme noktasına geldiklerini, bu duru- mun sadece Türkiye’de geçerli olmadığını belirtti. Vatansever, sosyal medyanın tüm devlet- lere meydan okur hale geldiklerini kay- dederek, “Mesela Facebook 2004 yılında kurulmuş bir şirket. Bir anda devasa boyutlara ulaştılar. Twitter’a baktığımızda, diğer sosyal medya kanallarıyla beraber, Dünya’daki birçok olayın tetiklendiği mec- ralar haline geldiler.” diye konuştu. Gündemde olan sosyal medya yasasının 1 Ekim 2020’de yürürlüğe girdiğini anımsatan Vatansever, yasanın aslında beş aşamalı olarak uygulandığını kaydederek, şöyle de- vam etti: “Şu an üçüncü aşamadayız, adım adım beşinci aşamaya doğru gideceğiz. Türki- ye’de kullanıcıları olup günde bir milyondan fazla erişimi olan sosyal medya şirketlerini, yayın yapan firmaları kapsayan bir yasa. Eğer firmalar bu kapsamdaysa Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir tem- silci bulundurmak zorunda. Vatandaş olarak herhangi bir sorun yaşayıp mahkemeye baş- vurduğunuzda mahkemenin muhatap alacağı bir temsilci olması anlamına geliyor. Buradaki taleplere 48 saat içerisinde geri dönüş yap- ma zorunlulukları var. Geri dönüş yapmadı- ğında önce 5 milyon TL sonra 10 milyon TL para cezası veriliyor. Daha sonrasında bunun arttırılması da söz konusu. Bu aslında bir ba- kıma kullanıcıların direkt olarak bir muhatap “Bu sadece Türkiye’de geçerli değil. Tüm devletlere meydan okur hale geldiler. Me- sela Facebook 2004 yılında kurulmuş bir şirket. Bir anda devasa boyutlara ulaştılar. Twitter’a baktığımızda -diğer sosyal medya kanallarıyla beraber- dünyadaki birçok olayın tetiklendiği mecralar haline geldiler. Bütün yasadışı faaliyetler de takip edilemeyeceği düşünülerek ya da o ülkenin sınırları içinde olmadığından yakalanamayacağı düşünce- siyle sosyal medya üzerinden ayaklanmalar tetiklenmeye başladı. Demokrasiden bah- sederek bunu yaptılar ama diğer bir açıdan baktığımızda son seçimlerden sonra Trump destekçilerinin meclisi basması ve devamın- da yapılan doğru yöntem bu değil şeklindeki Twitter açıklamalarına rağmen önce beğeni, yorum yasağı geldi ve sonrasında kaldırdılar. Birkaç gün sonra da hesabı kapattılar. Öyle bir noktaya geldik ki eğer konu ifade özgürlü- ğüyse o zaman herkesin düşüncelerini ifade edebilmesi gerekir ama çıkar yönünde bunun ilerlemesi bunun bir ironi olduğunu ortaya çıkarmış oldu.” Dünyada sosyal medya ve devletler arasın- daki ilişkilerden örnekler de veren Vatanse- ver, Avustralya’nın da şu an Google’ı kapata- bileceğini ifade ettiğini aktardı. Vatansever, Facebook’un dünya üzerinde 30’dan fazla ülkede, 80’den fazla şehirde faaliyet gösterdiğini, reklam yasağı gelmeden bir gün önce Türkiye’de ofis açmama kararın- dan geri adım attığını bildirdi. WhatsApp’ın veri koruma kurallarını ihlal et- tiği gerekçesiyle Avrupa’da 50 Milyon avroya kadar para cezasının gündeme geldiğini dile getiren Vatansever, “Türkiye tarafında da baktığımızda kanun üçüncü aşamada. 40 milyon TL ceza verildi. Herhangi bir zaman- da geri adım atar ve ofis açarsa ceza %25 oranına -yani 10 milyon TL’ye- kadar düşü- yor. Bu çok ciddi bir ceza değil ama reklam gelirinden olmak istemediler. Direnen tarafa baktığımızda Twitter karşımıza çıkıyor. Bu durumda onları bekleyen şey; üç ay sonra daraltılacak olan bant genişliği. Bu genişlik %50’ye kadar indirilecek bu da şu demek; şöyle düşünün on şeritli bir yolda Sosyal Medya Şirketleri, Türkiye’de Tek Tek Temsilcilik Açmak Zorunda Kalıyor Dijital Biz 18 Dijital Biz 19

Sayfa 20 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber trafik akarken bir anda şerit sayısı 5’e dü- şüyor. Bu durumda da insanlar tepki gös- termeye başlayacaklar. Sonraki aşamada yine direnmeye devam ederse bant genişliği %10’a kadar düşürülebilecek. Facebook gibi firmalar; Avrupa Birliği ile Türkiye’yi bu uygu- lamada ayırdılar.” diye konuştu. Şu ana kadar Facebook, Instagram ile VK’nın Türkiye’de ofis açtığını aktaran Vatan- sever, şunları kaydetti: “WhatsApp tarafından kişisel veriler konu- sunda bir hassasiyet oluştu ve bunu olum- lu olarak değerlendiriyoruz ama başka bir açıdan baktığımızda; 2004 yılında Facebook kuruldu. O günden beri biz zaten bütün kişi- sel verilerimizi aleni hale getirdik. Facebook tarafından gölge profiller de yaratıldığı belirti- liyor. Bu profillerde bizim verdiğimiz ve ver- mediğimiz bilgiler ayrıntılı olarak bulunuyor. Bütün bilgiler orada tutulup yapay zekâ ile analiz ediliyor. Mesela bu seçimlere müdahale konusunda da o kişinin oyunu hangi yönde değiştirmek istiyorlarsa bu konudaki haberlerin karşılarına çıkarılması, farklı uygulamaların yapılması söz konusu olabiliyor. WhatsApp tarafında hesabı sildi- ğiniz zaman verilerinizin geride kalıp kalma- ması açısından nasıl sildiğiniz çok önemli. Kullanıcı hesabını kapatırken direkt olarak uygulamayı kaldır şeklinde yapıp siliyor. Böyle olduğu zaman aslında kişisel verileri sunuculardan silinmiyor. Kullanıcıların çoğu böyle yaptıktan sonra diğer uygulamayı indi- rip devam etti. Hesap içerisinde baktığımızda ayarlar kısmında bulunan hesabın içerisine girip hesabımı sil seçeneğinin tıklanması gerekiyor. Uygulamayı verilerinizi bu şekilde sildikten sonra kaldırmanız gerekiyor. Sade- ce ekrandan silmek yeterli değil. Direkt siler- seniz aslında silmiş olmuyorsunuz. Verileriniz onların veri merkezlerinde kalmaya devam ediyor.” Dijital Biz 20 Dijital Biz 21

Sayfa 22 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber İnsanların hayatında eğitimin vazgeçilmez bir noktada olacağı gerçeğinin her zaman ortaya koyulduğuna dikkati çeken Gürsoy , şunları kaydetti: “Eğitim sistemi blended veya flipped diye - ceğimiz hibrit modellerle öğrenme yönetim sistemleri (LMS) aracılığıyla yapılmaya devam edilecek. Ancak zamanla; LMS, öğrenme eğilimlerini profilleyerek bireysel öğrenmeyi arttıracak öğrenme tecrübeleri platformuna (LXP) dönüştüğünü göreceğiz. Yükseköğretim sisteminin 3 yıllık lisans ve lisans eğitimine entegre ve yüksek lisans eğitimleriyle uzmanlaşacak bir formata dönüşmesini bekliyorum. Böylece herke - se her şeyi öğretmek yerine altyapıyı inşa ederek uzmanlık alanlarında odaklaşmaya geçilmesini arzu ederim.” Prof. Dr. Gürsoy , başarılı bir yükseköğ - retim yolculuğu ve kariyer serüveni için ilk ve en önemli adımın üniversite ve program tercihi olduğuna inandığını belirtti. “Başarısız insan yok, yanlış tercih yapmış insanlar var” yaklaşımıyla bireye özgü doğru tercihlerin öne çıkması gerektiğini vurgulayan Gürsoy , “Bunun için tavsiyem bilimsel kişilik envanterlerinin daha yay - gın kullanılması olacaktır. Liseden itibaren davranışsal olgunluk yaşı kabul edilen 16 yaş üstündeki öğrencilere mesleki eğilim testlerinin yapılması faydalı olacaktır. Öğ - rencinin güçlü yönleri keşfedilerek bunlar üzerinde üniversite ve program tercihleri inşa edilmelidir. Bu amaçla İstanbul Okan Üniversitesi olarak bunu ücretsiz olarak adaylarımıza sunuyoruz. Bireye göre tasarlanmış müfredat yapılarına geçmek de yakın zamanlarda hayal olmayacak. Ne okuduğunuz kadar neyi nasıl okuduğu - nuzun çok daha öne çıkacağı bir döneme giriyoruz.” değerlendirmesini yaptı. Çevrim içi etkinliğin sonuna katılan BİDER Başkanı Şenol Vatansever, Prof. Dr. Gürsoy ’a destekleri ve aktardığı bilgiler için teşekkür etti. Sivil toplum kuruluşları (STK), üniversiteler, iş dünyası ve öğrenci - ler arasında etkileşiminin ve iş birliğinin Global Bilişim Derneği’nin (BİDER) düzenlediği çevrim içi etkinlikte konu - şan İstanbul Okan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güner Gürsoy; yerli kaynaklarla uluslararası pazarlarda re - kabet edebilecek kalitede yüksek tek - nolojili milli ürünler üretilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi. BİDER’in çevrim içi etkinliğinin moderatörlü- ğünü derneğin yönetim kurulu üyeleri Hüsnü Tavlaş, Samet Bayrakcı ve Arzu Tufan yaptı. BİDER Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gürsoy , toplantıda yaptığı konuşmada, “Endüstri 4.0”ın siber fiziksel robotlar dün - yası ile bizleri tanıştıracağını, dördüncü sanayi devriminin belli alanlarda tanımlı iş pozisyonlarının sonlanmasına yol açacağından, buralarda işsizlik oluşma ihtimalinin mevcut olduğunu söyledi. Gürsoy, mevcut iş gücüne farklı alanlarda yetkinlik kazandırılarak, işsizlik yerine yeni kariyerler edinmelerinin temin edilebileceğini ifade ederek, “İş gücünün yetkinlik dönüşümü bizler için hayati olacak. Eğitim bugüne kadar olduğundan çok daha önemli olacak, formatı ve eğitim yöntem ve teknikleri daha da geli- şecek.” dedi. Gelecekte yetkinlik tabanlı diploma, sertifika ve rozet eğitimlerinin öne çıkacağı bir dönem olacağını değerlendiren Gürsoy, değişim hızında ve değişimlerin büyüklüklerindeki artışların yeni mezunların yaşam döngülerin- ce 8-10 farklı kariyer edinme ihtiyacını ortaya çıkaracağını belirtti. artmasının gençlere yeni kapılar açabi - leceğini kaydeden Vatansever, derneğin yapacağı çalışmalar ve “ BİDER Akademi ” ile bu süreçte önemli rolünün olacağına dair inancını ifade etti. Vatansever , yerli ve milli teknolojilerin teşvik verilerek desteklenmesi yerine kamu kurumları tarafından satın alınmasının ve kullanılmasının daha değerli olduğunu söy - ledi. Böylece referans konusunda da ra - hatlayacak girişimlerin, markalarını global pazarlara açmasının ve ihracat yapması - nın yolunun açılacağını sözlerine ekledi. “İHA’larda Olduğu Gibi Farklı Yüksek Teknolojili Ürünlerde Markalaşabilmeliyiz” Dijital Biz 22 Dijital Biz 23

Sayfa 24 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Yazar Prof. Dr. Güner GÜRSOY İstanbul Okan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Dipnot: Gelin bizler değişim trendlerini sürekli takip edelim ve gelecek odaklı olarak değişimi algılayıp, değişime uyum sağlayacak mekanizmalarımızı ve ekiplerimizi şimdiden kuralım. Ne bireysel olarak ne de kurumsal olarak değiştirilmeyelim… Değişmek mi? Değiştirilmek mi? Neyi tercih ederdiniz? Değişim hızı ve sıklığındaki artış, tüm insanlığın, kurum ve şirketlerin sürdürülebilirli- ği önündeki en iyi fırsat veya tehdit olarak karşımıza çıkıyor günümüzde. Değişim kaçınıl- maz ama değişimi görebilmek herkesin başarabildiği bir yet- kinlik değildir. Değişimi görebi- liyor muyuz? Değişimi yönete- biliyor muyuz? Değişim rüzgâr ve fırtınalarına dayanıklı mıyız? Bunun gibi pek çok soruyu peş peşe sorabiliriz. Ama maalesef değiştirmeyi ve hele de değiş- meyi pek sevmiyoruz genel olarak. Konfor alanlarımız, işletme körlüğümüz ile birleşin- ce, bize bir şey olmaz rahatlı- ğında, kazanlarda yavaş yavaş ısıtılarak kaynatılan kurbağalara dönüşüyoruz. Değişim ile ilgili kitaplarda, öğretilerde ve eği- timlerde tüm süreçleri detayları kapsamlı olarak işlenmektedir. Ancak bunlar arasında benim şahsen en çok önemsediğim boyutlarına bu yazımda değin- mek istiyorum. Değişim İhtiyaç Analizi: Deği- şim algılayabilmek ve değişimin bireysel ve kurumsal etkilerini görerek bunu bir fırsata dö- nüştürebilmenin ilk adımıdır. Değişimin ne olduğu, yönü, şiddeti ve etkileri bu kapsamda analiz edilmelidir. Bu safhada ne yapacağımıza takılmadan, sonuca hemen atlamadan, sa- dece mevcut değişim ihtiyacını tanımlamaya odaklanmalıyız. Bunu başarabilmek, önyargı- sız ve açık fikirlilikle yapılacak uzgörü kapsamında, mevcut ve değişim sonrası oluşabilecek yeni durumları tüm dinamikleri ile birlikte değerlendirebilmek suretiyle mümkün olabilir. Biz neredeyiz? Nereye gidiyoruz? Yeni durumda ne gibi bireysel ve kurumsal yetkinliklere sahip olmalıyız? Nerelerde açıkları- mız ve eksiklerimiz var? gibi temel sorular, bu analiz ile daha belirgin hale gelebilecektir. Değişim Vizyonu ve Stratejisi: Liderliğin değeri burada ön pla- na çıkacaktır. Değişim yönetimi- nin, tepeden aşağıya ve aşa- ğıdan tepeye uyumlanmasını temin edebilmek, liderlerin ana misyonlarındandır. Bu da ancak ve ancak değişim vizyonunun doğru tanımlanıp, tüm organi- zasyon içerisinde herkes tara- fından benimsenerek, ortak bir şekilde paylaşılması suretiyle hayat bulabilir. Değişim hedef- lerinin nasıl gerçekleştirileceğini tanımlayacak uygun politikalar ve stratejilerin değişim yönetim ekibi ile belirlenmesi, beraberin- de başarıyı getirecektir. Değişime Direnci Yönetmek: Değişime direnç kaçınılmaz- dır. Sadece direncin yönünün değiştirilip, desteğe dönüştürül- mesi gerekir. Liderler, değişim sonunda oluşacak yeni durumu, vizyon ile doğru resmederek, herkese umut ve güven ve- rebildiği oranda bu dönüşüm gerçekleşir. Çünkü değişim ile ilgili en büyük endişe, çalışan- ların işlerini veya pozisyonlarını kaybetme endişeleridir. Endişe- yi ortadan kaldırmak için de en önemli araç açık ve net iletişim kanallarının çalıştırılabilmesidir. Buna ilaveten, önemli birimler bünyesindeki doğal liderlerden ve etkili kişilerden değişim ajan- ları takımı oluşturulması, değişi- me olan direnci etkin bir şekilde yönetmemizi mümkün kılacaktır. Değişimde Dengeyi Korumak: Değişim yolculuğu mevcut durumun ve statünün yerine yenilerinin tanımlanmasını ge- rektireceği için değişim yolcu- luğu süresince dalgalanmalar ve kırılmalar yaşanabilir. Ancak bu belirsizlikler ve hedeften sapmalar, kaotik bir durum almadan kurumsal dengeyi koruyabilmek, liderlerin temel kontrol göstergesi olacaktır. Değişim mi? Kaos mu? Deği- şimi algılayamaz ve ona uyum sağlayacak yönetim modelini kurgulayıp, hayata geçiremez- sek, oluşacak kaosu yönetmek ile mücadele ederiz. Dayanık- lılık ve sürdürülebilirlik kavram- ları bu safhada özel bir anlam kazanacaktır. Değişimin Hazmedilmesi: Deği- şim stratejileri hayata geçtikten sonra kalıcı olabilmesi, o deği- şimlerin yerleşmesine yani bir şekilde kurumsal olarak haz- medilmesine bağlıdır. Bu safha kırılgan bir safha olup, oluşan yeni düzenin dengesizliği ve kırılganlığı, liderler ve organi- zasyonlar için ciddi bir tehdittir. Sürdürülebilirlik, değişimlerin planlı ve kontrollü bir şekilde devamlılığına bağlıdır. Değişim dalgaları üzerinde sörfe hazır mısınız? Değişimi yönetmek büyük dal - gaların olduğu bir denizde sörf yapabilmek gibidir. Eğer dalga - nın büyüklüğü ve yönünü kendi hedefleriniz doğrultusunda değerlendirebilirseniz sörfünüz ile keyifli bir spor yapmanın tadını çıkartabilirsiniz. Burada önemli olan dalga üstündey - ken, dalganın dinamiklerini algılayabilmek, ona uygun ko - numlanabilmek ve en önemlisi sörf üstünde dengemizi koru - yabilmektir. Değişebildik değiştik, yoksa ya bizi birileri değiştirecek ya da değişim rüzgarlarının oluştura- cağı kaotik ortamlar bizi ku- rumsal olarak değiştirip, oyunu sonlandıracak. Gelin bizler değişim trendlerini sürekli takip edelim ve gelecek odaklı olarak değişimi algılayıp, değişime uyum sağlayacak mekanizma- larımızı ve ekiplerimizi şimdiden kuralım. Ne bireysel olarak ne de kurumsal olarak değiştirilme- yelim… Dijital Biz 24 Dijital Biz 25

Sayfa 26 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEK- NOFEST, gençlerin geleceğin teknolojileri üzerinde çalışmalarını desteklemek için Roket’ten Otonom Sistemlere, Tarım’dan Sualtı Sistemleri’ne teknolojinin her alanın- da düzenlediği yarışmalarla Türkiye tarihinin en büyük Teknoloji Yarışmalarını gerçek- leştiriyor. Gençlerin millî teknoloji üretme ve geliştirme konusunda ilgilerinin arttırılması hedeflenerek bu alanlarda çalışan binlerce gencin projesine destek olmak için bu yıl ön eleme aşamasını geçen takımlara toplamda 5 Milyon TL’nin üzerinde malzeme desteği sağlanıyor. TEKNOFEST’te yarışıp dereceye girmeye hak kazanan takımlar ise 4 Milyon TL’nin üzerinde ödülün sahibi olacak. TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülü Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST kapsa - mında gerçekleştirilen “Teknoloji Ya - rışmalarına” başvurular başladı. Top - lumun her kesiminden binlerce gencin merakla beklediği ve ilgiyle takip et - tiği TEKNOFEST Teknoloji yarışmala - rına geçtiğimiz yıl 81 il ve 84 ülkeden 20.197 takım, 100 bin genç başvuruda bulundu. Başvurular arasından 5000 finalistin belirlendiği yarışmalarda gençler kıyasıya mücadele etti. Bu yıl TEKNOFEST Teknoloji yarışmalarına yine ilkokul seviyesinden ortaokul, lise, üniversite, lisansüstü ve mezun seviyesine kadar nitelikli binlerce gencimiz hayallerini gerçekleştirmek için birbirinden farklı kategorilerde düzenlenen teknoloji yarışmalarına katılabilecek. Son başvuru tarihi ise 28 Şubat. Kendine Güvenen Gençler, 34 Farklı Kate- gori Sizleri Bekliyor! Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarış- ma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları bu yıl 34 farklı kategoride düzenleniyor. TEKNOFEST 2020’den farklı olarak Karma Sürü Simülas- yon, İletişim Teknolojileri, Savaşan İHA, Ya- pay Zekâ, Kültür ve Turizm Teknolojileri, Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri, Ta- rımsal İnsansız Kara Aracı, Sanayide Dijital Teknolojiler Yarışmaları ilk kez düzenleniyor. Yapay Zekâ, Su Altı Sistemleri, Otonom Sistemler Teknolojinin Her Alanında Yarış- malar Toplumun tamamında teknoloji ve bilim konu- sunda farkındalık oluşturmayı, Türkiye’nin ğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şir- ketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversi- telerin destekleriyle düzenleniyor. 21-26 Eylül tarihleri arasında yeniden İstanbul’da ger- çekleşecek olan Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’in bir parçası olmak ve başvurularınızı gerçekleştirmek için htt- ps://teknofest.org/yarismalar.html adresini ziyaret etmeniz yeterli olacak. TEKNOFEST 2021 Teknoloji Yarışmaları Başvuruları Başladı Dijital Biz 26 Dijital Biz 27

Sayfa 28 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber 35 Farklı Teknoloji Yarışması Gençleri Bekliyor! Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarış- ma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST Teknoloji Yarışmalarında bu yıl 35 farklı yarışma bulunuyor. TEKNOFEST 2020’den farklı olarak Karma Sürü Simülas- yon, İletişim Teknolojileri, Savaşan İHA, Ya- pay Zekâ, Kültür ve Turizm Teknolojileri, Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri, Ta- rımsal İnsansız Kara Aracı, Sanayide Dijital Teknolojiler Yarışmaları ilk kez düzenleniyor. World Drone Cup, Hackİstanbul, Roket Yarışı Gibi Heyecan Verici Yarışmalar… Toplumun tamamında teknoloji ve bilim ko - nusunda farkındalık oluşturmayı, Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEK - NOFEST, gençlerin geleceğin teknolojileri üzerinde çalışmalarını desteklemek için Ro - ket’ten World DroneCup’a, Model Uydu’dan Hackİstanbul’a kadar onlarca nefes kesen yarışmalarla Türkiye tarihinin en büyük ödül - lü Teknoloji Yarışmalarını gerçekleştiriyor. Gençlerin millî teknoloji üretme ve geliştirme konusunda ilgilerinin arttırılması hedefle - nerek bu alanlarda çalışan binlerce gencin projesine destek olmak için bu yıl ön eleme aşamasını geçen takımlara toplamda TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Tekno - loji Festivali kapsamında BAYKAR yü - rütücülüğünde düzenlenen Uçan Araba Tasarım Yarışmasına katılmak için hazır mısın? Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören tüm üniversite (lisans, yüksek lisans, doktora) ve lise öğrencilerinin katılımına açık olan yarışmaya başvuru - lar 28 Şubat’a kadar yapılabiliyor. 20. yüzyılın başından beri gerçekleştirilmeye çalışılan, kişisel ya da toplu taşıma amacıy- la hem karada hem havada seyredebilen bir araç fikrinin yakın geleceğimizde hayata geçmesi hiç de uzak görünmüyor. Geleceğin araçlarından biri olarak görülen “uçan araba” alanında düzenlenen bu yarışma ile amaç- lanan; yoğun nüfus bölgeleri de dâhil, insan yaşam bölgelerinde veya yerleşim bölgeleri arasında bir noktadan diğerine emniyetli bir şekilde seyredebilecek bir “Uçan Araba” konseptinin ortaya konması olarak tanımla - nıyor. Takımlardan, aynı anda birden fazla uçan arabanın bir şehirde görev yaptığı durumu düşünerek, araçların birbirleri ve çevreleriyle güvenli bir şekilde hareket etmelerini sağlayacak tasarımlar yapmala - rı bekleniyor. Dolayısıyla, geleceğin uçan arabalarında önemli bir yer teşkil edecek olan hava trafik yönetim sistemi üzerine de çalışacaklar. Yarışmacı takımlardan, tasarladıkları uçan arabayı simülasyon ortamında göstermeleri ve bu yıl ek olarak tasarlamış oldukları uçan arabanın ölçek - lendirilmiş modelini yapmaları isteniyor. Finalde ise birinciyi 45.000 TL, ikinciyi 30.000 TL ve üçüncüyü 15.000 TL’lik ödül bekliyor. 5 Milyon TL’nin üzerinde malzeme desteği sağlanıyor. TEKNOFEST’te yarışıp dereceye girmeye hak kazanan takımlar ise 5 Milyon TL’nin üzerinde ödülün sahibi olacak. TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğün- de, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerin de olduğu 67 paydaş kurumun destekleriyle dü- zenleniyor. 21-26 Eylül tarihleri arasında yeni- den İstanbul’da gerçekleşecek olan Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’in bir parçası olmak ve başvurularınızı gerçekleş- tirmek için https://teknofest.org/yarismalar. html adresini ziyaret etmeniz yeterli olacak. Milli Uçan Arabaya İmza Atmak İsteyenler Yarışmaya Dijital Biz 28 Dijital Biz 29

Sayfa 30 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Gücünü araç üzerindeki depolanmış hidro - jeni enerjiye çeviren yakıt pili sisteminden alan hidrojen enerjili araçlar ise gelecekte kullanımını yaygınlaştırmak için üzerinde çalışılan diğer bir alternatif ve temiz enerjili araçları oluşturuyor. Final Yarışı Formula1 Pistinde, Ödül Tö - reni TEKNOFEST 2021’de Yarışmada katılımcıların eserleri gelişme raporu, teknik tasarım raporu ile sürüş vi - deosu ve yarış puanlaması olarak üç farklı aşamada değerlendiriliyor. Elektromobil ve Hidromobil kategorilerinde, enerji tüketimi hesaplanarak yapılan final sıralamasına göre ise performans ödülleri veriliyor. Yine TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Intercity İstanbul Park Formula1 Yarış Pistinde gerçekleştirilecek final yarışı ile kazananların belirlenmesi - nin ardından dereceye girenler 21-26 Eylül 2021 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivalinde ödüllerini Sn. Cumhurbaşkanı - mızın elinden alacaklar. Kendine Güvenen Gençler, 35 Farklı Tek - noloji Yarışması Sizleri Bekliyor! Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarış - ma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST Teknoloji Yarışmalarında bu yıl 35 farklı yarışma bulunuyor. TEKNO - FEST 2020’den farklı olarak Karma Sürü Simülasyon, İletişim Teknolojileri, Savaşan İHA, Yapay Zekâ, Kültür ve Turizm Tekno- lojileri, Lise Öğrencileri Kutup Araştırma Projeleri, Tarımsal İnsansız Kara Aracı, Sa - nayide Dijital Teknolojiler Yarışmaları ilk kez düzenleniyor. Yapay Zekâ, Su Altı Sistemleri, Otonom Sistemler Teknolojinin Her Alanında Ya - rışmalar Toplumun tamamında teknoloji ve bilim ko - nusunda farkındalık oluşturmayı, Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında TÜBİTAK tarafından 2005 yılından bu yana düzenlenen Effici- ency Challenge Elektrikli Araç Yarışları başvuruları devam ediyor. Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören tüm üniversite öğrencileri (lisans, yüksek lisans, dokto- ra) ile bu yıl lise öğrencilerinin de katılı- mına açık olan yarışmaya başvurular 28 Şubat’a kadar yapılabiliyor. Alternatif ve temiz enerji kaynaklarının otomotiv sa- nayiinde kullanımını yaygınlaştırmak ve alternatif enerjilerin araç teknolojilerinde kullanımı konusunda kamuoyunun ilgisini çekerek, farkındalık oluşturmayı amaçla- yan yarışma Elektromobil (batarya besle- meli elektrikli araç) ve Hidromobil (hidro - jen enerjili elektrikli araç) olmak üzere iki kategoride düzenleniyor. Her iki kategoride de birincileri 50.000, ikincileri 40.000, üçüncüleri ise 30.000TL’lik büyük ödüller bekliyor. Tasarımından teknik donanımına kadar en verimli araçların ortaya çıkmasının amaç - landığı yarışmada; öğrencilerin araç tekno - lojileri konusunda bilgi birikimi ve deneyim kazanması hedeflenirken, konuyla ilgili araştırma imkânı edinip dünyadaki geliş - meleri takip etmesi de teşvik ediliyor. Elek - trik ve hidrojen enerjisiyle çalışan araçlarla ilgili yerli üretimin artırılması, katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi, geleceğin teknolojileri olan batarya beslemeli araçlar konusunda ülkemizde ve dünyada yoğun Ar-Ge çalışmaları yürütülürken, elektrikli araçların günlük yaşamımızdaki kullanımı - nın daha da yaygınlaşacağı öngörülüyor. insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEK - NOFEST, gençlerin geleceğin teknolojileri üzerinde çalışmalarını desteklemek için Roket’ten Otonom Sistemlere, Tarım’dan Sualtı Sistemleri’ne teknolojinin her alanın - da düzenlediği yarışmalarla Türkiye tarihinin en büyük Teknoloji Yarışmalarını gerçekleş - tiriyor. Gençlerin millî teknoloji üretme ve geliştirme konusunda ilgilerinin arttırılması hedeflenerek bu alanlarda çalışan binlerce gencin projesine destek olmak için bu yıl ön eleme aşamasını geçen takımlara toplamda 5 Milyon TL’nin üzerinde malzeme desteği sağlanıyor. TEKNOFEST’te yarışıp dere - ceye girmeye hak kazanan takımlar ise 5 Milyon TL’nin üzerinde ödülün sahibi olacak. TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütü - cülüğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üni - versitelerin de olduğu 67 paydaş kurumun destekleriyle düzenleniyor. 21-26 Eylül tarihleri arasında yeniden İstanbul’da ger - çekleşecek olan Havacılık, Uzay ve Tek - noloji Festivali TEKNOFEST’in bir parçası olmak ve başvurularınızı gerçekleştirmek için https://teknofest.org/yarismalar.html adresini ziyaret etmeniz yeterli olacak. Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları Başvuruları Devam Ediyor Dijital Biz 30 Dijital Biz 31

Sayfa 32 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Avrupa Birliği ülkelerine tercih sunulması, farklı ülkelerde farklı tutum içerisine girilmesi çifte standarttır.” ifadesini kullandı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından önceki yıl Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin açıklandığını hatırlatan GÜL, pandemiye rağmen bel - genin yüzde 50’sinin uygulandığını bildirdi. Abdulhamit GÜL, İnsan Hakları Ey - lem Planı için yapılan çalışmaların da sürdüğünü belirtti. ‘‘Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalıdır’’ anlayışının bir yansıması olarak yerli veri merkezlerinin çoğalması gerekmektedir Kurum Başkanımız Prof. Dr. Faruk BİLİR konuşmasında “28 Ocak 1981 tarihinde ülkemizin de taraf olduğu, 108 Sayılı Sözleşme’nin imzaya açıldığını, bu sözleşmenin kişisel verilerin korunmasına ilişkin uluslararası ilk bağlayıcı belge olma niteliği taşıdığını ve Ülkemizin de, bu sözleşmeyi ilk imzalayan ülkelerden biri olduğunu belirtti. BİLİR, şöyle devam etti: “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalıdır anlayışının yansıması olarak yerli veri merkezlerinin çoğalması gerekmektedir. İşte bu hassasiyetle kurumumuz, genel olarak Kanunun uygulanmasını sağlamak, düzenleyici ve denetleyici işlemler yapmak, Kanuna uygun şekilde veri işlenmesini sağlamak için görev yapmaktadır.” BİLİR sözlerini, “Sadece geçmişimiz ve bugünümüz değil, geleceğimiz de kişisel verilerimizdedir.” diyerek tamamladı. Açılış konuşmaların ardından, programın “Veri Temelli Ekonomi” başlıklı birinci bölümünde Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet GÜNAL “Veri Ekonomisinin Dünü, Bugünü ve Geleceği” konusunda değerlendirmelerde bulunurken, Türk Alman Üniversitesi 28 Ocak Veri Koruma Günü sebebiyle Kişisel Verileri Koruma Kurumu Konfe - rans Salonunda düzenlenen konferan - sa Adalet Bakanımız Sayın Abdulhamit GÜL, Bakan Yardımcıları Sayın Uğurhan KUŞ, Zekeriya BİRKAN, Hasan YILMAZ, Yakup MOĞUL, Gazi Üniversitesi Rektö - rü Prof. Dr. Sayın Musa YILDIZ, Adalet Akademisi Başkanı Sayın Muhittin ÖZ - DEMİR, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Sayın Süleyman ARS - LAN, Kamu Denetçisi Sayın Celile Özlem TUNÇAK ile akademisyenler ve davetli - ler katıldı. Pandemi nedeniyle bu yıl hibrit etkin - lik formatına uygun şekilde, hem fizik - sel olarak hem de çevrimiçi şekilde gerçekleştirilen programın açılış konuşmalarını Adalet Bakanımız Sayın Ab - dulhamit GÜL, ile Kurum Başkanımız Prof. Dr. Sayın Faruk BİLİR yaptı. “Siber Vatan”ı korumak için veri güvenliği konusundaki yerli ve milli çalışmalar hızlandırıldı Bakan GÜL konuşmasında, ülkemizde kişisel verilerin korunmasına yönelik yapılanları anlatarak, elektronik sistemlerde saklanan verilerin korunmasının önemine işaret etti. Veri güvenliğini yabancı kaynaklarla sağlamanın sınır güvenliğini yabancı asker - lere emanet etmek gibi olduğunu ifade eden Bakan GÜL, “Siber Vatan”ı korumak için veri güvenliği konusundaki yerli ve milli çalışmaların hızlandırıldığını aktardı. Güncel konulara da değinen Gül, “Son günlerde bir sosyal iletişim platformunun uygulamanın devamı için kişisel verileri kullanma, başka platforma aktarmaya rıza şartını getirdiğini görmekteyiz. Ancak Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Serdar ÇEKİN “Kişisel Verilerin Hukuki Niteliği ve Veri Temelli Ekonomi Bağlamında Hukuk Politikalarına Etkisi” konusunda sunum yaptı. Programın ikinci bölümünde konuşmacılar “Dijital Çağda Kişisel Verilerin Korunması” konusunu ele aldılar. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çetin ELMAS’ın “Kişisel Veriler ve Yapay Zekâ” konusunu ele alırken, İstanbul Teknik Üniversi - tesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Behçet Uğur TÖREYİN “Makine Öğrenmesi Tekniklerinin Kullanımına İlişkin Güncel Gelişmeler”den bahsetti. Programın ikinci bölümü İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Çiçek ERSOY‘un “Dijital Reklam ve Pazarlama Trendleri ve Bunların Kişisel Verilerin Korunması Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı sunumuyla devam etti. Programın ikinci bölümünün Konya Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Sinan Sami AKKURT’un “Sosyal Ağlardaki Veri İlkelerine Medeni Hukuk Perspektifinden Bir Bakış” konusun - daki sunumuyla sona erdi. Programın “Kişisel Verilerin Korunması Alanında Güncel Gelişmeler” başlıklı üçüncü ve son bölümünde Bahçeşehir Üni - versitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Elif KÜZECİ “Yeni Teknolojiler ve Güncel Gelişmeler”den bahsederken Kurumumuz Hukuk İşleri Dairesi Başkanı Demet AR - SLANER KEKLİKKIRAN “Yurtdışına Veri Aktarımı” konusunda katılımcıları bilgile - ndirdi. Program, Kurumumuz Başkanlık Müşaviri Seçil KOYUNCU’nun yaptığı “Unutulma Hakkı Kararı, Son Yayımlanan İlke Kararı ve Kurulun Aydınlatma Yükümlülüğüne İlişkin Duyurusu” hakkındaki sunumuyla sona erdi. Programın ardından, programa katkı sunan konuşmacılara günün anısına teşekkür bel - gesi takdim edildi ve toplu fotoğraf çekimi yapıldı. 28 Ocak Veri Koruma Günü Etkinliği Yapıldı Dijital Biz 32 Dijital Biz 33

Sayfa 34 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Yazar Dr. Erol ÖZGÜNER İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Bilgi İşlem Daire Başkanı Dipnot: Gün dönüyor, zaman hızla akıp gidiyor ve yeni gelen nesil kendi beklentileri, kendi yak- laşımları ve istekleri ile önemli bir potansiyel ve baskı unsuru olarak önümüze geliyor. Z Kuşağı ve Teknolojik Kullanım Alışkanlıkları Hikâye, arkadaşımın evinde 1 yaşındaki çocuğunun televizyo - nun uzaktan kumandasını sinirle - nerek yere fırlatmasıyla başladı. Sürekli tablet veya touch screen ekranlı telefon ile çizgi film sey - retmesi veya basit bazı oyunlara bakması sebebiyle Ada’nın zihin dünyasında elle tutulabilen tüm cihazlar parmakla yönetilebile - cek yapıda olmalıydı sanırım. O sebeple biraz oyalansın diye eli - ne tutuşturulan tuşlu televizyon kumandasında hem parmaklarını kaydıramıyor hem de ekranı ol - madığı için ne olduğunu anlaya - mıyordu. 2-3 denemeden sonra sıkıldı, sinirlendi ve kumandayı fırlatarak memnuniyetsizliğini gösterecek şekilde ağlamaya başladı. Evet 2019 doğumlu bir çocuk dünyaya geldiğinde aslında önemli bir teknoloji ortamının içine doğuyor. Hayatı da o pen - cereden yorumlamaya başlıyor. Sanırım 2020 ve sonrası doğum - lulara alfa kuşağı diyerek daha farklı tanımlamalarda bulunaca - ğız ancak bu yazıda Z kuşağı diye adlandırılan bugünün genç - leri, onların teknolojik eğilimleri ve bu teknolojik eğilimlerin haya - ta yansımalarından bahsetmek istiyorum. Her şeyden önce kendi online dünyaları var, 2 dakika içerisin - de organize olup online ortamda buluşabiliyorlar. Hatta abartısız bir şekilde sürekli olarak onli - ne’lar. Sizinle konuşurken hatta yüzünüze bakarken mesajlaşa - biliyor, sosyal medyaları takip ediyor, kendilerini ilgilendiren bir olay olduğunda yüzbinler bir sosyal medya etiketi altında buluşabilerek aynı tepkiyi göste - rebiliyorlar. Sırf bu yönüyle bile bakıldığında, Z kuşağının içselleştirebileceği bir ürünün birkaç gün içerisinde milyonlarca kullanıcıya ulaşabi - leceği gerçeği teknoloji pazar - lamacıları tarafından göz ardı edilememelidir. Son derece yaratıcı ve işbir - likçiler, çevreye ve dünyaya karşı duyarlılıkları çok yüksek. Onların duygularıyla asla oyna - mayın. Çünkü tepkileri de sert ve orantısız. Grup çalışmasına çok yatkınlar ve bilgiye çok hızlı erişip çok hızlı işleyebiliyorlar. Üretilen çıktıyı da maksimum oranda dağıtma hevesindeler. Bir işe bağlılıklarını ve dikkatlerini uzun süre aynı oranda tutabil - mek mümkün değil. Paralel işlem yetenekleri çok yüksek. Gündelik sorunlarına çözüm arayışları çok dinamik. Teknolojiyi bu anlamda kullanmayı çok seviyor ve istiyor - lar. Freelance tanımı birçoğuna tam oturacak bir tanım gözükü - yor. Online ve ofis dışı çalışma deyince sanırım karşımıza pan - demi sonrası çalışma dünyasının Z kuşağı ile birlikte nasıl şekille - neceği konusunda daha net bir resim çıkıyor. Ülkemizin 25 yaş ve altı nüfusu 32 milyon. Avrupa’nın en kala - balık ilk 5 nüfusundan biri olarak konumlanabilir. Yarının dünyası değil, artık bugünün dünyasını, bu nüfusun taleplerini anlamak ve ona göre dizayn etmek zorun - luluğumuz var. • Sosyal medya • Akıllı cihazlar • Kesintisiz ve sorunsuz teknoloji deneyimleri • Olmazsa olmaz e-ticaret • Çevre dostu, sıfır karbon ayak izli uygulamalar • Emojik anlatımlar, z kuşağı dili diye bir iletişim türünü destekle - yen yapılar • Networking en çok önem ver - dikleri konular arasında, hatta olmazsa olmaz. Bu sebeple networking temelli teknolojilere çok yatkınlar. • Girişimcilik çok önemli, hayalden fikire, fikirden eyleme, eylemden gerçeğe gidiş süreleri çok kısa • Tüketim hızları da bir önceki madde kadar hızlı, marka sadakati veya aidiyet duyguları oldukça düşük. gibi özellikleri bu kuşak için tanım- layıcı kriterler olarak sayabiliriz. Gün dönüyor, zaman hızla akıp gidiyor ve yeni gelen nesil kendi beklentileri, kendi yaklaşımları ve istekleri ile önemli bir potansiyel ve baskı unsuru olarak önümüze geliyor. Yarının dünyasında her geçen gün daha çok fark edilecek, kendilerini hissettirecek bir Dijital Kuşağın genel bir resmini çizmeye çalıştım. Bu gençlerle dünyanın daha yaşanılabilir bir yer olacağın- dan hiç şüphem yok. Tek üzüntüm ise onlara hak ettikleri gibi bir dün- ya bırakamamış olmamız. Sanırım bize en büyük kızgınlıkları küresel ısınma kaynaklı ağaca, ormana, doğaya yaptığımız tahribattan dolayı olacak. Sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir Şubat ayı geçirmenizi dilerim. Dijital Biz 34 Dijital Biz 35

Sayfa 36 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber küçüleceğini tahmin eden IMF, şu anda bu rakamı yüzde 1,2 büyüme olarak revize etti. 2021’de Türkiye’nin yüzde 6 büyüyeceğini öngörüyor. Bazı muhalefet partileri sürekli Türkiye’nin verileriyle ilgili kafa karışıklığı oluşturmaya, kurumlarımızın güvenilirliğini zedelemeye çalışıyor. Özellikle otel köşe - lerinde gizli saklı görüştükleri IMF’nin bu rakamları revize etmeleriyle ilgili ne düşünü - yorlar, merak ediyorum. Kayıt altına almak ve bu kapsamda ticaretin gelişmesi, birçok vatandaşımızın pandemi sürecinde e-ticaret platformlarına yönelmesini bir kazanım ola - rak karşımıza çıkıyor.” şeklinde konuştu. DİJİTAL DÖNÜŞÜM TRENDİ Başta sanayi olmak üzere üretim süreçle - rinde dijitalleşmeyle ilgili hedeflere değinen Varank, bu kapsamda dünyadaki dijital dö - nüşüm trendlerini yakından takip ettiklerini, sanayici ve işletmelerin bu dönüşüme en iyi şekilde ayak uydurması için yol haritalarını belirlediklerini bildirdi. Varank, firmaların dijital dönüşüm süreçle - rinde bütçe ve insan kaynağı yetersizliği gibi sorunlar yaşayabildiğine işaret ederek, “Biz işletmelerin bu sorunları aşmaları için Ba - kanlık olarak, destek ve teşvik mekanizma - larımızı çözüm odaklı olarak kurguluyoruz. Dijital dönüşümü, 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejimizin ana odağına aldık.” ifadelerini kullandı. FİRMALARIN FİNANSMANLARI Dijital dönüşüm odaklı birçok hibe ve destek programıyla da firmaların finansman ihtiyaç - larına cevap verdiklerini vurgulayan Varank, “İmalat sanayinde dijital dönüşümü teşvik etmek üzere KOSGEB vasıtasıyla yürüttü - ğümüz KOBİGEL programıyla hem teknoloji - yi geliştiren hem de bu teknolojileri kullanan KOBİ’lerin sayısını artırmak için çalışıyoruz. Bu kapsamda 2020 yılında ilan ettiğimiz çağrıyla, dijital dönüşüm odaklı 396 projeye 158 milyon lira katkıda bulunduk. KOBİ - GEL’in dijitalleşme odaklı yeni çağrısını da yakında ilan edeceğiz.” diye konuştu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Va- rank, KOSGEB aracılığıyla yürütülen KOBİ Gelişim Destek Programı (KOBİGEL) kap- samında 2020 yılında ilan edilen çağrıyla, dijital dönüşüm odaklı 396 projeye 158 milyon lira katkıda bulunduklarını belirte- rek, “KOBİGEL’in dijitalleşme odaklı yeni çağrısını da yakında ilan edeceğiz.” dedi. Bakan Varank, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) tarafından çevrim içi düzen- lenen “Dijital Türkiye Konferansı”nın açılışında yaptığı konuşmada, yeni nesil teknolojilerin pazarı değil, geliştiricisi bir Türkiye olarak 4. Sanayi Devrimi’nin öncü ülkelerinden biri konu- muna gelmeyi hedeflediklerini ifade etti. E-TİCARET Covid-19 salgınıyla birlikte dijitalleşmenin daha önce olmadığı kadar gündeme girdi- ğine işaret eden Varank, salgın süresince kamu hizmetlerinin ve iktisadi faaliyetlerin dijitalleşmesinde tüm dünyaya örnek olan bir performans sergilediklerini kaydetti. Varank, salgın döneminde birçok kamu hizmetinin dijital ortamda yürütüldüğünü ve özel sektörün de dijitalleşmeye ivme ka - zandırdığını belirterek, “Bunun yansıması olarak e-ticaret sektörü 2020’de yaklaşık yüzde 65 büyüdü. Bu yaygın dijitalleşme - nin kayıt dışılığın azaltılması ve işletme maliyetlerinin düşürülmesi gibi çok önemli pozitif etkileri var. Bu kayıt altına almanın bizim büyüme rakamlarımıza da yansıdığını düşünüyoruz.” diye konuştu. IMF’NİN TÜRKİYE REVİZESİ IMF’nin, 2020-2021 Türkiye büyüme öngö- rülerini revize ettiğini anlatan Bakan Varank, “Daha önce Türkiye’nin 2020’de yüzde 5 5 BİNDEN FAZLA PROJEYE DESTEK KOSGEB’in “Stratejik Ürün Destek Programı” kapsamında da KOBİ’lerin teknolojik üretim yeteneklerini geliştirmeleri için işletme başına 6 milyon liraya kadar destek sağladıklarını anımsatan Varank, TÜBİTAK’ın bugüne ka- dar dijitalleşme alanında 5 binden fazla pro- jeye 3,39 milyar lira destek verdiğini anlattı. Varank, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde işletmelerin dijital dönüşümünün gerçekleşti- rilmesinde önemli merkez konumunda olduk- larını belirterek, buralarda firmaların yaklaşık yarısının yazılım alanında faaliyet gösterdiği- ni dile getirdi. DİJİTALLEŞME ODAĞINDA 3 PROJE Bakan Varank, Avrupa Birliği ile yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı’nda dijital- leşmeyi odağına alan üç proje olduğundan bahsederek, “Yaklaşık 5 milyon avroluk Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Proto- tipleme Merkezi projesi, 9,9 milyon avroluk Endüstriyel Yetkinlik Merkezi projesi ve 10,5 milyon avroluk Hazır Giyim ve Tekstil Sektö- rünün Dijital Dönüşümü projesiyle toplamda 26 milyon avroluk bir bütçeyi dijitalleşme süreçleri için kullandıracağız.” ifadelerini kullandı. DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ MERKEZİ Varank, geçen yılın başında Dünya Ekono- mik Forumu (WEF) Davos toplantısında, “Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezleri Ağı”na katıldıklarını ilan ettiklerini, yıl sonunda da WEF ve Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) iş birliğinde Dördüncü Sanayi Devrimi Merke- zi’ni İstanbul’da açtıklarını anımsattı. Dünya- nın en büyük inovasyon ve girişimcilik plat- formunun (Plug and Play) merkezde bu ay çalışmalarına başladığını belirten Varank, “9 milyar dolarlık portföye sahip 40 binden fazla girişimi bünyesinde barındıran bu platform, girişimci, sanayici ve yatırımcıyı bir araya getirecek. Firmanın Türk girişimlerinden en az 1 ‘unicorn’ çıkarma hedefinin de takipçisi olacağız.” diye konuştu. KOBİ’lerin Dijital Dönüşümü İçin Yeni Çağrı Dijital Biz 36 Dijital Biz 37

Sayfa 38 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Türkiye’ye yatırım yapmaktan vazgeçmesi kararı ile ele alındı. Bakan Varank, yaptığı açıklamada özetle şunları kaydetti: TÜRKİYE YÜZDE YÜZ KAZANACAK Oldukça meşakkatli bir seneyi geride bırakı- yoruz. Bir virüsün normal şartlarda geçirdiği mutasyon bile bir ülkeyi etkileyebiliyor. Hiz- met sektörünü derinden sarsmış bir hasta- lıktan söz ediyoruz. Önümüzdeki dönemde hizmet sektörüne bağlı iş alanlarında çok daha güzel gelişmeleri görebileceğiz. Türkiye olarak kendimizi şanslı görüyoruz. Gerçek- ten salgının başından itibaren oldukça aktif bir virüsle mücadele süreci geçirdik. Proak- tif olduk ama panik de yapmadık. Yabancı ziyaretçilerle konuştuğumuzda ‘Bu süreci çok iyi yönettiniz.’ diyorlar. Bu süreci güzel gö- türdüğümüzü düşünüyorum. Bu salgın, tüm dünyada tedarik zincirlerini etkiledi. Ülkeler, ilk baştaki panik havasının ardından başla- rını iki elinin arasına alıp düşünmeye başla- dılar. Bu dönem daha fazla dayanışmanın olması gereken bir dönem. Tek tedarikçiyle tek kutuplu bir dünyayla artık sistemi devam ettirmek çok mantıklı ve mümkün değil. Yeni arayışlara, partnerlere, ortaklara yöneldikleri- ni görüyoruz. Bu ortaklıklardan, arayışlardan Türkiye’nin kazanan olabileceğine biz yüzde yüz inanıyoruz. Bunun sinyallerini alıyoruz. YATIRIM İŞTAHI DEVAM EDİYOR Özellikle yatırım tarafında büyük ivme var. Yatırım iştahı hem ulusal hem uluslarara- sı alanda ciddi şekilde devam ediyor. 2019 ve 2020’yi karşılaştırdığımızda teşvik bel- gesinde yüzde 30’luk bir artış görüyoruz. Türkiye üreten bir ülke ve her türlü ihtiyacını karşılayabilen bir ülke. Türkiye nitril eldiven üretilmeyen bir ülkeydi. Bu sektörün tamamı Uzakdoğu’daydı. Şu anda üç firma birden nitril eldiven yatırımı yapıyor. İnşallah mart ayında kendi ülkemizde üretilen eldivenler kullanılacak. Çok basit bir şey ama biz bunu maskede de gördük. Olmadığında ne kadar değerli olabildiğini, ülkelerin birbirleriyle sa- vaş çıkarma noktasına geldiğini gördük. Ya- tırım tarafındaki bu iştah, bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Bu iştahın devam Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Manisa’ya yatırıma hazırlanan ancak daha sonra vazgeçen Volkswagen’in kararıyla ilgili ilk kez konuştu. Şirketin CEO’su Herbert Diess’in kendisine yazdığı mektupta pande- miyi gerekçe gösterdiğini ifade eden Bakan Varank, “Bize resmî açıklaması bu ama şunu da biliyorum, açık konuşalım. Bu şirketler global şirketler ama yönetim kurullarına bak- tığınızda yerel yönetimlerin yani eyaletlerin burada etkisi var, sendikaların ortaklığı var, yabancı ortaklar var. Tüm bu dengeleri tuta- rak yatırım kararları alıyorlar. Tabii ki burada siyaseten bu işi istemeyenlerin olduğunu biliyorduk. Zaten basına yaptığı açıklamalar- da Diess bunu da söyledi.” dedi. Varank, Diess’in talebi üzerine iki kez Cum- hurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüş- tüğünü, Türkiye’ye yatırım planını anlattığını vurgulayarak “Madem global bir markay- sanız, karınızı düşünüyorsanız siyasi karar vermemeniz lazım. Eğer bu şirket halka açıksa siz aslında yatırımcınızı kandırıyorsunuz. Karlı olanı değil size yapılan siyasi baskılara göre karar veriyorsunuz demektir. Bunu da kendile- rinin basına beyan etmiş olmaları üzücü ve altı çizilmesi gereken bir husus.” diye konuştu. Türkiye’deki bütün yatırımcılara eşit davran- dıklarının altını çizen Varank, “Türkiye’ye yatırım yapan bu dönemde kazanır. Global olarak firmalar bizimle gelip görüşüyor. Bu işten de biz değil Volkswagen kendisi kaybe- der. Çünkü yatırımcısını ekonomik değil si- yasi kararlarla aldattığını kendileri itiraf etmiş oldu. Biz kendi otomobil projemize güveniyo- ruz. Bizim yatırımcıya kapımız açık. Türkiye, önümüzdeki dönemde dünyanın üretimde parlayan yıldızı olacak. Türkiye’ye yatırım yapan kazanacak.” dedi. EMD’Yİ KABULÜNDE KONUŞTU Bakan Varank, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Başkanı Turgay Türker ile berabe- rindeki yönetim kurulu üyelerini kabul etti. Görüşmede, pandeminin etkileri, yatırımlar, teşvikler, Türkiye’nin Otomobili, ham madde tedariği, konteyner üretimi ve Volkswagen’in etmesini bekliyoruz. Bunun, üreten Türki- ye’ye kazandıracağını görüyoruz. Geçen sene 4 bin 875 teşvik belgesi düzenlemiş, bu sene 9 bin 335 teşvik belgesi düzenlenmiş. İmalat sanayisinde sadece 2 bin 948 belge vermişiz 2019’da, bu sene verdiğimiz belge adedi 6 bin 419. Hem yatırım artıyor hem de imalat yatırımı artıyor. Biz gelecekten gerçekten umutluyuz. Pandemi dönemine rağmen girişimcilerimizin başarıları hepimizi gururlandırıyor. Ben size bundan üç sene önce Türkiye’de bir oyun firması 1,8 milyar dolara ulaşıp Amerikalılar tarafından satın alınacak desem inanır mıydınız? Ama pande- miye rağmen bir oyun firması 1,8 milyar dolar değerle satıldı. Konjonktürün ve uluslararası Türkiye’nin konumlanmasının tam yerinde olduğunu görüyoruz. TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİ Türkiye’nin Otomobili için geçen sene bir takvim açıkladım. ‘Bu senenin sonunda otomobilimizin ön gösterimini yapacağız. 2020 yılında fabrikamızın temelini atacağız. 2022’nin sonunda da araçlarımız seri üretim bandından inecek.’ Bu takvimde an itibariyle bir değişiklik yok. Covid olmasına rağmen takvimle uyumlu gidiyoruz. Otomobilimiz gerçekten beğenildi. Kime gösterdiysek çok beğendi, halkımız çok olumlu yaklaşıyor. Ara- ba konusu herkesi ilgilendirdiği için bir sahip- lenme var. Eleştiriler var, işte ‘Global firmalar- la çalışıyorsunuz. Parçaların bir kısmını yurt dışından alacaksınız bu nasıl yerli otomobil?’ Ben onun örneklerini veriyorum. Şu anda global tedarik zincirlerine baktığınızda hangi araç yüzde 100 bir ülkenin kendi toprakları içinde üretiliyor ki? Nasıl rekabetçi olacaksı- nız, insanların daha fazla satın almasını ikna edeceksiniz ona göre bir politika izliyorsunuz. Bu yüzde 100 fikri mülkiyet hakları ülkemize ait olan, mühendisliğini kendi insanımızın yaptığı -tabii ki tedarikçileri arasında başka insanlar olabilir- bir otomobilden bahsediyo- ruz ve dünya otomotiv endüstrisi o kadar hızlı gelişiyor ki buna biz artık otomobil demiyoruz bu artık akıllı bir ürün. Türkiye, çok önemli bir otomotiv üreticisi. 33 milyar dolar otomotiv, yedek parça ve mühendislik ihracatı yapan bir ülke. Eğer siz sadece tedarikçiyseniz Türkiye’ye Yatırım Yapan Kazanır Dijital Biz 38 Dijital Biz 39

Sayfa 40 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber KONTEYNER İNİSİYATİFİ Süngerde Türkiye’de kapasite kurulması lazım. Kapasite kurmak isteyen üreticiler var. İlginç bir örnek vereyim. Bazı ihracatçılarımız konteyner bulmakta sıkıntı çekiyor. Çünkü dünyadaki konteyner piyasası Çin’in elinde. Eğer Uzakdoğu’dan bu tarafa konteyner ge- lirse onlar da boş konteyneri doldurup ihracat yapabiliyorlar. Şimdi grupları bir araya getiri- yoruz. Neden bu konteyner işi Türkiye’de yok? Konteyner üretmek üzere inisiyatif başlatıyo- ruz. Yeter ki bizim ihracatçımız da konteyner ihtiyacı olduğunda konteyner bulabilsin. VOLKSWAGEN’İN TÜRKİYE KARARI Volkswagen kararıyla ilgili çok konuşmadım. Başından beri bir süreç yürüttük. VW CEO’su Diess’in bana yazdığı mektup var. ‘Biz Tür- kiye’yi çok önemli bir ülke olarak görüyoruz. Türkiye’de yatırım yapanın kazanacağını biliyoruz.’ Burada açıkça şunu da belirtiyor: ‘Ben kişisel olarak Türkiye’yi çok önemli bir pazar, üretici olarak görüyorum, yatırım yap- manın doğru olduğunu biliyorum ama pande- mi sürecinde otomobil endüstrisinde büyük oynaklık oldu. Biz ve yönetim kurulumuz yeni yatırım yapma isteklerinden vazgeçti. Bütün çözümlerini mevcut fabrikalarında güncel- lemeye giderek çözmek istiyorlar. Çünkü sektörün ne olacağını bilmiyoruz.’ GLOBAL ŞİRKETLER AMA Kendisi iki kez geldi sayın cumhurbaşkanımızla görüşmek için. Bizim talebimiz değil, kendisi geldi, ne yapmak istediklerini anlattı. Bize resmî açıklaması bu ama şunu da biliyorum, açık konuşalım. Bu şirketler global şirketler ama yönetim kurullarına baktığınızda yerel yönetim- lerin yani eyaletlerin burada etkisi var, sendi- kaların ortaklığı var, yabancı ortaklar var. Tüm bu dengeleri tutarak yatırım kararları alıyorlar. Tabii ki burada siyaseten bu işi istemeyenlerin olduğunu biliyorduk. Zaten basına yaptığı açık- lamalarda Diess bunu da söyledi. EKONOMİK KARAR VERİN Ama şunu bilmemiz lazım. Madem global bir genel merkezlere bağlı dönüşümü yapabi- lirsiniz. Biz Türkiye’nin Otomobili ile Türki- ye’de bu kabiliyetleri kendimiz tetikleyeceğiz, geliştireceğiz ve Türkiye’de mobilite ekosis- temi oluşturacağız. Burada hiçbir sıkıntı yok. İnşallah 2022’nin sonunda bu araçlar banttan indiğinde tüm Türkiye’nin gurur duyduğu bir aracı karşımızda hep birlikte göreceğiz. İLK ARAÇLAR BÜYÜKELÇİLERE Benim gönlünden geçen bir şey var. İlk çıkan araçlar dünyadaki bütün büyükelçilik- lerimize birer tane göndermek istiyorum ki büyükelçilerimiz gururla o ülkelerde o araç- lara binsinler, ülkelerin caddelerinde bizim otomobilimizle gezsinler. Tüm dünyaya bunu göstersinler, böyle bir hayalim var. Bunu da başarabilirsek hoş bir şey olur diye düşünü- yorum. HAM MADDE TEDARİĞİ Ham madde sıkıntısı bu dönemde birkaç farklı sektörden geldi. Demir-çelikten, ağaç, suntadan şikayetler geliyor. Biz bunların tamamını tek tek değerlendiriyoruz. Üreticileri bir araya getirip sorunları çözmek istiyoruz. Bazen art niyet arayan yorumlar oluyor. Her dönemde fırsatçılar olmuştur, olacaktır. Biz bunlarla mücadele ediyoruz. Demir çelik sek- töründeki fiyat artışı gerçekten anormal. Ama bunun sebebi, demir çelik fiyatlarının global piyasalarda belirlenmesi. Sizin buna müdahale etme şansınız yok. 240 dolarlarda olan hur- da fiyatları 480 dolara çıkmış. Kur maliyetleri bindiğinde fiyatların yükseldiğini görüyoruz. Bu geçici bir süreç. Şubat ayına baktığınız- da yaprak kımıldamadığı için fiyatların aşağı indiğini gördük. Pandemi sürecinde bu tür fiyat oynamaları olacaktır. Yeter ki art niyetli olan- ları ayıralım. Ama üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde dengeyi kuralım. Mesela biz sektörlere yazı yazdık. Demir çelikle ilgili sıkıntısı olan kim varsa bize göndersin. Pandemi sürecinde şunu gördük, dünyada bir alkol sıkıntısı olacak. Kolonya üreticilerine, ‘Bu kolonya çok değerli hale gelecek, insanımızın buna erişmesi lazım.’ dedik. Kolonyacılar, ‘Bize x fiyatından ham- madde sağlamayı garanti ederseniz biz asla zam yapmayacağız’ dediler ve sözlerini tuttular. Hammadde üretmeyen şeker fabrikaları alkol üretmeye başladı. Öyle bir mekanizma kurduk ki ne alkol fiyatlarında oynama oldu ne de ko- lonyacılar fiyatlarını arttırdılar. Olağanüstü zaman- larda olağanüstü tedbirler almak durumundayız. markaysanız, karınızı düşünüyorsanız siyasi karar vermemeniz lazım. Eğer bu şirket halka açıksa siz aslında yatırımcınızı kandırıyor- sunuz. Karlı olanı değil size yapılan siyasi baskılara göre karar veriyorsunuz demektir. Bunu da kendilerinin basına beyan etmiş olmaları üzücü ve altı çizilmesi gereken bir husus. İlk toplantıda kendilerine şu cümleyi kurduğumu hatırlıyorum. Bakın, biz Türkiye olarak önemli bir ekonomiyiz, global yatırım- cıyı çok önemsiyoruz ama bu işi yapacaksak lütfen ekonomik karar verin, siyasi karar ver- meyin. Siyasi karar verecekseniz bu işe baş- layıp enerjimizi harcamayalım. O gün bize dedikleri ‘Asla siyasi karar vermeyeceğiz.’ TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPAN KAZANIR Ben aynı noktadayım. Biz ilişkilerimizi ulus- larımızın çıkarları için kuruyoruz. Türkiye’ye yatırım yapan yatırımcının hem kendisinin hem ülkemizin kazanacağını biliyoruz. Bütün yatırımcılara eşit davranıyoruz. Türkiye’ye yatırım yapan bu dönemde kazanır. Global olarak firmalar bizimle gelip görüşüyor. Bu işten de biz değil Volkswagen kendisi kaybe- der. Çünkü yatırımcısını ekonomik değil si- yasi kararlarla aldattığını kendileri itiraf etmiş oldu. Biz kendi otomobil projemize güveniyo- ruz. Bizim yatırımcıya kapımız açık. Türkiye, önümüzdeki dönemde dünyanın üretimde parlayan yıldızı olacak. Türkiye’ye yatırım yapan kazanacak. Dijital Biz 40 Dijital Biz 41

Sayfa 42 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Birleşik Krallık-Türkiye STA’sına dair öne çıkan başlıklar şu şekilde; • Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasıyla Gümrük Birliği ilişkimiz sona erdi. Birleşik Krallık 165 ülkeyle muhatap olduğu ticaret rejimini yeniden kurgulamaya başladı. • Süreç henüz tamamlanmadı. Bazı alan - larda İngilizler kendi tercihleri çerçevesin - de geçiş süreci aldılar. O geçiş sürecinde bazı uygulamalara devam ediyorlar. Bir yandan da kendi uygulamalarını getirdiler. • Türkiye-Birleşik Krallık STA’sı devamlılık anlaşması ve temel amacı; Gümrük Birliği şartlarını günümüze uyarlamak. Büyük öl - çüde Gümrük Birliği şartlarının ihracatımı - za ve ithalatımıza, ticaretimize yansıtılma - sı. Anlaşmamızın ilk basamağı ve temel kapsamı mal ticaretine yönelik. AB’nin anlaşmasından ayrıldığı temel nokta bu. AB anlaşması hizmetler, yatırımlar, güven - lik, eğitim gibi birçok alanı kapsıyor. • Bu anlaşmalar müzakere sürecinin ilk aşaması. Önümüzdeki aylarda Türkiye açısından önemli hizmetler ve yatırımlar gibi birkaç konu başlığıyla devam edecek. • Gümrük Birliği’nden temel farklılığı ise menşe konusu. Sanayi ve tarımda gümrük vergisi boyutuyla tamamen Gümrük Birliği şartları devam ediyor. Değişiklik olmadı. Ancak serbest dolaşımdan, menşe bazlı bir ticarete geçildiği için anlaşmada, kap - samlı menşe kurallarının yer aldığı proto - kol var. • Menşe kurallarının yürürlüğe konması ile birlikte en büyük değişiklik menşe beyanı sistemine geçiliyor olması. • ATR dolaşım belgeleri düzenlenirken ba - kılması gereken tek unsur eşyanın serbest dolaşımda olup olmamasıydı. Eşyalar ATR dolaşım belgesiyle ticarete konu oluyordu, menşenin bir önemi yoktu. Gümrük Birliği kapsamındaki eşya ticareti de dahil olmak üzere Birleşik Krallık ile ticarette menşe kuralları ve menşe beyanı geçerli olacak. Mevcut durumda bir dolaşım belgesi olma - yacak. • ATR dolaşım belgesiyle bir eşya öncesin - de Birleşik Krallık’a gönderilirken, Birleşik Kralık AB üyesi olduğu için telafi edici Türkiye-Birleşik Krallık arasında serbest ticaret anlaşması (STA) 29 Aralık’ta imzalan- dı, 1 Ocak’ta yürürlüğe girdi. Sanayi ürünle- rinde tüm gümrük vergileri sıfırlandı. Tarım ihracatının ise yüzde 80’i vergi muafiyetin- den yararlanıyor. Serbest dolaşım sona erdi, artık menşe kuralları geçerli olacak. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdür Yardımcısı Atilla Bastırmacı, Ticaret Bakanlığı AB Uzmanı Ahmet Şevket Dayıoğlu, Ticaret Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Elif Gürsoy, Ticaret Bakanlığı Ti- caret Uzmanı İmge Kolağasıgil Türkiye’nin Birleşik Krallık ile ilişkilerini daha da derin- leştirecek STA sonrası süreci, Ege İhracatçı Birlikleri’nin düzenlediği online video konfe- ransta anlattı. Ticaretimizi 20 milyar dolara ulaştıracağı- mız bir dönemin kapısı aralandı Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Sadece Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği’ni değil, tüm dünyayı yakından ilgi - lendiren, Brexit müzakereleri iki tarafında uzlaşmasıyla sona erdi. Gümrük vergisiz ve kotasız ticareti kabul eden AB için - deki en büyük ticaret anlaşması böylece gerçekleştirilmiş oldu. Birleşik Krallık, Brexit sonrası AB ile vardığı anlaşmanın ardından ilk serbest ticaret anlaşmasını Türkiye ile gerçekleştirdi. Böylece bizim de ikili ticari ilişkilerimiz yeni bir yasal zemine oturdu. 25 yıllık Gümrük Birliği’nin sağladığı muafiyet avantajını koruyarak ticaretimizi 20 milyar dolara ulaştıracağı - mız bir dönemin kapısı aralandı. Birleşik Krallık, 2020’de 10,4 milyar dolarla Türki - ye’nin en çok ihracat yaptığı ikinci pazar, Ege İhracatçı Birlikleri’nin ise 825 milyon dolarla en çok ihracat yaptığı üçüncü pazar konumunda yer alıyor. Ege’den en fazla ihracat yaptığımız sektörlerimiz kuru meyve, konfeksiyon, yaş meyve sebze mamuller ve su ürünleri. Yıllardır yukarı yönlü bir seyir izleyen ticaretimiz var. Son 10 senede ticaretimizde yüzde 70’lik artış yaşandı.” dedi. vergi ödeme yükümlülüğü vardı. • Yeni sistemde “geri ödeme” yükümlülü - ğünde esnemeye gidildi. 50 ve 63’üncü fasıllar tekstil ve konfeksiyon eşyası hariç geri kalan bütün fasıllarda geri ödeme yü - kümlülüğü kaldırıldı. Dahilde işleme rejimi - ni kullanabiliyorsunuz. İhraç ürününe, Türk menşei kazandırılıyorsa telafi edici vergi ödeme yükümlülüğü yok. Menşe beyanını düzenleyip Birleşik Krallık’a ihraç edebili - yorsunuz. • Bu fasıllarda (50 ve 63’üncü fasıllar) bir eşya Birleşik Krallık’a ihraç ediliyorsa telafi edici vergi yükümlülüğü hala var. Di - ğer fasıllarda Türk menşeli bir eşya ihraç ediyorsanız o eşyanın üretiminde kullan - dığınız girdiler için dahilde işleme rejimin - den telafi edici vergi yükümlülüğü olmadan istifade edilebilecek. • AB’nin tercihleri nedeniyle, Birleşik Kral - lık, PAN Avrupa-Akdeniz kümülasyon sis - temine şu an taraf değil. İkili bazlı menşe kurallarıyla ticaretimiz devam edecek. İkili bazlı menşe kurallarıyla ticaretimiz devam edecek. Çapraz kümülasyon işlemiyor. • Devamlılık, gümrük vergileri ve menşe boyutuyla ilgili büyük ölçüde Türkiye ta - rafının istekleri karşılandı. Tarım, teknik düzenlemeler, CE işareti, sübvansiyon - lar, devlet yardımları ve menşe kuralları yeniden gözden geçirilecek ve müzakere edilecek. • Bu hafta başı itibariyle AB anlaşması - na paralel olarak yeni bir menşe protokol taslağı paylaşıldı. Bazı farklılıklar olduğu tespit edildiği için menşe eki revize edildi. Teknik düzenlemeler için de AB anlaşması inceleniyor. • İngiliz tarafıyla yapılan görüşmelerde tarımın ayrı bir müzakere konusu olması gerektiği konusunda mutabakat sağlan - dı. Tarım konusunda karşılıkla tavizlerin değişiminin yapılacağı müzakere süreci başlayacak. • Bazı ürünlerde Türkiye tarafının ilave ta - lepleri var. İngiliz tarafının da Türkiye’den açılım beklentisi var. Bu süreç önümüzde - ki aylarda başlayacak. • Brexit ve Türkiye’nin STA’sından bağım - sız olarak Birleşik Krallık’ın Dünya Ticaret Türkiye-Birleşik Krallık STA’sı Ticari İlişkileri Nasıl Şekillendirecek Dijital Biz 42 Dijital Biz 43

Sayfa 44 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Örgütü (DTÖ) nezdinde tarife kotalarıyla ilgili devam eden Türkiye’nin de taraf ol - duğu bir süreç var. Birleşik Krallık, AB’den ayrılmasıyla birlikte tüm dünyaya tanıdığı tarife kotalarını yeniden müzakere etti. DTÖ boyutuyla süreç devam ediyor. Bir taraftan DTÖ sürecini takip edilirken, bir yandan tarım konusunda karşılıklı taviz yoluyla ilave bir serbestleşme yapılıp yapı - lamayacağı ele alınacak. • Anlaşmanın en önemli unsuru artık menşe beyanı ile ticaret yapılacak olması ve menşe kurallarına geçiliyor olması. • Hem Türkiye hem Birleşik Krallık tarafında Meclis onay süreci tamamlandıktan sonra anlaşmanın yürürlük süreçleri tamamlana- cak. Menşe ile başlayarak anlaşmanın re- vizyonu, menşe çalışması bu ay içerisinde tamamlanacak. Ardından tarım ve teknik düzenleme süreci de görüşülecek. • EORI numarası bizim ihracatçımız için ge- çerli değil. Birleşik Krallık’ın kendi ihracatçıla- rı için alması gereken bir numara. • CE işareti iliştirerek ihracat yapılan ürünler- de Birleşik Krallık bu işareti 1 Ocak 2022’ye kadar tanıyacak. Dijital Biz 44 Dijital Biz 45

Sayfa 46 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Yeni destek programları neler içeriyor? Ideacube, fikir aşamasındaki girişimcilerin proje fikirlerini doğrulamaları amacıyla online eğitim desteğinin verildiği ve program sonunda gerçekleşecek “Demo Day” etkinliği ile girişim- cilerin 2 ay boyunca yer aldığı tamamen dijital- de ilerleyen bir program olma özelliği taşıyor. Ideacube programı yılda 6 kere gerçekleşecek ve programa başvuran girişimcilerin başvuru- ları Ideacube Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendirmeye alınacak. Değerlendirme Kurulu’nda projesi onaylanan girişimciler 3 hafta boyunca online eğitim sürecine dahil olacak ve 6 farklı konu başlığı altında 5 saatten fazla online eğitimden faydalanacak. Proje sahibinin eğitimlere katılmasının önem taşıdığı program- da ilgili girişim ekibinin diğer üyeleri de eğitimle- re dahil olabiliyor. Eğitimler: Girişimcilik Ekosistemi, Yaratıcı Düşün- ce Teknikleri, İş Modeli KPI, İş Modeli KPI Atölye, Araştırma Teknikleri, Etkili Sunum Teknikleri. Eğitimler sonrasında performans değerlendirmesi yapılan girişimciler Demo Day’de girişimcilik eko- sistemine sunum gerçekleştirebiliyor. Campcube ise proje fikrini doğrulamış ürün çıkarma aşamasındaki girişimcilerin ürünlerini doğrulama ve satışa hazır getirme amacıyla online eğitim, mentörlük, girişim analizi, perfor- mans değerlendirme desteklerinin ve Demo Day etkinliğinin yer aldığı 6 ay boyunca giri- şimcilerin yer alabileceği bir program olarak dikkat çekiyor. Campcube programı yılda 4 kere gerçekleştirilecek ve performans değerlendirme kriterleri yüksek girişimlere 3 ay ek süre imkâ- nı sunacak. Programa başvuran girişimcilerin başvuruları Campcube Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendirmeye alınacak ve Değer- lendirme Kurulu’nda projesi onaylanan girişim- ciler 4 hafta boyunca online eğitime ve sonra- sında diğer desteklerin yer aldığı sürece dahil olacak. 9 farklı konu başlığı altında 15 saatten fazla online eğitimlerin verileceği programda başvuru sahibinin eğitimlere katılması bekle- nirken ekibin diğer üyeleri de eğitim hakkından faydalanabiliyor. Eğitimler: İş Modellemesi, Ürün - Pazar Uyumu Türkiye’de girişimcilik ekosistemine liderlik eden kurumların başında gelen Teknopark İstanbul’un kuluçka merkezi Cube Incubati- on, 2021 yılı odağında Türkiye’de sağladığı desteklerle fark yaratacak önemli girişimci- lik programlarına imza atıyor. Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin gelişimine katkı sağlayan ve gerçekleştirdiği projelerle dikkat çeken Teknopark İstanbul’a bağlı ku- luçka merkezi Cube Incubation, bu yıl devreye alınan programlarıyla girişimcilik ekosistemine yeni bir soluk getiriyor. “Girişimcilik her an her gelişmeye hazır olmak, kıvraklık ve hızlı pozis- yonlanma gerektiriyor. Dolayısıyla girişimcileri gerçek anlamda destekleyen kurumların da bu denli yenilikçi ve hızlı olması gerekiyor” diyen Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu, üç yeni girişimci destek programını başlattıkla- rını ve yakın zamanda büyüme aşamasındaki girişimler için de farklı bir program duyurusu yapacaklarını dile getiriyor. 2020’de 300 başvuran, 57 desteklenen ve 53 mezun olan girişimci Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Top- çu, geçtiğimiz yıl 300 girişimcinin destekler için başvurduğunu, 57 girişimin yıl boyunca desteklerden faydalandığını ve 53 girişimin başarıyla mezun olarak Teknopark İstan- bul’da Ar-Ge firması olarak yoluna devam ettiğini belirterek, “Cube Incubation’da şimdi ise Ideacube, Campcube ve Runcube isimli 3 yeni girişimcilik destek programını başlatıyo- ruz. İlan edilecek zamanlamalar doğrultusun- da girişimcilerin başvurabileceği bu program- larda girişimcilerin proje aşamalarına göre verilecek destekler sunulacak. Yeni prog- ramların başlangıç aşaması olan Ideacube programı dijital döneme en uygun bir şekilde tamamen online olarak girişimcilerin yanında yer alıyor. Campcube ve Runcube program- larında ise girişimciler, Teknopark İstanbul’un ve Cube Incubation’ın alt yapısını kullanarak projelerini ürüne, ürünleri satışa döndürerek 6 aydan kısa bir süre içerisinde girişimlerin ölçeklenmesi için destek alabiliyor. Yakın zamanda büyüme aşamasındaki girişimler için de farklı bir programın duyurusunu yapacağız.”” şeklinde konuştu. İş Planı, Startup Hukuku, Yatırım Süreçleri, İleri Girişimcilik Ekosistemi, Etkili Sunum Teknikleri, Fi- nansal Okur Yazarlık, Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Sağlanacak Destekler: 7/24 Ofis Kullanımı, Ortak çalışma alanı ve Sabit masa, Mutfak, Oyun Alanı, Kütüphane ve Yazıcı, Ortak Bahçe Alanı, Toplantı Odası, 7/24 Güvenlik, Prototip Atölyesi, Laboratu- var ve Temiz Odalar, Birebir Danışmanlık, Mentor- lük, Satış ve Tasarım Desteği, Sunum Hazırlama, Yatırım Öncesi One Pager Hazırlama. Runcube, projesini ürüne dönüştürmüş ve satışını gerçekleştirmiş girişimcilerin ölçeklenmesi ve pa- zarda rekabet edebilmesi amacıyla online eğitim, mentörlük, danışmanlık, girişim analizi, perfor- mans değerlendirme desteklerinin ve Demo Day etkinliğinin yer aldığı 6 ay boyunca girişimcilerin yer alabileceği bir program olma özelliğini taşıyor. Runcube programı yılda 3 kere gerçekleştirilecek ve performans değerlendirme kriterleri yüksek girişimlere 6 ay ek süre imkânı sunulacak. Prog- rama başvuran girişimcilerin başvuruları Runcube Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendirmeye alınacak. Değerlendirme Kurulu’nda projesi onay- lanan girişimciler 5 hafta boyunca online eğitim ve sonrasında diğer desteklerin yer aldığı sürece dahil olacak. Programda 10 farklı konu başlığı altında 25 saatten fazla online eğitimin verilecek ve bu eğitimlere yine başvuru sahibinin katılması önem taşıyor. Diğer programlarda olduğu gibi girişim ekibinin diğer fertleri de eğitime katılabiliyor. Ayrıca, hakediş oranı yüksek olan girişimler Boost Ofis desteklerinden de faydalanabiliyor. Eğitimler: Üretim Teknikleri, Fiyatlandırma Strateji- leri, Dijital Pazarlama, Proje Yönetimi, Uluslararası Ticaret, Hibe & Teşvikler, Araştırma Teknikleri, UX & UI / Endüstriyel Tasarım, Şirket Değerleme ve Yatırım Süreçleri, Müşteri Geliştirme Sağlanacak Destekler: 7/24 Ofis, Ortak çalışma alanı ve Sabit masa, Mutfak, Oyun Alanı, Kü- tüphane ve Yazıcı, Ortak Bahçe Alanı, Toplantı Odası ve Seminer Salonu, 7/24 Güvenlik, Prototip Atölyesi, Laboratuvar ve Temiz Odalar, Birebir Danışmanlık, Mentorlük, Satış ve Tasarım Deste- ği, Sunum Hazırlama, Yatırım Öncesi One Pager Hazırlama, Yatırımcı Görüşmeleri, İş Birliği Görüş- meleri Girişimcilere Desteklerini Genişletiyor Dijital Biz 46 Dijital Biz 47

Sayfa 48 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber politika faizine endeksli olarak kullandırıla- cağını ve TCMB politika faizi düştükçe, kredi faiz oranının da düşeceğini belirtti. Üstünsalih, kredinin bu yönüyle sektörde bir ilk olduğuna dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başta İmalatçı ve ihracatçı firmalarımız ol- mak üzere işletmelerin kullanımına sunacağı- mız yeni kredi paketimiz, 2 milyar dolar ve 25 milyar TL olmak üzere toplam 40 milyar TL büyüklüğünde olacak. TCMB politika faizine Müşterilerine sunduğu ürün ve hizmetlerle sektörüne öncülük eden VakıfBank, Türkiye ekonomisine sağladığı katkılara ‘işletme- lerimiz de ülkemiz de zaman kaybetmesin’ anlayışıyla bir yenisini daha ekledi. Üretim ve yatırım ortamını desteklemeyi ve istihda- ma katkı sağlamayı amaçlayan VakıfBank, imalat, ihracat ve ithal ikame amaçlı ürün üretmek amacıyla yatırım yapacak olan firmalar başta olmak üzere stratejik öneme sahip sektörlerde faaliyet gösteren firmala- ra yönelik yeni bir kredi paketi oluşturdu. Sektörde bir ilk olarak, ‘TCMB politika faiz oranına endeksli’ şekilde kullandırılacak ‘Çıpa Kredisi’ faiz oranı, TCMB politika faiz oranına bağlı olarak aşağı yönlü deği- şecek. Ayrıca kredi vadesi boyunca yukarı yönlü bir faiz artışı da yapılmayacak. Gerek pandemi sürecinde devreye aldığı ürün ve hizmetlerle gerekse yurtdışından sağladığı kaynaklarla adından söz ettiren VakıfBank, 2021 yılına da hızlı başladı. Vakıf Bank, yerli üretimi desteklemek ve istihdamı korumak amacıyla başta imalat sanayiinde faaliyet gösteren firmalar ile ihracatçı firmala- ra yönelik olmak üzere yeni bir kredi paketini kullanıma sunuyor. VakıfBank’ın yeni ürünü ile ilgili açıklamalarda bulunan VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, “Bankamız, geçmişte olduğu gibi bugün de değer üreten her kesimin yanındadır. Ülkesine inanan, yerli üretimden vazgeçmeyen, ihracat hedeflerine katkı sağlayan firmaları- mız bizler için özel bir önem taşıyor. Özellikle pandemi sürecinde üretime devam etmiş, tüm zorluklara rağmen istihdamdan vazgeçmemiş işletmelerimizin her daim yanında olduk, olma- ya da devam edeceğiz. Bu yeni kredi paketi- mizle de imalatçılarımıza da ihracatçılarımıza da omuz vermeyi amaçlıyoruz. Firmalarımız üretimlerine de yatırımlarına da faizlerin düş- mesini bekleyerek ara vermesin ülkemiz za- man kaybetmesin istiyoruz” dedi. “Sektörde bir ilki gerçekleştiriyoruz” Üstünsalih, yeni kredi paketinin TCMB endeksli kredimizin başlangıç faiz oranını yıllık yüzde 17,75 olarak belirledik. Paketimiz 12 aydan başlayarak 72 aya kadar vadeler içermekle birlikte firmalarımızın ihtiyaçları ve nakit akışına göre 1 yıla kadar ödemesiz dönem uygulanabilecek Yine Bankamız tara- fından sektörde bir ilk olarak gerçekleştirilen bu ürünümüzün hem firmalarımız için hem de ülkemiz ekonomisi adına hayırlı olmasını diliyorum.” 40 Milyar TL’lik Yeni Kredi Paketi Dijital Biz 48 Dijital Biz 49

Sayfa 50 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber 2020 yılının kazandıranı altın oldu… Yeni yılın ilk işlem gününe 291,1 TL gram fiyatı ile başlayan altın, 2020 yılında en çok kazan- dıran yatırım aracı oldu. Koronavirüs salgınının neden olduğu belirsizlikler, güvenli liman olarak bilinen altına talebi arttırdı. Yılın en yüksek sevi- yesi olan 527,00 TL’yi 6 Kasım tarihinde gören altın, bir önceki yıl kapanışına göre yüzde 55,91 artarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. 2019 yılını 1.144,24 puandan tamamlayan BIST 100 endeksi 2020 sonunda 1.476,72 puana yüksel- di. Endeksteki yıllık artış 332,48 puan ve yüzde 29,06 olarak gerçekleşti. 2019 yılında 291,20 liradan satılan 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı, 2020 yılının son işlem gününde 454,00 TL’ye yükseldi. 2019 yılını 1.939,00 TL civa- rında tamamlayan Cumhuriyet altınının satış fiyatı ise bu senenin sonunda 3.011, TL oldu. Cumhuriyet altınının satış fiyatında bu yıl yüz- de 55,29 artış kaydedildi. Rekor üstüne rekor kırarak TL karşısında yüzde 56 oranında değer kazanan altın, 2020 yılı boyunca toplam 599 bin 818 haberde yer aldı. Ekonomik İstikrar Kalkanı devreye alındı Koronavirüs salgınının ekonomide açtığı yarala- rı iyileştirebilmek amacıyla yeni “Ekonomik İstik- rar Kalkanı Paketi” devreye sokuldu. Tarihin en büyük kredi paketi olarak hazırlanan ekonomi paketi, işverenden esnafa, çalışandan emekli ye kadar pek çok kesim için önemli maddeler içerdi. Konuttan otomobile, tatil ve sosyal harca- maları dahi kapsayan paket, vergi ödemeleri ile ilgili düzenlemeyi de içerdi. Ekonomik istikrar kalkanı paketi ile birlikte; 2 milyondan fazla mükellefin muhtasar, KDV ve prim ödemeleri 6 ay ertelendi. Böylece, yaklaşık 53,6 milyar liralık tahsilat ertelenmiş oldu. Nakit akışı bozulan firmaların bankalara olan kredi anapara ve faiz ödemeleri asgari 3 ay ötelendi ve gerektiğinde bunlara ilave finansman deste- ği sağlandı. İç havayolu taşı macılığında 3 ay süreyle KDV oranını yüzde 18’den yüzde 1’e indirildi. İhracattaki geçici yavaşlama sürecinde kapasite kullanım oranlarının korunması ama- cıyla ihracatçıya stok finansmanı desteği verildi. Bu dönemde işlerinin olumsuz etkilen diğini Medya Takip Merkezi (MTM), 2020 yılının öne çıkan ekonomi başlıklarını belirledi. Rapora göre dolar, ekonomi dünyasının yıl içinde en çok konuşulan haber konusu oldu. İşte araştırmanın detayları… Türkiye içerde ve dışarıda yaşanan çeşitli gelişmelerle hareketli bir yılı geride bıraktı. İlk olarak Çin’de ortaya çıkarak global bir sorun haline gelen Koranavirüs salgınının Türki- ye’ye geldiği Mart ayı itibari ile dolar kurun- daki artış, hız kesmeden devam etti. İnsan yaşamını değiştirdiği kadar Dünya ekonomisi- ni de tesiri altına alan koronavirüs, ekonomik kaygıları beraberinde getirdi. Pandemi süreci boyunca yaşanan kaygılar, alınan ekonomik tedbir ve destekler, T.C. Merkez Bankası ve Hazine ve Maliye Bakanlığındaki görev deği- şiklikleri, 2020 yılına damga vurarak ekonomi- yi etkileyen başlıca faktörler oldu. Dolar rekor üstüne rekor kırdı! 2020 yılına 5,95 TL seviyesinde başlayan dolar kuru, yılın ikinci yarısında 6,44-6,65 TL bandında seyretti. Genel olarak yıl boyunca dış ilişkiler ve koronavirüs salgınının yol açtı- ğı ekonomik kaygılar ile yukarı yönlü ivmeyle seyreden dolar kuru, ABD’deki seçimlerin de etkisiyle 2020 yılının en yüksek seviyesini 6 Kasım’da 8,57 TL seviyesinde görerek tarihi rekor kırdı. Ekonomi yönetiminin değişmesi ve politika faizini yüzde 10,25’ten yüzde 15’e, yani fiili fonlama faizi düzeyine çekip, fonlamada sa- deleşmeye gitmesi ile birlikte dolar az da olsa aşağı yönlü ivme göstererek 2020 yılını 7,43 seviyesinde kapattı. Türk lirası dolar karşısında yıl boyunca yüzde 24 oranında değer kaybetti. MTM’nin medya raporuna göre dolar, yılba- şından itibaren toplam 1 milyon 660 bin 418 haberde yer aldı. Euro kuru da dolarda olduğu gibi 2020 yılında yukarı yönlü ivmeyi seyretti. Yılın ilk işlem gü- nüne 6,67 TL seviyesinde başlayan Euro, yılın en yüksek seviyesi olan 10,17 TL’ye çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü ve 2020 yılını 9,08 TL seviyelerinde kapattı. beyan ederek talepte bulunan esnaf ve sa- natkârların Halkbank’a olan kredi borçlarının, Nisan, Mayıs ve Haziran anapara ve faiz öde- meleri 3 ay süreyle ve faizsiz olarak ertelendi. Kısa Çalışma Ödeneği devreye alındı. Böyle- ce faaliyetine ara veren işyerlerindeki işçilere geçici bir gelir desteği verirken, işverenlerin de maliyetini azaltmış oldu. En düşük emekli maaşı 1.500 liraya yükseltildi. Her kesimi kap- sayan ve birbirinden önemli maddeleri içeren Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi, Medya Takip Merkezi’nin raporuna göre 2020 yılı boyun- ca toplam 3 bin 89 haberde yer alırken, kısa çalışma ödeneğinden ise toplam 194 bin 654 haberde bahsedildi. 2020 yılı boyunca ekonomide öne çıkan bazı konular şöyle sıralandı: • Türkiye’nin Otomobili’nin tasarımları için tes- cil başvuruları yapıldı. • 7 Ocak’ta yürürlüğe giren düzenleme ile Türkiye’de tanzim satış noktalarında satılan patates ve kuru soğan gibi ürünlerin ihracatın- da ön izin belgesi şartı getirildi. • Hazine ve Maliye Bakanlığı, kurumsal yatı- rımcılara yönelik altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası ihracı gerçekleştirdi. • Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2 yıllık gösterge tahvilin faizinde yüzde 9,96 ile Kasım 2016’dan bu yana ilk kez tek hanenin yakalandığını bildirdi. 2020 Yılı Ekonomi Karnesi Açıklandı Dijital Biz 50 Dijital Biz 51

Sayfa 52 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber • Kovid-19 tedbirleri kapsamında benzine yüzde 3 etanol karıştırma zorunluluğu 3 aylı- ğına askıya alındı. • Etil alkol, kolonya, dezenfektan, hidrojen peroksit ve medikal kumaş ihracatı kayda bağlandı. • Yeni tip koronavirüs salgını kapsamında alınan önlemleri içeren “Ekonomik İstikrar Kalkanı Paketi” duyuruldu. • Tarım ve Orman Bekir Pakdemirli, tarım- sal destek kapsamında üreticilere toplam 1 milyar 572 milyon 500 bin lira ödeme yapıla- cağını duyurdu. • Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, market, ma- nav ve pazarda ambalajsız satılan yaş sebze ve meyvelerin tüketicilerce seçilmeden, hijye- nik koşullarda satışa sunulacağını duyurdu. • Hava yolu ile yolcu taşımacılığı hizmetlerin- de yüzde 18 olarak uygulanan Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 1’e indirildi. • Karadeniz’deki yeni doğalgaz rezervi 320 milyar metreküp olarak açıklandı. Çalışma- ların sonunda 4 bin 445 metre derinlikte 85 milyar metreküp daha ek rezerve ulaşılarak rezerv 405 milyar olarak güncellendi. • Arz güvenliği için tıbbi maske, solunum ci- hazı, etil alkol ithalatında ilave gümrük vergisi kaldırıldı. • Kovid-19’la mücadele sürecinde firmalara, işçi çıkarmak ya da çalışanlarına ücretsiz izin vermek yerine Kısa Çalışma Ödeneğine başvurmaları çağrısında bulunuldu. • Kovid-19’la mücadele tedbirleri kapsamında uygulanan kısa çalışma ödeneğine 200 bin- den fazla firmanın, 2 milyondan fazla çalışan kapsamında başvuruda bulunduğunu ve bun- lardan 700 bininin onaylandığını bildirdi. • Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) ka- tılımcı adına bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı payları için devlet katkısı oranı, yabancı para cinsinden yapılan ödemelerde yüzde 10 oldu. • Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında atılan adımların toplam tutarının 200 milyar liraya ulaştığı bildirildi. • TOBB “Nefes Kredisi”ni yeniden devreye aldı. • Cep telefonu ithalatına, birim gümrük kıy- meti adet başına 200 doların altında olanlar için gözetim uygulaması getirildi. ilişkin düzenlemeleri de içeren “Bazı Ala- cakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” Resmî Gazete’de yayımlanarak yü- rürlüğe girdi. Düzenleme kapsamında Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, KDV, MTV, ÖTV, tüm idari para cezaları, KYK borçları, Hazine alacaklarını kapsayan vergi borçları yapılan- dırıldı. • Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun belir- lediği 2021 yılında geçerli olan asgari ücret brüt 3.577,50 TL, net 2.825,90 TL olarak açıklandı. Bekâr, evli, eşi çalışan, 2 çocuğu olan gibi, işçinin durumuna göre verilen AGİ 2021’de yüzde 21,56 oranında zamlandı. • Sigara ve tütün ürünlerinde asgari mak tu vergi tutarı yüzde 17,18 artırıldı. • Otobüs biletlerine tavan fiyat geldi. • Finansman bonolarında stopaj oranı yüzde 10’dan yüzde 15’e yükseltildi. • Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamaları- na yönelik denetim ve incelemelerde buluna- cak ve gerektiğinde idari para cezası kese- bilecek olan “Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu” oluşturuldu. • Cumhurbaşkanı Kararıyla, açık hava ağaç- larının gümrük vergisi oranı yüzde 19,5’e, ta- bii mantarların gümrük vergisi oranı da yüzde 15’e çıkarıldı. • İthalatta 400’ün üzerinde eşya için değişen oranlarda yüzde 10’a kadar ilave gümrük vergisi uygulandı. • Maske üretiminde girdi olarak kullanılan medikal kumaşlara uygulanan ilave gümrük vergisi ekime kadar yüzde 20’den 0’a düşü- rüldü. • Türkiye’de üretimi bulunmayan 125 özel ta- nımlı ürünün gümrük vergilerinin düşürülmesi kararlaştırıldı. • Bazı demir çelik ürünlerinde uygulanan ve geçici olarak artırılan gümrük vergilerinde süre uzatımına gidildi. • E-Tarım Portalı kullanıma açıldı. • 115 işlenmiş tarım ürünü için yüzde 4,3 ile yüzde 20 arasında değişen oranlarda ilave gümrük vergisi getirildi. • Taşınmaz ticareti düzenlemesiyle yetki belgesi almadan emlakçılık yapılmayacağı kararlaştırıldı. • Mercimekteki yüzde 19,3 gümrük vergisi 1 Ocak 2021’e kadar yüzde 9’a düşürüldü. • Yağlık ayçiçeği tohumunda ise gümrük vergisi ve toplu konut fonu 1 Temmuz 2021’e kadar sıfırlandı. • Garanti belgeleri ve servis fişlerinde “elek- tronik” döneme geçildi. • T.C. Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal görevinden alınarak, yerine Cumhurbaşkan- lığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal atandı. • Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görevden af talebinin kabul edildi, Hazine ve Maliye Bakanlığına Cumhurbaşkanı Kararı ile Lütfi Elvan atandı. • Borç yapılandırması ve istihdam teşvikine Dijital Biz 52 Dijital Biz 53

Sayfa 54 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber pandemi koşulları altında hiç kimsenin deprem güvencesinden mahrum kalmaması için başlat- tıklarını vurgulayan DASK Koordinatörü Erdal Turgut şunları ifade etti: “Kovid-19 pandemisi tüm dünyada 2020’ye dam- gasını vuran gelişmeydi. Ve önümüzdeki yıl da bu konu gündemimizde olmaya devam edecek gözüküyor. Salgınla mücadele ederken üzerine maalesef İzmir’de yıkıcı bir deprem de yaşadık. Depremde hasar gören Zorunlu Deprem Sigortalı evlerin sahipleri DASK’tan aldıkları tazminatla hem depremin yaralarını sarabildiler hem de pandemi koşullarında güvenle başlarını sokabile- cekleri yeni bir yuvaya ulaşma şansları oldu. İzmir deneyimi bize, bu dönemde DASK’ın deprem kadar, pandemiye karşı da önemli bir tedbir oldu- ğunu gösterdi. Bu nedenle tüm ev sahibi vatan- daşlarımızın yararlanabileceği ‘DASK Yaptıran Kazanıyor’ kampanyasını başlattık. Kampanya- nın, deprem güvenceli bir Türkiye için çok önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz.” En yüksek teminat 268 bin TL oldu Depremde hasar gören Zorunlu Deprem Sigortalı evler için ödenecek en yüksek teminat bedelinin 268 bin TL’ye yükseldiğini belirten Turgut şöyle konuştu: “Bildiğiniz gibi DASK, Zorunlu Deprem Sigortası ile evlerin yeniden inşa bedelini teminat altına alıyor. Yeniden inşa bedelleri de her yıl enflasyon oranında güncelleniyor. Özetle DASK’ın sigor- talılara verdiği teminat, ekonomik şartlara göre korumaya alınarak artırılıyor. Buna bağlı olarak primlerde de artış oluyor. DASK olarak 2021’de teminatı artırma ancak prim farkını sigortalılarımı- za yansıtmama kararı aldık.” Evler yıllık ortalama 163 TL’ye sigortalanacak Kampanya kapsamında İstanbul’da ve İzmir’de 100 metrekare betonarme bir evin yıllık 268 TL’ye Zorunlu Deprem Sigortası ile güvence altına alı- nabileceğini açıklayan Turgut şunları söyledi: “100 metrekare betonarme bir ev, Edirne, Ankara ve Gaziantep’te yıllık 90 TL’ye; Ardahan’da yıllık 129 TL’ye; Ağrı, Artvin, Giresun, Kayseri, Niğde, Rize’de 59 TL, Aksaray, Yozgat, Nevşehir, DASK, tüm ev sahiplerinin Zorunlu Deprem Sigortası yaptırmasını teşvik etmek amacıy- la “DASK Yaptıran Kazanıyor” kampanyası- nı başlatıyor. DASK, 1 Ocak 2021 itibarıyla Zorunlu Deprem Sigortası teminatlarını enf- lasyon oranında artırırken buna bağlı oluşan prim tutarı farkını ev sahiplerinden almıyor. Depremde hasar gören Zorunlu Deprem Sigortalı evler için ödenecek en yüksek teminat bedeli 268 bin TL’ye, betonarme konutlar için metrekare birim maliyeti 1.268 TL’ye yükseltildi. İzmir depreminden sonra yaklaşık 25 bin hasar başvurusu aldıklarını, 24 bin hasar dosyasının incelemesini ta- mamladıklarını ve sigortalılara toplam 234 milyon TL ödeme yaptıklarını belirten DASK Koordinatörü Erdal Turgut, “İzmir deneyimi bize, bu dönemde DASK’ın deprem kadar, pandemiye karşı da önemli tedbirlerden biri olduğunu gösterdi. Sigortalılar DASK’tan aldıkları tazminatla hem depremin yaralarını sarabildiler hem de pandemi koşullarında güvenle başlarını sokabilecekleri yeni bir yuvaya ulaşma şansı elde ettiler. Pandemi koşulları altında hiç kimsenin deprem gü- vencesinden mahrum kalmaması için bu kampanyayı başlattık” diye konuştu. Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Türki- ye’deki konutların tamamını Zorunlu Deprem Sigortası ile güvence altına almak için 1 Ocak 2021 itibarıyla geçerli olacak yeni bir kampanya başlatıyor. Yüzde 100 sigortalılık hedefine yöne- lik bir seferberlik olarak tanımlanan kampanya kapsamında konut sahiplerine iki önemli fırsat sunuluyor. DASK, Zorunlu Deprem Sigortası teminatlarını enflasyon oranında artırırken buna bağlı oluşan prim tutarı farkını ev sahiplerinden almıyor. “DASK Yaptıran Kazanıyor” sloganlı kampanya kapsamında 19 Ocak 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2021 yılına ait Zorunlu Deprem Sigortası Tarife Tebliği’ne göre hesaplanacak prim tutarlarından doğacak farkı ev sahiplerine yansıtmıyor. Kampanyadan hem ilk kez Zorunlu Deprem Sigortası yaptıranlar hem de poliçesini yenileyenler yararlanabiliyor. “DASK Yaptıran Kazanıyor” kampanyasını Kırşehir’de 38 TL’ye; Antalya’da 129 TL’ye ve Bursa’da 173 TL’ye Zorunlu Deprem Sigortası güvencesine sahip olacak. Kampanya kapsa- mında Türkiye genelinde yıllık prim ortalaması ise 163 TL olarak hesaplanıyor.” Hedef yüzde 100 sigortalılık Depremin ardından Zorunlu Deprem Sigortası’na ilgide artış olduğunu hatırlatan Turgut, “Deprem- den sonraki ilk hafta Ege Bölgesi’nde günlük poliçe üretimi yüzde 100’lerin üzerine çıkmıştı, şu anda da deprem öncesine göre günlük yüzde 5 daha fazla olarak devam ediyor. İzmir’deki Zo- runlu Deprem Sigortalı konut sayısı 635 binden 689 binlere yükseldi. Türkiye genelindeki günlük poliçe üretimi artışı ise yüzde 5 düzeyinde devam ediyor. ‘DASK Yaptıran Kazanıyor’ kampanyasıy- la da bu farkındalığı sürdürerek sigortalılık oran- larını artırmayı ve yüzde 100 sigortalılık oranına ulaşmayı hedefliyoruz” dedi. 2 ayda tazminatların yüzde 94’ü ödendi DASK’ın İzmir depreminde evleri hasar gören Zorunlu Deprem Sigortalı konut sahiplerine hasar tazminatlarını 72 saat sonra ödemeye başladığını vurgulayan Turgut şöyle konuştu: “Bugüne kadar İzmir ve depremden etkilenen toplam 16 ilden yaklaşık 25 bin hasar başvuru- su aldık. 24 bin hasar dosyasının incelemesini tamamladık ve sigortalılarımıza bugüne kadar toplam 234 milyon TL ödeme yaptık. İki ay içinde evi hasar gören sigortalıların yüzde 94’ü, yani büyük bir çoğunluğu hasar tazminatlarını alarak kendilerine yeni bir hayat kurdular. DASK’ın anın- da deprem bölgesine giderek iki farklı noktada DASK İletişim Merkezi kurması ve sigortalılara sahada destek vermesi sürecin hızlı yönetiminde çok etkili oldu. En güzel ödül de sigortalılardan aldığımız teşekkür mesajları, telefonları oldu. Sigortalılarımızın herkese örnek olacak hikayele- rine tanık olabileceğiniz bir dizi filmin de hazırlığı içindeyiz. Çok yayında izleyebileceksiniz.” İzmir depreminden sonra ödenen hasar tazmi- natlarıyla birlikte DASK’ın kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği toplam ödeme tutarı 700 milyon TL’ye ulaştı. DASK’ın hasar ödeme gücü ise Ka- sım ayı itibarıyla 40 milyar TL’ye yükseldi. DASK Yaptıranlar Prim Farkı Ödemeden Yüksek Teminat Alacak Dijital Biz 54 Dijital Biz 55

Sayfa 56 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber paralel seyrederken, işlem hacminde ise 6,9 Milyar ABD Doları ile %153 artış gerçekleşti. EY Türkiye 2020 yılında şirket birleşme ve sa- tın alma işlemlerini değerlendirirken; • Türkiye Varlık Fonu (TVF) kaynaklı işlemleri, • Bilişim sektörünün payının gittikçe artmasını ve • Başlangıç aşamasındaki girişimler açısından bir ekosistem oluşmaya başlamasını ön plana çıkardı. 2021 yılı için ise salgının yavaşlaması ile be- raber yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin artacağı, ekonomi politikalarındaki değişimin yatırımcı güvenine yansıyacağı ve beklenen kamu kaynaklı işlemler ile salgın nedeniyle ertelenmiş bazı özel sektör işlemlerinin gerçek- leşmesine bağlı olarak 10 Milyar ABD Doları- nın üzerinde bir işlem hacmine ulaşılabileceği öngörülüyor. COVID-19 salgının yarattığı olumsuz ortama rağmen şirket birleşme ve satın alma işlemleri açısından nispeten canlı bir yıl geride kaldı Rapora göre, Covid-19 salgınının yarattığı olumsuz ortamın hâkim olduğu 2020 yılında, tüm dünyada birleşme ve satın alma işlem adedi 2019 seviyelerine benzer gerçekleşirken, işlem hacminde önemli miktarda düşüş gerçek- leşti. Ülkemizde ise 2020 yılında işlem adedi 209 ile 2019 yılı seviyesinde gerçekleşirken, bunlardan 89 adedinin büyüklüğü açıklandı. Büyüklükleri açıklanan işlemler dikkate alındı- ğında, toplam işlem hacminde 6,9 Milyar ABD Doları ile 2019 yılına göre %153 artış yaşandı. EY Türkiye’ye göre, bu artışın arkasındaki ana etken olarak kamu tarafında TVF’nin gerçek- leştirdiği işlemler ile özel sektörde bilişim sektö- rü kaynaklı işlemler yer aldı. En büyük 2 işlem olan TVF’nin Turkcell satın alımı ile Peak Ga- mes’in Zynga’ya satışı işlemleri, toplam işlem büyüklüğünün %52’sini oluşturdu. En büyük 10 işlemde TVF’nin doğrudan ya da dolaylı olarak taraf olduğu işlemler ağırlıklı ola- rak yer alırken, çok sayıda küçük tutarlı işlemin gerçekleşmesi özellikle yeni girişimler açısın- dan bir ekosistemin oluştuğunun göstergesi olarak değerlendirildi. 2020 yılında küresel salgın ve ekonomik şartlara rağmen birleşme ve satın alma işlemleri adet olarak 2019 yılındaki seviye- leri korurken, toplam işlem hacmi Türkiye Varlık Fonu’nun işlemleriyle bu yıl ciddi bir oranda arttı… EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölümü, her yıl hazırladığı ve bu yıl 19.’sunu yayınladığı Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2020 Raporu’nu bir basın toplantısı ile açık- ladı. Rapora göre, dünyada birleşme ve satın alma aktivitesinde 2019’a kıyasla işlem hac- minde önemli bir oranda düşüş gerçekleşti. Türkiye’de işlem adedi geçtiğimiz yıl ile aynı seviyede oluşurken, toplam işlem hacmin- de ise ciddi bir artış meydana geldi. Rapora göre, işlem değeri açıklanan 89 birleşme ve satın alma işleminin toplam değeri, 2019 yılına göre %153 artarak 6,9 Milyar ABD Do- larına ulaştı. Değeri açıklanmamış 120 işlem de dâhil edildiğinde toplam hacmin yaklaşık 9 Milyar ABD Dolarına çıktığı tahmin ediliyor. Toplam işlem büyüklüğündeki artışı, Türki- ye Varlık Fonu’nun işlemleri ile başta Peak Games işlemi olmak üzere, bilişim sektörün- deki işlemlere bağlayan EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölümü Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, işlem adedinin COVID-19 salgınına rağmen geçtiğimiz yıla paralel seyretmesine dikkat çekerek, yerli ya- tırımcıların önceki yıllarda olduğu gibi toplam adet içerisindeki ağırlığını koruduğuna işaret etti. Rapora göre, salgın ortamının yavaş- laması ve ekonomik göstergelerdeki iyileş- melerle birlikte 2021’in işlem hacmi ve adedi açısından 2020 yılına kıyasla daha aktif bir yıl olması bekleniyor. Dünyanın önde gelen denetim ve danışman- lık firması EY’ın (Ernst & Young) Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölümü, her yıl yayınladığı ve bir başvuru kaynağı olarak kabul edilen Birleşme ve Satın Alma İşlemleri Raporu’nun 19.’sunu açıkladı. Rapora göre; Türkiye’de işlem sayısı 209 ile 2019 yılına Yerli yatırımcılar geçtiğimiz 5 yıldan sonra ilk kez toplam işlem hacminde yabancı yatırımcıları geride bıraktı Rapora göre, 2020 yılındaki işlemlerden değeri açıklanan 25 işlem ile 3,1 Milyar ABD Dolarlık kısmını, alıcı tarafın yabancı serma- ye kökenli olduğu işlemler oluşturdu. Böyle- ce, yabancı sermayeli işlemlerin işlem adedi içindeki payı %31 ile genel eğilime uygun olmasına rağmen işlem büyüklüğü içindeki payı 2020 yılında %45’e indi. Bu oran son 5 yıldaki en düşük seviyeyi temsil ediyor. Ya- bancı yatırımcıların coğrafi dağılımına bakıl- dığında, ilk sırada toplam işlem hacmi içinde %31 pay alan ABD yer alırken, ABD’yi Katar ve Lüksemburg takip ediyor. Yabancı yatırımcıların işlem hacminin CO - VID-19 salgınına rağmen artış gösterdiğine vurgu yapan EY Türkiye Strateji ve Kurum - sal Finansman Bölümü Ortağı İlhami Koç, “Yabancı yatırımcıların Türkiye odaklı ger - çekleştirdikleri işlem hacminin 2020 yılında 3 Milyar ABD Doları’nın biraz üstünde oldu - ğunu görüyoruz. Bu rakam, geçen seneye oranla artış gösterirken, toplam büyüklük içerisinde %45 ile son 5 yılın en düşük se - viyesini temsil ediyor. Oranın düşmesindeki ana etkenin, yabancı yatırımların azalma - sından çok, TVF bünyesinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle yerli yatırımların artması olduğunu düşünüyoruz” açıklamasında bu - lundu. Özel sermaye fonlarının Türkiye’ye ilgisi 2019 yılının ciddi şekilde üzerinde seyretti 2020 yılında özel sermaye fonlarının ger - çekleştirdiği işlemlerin hem adedinde hem de hacminde 2019’a göre artış görüldü. Özel sermaye fonları, 2020 yılında 90 işle - me imza atarak, değeri açıklanan işlemlerle toplam 3,4 milyar ABD Doları seviyesinde hacim gerçekleştirmiş oldu. Bu yıl, toplam işlem adedinin %48’ini oluşturan özel ser - maye fonlarının gerçekleştirdiği işlemler arasında değeri açıklanan en yüksek ha - cimli işlem ise TVF’nin Turkcell’in %26,20 hissesini 1,8 milyar ABD doları bedelle satın alması oldu. Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2020 Raporu Açıklandı Dijital Biz 56 Dijital Biz 57

Sayfa 58 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber piyasasına damgasını vuran Türkiye Varlık Fonu kaynaklı işlemler de 2021 yılı için bek- lentiler dâhilindedir. Küçük boyutlu işlemlerin artması, başlan- gıç aşamasındaki girişimler için bir eko- sistem oluşmaya başladığına işaret ediyor Raporda, başlangıç aşamasında yapılan yatırımların gittikçe arttığı belirtilirken, işlem büyüklüğü açıklanan 89 adet işlemin 39 adedinin bedelinin 1 Milyon ABD Dolarının altında olduğu vurgulanıyor. İşlem değeri açıklanmayan yatırımların büyük bir bölümü- nün de yine 1 Milyon ABD Dolarının altında olduğu tahmin ediliyor. Alıcı tarafta yer alan yatırımcıların çoğunun yerli ve yabancı giri- şim sermayesi fonları ya da melek yatırım- cılardan oluştuğunun, özellikle, yerli girişim sermayesi fonlarının bu alanda daha fazla rol almasının beklendiğinin altı çiziliyor. EY Türkiye, bu verilerden yola çıkarak, ülkemiz- de start-up’lar için bir ekosistemin oluşmaya başladığına işaret ediyor. 2021 yılına ilişkin beklentiler ise, COVID-19 salgınının ve etkilerinin sene başında de- vam etmesine rağmen yılın ikinci yarısı ile beraber iyileşme döneminin başlayacağı yönünde. Bu beklentiler ile beraber rapor- da 2021 yılı için olumlu görüşler yer alıyor. EY Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2020 Raporu aynı zamanda 2021 öngörülerini de ortaya koyuyor. Raporda, 2021 yılında şirket birleşme ve satın almalarının önceki yılla- ra göre adet ve hacim olarak daha yüksek olması bekleniyor. Öncelikle, 2021 yılında beklenen önceki yıllara göre daha istikrarlı bir para politikası ve yüksek büyümenin şirket birleşme ve satın almaları için de olumlu bir ortam yaratması bekleniyor. Ayrıca, salgın nedeniyle baskı altında kalan ulaştırma, turizm ve perakende sektörlerinde yaşanabi- lecek hızlı bir toparlanma ile bu sektörlerdeki şirketlere olan ilginin tekrar canlanması da beklentiler arasında yer alıyor. Raporda ayrıca, dünyayı etkisi altına alan salgın ile beraber teknoloji sektörünün nispe- ten olumlu etkilendiğine dikkat çekilerek, Özel sermaye fonlarının aktivitesinin önü- müzdeki dönemde de 2020 yılında olduğu gibi iyi bir grafik çizeceğine değinen EY Tür- kiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölümü Kıdemli Müdürü Mert Göknar, “Geçtiğimiz yıllarda ülkemizden uzaklaşan özel sermaye ve girişim fonlarının, 2020 yılı itibariyle Tür- kiye’ye yeniden ilgi göstermeye başlamaları beklenmekteydi. Ek olarak tarihe geçecek bir yılın ardından Türkiye geleneksel ekono- mi politikalarına dönerek daha öngörülebilir bir döneme girdi. Bunun yanında pandemi şartlarına rağmen Türkiye’nin 2020’yi diğer dünya ülkelerinin aksine yatay bir büyüme ile kapatması bekleniyor. Bu sebeplerle 2020 yı- lında özel sermaye ve girişim fonlarının artan ilgisinin önümüzdeki sene de artarak devam etmesini, buna ek olarak bilişim sektöründeki işlemler ile birlikte start-up şirketlere yapılan yatırımların artmasını öngörüyoruz” açıkla- masında bulundu. 2020’de bilişim sektörü birleşme ve sa- tın alma işlemleri içerisindeki ağırlığını artırmaya devam ettirirken özellikle oyun sektörü ön plana çıktı Ülkemiz farklı sektörlerde bir üretim üssü olduğundan uzun yıllar şirket birleşme ve satın alma işlemleri de bu sektörlerde yo - ğunlaşmıştı. Son yıllarda bilişim sektörünün gerek işlem sayısı gerekse işlem büyük - lüğü içindeki payını arttırdığını görüyoruz ve 2020’yi bu eğilimin zirveye çıktığı bir yıl olarak değerlendiriyoruz. 2019 yılında bilişim sektörünün işlem ade - dindeki payı, 71 adet ile %33 civarınday - dı. İşlem değeri açısından ise 232 Milyon ABD Doları işlem büyüklüğü ve %8,5 pay ile ulaştırma, imalat, perakende, finansal hizmetler ve kimya sektörlerinden sonra 6. sırada geliyordu. Başka bir deyişle, bili - şim sektöründe işlemler daha çok küçük boyuttaki şirketlere yoğunlaşmıştı. Bu yıl ise bilişim sektörü birleşme ve satın alma işlemlerine hem işlem adedi hem işlem hacmi açısından damgasını vurdu. 2020 yılında gerçekleşen 209 işlemin %54’ünün bilişim sektöründen çıktığını ve işlem de - ğeri olarak da 2,1 Milyar ABD Doları bu sektörde gerçekleşen işlem sayısının ve işlem hacminin giderek artmasının beklendiği vurgulanıyor. Bunun yanı sıra 2020 yılında pandemi sebebiyle ertelenen ve 2021 yılın- da hızlıca kapanması beklenen işlemler ve kamu sektöründe beklenen işlemlerin ger- çekleşmesine bağlı olarak 2021 yılında şirket satın almaları ve birleşmelerinin işlem hacmi olarak 10 milyar ABD Doları seviyesinin üze- rine çıkması tahmin ediliyor. EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finans- man Bölümü Başkanı Özge Gürsoy Büyü- kavşar konuyla ilgili olarak; “2021 yılında salgın ortamının fazla uzamayacağını, yeni ekonomik programının istikrarlı bir büyüme sağlayacağını ve siyasi gerginliklerin ciddi bir tehdit oluşturmayacağını düşünüyoruz. Salgının yavaşlaması ile özellikle sınır ötesi satın alma işlemlerinin ivmelenmesini bekle- mekteyiz. Sınır ötesi işlemleri cazip kılacak bir başka faktör de uluslararası piyasalardaki düşük faiz ortamı ve bol likidite nedeniyle finansman olanaklarının açık olmasıdır. Ya- bancı şirketler düşük bir öz kaynak ve düşük maliyetli borçla yüksek büyüme sağlayan gelişmekte olan ülkelerdeki varlıkları kolay- lıkla satın alabileceklerdir. Ülkemizin salgın dönemini diğer dünya ülkeleri aksine yatay bir büyüme ile kapayacak olması bunun ya- nında değişen ekonomi yönetimi ile beraber kur-faiz dengesinin yeniden sağlanması 2021 yılında daha istikrarlı bir para piyasası göre- ceğimizi işaret etmektedir. Tüm bu gelişmeler ışığında 2020 yılını salgına rağmen şirket bir- leşmeleri ve satın almaları konusunda gayet olumlu geçiren Türkiye için 2021 yılının da olumlu geçmesini bekliyoruz” açıklamasında bulundu. ve %31 pay ile telekom sektörü ile beraber zirvede yer aldığını görüyoruz. Raporda, bilişim sektörü alt sektörleri itibariyle de değerlendiriliyor ve alt sektörler arasında oyun sektörü ön plana çıkarılıyor. Bu alanda 9 adet işlemle yaklaşık olarak 2 Milyar ABD Dolarlık işlemin gerçekleştiği belirtilirken, bu işlemler içerisinde 1,8 Milyar ABD Doları büyüklüğündeki Peak Games işleminin bu hacmin büyük bir kısmını tek başına oluştur- duğu ifade ediliyor. Ayrıca, bu işlemin, sadece ülkemizde son yıllardaki en büyük satın alma ve birleşme işlemlerinden biri olmadığı, aynı zamanda dünya oyun sektöründe de ilgi gören bir işlem olduğu vurgulanıyor. Raporda, bu yıl gerçekleşen Peak Games ve Rollic Games işlemlerinin yanı sıra 2018 yılında gerçekleşen Gram Games işlemi de dikkate alındığında ülkemizin dünyada mobil oyun sektöründe ön plana çıkan ülkelerden biri haline geldiğine dikkat çekiliyor. Kamu tarafında, Türkiye Varlık Fonu’nun ger- çekleştirdiği işlemler yıla damgasını vurdu Kamu kaynaklı işlemler açısından, Türki- ye Varlık Fonu’nun alıcı ve birleştirici bir rol üstlenmesi nedeniyle, 2020 yılı istisnai bir yıl oldu. TVF, toplamda 2,8 Milyar ABD Dolarlık 8 işlemle, tek başına toplam işlem büyüklü- ğünün %40’ını oluşturdu. Özellikle TVF’nin Turkcell’in %26,20 hissesini 1,8 Milyar ABD Doları bedel karşılığında satın alması yı- lın önemli işlemlerinden biri oldu. Buna ek olarak, kamuya ait sigorta ve emeklilik şirket- lerinin TVF çatısında birleştirilmesi amacıyla yapılan işlemler de dikkat çekti. Rapora göre, 2021 yılında da kamu kaynaklı işlemlerin tüm birleşme ve satın alma işlem- leri içerisinde önemli bir paya sahip olacağı tahmin edilmektedir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından bazı enerji santralleri ve TDİ’ye ait bazı limanların satışı da 2021 yılında gündemde olacaktır. Bunun dışında TMSF’ye ait şirketlerin satışlarının ve yap – işlet – devret yöntemi ile yatırıma alınacak projelerinin ihalelerinin devam edeceği de öngörülmektedir. Ayrıca, yaptığı büyük işlem- lerle 2020 yılında birleşme ve satın alma Dijital Biz 58 Dijital Biz 59

Sayfa 60 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber 3,6 milyar dolarlık işlem hacmi Finansal yatırımcılar (özel sermaye, risk ser- mayesi, varlık fonları vb.) 2019 yılında 78 işlem gerçekleştirirken, yarattıkları işlem hacminin toplam işlem hacmindeki payı yüzde 3 sevi- yesindeydi. Buna karşın, 2020 yılında toplam 129 işlem gerçekleştiren finansal yatırımcıların işlemlerinin toplam işlem hacmindeki payı geç- tiğimiz yıldan farklı olarak yüzde 52 seviyesinde gerçekleşti. Haziran 2020’de Turkcell’in TVF ve LetterOne tarafından satın alınması ve Qatar Investment Authority’nin Borsa İstanbul’un azınlık hissesi- ni satın alması 2020 yılındaki önemli finansal yatırımcı işlemlerinden oldu. Benzer şekilde Actera’nın Temmuz 2020’de Vivense’ye yaptığı yatırım ve Doğan Holding’in girişim sermayesi olan Öncü Girişim’in Sesa Ambalaj’ın yüzde 70 oranındaki hissesini satın alması finansal yatı- rımcı işlemlerinde arasında öne çıktı. Yerli yatırımcıların işlem hacmi yabancıları geçti Yabancı yatırımcıların gerçekleştirdiği birleş- me ve satın alma işlem sayısı, geçmiş yıllarla benzer şekilde 2020 yılında toplam 83 işlem- le toplam işlem sayısının yüzde 32’si olarak gerçekleşti. Buna karşın, 2020 yılında yabancı yatırımcıların geçen yıla kıyasla yarattıkları işlem hacmi 3,1 milyar ABD doları olarak ger- çekleşip artış gösterse de toplam işlem hacmin- den aldığı pay yüzde 45 ile yerli yatırımcıların gerisinde kaldı. Ayrıca 2020 yılında en büyük ilk 10 işlemin 6’sının yabancı yatırımcılar tarafın- dan gerçekleştirilmesi de dikkat çeken bir diğer nokta oldu. Hedef kamuda değer yaratmak 2018 yılı ve öncesinde özelleştirme süreçleri ve TMSF işlemleri vasıtasıyla kamu kaynaklı iş- lemlerde yaşanan hareketlilik devam etti. 2019 itibarıyla Yeni Ekonomi Programı ile üretime, ihracata ve finansal istikrara dayalı ekonomik dönüşüm kapsamında TVF’nin aktif rol almasıy- la kamuda değer yaratımı hedeflendi. Geçen yıl bu rolü, önemli işlemler ile hayata geçiren TVF, KPMG Türkiye, ‘KPMG Perspektifinden Birleşme ve Satın Alma Trendleri 2020 Raporu’nu açıkladı. Dünyada ve Türki- ye’deki birleşme ve satın alma işlemleri- nin değerlendirildiği rapor, zorlu geçen 2020’nin ekonomilere nasıl yansıdığını farklı bir perspektifle ortaya koyuyor. 2020 verilerine göre, dünyada birleşme ve satın alma işlemleri önceki yıla yakın ancak al- tında bir performans sergiledi. Türkiye’de ise hem işlem hacmi hem de işlem sayısı artış gösterdi. Değeri açıklanan işlemlerin toplam hacmi 6,9 milyar dolara ulaştı. De- ğeri açıklanmayan işlemlerle birlikte tah- mini toplam işlem hacmi 9 milyar doları buldu. Geçen yıl bu rakam 4,5 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. 2021’de ekonomi- deki kademeli iyileşme ile işlem hacimleri- nin artması bekleniyor. KPMG Türkiye Danışmanlık Bölümü, bu yıl ikincisini hazırladığı ‘KPMG Perspektifin - den Birleşme ve Satın Alma Trendleri 2020 Raporu’nu açıkladı. Rapora göre; Türkiye’de işlem hacmi ve işlem sayısı bir önceki yıla kıyasla artış kaydetti. 2021 yılı için iyimser beklenti korunuyor, ekonomide kademeli iyileşme ile işlem hacimlerinin artacağı ön - görülüyor. Belirsizliklerin yılı Geride kalan tüm yıla damga vuran pandemi- nin yanı sıra ABD başkanlık seçimleri, ABD ve Hong Kong başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde gerçekleşen protesto ve eylemler, Batı Asya’daki çatışmalar ve Brexit’le ilgili belir- sizlikler ekonomi ve siyaseti etkiledi. Rapora göre, 2020 yılında dünyada birleşme ve satın alma aktivitesinde önceki yıla yakın ancak altında bir performans gerçek leşirken Türki- ye’de milyar dolar ve üzeri seviyede gerçekle- şen işlemler nedeniyle işlem hacminde belirgin artış kaydedildi. İşlem adedi de 2019 yılına göre artış gösterdi. 2020 yılında değeri açıklanan işlem hacmi toplam 6,9 milyar dolara ulaştı. Teknoloji, medya ve telekomünikasyon sek- törü önde 2020 yılında küresel trendlere paralel olarak dijitalleşmenin yükselmesiyle hem işlem sayısı hem de işlem hacmi bazında TMT sektörü öne çıktı. Teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektöründeki en büyük işlem Türkiye Varlık Fo- nu’nun Turkcell hisselerinin yüzde 26,2’sini 1,8 milyar ABD doları bedelle satın alması oldu. 2020’de ise stratejik ve büyük ölçekli yatırımlar ve satın almalarla kamuda değer yaratmaya devam etti. Türkiye’nin rekabetçi şirketlerinin desteklen- mesi hedefinin bir parçası olarak Turkcell’in yüzde 26,2 hissesinin TVF tarafından satın alınarak şirketin yönetim kontrolüne sahip en büyük hissedarı konumuna gelmesi ve ülke ekonomisinin tasarruf bazının büyütülmesi ve bankacılık dışı finansal sektörünün geliştiril- mesi kapsamında kamu sigorta şirketlerinin TVF - Türkiye Sigorta çatısı altında birleştiril- mesi yılın dikkat çeken kamu kaynaklı işlem- leri arasında yer aldı. Çukurova Havalimanı Projesi işletme hakkı devri ihalesinin Favori İşletmecilik - Yako Tekstil Ortak Girişimi tara- fından kazanılması ve Qatar Invesment Aut- hority tarafından TVF’nin Borsa İstanbul’daki azınlık hissesinin devralınması da dikkat çeken kamu kaynaklı işlem olarak öne çıktı. 2021 için beklentiler iyimser KPMG Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bö- lüm Başkanı Müşfik Cantekinler, 2021’deki birleşme ve satın alma işlemleriyle ilgili iyim- ser beklentilerin korunduğunu söyledi. Uluslararası birleşme ve satın alma aktivite- lerini takip eden, sektörün en etkili ve saygın kuruluşlarından Mergermarket tarafından yı- lın danışmanlık şirketi seçilen KPMG Türkiye olarak önemli işlemlerin danışmanlık süreç- lerinde yer aldıklarını belirten Cantekinler şu başlıklara dikkat çekti: • Aşı çalışmaları sonucu salgının etkisinin ka- demeli olarak azalacağını, salgının ekonomik etkilerini azaltmak için de devletlerin açıkla- dığı benzeri görülmemiş ekonomik destek ve teşvik paketleri sayesinde merkez bankala- rının genişleme politikaları ve para piyasa- larına yüksek miktarda likidite sağlandığını, şirketlerin küresel çerçevede tedarik zincir- lerini tekrar değerlendirdiğini görüyoruz. Bu çerçevede Türkiye’nin özellikle endüstriyel üretim sektörü açısından ön plana çıkmasını, büyüme, istihdam ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için öngörülebilir Türkiye’de Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2020’ye Meydan Okudu Dijital Biz 60 Dijital Biz 61

Sayfa 62 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber para ve kur politikası kapsamında ekonomik göstergelerdeki dengelenme sürecinin yatı- rımcı iştahını artırabilecek etkenler olmasını bekliyoruz. Öte yandan ekonomide pandemi etkisinin devam etmesi, toparlanma dönemi- nin uzaması, olası ABD ve AB yaptırımları, Türkiye’nin yakın coğrafyasında gerçekleşe- bilecek siyasi belirsizlik ve güvenlik sorunları da aşağı yönlü riskler olarak öne çıkıyor. • KPMG Türkiye’nin hazırladığı rapora göre, 2021 yılında endüstriyel üretim ve otomotiv, teknoloji, medya ve telekomünikasyon, ilaç ve sağlık sektörlerinin öne çıkması bekleni- yor. • TVF tarafından petrokimya, madencilik ve yerli kaynaklardan enerji üretim projelerine yapılacak yatırımlar, TMSF’ye devredilen şirketlerin tekrar ihale sürecine çıkması ve ÖİB’nın portföyünde yer alan varlıklar için ihale sürecine girmesi işlem hacmini artırabi- lecek etkenler arasında yer alıyor. • Küresel aşılama çalışmalarının hız kazan- ması ve pandeminin sonra erme sürecine gir- mesiyle 2021 yılı için iyimser beklentilerimizi koruduğumuzu ve kademeli iyileşme ile işlem adet ve hacminin artacağını öngörüyoruz. Dijital Biz 62 Dijital Biz 63

Sayfa 64 — dergide görüntüle

Haber Müstakil Sanayici ve İş Adamları Der - neği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdur - rahman Kaan, Merkez Bankası’nın faiz açıklaması öncesinde yüksek faiz oran - larının yatırımlar üzerindeki olası ne - gatif etkileri üzerine yazılı bir açıklama yaptı. “MÜSİAD olarak biz, kalıcı bir fiyat istikra - rının, planlı ve sürekli bir yatırım, üretim ve ticaret senkronizasyonundan geçtiğini savunmaktayız.” MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan açıklamasında şunları dedi; Merkez Bankasının, fiyat istikrarı hedefi, gerek söylem gerekse yöntem olarak yep - yeni bir dönemi başlatmıştır. Fiyat istikrarı üzerine odaklanan bir para politikası, bizle - ri umutlandırmaktadır. Artan kur baskısı nedeniyle milli para birimimizin değerlenmesi amacıyla artırı - lan faiz oranı aynı zamanda ülkemizin bu süreçte ihtiyaç duyduğu sermaye girişlerini de artırmak üzere mevcut enflasyon göz önüne alınarak belli bir düzeye çekilmiştir. Bu zorunlu müdahalenin elbette bağımsız Merkez Bankası yönetiminin uhdesinde ülkemizin menfaatleri uğruna yapıldığına dair güvenimiz tamdır. Ancak bir ülkede paranın gücünü o ülkenin üretim ve yatırım gücü belirler yaklaşımımızdan hareketle MÜSİAD olarak biz, kalıcı bir fiyat istikrarı - nın, planlı ve sürekli bir yatırım, üretim ve ticaret senkronizasyonundan geçtiğini sa - vunmaktayız. Dönemin koşullarına uygun bir refleks olarak gelişen faiz artırımının bir düzeye kadar tolere edilebildiği aksi hal - de, özellikle yatırımlar üzerinde bırakacağı yıkıcı etkinin de altını çizmek isteriz. Yatı - rımcıların, üretim ve ticareti canlandırmak, istihdamı artırmak ve neticede enflasyonu baskılamak adına planlamalarının yüksek faiz etkisi ile dışlanmaması gerektiği kana - atindeyiz. Gerek milli yatırımcılar gerekse doğrudan yabancı yatırımlar açısından daha uygun bir ortamın sağlanması ve bu ortamın üretim ve ihracata dönüşmesi temel he - defimizdir. Bu tespitten hareketle belli bir noktadan sonra faiz oranlarındaki aşağı yönlü hareketlerin yatırımlar açısından elzem olduğu açıktır. Yüksek Faiz Oranlarının Yatırımlar Üzerindeki Olası Negatif Etkileri Well5G.com: 5G ve Telekomünikasyon… Dijital Biz 64

Sayfa 66 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Malezyalı yayın kuruluşu Astro Awani’nin Genel Yayın Yönetmeni Kamarul Bahrin Haron’un moderatörlüğünü üstlendiği panele Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu’nun yanı sıra Bain & Company Yönetim Kurulu Başkanı Orit Gadiesh, Welspun India CEO’su Dipali Goenka, Lenzing Group CEO’su Stefan Doboczky de katıldı. Önümüzdeki dönemde yeşil dönüşümün sürdürülebilir değer zincirleri açısından çok önemli olacağını vurgulayan Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “Koç Topluluğu olarak bu konuyu en öncelikli gündem baş- lıklarımızdan biri olarak görüyoruz. Avrupa Komisyonu’nun Yeşil Mutabakat süreci başta olmak üzere, Hükümetlerin bu konudaki politi- kalarının değer zincirlerinde gerekli değişiklik- leri hızlandıracağını düşünüyorum. İşlerimizin sürdürülebilirliği açısından bu dönüşüm şart. Önümüzde yeşil girişimlere dayalı bir iş mode- li yaratma fırsatı var” dedi. Pandemi döneminde Koç Topluluğu şirketleri- nin karşı karşıya olduğu süreçleri de anlatan Çakıroğlu, “Otomotiv, dayanıklı tüketim, enerji, bankacılık, perakende, turizm gibi sektörler- de ve dünyanın farklı coğrafyalarında faaliyet gösteren bir Topluluğuz. Bu özgün yapımız nedeniyle, pandemi döneminde her şirketimiz arz ve talep yönlü farklı dinamiklerle karşılaştı. Ancak, tüm değer zincirini paydaşlarımızla veriye dayalı, hızlı ve açık bir iletişim kurarak olabildiğince şeffaf hale getirdik ve içinden geçtiğimiz istikrarsız dönemde sorunların üstesinden gelebildik. Bu başarıda, Dünya Ekonomik Forumu’nun ‘Global Lighthouse’ olarak ilan ettiği iki akıllı fabrikamız gibi, veriye dayalı süreçlerle değer yaratan tesislerimizin rolü büyük” dedi. Koç Topluluğu’nun toplumsal duyarlılığının da altını çizen Çakıroğlu “Pandeminin belirsizlik- lerle dolu ilk döneminde otomotiv fabrikaları- mız siperlik, maske ve entübasyon kabini gibi acil ihtiyaç duyulan malzemeleri hızla üretir- ken; Arçelik, kamu idaresinin koordinasyo- nunda özel sektördeki paydaşlarıyla iş birliği yaparak mekanik ventilatör üretimini üstlendi” dedi. Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, pandemi sebebiyle bu yıl dijital platform- da gerçekleştirilen ve 70’ten fazla ülke- den 1500 lideri bir araya getiren Davos Zirvesi’nde konuştu. Zirvenin ikinci gü- nünde “Bağlantılı ve Sürdürülebilir Değer Zincirleri Tasarlama” başlıklı panelde görüşlerini paylaşan Levent Çakıroğlu, önümüzdeki dönemde yeşil dönüşümün sürdürülebilir değer zincirleri açısından çok önemli olacağını vurgulayarak, “Koç Topluluğu olarak bu konuyu en öncelik- li gündem başlıklarımızdan biri olarak görüyoruz. Avrupa Komisyonu’nun Ye- şil Mutabakat süreci başta olmak üzere, hükümetlerin bu konudaki politikalarının değer zincirlerinde gerekli değişiklikleri hızlandıracağını düşünüyorum. İşlerimizin sürdürülebilirliği açısından bu dönüşüm şart. Önümüzde yeşil girişimlere dayalı bir iş modeli yaratma fırsatı var” dedi. Dünya Ekonomik Forumu tarafından 25 - 29 Ocak tarihleri arasında düzenlenen Davos Zirvesi, dünyanın en etkili iş insanlarını, siya- setçilerini, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini ve akademisyenlerini bu yıl Güveni Yeniden İnşa Etmek için Kritik Yıl (A Crucial Year to Rebuild Trust) ana teması etrafında buluştu- ruyor. Bu yılki oturumlar Dünya Ekonomik Foru- mu’nun pandemi sonrasında küresel ekono- miyi sürdürülebilir bir şekilde yeniden inşa etmeyi odak noktasına alan “Great Reset” yaklaşımı etrafında şekilleniyor. Great Reset temel olarak üç bileşenden oluşuyor: Dün- ya ticaret sistemini daha adaletli bir yapıya dönüştürmek, Yatırımların eşitlik ve sürdü- rülebilirlik gibi ortak hedefleri teşvik etmesi, Dördüncü Sanayi Devrimi ile hayatımıza giren inovasyonları, özellikle sağlık ve top- lumsal sorunların çözümünde, kamu yararını gözetecek şekilde kullanmak. “Toplum ve Geleceğin İş Yapış Şekilleri”, “Gezegen Nasıl Kurtulur?”, “Daha Adil Eko- nomiler”, “İyilik için Teknoloji”, “Sağlıklı Ge- lecek”, “Daha İyi İş Düzeni”, “Jeopolitiğin Ötesinde” alt temalarına yönelik oturumla- ra ev sahipliği yapan bu yılki Zirvede, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu “Bağlantılı ve Sürdürülebilir Değer Zincirleri Tasarlama” başlıklı panelde konuştu. Levent Çakıroğlu: “Pandemi dönemindeki fedakârlıkları için tüm çalışma arkadaşları- ma müteşekkirim.” Pandemi sürecinde Koç Topluluğu çalışanları- nın önemli fedakârlıklarla çalıştığını ve bunun sahip oldukları en kıymetli değer olduğunu belirten Çakıroğlu, “İçinden geçtiğimiz bu zor dönemde öncelikle çalışma arkadaşlarımızın sağlığı için gerekli adımları hızla attık; onların gelir kaybına uğramaması için de elimizi taşın altına koyduk. Daha sonra piyasalar yeniden açıldığında, artan talebi karşılama noktasında her bir çalışma arkadaşımız da büyük bir çaba ve dayanışma örneği göstererek bize destek oldu. Bu birliktelik ve dayanışma duygusu için hepsine müteşekkirim” dedi. Çakıroğlu sözlerini “Şirketler açısından önemli olan, bilinmezliklerin getireceği risk ve fırsat- lara karşı onları her koşulda hazır tutacak, değişimle barışık bir kurumsal kültürü yer- leştirmektir. Paydaşlar açısından ise böyle zamanlarda en önemli değerin dayanışma olduğunu gördük” diyerek tamamladı. “Sürdürülebilir Değer Zincirlerinin Oluşturulması En Önemli Önceliklerimiz Arasında” Dijital Biz 66 Dijital Biz 67

Sayfa 68 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Bakan Karaismailoğlu, Türksat5A’nın uzaya fırlatılışını Türksat A.Ş’nin Gölbaşı Yerleşke- sinde canlı olarak takip etti. Türkiye’nin 5’inci nesil uydusu Türksat 5A, ABD’nin Florida eyaletinde bulunan Cape Canaveral Üssü’nden SPACE X firmasına ait Falcon 9 roketiyle uzaya fırlatıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Türk- sat 5A uydusunun fırlatılmasından 35 dakika sonra ilk sinyal alındığını bildirdi. Bakan Karaismailoğlu 5B uydusunun da Haziran ayında fırlatılmasının planlandığını belirtti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Türkiye’nin beşinci nesil haberleşme uydusu Türksat 5A’nın uzaya fırlatılışını Türksat AŞ’nin Gölbaşı Yerleşkesinde canlı olarak takip etti. Burada düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Karaismailoğlu, Türkiye saati ile 04:28 olarak açıklanan fırlatmanın hava koşulları nedeniyle 5:15’te yapıldığını dile getirdi. 35. Dakikadan sonra ilk sinyal geldi Yıllar süren çalışmaların sonucunun bugün uy- dunun başarılı bir şekilde fırlatılmasıyla alındığına işaret eden Karaismailoğlu, hem mut- lu hem de gururlu olduklarını ifade etti. Uydunun yörüngesine doğru hareket etmeye başladığını anlatan Karaismailoğlu, “Türksat 5A uydumuz- dan 35’inci dakikadan sonra ilk sinyal geldi. Uy- dumuz, yolculuğuna devam ediyor. Bu yolculuk 4 ay sürecek. Daha sonra testlerimizi yapacağız ve uydu faaliyete alınacak” dedi. Türksat 5A’nın ardından 5B ve 6A uyduları- nın çalışmaları tüm hızıyla sürüyor Karaismailoğlu, 5A uydusunun ardından 5B ve 6A uydularının fırlatılmasının geleceğini ifade ederek “Şu anda imalatları tamamlanan ve testleri yapılan Türksat 5B uydumuzu da haziran ayında fırlatmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı. Yerli ve milli Türksat 6A ile ilgili çalışmaların da devam ettiğine dikkati çeken Karaismailoğlu, Türksat 6A’nın da 2022’nin ilk aylarında fırlatıl- masının planlandığını bildirdi.Türkiye’nin ulaşım ve altyapıdaki başarılı çalışmalarına uzayda da devam ettiğini söyleyen Karaismailoğlu, “Dün- yaya gücümüzü ve varlığımızı hissettiriyoruz. Bundan sonra da uzay ve uydu çalışmalarımız devam edecek’’ diye konuştu. Milli ve Yerli Gururumuz Türksat 5A Uzaya Fırlatıldı Dijital Biz 68 Dijital Biz 69

Sayfa 70 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Ülkemiz- deki yerli uygulamaların önemi son dönemde bir kez daha anlaşıldı. Bu süreçte, yerli uygu- lamalarımızı tercih eden tüm kullanıcılarımı- za duydukları güven ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Bugün gerçekleştirilen iş birliği, tüm kullanıcıların bu sosyal medya ve mesajlaşma platformlarını deneyimlemesine önemli ölçüde destek sağlayacak. Türkiye’nin üç büyük şirketi, güzel bir dayanışma örneği sergiledi. Hepimiz Türkiye’nin dijitalleşme viz- yonuna katkımızı, yenilikçi dijital platformlar sunarak pekiştiriyoruz. Birlikte attığımız bu adım, çalışmalarımızı daha da değerli kılıyor. Önümüzdeki dönemde de benzer iş birlikleri- nin artmasını temenni ediyorum. Turkcell ve Vodafone yöneticilerini ve bu süreçte katkısı bulunan herkesi canı gönülden tebrik ediyo- rum” dedi. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Engin Aksoy: “Türkiye’nin yerli gücünü destekliyoruz” Sektörümüzde yerli alternatif platformların çeşitlendirilmesi yönünde yapılan çalışma- ları destekliyoruz. Müşterilerimize sınırsız internet deneyimi yaşatmak amacıyla 4 yıl önce kullanıma sunduğumuz Vodafone Pass paketlerini ihtiyaç ve talepler doğrultusunda güncelliyoruz. Müşterilerimizin mesajlaşma, sosyal medya ve video izleme gibi ihtiyaç- larını karşılamak üzere geliştirdiğimiz bu paketlerden Vodafone İletişim Pass paketini yeni uygulamalarla zenginleştiriyoruz. İleti- şim Pass kapsamında sunduğumuz mevcut uygulamalara yerel mesajlaşma ve iletişim uygulamalarını da dahil etme kararı aldık. Tarifesi içinde İletişim Pass paketi olan tüm müşterilerimiz Şubat ayı itibarıyla yerli me- sajlaşma uygulamalarını diğer uygulamalarla birlikte süresiz ve ücretsiz kullanırken, tüm Vodafone müşterilerimize ise bu uygulamala- rı 1 ay boyunca ücretsiz sunacağız. Vodafo- ne olarak, üç operatörün beraber geliştirece- ği, uluslararası seviyede rekabet edebilecek sektörel ve yerli platformlara yönelik çalış- malarımıza devam edeceğiz. Bu iş birliği için Turkcell ve Türk Telekom başta olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.” Türkiye’nin teknoloji öncüleri Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone yerli mesaj - laşma ve sosyal medya uygulamaları için dev bir iş birliğine imza attı. Bu kapsamda Türk Telekom müşterileri Türkiye’nin iletişim ve yaşam platformu BiP’i, Turkcell kullanıcıları ise Türk Tele - kom’un yeni nesil sosyal medya platfor - mu Yaay’ı internet kotalarından harcama yapmadan kullanacaklar. Her iki uygu - lama aynı zamanda diğer uygulamalarla birlikte Vodafone’un İletişim Pass pake - tinde ücretsiz sunulacak. Türkiye’nin telekomünikasyon devleri yerli mesajlaşma ve sosyal medya uygulamaları BiP ve Yaay için iş birliğine gitti. Bu kap- samda Turkcell, Türk Telekom müşterileri ve Vodafone İletişim Pass kullanıcıları yerli mesajlaşma platformu BiP ve sosyal medya uygulaması Yaay’ı internet kotalarından har- cama yapmadan kullanabilecek. Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalması için yapılan iş birliği sayesinde Türk halkı gönül rahatlığıyla bu yerli uygulamalardan faydalanabilecek. Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan: “Ta- rihi anlaşma yerli uygulamalara destek olacak” Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, “Türki- ye’nin teknoloji şirketleri bir araya gelerek ül- kemiz için tarihi bir anlaşmaya imza attı. Türk mühendislerinin geliştirdiği yerli uygulamala- rımızı vatandaşlarımız artık gönül rahatlığıyla kullanabilecek. Bu sayede Türkiye’nin verileri ülke içerisinde güvenle kalacak. Yerli me- sajlaşma uygulamalarının tercih edilmesine destek sunacak bu anlaşmanın önümüzdeki dönemde bu konuda yapılacak yeni iş birlik- lerinin de önünü açacağına inanıyoruz. Ülke insanımız adına yapılan bu iş birliğimizin Tür- kiye’ye hayırlı olmasını diliyor, Türk Telekom ve Vodafone Türkiye yöneticileri başta olmak üzere emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür- lerimi sunuyorum” dedi. Türk Telekom CEO’su Ümit Önal: “Hepi- miz, Türkiye’nin dijitalleşme vizyonuna katkımızı, yenilikçi dijital platformlar suna- rak pekiştiriyoruz” İletişimin Devlerinden Yerli İş Birliği Dijital Biz 70 Dijital Biz 71

Sayfa 72 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber HESAP VERİLEBİLİRLİK TESİS EDİLMELİ Teknoloji dünyasında, evrensel değerlerin, adaletin, aşırılıklarla mücadelenin, otokontrolün ve hesap verilebilirliğin tesis edilmesi gerekiyor. Birinci Sanayi Devrimi’ni kazananlarının kurdu- ğu sömürge düzeninin bir benzerinin, bugün 4. Sanayi ve Teknoloji Devrimi’nde yaşanmasının önüne geçmeliyiz. Teknolojik gelişmenin getirdiği esneklik, hiç kimseye sorumsuzluk, kuralsızlık hakkı tanımıyor. Şirketlerin, evrensel normları hiçe sayarak, kendi kurallarını oluşturma çabala- rına müsaade edemeyiz. SORUMLULUKLARI VAR Her ekonomik faaliyette olduğu gibi, dijital plat- form şirketlerinin de etkileşimde oldukları taraf- lara karşı sorumlulukları var. Türkiye’de, Türk vatandaşları üzerinden ticari faaliyet yürütüyor- sanız, bu insanlara karşı sorumlusunuz. Sıradan insanların haklarına riayet etmek, kişisel verile- rine, mahremlerine saygı göstermek zorundası- nız. Bu, Avrupa’daki insanlar için geçerli olduğu kadar, Afrika’daki insanlar için de Türkiye’deki insanlar için de geçerlidir. YERİNE GETİRMELİ Bu şirketlerin ülkemizde temsilcilik açmasını zorunlu hale getirdik. Temsilci atama konusu, şirketlerin bu sorumlulukları kabul edip etme- meleriyle ilgilidir. Düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte bugüne kadar birçok platform Türkiye’de temsilcilik açma kararı aldı. Bu, sadece kamu yönetimlerinin duruş göstermesi gereken bir konu değil. Teknoloji dünyasında söz sahibi olan tüm aktörler ve vatandaşlarımız bu sorumluluk- ların benimsenmesi ve uygulanması için üzerine düşeni yerine getirmeli. STRATEJİK YATIRIMLAR Son 8 yılda, telekomünikasyon altyapısı ve dona- nımlarına yönelik stratejik yatırımlara 359 yatırım teşvik belgesi düzenledik. Bu belgelerle öngörülen toplam sabit yatırım tutarı 10,9 milyar lira, oluşacak istihdam ise 13 bin 371 kişi. Teknoloji geliştirme bölgeleri ve Ar-Ge merkezlerinde telekomünikas- yon alanında faaliyet gösteren firmalara bugüne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, küresel teknoloji devlerinin yeri geldiğinde ayrı bir devlet aygıtı gibi kararlar alabildiğini belirterek, “Teknoloji dünyasında, evrensel değerlerin, adaletin, aşırılıklarla mücadele- nin, otokontrolün ve hesap verilebilirliğin tesis edilmesi gerekiyor. Birinci Sanayi Devrimi’ni kazananlarının kurduğu sömürge düzeninin bir benzerinin, bugün 4. Sanayi ve Teknoloji Devrimi’nde yaşanmasının önüne geçmeliyiz.” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da, bilişim, iletişim ve haberleşme sistemlerinde yerli ve millilik oranlarını gün geçtikçe artırdık- larını kaydederek, “Türkiye’nin 5G sistemine geçişinde yerli ve millilik hassasiyeti yanında KOBİ’lerimizle birlikte el ele çalışmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğ- lu, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Vodafo- ne Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Engin Aksoy, “Teknolojide Yerli Üretim ve KOBİ’lerin Gücü” Webinarında bir araya geldi. 300’ü aşkın KOBİ temsilcisinin katıldığı programda konuşan Ba- kan Varank, Vodafone’un, teknoloji altyapısı ve sarf malzemesi ihtiyacını, KOBİ statüsündeki yerli işletmelerden karşılamak üzere çıktığı ilanın bilişim sektöründe yer alan yerli üreticiler için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. “KOBİ’ler” ve “teknolojide yerli üretim” konularına önem verdik- lerini kaydeden Bakan Varank şunları kaydetti: POZİTİF KORELASYON Türkiye İstatistik Kurumu, KOBİ İstatistikleri Ra- poru’nu yayınladı. Rapora göre, firma ölçeği ile çalışan başına katma değer arasında çok güçlü pozitif korelasyon var. Bu veri bizlere şu mesajı veriyor: Ülkemizdeki ortalama çalışan verimlili- ğini artırmak için başarılı KOBİ’lerimizin büyüme potansiyelini harekete geçirmeliyiz. Bu da devle- tin ya da işletmelerin tek taraflı çabalarıyla değil, birlikte iş yapma modeliyle mümkün. KONTROLSÜZ GÜÇ Dijital dünyanın devleri, bu sorumlulukları karşıla- maktan çok uzaklar. Teknolojik gelişimin yıkıcı gücü, insanlık için yeni bir kriz doğurma noktasına gelmiş durumda. Demokrasi ve özgürlükler beşiği diye tabir edilen yerlerde son dönemde yaşananları hepimiz ibretle izliyoruz. İstediğinde, devlet başkanlarını dahi anında sansürleyebilen kontrolsüz bir güç söz konusu. Ben burada o devlet başkanlarını savun- muyorum ama gelinen noktada anlıyoruz ki küresel teknoloji devleri, yeri geldiğinde ayrı bir devlet aygıtı gibi kararlar alabiliyor, uygulayabiliyor. Bu apaçık bir küresel kriz ve bu krizi başarıyla aşıp aşamayacağı- mızı bugünkü reflekslerimiz gösterecek. kadar yaklaşık 600 milyon liralık destek ve muafi- yet sağladık. “YERLİ VE MİLLİLİK ÖN PLANDA” Etkinlikte konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, KOBİ’lerin, start-up’ların, köklü kuruluşların, üniversitelerin, bilim kurumlarının yerli ve milli teknolojiler üretmeye odaklanmasının, ül- kenin kaderini yeniden şekillendireceğini anlatarak, bakanlık olarak ulaşımda olduğu gibi bilişim, ileti- şim ve haberleşme alanında da yerli ve milliliği ön plana aldıklarını belirtti. Karaismailoğlu, “Teknoloji- deki Ar-Ge payının, 2023’te AB ülkeleri düzeyine, 2028’de de OECD ülkeleri ortalamasının üzerine çıkarmayı hedefledik.” ifadelerini kullandı. Bilişim, iletişim ve haberleşme sistemlerinde yerli ve millilik oranlarını gün geçtikçe artırdıklarını söyleyen Karaismailoğlu, “Türkiye’nin 5G sistemi- ne geçişinde yerli ve millilik hassasiyeti yanında KOBİ’lerimizle birlikte el ele çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. “UÇTAN UCA YERLİ VE MİLLİ 5G” Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan ise, Haberleşme Teknolojileri Kümelen- mesine (HTK) üye firmalar ve mobil işletmeciler tarafından yürütülen Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nde ilk fazın yılın birinci çeyreğinde tamamlanacağını bildirdi. “YENİ TEKNOLOJİLER” Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, “KOBİ’lerimizi yeni tekno- lojiler üretme sırasında yalnız bırakmayacağız, devletimizin tüm imkanlarından faydalanmak üzere onları yönlendireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu. “YERLİ ÜRETİCİYE POZİTİF AYRIMCILIK” Vodafone Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Engin Ak- soy, “Şirketimiz satın alma prosedürlerinde yapılan değişikliklerle yerli ürün alınımını önceliklendirdi. Bu kapsamda yerli üreticilere pozitif ayrımcılık yapaca- ğız.” ifadesini kullandı. Teknolojide Yerli Üretim ve KOBİ’lerin Gücü Dijital Biz 72 Dijital Biz 73

Sayfa 74 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber ve milli üretimin geliştirilmesinin bakanlığın stratejik öncelikleri arasında yer aldığını be- lirterek, yerlilik hedeflerine yönelik ilk adımları 4,5G ihalesinde belirlemiş oldukları yerlilik yükümlülükleri ile attıklarını söyledi. 4,5G’nin ilk yatırım döneminde yüzde 0,98 olan yerlilik oranının, 2018-2019 yatırım dö- nemi itibarıyla yüzde 23’leri geçtiğini aktaran Sayan, “Ancak bu oranı yeterli bulmuyoruz, öncelikle yüzde 45’lik yerlilik hedefinin işlet- mecilerce yerine getirilmesi gerekiyor. Bu- nunla birlikte, tüm kritik bileşenlerin millileşti- rilmesini temel önceliğimiz olarak görüyorum, hepimizin de aynı hassasiyetle bu yönde çalışması gerektiğini ifade etmek istiyorum” diye konuştu. eSIM Yazılımlarını Kendi Geliştiren Ülkeler Arasında İlk Sırada Yerimizi Aldık Sayan, “Geçen günlerde yüzde 100 yerli ve milli olan eSIM uygulamasını kamuoyuna tanıtmanın haklı gururunu yaşadık. eSIM ya- zılımlarını kendi geliştiren ülkeler arasında ilk sırada yerimizi aldık.” ifadelerini kullanarak, “eSIM sadece bilgi ve iletişim sektörü için değil diğer tüm sektörler açısından pek çok faydayı ve avantajı da beraberinde getiriyor. Her zaman her yerde bağlantılı olduğumuz işlemlerde giderek artan oranda mobil tekno- lojiyi kullanıyoruz. Dolayısıyla, eSIM evimiz- deki beyaz eşyadan tutun da işyerlerimizdeki cihazlara kadar her alanda hayatımızda büyük kolaylıklar sağlayacak. Bu teknolo- jinin sektörümüze de önemli bir dinamizm getireceğine inanıyorum. Yeni nesil teknoloji ve hizmetlerin vatandaşlarımıza sağlıklı ve güvenli olarak sunumunda hepimizin yapa- cağı çok şey var. Güçlü bir potansiyelimiz var. Özellikle değerli sektör temsilcilerimizin ülkemizin yerli ve milli kaynaklarını kullana- rak teknolojik alanda daha çok katma değer üretebileceğini biliyoruz” dedi. Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı Yayımlandı Bağlantılı dünyada vatandaşların sayısal ekonominin sunabileceği imkanlardan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş Adamları Derneği’nin (MOBİSAD) çevrim içi olarak gerçekleştirdiği “İl Temsilcileri Yıllık Değerlendirme Toplantısı”na katıldı. Haberleşme kavramının, son 10 yıla kadar insanların birbirleri ile iletişimini ifade eder- ken, yeni teknolojiler ile birlikte her geçen gün insanlardan daha çok makinelerin, cihazların, nesnelerin iletişimi için konuşulan bir kavram haline geldiğini belirten Sayan, “Rakamlara baktığımızda 2018 yılında 10 milyardan az olan internete bağlı cihaz sa- yısının, 5G ve sonraki nesil teknolojilerin de etkisi ile 2023 yılında 29,3 milyara, 2030 yılında ise yüzlerce milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde de halihazırda 6 milyonun üzerinde M2M abonesi var ve gün geçtikçe bu rakamlar artıyor” diye konuştu. Sayan, bağlantılı cihaz sayısı arttıkça daha güçlü altyapılara ihtiyacın da arttığına dikkat çekerek, “Yeni dünya düzeninde en temel unsurlardan biri, öncelikle güçlü bir iletişim altyapısına sahip olmak. Zira bilgi ve iletişim altyapılarının çeşitliliği ve kapasitesi ülkeler için zenginlik ve refah meselesi. Karada, denizde, havada ve uzayda alternatif iletişim altyapıları ülkelerin gücüne güç katıyor. Ülkemiz uzay faaliyetlerindeki son yıllarda gerçekleş- tirdiği atılımlarla artık uydu sistemleri geliştiren ve üreten ülkeler arasında yer alıyor. Geçtiği- miz günlerde TURKSAT 5A uydumuzun uza- ya başarıyla fırlatılmasının gururunu yaşadık. Uzay vatanımızda egemenlik haklarımıza sahip çıkıyor uzay teknolojileri alanında her geçen gün daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz” açıklamalarında bulundu. Mobil haberleşme alanında da çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini ileten Sayan, “Bugün, dünyada bir iddiası olan her ülkenin gündemi 5G teknolojisine sahip olmak veya bu teknolojiyi kullanırken güvenliğinden emin olmak. Ancak biz biliyoruz ki teknolojiye sahip değilseniz güvenliğinden emin olamazsınız. Bu açıdan bakıldığında, 5G’yi sadece bir iletişim teknolojisi olarak değil, ülkemizin ekonomik kalkınmasının itici gücü, milli güvenliğimiz açısından da kritik derecede öneme sahip bir teknoloji olarak görü- yoruz” şeklinde konuştu. Öncelikle Yüzde 45’lik Yerlilik Hedefinin İşlet- mecilerce Yerine Getirilmesi Gerekiyor Sayan, elektronik haberleşme sektöründe yerli faydalanırken işlemlerini güvenli ve güvenilir bir ortamda devam ettirebilmesine önce- lik verdiklerini anlatan Sayan, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nde (USOM) bu konuda faaliyetleri sürdürdüklerini söyle- di. Bakanlık olarak BTK ve ilgili paydaşlar- la yaptığımız çalışmaların bir sonucu olan 2020-2023 yıllarını kapsayan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nın ge- çen günlerde yayımladığını aktaran Sayan, “Siber güvenlik alanında bugüne kadar elde edilen kazanımların daha ileriye taşınması, siber tehditlerin etkilerinin azaltılması, ulusal kapasitemizin geliştirilmesi, güvenli bir siber ortamın oluşturulması ve ülkemizin siber gü- venlik alanında uluslararası seviyede en üst sıralarda yer alan bir marka olması hedefi ile emin adımlarla ilerliyoruz” diye konuştu. En Büyük Hedeflerimizden Biri İmalatın İthalatı Karşılama Oranını Yükseltebilmek Bakan Yardımcısı Sayan, bugün her bir kişinin en az bir mobil cihaza sahip olduğu- nu belirterek, “Kullandığımız bu cihazların standartlara uygunluğu, sağlık ve güvenlik açısından bir risk içermemesi büyük önem arz ediyor. Bakanlık ve BTK olarak sektörü- müzde kullanılan ürünlere yönelik gözetim ve denetim faaliyetleri öncelikli konularımız arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. BTK tarafından yürütülen piyasa gözetim ve denetim kapsamında rakamlara bakıldığında 2019 yılında; 658 firma, 346 marka ve 1897 model olmak üzere toplam 3 bin 240 denetim gerçekleştirildiğini aktaran Sayan, şu bilgi- leri verdi: “2 bine yakın cihaza da EMC, RF, LVD ve SAT testleri uygulandı. Pandemi ile mücadele ettiğimiz 2020 yılında da denetim faaliyetlerimiz daha da arttı. Bugün piyasada satışı yapılan elektronik haberleşme sektörü- ne yönelik cihazların yüzde 80’inden fazlasını mobil telefon cihazları oluşturuyor. Sadece mobil telefon cihazları açısından son 5 yılı dikkate aldığımızda yılda ortalama 14 milyo- nun üzerinde mobil telefon cihazının piyasa- da satıldığını görüyoruz. Yerli imalat bağla- mında baktığımızda BTK tarafından bugüne kadar 100’e yakın firmaya imalatçı takip kodu Bakan Yardımcısı Sayan MOBİSAD Değerlendirme Toplantısına Katıldı Dijital Biz 74 Dijital Biz 75

Sayfa 76 — dergide görüntüle

Haber verildiğini görüyoruz. Takip kodları verilen firmalardan aktif olanlarının 6 tanesi mobil telefon cihaz imalatı yapıyor. Bu piyasada imalatın ithalatı karşılama oranı yüzde 10’la- rın üzerinde. En büyük hedeflerimizden bir tanesi bu oranı daha da yükseltebilmek.” Mobil Cihaz Kayıt Sistemi Önemli Bir Fonksiyon İcra Ediyor Sayan, mobil cihazlar ile ilgili kayıp, kaçak ve klonla mücadelede BTK bünyesinde bulunan Mobil Cihaz Kayıt Sistemi’nin (MCKS) önem- li bir fonksiyon icra ettiğini ifade etti. 2020 yılında 20 milyondan fazla cihazın ithalat ve imalat yoluyla sisteme kaydedildiği, 1 milyo- nun üzerinde de yolcu beraberinde getirilen cihazların kayıt edildiğini aktaran Sayan, “Özellikle il temsilcilerimizin karşılaştığı ve çözüm aradığı noktalardan biri de klonla mü- cadele. Bu noktada, bakanlığımız koordinas- yonuyla yapılan yasal düzenlemelerle önemli adımlar atıldı. Belirli bir süre kullanılmayan cihazların MCKS’de tespit edilmesi, bu ci- hazların kara listeye eklenmesi. Önümüzdeki dönemde bu konuyla ilgili neler yapılabilir, bu işi daha etkin hale nasıl getirebiliriz noktasın- da da beraber çalışmaya devam edeceğimi tekrar hatırlatmak istiyorum. Kayıt dışılıktan kurtulmak ve MCKS’nin en doğru, makul ve vatandaşlarımızın lehine olacak şekilde ça- lışması ve haksız rekabetin önüne geçilmesi noktasında gelecek bilgi ve birikim anlamlı. 81 ilden gelen arkadaşlarımızın bu konu- larla ilgili düşüncelerini almak ve buna göre regülasyon uygulamaları yapmak bizim için önemli” dedi. Ülkemizin Daha Da İlerlemesi İçin Atılan Her Çabanın Destekçisiyiz Kendi teknolojimizi üretirken bu teknolojiler ile kullanıcılara sunulan yerli ve milli hizmet ve içerikleri de geliştirmek zorunda olduğu- muzu vurgulayan Sayan, “Kendi hizmet ve içeriklerimizi geliştirmediğimiz sürece bu veriler başkaları tarafından kullanılıyor, işle- niyor ve bunun üzerinden büyük gelirler elde ediliyor. Küresel internet aktörlerinin sunmuş oldukları servislerin yerli alternatifleri var ancak bu alternatifleri çeşitlendirmek ve vatandaşlarımız tarafından tercih edilir hale getirmek için çalışmalarımız devam ediyor. Ülkemiz için hepimizin yapacağı çok şey ver. Yeter ki güç birliği ile yüksek motivasyon- la çalışmalarımıza devam edelim. Ülkemiz insanının güçlü potansiyeli, sarsılmaz azmi ve vatan sevgisi ile daha da güçlü Türkiye için yolumuza devam ediyoruz. Vatandaşımı- zın refahı, ülkemizin daha da ilerlemesi için atılan her türlü çabanın destekçisiyiz. Yenilik ve fırsatları vatandaşımızın kullanımına en güvenli biçimde sunmak için iş birliği için de hepimizin üzerine düşeni yapacağına inan- cım tam” sözleriyle konuşmasını tamamladı. Dijital Biz 76

Sayfa 78 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber kuruluşu olarak, Türkiye’de yerli uydu haberleşme sektörünü destekleyen, ekosistemin gelişmesine ve piyasanın büyümesine yardım eden bir kuru- luş haline getirilmesini bekliyoruz.” diyor. TELKODER’den Küresel Uydu Hizmetleri Pazarında Yer Almak için 8 Öneri Gelişen teknolojiyle birlikte uydu internet çözüm- lerinin bölgesellikten çıkarak küreselleştiği günü- müzde ulusal eylem planımızın da bu gelişmeye paralel olarak güncellenmesi ve ulusal güvenliği- mizin de göz önüne alınarak, küresel iş birlikleri- ne açık hale getirilmesi gerekiyor. TELKODER’e göre; T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye Uzay Ajansı, Cumhurbaşkanlığı’nın Dijital Dönüşüm ve Yatırım Ofisleri öncülüğünde, sektör temsilcilerinin de katkıları ile Türkiye’nin küresel uydu hizmetleri pazarında yer alabilmesi için en kısa sürede bir çalışma başlatılması kritik bir önem taşıyor. TELKODER’in küresel uydu hizmetleri pazarında yer almak için 8 önerisi ise şöyle; • Türkiye’de uydu sektörünün gelişiminin sağlan- ması ve pazarın önünün açılması için, uydu ha- berleşme hizmetleri pazarında TÜRKSAT’ın Etkin Piyasa Gücüne sahip işletmeci olarak belirlenme- si, uydu haberleşme hizmeti toptan sağlayıcısı olarak konumlanması ve son kullanıcıya sadece yetkilendirilmiş işletmeciler üzerinden hizmet vererek uydu haberleşme pazarının gelişimine katkıda bulunması. • 406 sayılı kanun ile TÜRKSAT’a sağlanan ayrıcalık nedeniyle uydu haberleşme yetkilendir- mesi sahibi UHH veren işletmeciler TÜRKSAT ile kamu pazarında rekabet edememektedirler. Re- kabetin olmadığı kamu pazarında etkin ve uygun ürün fiyatlarının oluşması mümkün değildir. Söz konusu ayrıcalığın yürürlükten kaldırılarak, kamu kurum ve kuruluşlarının uydu üzerinden ihtiyaç duydukları hizmetleri serbestçe istedikleri işletme- ciden alabilmelerinin sağlanması. • TÜRKSAT’ın bir kamu kuruluşu olarak, Tür- kiye’de yerli uydu haberleşme sektörünü des- teklemesi, ekosistemin gelişmesine ve piyasa- nın büyümesine yardım etmesi, uydu internet projelerinde birlikte çalıştığı işletmecilere bütçe, donanım, teknik tasarım, vs. gibi konularda des- tekte bulunması, yerel sistem bütünleştirici uydu firmalarının eğitimini destekleyerek sektörün bilgi birikimini ve iş yapma hevesini arttırması. Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) “Türkiye’de Uydu Haberleşme Hizmetleri - Küresel Uydu Hizmetleri Pazarında Nasıl Yer Alabiliriz?” başlıklı raporunu yayınladı. Türkiye uydu haberleşme hizmetleri sektörünün kar- şılaştığı sorunların çözülebilmesi nokta- sında 8 önerinin yer aldığı raporda sektör sorunlarının ilgili kurum ve kuruluşların iş birlikleriyle çözüme ulaşabileceği ve böy- lece ülkemizin küresel uydu haberleşme hizmetleri pazarında etkin bir rol oynaya- bileceği vurgulanıyor. TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci ve TELKODER Uydu Çalış- ma Grubu Başkanı Mehmet Fahri Can ta- rafından yapılan rapora ilişkin açıklamalara göre; küresel Uzay Ekonomisi, uydu imalatı, fırlatma, yer donanımları ve hizmetler dâhil olmak üzere 366 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahipken uydu haberleşme hizmetleri ise bu büyük pastanın yaklaşık 123 milyar dolar- lık kısmını oluşturuyor. Ülkemizde ise uydu haberleşme hizmeti (UHH) gelirleri 2019 ra- kamlarıyla yaklaşık 637 milyon TL, yani 108 milyon dolar seviyesinde seyrediyor. TEL- KODER raporuna göre uydu hizmetlerinde, dünya ile benzer bir oranı yakalayabilmemiz için uydu haberleşme hizmetlerinin en az 10 kat büyümesi, gelirlerin ise yaklaşık 1 milyar dolar olması gerekiyor. TÜRKSAT Sektörün Gelişiminde Kritik Bir Role Sahip Türkiye’de BTK tarafından UHH vermek üzere yetkilendirilmiş 33, GMPCS hizmeti vermek üzere yetkilendirilmiş 12 işletmeci bulunuyor, fakat sadece TÜRKSAT Uydu ve Kablo TV Hizmetlerine ilişkin Görev Sözleşmesine sa- hip. TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci sektörde pek çok girişimcinin bulunduğunu ve bu girişimcilerin desteklenmesi ile UHH alanında ülke olarak önemli atılımlar gerçekleştirebileceğimizin altını çiziyor. Teberci: “Türkiye uydu haberleşme hizmetleri büyük- lüğünün artması hem ülke ekonomimizi hem de elektronik haberleşme sektörümüzü geliş- tirecek ve kalkınmamıza büyük katkı sağlaya- caktır. Mevcut düzenlemeler, yeni nesil uydu projelerine uygun olarak, ülkemiz, bölgemiz ve dünya uydu piyasa koşulları gözetilerek, Türkiye’nin varması düşünülen hedefler dikka- te alınarak güncellenmelidir. TÜRKSAT Etkin Piyasa Gücüne sahip işletmeci olarak belirlen- meli, sektördeki konumu ve iş yapma şekilleri gözden geçirilmelidir. TÜRKSAT’ın, bir kamu • Yeni gelişen küresel uydu internet projelerinde Türkiye’nin de yer alması ve bu teknolojilerin ülke- miz çıkarına kullanılmasının yolunun açılması için tüm sektör temsilcilerinin katkılarıyla bir çalıştay düzenlenmesi. • Bu çalıştayda, ülkemizde uydu haberleşme hiz- metleri için ihtiyaç duyulan mevzuat değişiklikleri- ne ilişkin önerilerin tespit edilmesi, tartışılması ve Türkiye’nin yeni nesil LEO ve MEO uydu projeleri için gerekli altyapı ihtiyaçları belirlenerek, katkı ve katılım stratejilerinin oluşturulması. • Durumumuzu geliştirmek ve dünya uydu tek- nolojilerinde gerçekleşen yeni gelişmelere uygun olarak yukarıda bahsettiğimiz çalıştay sonucunda ortaya çıkacak yasal düzenlemeler ivedilikle ger- çekleştirilmelidir. Uydu hizmetlerinde, bölgesel bir oyuncu haline gelebilmemiz için küresel iş birlik- leri yapmamız şarttır. Türkiye, Uydu Haberleşme Hizmetleriyle ilgili Uluslararası İşbirliklerinin içinde bulunmalıdır. • Elektronik Haberleşme Sektörü Yetkilendir- me Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik ile uydu üzerinden elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecilere “kullanıcılarına ait trafikleri Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kurulmuş uydu yer istasyonları üzerinden geçirme yükümlülüğü” geti- rilmiştir. Bu yükümlülük sadece tasarım aşama- sında olan ve gelecekte gerçekleşmesi planlanan projeler için mümkün olabilecektir. Bu nedenle tasarım safhası geçilmiş mevcut uydu sistemle- rinde bu yükümlülüğün uygulanması mümkün görünmemektedir. • Türkiye’de uydu üzerinden hizmet sağlayan işletmecilerin ve uydu hizmetleri pazarının büyü- mesi için, haberleşme uydularına ve diğer uzun mesafeli araçlara erişim sağlayan uluslararası te- lekomünikasyon ağının ve projelerinin bir parçası olacak uydu yer istasyonu yatırımlarının yapılma- sı gerekmektedir. Fiyat/kalite değeri olarak, Türki- ye’de altyapı/karasal hat fiyatlarına bakıldığında, fiyatların uluslararası fiyatlar ile yarışır durumda olmadığı görülmektedir. • Bu nedenle Türkiye bugüne kadar, küresel uydu projeleri içinde yer alamamıştır. Ülkemizde 100 Gbps’lik karasal bir hatta bile yurt dışına göre astronomik ücretler ödenmektedir. İki noktası İstanbul içerisinde yer alan bir internet devresinin maliyeti yurtdışı devre maliyetlerine göre katbekat pahalıdır. Yurtdışı devre fiyatları bu kadar düşük- ken, ülkemiz içerisinde (Local Loop) devre fiyatla- rı bu kadar yüksek olmamalıdır. Türkiye’nin Uydu Haberleşme Hizmetleri Sektör Büyüklüğü 1 Milyar Dolar Olmalı Dijital Biz 78 Dijital Biz 79

Sayfa 80 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber yılı sonuna kadar mobil telefonda %25, sabit telefonda %15 ve internet erişiminde %5 olarak uygulanan Özel İletişim Vergisi’nin (ÖİV), 2018 yılında tüm hizmetlerde %7,5 olarak değiştirildiğine değiniliyor. 2019 yılında Adil Kullanım Kotası’nın (AKN) kaldırılmasıy- la internet fiyatlarına yapılan zamlar dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda giderlerdeki internet payının ve vergisinin artacağı öngö- rülüyor. Bu durumun 2021 yılı haberleşme giderlerinde de artışlara neden olacağı vur- gulanıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, “TELKODER olarak her yıl Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), ülkemizde 2020 yılında evlerinde bir sabit telefon ile ge- nişbant internet aboneliği bulunan ve her bireyi cep telefonu hattı sahibi olan 4 ki- şilik bir ailenin aylık ortalama haberleşme giderinin vergiler dâhil ortalama 311,41 TL olduğunu açıkladı. TELKODER tarafından her yılın sonunda yapılan Elektronik Ha- berleşmede Aile Giderleri Araştırması’na göre 2020 yılında Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin haberleşme giderinin yıllık 3.736 TL’ye ulaştığı ve bu rakamın 759 TL’si- ni devlete ödenen verginin oluşturduğu görülüyor. 2019 yılında yapılan analizde 4 kişilik bir ailenin yıllık haberleşme gi- derleri yaklaşık 3.225 TL, devlete ödenen verginin ise 655 TL olduğu hesaplanmıştı. 2018 yılında ise bir ailenin yıllık haber- leşme giderleri yaklaşık 2.878 TL, devlete ödenen verginin ise 585 TL’ydi. Telekomünikasyon alanının düzenleyici kuru- luşu olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kuru- mu’nun (BTK) yayınladığı veriler ile TELKO- DER’in yaptığı genel sektör değerlendirmesi sonucunda; evlerinde bir sabit telefon ile genişbant internet aboneliği bulunan ve her bireyi cep telefonu hattı sahibi olan 4 kişilik bir ailenin, aldığı haberleşme hizmetleri için vergiler dâhil ayda ortalama 311,41 TL har- cadığı belirlendi. Bu rakam yılda 3.736 TL’ye ulaşıyor. TELKODER’in her yılın sonunda yaptığı ana- liz kapsamında açıkladığı Elektronik Haber- leşmede Aile Giderleri Araştırması’na göre sabit telefona vergiler dâhil aylık ortalama 42,37 TL ödeniyor. Aynı araştırmada, 3 GSM operatörünün abonelerinin ortalama aylık ödemelerinin ise vergiler dâhil 49,89 TL’ye ulaştığı belirtiliyor. Sabit internet bağlantısı için ise aylık ortalama vergiler dâhil 69,48 TL ödeniyor. Bu giderlerin hepsinden %18 KDV’nin yanı sıra, sabit ve mobil haberleşme hizmetleri ve sabit ve mobil internet hizmet- leri için %7,5 Özel İletişim Vergisi devlete aktarılıyor. Evlerinde bir sabit telefon ile genişbant internet aboneliği bulunan ve her bireyi cep telefonu hattı sahibi olan 4 kişilik bir aile, haberleşme gideri için devlete aylık 63,27 TL vergi ödüyor. Devlete ödenen vergi yılda yaklaşık 759 TL’yi buluyor. 2021’de haberleşme giderlerinde artış bekleniyor TELKODER’den yapılan açıklamada 2017 açıkladığımız iletişim harcamaları raporu- muza baktığımızda bu yıl döviz kurlarının ve sektörde yapılan zamların etkisiyle giderlerin arttığını görüyoruz. Burada kullanıcıları yük- sek vergiler de epey zorluyor. Özellikle 1999 Gölcük depremiyle hayatımıza geçici olarak giren Özel İletişim Vergisi’nin 20 yıldır alın- ması büyük bir sorun teşkil ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir vergi alınmıyor bizde de bir an önce kaldırılması gerekiyor. 2021 yılında serbestleşme ve tam rekabetin sağ- lanmasıyla bu vergi yüklerinin hafifletilmesi hususunda devletin gerekli yaklaşımı göste- receğine inanıyoruz.” diyor. 4 Kişilik Ailenin 2020 Yılı Haberleşme Gideri 3.736 TL Dijital Biz 80 Dijital Biz 81

Sayfa 82 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber olsun hafifleteceğine inanılsa da; o dönemde de TELKODER yine vergilerin kademeli ola- rak düşürülmesinin ve 3 yıl içinde tamamen kaldırılmasının hem sektör hem de vatandaş açısında önemli olarak görüyordu. Ancak 2018’de ÖİV tüm hizmetlerde %7,5 olarak sabitlendi. Bu düzenleme GSM işletmecile- ri açısından olumlu karşılansa da internet servis sağlayıcıları ve vatandaşlar açısından olumsuz olarak değerlendiriliyordu. Geldi- ğimiz noktada 30 Ocak 2021 tarihi itibariyle %10’a sabitlenen bu verginin sektördeki tüm işletmecileri ve vatandaşları olumsuz etkile- yeceği düşünülüyor. TELKODER vatandaşa büyük bir yük olduğunu vurgulayarak artık ÖİV’in tamamen kaldırılması gerektiğinin altını çiziyor. Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Özel İletişim Ver- gisi’nin (ÖİV) %10’a çıkarılmasına ilişkin kararı değerlendirdi. ÖİV’in artırılmasının sektördeki işletmecileri özellikle internet hizmeti sağlayıcılarını zorlayacağını vur- gulayan TELKODER bu artışın tüketicile- rin en önemli haklarından biri olan haber- leşme faaliyetlerini zorlaştıracağını ifade ediyor. Yakın zamanda 2020 yılı Aile Ha- berleşme Giderleri Raporu’nu da yayınla- yan dernek 4 kişilik bir ailenin haberleşme giderinin vergiler dahil 3.737 TL olduğunu açıklamıştı. Dernek ÖİV’deki bu artışla birlikte bu ailenin 74 TL daha fazla vergi ödeyeceğine dikkat çekiyor. TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci: “TELKODER olarak her za- man, dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmayan ve 1999 depremi nedeniyle geçici olarak getirilerek 2004 yılından itibaren kalıcı vergi haline getirilen Özel İletişim Vergisi’nin tama- men kaldırılması gerektiğini savunduk. Bu- gün yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla %7,5 olarak uygulanan ÖİV’in yüzde 10’a yükseltilmesi devam eden taahhütlü sözleş- meler nedeniyle sektörde yer alan işletmeci- ler açısından sıkıntılara sebep olacak. Özellikle sabit internet sağlayıcıları taahhütlü anlaşmalar sundukları için ilk aşamada bu artışı faturalara yansıtmakta güçlük yaşaya- cak. Bir önemli sıkıntı da bu vergi artışlarının hemen uygulanmaya başlaması nedeniy- le ortaya çıkacak, bu tür vergi artışlarında gerekli hazırlıkların yapılabilmesi için geçiş sürelerine ihtiyaç duyuluyor. Öte yandan bu vergi artışından vatandaşlarımız da olumsuz etkilenecek. Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi dönemi pek çok insan için inter- net aboneliğini zorunlu hale getirmişken bu artışla birlikte daha pahalı hale gelecek olan internet abonelik fiyatları vatandaşları ekono- mik olarak zorlayacak.” diyor. Özel İletişim Vergisi’nde geçtiğimiz yıllar- da nasıl değişiklikler olmuştu? 1999 yılının Kasım ayında hayatımıza giren ÖİV o dönem mobil internet ve mobil telefon hizmetlerinde %25, sabit internet ve sabit te- lefon hizmetlerinde ise %15 olarak uygulanı- yordu. Şubat 2009’da sabit ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmetine ilişkin ÖİV yüz- de 15’ten yüzde 5’e indirilmişti. Söz konusu kararın, haberleşme ve internet vergilerinin en yüksek olduğu ülkelerin başında gelen Türkiye’nin bu olumsuz durumunu bir nebze Artan Özel İletişim Vergisi Hem Vatandaşı Hem Sektörü Zorlayacak Dijital Biz 82 Dijital Biz 83

Sayfa 84 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Doç. Dr. Kamil Boratay Alıcı, Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, Prof. Dr. Necip Atar, Dr. Ayşe- gül Doğan, Doç. Dr. Ozan Erdinç, Doç. Dr. Aysel Kantürk Figen, Prof. Dr. Yusuf Kaynak, Dr. Savaş Taşoğlu ve Doç. Dr. Hüseyin Cum- hur Tekin, sağlık bilimleri alanında Uzman Dr. Güneş Güner, Doç. Dr. Zerrin Sezgin Bayın- dır ve Doç. Dr. Fatma Sezer Şenol Deniz, sosyal bilimler alanında Doç. Dr. Mustafa Oğuz Afacan, Dr. Muhammet Zahit Atçıl, Dr. Hasan Çolak, Dr. Eliza Gheorghe, Doç. Dr. Hulusi Kafalıgönül, Dr. Mert Moral, Dr. Betül Özbay, Doç. Dr. Ahmet Şensoy ve Dr. İhsan Efe Tokdemir aldı. Kutup çalışmaları ödüllerinin de Prof. Dr. Mehmet Gökhan Halıcı, Prof. Dr. Didem Özçimen, Doç. Dr. Burcu Özsoy ve Prof. Dr. Cengiz Yıldırım sahibi oldu. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) 2020 Bilim Ödülleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen törenle sahiplerini bul- du. TÜBİTAK Yönetim Kurulunca yapılan değerlendirmeler neticesinde 1 özel ödül, 4 bilim ödülü ile 13 teşvik ödülü verildi. Ayrıca 3 farklı kategoride 4 bilim insanına TÜBA Uluslararası Akademi Ödülü, 31 bi- lim insanına TÜBA-GEBİP Ödülü, 8 esere de TÜBA-TESEP Ödülü layık görüldü. TÜBİTAK 2020 Bilim Ödüllerini alan isim- ler şöyle: Temel bilimler alanında Prof. Dr. Mustafa Soylak ve Prof. Dr. İsmail Türkan, mühen- dislik bilimleri alanında Prof. Dr. Özgür Barış Akan ve Prof. Dr. Hilmi Volkan Demir alırken, Prof. Dr. Cengiz Sinan Özkan TÜBİTAK Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Teşvik ödüllerini de temel bilimler alanında Dr. Öğr. Üyesi Bilge Baytekin, Dr. Öğr. Üyesi Ferdi Karadaş, mühendislik bilimleri alanın- da Prof. Dr. Sinem Çöleri, Doç. Dr. Mustafa Evren Erşahin, Doç. Dr. Mustafa Serdar Önses, Prof. Dr. Hakan Usta, sağlık bilim- leri alanında Prof. Dr. Elif Çadırcı, Doç. Dr. Aydan Dağ, Doç. Dr. Tevfik Tamer Önder, sosyal bilimler alanında Dr. Öğr. Üyesi Selim Erdem Aytaç, Prof. Dr. Mehmet Efe Biresse- lioğlu, Doç. Dr. Emre Selçuk, Dr. Öğr. Üyesi Gaye Soley aldı. TÜBA 2020 Bilim Ödüllerini alan isimler ise şöyle: Bilimsel Telif Eser Programı (TESEP) kapsa- mında, Doç. Dr. Evren Küçük ve Fatma Betül Altıntaş mansiyona layık görülürken, Prof. Dr. Alp Can sağlık ve yaşam bilimleri alanın- da, Doç. Dr. Ersin Erdoğan ve Prof. Dr. Altay Tayfun Özcan sosyal bilimler alanında ödül almaya hak kazandı. Ar. Gör. Kübra Fettahoğlu, Fuat Sezgin Özel Ödülü’nün, Dr. Ömer Gezer Halil İnalcık Özel Ödülü’nün sahibi oldu. TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı (GE- BİP) Ödüllerini, doğa bilimleri alanında Doç. Dr. Serdar Akbayrak, Doç. Dr. Yaşar Akdo- ğan, Dr. Ghaith Makey, Dr. Korhan Özkan ve Doç. Dr. Rifat Onur Umucalılar, mühendislik bilimleri alanında Doç. Dr. Abdullah Aksu, TÜBA Uluslararası Akademi Ödüllerine sosyal ve beşeri bilimler kategorisinde Prof. Dr. Wael B. Hallaq, sağlık ve yaşam bilimleri kategorisinde Prof. Dr. Murat Günel, fen ve mühendislik Bilimleri kategorisinde Prof. Dr. Erik Jeppesen ile Prof. Dr. Okyay Kaynak layık görüldü. Bilim Ödülleri Sahiplerini Buldu Dijital Biz 84 Dijital Biz 85

Sayfa 86 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber “Bu yatırım neticesinde Türk otomotiv sek- töründe tedarikçilerimiz ve tüm ekosistemle dolaylı olarak 18 bin kişilik yeni istihdam imkanı sağlamış olacağız. Ford Otosan ola- rak, ayrıca eşit temsiliyetin olmadığı otomotiv sektöründe kadın iş gücünü artırmak yönün- de bir hedefimiz var. ‘İş’te Eşitlik’ anlayışıyla kadın çalışanların iş hayatına katılımı başta olmak üzere iş hayatında fırsat eşitliğini tüm sektöre yaymayı amaçlıyoruz. Türkiye oto- motiv sektörünün kadın çalışan istihdamında lider şirketi olarak, yeni yatırım planlarımız kapsamında da üretimde tesislerimizde ka- dınların sayısını artırmak ve yönetim kadro- larında eşit temsiliyeti desteklemek hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Va- rank, Ford Otosan’ın Kocaeli’deki fabrika- larını ziyaret ederek, firmanın yeni yatırım ve çalışmalarını inceledi. Bakan Varank, Kocaeli Valisi Seddar Yavuz ve Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyü- kakın ile Ford Otosan’ın Kocaeli’deki fabrika- larına ziyarette bulundu. Şirketin geçen ay Cumhurbaşkanlığı tara- fından açıklanan teşvik kararı kapsamında planlanan 20,5 milyar lira tutarındaki yeni ya- tırım öngörüsüyle 2022 yılı itibarıyla devreye alınacak Gelecek Nesil Ticari Araç Üretimi ve Batarya Montaj Fabrikası ile ilgili gelişmelere yönelik bilgi alan Varank, Şarj Edilebilir Hibrit Elektrikli Araçlar (PHEV) Atölyesinde de ince- lemelerde bulundu. Varank, yaklaşık 2 bin 300 kadına istihdam sağlayan Ford Otosan’ın “İş’te Eşitlik” kap- samında kadın çalışan sayısını artırmaya yönelik yaptığı projeler dolayısıyla yetkilileri tebrik etti. Dünyada otomotiv sektöründe elektrikli araç devrimi yaşandığına işaret eden Varank, oto- motiv sektörünün lider üreticilerinden Ford Otosan’ın gelecek nesil ticari araç ve batarya üretimine ilişkin aldığı yeni yatırım kararının, ülke ekonomisine çok önemli bir ilave katma değer sağlayacağını kaydetti. Varank, bu yatırımla dünyadaki trendlere uy- gun olarak tam elektrikli araçlar ve bunların bataryalarının Kocaeli’de üretileceğini akta- rarak, “Bu sayede ülkemizin elektrikli araç üretiminde önemli bir merkez olmasına katkı sağlanacak. Bu yatırım Türkiye’ye duyulan güvenin bir göstergesidir. Ülkemizin nitelikli istihdamına ve otomotiv sanayi ekosistemine itici bir güç olacak yatırımlar ile global are- nadaki rekabet gücümüz daha da artacak.” ifadelerini kullandı. “TİCARİ ARAÇTA FORD’UN AVRUPA’DAKİ EN BÜYÜK ÜRETİM ÜSSÜ HALİNE GEL- DİK” Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün de otomotiv sanayisinin dönüşümüne öncü- lük etmek üzere yeni nesil ticari araç yatı- rımlarına devam ettiklerini ifade etti. Şirket olarak, 60 yıldır gerçekleştirdikleri yatırımlarla bugün, ticari araçta Ford’un Avrupa’nın en büyük üretim üssü haline geldiklerini aktaran Yenigün, şöyle devam etti: Türkiye Önemli Bir Merkez Olacak Dijital Biz 86 Dijital Biz 87

Sayfa 88 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber kamuoyuna tanıttık. Birbiriyle, yol kenar üni- teleri ve trafik sinyalizasyon sistemleriyle ko- nuşan sistemin hemen ardından Türkiye’nin ilk otonom otobüsü için Okan Üniversitesi ile çalışmalara başladık. Trafiğe açık tüm yollar- da ve tüm hava koşullarında direksiyonsuz sürüş seviyesine kadar otonom araç geliştir- me ve ticarileştirme hedefimizde kararlı bir şekilde ilerliyoruz” dedi. “TÜRKİYE’NİN AR-GE GÜCÜNÜ BİR KEZ DAHA KANITLAYACAK” Yürütülen çalışmanın Türk otomotiv sektörü açısından önemine dikkat çeken Görgüç; “Otonom otobüs çalışmaları, ulaştırma sek- törü ile kentleşmenin geleceğini şekillendi- recek olan gelecek teknolojilerinin, verimli ulaşım yöntemlerinin ülkemiz insan kaynağı ile geliştirilebilmesinin mümkün olduğunu gösteren çok önemli bir aşama. Ar-Ge mü- hendislerimiz, Okan Üniversitesi akade- misyenleri, araştırmacıları, doktora, yüksek lisans ve lisans öğrencileriyle geliştirilen otobüs, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı ile yenilikçi gücünü bir kez daha kanıtlayacak. Otonom otobüsümüz, Otokar’ın Avrupa Birliği 2050 hedeflerinde bulunan, sıfır kaza hedefi ile uyumlu olarak geliştireceği, otonom şehir aracı için alt yapı sağlayacak” açıklamasını yaptı. ULAŞIMDA YENİ BİR GELECEK VADEDEN OTOBÜSÜN ÖNCELİĞİ YAYALAR Otokar, Türkiye’nin ilk otonom otobüsü pro- jesinin araştırma geliştirme çalışmalarını 4 aşamada ele alıyor. İkinci aşamayı tamam- layan Otokar Otonom Otobüsü, sürücüye gerek kalmadan özel ve bölünmüş yollarda, gelişmiş sensör füzyonu algoritmaları ile çevresini algılayıp, konumunu haritada bula- biliyor. Araç, hassas kontrolcü tasarımı sa- yesinde 0-30 kilometre arası sürücü sistem- lerinin kontrolünün zor olduğu durumlarda konforlu sürüş sağlıyor. Yüksek hassasiyetli sürekli pozisyon kontrollü direksiyon sürüş algoritması sayesinde viraj hakimiyeti ve kav- şak dönüşleri emniyetle yapabilen otonom otobüs, durakta bekleyen yolcuları algılayıp durabiliyor, yolcular inmek istediğinde ise Alternatif yakıtlı araçlar, akıllı otobüsler ve sürücüsüz araçlar üzerine araştırma ge- liştirme çalışmaları yürüten Otokar, toplu ulaşım sektöründe geleceği şekillendir- meye devam ediyor. Otokar, Okan Üniver- sitesi iş birliğiyle yürüttüğü Türkiye’nin sürücüsüz otobüsü çalışmasında önemli bir başarı daha sağladı. Üç yıldır yürütü- len çalışmalar neticesinde Türkiye’nin ilk otonom otobüsünün ikinci aşama yazılım bütünleştirme ve sürücüsüz doğrulama testleri başarı ile tamamlandı. Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, Türki- ye’nin ilk akıllı Otonom Otobüs çalışmaların- da yeni bir başarıya imza attı. Son 10 yılda cirosunun yüzde 8’ini Ar-Ge faaliyetlerine ayıran şirket; akıllı ulaşım, alternatif yakıtlı araçlar, akıllı teknolojiler ve sürücüsüz araç- lar üzerine yürüttüğü araştırma geliştirme çalışmalarında sürücüsüz otobüs alanında seviye atladı. Türkiye’nin ilk akıllı Otonom Otobüs çalış- malarına 2016 yılında “Geleceğin İş Birlikçi Mobil Hizmetleri” CoMoSeF (Co-Operative Mobility Services of the Future) projesi ile başlayan şirket, araç-araç ve araç-cihaz ha- berleşmesini gerçekleştiren donanım ve yazılımların geliştirildiği bu çalışmanın ar- dından sürücüsüz otobüs çalışmalarına hız verdi. Otokar, Üniversite-Sanayi İş Birliği Destek Programı kapsamında 2018 yılından günümüze Okan Üniversitesi ile birlikte “İleri Seviyede Otonom Otobüs Sistemi Gelişti- rilmesi” projesinde Türkiye’nin sürücüsüz otobüsünü geliştirmeye başladı. Üç yıllık ça- lışmaların ardından Türkiye’nin ilk çevresini algılayan, düşük hızlarda dahi hassas kontrol ve konforlu bir yolculuk sağlayan otonom otobüsünün ikinci aşama yazılım bütünleş- tirme ve sürücüsüz doğrulama testleri başarı ile tamamlandı. “HEDEFİMİZE KARARLI BİR ŞEKİLDE İLERLİYORUZ” Otokar’ın vizyonunda kendi teknolojisini geliştirerek ürünlerinde yerli ve milli özellik- leri korumak olduğunu belirten Genel Müdür Serdar Görgüç, “Otokar olarak, sürdürülebi- lirliği ve yenilikçiliği odağımıza alarak global bir marka olma hedefimize doğru hızla iler- lemeye devam ediyoruz. Geride bıraktığımız 10 yılda Ar-Ge olanaklarımızla Türkiye’nin ilk hibrit otobüsü, Türkiye’nin ilk elektrikli otobü- sü gibi ilklere imza attık. Dört yıl önce nesne- lerin interneti (IoT) odaklı Akıllı Otobüsümüzü sadece dur düğmesine basılması yeterli oluyor. Her zaman önceliği yayalara veren otonom otobüs, yaya geçitlerinde yayalara yol veri- yor, acil fren özelliği sayesinde güvenli sürüş imkânı sağlıyor. Herhangi bir hareketli yaya, hayvan veya bisikletli beklenmedik bir şekil- de aracın önüne çıktığında, otobüs acil fren yapabiliyor. Önündeki tehlike geçtiğinde yola devam etme kararını yapay zekâ, sensör füzyon ve yazılım bütünleştirme ile kendisi veren araç, trafik ışıklarını ve yol kenarı işa- retlerini de otomatik algılıyor. Üzerinde yer alan dur-kalk araç takip sistemi (Stop& Go ACC) ile sıkışık trafikte sürüş yap- mayı kolaylaştıran otonom otobüs, önündeki ve yanındaki araçlar ile mesafesini otomatik olarak kontrol ederek, otomatik takip imkânı sunuyor. Araç ayrıca dur kalk araç takibini yüksek hızlarda da güvenli mesafede gerçek- leştirebiliyor. Araç üzerinde üçüncü aşama çalışmaları devam ediyor. Otokar bu stratejik projede haberleşen oto- nom araçlar konusunda araştırma alt yapısı- na ve bilgi birikimine sahip Türkiye’nin öncü üniversitelerinden biri olan Okan Üniversitesi ile birlikte çalışıyor. Okan Üniversitesi 2009 yılında Ulaşım Teknolojileri ve Akıllı Otomotiv Sistemleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmuştu. Türkiye’nin Sürücüsüz Otobüsü Testleri Başarıyla Geçti Dijital Biz 88 Dijital Biz 89

Sayfa 90 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber sağlayacak. Programın gençlerimize ve ülkemize hayırlar getirmesi diliyorum.” diye konuştu. DAVET MEKTUBU GEREKLİ STAR Programı; fen, mühendislik, sağlık, sosyal gibi TÜBİTAK destekli tüm program- larda yer almak isteyen lisans öğrencilere yönelik olarak kurgulandı. Program kap- samında öğrenciler halen yürürlükte olan TÜBİTAK destekli bir projede yer almak için başvuru yapıyor. Ön koşul olarak da öğrenci- nin üniversite başarısının yanında ilgili proje yürütücüsü hocadan davet mektubu alması gerekiyor. 12 BİN 709 BAŞVURU STAR Programına başvurular 2-30 Kasım 2020 tarihleri arasında alındı. Proje yürütücü- lerinin ve lisans öğrencilerine yönelik çağrıya 12 bin 709 öğrenci başvuru yaptı. Yapılan bilimsel değerlendirmelerin ardından progra- ma kabul edilen öğrenciler belirlendi. ODTÜ İLK SIRADA Program kapsamında desteklenecek bin 500 öğrenciye bakıldığında 147 öğrenciyle ODTÜ ilk sırada yer alırken onu İstanbul Teknik Üni- versitesi (108) ile Hacettepe Üniversitesi (72) takip etti. Fen, mühendislik, sağlık ve sosyal alanlarında 134 bölümden öğrenci STAR bursiyeri oldu. En çok Elektrik ve Elektronik Mühendisliği (143) öğrencilerinin kabul edil- diği programda, bu bölümü Moleküler Biyoloji ve Genetik (132) ile Tıp (126) izledi. 750 TL BURS 145 üniversiteden 793’ü kadın (Yüzde 53), 707’si erkek olmak üzere toplam bin 500 STAR bursiyeri, aylık 750 TL burs alacak. Öğrenciler, program sonuçlarını star.tubitak. gov.tr adresinden öğrenebilecek. TÜBİTAK tarafından lisans öğrencileri- nin Ar-Ge kültürü kazanmaları, araştırma ekosistemine ilk adımı atmaları ve araş- tırma yapmaya teşvik edilmeleri ama- cıyla başlatılan Stajyer Araştırmacı Burs Programı’nın (STAR) sonuçları belli oldu. Geleceğin STAR’larını, Sanayi ve Teknolo- ji Bakanı Mustafa Varank açıkladı. ARAŞTIRMA EKOSİSTEMİNE GENÇ BİLİM İNSANLARIMIZ Sosyal medya hesabından bir mesaj payla- şan Bakan Varank, “Stajyer Araştırmacı Burs Programı STAR’ın sonuçları belli oldu! 145 farklı üniversiteden, 1359 farklı projede yer almak üzere 1500 lisans öğrencimizi des- tekleyeceğiz. Araştırma ekosistemine katkı sağlayacak gençlerimize başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı. TÜM PROJELER KAPSAMDA Varank, ayrıca yaptığı açıklamada, STAR programını ilk kez COVID-19 Türkiye Platfor- mu projeleri için başlattıklarını anımsatarak, “Son çağrısına Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıyla çıktı- ğımız bu program sayesinde özellikle lisans düzeyindeki genç öğrencilerimizin heyecan- ları, STAR’ı yaygınlaştırmamızın önünü açtı. Sadece lisans öğrencileri için tüm TÜBİTAK destekli projelere bu imkânı getirdik.” dedi. YOĞUN İLGİ Covid-19 ile mücadele doğrultusunda ge- çen yıl çağrıya çıktıklarını kaydeden Varank, “Kamu destekli Ar-Ge projelerinde çalışmak isteyen öğrenci ve araştırmacılarımız bu programımıza yoğun ilgi göstermişti. Çağ- rımızı kısa sürede sonuçlandırdık. Genişle- tilmiş yeni programın sonuçlarını da yılın ilk günlerinde açıklamış oluyoruz.” dedi. TEORİ İLE PRATİK BİRLEŞECEK Varank, STAR Programı ile gençlerin eğitim aldıkları alanlarda en başından saha tecrü- besi edineceklerini vurgulayarak “Teoriyle pratiği birleştirebilecekler. STAR programımız ile lisans öğrencilerimizi yenilikçiliğe, üretime, Ar-Ge çalışmalarına ve bilim insanı olmaya yönlendirmiş olacağız. Bir ürün ortaya çıkar- ma, mühendislik, problem çözme ve entelek- tüel becerilerini geliştirebilme imkânı bulabi- lecekler. Özetle bu genç arkadaşlarımız, Milli Teknoloji Hamlemize önemli katkı Geleceğin STAR’ları Belli Oldu Dijital Biz 90 Dijital Biz 91

Sayfa 92 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber İşe alım kriterleri değişti • İşveren tarafında da durum karışık. Ekonomik değişim hızlandıkça, endüstri üniversitelerden gelen yeni mezunları eğitmek yerine işe hazır insanları tercih ediyor. Birçok işveren, üniversi- telerin doğrudan öğretmediği sosyal beceriler, duygusal zekâ, takım çalışması, iletişim ve za- man yönetimi gibi kriterlere sahip adaylar daha şanslı. • İngiltere’de yüksek öğrenim gören her beş kişiden birinin maliyetinin, gelecekte kazanıla- cak paranın altında kalacağı hesaplanıyor. Yani bu para üniversite eğitimine harcanmasaydı bu öğrencilerin mali durumları daha iyi olacaktı. İngiltere’de 2020’de yapılan bir araştırmaya katılanların yüzde 61’i bir lisans diplomasının 10 yıl öncesine göre daha az değerli olduğunu söylüyor. Mesleki eğitime dönüş trendi • Yüksek öğrenimin ücretli olduğu birçok Avrupa ülkesinde ebeveynler, çocuklarının üniversiteye gitmesini istiyorlar, ancak eve tesisatçı çağırma- ya paraları yetmiyor. Çünkü beceri eğitimi ve çı- raklık, yüksek öğrenimdeki genişleme nedeniyle geri plana atıldı. Orta öğrenim sonrası yüksek öğrenim ve mesleki öğrenim planlamaları ara- sında ciddi dengesizlikler var. • Gelecek her sektörde olduğu gibi beklenmedik anda ve erken geldi. Dünyada birçok üniversite Şubat 2020’de kapatıldı ve halen açılmadı. Top- lumların geleceği sayılan üniversiteler, ülkeleri kurtarma paketlerinde önceliği alamadı. Online eğitime karşı çıkan birçok akademisyen hızla çok sayıda dersi çevrimiçi vermeye başladı. Üniversiteler birçok sektör ve kuruluşun geçirdi- ği dönüşümü inceleyerek daha iyi uygulamalar- la kendi süreçlerini yapılandırabilir. • Teknolojik değişim ve yeni çalışma dünya- sı, ortaöğretim sonrası eğitim türleri için yeni beklentiler ortaya çıkarıyor. Demografik değişim muhtemelen çoğu liberal demokraside daha kü- çük yerel öğrenci gruplarının oluşmasına neden olacak. • Çin, yerel üniversite sistemini bir eğitim modeli olacak şekilde hızla geliştiriyor. Hindistan, orta öğretim sonrası kurumlarına büyük yatırım yapı- yor. Uluslararası talep, geleneksel üniversite eğitiminden mesleki ve pratik kurslarla yetenek- lerini geliştiren teknik insanlara kayıyor. KPMG, küresel pandemide 100 yıllık gele- neklere veda eden yüksek öğrenim sek- törünün geleceğini araştırdı. KPMG’nin hazırladığı rapora göre yol ayrımına gelen üniversitelerin parlak dönemi bitiyor. Özel- likle eğitim ücretleriyle üst ligde yer alan dünyanın en büyük üniversiteleri yol ayrı- mında. Ya geleneksel kalacaklar ya da yeni eğitim modellerini sisteme dahil edecekler. Pandemi nedeniyle çok kısa sürede radikal dönüşümler geçiren sektörlerden biri de eğitim. Tüm dünyada ülkeler ilk ve orta öğrenimi dü- zene koymaya çalışırken, sistemin bir sonraki halkası üniversiteler kritik bir kavşağın eşiğinde. KPMG pandeminin dünyada yüksek öğrenimi nasıl değiştirdiğini araştırdı. KPMG’nin hazırla- dığı rapora göre, gelişmiş dünyada 20’nci yüz- yılın ortalarından beri yüksek öğrenimin odağı olan üniversitelerin altın çağı sona eriyor. KPMG Türkiye Kamu Sektör Lideri Alper Ka- raçar, raporun yüksek öğrenim ve ülkelerin sosyo-ekonomik gelişimi arasındaki bağlantı- nın geçmişini ve geleceğini anlattığını söyledi. Karaçar, “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yüksek öğrenim, elit bir sistemden kitlesel veya yüksek katılımlı bir sisteme geçişin olağanüstü bir büyüme hikayesidir. Bu genişleme, hayatın zenginleştirilmesine, ulus inşasına, sosyal refa- ha ve teknolojik ilerlemeye büyük katkı sağladı. 1990’dan sonra özellikle Kanada, Avustralya, İngiltere ve ABD uluslararası eğitimde kendi ba- şına bir sektör haline geldi. Ancak bu dönemin artık sonuna geldik. Artan maliyetler ve hükü- metlerin de öğrencilerin de bu maliyetleri karşı- lamaya isteksiz oluşu üniversiteleri bir noktaya getirdi. Pandemi ise bu noktayı hızla ileriye attı.” KPMG’nin hazırladığı raporda dikkat çeken bulgular ve bazı başlıklar şöyle; • 1960’lardan bu yana toplumlarda önemli yeri olan üniversitelere verilen geniş destek sarsılı- yor. Yüksek maliyetlere bağlı yüksek ücretler ve bu bedelin karşılığı sorgulanıyor. • Geleneksel üniversiteler kritik eşiğe yaklaşıyor. Toplumdaki değişime ve ihtiyaçlara paralel yeni tür yapılara dönüştürüp dönüşmeyeceklerine, daha fazla verimlilik ve daha fazla yetenek ara- yışında mevcut operasyonlarını optimize edip etmeyeceklerine karar vermeleri gerekiyor. • Enflasyonun üzerinde artan eğitim ücretleri, yükselen öğrenci borçları fırsat eşitliğini zedele- di. Yoksul öğrenciler eğitim ücretlerini kar- şılayamıyor ve ödeyemeyecekleri borçların altına giriyor. • Öğrenciler ödedikleri yüksek ücretlere rağmen birçok okulda kadrolu öğretim üyeleri değil yardımcı eğitimcileri görüyor. • Bu durum pahalı ve parlak üniversitelerin üzerine gölge düşürdü. Çünkü kimse bu üni- versitelere şu andakinden daha fazla öde- mek istemiyor. Karma gerçeklik kampüsleri • Tüm iddialar ve tahminler, yüksek öğreni- min tekdüzelikten büyük çeşitliliğe geçeceğini işaret ediyor. Fiziksel olarak, gerçek kampüsler, artırılmış kampüsler (karma gerçeklik ve ana- log dünyanın birleştiği yer) ve sanal öğrenme ortamlarının karışımını göreceğiz. • Eğitimsel olarak, içerik ve sunumla ilgili çok daha fazla deneyime tanık olacağız. Bu çeşitli- liğe, bireysel öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılama arayışı yön verecek. • Kişiselleştirilmiş öğreniminin kalitesi, kurumsal başarının anahtarı olacak. • Dönüşüm sadece müfredat, eğitimin devamı, öğrenci desteği ve araştırmayla sınırlı kalma- yacak. Arka ofis, işletme modeli, teknoloji ve temelde her organizasyonda bulunması gere- ken esneklik, çeviklik gibi yeteneklerin toplamı da dönüşümün parçası. Bu yeteneklere yüksek seviyede sahip olan kurumlar, yıkımdan kurtul- mak ve yeni sistemi yaratmak konusunda çok daha donanımlı olacaklar. Daha verimli ve daha düşük maliyetli bir yapı mümkün. Buna karşılık yüksek öğrenim kurumları, öğrenme ve araştır- ma için daha fazla kaynağa sahip olacaklar. e-öğrenme, botlar, hologram • Dijital devrim, özellikle daha uygun fiyatlı çev- rimiçi eğitimde yeni rakipler yaratıyor. Dünyada, e-öğrenmenin 2018-2024 arasında yıllık yüz- de 7,5 ila 10,5 oranında büyümesi bekleniyor. Birçok geleneksel üniversitenin organizasyonel olarak bu sisteme geçemeyeceği, çoğunun da kültürel anlamda buna isteksiz olduğu görülü- yor. Bu tablo rakipleri daha güçlü hale getirecek. • Kurslar bugüne kadarki kurgunun aksine tek- noloji yardımıyla öncelikle dijital sunulacak şe- kilde tasarlanacak ve yüz yüze eğitimde insanla desteklenecek. • Yazılı metin ve sunumlara eşlik eden video, karma gerçeklik ve simülasyonların yanı sıra hologramlar da eğitimin parçası olacak. • Her konu için akıllı botlar, gelişmiş öğrenme analitiği tarafından izlenen, geniş ölçekte kişisel- leştirilmiş öğrenme imkânı sağlayacak. Öğren- ciler bu deneyimi yaşamak için evden ayrılmak zorunda kalmayacak. Üniversitelerin Altın Çağı Sona Eriyor Dijital Biz 92 Dijital Biz 93

Sayfa 94 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber verecek özelliklerde olacak. Yerli sistemlerin üretilmesiyle sistemlere sızmaların ve kontrol etme mekanizmalarının da önüne geçeceğiz” açıklamasında bulundu. Pazar liderliği hedefleniyor Yatırım ve çalışmalarla şirketi bugünkünden daha ileriye taşıyacaklarını da kaydeden Acay, “Türkiye’de dikey iniş kalkış yapabilen küçük İHA ve hedef İHA pazarında, pazar lideri ve teknoloji geliştiricisi olmak gelecek hedeflerimiz arasında yer alıyor. Askeri ve tüm sektör paydaşlarının ihtiyaçları doğrultu- sunda optimum ürünleri geliştirerek yerli ve milli üretim yapmayı, hayata geçirmeyi plan- ladığımız kiralama sistemi ile sınırlı ihtiyaçla- ra da cevap verebilir hale gelmeyi hedefliyo- ruz” dedi. Yerli firmalara destek verelim Acay ayrıca, “Türkiye IHA alanında önemli teknolojileri üreten bir ülke konumuna geldi. Birçok teknoloji, Türk firmaları tarafından sağlanabiliyor. Coşkunöz gibi köklü işletme- lere düşen görev, bu firmaları desteklemektir. Biz de teknolojiyi yurtdışında aramak yerine, uzun zamandır bu alanda çalışan, hazır alt- yapı, teknoloji ve Ar-Ge kültürüne sahip, milli bir firma olan IVME’yi satın alarak destek vermeyi istedik. Girişimci bir KOBI’yi holding kanatlarının altına alarak çok daha büyük hedefleri gerçekleştirebilecek yerli ve milli UAVERA’ya dönüştürdük” dedi. Otomotiv, teknoloji, savunma ve havacı- lık gibi önemli sektörlerde, yüksek katma değerli ürünler üreterek, Türkiye’nin kritik teknolojilere sahip ülkeler arasına girme- sine katkı sağlayan Coşkunöz Holding, İnsansız Havacılık Sistemleri alanında faa- liyet gösteren İVME IHS’yi satın aldı. Hava- cılık ve savunma sanayindeki tecrübesini yeni şirketle birleştirecek olan Holding, dikey kalkış yapabilen, bulut altı İHA’lar ve yüksek irtifa ve hızlara ulaşabilen hedef platform İHA’ların üretimine odaklanacak. Coşkunöz Holding, Türkiye’nin savunma ve havacılık alanında yerlileşmesini üst sıralara taşıyacak bir yatırıma imza attı. İnsansız hava araçları için yerli ve milli, jenerik uçuş kontrol sistemi geliştirme amacıyla kurulan Ankara merkezli İVME, Coşkunöz Holding bünyesin- deki çalışmalarına yeni kurumsal kimliği ve UAVERA ismiyle devam edecek. Coşkunöz Holding, ayda 3 sistem/6 adet uçak ve alt bileşenlerini üretebilecek ka- pasiteye sahip UAVERA ile sivil ve askeri sahada kullanıma yönelik ürün ve hizmetler sağlamaya odaklanacak. İHA’larda kullanılan ve Türkiye’nin yurtdışından temin ettiği ka- meralar, motorlar, aviyonik sistemler ve diğer teknolojilerin yerlileştirilmesi üzerine çalışma- lar, UAVERA’nın öncelikli konuları arasında olacak. Coşkunöz Holding, satın almayı müteakip UA- VERA’ya yaklaşık 15 milyon TL yatırım yaparak öncelikle dikey iniş kalkış yapabilen, bulut altı küçük sınıf sabit kanat İHA’lar ve yüksek irtifa ve hızlara ulaşabilen hedef platform İHA’ların üretilmesi projelerine start verdi. “Kamera yerlileştirmesini görev bildik” Savunma ve havacılık alanında uzun yıllara dayanan tecrübelerini satın aldıkları şirket ile birleştireceklerini aktaran Coşkunöz Holding CEO’su Erdem Acay, “Yeni yatırımımız ile Türk savunma ve havacılık sektöründe birçok ilke imza atmayı hedefliyoruz. İHA ve askeri projele- rin yanı sıra yarı özel ve özel kurumlara gözet- leme, tespit, izleme ve bakım gibi konularda hizmet ve ürün sağlamak gündem konularımız arasında yer alıyor. Türkiye, İHA’ların kamera ve motorlarını yurtdışından alıyor. Kamera ve motor konusunda yerlileştirme projelerimiz bulu- nuyor” dedi. “Sızmaların önüne geçeceğiz” Özellikle İHA projelerine hız verdiklerini belirten Acay, “Geliştireceğimiz İHA’lar dikey iniş kalkış yapabilecek. Yazılımlar ile hareket kabiliyetini otonom hale getirdiğimiz İHA’lar, kullanışlı simü- lasyon ara yüzüyle pilota kolay kullanım sağla- yacak. Ürünlerimiz farklı tip görev ve işler için eklemeler yapılarak istenilen hizmete cevap Bulut Altı Dikey İniş Kalkışlı Küçük İHA Üretecek Dijital Biz 94 Dijital Biz 95

Sayfa 96 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber Paydaş kapitalizmi uzun vadede kazandırıyor Liderlerin, yalnızca hissedarlara değil aynı zamanda müşterilerine, tedarikçilerine, çalışanlarına ve topluma hizmeti, misyon edinmeleri gerekiyor. McKinsey, çoğu CEO’nun teoride katıldığını belirttiği bu fikri, sahiplenerek uygulamalarının da iki nedenden dolayı şart olduğunun altını çiziyor. Bunlardan birincisi; şirketlerin bu konudaki taahhütleri, kamuoyu tarafından takip edilip ölçülebiliyor. Sözlerin yerine getirilmemesi, olumsuzluklara yol açabili- yor. İkincisi ise paydaş kapitalizmini uygulayan şirketlerin uzun vadede daha iyi performans gösterdiğine dair her geçen gün sayıları artan kanıtlar bulunuyor. McKinsey Global Enstitüsü (MGI) tarafından 2001 ile 2015 yılları arasında gerçekleştirilen ve ABD’de halka açık 615 büyük ve orta ölçekli şirketin incelendiği bir ça- lışma da bu kanıtlar arasında yer alıyor. Zira bu şirketler içinde paydaş kapitalizmiyle ilgili uzun vadeli görüşe sahip olanların; kazanç, gelir, yatırım ve iş büyümesin- de diğerlerinden daha iyi performans gösterdiği ortaya çıkıyor. Başka bir McKinsey araştırması da güçlü çevre- sel, sosyal ve kurumsal yönetim normlarına sahip şir- ketlerin, beş faktör aracılığıyla daha yüksek performans ve kredi notları kaydettiği sonucuna varıyor. McKinsey bu faktörleri; üst düzey büyüme, daha düşük maliyetler, daha az yasal müdahale, daha yüksek verimlilik ve son olarak da optimize edilmiş yatırımı ve varlık kullanımı olarak tanımlıyor. Paydaş katılımını sağlamak isteyen şirketlere 5 ilkesel tavsiye McKinsey, bir yıldan fazla süredir çeşitli sektörlerdeki iş liderleri, aktivistler, akademisyenler, çalışanlarla yaptığı görüşmeler ve gerçekleştirdiği araştırmalar sonucunda elde ettiği verilerle, paydaş katılımını gerçeğe dönüştür- mek isteyen şirketlere beş ilkesel tavsiyede bulunuyor. McKinsey’e göre; ilk madde olarak, yönetim kurulunun sürece dahil edilmesi gerekiyor. Zira şirketlerin uzun vadeli çıkarlarının sorumluluğunu taşıyan yönetim kurulları, bu çerçevede stratejiyi belirleyip yönetiyor. Ra- porda; paydaş katılımının gerçekleşmesi için, bağlılığın bu özellikleri nedeniyle, yönetim kuruldan başlaması gerektiği vurgulanıyor. Bunu sağlamak için, iki farklı aynı zamanda birbirini tamamlayan yaklaşım öneriliyor. Bunlardan biri; yalnızca hissedarlar yerine daha geniş bir paydaş yelpazesinin endişelerini ve önceliklerini yansıtabilecek, çeşitli deneyim, beceri ve ilgi alanları- na sahip bağımsız üyelerin yönetim kuruluna alınma- sı. Diğer yaklaşım ise; kurumsal yönetim ilkelerinin, McKinsey & Company, ‘Paydaş Kapitalizmi’ raporunu yayınladı. İş dünyasında yaşa- nan gelişmelerin değerlendirildiği raporda; paydaş kapitalizminin hem gündeme geliş nedenleri hem de iş liderleri için sunduğu olumlu değişim fırsatları anlatılıyor. Paydaş kapitalizmini benimseyen şirketlerin kârlılığı- nın ve şirket değerinin artığına dikkat çeken McKinsey & Company Türkiye Ülke Direktö- rü Can Kendi; “Burada önemli olan, şirket- lerin somut ve ulaşılabilir hedefler koyarak çalışmaya başlaması, elde edilen sonuçların düzenli olarak bağımsız kurumlarca ölçül- mesi ve paydaşlara sunulmasıdır. Bugün tüketiciler ve genel olarak toplum, iş dünya- sından daha fazlasını bekliyor. Bu beklentiye samimiyetle cevap veren şirketler de başarılı sonuçlara imza atıyor” dedi. Yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Company, bu yıl ellincisi düzenlenen Davos Zirvesi’nde gündeme gelen paydaş kapitalizmi konusunu ele alan bir rapor yayınladı. ‘Paydaş Kapitalizminin Durumu’ başlıklı raporda, Dünya Ekonomik Forumu Kurucu Başkanı Dr. Klaus Schwab tarafından yıllar sonra yeniden günde- me getirilen bu kavrama neden ihtiyaç duyuldu- ğu ele alındı. İş dünyasında yaşanan gelişme- lerin detaylı şekilde değerlendirildiği raporda; paydaş kapitalizminin iş liderleri için olumlu bir değişim fırsatı sunduğu vurgulanıyor. McKinsey, paydaş katılımını gerçekleştirmeyi hedefleyen şirketlere rehberlik edecek 5 ilkeyi paylaşıyor. Bunlar; yönetim kurulunu sürece dahil etmek, çevresel hedefler belirleyip takip etmek, tüm tedarikçilerin gelişimi için çalışmak, tüketicile- rin ihtiyaçlarını karşılarken uzun vadeli fay- daya odaklanmak ve çalışanlara saygı duyup geleceklerine yatırım yapmak. Serbest piyasa ekonomisi, insanlığın son nesillerde sahip olduğu refahın ve artan ya - şam kalitesinin elde edilmesinde önemli bir rol oynadı. Bugün dünyada ortalama yaşam beklentisinin 72,6 yıla yükseldiği hesaplanı - yor. Yalnızca Çin ve Hindistan’da, ekonomi politikalarını piyasa odaklı ilkelere kaydırma - ya başlamasından bu yana, 1,2 milyardan fazla insanın aşırı yoksulluktan kurtulduğu açıklanıyor. Böylesine olumlu sonuçlara rağmen, birçok toplumda kapitalizm fikrine ve iş dünyasının rolüne karşı bir öfke ve güvensizlik olduğu da biliniyor. Bu durumu, dünya genelinde 34 bin kişinin katılımıyla hazırlanan 2020 Edelman Trust Barometresi de sayılarla ortaya koyuyor. Bu rapora göre, ankete katılanların yüzde 56’sı, kapitalizmin küresel olarak iyilikten çok zarar verdiği - ne inanıyor. Bununla birlikte aynı raporda, ankete katılanların yüzde 92’si, “Eğitim, otomasyon ve göç gibi konularda, şirket - lerin konuşması gerekir” diyor. Bu sürece CEO’ların liderlik etmesini bekleyenlerin oranı ise yüzde 74’ü buluyor. hissedarlar yerine paydaşları dikkate alarak yeniden belirlenmesi. Uzun vadeli sonuçlarıyla, başarılı ör- nekleri olsa da bu yaklaşımları benimsemek şirketler için kolay olmuyor. McKinsey; bir geçiş süreci adımı olarak, yönetim kurullarının en azından çalışanlardan ve toplum liderlerinden haber almak için ‘dinleme oturumları’ başlatmalarını öneriyor. Çevresel hedefler belirleyin ve takip edin McKinsey, paydaş değerine sahip şirketlerin somut, ulaşılabilir ve ölçülebilir hedefler yayınlayarak ilkeleri uygulamaya koymayı taahhüt etmesini, ikinci ilke olarak açıklıyor. Bir maratona benzetilen çevresel performansı iyileştirmenin, eğitim ve bağlılık gerek- tiği vurgulanıyor. Çevresel sürdürülebilirliğe öncelik vermek; enerji, ambalaj gibi maliyetleri düşürerek şirketlerin kazanç sağlamasına da imkân sunuyor. BP ve Shell gibi şirketlerin, 2050 yılına kadar ‘sıfır emis- yon’ hedeflerine örnekler arasında yer verilen raporda; Danimarka’nın en büyük enerji sağlayıcısı, Ørsted Enerji’nin başarısını anlatılıyor. 2008 yılında kullandığı enerji kaynaklarının yüzde 85’i kömür olan şirket, 10 yıllık bir plan hazırlıyor. 2019 yılına kadar enerji kay- naklarını yüzde 85’i yenilenebilir olacak şekilde dönüş- türeceğini açıklıyor. Sonuç olarak şirket bu hedefine bir yıl öncesinde ulaşıyor. Bu dönüşümle, 2009-2019 yılları arasında; gelirlerini yüzde 43, kârını yüzde 140 ve işletme değerini de yüzde 472 artırıyor. Paydaş kapitalizmini gerçekleştirebilmenin üçüncü maddesi; alt yüklenici ve tedarikçilerin uygulamaları- nı da iyileştirmeyi hedeflemekten geçiyor. Şirketlere bunu sağlamak için uzmanlıklarından ve ekonomik güçlerinden yararlanması öneriliyor. Bir şirketin so- rumluluk duygusunun, yalnızca ekonomik ve çevresel açıdan değil, aynı zamanda tüketiciler, yükleniciler ve çalışanları üzerindeki etkisi açısından da operasyonla- rının ötesine geçmesi gerektiği vurgulanıyor. Tüketicilerin uzun vadeli ihtiyaçlarını karşılayın Paydaş kapitalizminde şirketler, sundukları ürün ve hizmetlerle tüketiciler üzerinde uzun vadede olumlu etkiler yaratmaya davet ediliyor. İsviçreli gıda şirketi Nestle’nin, kahvaltılık gevreklerde kullanılan şeker miktarını azaltarak tam tahıllar ve vitaminler eklemesi, raporda bu ilkeye örnek olarak yer alıyor. Diğer bir örnek de LEGO Grubu’nun kurduğu vakıfla, çocuk gelişiminde ve yaratıcılıkta oyunun rolüne yönelik araştırmalar olarak sunuluyor. LEGO Vakfı, şirket kârı- nın yüzde 25’ini bu araştırmalar için kullanıyor. Paydaş Kapitalizmi Raporu Dijital Biz 96 Dijital Biz 97

Sayfa 98 — dergide görüntüle

Haber Çalışanların değerli bir kaynak olduğuna inanmak ve onlara yatırım yapmak paydaş kapitalizminde beşinci ilke olarak yerini alı - yor. Bu ilke sayesinde şirketler, uzun vadede, olası işe alımlar için daha çekici hale geliyor. Çalışan memnuniyeti, bağlılığı ve üretkenliği yükseliyor. McKinsey & Company Türkiye Ülke Direk - törü Can Kendi: “Somut, ulaşılabilir he - deflerin yanı sıra bağımsız ölçümleme ve raporlama gerekiyor” Raporla ilgili yaptığı açıklamada, paydaş kapi - talizminin geniş bir uygulama alanı olduğunu belirten McKinsey & Company Türkiye Ülke Direktörü Can Kendi; “Paydaş kapitalizmi fikri - ni benimseyen şirketler, başta tepkilerle karşı - laşabilir. Kısa vadeli yatırımcılar, bu şirketlerin getirilerinin yeterince iyi olmadığına inanabilir. Fakat McKinsey olarak gerçekleştirdiğimiz uzun vadeli araştırmalar, paydaş kapitalizmi - ni benimseyen şirketlerin kârlılığını da şirket değerini de katlayarak artırdığını ortaya koyu - yor. Bugün tüketiciler ve genel olarak toplum, iş dünyasından daha fazlasını bekliyor. 2020 yılında hazırlanan Edelman Trust Barometre - si’nde görüldüğü gibi; ankete katılanların yüz - de 92’si, şirketlerin; eğitim, otomasyon ve göç gibi konularda konuşması ve yüzde 74’ü de CEO’ların bu sürece liderlik etmesi gerektiğini savunuyor. İş ekosistemi gelişiyor, COVID-19 salgınında yaşananlar ve ‘yeni normal’ bu geli - şimi daha da hızlandırıyor. Buna direnmeye çalışanlar kendilerini rekabette dezavantajlı konumda buluyor. Bu beklentiye samimiyetle cevap veren şirketler ise başarılı sonuçlara imza atıyor” dedi. Dijital Biz 98

Sayfa 100 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber odaklanmasını sağlamak için sanal bakım dahil teknolojiden yararlanan güçlendirilmiş ön saha personelleri çoğalacak. • Sağlık hizmetlerinde ön sahadaki çalışan eksikliği sistemin en önemli zaaflarından biri. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), önlem alın- mazsa 2030 yılına kadar bu alanda 18 mil- yonun üzerinde açık olacağını tahmin ediyor. Teknolojik değişimin hızıyla birlikte sağlık çalışanlarının ihtiyaç duyduğu beceriler de değişiyor. Artık daha fazla teknik adam yetiş- tirmek yeterli ve sürdürülebilir değil. Önemli olan donanımlı, teknolojiyi kullanan çalışanlar yetiştirmek. • Covid-19, sağlık hizmetleri sistemleriyle bunları destekleyen küresel tedarik zincir- lerinin tamamını aksattı. Ayrıca çok uzun zamandır kullanılan ve alarm veren gele- neksel kanalların değişimi için katalizör oldu. Örneğin, salgının başında ABD’de teletıp ziyaretleri yüzde 50 oranında arttı. Dünyada- ki sağlık sistemleri, yeni kanallar aracılığıyla hizmet vermek, hastayı izlemek ve hastayı takip ederek entegre bakım sağlamak için dijital teknolojilerden daha fazla yararlanma- ya başlayacak. Sanal hizmetler arttı • Salgınla birlikte sağlık hizmetlerindeki boş- luğu doldurmak için acele eden yeni şirketler, teknolojiden yararlanarak sanal hizmetleri artırdı. • Telesağlık hizmetleriyle durumu kritik olan- lar ve diğer hastalar ayrı tutuluyor. Uzaktan tedavi gören hastaların süreci takip edilebili- yor. Hastalarla hastane dışında da iletişimde olmak hastaların tedaviye daha kolay erişme imkânı sunuyor, hastanelerin bakım yükünü azaltıyor. • Telesağlık altyapısı, giyilebilir tıbbi cihaz- larla güçlendiriliyor. Giyilebilir tıbbi cihazlar pazarının 2026 sonuna kadar küresel ölçekte 29 milyar doları geçeceği tahmin ediliyor. • Telesağlık hizmetleri ve giyilebilir tıbbi ci- hazların entegrasyonu ile kullanıcıların kalp atış hızı, fiziksel aktivite seviyesi, uyku düze- ni veya elektrokardiyogram (EKG) sonuçları takip edilebiliyor. Artırılmış gerçeklik (aug- mented reality) veya giyilebilir cihazlara en- tegre edilebilecek lidar kameraları, hastanın Covid-19 sağlık hizmetlerinde uzun za- mandır aksayan ve hasta bakımını merke- zin dışında bırakan sistemlerin bir gecede dönüşmesini sağladı. Telesağlık, uzaktan teşhis, takip, tedavi, AR veya giyilebilir tıbbi cihazlar, yapay zekâ destekli entegre sağlık uygulamaları, ameliyat robotları, ro- botik cerrahi, veri analizi sağlık sektörün- de devrim niteliğinde hizmetler arasında. Covid-19’un yıkıcı etkileri, küresel ekonomi- de geri dönülmez değişiklere sebep oluyor. Covid-19’un yıkıp yeniden doğmasına neden olduğu sektörlerden biri de sağlık hizmetleri. Covid-19 başta kronik hastalıkları olan birçok insan için sağlık hizmeti alma konusunda hem belirsizlik hem de uzun zamandır bekle- nen değişikliği getirdi. KPMG, sağlık alanın- daki dijital dönüşümü inceledi. KPMG Türkiye İlaç ve Sağlık Sektör Lideri Şafak Erdur, sağlık hizmetlerinde anlayış değişikliğine neden olan pandeminin, sek- törü yıkıcı şekilde dönüştürdüğünü söyledi. Hizmete erişimden, teşhis, takip ve tedaviye kadar bir dizi yeniliğin teknoloji desteğiyle bir gecede hayatımıza girdiğini vurgulayan Erdur, şöyle konuştu: “Covid-19 krizinden alınan dersler rahatsız edici bir sonucu ortaya çıkarıyor; aslında gör- dük ki dünyadaki sağlık sistemlerinin karmaşıklığı, hasta bakımının ve bakımı iyileştirecek çalışmaların önüne geçmiş. Pandemi, tüm paydaşları sistemin aksayan taraflarının çok hızlı iyileştirilmesi için mecbur bıraktı. Şimdi dünyanın önde gelen sağlık sistemleri, yeni gerçekliğin bu iyileşmeden fazlasını gerektirip gerektirmediğini sorgulu- yor. Teknolojinin sunduğu imkanlar, sistem için hasta ve hasta bakımı odaklı olma fır- satını geri getiriyor. Araştırma gösteriyor ki, Covid-19’un sağlık sektöründe neden olduğu dijital devrimin sürdürülebilirliği yetişmiş in- san kaynağıyla doğrudan ilgili. Sağlık sistem- lerimiz teknolojiye ne kadar yaklaşırsa onu şekillendirmek için o kadar fazla insan yete- neğine ihtiyaç var. Sağlıkta dijital devrimin üç bileşeni teknoloji, zaman ve insan.” Sağlık ekipleri yeniden yapılanıyor KPMG’nin hazırladığı rapordan dikkat çeken başlıklar şöyle: • Covid-19, dünyadaki sağlık sistemlerinde uzun süredir gecikmiş değişiklikler için ivme sağlayacak. Sağlık hizmetleriyle ilgili yeni gerçeklik, Covid-19 sonrası dünyada birin- cil, ikincil, toplum sağlığı ve akut bakımı ele alacak şekilde bakım sistemlerinin yeniden tasarlanmasını gerektirecek. • Sağlık hizmetlerinde ekip olarak bakım hiz- meti verecek meslekler arası bir işgücü talep edilecek. Ekibin daha kritik hizmetlere fiziksel değişimlerinin tespit edilmesine im- kân sağlıyor. Sağlıkta veri ve içgörü • Yeni teknolojiler benzeri görülmemiş ölçekte veri sağlıyor. Sağlık ve fitness aplikasyon- larının kullanımı 2015-2018 yılları arasında yüzde 330’luk artış kaydetti. Tüketiciye doğ- rudan ulaşan 325 binden fazla sağlık hizmeti uygulamasının 3 milyardan fazla indirildiği öngörülüyor. • Pandeminin ortaya çıkardığı bir başka gerçek, strateji oluşturmada ve alınacak her kararda içgörünün önemi. Sağlık sistemleri salgının başında küresel tedarik zincirlerin- deki topyekün aksama ile boğuşurken ve sağlık merkezleri kapasiteyi yönetmek için çalışırken işleri düzene sokmak için veriyi kullandılar. Artan veri hacmini analiz ederek süreci yönettiler. Sağlık hizmetleri liderlerinin yüzde 71’i veri ve analitiğin önümüzdeki üç yıl boyunca yatırım önceliği olmaya devam edeceğini söylüyor. • Dijital devrimle ortaya çıkan yeni sağlık sistemleri, sonraki pandemilerle mücadelede acil müdahale refleksi gösterebilecek ve yıl- larca ihtiyaca hizmet verecek. Aynı zamanda dijitalleşme sebepli önemli değişimleri karşı- lamak için dönüşüm imkânı sağlayacak. Sağlıkta Dijital Devrim Dijital Biz 100 Dijital Biz 101

Sayfa 102 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber “İnovatif fikir ve yatırımlara ihtiyacımız var” TÜGAD’ın yeni dönemde inovasyon, tekno- loji, dijital dönüşüm gibi başlıkların yanında gençlik, girişimcilik ve start-up’lar gibi konu- larda da önemli mesai harcayacağını ifade eden Nilüfer Çevikel, “İçinde bulunduğumuz çağ hızlı değişimlerin, her an yeni bir geliş- menin yaşandığı bir dünya sunuyor bizlere. Küresel köy, toplum 5.0, dijital dönüşüm, blockchain gibi her geçen gün yeni bir kav- ramla karşılaşıyor dünya. Daha dün Endüstri 4.0 konuşurken, bugün dünya Endüstri 5.0’ı konuşmaya başladı. Dünyaya ayak uydur- manın ötesinde, öne geçmek ve arkadan gelenlere yön vermek istiyorsak inovatif fikir ve yatırımlara ihtiyacımız var” yorumunda bulundu. 2020 yılının öne çıkan sektörlerinin e-ticaret, lojistik, üretim, yazılım ve teknoloji olduğuna değinen TÜGİAD Başkanı Çevikel, sözlerini şu şekilde sürdürdü: ”Dijital ticaret, yeni giri- şimcilik kavramları, inovasyon, yenilikçi tek- nolojiler iş dünyasında gittikçe daha fazla yer kaplayacak. Eğer Endüstri 5.0’ın gerisinde kalmak istemiyorsak, bizim önceliğimiz de bu sektörler olacaktır. Katma değerli üretim ya- pabileceğimiz, yükte hafif, pahada ağır sek- törlere önem vereceğiz. Hükümetimizin bu yöndeki teşviklerini de takdirle karşılıyoruz. 2020 gibi zor bir yılı geride bıraktık, geleceğe umutla bakıyoruz. TÜGİAD olarak ülkemizin, 2023 ve sonrasında hedeflerine ulaşması için her türlü çabayı göstereceğiz.” TÜGİAD ülkemizi yurt dışında gururla temsil etmeye devam ediyor TÜGİAD, G20 Genç Girişimciler İttifakı’nda (G20 YEA) Türkiye’yi temsil eden tek STK olmasının yanı sıra, Avrupa Genç Girişimciler Konfederasyonu (YES for Europe) Başkanlı- ğı ve Avrupa’da 11 ülkeden 300 binden fazla girişimciyi temsil eden Avrupa Birliği Genç Girişimciler Organizasyonu (JEUNE) Başkan Yardımcılığı görevlerini başarıyla yürütüyor. 1993 yılından beri Brüksel’de daimî bir tem- silcisi bulunan TÜGİAD ayrıca 84 ülkeden 200.000 Genç iş insanını hedef alan MAME Türkiye’nin genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası boyutta en büyük temsilcisi TÜGİAD’da, ilk kadın Yönetim Kurulu Baş- kanı Nilüfer Çevikel görevine başladı. Türkiye çapında 800’den fazla üyesi ile 60’ın üzerinde sektörü temsil ederek yıllık 15 milyar dolarlık ihracat ve 23 milyar dolarlık ithalata yön veren TÜGİAD’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Çevikel, katma değerli üretim yapan, ‘yükte hafif, paha- da ağır’ ihracatı destekleyecek sektörlere odaklanacaklarını belirtti. Türkiye’deki ilk ulusal ve tek uluslararası genç iş insanları derneği olan TÜGİAD, 2021 yılı faaliyetlerine Nilüfer Çevikel başkanlığında başladı. TÜGİAD’ın 35 yıllık tarihindeki ilk kadın Yönetim Kurulu Başkanı olan Çevikel, genç sanayici ve iş insanlarının Türkiye’deki ve yurt dışındaki en önemli temsilcisi olmaya devam ede - ceklerini belirtti. Kadınların her zaman aktif rol üstlendiği TÜGİAD’da ilk kadın Yönetim Kurulu Başkanı olmaktan duyduğu mutlu - luğu ifade eden Çevikel, TÜGİAD’ın 2021 yılında Türkiye çapında açacağı yeni şube - lerle daha fazla genç girişimciye ulaşacağı - nın altını çizdi. Türkiye’nin kalkınma ve ihracat hedeflerine katkı vereceklerini ifade eden Çevikel, Tür- kiye’nin kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir ülke olması yolunda iş dünyası ile devlet arasında ortak çalışma platformları oluşturmak istediklerini söyledi. “Odağımız teknoloji” Endüstri 5.0’ın konuşulduğu dijitalleşen dünyada, teknolojinin ekonomik büyüme için hayati önem taşıdığını belirten TÜGİAD Başkanı Nilüfer Çevikel, “Dijitalleşme dün- yamızda uzun yıllardır etkisini gösteriyordu. Teknolojik yatırımlar birçok ülkenin, yerli ve yabancı pek çok şirketin en önemli gündem maddesiydi. 2020 yılında yaşadığımız Ko- vid-19 krizi dijitalleşmenin hızını artırdı ve etki alanını genişletti. 2023 hedefleri doğ- rultusunda Türkiye’nin teknolojiyi üreten ve satan ülke konumunda olması gerektiğine inanıyoruz. Bu noktada biz de TÜGİAD ola- rak değişen dünyada, yeniliklere yön veren bir noktada kendimizi konumlamak istiyoruz” dedi. Yazılım ve programcılık alanında Türki- ye’nin pazar payını büyütmek üzere teknoloji şirketleri ve start up’ların en yakın destekçisi olacaklarını söyleyen Çevikel, “tüm genç giri- şimcilere kapımız açık” dedi. (Akdeniz – Afrika – Orta Doğu Genç Giri- şimciler Ağı)’nın kurucusu ve yönetim kurulu üyesidir. “Teknolojiyi Üreten ve Satan Bir Ülke Olmalıyız” Dijital Biz 102 Dijital Biz 103

Sayfa 104 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber iş gücünü yaratmaya başlıyor. İnsanları iş - lerle eşleştirdiğimiz bir dünyadan yetenek - leri görevlerle eşleştirdiğimiz bir dünyaya taşınıyoruz” diye konuştu. Araştırmadan bazı başlıklar şöyle: • Covid-19 salgını şirketlerin yetenek ihti - yaçlarını ortaya çıkardı. İnsan kaynağının yönetimi konusunda öncelikler değişti, diji - tal dönüşüm hızlandı. • Gelecek iki yıl içinde iş gücünün şekli önemli ölçüde değişecek. İK yöneticilerinin yüzde 69’u yaşanan değişimlere uyum sağ - lamak ve süreci etkili biçimde yönetebilmek için İK fonksiyonunun da kendini yeniden yapılandırması gerektiğine inanıyor. Bu dönüşüm, yeni düşünce yapıları, yeni yete - nekler ve öncelikler demek. • Salgının etkisiyle bir gecede uzaktan ça - lışma uygulamasına geçen şirketler ve İK fonksiyonları birçok yeni zorlukla karşılaştı. Çalışanların yüzde 39’unun gelecek iki yıl içinde uzaktan çalışmaya devam etmesi ve hibrit bir modele geçilmesi bekleniyor. • Çalışan verimliliği ve çalışan refahı birbi - riyle ilişkili kavramlar. İK liderleri, çalışan deneyimi ve refahının korunması için adım - lar atmayı İK bölümlerinin öncelikli işleri arasında görüyor. • Uzaktan çalışanların ve uzaktan çalış - manın desteklenmesi, yetenek kazanımı için İK alanında şimdiye kadar görülmemiş yatırımlar yapılıyor. • Şirketler için kilit kavramlar ‘iş gücünü şe - killendirmek’ ve ‘yeteneği yönetmek’ olarak öne çıkıyor. İK yöneticilerinin yüzde 72’si iş gücünü şekillendirmenin en iyi yolunun yetenek geliştirmek ve yetenekleri yeniden şekillendirmek olduğunu söylüyor. Yalnız - ca yüzde 33’ü bunu ‘uygulaması kolay bir yöntem’ olarak değerlendiriyor. • Gelecek iki yıl içinde çalışanların yüzde 35’inin yeteneklerinin yenilenmesi gereki - yor. Yeni ürün ve hizmetlerin ortaya çıkma - sı, teknolojik gelişmeler, çalışanlara yeni yetenekler kazandırılmasını zorunlu hale getiriyor. • Yetenekli insanların çalışmak isteyeceği, başarılı, yenilikçi şirketler olmak için gele - ceğin teknolojisinden yararlanarak iş gücü - nü şekillendirmek İK birimlerinin en önemli KPMG’nin dünyada 1.300 üst düzey İK yöneticisiyle gerçekleştirdiği “Yeni Gerçeklikte İnsan Kaynaklarının Ge - leceği Araştırması” açıklandı. Araştır - maya göre Covid-19 salgını değişen iş yaşamı koşulları ve kurumların öncelikleri doğrultusunda, şirketle - rin yetenek ihtiyaçlarını açığa çıkardı. Önümüzdeki iki yıl içinde iş gücünün şekli değişecek; yeteneği yönetebilen şirketler pandemi sonrası yeni döneme avantajlı başlayacak. KPMG’nin küresel pandemide belirsiz - likleri yöneten 1.300 İK lideriyle yaptığı araştırma Covid-19 salgınının, şirketlerin insan yönetimi konusundaki yapılanma ve stratejilerini nasıl etkilediği gösteriyor. Araştırmaya göre yeni gerçekliğin getirdi - ği değişim, İK’nın rolünü yeniden tanım - lıyor. Yeni gerçekliğin en önemli sonuç - larından biri, mevcut yetenekleri değişen ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmek ve dijitalleşme ile daha da globalleşen ye - tenek havuzunda elde tutmak olarak öne çıkıyor. Yetenek yönetimini doğru kur - gulayan şirket, pandemi sonrası rekabet avantajı kazanacak. İK bölümlerinin bu nedenle işlevi de sorumluluğu da artacak. ‘Yeni Gerçeklikte İnsan Kaynaklarının Gele - ceği Araştırması’ sonuçlarını değerlendiren KPMG Türkiye İnsan Kaynakları ve Deği - şim Yönetimi Danışmanlığı Kıdemli Müdürü Tuğba Kavak, “Yeni gerçeklikte şirketler için yeteneği bulmak, geliştirmek ve elde tutmak en önemli başlıklardan biri olacak. En iyi yetenekleri işe almak ve geliştirmek rekabet avantajı yaratıyor. KPMG’nin Küre - sel CEO Araştırması’nda da CEO’lar uzun vadede büyümenin önündeki en büyük teh - dit olarak ‘yetenek riskini’ gördüklerini söy - lediler. Salgın başlamadan önce yaptığımız ankette yetenek riski 11 basamak alttaydı. Altı ayda 11 madde yukarı çıkıp büyümenin önündeki en önemli tehdit olması bize çok şey söylüyor. Yeni gerçeklikte yöneticiler insan kaynağının yönetim sorumluluğunu alırken İK birimleri geleceğin iş gücünü şe - killendirmeye yoğunlaşmalı” dedi. Kavak, İK organizasyonlarının dijital gele - cekte rekabet etmek için gerekli iş gücünü oluşturarak, şirketlerin sürdürülebilir başa - rısı için değer yaratacağı bir düzene geçil - diğini söyledi. Kavak, “Covid-19’dan sonra dijital dönüşüm bir seçim değil artık zorun - luluk. İK liderleri otomasyon, yapay zekâ ile desteklenerek yeniden şekillendirilmiş önceliği, en zorlu görevi aynı zamanda da şirket için en değerli fırsat olacak. İK’nın Yeni Sınavı: Yeteneği Yönetmek Dijital Biz 104 Dijital Biz 105

Sayfa 106 — dergide görüntüle

Şubat 2021 Haber birimler olan Satış ve Pazarlama sü - reçlerinin geliştirilmesi önceliklendirildi. Vaillant Group Türkiye’nin büyümesini; müşteri taleplerine ve pazar koşullarına en etkin şekilde karşılık vermesini hedef - leyen “Müşteri Odaklı Organizasyon Pro - jesi” kapsamında bir dizi çalışma gerçek - leştirildi. Yapılan çalışmaların sonucunda müşteri ihtiyaçlarını hızlı ve etkin bir şekilde karşılamak ve müşteri deneyimini çok daha yukarıya taşımak hedeflendi. Yeni yapılanma ile Vaillant Group Türkiye Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardım - cısı olarak atanan Erol Kayaoğlu, 1991 yılında Bilkent Üniversitesi İşletme bö - lümünden mezun oldu. Kariyerine aynı tarihte hızlı tüketim sektöründe satış alanında başlayan Kayaoğlu, 13 yıl bo - yunca yurt içi ve yurt dışında birçok farklı görevde bulundu. Ardından elektronik sektörüne geçiş yaparak bu sektörde de 10 yılı aşkın bir süre Satış Direktörü görevini üstlenen Kayaoğlu, 2014 yılında Vaillant Türkiye bünyesine geçiş yaptı. 6 yıl boyunca Vaillant Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev yapmış olan Kayaoğlu, yeni görevinde Vaillant Türkiye Satış organizasyonu ve Demir - Döküm Yurtiçi Satış organizasyonundan sorumlu olacak. 1996 yılında ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olan Ufuk Atan, aynı yıl DemirDöküm’de Ürün Geliştirme Mü - hendisi olarak çalışma hayatına başladı. Atan, yine DemirDöküm bünyesinde sıra - sıyla, Ürün Sorumlusu, Ürün Yöneticisi, Pazarlama Müdürü, Satış ve Pazarlama Müdürü ve Satış Direktörü olarak görev yaptı. Son olarak DemirDöküm Yönetim Kurulu Üyesi ve Satış Direktörü olarak görev yapan Atan, yeni yapılanma ile Vaillant Türkiye Pazarlama, DemirDöküm Pazarlama, Kurumsal İletişim, Ürün Yö - netimi ve Teknik Eğitim departmanlarının yönetiminden sorumlu olacak. Vaillant Group Türkiye’nin müşteri de - neyimini önceliklendirdiği yeni projesi “Müşteri Odaklı Organizasyon Projesi” kapsamında grup bünyesinde yer alan Satış ve Pazarlama Departmanlarında organizasyonel değişiklikler gerçek - leştirildi. Yeni yapılanma ile Vaillant Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Erol Kayaoğlu, Vaillant Group Türkiye Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardım - cısı olarak atandı. DemirDöküm Satış Direktörü Ufuk Atan ise Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini üstlendi. Kayaoğlu ve Atan 1 Ocak itibariyle yeni görevlerine başladı. Bünyesinde Vaillant, DemirDöküm ve Protherm markalarının yer aldığı Vaillant Group Türkiye, müşteri deneyimini ön - celiklendirerek pazarda yarattığı farkı bir adım daha ileri taşıyor. Bu kapsamda ha - yata geçirilen “Müşteri Odaklı Organizas - yon Projesi” ile grup bünyesinde yer alan Satış ve Pazarlama Departmanlarında organizasyonel değişiklikler gerçekleşti - rildi. Yeni organizasyon yapısında Vaillant Türkiye Satış ve Pazarlama Departmanla - rı ile DemirDöküm Satış ve Pazarlama Departmanları Vaillant Group Türkiye Sa - tış ve Vaillant Group Türkiye Pazarlama olarak iki ayrı departman şeklinde yeni - den yapılandırıldı. 1 Ocak 2021 tarihi itibarıyla devreye alınan yeni yapılanma kapsamında 2014 yılından bu yana Vaillant Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü görevini yürüten Erol Kayaoğlu Satış Departmanı bünye - sinde Vaillant, DemirDöküm ve Protherm markalarından sorumlu Vaillant Group Türkiye Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevine getirildi. 1996 yılın - dan beri şirket bünyesinde çeşitli depart - manlarda görev alan ve son olarak De - mirDöküm Satış Direktörü olarak görevini yürüten Ufuk Atan ise Pazarlama Depart - manı bünyesinde Vaillant, DemirDöküm ve Protherm markalarından sorumlu Vail - lant Group Türkiye Pazarlamadan Sorum - lu Genel Müdür Yardımcısı oldu. Hedef, müşteri ihtiyaçlarını hızlı ve et - kin bir şekilde karşılamak Müşteri ve piyasa odaklılığını geliştirerek daha çevik bir yapıya ulaşmak hedefiyle yola çıkılan projede, bu kanallara yön veren önceliği, en zorlu görevi aynı zamanda da şirket için en değerli fırsat olacak. Vaillant Group Türkiye Satış ve Pazarlama Departmanlarında Üst Düzey Atama Dijital Biz 106 Dijital Biz 107

Sayfa 110 — dergide görüntüle

DEMİRDÖKÜM ATRON CONDENSE Kompakt Boyut ve Çevre Dostu! Düşük emisyon teknolojisi, kompakt boyutu ve kullanıcı dostu kontrol paneli ile DemirDöküm yoğuşmalı ailesinin yeni üyesi. ÇEVRE DOSTU DÜŞÜK EMİSYON Düşük emisyon teknolojisi ile çevre dostu kullanım Düşük m alanlarda da çok rahat kullanım Kullanıcı dostu kontrol paneli 2